September 1, 2010
Siz de Biraz ‘Simon’ Olabilir misiniz?
[1 Eylül 2010 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Bir önceki yazımda belirtmiştim: Hanefi Avcı’nın “Haliç’te Yaşayan Simonlar” kitabına eleştirel bakıyorum. Bilhassa “cemaat” hakkındaki komplo teorisini abartılı buldum. Ancak bir kaç günde siyasi literatürümüze kazandırıverdiği “Simon” kavramını da önemsedim.
Bu, Avcı’nın kitabında anlattığı bir PKK militanının kod ismi aslında. Kendini PKK davasına ölesiye adamış olan “Simon”, öz kızkardeşinin örgüt tarafından suçsuz yere öldürülmesine seyirci kalıyor. Bunu da PKK’nın “yüce ideallerine” bağlı kalmak için, yani “idealistçe” yapıyor.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 2:10 AM | Yorumlar (10)
August 30, 2010
Simonlar, Komplolar ve ‘Cemaat’
[30 Ağustos 2010 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Hanefi Avcı’nın “Haliç’te Yaşayan Simonlar” kitabı gündeme oturdu. Böylesi “istihbari” meselelerden pek anlamasam da, ben de bir kaç şey söyleyeyim.
Öncelikle Avcı’ya karşı kullanılan “niçin şimdi”, “zamanlama pek düşündürücü” gibi itirazlara, yahut “teşkilatta yükselemedi, kıskandı, intikama girişti” gibi suçlamalara katılmıyorum. Bunların hepsi “niyet okuma”dır. Ve niyet okuma, muhafazakarlara karşı yanlış olduğu gibi, onları eleştirenlere karşı da yanlıştır.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 2:29 AM | Yorumlar (11)
August 23, 2010
‘Hocaya Sadakat’ Kimin Şerefi?
[23 Ağustos 2010 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Saadet Partisi’ndeki gerilim, geçen günkü “olaylı iftar”la iyice yükseldi. Genel başkan Numan Kurtulmuş’un da katıldığı yemeği basan Erbakan yandaşları, masa-sandalye devirdi, arbede çıkardı, habercileri tartakladı.
Bir yandan da Erbakan’ı kast ederek topluca bağırdılar: “Hocaya sadakat şerefimizdir.”
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 2:33 AM | Yorumlar (20)
August 9, 2010
Cinayet, İşkence ve Diğer ‘Teamül’lerimiz
[9 Ağustos 2010 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Geçen haftaki YAŞ tartışmaları sırasında şu “teamül” lafını bir kez daha ezberledik. Aralarında CHP liderinin (hani şu “anayasa değişikliği Malatya’nın kayısı sorununu çözmüyor” ya da “27 Nisan muhtırası Akepe’ye destek için verildi” gibi dahiyane çıkışlarıyla siyasetimizin zeka düzeyini göklere çıkaran Bay Kılıçdaroğlu’nun) da bulunduğu bir dizi zevat, hükümete köpürdü. “Ordumuzun ne güzel teamülleri var, ne karışıyorsunuz be kardeşim” dediler, özetle.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 2:08 AM | Yorumlar (34)
July 28, 2010
Orası ‘İngiltere’ Değil
[28 Temmuz 2010 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Dün Ankara’dan Majestelerinin yeni başbakanı David Cameron geçti. Kibar ve sıcak bir adamdı ve hoş şeyler söyledi. Türk medyası da bu “İngiltere başbakanı”nın ne deyip ne yaptığını izledi ve aktardı.
İyi ama aslında Cameron’ın yönettiği ülkenin adı “İngiltere” değil. Dünyada bu isimde bağımsız bir ülke yok. Bunun niye böyle olduğunu anlamak da bize iyi gelebilir; biraz ufkumuzu açabilir.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 2:50 AM | Yorumlar (53)
July 26, 2010
Laikperest Yargının İşbirlikçisi Olarak MHP
[26 Temmuz 2010 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
12 Eylül günü düzenlenecek Anayasa değişikliği referandumunda ben de her aklı başında insan gibi “evet” oyu vereceğim.
Bunun en büyük sebebi ise ne zaten pek kimsenin itiraz etmediği “kadın ve çocuk hakları” gibi konulardaki iyileştirmeler, ne de son günlerde gündeme oturan “12 Eylülcüleri yargılama” niyeti. Bunlar da iyi şeyler, ama benim “evet”imin en büyük sebebi, paketin “yargı kurumu”na getireceği değişiklik olacak.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 4:55 PM | Yorumlar (81)
July 14, 2010
AYM, Türk Kanı ve Kudüs’te Namaz
[14 Temmuz 2010 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
“Yıllık iznimin bir bölümünde” olduğum için geçen hafta yazamadım. O arada da epey “gelişme” yaşandı. Kısa kısa değineyim.
Önce Anayasa Mahkemesi’nin kararı… Bu, bir açıdan, “meclis üzerindeki yargı vesayetini” sürdüren yanlış bir karar oldu. AYM, geçmişte daha vahim örneklerini gösterdiği bir geleneği sürdürerek yetkisini aştı ve meclise ait olan “anayasayı değiştirme” hakkına müdahale etti.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 2:28 PM | Yorumlar (45)
June 28, 2010
PKK’ya Karşı Ne Yapmalı?
[28 Haziran 2010 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
PKK’nın iyice azgınlaşan terör kampanyası karşısında devlet ne yapmalı? Bugün, Türkiye’nin önündeki en büyük soru bu.
Soruya doğru bir cevap bulabilmek için de önce hamasetten uzak ve gerçekçiliğe yakın düşünmek lazım. Böyle düşünmeye çalışarak bir şeyler önerenleri de “vatana ihanet”le suçlamaktan vazgeçmek lazım.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 6:07 PM | Yorumlar (14)
June 23, 2010
Açılımda Yanlış Giden neydi?
[23 Haziran 2010 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Tek bir PKK saldırısında tam 11 can verdik. Son bir ayda ise 40. Hepsine Allah’tan rahmet, acılı ailelerine de sabır diliyorum.
Bu terör dalgasını lanetlemekte sonuna kadar haklıyız. Ancak öfkeyle bir yere varamayacağımız da kesin. Aksine, biraz serinkanlı düşünmek, “onca açılım gayretinden sonra niye dönüp dolaşıp yeniden bu noktaya geldik” diye adam akıllı sorgulamak gerek.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 4:03 PM | Yorumlar (45)
June 16, 2010
Medyadaki MOSSAD ajanlarını açıklıyorum
[16 Haziran 2010 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Evet, bu yazıda epey önemli ifşaatlar yapacağım. Ama önce iki kısa hikaye anlatayım size.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 2:58 AM | Yorumlar (70)
May 31, 2010
Yandaş Medyanın Kısa Tarihi
[31 Mayıs 2010 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Mustafa Kemal Paşa, 5 Şubat 1924 günü gazetecilere verdiği bir yemekte şöyle diyordu:
“Arkadaşlar, Türk basını… Cumhuriyet’in çevresinde çelikten bir kale vücuda getirmelidir, bir fikir kalesi, bir zihniyet kalesi… Basın mensuplarından bunu istemek, Cumhuriyet’in hakkıdır.”
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 3:46 AM | Yorumlar (6)
May 26, 2010
27 Mayıs: Bir Daha Asla
Bundan tam 50 yıl önce, bir grup üniformalı eşkiya, anayasal düzeni silah zoruyla yıkmış ve siyasi iktidarı meşru sahiplerinden gasp etmişti. Ardından kurdukları düzmece mahkeme de, Türkiye halkından bugüne dek en çok teveccüh görmüş başbakanı, yani rahmetli Adnan Menderes'i ve iki bakanını suçsuz yere idama mahkum etti.
Bu vesileyle, bir kez daha, 27 Mayıs'ı ve 27 Mayısçıları lanetle, kurbanlarını da rahmetle anıyorum. Ve inanıyorum ki Türkiye benzeri zorbalıklara bir daha maruz kalmayacak, kalsa da boyun eğmeyecektir.
NOT: Genç Siviller'in bu yıldönümü vesilesiyle düzenlediği "50. Yılında YASSIADA'ya" etkinliğini de destekliyorum. Katılmak isteyenler detayları buradan öğrenebilirler.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 11:54 AM | Yorumlar (6)
Madenciler, Kadercilik ve Kapitalizm
[26 Mayıs 2010 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Geçen hafta Zonguldak’ta yaşanan trajik maden kazası hakkında mecburen biraz gecikerek yazabiliyorum.
Öncelikle de, yerin beş yüz küsur metre altında feci şekilde can veren otuz işçimizin hepsine Allah’tan rahmet, acılı ailelerine sabır diliyorum. Bu insani açıdan, uzaktan uzağa üzülmekten ve belki de bir “Fatiha” okumaktan başka bir şey gelmiyor ne yazık ki elimizden.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 11:42 AM | Yorumlar (16)
May 24, 2010
‘CHP + Sol = İktidar’ mı?
[24 Mayıs 2010 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
CHP’de esen Kılıçdaroğlu rüzgarı, acaba sahiden de “yeni bir dönem” başlatacak mı dersiniz?
Önce işin evveliyatına bakalım.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 10:19 AM | Yorumlar (38)
May 17, 2010
Özel Hayat ve Kamusal Ahlâk
[17 Mayıs 2010 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Deniz Baykal’ın mâlum “olay”ından bu yana yapılan yorumlar gösteriyor ki “özel hayat” ve “kamusal ahlâk” konusunda kafalarımız epey karışık. Ve dolayısıyla da bu işin ilkesi nedir diye biraz düşünmemizde fayda var.
Öncelikle şunu tespit edelim: Söz konusu “olay”da bir “zarf” bir de “mazruf” var. Yani bir “olay”ı karşımıza getiren “gizli kamera komplosu”, bir de olayın içeriğinin ima ettiği “evlilik dışı ilişki” var.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 4:36 PM | Yorumlar (15)
May 12, 2010
Kemalperestlikten Baykalperestliğe
[12 Mayıs 2010 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Deniz Baykal’ın meşhur skandalını ilk duyduğumda bu konuda hiç yazmak istemedim. Yazılanların çoğuna da katılmadım.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 1:36 PM | Yorumlar (24)
May 5, 2010
Hitler’le Milli Şef’in ne âlâkası var?
[5 Mayıs 2010 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Başbakan Erdoğan’ın İsmet İnönü için yaptığı “Hitler benzetmesi” tartışılıyor son günlerde. Her ne kadar Baykal’ın demagojisine bir reaksiyon olarak “anlaşılabilir” dursa da, ben de diğer pek çok yorumcu gibi abartılı buldum bu benzetmeyi.
Fakat abartılıysa da tümden temelsiz mi?
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 12:51 PM | Yorumlar (18)
April 28, 2010
Ermeniler 1915’i Hak Etmiş miydi?
[28 Nisan 2010 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Çanakkale Milli Eğitim Müdürü Vefa Bardakçı, lise öğrencilerine yaptığı bir konuşmada “1915 olayları”na açıklama getirmiş. “Ben bir vatandaş olarak şu soruyu soruyorum Ermeniler'e” demiş ve devam etmiş:
“Biz Çanakkale'de şehit verirken, savaşırken sizinle niye uğraştık? Durup dururken mi uğraştık? Şimdi madem ki bu topraklarda yaşıyorsunuz, bu toprakların vatandaşısınız, niye bizi arkadan vurdunuz? Hiç kimsenin gidip de suçsuz yere kapısını çalmadık, suçsuz yere kadınına çocuğuna süngü silah dayamadık.”
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 1:51 PM | Yorumlar (27)
April 26, 2010
‘Türk Milletinin Yumruğu’ ve Türkiye’nin Düzeni
[26 Nisan 2010 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Biliyorsunuz geçen hafta Ahmet Türk’e yapılan saldırıdan sonraki ikinci yumruk vak’asını yaşadık. Boksörlük kariyeri de bulunan bir beden eğitimi öğretmeni, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı’nın burnunu kırdı. Sıkılmış eli havada süzülürken de saldırısının sebeb-i hikmetini şöyle açıkladı:
“Bu, Türk milletinin yumruğu! Al sana açılım!”
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 3:57 PM | Yorumlar (8)
April 21, 2010
Başbakan’la Kahvaltıdan Kalanlar
[21 Nisan 2010 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Başbakan Erdoğan’ın geçen cumartesi günü bir grup yazarı davet ederek düzenlediği kahvaltılı toplantıda ben de vardım. Ve aslında bu konuda bir şey yazmayı da planlamıyordum. “Dün falanca sofradaydık, şunu yedik, bunu konuştuk” gibi notlar karalamaya pek hevesli değilimdir çünkü. Ama toplantının içeriği medyada da tartışıldı. Dahası bir kaç yorumcu da, benim de adımı geçirerek, polemikler üretti. O nedenle iki çift laf edeyim.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 11:37 AM | Yorumlar (6)
April 5, 2010
Bir ‘Zihin Durdurucu’ Olarak ‘Ilımlı İslam’
[4 Nisan 2010 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Frenkçe’de “mind stopper” diye bir laf var. Türkçe’ye çevirirsek “zihin durdurucu” demek. Kasıt, insanın zihnini çalıştırıp yeni fikirlere ulaşmasına engel olan, ona “bu noktadan fazlasını düşünme, orada dur” diyen duvarlar. Ne kadar çok zihin durdurucunuz varsa, o kadar çok hapsediyorsunuz aklınızı.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 11:46 AM | Yorumlar (83)
March 29, 2010
‘Kürt Said’in Faşist Düşmanları
[29 Mart 2010 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Yıllar önce bir konferansta yaptığım bir konuşmada Bediüzzaman Said Nursi’nin fikirlerine de değinmiştim. Anlattıklarımdan pek hoşlanmadığı anlaşılan bir dinleyici, soru-cevap kısmında söz aldı ve hışımla sordu:
“O adamın gerçek adının Said-i Kürdi, yani ‘Kürt Said’ olduğunu niçin söylemediniz?”
Bu “Kürt Said” lafını öyle bir bastıra bastıra, hatta iğrene iğrene söylemişti ki… Sanki “katil” veya “hırsız” gibi kirli bir sıfattan söz ediyordu.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 2:27 PM | Yorumlar (12)
March 22, 2010
Müslüman Ecdadına Laf Söyletmez mi?
[22 Mart 2010 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
1915 yılında Osmanlı Ermenilerinin başına tam olarak ne geldiği sorusu, belli ki epey önem bir tartışma açıyor. Ancak bizler bu tartışmayı çoğu zaman bazı yanlış önkabullerden yola çıkarak yapıyoruz. (Yahut yapmayıp baştan kapatıyoruz.) Bu önkabullerin başında da “milletimizin asla insanlık suçu işlemeyeceği,” ve bizim de “ecdadımıza asla laf söyletmeyeceğimiz” şeklindeki yaygın söylem geliyor.
Peki neden yanlış bu yaklaşım?
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 1:15 PM | Yorumlar (24)
March 17, 2010
Çarşaf Çarşaf Ezberler
[17 Mart 2010 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Bir grup CHP’li kadının huşu içinde çarşaf yırtmasının ardından Türkiye’nin ezeli “kıyafet saplantısı” gündeme yeniden yansıdı. Ve bu konudaki bildik ezberleri, yüzüncü ve belki bininci kez tekrar dinledik.
Bu ezberlerin başında “örtünen kadınların bunu kendi istekleriyle yapmadığı” iddiası var. Buna göre bu hanımların hepsi, baba, koca veya mahalle baskısı yüzünden kapanıyor. İş kendi özgür iradelerine kalsa, hepsi tesettürlerini fora edip “çağdaş kadınlar” ordusuna katılacak.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 12:55 PM | Yorumlar (30)
March 10, 2010
‘Soykırım’ Meselesinde Gerçekçilik Zamanı
[10 Mart 2010 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Her sene aynı şeyi yaşıyoruz. Mart kapıdan gözüküyor ve bizler Amerika’dan yeni bir “soykırım” lafı çıkıp çıkmayacağına kilitleniyoruz. Washington’a giden siyasetçilerimiz lobi yaparken resmi ağızlar “böyle talihsiz bir adımın Türk-Amerikan ilişkilerini nasıl zedeleyeceği” uyarısında bulunuyor.
Ama bu tabloda ahlâki açından rahatsız edici bir yön var: Amerika’da veya genel olarak Batı’da bu konuda fikir bildiren insanların ezici çoğunluğu, 1915’in bir “Ermeni Soykırımı” olduğuna inanıyor. İnanmıyor da sırf Türkiye’ye “hareket çekmek” için gözümüzün içine baka baka yalan söylüyor değiller yani. Biz ise bu durum karşısında “tarihsel hakikat”ten ziyade “siyasi baskı”ya yaslanmak zorunda kalıyoruz.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 11:53 AM | Yorumlar (61)
March 8, 2010
‘İrtica’ Zırvası Artık Bitmeli
[8 Mart 2010 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Mersin’deki bir grup CHP’li kadının aşkla gerçekleştirdiği “çarşaf yırtma” eylemi, sadece vahim bir yobazlık şovu değildi. Aynı zamanda çirkin bir terbiyesizlikti.
Ama söz konusu hanımlara kızmaktansa, onları bu hale getiren sistemi ve o sistemin yarattığı zihniyeti eleştirmek herhalde daha doğru.
Ve biliyoruz ki bu zihniyetin merkezinde “irtica”ya karşı duyulan tepki ve nefret var.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 11:45 AM | Yorumlar (152)
March 3, 2010
Her İktidar Muhalifi ‘Ergenekoncu’ Değildir
[3 Mart 2010 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Geçenlerde bir arkadaşımla ayak üstü “memleketin vaziyeti”ni konuşuyorduk. TEKEL işçilerine geldi laf. Ve bizimki birden bire “o işin arkasında da Ergenekon vardır” dedi.
“Niye, nerden biliyorsun” diye sordum. Açıkladı:
“Tam da bu zamanda böyle bir şeyin çıkması tesadüf olabilir mi? Saf olma.”
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 12:20 PM | Yorumlar (58)
March 1, 2010
‘Habur Olayı’ Doğru Bir Olaydı
[1 Mart 2010 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Şu aralar muhalefet hükümetten dört ay önceki “Habur olayı”nın hesabını soruyor. CHP’nin İçişleri Bakanı hakkında verdiği gensoru önergesi AK Parti’ye “fire” bile verdirdi. Gensoru görüşmelerinde söz alan MHP’li Oktay Vural ve CHP’li Nur Serter, “açılım”a sağlı-sollu giriştiler. “Pis oyun”, “kara leke”, “utanç tablosu” gibi bildik laflar havada uçuştu. Uçuşmaya da devam ediyor.
Hükümet ise sanki biraz mahcup, biraz sessiz gibi.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 12:13 PM | Yorumlar (34)
February 24, 2010
Niçin Bu Kadar Çok Vatan Haini Var?
[24 Şubat 2010 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
İnsanlara “bidon kafa” gibi enteresan yakıştırmalar yapmakla ünlenmiş bir köşe yazarı, geçenlerdeki bir yazısında şöyle diyordu:
“Türkiye’de her şeyin karaborsası olur. Hainin olmaz... Çünkü, haini en bol ülke Türkiye’dir.”
Bu, kuşkusuz yerinde bir tespit. Çünkü gerçekten de son seksen küsur yıldır ülkemiz vatan hainleri ile dolup taşıyor. Yüce devletimiz bir türlü önlerini alamıyor. Ancak bu konuda bizle yarışabilecek bir ülke daha var ki, söz konusu köşe yazarı, dikkatsizlikten olacak, onu atlamış.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 1:18 PM | Yorumlar (23)
February 22, 2010
Mustafa Kemal’in Yargıçları
[22 Şubat 2010 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Türkiye’deki resmi dilin içinde bazı laflar var ki, bunları biraz oturup düşününce arkalarındaki “siyasi felsefe” epey bir aydınlanıyor.
Mesela her okul çocuğuna bağırta bağırta söyletilen “varlığım Türk varlığına armağan olsun” lafını alalım. Tek Parti ideologlarından Dr. Reşit Galip’in icad ettiği bu ifade, bireylerin ulus içinde eritildiği, dahası onun için feda edildiği “kollektivist” bir ideolojiyi yansıtıyor.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 11:39 AM | Yorumlar (21)
February 17, 2010
Hükümet TEKEL İşçilerine Dokunmamalı
[17 Şubat 2010 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
İki hafta önce yolum Ankara’ya düştü ve bu sayede TEKEL işçilerinin Kızılay’daki çadırlarına ben de misafir oldum. Bu soğukta çektikleri çileyi yerinde gördüm ve durumlarına üzüldüm. Keşke imkan olsa da TEKEL işçilerine de, başkalarına da, istedikleri şartlarda iş imkanları sağlanabilse. Bunu istemek, insan olmanın doğal bir gereği.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 11:45 AM | Yorumlar (12)
February 15, 2010
Asker Milletleri Kimler Yönetir?
[15 Şubat 2010 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Saygın tarihçi İlber Ortaylı’nın biz Türkler’in “asker millet” olduğunu vurgulayan sözleri tartışıldı son günlerde. Ben, “İlber hoca ne demek istedi, niye öyle demek istedi” polemiklerine hiç girmek istemiyorum. Ama “asker millet” olduğumuz ve dahası öyle kalmamız gerektiği yönündeki yaygın söylemin neye hizmet ettiği konusunda bir fikrim var ki, paylaşmak isterim.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 12:27 PM | Yorumlar (25)
February 10, 2010
İki Tarz-ı Milliyetçilik
[10 Şubat 2010 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Türkiye’deki solcu demokratların ve kimi “liberaller”in milliyetçilik kavramının her türlüsüne alerjisi var. Milliyetçiliğin “faşizm”den pek farklı bir anlam taşımadığını ve hak ve özgürlükleri mutlaka tehdit ettiğini düşünüyorlar. Dahası, hak ve özgürlüklerden başka hemen hiç bir “siyasi değer” tanımıyor, bunların garanti altına alınmasının da her sorunu çözmeye yeteceğini varsayıyorlar.
Mesela “Kürt sorunu nasıl çözülür” sorusuna verdikleri cevap şöyle:
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 12:31 PM | Yorumlar (16)
February 8, 2010
‘Kemalist Sağ’ Olarak MHP
[9 Şubat 2010 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
MHP milletvekili Osman Durmuş’un, Emine Erdoğan'ın GATA'ya alınmaması hadisesi hakkında yaptığı alaycı konuşma, belki bir yönüyle kişisel bir patavatsızlık. Ama bir yönüyle de, günümüz MHP’sinin Türk siyasetinde durduğu yer ve taşıdığı işlev hakkında bizi düşündürten bir “işaret fişeği” olarak görülebilir.
En azından ben öyle gördüm ve biraz düşündüm.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 8:05 PM | Yorumlar (17)
February 3, 2010
Atatürkçü Düşünce Sistemi
[3 Şubat 2010 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Meşhur darbe planı “Balyoz”u kurgulayanların amacı, memleketi “1923 zindeliğine” döndürmekmiş. Bunu da tabii laf olsun diye istemiş değiller. Maksat, “Ulu Önder”, “Başöğretmen” ve “En Büyük Türk” olan Atatürk’ün devrine dönebilmek.
Bu radikal projenin altında kuşkusuz siyasi bir ideoloji yatıyor. Buna da çoğunlukla “Kemalizm” diyoruz. Kemalistlerin kendileri ise son dönemde yeni bir kavram ürettiler ve “Atatürkçü düşünce sistemi” dediler ideolojilerine.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 11:06 AM | Yorumlar (48)
February 1, 2010
Darbeciler Niçin Kapitalizme Düşman?
[1 Şubat 2009 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
“Balyoz” kodlu darbe planının içinde en çok ilgi çeken kısımlar, haliyle, “cami bombalama” ve “kendi uçağımızı düşürme” gibi yaratıcı fikirler oldu. Ancak planın bir başka ilginç yönü daha var: Darbeci subayların “gerici hükümeti” devirdikten sonra kurmak istedikleri ekonomik düzen.
Bu düzen, serbest piyasanın baltalanmasını, yabancı sermayenin kovulmasını, büyük şirketlere el konmasını, özelleştirilen kuruluşların da yeniden devletleştirilmesini öngörüyor.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 12:13 PM | Yorumlar (7)
January 27, 2010
‘Kutsal Din Duyguları’ Ne Zaman ‘İrtica’ Olur?
[27 Ocak 2010 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Türkiye’deki Kemalist seçkinlerin ağzından zaman zaman duyduğumuz bir kavram var: “Kutsal din duyguları.” Önceki Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer sık sık kullanırdı bu lafı. Bize “kutsal din duyguları”nın ne kadar saygıdeğer olduğunu belirtir, hemen arkasından da “irtica”nın zararlarını sayıştırırdı.
“Balyoz” kodlu darbe planı ile meşhur olan emekli Orgeneral Çetin Doğan da benzer bir dil kullanıyor, camilerden “halkımızın kutsal saydığı mekânlar” diye söz ediyor. (Kendisi de aynı mekanları kutsal sayıyor mu, buradan anlaşılmıyor, ama tabii dilediği gibi düşünmekte ve hissetmekte özgür.)
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 8:39 AM | Yorumlar (49)
January 25, 2010
Kemalizm Artık Silah Bırakmalı
[25 Ocak 2009 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Taraf’ın afişe ettiği “Balyoz” planı, güzel memleketimizin kaç bucak olduğunu bize bir kez daha gösterdi. Bir defa daha gördük ki, şanlı ordumuz, bizi kendi ellerimizle seçip iktidara getirdiğimiz hükümetlerden kurtarmak için her türlü fedakarlığa hazır. Bir iki jet-düşse, biraz eğitim zayiatı verilse, üç-beş vatandaş havaya uçsa, yüz binlercesi tutuklansa bile…
Hep dedikleri gibi, eğer mevzu bahis olan vatan ise, gerisi teferruat.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 6:48 AM | Yorumlar (10)
January 20, 2010
Yeni Bir ‘Siyasal İslam’a Doğru
[20 Ocak 2009 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Müslüman aydın Ümit Aktaş’ın geçen hafta Neşe Düzel’e söylediği şeyler önemliydi. Taraf’ın “İslamcılar Kadın Çalışsın İster” başlığıyla yayınladığı söyleşide ön plana çıkan mesele de, Türkiye İslamcılarının son yirmi yılda yaşadıkları dönüşümdü.
“1980’lerden önce demokrasi hepimiz için neredeyse bir küfürdü” diyen Aktaş, ekliyordu:
“Demokrasi, değişim, yenileşme, özgürleşme gibi şeyler ancak 80’den sonra İslamcılar tarafından tartışılıp savunulmaya başladı… (Böylece) Alevilerin de, gayrımüslimlerin de kendi kimliklerini özgürce yaşamaları gerektiğini savunan bir anlayış gelişti.”
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 11:35 AM | Yorumlar (37)
January 11, 2010
‘Tek Parti Rejimine Gidiyoruz’ Zırvası
[11 Ocak 2009 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Hatırlarsınız, bir ara hep birlikte “İran” oluyorduk. Sonra bir süre Malezya’yla oyalandık, ama onu da çabuk tükettik. Bu esnada “bölünmeye”, “satılmaya” ve “küresel sermayeye peşkeş çekilmeye” ise hep devam ettik.
Son günlerde ise yeni bir şey oluyoruz.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 11:40 AM | Yorumlar (22)
December 30, 2009
Yarı-Totaliter Devletimizin Yarısının Çatırdayışı
[30 Aralık 2009 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Şu günlerde Ankara’da tam olarak nelerin döndüğünü oturduğum yerden bilemiyorum. Mesela Bülent Arınç’ın evi civarında yakalanan subaylar sahiden neyin peşindeydi, bir şey diyemem. Seferberlik Bölge Başkanlığı'ndaki “kozmik” odadan neler çıktığı da, benim gibi faniler için şimdilik bir sır.
Ama “büyük resme” bakınca görebildiğim bir şey var: Türkiye’nin yarı-totaliter devlet sisteminin totaliter yarısının çatırdamakta olduğu.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 11:52 AM | Yorumlar (107)
December 23, 2009
Patrik, Din Özgürlüğü ve Liberallik
[23 Aralık 2009 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Patrik Bartholomeos, bir Amerikan televizyonuna Türkiye’de kendini “çarmıha gerilmiş” gibi hissettiğini söyledi. Bazılarımız da buna çok kızdı.
Bu söz, evet, bence de biraz abartılı. Ama bir “metafor” (benzetme) olduğunu unutmayalım. Dahası, Patrik’e kızmak yerine, dönüp de “bu adam niçin kendini bu kadar zulüm altında hissediyor” diye bir soralım.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 1:50 PM | Yorumlar (9)
December 21, 2009
Kemalist Hukuk mu İyi, Osmanlı Şeriatı mı?
[21 Aralık 2009 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Danıştay ile YÖK arasındaki “katsayı” çekişmesi, ikincisinin son hamlesiyle yeni bir aşamaya geldi. Umarım bu “çözüm” işe yarar da düpedüz “ayrımcılık” anlamına gelen “katsayı farkı” en azından pratikte ortadan kalkmış olur.
Benim bu meselede en ilginç bulduğum ise, işin zihniyet tarafı.
Hepimiz bal gibi biliyoruz ki, Danıştay’ın “katsayı farkı” ısrarının altında imam-hatip liselerine alerji, onun da altında “devlet ideolojisi” olan Kemalizm yatıyor.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 12:23 PM | Yorumlar (25)
December 16, 2009
Hiç Kimse Vatan Haini Değildir
[16 Aralık 2009 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
CHP lideri Baykal, demokratik açılım sebebiyle hükümeti “ihanet”le suçladı ve suçlamaya devam ediyor. MHP lideri Bahçeli zaten epeydir aynı telden çalıyor. Buna karşılık hükümet saflarından da “asıl hain sizsiniz” gibi cevaplar duyuluyor.
Bu “siyaset dili” yeni bir şey de değil. Türkiye on yıllardır birbirini “vatan haini” ilan eden adamlarla dolu.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 1:46 AM | Yorumlar (12)
December 14, 2009
‘Liberal’ Ezberleri Biraz Bozalım
[14 Aralık 2009 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Anayasa Mahkemesi’nin DTP’yi kapatmasına şaşırmadım. Dahası, çoğu “liberal” dostumun aksine, bunu “açılıma sabotaj” ve “barışa saldırı” sayıp lanetlemedim.
Aslında ben de DTP’nin açık kalmasını umuyor, çünkü bunun “siyaseten” daha iyi olacağını düşünüyordum. Ama Anayasa Mahkemesi’ni “niçin siyaseten zararlı bir karar verdiniz” diye eleştiremeyiz.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 11:50 AM | Yorumlar (18)
December 2, 2009
Laikçiler ‘İslami Kapitalizm’den Niçin Nefret Eder?
[2 Aralık 2009 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Son dönemde yeni bir moda çıktı. İslam’ın İ’sine dahi sempati duymayan koyu “laikçi” tipler, “eski fakir Müslümanlar iyiydi, nerden çıktı bu zengin dinciler” diye söyleniyor. “Seçkin restoranlar”da yemek yiyen, “beş yıldızlı otel”lerde kalan, pahalı arabalara binen dindarları kıyasıya eleştiriyor, onları “kapitalistleşmekle”le suçluyorlar.
Bazıları açıkça ateist olan, kimileri cuntacılar tarafından “araştırma danışmanı” olarak düşünülen bu yorumcuların derdini iyi anlamak lazım. Öyle ya, “aman Müslümanlar takvadan, zühdden ayrılmasınlar da, ahirette mahcup olmasınlar” diye düşünüyor olamazlar. Bir din olarak İslam’ın “ılımlı”laşıp “mücahit” yerine “müteahhit” üretmesinden korkmaları da beklenemez.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 9:55 AM | Yorumlar (19)
November 30, 2009
Faşizm Zaten ‘Çağdaş’ Bir Şeydir
[30 Kasım 2009 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Güzel kentimiz İzmir’in aslında “faşizmin kalesi” olduğu gerçeği, bir “taş” eylemi iyice faş oldu. Son günlerde bir dizi yazar da bu konuya el attı. Ancak kanımca bu yazarların bazıları hala püf noktayı ıskalıyor. Çünkü İzmir’in dillere destan “çağdaş” kimliği ile “faşist” yüzü arasında bir tezat olduğunu varsayıyor, “yahu bu ilerici kent nasıl böyle faşistleşiverdi” diye soruyorlar.
Oysa İzmir, zaten “çağdaş” olduğu için faşizme bu kadar yatkın. Arada tezat değil, paralellik var.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 10:24 AM | Yorumlar (23)
November 23, 2009
Devrimler Yanlıştır. Kemalist Devrim de Yanlıştı
[23 Kasım 2009 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Tek Parti döneminin Dersim gibi karanlık sayfalarını ne zaman açsak karşımıza klasik bir cevap çıkıyor: “Ne yapalım, kansız devrim olmaz!”
Bunu söyleyenler, “adamlar haklı yahu, kansız devrim mi olurmuş, bizde amma safız” dememizi bekliyorlar. Kemalist devrimin Sovyet ve Çin devrimleri gibi başka örneklere kıyasla çok daha kansız olduğunu da hatırlatıp, “bizimkisi yine en ılımlısıymış, öpüp başımıza koyalım” dememizi istiyorlar.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 12:29 AM | Yorumlar (21)
November 11, 2009
Atatürk Kürt Meselesinde Yanıldı
[11 Kasım 2009 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Diyarbakır’da yayınlanan “Diyarbekir” isimli gazetenin 6 Eylül 1932 tarihli sayısında, Atatürk’ten şu alıntı yapılıyordu:
"Diyaribekirli, Vanlı, Erzurumlu, Trabzonlu, İstanbullu, Trakyalı ve Makedonyalı, hep bir ırkın evlatları, hep aynı cevherin damarlarıdır."
Atatürk bu sözü bir Diyarbakırlı gazeteciye söylemişti. Bahsettiği “ırk”ın “Oğuz Türkü” olduğunu da vurgulamıştı. Gazeteci, Atatürk’ten duyduklarını özetleyerek şöyle yazıyordu:
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 12:37 PM | Yorumlar (31)
November 2, 2009
TSK’nın ‘İçyüzüne’ Dair Bir Hatıra
[2 Kasım 2009 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Bir “ıslak imza” ile iyice ayyuka çıkan “irticaya karşı eylem planı”, ne kadar tuhaf bir ülkede yaşadığımızı bize bir kez daha gösteriyor. Bu işin “sonuna kadar gidilmesi” ve sorumlu subayların, her ne kademede iseler, sivil yargı önünde hesap vermesi gerektiği apaçık ortada.
Ancak karşımızdaki problem bundan da büyük. Çünkü sorun, o bildik “çürük elma” ve “münferit vaka” edebiyatına sığamayacak kadar derin ve vahim. Çünkü eğer bir ordunun içinden yarım yüzyıl boyunca ikide bir darbeciler, işkenceciler, andıççılar ve “psikolojik harekat”çılar çıkıp duruyorsa, mesele o ordudaki bir takım tekil şahıslar değil, hakim zihniyettir.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 1:48 AM | Yorumlar (15)
October 14, 2009
Önce Vatan mı, Önce Adalet mi?
[14 Ekim 2009 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Geçen haftanın tuhaf işlerinden biri “İstanbul'un Kurtuluş Günü etkinlikleri çerçevesinde” bazı camilere asılan tuhaf mahyalardı. Minareler arasında birden bire “ne mutlu Türküm diyene”, “milli birlik esastır”, “ordumuza şükran borçluyuz”, ve “önce vatan” gibi laflar beliriverdi. Akabinde, bunun Diyanet İşleri Başkanlığı’nın değil de, İstanbul Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün marifeti olduğunu da öğrendik.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 4:39 PM | Yorumlar (13)
September 16, 2009
Doğan Grubu Efsanesi
[16 Eylül 2009 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Ben, Star’daki yazılarımın yanısıra, 2006 yılından bu yana bir başka gazetede daha köşe yazarlığı yapıyorum. Geçen yıla kadar adı Turkish Daily News idi, o zamandan beri de Hürriyet Daily News. Adından da anlayabileceğiniz gibi Hürriyet bünyesine bağlı ve Doğan Grubu’na dahil bir gazete bu. Zaman Grubu’nun çıkardığı Today’s Zaman ile birlikte Türkiye’nin İngilizce dilde yayın yapan iki günlük gazetesinden biri. Bu gazetelerin epey düşük olan tirajlarından daha yüksek bir itibar ve etkileri var. Çünkü başta diplomatlar olmak üzere Türkiye’yi izleyen yabancıların hemen hepsi bu gazeteleri okuyor. Bunlarda yayınlanan haber ve yorumlar dış dünyanın Türkiye algısını etkiliyor.
Peki ben ne yazıyorum Doğan Grubu’na ait bu İngilizce gazetede?
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 4:08 PM | Yorumlar (8)
September 14, 2009
Doğan Grubu’na Dehşetengiz Ceza
[14 Eylül 2009 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Maliye Bakanlığı'nın Doğan Yayın Holding'e kestiği 3.7 milyar liralık astronomik vergi cezası üzerine hem bir durup düşünmek, hem de bir şeyler demek lazım.
Önce konu hakkında kalem oynatan diğer pek çok yorumcu gibi ben de “vergi uzmanı” olmadığımı, hatta bu işlerden hiç anlamadığımı belirteyim. Ancak maliyeciliğin hukuki detaylarına vakıf olmayanların da kolaylıkla görebileceği tuhaf bir tablo var ortada:
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 2:35 AM | Yorumlar (12)
July 15, 2009
Uzaktan Memleket Manzaraları
[15 Temmuz 2009 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
SAN JOSE - Bir önceki yazımda "on beş gün izne çıkıyorum" demiştim. Çıkmasam herhalde daha iyi olacaktı. Kalkıp taaa Kosta Rika'ya geldim (Panama'nın hemen kuzeyindeki şirin bir Orta Amerika ülkesi) sonra da iki gün geçmeden bilgisayarımı, cüzdanımı ve en önemlisi pasaportumu çaldırdım. İşin kötüsü en yakın Türkiye temsilciliği de Meksika'da çıktı. (Oradaki ve Ankara'daki diplomatlar sağolsunlar çok yardımcı oldular.)
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 7:52 AM | Yorumlar (38)
June 29, 2009
İlk Darbe 1925’te Yapıldı
[28 Haziran 2009 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Türkiye’de son dönemde sık sık “darbelerle hesaplaşmaktan” söz ediliyor ya… Son günlerde CHP lideri Deniz Baykal bile “12 Eylülcüleri yargılama” çağrısı yapıyor ya... Bu meseleyi yerli yerine oturtmak için öncelikle “ilk günah”ı doğru tespit etmek lazım. Hem böylece Baykal’ın neden bir yandan topu 12 Eylül’e atarken öte yandan da “Ergenekon’un avukatı” olmaya devam ettiğini daha iyi anlayabiliriz.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 2:33 AM | Yorumlar (25)
June 24, 2009
‘Orduya Sızma’ Meselesi
[23 Haziran 2009 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Ak Parti hükümetine ve Gülen cemaatine karşı komplolar düzenlemesini öngören meşhur “belge”nin ne olup olmadığı hala belli değil. Dahası, İsmet Berkan’ın Radikal’de dediği gibi, bu belirsizlik sonsuza kadar sürecek gibi gözüküyor. Ülke, hemen her konuda olduğu gibi, burada da somut olguları önceden oluşmuş kanaatlere göre etiketleyen iki zıt cepheye bölünmüş durumda.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 5:39 AM | Yorumlar (40)
June 17, 2009
İktidar ‘AK’, Patrikhane ‘Ekümenik’tir
[17 Hazian 2009 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Geçtiğimiz haftaların tartışma konularından biri iktidar partisinin ismiydi. Başbakan bu adın “Ak Parti” olduğunu, bunun yerine “AKP” diyenlerin “edepsizlik” ettiklerini ilan ederken, muhalefetten “hayır, biz size A-ke-pe diyeceğiz” tepkisi geldi. Bu, bir yandan incir çekirdeğini doldurmayan, ama öte yandan da bizdeki yaygın bir zihniyet sorununa işaret eden ilginç bir tartışma.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 2:18 AM | Yorumlar (16)
June 15, 2009
Generallere Açık Mektup
[15 Haziran 2009 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Muhterem paşalar,
Umarım afiyettesinizdir. Biliyorsunuz, şu aralar gündemde epey tatsız bir mevzu var. Taraf gazetesinin yayınladığı bir belge, sizin Genelkurmay’da çalışan bir albayın “irticaya karşı savaşmak” için türlü komplolar planladığını gösteriyor. Belge gerçek mi, değil mi, bilemiyoruz. Ama başka meslektaşlarınızın daha önce ne “andıç”lar kotardığını bildiğimiz için, biz medya mensuplarının çoğuna pek ikna edici geliyor. Eğer yanılıyor isek, lütfen bize söyleyin, bu belgenin neyin nesi olduğuna dair bize bir fikir verin.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 10:39 AM | Yorumlar (35)
May 27, 2009
Ne Şeriat Ne Demokrasi = Bağımlı Yargı!
[27 Mayıs 2009 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Bugün 27 Mayıs. Türk siyasi tarihinde bir kara leke. Tam 49 yıl önce bugün, milletin seçtiği meşru Demokrat Parti iktidarı, silahlı bir çete tarafından alaşağı edilmişti. Aynı silahlı çete bir süre sonra da Yassıada’da Stalinvari bir devrim mahkemesi kurarak “düşük” Demokratları yargıladı. Mahkeme başkanı Salim Başol’un sanıklardan gelen bir itiraz üzerine söylediği “sizi içeri tıkan kuvvet böyle istiyor” şeklindeki ünlü söz, her şeyi özetliyordu. Mahkeme, adaletin gereğini değil, o “kuvvet”in isteklerini yerine getirmek için kurulmuştu. O istek uyarınca da rahmetli Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan’ın katline karar verdi.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 5:22 PM | Yorumlar (20)
May 4, 2009
İkinci Davutoğlu Dönemi
[4 Mayıs 2009 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Başbakan Erdoğan geçen Cuma akşamı kabine reformunu açıkladı. Yeni kabinenin hem Türkiye hem de dünya açısından en ilginç yüzü ise, kanımca, Dışişleri Bakanlığı’na getirilen Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu oldu.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 5:54 AM | Yorumlar (6)
April 29, 2009
Emperyalizmin Yeni Oyunu mu?
[29 Nisan 2009 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Amerikan Başkanı Barack Obama’nın “1915 olayları”nı “Büyük Felaket” olarak tanımlaması, bizde yoğun tepkilere neden oldu. Bu tepkiler arasında makul olan var, olmayan var. Örneğin Cumhurbaşkanı Gül’ün dile getirdiği “Türklerin acısı da paylaşılmalı” yaklaşımı, makul. Çünkü Harb-i Umumi sırasında Anadolu’da yaşanan facia, gerçekten de iki taraflı bir acıya karşılık geliyor: Ermenileri daha fazla vurduğu kesin, ama Müslüman (Türk ve Kürt) tarafında da büyük bir trajedi var.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 11:26 PM | Yorumlar (15)
April 27, 2009
Ata’nın Huzurunda Üşüyen Çocuklar
[27 Nisan 2009 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Geçen haftanın ilginç sahnelerinden biri, 23 Nisan günü Taksim meydanında düzenlenen kutlamalardı. “Çocuk bayramı” vesilesiyle çok sayıda öğrenci getirilmişti İstanbul’un orta yerine. Ancak hava epey soğuktu. O kadar soğuktu ki, çocukların başında duran öğretmenler ve Atatürk Anıtı’na çelenk koyup demeçler veren bürokratlar kalın paltolar giymişti. Oysa miniklerin üzerinde sadece ince t-şörtler vardı. Haliyle epey üşüdüler. Bazıları kameralara “23 Nisan içimizi ısıtıyor, onun için üşümüyoruz” diye “öğretilmiş” gibi duran cümleler söylese de, o minik bedenlerin o soğukta titremesi kaçınılmazdı.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 2:52 AM | Yorumlar (31)
April 22, 2009
Ergenekon ve Misyonerlik mi? Yok Artık…
[22 Nisan 2009 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Ergenekon davasının kıymet-i harbiyesine baştan beri inanan birisiyim. Soruşturma çerçevesinde yapılan kimi yanlışlardan yola çıkarak bu davayı toptan mahkum etmeye girişenlere de hiç pabuç bırakmak eğiliminde değilim. Ancak Ergenekon’u önemsizleştirmek ne kadar büyük bir yanlışsa, onu abartmak ve “tüm kötülüklerin kaynağı” gibi algılayıp karikatürleştirmek de o kadar büyük bir yanlış.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 2:26 PM | Yorumlar (18)
April 18, 2009
Alperenlik Bu mudur?
[15 Nisan 2009 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Taraf gazetesi köşe yazarı Rasim Ozan Kütahyalı’ya yapılan “yumruklu saldırı”dan haberiniz var mı?
Olay geçen Cuma gecesi gerçekleşmiş. Rasim Ozan, Kanal 7 televizyonundaki “İskele Sancak” programına konuk olarak katılmış. Konu, BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümüne sebep olan helikopter kazası imiş. Rasim Ozan, söz arasında, merhum Yazıcıoğlu’nun geçmişteki trajik Kahramanmaraş Olayları ile ilişkili olduğuna dair de bir şeyler söylemiş. Bu işe sinirlenen Alperen Ocakları İstanbul Şube Başkanı Mustafa Kayatuzu soluğu televizyonda almış. Program çıkışında Rasim Ozan daha önceden tanıdığı Kayatuzu’yu görünce “merhaba” diye elini uzatmış. Karşılığında yüzüne yumruklar inmiş…
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 6:22 PM | Yorumlar (10)
April 13, 2009
Fanus İçinde Yaşayan Ülke
[13 Nisan 2009 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, ABD Başkanı Obama’nın laf arasında ülkemizdeki Kürtlerden “azınlık” diye söz etmesine çok içerlemiş. “Obama’nın Kürt azınlıktan bahsetmesi zoraki bir yeni azınlık oluşturma projesinin peşinde olduğunu ortaya koyuyor” demiş. Sonra teşhisi koymuş: “Bu, Türk milletini bölmeye yönelik girişimdir.” En son da Obama’yı “bu milletten ve Kürtler’den özür dilemeye” davet etmiş.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 3:27 PM | Yorumlar (8)
April 1, 2009
‘Balans Ayarı’nı Seçmen Yaptı
[1 Nisan 2009 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Pazar günkü yerel seçimler hakkında farklı yorumlar yapılıyor. Kimileri, AK Parti’yi “yaşam biçimleri” açısından tehlikeli gören Beyaz Türkler’in daha bir toparlanıp muhalefeti güçlendirdiğini savunuyor. Bazıları, iktidar oylarındaki gerilemeyi ekonomik krize, yolsuzluk söylentilerine ve yanlış aday seçimlerine bağlıyor. “Ceketi aday gösterirsek seçtiririz” söylemine yansıyan aşırı özgüvenin hükümete yaramadığı da söyleniyor. Bir de Kürt sorunu konusundaki “iki ileri, bir geri” gidişatın güneydoğudaki kitleleri tatmin etmediği vurgulanıyor.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 11:07 AM | Yorumlar (14)
March 25, 2009
‘Cahil Halk’ ve Kibirli Seçkinler
[25 Mart 2009 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Son haftalarda birbiri ardına gündemimize düşen ilginç “ses kayıtları”ndan biri, Genelkurmay eski Başkanı İsmail Hakkı Karadayı’ya ait olduğu ileri sürülen ve “halkın cahilliği” üzerinde “analiz”ler yapan bir konuşma. Buna göre, “Cumhurbaşkanı'nın halk tarafından seçilmesi kadar tehlikeli bir şey yok” demiş emekli general. Ve eklemiş: “Çünkü Türkiye Fransa, İsviçre değil, halk cahil.”
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 10:12 AM | Yorumlar (18)
March 23, 2009
Darbenin İdeolojisi
[23 Mart 2009 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Gazeteci Mustafa Balbay’ın basına düşen günlüklerini okudukça, insan Türkiye’nin nasıl bir ülke olduğunu daha iyi anlıyor. Öyle bir yer ki burası, bir grup asker ve sivil, seçilmiş hükümeti devirmek için hep birlikte oturup planlar yapıyor. Asker dediğimiz adamlar, yıldızlı apoletler taşıyan generaller. Sivil dediklerimiz, bunların karargahlarına girip çıkan, onlarla oturup “durum değerlendirmesi” yapan, hatta onları “paşam, bari bir açıklama yapsanız” diye teşvik eden ajitatörler. Aralarındaki üniforma farkı belli ki fazla fark yaratmıyor. Hepsi aynı yolun yolun yolcusu, aynı ideolojinin adamı.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 7:29 PM | Yorumlar (10)
December 29, 2008
Mahallenin Baskısı Ne Kadar İslami?
[29 Aralık 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Üniversite hocam Prof. Dr. Binnaz Toprak’ın yönetiminde hazırlanan “Türkiye’de Farklı Olmak” başlıklı araştırma, “muhafazakâr mahalle baskısı”nı yeniden gündeme getirdi. Aslında tabii Türkiye’de aynı zamanda “laik mahalle”lerin de var olduğunu, orada da aksi yönde baskı yapıldığını, tüm bu baskıların en âlâsının ise başta yüksek yargı olmak üzere devlet kurumlarından geldiğini biliyoruz. Ama problemin Prof. Toprak ve ekibi tarafından gündeme getirilen boyutu da önemli.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 12:00 PM | Yorumlar (8)
December 22, 2008
Özür Dileme Hürriyeti
[22 Aralık 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Söze kendi pozisyonumu belirtmekle gireyim: 1915 faciası ilgili “Özür Diliyoruz” deklarasyonuna imza atmadım. Eğer deklarasyon tek tarafın mağduriyeti düşüncesini çağrıştıran bir “özür”le değil de, karşılıklı bir trajediyi ima eden bir “acı paylaşma” ile bitseydi, sanırım o zaman imzalardım. Çünkü, yaşanan facianın, Ermeni tarafını çok daha ağır şekilde vurmuş olsa da, sonuçta bir bir “mukâtele” yani karşılıklı öldürme olduğu kanısındayım. Konunun uzmanı hiç değilim, ama şu ana kadar okuyup öğrendiklerim beni bu sonuca vardırdı.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 10:43 AM | Yorumlar (12)
December 8, 2008
Tek Parti Gömleği Çıkacak mı?
[8 Aralık 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Bundan neredeyse bir yıl önce, 13 Şubat 2008’de, bu köşede şöyle yazmıştım:
“Ben ‘Milli Görüş gömleğini çıkardık’ sözünü Tayyip Erdoğan’dan defalarca duydum, ama Deniz Baykal ve ekibinin ‘Tek Parti gömleğini’ çıkardığına en ufak bir emare görmedim. CHP, tarihindeki pek çok karanlık sayfanın (İstiklal Mahkemeleri’nin, ‘kafatasçı’ tarih kongrelerinin, yahut Varlık Vergisi’nin) hesabını vermek şöyle dursun, yeni sayfalar eklemeye pek hevesli duruyor.”
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 2:05 PM | Yorumlar (5)
October 20, 2008
Herkesin ‘Yeri’ Kendince Doğrudur
[20 Ekim 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
PKK’nın Aktütün saldırısından sonra gelişen polemik, Türkiye’nin bazı köklü zihniyet sorunlarını gözlemlemek için iyi bir örnek.
Her şey, malum, Taraf gazetesinin “saldırı önceden biliniyordu, Genel Kurmay önlem almadı” demeye getiren manşetleriyle başladı. Bunun üzerine Genel Kurmay Başkanı çok sert bir açıklama yapıp herkesi “doğru yerde durmaya” çağırdı. Dahası Genel Kurmay Başkanlığı Askeri Mahkemesi Aktütün’le ilgili yayınları yasakladı. Yani bu konuda söz söyleme hakkı sadece orduya verilmiş oldu. Öte yandan Başbakan da Genel Kurmay’a destek çıktı, hatta “siz kimin medyasınız” diyerek Taraf’a çıkıştı.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 9:54 AM | Yorumlar (6)
September 24, 2008
Cihanda Sulh, Yurtta İç Savaş
[24 Eylül 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün cesur ve başarılı bir diplomatik adım atarak Ermenistan’a gittiği günlerde, Başbakan Tayyip Erdoğan şöyle demişti:
“Üç tarafı denizlerle, dört tarafı düşmanlarla çevrili bir ülke kompleksi artık geride kalmıştır. Bu kompleksle hareket eden bir Türkiye artık yok.”
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 6:42 AM | Yorumlar (8)
September 22, 2008
Din Sömürüsüyle Yüzleşmek
[22 Eylül 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Başbakan Tayyip Erdoğan ile Doğan Grubu arasında gelişen polemik hakkında bugüne kadar pek bir şey yazmadım. Çünkü tartışılan konuların detayları hakkında hemen hiç bir şey bilmiyordum. Ne “Hilton arazisi” hakkında bilgim vardı, ne de Almanya’daki Deniz Feneri’nin nasıl bir kuruluş olduğundan haberdardım. Ancak Deniz Feneri’nde gerçekten de yolsuzluk yapıldığı Alman mahkemesinin kararıyla ortaya çıktı. Bu, hiç bir şekilde hafife alınmaması gereken büyük bir skandal. Ve karşımıza “din sömürüsü” gerçeğini bir kez daha dikiyor.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 7:49 AM | Yorumlar (18)
September 3, 2008
Ermenistan Yolu Açık Olsun
[3 Eylül 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Ermenistan-Türkiye futbol maçı vesilesiyle Erivan’a gitmeli mi? Bence gitmeli. Zaten anlaşılan Sayın Cumhurbaşkanı da baştan beridir bu ziyarete olumlu bakıyor, gitmeyi planlıyor, ancak durumun hassasiyeti nedeniyle kesin kararını son günlere kadar açıklamıyor.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 12:54 PM | Yorumlar (9)
September 1, 2008
Avrupa Türkiye’yi İyi Anlıyor
[1 Eylül 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
BRÜKSEL – Türkiye’deki koyu laikçi çevrelerde Avrupa Birliği konusunda son yıllarda iki farklı görüş belirdi. Birincisi, AB’nin bir “ılımlı İslam komplosu” peşinde olduğu, Türkiye’yi bile bile “karanlığa” ittiği yönünde. Bu paranoya laikçilerin özellikle “ulusalcı” kanadında revaç buluyor. Dünyayı biraz daha iyi bilen, daha dışa açık laikçiler ise Avrupalılar’ın kötü niyetli değil ama “saf” oldukları kanısında. “Kendi toplumları çok laik olduğu için bizim laiklik endişemizi anlamıyor, A-Ke-Pe tehlikesini görmüyorlar” diye düşünüyorlar.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 1:05 PM | Yorumlar (6)
August 11, 2008
Laik Devlette İçki ve Pornografi
[11 Ağustos 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
AK Parti Genel Başkanvekili Edibe Sözen’in hazırladığı Gençleri Koruma Kanunu teklifinin kanımca hem doğru, hem yanlış unsurları var. Doğru unsurlar, 18 yaşından küçüklerin içki ve pornografiden korunmasına yönelik olanları. Bizim “laikçi” medyamız bu konulardaki yasak ve sınırlamaların sadece “şeriat devletleri”nde olduğunu sanıyor gibi. Oysa Batı’da da benzer uygulamalar vardır.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 10:39 AM | Yorumlar (30)
August 4, 2008
Doğru Kararı Kılıç Verdi
[4 Ağustos 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Anayasa Mahkemesi’nin AK Parti hakkında “kapatmama” kararı vermesi, kuşkusuz Türkiye demokrasisi için iyi oldu. Ülke, “yargısal darbe”nin eşiğinden döndü, 16 milyon küsur seçmenin iradesi çöpe atılmaktan kurtuldu. Aylardır içinde boğulduğumuz karanlık bir tünelden çıktık, bir “tren kazası”nı atlattık.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 11:02 AM | Yorumlar (12)
July 31, 2008
'Kapatılmama' Hayırlı Olsun
Anayasa Mahkemesi'nin AK Parti'nin "kapatılmaması" yönündeki kararı, kuşkusuz Türkiye demokrasisi için olumlu ve sevindirici bir gelişme. Ama 11 üyeden 10'unun partinin yine de cezalandırılması ve "ihtar edilmesi" yönünde karar vermiş olmasını yadırgadım. Aslında tek doğru kararı, iddianameyi tümden reddetme yönünde oy kullanan mahkeme başkanı Sayın Haşim Kılıç verdi. Çünkü iddianame, tek kelimeyle "bomboş"tu.
Daha fazlası, bir sonraki yazımda...
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 10:13 AM | Yorumlar (18)
July 30, 2008
Teröre Lanet
[30 Temmuz 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Güngören’deki terör saldırısı üzerine bu vahşeti lanetlemekten başka ne denebilir ki… Dördü çocuk 17 masum insanımızı kaybettik. 154 yaralı var. Ölenlerin aileleri ve yakınları hiç sönmeyecek bir acıya boğulmuş durumda. Hepsine başsağlığı, kayıplarımıza ise Allah’tan rahmet diliyorum. Bu korkunç olayın söz konusu “insani” boyutu, hem en derin hem de üzerinde konuşması en zor olanı.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 9:46 AM | Yorumlar (12)
July 28, 2008
Solcuların Ergenekon’la İmtihanı
[28 Temmuz 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Geçenlerde posta kutuma düşen bir e-mailde şöyle yazıyordu: “Doğru işi yanlış insanlar yapıyor. O nedenle kuşku içindeyiz.” Kast edilen “doğru iş,” Ergenekon soruşturması, “yanlış insanlar” ise bu soruşturmaya destek çıkan AK Parti hükümetiydi. Mesajı gönderenler, kısacası, “devlet içindeki çeteler ortaya çıksın tabii, ama bu işi ‘İslamcılar’ yapmasın, çünkü onlara güvenmiyoruz” demeye getiriyordu.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 11:00 AM | Yorumlar (23)
July 23, 2008
'AKP'nin Hiç mi Günahı Yok?'
[23 Temmuz 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Milliyet'in dış haberler editörü Kadri Gürsel, geçtiğimiz pazar günkü "Cici AKP!" başlıklı yazısında beni eleştirdi. Daha doğrusu benim bir hafta önceki Newsweek dergisinde yayınlanan "Türkiye'ye Karşı Komplo" başlıklı yazımı yerdi. O yazıda söylediklerim, Sayın Gürsel'e göre, "bağımsız entelektüel olmadığımı" gösteriyordu. Çünkü "Türkiye’deki vesayet demokrasisini eleştirirken, AKP’nin de kıyasıya eleştirilmesi" kıstasına uymamıştım. Ergekon'u ve kapatma davasını kınarken, hükümetin hatalarını sıralamamıştım. Bunu yadırgayan Sayın Gürsel, "ilahi Mustafa Akyol, AKP’nin hiç mi günahı yok?" diye çıkışıyordu.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 9:48 AM | Yorumlar (20)
July 21, 2008
Ergenekon: Kendi Hapiste Fikri Kapatma Davasında
[21 Temmuz 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Ergenekon soruşturması kapsamındaki 48’i tutuklu 86 sanık neyle suçlanıyor? Terör eylemleri, ajitasyon ve propaganda yoluyla ülkeyi bir askeri darbenin eşiğine getirmeye çalışmakla…
Peki niçin istiyorlar askeri darbeyi? AK Parti hükümetini devirmek için elbette. Bu hükümetin “vatanı sattığına”, “emperyalizm”le aşık attığına, Cumhuriyet’i tehdit ettiğine inanıyorlar.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 11:24 AM | Yorumlar (14)
July 16, 2008
Kemalizm Adına Terör!
[16 Temmuz 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Ergenekon iddianamesindeki çarpıcı bir nokta, sanıkların hem “terör örgütü” kurmaktan hem de bu işi “Atatürkçülük, Kemalizm ideolojilerinin arkasına sığınarak” yapmaktan suçlanmaları. Bu, Türkiye için yeni bir şey. Bugüne dek terör örgütlerinin solcu, bölücü veya dinci olanlarını görmeye alışmıştık. Ama eğer Ergenekoncular yargılanır ve hüküm giyerse, terörün yelpazesi genişleyecek. Atatürk, Cumhuriyet, laiklik, vatan, bayrak gibi değerler adına da suç işleyen, adam öldüren, demokrasiyi yok etmeye ve ülkeyi kaosa sürüklemeye çalışan insanlar olabileceği ortaya çıkacak.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 8:51 AM | Yorumlar (57)
July 14, 2008
Ergenekon Newsweek’te
Bu haftaki Newsweek dergisinde Ergenekon soruşturması ile ilgili "The Plot Against Turkey" (Türkiye’ye Karşı Komplo) başlıklı bir yazım var. Bilginize...
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 11:04 AM | Yorumlar (4)
July 2, 2008
Tüm Dünya Laikçilerin Düşmanı mı?
[2 Temmuz 2007 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
İsveç Dışişleri Bakanı Carl Bildt, geçen hafta Turkish Daily News gazetesine bir söyleşi verdi ve "biz Türkiye'de laikliğin tehlike altında olduğunu düşünmüyoruz" dedi. Aynı zamanda Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'nin de başkanı olan İsveçli politikacı şöyle konuştu:
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 4:01 PM | Yorumlar (11)
May 26, 2008
Yüzde 20’nin Yargıtay’ı
[26 Mayıs 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Yargıtay Başkanlar Kurulu geçen hafta yayınladığı sert bildiriyle “yargı bağımsızlığı” konusunda bazı “teknik” itirazlar getirmekle yetinmedi. Aynı zamanda düpedüz siyasi olan bir dizi görüş sıraladı. Bunların arasında, hükümetin, “laiklik ilkesinin doğrudan veya dolaylı yeni düzenlemelerle zayıflatılması” yönünde adımlar attığı, hazırlattığı yeni anayasa taslağıyla “Cumhuriyetin temel ilkelerinin zaafa uğratılmasını” hedeflediği gibi iddialar var.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 10:23 AM | Yorumlar (13)
April 14, 2008
Diktatörler ‘Bağımsızlık’ Sever
[14 Nisan 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Son bir kaç haftadır Türkiye’deki demokrasi muhaliflerinin ortak bir öfkesi var. Hepsi, bir ağızdan, Jose M. Barroso veya Olli Rehn gibi Avrupa Birliği yetkililerine köpürüyor, onları “sakın ha iç işlerimize karışmayın” diye uyarıyorlar. “İç işlerimiz” dedikleri de, halkın yarısının oyunu almış meşru bir partiyi tasviye etmeye yönelik “yargısal darbe” süreci.
Yani, aslında söz konusu demokrasi muhalifleri, AB yetkililerine ve tüm diğer “özgür dünya”ya, mealen, “siz ne karışıyorsunuz kardeşim, kendi memleketimizde ağız tadıyla bir darbe yapamayacak mıyız?” demiş oluyorlar.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 12:06 AM | Yorumlar (10)
April 9, 2008
Evet, İslam Türkiye’nin ‘Çimentosu’dur
[9 Nisan 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Yargıtay Başsavcısı AK Parti’nin kapatılması istemiyle hazırladığı iddianamesinde Başbakan Tayyip Erdoğan’a bir sürü “laiklik karşıtı eylem” atfediyor. Bunların arasında Başbakan’ın “en büyük dileğim başı kapalı kızlarımızla, başı açıkların el ele dolaştığı bir üniversitedir” gibi sözleri de var. Dünyada hiç bir aklı başında insanın itiraz etmeyeceği böylesine bir söz, Başsavcı’ya göre siyasetten men edilmeyi gerektiren bir suç teşkil etmiş oluyor. Akıl alır gibi değil.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 12:51 AM | Yorumlar (52)
April 2, 2008
Kentteki Manken ve Dağdaki Çoban
[2 Nisan 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Manken Aysun Kayacı, NTV'de yayınlanan "Haydi Gel Benimle Ol" adlı programda "siyaset felsefesi"ni ifşa etmiş. "Ben artık demokrasiyi de sorgulamaya" başladım demiş ve itirazını açıklamış: "Dağdaki çobanla benim oyum neden eşit?"
Eğer bu soru sadece söz konusu hanımefendiye ait olsaydı, çok önemsemeyebilirdik. Ama onun "yaşam biçimi"ni ve "dünya görüşü"nü paylaşan daha pek çok kişi böyle düşünüyor. Onun için, evet, gerçekten de sormak gerek: Ülkemizdeki seçkinler, yahut "Beyaz Türkler" ile "dağdaki çobanın" oyu neden eşit?
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 11:09 AM | Yorumlar (65)
March 24, 2008
Türkiye’yi Dindarsızlaştırma Projesi
[24 Mart 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Yargıtay Başsavcısı, AK Parti’nin kapatılmasını isteyen iddianamesinde laikliğin “dinsizlik” olmadığı yönündeki bildik klişeyi tekrarlıyor. Aslında haklı. Onun ve diğer rejim gardiyanlarının kafasındaki laikliğin özü “dinsizlik” değil, “dindarsızlık”. Hedef, Türk toplumundan dindarlığın kökünü kazımak.
Sayın Başsavcı’nın yorumları ve alıntıladığı Anayasa Mahkemesi kararları, bu konuda bizleri aydınlatan incilerle dolu. Öncelikle laiklik, sadece devleti değil, toplumu ve bireyleri de tanımlayan bir ilke olarak tarif ediliyor. Yani devletin laik olması yetmiyor. Onun minik kopyaları olması istenen biz vatandaşların da laik olması lazım.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 5:56 AM | Yorumlar (38)
March 19, 2008
Bu Laiklik, Sovyet Laikliği
[19 Mart 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
İsveç Dışişleri Bakanı Carl Bildt, Yargıtay Başsavcısı’nın “astronomik derecede tuhaf” girişimi karşısında şaşırmış. Bunun neden Avrupa normlarına aykırı olduğunu da şöyle özetlemiş: “Biz, Avrupa’da dini inançlara saygı gösteririz. Dindar olmaları insanların kamu görevlerinden men edilmesini gerektirmez. Bu yapılırsa insan hakları ihlali olur.”
Aslında İsveçli bakan, Türkiye’yi dışarıdan izleyen (yani Türk resmi ideolojisiyle beyni yıkanmamış olan) hemen herkesin kolaylıkla görebildiği bir problemi teşhis etmiş: Aslında “ideolojisiz devlet” ilkesinin bir parçası olması gereken laikliğin, Türkiye’de düpedüz din karşıtı bir ideoloji gibi yorumlanıyor olması.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 7:11 AM | Yorumlar (40)
March 16, 2008
‘Rejim’i İyice Tanımış Olduk
[17 Mart 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Yoksa siz de Türkiye’yi demokratik bir ülke sanan o saf ve iyi niyetli vatandaşlardan biri miydiniz? Umarım, Yargıtay Başsavcısı’nın son marifetiyle kendinize gelmiş, memleketin kaç bucak olduğunu iyice öğrenmişsinizdir. Sayın Başsavcı, o anlı-şanlı, yere-göğe sığmayan rejimimizin nasıl bir şey olduğunu hepimize yeniden hatırlattı.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 8:36 PM | Yorumlar (34)
March 14, 2008
Ak Parti'ye Kapatma Davası!
Bu akıl almaz olay karşısında diyebileceğim tek bir şey var:
Bu devletin vatandaşı olmaktan utanç duyuyorum.
"Milleti kapatmaktan" başka hiç bir işlevi olmayan zihniyetin kendisi kapanmadıkça da bu değişmeyecek...
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 11:35 PM | Yorumlar (58)
February 20, 2008
AK Parti Liberalleri Kaybetmemeli
[20 Şubat 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Son günlerin yükselen tartışması, bazı liberaller ile AK Partililer arasında. 2002’den bu yana süren (ve aslında kökleri çok daha eskiye uzanan) muhafazakar-liberal koalisyonundaki bu “çatlak”, bir grup akademisyenin üniversitelerde başörtüsü özgürlüğü konusunda “üçüncü yol” tutturmasıyla başladı. Polemiklerle devam ediyor. Bu koalisyona hep antipatiyle bakmış olanlar da durumdan pek memnun; “çatlağı” daha da derinleştirmeye çalışıyorlar.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 9:44 AM | Yorumlar (13)
February 13, 2008
‘Şimdi Türbanın Sırası mıydı?’
[13 Şubat 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Başlıktaki soru bana değil, son haftalarda sesleri gür çıkan bir dizi yorumcuya ait. Bunların arasında sadece Jakobenizm’in “olağan şüphelileri” değil, aynı zamanda şimdiye dek AK Parti’nin demokratikleşme adımlarına destek çıkmış kimi liberaller de var. Bu ikinci gruptan bazıları, başörtüsü konusunda bir tür “üçüncü yol”da tutmuş. “AKP-MHP’nin Türkiye’ye dayattığı türban çözümü”ne karşı çıkmış, hükümetin başka özgürlük problemleri dururken başörtüsüne eğilmesini eleştirmişler.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 11:15 AM | Yorumlar (46)
January 21, 2008
Muasır Medeniyetten Başörtüsü Dersleri
[21 Ocak 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Yanda resmini gördüğünüz Maha Sukkar isimli hanımefendi bir polis memuru. 2004 yılından beri Avustralya’nın Victoria eyaletine bağlı emniyet teşkilatında çalışıyor. Lübnan kökenli bir göçmen olan Maha hanım, gördüğünüz gibi kepinin altına sıkı sıkıya bağlanmış bir başörtüsü, Türkiye’deki deyimle “türban” takıyor. Eğer vahim bir hata yapıp Türkiye’ye göç etmiş olsaydı, bu kıyafeti yüzünden bazı devlet hizmetlerinden mahrum kalır, örneğin üniversitelere adım atamazdı. Ama Avusturalya’da, bırakın devletten hizmet almayı, başörtüsüyle polislik yapıp devleti temsil bile edebiliyor.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 10:01 AM | Yorumlar (48)
January 16, 2008
Kan Bayrağı
[16 Ocak 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Kırşehir’de bir grup öğrencinin kendi kanlarıyla boyayıp Genel Kurmay Başkanı’na gönderdikleri bayrak tartışılıyor şu günlerde. Bu öğrencilerin vatanı sevdikleri, onun için fedakarlığa hazır oldukları ortada. Kimse de bunların kötü duygular olduğunu söyleyemez. Ancak vatan ve bayrak gibi kavramlarla “kan”ın bu kadar özdeşleşmesi, iç içe geçmesi sağlıklı bir durum mu?
Bu soru üzerine düşününce insanın aklına bazı kötü örnekler geliyor. Naziler’in ünlü “blutfahne”si, yani “kan bayrağı” gibi…
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 10:53 AM | Yorumlar (41)
January 14, 2008
Alevi Usulü Engizisyon
[14 Ocak 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Ben kendimi bildim bileli bu ülkedeki Aleviler Diyanet’in Sünni yapısından şikayetçidir. Ve bunda haklıdırlar: Onların da ödediği vergilerle finanse edilen Diyanet, sadece Sünni itikadına göre hizmet vermekte, öteki “İslam yorumu”nu adeta yok saymaktadır.
Alevilerin bu şikayetini anlar ve haklı bulurum, ama bir hükümet bu işe çözüm bulmak için adım atınca, bazılarının “hayır istemeyiz” diye ayağa kalkmasını, dahası hükümetin uzattığı eli sıkanları aforoz etmesini anlayamadım.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 10:24 AM | Yorumlar (26)
January 7, 2008
Yedinci Ok: Korkutmacılık
[7 Ocak 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
CHP lideri Deniz Baykal geçen hafta yine bir konuşmuş, pir konuşmuş. Cumhuriyet yazarı Mustafa Balbay'a mühim ifşaatlarda bulunmuş. Ak Parti'nin hazırlattığı “liberal” anayasa taslağının, "laiklik, yargı ve üniter yapıda kırılma ve bozulma" getireceğini söylemiş. Hatta hızını alamamış ve "Irak'ta işgalle yapılan, Türkiye'de anayasa ile yapılacak" bile demiş.
Bu gibi sözleri CHP liderinden yeni duymuyoruz. Sayın Baykal uzun zamandır böyle yapıyor. Yani toplumu korkutuyor. Laikliğin, üniter devletin, Cumhuriyet'in tehdit altında olduğunu, çatırdadığını, yakında çökebileceğini söylüyor. İktidara gelirse ne yapacağını anlatmaktan ziyade, temsil ettiği “devlet iktidarı” gevşerse başımıza hangi felaketlerin geleceğini bildiriyor. Bu senaryolardan yeterince korkanlar da gidip CHP’ye oy veriyorlar.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 11:19 AM | Yorumlar (32)
December 19, 2007
BBC de PKK’yı Destekliyor mu?
[19 Aralık 2007 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Geçenlerde “BBC bir terör örgütüdür!” başlıklı bir email aldım. Gönderen, İngiliz medya kuruluşunun, PKK’dan “terör örgütü” değil de “isyancılar” veya “savaşçılar” diye söz etmesine çok içerlemişti. BBC’nin bu dili kullanmakla “teröre destek verdiğini” savunuyor, bunun ülkemiz üzerinde oynanan oyunların yeni bir örneği olduğunu anlatıyordu.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 10:19 AM | Yorumlar (6)
November 26, 2007
Müslümanın ‘Ortaçağlı’sı Makbuldür
[26 Kasım 2007 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Son dönemde yeni bir furya çıktı. İslam’a karşı herhangi bir yakınlık hissettiklerine dair hiç emare vermeyen “laik fundamentalistler”, AK Parti’yi İslami görünümlü suçlamalarla hedef almaya başladılar. Cumhuriyet’in başyazarı İlhan Selçuk, Türkiye’nin bir “faiz cenneti” olduğunu ileri sürdükten sonra, “Kuran’ı göre faiz haram, hadi o zaman yasaklayın” diye tutturdu. Böyle yapmayan hükümeti de ikiyüzlülük ve sahtekarlıkla suçladı.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 10:40 AM | Yorumlar (22)
November 21, 2007
Halk İçin, Jakobenlere Rağmen
[21 Kasım 2007 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Türkiye’deki siyasi tartışma ve kamplaşmaların özü, temel bir ayrıma indirgenebilir: Bir tarafta “devlet ideolojisi”ni esas alan ve toplumu buna göre tanzim etmeyi hedefleyenler vardır. Öte yanda ise toplumun gerçekliğini esas alan ve devleti buna göre tanzim etmek isteyenler... Birinci tarafından dayağı “kurumlar”, öteki tarafın dayanağı oy sandıklarıdır.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 10:37 AM | Yorumlar (17)
November 19, 2007
Araplığı Aşağılamak
[19 Kasım 2007 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
“Türklüğü aşağılama”nın kanunla yasaklandığı ülkemizde, Türklük’ten başka kimliklerin aşağılanması adettendir. Her şovenist, kendi meşrebine göre küçümseyip kötüleyecek birilerini bulur. Kimi, Kürtler gibi etnik gruplara, kimi, gayrı-Müslim azınlıklara hakaret eder. Bu ırkçılıklar içinde en yaygın ve özellikle “beyaz Türkler” arasında en revaçta olanı ise, Arap düşmanlığıdır.
Suudî Arabistan Kralı’nın geçen hafta Türkiye’yi ziyaret etmesiyle birlikte bu “Arabofobi” yeniden su yüzüne çıktı. Kral’ın Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan Erdoğan tarafından ağırlanıp taltif edilmesi, pek çok yorumcuyu çileden çıkardı. Suudî misafirden söz ederken “bedevi çadırları”ndan, evsahiplerini iğnelerken “Arapçılık”tan dem vuranlar oldu.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 11:11 AM | Yorumlar (30)
November 14, 2007
Malezyalılar Türkiye’yi İzliyor
[14 Kasım 2007 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Geçen hafta sonu hiç umulmadık bir yerde, hiç umulmayacak bir topluluğa konuştum. Yer, İrlanda’nın başkenti Dublin, topluluk ise burada üniversite ve lisansüstü eğitimi gören Malezyalı Müslüman öğrencilerdi. Merkezi Kuala Lumpur’da kurulu olan, bir ayağı da Londra’da bulunan “Malaysian Think-Tank” (Malezya Düşünce Kuruluşu), bir dizi “İbn-i Haldun Semineri” organize etmişti ve ilk ele almak istedikleri konu da “Türkiye’de İslam ve Demokrasinin Uyumu” idi. Tam dört saat süren bir konuşma ve soru-cevap programıyla, demokrasinin, liberalizmin ve serbest piyasa ekonomisinin bizim ülkemizde nasıl geliştiğini ve İslam’la olan ilişkisinin nasıl kurulduğunu ele aldık.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 10:32 AM | Yorumlar (8)
October 1, 2007
‘Mahalle Baskısı’ Devlet Baskısını Aklamaz
[1 Ekim 2007 tarihli Star gazetesinde yayınlandı*]
Türkiye’nin “beyaz” vatandaşları, korku açlıklarını uzun zaman Suudi Arabistan ve İran sayesinde bastırmışlardı. Ama başkaları kadar hızlı olmasalar da kendilerini yeniliyorlar. Bundan bir ay öncesinde haritada yerini bile gösteremeyecekleri Malezya’yı keşfediverdiler hemen. Bir de Prof. Şerif Mardin’den duyup yalap-şalap anladıkları “mahalle baskısı”nı.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 4:20 PM | Yorumlar (30)
August 14, 2007
Çankaya Köşkü de Artık Milletin Olacak
AK Parti Abdullah Gül'ü Cumhurbaşkanı adayı göstererek demokrasiye ve kendi değerlerine uygun düşeni yaptı. Türkiye tarihinin en başarılı dış işleri bakanlarından biri olan, tüm dünyada saygı gören, Türkiye toplumunda ise büyük bir sevgiye mazhar olan Sayın Gül, inanıyorum ki bu ülkenin gördüğü Cumhurbaşkanlarının en iyilerinden biri, belki de en iyisi olacak. Onun için kullanılan "milletin evladı" sıfatı hem doğru hem de anlamlı: Cumhuriyet'in başına, millete tepeden bakan değil, onu temsil eden birisi gelmiş oluyor. Millete hayırlı olsun.
Bu arada "uzlaşma" lafını dilinden düşürmeyen Deniz Baykal'ın CHP'si Abdullah Gül'ün randevu talebine olumsuz cevap vererek ne kadar "uzlaşmacı" olduğunu da göstermiş oldu. Asıl derdi uzlaşma değil "milletin temsilcilerini bürokratik oligarşiye boyun eğdirmek" olan, zaten tarihi boyunca sırtını sandıklara değil "kurumlara" yaslamış bulunan bu "siyasi parti", artık açıkça Türkiye demokrasisinin önündeki en büyük engel olarak ortada duruyor. Kendini reforme etmesini diliyorum, ama ümitvar değilim.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 6:18 PM | Yorumlar (73)
July 24, 2007
Bir İtiraf
Hürriyet yazarı Emin Çölaşan, AK Parti’nin seçim zaferi üzerine, “bunu daha önce neden göremedik” diye yakın dostlarıyla konuşmuş ve şu sonuca varmışlar:
Demek ki biz uzayda, başka bir gezegende yaşıyormuşuz. Türkiye’nin ve toplumun hiçbir şeyini bilmiyormuşuz! Demek ki insanlar durumdan, gidişten memnunmuş. Seçim günü uzay gemisinden paraşütle, hiç bilmediğimiz bir ülkeye indik. Burasının Türkiye olduğunu öğrendik. Ülkenin gerçeklerini, nasıl böyle yanıldığımızı da yakında inşallah öğrenmeye başlayacağız!Bu durumda bize de “hayırlı olsun” demek düşüyor. Umarım üstteki satırlardaki samimi itirafın psikolojisi, “mağlubiyet sarhoşluğu” ile sınırlı kalmaz, devamlı olur.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 10:39 AM | Yorumlar (10)
July 23, 2007
Millet, ‘Yeter Söz Benimdir’ Dedi
DİYARBAKIR - 22 Temmuz seçimleri Türk demokrasi tarihine geçecek büyük bir mihenk taşı oldu. AK Parti’nin yaklaşık yüzde 47’lik oy oranına varan görkemli zaferi, aylardır yürütülen “psikolojik operasyon”ların millet katında itibar görmediğini ortaya koyuyor. Millet, kendi iradesini saf dışı etmek ve onun yerine “devlet iktidarı” kurmak isteyenlere “hayır” dedi; “hakimiyet, kayıtsız şartsız benimdir.”
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 11:31 AM | Yorumlar (21)
July 18, 2007
‘Amerikan Emperyalizminin Maşası’ Acaba Kim?
Malum, seçim döneminde AK Parti’ye getirilen eleştirilerin başında “Amerikan emperyalizminin dümen suyunda gitmek” suçlaması var. Öyle ki Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı ihtimali karşısında sokaklara dökülen ateşli laikçiler onu “ABD-ullah” diye yaftaladılar. Halen de bir sürü “AK Parti düşmanı”, özellikle de “ulusalcı”, hükümetin Washington’a göbekten bağlı olduğunu söyleyip duruyor.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 12:50 AM | Yorumlar (26)
July 10, 2007
Neden AK Parti?
Seçimler yaklaşıyor. Bazen dostlarım veya yazılarımı takip eden okurlar “kime oy vereceksin, sence kime vermek gerek” diye soruyorlar. Benim cevabım beş yıl önce neyse, yine o: AK Parti.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 1:39 AM | Yorumlar (68)
May 19, 2007
Sorun, Milletin Ta Kendisi...
Ülkemizde “Cumhuriyet” kavramının anlam kaymasına uğradığını ve “demokrasi”ye karşı “elitler hakimiyeti”ni ifade eder hale geldiğini pek çok yazımda belirttim. Zaten söz konusu “Cumhuriyet”in ateşli savunucularına bakınca, “milli irade”den hiç hoşlanmadıkları, bunun önüne geçmek için her türlü yolu denedikleri açıkça görülüyor. Örneğin AK Parti’nin “Cumhurbaşkanı’nı millet seçsin” teklifi, malum, CHP ve taraflarınca kabul edilmiyor. Açıkça söylemeseler de “olur mu canım, millet gider yanlış adamı seçer” diye düşünüyorlar.
Murat Belge — ki bir “mürteci” olmadığından kimsenin kuşkulanamayacağı bir isimdir — bugünkü yazısında CHP’nin söz konusu zihniyetini şöyle yorumlamış:
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 9:46 AM | Yorumlar (39)
May 5, 2007
Laiklik İyidir—Sorun 'Laikçi'lerde
Bazı yazılarda kullandığım “laikçi” sözü üzerine bazı okurlardan soru ve itirazlar geliyor: Ne demekmiş “laikçilik”?
Benim kast ettiğim ve eleştirdiğim “laikçiliği” açıklayayım: Toplumun dinden uzaklaştırılmasını, toplumdaki dini cemaatlerin ve hareketlerin bastırılmasını, dini özgürlüklerin kısıtlanmasını savunmak. Türkiye’de bunu 80 küsur yıldır pek çok insan savunuyor ve zaten bu iş sistemli olarak yapılıyor. “Bu ülkede dincilere yer yok” gibi sloganlar havada uçuşuyor. Oysa özgür bir ülkede “dinci” ve hatta “gerici” olmak serbesttir; isteyen istediği boyutta ve şekilde dindarlık yaşayabilir. Aynı şekilde isteyen de istediği boyutta ve şekilde “seküler” yani din dışı bir hayat sürebilir. Buradaki tek sınır, başkalarının özgürlüğüne müdahale etmemektir.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 11:07 PM | Yorumlar (86)
May 3, 2007
Hıristofobi Eken Vahşet Biçer
[Derin Düşünce sitesinde yayınlandı]
Son yıllarda sık sık Batı’daki “İslamofobi” tehlikesinden söz ediyor, İslam’a ve Müslümanlar’a yönelik korku ve nefret duygularından yakınıyoruz. Bunda da haklıyız elbette. Ama öte yandan iğneyi kendimize de batırmak ve son yıllarda Türkiye’ye giderek büyüyen “Hıristofobi”yle yüzleşmek gerekiyor.
Malatya’daki insanlık dışı cinayetlerin sorumlusu, hayali “karanlık mihraklar” değil, Türkiye’deki bazı çevrelerde cinnet boyutlarına varmaya başlamış olan Hıristofobi’dir. Eğer siz topluma, ülkenin yeni bir “Sevr”in eşiğinde olduğunu, vatanın satıldığını, dinin elden gittiğini, Hıristiyan misyonerlerin de bu “hayasız akın”ın beşinci kolu olduğunu telkin edip durursanız, durumdan vazife çıkaran lümpen faşistler de Hıristiyan avına girişirler. Tandoğan’daki kara cübbelileriniz “emperyalizmin yeni Haçlı Seferi”ne dair nutuklar atarsa, Malatya’daki “kara gömlekliler”iniz de haça inananları doğramaya koyulur.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 3:21 PM | Yorumlar (11)
April 30, 2007
Her Laik Paranoyak Değildir
Bugün Batı dünyasında “şu aralar bizi hedef alan her terörist Müslüman olsa da, her Müslüman terörist değil” diye bir laf var. Bu lafın kendisini biraz sakıncalı bulsam da, Türkiye’ye yönelik bir adaptasyonu işe yarar diye düşünüyorum: Şu sıralarda ülkemizdeki her paranoyak laik olsa da, her laik paranoyak değil.
Bir başka deyişle Önce Tandoğan’a sonra da Çağlayan'a yüzbinleri taşıyan “laik Cumhuriyet elden gidiyor” nevrozu, seküler bir yaşam biçimine ve dünya görüşüne sahip olan pek çok kişi tarafından paylaşılmıyor. Bunlardan biri, Türkiye’nin en ünlü ve saygın akademisyenlerinden biri: Bilkent Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Dekanı, Türkiye Bilimler Akademisi üyesi hukukçu ve siyaset bilimci Prof. Metin Heper. Prof. Heper Radikal’den Neşe Düzel’in kendisiyle yaptığı söyleşide çok önemli şeyler söylemiş. Tümü mutlaka okunmalı.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 11:19 PM | Yorumlar (48)
April 28, 2007
Genel Kurmay’ın İnternet Mesajı Üzerine
Türkiye dün gece yarısından bu yana Genel Kurmay Başkanlığı’nın internet sitesinde yayınlanan laiklik uyarısını konuşuyor. Ben, meseleyi fazla büyütmek gerekmediği kanısındayım. Bu, hükümeti istifaya zorlayan bir “muhtıra” değil. Metinde işaret edilen hususlar ise — örneğin genç kız öğrencilerin başları örtülü halde ilahi okumaları — ne “rejime tehdit” olarak görülebilecek şeyler, ne de hükümetle bir ilgileri var. TSK’nın laiklik konusunda hassas olduğunu zaten biliyorduk, bir kez daha duymuş olduk. Mesele, bu.
Kanımca bundan sonraki süreç için de fazla endişelenmeye gerek yok. Ülke en fazla altı ay içinde zaten genel seçimlere gidecek. Millet, tüm bu “laiklik tehlikede” mesajlarına ne kadar katılıp katılmadığını, AK Parti hükümetini güvenilir bulup bulmadığını sandıkta gösterecek. Onun üzerine hiç kimse hiç bir şey diyemez.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 7:54 PM | Yorumlar (60)
Laik Devlet, ‘Laiklerin Devleti’ Değildir
[28 Nisan 2007 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]
Emin olun, eğer Türkiye’nin müstakbel 11. Cumhurbaşkanının bir “AK Partili” olması ihtimali ufukta belirmeseydi, “367 tartışması” diye de bir şey yaşanmayacaktı. Daha önce hiç bir Cumhurbaşkanı seçiminde hiç kimsenin aklına gelmemiş olan bu “laik hile-i şeriye”, Yargıtay eski Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu’na malum olmayacak ve CHP’nin savaş baltasına dönüşmeyecekti.
Buna benzer tartışmalar ve gerilimler Türkiye’de onyıllardır sürüyor. Sorunun temelinde ise, “laiklik” kavramını kendilerine bayrak haline getirmiş bazı kesimlerin, bu ilkeyi tamamen çarpık bir şekilde anlamaları yatıyor. Bu kesimler, “laik devlet”in “laiklerin devleti” olması gerektiğini zannediyorlar. Yani devletin “laik” (dini olmayan) bir yaşam biçimine sahip olanlara ait olması, dindarların ise üst düzey makamlardan (ve hatta üniversiteler gibi kurumlardan) uzak tutulması gerektiğini sanıyorlar.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 12:12 AM | Yorumlar (54)
April 27, 2007
‘Merkez Sağ’ın Alçalışı
Anavatan ve Doğru Yol partilerininin liderleri, Erkan Mumcu ve Mehmet Ağar, bugün ard arda yaptıkları açıklamalarla Cumhurbaşkanlığı seçimine katılmayacaklarını bildirdiler. Böyle yapmakla da, her ne kadar kendilerini CHP’den ayrıştıran laflar etseler de, fiilen CHP safına geçtiler. “CHP zihniyeti”nin uydurup savunduğu “laik hile-i şeriye”ye, yani “367 oyunu”na dahil oldular.
Sayın Ağar’ın son dönemde demokratik ve liberal bazı çıkışları olmuş, bunları takdirle izlemiştim. Ancak kanımca hem o hem de Mumcu, bu son kararlarıyla partilerinin tarihine karar birer leke sürdüler. Millet, vekillerini, Meclis’i çalışamaz hale getirsinler ve bürokratik oligarşiye kurban etsinler diye seçmez. Hele de merkez sağ seçmeni, o niyetle oy vermez. Çünkü merkez sağ, “Yeter, Söz Milletindir!” diyen bir geleneğin uzantısıdır. Oysaki bugün Ağar ve Mumcu, “Hayır, Söz Oligarşinindir!” diyenlerin safında yer aldılar. Yazık oldu...
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 3:02 PM | Yorumlar (19)
April 24, 2007
Cumhurbaşkanı [Adayı] Gül, Ülkemize Hayırlı Olsun
Bugün Başbakan ve AK Parti lideri Tayyip Erdoğan, partisinin Cumhurbaşkanı adayını açıkladı: Dışişleri Bakanı Abdullah Gül. Bunun son derece yerinde bir karar olduğunu düşünüyorum. Sayın Gül, devlet adamı vasıflarına haiz, dış politikaya vakıf, birikimli, ilkeli ve uzlaşmacı bir isim. Seçildiği takdirde, Türkiye’ye büyük hizmetlerde bulunacağına inanıyorum. Kuzey Irak konulu yazımda da belirttiğim şekilde, “kendisinden bir önceki ‘demokrat, sivil ve Müslüman’ Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın yaptığı gibi" pek çok konuda önemli açılımlar getirebilir. Ülkemize hayırlı olsun.
Öte yandan Sayın Erdoğan’ın AK Parti’nin ve hükümetin başında kalacak olması da bence önemli bir kazanım. Başbakan, sadece 4.5 yıllık icraatı ile değil, bugün gösterdiği feragat ve kalenderlikle de gerçekten bir “hizmet insanı” olduğunu ortaya koydu. Kendisini tebrik etmek gerek.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 1:29 PM | Yorumlar (52)
April 22, 2007
23 Nisan Mesajı...
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer bir “23 Nisan mesajı” yayınlamış ve “TBMM, O’nun (Atatürk’ün) yüce kişiliğine ve devrimlerine layık olduğunu kanıtlamak zorundadır” demiş.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 3:16 PM | Yorumlar (40)
April 16, 2007
Cumhurbaşkanlığı Düğümü Çözülüyor mu?
Son ayların en yüksek tansiyonlu iç meselesi olan cumhurbaşkanlığı seçimini ben kendi içimde çözdüm. Kendisiyle yeni müşerref olduğum Aliye Öztürk hanımefendi Çankaya'ya çıkarsa, sanırım memleketimiz düzlüğe çıkar. Bu çiçeği burnunda cumhurbaşkanı adayına başarılar diliyor, kampanyasına can-ı gönülden destek çıkıyorum.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 2:04 AM | Yorumlar (14)
March 27, 2007
Erdoğan’ın Çankaya Hesapları
[27 Mart 2007 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]
Bu günlerde bazı yorumcular, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı konusunda bir “oyun planı” kurduğu ve bunu uygulamakta olduğunu düşünüyor. Oysa AK Parti’nin bazı üst düzey isimlerinden aldığım duyumlara göre aslında Başbakan bu konuda hâlâ kararsız. Bunun nedeni ise Çankaya’ya çıkmanın da çıkmamanın da Erdoğan’ın önüne siyasi zorluklar koyuyor olması.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 11:51 AM | Yorumlar (27)
March 26, 2007
Vatana İhanet, Oligarşiye İhanet
Malum, Türkiye’de pek çok insan sık sık “vatana ihanet”le suçlanır. Bu suçlamaya maruz kalanların yaptığı ise, aslında, çoğu kez sadece devletin tarif edegeldiği “ideal vatandaş” tipinden farklı olmaları ve farklı şeyler söylemeleridir. Durum öyle gariptir ki, milyonların oyunu ve sevgisini kazanmış başbakanlar bile “vatana ihanet”le suçlanabilir. Merhum Adnan Menderes, bu suçlamayla idama mahkum edilmiş, daha doğrusu bir grup üniformalı zorba tarafından suçsuz yere katledilmişti.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 8:15 PM | Yorumlar (43)
March 12, 2007
‘Korkut ve Yönet’ Stratejisi
[12 Mart 2007 tarihli Radikal gazetesinde yayınlandı]
Biz Türklerin en iyi bildiği siyasi kavramlardan biri “böl ve yönet stratejisi”dir. İlkokuldan beri zihnimizin derinliklerine kazanmıştır bu. Dünyadaki büyük güçlerin, bizim gibi daha küçük ülkeleri bölerek yönetmek istediklerini, bu yöndeki stratejilerinin her daim geçerli olduğunu düşünürüz. “Bölünerek yönetilmekten” endişe etmemizin en büyük sebebi ise, bunun bize esaret getireceğini düşünmemizdir. Dış güçler bizi esir etmek, yani özgürlüklerimizi yok edip bizi diledikleri gibi kullanmak için “böl ve yönet” stratejisini uygulamaktadırlar. Başarırlarsa, bizi “uşak” yapacaklardır.
Ancak madem kimsenin esiri ve uşağı olmak istiyoruz, o zaman bir başka tehlikeli stratejiyi daha akılda tutmamız gerekiyor. Bu, “korkut ve yönet” stratejisidir.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 11:36 AM | Yorumlar (47)
February 15, 2007
Vatanperestliğin Zararları
[15 Şubat 2007 tarihli Radikal gazetesinde yayınlandı]
Muhafazakar düşüncenin fikir babası ve Jakobenizm’in en güçlü muhalifi sayılan İngiliz düşünür Edmund Burke’ün vatanseverlik hakkında iyi bir sözü vardır. “Ülkemizi sevmemiz için” der Burke, “onun sevilebilir olması gerek.”
Milliyetçilik meselesini yeniden tartıştığımız günümüz Türkiyesi’nde bu özlü ifadeyi hatırlamakta yarar var.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 10:07 AM | Yorumlar (40)
February 9, 2007
Derin Türkçülük
[10 Şubat 2007 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]
Türk medyası Hrant Dink cinayetinden bu yana “milliyetçilik” kavramını tartışıyor. Bir yanda, cinayete sebebiyet veren nefret ideolojisi nedeniyle “sorun milliyetçilikte” diyenler var. Diğer yanda ise, bu düşünceye sahip çıkanlar, “elbette milliyetçi olacağız, bu Türkiye’nin temel değeridir” diyenler.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 5:02 PM | Yorumlar (56)
January 25, 2007
Dış Mihrak Değil, İç Faşizm Var
[25 Ocak 2007 tarihli Radikal gazetesinde yayınlandı. Aynı konuda farklı içerikli İngilizce makale için, bkz. Meet The Monster: Turkish Fascism]
Hrant Dink’in alçakça vurulmuş cansız bedeni daha yerde yatıyordu ki, ülkemizin bazı kanaat önderleri bu işin arkasındaki “dış mihraklar” hakkında teoriler üretmeye başladılar. Bu cinayetin Ermeni lobisine yaracağı, dış dünyada “Türkiye’nin imajını bozacağı” uyarılarını sıralayıp, ardından da “bu işin ardındaki yabancı istihbarat örgütleri”ne dair atıp-tutmaya giriştiler.
Gelgelelim katil 32 saat sonra yakalandı. Ailesinin deyimiyle “öz be öz Türk” olduğu, bu vahşeti “Türk kanı”na olan sevgisinden dolayı işlediği, zaten kendisini ideolojik ve finansal yönden yetiştiren “abileri”nin bu gibi işlerde gayet tecrübeli ve kıdemli “milliyetçi” militanlar olduğu ortaya çıktı. Ama hayır, komplo-sever kanaat önderlerimizi bu da ikna etmedi. Hala “bu işten kim çıkar sağladı” diye sorup, “ülkemiz üzerinde oynanan oyunlar” serisine yeni bir tanesinin eklendiğini söyleyip duruyorlar.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 10:52 AM | Yorumlar (57)
January 19, 2007
Hrant Dink Cinayetine Lanet
Gazeteci-yazar Hrant Dink, bugün, yöneticisi ve başyazarı olduğu Agos gazetesinin önünde kurşunlanarak öldürüldü. Türk Ermeni cemaatinin en entelektüel sesi olan, Ermeni kimliğini gururla taşırken Türkiye’yi de savunan, Ermeni diasporasının Türkiye karşıtı politikalarına karşı çıkan Dink, dürüst ve mert bir insandı. Allah rahmet eylesin. Katilini ve onu azmettirenleri lanetliyor, yakınlarına ve tüm Türkiye’ye başsağlığı dliyorum.
Cinayetin failleri henüz meçhul. Bu yüzden bir sorumlu göstermek doğru olmaz. Ama yine de Hrant Dink ve 1915’teki Ermeni trajedisi konusunda “aykırı” görüşler savunan diğer bazı aydınların, malum çevrelerce sürekli olarak hedef gösterildiğini, türlü hakaret ve tehditlere maruz bırakıldığını hatırlatmak gerek. Böyle bir “nefret propagandası”nın böyle vahim sonuçlar doğurması kuvvetle muhtemeldir. Umarım bu vahim olay, Türkiye’deki nefret propagandasının daha da artmasına değil, sorgulanıp yenilmesine sebep olur.
Bugün Hrant Dink’in vurulduğu yerin önünde toplanan binlerce Türk “hepimiz Ermeniyiz” diyordu. Ben de öyle diyorum. Osmanlı İmparatorluğu’nda yüzyıllarca birlikte yaşadık, bugün de Türkiye’de öyle yaşamak istiyoruz. Katiller, bunu engelleyemeyecek.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 6:35 PM | Yorumlar (105)
January 8, 2007
Kemalizm Terakkiye Mani midir?
[8 Ocak 2007 tarihli Yeni Şafak gazetesinde yayınlandı]
Türkiye'nin aydınları 20. yüzyılın ilk yarısında "İslam terakkiye mani midir?" sorusu üzerine çok kafa yormuşlardı. Günümüzde ise bu tartışmanın modası hayli geçmiş durumda. Türk İslamı demokrasiye çoktan uyum sağladı ve dahası toplumda "Müslüman işadamları"dan "Müslüman feministler"e kadar bir dizi çarpıcı "ilerleme" örneği var. İslam'la ilişkili zannedilen ama aslında böyle olmayan bazı gelenekler (sözgelimi töre cinayetleri) hâlâ birer problem teşkil ediyor, ama toplumsal eğilim bunların da aşılması yönünde.
Dahası Türkiye'yi "terakki"nin hedefi olan "muasır medeniyet"e, yani Avrupa Birliği'ne doğru yürütenlerin başında, Müslüman değerlere sahip çıkan bir siyasi parti geliyor: AK Parti. AK Parti hükümeti, geçtiğimiz dört yılda Türkiye'yi sadece AB rayına sokmakla kalmamış, aynı zamanda politik ve ekonomik yönden daha özgür hale getirmiş durumda. Bunu Batılılar da görüyor. 22 Ekim tarihli The Wall Street Journal'da yayınlanan - ve nedense bizde pek dikkat çekmeyen - "Turkish Tiger" (Türk Kaplanı) adlı makale, AK Parti'nin ekonomik başarılarını övüyor ve "özgürlük, 'İslamcı' bir hükümetin altında serpiliyor" yorumunu yapıyordu.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 12:00 PM | Yorumlar (49)
January 4, 2007
27 Mayısçı Zorbaların ‘Demokratik’ Anayasası
“Askeri darbe” kavramı, reel bir ihtimal olmasa da, gündemi meşgul eden bir söylem olarak yeniden ortalıklarda geziyor. Bu kavramı yerli yerine oturtabilmek için, “tüm darbelerin anası” olan 27 Mayıs'ı mutlaka hatırlamak gerekir. Hatırlamayanlar için ne olduğunu söyleyeyim: 27 Mayıs, bir grup üniformalı zorbanın halkın oylarıyla iktidara gelmiş Demokrat Parti hükümetini devirmesi, ülkenin meşru başbakanını ve iki bakanını düzmece bir mahkemeyle suçsuz yere idam etmesi olayıdır. 1960 yılındaki bu “iktidar gaspı”nın ardından 1961 yılında yapılan Anayasa, bir sonraki askeri darbeye kadar yürürlükte kalmıştır.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 10:44 PM | Yorumlar (18)
December 1, 2006
Papa Geldi, Ezberleri Sarstı
[2 Aralık 2006 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]
Papa XVI. Benedict’in Türkiye ziyareti beklenenden çok daha olumlu geçti. Hemen herkes, sorunsuz yürüyen ve karşılıklı jestlerle bezenen, özellikle de Papa’nın cami ziyareti ile taçlanan gezinin, Türkiye için çok olumlu bir tanıtım olduğunu belirtiyor. Bu, doğru. Bir diğer önemli nokta ise, bu ziyaret sayesinde bazı ezberlerin ve klişelerin de sarsılması.
Bu ezberlerden biri, Batı-İslam ilişkileriyle ilgili. Bu ilişkilerin 90’lı yıllardan bu yana gerildiği, “medeniyetler çatışması”nın uğursuz rüzgarlarının esmekte olduğu herkesin malumu. Ama buna karşı ne yapmak lazım? Türkiye’deki muhafazakar kesimde iki farklı eğilimin varlığını görüyoruz: Birincisi, “Batı İslam’a savaş açtı, biz de savaş baltalarını çıkaralım” diyenler. İkincisi, “Batı’da İslam’la savaşmak isteyenler var, ama sağduyulu insanlar da var, çözüm diyalog ve uzlaşmada” diye düşünenler.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 3:00 PM | Yorumlar (18)
November 28, 2006
Ayasofya’nın Geleceği ve TV’de Papa Tartışması
Haziran 2006’da Ayasofya Cami/Kilise Olmalı başlıklı bir yazı yazmış ve bunun üzerine “Yunan uşaklığı” ve “vatan hainliği” gibi suçlamalar içeren bazı ters tepkiler almıştım. Bugün, vatanseverliğinden pek kimsenin kuşkulanacağını sanmadığım Sayın Hasan Celal Güzel de aynı teklifi getirerek şöyle yazmış:
Ayasofya, İslâmın en önemli mâbetlerinden biridir. Gönlümüz hiç şüphesiz onun câmi olmasından yanadır. Ancak, görünen odur ki, Hıristiyan âlemi de ona büyük bir kutsiyet atfetmektedir. Ayasofya'nın iki kurucusundan birisi Justinianus ise, diğeri de onu harap hâlinden kurtararak ikinci defa inşa eden Fatih Sultan Mehmed Han'dır. Bu konuda teklifimiz, Ayasofya'nın hem cami, hem kilise olarak ibadete açılması, hem de müze olarak ziyaret edilebilmesidir. Bunun modern teknolojinin imkânlarıyla (Meselâ, otomatik açılıp kapanan perdelerle) yapılabileceğini düşünüyoruz. Bu bir proje olarak gerçekleştirilebilirse, dinler arası yakınlaşmaya da medar olabilecektir.
Belki bu konunun da gündeme geleceği, asıl olarak da Papa’nın Türkiye ziyaretinin tartışılacağı bir televizyon programına bu akşam konuk olacağım: CNNTürk’te yayınlanan, gazeteci Ahmet Hakan Coşkun’un yönettiği “Tarafsız Bölge”ye. Dileyenler saat 21.30’dan itibaren izleyebilir.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 2:25 PM | Yorumlar (33)
November 26, 2006
Fikri Hür Gençlerden Atilla Yayla'ya Destek

Bu Pazar sabahı İstanbul Sirkeci’deki Büyük Postane önünde ilginç bir gösteri vardı: Liberal Hareket üyesi bir grup genç, Kemalizm hakkındaki eleştirel sözleri nedeniyle basının ve “üniversite”nin hışmına uğrayan Prof. Atilla Yayla’ya destek vermek için bir araya geldi. Yüzlerine Atilla Yayla’nın ağzı bantlı maskelerini tutan ve ona yapılan baskıları kınayan bir basın bildirisi okuyan grup, daha sonra da, Prof. Yayla’nın derslerini askıya alan Gazi Üniversitesi rektörü Prof. Kadri Yamaç’a bir kutu dolusu siyah bant postaladı. “Bundan sonra susturmak istediği öğretim üyelerine karşı kullanabilsin” diye, kolaylık olarak…
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 11:47 PM | Yorumlar (32)
November 24, 2006
‘En Güvenilir Kurum’a Güvenememe Sorunu
[25 Kasım 2006 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]
Milli Güvenlik Kurulu (MGK) Eski Genel Sekreteri Emekli Orgeneral Tuncer Kılınç, Aktüel dergisinin kendisiyle yaptığı söyleşide “Türkiye için demokrasi lüks” demiş ve sonra da şu yorumu getirmiş:
Siyasi partileri idare edenler, başbakanlar, hükümet olanlar hep birazcık ulusal çıkarları da kollarlar ama kendi geleceklerini, kendi partilerinin menfaatini zaman zaman biraz daha ön planda tuttukları görülmüştür. Onun için Silahlı Kuvvetler'in zaman zaman ulusal çıkarlar aleyhine tecelli eden bazı tutumlar dolayısıyla, gericiliğe veya çağdaşlaşma konusunda sıkıntıları olan yönetimlere karşı tutumu, her zaman bir yerde siyasete karışma sonucunu doğurur."
Bunu okuyunca ister istemez akla iki soru geliyor.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 2:09 AM | Yorumlar (46)
November 22, 2006
TESEV: Laiklik Tehdit Altında Değil
[22 Kasım 2006 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]
Kısaca TESEV diye anılan Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı, “Değişen Türkiye’de Din, Toplum ve Siyaset” başlıklı yeni kamuoyu araştırmasını açıkladı. Sabancı Üniversitesi’nden Profesör Ali Çarkoğlu ile Boğaziçi Üniversitesi’nden Profesör Binnaz Toprak’ın yönetiminde, ülke genelinde 1492 kişiyle yüzyüze görüşme yapılarak hazırlanan araştırma, Türkiye’nin hararetli tartışmalarının odak noktası olan konulara dair önemli veriler sunuyor.
TESEV’in araştırması, Türkiye’deki “irtica” endişesinin çok da gerçekçi olmadığına işaret ediyor. Araştırmaya göre Türkiye’de dindarlık gerçekten de yükselişte; ama bir taraftan da liberalleşiyor ve modernize oluyor.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 11:39 AM | Yorumlar (30)
October 28, 2006
Birlik ve Beraberliğe İhtiyacımız Yok
[28-29 Ekim tarihli Referans gazetesinde yayınandı]
Cumhuriyet Bayramı hepimize kutlu olsun. Bize demokrasi ve özgürlük getiren, en azından getirmesini umduğumuz Cumhuriyet, kuşkusuz tüm vatandaşlar için büyük bir değer. Dolayısıyla onun “bekçisi” olmak ve yıl dönümlerini kutlamak, gerçekten de iyi fikir.
Ancak Cumhuriyet’i “beklerken”, onu durağan bir yapı olarak tutmaya çalışmak yerine, geliştirmeye ve güncellemeye de ihtiyacımız var. Dünya hızla değişiyor, yeni olgular ve anlayışlar doğuyor. “Muasır medeniyet” hedefiyle ve “inkılapçılık” okuyla yola çıkmış bir Cumhuriyet’in bunlara gözlerini kapaması düşünülemez. Aksi takdirde Cumhuriyet bizzat kendi “temel nitelikleriyle” çelişmiş olur.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 2:00 PM | Yorumlar (16)
October 27, 2006
Yoksa Laikçilerimiz Komünist mi?
[27 Ekim 2006 tarihli Radikal gazetesinde yayınlandı]

ABD Başkanı John F. Kennedy, 20 Ocak 1961 tarihli ünlü "göreve başlama" konuşmasında şöyle diyordu:
"Atalarımızın uğrunda mücadele ettiği devrimsel düşünce, bugün dünyada yayılıyor: Bu, insan haklarının, devletin bonkörlüğünden değil, Tanrı'nın elinden kaynak bulduğu inancıdır."
Kennedy'nin bu sözleri, Amerikan ve Sovyet devletlerinin temel felsefeleri arasındaki farka vurgu yapıyordu. Harvard Üniversitesi hukuk profesörü Harold J. Berman'ın ifadesiyle, ABD'de, "bireylerin temel haklarının devletten bağımsız olarak var olduğu" kabul edilegelmişti. ABD'nin Bağımsızlık Bildirgesi'nde "insanların… Yaratıcı'ları tarafından verilmiş asla çiğnenemez haklara sahip oldukları" yazılıydı. Marksist-Leninist ideolojiye dayalı olan Sovyetler Birliği'nde ise "tüm haklar devlet tarafından verilmiş ve dolayısıyla devlet tarafından geri alınabilir" nitelikte idi.
İnsan haklarının kaynağı arasındaki bu iki farklı yaklaşım, Cumhurbaşkanımız Sayın Sezer'in geçen haftalarda yaptığı "temel hak ve özgürlüklerin laik Cumhuriyet’in gereklerine göre sınırlandırılabileceği" şeklindeki yorumu üzerine aklıma geldi. Kendisi bunun farkında mı, bilmiyorum, ama Sayın Cumhurbaşkanı'nın siyasi felsefesi Sovyet Birliği'ninkini andırıyor.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 11:15 AM | Yorumlar (35)
October 16, 2006
Orhan Pamuk'a Tebrikler
Orhan Pamuk'un Nobel kazanması üzerine ne düşündüğüme dair bir kaç soru geldi. Açıklayayım.
Ne yazık ki iyi bir roman okuyucusu değilim. Çok isterdim daha fazla roman okuyabilmek, ama zaman bulmakta zorlanıyorum ve sanırım "yaşamın kökeni" üzerine okuduğum kitap sayısı bile bitirebildiğim romanlardan daha fazla. Pamuk'un da sadece "Beyaz Kale"sini okuyabildim ve açıkçası çok da beğenemedim. Ama dünyanın dört bir yanında Pamuk okuyan ve beğenen insanlarla karşılaştım. İyi bir edebiyatçı olduğu kuşku götürmez bir gerçek.
Pamuk'un politik görüşlerine gelince; Kürt sorunu ve Ermeni meselesi konularında yaptığı o ünlü açıklamayla Türkiye'ye haksızlık ettiğini düşünüyorum. (Onun ağabeyi ve benim de üniversiteden hocam olan Prof. Şevket Pamuk'un görüşlerini çok daha takdire şayan bulurum.) Ama bu durum; Pamuk'un aldığı Nobel'in değerini düşürmez, o Nobel'i bir edebiyat ustası olarak kazandığı gerçeğini değiştirmez, dahası bu ödülün Türk (ve sadece kültürel düzeyde de olsa Müslüman) bir yazara verilmiş olmasının benim açımdan ifade ettiği anlamı ortadan kaldırmaz diye düşünüyorum.
Dolayısıyla, Pamuk'u kutlamayan Sayın Cumhurbaşkanı gibi değil, kutlayan Sayın Başbakan gibi davranmayı tercih ediyorum: Kendisini tebrik ederim. Kazandığı Nobel ödülü, Türkiye için bir gurur ve sevinç vesilesi.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 5:31 PM | Yorumlar (37)
August 29, 2006
Cumhurbaşkanı'nın Dünyası
Cengiz Çandar, hükümetin Lübnan'a barış gücü askeri gönderme kararını yorumladığı bugünkü yazısında, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in aynı konuda hükümeti eleştiren sözleri hakkında şunları yazmış:
[Sezer'in] Cuma günü [Lübnan'a asker göndermeye] neden karşı olduğunu sıralarken ileri sürdüğü gerekçeler, Ankara’da Çankaya’da oturup, kapısını ve pencerelerini dünyaya kapatan bir emekli memurun ruh haletini yansıtıyordu; tarihin bu döneminde Türkiye gibi bir ülkenin yönetim sorumluluğunu üstlenmiş bir devlet adamının sahip olması gereken bakış açısını değil. Açıklamaları affedilmez “maddi hatalar”la da doluydu. Fransa ve İtalya, Lübnan’a asker göndermekte ayak sürürken “bizimkilerin maşallah konunun üzerine atladıklarını” söylediği sırada, Fransa 2000, İtalya 3000 askerle katkı yapacağını Brüksel’deki AB toplantısı sırasında açıklamışlardı. Konunun üzerine “maşallah” atlamakla suçladığı hükümetin Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı ise, bir hafta içinde Lübnan, İsrail, Filistin ve Suriye’de temaslar yapmış olan tek yabancı yetkiliydi. Tam tersine, hükümet tam olarak “yoğurdu üfleyerek yemek” görüntüsündeydi. Bir Cumhurbaşkanı, güncel gerçeklerden bu kadar habersiz, onlara bu kadar kapalı olabilir mi?
Lübnan'a asker gönderilmesi konusunda kesin bir tavrım yok. Ancak Sezer'in tavrında ortaya çıkan şaşırtıcı bilgisizlik ve "kapalılık" çarpıcı. Bu "zihinsel dünya" içinde düşünen Sayın Cumhurbaşkanı'nın başka konulardaki fikirlerine de ne kadar itibar etmek gerek, varın siz hesaplayın.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 12:22 PM | Yorumlar (9)
June 21, 2006
Baykal'ın 'Cumhuriyet'i İstismarı
CHP lideri Deniz Baykal'ın "Cumhuriyet, Milli Mücadele ile kazanıldı, sandıkta kaybedilmeyecek" şeklindeki zırvası — evet, bunu tanımlamak için "zırva"dan daha iyi bir kelime bulamıyorum — Türkiye'de siyasetin geldiği cinnet noktasını göstermesi açısından kayda değer.
Sayın Baykal'a ve CHP'lilere sormak gerek: "Sandıkta kaybetmek" ne demek? Bir sonraki seçimde halk, size değil, sizin hiç sevmediğiniz bir siyasi partiye oy verecek, sorun bu mu? Peki bu parti iktidara gelince Cumhuriyet'i kaldıracağını, rejimini değiştireceğini mi söylüyor? Hayır!.. Böyle bir şey mümkün mü? Yine hayır!..
O zaman hangi mantıkla, "sandığı", yani milli iradeyi rejim için tehlike olarak gösterebiliyorsunuz? Eğer milli iradeyi tehlike olarak görüyorsanız, sizin özlem duyduğunuz rejimin adı demokrasi değil de otoriterizm (hatta faşizm) olmaz mı?
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 12:08 PM | Yorumlar (105)
June 9, 2006
Washington, Demokrasinin Arkasında
[10 Haziran 2006 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]
WASHINGTON, D.C. - "Türkiye'deki demokratik sürecin aleyhindeki bir girişimi asla desteklemeyiz, desteğimiz sadece demokrasiye". Bu cümle, ABD Dışişleri Bakanlığı'ndaki üst düzey bir yetkiliye ait. Bunu, "Türkiye'deki bazı çevreler AK Parti Hükümeti'ne karşı demokrasi dışı bir muhalefet yöntemi için Washington'dan yeşil ışık umuyor, ne diyorsunuz" şeklindeki sorum üzerine söylüyor. Ve devam ediyor:
"Bizim için Türkiye demokratik bir ülkedir ve onu her zaman öyle görmek isteriz. İktidardaki parti ile şu veya bu konuda anlaşamayabiliriz, ama bu, iktidardaki partiye karşı demokrasi dışı bir girişimi destekleyeceğimiz anlamına gelmez."
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 9:44 AM | Yorumlar (49)
June 2, 2006
Ayasofya Cami/Kilise Olmalı
[03 Haziran 2005 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]
Hürriyet gazetesinde yer alan "Ayasofya kilise olabilir iddiası" başlıklı habere göre, Vakıflar Yasa Tasarısı’nın ele alındığı Adalet Bakanlığı Alt Komisyonu’nda bir Ayasofya tartışması yaşanmış. CHP’liler, tasarıdaki bir maddeyle Ayasofya’nın yeniden kiliseye dönüşmesinin önünün açılacağını ileri sürmüşler. Ve, tahmin edebileceğiniz gibi, buna büyük tepki göstermişler.
CHP'lilerin bu çıkışı, Türkiye'deki "sol"un, özellikle de onun "ulusalcı" kanadının, "kilise" veya "misyonerlik" gibi kavramlara yönelik uzunca bir zamandır süregiden tepkisinin yeni bir halkası gibi duruyor.
Ben ise, bu tepkiye "din özgürlüğü" perspektifiyle karşı duran birisi olarak, CHP'lileri daha da kızdırabilecek bir şey söyleyeyim: Ayasofya sadece "kilise olabilir" değildir; olmalıdır!
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 3:28 PM | Yorumlar (81)
May 30, 2006
NYT: Türkiye Demokrasiden Vazgeçmemeli
Bugünkü The New York Times gazetesinde yer alan "A Violent Detour in Turkey" (Türkiye'de Şiddetli Sapma) başlıklı editoryal yorum, kayda değer. Danıştay baskını çerçevesindeki gelişmelerin objektif bir değerlendirmesinin yapıldığı yazıda, baskının ilk başta laikliğe yönelik bir saldırı olarak algılandığı, fakat daha sonra gelen bilgilerin durumu "belirsiz" hale getirdiği ve olayın zamanla çözümlenebileceği söylenmiş ki, bence şu anki durumun iyi bir özeti.
Yazıda asıl enteresan nokta, "muhafazakar bir Müslüman" olarak tanımlanan Başbakan Tayyip Erdoğan'a demokratik reformları sürdürmesi için tavsiyede bulunulması ve ABD yönetiminin de Türkiye'deki demokratik süreci desteklemesi gerektiğinin altının çizilmesi. "Washington," deniyor yazıda, "Türkiye'nin generalleriyle olan geleneksel ilişkilerini kullanmak suretiyle, ordunun siyasete karışmasına sıfır tolerans gösterilmesini telkin ederek, Türkiye'deki demokrasiyi destekleyebilir."
Bu ise, Atlantik'in ötesinden demokrasi karşıtı bir "yeşil ışık" bekleyenler için can sıkıcı bir yorum. Bakalım, demokrasiyi kesintiye uğratma sevdasını terk etmelerini sağlayabilecek mi...
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 1:16 PM | Yorumlar (13)
May 27, 2006
27 Mayıs: Bir Daha Asla!
Bugün 27 Mayıs darbesinin yıldönümü. 46 yıl önce yaşanan bu haksız, hukuksuz ve vicdansız darbeyle, Türkiye'nin seçilmiş iktidarı silah zoruyla devrilmiş, milletin iradesini temsil eden TBMM kapatılmıştı. Türkiye tarihinin en yüksek oyunu alan Başbakan Adnan Menderes'i ve diğer Demokrat Partililer'i suçsuz yere idam veya hapse mahkum edecek olan hain ve zalim süreç, bugün başlamıştı.
Kusursuz bir despotizm ve barbarlık örneği olan 27 Mayıs'ı lanetle anıyorum. Yahudilerin Soykırım için dedikleri gibi; bir daha asla!
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 1:13 AM | Yorumlar (44)
May 24, 2006
Misyonerler, Ulusalcılar, Haçlılar ve Haçsızlar
Türkiye'de uzunca bir süredir "misyoner tehlikesi"nden söz ediliyor. Bu "tehlike"yi dillerinden düşürmeyenler, Hıristiyan dinini kabul eden vatandaşlarımız yüzünden ulusal kimliğimizin eriyeceğini, böyle giderse yakın gelecekte "emperyalistlere" boyun eğeceğimizi ileri sürüyorlar. Bu endişeyi paylaşmayan, hatta bir de üstüne üstlük Hıristiyanlara dostça yaklaşıp onlarla "diyalog" kuranları ise "hain" diye suçluyorlar.
Bu suçlamaya bizzat hedef olmuş birisi olarak, tüm bu "misyoner alarmı"nı ciddiye almadığımı, çünkü fikri altyapısını hiç ama hiç benimsemediğimi belirtmeliyim. Bunun belki de en önemli nedeni, "misyoner tehlikesi"ni dillerine dolayanların önemli bir kısmının, İslami duyarlılıklarından çok kaba milliyetçilikleri ile dikkat çeken gruplar ve bireylerden oluşması. Hatta bazılarının İslam'la hiç bir ilgisi yok; aralarında ateistler bile var. Bu durumda kuşkusuz sormak gerekiyor: Acaba İslami kaygı taşıdıklarına dair hiç bir inandırıcı gerekçe olmayan bu çevreler, neden bir tür "anti-Haçlı seferi" başlatmış durumdalar?
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 1:14 AM | Yorumlar (52)
May 20, 2006
'Provokasyonsa Bile Hükümet Suçlu', Öyle mi?!..
Danıştay cinayetinin bir provokasyon, yani hükümeti zor duruma düşürmek için tezgahlanmış bir "operasyon" olduğu görüşü, olayın yaşandığı saatten itibaren dile getirilmeye başlandı. Ben, veri olmadan peşin hüküm vermek istemediğim için bu konuda bir şey yazmadım. Ancak katilin kimliği ve bağlantıları ortaya çıktıkça, provokasyon açıklaması giderek daha inandırıcı hale geliyor. Her şeyden önce dindardan çok "ulusalcı" bir profil çizen katilin "AKP tabanı"nı temsil etmediği ayan-beyan ortada. Dahası, ona tetiği çektiren birilerinin var olduğu ve bunların da hiç ama hiç "İslamcı" olmadıkları ortaya çıkmış durumda. Sabah gazetesinin "Bombalı Saldırı Planı Barda Yapılmış" başlıklı haberi bile, tek başına pek çok şeyi özetliyor. Sanırım önümüzdeki günlerde "operasyon"un içyüzünü daha iyi anlayacağız.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 1:52 PM | Yorumlar (79)
May 19, 2006
Öz Eleştiri Zamanı
[20 Mayıs 2006 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]
Türkiye, Danıştay İkinci Dairesi'ne yapılan kanlı saldırının şokunu yaşıyor. Hakim Mustafa Yücel Özbilgin'in yaşamına neden olan bu vahşet, ne yazık ki ülkemizi bir kez daha gerdi. Hükümete yönelik büyük bir tepki var. Başta Deniz Baykal olmak üzere pek çok kişi AKP'yi saldırıyı "cesaretlendirmekle" suçluyor.
Baştan hemen söyleyeyim; bu "cesaretlendirme" suçlaması, haksızdır. Kimse fanatiğin birinin çıkıp da Danıştay'ı basacağını önceden kestiremezdi. Demokratik ve özgür bir ülkede başka her şey gibi yargı kararları da eleştirilebilir. Eğer "siz eleştirdiniz, başkası da gidip vurdu" gibi bir mantık kurarsanız, o zaman her eleştiriyi suç gibi görmeye başlarsınız. Bu yol bir ülkeyi ancak kapalı rejime götürür; akıl sağlığına değil.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 11:29 AM | Yorumlar (62)
19 Mayıs Mesajları
Bugün 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı. Milli Mücadele'nin başlangıcı olan 19 Mayıs 1919'un bu 87. yıldönümü, hepimize kutlu olsun. Günün anlam ve önemine binaen, iki "19 Mayıs mesajı" yayınlamakta yarar gördüm. Birisi, Kürt sorununda gelinen noktayı eleştiren, "Genç Siviller Rahatsız" başlıklı Sivil 19 Mayıs Bildirisi. Bir grup genç kalemin birlikte hazırladığı ve son günlerde medyada da geniş yankı bulan bu bildiri, kayda ve imzaya değer.
Öteki mesaj ise, bugün muhtemelen çok duyacağımız "Gençliğe Hitabe"den mülhem bir metin: Devlet'e Hitabe. Gençliğe Hitabe kuşkusuz müstesna bir metin, ancak Cumhuriyetimizin 80 küsuruncu yılında artık toplumun da devlete hitap etmesinde yarar var. Bu düşünceyle kaleme aldığım ve 2 Ocak 2006 tarihli Radikal gazetesinde yayınlanan aşağıdaki yazıyı arşivden çıkarıp yeniden dikkate sunmak istedim.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 12:44 AM | Yorumlar (15)
May 17, 2006
Danıştay'a Kanlı Saldırı ve 'Anti-Laik Terör'
İstanbul Barosu'na kayıtlı Alparslan Arslan adlı avukat, bu sabah Danıştay üyelerine karşı silahlı saldırıda bulundu. Beş yargıç silahla yaralandı ve birisinin durumu çok ağır. Saldırganın "Allahu Ekber" diyerek tetiği çektiği ve "türban yasağına kızdığım için bunu yaptım" dediği aktarılıyor.
Hiç bir şekilde mazur görülemeyecek bu korkunç saldırıyı tüm kalbimle lanetliyor, olayda hayatını yitiren hakim Mustafa Yücel Özbilgin'e Allah'tan rahmet, yaralılara şifa diliyorum. Umarım bu felaket Türkiye'nin kötü bir sürece girmesine sebep olmaz.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 1:16 PM | Yorumlar (221)
May 11, 2006
Fransa'ya Bakıp Kendimizi Görmek
Türk basında son günlerde pek çok kalem Fransa'ya ateş püskürüyor. Sebep, bu ülkede "Ermeni soykırımı"nı tarihsel bir gerçek olarak ilan eden ve bunu "inkar edenlere" hapis cezası verilmesini öngören bir yasa tasarısı. 1915 olayları daha önce de yazdığım gibi bir "soykırım" olmadığı için, Fransa'nın bu olaylara getirdiği tarif elbette yanlış. Ama daha da yanlış olan, bir konudaki görüş farklılıklarını yasa yoluyla cezalandırmakta sakınca görmeyen despot Fransız zihniyeti.
Bence en ilginç olan nokta ise, söz konusu Fransız zihniyetine karşı öfkeyle ayağa kalkan Türk elitinin önemli bir bölümünün, aslında aynı despot zihniyetin — hatta onun daha da katısının — temsilcileri olmaları. Türkiye'de din ve dindarlar üzerinde baskılar getiren otoriter laiklik anlayışı, Fransa'nın bir kopyası, hatta ondan bile daha radikal. Cengiz Çandar "Eğer koca Avrupa’da Türkiye’yi hatırlatacak ölçüde bir 'yasakçı kafa yapısı' varsa, orası Fransa olmalı" derken iki ülkenin elitleri arasındaki zihinsel paralelliği doğru özetliyor.
Vatan gazetesi yazarı Ruhat Mengi de Fransa'yı "çağdışı, baskıcı, demokrasiyle asla bağdaşmayan" bir yasa hazırlamakla suçlamış. Çok güzel. Peki ama madem bu ülke "çağdışı, baskıcı, demokrasiyle asla bağdaşmayan" yasalar ve fikirler üretiyor, onun ürettiği laiklik anlayışına neden bu kadar aşkla bağlıyız? Yoksa bizim de "çağdışı, baskıcı, demokrasiyle asla bağdaşmayan" bir zihnimiz mi var? Fransa'ya bakınca aynada kendimizi görmüyor muyuz?
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 12:11 PM | Yorumlar (55)
May 3, 2006
'İrtica'ya Dair Yarım Asırlık Bir Yorum
Türk düşünce ve edebiyat hayatının büyük ustalarından biri olan Peyami Safa'nın vefatından iki yıl önce, 1959'da yazdığı "İsbatsız İddialar" başlıklı bir makale, ülkemizdeki "irtica tehdidi" söylemine dair bugün de son derece anlamlı olan yorumlar içeriyor. Safa, Zaman gazetesinin arşivlerden çıkardığı sözkonusu makalesinde öncelikle gerçek ile vehim arasında ayrım yapabilmek için "isbat şartının" önemine vurgu yapıyor:
Her iddianın doğruluğu, isbat edilmek şartına bağlıdır. Onu tahminden, vehimden, iftiradan ayırmanın başka çaresi olmadığını vicdan ve mantık sahibi her insan bilir. Türkiye’de sosyal yapının normal icaplar çerçevesini aşıp emniyet kuvvetlerinin müdahalesini lüzumlu gösterecek derecede bir irtica hareketi olduğunu iddia edenler bunu isbat etmekle mükelleftirler.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 12:32 AM | Yorumlar (11)
May 1, 2006
Şu Sakıncalı Vatandaşlar Olmasaydı...
Eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, "Türbanlılar Arabistan'a gidip okusun" demiş. Yani Türkiye'nin başörtülü vatandaşlarının kendi ülkelerinde eğitim hakkına sahip olmadıklarını, ancak başka bir ülkeye göç ederek bu hakka kavuşabileceklerini duyurmuş.
Kuşkusuz hak ve özgürlük isteyen vatandaşlara "burada bulamazsınız, başka ülkeye gidin" demek, pek demokratik bir zihniyetin ifadesi gibi durmuyor. Sayın Demirel'in açıklaması, ne yazık ki, devletin vatandaşların sadece bir kısmına ait olduğu, diğerlerinin ise "öz yurtlarında parya" olarak yaşamaya mahkum edildikleri, çareyi ancak ülkeyi terk etmekte bulabilecekleri gibi vahim bir sonuç ortaya çıkarıyor.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 3:59 PM | Yorumlar (63)
April 25, 2006
Demokrasi Manifestosu'na Destek
TBMM Başkanı Sayın Bülent Arınç'ın 23 Nisan konuşması çok önemli ve değerliydi. Basında "Demokrasi Manifestosu" olarak tanımlanan bu metni tümüyle destekliyorum. Orada da belirtildiği gibi, Türkiye'deki din-laiklik geriliminin asıl nedeni, bizdeki laikliğin, "dinler karşısında tarafsızlık" anlamına gelen gerçek laiklikten çok uzak oluşu. Ve bunun, toplumu temsil etmeyen, milli iradeye dayanmayan seçilmiş kurumlar tarafından ısrarla korunması...
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 11:58 AM | Yorumlar (159)
April 21, 2006
Fransa'nın Sefaleti
Bir kaç hafta önce Abant Platformu toplantısı için bir kaç günlüğüne Paris'e gittim. Gördüklerim, Fransa hakkında önceden edindiğim izlenimleri doğruladı. İleri derecede sekülerize olmuş ve bu yüzden "yaşama heyecanı"nı yitirmiş, sosyalizmin verdiği tembellik ve "devlet versin" rehavetiyle pasifize olmuş, korkunç bir kendini beğenmişlikle dünyada giderek önemsizleşmenin getirdiği aşağılık kompleksi arasında gidip-gelen sorunlu bir ülke buldum. Kiliselerin boş ve sessiz olduğu, kimilerinin zaten "devrim" yoluyla "Aklın Tapınağı"na veya ulusal liderlerin anıt mezarına dönüştürüldüğü bu ileri derecede "dinsiz" ülkede, ileri deredece "ruhsuzluk" gördüm.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 1:13 PM | Yorumlar (12)
April 13, 2006
Evet, Tehlikenin Farkındayız
[15 Nisan 2006 tarihli Yeni Şafak gazetesinde yayınlandı]
Madem Cumhuriyet gazetesi yemyeşil harflerle özene-bezene yazıp ilk sayfasına yerleştirmiş "tehlikenin farkında mısınız" sorusunu, bir demokrat olarak cevap verelim: Evet tehlikenin farkındayız. Onyıllardır hep demokrasi karşıtlığı, özgürlük düşmanlığı ve darbe çığırtkanlığı yapmış bir gazetenin yine kendisine uygun puslu hava bulduğunu açıkça görüyoruz.
Bu puslu havayı ve yaratıcısı olan kadroyu yakından tanıyoruz. Türk toplumunu kendi zihnindeki ideolojik kalıplara göre "adam edeceğini" iddia eden ve aslında bu otoriter "misyon" bahanesiyle kendi iktidarının ve menfaatlerinin bekçiliğini yapan bu "oligarşi"yi iyi biliyoruz.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 12:35 PM | Yorumlar (146)
February 21, 2006
Ermeni Patriğinin Sağduyusu
Daha önceki bir yazımda günümüzde İslam'a yönelik ideolojik saldırıların, özellikle de son karikatür krizindeki gibi alay ve hakaretlerin, çoğunlukla "haçlı" değil "haçsız" — yani materyalist — Batı'dan kaynaklandığını vurgulamıştım. Başta Papa XVI. Benedict ve Ekümenik Patrik Bartholomeos olmak üzere Hıristiyan dünyasının dini önderlerinin Hz. Muhammed karikatürlerini kınaması ve İslam'ın kutsal değerlerine saygı ifade etmesi, bunu doğruluyor.
Türkiye Ermenileri Patriği II. Mesrob da Vatan gazetesinin kendisiyle yaptığı röportajda karikatürleri "iğrenç ve terbiyesiz" olarak niteleyerek "Allah'ın izzetine küfürdür bu" demiş. "Ben Müslümanların tepkilerini haklı buluyorum" diye ekleyerek, "ancak, gösterilerde şiddete kesinlikle başvurulmamalıydı" yorumunu yapmış. Sayın Patrik'in bu sağduyusunu saygı ve şükranla karşılıyorum.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 5:44 PM | Yorumlar (0)
'Kurtlar Vadisi'ne Dair Okunası Bir Yazı
"Kurtlar Vadisi", Türk askerlerinin başına çuval geçirilmesi, ve genel olarak Irak'taki durum hakkında Gülay Göktürk'ün bugünkü Bugün gazetesindeki Çuval Olayı başlıklı yazısı, bence okunmaya değer. Altına imzamı atarım.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 5:24 PM | Yorumlar (3)
February 16, 2006
Türkiye İran olacak mı?
[17 Şubat 2006 tarihli Radikal gazetesinde yayınlandı]
'Türkiye İran olmayacak' sloganı geçtiğimiz on yıllar içinde bu ülkenin sokaklarında çok yankılandı. Bugünlerde ise Türkiye 'İran olmaya' değilse bile İran'a benzemeye her zamankinden daha yakın. Ancak söz konusu sloganı dillerine dolayanların sandığı yönden değil. Tam aksi yönden...
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 9:01 AM | Yorumlar (154)
January 2, 2006
Devlet'e Hitabe
[2 Ocak 2006 tarihli Radikal gazetesinde yayınlandı]
Ey Türk devleti, birinci vazifen, vatandaşlarına hürmet ve hizmet etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temelin üzerine kurulu demokratik düzen, senin en kıymetli hazinendir.
Geçmişte olduğu gibi bugün de seni bu vazifenden saptırmak, seni vatandaşlarına hürmet ve hizmet yerine tahakküm etmeye davet edenler olacaktır. Kendi ideolojik saplantıları veya çıkarları nedeniyle demokrasi düşmanı kimi güçler ve vatandaşlarına hep tepeden baktıkları için hiçbir zaman onların teveccühünü ve oyunu kazanamamış bir kısım siyasiler, seni milletin meşru temsilcilerine karşı tahrik etmeye çalışabilirler. Milletin iradesini, cebren ve hile ile safdışı bırakmaya kalkabilirler.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 11:59 AM | Yorumlar (18)
September 30, 2005
Ulusal Çıkar mı, Ulusalcıların Çıkarı mı?
[30 Eylül 2005 tarihli Radikal gazetesinde yayınlandı]
Fransızların 18. yüzyıldaki ünlü siyaset teorisyeni Jean-Jacques Rousseau'nun ortaya attığı 'genel istek' diye bir kavram vardır. Rousseau bununla bir toplumun ortak, kolektif taleplerini ifade eder. Ancak bu yüzden çok da eleştirilmiştir. Çünkü 'genel istek' çok belirsizdir ve bu nedenle toplum adına düşünüp karar verdiğini ileri süren diktatörler ya da cuntalar tarafından da tanımlanabilir. Bu nedenle denir ki, 'genel istek' tehlikelidir, çünkü kolaylıkla 'generalin isteği' haline gelebilir!..
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 12:12 PM | Yorumlar (9)
June 14, 2005
AKP Neden Anti-Amerikan Olsun ki?
[14 Haziran 2005 tarihli Radikal gazetesinde yayınlandı.]
Pek çok yorumcu, 'tabandaki anti-Amerikanizm'i verili ve dahası tutarlı bir durum olarak ele alıp sonra da AKP liderliğine 'ne yapalım, siyaset böyle, duyarlılıklarınızı bir kenara bırakın' diyor. Oysa belki de "durun bir dakika, neden Müslümanlar anti-Amerikan olsunlar ki" diye sormak daha doğru. Gelin, bunu sorup üzerinde birlikte düşünelim.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 3:36 PM | Yorumlar (2)
April 23, 2005
CHP'nin ABD'ye Uzanan Paranoyası
[23 Nisan 2005 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]
AKP'yi eleştirmek serbest. Dahası gerekli de. Ancak haklı ve akılcı eleştiriler yerine "laik devleti yıkmaya hazırlanıyorlar" gibi paranoyalar üretmek, ucuz karalamalara başvurmak, iç siyaseti düzeysizleştirdiği gibi, dışarda da olumsuz yankılar yaratıyor. CHP'li Ali Topuz'un AKP'ye yönelik salvosu, tam da böyle...
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 5:03 PM | Yorumlar (1)
April 15, 2005
Naziler İslam'ın da Düşmanıydı
[15 Mayıs 2005 tarihli Radikal gazetesinde yayınlandı]
Türkiye'de Hitler'in 'Kavgam' kitabının satış rekorları kırması ve bunun üzerine bir de Prof. Ümit Özdağ'ın, "Arkadan hançerlendiklerini düşünen iyi Türkler, Hitler'i okuyorlar" gibi bir yorum getirmesi, hayli yankı uyandırdı. Türkiye'de gerçekten Nazi ideolojisine bir sempati duyulup duyulmadığı tartışılıyor bugünlerde.
Ancak bu tartışmayı yaparken Nazi ideolojisinin gerçekte ne olduğuna ve buna sempati duymanın, Türkiye'deki hangi ideolojik çevreler açısından teorik düzeyde mümkün olduğunu incelemek gerek.
Elbette bu, nazizme sempati duymanın, hangi çevreler için aslında hiçbir şekilde mümkün olmaması gerektiğini de ortaya çıkaracak. Bu ise önemli, çünkü aslında Hitler hakkında 'iyi yapmış, eline sağlık' diye düşünenlerin çoğu, ne dediklerinin ve bunun sahip çıktıkları kimlikle ne kadar çeliştiğinin farkında değiller.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 3:41 PM | Yorumlar (22)
April 13, 2005
Sezer ve 'Ilımlı İslam'
[13 Nisan 2005 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]
Cumhurbaşkanı Sayın Ahmet Necdet Sezer geçenlerde şöyle demiş: "Deneyimler gösteriyor ki ılımlı İslam uygulamaları, köktendinci rejimlere yol açmaktadır."
Sayın Cumhurbaşkanı'nın din-devlet-toplum ilişkisine bakışının bir özeti gibi duran, ve kendisinin "başörtülü kabul etmeme" gibi uygulamalarının da "teorik altyapısını" oluşturduğu anlaşılan bir yargı bu. Peki bu yargı doğru mu?
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 5:21 PM | Yorumlar (12)
April 5, 2005
Papa'yı Materyalistçe Yanlış Anlamak
[5 Nisan 2005 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]
Türkiye'nin koyu seküleristleri dünyadaki "de-sekülerizasyon"u kavrayamadılar. Onun için hala Yılmaz Güney filmlerinin puslu atmosferinde "Türk Aydınlanması"nı bekliyorlar. "Ulusalcılık" yoluyla da zaten kendilerini dünyaya kapatmış durumdalar. Türkiye'de veya dünyanın bir başka yerinde din güçlendiğinde, bunun altında illa "Amerikan emperyalizmi" yahut "yeşil sermaye" arıyorlar.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 5:23 PM | Yorumlar (2)
March 18, 2005
"Türkiye Modeli" Solarken...
[18 Mart 2005 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]
Eskiden beridir bazı Batılılar Türkiye'yi İslam dünyasına "model ülke" olarak gösterirler. "Model" değilse bile "örnek" terimini kullanırlar. Ve nüfusu neredeyse tümüyle Müslüman bir ülkede laik bir devlet ve demokratik bir sistem kurulmuş olmasının, başka Müslüman ülkelere emsal oluşturduğunu söylerler.
Ama son dönemde birbiri ardına yaşanan bazı gelişmeler, bu "model ülke" kavramının geçerliliği konusunda kuşkular uyandırıyor.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 5:30 PM | Yorumlar (1)
March 9, 2005
"Eski Ankara"ya Dersler
[9 Mart 2005 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]
"Eski Avrupa" ile birlikte "Fransız tipi laikliğin" de suyu ısınıyor. Aksine, Irak'ta demokrasiyi Ayetullah Sistani'nin yardımıyla kuran Amerikalılar, "dine karşı hoşgörüsüz laikliklerin" de demokrasinin önünde bir engel olduğunu görüyorlar. Bu da, "Eski Ankara"yı yakından ilgilendirebilir. Bizden söylemesi...
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 5:35 PM | Yorumlar (0)
February 17, 2005
Türkiye Neden Federasyon Olamaz?
[17 Şubat 2005 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]
Kürt milliyetçileri gerçekçi olmalılar: Kültürel, coğrafi, ekonomik, demografik yönlerden Türk toplumu ile iç içe geçmiş durumdalar. Kendileri de Türkçe konuşuyor, Türkçe düşünüyor, Türk kültürüyle besleniyorlar. Durum bu iken, "Kürdistan" kurma hayalini bir kenara bırakmalılar.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 5:53 PM | Yorumlar (18)
February 10, 2005
Kürtler de Bizim Soydaşımız
[10 Şubat 2005 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]
Kuzey Iraklı Kürtler de, aynı ordaki Türkmenler gibi, bizim akrabalarımız. Türkiye nüfusu "Türkler'den, Kürtler'den ve diğer anasır-ı İslam"dan oluştuğuna göre, Kuzey Iraklı Kürtler de soydaşlarımız.
Peki bu soydaşlarımıza hiç kulak veriyor muyuz?
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 6:02 PM | Yorumlar (36)
January 17, 2005
Türkiye'nin Dini Özgürlükleri Genişletmesi Gerek
[17 Ocak 2005 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]
Misyonerlere düşmanlıkta, Rahşan Ecevit, Doğu Perinçek veya Haydar Baş gibi isimleri bir arada görmek mümkün. Farklı kökenlerden gelseler de, devletin din üzerinde egemenlik kurmasını savunmakta birleşiyorlar. Oysa AB ülkelerinin sahip olduğu laiklik anlayışı, daha ziyade devletin dinden ayrılmasını, dinin de devletten özgürleştirilmesini gerektiriyor.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 6:04 PM | Yorumlar (2)
January 15, 2005
Tanrı'nın Hakkı Tanrı'ya
[5 Ocak 2005 tarihli Refarans gazetesinde yayınlandı]
Sadece Rahşan Hanım'ın anti-misyoner salvosu değil, son yıllarda Türkiye'deki AB karşıtı garip çıkışların hemen hepsi, aslında "din elden gidiyor" endişesinden ziyade "statüko elden gidiyor" kaygısından doğuyor. Ancak bunu böyle açıkça, dürüstçe ifade etmek pek işe gelmediği için, statüko taraftarları, son çare olarak din gibi kutsal bir değeri kullanmayı tercih ediyorlar. Hem de son 80 yıldır din ve dindarlar üzerinde uygulanan baskıların mimarı sayılabilecek "Jakoben elit"in tam da kendileri veya uzantıları olmalarına rağmen.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 12:38 PM | Yorumlar (0)
December 19, 2004
"Türkiye Daha İslami olacak, Avrupa ise Türkleşecek"
[19 Kasım 2004 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]
Siyasal İslamcılığın muhafazakarlığa dönüşmesinden sonra, artık "çağdaşlık" adına dinin kısıtlanmasını savunmanın bir gerekçesi yok. Eğer "çağdaşlık", dine yönelik felsefi bir karşıtlığı ifade etmek için kullanılan bir örtü değilse..
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 1:56 PM | Yorumlar (0)
December 10, 2004
Brüksel Abant ve Kürtler
[10 Aralık 2004 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]
Akşam gazetesi yazarı Güler Kömürcü, Abant Platformu'nda neler konuşulduğunu yazarken, benim, orada "Türkiye, Kürtlere asimilasyon yaptığını kabul etmek zorundadır, mesela dil asimilasyonu. Bunun çözümlenmesi şart artık" dediğimi de belirtmiş. Evet, doğru, buna benzer bir şey söyledim. Ama bundan dolayı dehşete kapılmayı gerektiren bir durum yok...
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 11:12 PM | Yorumlar (4)
November 19, 2004
BBC'de Türkiye İzlenimleri
[19 Kasım 2004 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]
"Her Türk asker doğar" diye bir laf vardır ya, işte o da aynı militarist kültürün ifadesi. Oysa, elbette askerlik de lazım, ama, bu devirdeki Türk bebekleri daha çok mühendis, düşünür veya sanatçı olarak doğsalar daha iyi olacak. Ellerine tutuşturduğumuz oyuncaklar ise ilerde kolayca sahicisine dönüşebilecek plastik silahlar olmamalı.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 1:58 PM | Yorumlar (1)
October 15, 2004
Fransa'dan İbret Almak
[15 Ekim 2005 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]
AB süreci ile birlikte, Türkiye'nin 150 yıllık "çağdaşlaşma" maratonunun en önemli etaplarından birindeyiz. Ama bu gidişe taş koyanlar var, bildiğimiz gibi. Fransa bunların başında geliyor. Eski Cumhurbaşkanları Valery Giscard d'Estaing, zaten uzun zamandır "Türkiye AB'ye alınırsa, Avrupa'nın sonu gelir" diyerek alarm zilleri çalıyordu. Son günlerde Başbakan Jean Pierre Raffarin biraz daha üstü kapalı olsa aynı "endişe"yi seslendirdi. Cumhurbaşkanı Chirac'ın partisinin önde gelen isimleri olan Sarkozy ve Touboun gibi milletvekilleri de "Türkiye Avrupa'ya yaramaz" görüşünde.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 2:51 PM | Yorumlar (0)
October 8, 2004
Kürtler, "Azınlık" Olmayı Lozan Döneminde Reddettiler
[8 Ekim 2004 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]
Avrupa Birliği Komisyonu'nun 6 Ekim 2004 tarihli "Türkiye Raporu"nda, ülkemizdeki Kürt vatandaşlarımız "azınlık" olarak tanımlanıyordu, ancak hükümet son dakikada müdahale ederek bu ifadeyi değiştirtti. Yine de bu konu önümüzdeki dönemde sorun olacağa benziyor.
Nitekim, Cengiz Çandar'ın da işaret ettiği gibi, raporun İngilizce baskısının 48. sayfasında Türkiye'nin azınlıkları Lozan terminolojisi çerçevesinde anladığı işaret ediliyor ve bunun "azınlık haklarının korunmasını önlemek açısından kaygı verici olduğu" ileri sürülüyor.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 3:14 PM | Yorumlar (3)
Misyonerlere Özgürlük!
[8 Ekim 2004 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]
Türkiye, Avrupa Birliği'ne girebilmek için çabaladıkça, onyıllardır süregiden anti-demokratik geleneklerinden de kurtulmaya başlıyor. Bence AB sürecinin en büyük yararı burada.
Sözünü ettiğim anti-demokratik geleneklerinden biri, Türkiye'deki Hıristiyanlarla ilgili. Onyıllardır "misyoner", hatta "haçlı" diye suçlanan, taciz edilen Türk Hıristiyanları, görünen o ki, AB süreci sayesinde biraz daha rahat nefes alabilecek.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 3:03 PM | Yorumlar (3)
September 17, 2004
ABD, "Katı Laikliği" Desteklemiyor
[7 Eylül 2004 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]
Amerikan dış politikasına yön veren ünlü düşünce dergisi Foreign Affairs'in son sayısında Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği ele alınıyor. Yorumcu David L. Phillips'e göre, Türkiye'nin AB'ye kabulü, Amerikan çıkarları ve küresel dengeler açısından zorunlu.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 3:42 PM | Yorumlar (1)
September 11, 2004
Bağımsızlığın Zararları
[11 Eylül 2004 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]
Türkiye'de son dönemde en çok vurgu yapılan kavramlardan biri, "bağımsızlık". Osmanlı dönemi kapitülasyonlarını bugünün ekonomik trendleriyle ilişkilendiren ulusalcı siyasetçilerimiz veya entellektüellerimiz soruyorlar: "Sizce Türkiye bağımsız mı?"
Bence hayır, Türkiye bağımsız değil.
İyi ki de değil...
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 3:23 PM | Yorumlar (0)
September 8, 2004
Bağımsızlığın Sonu
[8 Eylül 2004 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]
Siz bu satırları okurken, ben Roma'da "Karşılıklı Bağımlılık Günü"nü kutluyor olacağım. "Bağımsızlık" kavramının kutsallığına inandırılmış bir yüzyılın çocukları olarak, biraz garip geliyor ilk başta insana. Ama Romano Prodi'den Mihail Gorbaçov'a kadar bir dizi dev uluslararası şahsiyetin katılımı, bu yeni kavramın ciddiyetini kanıtlıyor.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 3:40 PM | Yorumlar (1)
July 17, 2004
Bush, Amerika ve Din
[17 Temmuz 2004 tarihli Zaman gazetesinde yayınlandı]
Gelecek kasım ayındaki başkanlık seçimi, sadece ABD'nin değil tüm dünyanın geleceğini etkileyecek bir dönüm noktası. Daha öncekilere kıyasla çok daha çekişmeli ve kavgalı geçecek olan seçimde, Cumhuriyetçi (yani muhafazakar) Başkan Bush'un karşısında Demokrat (yani liberal) John Kerry var.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 3:55 PM | Yorumlar (0)



