Islam Without Extremes - by Mustafa Akyol
 

Din, Devlet ve Laiklik

...now browsing by category

 

Simonlar, Komplolar ve ‘Cemaat’

Monday, August 30th, 2010

[30 Ağustos 2010 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]

Hanefi Avcı’nın “Haliç’te Yaşayan Simonlar” kitabı gündeme oturdu. Böylesi “istihbari” meselelerden pek anlamasam da, ben de bir kaç şey söyleyeyim.

Öncelikle Avcı’ya karşı kullanılan “niçin şimdi”, “zamanlama pek düşündürücü” gibi itirazlara, yahut “teşkilatta yükselemedi, kıskandı, intikama girişti” gibi suçlamalara katılmıyorum. Bunların hepsi “niyet okuma”dır. Ve niyet okuma, muhafazakarlara karşı yanlış olduğu gibi, onları eleştirenlere karşı da yanlıştır.

Yazının Devamı »

Herkes İçin Din Özgürlüğü

Wednesday, August 18th, 2010

[18 Ağustos 2010 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]

Ekümenik Patrikhane’nin geçen Pazar günü Trabzon’daki Sümela Manastırı’nda düzenlediği ayin çok hayırlı oldu. Hem saçma bir tabu daha yıkıldı, hem de din özgürlüğünü genişleten yeni bir adım atıldı. Bu açıdan hükümeti, Başbakan Erdoğan’ı ve Kültür Bakanı Ertuğrul Günay’ı tebrik etmek gerek.

Yazının Devamı »

Laikperest Yargının İşbirlikçisi Olarak MHP

Monday, July 26th, 2010

[26 Temmuz 2010 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]

12 Eylül günü düzenlenecek Anayasa değişikliği referandumunda ben de her aklı başında insan gibi “evet” oyu vereceğim.

Bunun en büyük sebebi ise ne zaten pek kimsenin itiraz etmediği “kadın ve çocuk hakları” gibi konulardaki iyileştirmeler, ne de son günlerde gündeme oturan “12 Eylülcüleri yargılama” niyeti. Bunlar da iyi şeyler, ama benim “evet”imin en büyük sebebi, paketin “yargı kurumu”na getireceği değişiklik olacak.

Yazının Devamı »

AYM, Türk Kanı ve Kudüs’te Namaz

Wednesday, July 14th, 2010

[14 Temmuz 2010 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]

“Yıllık iznimin bir bölümünde” olduğum için geçen hafta yazamadım. O arada da epey “gelişme” yaşandı. Kısa kısa değineyim.

Önce Anayasa Mahkemesi’nin kararı… Bu, bir açıdan, “meclis üzerindeki yargı vesayetini” sürdüren yanlış bir karar oldu. AYM, geçmişte daha vahim örneklerini gösterdiği bir geleneği sürdürerek yetkisini aştı ve meclise ait olan “anayasayı değiştirme” hakkına müdahale etti.

Yazının Devamı »

İslam, Devlet, Liberallik: İki İyi Yazı

Monday, April 19th, 2010

Bugün her ikisi de ilahiyatçı olan iki değerli yazarın iki önemli yazısını okudum. Biri, Şaban Ali Düzgün’ün Devletin Dini Olur mu?, ötekisi de Bilal Sambur’un Liberalizm Bireyi Tanrıdan Değil Devletten Korur başlıklı makaleleri. Herkese tavsiye ediyorum.

Bu iki makaleden çıkardığım birer cümlelik temalar ise şu: Bir, İslam’ın bir siyasi doktrini yoktur. İki, liberalizm, sadece bir siyasi doktrindir. Dolayısıyla da bu ikisi arasında baştan kategorik bir çelişki olduğunu iddia etmek, yanlıştır.

Etik Kurulda İlahiyatçı Ve Bilimperestlerin Tepkisi

Monday, April 19th, 2010

[19 Nisan 2010 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]

Sizin de dikkatinizi çekti mi, bilmiyorum. Ama Sağlık Bakanlığı’nın “etik kurulu” ile ilgili yeni tartışma, bana çok ilginç ve öğretici geldi. Tartışmanın konusu, “ilaç ve ilaç dışı klinik araştırmaların” ahlâkiliğini değerlendirecek olan bu kurula bundan böyle ilahiyatçı bir üyenin de katılacak oluşu. Yani “bilimin ahlâkı”na dair yapılacak tartışmalarda, dini bir bakış açısının da ifade bulacak olması.

Bu karara gelen tepkiler ise, Türkiye’deki yaygın pozitivist ezberin tekrarından ibaret.

Yazının Devamı »

Benim Gözümde Said Nursi

Friday, April 2nd, 2010

[Yeni Asya gazetesinin Aydınların Gözünde Said Nursi ekinde yayınlandı]

Said Nursi isminin bende uyandırdığı en güçlü duygu saygıdır. Merhuma büyük saygı duyuyorum, çünkü inandığı mukaddes değerleri savunmak için çileli bir hayat sürmüştür. Tek Parti devri gibi ağır bir istibdat altında verdiği idealist mücadeleyi, fikirlerine katılmayan fakat adalet duygusuna sahip insanların da takdir edeceğine, etmesi gerektiğine inanıyorum.

Yazının Devamı »

‘Kürt Said’in Faşist Düşmanları

Monday, March 29th, 2010

[29 Mart 2010 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]

Yıllar önce bir konferansta yaptığım bir konuşmada Bediüzzaman Said Nursi’nin fikirlerine de değinmiştim. Anlattıklarımdan pek hoşlanmadığı anlaşılan bir dinleyici, soru-cevap kısmında söz aldı ve hışımla sordu:
“O adamın gerçek adının Said-i Kürdi, yani ‘Kürt Said’ olduğunu niçin söylemediniz?”
Bu “Kürt Said” lafını öyle bir bastıra bastıra, hatta iğrene iğrene söylemişti ki… Sanki “katil” veya “hırsız” gibi kirli bir sıfattan söz ediyordu.

Yazının Devamı »

Çarşaf Çarşaf Ezberler

Wednesday, March 17th, 2010

[17 Mart 2010 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]

Bir grup CHP’li kadının huşu içinde çarşaf yırtmasının ardından Türkiye’nin ezeli “kıyafet saplantısı” gündeme yeniden yansıdı. Ve bu konudaki bildik ezberleri, yüzüncü ve belki bininci kez tekrar dinledik.
Bu ezberlerin başında “örtünen kadınların bunu kendi istekleriyle yapmadığı” iddiası var. Buna göre bu hanımların hepsi, baba, koca veya mahalle baskısı yüzünden kapanıyor. İş kendi özgür iradelerine kalsa, hepsi tesettürlerini fora edip “çağdaş kadınlar” ordusuna katılacak.

Yazının Devamı »

‘İrtica’ Zırvası Artık Bitmeli

Monday, March 8th, 2010

[8 Mart 2010 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]

Mersin’deki bir grup CHP’li kadının aşkla gerçekleştirdiği “çarşaf yırtma” eylemi, sadece vahim bir yobazlık şovu değildi. Aynı zamanda çirkin bir terbiyesizlikti.
Ama söz konusu hanımlara kızmaktansa, onları bu hale getiren sistemi ve o sistemin yarattığı zihniyeti eleştirmek herhalde daha doğru.
Ve biliyoruz ki bu zihniyetin merkezinde “irtica”ya karşı duyulan tepki ve nefret var.

Yazının Devamı »

Niçin Bu Kadar Çok Vatan Haini Var?

Wednesday, February 24th, 2010

[24 Şubat 2010 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]

İnsanlara “bidon kafa” gibi enteresan yakıştırmalar yapmakla ünlenmiş bir köşe yazarı, geçenlerdeki bir yazısında şöyle diyordu:

“Türkiye’de her şeyin karaborsası olur. Hainin olmaz… Çünkü, haini en bol ülke Türkiye’dir.”

Bu, kuşkusuz yerinde bir tespit. Çünkü gerçekten de son seksen küsur yıldır ülkemiz vatan hainleri ile dolup taşıyor. Yüce devletimiz bir türlü önlerini alamıyor. Ancak bu konuda bizle yarışabilecek bir ülke daha var ki, söz konusu köşe yazarı, dikkatsizlikten olacak, onu atlamış. Yazının Devamı »

Mustafa Kemal’in Yargıçları

Monday, February 22nd, 2010

[22 Şubat 2010 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]

Türkiye’deki resmi dilin içinde bazı laflar var ki, bunları biraz oturup düşününce arkalarındaki “siyasi felsefe” epey bir aydınlanıyor.
Mesela her okul çocuğuna bağırta bağırta söyletilen “varlığım Türk varlığına armağan olsun” lafını alalım. Tek Parti ideologlarından Dr. Reşit Galip’in icad ettiği bu ifade, bireylerin ulus içinde eritildiği, dahası onun için feda edildiği “kollektivist” bir ideolojiyi yansıtıyor.

Yazının Devamı »

Atatürkçü Düşünce Sistemi

Wednesday, February 3rd, 2010

[3 Şubat 2010 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]

Meşhur darbe planı “Balyoz”u kurgulayanların amacı, memleketi “1923 zindeliğine” döndürmekmiş. Bunu da tabii laf olsun diye istemiş değiller. Maksat, “Ulu Önder”, “Başöğretmen” ve “En Büyük Türk” olan Atatürk’ün devrine dönebilmek.

Bu radikal projenin altında kuşkusuz siyasi bir ideoloji yatıyor. Buna da çoğunlukla “Kemalizm” diyoruz. Kemalistlerin kendileri ise son dönemde yeni bir kavram ürettiler ve “Atatürkçü düşünce sistemi” dediler ideolojilerine. Yazının Devamı »

‘Kutsal Din Duyguları’ Ne Zaman ‘İrtica’ Olur?

Wednesday, January 27th, 2010

[27 Ocak 2010 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]

Türkiye’deki Kemalist seçkinlerin ağzından zaman zaman duyduğumuz bir kavram var: “Kutsal din duyguları.” Önceki Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer sık sık kullanırdı bu lafı. Bize “kutsal din duyguları”nın ne kadar saygıdeğer olduğunu belirtir, hemen arkasından da “irtica”nın zararlarını sayıştırırdı.
“Balyoz” kodlu darbe planı ile meşhur olan emekli Orgeneral Çetin Doğan da benzer bir dil kullanıyor, camilerden “halkımızın kutsal saydığı mekânlar” diye söz ediyor. (Kendisi de aynı mekanları kutsal sayıyor mu, buradan anlaşılmıyor, ama tabii dilediği gibi düşünmekte ve hissetmekte özgür.)

Yazının Devamı »

Kemalizm Artık Silah Bırakmalı

Monday, January 25th, 2010

[25 Ocak 2009 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]

Taraf’ın afişe ettiği “Balyoz” planı, güzel memleketimizin kaç bucak olduğunu bize bir kez daha gösterdi. Bir defa daha gördük ki, şanlı ordumuz, bizi kendi ellerimizle seçip iktidara getirdiğimiz hükümetlerden kurtarmak için her türlü fedakarlığa hazır. Bir iki jet-düşse, biraz eğitim zayiatı verilse, üç-beş vatandaş havaya uçsa, yüz binlercesi tutuklansa bile…
Hep dedikleri gibi, eğer mevzu bahis olan vatan ise, gerisi teferruat.

Yazının Devamı »

Yeni Bir ‘Siyasal İslam’a Doğru

Wednesday, January 20th, 2010

[20 Ocak 2009 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]

Müslüman aydın Ümit Aktaş’ın geçen hafta Neşe Düzel’e söylediği şeyler önemliydi. Taraf’ın “İslamcılar Kadın Çalışsın İster” başlığıyla yayınladığı söyleşide ön plana çıkan mesele de, Türkiye İslamcılarının son yirmi yılda yaşadıkları dönüşümdü.
“1980′lerden önce demokrasi hepimiz için neredeyse bir küfürdü” diyen Aktaş, ekliyordu:
“Demokrasi, değişim, yenileşme, özgürleşme gibi şeyler ancak 80′den sonra İslamcılar tarafından tartışılıp savunulmaya başladı… (Böylece) Alevilerin de, gayrımüslimlerin de kendi kimliklerini özgürce yaşamaları gerektiğini savunan bir anlayış gelişti.”

Yazının Devamı »

Yarı-Totaliter Devletimizin Yarısının Çatırdayışı

Wednesday, December 30th, 2009

[30 Aralık 2009 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]

Şu günlerde Ankara’da tam olarak nelerin döndüğünü oturduğum yerden bilemiyorum. Mesela Bülent Arınç’ın evi civarında yakalanan subaylar sahiden neyin peşindeydi, bir şey diyemem. Seferberlik Bölge Başkanlığı’ndaki “kozmik” odadan neler çıktığı da, benim gibi faniler için şimdilik bir sır.
Ama “büyük resme” bakınca görebildiğim bir şey var: Türkiye’nin yarı-totaliter devlet sisteminin totaliter yarısının çatırdamakta olduğu.

Yazının Devamı »

Din Mi Elden Gidiyor, Gelenek Mi?

Monday, December 28th, 2009

[28 Aralık 2009 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]

Zaman gazetesi köşe yazarlarından Ali Ünal, geçen hafta önemli bir yazı yazdı. “En Büyük Tuzak” başlıklı makalesinde, giderek “muhafazakârlaştığı” sanılan Türkiye’nin, aslında giderek sekülerleştiğini, yani dinden uzaklaştığını savundu.
Sayın Ünal’a göre AK Parti devrinde dindarlık artmamış, aksine 80′li ve 90′lı yıllara nazaran zayıflamıştı. Mesela eskiden “televizyon yayınları daha mazbuttu”. Veya:

“Aile yapısı çok daha sağlamdı ve ‘ma’ruf’a dayalı gelenekler, hâkimiyetini büyük ölçüde koruyordu. Başka ‘millet’lere ait âdet ve uygulamaların hiçbirine itibar edilmiyordu.”

Yazının Devamı »

Patrik, Din Özgürlüğü Ve Liberallik

Wednesday, December 23rd, 2009

[23 Aralık 2009 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]

Patrik Bartholomeos, bir Amerikan televizyonuna Türkiye’de kendini “çarmıha gerilmiş” gibi hissettiğini söyledi. Bazılarımız da buna çok kızdı.
Bu söz, evet, bence de biraz abartılı. Ama bir “metafor” (benzetme) olduğunu unutmayalım. Dahası, Patrik’e kızmak yerine, dönüp de “bu adam niçin kendini bu kadar zulüm altında hissediyor” diye bir soralım.

Yazının Devamı »

Kemalist Hukuk Mu İyi, Osmanlı Şeriatı mı?

Monday, December 21st, 2009

[21 Aralık 2009 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]

Danıştay ile YÖK arasındaki “katsayı” çekişmesi, ikincisinin son hamlesiyle yeni bir aşamaya geldi. Umarım bu “çözüm” işe yarar da düpedüz “ayrımcılık” anlamına gelen “katsayı farkı” en azından pratikte ortadan kalkmış olur.
Benim bu meselede en ilginç bulduğum ise, işin zihniyet tarafı.
Hepimiz bal gibi biliyoruz ki, Danıştay’ın “katsayı farkı” ısrarının altında imam-hatip liselerine alerji, onun da altında “devlet ideolojisi” olan Kemalizm yatıyor.

Yazının Devamı »

Faşizm Zaten ‘Çağdaş’ Bir Şeydir

Monday, November 30th, 2009

[30 Kasım 2009 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]

Güzel kentimiz İzmir’in aslında “faşizmin kalesi” olduğu gerçeği, bir “taş” eylemi iyice faş oldu. Son günlerde bir dizi yazar da bu konuya el attı. Ancak kanımca bu yazarların bazıları hala püf noktayı ıskalıyor. Çünkü İzmir’in dillere destan “çağdaş” kimliği ile “faşist” yüzü arasında bir tezat olduğunu varsayıyor, “yahu bu ilerici kent nasıl böyle faşistleşiverdi” diye soruyorlar.
Oysa İzmir, zaten “çağdaş” olduğu için faşizme bu kadar yatkın. Arada tezat değil, paralellik var.

Yazının Devamı »

Devrimler Yanlıştır. Kemalist Devrim De Yanlıştı

Monday, November 23rd, 2009

[23 Kasım 2009 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]

Tek Parti döneminin Dersim gibi karanlık sayfalarını ne zaman açsak karşımıza klasik bir cevap çıkıyor: “Ne yapalım, kansız devrim olmaz!”

Bunu söyleyenler, “adamlar haklı yahu, kansız devrim mi olurmuş, bizde amma safız” dememizi bekliyorlar. Kemalist devrimin Sovyet ve Çin devrimleri gibi başka örneklere kıyasla çok daha kansız olduğunu da hatırlatıp, “bizimkisi yine en ılımlısıymış, öpüp başımıza koyalım” dememizi istiyorlar. Yazının Devamı »

‘Kemalist Türkiye’yi Tanıyalım

Wednesday, November 4th, 2009

[4 Kasım 2009 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]

Kamaliste1.pngÜlkemizin, en son bir “ıslak imza” ile yeniden karşımıza dikilen kadim sorununu herkes biliyor: Başta TSK olmak üzere “Kemalist” kurumların ve çevrelerin yıldızı, demokrasiyle bir türlü barışmıyor.

Peki acaba neden?

Bu soruya ışık tutan önemli bir panel, üç hafta önce, ARI Grubu tarafından Bilgi Üniversitesi’nde düzenlenmişti, yazmaya ancak fırsat bulabiliyorum. “Türkiye’de Sekülarizasyon ve Modernizasyon” başlıklı toplantının ana konuşmacısı, Hollandalı tarihçi Prof. Dr. Eric Jan Zürcher idi. Türkiye’nin yakın geçmişi konusunda dünyaca ünlü bir uzman olan Zürcher, “Kemalist modernleşme”nin nasıl bir şey olduğuna dair epey ezber bozucu bir sunum yaptı.

Sunumun merkezinde ise “yorum” değil, somut veriler vardı. Zürcher, Kemalist rejimin 1934-41 yılları arasında, kendi hedef ve ideallerini Batılılara anlatmak için yayınladığı “La Turquie Kemaliste” adlı propanda dergisinin “içerik analizi”ni yaptı. Fransızca yayınlanan, çok az sayıda Almanca ve İngilizce makale de içeren, ve nedense bugün Türkiye’de hemen hiç bilmediğimiz bu dergi, çok enteresandı:

Yazının Devamı »

TSK’nın ‘İçyüzüne’ Dair Bir Hatıra

Monday, November 2nd, 2009

[2 Kasım 2009 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]

Bir “ıslak imza” ile iyice ayyuka çıkan “irticaya karşı eylem planı”, ne kadar tuhaf bir ülkede yaşadığımızı bize bir kez daha gösteriyor. Bu işin “sonuna kadar gidilmesi” ve sorumlu subayların, her ne kademede iseler, sivil yargı önünde hesap vermesi gerektiği apaçık ortada.
Ancak karşımızdaki problem bundan da büyük. Çünkü sorun, o bildik “çürük elma” ve “münferit vaka” edebiyatına sığamayacak kadar derin ve vahim. Çünkü eğer bir ordunun içinden yarım yüzyıl boyunca ikide bir darbeciler, işkenceciler, andıççılar ve “psikolojik harekat”çılar çıkıp duruyorsa, mesele o ordudaki bir takım tekil şahıslar değil, hakim zihniyettir.

Yazının Devamı »

‘Laik Türkiye’nin Teokrasimsi Halleri

Thursday, October 1st, 2009

[30 Eylül 2009 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]

Anayasa profesörü Ergun Özbudun hocanın “pasif laiklik” kavramından söz etmesi ve Türkiye’ye bunun lazım geldiğini söylemesi üzerine yine “rahatsızlıklar” başgösterdi medyada. Ve her zamanki gibi bir dizi evlere şenlik argüman yeşeriverdi. Bizdeki otoriter laikliğin çok iyi bir şey olduğu, bunun tek alternatifinin de “teokrasi” olacağı ezberini bilmem kaç bininci kez okuduk. Bu otoriter laikliğin “demokrasinin olmazsa olmaz koşulu” olduğu hikayesini de yine bilmem kaç bininci kez dinledik.

Yazının Devamı »