August 6, 2008
İslam Yüzünden mi Geri Kaldık?
[6 Ağustos 2088 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
“Türban” yasağından imam-hatip alerjisine, 28 Şubat sürecinden “kapatma davası”na kadar Türkiye’deki otoriter laiklik örneklerinin hepsinin temelinde dinle ve özellikle İslam’la ilgili bir önkabul yatar. Bu önkabulün sahipleri, İslamiyet’in toplumsal hayatı etkilemesi durumunda mutlaka “gericilik” üreteceğine ve bizi “karanlığa” götüreceğine inanmıştır. Bu yüzden de laikliği, Batı’da olduğu gibi sadece devleti değil, aynı zamanda toplumu ve hatta bireyleri de tanımlayan totaliter bir ilke olarak tarif ederler.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 8:49 AM | Yorumlar (10)
August 4, 2008
Doğru Kararı Kılıç Verdi
[4 Ağustos 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Anayasa Mahkemesi’nin AK Parti hakkında “kapatmama” kararı vermesi, kuşkusuz Türkiye demokrasisi için iyi oldu. Ülke, “yargısal darbe”nin eşiğinden döndü, 16 milyon küsur seçmenin iradesi çöpe atılmaktan kurtuldu. Aylardır içinde boğulduğumuz karanlık bir tünelden çıktık, bir “tren kazası”nı atlattık.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 11:02 AM | Yorumlar (10)
July 2, 2008
Tüm Dünya Laikçilerin Düşmanı mı?
[2 Temmuz 2007 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
İsveç Dışişleri Bakanı Carl Bildt, geçen hafta Turkish Daily News gazetesine bir söyleşi verdi ve "biz Türkiye'de laikliğin tehlike altında olduğunu düşünmüyoruz" dedi. Aynı zamanda Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'nin de başkanı olan İsveçli politikacı şöyle konuştu:
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 4:01 PM | Yorumlar (10)
June 16, 2008
Atatürk’ü Nasıl Sevsinler ki?
[16 Haziran 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Gazeteci Fatih Altaylı’nın sunduğu televizyon programına katılıp da “Atatürk’ü sevmediğini” söyleyen başörtülü öğrenci, bir anda medyanın boy hedefi oldu. “Büyük” bir gazete, internet sitesinde “İşte alçaklığın geldiği son nokta” gibi düpedüz hakaret içeren bir spot bile kullandı. Bu genç hanım “Atatürk’ü sevmemek suçu”ndan yargılanıp hüküm giyer mi, bilmiyorum. (Burası Türkiye; olur, olur.) Fakat kendisine “alçak” diyenleri mahkemeye verip tazminata mahkum ettirme hakkının olması lazım. (Ama burası Türkiye; olmaz, olmaz.)
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 10:36 AM | Yorumlar (42)
June 11, 2008
Devlet Milletten Akıllı mıdır?
[11 Haziran 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Anayasa Mahkemesi’nin Anayasa’yı gözümüzün içine baka baka çiğnemesi, bazılarını çok sevindirdi. Bunun ne kadar yerinde bir iş olduğunu anlatmak için kaleme sarılıp argümanlar diziyorlar. Bu argümanların bazıları da, eğer haberler doğruysa, bizzat “yüce mahkeme”nin dokuz “iptalci” üyesinden geliyor. Medyaya yansıdığına göre, bu üyeler, “eğer Meclis, ‘seçimler 20 yılda bir yapılır’ diye anayasa değişikliği yaparsa buna da mı seyirci kalacağız?” demişler.
Benzer mantıklar medyada uçuşuyor. Meclis’in vahim hatalar yapabileceği, dolayısıyla birilerinin “milli irade”yi temsil eden bu kuruma set çekmesi gerektiği söyleniyor. Vatan’ın köşeyazarlarından Can Ataklı, “Meclis eğer isterse ‘dünya tepsi gibi düzdür’ kararı çıkarabilir” diye uyarıyor.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 3:29 PM | Yorumlar (14)
June 9, 2008
Bu Mülkün Temeli Adalet Değil
[9 Haziran 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
1917’deki Ekim Devrimi’nden sonra Bolşeviklerin ilk işlerinden biri “devrim mahkemeleri” kurmaktı. Lenin’in 5 Aralık 1917’de yayınladığı talimatnamede işin mantığı şöyle açıklanıyordu: “Devrim mahkemelerinin amacı, devrimi korumak, karşı-devrim güçlerine karşı savaşmak… sermayedarların, tüccarların ve din adamlarının sabotajlarına karşı mücadele etmektir.”
Yani bu mahkemeler, Sovyet vatandaşlarının haklarını değil, “devrim”i savunmak için kurulmuştu. “Devrim muhalifi” sayılan vatandaşları da cezalandıracaklardı.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 11:13 AM | Yorumlar (22)
June 4, 2008
Din Özgürlüğü, Dini Bağnazlığın Çözümüdür
[4 Haziran 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Dışişleri Bakanı Ali Babacan haklı: Türkiye’de dini azınlıklar gibi dini çoğunluğun da özgürlüğü kısıtlı. Eğer tam din özgürlüğü olsaydı, cemaat ve tarikatlar serbest olur, “İslami okul”lar açılabilir, kimsenin de başörtüsüne karışılmazdı. Öyle bir Türkiye’nin caddelerinde yürürken “Nakşibendi Dergahı” tabelalı bir bina, yahut kapısında “Bismillahirrahmanirrahim” yazan özel bir “İslami Kolej” görebilirdiniz.
Biliyoruz ki bütün bunlar yasak. Bu yasakları koyanlar ve hatta daha da ilerletmek isteyenlerin ise çok bildik bir ezberi var.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 6:36 AM | Yorumlar (36)
June 2, 2008
Evet, Türkiye’de Din Özgürlüğü Kısıtlıdır
[2 Haziran 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Dışişleri Bakanı Ali Babacan geçen hafta Avrupa Parlamentosu’nda yaptığı konuşmada "Türkiye’de Müslüman çoğunluk da dini özgürlüklerle ilgili sorunlar yaşıyor” deyince kıyamet koptu. Medyanın “laiklik” dozu yüksek kesimleri hep bir ağızdan bakana yüklendi. Hürriyet’in Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök, “Böyle iftira görülmedi” başlıklı yazısında “hayasız iftira” kadar ağır bir laf bile etti.
Peki Babacan gerçekten de haksız mıydı?
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 10:15 AM | Yorumlar (22)
May 28, 2008
Şerif Mardin’in Gördüğü
[28 Mayıs 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Türkiye’nin yetiştirdiği en büyük sosyolog olan Prof. Şerif Mardin, bir yıldır ağızlara sakız edilen “mahalle baskısı”nın gerçekte ne olduğunu geçen hafta sonu anlattı. Bunu yaparken de çok önemli bir şey daha dedi. Cumhuriyet’in, daha öncesinde dinle belirlenen “iyi, doğru, güzel” kavramlarının yerine din-dışı bir alternatif getirmeye çalıştığını, ancak bunda pek başarılı olamadığını söyledi. Sebebini de, bazılarının hep yaptığı gibi “mürteci komplosu”na değil, Cumhuriyet projesinin sığlığına bağladı. “Cumhuriyet’te ‘iyi, doğru ve güzel’ hakkında çok derine giden bir düşünce, araştırma yok,” dedi. “Orada binlerce sayfa tartışma bulamazsınız.”
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 12:47 AM | Yorumlar (14)
May 26, 2008
Yüzde 20’nin Yargıtay’ı
[26 Mayıs 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Yargıtay Başkanlar Kurulu geçen hafta yayınladığı sert bildiriyle “yargı bağımsızlığı” konusunda bazı “teknik” itirazlar getirmekle yetinmedi. Aynı zamanda düpedüz siyasi olan bir dizi görüş sıraladı. Bunların arasında, hükümetin, “laiklik ilkesinin doğrudan veya dolaylı yeni düzenlemelerle zayıflatılması” yönünde adımlar attığı, hazırlattığı yeni anayasa taslağıyla “Cumhuriyetin temel ilkelerinin zaafa uğratılmasını” hedeflediği gibi iddialar var.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 10:23 AM | Yorumlar (13)
May 21, 2008
Şeriata Övgü
[21 Mayıs 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
ABD’nin önde gelen gazetesi New York Times, bundan iki ay kadar önce İslam hukuku hakkında çok uzun, kapsamlı ve önemli bir makale yayınladı. “Şeriat, Hukuk Devleti Anlamına mı Geliyor?” (Does Shariah Mean The Rule of Law?) başlıklı yazı, Harvard Üniversitesi’nden genç hukuk profesörü Noah Feldman’ın imzasını taşıyordu ve epey de “ezber bozucu”ydu.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 9:50 AM | Yorumlar (15)
May 19, 2008
Şeriat ‘Geliyor’ mu, Yoksa ‘Elden Gidiyor’ mu?
[19 Mayıs 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Internet üzerinden propaganda işi son yıllarda ülkemizde iyice yaygınlaştı. Siz hiç talep etmediğiniz halde birileri sizi “email listesi”ne ekliyor ve kendi görüşlerini içeren upuzun metinleri nerdeyse her gün adresinize postalıyor. Bu “davetsiz misafirlik”, pek nazik ve düşünceli bir tutum olmadığı gibi, aslında “internet yasaları”na da aykırı.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 10:56 AM | Yorumlar (6)
May 14, 2008
Türk Okullarının Türk Düşmanları
[14 Mayıs 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
New York Times, dünyanın en itibarlı ve etkili gazetelerinden biri, belki de birincisidir. Bu gazeteye manşet olacak derecede önemli bir “eğitim hareketi” kurmak da, herhalde dünyanın en zor işlerinden olmalı. Ama Türkiye’de tam da bunu başarmış birileri var: Fethullah Gülen hareketi.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 10:49 AM | Yorumlar (44)
May 7, 2008
Ateist Türk Olur
[7 Mayıs 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Şair ve yazar İsmet Özel’in Akşam gazetesinden Nagehan Alçı’ya verdiği söyleşi, geçen haftalarda yankı buldu. Özel, özetle, “Ateist Türk olmaz” diyor ve her Türk’ün Müslüman olması gerektiğini, Müslüman olmayanın Türk’ten sayılmayacağını ileri sürüyordu.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 7:17 PM | Yorumlar (50)
May 5, 2008
Jakobenizm’i ‘Jurnallemek’
[5 Mayıs 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Geçen hafta bir köşeyazarı beni “Türkiye’yi Amerika’ya jurnallemekle” suçladı. Sebep, bir ay kadar önce The Wall Street Journal gazetesinde yayınlanan bir makalemde AK Parti’ye yönelik kapatma davasını anti-demokratik bir girişim olarak yorumlamamdı. Benzeri ithamlara daha önce de bir kaç marjinal “ulusalcı” yayında hedef olmuştum. Bu nedenle, sadece teorik düzeyde de olsa, iki çift laf etmekte fayda var.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 11:18 AM | Yorumlar (20)
April 30, 2008
İnsan Onurunu Kimler Çiğner?
[30 Nisan 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Anayasa Mahkemesi Başkanı Sayın Haşim Kılıç’ın, kurumunun 46. yıldönümü nedeniyle düzenlenen törende yaptığı konuşma, ayakta alkışlanmaya değer bir metindi. En vurucu noktası da kanımca şu cümleydi: “İnsan onuruna saygı, insanın ne olacağına ve nasıl olacağına kendisinin karar vermesini gerektirir."
Bu, yani “bireyin kendi kaderini tayin hakkı”, özgürlüğün temelidir. Bütün dikta rejimlerinin ortak özelliği de bu hakkı yok etmektir.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 10:48 AM | Yorumlar (35)
April 28, 2008
‘Dünya İşleri’ ve Laiklik Klişeleri
[28 Nisan 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Türkiye’de onyıllardır çiğnenen bir sakız vardır: Laikliğin “din ve dünya işlerinin ayrılması” olduğu söylenir. En son Rahşan Ecevit de Milliyet’ten Fikret Bila’ya verdiği röportajda bu klişeyi tekrarlamış.
Oysa bu son derece yanlış bir laftır. Gerçekte laiklik, din ve devletin ayrılmasıdır. Anayasa’nın 24. maddesi de zaten laikliğin “devletin düzeninin dine dayandırılmaması” olduğunu belirtir.
Peki “devletin düzeni”nden başka “dünya işi” yok mu?
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 10:40 AM | Yorumlar (35)
April 23, 2008
Külyutmaz Laikçiler
[23 Nisan 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Yazı yazmanın hoş getirilerinden biri okur yorumları. Bu yorumlar hem yazdıklarınızın nasıl karşılandığını gösteriyor, hem de ülkenin “zihinsel haritası”na dair ipuçları veriyor. Benim bu ipuçlarından çıkardığım sonuç şu: Ülkemizde analitik düşünen, dolayısıyla argümanları anlayan, nüansları gören pek çok insan var. Ancak sadece “ezber” tekrar eden, düşünmek yerine slogan atanlar da var. Hem de mebzul miktarda.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 7:00 AM | Yorumlar (42)
April 21, 2008
Jakobenizm Amerika’da!
[21 Nisan 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
WASHINGTON – Geçen Perşembe günü ABD’nin başkentindeki düşünce kuruluşlarının en hatırı sayılanlardan biri olan Brookings Enstitüsü’nde bir panele katıldım. Washington’daki “Türkiye uzmanları” arasında kanımca en objektif ve omurgalı isim olan Ömer Taşpınar’ın düzenlediği ve yönettiği panel, “Türkiye’nin Yeni Anayasal Krizi: Yargısal Bir Darbe mi?” başlığını taşıyordu. Konuşmacı olarak da üç kişi vardı: “Sivil anayasa taslağı”nın yazarlarından biri olan Gazi Üniversitesi’nden hukuk profesörü Levent Köker, ben, ve takdime hiç ihtiyaç duymayan bir şahsiyet: Mümtaz Soysal.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 4:14 PM | Yorumlar (7)
April 20, 2008
Washington’da ‘Yargı Darbesi’ Tartışması
Geçen Perşembe günü ABD’nin başkentindeki Brookings Enstitüsü’nde düzenlenen “Türkiye’nin Yeni Anayasal Krizi: Yargısal Bir Darbe mi” başlıklı panelde Prof. Levent Köker ve Prof. Mümtaz Soysal ile birlikte ben de söz almıştım. Zaman gazetesi, paneldeki tartışmayı, özellikle de benimle Prof. Soysal arasında geçen polemiği, şöyle haber yapmış:
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 2:44 PM | Yorumlar (11)
April 14, 2008
Diktatörler ‘Bağımsızlık’ Sever
[14 Nisan 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Son bir kaç haftadır Türkiye’deki demokrasi muhaliflerinin ortak bir öfkesi var. Hepsi, bir ağızdan, Jose M. Barroso veya Olli Rehn gibi Avrupa Birliği yetkililerine köpürüyor, onları “sakın ha iç işlerimize karışmayın” diye uyarıyorlar. “İç işlerimiz” dedikleri de, halkın yarısının oyunu almış meşru bir partiyi tasviye etmeye yönelik “yargısal darbe” süreci.
Yani, aslında söz konusu demokrasi muhalifleri, AB yetkililerine ve tüm diğer “özgür dünya”ya, mealen, “siz ne karışıyorsunuz kardeşim, kendi memleketimizde ağız tadıyla bir darbe yapamayacak mıyız?” demiş oluyorlar.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 12:06 AM | Yorumlar (8)
April 9, 2008
Evet, İslam Türkiye’nin ‘Çimentosu’dur
[9 Nisan 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Yargıtay Başsavcısı AK Parti’nin kapatılması istemiyle hazırladığı iddianamesinde Başbakan Tayyip Erdoğan’a bir sürü “laiklik karşıtı eylem” atfediyor. Bunların arasında Başbakan’ın “en büyük dileğim başı kapalı kızlarımızla, başı açıkların el ele dolaştığı bir üniversitedir” gibi sözleri de var. Dünyada hiç bir aklı başında insanın itiraz etmeyeceği böylesine bir söz, Başsavcı’ya göre siyasetten men edilmeyi gerektiren bir suç teşkil etmiş oluyor. Akıl alır gibi değil.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 12:51 AM | Yorumlar (52)
April 2, 2008
Kentteki Manken ve Dağdaki Çoban
[2 Nisan 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Manken Aysun Kayacı, NTV'de yayınlanan "Haydi Gel Benimle Ol" adlı programda "siyaset felsefesi"ni ifşa etmiş. "Ben artık demokrasiyi de sorgulamaya" başladım demiş ve itirazını açıklamış: "Dağdaki çobanla benim oyum neden eşit?"
Eğer bu soru sadece söz konusu hanımefendiye ait olsaydı, çok önemsemeyebilirdik. Ama onun "yaşam biçimi"ni ve "dünya görüşü"nü paylaşan daha pek çok kişi böyle düşünüyor. Onun için, evet, gerçekten de sormak gerek: Ülkemizdeki seçkinler, yahut "Beyaz Türkler" ile "dağdaki çobanın" oyu neden eşit?
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 11:09 AM | Yorumlar (65)
March 31, 2008
Din ve Açık Toplum
[31 Mart 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
NEW YORK – “Dünyanın başkenti”nde, bir otel odasındayım. Haber kanalı Fox News’te enteresan bir söyleşi var: Birlikte dua eden çiftlerin neden daha mutlu ve istikrarlı evlilikler kurduklarını anlatan bir uzmanın görüşleri konuşuluyor, uzun uzun. Otelden çıkıp 6. caddede yürürken de, “ballı fıstık” satan küçük tezgahının yanında yere seccadesini sermiş namaz kılan takkeli bir Müslüman gözüme çarpıyor. Adam, binlerce kişinin yürüdüğü geniş bulvarın orta yerinde ağır ağır kıyam, rüku ve secde ediyor, kimsenin dönüp de baktığı yok.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 12:06 PM | Yorumlar (13)
March 29, 2008
‘Laik Cihad’ ve ‘Din ve Açık Toplum’ Sempozyumu
İngilizce yazı ve çalışmaları da takip edenler için iki öneride bulunabilirim. Birincisi geçtiğimiz Çarşamba günü The Wall Street Journal gazetesinde yayınlanan "Secular Jihad—A Judicial Attack on Turkish Democracy" (Laik Cihad: Türk Demokrasisine Yargısal Saldırı) başlıklı yazım, diğeri ise Council on Foreign Relations (CFR) adlı düşünce kuruluşunda geçtiğimiz Salı günü düzenlenen "Din ve Açık Toplum" başlıklı sempozyumda katıldığım panel. Maksat, "Türkiye'yi tanıtmak"...
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 1:20 AM | Yorumlar (8)
March 26, 2008
Laik Devlette İçki Yasağı
[26 Mart 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]

Son yıllarda medyanın “laikçi” kanadının dilinden düşmeyen bir hikaye var: Bazı AK Partili belediyelerin “içki yasağı” getirerek laikliği “aşındırıyor” olması. Yargıtay Başsavcısı da bu hikayeyi ciddiye almış olacak ki, iddianamesinde sıraladığı AK Parti’nin “laiklik ilkesine aykırı eylemleri”ne “alkollü içki satış ve tüketim alanlarının daraltılması ve giderek yasaklanması”nı da dahil etmiş. Acaba haklı mı?
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 11:49 AM | Yorumlar (21)
March 24, 2008
Türkiye’yi Dindarsızlaştırma Projesi
[24 Mart 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Yargıtay Başsavcısı, AK Parti’nin kapatılmasını isteyen iddianamesinde laikliğin “dinsizlik” olmadığı yönündeki bildik klişeyi tekrarlıyor. Aslında haklı. Onun ve diğer rejim gardiyanlarının kafasındaki laikliğin özü “dinsizlik” değil, “dindarsızlık”. Hedef, Türk toplumundan dindarlığın kökünü kazımak.
Sayın Başsavcı’nın yorumları ve alıntıladığı Anayasa Mahkemesi kararları, bu konuda bizleri aydınlatan incilerle dolu. Öncelikle laiklik, sadece devleti değil, toplumu ve bireyleri de tanımlayan bir ilke olarak tarif ediliyor. Yani devletin laik olması yetmiyor. Onun minik kopyaları olması istenen biz vatandaşların da laik olması lazım.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 5:56 AM | Yorumlar (37)
March 16, 2008
‘Rejim’i İyice Tanımış Olduk
[17 Mart 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Yoksa siz de Türkiye’yi demokratik bir ülke sanan o saf ve iyi niyetli vatandaşlardan biri miydiniz? Umarım, Yargıtay Başsavcısı’nın son marifetiyle kendinize gelmiş, memleketin kaç bucak olduğunu iyice öğrenmişsinizdir. Sayın Başsavcı, o anlı-şanlı, yere-göğe sığmayan rejimimizin nasıl bir şey olduğunu hepimize yeniden hatırlattı.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 8:36 PM | Yorumlar (34)
March 12, 2008
Kur’an’da Başörtüsü: Var mı, Yok mu?
[12 Mart 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Türkiye’de bitmek-tükenmek bilmeyen “başörtüsü savaşları”nın bir cephesi de “ilahiyat” sosuna batırılmış durumda. Başörtüsüne “laiklik” adına karşı çıkanların bazıları, enteresan ve çelişkili bir biçimde, “dini argüman” kullanıyor. Muhafazakar hanımlara, “Kuran’da başörtüsü açıkça yazmıyor, onun için bunu takmayın” diyorlar. Deniz Baykal’dan Özdemir İnce’ye kadar bir dizi renkli şahsiyet, bu “laik fetvacılık” işine soyunmuş vaziyette.
Mesele bu kadar “avam”a indiğinden olacak, bazen bana da soranlar oluyor; “Sence Kuran’da başörtüsü var mı” diye. Benim naçizane cevabım şu: “Olduğuna kanaat getiren için vardır, getirmeyen için yoktur.”
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 10:54 AM | Yorumlar (151)
February 25, 2008
Dindarların Liberalizmi
[25 Şubat 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
“301 başörtülü kadın”ın ilan ettiği ve imzacı sayısı bini aşan “Biz henüz özgür olmadık” başlıklı bildiriye tek kelimeyle şapka çıkarmak gerek. Bu “türbanlı” hanımların “biz sadece kendimiz değil, bu toplumdaki herkes için özgürlük istiyoruz” demesi, Türkiye’deki bir dizi ezberi bozan çok önemli bir mesaj. Söz konusu ezberlerin başında ise, liberal düşünce ile İslami dindarlığın birbiriyle çelişkili olduğu varsayımı geliyor.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 10:26 AM | Yorumlar (18)
February 20, 2008
Çok İyi Bir Yazı
International Herald Tribune’de yayınlanan Phillip Blond ve Adrian Pabst imzalı "Integrating Islam into The West" başlıklı makale, Avrupa’daki laiklik anlayışının (ABD’dekinden farklı olarak) nasıl ve neden din özgürlüğüne engel olduğunu ve dindarları kucaklayamadığını anlatıyor. Radikal’in "Avrupa Laikliği Entegrasyona Engel" başlığıyla çevirip yayınladığı yazıyı şiddetle tavsiye ediyorum. Türkiye’deki nevi şahsına münhasır laikliğin yanında yine de çok hoşgörülü kalan “Avrupa modeli”nin sorunlarını çok iyi anlatmış.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 1:46 PM | Yorumlar (5)
February 18, 2008
Nişantaşı’nın Korkuları
[18 Şubat 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Nişantaşı son dönemde sadece bir yaşam tarzının değil aynı zamanda bir siyasi algının sembolü haline geldi. İstanbul’un şık semti, kaliteli restoranlar ve “in” barların yanısıra “dinciler geliyor” endişeleriyle de dolu şu günlerde. “İslamcı hükümet”in attığı her adım, buradaki korkuları biraz daha derinleştiriyor.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 10:25 AM | Yorumlar (8)
February 13, 2008
‘Şimdi Türbanın Sırası mıydı?’
[13 Şubat 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Başlıktaki soru bana değil, son haftalarda sesleri gür çıkan bir dizi yorumcuya ait. Bunların arasında sadece Jakobenizm’in “olağan şüphelileri” değil, aynı zamanda şimdiye dek AK Parti’nin demokratikleşme adımlarına destek çıkmış kimi liberaller de var. Bu ikinci gruptan bazıları, başörtüsü konusunda bir tür “üçüncü yol”da tutmuş. “AKP-MHP’nin Türkiye’ye dayattığı türban çözümü”ne karşı çıkmış, hükümetin başka özgürlük problemleri dururken başörtüsüne eğilmesini eleştirmişler.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 11:15 AM | Yorumlar (46)
February 4, 2008
Üniversitede Ateist Dikta Çağrısı
[4 Şubat 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Sizi bilmem, ama ben “laikçi”lerin zevki, çevik ve açık sözlü olanını seviyorum. Dünya çapında bir jeolog ve Türkiye çapında bir militarist olan Prof. Dr. Celal Şengör, bunlardan biri. Üniversitelere başörtüsünün kesinlikle sokulmamasını, aksi takdirde bu kurumların kapatılmasını savunurken lafını hiç sakınmamış. “Siyasi sembol” gibi zorlama bahaneler aramış. Üniversiteler Arası Kurul’daki kafadarlarına yolladığı mektupta açık konuşmuş: Özetle, “din uygarlığın düşmanıdır, zaten amacımız öğrencileri dinden kurtarmaktır, yok etmek istediğimiz şeyin sembolünün önümüzde ‘şakırdatılmasına’ izin veremeyiz” demiş.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 10:49 AM | Yorumlar (35)
January 30, 2008
Liberal Laiklik Din İçin de İyidir
[30 Ocak 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Türkiye’deki başörtüsü yasağı, din özgürlüğünü tanımayan otoriter laiklik anlayışının bir ürünüdür. Bunu son bir kaç yazımda eleştirdim. Ama bu, madalyonun sadece bir yüzü. Bir de öteki yüzünü çevirip laikliğin doğrusuna hakkını vermek, bunun din için sakıncasız ve hatta faydalı olduğunu teslim etmek gerek.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 10:37 AM | Yorumlar (17)
January 28, 2008
Vatandaşlar Cumhuriyet’in Dekoru Değildir
[28 Ocak 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Ülkemizde başörtüsü yasağını savunanların gerekçelerinden biri “Türkiye’nin imajı”dır. Başörtü serbest olduğunda, kampüslerde veya “kurumlarda” özgürce giyildiğinde, ülkenin “görüntüsü”nün bozulacağından korkarlar. Özellikle bugünlerde söz konusu “estetik kaygı”yı sıkça duyuyor ve okuyoruz.
Açık konuşayım: Bu, düpedüz totaliter bir zihniyettir. Bir ülkenin vatandaşlarına, o ülkenin “fotoğrafı”na yakışacak “dekorasyon malzemeleri” gibi bakmak, “birey”in tanınmadığı ve “bütün”ün kutsandığı totaliter ideolojilere has bir yaklaşımdır.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 1:04 PM | Yorumlar (21)
January 23, 2008
‘Çağdaş’ Türklerin Korkulu Rüyası
[23 Ocak 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Şu sıralar “türban yasağı”nı tartışıyoruz ya, aklıma bu işin psikolojisini, hatta bilinçaltını anlamaya yarayacak bir hikaye geldi. Bir zaman önce İngilizce anlatmıştım; şimdi Türkçe tekrar edeyim.
Hikayemizin konusu, “çağdaş yaşam”a tutkun ve sıkı sıkıya “laikçi” bir Türk’ün başına gelebilecek en büyük felakettir. Bizimki bu korkulu rüyayı Avrupa veya Amerika’ya tatile gittiğinde görür. Seyahatin öncesinde haftalar süren bir planlama, kız arkadaşıyla yaptığı “hangi şehir, hangi otel” tartışmaları ve uzlaşmaları vardır. Sonunda büyük gün gelir ve bizim çağdaş çift muasır medeniyete doğru kalkan uçağa biner.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 10:52 AM | Yorumlar (50)
January 21, 2008
Muasır Medeniyetten Başörtüsü Dersleri
[21 Ocak 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Yanda resmini gördüğünüz Maha Sukkar isimli hanımefendi bir polis memuru. 2004 yılından beri Avustralya’nın Victoria eyaletine bağlı emniyet teşkilatında çalışıyor. Lübnan kökenli bir göçmen olan Maha hanım, gördüğünüz gibi kepinin altına sıkı sıkıya bağlanmış bir başörtüsü, Türkiye’deki deyimle “türban” takıyor. Eğer vahim bir hata yapıp Türkiye’ye göç etmiş olsaydı, bu kıyafeti yüzünden bazı devlet hizmetlerinden mahrum kalır, örneğin üniversitelere adım atamazdı. Ama Avusturalya’da, bırakın devletten hizmet almayı, başörtüsüyle polislik yapıp devleti temsil bile edebiliyor.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 10:01 AM | Yorumlar (47)
January 2, 2008
Laiklik Bazen Despotluk da Olabilir
[2 Ocak 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Türkiye’de bize hep “laikliğin dinsizlik olmadığı” söylenir ve bence de öyle olması gerekir. Ama bu kavramı dillerinden düşürmeyenlerin bazıları, bunu düpedüz öyle yorumluyor. Pazartesi günkü yazımda, bu durumu, ODTÜ Felsefe bölümünden Prof. Dr. Yasin Ceylan’ın 19 Aralık tarihli Radikal’de yayınlanan “AKP, İslam ve modernleşme” başlıklı kayda değer yazısına atıfta bulunarak ele almıştım.
Aynı yazıdan devam edelim ve bu sefer laikliğin nasıl olup da “demokrasinin ön şartı” değil, bilakis “despotizmin temeli” olabileceğini görelim.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 6:34 AM | Yorumlar (26)
December 31, 2007
Laiklik Bazen ‘Dinsizlik’ de Olabilir
[31 Aralık 2007 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Türkiye’de yürüttüğümüz bazı kısır tartışmaların altında, ortak kavramlara farklı anlamlar yüklememiz yatıyor. Laiklik bunların belki de en önemlisi. Bu ilke için çok zaman “din ve devletin birbirinden ayrılması” diye bir tanım yapılır ve bence bu doğrudur. Dahası bu anlamdaki laiklik, hem din, hem devlet, hem de toplum için iyidir. (Neden öyle olduğu, bir başka yazının konusu olsun.)
Ama bazıları “laiklik”ten ve onu “korumaktan” söz ederken başka bir şeyi kast ediyorlar. Onların aklındaki, sadece devleti değil, aynı zamanda toplumu ve bireyleri de dinden ayırmak.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 10:39 AM | Yorumlar (26)
December 17, 2007
Türbanın Simgelediği İdeoloji Artık Liberalizm
[17 Aralık 2007 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Dünyanın özgür ülkelerinde devlet insanların kıyafetlerine karışmaz. Devlet zoruyla kıyafet düzenlemesi, ancak diktatörlüklerde olur. Örneğin İslamcı dikta rejimleri, kadınların başlarını zorla örter, örtmeyenlerin üstüne “ahlak polisi” salar. Bizim ülkemizde ise “rejim,” malum, kadınları örtünmeye değil açılmaya zorlamaktadır. Baskı, tam aksi yöndedir.
Kısacası “İslamcı baskı” ile “laikçi baskı”, özünde aynıdır: Her ikisi de özgürlüğün düşmanıdır.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 10:43 AM | Yorumlar (17)
December 12, 2007
Akıl ve Bilim Gerçekten de 'Mürşit’ midir?
[12 Aralık 2007 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Türkiye’deki katı laiklik savunucularının en değer verdiği kavramların başında “akıl ve bilim” gelir. Onlara göre tüm toplumun bu ikisini yol gösterici edinmesi şarttır. Aksi takdirde “aydınlığa” varamayız. Hele de dini değerleri yol gösterici edinirsek, başımıza feci işler gelir ve sonunda hep birlikte “karanlığa” gömülürüz.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 10:40 AM | Yorumlar (50)
November 26, 2007
Müslümanın ‘Ortaçağlı’sı Makbuldür
[26 Kasım 2007 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Son dönemde yeni bir furya çıktı. İslam’a karşı herhangi bir yakınlık hissettiklerine dair hiç emare vermeyen “laik fundamentalistler”, AK Parti’yi İslami görünümlü suçlamalarla hedef almaya başladılar. Cumhuriyet’in başyazarı İlhan Selçuk, Türkiye’nin bir “faiz cenneti” olduğunu ileri sürdükten sonra, “Kuran’ı göre faiz haram, hadi o zaman yasaklayın” diye tutturdu. Böyle yapmayan hükümeti de ikiyüzlülük ve sahtekarlıkla suçladı.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 10:40 AM | Yorumlar (22)
November 12, 2007
Kürt Sorununda Yanıldınız. Ya ‘İrtica’?
[12 Kasım 2007 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Kara Kuvvetleri eski komutanı emekli orgeneral Aytaç Yalman’ın gazeteci Fikret Bila’ya verdiği röportaj sırasında Kürt meselesinde yaptığı öz eleştiri, geçen haftalarda çok konuşuldu. Konuşulması da yerindeydi, çünkü ordunun en üst kademelerinde görev yapmış bir subayın, onyıllar boyunca inatla sürdürülmüş bir “devlet politikası”nın yanlış olduğunu açıklaması, az şey değildi.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 12:55 PM | Yorumlar (43)
October 29, 2007
Cumhuriyet’in Dindar Çocukları
[29 Ekim 2007 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
LONDRA – Britanya’nın dev saat kulesi “Big Ben” ile ünlenmiş olan görkemli parlamento binası, dünyanın son üç yüzyıllık tarihine etki etmiş en önemli siyasi merkezlerden biri olmalı. Geçtiğimiz perşembe günü bu binayı etkileyen en önemli olay ise, muhtemelen, “İslam Dünyasının Dönüşümü: Gülen Hareketinin Katkıları” adlı konferansın açılışı oldu. Lordlar Kamarası’nın gösterişli bir salonunda toplanan onlarca İngiliz politikacı ve bürokrat, Türk din adamı Fethullah Gülen’in öncülüğünde başlayan dev bir eğitim hamlesinin dünyaya nasıl yayıldığını dinlediler. Ve dahası, takdir ettiler.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 10:59 PM | Yorumlar (14)
October 10, 2007
Dini Siyasete Karıştırmanın Faydaları
[10 Ekim 2007 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Geçtiğimiz haftalarda dünyanın ilgi odaklarından biri Burma’daki despot askeri rejime karşı gelişen kitle tepkisiydi. Bu cesur başkaldırının öncülüğünü ise başkent Yangon’un sokaklarında ‘demokrasi, demokrasi’ diye tempo tutarak yürüyen onbinlerce Budist rahip üstlendi. Sonuçta ülkeyi yöneten generaller tek bildikleri yola başvurup gösterileri şiddetle bastırdılar; ama kırkbeş yıldır milim oynamayan militarist surda bir gedik açıldı. Ve bu iş din adamlarının eliyle oldu.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 11:31 AM | Yorumlar (10)
October 8, 2007
Başörtülüler Daha Az Vergi Ödemeli
[8 Ekim 2007 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Şu sıra üniversitelerdeki başörtü yasağının kaldırılması gündemde. “Olağan şüpheliler”in hep birlikte uyguladığı “tama saha pres”in işe yarayıp yaramayacağı ve dünyada eşi-benzeri bulunmayan bu yasağın sürüp sürmeyeceği belli değil. Ama eğer sürecekse o zaman bir başka hukuki düzenleme yapılması, başörtülü vatandaşlara vergi indirimi getirilmesi lazım.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 10:49 AM | Yorumlar (27)
October 1, 2007
‘Mahalle Baskısı’ Devlet Baskısını Aklamaz
[1 Ekim 2007 tarihli Star gazetesinde yayınlandı*]
Türkiye’nin “beyaz” vatandaşları, korku açlıklarını uzun zaman Suudi Arabistan ve İran sayesinde bastırmışlardı. Ama başkaları kadar hızlı olmasalar da kendilerini yeniliyorlar. Bundan bir ay öncesinde haritada yerini bile gösteremeyecekleri Malezya’yı keşfediverdiler hemen. Bir de Prof. Şerif Mardin’den duyup yalap-şalap anladıkları “mahalle baskısı”nı.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 4:20 PM | Yorumlar (30)
August 31, 2007
Türk İslamı Nasıl Modernleşti?
[31 Ağustos 2007 tarihli Radikal gazetesinde yayınlandı]
Washington'daki "Türkiye uzmanları" arasında en çok Brookings Enstitüsü Türkiye Programı Direktörü Ömer Taşpınar'ın görüşlerine katılırım. Radikal'deki düzenli yazılarını daimi bir beğeniyle okuyorum. 20 Ağustos tarihli "Batı AKP'yi Anlamaya Çalışıyor " başlıklı makalesini ve içindeki "Türk İslamı modernleşiyor" görüşünü de isabetli buldum. Ancak bu modernleşmenin nasıl ortaya çıktığı konusunda öne sürdüğü argümanlardan birine bir "şerh" düşmeye gerek gördüm.
Bu, "Türkiye'de İslam'ı bu kadar ılımlı hale getiren Kemalizmin ta kendisi” argümanı. Dr. Taşpınar bu yargısını şöyle desteklemiş: “Neden mi? 28 Şubat sürecini hatırlayın ve Adalet ve Kalkınma Partisi neden böylesine dört elle Avrupa Birliği projesine sarıldı diye sorun."
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 10:39 AM | Yorumlar (39)
July 25, 2007
Dini Jakobenizm’e Alet Etmek
[25 Temmuz tarihli Radikal gazetesinde yayınlandı]
Türkiye'de enteresan bir gelenek vardır. Toplumun din özgürlüğünü savunan her türlü sivil politik girişim "dini siyasete alet etmek"le suçlanıp susturulurken, devletin kendi siyasi hedefleri için dini kullanmasında hiç bir beis görülmez. Sayın Uygar Aktan'ın 29 Haziran tarihli Radikal'de yayınlanan "AKP'nin 'Uzak Düşmanı'yla Anlaşması" başlıklı yazısı, bu geleneği daha da ileri bir boyuta taşıyor: Dini, Jakoben Kemalist ideolojinin aleti haline getiriyor.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 11:54 AM | Yorumlar (54)
June 14, 2007
Devlete ‘Ilımlı İslam’ Değil, ‘Ilımlı Laiklik’ Lazım
[14 Haziran tarihli Radikal gazetesinde yayınlandı]
Radikal’de yayınlanan “Laikliği Asıl Laikçiler İhlal Ediyor” başlıklı yazıma, Emekli Sayıştay Denetçisi sayın Hasan Özhan’dan yine Radikal sayfalarında eleştirel bir cevap geldi. Sayın Özhan yazılarımı “rahatsız edici” bulduğunu belirtmekle işe başlamış. Ben ise, aksine, onunkini yararlı buldum: laiklik gibi önemli ilkelerin doğru anlaşılması için bürokratlarımızın “monolog” yerine “diyalog”a geçmesi kuşkusuz iyi bir adım.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 11:53 PM | Yorumlar (54)
June 1, 2007
Namaz Kılarken ‘Suç Üstü’ Yakalanmak
[1 Haziran 2007 tarihli Zaman gazetesinde yayınlandı]
Dün Türkiye’nin bazı gazetelerinde “Lisede Topluca Namaz” veya “Devlet Lisesinde Gizli Mescit” gibi manşetler vardı. Konu, İstanbul'un Bağcılar Lisesi'ndeki bir odanın bazı öğrenciler tarafından namaz kılmak için kullanıldığının “ortaya çıkması”ydı. Bu “ifşaat”, kızlarında beliren dindarlık emareleri üzerine kuşkulanıp okulu takibe alan “duyarlı” bir aile tarafından ortaya çıkarılmış, “müdür yardımcısının kıldırdığı gizli namaz” gizli kameralarla görüntülenmişti.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 12:08 PM | Yorumlar (91)
May 29, 2007
Council on Foreign Relations’da Konuşma
Son günlerde siteye pek yazamadım; sebebi seyahatte oluşum. Geçen Cuma günü (25 Mayıs) ABD’nin dış politika konusunda en önemli düşünce kuruluşu sayılan New York merkezli Council on Foreign Relations’da (CFR) Türkiye siyasetini yorumlayan bir konuşma yaptım. “Turkey’s Political Battle: Secularism vs. Democracy” başlıklı konuşmanın ve soru-cevap kısmının ses dosyasını buradan indirip dinleyebilirsiniz. Sanırım “Batılılara Türkiye’yi tanıtma” açısından verimli bir toplantı oldu…
İLAVE NOT: Toplantıdaki konuşmaların tam İngilizce dökümünü de CFR'ın internet sitesindeki bu sayfada bulabilirsiniz.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 1:48 AM | Yorumlar (18)
May 18, 2007
Laikliği Asıl ‘Laikçiler’ İhlal Ediyor
[18 Mayıs 2007 tarihli Radikal gazetesinde yayınlandı]
Son dönemde AK Parti muhalifliği ve “Cumhuriyet teorisyenliği” ile öne çıkan Radikal yazarı Sayın Gündüz Aktan, “AKP iddia ettiği gibi laikse,” demiş, “Anayasa'nın 24. maddesindeki tüm unsurları tek tek benimsediğini sözle ve uygulamayla kanıtlamalı”.
Bu talebi değerlendirmek kuşkusuz AK Partililerin işi. Ama laiklik konusunda kendilerini kanıtlaması gereken başka çevreler de var. Bunların başında da, “laiklik elden gidiyor” diyerek Ankara kurumlarında ve memleket meydanlarında kükreyenler, diğer bir deyimle “laikçiler” (yahut “laik fundamentalistler”) geliyor.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 8:18 AM | Yorumlar (39)
May 4, 2007
İngilizce Makale: ‘Asıl Tehdit, Laik Köktencilik’
Türkiye’de son haftalarda yaşanan “laiklik gerilimi”ni yorumlayan “Asıl Tehdit, Laik Köktencilik” (The Threat Is Secular Fundamentalism) başlıklı yazım, International Herald Tribune gazetesinde yayınlandı. Türkiye’deki mücadelenin “İslamcılar” ile “laikler” arasında değil, demokrasi yanlıları ile karşıtları arasında geçtiğini, bu nedenle AK Parti’yi destekleyen pek çok seküler liberal insanın da bulunduğunu anlatan yazıda, asıl sorunun Türkiye’deki aşırı katı ve otoriter laiklik anlayışı olduğu vurgulanıyor.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 6:15 PM | Yorumlar (8)
April 28, 2007
Laik Devlet, ‘Laiklerin Devleti’ Değildir
[28 Nisan 2007 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]
Emin olun, eğer Türkiye’nin müstakbel 11. Cumhurbaşkanının bir “AK Partili” olması ihtimali ufukta belirmeseydi, “367 tartışması” diye de bir şey yaşanmayacaktı. Daha önce hiç bir Cumhurbaşkanı seçiminde hiç kimsenin aklına gelmemiş olan bu “laik hile-i şeriye”, Yargıtay eski Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu’na malum olmayacak ve CHP’nin savaş baltasına dönüşmeyecekti.
Buna benzer tartışmalar ve gerilimler Türkiye’de onyıllardır sürüyor. Sorunun temelinde ise, “laiklik” kavramını kendilerine bayrak haline getirmiş bazı kesimlerin, bu ilkeyi tamamen çarpık bir şekilde anlamaları yatıyor. Bu kesimler, “laik devlet”in “laiklerin devleti” olması gerektiğini zannediyorlar. Yani devletin “laik” (dini olmayan) bir yaşam biçimine sahip olanlara ait olması, dindarların ise üst düzey makamlardan (ve hatta üniversiteler gibi kurumlardan) uzak tutulması gerektiğini sanıyorlar.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 12:12 AM | Yorumlar (54)
January 10, 2007
Seküler Fundamentalizm Tehdidi
Son bir kaç onyılda dünya “dini fundamentalizm” tehdidini bol bol dinledi ve tartıştı. Bu söylemin kimi yerde—özellikle Türkiye’de—abartılsa da, reel bir tehlikeye karşılık geldiğine kanımca kuşku yok. Çünkü siyasi otoriteyi ve kaba kuvveti kullanmak suretiyle belirli bir dini görüşü başka insanlara zorla empoze etmek isteyen “dinci”ler gerçekten var. Bunlar, İslam dünyasında olduğu gibi Yahudi ve Hıristiyan dünyasında, dahası Hinduizm gibi başka dinlerde de ortaya çıkabiliyor.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 11:18 PM | Yorumlar (18)
December 21, 2006
Bir Diktatörün Ölümü
Türkmenistan Devlet Başkanı Saparmurat Niyazov bugün öldü. 1991 yılından bu yana ülkesini demir yumrukla idare eden, hiç bir siyasi muhalefete izin vermeyen, rejim muhaliflerini hapishanelere ve hatta akıl hastanelerine kapatan “Türkmenbaşı” lakaplı Niyazov, her ölümlü gibi, toprak oldu.
Eski bir Komünist Parti üyesi olan, komünizm yıkıldıktan sonra da ülkesini Stalinvari bir zihniyetle yöneten “Türkmenbaşı”nın rejiminin bana en ilginç gelen yönü, “lider kültü” olagelmiştir. Hemen tüm dikta rejimlerinden rastlanan “lider kültü,” toplumun iradesinin safdışı edilebilmesi için, baştaki diktatörün insanüstü vasıflara sahip bir “kurtarıcı” olarak resmedilmesine dayanır. Lider, karanlık ve cehalet içindeki halkını “bir güneş gibi” aydınlatan şaşmaz ve yanılmaz bir “kurtarıcı” olarak tasvir edilir.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 3:22 PM | Yorumlar (27)
December 6, 2006
Kemal Karpat'tan Bilgelik
Wisconsin Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Kemal Karpat, hem Osmanlı tarihi alanında dünyanın sayılı isimlerinden biri, hem de toplumsal meselelere getirdiği derinlikli yorumlarla tam anlamıyla bir "bilge"dir. Geçenlerde Radikal'de Neşe Düzel'in Prof. Karpat ile yaptığı bir röportaj yayınlandı. Tamamını herkese şiddetle tavsiye ediyorum. İçindeki bazı kısımlar ise ayrıca büyüteç altına alınmaya değer.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 11:54 AM | Yorumlar (66)
October 3, 2006
'İrtica', ABD ve İngiltere
ABD'nin Ankara Büyükelçi Ross Wilson, son günlerde yeniden ve histerik bir tonda gündeme gelen irtica tartışmaları için "kuru gürültü" yorumunu yapmış. Ve "biz hesaplarımızı sivil irade ile yapıyoruz" diye de eklemiş.
İyi demiş…
"İrtica" öcüsüyle hedef gösterilen dindar vatandaşların ve genel olarak tüm demokratların bunu bir kenara yazmasında fayda var. Sadece bunu değil; Başkan George W. Bush ve Başbakan Tayyip Erdoğan'ın geçtiğimiz günlerde yeniden ifade bulan "dostluğunu"; başörtüsü kulandıkları için Çankaya'ya ve TSK'nın ordu evlerinin kapısından içeri giremeyen Erdoğan ailesinin Laura Bush tarafından Beyaz Saray'da nezaketle kucaklanmasını; veya İngiltere Kraliçesi'nin, sarayında çalışan tek bir Müslüman görevli için dahi seve seve "mescid" açmasını da not etmek gerek.
ABD ve İngiltere'nin güncel Ortadoğu politikalarına haklı olarak tepki gösteriyor, bu ülkelerde, özelikle de ABD'ye yükselişte olan "İslamofobi"den yine haklı olarak büyük rahatsızlık duyuyor olabiriz. Ama unutmamak gerekir ki, dünyadaki hiç bir ülkenin "İslamofobi" düzeyi Türkiye'deki bazı odaklarınki kadar yüksek ve köklü değildir. Nitekim bu nedenle Müslümanların ibadet etme ve dini kimlikleri görünür bir biçimde toplumda var olma hakkına, dünyada en az hoşgörü gösteren ülkelerin biri Türkiye'dir.
Türkiye'nin bu despot sekülerist anlayıştan kurtulması ise ancak özgürleşmesi ve demokratikleşmesiyle mümkün olabilir. Bu yolda örnek — ve destek — alınabilecek en iyi yaklaşım da Anglo-Sakson, yani Amerikan ve İngiliz ve modelidir. Sadece dış politika sorunlarına saplanıp bu toplumsal gerçeği ıskalamamak gerek. AKP biraz yalpalayarak da olsa bu modele doğru yürümeye çalışıyor. "Taban"ın da buradaki inceliği görmesinde ve "tepeyi" zorda bırakmamasında fayda var.
Baksanıza, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Yener Karahanoğlu, "irtica" ile "evrensel kapitalizmi" bir arada topa tutmuş. Koskoca general boşa konuşmaz…
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 11:18 PM | Yorumlar (19)
September 29, 2006
Laikçilerin Faşizanlaşması Sürpriz Değil
[29 Eylül 2006 tarihli Radikal gazetesinde yayınlandı]

"Laikçiler ırkçılığa kayıyor." Ekonomi profesörü Eser Karakaş'ın 23 Eylül tarihli Referans gazetesinde yayınlanan yazısının başlığı buydu. Prof. Karakaş, CHP'nin Türk vatandaşlığını "ırk esasına göre" tanımlamaya yönelik girişimlerine işaret ederek, "Türkiye, büyük bir hızla ırkçılığa dayalı bir anlayışın pençesine kayıyor" diyor ve şöyle ekliyordu; "hem de kendini ilerici, modern, Atatürkçü, çağdaş diye tanımlayan bir kesimin itelemesi ile."
Söz konusu "ilerici kesim"den bazı grupların düşünce özgürlüğüne vurulan bir pranga niteliğindeki 301. maddeyi de cansiperane savunduklarını, Elif Şafak gibi düzeyli yazarlara karşı gayet düzeysiz saldırılar düzenlediklerini de biliyoruz. Yani sadece ırkçılığa değil, onunla hep atbaşı giden faşizanlığa da eğilimliler.
Bu kuşkusuz ilginç bir durum. Ama aslında pek de şaşırtıcı değil. Çünkü sözkonusu "laikçi" kesimin dünya görüşü, aslında ırkçılığın ve faşizmin yeşermesine gayet uygun bir zemin oluşturuyor.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 11:37 AM | Yorumlar (29)
September 27, 2006
Tarikatlar, Özgürlük ve Şeffaflık
[30 Eylül 2006 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]
İsmail Ağa Cemaati'nin camisinde yaşanan cinayet ve linç olaylarından bu yana Türkiye'nin gündemine yeniden "tarikatlar" meselesi oturdu. Tarikatların ve diğer dini cemaatlerin "gerici yuvası" olduğu, rejimi tehdit ettiği gibi klişeler de yeniden ağızlara sakız oldu.
Öncelikle temel bir "vatandaşlık bilgisi"ni belirtmek gerek: Türkiye Cumhuriyeti'nin vatandaşları nasıl isterlerse öyle yaşayabilirler. İsteyen tümüyle seküler bir yaşam sürüp koyu bir ateist olabileceği gibi, isteyen de istediği dozda dindar olabilir. Hatta dindarlık bir yana, göğsünü gere gere "gerici" de olabilir. Modern çağın kötü olduğunu düşünüp daha önceki devirlere özlem duyabilir, mutluluğunu ve kurtuluşunu geçmişteki gibi yaşamakta arayabilir. Asırlar öncesinin kıyafetlerini tercih edip, modern bilimi ve teknolojiyi reddedebilir. Liberal, sosyalist, milliyetçi veya feminist olmak nasıl bir özgürlükse, "gerici" olmak da bir özgürlüktür.
Zaten dünyanın tüm özgür toplumlarında alabildiğine özgür "gericiler" vardır. ABD'de, Avrupa'da veya İsrail'de modern teknolojiyi reddeden, yüzlerce yıl öncesinin yaşam biçimini aynen koruyan cemaatler bulunur. Kimse de bunları görünce "irticaya karşı savaş" yeminleri etmez. Böyle yeminlerin edildiği ve "gericiliğin" suç sayıldığı ülkeler, Kuzey Kore, sabık SSCB, Kızıl Khmer Kamboçyası gibi ideolojik diktatörlüklerdir.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 2:38 AM | Yorumlar (97)
September 3, 2006
Devletin Affetmeye Hakkı Var mı?
Bugün gazeteleri çevirirken, ""Kadın dişçinin katili seri tecavüzcü çıktı" başlıklı bir habere rastladım. İzmir'de bayan bir diş hekimi önce tecavüze uğramış, sonra da öldürülmüş. Polis faili yakalamış. Adam tam bir "suç makinesi" imiş: 11 yıl önce yine bir diş hekimi kadına tecavüzden hapse girmiş, ama afla serbest bırakılmış.
Bu, ilk değil. Bülent Ecevit'in başbakanlığı döneminde — ve eşi Rahşan Ecevit'in fikri öncülüğünde — çıkarılan af yasası sonucunda serbest kalan bir sürü katil, ırz düşmanı, hırsız ve bilumum suçlunun eski alışkanlıklarına geri döndüğünü gösteren bir dizi feci olay yaşandı son yıllarda. Affedilenlerden bazıları aynı suçları tekrar işleyip yeni masum insanları kurban ettiler.
Bu olaylar ne zaman yaşansa, Türk medyası "afla çıkan katil yine adam öldürdü" diye manşet atıyor. Doğru da yapıyor. Ama sanki problem sadece "Ecevit affı"ymış gibi bir hava var. Oysa kanımca devletin suçluları affetme hakkına sahip olması başlı başına sorunlu bir düşünce: Devlet kimi hangi yetkiyle affedebiliyor ki?
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 12:25 AM | Yorumlar (41)
August 20, 2006
Akıllı Tasarım Hakkında Online Tartışma
21 Ağustos 2006 Pazartesi günü, ABD'deki Darwinist lobinin en etkin kuruluşlarından National Center for Science Education'ın sözcüsü Nicholas Matzke ile Mustafa Akyol arasında online bir tartışma gerçekleşecek. IslamOnline sitesinin organize ettiği ve Türkiye saatiyle 19.30'da başlayacak tartışmayı, buradan takip edebilirsiniz. (Tartışma sırasında email yoluyla Matzke veya Akyol'a soru sormak mümkün. Tartışmayı canlı olarak izlemeseniz de, sonradan tüm metnine IslamOnline'dan veya bu siteden ulaşabilirsiniz.)
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 8:43 PM | Yorumlar (29)
June 27, 2006
Zeki, Çevik, Pagan ve Faşist
Haber 7 sitesine göre, Atatürkçü Düşünce Derneği'nin (ADD) kongresinde şu enteresan olaylar yaşanmış:
Niğde Ulukışla Şube Başkanı Mehmet Karakaya kongrede konuşan herkesin Sezer’i övdüğünü belirterek, “Ancak Sayın Sezer cumhuriyetin yıkılmasına yol açacak yasaları imzaladı” dedi. Karakaya’nın bu sözlerine tepki gösteren bazı delegeler kürsüye yürümek istedi. Karakaya’nın konuşmasını engellemek isteyenlere divan başkanının izin vermemesi üzerine salondan bir üye ayağa kalkarak “Bu adamı konuşturursanız ve de ADD’den ihraç etmezseniz intihar edeceğim” diye bağırdı. Bazı üyeler ise bu sırada “Kimse Cumhurbaşkanı’mızı eleştiremez. Sezer’i eleştiren adamın ADD içinde yeri yoktur. Bu adamı atın” şeklinde bağırdı...
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 12:22 PM | Yorumlar (88)
June 15, 2006
Laiklik Üzerine İyi Bir Dizi
Derin Sular sitesinde beş yazılık bir seri halinde yayınlanan Laiklik dizisini herkese tavsiye ederim.
Dizinin tümü iyi, ama özellikle bazı "çok iyi" noktalar var. Örneğin "Dünyanın pek çok yerindeki laik diktatörlüklere bakılarak da anlaşılabileceği gibi, laiklik, inanç özgürlüğünü temin değil, tehdit eden bir kavram" cümlesi, bunlardan biri. Bu yorum, Türkiye'de dillerden düşmeyen "laik cumhuriyet"in aslında tek başına pek bir değer taşımadığına da işaret ediyor. SSCB veya Kızıl Çin gibi kanlı diktatörlükler de birer "laik cumhuriyet" idiler. Önemli olan "laik cumhuriyet"in aynı zamanda demokrasiye ve insan haklarına adanmış olup olmadığı. Ne laik ne de cumhuriyet olan, ancak demokrasi ve insan hakları konusunda son derece ileri düzeydeki ülkeleri (örneğin İngiltere olarak da andığımız Birleşik Krallık'ı) akla getirince, meselenin özü daha da iyi anlaşılıyor.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 7:16 PM | Yorumlar (9)
June 3, 2006
Sekülerist Yorumcuların Satır Aralarında Gezinti
Son Ayasofya yazısı üzerine siteye gelen yorumlardan biri ilgimi çekti. Yorumun sahibi olan Yılmaz bey şöyle diyor: "Ben dinci değilim. Akılcıyım. Ayasofya'nın müze olmasını istiyorum".
Bu üç kısa cümlede çok şey gizli. Yılmaz beyin şahsını değil, onun temsil ettiği militan sekülerizmi anlamak açısından iyi bir "case study" (örnek çalışma) çıkarılabilir bu üç cümleden.
Önce "dinci değil, akılcıyım" lafını ele alalım. Bu, elbette, dinlerin akılcı olmadığı, dinsizliğin (sekülerizmin) ise öyle olduğu anlamına geliyor. Ama acaba gerçekten durum öyle mi?
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 9:34 PM | Yorumlar (108)
May 15, 2006
'Çıplak Kamusal Alan' Laikliğe Aykırı
[15 Mayıs 2006 tarihli Radikal gazetesinde yayınlandı]
Türkiye'de laikliğin tehlikede olduğundan endişe edenler, bu endişenin haklılığına kanıt olarak en çok dindarlığın kamusal alana adım atma çabalarını gösterirler. Başörtülülerin resmi alanlarda gözükmesi, dindarlığı ile dikkat çeken insanların devlet kurumlarında çalışması ve hatta başbakanın bir konuşmasına "besmele" ile başlaması gibi örnekler, "kamusal alanın elden gitmeye başladığının" delili olarak yorumlanır.
Bunu bir kez böyle formüle ederseniz, her sabah uyandığınızda laikliğe yönelik yeni bir "tehdit" görmeniz kaçınılmazdır. Mutlaka bir yerlerde bir dindar, dindarlığını gizlemeksizin, kamusal alana ayak basacaktır. Zaten öyle de oluyor ve Türkiye yıllardır bu "tehdit algısı" ile alarma geçirilip duruyor.
Peki ama dinin ve dindarlığın kamusal alanda ifade bulmasınının laikliğe aykırı olduğunu nereden biliyoruz?
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 5:34 PM | Yorumlar (25)
April 14, 2006
Cumhurbaşkanı'na Muhalefet Şerhi
[15 Nisan 2006 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]
Basındaki yorumlara göre Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, "son altı yılın en sert çıkışı"nı yaptı. Harp Akademileri Konferansı'nda yaptığı 18 sayfalık uzun konuşmayla, "irtica, türban, yargı, terör konularında ilk kez böyle net ve ağır konuştu." Kanımca bu ağır konuşmanın laiklikle ilgili kısmına bir kaç muhalefet şerhi koymak gerekiyor. Özellikle Sayın Cumhurbaşkanı'nın şu cümlelerine:
Son günlerde artarak sürdürülen söylemlerde, laiklik, 'din ve vicdan özgürlüğü' olarak tanımlanmaktadır. Bu tanımla laiklik, din ve vicdan özgürlüğüne indirgenmekte ve anlamsız kılınmaya çalışılmaktadır... [Oysa] Anayasa'daki tanıma göre laiklik, dinin toplumsal, siyasal ve hukuksal bir güç ve düzenleyici olmasını engelleyen temel ilkedir... Bireyin dini inanç ve ibadet yaşamı, kamu düzenini korumak için sınırlanabilir.
Sayın Cumhurbaşkanı'nın burada yaptığı, laiklik ilkesine bir tanım getirmek. Bu ise aslında "Anasaya'daki tanım" değil, kendisinin tanımı. Peki ama doğru mu?
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 11:19 AM | Yorumlar (33)
January 2, 2006
Cumhurbaşkanı Sezer ve Türkiye'nin 'Çimentosu'
[2 Ocak 2006 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]
Başbakan Erdoğan'ın geçen haftalarda dinin Türkiye için birleştirici bir "çimento" olduğunu söylemesi üzerine başlayan tartışmaya, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer de katıldı. "Anayasa'daki ulusçuluk anlayışı" dedi Sayın Cumhurbaşkanı, "ırksal ve dinsel ögelere değil, gurur ve övünmede, sevinç ve tasada, hak ve ödevlerde, nimet ve külfette ortaklık ve birlikte yaşama isteği gibi değerlere dayanmaktadır."
Dün yayınlanan bazı gazetelerde ise Cumhurbaşkanı'nın bu sözleri "Din çimento değil" diye özetleniyor ve "tartışmada son nokta" olarak tanımlanıyordu.
Oysa mesele bu kadar basit değil.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 12:15 AM | Yorumlar (34)
October 29, 2005
Cumhuriyeti Yaşatmak, 'Kutsal Görevimiz' mi?
[29 Ekim 2005 tarihli Radikal gazetesinde yayınlandı]
Son günlerde İstanbul'da araba kullananlar otobanların üzerinde görkemlice uzanan şu cümleyi fark etmiş olmalılar: "En kutsal görevimiz, Cumhuriyet'i yaşatmaktır."
Bu cümleyi içeren dev afişlerin Cumhuriyet Bayramı'nı idrak ettiğimiz günlere daha bir anlam katmak için asıldığı belli. Bu bayramın önemine ise denebilecek hiç bir şey yok; aksine hepimize alabildiğine kutlu olsun. Ama Cumhuriyet'i yaşatmanın tüm vatandaşlara "en kutsal görev" olarak belirlenip ilan edilmesi üzerine biraz düşünmekte yarar var.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 9:41 AM | Yorumlar (18)
October 2, 2005
Türkiye ve Başörtüsü
[Yazının İngilizce orjinali 2 Ekim 2005 tarihli The Washington Times gazetesinde ve TheWhitePath.com'da yayınlandı]
Dünyanın çok az ülkesinde polisler kadınların uygun kıyafet giyip giymediklerini denetler. Bu ülkelerden biri Suudi Arabistan'dır. Suudilerin kötü bir şöhrete sahip olan "mutavva" adlı "din polisleri", kadınlara başlarını ve vücutlarını zorla örttürür. Türkiye'de ise durum tam tersinedir: Türk polisler kadınları başlarını açmaya zorlarlar.
Tabi adil olmak gerek: Türkiye'nin kıyafet yasaları Suudi Arabistan'a kıyasla çok daha hafiftir. Türkiye'de ise yasaklama sadece "kamusal alan" denen yerlerde uygulanır. Yani devlet binalarında, mahkemelerde, üniversite kampüslerinde ve tüm okullarda.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 1:04 PM | Yorumlar (141)
July 22, 2005
Tabularla Nereye Kadar? [Tarihsel Atatürk'ü Keşfetmek]
[22 Temmuz 2005 tarihli Radikal gazetesinde yayınlandı. Yazinin Almanca versiyonunu da okuyabilirsiniz.]
Son Vahdettin tartışmasında Demirel, 'Atatürk referansını sarsmayalım' dedi. Doğrudur, Atatürk Türkiye'nin referansı. Ancak Atatürk'ü tartışılmaz bir tabu yapmak bu referansa büyük zarar verir.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 1:21 PM | Yorumlar (121)
June 14, 2005
AKP Neden Anti-Amerikan Olsun ki?
[14 Haziran 2005 tarihli Radikal gazetesinde yayınlandı.]
Pek çok yorumcu, 'tabandaki anti-Amerikanizm'i verili ve dahası tutarlı bir durum olarak ele alıp sonra da AKP liderliğine 'ne yapalım, siyaset böyle, duyarlılıklarınızı bir kenara bırakın' diyor. Oysa belki de "durun bir dakika, neden Müslümanlar anti-Amerikan olsunlar ki" diye sormak daha doğru. Gelin, bunu sorup üzerinde birlikte düşünelim.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 3:36 PM | Yorumlar (2)
April 13, 2005
Sezer ve 'Ilımlı İslam'
[13 Nisan 2005 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]
Cumhurbaşkanı Sayın Ahmet Necdet Sezer geçenlerde şöyle demiş: "Deneyimler gösteriyor ki ılımlı İslam uygulamaları, köktendinci rejimlere yol açmaktadır."
Sayın Cumhurbaşkanı'nın din-devlet-toplum ilişkisine bakışının bir özeti gibi duran, ve kendisinin "başörtülü kabul etmeme" gibi uygulamalarının da "teorik altyapısını" oluşturduğu anlaşılan bir yargı bu. Peki bu yargı doğru mu?
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 5:21 PM | Yorumlar (11)
April 5, 2005
Papa'yı Materyalistçe Yanlış Anlamak
[5 Nisan 2005 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]
Türkiye'nin koyu seküleristleri dünyadaki "de-sekülerizasyon"u kavrayamadılar. Onun için hala Yılmaz Güney filmlerinin puslu atmosferinde "Türk Aydınlanması"nı bekliyorlar. "Ulusalcılık" yoluyla da zaten kendilerini dünyaya kapatmış durumdalar. Türkiye'de veya dünyanın bir başka yerinde din güçlendiğinde, bunun altında illa "Amerikan emperyalizmi" yahut "yeşil sermaye" arıyorlar.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 5:23 PM | Yorumlar (2)
January 17, 2005
Türkiye'nin Dini Özgürlükleri Genişletmesi Gerek
[17 Ocak 2005 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]
Misyonerlere düşmanlıkta, Rahşan Ecevit, Doğu Perinçek veya Haydar Baş gibi isimleri bir arada görmek mümkün. Farklı kökenlerden gelseler de, devletin din üzerinde egemenlik kurmasını savunmakta birleşiyorlar. Oysa AB ülkelerinin sahip olduğu laiklik anlayışı, daha ziyade devletin dinden ayrılmasını, dinin de devletten özgürleştirilmesini gerektiriyor.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 6:04 PM | Yorumlar (2)
January 15, 2005
Tanrı'nın Hakkı Tanrı'ya
[5 Ocak 2005 tarihli Refarans gazetesinde yayınlandı]
Sadece Rahşan Hanım'ın anti-misyoner salvosu değil, son yıllarda Türkiye'deki AB karşıtı garip çıkışların hemen hepsi, aslında "din elden gidiyor" endişesinden ziyade "statüko elden gidiyor" kaygısından doğuyor. Ancak bunu böyle açıkça, dürüstçe ifade etmek pek işe gelmediği için, statüko taraftarları, son çare olarak din gibi kutsal bir değeri kullanmayı tercih ediyorlar. Hem de son 80 yıldır din ve dindarlar üzerinde uygulanan baskıların mimarı sayılabilecek "Jakoben elit"in tam da kendileri veya uzantıları olmalarına rağmen.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 12:38 PM | Yorumlar (0)
January 12, 2005
Bilim ve Dogmatik Düşünce
[12 Ocak 2005 tarihli Radikal gazetesinde yayınlandı.]
Sayın Türker Alkan ile olan tartışmamızın özü, bilimin yöntemi. Kendisi, 'Bilim ateizmi varsaymak zorundadır' diyor. Ben ise bilimin hiçbir felsefeyi varsaymak zorunda olmadığını, tüm dogmalardan özgür olması gerektiğini savunuyorum. Ateizm-teizm tartışmasına gelince (ki açıkça ikinci taraftayım) diyorum ki, bırakalım bilimi, bizi ne yöne doğru götürüyorsa götürsün.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 4:44 PM | Yorumlar (25)
November 24, 2004
Futbol Faşizmine Sıfır Tahammül
[24 Kasım 2004 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]
Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş veya Siirt Köy Hizmetleri Spor.. Bunlar, "uğrunda ölünecek" kutsal varlıklar değil. Nedir ki, sonuçta en fazla 100 sene önce kurulmuş, bir takım adamların bir hayli kar etmesine vesile olan, en iyi tanımla birer "jimnastik kulübü" her biri... Bir insanın bu takımların herhangi birini tutmasının da, çocuk yaştaki çevresi veya tesadüfler dışında, bir nedeni yok aslında.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 1:16 PM | Yorumlar (3)
November 4, 2004
Bilimi Ateizmden Kurtarmanın Zamanı Geldi
[4 Kasım 2004 tarihli Zaman gazetesinde yayınlandı]
Tabii ki isteyen ateist olabilir. Bunu savunabilir, yaymaya çalışabilir de. Sorun, bilimin ateist bir temele oturtulması gerektiğinin savunulmasıdır. Sayın Türker Alkan’ı sanırım en çok bu yönden eleştirmem gerekiyor. Çünkü 11 Temmuz 2003 tarihli sütununda “Bilim, bir düşünce etkinliği olarak zaten ‘ateizmi’ var saymak zorundadır.” diye yazmıştı.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 4:36 PM | Yorumlar (26)
(ABD Seçimlerini) Muhafazakarlık Kazandı
[4 Kasım 2004 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]
Kısacası Bush'un zaferiyle birlikte, ABD'de zaten güçlü olan muhafazakarlık, biraz daha da güçlendi. Dünyanın en modern ve gelişmiş ülkesi olan Amerika'nın, aynı zamanda da en dindar toplumlardan biri olduğu, bir kez daha tescillendi. Acaba bu durum, "muasır medeniyet"in de - bizdeki geleneksel "Aydınlanmacı" zihniyetin varsayımlarının aksine - giderek muhafazakarlıkla özdeştiği anlamına mı geliyor?
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 2:00 PM | Yorumlar (2)
October 15, 2004
Fransa'dan İbret Almak
[15 Ekim 2005 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]
AB süreci ile birlikte, Türkiye'nin 150 yıllık "çağdaşlaşma" maratonunun en önemli etaplarından birindeyiz. Ama bu gidişe taş koyanlar var, bildiğimiz gibi. Fransa bunların başında geliyor. Eski Cumhurbaşkanları Valery Giscard d'Estaing, zaten uzun zamandır "Türkiye AB'ye alınırsa, Avrupa'nın sonu gelir" diyerek alarm zilleri çalıyordu. Son günlerde Başbakan Jean Pierre Raffarin biraz daha üstü kapalı olsa aynı "endişe"yi seslendirdi. Cumhurbaşkanı Chirac'ın partisinin önde gelen isimleri olan Sarkozy ve Touboun gibi milletvekilleri de "Türkiye Avrupa'ya yaramaz" görüşünde.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 2:51 PM | Yorumlar (0)
September 17, 2004
ABD, "Katı Laikliği" Desteklemiyor
[7 Eylül 2004 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]
Amerikan dış politikasına yön veren ünlü düşünce dergisi Foreign Affairs'in son sayısında Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği ele alınıyor. Yorumcu David L. Phillips'e göre, Türkiye'nin AB'ye kabulü, Amerikan çıkarları ve küresel dengeler açısından zorunlu.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 3:42 PM | Yorumlar (1)
Zina, İnsanlar ve Hayvanlar
[17 Ekim 2004 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]
Zina yasası tartışması, son haftaların en sıcak gündem maddesiydi. AKP hükümeti, karşılaştığı yoğun muhalefet üzerine, daha önce de bu gibi çetrefilli konularda yapmak zorunda kaldığı gibi, geri adım attı. Daha önceki çetrefilli konularda olduğu gibi, belki bu tartışmayı hiç başlatmamalıydı.
Ben, kendi adıma, ahlaki bir mesele olan zinanın ceza hukukuna dahil edilmesini yanlış buluyorum. Çünkü ahlak kanunla empoze edilemez. Eğer empoze ediliyorsa, zaten o ahlak olmaz. İnsanlara "ahlaksız bir şey yaparsanız hapse girersiniz" derseniz, onları ahlaklı değil, en fazla ikiyüzlü yapmış olursunuz.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 3:38 PM | Yorumlar (8)
September 3, 2004
Gezegenimiz Ne Kadar Anlamlı?
[3 Eylül 2004 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]
Geçen günkü Radikal gazetesinde "Uzayda İki Komşu Daha" başlıklı bir haber vardı. Söz konusu "komşular", varlıkları yeni keşfedilen iki gezegendi. Radikal, Güneş sisteminin dışında, Dünya'nın 10-20 kat büyüklüğündeki bu iki gökcisminin "yaşama müsait olduğunun sanıldığını" da ekliyordu. Yani, bu gezegenlerin üzerinde küçük yeşil adamlar bulmayı bekleyebilirdik.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 3:46 PM | Yorumlar (20)
July 17, 2004
Bush, Amerika ve Din
[17 Temmuz 2004 tarihli Zaman gazetesinde yayınlandı]
Gelecek kasım ayındaki başkanlık seçimi, sadece ABD'nin değil tüm dünyanın geleceğini etkileyecek bir dönüm noktası. Daha öncekilere kıyasla çok daha çekişmeli ve kavgalı geçecek olan seçimde, Cumhuriyetçi (yani muhafazakar) Başkan Bush'un karşısında Demokrat (yani liberal) John Kerry var.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 3:55 PM | Yorumlar (0)
April 3, 2004
"Muhafazakarlaşan Türkiye" Hakkında Yersiz Endişeler
[[3 Nisan 2004 tarihli Zaman gazetesinde yayınlandı]
"Türkiye inanılmaz bir hızla muhafazakârlaşıyor!” Milliyet’in genç kalemi Ece Temelkuran, seçim günü yayınlanan yazısında böyle diyordu. Ancak bunu sadece bir “tespit” olarak değil, bir “alarm sinyali” olarak duyuruyordu. Toplumdaki belirli bir kesimin düşünce ve duygularını ifade eden bu “alarm sinyalini” ciddiye alıp incelemek gerekiyor.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 3:51 PM | Yorumlar (12)
Niğde Ulukışla Şube Başkanı Mehmet Karakaya kongrede konuşan herkesin Sezer’i övdüğünü belirterek, “Ancak Sayın Sezer cumhuriyetin yıkılmasına yol açacak yasaları imzaladı” dedi. Karakaya’nın bu sözlerine tepki gösteren bazı delegeler kürsüye yürümek istedi. Karakaya’nın konuşmasını engellemek isteyenlere divan başkanının izin vermemesi üzerine salondan bir üye ayağa kalkarak “Bu adamı konuşturursanız ve de ADD’den ihraç etmezseniz intihar edeceğim” diye bağırdı. Bazı üyeler ise bu sırada “Kimse Cumhurbaşkanı’mızı eleştiremez. Sezer’i eleştiren adamın ADD içinde yeri yoktur. Bu adamı atın” şeklinde bağırdı...


