Islam Without Extremes - by Mustafa Akyol
 

Yıl 2040, Yer Kürdistan

Yazar: Mustafa Akyol Tarih: October 7th, 2009

[7 Ekim 2009 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]

KRT (Kürt Radyo ve Televizyonu) 19.30 Ana Haber Bülteni:

- Sayın seyirciler, bugün Ulusal Şef tarafından Botan Cumhuriyet Parkı’nda yapılan açıklamada Kürt Ulusal Devrimi’nin kazanımları tüm ulusa hatırlatıldı. Emperyalizme karşı verilen çetin bir savaşımdan sonra elde edilen bağımsızlığın her Kürt için en kutsal değer olduğunun altını çizen Ulusal Şef, on yıl önce kaybettiğimiz Yüce Önderlik’in ilkelerinin önemini de bir kez daha vurguladı.

Ancak Kürdistan’ı karanlıklardan aydınlığa çıkarma mücadelesinin henüz yeni başladığını, gerekirse bin yıl daha süreceğini belirten Ulusal Şef şöyle dedi:

“Tarihin en eski ve uygar ulusu olan, matematiği ve tekerleği icad eden, başka herkesten önce çömlek yapan Kürtlerin bu medeni vasfı, ne yazık ki bin yıl önce kendilerine zorla unutturulmuştur. Önce Arap sonra da Türk emperyalizmi altına giren halkımız, hem öz benliğinden uzaklaştırılmış, hem de kasten geri bıraktırılarak fakirliğe mahkum edilmiştir.”

Bu makûs talihi yenmek için başlayan Kürt Ulusal Devrimi’nin azimle yoluna devam ettiğini belirten Ulusal Şef, çok partili düzen isteyenlerin gaflet içinde olduklarını söyledi. Kürdistan’ın dört bir yanının düşmanlarla çevrildiğini, eski emperyalist döneme özlem duyan Türk işbirlikçilerinin ve kafaları örümcek ağları ile sarılmış gericilerin ise pusuda beklediğini anlatan Ulusal Şef, “demokrasi elbette nihai hedefimizdir, ancak devrimi başlatan önce onu tamamlayacaktır” dedi.

Ulusal Şef, sık sık alkışlarla kesilen konuşmasında Kürt halkını toprak ağalarının boyunduruğundan kurtarmak için üç yıl önce başlatılan ulusal kollektivizasyon programındaki sevindirici gelişmelere de değindi. “Bu kan içici yarasa sınıfı artık tarihe karışmaktadır” müjdesini verirken, devletleştirilen toprakların sadece Kürdistan Halk Partisi üyelerine dağıtıldığı yönündeki asılsız söylentilerin de hain dimağların ürünü olduğunu belirtti.

Sayın seyirciler, gündemdeki diğer bazı haber başlıkları şöyle:

- Amed pazarında “Vatandaş Kürtçe Konuş” kanuna muhalefet ettikleri tespit edilen üç kişi gözaltına alındı. İçişleri Bakanı, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, kendilerini Türk zanneden bu gafillerin öz be öz Kürt olduğunu, Yeniden Biliçlendirme Programı çerçevesinde eğitim kamplarına gönderileceklerini açıkladı.

- İrticaya karşı yürütülen operasyonlarda iki ayrı grup, kullandıkları yasadışı dinci yayınlar, Arapça yazılı tabelalar, tesbihler, bilgisayarlar ve iPhone 8G telefonlar ile birlikte tutuklandı. Arap ve Türk mollaların kitaplarını okuyup çoğaltarak ümmetçi propaganda yürüttükleri tespit edilen mürtecilerin, devrim kanunlarına muhalefetten Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde yargılanması bekleniyor.

Sayın seyirciler, aldığımız bir son dakika gelişmesini aktarıyoruz. Ararat dağı civarında bir grup Türk işbirlikçisi eşkıyanın başlattığı isyana yeni bir darbe daha indirildi. Kürd’ün demir kartalları asileri bomba yağmuruna tutarken, bazı şakilerin de Zilan deresinde sıkıştırıldığı bilgileri geliyor…

(NOT: Gelecek elbette bugünden bilinmez. Yukarıdaki “kara senaryo” da, George Orwell’in “Hayvan Çiftliği” gibi, biraz karikatürizedir. Ancak gerçekleşmesi hiç de ihtimal dışı değildir. Kürt milliyetçilerinin kapıldığı ideolojik hastalıklardan böyle despot bir devlet pekâlâ çıkar.

İşbu sebeple, bugünkü “Kürt açılımı”nın başarıya ulaşması, hem Türkiye genelinin hem de Kürtler’in hayrınadır. Kürtler’in selameti, “Türkler”den değil, despotizmden kurtulmaktadır.

Ha, eğer böyle bir devlet kurulursa, bunun sorumlusu da sadece “Kürt devrimcileri” değil, aynı zamanda Kürtleri Türkiye’den soğutmak için her yolu deneyen ve her açılımı baltalayan Türkçüler olacaktır. Baykal, Bahçeli ve daha niceleri gibi…)

 

29 Yorum ↓

  1. tacettin says:

    insanlara haklarını vermek için çabalayan bir hükümet ve habire onun önüne taş koymaya çalışan tabiri yerindeyse çomak sokan muhalefetler… ben şunu anlamış değilim siz millet vekilleri milletin vekilisiniz ama ne kadar saçma ve mantıkdışı hareketler sergiliyorsunuz yazık, eğer güçlü bir muhalefetimiz olsaydı daha farklı olurdu sanırım mustafa bey elinize sağlık gayet yerinde bir yazı olmuş iyi çalışmalar

  2. Mehmet says:

    Süpersin Mustafay Bey
    Arapça yazılı tabelalar, tesbihler, bilgisayarlar ve iPhone 8G telefonlar ile birlikte tutuklandı. :)
    ha ha ha.. 8G telefonlar..

  3. kurdistan. kurdistan. kurdistan. dogru, her kurd kurdistani elbette istiyor. ama cuda sekillerde. kimisi ayri bir devlet. kimisi dogu ve g.dogu bolgelerinin birlestirilip ismi kurdistan yapilip kurd yer isimli olmasini istiyor. cok fazla old. dusunmuyorum.

  4. Meliha says:

    Bu ne kadar iç acıtıcı ve trajikomik geliyor. Bunun zıddı -aslında aynısı bence, mutlak değerde eşitler- Türk ırkçılığı da aynı şeyleri hissettirmeli artık Bahçeli e Baykal’a. İnsan olmak bunu gerektirir.

  5. Polyanna says:

    Güldürücü olmakla birlikte gayet düşündürücü bir yazı…Malum kafalar anca bu kadar güzel karikatürize edilebilirdi. Salih Memecan’a rakip olabilirsiniz vesselam. Fakat biraz karamsar değil mi?
    Yani biz 2040′lı yıllarda halen aynı sorunlarla mı boğuşuyor olacağız.
    Aradan sınırlar kalkmış, siz-biz sorunu aşılmış, savaşın adının sadece lügatlerde yer aldığı zamanda olabilir o yıllar. Hadi inşaAllah! Biraz Polyannacılık oldu ama…
    Hııı! Birde 8G telefon lafı geçiyordu dimi :) hehe süper valla!!!

  6. Burak ar. says:

    1940 ve 2040 :D

  7. Anonymous says:

    Kendini bilen Kürtler ve Türkler için asla böyle bir şey yok…Fantastikler kendi adına düşüncelerini çoğaltabilirler.
    Bugün hala Kürt,Türk,Arap; Alevi,Sünni aynı evi paylaşıp en güzel 4 5 yılını üniversite okuyarak geçirebiliyorsa, canları istediklerinde birbirlerinin coğrafyalarını ziyaret edebiliyorlarsa olay bir yerde tıkanıyor.Tabi bu sorunun sadece bir parçası…
    Bunun bir de canın yanan insan, ezilmiş insan, geri bıraktırılmış bir coğrafyanın isyanı gibi başka varyantları da var.
    Sadece hepimiz kardeşiz sloganıyla, geçmişin acıları bir defada unutulmuyor.
    Daha çok empati ve iyimserlikle bu işler mutlaka neticeye varacaktır.

  8. humeyra says:

    bu kuruluş hikayesini ve sancılarını hatırlıyorum biyerlerden sanki ..ulusal şef.. :) ne de olsa aynı topraklarda yaşamışlar yüzyıllardır bu kadar benzerlikte olsun artık..gelecek elbette bilinmez ancak emareleri vardır anlayabilene…bu işin kesin ve basit bir çözümü var : herkesi kendi konumunda kabullenme, farklılıklar da değil ortak noktalarda birleşme …

  9. Bigalıoğlu says:

    waw…hayalğücünüz çalışmaya başlamış.ğüzel olmuş,elinize sağlık.sondan itibaren,baykal we bahçeli bölücülerin en önde ğidenlerindendir.
    aynı senaryo kurulacak bir kürt deletini anlattığı ğibi,bizim ğeçmişimizi de yansıtmakta.
    bütün bu yaşanılanlarda esas mesele,kültür,eğitim,inanç we kalıtım meselesidir.şunları şunları yapalım düzelir bu işler değil maalesef.türklerinde sorunları war,kürtlerinde sorunları war ortadoğu kültürünün daha büyük sorunları war.bu sorunları çözmek için elimizde tek silah eğitimdir,ben uzun düşünüyorum.full eğitim seferberliği ile 20 yıl weriyorum.kısa we orta wadede diyaloğ we özğürlükler,çözüme adım adım yaklaşmamızı sağlar.
    BİR İNSANIN DEĞERİ SAHİP OLDUĞU BİLİNÇ DÜZEYİYLE DOĞRU ORANTILIDIR.
    ğenelkurmay başkanı soruyor muhtara,kaç çocuğun war.16 diyor muhtar.ğenelkurmay başkanı muhtar böyle yaparsa watandaş ne yapmaz.
    sorunu iyi analiz edelim.sorunun bir nedeni de ortadoğu kültürü.bakın,o bölğedekilerin insan olarak bir değeri yok.o muhtarın 16 çocuğunun birey olarak bir değeri yok.o 16 çocuk çok kolay telef edilebilir.
    israilli filistinliyi öldürmek için tank yapıyor,filistinli taş atıyor o tanka.soru şu,toplum yobaz dinsel inançtan dolayı cahil mi kalmış yoksa ğawurlar tarafından cahil mi bırakılmış,zulüm mü ğörmüş.
    ben ğüneydoğuyu ortadoğu coğrafyasının bir parçası olarak ğörüyorum.acaba ortadoğu halkları emperyal ğüclere karşı sawasırken,kendi cahaletleriyle sawaşmayı hiç düşünüyorlar mı?çalışmak,üretmek ğibi bir dertleri war mı?
    bizdeki yobazlıkta etkisi altında kaldığımız ortadoğu kültürü,dinsel yobazlık yüzündendir.sorulması ğereken soru şu.dinsel yobazlık nereden doğdu?ortadoğu nasıl ğeri kaldı?
    bizler hep dışarılarda suçlu ararken,en büyük suçluyu ne yazık ki ğöremiyoruz.bunun için aynaya bakmamız ğerek…

  10. ahmet taylan says:

    Kürt milliyetçiliğinin geç kalmış milliyetçilik olduğu söylenir hep.Sanki türk milliyetçiliği erken doğumdan sonra cihana gözlerini açmıştır:)Mustafa Bey in çok güzel şekilde yazılarında belirttiği gibi türk milliyetçiliği ve sistematik devlet şiddeti, kürt milliyetçiliğinin ezilen ulus milliyetçiliği şeklinde ortaya çıkmasını sağlamıştır…SETA nın kürt meselesinde toplumsal algı konulu araştırmasındaki bir soruda türkler ve kürtlere birbirinizle arkadaşlık eder misiniz gibi sorular soruluyor.türk kökenli vatandaşlarımızdan gelen olumsuz yanıt yüzde 20 kürt kökenli vatandaşlarımızdan gelen olumsuz yanıt ise yüzde 7…ezilen milliyetçilik hala ezen milliyetçiliğin bu kadar gerisindeyken kürtleri kürt kemalizmiyle korkutmak ne kadar faydalı karar veremedim henüz:)

  11. svm says:

    Gercekten iyi yazmissiniz,yaziyi okumaya baslayinca bi kitaptan alinti sandim ama sizin kurgunuzmus.Bana cok yabanci gelmedi aslinda yazdiklariniz,milli sef,turk terorist,zorla kurtce konusmak ve en onemlisi irticayla mucadele malesef cok utopik bir senaryo degil.
    Bu kadar on yargilarla butunlesmis,anlamama ve karsi cikma odakli,tek yonlu ve asla farkli olana destk vermeyen bir ulkede kurt acilimi yada demokratik acilim nasil ve ne zaman gerceklesir bilinmez.En azindan ben ileriyi goremiyorum,AKP dogrusuylu yanlisiyla da yapiyorsa cabaliyor DTP dahil butun muhalefetler ya karsi cikiyor yada mucize bekliyor.
    Bugun bi haberde denizlide birinin nikahi bas ortusu var diye kiyilmamis,akla mantiga sigacak sey degil.Demokrasi,insan haklari,acilim derken kendini ilerici ve modern sanan bi cahilin yaptiklarini anlamak imknsiz.Demokrasi diyoruz ama biz daha yolun basina bile gelememisiz demek.

  12. Osman Feffebaba says:

    Mistik abini yazisindan ben bunu cikariyorum:
    Bugunun kürd milliyetcileri aslinda kürd kemalistleridir. Apocu-zihniyetin hasta/fanatik ve irkci taraflarini turkiyede ve yurtdisinda PKK ya karsi olan kurdler cok görmustur.
    Ya bizdensin ya da ches sin-yani kurtce hain. Avrupada PKK bir turkun burnunu bile kanatmamistir- ama 80 lilerden bugune cok kurdun yasamina bitirmistir. Daglarda PKK ya savasan insanlarin bile Almanyada kollarini kirmistir. 2003 Sivan Perveri Almanyada dövmustur PKK yandaslari.
    Alsina PKK nin ilk hedefinde ne TC devleti vardi nede TSK. Ilk yaptiklari sey “kurt solunu” yok edmekti. Ilk öldurdukleri insanlar kurt du.
    Mustafa Akyol:
    Ingiliz siteni ac yoksa komplo terorileri uretirim!;-)

  13. sabırlı says:

    ah ne kadar güzel, demek george orwell’i biliyorsunuz.
    bir de okuduklarınızı anlasanız.

  14. nail amudi says:

    DEMOKRATİK AÇILIM SÜRECİNDE GAZETECİLER VE AYDINLAR!..
    “Teröre Hizmet Değil, Halkın Huzur Ve Güvenliği İçin Çaba Göstermek, Demokrasinin Hizmetinde Olmak!..”
    Açılımcı piyasasına yeni katılanlar var; “biz kardeşiz, bölünmeyiz, kan akmasın, anneler ağlamasın, solcular da açılıma hemen katılsın” diyerek seçkin demokratlık yükseltiyorlar.
    Şimdi moda bu!..
    Kan akmasın… Analar ağlamasın!..
    Sanki kan aksın, analar ağlasın, Türk ile Kürt birbirini boğazlasın, 25 yıl süren terör sürsün, çözüm olmasın, barış gelmesin, demokratik açılımlar yapılmasın diyen var…
    Açılımcılar ayıp ediyor… Halkı aptal yerine koyuyor… Gerçeği saklıyorlar…
    Çatışmayı, ölmeyi, öldürmeyi isteyen, dileyen PKK ve siyasi uzantıları’dır. 25 yıl önce Abdullah Öcalan’ın başlattığı terör eylemleri, emperyalizmin Ortadoğu petrollerine sahip olmak için “böl-bağımlı yap-yönet” stratejisi uyarınca ABD, AB ve komşu ülkeler tarafından desteklendi, kayırıldı, gözetildi.
    Türkiye teröre onbinlerce insanını kurban verdi, binlercesi sakat kaldı…
    Terör, güneydoğu Anadolu başta olmak üzere, ülkemizin her yöresinde ağır tahriplere neden oldu. Terör nedeniyle köylerden, beldelerden, kasabalardan kentlere göçler yaşandı. Yoksulluk, işsizlik yükseldi…Doğruysa, terörün Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne ekonomik maliyeti 300 milyar dolar oldu. Başta Güneydoğu Anadolu olmak üzere Türkiye’nin sosyal ve ekonomik refahına büyük katkı sağlayacak GAP benzeri projeler aksadı, hatta bir ara durma noktasına geldi…
    Bütün bunların sorumlusu PKK’dır… Abdullah Öcalan’dır… PKK’nın başındakilerdir… PKK’nın siyasi uzantılarıdır…
    40 bin kişinin ölümüne sebep olan devlet değildir, Türk ordusu da değildir. Açılımcılar, yazar Orhan Pamuk’un, Nobel Ödülü’nü almadan önce, belgesiz, kanıtsız sorumsuzca konuştuğu gibi, sanki 40 bin kişiyi öldüren, kanın akmasına, annelerin ağlamasına, babaların kahrolmasına, köylerin boşalmasına, yoksulluğun artmasına neden olan devletmiş gibi anlatıyorlar ve “gel özür dile, açılıma sen de katıl…” bezirgânlığı yapıyorlar.
    Açılımcı gazeteciler?!.. Açılımcı aydınlar?!.. Rol çalan artistler gibi…
    Gazetecinin ve aydınların görevi “açılım paketinin içinde ne var” bunu merak etmek, bulmak ve halka açıklamak, demokrasiye, gerçek anlamda barışa ve kardeşliğe hizmet etmektir.
    Gazetecinin ve aydınların görevi “Devlet Kürtleri ezdi, 40 bin kişi öldü, köyler boşaltıldı, barış yapalım, neye mal olursa olsun bu sorunu çözelim” yalan propagandasının aleti olmak, terörün sözcülüğünü yapmak değildir.
    Evet, gazetecinin ve aydınları görevi uyarmaktır, demokrasiye hizmettir…
    Mesele bugünden yarına bitmeyecektir… Bu bir süreçtir! Önemli olan önce silahların susmasıdır… Unutmayınız ki, bu ülkede terör nedeniyle yaşanan acılar çok, ama çok büyük ve de çok taze!..
    Lütfen biraz sessizlik!.. Çok konuşarak ya da çok tartışarak sorunlar çözülmez, aksine içinden çıkılmaz bir durum alabilir. Eğer PKK, bir yandan “silahlı eylem yapmama” kararı aldığını söyleyip, diğer yandan da “her türlü savaş durumuna hazırız” diye tehdit etmek, başta mayınlama olmak üzere silahlı eylemlerini sürdürmek, medyanın gazına gelip konuşmak yerine kendilerinden beklenen makul ve mantıklı adımları süratle atarsa, diğer taraftan da vatandaşların kafasını karıştırıp, meşgul etmekten, karamsarlığa itmekten başka bir işe yaramayan konuşmalarıyla ve yazılarıyla gündem yaratmaya çalışanlar, biraz susup, çözümü uzmanlara bırakırlarsa, eminim Türkiye’de çok daha olumlu gelişmeler yaşanacaktır.
    Son söz… Türkiye’nin üniter, demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti yapısına katkı sağlayan bir çözüm demokratik süreç içerisinde mutlaka ortaya konulmalıdır. Aksi durumda, herkes kaybedecektir… Emperyalizmin kışkırtmalarına rağmen, bugüne kadar “birlikte yaşama iradesi”ni kaybetmeyen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, ülkenin iç dinamikleriyle bu sorunu çözebilecek güce ve kabiliyete sahip olduğuna inanıyor.
    Öyleyse, biraz sessizlik lütfen!.. Sözüm en başta aydınlara ve gazetecileredir…
    Nail Amudi

  15. Bigalıoğlu says:

    “Bütün bunların sorumlusu PKK’dır… Abdullah Öcalan’dır… PKK’nın başındakilerdir… PKK’nın siyasi uzantılarıdır…40 bin kişinin ölümüne sebep olan devlet değildir, Türk ordusu da değildir.”
    nail bey,epey çetrefilli bir konu.ğünah keçisi aramayalım.o değildir,budur suçlu dersek yanılırız.bence sunçları paylaştıralım.çok doğru bulurum trafik ceza sistemini.derki adam 8 de 4 sürücü suçlu,efemdim,8 de 2 yaya suçlu felan.
    şimdi derecelendirme yapalım.
    8 de 3 dewlet suçlu,
    8 de 3 kürtler suçlu,
    8 de 1 dış ğüçler suçlu,
    8 de 1 mewcut kültürel yapı suçlu.
    bence böyle daha doğru bir derecelendirme olacaktır.yani ben suçlu değilim,sen suçlusun değil efem.ben haklıyım,sen haksızsın değil.herkes kendi öz eleştirisini adam ğibi yapacak.yanlışlarını düzeltecek.

  16. Osman says:

    PKK yi yaratan kemalist rejim dir.
    Kendinize bir sorun. Kürdler gibi muhazafak bir halk nasil olduda PKK gibi bir KOMMUNIST örgutun pesine dusdu?
    Neden? Bir kac sene icinde bu halk marxist-leninist oldukatan sonra devrimci mi oldu? Birakin yaw. Adam T.C vatandasi olmak istiyor- ama bir Kürd olarak.

  17. suphan says:

    vay be demek ki kürtleri kemalizm terörist yapmış,öyle mi?Ama kemalizm kürtlerden çok Türkleri ezdi,yalan mı?Neo-paganist bir din yıllar yılı Türklere empoze edilmeye çalışıldı,yalan mı?Kara propagandaya karşı çıkan o devrin ileri gelen Türkleri(Ali Şükrü Bey,İskilipli Atıf Hoca vd.)yok edildi,yalan mı?ve şimdi geldiğimiz nokta Türkler kemalizmin sorumlusudur öyleyse kürtlerden özür dilemeli toprak,tazminat gibi taleplere boyun eğmelidir,öyle mi?
    Kürtler pkk gibi kökü dışarda bir örgütün peşinden gidecekler sonrada haklı mı olacaklar?
    Ayrıca,yaklaşık bin yıl önce Türkler Anadolu’ya gelip kürt hakimiyetine son vermedi ki o mantığı doğru varsaysak bile kürtlere toprak borcumuz olsun!!!
    Bir dost tavsiyesi; kürtler dış güçlerin gazı ile hareket etmekten derhal vazgeçsinler,yoksa çok geç olacak.Daha önce ermeniler rus gazı(gasprom değil)ile rumlarda ingiliz gazı ile cami duvarına bulaşmışlardı.Eyy kürtler aklınızı başınıza toplayın, neticeyi bile bile hatice de ısrar etmeyin.Son pişmanlık fayda etmez!!!

  18. nail amudi says:

    DEMOKRATİK AÇILIMI SABOTE ETMEYE ÇALIŞANLAR KİMLER?
    ATEŞLE OYNAMAK!..
    KÜRTLERİ İÇERİDEN KEMİREN KURTÇUKLAR: PKK VE DTP!..
    Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un basın-yayın organlarına yansıyan açıklamasında net ve açık konuşuyor: “Türk Silahlı Kuvvetleri, teröristler var oldukça görevine devam edecektir!”
    Şimdi bu sözleri son gelişmeler çerçevesinde irdeleyelim…
    Bu açıklama ne anlama geliyor?.. Eğer PKK ve uzantıları barış istiyorlarsa tek çözüm yolu PKK’nın silah bırakmasıdır..
    Peki, PKK ve uzantılarının bugünkü tavrı ne?..
    PKK ve yandaşları hem silah bırakmaya yanaşmıyorlar hem de doymak bilmeyen bir canavar gibi her şeyi istiyorlar.
    Öyle anlaşılıyor ki, yapılacak demokratik açılım bunları tatmin etmeyecek. Ne verirseniz verin daha fazlasını isteyecekler.
    Yani?.. Varlığını teröre borçlu olan PKK ve uzantıları, Kürt gençlerinin kanı üzerinden rant sağlamak ve saltanatlarını sürdürmek isteyeceklerdir.
    Bazı aydınlar ve gazeteciler diyorlar ki, “Demokratik açılım süreci sonunda Kürtlere demokratik haklar ve eşitlik verilecek…”
    Ama, “bunlar zaten var!..”
    Bazı önyargılı ve ezberci tayfanın itirazlarını duyar gibi oluyorum… Onun için kafalarda soru işaretleri kalmasın diye, “bunlar zaten var” cümlesini biraz açayım…
    Eğer öyle olmasaydı Kürt kökenli milletvekili, bakan, başbakan, cumhurbaşkanı, meclis başkanı, belediye başkanı, general, vali, emniyet müdürü, yargıç, savcı, doktor olabilir miydi?..
    Hangi Kürt kökenli vatandaşın, yasal yönden öbür yurttaşlardan eksiği var?..
    Güneydoğu Anadolu’da yaşayan yurttaşlar, tüm Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları gibi ülkenin her yerinde, her alanda, her konuda serbestçe faaliyet gösteremiyorlar mı?..
    Seyahat, eğitim, ikamet, sağlık, yargı, basın vs. özgürlükleri yok mu?..
    Anayasa önünde eşit değiller mi?.. T.C. Anayasası’nın 10.maddesi yeteri kadar açık değil mi?.. Yoksa açık da anlaşılmak mı istenmiyor?
    Kürt kökenli çocuklar okullara alınmıyorlar mı? İlkokul, lise, üniversitelere kayıtları yapılmıyor mu?..
    Öyleyse diyorum ki, bunu inkâr edenler “yalancıdır, müfteridir!”
    Şöyle bir çevrenize bakın… Sanayide, ticarette, sanat ve eğlence dünyası dahil tüm sektörlerde zirveye tırmanmış Kürt kökenli vatandaşların ne kadar çok olduğunu göreceksiniz.
    Halen Maliye Bakanı olarak görev yapan Mehmet Şimşek’in “Ben de Kürt’üm” demesi sizce bir şey ifade etmiyor mu?..
    Buna rağmen ayrılıkçılar, bölücüler, emperyalist güçlerle işbirliği yapanlar, Kürt gençlerinin kanlarıyla beslenen, onların üzerinden siyaset yapmaya çalışan teröristler, Kürtlerin her şeyden mahrum edildiklerini, hatta dillerini yazmaktan ve konuşmaktan bile mahrum bırakıldıklarını(!) ileri sürüyorlar.
    Kürt aydınlar ve siyasetçiler, Güneydoğu’daki feodal yapıya, ağalık düzenine karşı neden sessiz kalıyorlar?…
    Unutulmamalıdır ki, bölgedeki feodal yapı çökertilmedikçe bölge insanı ezilmekten kurtulamaz.
    Meşhur bir atasözü var; “Ağacın kurdu içinde olur…”.
    Evet, bugün Kürtleri ezen, mayınla-bombayla parçalayan, sömüren, kemiren kurtçuklar PKK ve DTP’dir.
    Etnik milliyetçilik söylemlerle Türkiye Devletini inkâr edip, milleti bölerek hak aradıklarını iddia eden PKK ve uzantıları, Türkiye’yi parçalamak isteyen emperyalist güçlerin maşasıdır!
    Bunların Kürtlerin haklarıyla falan bir ilgileri yoktur. Onların tek bir hedefi vardır: Yargılanarak ömür boyu hapse mahkum olan cezaevindeki Abdullah’ı kurtarmaktır!
    PKK=Abdullah, Abdullah=Dava! Varsa yoksa Abdullah’ın burun akıntısı, saçlarının uzunluğu, baş ağrısı, diş ağrısı, kadın ihtiyacı, plazma TV eksikliği, gazetesi vesaire…
    Peki, Kürtlerin, sosyal, ekonomik ve kültürel alandaki kalkınması, aşiret düzeni, töre cinayetleri, Diyarbakır sokaklarının altyapısı, işsiz gençler, fuhuş, uyuşturucu, sosyal adalet, din sömürünün engellenmesi, hurafelerle mücadele ve dolayısıyla demokrasinin nimetlerinden yararlanması için verilecek mücadele ne olacak?… Ne PKK’nın, ne de Abdullah, ne Osman’ın, ne de siyasi baronların (DTP) umurunda değil…
    Demokratik açılıma katkı yapması ve öncülük etmesi için göreve davet edilen DTP, “Öcalan’la anlaşmadan barış olmaz!” diyerek, gerçek niyetini ortaya koyarken, demokratik açılım sürecinin önündeki en büyük engeli oluşturmaktadır.
    Abdullah’ın yakalanmasının üzerinden 10 yıl geçti. Abdullah 62 yaşına girdi. Hayatını cezaevindeki hücrede tamamlamak istemiyor. “Sorunu çözmek için işbirliğine hazırım” demesinin sebebi budur.
    “Türkiye’nin partisi olacağız” iddiasıyla ortaya çıkan DTP, etnik siyasete dayalı görüşün temsilcisi olarak Türkiye’nin Güneydoğusu’na sıkışıp kalmış bir parti olmaktan öteye geçememiştir.
    SON SÖZ… Ülkenin bütünlüğü elden giderse Anadolu etnik bir cehenneme dönüşür! Ateşle oynamak doğru değildir!
    Anadolu, etnik kaynaşmanın etnik ayrışmayı her zaman yendiği bir yerdir ve hep öyle kalmalıdır… Kürtler başta olmak üzere, Türkiye’de yaşayan sağduyu sahibi herkesin vakit çok geç olmadan idrak etmesi gereken tek gerçek de budur diye düşünüyorum.
    Nail Amudi

  19. Kusura bakmayın ama kemalistlerin, şeriat gelecek herkes türbanlı olmaya zorlanacak, inanmayanlar idam edilecek vıdı vıdısına benzemiş.
    Şu an bile bağımsız bir devlet istemeyen, kemalizmin tüm despotizmine (türban konusu dahil) en azından sözde de olsa karşı çıkan bir siyasi hareketi karşı olduğu şeyin simetriği olmakla suçlamak insafsızlıktır.

  20. Suat says:

    Enternasyonal,
    Ben olsam o kadar emin olmazdım.
    DTP, TBMM’ne girerken Kürt sorunu konusunda çözüme yönelik umutlu olduğum isimlerden birisi Aysel Tuğluk’tu. Tuğluk’u Radikal İki’deki yazılarından tanıyordum.
    Kürt Sorunu konusuna değinirken hak ve özgürlük temelinde gayet akil, altına imza atabileceğim yazılar yazan Tuğluk bakın daha sonra ne yazmıştı:
    Kemalistler, sol, muhalif ve aydın çevreler Kürtlerle uzlaşmanın kaçınılmazlığına inanıyorsa, ılımlı İslam denilen ve aslında ne olduğu, nasıl tanımlanacağı çok da belli olmayan ve tamamen “imparatorluk” güçlerinin imalatı bu projeye karşı modern aklın ve demokratik kültürün birbirini kabul eden zemininde buluşabilmelidir.
    Zavallılık. Tuğluk, (Taraf’tan Yıldıray Oğur’un deyişi ile) Kemalistlere “Kürtleri dövmeyelim, gelin hep beraber dindarları dövelim” diyor. Yıldıray yazısında, “Bir iddiayla devam ediyorum; birkaç kıyı şeridi il hariç, önümüzdeki birkaç yılda Anadolu’nun şehir ve kasabalarının çoğunda modern hayata dair birçok davranış ve eğlence kültürü kendisine yer bulmakta zorlanacak.” diyen Tuğluk ile “Önümüzdeki birkaç yıl içinde tüm Türk şehirleri Kürtleşecek, uyan ey Türk” diyen Türk Solu kemalistlerinin nasıl da korku siyasetinde, aynı dilde, aynı anolojide, aynı özgürlük korkusunda buluştuklarını sorgularken yeni bir tür “modernist milliyetçilik”ten sözediyor; Türkleri, Kürtleri, başörtüsü özgürlüğü konusunda savrulan bazı sol liberalleri, sosyalistleri, yanyana getiren bir tür “sinsi” milliyetçilikten: “halihazırda mevcut olmayan, ama modernleşme projesini inşa etmeyi planladığı hayalî bir modern toplumun ve hayalî batılı bireyin milliyetçiliği..”nden..
    Bundan daha âla simetri mi olur?

  21. enternasyonal says:

    Kürt haraketi, türkiye solundan türediği için ve türkiye solu kemalizmle ma’lul olduğu için DTP içindeki kemalist paranoyalar bilinen bir şey. Hasip Kaplan bi ara açık açık doğuda biz olmazsak akp güçlenir şeriat güçlenir; laikliğin teminatı biziz, akp’ye ve şeriat’a karşı bizi korumanız gerekir gibi bir şeyler söylemişti.Ama kürt hareketinin genel çizgisi kemalizmden çok uzak.

    Hele Akyol’un yazısındaki “vatandaş kürtçe konuş kampanyası” gibi şeyleri yapabileceklerini iddia etmek tam olarak şeriat gelecek herkes kapanmaya zorlanacak iddiasına denk.

    Ayrıca kemalistlerle ittifak kurma sevdası islamcılarda da var. Kürtlere islam verelim ulusal kimlik taleplerini unutturalım diyenler de az değil. Ya da siz hiç duymadınız mı bölücü DTP kapatılmazken neden AKP kapatılacakmış diyenleri?

    Kürt sorununda DTP’nin yanlışları kadar hatta daha fazlası AKP’de de var. Tek devlet tek millet diye tekleyen Erdoğan daha yeni düzeldi.

  22. Mankirt says:

    Cok esprituel bir yazi olmus Mustafa Bey, bizi guldurdunuz.
    Dediginiz gibi bu onderlik meselesi onemli. Laikcinin Turku olsun Kurdu olsun farketmiyor, ille de lider diye tutturuyorlar. Bu DTP’liler utanmasalar Abdullah Ocalan Hareketi filan diyecekler kendilerine.
    Oysa din birlestiricidir ancak din kardesliginde bulusulur. Siz hic suru gibi bir liderin pesine takilip giden, liderimize saygi gosterin diye zorbalik yapan musluman gordunuz mu?

  23. Enternasyonal,
    Siz de bizim okulun “gericileri yok edelim” diyen, işçi ve köylü sevmez sosyalistlerinden değilsiniz inşallah…
    Türkiye’de Türk veya Kürt solu diye bir şey yok, bunun yerine “yükselen dindar muhafazakâr aile çocuklarının kendileriyle aynı sosyal statüyü elde etmesinden korkan memur çocukları ve yine benzer endişelere sahip kompleksli zengin çocukları” var. Bir de, bilhassa Kürtler için, “kompleksli ciks Türk sosyete solcuları gibi zengin ve batılı ve özgür yaşantılı olmak isteyen Kürt çocukları” var, o kadar.
    Buna dair az önce bir yazı da yazdım bizim naçizane sitede.

  24. M. Râvî,

    Ben onlardan değilim ama siz “Allah devletimizi başımızdan eksik etmesin” diyen islamcılardansınız sanırım. Kemalizm sizi ezdiğinizda ona karşı çıkarsınız, ama aynı kemalizm Ermeni’yi ezer, “Hepimiz Ermeniyiz” diyemezsiniz, kürdü ezer, kürt haraketine olmadık iftiralar atarsınız, bir türlü anlamaya çalışmazsınız, aleviyi ezer görmezden gelirsiniz…

  25. Ali Osman says:

    Hangi hayal dünyasında yaşıyorsanız bilemiyoruz ama,tahmin edebiliyorum.Atatürk düşmanlığı ile bir yerlere varamayacağınızı sizde göreceksiniz ama o zaman umarım hepimiz için çok geç olmaz.
    saygılar

  26. zurna says:

    Kürtlere Laf Yok, Herkes Kardeştir

  27. Cet sohbet says:

    bence kürt açılımı kapandı çok kötü oldu :( ((

  28. mehmet erdem ceylan says:

    böyle bir devlet kurulursa, bunun sorumlusu da sadece “Kürt devrimcileri” değil, aynı zamanda Kürtleri Türkiye’den soğutmak için her yolu deneyen ve her açılımı baltalayan Türkçüler olacaktır…..Mustafa bey,”sorumlu” kelimesi burda bir suçlu arandığını işaret ediyor..Peki kürtlerin kurgunuza göre bir devlet kurmuş olması kriminal bir olgu mudur?..Yanılıyor olabilirm ama dünyada bu kadar yogun populasyona sahip ama devlet olamamış başka bir kavim var mı? …müslümanların kutsallarına yönelik hakaretine karşılık boykot önerdiğiniz yazınız da özgürlüğe ne güzel değinmişsiniz..Kürtlerin devlet kurmasıda aynı paralellikte bir özgürlük meselesidir..Belki bu yazınız ulus-devlet olma yolunda kürt milliyetçilerinin veya PKK’nin chp cumhuriyetini taklit etme eğilimini ve belli kaygıları öngörüyor olabilir ama koca bir kavimin ‘devlet kurma arzusunu veya iradesini liberal özgürlükler çatısında düşünemeyeceğimiz anlamına gelir mi?..Sırf kürt siyasal hareketinin içinde despotlar var diye bu durumu Kriminal bir olgu olarak tarif edebilir miyiz?..Kaldı ki kürtlerin mevcut durumunun daha özgür olduğunu kim söyleyebilir?

    • mustafa fatih yüce says:

      Der. Adamın ağzı torba değil ki büzesiniz Sayın Akyol.

      Bunu diyene bir de dedirttirene bakmak lazım.

      Siz öyle derseniz adam da böyle der.

      Tebrikler.

      Kavminin devlet kurmasına engel olan despotlara karşı da her türlü mücadele mübahtır.

      Devlet kuracaksanız canım, antartika boş. Gidebilirsiniz. Mesele bağcıyı dövmek olduktan sonra bahane çok. Her açılımı baltalayan Türkçüler ilk bahanen olur.

      Kime ne bahaneler verdiğinizin farkında mısınız Mustafa Bey? Ve sizin gibi düşünenler, yazanlar…

      Yarından tezi yok köyüme dönüp devletimi ilan ediyorum. Ben devleti ilan edince bana açılıp saçılacak olanlara karşı çıkan Türkçüler de elbet çıkar. Oooh, bahanem de hazır.

      Ölçümüz ne olmalı?

      Liberalizm?

      İslam?

      İkisi bağdaşır mı?

      Bakalım bağdaşacak mı?

      Yahudilerden haraç alan İslam devleti?

      Yahudiler İslam’dan önce yok muydu?

      Ne haracı bu?

      Bir kısım alimler diyor ki, toprak artık İslam devletinin olduğu için toprağin bedeli. E, bu da liberalizme uymaz. Toprak nasıl İslam devletinin oldu?

      E, toprak İslam devletinin değil de Yahudilerin ise, bu vergi ne, bu haraç ne?

      Ben liberalizm ile İslam’ın ölçülerini bağdaştıramadım.

      Liberalizmi istediğiniz gibi yorumlayabiliriz size göre, ama burada BEN UYDURAMADIM?

      Siz nasıl uydurursunuz?

      Belki bir sonraki yazınızın konusu bu olur?

      Ganimet paylaşımına hiç girmeyelim isterseniz.

      O zaman toptan tırtlar her şekle uydurulabileceğini iddia ettiğiniz liberalizm ile İslam arasındaki olmayan bağ.

      İdam mı?

      Elbette bir liberal idamı da savunabilir değil mi?

      Adı üstünde liberal.

      İsteyen liberal idama karşı olur.

      İsteyen liberal da idamdan yana taraf olur.

      Liberalizm zaten bu değil mi ama ya(!?)

      Askerlik, vicdani red, savaş, cihat vs. vs. vs.

      Ne olacak bu liberalizmin hali.

      Uyar uyar.

      Onlar eskidendi der uydururuz.

      Ama elin oğlu öyle demiyor…

      Bakın neler dedirtiyorsunuz?

Yorum Yaz