August 16, 2010
‘Tek Doğru’dan Çoğulculuğa Giden Yol
[16 Ağustos 2010 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Çağdaş liberal düşüncenin Türkiye’deki en yetkin iki temsilcisinden biri olan Mustafa Erdoğan hoca (ki diğeri Atilla Yayla hocadır), geçen haftaki “Çoğulculuk, Akılcılık ve Hoşgörü” başlıklı Açık Görüş makalesinde benim bir yazımı eleştirdi. Hem zarif ve mültefit üslubu hem de işaret ettiği önemli gerçekler için kendisine müteşekkirim.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 2:25 AM | Yorumlar (135)
August 4, 2010
Tek Bir Doğru Yok mu?
[4 Ağustos 2010 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Eserlerinden ve yazılarından çok şey öğrendiğim Hayrettin Karaman hoca, geçen pazar Yeni Şafak’taki köşesinde önemli bir konuya değindi. Bir başka yazarın “elbette tek bir doğru yok” sözünü eleştiren değerli İslam hukuku profesörümüz, bunun altında yatan “sosyo-kültürel çoğulculuk” fikrine karşı çıktı ve “tek bir doğru var” dedi.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 1:57 PM | Yorumlar (66)
June 9, 2010
Allah’ın Enstrümanı Olmak
[9 Haziran 2010 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Mavi Marmara’nın kahraman yolcularından biri, gazeteci dostum Hakan Albayrak idi. Ve Albayrak, İsrail saldırısına uğramadan 12 saat önce Akdeniz açıklarında yazdığı Yeni Şafak yazısında şöyle diyordu:
“Yarın ve sonraki günlerde başımıza nelerin geleceğini bilmiyorum. Ama yeni bir dünyanın şekillenmekte olduğunu ve ‘Gazze'ye Özgürlük Filosu’nun bu sürece önemli bir katkı teşkil ettiğini, Cenâb-ı Hakk'ın bizi büyük bir devrimde enstrüman olarak kullandığını iliklerime kadar hissediyorum.”
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 2:29 AM | Yorumlar (53)
March 15, 2010
Eşcinsellik, Müslümanlık ve Sıradışı Evlilik
[15 Mart 2010 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Dindar Müslümanların liberal demokrasiyi benimseme sürecinde ortaya çıkan sorunlu alanlardan biri, en son iki bakanın faklı yaklaşımlarıyla da gündeme gelen eşcinsellik meselesi. Temel hak ve özgürlükleri savunan dindarlar bu konuda çoğunlukla sessiz kalıyor. Buna karşılık da seküler taraf, kimi zaman ısrarlı kimi zaman da alaycı şekilde soruyor:
“Hadi bakalım, madem her özgürlüğü savunuyorsunuz, bunu da savunun da görelim!”
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 12:53 PM | Yorumlar (227)
January 18, 2010
Mutluluk Şeriatı
[18 Ocak 2010 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Yıllar önce “Nasıl Mutlu Olunmaz” diye bir yazı yazmış ve bir yerinde şöyle demiştim:
“Tarih boyunca kendilerini en mutlu hissetmiş olan insanlar; almak yerine vermeyi, bencilik yerine fedakarlığı ve madde yerine anlamı tercih edenlerdir.”
Dünkü New York Times gazetesinde okuduğum Nicholas Kristof imzalı köşe yazısı ise, “tarih boyunca” geçerli olan bu mutluluk sırrının bugün de işlediğini anlatıyordu.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 10:29 AM | Yorumlar (24)
January 13, 2010
Aşk Şeriatı
[13 Ocak 2009 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Roman okuyacak vakit bulamamaktan şikayet eder dururum. Onun için Elif Şafak’ın “Aşk” isimli popüler romanını oturup baştan sona okumak bir başarıydı benim içim. Çok beğendim kitabı. Elif Şafak’ı da takdir ettim.
Kusursuzluk elbette mümkün değil. Dolayısıyla, bazı yazarların işaret ettiği gibi kimi bilgi hataları olabilir romanda. Bazı kısımların biraz fazla “didaktik” (öğretici) durduğunu söylemek de mümkün. Ama sonuçta Elif Şafak önemli bir şey başarmış. Mevlana ile Tebrizli Şems arasındaki manevi ruhdaşlığın modern bir Amerikalı kadının hayatını nasıl dönüştürdüğünü anlatırken aslında modern Türklere bir mesaj vermiş:
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 11:22 AM | Yorumlar (33)
January 4, 2010
Alanson’un Umresi ve Muhafazakâr Olmayan İman
[4 Ocak 2010 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Son çeyrek yüzyılda çok “MFÖ” (Mazhar-Fuat-Özkan) şarkısı dinledim ve hemen hepsini de çok sevdim. O yüzden Mazhar Alanson’un geçen hafta medyada yankılanan hatıralarını ayrı bir ilgiyle okudum. En ilginç bulduğum kısım da, başta Zaman olmak üzere bazı gazetelerin manşete çektiği “umre” hikayesiydi.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 8:26 PM | Yorumlar (14)
December 28, 2009
Din mi Elden Gidiyor, Gelenek mi?
[28 Aralık 2009 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Zaman gazetesi köşe yazarlarından Ali Ünal, geçen hafta önemli bir yazı yazdı. “En Büyük Tuzak” başlıklı makalesinde, giderek “muhafazakârlaştığı” sanılan Türkiye’nin, aslında giderek sekülerleştiğini, yani dinden uzaklaştığını savundu.
Sayın Ünal’a göre AK Parti devrinde dindarlık artmamış, aksine 80’li ve 90’lı yıllara nazaran zayıflamıştı. Mesela eskiden “televizyon yayınları daha mazbuttu”. Veya:
“Aile yapısı çok daha sağlamdı ve ‘ma'ruf’a dayalı gelenekler, hâkimiyetini büyük ölçüde koruyordu. Başka ‘millet’lere ait âdet ve uygulamaların hiçbirine itibar edilmiyordu.”
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 2:57 PM | Yorumlar (10)
November 25, 2009
Kadercilik Sahiden Dinden mi Gelir?
[25 Kasım 2009 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Her ikisi de üniversiteden hocam olan Ali Çarkoğlu ve Ersin Kalaycıoğlu’nun yürüttüğü “Türkiye’de Dindarlık” araştırmasını ilgiyle okudum. Tespitleri, ilginç ve önemliydi.
Mesela “hoşgörü” meselesi... Raporda, “Türkiye’de yüzde 89 ölçüsünde müthiş bir çoğunluğun kendi inanışlarında olmayan dinlere de saygı gösterilmesi gerektiğini düşündüğü” belirtiliyor. Yani durum ilk bakışta iyi. Ama bu hoşgörüyü hayata geçirmeye gelince işler değişiyor. Gayrımüslimlerin “kitap basıp yayınlaması veya fikirlerini açıklaması” hakkı sorulunca, buna “olur” verenlerin oranı yüzde 35 civarına geriliyor.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 1:18 AM | Yorumlar (33)
November 26, 2008
Taraf'ın '20 Soru'suna 20 Cevabım
[26 Kasım 2008 tarihli Taraf gazetesinde yayınlandı]
1.En sevdiğiniz kelime nedir?
Hakikât
2. Nefret ettiğiniz kelime nedir?
Kamusal alan.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 4:45 PM | Yorumlar (47)
June 23, 2008
Din Olmadan Ahlak Olur mu?
[23 Haziran 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Ülkede bir tarafta “darbe” olurken öteki tarafta felsefi konuları tartışmak zor. Ama imkânsız olmadığı gibi gerekli de. Şerif Mardin Hoca’nın “Kemalizm, iyi, doğru ve güzeli tarif etmede sığ kaldı” yorumu üzerine başlayan “ahlak” tartışması ise, ıskalanmaması gereken önemli bir konu.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 11:40 AM | Yorumlar (46)
May 28, 2008
Şerif Mardin’in Gördüğü
[28 Mayıs 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Türkiye’nin yetiştirdiği en büyük sosyolog olan Prof. Şerif Mardin, bir yıldır ağızlara sakız edilen “mahalle baskısı”nın gerçekte ne olduğunu geçen hafta sonu anlattı. Bunu yaparken de çok önemli bir şey daha dedi. Cumhuriyet’in, daha öncesinde dinle belirlenen “iyi, doğru, güzel” kavramlarının yerine din-dışı bir alternatif getirmeye çalıştığını, ancak bunda pek başarılı olamadığını söyledi. Sebebini de, bazılarının hep yaptığı gibi “mürteci komplosu”na değil, Cumhuriyet projesinin sığlığına bağladı. “Cumhuriyet’te ‘iyi, doğru ve güzel’ hakkında çok derine giden bir düşünce, araştırma yok,” dedi. “Orada binlerce sayfa tartışma bulamazsınız.”
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 12:47 AM | Yorumlar (14)
February 18, 2008
Nişantaşı’nın Korkuları
[18 Şubat 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Nişantaşı son dönemde sadece bir yaşam tarzının değil aynı zamanda bir siyasi algının sembolü haline geldi. İstanbul’un şık semti, kaliteli restoranlar ve “in” barların yanısıra “dinciler geliyor” endişeleriyle de dolu şu günlerde. “İslamcı hükümet”in attığı her adım, buradaki korkuları biraz daha derinleştiriyor.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 10:25 AM | Yorumlar (8)
January 9, 2008
Kabadayı’dan Ahlak Öğrenmek
[9 Ocak 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Şener Şen’in başrolünü oynadığı, Ömer Vargı’nın yönettiği “Kabadayı” adlı filmi izlediniz mi? Ben izledim ve beğendim. Dahası, bu filmden çıkarılabilecek bazı ahlaki dersler olduğunu düşünüyorum.
Bu filmdeki “Ali Osman” tiplemesi, yine Şener Şen imzalı “Eşkıya” filminin ana kahramanını andırıyor. Her iki filmde de birer “eski adam” var karşımızda. Bunlar, suça karışmış, adam vurmuş, yatıp-çıkmış tipler. Ama önemli ahlaki erdemlere sahipler: Mert, dürüst, namuslu, vefalılar. “Fukaraya” ve ezilmişlere sahip çıkıyorlar. Karşılarındaki zamane ahlaksızlarına karşı, kadim değerleri temsil ediyorlar. Ama ne yazık ki her iki filmde de “eski adam” ölüyor. Devir, zamane ahlaksızlarına kalıyor.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 11:16 AM | Yorumlar (20)
December 12, 2007
Akıl ve Bilim Gerçekten de 'Mürşit’ midir?
[12 Aralık 2007 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Türkiye’deki katı laiklik savunucularının en değer verdiği kavramların başında “akıl ve bilim” gelir. Onlara göre tüm toplumun bu ikisini yol gösterici edinmesi şarttır. Aksi takdirde “aydınlığa” varamayız. Hele de dini değerleri yol gösterici edinirsek, başımıza feci işler gelir ve sonunda hep birlikte “karanlığa” gömülürüz.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 10:40 AM | Yorumlar (50)
December 10, 2007
Akıl, Bilim ve Mini Etek
[10 Aralık 2007 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Medyamızın “laik fundamentalist” kalemlerinden Tufan Türenç’in 3 Aralık 2007 tarihli Hürriyet’teki köşesinin başlığında “Türkiye Akıl ve Bilimi Terk Ediyor” diye yazıyordu. Böyle çarpıcı bir iddia görünce, insan istemez ikna edici “veriler”e hazırlıyor kendini. Türkiye’de laboratuvar ve kütüphanelere ayrılan ödenek daraltılmış olabilir mesela. Veya bilimsel yayın üretimi azalmış, üniversitelerimiz düşüşe geçmiş olabilir.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 10:42 AM | Yorumlar (30)
January 18, 2006
İlginç Bir Soru: "Aşk mı, Para mı?"
Bir köşe yazısından öğrendim ki, bir cips markası, ürün paketlerinin içine, üzerinde "aşk mı yoksa para mı?" yazan bir kupon yerleştirmiş. Tüketicilerden beklenen, iki şıktan birini seçip Turkcell'e mesaj yoluyla bildirmeleriymiş. Ve bu kampanyaya yaklaşık 1.5 milyon kişi katılmış...
Bu bilgiyi veren makale söz konusu reklam kampanyasının ekonomik getirisinden söz ediyor, ama benim ilgimi çeken nokta başka: Belli ki kampanyayı organize edenler, insanın mutlu olabilmesinin, aşk veya parayla — veya her ikisiyle birden — sağlanabileceğine inanmışlar. Kampanyaya katılan 1.5 milyon insan da belli ki bu "inanca" katılmış. Muhtemelen hiç birinin aklına, insanı mutlu edebilecek başka bir şey gelmemiş...
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 8:34 PM | Yorumlar (60)
November 26, 2005
Modernleşmek, Sekülerleşmek midir? [Ve İrtica Sorunu]
Daha önce "bilim ateizmi varsaymak zorundadır" görüşü üzerinde kendisiyle tartıştığımız Sayın Türker Alkan, Radikal gazetesindeki Tesettür Güzelliği başlıklı yazısında şöyle bir yorum yapmış:
"Tesettürü şıklıkla bağdaştıran kadınlardan birisi Merve Kavakçı hanımdır. Geçenlerde ikinci eşinden boşandı. Kendisi gazetelerde köşe yazarlığı yapıyor, Amerika'da oturuyor, yanında bir erkek olmadan seyahat ediyor, istediği gibi evleniyor, boşanıyor... Başı açık kadınların yapacağı her şeyi fazlasıyla yapıyor. Bu arada da başını örtüyor. Siz 'laikçilere' bakmayın. Merve hanım da 'sekülerleşmiş' ama kendisi henüz farkında değil işte."
Merve hanımın özel yaşamıyla hiç ilgili değilim, ama onun kendi başına düşünen ve ayakta duran bir birey oluşunun Sayın Alkan tarafından "sekülerleşme", yani dinden uzaklaşma olarak yorumlanması, enteresan.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 8:55 PM | Yorumlar (3)
November 7, 2005
'Seküler Ahlak'a Dair Düşünceler...
Seküler, yani din-dışı bir ahlak olur mu? Bu soru sıkça tartışılır ve bu sitenin yorum bölümlerinde de son günlerde gündeme geldi. Kanımca, evet, seküler ahlak olur. Dine inanmayan insanlar da ahlaki erdemler (sözgelimi dürüstlük, fedakarlık, tevazu, namus) gösterebilirler. Nitekim böyle pek çok insan vardır da...
Fakat mesele bu noktada kapanmaz.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 12:38 AM | Yorumlar (8)
October 23, 2005
Ahmet Altan'dan Din Üzerine İlginç Duygular
Ahmet Altan'ın bugünkü Hürriyet'teki "Cami ışıklarına bakan çocuk..." başlıklı yazısı, okumaya değer. Herkese öneririm. Bir ateist olan Altan, çocukluğundaki inançlı yıllarını, iftar sofralarını, teravih namazlarını özlemle anmış. Dahası, "içinde bir vahşetle, bencillikle hatta kötülükle doğan ve ölüm gibi karanlık bir yok oluşla varlıkları sona eren insanların gelişiminde, yaşama gücü buluşunda, ahlakı yaratışında, vahşetini sınırlayışında dinin çok önemli kültürel bir değer olduğunu" nasıl fark ettiğini anlatmış. Allah hakkında ise, "Varlığına inanmıyorum ama o varmış gibi hissetmekten hoşlanıyorum" demiş.
Turan Dursunvari "gözünü nefret bürümüş tepki ateizmleri" bir kenara bırakılırsa, hayattan demini almış pek çok ateistin geldiği noktadır aslında bu. Dinsiz bir yaşamın insan doğasındaki tahribatını bizzat yaşar ve "keşke inanabilseydim" derler. İnanamamalarının nedeni ise, Allah'ın varlığını irrasyonel (akıl dışı) bir inanç olarak tarif eden, dahası Allah'ın varlığına dair kanıtları gözlerden uzak tutup diskalifiye eden materyalist felsefedir. Modern dünyada "akıl" ve "bilim" kavramları materyalist bir temele oturdulduğu için, "akılcı" olmakla Allah'ı kabullenmek, ister istemez çelişik durumlar gibi görülür. Nitekim Ahmet Altan da çocukluğundaki dindarlığı anlatıp, "Sonra büyüdüm, inanmanın huzurundan aklın huzursuzluğuna geçtim" diyor.
Ama buradan daha ileri gitmek de mümkün. Amerikalı hukuk projesörü ve yazar Phillip E. Johnson da "dini incelediğimde, 'yazık, keşke doğru olsaydı' diye düşünmüştüm" der. Johnson bugün inançlı bir Hıristiyan ve Akıllı Tasarım hareketinin en önemli beyinlerinden biridir. "Keşke doğru olsaydı" dediği şeyin zaten doğru olduğunu ise, materyalizmi çözümlediğinde görmüştür. İşte bu nedenle materyalizmi eleştirmek, neden "bilimin temeli" değil, aksine ona aykırı olduğunu ısrarla göstermek gerekiyor.
Bir de şunu düşünmek gerek: Acaba din neden insana huzur veriyor? İnsanın doğası ile din arasındaki bu uyum, ikisinin birbirine uygun olarak "tasarlandığını" gösteriyor olmasın?...
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 12:47 AM | Yorumlar (16)
September 21, 2005
Nasıl Var Olduğumuz Neden Önemlidir?
Bazı okurlar -- örneğin sayın "Müzmin Anonim" -- Akıllı Tasarım teorisinin ve dahası bu teorinin ele aldığı "yaşam nasıl var oldu" sorusunun niçin önemli olduğunu soruyor. Sorunun ardındaki yaklaşımı anlamak açıkçası çok kolay değil. Yeryüzündeki yaşamın nasıl var olduğu sorusu, biz insanların da nasıl var olduğu sorusunu içeriyor. Buna doğru cevap vermek ise önemli, çünkü verilen cevaplara göre farklı dünya görüşleri oluşuyor.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 12:59 AM | Yorumlar (10)
July 12, 2005
Nasıl Mutlu Olunmaz?
Size bugün "Beyaz Türkler"den ve onların mutsuzluk sendromundan söz edeceğim.
Beyaz Türkler kavramını dilimize ünlü sosyoluğumuz Nilüfer Göle kazandırmıştı. Göle, bu kavramla, kendilerini Türkiye'nin "ilericileri" olarak gören asker-sivil bürokrasiyi ve entellektüelleri kast etmişti. Benim sözünü edeceğim kesim ise, Beyaz Türkler'in genç jenerasyonu. Çoğu kolejlerde, hatta sonra yurtdışında okumuş, 1980 sonrası ortamda büyüyerek "köşe dönme" kültürünü özümsemiş, iyi mesleklere, Batılı yaşam standartlarına kavuşmuş, genç ve orta yaş kuşak insanlarımız.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 2:39 PM | Yorumlar (80)
September 17, 2004
Zina, İnsanlar ve Hayvanlar
[17 Ekim 2004 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]
Zina yasası tartışması, son haftaların en sıcak gündem maddesiydi. AKP hükümeti, karşılaştığı yoğun muhalefet üzerine, daha önce de bu gibi çetrefilli konularda yapmak zorunda kaldığı gibi, geri adım attı. Daha önceki çetrefilli konularda olduğu gibi, belki bu tartışmayı hiç başlatmamalıydı.
Ben, kendi adıma, ahlaki bir mesele olan zinanın ceza hukukuna dahil edilmesini yanlış buluyorum. Çünkü ahlak kanunla empoze edilemez. Eğer empoze ediliyorsa, zaten o ahlak olmaz. İnsanlara "ahlaksız bir şey yaparsanız hapse girersiniz" derseniz, onları ahlaklı değil, en fazla ikiyüzlü yapmış olursunuz.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 3:38 PM | Yorumlar (8)



