[21 Temmuz 2010 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Hürriyet’in İslamofobik yazarı Özdemir İnce, geçenlerde “Neden Müslümanlar çağa uyumsuz?” diye bir yazı yazdı. Ve Müslümanlara hitaben şöyle sordu:
“Aranızdan neden büyük fizikçiler, matematikçiler, kimyacılar, bilim adamları, büyük müzisyenler, ressamlar, heykeltıraşlar, yazarlar, filozoflar çıkmıyor? O kendi tekke ve tarikat hesabınıza göre değil, dünya ölçüsüne göre.”
Bu gerçekten de önemli bir soru. Nitekim 19. yüzyıldan bu yana da pek çok Müslüman aydının zihnini meşgul etti.
Ve yine 19. yüzyıldan bu yana, Özdemir İnce gibi “sorun İslam’da; bırakın kurtulun!” diyenler çıktığı gibi, meseleye daha derinlemesine bakanlar da oldu.
Bu isimlerin fark ettiği bir nokta, Müslüman dünyanın söz konusu tutukluğunun yeni bir şey oluşuydu. Çünkü aslında İslam medeniyeti, ilk bin yılında dünyanın en başarılı, dinamik ve yaratıcı uygarlığı olmuştu. Büyük bilim adamları, sanatçılar ve düşünürler, Ortaçağ’da zaten hemen hep Müslümanlar arasından çıkmıştı.
Amerikalı Yahudi tarihçi Martin Kramer, bu gerçeği teslim eder ve “eğer 1000 yılında Nobel ödülleri veriliyor olsaydı, hepsini Müslümanlar alırdı” der.
İslam’ın böylesine görkemli bir altın çağı olduğuna göre, demek ki bu din “terakkiye mani” değildir. Ve demek ki sorun İslam’da değil, başka bir şeydedir.
Bu “başka bir şey”i araştıran Bryan Turner veya Fernand Braudel gibi Batılı tarihçi ve sosyologlar, bizde de Sabri Ülgener veya Erol Güngör gibi düşünürler, meselenin özünde “ekonomi”nin yattığını keşfettiler. Gördüler ki, İslam’ın ilk yüzyıllarındaki görkeminin altında, Kur’an’ın getirdiği küresel vizyon kadar, dünya ticaret yollarının merkezinde yer alan Ortadoğu’nun dinamizmi yatıyordu.
Ticaret, sadece zenginlik değil aynı zamanda “sosyal hareketlilik” ve “kozmopolitizm” de yaratıyor, Müslümanların farklı kültürleri tanıyıp onlardan yeni fikirler ve teknikler edinmelerini de sağlıyordu.
Laikperest kültürden ne çıkıyor?
13. yüzyıldaki korkunç Moğol istilası bu dinamizme ağır bir darbe indirdi. Asıl darbe ise üç asır sonra geldi: Batı’nın “coğrafi keşifleri” nedeniyle dünya ticaret yolları okyanuslara kaydı. Sonuçta Kuzey Avrupa zenginleşip gelişirken, bütün Ortadoğu ve hatta Akdeniz düşüşe geçti.
Son 4-5 yüzyıldır Müslüman dünyaya egemen olan “zihinsel durgunluğun” sebebi budur. Zaten sadece bu dünya değil, Uzak Asya’dan Hıristiyan Latin Amerika’ya kadar her medeniyet “geri” kalmıştır, Batı’nın “bireysellik” üzerinde yükselen dinamizmi karşısında. (Son günlerde Milli Görüş’te gördüğümüz “ataerkil itaat kültürü” yaşadığı sürece de durum düzelmeyecektir.)
Osmanlı aydınları arasında bu gerçeği kavrayanlar vardı. Bunlardan biri olan Sabahattin Bey, “ilerlememize mani olan şey dinimiz değil, cemiyetimizin yapısıdır” diyor, çözüm olarak da Anglo-Sakson modeli “teşebbüs-ü şahsi”yi savunuyordu.
Fakat ne yazık ki sorunu “dinimiz”de gören aklı evveller, meşhur tabirle, “devleti ele geçirdiler.” 80 yıldır da devlet üzerinden dinle savaşıp duruyorlar.
Bunu yaparken yarattıkları “laikperest kültür”den hiç bir “terakki” çıkmadığını ise fark etmiyorlar.
Çünkü, öyle ya, Özdemir İnce’nin Müslümanlara yönelttiği sorunun bir versiyonu onun gibilere de sorulabilir:
“Aranızdan neden büyük fizikçiler, matematikçiler, kimyacılar, bilim adamları, büyük müzisyenler, ressamlar, heykeltıraşlar, yazarlar, filozoflar çıkmıyor? O ADD ve YARSAV hesabınıza göre değil, dünya ölçüsüne göre.”
Demek ki neymiş; “İslam-sonrası dönem”e geçmekle kimsenin başı göğe ermiyormuş…


Mustafa Akyol'u her Pazartesi saat 20.00'de TGRT Haber'de yayınlanan "Siyasi Akıl"da, her Çarşamba ise
saat 20.00'de Mehtap TV'de yayınlanan
Mustafa Bey bu yav$aklara $oyle soracaksiniz:
“Len siz sekularo-fascistlerden fizikci, mizikaci cikti da ne oldu, son 200 yilda ortalikta cikardiginiz ve surdurdugunuz sava$larda milyonlarca ki$inin katledilmesine engel mi olabildiniz?”
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Mükemmel bir yazı daha. Ama bu en mükemmeli bence. Bu yazıyı printer dan çıkar, çerçevelettir, duvara as, her gece yatmadan önce ve sabah kalktıktan sonra oku. NEDEN GERİ KALDIK? 1000 senedir bulunamayan cevap işte burada.
Üstadım o kadar önemli konuyu o kadar güzel ve doğru biçimde açıklamışsınız ki. Helal olsun. Allah razı olsun.
SOLCULARLA MÜCADELE DERNEĞİ
GENEL BAŞKANI
ALİ BERAL
cevabın içerisinde hala eksik olan bir nokta var. toplumsal uyumun ve birlikteliğin dinamizmi yarattığı islam dünyasına bireyselliği nasıl aşılayacaksınız? bu, islami yaşamın(kuranda belirtilen) pek çok açıklamasıyla ters düşecek ve islamı özünden uzaklaştıracaktır. laikperest toplum, anglosaksonvari bireyselleşme evrimindedir ve şimdilik ortaya fazla bir ilerleme koyamamıştır, doğrudur, ama kemalist devrimin de amacı toplumu yeniden yaratmak değil miydi zaten? eğer başarılı kalmaya devam etseydi, dinamizmini korusaydı islam devrimi kadar başarılı olabilirdi. işi kendinize yontmayı seviyorsunuz ama bilin ki kurduğunuz barikatlarla bu toplumun bütünleşmesi gerçekleşmeyecek.
Geri kalmışlığın sebebini ekonomiye bağlamak doğru görünmekle beraber meseleyi açıklayacak tek ve yeterli argüman mıdır sizce?
Geri kalmışlığın sebebini sorarken o bin yıllık sıçramanın sebebine de bakmak gerekmez mi? Sizce İslam motivasyonu olmasa arap yarımadasından böylesi bir sıçrama ve patlama çıkar mıydı?
Dünya tarihine bakarsanız islamın ilk 200 yılındaki ilerleme hiç bir noktada görünmez. Sıfırdan yüze bir saniyenin altında çıkan bir otomobil gibi.
Bu bakış açısına göre yeniden ekonomik olarak gelişirsek medeniyetimizi inkişaf ettiririz düşüncesi doğuyor (hatta doğdu) ki bu sebeple de (Özlem Albayrak’ın deyimiyle) pek çok Cumhuriyet Müslümanı kapitalizme dört kolla sarıldı.
Kapitalizm islamla çelişir-çelişmez ayrı bir tartışma konusudur burası da yeri değil ancak üst paragrafta olumsuzladığım durum müslümanların kapitalistleşmesi değil (oraya sıra gelemedi ne yazık ki) kapitalizmi bile gayri ahlaki bir biçimde sürdürmelidir.
İhale, arazi yolsuzlukları, torpiller, referanslar vs. gırla…
Parayla da huzur olmuyor, huzur İslam’da…
Sevgiler…
“Devleti ele geçiren aklı evveller 80 senedir devlet üzerinden dinle savaşıyor” cümlesinin yorumunu sizlere bırakıyorum.
Din dediğiniz nedir, onu da ortaya koymak gerekiyor.
Devleti ele geçiren aklı evveller kim?
Şimdi bu ikinci soruya sakın “Kemalistler” diye cevap vermeyin, gülünç bulurum.
Gene talihsiz bir beyan olmuş maalesef. Her şeyden önce son zerresine kadar ideolojik ve subjektif bir ifade olmuş ve beni mazur görsün ve kusuruma bakmasın, sayın Akyol’a da yakışmamış.
Sonraki yorumcu da “o yavşaklara” diye söze girip hem gaza gelmiş, hem de seviyeyi iyice düşürmüş.
Bu konuda uzun bir yazı da yazabilirim. Ancak karşılıklı polemiklerden hoşlanmıyorum. Ben burada sadece bir yorumcuyum. Bu tür konuların insanlarla yüzyüze konuşulması durumunda, argümanların daha iyi izah edilebileceğini düşünüyorum.
bu konuda birkaç tezim var.
1.sıcak ülke insanları aptal soğuk ülke insanları akıllı olur.günümüz dünyasında bu açıdan ülkeleri ve toplumları incelediğinizde böyle bir sonuç çıkıyor karşımıza.incelemekte fayda var.
2.toplumsal yerleşik kültürel doku.buna inançta dahildir.yani geri kalmışlığa bir nedende dindir.son 200 yıllık batı medeniyetinin geçmişine bakarsanız,toplumlar dini önkabullerin ve kuralların boyunduruğundan kurtukduktan sonra gelişme kaydetmeye başlamışlardır.günümüz dünyasında ise toplumsal kültürel dokular arasında çok büyük uçurumlar var.gelişmiş batı medeniyetiyle ortadoğu medeniyetleri arasında bir uçurum var.batı kültürü sürekli gelişmeye açıktır.ancak ortadoğu kültüründe bunun izine rastlanmaz.israilli bir genç ile filistinli bir genç açısından insani olarak bir fark yoktur.ancak kültürel olarak aralarında uçurum vardır.israilli bir genç üniversiteye gider ve bilim eğitimi alır.filistinli bir genç ise inançları gereği canlı bomba olur.
az gelişmiş toplumlarda insanların değeri yoktur,olguların değeri vardır.kültür,inanç,töre gibi.
islam ülkeleri bundan sonra gelişemez.batı buna izin vermez.hatta türkiyemizde bile bu konuda büyük sıkıntılar var.abdyi’abd yapan beyin gücüdür.ve insanlar bilimle ve teknolojiyle uğraşırlar.az gelişmiş toplumlarda ise insanlar sadece birbiriyle uğraşır.türkiye ve ortadoğu toplumları böyledir.cehalet bencilliği getirir,bencillik felaket.
arap toplumları acı çekmeye mahkumdur.çünkü onların liderleri sadece kendilerini düşünür.arap liderlerin petrol paralarını yahudi iş adamları kullanır.arap nasıl olacakta israili kınayacak.
neyse konu dağılmadan keseyim.anlatacak çok şey var ama…
Pardon ama yaptiginiz ilk yorum cok basit dusunmeden yapilmis bir yorum. Endulus emevi imparatorlugu suan ispanyanin guney fas’in kuzeyi ve fas da hukum surmus bir imparatorluk idi. Taktir edersiniz ki bu bolgeler dunya haritasina baktiginizda afrika olarak gecer yani bildigimiz gibi cok sicak bir kutup dolaysiyla insanlarin zeka seviyelerinin havanin sicakligi ile alakasinin olduguna inanmiyorum. Fakat soyle bir yorum yapmisolsaydiniz hak verebilirdim. Oradaki insanlar sicak oldugundan pek fazla caliskan degiller di. Bu farkli. Eger avrupa avrupa olabilmis ise muslumanlara ozellikle enduluslu berberilere, ve araplara tesekkur etmeliler.
Saygilar
Haksızlık etmeyin Mustafa Bey,
)
dünyaca ünlü piyanist Fazıl Say’ımız var…O da dünya ölçeğinde bir sanatçımız olduğu için bizim arabesk yavşaklığımıza bozuluyor çocuk..Grand Senyör’ün kulakları çınlasın..:)
ama ben Orhan Babadan şaşmıyorum,
—————————-
İstemem Sensiz Olan Kaderi
Ver Bana Sana Gelen Dertleri
Olsa Bundan Daha Beteri
Affetme Sana Şikayet Edersem
——————————–
heyt be, biz işte böyle damardan beslenmeyi seviyoruz,o yüzden de gelişemedik, duygusal insanlarız..
elindeki zehir olsa ben içerin bana getir…hey yavrum hey, Fazılım benim, sen nerde biz nerde..
Adam yetiştirmek için ÜNİVERSİTE gerekliydi. Cumhuriyet kurulduğunda üniversite mi vardı? Mekteb-i Askeriye, Harbiye, Mülkiye, Tıbbiye ve askeri Mühendishane vardı. Pekçok üniversite daha sonra kuruldu ve meyvalarını ancak veriyor. …Ve 85 yılda TC İslam ülkeleri arasında en ileri konuma geçti.
Pekçok bilim adamımızı ise AVRUPA ve AMERİKA KAPTI!
İlk aklıma gelen dünyaca ünlü Cumhuriyet çocukları:
Fazıl Say, Güher Süher Pekinel, İdil Biret, Orhan Pamuk, Yaşar Kemal, Kemal Derviş, Modacı Atıl Kutoğlu, Beyin Cerrahı Gazi Yaşargil, Arkeolog Prof. Jale İnan (pekçok ülkede kürsüsü vardı) , Matematikçi Cahit Arf, Dr. Hulusi Behçet (Behçet Hastalığı)
Çıkartmak istemiyoz.
Ona neymiş?
Buyursun kendisi büyük isim olsun. Olabiliyorsa.
Arik Boga sordu:
” Din dediğiniz nedir, onu da ortaya koymak gerekiyor. ”
Arikcigim yerinde bir soru sordunuz, sizi tebrik ederim.
Aslinda Mustafa Bey soyle demeliydi:
” Devleti ele geçiren aklı evveller (seko-fa$olar) TC’de 80 senedir, dunyada 200 yildir devlet üzerinden kendi yaslarini (dinlerini) ustun kilmak, SPEElerin yasama haklarini engellemek icin savaşıyor”.
“Len siz sekularo-fascistlerden fizikci, mizikaci cikti da ne oldu, son 200 yilda ortalikta cikardiginiz ve surdurdugunuz sava$larda milyonlarca ki$inin katledilmesine engel mi olabildiniz?”
” Dünya tarihine bakarsanız sekularo-fascizmin bu ilk 200 yılındaki cinayetleri hiç bir noktada görünmez. Sıfırdan yüze bir saniyenin altında çıkan bir otomobil gibi. Bu mu Len ovundugunuz?!”
Arikcigim dediniz ki:
“Sonraki yorumcu da “o yavşaklara” diye söze girip hem gaza gelmiş, hem de seviyeyi iyice düşürmüş.”
bendeniz niye gaza geleyim?! buyuk isimler kar$ila$tirmasinin seviyesini ayarladim o kadar;->>
Kaldi ki sekularo-fascistlerin azameti kar$isinda kemalistlerin lafi bile olmaz;->>
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Bakin Arik Bey Bigalioglu ne guzel demi$:
“2.toplumsal yerleşik kültürel doku.buna inançta dahildir.yani geri kalmışlığa bir nedende yasalar(din)dir.
Mesela son 200′yilda sekularo-fascistlerin dini(yasalari) yuzunden cikarilan sava$larda milyonlarca cinayetler i$lenmi$tir, i$lenmektedir. Fakat sekularo-fascistler bunlari cinayet falan olarak tarihi kayda gecmezler, bu cinayetlere yataklik edenlere Nobel Bari$ armagani vermekten bile kendilerini alamazlar, zaten onlara gore cinayet falan yoktur, collateral-damage vardir. Zaten insanlar bunlarin i$lemekte oldugu cinayetlerle oldurulmeseler, olmiyecekler miydi? Hadi canim siz deee;->>
Adam itiraf ediyor “Dinimi(yasalarimi) kapicimdan ogrendim!” adama Nobel Edebiyat armagani veriliyor?! Bir anda Boyyuk adam oluyor sekularo-fascistlerin nazarinda. Adam Afganistandaki cinayet takimini, yuzbinlerce insani Kuzyeden Guneye, Guneyden Kuzeye talim ettirmek icin katmerledi diye, adama acilen Nobel Bari$ Odulu veriliyor, len bekleyin helebir, bu talim bir meyvalarini vermeye ba$lasin?! nolmaz, hemen sotadan cikip uzerine atlayacaklar Boyyuk Adam’in gogsune madalya takmak icin;->>
Yav bu seko-fa$olarin i$guzarligina doyum olmaz, boyyuk adam/kadin bunlardan degil de, ordulari terhis edilmi$, yasalari engellenmi$, rafa kaldirilmi$, sagda, solda canli-bomba gibi dola$an biz garibanlardan mi cikacak, hic sanmam;->>
Kisacasi birbirlerine madalya takmakta bu seko-fa$olarin ustune yoktur. Bana inanmayan Nato Ba$kumandaninin uniformasina bir goz atsin, madalya takacak bir yeri (poposu haric) kalmi$sa yanima gelsin;->>
Leeen! bunnadan boyyuk Allah’dir!
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Nilgün Hanım:
Ve 85 yılda TC İslam ülkeleri arasında en ileri konuma geçti.
Pekçok bilim adamımızı ise AVRUPA ve AMERİKA KAPTI!
İlk aklıma gelen dünyaca ünlü Cumhuriyet çocukları:
Fazıl Say, Güher Süher Pekinel, İdil Biret, Orhan Pamuk, Yaşar Kemal, Kemal Derviş, Modacı Atıl Kutoğlu, Beyin Cerrahı Gazi Yaşargil, Arkeolog Prof. Jale İnan (pekçok ülkede kürsüsü vardı) , Matematikçi Cahit Arf, Dr. Hulusi Behçet (Behçet Hastalığı)
Bu saydığınız isimleri Avrupa Amerika kapmış değildir. Türkiye’nin kendisi gönderdi orada eğitim alsın diye. Yani bu kişileri yetiştirip en nihayetinde bilim adamı sanatçı yapanlar biz değiliz, batılılar.
Ayrıca Türkiye diğer müslüman ülkelerden bilim sanat alanında öyle aman aman ileri değildir. ABD’de ve Avrupa’da Arap, İran ve Pakistan kökenli bilim adamı sayısı Türkler’den fazla.
Ben de Mustafa Akyol’a katılıyorum. Konu medeniyet üretmek falan olunca, Kemalistler de müslümanları suçlayıp durmasınlar. Seksen senedir onların da dişe dokunur bir şey yapabildikleri yok. Ülke ellerindeydi, Kore, Japonya Uzakdoğu uçtu gitti. Şu anki fiyasko Müslümanlar’ın değil her şeyden önce kemalistlerin eseri.
((Dindar değilim. İslam’a inanmam. Ama bu konuda doğruyu söylemek lazım))
Geri kalmisligi muslumanliga baglamak bence de cok sacma bi teori.Simdiki muslumanlar,bir zamanlar bilimin zirvesindeki muslamanlardan daha mi muslumandi,yoksa onlar musluman degildi de bizim mi haberimiz yok.Diger taraftan musluman olmayan guney amerika ve bazi afrika veya asya ulkelerini neye baglayacaklar o zaman.
Gelismede ticaret elbette onemli, emparyalist batinin hacli seferleri ardindan cografi kesiflerle doguyu taniyip somurmesi ve zenginlesmesi.Butun bu surec beraberinde bilimsel gelismeleride tetiklemis.Bizimse son yuzyillarda yaptigimiz tek sey batiyi taklit etmek,bati cikariyor biz aliyoruz.Bilime dogru duzgun hicbir katkimiz yok onlar icat ediyor,uretiyor biz aliyoruz.Isin tarji-komik tarafi konu islam olunca bizim bazi akli evveller aklin ve bilimin bekcileri olurlar.
Yazi cok guzeldi,kaleminize saglik.
Fethullah Gülen’imiz ne güne duruyor?
Bütün Dünyaya yayılmış bir Türk okulu sistemi var,yüzlerce okuldan,binlerce kurumdan oluşan.Örnekleri kendinden bir hareket,öncesinde de,şu zamanda da hiçbir ülkeye nasip olmayan saf,katışıksız,bizden bir hareket.Devlete rağmen,ondan nasiplenmeden.Ders kitaplarında esamesine rastlamasak da,medar-ı iftiharımız bir hareket.
Sunu ince ayarlayip bir daha piyasaya sureyi:
Ozdemir’e ince, ince deyin ki:
“Siz tutun Muslumanlarin eli, kolunu baglayin, agzini, burnunu, kulaklarini tikaclayin, gozlerine de surme cekin, vergileriyle kurulmu$ olan universitelerine “Bunlar ba$ortulu, peruklu, $alvarli, uckurlu, sakalli, carikli, yok bilmemneli” gibi bahanelerle almayin, sonra da kar$ilarina gecip “Lem sizden niye Boyyuk Adam, Madam neyin cikmiyor ki?” deyin!?
Sizi gidinin IT oglu ITleri sizi!
Atam Ertugrul derdi ki “IT demek Ittihat ve Terakki artigi demektir!”.
$imdi oldu mu Fatih Beycigim?
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Ortada bir problem var, ancak problem daha çok bir kısır döngünün sonucu… İslam toplumları ticaretten uzaklaştıkça kendini dünyadan izole etti kendini izole ettikçe mutassıplaştı, mutassıplaştıkça sanatta ve bilimde geriledi. Bilimde geriledikçe teknoloji üretemedi, teknoloji üretemedikçede ticari avantajlarını koruyamaz oldu.
Bu bir kısır döngü olduğu için kısır döngü üzerinde yer alan her bir güçlendirici etken problemden sorumludur.
Bu açıdan bakarsanız var olan problemde dinin de sorumluluğu var. Ancak sorumlu olan mutassıplaşan körleşen din anlayışı, yoksa 1000 yıl önceki din anlayışı değil.
Bir tarafta İbni Haldun var diğer tarafta İmamı Gazali var. Ve malasef hala günümüzde geçerli olan İmamı Gazali’nin mutassıplığıdır. Onun için İbni Sina, İbni Heysem gibi devlerin isimleri ile övünmenin ötesinde nasıl düşündükleri ile ilgilenmenizi de tavsiye ederim.
Bu kısır döngüden kurtulmanın yoluda besleyen etkenlerin zayıflatılması vet hatta tersine çevrilmesi yolu ile olacak. Dünyayı tanıyıp entegre oldukça, yerleşik bir düzene geçip entellektüel uğraşılar ve işler edindikçe bizi Gazali’nin düşünceleri değil İbni Haldun gibilerin düşünceleri cezbetmeye başlayacak.
Çetin Altan’nın tabiri ile enseyi karartmayalım. Sonuçta dünyanın istikameti doğru yöne bundan kaçış yok, sadece geçiktirilebilir ama önlenemez.
erdem
Bence çok yerinde ve güzel bir yazı ama sonuç iyi bağlanamamış ve sığ kalmış. Sadece ekonomik ve iktisadi temelden ziyade başka sebepler de var.
Bence:
1. Batının geliştirdiği toplumsal ekonomik,siyasi, askeri ve bilimsel kurumlar ve bunların ürünleri karşısında uyumanın ve bunları önemsememenin büyük etkisi var. Herşey para demek bence sığ bir yorum olur.
2. En önemlisi de Kur’an’da geçen “onlar sizde bir çalışma azmi ve gayret görsünler” , “daha iyi atlar ve silahlar hazırlayın” mealindeki ayetleri anlayamamanın ve buna yönelik Batı’nın önüne geçmemizi sağlayacak aksiyonları yapmamanın etkisidir. Malumunuz ki ilkine yönelik olarak halen de devam eden uyuma ve ikincisine yönelik te devam eden geri kalmışlık sürüyor hala…
3. İslam’ın daha Peygamber’in ölümünden 30 sene sonra başlayan (Allah’ım af buyur) İslam’ı kıçından anlama eğilimlerinin artması ve bunun akabinde gelişen saltanatçı ve yalaka alimlerin etkisiyle İslam’ın dinamizminin kaybettirilmesi de çok önemlidir. (Sahabeden bir çoğunu ve gerçek ve vicdanlı alimlerimizi tenzih ederim, Allah onlara rahmet etsin ve selamet versin)
Biz müslümanların işin başından başlayıp biz nasıl oldu da bu muhteşem Kitab ve Sünnet duruyorken böyle rezil bir duruma düştük bunu düşünmemiz gerekiyor. Bunun sadece dünyevi sebeplerini düşünmekle çok bir yere varamayız, en fazla bir akım ortaya çıkar, o heyecanla birşeyler yapılır ve 30-50 sene sonra söner. Kalıcı şeyler yapabilmek için önce kalbimizi ve aklmızı pislikten temizlemeli ve vahiyle aydınlatmalıyız. Bu çoğu kişiye çok sıradan ve yavan gelecek biliyorum ama son 200 seneye bakın da bunun aksi uygulamaların bize nelere yolaçtığını ve şu anda da neler yaptığını anlayın artık. Bizi muasır (!) Batı’nın çok çok üzerine taşıyacak her türlü başta ekonomik ve kültürel akabinde siyasi, askeri, bilimsel-teknolojik kurumları kurmalı, yaşatmalı, iyileştirmeli ve ürünlerini tüm insanlıkla paylaşmalıyız diye düşünüyorum. Yoksa biz müslümanlar bu sefil durumda ağlamayı çok daha sürdüreceğiz.
Müslümanların da artık müminleşip, ciddiyetlerini takınıp lüzumsuz şeylerle ve namazda ayaklarımızın yerle yaptığı açının tanjantıyla vb. bidat şeylerle uğraşmayı kesip daha öncelikli ve acil konulara ilgilenmesi gerekiyor. Hz. İnsan Batı’nın o kanlı ve zalim ellerine emanet edilemeyecek kadar değerli ve özel bir varlıktır. Allah önce Hz.İnsan olduğumuzu idrak etmeyi hepimize nasip etsin.
Söylemeden geçemeyeceğim, Grand Sen~or üstadımın bazen sert te kaçsa gayet yerinde bence. (seviye çok izafi bir kavramdır, bundan bahseden arkadaşımızın skalası bize göre ters te olabilir) Böyle üslup takınanları anlamak için bence biraz ters huylu alimlerin hayat hikayelerini okumakta fayda vardır. Böylelerinin yapılarını anlamak pek kolay değildir. (Umarım sen de onlardansındır, değilsen de olursun inşaallah)
Soru manalı ve okuduktan sonra “cukkk” diye bir ses geldi kulağıma…
Selametle,
Mücahit YILMAZ kardeşim, Allah’ın selamı ve rahmeti üzerine olsun,
Kusura bakma, konunun dışına kayacak ama, şu malum hocamız neden ABD’de, bizleri bir aydınlatsan derim.
Ben alimlerimiz hakkında itinalı konuşmayı düstur edinirim ama bu hocamızın pek te iyi niyetli olmadığını ve İslam’ın düşmanlarıyla anlaşılması ve kavranması güç bir işbirliği içerisinde olduğunu düşünüyorum. O okullarda ne olup bittiğini STV’den görmek pek objektif bir yaklaşım olmaz bence. İnşaallah hayırlı işler oluyordur oralarda.Bu millete dışarıdaki düşman fazla, böylesi bir cemaatin başının da hain olduğunu düşünmek istemem.(Örnek için bkz. İsrail’in gemi baskınına kepaze yorumu) Bu vesileyle bizleri aydınlatırsan sevinirim.
Sayın Akyol Merhaba,
Ruhu, aklı, fikri 1930′lu yıllarda kalmış birisinin söylediklerinin ciddiye alınacak tarafı yoktur. Onun gibilere sorduğunuz soruyu bizatihi kendisine soralım; şairim diyorsun, halkın bildiği tek bir şiirini duymadım (Ki şiire ilgim merakın ötesindedir), sen bu aydınlanmış kafanla insan oğluna ne sundun, yeni ve farklı ne kazandırdın? Ülkemizde tanınan kafası ve ruhu aydınlanmış en ünlü bilim adamlarının yarınlara bıraktığı tek miras darbe çığırtkanlığı yapmak değil midir?
Özdemir İnce’yi son üç yıla kadar okurdum. En son ümidimi kestim. İçinde laiklik, islam, mürteci, yobaz, gerici vs kelimeleri geçen cümle kurmadan acıktığını bile söyleyemez. İlginçtir, iltifat buyurduğu gelişmiş batılı ülkelerde sonuçta kutsal bir dine mensuplar. Ülkemiz ataistlerinin traji komik ruh hali kendisinde de var. Neredeyse tamamının inançsızlığı İslama karşı olan duygularıyla orantılı. Ben bugüne kadar hırıistiyanlıktan veya musevilikten örnekler veren tek bir ateiste rastlamadım. Bir vesileyle eski yazılarınızdan birinde yaptığım yorumda bu konuyu anlatmaya çalışmıştım.
Yazınızda vurguladığınız hususlara katılmakla birlikte konuya farklı bir açıdan bakmak istiyorum. Tarihte her dönem farklı uygarlıklar ön plana çıkıyor: Mısır, Mezepotamya bölgesi, Yunan uygarlığı, Roma, Çin, Abbasiler, Osmanlı vs. Bugün ise Avrupa ve Amerika. Her medeniyet bir gün yükseliyor ve sırasını başka bir medeniyete bırakıyor. Günümüzde yükselen değerin uzak doğu, Çin, Hindistan olduğunu düşünecek olursak ve batının içine düştüğü durağanlığa bakacak olursak sıkıntının tek başına ne bir dinden ne de başka bir gelenekten kaynaklanmadığını görürüz. Bu basit gerçeği görmek saati 1930′larda durmuş Ö. İnce gibilerin işi, haddi değil. Köy enstitülerinde köylüye piyano, keman çalmayı öğreterek iyi fizikçiler, sanatçılar, ressamlar vs çıkartabilirdik! Merhum Bülent Ecevit’in kırk yıllık siyasi kariyerindeki tek projesinin Köy-Kent projesi olduğunu düşünecek olursuk, laik-ulusalcı cenahın aydınlanma önerilerinin ciddiyeti konusunda daha iyi fikir sahibi olmuş oluruz. Ülkemiz solcularının (Muhtemelen batıda farklıdır), ben onlara çağdaş yobazlar diyorum, bilimsel gelişme, değişme algısı yapılan her şeye karşı çıkmak olduğu için ben kendilerini çok fazla ciddiye almıyorum. Bence sizde öyle yapın. Saygılar, selamlar,…
Av. Cengiz GÜLAÇ
Mustafa Bey yazınız gayet güzel olmuş. Ancak sayın Özdemir İnce’ye bu konuda cevap vermek bile yersiz. Çok merak ediyorsa bunca senedir İslam Dünyasında tartışılan konuyu biraz okusun yeter. Ama bu işine gelmez. Çünkü onun derdi büyük bilim adamları çıkartmak falan değil, İslam’a laf atmak.
Okumaya üşenirse ben kısaca cevaba götürecek iki şeyi buraya yazayım, belki ilgisini çeker.
1-Bırakmıyorsunuz ki Müslüman olalım!
2-Günümüzde Müslümanlar ne kadar Müslüman?
Özdemir ince gibi yeminli ideolojik saplantılı,figürlerin ölçü olarak ortaya konulması,aslında sonderece ciddi sorunlarımızın tartışılmasını ortadan kaldırmamalı,ve müslüman dünyanın kendi halısının altına süpürdüğü gerçeklerlede yüzleşmemizin kaçınılmaz olduğu inancındayım.Sürekli olarak geçmişiyle öğünen,sürekli olarak geçmişiyle gurur duyan(bu şüphesiz güzel bir şeydir)müslüman toplumun,problemlerini batı üzerinden değerlendirmesi,ve sürekli savunmacı reflekstif tavırla meselelere bakması ilginç gelmektedir.
Gerçekten sorunun islamın bizatihi kendisinde olmadığı ortadadır,ancak islam adına ortaya konan görüşlerin yetersizliğinden bahsedilinebilinir,bu muhteşem medeniyet nasıl olmuşda böyle duraklama içine girmiştir.Yunan felsefesini hiç bir komplekse yer vermeden,anlamaya çalışan yönetici tipi sonra nereye kaybolmuştur.Yanılmıyorsam Prf ömer çahanın;bu duruma verdiği cevap çok anlamlıdır,yanılabilirim ancak islam ve demokrasi ile ilgili tespitlerinde,islam dünyası batıyı hep antiemperyalist nosyonla değerlendirmiştir.Çünkü
gerçekten Türkiye ,suudi arabistan,ve mısırın dışında müstemleke olmıyan müslüman ülke sayısı hemen hemen yok gibi idi verilen bağımsızlık savaşlarıyla aynı döneme rast gelen bir çok tanım ve kavramlar,sırf batının değeri olarak görüldüğü için islamla uyuşup uyuşmadığı tartışıldı.
Demokrasi,laiklik,laisizim,sekülarizim,gibi hukuki ,sosyolojik,ve yönetim teknikleriyle,iktisadi doktrin olarak ve üretim biçimi ve çeşidi olarak ortaya çıkan iktisadi kavramları hep öteki üzerinden lanetliyen ve hiçbir yoruma yer bırakmadan tek tip olarak yerli yersiz kullanan dindar tipi karşımıza çıktı.
Gerçekten Değerli iktisat tarihçimiz SABRİ ÜLGÜNERİ’in çalışması ile ilgilenmek yerine marksın kapitalizim tarifi bu müslüman tipine daha cazip geledi.Örneğin Weber hiç ilgisini çekmedi,üretim denen servet yığma faliyetini kabul ettiği halde,üretim araçları içindeki ve üretime katılan emek ve kapital olgusu arasındaki dikotomik ilişkiyi tespit edemedi.Kapitali biriktirmiyen ve kapitalist sınıfa sahip olmıyan bir toplum üretimi nasıl gerçekleştirir sorusunu hiç sormadı,çünkü marksın ütopyası ve kehaneti (sınıfsız toplum,mülkiyetin tasfiyesi,herkesin eşit olması vs)kur’ani kavramlarla daha iyi uyum sağlatıldı(infak,karzı-hasen,kenz yasağı,mülkiyet Allahındır)ve hiçbir iktisadi problem doğru dürüst tartışılamadan bu kavramlarla tartışmanın önü kesildi.Aslında islamın adil dağıtım ilkesi,infak,zekat,sadaka salih amel vs her müslümanın zaten kabul ettiği Vahyi verilerdi,ancak müslümanın talebi,sürekli alan el değil,sürekli birilerinin dağıtmasını bekliyen,asalak geçinen insan değil,tar
ihsel koşullarda değişmiş tüketim tercihlerini karşılıyan bir işe sahip olması idi,bu işte kiralıyacağı emek ise ücret olmalıydı.Bu ücretin de kapitalistin elinde keyfi sömürü aracına dönmemesi için Devletin Sosyal güvenlik mahkemeleri ile mevzuatları ile kısaca hukuk devleti ilkeleri gereği her daim denetleyici olmasıydı,buda despotik veya diktatoryal rejimlerde olamıyacağı idi.
İslam dünyasında yetişen az sayıda müslüman düşünür bu konulara kafa yorduğu için tehditle ölüm korkusuyla ülkelerini terk etmek zorunda kaldı ve Amerika isveç veya diğer batılı ülkelerde özgürce fikirlerini söylediler.(nasr ebu zeyd mısır uleması tarafından tehdit edilmiştir,ve mısırı terk etmek zorunda kalmıştır,Allah rahmert etsin.Fazlurrahman ise hala tekfir edilir e ilk özgür eseri olan İSLAMI amerikada basabilmiştir Allah rahmet etsin)Bu örnekler çoğaltılabilinir.Ancak ülkemizdeki Batının tüketim modeli üzerinden gerçekleştirilen cumhuriyet modernleşmesinin dini ve dindarı hastalıklı bir yapı olarak görmesi,hertürlü olumsuzluğu islama mal etmesi cehaletlerinin bir göstergesi olduğu kadar mevcut yapının kenar mahalle çocuklarının eline geçmememesi,ülkenin tek sahibi olarak gördükleri kendilerinin ilericiliklerini dinden arındıkları sürece ve bilime tapıldıkça mümkün olunucağı tezinden hareketle,tanrı ve bilim!in aynı yerde bulunamazlığı iddası ile sürekli çağdaşlık adına,ilericilik adına bu tip saldırgan yazılaryazdığıda bir vakıadır.Özdemir ince ve türdeşleri herzaman olucaktır.Ancak biz sorunlarımızı her daim tartışabilmeliyiz.
Deniyor ki: “…Özdemir ince gibi yeminli ideolojik saplantılı,figürlerin ölçü olarak ortaya konulması,….”
Burada yazanlar arasında (Mustafa Bey dahil) bir tane ideolojik saplantısı olmayan var mı? Saplantı aksi yönde olduğunda dikkat çekiyor.
Gene deniyor ki: ” Ben bugüne kadar hıristiyanlıktan veya musevilikten örnekler veren tek bir ateiste rastlamadım..”
Bu sizin sorununuz. Ateist dinler tarihçileri her dinle, başta Tanrı ile uğraşır.
Bu siteyi kastediyorsanız, burada niçin Fransa, İngiltere, İtalya politikaları tartışılmyorsa aynı nedenle Hıristiyanlık da tartışılmıyor. Çünkü Türkiye’de yaşıyoruz ve bizi Türkiye politikaları ile İslam’ın gidişatı ilgilendiriyor.
Sayin Orkun Tarakci dedi:
” Grand Sen~or üstadımın bazen sert te kaçsa ”
Ne yani bazilari gibi tatli, tatli konu$up Ananizi mi aglataydim?!
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
grand senyor abicim.önce büyük adam nasıl olunur onu bilmek gerek.
1.ya çok çalışacaksın.
2.ya çok zeki olacaksın.
3.hatrı sayılır bir yeteneğin olacak.
çok çalışıp büyük adam olmak için,size uygun olan şartları birileri hazırlaması ve destek çıkması gerekir.
çok zeki olabilirsiniz,ancak bu zekanızı kullanacak uygun ortam size hazırlanmazsa yine pek bir işe yaramaz.
yeteneğiniz olabilir ama bu yeteneği ortaya çıkaracak uygun ortam bulamazsanız yine heder olursunuz.
biz millet olarak çalışmıyoruz,zeki insanlarımız gavura gidiyor orda kalıyor.türkiyenin uyuzlarıylamı uğraşacak.yetenek desen kimse böyle bir şey aramıyor.
benim için büyük adam oktay sinanoğlu’dur.zeki bir bilim adamıdır.ama çocukluğunda apar topar gavura gönderirler.adam türkiye’de harcanmasın diye.
biz zekamızı,yeteneğimizi törpüleyen yan gelip yatan bir milletiz.türkiye’de birşeyler yapamaya çalış kahır sahibi olursun.mantık bir defa değişik işliyor.
arap hiçbir zaman düşünmez,bir silah yapayım,bir tank yapayım.bir kese kağıdı üreteyim.biz ne zahmetler çektik.hala bir otomobil yapmaktan aciziz.anka kuşunun bile motoru alman malı.
abd dünyanın dört yanına üs kurmuş.bizim böyle bir düşüncemiz var mı?neyse uzatmayayım.devletin argeye,teşviğe,kalkınmaya verecek parası yok.çünkü sürekli borç faizi ödüyor.sen kendi başına ne yapabilirsin?bir şey yap devlet üsütüne çullansın vergide vergi diye.ne müslümanlardan nede türkiyeden adam çıkmaz abicim.boş yere debelenmeyin.
Aslinda bu Seko-fa$o’nun Buyuk Adamlari Muslumanlar’dan cikmadir da bunun haberi yoktur.
Bakin Bertrand Russell $oyle der:
Bati Bilim’i uc temel uzerine kuruludur:
1. Aksiyomatizasyon
2. Abstraksiyon
3. Eksperimentasyon
Bunlardan birincisi Yunan-i Kadim’in eseridir, diger ikisi de Muslumanlarin. Yani geriye, Bati’ya yapilacak i$ birakilmami$ – e$$ekler gibi cali$maktan ba$ka.
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Mehmet Er dedi:
” 1-Bırakmıyorsunuz ki Müslüman olalım! ”
Mah$er’de de dersiniz ki:
” 1-Allah’im bırakmadilar ki Müslüman olalım! ”
Allah da sorar:
“Kureyi$ de birakmiyordu ki Musluman olsunlar! Onlardan dileyen nasil Musluman oldu?”
Buna nasil cevap vereceksin Azizim Er?
Saygilarimla.
Grand Sen~or.
Sayin Orkun Tarakci dedi:
“Grand Sen~or üstadımın bazen sert te kaçsa gayet yerinde bence.”
Orkun Beycigim sertlik gormek isteyen $una baksin:
http://alaaddinscave.googlegroups.com/web/basortu3.jpg?gsc=YFUc5RYAAABRxX9ar5hiVNKiKD5oDdj3Y-xFN0UfF27fBnvAImAK-w
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Bigalioglu dedi:
” size uygun olan şartları birileri hazırlaması ve destek çıkması gerekir. ”
len ne kolemen adamsiniz ya, ille birileri arka cikacak, bir$eyler hazirliyacak, siz lupe konacaksiniz;->>
Len bir kere de Allah rizasi icin “Abicim var ya, boyyuk adam cikarmak icin uygun olan $artlari hazirliyacagim ve boyyuk adam olacaklara destek olacagim, arka cikacagim, bu cali$malarimi engelliyenlerle de duzenbazliklarini darmadagin etmek icin sonuna kadar bogu$acagim! Allah ba$ka turlusunu dilemedikce de bu i$ten vaz gecmiyecegim!” de be e$$ek sipasi!
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Abidin Bey Merhaba,
Uzun zaman oldu, yazılarınızı özlemişiz. Bende özel bazı sebeplerden ötürü siteden uzak kaldım.
Ben konuya farklı bir açıdan bakmak istiyorum ve ne düşündüğünüzü doğrusu merak ediyorum/önemsiyorum. Her ne kadar günümüzde İslam coğrafyasına yapılan eleştiriler görünürde haklı/gerçek isede, bilindiği üzere ilk dönem müslümanları dönemlerinin en ileri medeniyetlerini teşkil ediyorlardı. sanırım ortak kanaat Osmanlı’nın bir müslüman devlet olarak zirveye ulaştığı yönde. Htırlarsanız bir yazımda Prof. Dr. İlber Ortaylıdan konuya ilişkin bir alıntı yapmıştım. Mealen; Roma batı için ışıktı, aydınlanma idi. Romanın yıkılmasıyla üstünlük Osmanlıya geçti,… Diyordu İlber Hoca ve vurguladığı şey coğrafi büyüklük değil,her manada üstünlüğün doğuya geçmesiydi . Dün ilerici İslam coğrafyasıyla bugünki ilerici, gelişmiş batı arasında mutlaka bir benzerlik olmalı. İki farklı kültür, iki farklı din,… Her ne kadar Mustafa Bey ekonomik değişimin güç dengesini etkilediğinden bahsetsede, ki haklıdır, batı ve doğunun dönemsel yükselişinde ortak değerin “Adalet” duygusuyla açıklanabileceğine inanıyorum. Benim için örnek kaliteye sahip ülkücü kökenli yazarlarımızdan rahmetli olan Ömer Lütfi Mete bu konuyu çok iyi açıklar. Bugün gelişmiş batılı ülkelerin tamamında vatandaş hiç olmazsa görünürde dahi olsa devletinin yurttaşına eşit davranacağını bilir/inanır. “Emaneti ehline verin” emri o ülkelerde hayat buluyor. Ancak, ülkemizde ve bütün İslam coğrafyası bu emre itaat edildiğini söyleyebilir miyiz? Boğaziçi Ünv.’den mezun iki arkadaşım Elazığ Fırat Ünv.’de dilden elendi (Değil elemek, sınav yapacak çapta tek hoca yokken). Aynı arkadaşıma İsrail’den davet geldi. Bilkent bilgisayar mühendisliğinden mezun (Burslu) bir arkadaşım kendisiyle çok uğraşıldığı için dayanamadı istifa etti, doktorasını yaktılar, üniversiteden ayrıldı. Mutlaka sizinde yaşadığınız, bildiğiniz bir çok örnek vardır. Sıradan davaları geçtim, kamuoyunun takip ettiği hangi davada bugüne kadar adalet duygumuz tatmin oldu?
Hülasa, aslolan bence adalettir. Emaneti ehline vermedikçe içine düştüğümüz geri kalmışlık her neyle izah edilirse edilsin bence eksik kalacaktır. Saygılar, selamlar,…
Av. Cengiz GÜLAÇ
hehehe…hocam mantık farklı işliyor diyoruz.devletin bilimsel gelişmelere ayırcak parası yok.üniversitelerin bilimsel çalışma ödeneği yok,bırakın hocaları bile yok.bizde üniversiteler bilim yuvaları değildir.bir okuldur,bitirip fazla yorulmadan çalışmak için.
devletin zihniyet yapısı böyle.öte taraftan özel şirketlerde aynı mantığa sahiptir.çinden 20 kuruşa mal getir 1 liraya sat.arge felan yok.
insanımızın mantığıda hazırcı mantıktır.bir şey öğreneceksen gavurdan öğreneceksin.sen gavurun öğreneceği bir yeni bilgi sunamazsın,bir buluş yapamazsın.herşeyin en iyisini en güzelini gavur bilir yapar.
toplumlar arasındaki düşünce biçimi farklı.bu farkta etken kültürdür,eğitimdir,inançtır.bizim toplumumuz duyarsızıdır,eğer duyarlı olursa ispiyoncu,gammazcı olur.kimse başkasının ekmeğiyle oynamaz.ekmeği yiyen görevini yapmasa bile.hiçbir sorumlu kişi yaptığı hata yüzünden görevinden uzaklaştırılmaz.çünkü bizde yetki vardır,sorumluluk olmasa bile.türk toplumu duyarsızlığını devam ettirdiği sürece bu ülkede hiçbir şey değişmez.ülkede birşeyleri değiştirmeye çalışanın kellesi gider.çünkü çok fazla insanın çıkarlarını zedeler.sistem çarpık ve kimse düzeltmeye cesaret edemez.sen 10 yıl boyunca iktidar olmak için debelen,sonra düzeltmek için çabala, bir daha iktidar yüzü göremezsin.çünkü toplumun dokusuda bu çarpık sisteme adapte olmuş.
o yüzden biz konuşur,konuşur,kunuşuruz.yiyorsa seçim barajını %5 yapsınlar.yiyorsa dokunulmazlıkları kaldırsınlar.yemez.çünkü elinde imkan olduğu halde yargı reformunu yapmadı AKP.adaletin olmadığı bir ülkede hiçkimse güvende değildir.her iki taraf içinde.
işte eyle.siz bunları bilmiyormusunuz ki,neden adam çıkmıyor diye soruyorsunuz.akıllı adam bu ülkede en yanlız olan adamdır.akıllı adam imkanı varsa ya bu ülkeyi terk eder yada bir noktadan sonra umudunu kaybeder.benim çocukluğumda eğitim sistemi bozuktu.aradan 25 yıl geçti hala eğitim sistemi bozuk.
işin özü,gavur bilimle, teknolojiyle uğraşır.biz birbirimizle.konuşmaktan ve suçlamaktan başka bir şey yapmayız.her şey vatan için,pardon!!!her şey kişisel çıkarlar için…ne demiştim.cehalet bencilliği getirir,bencillik felaketi.felaket ama bencil olan için değil,diğer bir çokları için.
Saygıdeğer Cengiz bey selam ve hürmetler;yazınızın sonundaki fırat ünv.si ile verdiğiniz örneklere binlerce si eklenebilinir,düşünün birkez öğrencinin başarı şansı, başındaki akademisyenin ruh sağlığı ile bire bir ilintili,bu gün görüştüğüm bir akademisyen yeğenim,çalıştığı faküldeki prf ünvanı almış akademisyenlerin özelliklerinden bahsetti,bu tip süreçlerden geçen herkes,ya bana yapılanı tasvip etmiyorum bende şu göreve geldiğimde daha ADİL olucağım diyecek yada bana nasıl çektirdilerse aynı saçmalıkları bende benden sonra geleceklere yapıcağım diyecektir.
Bizim toplumumuz ağırlıklı olarak ikinci yolu seçiyor,bu sebeble kurumların düzelmesi mümkün olmuyor.Osmanlı çok enteresan bir imparatorluk,Patrimonyal bir yapı ağırlıklı yani tüm toprakları mülkiyeti olarak ve tüm tebayı evladı gibi gören ve tüm evladının bekası için öz oğlunu öldürebilen bir siyasi yapılanma,bu günden de geriye gittiğimizde rahatlıkla anlıyabileceğimiz ve kabüllenebileceğimiz bir durum değil muhakkak,ancak bugünün gözlüğü ile baktığımızda anakronik bir durum ortaya çıkar ve hatalı olur.Önce Osmanlı derviş devlet,islami olduğu tartışılır,örfi hukuk hep şer’i hukuğun önünde,ancak hiçbir komplekse kapılmadan,önemli görevlere rum, ermeni,polonyalı,macar,sırp,vs,getiriliyor,padişahnasıl olurda bir sırptan “DÜNÜR”olurmu demiyor kız alıyor.Bunu bugünkü Irkçı kafataşcı (Abdullah Gülün kökünü araştıran veya faşit olduğu alenen bilininen fakat bir türlü kendisi cesaretle söylemiyen parti/lerin anlaması mümkün değil.
Fakat sorunun başka bir yönüne değinmek istiyorum.Bir panelde İsmini vermiyeceğim bir müfessir akademisyen ilahiyatçı,batı ile aramızdaki farkı şöyle ortaya koydu,”ONLARIN DİNLERİ İŞİMİZ GİBİ-İŞLERİ DE BİZİM DİNİMİZ GİBİ”Yaşı bir hayli ileri ve uzun yıllar dışarıda görev yapmış bu saygın akademisyen bir batı hayranı değil,tıpkı benim gibi ne batıya gideceğim,nede merak ediyorum,ancak batıdaki bir hakim bir savcı mesaisi bitince sıradan bir vatandaş oluyorsa,Batılı bir genel kurmay işine bisikletle gidebiliyorsa,bir okulu ziyaret eden bir millieğtim bakanı öğle tatilinde sıradan bir insan gibi okulun kantininde mesainin açılmasını bekliyorsa(inanın bu verdiğim örnekler birebir canlı olarak tahukkuk etmiştir,enson belçikya türkiyeden giden bir öğretmen arkadaşın tanık olduğu bir olay)yani eskortlar yok,yollar trafiğe kapanmıyor,hamili kart yakınımdır yok,bu işi nasıl başardılar?Hadi dinleri eğri tamam ya işleri nasıl böyle düzeldi,iki cihan savaşı geçiren ve birbirlerinin gözünü oyan bu uluslar nasıl böyle oldu,biliyormusunuz Türkiyeye tatile gelen turistler ençok trafik kazasını “YAYA GEÇİTLERİNDE “geçiriyorlarmış.Niçin?Çünkü yaya geçidindeki yayanın karşıya geçmesi araba kullanan şöförün vicdanına kalmış.
Geçen ay dini konularda tartışmaya girdiğim bir arkadaş inanılmaz şeyler söyledi,hakaret,aşşağılama,hepsi normaldi,bu arkadaşın Özdemir İnceden hiç bir farkı yoktu,bu arkadaşın müslüman olmasının benim için hiç bir önemi yoktu,oda beni zaten müslüman kabul etmiyordu,şimdi şöyle düşünelim,Türkiyenin tamamı o arkadaş veya benim gibi insanlardan oluşmuş olsa,kimin haklı olup olmadığı önemli değil,bizim barış içinde yaşamamız mümkün olabilirmi?Bırakın aramızda bir tanrı tanımazın olmasını,bir yahudi veya hristiyanın olmasını,zaten onların hiç yaşama şansları yok,ancak benim için tek ölçü müslümanın her alanda,kazanmasından,harcamasına ,beşeri münasebetlerine kadar model olmak zorunluluğu,fakat benim dışımdakilerde bu davranışı görünce zorunlu olarak soruyorum bu eksiklik bizde niçin bukadar fazla.Bu gün Ali Bulaçın bir yazısını okudum,(haber 10 da)ve inanın kahroldum,ve hala fıkhi hükümlere göre aradığı cevapla ADALETİ tesis ettirecek,o fıkıh ki kendini yenileme yerine söylenenleri söyliyerek taklid ederek,günümüz müslümanının sorunlarına çare bulmaya çalışıyor.El İnsaf.SELAM VE HÜRMETLER MUHTEREM CENGİZ BEYCİĞİM.
Sayin Bigalioglu dedi:
” şte eyle.siz bunları bilmiyormusunuz ki,neden adam çıkmıyor diye soruyorsunuz. ”
len bendeniz bunlari bal gibi biliyorum, i$te onun icin burada yazip ciziyorum, cunku bendeniz bunlardan cok, daha cok $eyler de biliyorum. Sen zannediyorsun ki gelecek boyle uyuzlarin elindedir, bunlara kar$i hicbirseycikler yapilamaz. Bendeniz hic de oyle sanmiyorum, bendeniz diyorum ki bu zalimler gidecek, yerine gercek hak sahipleri gececek. Bu i$ nasil olacak onu da burada adim, adim gosteriyorum. Akledenlere hitap ediyorum, akletmez, umitsizlige kapilmi$ dumbeleklere degil. Cunku bendeniz biliyorum ki:
“Allah’dan umidi ancak kafirler keser.”
Dikkat et kufre dalma!
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Bigalioglu dedi:
” işte eyle.siz bunları bilmiyormusunuz ki,neden adam çıkmıyor diye soruyorsunuz ”
Aslinda bu soruyu ben sormuyorum, seko-fa$onun teki soruyor. Bendeniz onu bu soruyu sordugu icin degil seko-fa$o cemaatine mensup oldugu icin sorguluyorum. Bendeniz bu zalim sekularo-fascistlerle sonuna kadar mucadele edecegim, bunlarin duzenbazligi Allah’in vaadettigi gibi darmadagin edilene kadar. Sense bu zulum kumkumalarina meydani birakmi$, teslim bayragini cekmi$ gibisin. Bak $uraya bir mezar actim senin icin, hadi gir de uzerine bolca toprak atayim! Topragin bol olsun diye;->>
Bekle, bekle sen bunlar seni boyyuk adam olsun diye pohpohliyacaklar, seni ku$ sutu ile besleyecekler, universitelerinde cifte PC’li masalar, yumu$ak koltuklar vercekler, sana takmiyacaklar, $ey yani sana madalya takacaklar;->>Tabi universiteye girerken ba$ortunu cikarmayi unutmaz, sakal-etek tra$i olmadan gelmez, $alvar, carik giymezsen;->>
Bak, bak suraya bak da ibret al, bunlar firsat bulunca ananin, avradinin, bacinin girtlagina nasil sarilirlar:
http://alaaddinscave.googlegroups.com/web/basortu3.jpg?gsc=YFUc5RYAAABRxX9ar5hiVNKiKD5oDdj3Y-xFN0UfF27fBnvAImAK-w
okuz gibi de baksaniz olur!
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Yaz dostum altı üstü beş metrelik bez için.
Yaz Site’ye bir daha,
Tut defteri, kitabi
Sari Cizmeli Mehmet Aga
Birgun oder hesabi
Grand Sen~or üstadım,
Sertlik izafi bir kavramdır malumun, bu sebeple fazla alındınız sanırım. Sonraki cümlelerimi tekrar okursanız aslında sizi nerede algıladığımı daha iyi anlarsınız. Aslında bunun da konu itibariyle bir önemi yok aslında değil mi? Allah herkesin mizacını farklı yaratmıştır, bu da senin mizacın.
Selametle,
“Allah’dan umidi ancak kafirler keser.”
Dikkat et kufre dalma!
Allah’dan ümit kesilmez,can bedenden çıkmayınca.benim anam küfre daldı hocam.Allah’dan ümidini kesti.doktora koştu.
ben,sekiz aylıktım.küçücük bebek ateşler içinde yanıyor.dedem çok dindar bir insandı.3 gün boyunca Allah’tan ümit kesilmez diyip başımda okuyup durmuş.3. gün morarmaya başlamışım ve anam bileziklerini bozdurarak beni doktora götürmüş.doktor zatürre olduğumu söylemiş ve 1 gün daha gecikseymişim ölecekmişim.eğer Anamda Allah’tan ümit etmeye devam etseydi.dedem Allah’ın takdiri böyleymiş diyecekti.Allah ölmemi takdir etmiş olacaktı.
söylemlerinizle eğer tribünlere oynuyorsanız,potansiyelinize yazık ediyorsunuz.Atatürk ne demiş “bilim en gerçek yol göstericidir.” Allah herkese akıl,fikir vermiş.bizler sahip olduğumuz aklımızla doğru yolu bulacağız.
siz hiç dikkat ettiniz mi, Allah sevdiği topluluklara mı peygamber göndermiş, yoksa sevmediği topluluklara mı?yahudileri çok sevdiğinden mi 20 küsür peygamber gönderdi diye düşünmeden edemiyor insan.
bu memleketten adam çıkmaz hocam,çıkartmazlar.sahtekarlık,üçkağıtçılık,düzenbazlık,yangelyatçılık hem devletin hem milletin kanına işlemiş.herkes karşısındaki suçlar ama kendinde hiç kabahat aramaz.ne zaman kendimizi eleştirmeye başlarsak belki bir mum ışığı yanar.ancak ampul yakmak için daha çok onyıllara ihtiyaç var.
siz gelecek güzel günleri göremezsiniz.bir ayağınız çukurda,belki yavaş yavaş günah çıkartmaya başladınız.bence herşeyi çok fazla kafanıza takmayın.bir misyon yüklenmek için üzgünüm, yeterli potansiyeliniz yok.belki entellektüel birikiminiz yüksektir. ancak konuştuklarınız karşınızdakinin anlayabildiği kadardır.o yüzden seviyenizi düşürmeniz misyonunuz adına bir artıdır.yoksa söyledikleriniz nefs tatmininden öteye gitmez.bu yazı altında yazdığım bütün yorumlar doğrudur.tarafsız bir gözle bakmaya çalışırsanız belki görebilirsiniz.
olanca lafı söyleyip,sonrada saygı duymanızda ilginç olmuş hani.neyse,konuş konuş bitmez.birbirimize birer artı veremediğimiz sürece her şey bir lakırdıdan ibaret olacaktır.o yüzden size karşılık yazmayacağım.eskisi kadar hevesli değilim.ateistlerle yaptığım uzun tartışmalardan sonra yazma hevesim eskisi kadar kalmadı.
Bigalioglu dedi:
“Allah’tan ümit etmeye devam etseydi.dedem Allah’ın takdiri böyleymiş diyecekti.Allah ölmemi takdir etmiş olacaktı.”
sen bunlari Allah’in :
“Allah’dan umidi ancak kafirler keser.”
ayetine yorum olarak soyluyorsan sana sorum su olurdu:
“Sen kendini ya$iyor mu saniyorsun?”
Yine dedin ki:
“Allah herkese akıl,fikir vermiş.bizler sahip olduğumuz aklımızla doğru yolu bulacağız.”
Allah oyle demiyor Kitabinda sen bunlari nereden uyduruyorsun?
daha “akletmek” ne bilmiyorsun, nasil akledebilesin ki?
Bak bir zahmet suraya tikla da “akil”‘la ilgili bolumleri gozden gecir, belki i$ine yarar:
http://www.sakirkocabas.com/concept.html
ha elin deymi$ken orada “ilim”‘le ilgili bolumleri de bir gozden gecir.
Geri kalan Allah’tan umit kesmi$lere ait safsatana ancak su ayeti tekrarlamakla yetinebilirim:
“Ancak kafirler Allah’tan umidi keserler.”
Sen bu ayete kulak ver kufre dalma.
Bosver bu “bu memleketten adam çıkmaz” lafini, ciksa gorebilecek misin? sen ona bak;->
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Bigalioglu dedi:
” benim anam küfre daldı hocam.Allah’dan ümidini kesti.doktora koştu. ”
senin Anan kufre dalmadi, Anan’a hakaret etme! Anan Allah’tan umidi kesmedigi icin elinden geleni ardina koymadi, bana gore umitsizlik icinde kufre dalan sensin. Anan Allah’tan umidi kesmedigi icin doktora ko$tu, fakat sen bunu akledemiyorsun. Cunku “akil” ne bilmiyorsun! Dede’ne de hakaret etme!Kimbilir belki de o Allah’tan umit kesmedigi icin Allah sana sagligini iade etmi$tir, yoksa her Doktor’a zamaninda giden hayatta kalir diye bir %100 bir bilimsel olasilik yok. Ama neyse senin bilimden de pek haberin yok, nereden bileceksin ihtimal hesaplarini.
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Sayin Bigalioglu, daha once gectigim ayetin tamami su:
“012.087. “Ey Ogullarim! Gidin, Yusuf’u ve kardesini arayin. Allah’in rahmetinden umidinizi kesmeyin; dogrusu kafirlerden baskasi Allah’in rahmetinden umidini kesmez.”
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Bigalioglu dedi:
“siz gelecek güzel günleri göremezsiniz.bir ayağınız çukurda”
Atam Ertugrul da senin gibi du$unup yan gelip yatsaydi, birak guzelini bendeniz belki de bu gunleri bile goremezdim ;->
Azizim bu yazdiklarina bakiyorum, senin yasadigini zannetmiyorum. Bana oyle geliyor ki sen bunlari oldukten sonra yaziyorsun. Yani iki ayagin cukurda, uzerine de bir kume toprak yigilmi$, ba$ucuna bir ta$ da dikilmi$ “Bigalioglu Olumu: 24 Temmuz 2010, Huvelbaki” yazili ta$in uzerinde.
Toppagin bol ossun Bigalioglu!, ne diyeyim;->>
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Bigalıoglu,
Hikayeniz, Amerika’da 30 gündür hasta olan çoçuklarını doktora götürmek yerine dua etmeyi tercih eden ve çoçuğun ölümüne sebep olan ailenin hikayesini hatırlattı. Çoçuğun ailesi 30 gün boyunca dua ettikleri halde hala çoçuğun ölmüş olmasını yeteri kadar inançlı olmadıklarına bağlamışlardı. Bildiğim kadar ile çoçuğun ailesi nmahkemeye felan verildi.
Haber için :http://www.foxnews.com/story/0,2933,341574,00.html
İyiki anneniz bileziklerini bozdurup sizi doktora götürübilmiş. Oda dedeniz gibi işi duaya havale etmiş olsa idi… Sadece bir bebek ölümü olarak istatistiklere gececektiniz, şu an bir çok islam ülkesinde olan yüksek bebek ölümleri istatistikleri gibi … ne hikmetse bu istatistikler hep batıda düşüktür. Ama Allah’ın sevgili kulları müslümanlar arasında yüksektir, birde insanların ortalama yaşam süreleri batıya nazaran baya kısadır. Neden?
Modern tıp sayesinde olabilir mi?
Saygılar
erdem
Erdem Bey dedi:
” Ama Allah’ın sevgili kulları müslümanlar arasında yüksektir, birde insanların ortalama yaşam süreleri batıya nazaran baya kısadır. Neden?
Modern tıp sayesinde olabilir mi? ”
Bigaliya bak cevabini al, tembel de ondan, o sizin ovundugunuz Modern Tib’bin temelini ise Allah’in gercekten sevgili ve cali$kan kullari atmi$tir, ama sizin de Bigalioglunun da bundan haberiniz yoktur, yenik, bitik bir halde sucu birbirinizin, dua edenlerin uzerine atmaktan ba$ka bir i$ yapmaz, yapamazsiniz, oole caresizlik icinde olumu bekler durursunuz, aslinda olmu$sunuzdur de farkinda bile degilsinizdir;->
Sonrada size bir seko-fa$o cikip:
“Len sizden niye buyuk adam cikmiyor?”
deyionce cevabiniz hazirdir “Duacilar yuzunden!”
fakat gercek cevabiniz $udur:
“Abi biz olmu$uz yaaa!, sen de tutturmu$sun, bizden neden buyuk adam cikmiyor diye, cikmaz Abi cikmaz, siz varsiniz ya, sag olun! Garsuuuun! bi bira daha cek Abime!”
Ne dua etmeyei bilirsiniz, ne de cali$mayi, olmadik duaya “Amin!” demekte de ustunuze yoktur geberikler siz de!;->>
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Grand rumuzlu arkadaş aslında tasvip etmesem de orijinaldi.
Saçmalasa da…
Fakat “bigalıoğlu” rumuzlu arladaşla girdiği polemik, “grand” rumuzlu arkadaş hakkındaki düşüncelerimde ne kadar haklı olduğumu bana gösterdi.
Beyefendi diyanet ahkamına geçti. Tipikleşti. Artık farklı işaretler, bildiğimiz alfabe ile alay eden imler kullanmasının esasen anlamsız olduğunu bize gösterdi. Bu şekilde ilgi çekmeye çalışsa da, temelde kendini eşsiz bir din alimi görme kompleksini gizleyememeye başladı.
Yahu azizim, bırak herkesi kendine. Sana ne?
Sen bu diyanete yöneltme misyonunu nereden ve kimden alıyorsun?
Bırak kardeşim. Geç bunları.
Senin söylediğin klişeleri herkes biliyor.
Kendini ilahi manada üstün görme niteliğini bertaraf et. Bu manada nefsini yenmeye çalış. Mütevazı ol.
Belki bigalıoğlu senden daha üst bir seviyededir.
Burada bir şekilde görüş beyan edenleri, din-i islama davete kalkma. Bakalım insanlar seni o mertebede görüyor mu?
Sen “seko-faşolar”dan bahse devam et. Daha az hırpalanırsın. Geriye kalanı beyhude.
Referanduma neden “evet” derdin açıkla uzun, uzun. İmla hatalarını zihnimde düzelterek ne yazacağını da bilerek okumaya çalışırım. Arada “yavşak” “şerefsiz” “len” gibi sözleri de sıkça kullanabilirsin. Hem sana ‘alim’ diyenler de olacak. Ne güzel işte.
Arik Boga dedi:
” Referanduma neden “evet” derdin açıkla uzun, uzun.”
Arikcigim sen daha bunu demedem bendeniz abdala malum olmu$ olacak ki cevabini Hermes’e vermi$ bulunuyorum. Bir zahmet diger ilmekten okuyuver.
Yani kisacasi “Kimin …… referandum yavv?!”
Bak $oyle du$un, bendeniz basit bir muslumanim, yazilanlara bu acidan kar$ilik veriyorum, bu yazilari buraya yazanlar alim de olsa muallim de benim icin gercekten hic farketmiyor, cunku bendeniz salt yazilana kar$ilik veriyorum. Siz de oyle yapin, ba$iniz agrimaz;->
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Arik Boga dedi:
” Yahu azizim, bırak herkesi kendine. Sana ne? ”
Ya dii mi, “birak herkes kendine“, mesela Grand Sen~or da kendine. Sana ne? dii mi;->>
filim adamsin len;->>
fakat bendeniz seko-fa$olarin yakasini birakmiyacagim, bu zalimler icin “birak herkes kendine” asla demiyecegim, kabul etmiyecegim, cunku bunlar “birak SPEElerin yasalari kendine” demiyenlerin ta kendileridir.
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
“SOLCULARLA MÜCADELE DERNEĞİ
GENEL BAŞKANI
ALİ BERAL”
Yav Ali Bey artik guncelle$in yaa, ayip oluyor. Adinizi
Secularo-fascistler’le Mucadele Dernegi‘ne cikarin, golge boksu yapmaktan kurtulursunuz, gercegi pataklarsiniz. Bu seko-fa$olar yanar donerdir, bir bakmi$iniz solcu, bir bakmi$siniz sagci, fakat her halu karda tekyasalcidir bunlar.
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
lıderler toplumların onune hedef koyabılen ınsanlardır ve genelde hedefe vardıklarında olandan daha ılşerıye gıdebılmek ıcın de bırtkaım ılkelerı mıras bırakırlar bu nedenle ata olurlar onder olurlar buyuk olurlar
peygamberlere Tanrı katından buyruklar ve ogutler ındıgınde peygamber uzerlerıne dusen gorevlerı yerıne getırırler onlar da onder olur buyuk olur ılgınctır kı sonrasında onların getırdıklerı de yozlasır yabanlasır amactan sapar ve kargasa ve gerılesme yenıden yaygınlasır ve gene bırılerı cıkmalıdır
hayatta en hakıkı mursıt ılımdır ılım ve fennı ılerlemek ıcın hakıkı yol benımsedık ılım cınde olsa bıle alınır —- alın bu sozlerı toplayın carpın cıkarın sonucta ıster laıkler deyın ıster muslumanlar her ıkısının de vardıgı yer ne yazık kı aynıdır
demek kı sorun onderlık sevıyesıne erebılmıs zekılerde ya da bırının dedıgı gıbı aklı evvellerde degıl sorun ınsanlık tarıgının dogal dongusunde degısmeyen yasasında gızlı ….
bu da Tanrının bır yasası – suphesız kı ınsan pek nankordur
Yeni Zelandali haci, bize ne zaman basarili cok yasalci bir iki ulke gostereceksin? Nedense aklima gelen cok yasalci ulkelerde kan govdeyi goturuyor. Bu bir talihsizlik midir? Keske Hamurabi’ye danisabilsek. Dua etsek isitir mi?
Bugünlerde bir haber vardı, füzyon reaktörü için TIRR diye bir konsorsiyum kurulmuş.Füzyon reaktörü, güneştekine benzer enerji üreten bir reaktör olacak. Herhangi bir doğaya yan etkisi olmayan sınırsız enerji kaynağı olabilecek bir teknoloji…
Bunun için bu konsorsiyum, şu ana dek 13 milyar dolar harçamış. 17 milyar dolara ihtiyaç varmış onu derlemeye çalışıyorlarmış.
Konsorsiyumda olan ülkeler; ABD, Avrupa B., Çin, Rusya, Güney Kore, Japonya, Hindistan
Neden bunların arasıda bir müslüman ülke yok? Elin hintlisi, çinli koministi ve güneşe tapanı(japon) varda neden bir müslüman ülke yok?
Neden müslümanlar bu gibi konularda haber olmak yerine, üzerine bomba sarıp patlatmakla, uçaklara binip kulelere dalmakla, buda heykeline havanlarla saldırmakkla, kadınları boğazına kadar gömüp taşlamakla (taşlar ne çok küçük nede çok büyük olacak, daha çok acı çekmesi için), dizine kadar etek giydi diye hristiyan kadınları kırbaçlamakla vb … haber oluyorlar.
Neden dünyaya entegre olamamış bir islam dünyası var. Bir hintliden veya çinliden daha zor şartlarda mı yaşamaktadır? Onlardan daha mı fazla haksızlığa uğramıştır?
Neden bu kadar hem kendi ile hemde dünya ile kavgalı bir islam dünyası var?
Irak’ta sivillerin yüzde kaçı intihar saldırılarında öldü biliyormuyuz? Doğru o sivillerde cennetlik oluyorlar!
Mustafa Akyol gibi ılımlı iddasında olan biri bile, Mavi Marmara olayı ile kaleminden hamaset damlamadı mı? F. Gülen bile bu kavgacı kışkırtıcı atmosferin hışmına uğramadı mı?
erdem
Erdem Bey sordu:
“müslüman ülke yok?”
cevabi basit tabii ki:
“Musluman Ulke” yok ki, olsun.
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Erdem bey, siz Grand Senior’un lugatini henuz bilmiyorsunuz. Dogrusu soyle: Musluman SIPA’lar var. Hakki beyin SIPA’ligin en buyuk dusurudur, ve SIPA’ligi yaymak icin 40,000+ saat emek sarfetmistir. Ayrica SIPA’lari entegre eden guzide bir Protokolu var Grand Senior’un. “Protokol nedir?” diye bile sormaniza firsat birakmadan ikide bir kesip yapistirir destani. Bekleyin de gorun.
Bu vesileyle onun elini oper, goBEKKOsunu tekrar kasirim.
Mustafa Bey iyi bir konuya temas etmis.
Meselenin degisik boyutlari vardir. Mustafa Beyin ifade ettigi gibi meselenin ekonomik yönü önemlidir. Müslüman devletlerin ekonomilerinin güclü oldugu devirlerde ayni zamanda itikatlerinin de saglam oldugu göz ardi edilmemeli diye düsünüyorum. Saglam itikat islamin temel hükümlerine saygiyi ve onlari kendi hayatinda yasamayi icabettirir. Buna her türlü sosyal ve iktisadi münasebetlerdeki islami davranis bicimleri, kaideler dahildir ve kisiler arasinda da bir ayirim gözetmez (ha devlet baskani, ha da sade vatandas).
Bediüzzaman bu hususa isaretle “Bizim düşmanımız; cehalet, zaruret, ihtilaftır” der.
Yine sual/cevap seklinde yazdigi bir yazisinda soruyor ki,
Suâl: “Tarif ettiğin meşrûtiyetin ne miktarı bize gelmiş ve niçin bütün gelmiyor?”
—Buradaki “mesrutiyet” kelimesini bendeniz ayni zamanda Cumhuriyet/Demokrasi diye anliyorum—
Cevap: Ancak on kısımdan bir kısmı size gelebilmiş. Zîrâ sizin şu vahşetengiz, cehâletperver, husûmetefzâ olan sarp dağ ve derelerinizdeki vahşet ayılarından, cehâlet ejderhasından, husûmet kurtlarından bîçare meşrûtiyet korkar, kolaylıkla gelmeye cesâret edemez.
Münâzarât, s. 29
Bütün halki Islam dairesinde olan ülkelerdeki yönetim bicimlerine bakacak olursak hepsinde
ömrü boyu iktidari elinde tutan liderleri görürüz. Bu istibdat rejimlerinde yeni istidatlarin ortaya cikmasi mümkün mü? Bu ülkelerin ilerlemesini istemeyen ,geri kalmasini ve böylelikle kendilerine muhtac durumda olmasini arzu eden diger ülkeler de bu istibdat rejimlerini korumak ve yasatmak icin yarismiyorlar mi? Misalleri o kadar cok ki…
Bizdeki Atatürkcü/Kemalist veya Mustafa Beyin tabiri ile laikperst takimin gerine gerine ifade ettikleri gibi, günümüzde o sasaali devirlerdekine benzer islami bir devlet yapisi yoktur. Günümüzdeki egitim sistemi ise belli bir ideolojinin tesirinden kalmis ve oradan cikmak istemiyor. Demekki soruyu “80 küsür senedir nicin dünya capindaki teknolojik gelismelerde kayda deger bir basarimiz yok” diye sormaliyiz ve dinimizi bu soruya dahil etmemeliyiz. Dini sosyal hayattan disladiktan, hic bir hususta bir baz veya referans olarak almadiktan sonra, kalkip ta “nicin Müslümanlar böyle?” diye sormak dine karsi yapilan bir haksizliktir. Dolayisi ile Mustafa Beyin hitap ettigi laikperest kültürün ne yaptigi, ortaya ne gibi kayda deger bir basari koydugu hepimizin merak konusudur.
Kemalist cevrelerin seytanin bacagini kirmak ve en nihayet yeni bir cag acmak icin alayi vela ile ortaya attiklari ERKE dönergeci ise bir fos cikmistir. ERKE dönergecinin Atatürkcü oldugunu söyleyen bu cevrelerin simdi ne isle mesgul olduklarini bilmiyoruz.
Saygilarimla…
Bu kadar basit ve uyduruk bir yazıyı sizden bile beklemezdim Mustafa Bey. Demek ticaret yolları değişti diye müslümanların aklı durdu ha? Bu arada, Batıdaki ekonomik gelişimi düşünsel aydınlanmaya değil de, düşünsel aydınlanmayı ekonomik değişime bağlamanız da en kaba materyalistten bile daha kaba bir bakış açısını yansıtıyor. Hemen ardından islam savunusu yapmanızda aynı bir komedi. Önce tüm düşünsel gelişimi ekonomiye indirge, sonra da dinden-imandan bahset! Kendi çelişkilerinizde boğulduğunuzu fark edememeniz çok üzücü.
Son olarak da şunu söyleyeyim; şu ”İslam ilk dönemlerinde altın çağ yaşadı, bilimde pek ilerilere gitti” ezberi de artık sıktı. İslamın o dönemdeki ilerlemesini sağlayan isimlerden kaçı müslümandır? O dönemki ilerlemede Yunan feslefesi ve batıni ekol temsilcilerinin katkısı nedir? Önce dürüstçe bu soruları cevaplayın; sonra hep birlikte bakalım islam tarihinde İSLAMDAN KAYNAKLANAN bir ilericilik var mı yok mu.
Dünyanın merkezi
Beşeriyetin tarihinde “bilgi ve hikmet” iki defa Doğu’dan Batı’ya, bir defa da Batı’dan Doğu’ya kaydı. İçinden geçmekte olduğumuz zaman diliminde bilgi ve entelektüel zihin üretimi ikinci defa Batı’dan Doğu’ya doğru kaymaktadır.
Farabi, “Hikmet’in ana yurdunun Mezopotamya (Keldani) olduğunu” söylüyordu. Kendine biçtiği misyon, Mezopotamya’dan Mısır’a, oradan İtalya’ya ve Yunanistan’a geçmiş bulunan ilim ve hikmeti tekrar ana yurduna getirmekti. Gazali’ye göre, temelinde Nübüvvet ışığı olan hikmet Yunan’a geçtikten sonra dejenere olmuştu. Sokrat kendisinden önceki filozofların sırtını yere getirmişti, Eflatun Sokrat’ın, Eflatun’un da Aristo belini kırmıştı. Şanı yüce Allah, Aristo’nun belini kırma görevini Gazali’ye vermişti.
Sıvanu’l-Hikme’nin sahibi Sicistani’ye göre, tarihte müziği, özellikle ilk enstrüman olarak ud’u Farslar, astronomi ve mantığı Babilliler, alan ölçümü ve geometriyi Mısırlılar, hesap ve matematiği Fenikeliler, tabii ilimleri Şamlılar, tıbbı Mezopotamyalılar geliştirdi. Hikmet ise Nübüvvetin mişkatından (nur odağı) Doğu’ya ve Batı’ya yayıldı. Çin ve Hind ilimleri ve tefekkürü bu beşeri havzalardan alıp geliştirdiler. Yusuf el Amiri, kendinden emin bir tarzda, hikmeti ilk formüle eden şahsın Lukman Hekim olduğunu söyler ki, yine Sicistani’ye göre Lukman Hekim Hz. Davud’un çağdaşıydı, Şam’da yaşıyordu. Yunanlı Enpedokles hikmeti ondan öğrenmişti. Yunanlı ikinci hakim Pisagor da hikmeti (matematiği, müziği, tabiat ilimlerini) Hz. Süleyman’ın izleyicilerinden öğrenmişti. Pisagor şunu söylüyordu: Hikmet Yunan’da kaybolmuştur, yapılması gereken onu sevmek ve aramaktır. Bu işi yapacak olanlar “filozoflar”dır.
Emevilerin son zamanlarında ve Abbasiler döneminde Müslümanlar Yunan ilimlerini, felsefe ve hikmetini ana yurduna getirmek için seferberlik başlattılar. Mısır, Babil, İran, Hind ve Çin’den iktibaslar yaptılar. Fakat asıl ağırlığı Yunan’a veriyorlardı. Yunan’ın sanat ve edebiyatını, işe yaramaz tiyatro, heykelcilik ve trajedyasını bir kenara bırakıp ilimleri ve felsefeyi ana yurduna taşıma işini başarıyla yürütünce büyük bir medeniyeti inşa ettiler.
İktidar kavgaları ve basiretsizlerin öne çıkmasıyla devran değişti. İlimler, felsefe ve hikmet Sicilya ve İspanya üzerinden Batı’ya geçti. Rönesans, reform ve Aydınlanma doğdu, Avrupa, kadim Yunanlılar gibi, hikmeti bir kenara itti, maddi ilimleri alıp geliştirdi, bundan muazzam bir dünyevi zenginlik türetti. Sanayi devrimi doğdu, arkasından büyük bir askeri ve ekonomik güç kurup siyasetiyle dünya üzerinde hegemonya kurdu. Bu arada Sn. Thomas, Descartes, Kant, Hegel, Marx gibi büyük zihinler yetişti.
Olup biten Malik Binnebi’nin dediğidir: Batı’nın “ruh çağı” 18. yüzyılda sona erip Aydınlanma ile “akıl çağı” başladı. 20. yy akıl çağını kapatıp “eylem çağı”nı başlattı. 21. yy ise ruhunu kaybetmiş ve aklı tutulmuş Batı’nın refahı tüketmek ve mümkün mertebe daha çok adaletsizlik ve tahakküm kurmak suretiyle ömrünü uzatmaya çalışacaktır. Ancak İlahi sünnet hükmünü icra etmektedir: “Allah’ın günleri (Eyyamüllah)” değişmekte, Nebiyyü’l-asr’ın işaret ettiği “İkindi vaktini (asr)” yaşayan beşeriyetin ağırlık dengesi ikinci defa Batı’dan Doğu’ya doğru kaymaktadır.
“Eksen kayması” tartışmalarını yaparken bilgi ve hikmetin tarihte takip ettiği yol haritasını ve karşılıklı güzergahları iyi takip etmek lazım (Bkz. Ali Bulaç, İslam Düşüncesinde Din Felsefe/Vahy Akıl İlişkisi, İst, 4. Bsm. S. 62 vd.) Sarkaç dengesini tam orta noktada bulacaktır. Çin ve Hind temel iddialarından vazgeçip maddî seri üretim ve tüketimle çöken bir uygarlığın ürünlerini taklit etme yolunu seçtiler. Biz Müslümanlar Nübüvvetin mişkatından ışık alıp yeniden akledersek, gelenekteki gibi kendimize bir çekidüzen verebilirsek, bu helezonik zamanın yükselen adil gücü biz olacağız. Batı iç enerjisini tüketirken, Uzakdoğu, ondan deli gömleğini devralıyor. Biz Kur’an ışığında bilgi, akıl ve hikmetle yeni bir anlam ve yol haritasını takip edelim. İfrat/Batı ve tefrit/Doğu arasında merkez/denge biziz.
Ali Bulac
Ali Bulac dedi:
” Şanı yüce Allah, Aristo’nun belini kırma görevini Gazali’ye vermişti. ”
Len Ali Bulac senin yalabik tabirinle demiyecegim, (cunku bilim adamlari birbirinin belini kirmaya degil gercegin ortaya cikmasina, dile getirilmesine cali$irlar) ama Tahafut el Tahafut ile Ibn Rushd Gazali’yi etkin bir $ekilde el$tirdiginde sizin gibilerin kafasina girmedi, bakiyorum hala da girmemi$. Kafalarina girmedikleri icin de onlar Felsefecilerini yemeye ba$ladilar, bu yuzden gele, gele geldiniz AT’ini yemi$ Avarel gibi Colu a$acagim diye surune, surune buraciga, bakalim hali pur melaliniz nerecige.
Ali Bulac dedi:
” İfrat/Batı ve tefrit/Doğu arasında merkez/denge biziz. ”
Bu kafayla mi?
Eger Ibn Rushd’un biraktigi yerden bu i$e devam etmeyi Bati’ya terketmeseydiniz ne siz ne de Bati bu hallere du$erdi. Fakat oyle goruluyor ki yapilan hatayi hala kavriyamami$siniz, ne yazik.
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Ali Bulac $imdi ben $oyle desem nasil kacar:
“Avarel gibi Colu gecmeden once AT’inizi yediginiz icin Şanı yüce Allah sizleri AT kapilari onunde surum, surum surunduruyor!”
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Bence bunu müslümanlar veya hristiyanlar diye ayırmak yanlış, yazı güzel ama teşekkürler.
Sayın Akyol,
Özdemir İnce’nin yazısını okuduğumda aklıma gelen cevapları yazınızda ayrıntılarıyla gördüm. Bakış açınızı ve objektif olmaya çalışan yapınız ufkunuzu ve ufkumuzu açıyor. Genç bir okuyucunuz olarak bilime olan saygınızı da takdir ediyorum.
Bu konuda eklemek istediğim bikaç şey var. Öncelikle konunun özünde ekonomik gelişmişlik olduğu aşikar. Fakat bunu daha da açtığımızda kökeninde farklı şeyler de görebiliriz.
Avrupada burjuvaların protestan ahlakını ortaya çıkarıp insanları daha çok çalışmaya yönlendirmesi ile ivme kazanan kapitalizm hep daha fazlasını istemiştir. Bu sürekli gelişme isteği ve hammadde bağımlılığı onları sömürge bulmaya itmiş, büyüdükçe daha çok sömürmüşler, sömürdükçe daha da gelişmişlerdir. Elde ettikleri bu artı değeri daha fazla sömürmek için veya savaşlarda galip gelebilmek için bilime yatırmışlar bunun sonucunda da şuanki “Batı”lı bilim kavramı ortaya çıkmıştır. İslam ise özünde kapializm ile birçok konuda çelişir. Kapitalizmin ana unsuru sermaye birikimidir, para babalarının sürekli büyümesi sözkonusudur. İslamda ise zekat vardır, kanaat vardır. Çılgınca zenginleşmek yerine yardımlaşma vardır. Hele ki o dönemlerde islamı temsil eden Osmanlı’ya baktığımızda sermaye birikiminin önünde en büyük engel olan müsadere sistemi vardır. Yani zengin biri ölünce malı hazineye kalır. Kapitalizmde ülke dengesiz büyürken fakir kesim daha da fakirleşir. Marx da kapitalizmi en çok bu noktada eleştirir. Sermaye sahipleri proleteryanın ürettiği artı değere el koyar ve sürekli sömürür. Belki de İslam ile Marxizmin aynı fikirde olduğu en belirgin nokta da budur. İslam’da da fakirlerin haklarını gözeterek bir büyüme söz konusudur. Daha fazla tüketim adına bir grubun açlık,sefalet çekmesine İslam izin vermez. Kapitalizm bireycidir, İslam ise toplumcudur. Bir kere kapitalizmde paranın fiyatı olan faiz kavramı islam da yasaktır. İslamda faizin olmaması sermaye birikiminin önündeki diğer bir nedendir. Bana göre kapitalistlerin paralarına para katmalarının bahanesi olan faiz aslında bir sömürü katsasıdır. Bu mevzuya yeri olmadığı için daha fazla değinmeceğim.
Velhasıl kelam, Batı bulduğu bu yeni sistem ile öyle güçlenmiştir ki bunu gören İslam alemi, Osmanlı afallamıştır. Halbuki Asya, Latin Amerika ve Afrika da aynı kaderi paylaşmıştır. Bahsettiğiniz gibi sorunun İslamda olduğunu, Batı’yı taklit etmemiz gerektiğini söyleyenler olmuştur. Bunun sonucu olarak “ilerlemek” adına kendi doğrularını toplumun kafasına vurarak zorla kabul ettirmeye çalışan insanlar ortaya çıkmıştır. Cumhuriyet de bunun en açık örneğidir.
Şimdiye gelirsek, geri kalmışlığın farkında olan ve bunu sorgulamaya çekinen/sorgulamayan islam alemi gelişebilmek için batıyı taklit edip kapitalizmi bir an evvel uygulamağa koymuştur. Allah’tan Arap dünyasının elinde petrol vardır ki batıyı bir derece anlaşmaya itmiştir. Türkiye’nin ise laik bir müslüman devlet olması batının sempatisi kazanmış, böylece diğer islam ülkelerine model olacağını düşündüğü için Türkiye’ye pek çok konuda arka çıkmışlardır. Özellikle ABD’nin Irak savaşında kaybettiği prestiji ve Afgan savaşındaki başarısızlıklar radikal islam diye niteledikleri ülkelere zorla kendi sistemlerini dayatamayacaklarını anlamış olmaları, İngiliz Başbakanı Cameron’un da söylediği gibi Türkiye’yi Orta Doğudaki sorunların çözümünde güçlü bir aktör yapmıştır. Sonuç olarak kapitalist Türkiye Dünya sahnesinde dinamik ekonomisiyle kuvvetli bir oyuncu olmuştur. Ahmet Davutoğlu sayesinde Türkiye’nin Batı’dan öğrendiği yeni nesil emperyal sistemi nüfuzu olan ülkelerde nasıl başarıyla uyguladığını görüyoruz. Kanımca müslüman dünyası üzerindeki bu algıyı Tayyip Erdoğan gibi kapitalist müslümanlarla atmaya çalışmakta ve kısmen başarılı olmaktadır. Buraya gelmişken İslam aleminin içindeki bu durumu çok önceden farkeden Fethullah Gülen’den de bahsemeden olmaz. Nitekim yaptığı icraatlardan dolayı protestan islamcı yakıştırması da almıştır. O da islamın üzerindeki bu yanlış algıyı kırmak için bilime ve eğitime önem vermiştir. Gittiğin yolun doğruluğundan emin olsa gerek ki Mavi Marmara baskını olayında İsrali savunmuş dolayısıyla Yahudi lobilerinin çok güçlü olduğu ABD’de cemaatinin yayılabilmesinin önünü açmıştır. ABD de doğal olarak Gülen’i açıkça desteklemektedir. Çünkü artık başa çıkamadığı radikal bir islami kesim yerine, sözü çok geçen ılımlı bir islami söyleme sahip birisini tercih etmektedir ve model olarak görmektedir. Zira ancak bu şekilde radikalizmin önünü kesebilecektir. Sonuç olarak Gülen, ABD ve Türkiye ortak çıkarlar doğrultusunda mutualist bir yaşam sürdürmektedirler. Burada sorgulanması gereken İslamın değerinin anlaşılabilmesi için kapitalizmin çökmesini beklemek mi, yoksa onların çizdiği yoldan giderek bir yerlere varmaya çalışmak mı?
Marx ve takipçileri kapitalizmin çökmesini çok bekledir fakat olmadı. Her krizden sonra mutasyon geçirip çıktı önümüze. Komünist camia ve İslam camiası kapitalizmle çok savaştı ve hala savaşıyor. Hatta bir dönem kapitalist mihraklar bu iki camiayı birbirine vurdurdu. Ancak şimdi anlaşılıyor ki komünistlerle müslümanlar aynı saftalar. İkisi de ezildiler, ikisi de özgürlük istiyor, demokrasi istiyor. Çünkü demokrasi hep onların aleyhine çalıştırıldı. İşte bunlar için sonuna kadar çabalamak gerektiğine inananlar olsa da ikinci yol hep daha kolay görülmüştür. Belki de aslında bu okadar da kötü bişey değildir. Belki de Marx’ın dediği gibi önce bu kapitalist büyümeyi yaşamamız gereklidir. Belki de birşeylerin değerini bilmek için mücadele etmek gereklidir. Ayrıca gelişmiş ülkelerin az gelişmiş ülkere önerdiği/şart koştuğu kalkınma politikaları ile de gelişmenin sağlanamayacağının farkına varılmıştır.
Özün özü: Çağımızda bilim zeki bi insanın hop demesi ile olmaz. Bilim Ar-Ge ile olur. Ar-Ge ise çok pahalı birşeydir. Bilimin dinle ilgisi yoktur. Şaman hindular, hıristiyan latin amerika, müslüman ortadoğu yani emperyal sömürüye maruz kalmış heryer, ABD ve Avrupadaki kapital birikimine sahip olmadan araştırma ve geliştirme yapamaz. Yapsa da sönük kalır çünkü halkı açtır önce karnını doyurmağa bakar. Örneğin ateist de olsan, mormon da olsan, aşırı ilerici laik demokratik aydın da olsan, zümrüdü ankaya da tapsan nanoteknoloji üretmeğe ABD’den başkası cüret edemez. Nitekim bir laboratuvarını açmak bile el yakmaktadır. Gerisini varın siz düşünün.
Mehmet Bey ne guzel de tatli, tatli anlatmis Fethullah Gulencilerle IL arasindaki akrabalik iliskilerini;->>
Ancak Mehmetcigim her turlu bilim buyuk ar-ge yatirimlari gerektirmez. sen teknolojik ar-ge ile bilimi karistiriyor gibisin, gunumuz teknolojisi bilime onculuk etmiyor, bilakis gunumuz biliminin %5′ini uygulama alanina sokmaya cabaliyor, kaldi ki bazi cok onemli bilim dallari vardir ki bunlar Cern’de parcacik hizlandirmaya gerek duymaz. Mesela Matematik, Mantik, Felsefe, Politik bilimler. Gunumuzde biraz Felsefe calisan Bati’nin ozellikle Endulus Muslumanlarindan neyi almayi ihmal ettiklerini, neyi tabiatlarina yediremediklerini, nerede tekleyip sonlarina dogru gidedurduklarini kolayca gormekte gecikmez. Bakin ben bunu sizin kulaginiza burada fisildamiz olayim: Bu bilimler insanin dilegi (WILL)’i ile ilgili bilimlerdir Felsefe ve Politik Bilimler.
Medeniyetleri karsilastirmak icin en kestirme olcek bence sudur:
Atina’da kelle basina kac Filozof dusuyordu, ABD’de kac dusuyor?
Kaldi ki Atina’da Filozoflar halkla ici iceydi, carsida pazarda dolasirlardi, tiyatrolardan yararlanirlardi. ABD’de Filozoflar ne is yapar?!
Hic bir Filozof’un TV Talk Show’a ciktigini duydun mu? Bu ulkelerde artik birine kufur edecegine “Get len Filozoflama!” de yeter. Iste bunun icindir ki bunlarin medeniyeti(?!) kendi kendilerini bir dugmeye basista yok edecek zirveye ulasmis bulunuyor.
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Ayrica unutmayin Mehmet Bey Kuantum Mekaniginin kuruculari 3-5 genc adamdir, bunlar dagbaslarinda bir araya gelip sabah aksam tartisa, konusa modern fizigin temelini atmislardir, ozel ilgi dallari da Manti, Matematik, Felsefe ve Fiziktir. Cern’deki deneyler bunlarin teorisine gore gerceklestirilir.
Bence Muslumanlardaki atalet motivasyon eksikliginden kaynaklaniyor. Mesela Kur’an’da alimlerin mevkii sehidlerinkinden ustun tutulmasina ragmen, bircok Musluman artik bunun farkinda bile degildir. Bence Muslumanlarin bu hallere dusmeleri 800-900 yil once Felsefecilerini yemis olmalarindan kaynaklaniyor. Maalesef Osmanlilarin Fatih doneminde de Gazali-Ibn Rushd yaristirmasiyla oyle saniyorum siyasi nedenlerle Gazali’den yana cikilmasiyla Felsefecilerin isine son verilmistir. Boylece lisanda marazlar belirmeye baslayinca tedavi edecek Felsefeci kalmadigindan marazlar git, gide artmis muzmin bir hastalik halini almistir, artik simdi hastamiz olum dosegindedir. Bu durumda Felsefecilerin yerini Ufurukcular, Babalar, Dedeler, Ustadlar, Sairler, Gazete Kose-Yaazarlari, Kursuncu Nineler, Sazendeler, Nazendeler, Muska Yazarlari, Harun Yahya, Fethullah Gulen falan almistir – yani atini yemis Avarel gibi colu asacagimizi sanarak tam bir curcunadir gidiyoruz;->>
Feto$-IL iliskisi yerinde bir musahadeydi, tesekkurler.
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Sayın Grand Sen~or,
Yukarıdaki yazıda bilimle kapitalizmi aynı kefeye koyduk ama tabiî ki cebinde üç kuruşla bilim yapmış nice bilim adamının da hakkını yemek değildi amacımız =). Fakat benim dikkatini çekmek istediğim nokta biraz farklıydı. Ancak şuna değinmekte de fayda var, şu an bahsettiğimiz politik bilimler vs. yine batının ürettiği, batının değer yargılarını taşıyan ve belli bir bilgi birikiminin üzerine koyularak yapılagelmektedir. Vurgu yapmak istediğim nokta şudur ki; Önce bilim sonra kapitalizm mi? Yoksa önce kapitalizm sonra bilim mi? Efenim işte Avrupa önce bilimle aydınlandı sonra bakın nasıl gelişti söylemi külliyen fasondur. 15. Yy’da güçlerini artıran burjuvaların önünde engel olan feodal lordlar ve kilise vardı. Bu yüzden Protestanlık keşfedilmiş, bu yüzden köylüler eşitlik, özgürlük adına galeyana getirilip otoriteyi yıkması sağlanmıştır. O yüzdendir ki Fransada devrim olmuştur ve bir saltanat kalmamıştır fakat İngilterede kalmıştır. FR’da burjuvalar kral ile birlikte çalışan aristokrasiye karşı güçsüz kaldıklarından köylüleri yanlarına almak zorunda kalmışlardır. Fakat İng’de toprak sahibi olan aristokrasi, toprağın değer kazanmasıyla burjuvalaşmış ve kral da burjuva ve aristokrasi birliğine karşı hep kendi taviz vermek zorunda kalmıştır. Böylece bir devrime gerek kalmamıştır, kraliyet hala devam etmektedir. Bütün bunlar olurken bilim hep daha dayanıklı gemiler üretmeğe, ağır yüklerin taşınabilmesi için ve özellikle sömürgelerindeki çıkan isyanları kolay bastırabilmek için buharlı tren icat edilmiştir. Dikkat ederseniz bilimdeki çığır açan gelişmeler hep savaşlar için olmuştur. Tabiki bunların insanlara zorla yaptırıldığını söylemiyorum, yeni icatlar için vs. ciddi teşvikler verilmiştir bu da bir motivasyondur*. Örneğin Newton’a pusula gibi bişey bulsun diye İngiltere Kralının vaat etmediği şey kalmamıştır fakat pusulayı bir başkası bulmuştur. Velhasıl kapitalizm bilim üretmeyi her zaman daha güçlü olmak için, sömürgelerini elinde tutabilmek için, daha fazla üretip daha fazla satabilmek için kullanmış ve buradan aldığı sermayeyi yine bilime aktararak bilimde katlanarak büyümeyi elde etmiştir. Bunun da çok iyi veya çok kötü bir şey olduğunu söylemiyorum sadece bir çıkarsamadır. Son olarak Lakatos, Popper gibi bilim felsefecilerinin bilimin epistemolojik yapısını ortaya koymalarıyla, bilimsel bilginin nasıl üretileceğinin tanımını yapmalarıyla bizim bilimimiz direk tanım dışı kalmıştır.
* “Muslumanlardaki atalet motivasyon eksikliginden kaynaklaniyor” sözünüze tamamiyle katılıyorum. Ayrıca son çıkarımlarınızın altına imza atmamak da elde değil.
Mehmet Bey dedi:
“Örneğin Newton’a pusula gibi bişey bulsun diye İngiltere Kralının vaat etmediği şey kalmamıştır fakat pusulayı bir başkası bulmuştur.”
suphesiz, toplumsal, siyasi motivasyonlar bilimsel arastirmalarin yapilmasina buyuk destek olmuslar, kaynaklarin bu arastirilmalara kaydirilmasina yol acmislardir.
Fakat butun bunlar bir yana bendeniz Bati’nin bilim anlayisinda buyuk bir carpiklik goruyorum ki bunun kaynaginin devletten mi, bilim adamlarinin zaafindan mi geldigine karar veremiyorum, bu durumda her ikisnden birlikte kaynaklaniyor diyebilirim. O da su: Bati’da bilimin endisesi “gercek” degildir, Bati politikalarinda da “gercek” degildir. Bunlarin endisesi “slavare apparentias”‘dir, “zevahiri kurtarmak”, “gorunusu kurtarmak”. Iste bunlarin en zayif noktasi budur ki bunu bir marifetmis gibi satmaya calismaktan da kendilerini alamazlar, hatta oyle ki Papa bile bu durumu destekler;-> Bu cumleden olmak uzere bakiniz P.Duhem’in To Save The Phenomena adli kitabina, bu kitabi okumanizi tavsiye ederim.
P.Duhem dini inanclari yuzunden Akademi tarafindan dislanmis bir Fizikcidir. Bilim Felsefesi konusunda cok onemli eserler vermistir.
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Merhaba Mehmet,
Yorumun benim için bilgilendirici oldu, teşekkür ederim.
Olaya kapitalist ekonominin bir sonucu olarak yaklaşman, üzerinde biraz düşününce mantıklı geliyor. Neden mantıklı geldiğinide açıklayayım. Senin dediğin gibi artık ar-ge yapmak çok pahalı bir iş… Kendi tecrübelerimden söyleyebilirimki biyoteknoloji ve genetik gibi konularda artık bir doktora tezi 200-300 bin dolar bütçe istemeketedir. Ciddi anlamda malzeme ve techizat gereği oluyor. Bunun sonucu olarak artık günümüzde labratuvarı olan hocalar (PI) lar bilim adamı olmanın yanında birer iş adamı olmaları gerekiyor. Çünkü her bir PI’in altında, lisans öğrencisinden, yüksek lisans, doktara ve post doktara şeklinde dizilmiş bir hiyararşide bir insan kaynağı var. Bir PI bu insan kaynağını yönetmek, yeni projeler için parasal destek bulmak ve bunun içinde bir iş adamı gibi düşünmesi gerekiyor. Yani elinde bir projesi olacak bu projeyi en yüksek fiyata pazarlayacak, elemanlarının maaşını burslarının düşünecek, onların akademik motivasyonlarını canlı tutacak bir iş adamı olmalı. Buraya kadar anlattıklarımla bir labratuvarın şirketten farksız olduğunu göstermeye çalıştım. Aynı zamanda burda kapital diyebileceğimiz, bilgi birikimi, techizat, marka değeri gibi şeyler var, PI sürekli bunu artırmakla yükümlü, ki her zaman en yetenekli öğrencileri ve finansal desteği kendine çeksin ve daha fazla yayın yapıp, uluslar arası saygınlığını artırsın. Sonuçta kapitalist bir bilim adamı profili ortaya çıkyor ve emin olun bu şekilde çalışan ve bu zihniyette olanlar çok daha başarılı ve üretken oluyorlar. Buna en iyi örnek geçen Craig Venter dir, adam en son exxon mobile 500 milyon dolarlık bir proje anlaşması yaptı. Böyle olamayanlar ise havanda su dövmekten ileri gidemiyorlar.
Fen bilimleri dışında kalan bilim dalları ise bellki bu kadar pahalı olmayabilir. Ama diğer bilim dallarıda aslen fen bilimlerinin ortaya koyduğu şeyler üzerinden nemalanan bilim dalları değilmidir zaten. Veya bu dalların bu kadar pahalı olması vadettiği ekonomik başarılar değilmidir?
Ama kapitalist ekonomi, aynı zamanda bir kapitalist ahlakıda beraberinde getirmiyormu? Liberalizm kapitalizm içim savunmuyormuyuz?
Saygılar
erdem
Hayir, bireysel haklarimiza kavusmak icin savunuyoruz. Birbirimize baski kurmaktan biktigimiz icin savunuyoruz. Ekonominin duzeniyle ilgisi yok.
Sultanahmet’de açılan 1001 İcat Sergisindeki izlenimleri almak üzere Associated Press Ajansı benimle röportaj yaptı. Yazılı olarak verdiğim cevapları bloğuma koydum. Sözel olarak da bir kaç soru sordular. Röportajın son hali yayınladığımdan biraz farklı olacak muhtemelen ama ben ham halini kendi bloğuma koydum.. Özdemir İnce gitsin görsün sergiyi, önyargısının kırılmaması imkansız, tavsiye ederim herkese.
http://suledeniz.blogcu.com/a-p-ajansina-verdigim-cevaplar/8746371
Deniz Hanim Sultanahmet’teki 1001 icat sergisini gundeme getirdiginiz iyi oldu. Raportajinizi da okudum “var/yok” tartismasinin neden sizi bu kadar tedirgin ettigini simdi daha iyi anliyorum, bakiniz ne diyorsunuz:
“Bilim Tanrı’yı laboratuara sokuyor”
bu gozleminiz yanlis, cunku gunumuzde hicbir bilimsel teoride “tanri” tarif edilmis, yada tarif edilmemis bir terim degildir. Birakiniz “tanri”‘yi bir yana gunumuzde hicbir bilimsel teori “hak/gercek/reality” kelimesini bile tarif edilmis, tarif edilmemiz bir terim olarak icermez. Onun icin de bu teorilere gore “reality”‘den “tanri”‘dan soz etmenin bir anlami yoktur. Onun icindir ki gunumuzde “Bilim Tanrı’yı laboratuara sokuyor” demek gercege aykiridir. Bu konuda P.Duhem’in kitaplarini okumanizi tavsiye ederim. Onlari okursaniz goreceksiniz ki modern teorilerin gayesi “gerceK”‘i anlamak, dile getirmek degildir, bunlarin gayesi gorunuzmu kurtarmaktir (salvare apparentias)’dir. Sizi hayal kirikligina ugratacak bir durum, ama gercek. Ama sergide adi gecen Muslumanlarin bilim anlayisi bugunku zibidilerinkinden farkliydi derseniz siz yerden goge kadar hak veririm P.Duhem “to save the phenomena” adli kitabinda istemiye, istemiye bunu demek zorunda kalmis bulunuyor.
ITU Kimya Bolumu?! (himm! hic de yabanci gelmiyorsunuz, sizinle sonunda al takke per kippe/kulah anlasabiliriz saniyorum;-))
Artiik siz Ateistler’in “yok” demekten vaz gectigi gibi bu “var” demekten vazgecin.
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Deniz Hanim “Kabala teknigi” yazinizi da kismen okudum yani “sizler bazi Yahudiler gibi Allah’in Kitabini rafa kaldirip Talmutculuga dalmissiniz, Masal Kitabinizi getirin!” derken, hic de isabetsiz bir istekte bulunmamisim;->>
Ah..ah..simdi manzara daha bir berrrak sekilde ortaya cikiyor;->>
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
ah..ah Deniz Hanim sitenizdeki yazilara baktikca anliyorum sizin bu “var/yok” tartismasinda nasil bir endise icine dustugunuzu; dusunsenize Site’nizdeki yazilarinizi bastan asagi yeniden kaleme almaniz gerekecek, bu kadar zahmet cekilir mi hic, kepenkleri indirin, iflas bayragi cekin daha kolay;->>
Evet siz kotu felsefecilere ve onlarin takipcilerine iflas bayragi cektirecegim! Bekleyin, gorun.
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
@Grand Senyör,
önce siz (la ilahe illallah)ın iğrabını öğrenin de gerisini sonra konuşuruz.
size yazdığım bir cevap daha vardı, yayınlanmadı..artık bir daha zahmet edip yazamıcam, bununla yetinin.
Deniz Hanim dedi:
“önce siz (la ilahe illallah)ın iğrabını öğrenin de gerisini sonra konuşuruz.”
Deniz Hanim Allah’in Kitabi yerine gecirmeye calistiginiz Gramer Kitabinizi getirin ogrenelim;->
Ya da en iyisi;
Gramer Kitabiniza gore yeni bir Kitap yazsaniz da onu getirseniz,
bizi ugrastirmasaniz,
agzinizdan masallarinizi kerpetenle cektirmeseniz, bize merhamet etseniz;->
dediniz:
“size yazdığım bir cevap daha vardı, yayınlanmadı..artık bir daha zahmet edip yazamıcam, bununla yetinin.”
teknik bir arizadan dolayidir, benim de bazi yazilarim ucup gidiyor, ama siz pireye kizip yorgan yakmayin, “Yaz Site’ye bir daha” yapin.
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Deniz Hanim Blog’unuza astiginiz yazilar daha bir masumane ifadeyle yazilmis gibi, fakat buraya yazdiklariniz daha bir ha$ince sanki, neden acaba?
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Grand Senyör,
dün tvnette Dücane Cündioğlu’nu dinledim. Konu Kelime-i tevhide geldi. Dücane Bey’de la ilahe illallah’ın çevirilerinden muzdaripmiş. Kendisinin tercih ettiği çeviri “Tanrıdan başka tanrı yoktur” imiş. Dücane Bey gibi bir dil ustası “…tanrı yoktur” diye çeviriyorsa ben sizi hiç takmam kusura bakmayın.
Bu arada ne haşinliğimi gördünüz siz benim, laf çıkartıyorsunuz?
çok ayıp…
Azizem Adeimantus,
bu Ducane kulunuz, ya da Efendiniz ne dogru durust mantik bilir ne de felsefe, anlam kavrami konusunda da bir sayfa okuyup yazmamistir, sizler boyle palavracilarin palavralarina var‘inizi, yok‘unuzu vermeyin;->
Ducane’nin ne mal oldugunu ogrenmek icin bakiniz:
http://groups.google.com/group/AlaaddinsCave/web/ducane-cundiogluna-gonderilen-mesajin-kopyasi
(not: yav bu yazi nasil gozumden kacmis, hayret)
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Yazı tutarlı bir halde giderken finalde söylenen katı ideolojik, militan ifade yazının tutarlılığına fenâ hâlde gölge düşürmüştür.
İslâm medeniyetinin bugünkü hâlini, 1000 yıl önceki hâline gönderme yaparak savunmak da garip bir tarzdır.
Ama yazınızın iç tutarlılığına şapka çıkarıyorum gene de. Saygılar efendim.
cünkü müslamanalr benCe kuran sayesinde müslümanlarada daha büyük isimşler çıkıyor…
Yazının tek argümanı bilimsel ilerlemeye dinin değil ortadoğudaki ekonomik durumun neden olduğu. Oysa bu gerçek olsa Amerika ya da İngiltere’deki gibi görece refah seviyesi yüksek ülkelerde yaşayan ekonomik durumu iyi müslümanlar arasından bilim adamları sanatçılar çıkması gerekirdi. Oysa ekonomik durumdan bağımsız olarak dünyanın hiç bir yerinde müslüman bilim adamları, sanatçılar yetişmiyor. İngilterede yaşayan bir müslümanın yan komşusu olan hristiyan bilim adamı olabiliyor ancak kendisi olamıyorsa sorun ekonomik değerlerde değil yaşam tarzında demektir.
Tek bir argüman üzerine kurulu ve bu kadar kolay yanlışlanabilecek bir sav üzerine paragraflarca yazı yazıyor olabilmeniz üzücü.
Türkiye devleti kurulurken önlem alınmış İslam gericilik, yobazlık bağnazlıktır ve asla ona hayat hakkı tanınmayacak .. hal böyle olunca İslam ülke hayatından kafadan atılmış ve baskı altına alınmıştır ve bunca baskıya ve zulme rağmen bu ülkede Said-i Nursiler,N.Erbakanlar, Recep Tayyip Erdoğan gibiler millete yol göstericilik yapmışlar ve millete ışık olmuşlar bu bir büyük CİHADDIR..
İranda bir İmam-ı Humeyni İslam Devrimi yapmış bir İslam Devleti kurmuş ve zalimlere Korkular salıyor bu bugünün şartlarında Mucizedir düşünürseniz…
Belki de sorun islamdadır?