loading
loading
Columns and Op-eds
Lectures and Debates
Islam without Extremes

Cumhuriyet’in İslam’a ve Müslümanlar’a Borcu

TMBB'nin açılışında Mustafa Kemal Paşa hocalarla birlikte dua ediyorBugün Türkiye’de kendisini demokrasiye karşı “Cumhuriyet” yanlılığı ile ifade eden, katı ve hoşgörüsüz bir laiklik savunan, İslam’ı da tehdit olarak algılayıp bastırmaya çalışan kesim, kurgulara dayalı bir ideolojiye sahip. Bir başka deyişle, tarihi ve toplumu, gerçekte olduğu gibi değil, kendi zihinlerinde kurdukları bir ideolojiden geçirerek görüyorlar. Bu ideoloji, hoşa gitmeyen gerçekleri gizliyor, yok saydırıyor. Bu ay içinde yayımlanacak olan “Kürt Sorununu Yeniden Düşünmek” adlı kitabımda, bu meseleyi de ele aldım. “Cumhuriyet” bayraktarlığı yapan koyu laik kesimin, Cumhuriyet’in aslında İslam’a büyük bir borcu olduğunun farkında olmayışını eleştirdim. Aynı konuda son günlerde basında yer alan iki önemli yorum ve bilgiyi de şimdiden aktarmakta yarar görüyorum. Bunlardan biri, saygın tarihçi Mete Tunçay’ın “Milli Mücadele dediğimiz dönem fazlasıyla İslami” başlığıyla Milliyet’te yayımlanan sözleri. Prof. Tunçay, Derya Sazak’a yaptığı açıklamada şöyle demiş:
Devrim tarihimizde belli edilmek istenmiyor ama Milli Mücadele dediğimiz dönem fazlasıyla İslami bir dönem. Osmanlı’yla karşılaştırdığınız zaman bunu görüyorsunuz. Büyük Millet Meclisi, Meclis -i Mebusan’dan çok daha İslamidir. Kürsüden Kuran okunuyor, mebuslar topluca namaza gidiyorlar, Hâkimiyet Milletindir’den önce Meclis duvarlarında dini sloganlar yazıyor.
“Fazlasıyla İslami” olan Kurtuluş Savaşı’nın resmi tarihte pek sözü edilmeyen bir diğer yönü ise, dünya Müslümanlarından büyük destek görmüş olması. Sadece Kurtuluş Savaşı döneminde değil, Sultan Abdülhamid’in iktidarının başından itibaren, Osmanlı dışındaki Müslümanlar, özellikle de Hint Müslümanları, Osmanlı’ya ve Türkiye’ye büyük sevgi duydular ve destek verdiler. Taha Akyol, İslamabad’dan yazdığı “Pakistan, kara gün dostu” başlıklı yazıda bu gerçeği şöyle anlatıyor:
Evet, Pakistan halkını oluşturan ‘Hint Müslümanları’ bize çok yardım etmişti… Prof. Azmi Özcan, Osmanlı, İngiliz ve Hint-Pakistan arşivlerinde yıllarca çalışarak bu konuyu araştırdı. Onun hesaplarına göre, 1876’dan 1924’e kadar Hint Müslümanlarının Türkiye’ye gönderdiği maddi yardım, o zamanların parasıyla toplam 6 milyon sterlini buluyor! Bundan başka, Ermeni propagandalarına ve İngiliz politikalarına karşı Türkiye’yi savunmak için cemiyetler kurdular, boykotlar, direnişler düzenlediler… Bugünkü Pakistan’ı da içine alan o zamanki ‘Hint kıtası’ İngiliz sömürgeciliği için çok önemliydi. ‘Hint Müslümanları’nın Türkiye’ye destek vermek için başlattıkları halk hareketi, Londra’yı baskı altına almış, Türkiye’nin işini bir ölçüde kolaylaştırmıştır. İngiltere’nin Hindistan bakanlarından Lord Fisher, Lloyd George ve Curson’ın Türkleri Avrupa’dan ve İstanbul’dan çıkarma şeklindeki siyasetlerinin gevşemesinde ‘Hint Müslümanları’nın bu baskısının rolü olduğunu belirtir. Mustafa Kemal Paşa, onların gözünde “Müncî-i İslam”dı (İslam’ın kurtarıcısı). Onun başarısı, Hindistan’ın ve Hint Müslümanlarının sömürgecilikten kurtuluşunun da işareti olacaktı. Pakistan’ın kurucusu “Kaid-i √Çzam” (Büyük Kurucu) Muhammed Ali Cinnah ve büyük şair Muhammed İkbal, Türkiye’ye desteğin ve İngiliz sömürgeciliğine karşı ayaklanmanın öncülüğünü yaptılar. “Mahatma” (Büyük Ruh) Gandhi de çok aktif destek verdi. İstiklal Savaşı sırasında Aralık 1921 ile Ağustos 1922 arasındaki çok kritik devrede Hint (Pakistan) Müslümanları, kendileri de çok yoksul oldukları halde zamanın parasıyla 675 bin lira toplayıp Mustafa Kemal’e ulaştırdılar: O zamanki bütçenin kabaca yüzde biri kadar bir paradır bu. Aynı zamanda başka boykot ve direnişlerle İngiltere üzerinde ağır baskı kurarak da Milli Mücadele’ye büyük bir siyasi destek vermiştiler. Mustafa Kemal Paşa bu paranın bir kısmını Garp Cephesi’nin ihtiyaçlarına tahsis etti, kendisinde kalan miktarın 250 bin lirasıyla İş Bankası’nı kurarak ekonomik kalkınmamız için önemli bir adımı gerçekleştirdi.
İslam sayesinde kurtulmuş ve kurulmuş bir Cumhuriyet’in bazı ideologlarının İslam’ı bir tehdit olarak algılaması ise tarihin garip – ve düzeltilmesi gereken – cilvelerinden biri olsa gerek…
09 March 2006 Posted By : Mustafa Akyol 0 Comments

Related posts

Leave a Reply