« Her İktidar Muhalifi ‘Ergenekoncu’ Değildir | Ana Sayfa | ‘Soykırım’ Meselesinde Gerçekçilik Zamanı »

March 8, 2010

‘İrtica’ Zırvası Artık Bitmeli

[8 Mart 2010 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]

Mersin’deki bir grup CHP’li kadının aşkla gerçekleştirdiği “çarşaf yırtma” eylemi, sadece vahim bir yobazlık şovu değildi. Aynı zamanda çirkin bir terbiyesizlikti.

Ama söz konusu hanımlara kızmaktansa, onları bu hale getiren sistemi ve o sistemin yarattığı zihniyeti eleştirmek herhalde daha doğru.

Ve biliyoruz ki bu zihniyetin merkezinde “irtica”ya karşı duyulan tepki ve nefret var.

Peki ama nedir irtica? Bazı vatandaşların “çarşaflı ve sakallı” olması mı? Çocuklarını Kur’an kurslarına veya İmam-Hatip liselerine göndermeleri mi? Gülsuyu ve hacıyağı kullanıp, cübbe ve “lastik-mes” giymeleri mi?

Eğer böyle şeylerse “irtica”, yani bir tür “modern olmayan yaşam biçimi” ise, açıkça söyleyeyim: Bu, ne bir suçtur, ne de kınanacak, ayıplanacak bir kusurdur. Özgür toplumlarda isteyen istediğini giyer, isteyen istediği kadar koyu bir “Ortaçağ” hayatı sürer. Bunlara karşı kalkıp da “bu ülkeye yakışmıyorsunuz” diye köpürmek, hiç kimsenin haddine değildir.

Örneğin İsrail böylesine özgür bir ülkedir. Filistinlilere karşı sürdürdüğü işgal ve zulüm ayrı bir mevzudur, ama Yahudi Devleti kendi vatandaşlarına karşı alabildiğine saygılıdır. Çoğu İsrailli “seküler”, yani “laik yaşam biçimli”dir. Ama ülkede büyük bir “Ortodoks Yahudi” kitle de vardır. Bunların çoğu, geleneği koruyarak modern hayata dahil olan “modern Ortodoks”lardır. Bizde “türban” giyerek toplumda var olan genç hanımlar gibi, modern Ortodoks erkekler de kafalarında “kippa” denen takkeyle gezerler.

Yahudi Devleti’nde bir de “ultra-ortodokslar” vardır ki, bunlar tam “Ortaçağ” hayatı sürer. Erkekler fötr şapka ve cübbe giyer. Kadınların kıyafetleri kapalı, saçları örtülü, bazen “peruklu”dur. Bizdeki “medrese”lere karşılık gelen “yeşiva”ları tümüyle serbesttir. Kimse “kapatın bu irtica odaklarını” diye tepelerine binmez.

Bu ultra-ortodoksların bazıları o kadar “dinci”dir ki, kurucu ideolojisini laik buldukları için İsrail devletini tanımamaktadırlar. İsrail buna rağmen musallat olmaz adamlara. Çünkü ülkede herkes, en “dinci”sinden en ateistine kadar, kendi istediği şekilde yaşama hakkına sahiptir.

Peki böyle yaptığı, yani “irticaya taviz verdiği” için İsrail “geri” mi gitmiştir?

Ne alakası var. İsrail, bilimsel üretimi, entelektüel kapasitesi ve sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeyi ile bizi de bölgedeki tüm diğer ülkeleri de cebinden çıkarır.

Bu başarıyı da “kültür devrimi”yle değil, aksine kadim kültürüne sahip çıkarak sağlamış, mesela bizdeki “alfabe devrimi”nin tam tersini yapmıştır. Biz geleneği yok etmek için Arap harflerini terk eder ve onları “kargacık-burgacık” diye aşağılarken, İsrail Arapça’yla aynı kökten gelen İbranice’yi gururla diriltip ulusal dil haline getirmiştir.

Ve biz Türkler’in de artık böyle tecrübelerden biraz ders alması, ve bu “irtica” zırvasını bırakıp tüm farklı yaşam biçimlerine saygı göstermeyi öğrenmesinin zamanı gelmiş de geçmektedir.

Buna yanaşmayıp da “irticayla mücadele” histerisinde direnenlerin gördüğüm kadarıyla iki önemli argümanı var.

Bir, diyorlar ki “eğer biz irticayı bastırmaz isek, onlar sonra gelir bizim yaşam biçimimizi bastırır.”

Buna şu cevabı vermek lazım: İyi de kardeşim, adamların yapmasından korktuğunuz şeyi siz zaten 80 yıldır yapıyorsunuz. Hem suçlu hem güçlü olmak yerine, özgürlük ve çoğulculuk temelinde uzlaşma arasanıza…

İkinci argüman da şöyle bir şey: “Ayy, şekerim, Avrupalılar bu adamları görünce bizi de Arap sanıyor. Ülkemizin imajı bozuluyor!”

Bunun cevabı da şu:

Kusura bakmayın, insanlar sizin estetik tercihlerinize ve aşağılık komplekslerinize göre şekil alacak dekorasyon malzemeleri değiller.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: March 8, 2010 11:45 AM

Okur Yorumları

(NOT: Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Mustafa Akyol tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, işbu yorum kurallarını dikkate almanız önemle rica olunur.)

Sayın Akyol,
Mersin’de hiçbir orjinalitesi olmayan, görüntü kirliliğinin ötesine geçemeyen çarşaf yırtma eylemini gerçekleştiren çağdaş yobazları eleştirmeden önce, onların ağa babalarının trajikomik hayat hikayelerine bakmak gerekir. “Siz bu kadınları yıllarca ‘laiklik elden gidiyor, şeriat geliyor’ diye kokutmadınız mı? Daha iki yıl önce “Tehlikenin farkında mısınız” diye bu kadınları sokaklara döküp, sonra da yılbaşında dansöz izleyince “A şeriat falan gelmez bu ülkeye” diye yarı yolda bırakmadınız mı?” (Taraf/ Yıldıray Oğur) Evet, İlhan Selçuk! Hayatı ve olayları algılamaya başlayıp, eşyaya hükmetmeğe başladığı yaşlardan seksenli yaşlarına gelinceye kadar ömrünü darbe ümidi ve irtica çığırtkanlığı yaparak geçirmiş bir İlhan Selçuk! Ve bir gün, sekseninden sonra, uğruna bir ömür verdiği fikirlerini değiştirmesine sebep olan şey öyle entelektüel bir bakış açısı, takdir edilecek bir özeleştiri falan değil, tamamen ergen bir gençten beklenecek içgüdüsel tepki: “Dansöz! Oh oh, irtica bitti!!!” Beni en çok üzen, “Dansöz”lüğün ele ayağa düştüğü, herhangi bir erotik çağrışımı bile yapmadığı bir zamanda dansözlerin Sayın İlhan Selçuk’u rahatlatmış olması. Seksenli yılları hatırlayın, erotizm bir tarafa pornografik bir değer yüklenen dansözleri yılbaşılarında hiç mi izlemedi? Tarih her konuda mı geriden takip edilir?
“Peki, neydi güle oynaya çarşaf yırtıp Halife’nin gidişini kutlayan bu kadınların suçu?
Siz o kadınlara okulda bunu öğretmediniz mi? “Atatürk Samsun’dan güneş gibi doğdu, önce karanlık bulutları sonra hain padişahı kovdu, kadınları kafeslerinden çıkarttı, çarşafı parçaladı, kumaşından da şapka yaptı.”
Bunu tarih diye öğretmediniz mi yıllarca o kadınlara, o kadınların çocuklarına ve hâlâ öğretmiyor musunuz torunlarına?” (Taraf/ Yıldıray Oğur) Tespitten hareketle, üzücü olan Mersin’deki olayın alışılagelmiş bir zihniyetin sıradan tepkisi olması. Yıllarca, devlet olarak kılda/tüyde, içmekte, bir mirası yok saymakta aydınlanma arayıp bunu resmi ideoloji haline getirmedik mi? Bugün kabak neden Mersin’deki tombul/aydın/laik teyzelerin başında patlasın ki?
Adının başına “çağdaş” koyan (Çağdaş Gazeteciler Derneği, Çağdaş Hukukçular Derneği, Çağdaş Yaşamı Destekleme Vakfı vs) bütün 1930 saplantılı yobazlar artık yoruyor beni. Saygılar,…
Av. Cengiz GÜLAÇ

Yazan: Cengiz GÜLAÇ Tarih: March 8, 2010 12:51 PM

Kızmayın Sayın Akyol,

Siz sıkı sıkı tutunun güneşi dünya etrafında döndüren kutsal kitabınıza!

Yazan: Frkn Tarih: March 8, 2010 2:00 PM

Mustafa beyin saptamalari kuskusuz dogru,ozellikle irticanin zirvadan baska birsey olmadigi.
Kadinlar gunu arifesinde mersinde yasanan bu olaya,insanin sabirla bakmasi imkansiz geliyor.Izlerken cok sinirlendim acikcasi,kadinlarin daha ozgur bireyler olarak yasadigi,demokratik ve esit olmasini hedefledigimiz bir dunyada,kadina kadin tarafindan yapilan yobaz bir tepkiyi izlemek uzucu.Elbette bunu sirf o kadinlara indirgeyemeyiz,alt tabanindaki siyasi zihniyetin bir uzantisi ama...
Maalesef ulkemizde yasanan bunun gibi ornek olaylari demokrasimize vurulan bir balta olarak goruyorum.Insanlarin demokrasi idealleri yalniz kendisi gibi olanlaraysa,bizim olgunlasmamis demokrasimiz hep cocuk kalmaya mahkum olacak galiba.

Yazan: svm Tarih: March 8, 2010 3:02 PM

Kadinlarin kara carsafi sadece cani cektigi icin giydigini dusunuyorsaniz biraz naifsiniz. Kim kendi iradesiyle sekilsiz, zar zor hareket eden bir hale donusmek ister?

Siz basinizda bir cuvalla gezmek ister misiniz? Hakkiniz olabilir, ama isteyerek mi yaparsiniz?

Yazan: emre Tarih: March 8, 2010 3:53 PM

Zorla carsaf giydirildiklerine inandiginiz kadinlari ozgurlestir
me vazifesini hangi durumdan cikardiniz acaba? Niyetiniz gercekten bir ozgurluk havarisi olmak mi?

Yazan: Hasan Tarih: March 8, 2010 6:36 PM

Maalesef isteyerek çarşaf giyiyorlar çünkü ağabey, baba, koca, Tanrı korkusu sevgiye dönüşmezse tahammül edilmez olur. Korku ile sevgi arasında çok ince bir çizgi var.(Psikoloji dersleri) Bir kere iman ettin mi, dini emri yerine getirmediğinde diri diri derilerin yakılmasından korkanlar sonuçta Tanrı'yı sevdikleri için emirleri yerine getirdiklerini sanmaya başlarlar.

Seveceğiniz:)) bir diğer örnek vereyim: Askerin vatanı sevmemek gibi bir lüksü var mı? Korkudan altına işese bile düşmana saldırmak zorundadır. Sonuçta ne yapar? Vatanı öyle yüceltir ki, korkusu yerini vatan sevgisine bırakır. Vatan sevgisi ile korkusunu aşar. Cihad da aynı şeydir. Birinde Tanrı adına beyin yıkanır diğerinde vatan adına.

Yazan: Frkn Tarih: March 8, 2010 6:41 PM

Mustafa Bey dedi:
"Özgür toplumlarda isteyen istediğini giyer, isteyen istediği kadar koyu bir “Ortaçağ” hayatı sürer."
Mustafa Bey neye gore ozgur toplum?
Bu bahsettiginiz tiyatro ozgurlugu olmasin sakin. Ki$iler diledigini giyet ku$aniz, burnuna, gobegine kupe takar, fakat yasalara gelince efendileri Sekularo-fascistlerin tek-yasalarina uymak zorundalardir, kendileri zinhar kendi gibi kupe takanlarla bir araya gelip kendi yasalarini kendileri yapip kendilerine uygulayamazlar. Eger boyle bir eylemde bulunurlarsa Texas Waco'ya carpilirlar. Kostum dekor yerinde yeterki senaryo sekularo-fascistler tarafindan yazilmi$ olsun;->
Ama demek istiyorsaniz ki TC'de Israil'deki kadar bile kostum-dekor serbestligi yok, bakin onda haklisiniz, ama bu kozmetik bir serbestlik, esas olan yasama hakkidir, bu esasa gore hem TC'de hem de Israil'de Muslumanlarin yasama hakki inkar edilmis bulunmaktadir. TC'de sekularo-fascistlerin kar$i ciktigi da i$te bu direni$in yasama hakki elde etmeye yonelik saglikli ve suurlu bir direni$ olmasindandir, bunu dogru olarak duzenbazlik saltanatlarina, tekyasalciliklarina, uniter devletlerine tehdit olarak algilamalarindandir.

Saygilarimla,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 8, 2010 7:05 PM

Mustafa Bey "Tekyasalcilik zirvasi artik bitmeli" ba$likli bir yazi kalame alin da gununuzu gun edin;->

Saygilarimla,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 8, 2010 7:33 PM

Emre Bey buyurdu:
"Kadinlarin kara carsafi sadece cani cektigi icin giydigini dusunuyorsaniz biraz naifsiniz. Kim kendi iradesiyle sekilsiz, zar zor hareket eden bir hale donusmek ister?"
Aslinda kadinlar Musluman olduklarini gostermek icin giyiyor o car$afi, kadinlar diyor ki yasama hakkimizi elde etmek icin giyiyoruz bu carsafi, i$te sekularo-fascistleri cileden cikaran da bu. I$te buradaki irtice ocusu sekularo-fascistlerin SPEElerin yasama hakkini engellemek icin kullandigi bir propaganda aracindan ba$ka bir$ey degildir, gaye tekyasalci saltanatin surdurulmesidir. Tekyasalci saltanata kar$i en buyuk tehdidi Muslumanlarin olu$turdugu sekularo-fascistlerce cok iyi bilinen bir gercektir.
Sekularo-fascistlerin bildigini kullardan saklamanin anlami ne?

Saygilarimla,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 8, 2010 8:10 PM

mustafa bey yorumlarınıda haklısınız. kaldı ki yazınız yorumlarınızdan çok tespitlerinize dayanıyor. onlarda da haklısınız.
Öyle ya da böyle bu ülkedeki baskı biliniyor. yorum yapmaya çalışan değerli arkadaşları kendilerinin de inanacağı sözler söylemeye davet ediyorum.

Yazan: mehmet er Tarih: March 8, 2010 8:10 PM

Hasan bey,

Baskiyi onlemek bir vazifedir, degil mi? Siz sokakta basinizda bir cuvalla dolassaniz, ben gelip size hatirinizi sorarim. "Cuval bana yakisiyor, tanriya daha bir yaklastim sanki" derseniz kara kara dusunurum.

---

GS: Mustafa bey de Hamurabi veya hokkabaz olmadigi icin boyle bir sey yapmaya itibari yetmez. Siz bile Hamurabi degilseniz biz kim oluyoruz?

Not: Bir toplu protokol imza gunu duzenlemeyi dusunuyor musunuz? Sizin imzanizi almak icin can atiyoruz.

GEKKO'mun SPEE'nize selami var. Daha cok kitap okumanizi salik veriyormus.

Yazan: emre Tarih: March 8, 2010 9:02 PM

Neden olayin genel durumuna bakmiyorsunuz,carsafi ister zorla,ister inandigi icin taksin,bu durum insanlarin birbirine karismasina,kucuk gormesine ve asagilamasina neden olamaz.
Mustafa beyin israil ornegi gercekten iyiydi,fakat size ne kadar ornek verirse versin bir onemi yok galiba.Ozgurluk ve demokrasi herkes icindir,sizin icin makul olup olmamasi demokrasi kriterini degistirmez.

Yazan: svm Tarih: March 8, 2010 11:22 PM

Destur Bismillah, Mantik'la basliyorum yazilarima:

Allah, Allah'tir. Allah "yaratan"dir, "yaratik" olmaz.
Ben yaratiga degil, Yaratan'a taparim. Cünkü acizim.
Aciz olan, acizlere kul olmaz. Olursa, özgürlük bulmaz.
Özgürlük isteyen, kul olmali tek Allah'a. Allah'a kulluk
disinda özgürlük arayan, bulmaz onu; kul olur seytana.
Seytan ise, hayvanca bir özgürlük bahşeder ona. Bu bahşi
alan da, kalmaz hayvanlikta; cikar seytanliga! Olur:
Seytanlasmis bir insan! Seytan ise; insanin düsmanidir.
Seytanlasmis insan da; olur insanliga düsman.
Oysa ey insan! Insanlasmaktir vazifen. Öyleyse;
yenilmelidir seytan, galip gelmelidir insan!
Bu galibiyetle de, gercek olur insanlasman.
Sen de, insanlasmalisin. Zira; Allah, Allah'tir.
Ama sen, sen degilsin. Cünkü yaratiksin!
Öyleyse; kendini bil ey insan!

Frkn'a,

Kur'ana sıkı sıkı tutunan yalniz Mustafa Bey degil ki; Türkiye'nin
yüzde doksandan fazlasi tutunmaktadir o Kitab'a. Bir kac on bin
veya yüzbin veya milyon ateist tutunmasa ne olur? Veya bütün
dünya ateist olsa, ben o Kitab'a yine tutunurum. Cünkü ondan
üstün bir kitap yok ortada. Getirin Kur'andan üstün bir kitap,
birakalim biz de ona tutunmayi. Ama getiremezsiniz. Simdiye
kadar da hic kimse getirememis. Getirseler de, Allah'tan inme
olmayacagi icin uydurma bir kitap olur o. O da, Kur'anla boy
ölcüsemez.

Günesi dünya etrafinda degil de, dünyayi mi günes etrafinda
döndürseydi Kur'an? Eger Kur'an böyle yapsaydi, o zamanin
insanlari görmediklerine degil, gördüklerine, yani günesin
dogudan batiya gidisine inanir, dünyanin günes etrafinda
döndügüne -bunu göremedikleri icin- inanamazlardi. Eger siz
o zamanda yaşamis olsaydiniz, siz de günesin dünya etrafinda
döndügüne inanacaktiniz. Cünkü simdiki kozmoloji bilginiz,
o zaman bulunmayacakti. Ve siz de günesin dünya etrafinda
döndügüne inanacaktiniz. Cünkü gördügünüz budur! Simdi bile
Allah'i göremediginiz icin inkâr etmiyor musunuz? Halbuki O'nun
eseri olan evren ortada. O'na inanmaniz icin evrenin varligi yeterli
degil mi? Kur'an da: "Yoktur Allah'tan baska ilah" dedigi ve bütün
evrenin Sahibi'nin O oldugunu bildirdigi halde?

Eger siz 14 asir önce yaşasaydiniz, belki yine bir ateist olacaktiniz.
Ama bununla birlikte günesin dünya etrafinda döndügüne inanacak-
tiniz. Cünkü siz, gözünüzle görmediginiz bir seye inanmazsiniz!
Kendinizi görebiliyor musunuz?

Yazan: Hakperest Tarih: March 9, 2010 12:24 AM

Mustafa bey,
" İrtica’ Zırvası Artık Bitmeli" ifadesi,kime yöneltiğiniz bir temenni?
Eğer akıl sahipleri için ise,pratik akıl bu tartışmayı peşinen anlamsız bulur.Kör ideoloji sahipleri için ise çok anlamlıdır.
Çünkü bu "yansıtmacı kimliklendirme"dir.İdeolojinin varlık sebebidir.İnandığından değildir,irticanın geleceğinden hiç değildir.Sadece itiraf etmediği,edemediği,özgürlük karşıtı, anti demokratik uygulamalarına meşruiyet kazandırabilmeleri için gelecek nesillere sundukları vicdani savunmadır.
Somut bir örnekle şöyle anlatalım,karşısındaki masum bir insanı öldüren birine"neden bu cinayeti işledin sana hiç bir şey yapmadıki"diye sorulduğunda,verdiği cevap"ben onu öldürmeseydim o beni öldürecekti"şeklinde olduğunu var sayalım.İşte bu durum yansıtmacı kimliklendirmedir.
Aslında yaptığı şey, işlediği bu suçu kendi vicdanında "meşruiyet"kazandırması ve bir nedene dayandırmasıdır.
Niçin Baş örtüsüne karşısın?Cevap; Çünkü
onlar İRTİCAYI getirecekler.
Peki bunu nasıl getirecekler? Devasa silahlı gücünüze rağmen,onca polisinize,istihbarat biriminize ve halka rağmen?
El-cevap;İranda olmadımı?
Verilen cevabın ne tarihselliği,ne sosyolojisi,ne mezhebi kabullerinin akla aykırı olmasının hiç bir önemi yoktur.Çünkü bilmez velayete-fakih doktrini ile sünni akidenin ulul emre iteat doktrini arasındaki uçurumu.Bilmez Tasavvuf denilen islam felsefesi içindeki tarikatların şiddetle,yönetim değiştirmekle,rejim değiştirmekle ilgilerinin olmadığı.
Sormazlar mezhepler tarihi uzmanına,bir sosyoloğa,bir siyaset bilimciye;çünkü sorsalar "Çevik Birin Taha Akyola dediği gibi"hiç bir şey yapılamaz.Gerekçe bilimsel olarak çürütülür.
Şimdi gelelim irtica ile irtibatlandırılan Sakal ve baş örtüsünün,mesh lastiği,şalvar,ve imam-hatiplinin durumuna.
Bireyin kültürel terkibini oluşturan asli dokunun içinde "İnanç"objesi muhakkak vardır.
Bu inanç salt "Dinin"kabülleri arasından çıkmaz.Şimdi Şu "sakalı" örneklendirelim.1-sakal latin amerika ülkelerinde Devrimciliğin sembolüdür.2-kuzey Amerika veya Avrupada felsefi isyankarlığı anlatır.3-Müslüman toplumda sünnet'i ifade eder.4-Katolik dünyasında farlı bir şeydir.5-Yaşamının belirli döneminde kendine yakıştığı için bırakılan sakal dahada farklıdır.
Ancak formel olarak hepsi bir tutam kıl parçasıdır.Fakat her bir sakal bırakanda farklı bir kültürel terkibe işarettir.
Bu terkip bireyi var eden,kendi özgür alanıdır,Doğal hukuktan gücünü alan,dünyayaya gelmesi ile kazandığı ve hiç kimseden ,hiç bir otoriteden izin almadan kullanacağı özgürlüğüdür.Tıpkı örtünme gibi.Birey özel alanı içinde yani evinin 4 duvarı içinde bu özgürlüğünü kullanmasının hiç bir mantıklı tarafı yoktur.Örtünme özgürlüğü kamusal alanda kullanılan bir özgürlüktür.Yani özel alanını dışında,toplumun içinde,kullanılması rasyoneldir.Evinin içinde zaten özgürdür isterse çırılçıplak dolaşır.Eğer tartışılan kamu hizmeti verilen bir yerdeki hizmetlinin, peşinen kabul edip, yaptığı hizmet akdindeki kılık kıyafet ise,bu bambaşka bir durumdur.
Ayağına giydiği mesh lastiğide böyledir.Ya imam hatipler?Milli eğtim Bakanlığına bağlı olan,öğretmenleri ve okudukları derslerin tamamı diğer oklullar gibi olan,sadece bir kaç mesleki ders dışında hiç bir farklılığı olmıyan bu okulların öğrencisi nasıl farklı muameleye tabi tutulur?Diyelimki Anne ve Babasının zoruyla bu okullara giden,veya gönüllü gidip,mezun olduktan sonra"vazgeçtim imam olmıyacağım "diyen bu gencin fikrindeki değişiklik beni niçin ilgilendirir?
Örnekleri dahada çoğaltabiliriz,Bu gün Ramazan ayı diye kutlanan ay,tutulan oruç ve sonunda kutlanan Bayram,yine kurban Bayramı ve Sonunda ulusça itirazsız olarak kabul ettiğimiz "TATİL"
.Bu gün Kılınan Bayram namazı,Cuma'a günü kılınan Cuma namazı,cenaze namazı.
Bunlar ŞER'İ uygulamalardır.Ve Dini Hükümlerdir.Bunlar yapılıyor diye irtica geldi diyen birini görseniz veya duysanız ne yaparsanız?Güler geçermisiniz veya ciddi ciddi itirazlarmı yazarsınız?
Bu sebeple Mustafa Bey diyorumki,bahse konu bu tehdit,idda edenin dahi inanmadığı,ancak mecburiyetten inanmış gözüktüğü
bir ifade tarzıdır.
Hele hele Avrupa birliğine girmeyi,kapatılmayı dahi göze alacak kadar istiyen
bu iktidarla irticanın nasıl irtibatlandırıldığını
hala anlayabilmiş değilim.Ancak çarşaf yırtıp,ikna odası kuranlar ve darbecilerin avukatı olanlar için ciddi kuşkularım var.İnşallah yanılıyorum.
SELAM İLE...
Not:Sayın AV.Cengiz Gülaç Nazik ve seviyeli uslubunuzda hak etmediğim övgüye tanık oldum.Teşekkür ederim.Bir teşekürde Bizi tanıştırıp yazılarımızı sansürlemiyen Mustafa Akyol'a.Selam ve Hürmetler...

Yazan: ABİDİN UYAR Tarih: March 9, 2010 1:01 AM

Sayin Hakperest,

Kuran'a dayanarak Kuran'i savunmanin gecerli bir arguman olmadigini daha once anlatmaya calistim. Ben de "Bu kitap dogrudur, digerlerine itibar etmeyiniz" diyen bir kitap yazabilirim.

"Allah, Allah'tir."

Peynir de peynirdir. Paragrafiniza bir totolojiyle baslamaniz pek saglikli bir isaret degil, gerisini geciyorum.

"Kendinizi görebiliyor musunuz?"

Ayna denen bir seyiniz varsa?

Yazan: emre Tarih: March 9, 2010 1:02 AM

Emre Bey dedi:
"GS: Mustafa bey de Hamurabi veya hokkabaz olmadigi icin boyle bir sey yapmaya itibari yetmez. Siz bile Hamurabi degilseniz biz kim oluyoruz?"
endi$eli bir haliniz var Emre Bey, Protokol siz ve GEKKO istese de istemese de bir anti-virus olarak tarafimca lisana enjekte edilmi$/surulmu$ bulunuyor, bundan sonrasi lisana kalmi$, anti-virusumu gerekli yerlere suratle ta$iyip gorevini yerine getirmesini saglayacaktir.
Yani sizin anliyacaginiz ben yapacagimi yaptim, Protokol lisanda elini, kolunu salliya, salliya, salina, salina gorevini gece, gunduz yerine getiriyor, siz uyuyorsunuz Protokol lisanda uyumuyor, artik onu amansiz gucu ve balyozlariyla GEKKO bile durduramaz. Hadi gecmi$ olsun;->>

Saygilarimla,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 9, 2010 2:58 AM

Mesele şu: Sağduyu, yani sıradan çıplak göz ile bakıldığında, dünyanın güneşin etrafında dönmesi ile güneşin dünya etrafında dönmesi arasında fark yok. Bugün göğe bakalım, gece gündüz bağlamında gene güneş hareket ediyor sanırız. Kuran da bize bu bilgiyi veriyor. Yani Tanrı dediğiniz güç ya bizi aldatıyor, ya da bilmiyor!

Dünyanın %90'ının bir dine tutunması bir şey değiştirmiyor. Sonuçta dünyanın %100'ü bir zamanlar güneşin dünyanın etrafında döndüğünü sanıyordu.

Siz bu yanılgılara rağmen kutsal kitabınıza tutunmayı kendi beyninize hakaret addetmiyorsanız, tabii ki özgürlükler bağlamında serbestsiniz. Ama aklı işin içine sokmayacaksak, o takdirde kedi kesen satanisti de ayıplamayın. Sonuçta o da onun inancı. Ne de olsa dini inanç uğruna koyun katletmekten pek te farklı değil. (Beslenmek için zaten kesiyoruz, demeyin. Çünkü Darwin'in kuralını ve düzen getiren bir Tanrı olmadığını teyid etmiş olursunuz. Ne derseniz deyin, biz canlı varlıklar olarak birbirimizi parçalayarak hayatta kalabiliyoruz ve siz buna muazzam düzen diyorsunuz)

Dolayısı ile, herkes inancında özgür olabilir, olsun da, ama kedi kesen satanistten farkı olmayan koyun kesen bir dine/dinlere, yani hurafeye üstün bir konum addederek saygı duymamızı beklemeyin bizden. Saygımız düşünce özgürlüğü ile sınırlıdır...

Ateistleri o kadar da az sayıda sanmayın. Dünya nüfusu içinde, bir dine mensup gibi görünen ancak dinle ilgisi olmayan nüfus %30-40'larda sanırım. Örneğin benim nüfusumda 'müslüman' yazıyor ama çoktan terkettim. Hıristiyanlar da öyle.

Haaa, şimdi en önemli konu PARA VE GÜÇ. PARA kimdeyse doğru o oluyor. Şu anda Vatikan'ın da yükselen ateizmden korkarak ona karşı bir DİN BLOĞU oluşturmak için ortaya attığı dinlerarası dialog gibi saçmalıklarla dinler pompalanıyor. Dini cemaatlere çok para akıtılıyor. İslam da bundan nasibini alıyor.

Ancak göreceksiniz, bu durum tersine dönecek yakında, dönmeye başladı bile. Ateizm dünyada yeniden yükselişe geçti. Dünyanın her bir noktasında yapılan konferanslar kalabalık ateist guruplarla dolup taşıyor. Siz post-modernde kaldınız. Akıl hurafeye galip gelecek.

Yazan: Frkn Tarih: March 9, 2010 10:06 AM

Hakperest: Bilimin dinden farkı yanlışlanabilir olmasıdır. Sizin kutsal kitabınız mutlak doğruları söylediğini iddia ediyor. Oysa bilemediği apaçık ortada.

Ben bir ateist olarak tabii ki o dönemde güneşin dünya etrafında döndüğünü sanacaktım. Ama ben mutlak bilgi sahibi olduğum iddiasında değilim zaten. Yani, ezeli - ebedi tek doğru bulunduğunu iddia etmiyorum ki. Bunu Kuran yapıyor. Bizim doğa ile ilgili her şeyi bilmediğimiz ortada. Ama bildiklerimiz günden güne çoğaldıka, eski bilgilerimizin yanlış olduğunu anlıyoruz. Kuran ezeli- ebedi doğruları bildirdiği iddiasında olduğu için yanlışlanmaya kapalı. Ama ne yazık ki verdiği bilgiler yanlışlandı.

Bilim Adamları ile Peygamberler arasındaki fark şu: Bilim adamları bilmediğini biliyor; peygamberler bilmediğini bilmiyor!

Ünlü bir söz vardır - galiba Konfucyus idi - 'Bilmediğini bilmeyenden kaç!'

Yazan: Frkn Tarih: March 9, 2010 11:06 AM

Mustafa Bey,

İyi güzel yazıyorsunuz da; yahu bize de yazacak birşey bıraksanız ne olur? :D

Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: March 9, 2010 11:21 AM

bahsettiğiniz ilkel yaratıkların sorunu esasen ruhani bir sorun hayatını bir boşluk için harcayıp daha sonra karşısında tüm hayatı boyunca kendisini yüce Allah a adamış kişiler görünce sanırım psikoloji bozuluyor bunların topunu 1850 li yıllara ışınlamak lazım iğrenç yaratıklar

Yazan: muratS Tarih: March 9, 2010 1:57 PM

Sayın akyol,
Ben mi yanlış anlıyorum, yoksa insanlar mı anlamakta sıkıntı çekiyor? Adınızı taşıyan sitenizde yazılarınızı yayınlıyorsunuz, okuyucularda yazınıza ilişkin yorumlar yazıyor ve bazen de yazılan konuya ilişkin okuyucular aralarında bir tartışma ortamı oluşturuyor. "‘İrtica’ Zırvası Artık Bitmeli" başlıklı yazınızda benim anladığım bir sistem ve zihniyet eleştirisiydi. Sanırım özünde tahammül etme, farklılıkları hoş görme vardı. "...,Eğer böyle şeylerse “irtica”, yani bir tür “modern olmayan yaşam biçimi” ise, açıkça söyleyeyim: Bu, ne bir suçtur, ne de kınanacak, ayıplanacak bir kusurdur. Özgür toplumlarda isteyen istediğini giyer, isteyen istediği kadar koyu bir “Ortaçağ” hayatı sürer...," (Mustafa Akyol) Şimdi, yazınıza yöneltilen şu eleştirinin yazınızla ne ilgisi var: "Siz sıkı sıkı tutunun güneşi dünya etrafında döndüren kutsal kitabınıza!"
“Ziya Gökalp’e göre Türkler ve İslam” başlıklı yazınıza yaptığım yorumda; “Beni kimin neye inandığından ziyade, aynı inanç guruplarının bilinçli veya bilinçsiz –fark etmez- ortak tepkileri daha çok ilgilendiriyor.” Demiş ve inançsızların oluşturduğu grubu ayrıca değerlendirmiştim. Site sakinleri eğer tüm tartışmaları takip ediyorsa orada ne demek istediğimi şimdi daha iyi anlıyordur. Sürekli birileri pusuya yatmış inanan insanların değerleriyle dalga geçmek için fırsat doğmasını bekliyor. Ancak, muhakeme ve mukayese yetenekleri olmadığından kendilerince belli kavramlar söz konusu olduğunda anında komplekslerini sergiliyorlar. Mustafa Akyol irtica dedi, tamam! Salla gitsin! Ya yazınızın içeriğini okumuyorlar, ya anlamıyorlar. Sıkıntının anlama yetenekleriyle ilgili olduğunu düşünüyorum. Çünkü okumamış olmaları art niyete girer ki, gerçekten okuyup okumadıklarını bilemeyeceğime göre niyet okuması yaparsam onlarla aynı seviyeye düşmüş olurum.
Şimdi müsaadenizle –hiç ümidim yok ama- son kez bahsettiğim arkadaşlara seslenmek istiyorum:
-Konu çarşaf değil,
-Konu çarşafın doğru olup olmaması değil,
-Konu insan hangi saiklerle çarşaf giyerde de değil,
-Konu, tercihler,
-Özgürlükler,
-Tahammül,
-Farklılıklar,………
Tamam! Siz haklısınız! İnanmak (Kabul etmemekle beraber) saçmalık! Tüm dinler uydurma, Allah, peygamber, kur-an vs. yok,…
Ancak,
-Bir kadın örtünmüş,
-çarşaf giymiş,
-Veya örtünmemiş,
-İnanmış,
-İnancına göre yaşamış,
-İbadet etmiş,
-İnancını savunmuş,
-Aydın!lanmamış,
SİZENE?
UNUTMAYIN Kİ, SONUÇTA İNANIP-İNANMAMAK BİR TERCİH MESELESİ, ANCAK; HER KONUYU İNANÇ DÜZEYİNE ÇEKMEK ZEKA VE MUHAKEME MESELESİ. Saygılar,…
Av. Cengiz GÜLAÇ

Yazan: Cengiz GÜLAÇ Tarih: March 9, 2010 2:11 PM

"Neden olayin genel durumuna bakmiyorsunuz,carsafi ister zorla,ister inandigi icin taksin,bu durum insanlarin birbirine karismasina, kucuk gormesine ve asagilamasina neden olamaz."

Olur mu oyle sey? Zorla giydirilmesini nasil kabullenirsiniz? Temel amacim insanlarin baskiyla, veya beyin yikamayla bir sey yapmaya itilmesini onlemektir. Kimsenin bunu baskasina yapmaya hakki yoktur ve ilkeli insanlar boyle bir gidisatin karsisinda tavir koymalidir.

---

GS: Protokol ve GEKKO bir antivirus yazilimiymis meger. Programinizda bir hata var, zira sizin fikirleriniz hala viruslu. 1.0 surumleri genelde sakat olur. 2.0 surumu ciktiginda bize haber verin. Ya da en azindan bir service pack.

Yazan: emre Tarih: March 9, 2010 4:46 PM

Sayin Frkn,

"Tanri" dedigimiz güc, bizi aldatmaz. Üstelik O herseyi de bilir.
Fakat insanlarla konusmasi, onlarin akil seviyesine göre olur.
Yani onlari inkâra düsürecek "dünyanin günes etrafinda döndügü"
gibi 14 bucuk asir sonra anlasilacak bilimsel gercekleri gizler.
Bunlarla insanlarin kafalarini karistirmaz.

Biz, kedi kesen bir satanisti ayiplariz. Hattâ ona düsman oluruz.
Cünkü kediyi bir satanist yaratmadi. Eger o yarattiysa, kediyi
kesmek de hakkidir. Ama hayvanlari ve insanlari yaratan,
-bizim inancimiza göre- Allah'tir. Yani herseye gücü yeten gözle
görünmez, fakat kalble görülen ve akilla anlasilan GÜC. Eger bu
Güc bize, hayvanlari kurban etmemize izin vermisse, biz o
hayvanlari rahatlikla keseriz. Cünkü gercek mal Sahibi'nden izin
var.

Biz Kur'anlilar, "canli varliklar olarak birbirimizi parcalayarak"
ayakta kalmiyoruz. Biz sadece Allah'in izin verdigi dairede bitki
ve hayvanlardan ve dünyadan yararlanabiliyoruz. Ama insanlara
karsi vahsilige izin yoktur. Bunun icin hak etmedikce bir ateisti
bile öldüremeyiz. Darwinizmin vahsi ideolojisiyle Kur'anin dinini
birbirine karistirmamalisiniz.

Siz bizim dinimize "hurafe" derken, önce kendi hurafelerinizi
görünüz. Hurafelerinizi görebilseniz -daha dogrusu görmek
isteseniz-, kendinize gelirdiniz. Siz önce kendinize saygi gösterin.
Dinimizin sizin saygi(!)niza ihtiyaci yok.

Bütün dünya ateist olsa ne olacak? Sadece kiyamet sizin
basinizda kopar, o kadar!

En önemli konu, "para ve güc" degildir. En önemli konu: Hak'tir.
Bizde, hakli olan güclüdür, kuvvetli olan hakli degildir. Dinlerarasi
diyalog ve yardimlasmaya taraftarim. Ateizm ve dinsizlige karsi
güc birligi yapmanin nesi kötü olabilir? Eger cemaatlere para
akitildigi dogruysa ve bu para helâl bir is icin kullanilacaksa,
bunun nesine karsi olabilirim?

Evet, dünya tersine dönecek! Bir gün bütün dünya "ateist"
kesilecek. Ama o güne daha -bizim hesabimiza göre- 113 yil var.
Ama o zaman siz de göreceksiniz. Kiyamet basinizda nasil
patliyor! Allah sizin inkârciliginiza seyirci mi kalacak? Ne büyük
yanilgi!

Sonucta akil hurafeye degil, din dinsizlige galip gelecek.

Evet, bizim Kitabimiz, "mutlak dogrulari" söyler ve der: "Allah'tan
baska ilah yoktur". Eger yalanlamaya gücünüz varsa, ikinci bir
Tanri'nin varligini gösterin. Kur'an der: "Öldükten sonra dirilis ve
hesap veris var". Ölmemeye ve tekrar dirilmemeye gücünüz varsa,
söyleyin.

Allah'in ve Âhiretin varligini simdiye kadar kim yanlislayabilmis ki?

Bilim adamlariyla Peygamberleri birbirleriyle kiyaslamak dogru degil.
Dogru: "Bilim adamlari bilmediklerini biliyor". Ama Peygamberler,
bilmediklerini Allah'tan ögreniyor! Yani: Bilim adamlarinin bugün
bildikleri, yarin bilmedikleri olur. Yani bilim adamlari sürekli bir
cehalettedir. Cünkü onlardan sonra gelecek olanlar, onlarin
bildiklerini cürütecekler. Ama Peygamberler; daima mutlak
dogruyu ögrenecek ve bilecekler ve bilmisler.

Mutlak dogru varken, mutlak egride isiniz ne? Ne zaman
kalbleneceksiniz? Aklinizin yetersizligini görmüyor musunuz?

Yazan: Hakperest Tarih: March 9, 2010 5:19 PM

Sayın Gülaç demiş ki:

"-Bir kadın örtünmüş,
-çarşaf giymiş,
-Veya örtünmemiş,
-İnanmış,
-İnancına göre yaşamış,
-İbadet etmiş,
-İnancını savunmuş,
-Aydın!lanmamış,
SİZENE?
UNUTMAYIN Kİ, SONUÇTA İNANIP-İNANMAMAK BİR TERCİH MESELESİ, ANCAK; HER KONUYU İNANÇ DÜZEYİNE ÇEKMEK ZEKA VE MUHAKEME MESELESİ."

Sayın Gülaç, Ben din felsefesi öğrencisiyim, daha önce 'deniz' rumuzlu arkadaşın söylediği gibi işimiz dini masaya yatırıp eleştirmek!

Siz olayların yalnızca politik açıdan değerlendirilmesini istiyorsunuz. Oysa ben örtünmenin ve inancın teolojik/felsefi boyutunu tartışıyorum. Bu, evet zeka ve muhakeme meselesi:))

Ancak şunu biliniz ki, özgürlükler bağlamında ister çarşaf olsun, ister başörtüsü, yasağı çok saçma buluyorum. Hatta yasak sürdükçe tepki ile örtünmenin arttığını düşünüyorum. GS de bunu dile getirdi. Bilginiz için, 28 Şubat 1000 yıl sürmesin - başörtüsü yasağını kaldırın kampanyasına ben de imza attım.

Yazan: Frkn Tarih: March 9, 2010 5:47 PM

Emre Bey dedi:
"Programinizda bir hata var,"
Hata olsaydi sekularo-fascistlerin virusleri Protokol'u yer bitirirdi, siz de rahat bir uyku cekerdiniz;->
Halbuki anti-virusum hedefine ula$mi$ emrini yerine getiriyor, sekularo-fascistlerin onu durdurabilecek bir virusu yok, yani virusleri tamamen savunmasiz, Protokol'un kilina bile dokunamiyorlar;->

Saygilarimla,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 9, 2010 7:11 PM

Cengiz Bey dedi:
"UNUTMAYIN Kİ, SONUÇTA İNANIP-İNANMAMAK BİR TERCİH MESELESİ, ANCAK; HER KONUYU İNANÇ DÜZEYİNE ÇEKMEK ZEKA VE MUHAKEME MESELESİ."
Cengiz Bey sorun "inanc" sorunu degil yasama sorunu. Mesela ba$ortulu kizlar sadece inanmakla kalsa ba$ortusu takip sekularo-fascist yasalara aykiri eyleme gecmese hicbir sorun olmayacak, ama bu kizlar bu yasalari tanimiyor, demek istiyorlar ki "bizim yasalarimiz bize, sizin yasalar bizi baglamaz!".

Saygilarimla,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 9, 2010 7:20 PM

Mustafa Bey dediniz ki:
"Mersin’deki bir grup CHP’li kadının aşkla gerçekleştirdiği “çarşaf yırtma” eylemi, sadece vahim bir yobazlık şovu değildi. Aynı zamanda çirkin bir terbiyesizlikti."
bu kadinlara niye bukadar kiziyorsunuz anlamiyorum, aslinda bu kadinlar gercek olan bir durumu dile getiriyorlar, bir $ekilde bu gercek durumun yasalla$tirilmasini istiyorlar. Bakin $oyle:
Car$afli bir kadinin Universiteye girebilir mi? Ordu Evi'nin onundan gecebilir mi? Devlet memuru olabilir mi? Ogretmen olabilir mi? Car$afli olarak oglunun elinden tutup Okulunun kapisindan iceri adim atabilir mi? Hastanenin acil servisine girebilir mi?
demekki neymi$ car$af zaten yirtilmi$ yirtilacagi kadar, bu kadinlar da diyor ki yasalla$tirin $unu artik Ozgurlukler Men$ei Fransa'daki gibi de ba$imizi dinleyelim;->
Ama derseniz ki"
Car$aflilarin yasalari Car$aflilara, Car$afsizlarinki Car$afsizlara" i$te o zaman Car$afsizlarin car$af yirtmalarinin hicbir anlami kalmaz, cunku Car$aflilarin yasama hakki vardir, bu durumda isterlerse Car$afsizlar kiclarini yirtsin, hicbir etkisi olmaz;->

Saygilarimla,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 9, 2010 7:41 PM

Emre,sana bir ornekle aciklayayim.
Turkiyede devletin kadinlarin basini zorla actirmasi,ne kadar aptalca ve yanlis bir kararsa;Iranda da zorla kapatmasi ayni dercede sacma,hatta bizimkinden daha da abarti bi tutum.
Turkiyede de maalesef cevre baskisindan dolayi kapanan pekcok insan vardir,bana gorede cok yanlis ve faydasiz kararlardir.Bu tutumu yanlis buluyorsunuz diye de devletin bunu el atmasina,yada bazi kisilerin onlari asagilamasina gerekce gosterir mi?Fakat isteyerek takan,kendini o kiyafetle rahat hisseden binlerce insan da vardir,siz begenmiyorsunuz diye kucuk gormenizi gerektirmez.

Madem ilkeli takinacaksiniz,insanlarin zorla actirilmasina gelince o duyarliligi neden gosteremiyorsunuz.Cunku devlet insanlara ideal bir model cizmis,ondan dolayi ozgurlukte,demokraside onun tekelinde,sinirlarinin otesini goremiyorsunuz.Ideal vatandas haric digerlerini kotulemeyi de marifet sayiyorsunuz.Bazen o marifeti o kadar ozumsemisiz ki,mersin olayinda o carsaflari parcalayip,ayaklari altina alan insanlarin yaptiklarini gayet olagan karsilayip,ya zaten bu ulkede zorla kapatilan o kadar cok insan var deyip gormezden gelebiliyorsunuz.

Yine soyluyorum,ozgurlukte demokraside herkes icindir,devlet ideal bir vatandas modeli cizemez,insanlarini kategorize edemez,o cizerse insanlarda ayni baskiyi cevresine yapar yalnizca catisma cikarir.

Yazan: svm Tarih: March 9, 2010 10:13 PM

Emre Sultan dedi:
"Olur mu oyle sey? Zorla giydirilmesini nasil kabullenirsiniz? Temel amacim insanlarin baskiyla, veya beyin yikamayla bir sey yapmaya itilmesini onlemektir. Kimsenin bunu baskasina yapmaya hakki yoktur ve ilkeli insanlar boyle bir gidisatin karsisinda tavir koymalidir."

Sultanim bir de $oyle buyursaniz:

"Olur mu oyle sey? Zorla giydirilmemesini nasil kabullenirsiniz? Temel amacim insanlarin baskiyla, veya beyin yikamayla bir sey yapmaya, bu ornekte oldugu gibi ba$ortusu takmamaya, car$af giymemeye itilmesini onlemektir. Kimsenin bunu baskasina yapmaya hakki yoktur ve ilkeli insanlar boyle bir gidisatin karsisinda tavir koymalidir."

Sultanim sizinle ayni fikirdeyim ve de tavir koyuyorum, bastirin Protokol'a imzayi;->>

Saygilarimla,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 9, 2010 10:52 PM

Mustafa bey gerçekten önemli bi konuya değinmişsiniz yorumunuz için çok teşekkürler ilaveten bir şey bulamadım ağzınıza sağlık gündemi meşgul etmeye çalışan kesimler umarım bi ders alırlar israil politikasından hayırlı günler.

Yazan: niyazi başkurt Tarih: March 9, 2010 11:35 PM

Mustafa Akyol bu carsafti, sakaldi mevzularina bayiliyor cunku meseleyi kilik-kiyafete indirgeyip "carsaflilar sakallilar mi irtica canim" demek pek kolay oluyor.

Peki Mustafa Bey, Israil'de sunlar oluyor mu acaba:

- Ortodoks Yahudi cemaatleri devlet okullarina konuslanip, bu okullardaki cocuklari kendi cemaat liderlerine biat ettirmek ve (cocuklarin kendi aileleri dahil) toplumun diger kesimlerinin inanc ve yasam bicimine dusmanlikla doldurmak icin sistemli faaliyetlerde bulunuyorlar mi?

- Ortodoks Yahudi rabbiefendileri, takipcilerine "avukatlari savcilari satin alin" diye vaazedip, kontrollerine aldiklari cocuklari ulkedeki anahtar mevkilere getirerek nufuz saglamaya calisiyor, polisi ve yargiyi tamamen kendi nufuzlarini ayakta tutmak icin kullaniyorlar mi?

- Ortodoks Yahudi cemaatlerinin kirli islerini sorusturma cesareti gosteren savcilar hile-i seriyye ile sorusturan konumundan sorusturulan konumuna getirilip, teroristlikle suclaniyor mu?

- Israil meclis baskani, basbakani ve cumhurbaskani bu Ortodoks Yahudi cemaatleri karsisinda el pence divan duruyor, onlarin istek ve arzularina gore yasal duzenlemeler yapiyor mu?

Yazan: Samet Tarih: March 9, 2010 11:43 PM

Tebrikler Sayın Akyol.

bu ülkede cogu insan kendi isteğine gore hareket edip ozgur iradesiyle karar vermektedir,tıpkı carsaf giymeye karar verdikleri gibi.bunu da gelenekten vs değil dinlerinin gerek gördüğüne inandıkları için yapıyorlar.kaldı ki onun bunun zorlamasıyla da yapsalar bu kimseyi ilgilendirmez.kadın rahatsız olmuyor etraftan goren densizler rahatsız oluyor,aynı carsaf yırtan kadınlar gibi.kendilerini ne zannediyor ne sanıyor bu insanlar anlam veremiyorum.acaba o gun orda carsaf yırttılar carsaf giyenlerin sayısı azaldı mı?
bunların neyden korktukları belli.basımıza da inançlı kesimin insanları oturdu hem basbakan hem cumhurbaskanı.bunlar burda oldukca biz nasıl ulkeyi iç cıkmazza sokarız.tek dert bu.milliyetciyim diye ortalıklarda aylak aylak gezenlerin ulkesi ugruna yaptıkları hiçbirsey yok?!hersey dilde,lafta... buda karın doyurmuyor.aklınızı basınıza alında ulke bu kadar guzel ilerlerken nasıl katkıda bulunabilirim diye dusunun,nasıl darbe yaparım diye değil yani.iki dk mantıklı dusunun sizde neyin ne oldugunu goreceksiniz.

Yazan: ebrar Tarih: March 10, 2010 12:32 AM

Sayin svm,

Insanlarin zorla actirilmasini tasvip etmiyorum (aksini mi iddia ettim?), ama haberde gecen carsaf yirtma olayini protesto hakki cercevesinde degerlendiriyorum. Protesto etmek gayet saglikli bir davranis. Tartismak kadar faydali olmasa da suskun kalmaktan iyidir.

---

GS: Protokolunuz polimorfik bir virus kapmis, sekilden sekile giriyor. Siz onu virusten arindirip kitap haline getirdiginizde bakarim. Kolay gelsin.

Yazan: emre Tarih: March 10, 2010 12:35 AM

Emre Bey dedi:
"Siz bile Hamurabi degilseniz biz kim oluyoruz?"
siz HamurAbi'nin, Hokkabazin, Sihirbaz Zati-sekularo-fascistin kulu, kolesi oluyorsunuz, vergilerinizi veriyor, talimatnameye gore "ALLAH! ALLAH!" nidalariyla duzenbazligi kaninizin son damlasina kadar sath-i mudafa etmeye yemin bil-ATAM etmi$, azmetmi$ bulunuyorsunuz - daha kim olasiniz ki?;>

Saygilarimla,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 10, 2010 1:14 AM

Samet Bey dedi:
"- Israil meclis baskani, basbakani ve cumhurbaskani bu Ortodoks Yahudi cemaatleri karsisinda el pence divan duruyor, onlarin istek ve arzularina gore yasal duzenlemeler yapiyor mu?"

Yapsa ne yazar?! Ortadox Yahudi Cemaatlerinin yasama hakki sekularo-fascist Israil devleti tarafindan ba$tan inkar edilmi$tir. Yasalari sekularo-fascistler yapar, lutfederlerse cemaatleri ho$nut etmek icin onlarin arzulari dogrultusunda yasalar bile yaparlar, yeter ki Hayali Uniter Devlet sag olsun, Dunya Yahudilerinin destegi berdevam olsun. Israil de dahi Museviler ancak ve ancak sekularo-fascistlerin diledigi kadar Musevidir. Israil'de sekularo-fascist devleti destekleyenlerin cogunlugu anussimlerdir. Vatikan'li Papa bile sekularo-fascizme boyun egmi$ durumdadir, Ol Hazret zannederki sekularo-fascistler eninde sonunda imana gelecek, Hiristiyan olacaklar, onun icin onlarin iktidarina siginmakta bir gunah yoktur. Neler, neler; Ol Hazret bunun uzerine bir kitap bile yazmi$tir: Marcello Pera ile birlikte "Without Roots".

Saygilarimla,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 10, 2010 1:49 AM

Sevim Hanim dedi:
"Yine soyluyorum,ozgurlukte demokraside herkes icindir,devlet ideal bir vatandas modeli cizemez,insanlarini kategorize edemez,o cizerse insanlarda ayni baskiyi cevresine yapar yalnizca catisma cikarir."

Uniter Devlet ideal bir vatanda$ modeli cizer, cizer. Uniter Devlet yasalariyla hayali bir ulus bile ciziktirmi$ onun uzerine orgutlenmi$se, bu i$ ba$tan belirlenmi$tir. Evet sekularo-fascist devlet insanlari kategorize de eder, tek-kategoriye sokar, yasalariyla SPEEler arasindaki farkliliklari inkar ederek, onlarin yasama hakkini engelliyerek, farkliliklari hayali Ulus'a indirgemek, asimile etmek icin zorlayici yasalar cikarir, uygular, SPEEleri dejenere ederek Hayali tek-ulusa indirgemeye cali$ir. Butun bunlari onlemek icin yapabilecek i$ Protokol'a gore eyleme gecmektir. Boylece hayali ulus uzerine kurulu hayali devletten sihirbazlik ve hokkabazlikla tekelci cozumler ummak yerine, coklu-duzenleri SPEsel gercekler uzerine in$a etmek icin harekete gecmek, boyle buyuleri, efsunlari aciga cikarmak, buyucularin, hokkabazlarin i$ine son vermek gerekir.

Saygilarimla,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 10, 2010 2:15 AM

Irtica ile Mucadelenin Esaslari (IME)

1. Sakal birakma! ama kadin/erkek mayodan sarkmamak uzere etek sakali birakabilir.
2. Catal/bicak kullanmadan yemek yeme! Mikrop carpar! ama allerini yikamadan ekmege dokunabilirsin.
3. Tuvalette kicini yikama! ama ormanlari azaltip cevreyi kirletmek icin bol, bol kagit kullanabilirsin, kicinda biraz $ey kaldi diye
uzulme onu da yalayan cikar, ama tuvaletten cikinca ellerini yikamayi ihmal etme Mikrop carpar!
4. Sakin ha basortulu Universiteye gelme T$K carpar.
5. Bes vakit namaz kilma! ama onun yerine gym'de bes vakit haybeye bacak salliyabilirsin!
6. Hacca gitme doviz gidiyor! Paris'e git Cin mali ivir zivira harca dovizleri!
7. Zekat verme! Vergi ver, Kurban derilerini T$K'nin pirpirli pervaneli ucak klubune ver, yoksa T$K kafa derini yuzer!
8. Oruc tutma! zayiflama perhizleri yap, bunun icin maasinin yarisini gym'lere yatir!
9. Bebeklerinizi anne sutuyle besleyip ineklesmeyin, Cin'den gelen mamalar ne gune duruyor?
10. Hicbir i$e besmele ile baslamayin! "Ataturk" diye baslayin ki T$K'nin yuzu gulsun.
11. Maclardan once Eyup Sultan'i ziyaret etmeyin! Anit Kabir'i ziyaret edin ki takiminiz kazansin.
12. Birden fazla kadinla evlenmek haramdir! T$K carpar! ama herturlu fuhsiyyat serbestdir! Kerhanelerimiz yasal koruma altindadir unutmayin!
13. Icki, sigara yasak degildir! dilediginiz ickiyi, sigarayi ithal-yerli dilediginiz hacimda kullanmaniz serbesttir. Hastanelerimiz, timarhanelerimiz, hapishanelerimiz ne gune duruyor.
14. Kumar da serbesttir, zaten kumar sizin gibi enayilerin sirtindan alinan vergiden baska nedir ki yasaklansin?
15. Ticarette insaf merhamet aranmaz, kazikliyabildiginizi kaziklayin kazikliyamadiklarinizi T$K'ya birakin, o bir pundunu getirip bunlara tuketimi yavaslatan murteciler damgasi basip i$inizi kolaylastirir hic merak etmeyin!
16. Tuketebildiginiz kadar tuketin, tuketemediginiz sokaga atin ki copculerimize de is ciksin. Bir ekmek yiyorsaniz iki-uc alin ki koyluler kahvehanelerde aylak, aylak uyuklamasinlar, bo$ oturacaklarina bo$a calissinlar!
17. Kitap falan okumayin, TV neyinize yetmez, okursaniz Grand Sen~or'a benzersiniz haa?!
18. Askeri hakkinizda ve hizmetinizde kusur etmeyin, pa$a, pa$a verginizi verin, gerisine karismayin. Gerisini T$K'li buyukleriniz kendi menfaatleri dogrultusunda halletmekten kacinmaz.
19. Yasalari T$K'nin carikli erkani-harpleri yapar! bunlari bestelerken Allah'in ogutlerini dinlemek onlara uymak irticadir, T$K'nin besteledigi Anayasaya aykiridir, ondan firlama kanunlara aykiridir.
20 Allah'tan korkmayin, T$K'dan korkun, eger ensenizde boza pisirilmesini, tepenize balyoz inmesini istemiyorsaniz.
21. Oyunuzu T$K'nin gosterdigi partilere verin, yoksa sectiginiz parti kapatilabilir, sonradan sizlanip "demediydin!" demeyin! Partiler zaten T$K'dan icazet almadan parti bile olamazlar, ama bazilari bunu unutup yoldan sapiyor. Vatan ve Ulusummuzun goz bebegi T$K bu gibi durumlarda hemen gec kalmadan mudahale edip, Vatan ve Ulusumuzu bir kere daha kurtararak birkac yilda bir kurtarma tazeliyor! Kurtarmaya ali$tirilmi$lar napsinlar.
22. T$K'nin gorevi bu yasaklar ve olmazlarla bitmiyor tabii, T$K'nin en basta gorevi DBA'dan aldigi buyuk bagislara karsilik onlarin haziladigi talimatlari uygulayarak Ulusumuzu zaptu--rapt altinda tutmaktir, yoksa bu Ulusu birakirsaniz ipini koparir gider, tutabilene a$kolsun!
23. T$K OTAN'a baglidir, SENATO'ya da baglidir, bu kaziklar olmasa bu Dunya'nin hali nice olurdu, hic bir dusundunuz mu? Sen atini saglam kaziga bagla gerisine karisma!

Saygilarimla,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 10, 2010 4:26 AM

Samet Bey dedi:

"- Ortodoks Yahudi cemaatleri devlet okullarina konuslanip, bu okullardaki cocuklari kendi cemaat liderlerine biat ettirmek ve (cocuklarin kendi aileleri dahil) toplumun diger kesimlerinin inanc ve yasam bicimine dusmanlikla doldurmak icin sistemli faaliyetlerde bulunuyorlar mi?"

Yahudiler keriz mi boyle ufak i$lerle ugra$sin, bakin onlar neyin tarti$masi icinde:

"The body was deadlocked as the religious parties opposed the idea of a constitution other than the Torah, while the left-wing socialists were equally opposed because they knew that any constitution that would emerge would not embrace their Marxian vision of what the new state should be.7"
http://www.jcpa.org/dje/articles/const-intro-93.htm


Goruldugu gibi Inancli Yahudiler "Tevrat'tan ba$ka anayasa tanimayiz" diyorlar. I$te bunun icin henuz uzerinde anla$ilmi$ bir yazili anayasalari yok, tabii bu demekdirki Inancli Yahudiler yasalarin yapilmasinda dogrudan soz sahibidir, ancak bu Devlet'le alavere, dalavere surup giden bir ceki$meyle yol aciyordur.
TC'de Muslumanlar "Kur'an'dan ba$ka anayasa tanimayiz!" deseler Kizilca Kiyamey kopardi;->>

Saygilarimla,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 10, 2010 7:20 AM

Yahudiler Israil'in Anayasasi uzerinde pazarlik etmek icin bir site acmi$ bulunuyorlar. Du$unuyorum da, acaba Protokol'u bunlarin onune mi sursem?! Ne dersiniz Nilgun Hanim? Muslumanlar hala ki$ uykusundalar. Benim icin gercekten yana olmaktan ote bir gaye yok nasilsa. Zalim ve inkarci sekularo-fascistlerden yana olmaktansa Tevrat'a Inananlardan yana olmayi tercih ederim. Birba$ka deyi$le Sekularo-fascist lenger $apkasi gormektense, Yahudi Kippesi gormeyi tercih ederim;->

Saygilarimla,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 10, 2010 9:06 AM

Emre bey,elbette insanlar protesto edebilirler.Fakat kimi protesto ediyorlardi o insanlar,hukumeti mi yoksa 3 mart Hilafetin kaldirilma yildonumuydu,onu mu.Onlarin yaptiklari bu ulkede basortulu kadinlari,daha dogrusu carsafli kadinlari asagilamakti.Protesto yapacaksin diye hersey mubah mi olmali,eger kendin gibi olmayanlara ya da nefret ettiklerine tepki gostermek istiyorsan en azindan bu sozle olmaliydi.Sizin goremediginiz sey,insanlarin gayet safiyane duygularla birbirini elestirmesi degil,farkliliklari yok etmek istemesi,yasam hakki tanimamasi.

Yazan: svm Tarih: March 10, 2010 1:40 PM

Ister hukumeti elestirsinler, ister hilafeti. Kimseye zarar vermediginiz ve verilmesini tesvik etmediginiz surece dilediginizi yapabilirsiniz.

Daha once yazdiklarimi da tekrar sorayim: erkeklerin sokakta baslarinda cuvallarla gezmeleri niye normal karsilanmiyor da kimi insanlarca kadinlarda ayni islevi goren carsaflar normal karsilaniyor? Nedense hic cuvalli erkek yok.

Grand Hokkabaz: Bize konusmalarinizin kaydini verseniz surekli ayni seyleri dirdir etmenize gerek kalmaz.

"Tuvalette kicini yikama" maddesini bir anayasinin ucuncu maddesine koyan ilk insan sizsinizi galiba. Butun bu fikirleri ayni odada mi gelistirdiniz yoksa?

Yazan: emre Tarih: March 10, 2010 6:13 PM

Ben durumu $oyle ozetliyorum:
Inancli Yahudiler sekularo-fascistlerle al kippe ver lenger-$apka Yahudi Pazarligi ediyor, anussimlerse sekularo-fascistlerin saltanatina ortak gunlerini gun ediyor,
Papa'nin ba$ini cektigi Hiristiyanlarsa sekularo-fascistlerle tam bir i$birligi icinde, onlarin eninde sonunda imana gelecegini ya da bir $ekilde onlarin saltanatina ortak olacaklari hayali icinde yuzuyorlar,
Muslumanlar da Hiristiyanlara benzer $ekilde, bir punduna getirip saltanata konmak hayali icinde yari uykulu gozlerle birbirlerini madalyalarla taltif ediyorlar;->>

Saygilarimla,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 10, 2010 7:27 PM

Emre Bey dedi:
"Bize konusmalarinizin kaydini verseniz surekli ayni seyleri dirdir etmenize gerek kalmaz."
Celallenme Sultanin senden buyuk sekularo-fascizm var;->>
konu$malarimin kaydini birgun Sakarya nehri kiyilarindaki sazliklar icinde bulunan bir ta$in altina fisildadim:
"Sekularo-fascistlerin kulaklari e$$ek kulaklariii!
Sekularo-fascistlerin kulaklari e$$ek kulaklariii!" diye. Bekle sen de duyarsin yakinda;->>

Saygilarimla,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 11, 2010 2:53 AM

Emre bey meseleyi nereye getiriyorsunuz,neymis erkekler baslarina cuval gecirse niye normal karsilanmazmis.Sizin bu sig yorumunuza karsilik vermeyecegim.
Diger taraftan insanlar protestoyu,yanlislik ve haksizlik yapildigina inandigi bir durumda yapar,Tekel iscilerinde oldugu gibi.Ayrica bu konuyu CHP'liler bile ciddiye almadi,cok itibar etmedi.

Yazan: svm Tarih: March 11, 2010 4:11 PM

svm: Bu baglamda bir carsafla bir cuvalin islevsel olarak bir farki olmadigini iddia edebilir misiniz? Inanmiyorsaniz buyrun gorusunuzu aciklayin.

Kanimca burada asil mesele insanlarin din kisvesi altinda once giyimle, sonra eve hapsedilmeleridir. Kadinlar acik sacik giyiniyormusmus. Kadinlar carsafsiz niye acik sacik oluyor da erkekler olmuyor? Nedense engeller hep kadinlara yonelik. Elbette ki buna itirazim ederim; bu bir haksizliktir. Ama zorla giysi cikarttirmak da bir haksizliktir (soylemeye gerek olmamali ama suphe kalmasin diye yazayim).

Sonucta Sumerliler gibi yasamak istiyorsaniz siz bilirsiniz. Yeter ki bunu yapmak zorunda olmadiginizi bilin.

CHP'lilerin ne yaptigini onemsemiyorum; onlarin sozcusu degilim.

Yazan: emre Tarih: March 11, 2010 9:16 PM

Emre Sultan $oyle buyurdu:
"Sonucta Sumerliler gibi yasamak istiyorsaniz siz bilirsiniz. Yeter ki bunu yapmak zorunda olmadiginizi bilin."

Sulatanim bir de $oyle buyursaniz da dort-dortluk olsa nasil olur;->

"Sonucta Sekularistler gibi yasamak, ba$inizi acmak istemiyorsaniz siz bilirsiniz. Yeter ki Universiteye girebilmek icin ba$inizi acmak zorunda oldugunuzu bilin."

Sultanim du$tu mu sekularo-fascistin kippesi, gorundu mu keli?

Saygilarimla,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 12, 2010 11:40 AM

Emre bey,siz isin islevsellik boyutuna ya da moda botuna bakarak elestiriyorsaniz,farkli acilardan bakiyoruz.Caraf giyen insanlar islevsel olsun diye giymiyorlar sonucta,inandigi degerlerin bir geregi oldugunu dusundugu icin giyiyorlar.Siz carsafi elestirirken naturist biri cikip,toptan hepsine karsi ciksa,protesto etse ona da hak verebilirmiydiniz.Kisisel olarak elbette yanlis veya cirkin bulabilirsiniz,fakat onun mesruiyetinin ortadan kalkmasini istediginiz an durum degisir.Benim karsi ciktigim durumsa budur.

Toplumsal baskilar hemen hemen her toplumda vardir,kimi zaman din etiketli,kimi zaman kultur,kimi zamansa sekuler degerlerle hayatimizi etkilerler.Maalesef kadinlar bu durumda daha cok etkilenmistir,belki sebebide toplumsal baskilari cogunlukla erkeklerin uretmesinden kaynaklidir.
En azindan kendi ulkem acisindan bakarsam zoraki kapatmanin,cok az bir grubu etkiledigini dusunuyorum.Insanlarin cogunlugu kendi inandigi icin oyle giyiniyorlar.Acik giyinenlere gunumuzde dogru duzgun nerde tepki var,insanlarin yasamini etkileyen,huzurunu kaciran su anda ciddi bir toplumsal baski varmi,en azindan kendi ulkemde ben goremiyorum.Fakat diger taraftan,insanlari modernize etmek adina,giyimine karsi cikan ciddi bir toplumsal baski var.Ne yazikki bu modernizasyon adina yapilan baski,kadinlara hic ama hic fayda saglamiyor,daha beter kadinlarin sosyallesmesini engelliyor.

Yazan: svm Tarih: March 12, 2010 4:14 PM

Bay Emre,

"Kanimca burada asil mesele insanlarin din kisvesi altinda
once giyimle, sonra eve hapsedilmeleridir. Kadinlar acik sacik
giyiniyormusmus. Kadinlar carsafsiz niye acik sacik oluyor da
erkekler olmuyor? Nedense engeller hep kadinlara yonelik.
Elbette ki buna itirazim ederim; bu bir haksizliktir. Ama zorla
giysi cikarttirmak da bir haksizliktir (soylemeye gerek olmamali
ama suphe kalmasin diye yazayim). Sonucta Sumerliler gibi
yasamak istiyorsaniz siz bilirsiniz. Yeter ki bunu yapmak
zorunda olmadiginizi bilin." diyorsunuz.

Diyorsunuz ama, dediklerinizin bir ton hata barindirdigini da
bilmelisiniz. Siz kadinin carsaf giymesini "esaret" olarak
görüyorsunuz. Peki, carsaf giyen kadinin acaba bu giyimi nicin
sectigini biliyor musunuz ki, onun giyimininin bir "esaret"
oldugu yargisina variyorsunuz?

Carsaf giyen bir kadinin, o giyimi tercih etmesinde bir cok neden
bulunabilir. Meselâ:

1- Kadin, cirkin ve/ya ihtiyardir. Cirkinligini göstermek istemiyordur.

2- Kadin, güzeldir. Güzelligini kendi kocasindan baska erkeklere
göstermek istemiyordur.

3- Etraftaki rahatsiz edici erkek bakislarindan ve tacizden
korunmak ve gizlenmek istiyordur.

4- Günes isinlarindan veya soguktan korunmak istiyordur.

5- Kocasi, babasi, agabeyisi acik-sacik dolasmasini istemiyordur.

6- Örf, âdet ve gelenekleri böylesini gerektiriyordur.

7- Dininin bir emir veya tavsiyesidir.

Görüldügü gibi, bir kadinin carsafa bürünmesini sadece din ve
erkek baskisina demirleyemeyiz.

"Kadinlar carsafsiz niye acik sacik oluyor da erkekler olmuyor?"

Carsafsiz olmak ayridir, acik-saciklik daha ayridir. Bir kadin
carsafsizdir, ama acik-sacik degildir. Cünkü kollarini, bacaklarini
ve gögüslerini kapatan bir elbise giymistir. Bir erkek de şort veya
kilotla sokaga cikarsa, o erkek de "acik-sacik bir erkek" olur. Ve
onun bu hali, mahalle sakinleri tarafindan tepki görür. Uyarilara
dikkat etmezse, ya mahkemeye verilir, ya da dayak yer. Öyle
dolasmasina izin verilmez. (Tabii plajda mesele baskadir.)

"Elbette ki buna itirazim ederim; bu bir haksizliktir."

Eger siz milletin giyimine kusamina karisacak olursaniz, bu halde
benim de sizin karinizin veya kizinizin giyim ve kusamina karisma
hakkim dogar. O zaman be de derim: "(Meselâ) sizin kariniz veya
kiziniz nicin mini etek giyiyor, dekolteyle dolasiyor? Onlarin bu
giyimi beni seksomanyak yapiyor! Bu tür bir giyim, erkeklere cinsel
tahakkümdür, saldiridir, tahriktir. Ben bunlara tahammül edemem!
Cünkü bu tür giyimler benim kalbimi yaraliyor, aklimi köreltiyor.
Beni insanliktan cikariyor!"

Görüyorsunuz. Siz bir baskasinin karisinin-kizinin giyim-kusamina
karistiginizda, öteki de sizin karinizin-kizinizin giyim kusamina
karisacaktir. Bunun sonu gelir mi?

"Sonucta Sümerliler gibi yasamak istiyorsaniz siz bilirsiniz.
Yeter ki bunu yapmak zorunda olmadiginizi bilin."

Neyi yapip yapmamasini siz degil, giyim-kusamina karistiginiz kisi
karar verir. Bu konuda tek karar mercii siz olamazsiniz! Öyle ise,
örtünen ve örtünmek isteyen kadinlari rahat birakin. Bu sekilde
siz de rahat birakilma hakki kazanmis olursunuz. Bu haklari da
ancak yeni yapilacak demokratik bir anayasa ile saglama
alabiliriz.

Kadinlarin örtünme özgürlügüne tecavüz etmekte olan laikci zihniyet
bu hatasini görsün de, basörtülü kadinlar iskenceden kurtulsun.

Basörtüsü yasaginin kalkmasini engellemekte olan BÜTÜN CHP'liler
de bunlari okusunlar da, icinde bulunduklari zulümden kurtulsunlar!

"Kadinin basi zorla örtülüyor" iddiasina karsi derim: Basini örttürmek
istemeyen bir kadin, bosanma hakkini kullanabilir veya evlilik
anlasmasini buna göre yaparlar. Sorunlar cözümsüz degildir. Ama,
laikci zihniyet sorunlari dügüm haline getirmekten vazgecmiyor...


Yazan: Hakperest Tarih: March 12, 2010 4:16 PM

"Siz carsafi elestirirken naturist biri cikip, toptan hepsine karsi ciksa, protesto etse ona da hak verebilirmiydiniz."

Sartli olarak hak veririm (itiraz edenin ciplak gezme istegine; ciplak gezmeyenlere karismamak kosuluyla). Zira ciplaklik sakincali degildir. Sonucta dunyaya ciplak geliyoruz, ve giyimi icat etmeden once milyonlarca yil boyunca ciplak gezdik. Gunumuzde de tek tuk de olsa ciplak kabileler var.

Sarti da sudur: cocuklardan uzak olsun ki onlara gereginden erken bir yasta cinselligi anlatmak zorunda kalmayayim.

Yazan: emre Tarih: March 12, 2010 4:40 PM

Sevim Hanim dediniz ki:
"Car$af giyen insanlar islevsel olsun diye giymiyorlar sonucta,inandigi degerlerin bir geregi oldugunu dusundugu icin giyiyorlar.Siz carsafi elestirirken naturist biri cikip,toptan hepsine karsi ciksa,protesto etse ona da hak verebilirmiydiniz.Kisisel olarak elbette yanlis veya cirkin bulabilirsiniz,fakat onun mesruiyetinin ortadan kalkmasini istediginiz an durum degisir.Benim karsi ciktigim durumsa budur."

Sevim Hanim mesruiyet dediniz ya, i$te sekularo-fascistlerin kar$i ciktigi da bu sizin yasama (mesruiyet=$eriata uymak=yasalariniza uymak) hakkinizi kullanma dileginiz ki bu siyasal bir eylem oluyor. Yani siz sekularo-fascistlerin yasama tekeline rakip kar$i eylemde bulunmu$ oluyorsunuz. $imdi gercek bu olunca, taraflarin kar$ilikli laf ebeligiyle birbirlerini kandirmaya calismalari yerine, ba$ortulu kadinlarin aklederek tekyasalcilar kar$isinda yurutecegi politika $u olmalidir:
Ba$ortulu kadinlarin da yasama hakki vardir, bu hak tekyasalci sekularo-fascistler tarafindan inkar edilemez.
Fakat maalesef Ba$ortulu Kadinlar henuz yasama haklari oldugunun farkinda degiller, onun icin de sorunlarinin tekyasalci, sekularo-fascist yasalar cercevesinde cozulecegini, bu cerceve icinde mesruiyetlerine(yasalarina) yer yapabileceklerini saniyorlar. Sekularo-fascistler icinse bu tekyasalciliklarinin zemin kaymasi, el degistirmesi anlamina geliyor. Onlarin deyi$iyle bu sekularo-fascist yasalarinin yerini me$ruiyetinizin=$eriatinizin almasi oluyor.
I$te bu noktada Protokol'u sahneye sokmayi dileseniz sekularisterin bu endi$esini bertaraf edebilecek belki de onlari sekularo-fascistlerden yalitabileceksiniz. Ama sekularo-fascizm o kadar cazip ki siz bile artik onlarin tekyasalciligina kar$i degil yasalarina kar$isiniz, yasalarinin yerine $eriatinizi oturtsaniz $eriato-fascist olup cikmak sizce bir sorun olmayacak. I$te Protokol'a gore bu durumda yasalarinizin icerigi hic de onemli olmadan siz de tekyasalci, sekularo-fascist damgasi yemi$ olacaksiniz.
Uzun lafin kisasi eger sekularo-fascistlerin savunmasini yirtarak, surlarinda delik acarak yasam hakkiniza sahip cikmayi diliyorsaniz Protokol'a "evet" damgasini basmaniz kacinilmazdir.

Saygilarimla,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 12, 2010 8:45 PM

Sayin Hakperest,

Saydiginiz yedi maddeyi bir aciklama olarak kabul etmekte zorluk cekiyorum. Izninizle teker teker yanitlayacagim:

1- Kadin, cirkin ve/ya ihtiyardir. Cirkinligini göstermek istemiyordur.

Hayatimizda hic mi yasli veya cirkin insan gormedik? Gorunce dik dik bakacagimizi veya alay edecegimizi mi saniyorlar? Bu itirazi ciddiye alamam. Bu bahaneyle ortunen bir insanin psikolojik bir sorunu var. Ona yardim etmeliyiz.

2- Kadin, güzeldir. Güzelligini kendi kocasindan baska erkeklere göstermek istemiyordur.

Eger baska insanlarla cinsel iliskiye girmiyorsa bir paylasma soz konusu degil. Ayni mantikla sesi guzel olan bir kadin da konusmamali, guzel sesini kocasina saklamali. Abes, degil mi?

3- Etraftaki rahatsiz edici erkek bakislarindan ve tacizden korunmak ve gizlenmek istiyordur.

Bu itiraz epey gucume gidiyor. Eger erkekler kadinlari taciz ediyorsa sorun kadinlar kapamak degil, erkekleri egitmek. Gucume gitmesi de sundan: erkeklerin gudulerine hakim olamadiklarini ima ediyor. Tipki hayvanlar gibi. Hayvan yerine konulmayi kendime yakistiramiyorum.

4- Günes isinlarindan veya soguktan korunmak istiyordur.

Bunun icin cok daha gelismis seyler var. Kimse 21. yuzyilda soguktan korunmak icin bunlari giymez. Belki zamaninda bir gerceklik payi vardi. Sicaktan korunmak istiyorsaniz bari isiyi emen siyah carsilar giymeyin...

5- Kocasi, babasi, agabeyisi acik-sacik dolasmasini istemiyordur.

En onemli nokta bu. Dikkat ederseniz saydiginiz butun kisiler erkek. Burada amac kadinlara egemenlik kurmaktir. Bu adeti ortadan kaldirmak lazim.

6- Örf, âdet ve gelenekleri böylesini gerektiriyordur.

"Boyle geldi boyle gelecek" mantigi. Ama biz Sumerli veya Arap degiliz ki, niye yabancilarin adetlerine uyalim?

7- Dininin bir emir veya tavsiyesidir.

Suphesiz oyle yorumlanmaktadir, ama dogru bir yorum mudur? Hangi emirdir bu?

GS: GEKKO sizi cagiriyor, yemek hazirmis.

Yazan: emre Tarih: March 13, 2010 3:09 AM

Hakperest demiş ki: "Eger siz milletin giyimine kusamina karisacak olursaniz, bu halde
benim de sizin karinizin veya kizinizin giyim ve kusamina karisma
hakkim dogar. O zaman be de derim: "(Meselâ) sizin kariniz veya
kiziniz nicin mini etek giyiyor, dekolteyle dolasiyor? Onlarin bu
giyimi beni seksomanyak yapiyor! Bu tür bir giyim, erkeklere cinsel
tahakkümdür, saldiridir, tahriktir. Ben bunlara tahammül edemem!
Cünkü bu tür giyimler benim kalbimi yaraliyor, aklimi köreltiyor.
Beni insanliktan cikariyor!"

Bu ifadeleri mesela diyerek 'şartlı'olarak aktarmışsınız ancak sizin de böyle düşündüğünüzü gösteriyor ve yanlışınız da burada zaten. SİZİN TAHRİK OLMANIZDAN KADIN SORUMLU DEĞİLDİR. Kendi kendinizi kontrol etmeyi öğrenin lütfen. Kadınlar, erkekler güreş tutarken, boks yaparken, gelişmiş vucutlarını sergilerken bunlardan tahrik olmadıklarına göre, siz de çıplak kadın vücudundan tahrik olmamayı bir an evvel ÖĞRENİN. Allah'ın yarattığını söylediğiniz KADIN VUCUDUNU AŞAĞILAMAKTAN VE KADINI KENDİ MALINIZ SANMAKTAN kurtulsanız iyi olur. Bir kadının çarşafa girmek kadar vucudunu sergilemek hakkı da vardır. Bu sergilemenin haddi ise toplumun ortak ahlak anlayışı ile sınırlıdır. Sizin 'tahammül sınırınız' ile değil.

Bir erkek ne kadar karısına aitse, bir kadın da ancak o kadar kocasına aittir. Bu aidiyet ise mal gibi sahiplenme değil, birlikte yaşamanın ve bir aile kurmanın getireceği sevgi ve saygıdır YALNIZCA.

Yazan: Frkn Tarih: March 13, 2010 8:39 AM

Nilgun Hanim dedi:
"siz de çıplak kadın vücudundan tahrik olmamayı bir an evvel ÖĞRENİN."
Nilgun Hanim soylediklerinize dikkat edin yoksa milyarlarca dolarlik porno endustrisininin sermayesini karalamaktan, haksiz rekabetten cezaya carptirilirsiniz. Ayrica pornocular sirf ciplak kadin vucudunun o kadar da tahrik edici olmadigini cok iyi bilirler, onlar bile car$af kullanmaya ba$ladi;->
Yani diyebiliriz ki, car$af kullanmak tahriki onlemek icin degil geciktirmek icindir belki de. Bunun icindir ki ba$langicta Muslumanlarin farkli giyinmeleri tahriki onlemek icin falan degil kadinin Musluman kimliginde oldugunu, degi$ik yasalara gore ya$adigini belirtmek icindi, yani sizin anliyacaginiz "siyasal bir simge" idi. Ama $imdi "siyasal simge" olarak giyilmesi sekularo-fascist yasalara gore engellendiginden, bazilari kirk dereden su getirip "siyasal simge" yerine ba$ka, ba$ka nedenler uydurarak sekularo-fascistler onunde zevahiri kurtarmaya cali$iyorlar. Musluman kadinlar ba$ortusunu Musluman olduklarini, Musevilerle, Hiristiyanlarla, sekularistlerle, budistlerle, punklarla kari$tirilmamalari gerektigini gostermek icin giyiyorlar - yasalari bunlarinkinden farkli da ondan, i$te bunun icin de siyasal olarak da ayri bir ki$ilige sahipler. Artik sekularo-fascistler de Muslumanlar da, cumle alem de bunun boyle oldugunu bilsinler, ona gore siyasal bir tutum takinsinlar. Gercegi inkar etmektense cati$acaklarsa cati$sinlar daha hayirlidir.

Saygilarimla,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 13, 2010 8:19 PM

Sultan Emre buyurdu:
"GS: GEKKO sizi cagiriyor, yemek hazirmis."
Sultanim siz hic merak etmeyin, GEKKO bendenizin kacin kur'asi oldugunu cok iyi bilir. Bendeniz de onlarin hangi hayali ulusun soyu oldugunu cok iyi bilirim.

Saygilarimla,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 13, 2010 8:28 PM

Emre bey,sizinle carsaf meselesini tartismanin bir sonucu olmayacak galiba.Siz isinize geleni gayet olagan karsiliyor,isinize gelmeyeni de topa tutuyorsunuz.
Demokratik bir ulkede,sizin kisisel tercihiniz olmasada,ona saygi duymaniz gerektigini dusunuyorum.Demokratik olan herseyin modern bir kilifi olmak zorunda degildir.
Naturistleri dogal kabul ettiniz ama bircok toplumda kabul gormezler.Fakat siz bana insanlarin bireysel ozgurluklerine ne kadar deger verdiginizi gostermeye calissanizda,sizin ozgurluk cercevenin yalnizca kendi degerlerinizle sinirli.

Yazan: svm Tarih: March 13, 2010 8:48 PM

Isime gelen ne, Sevim hanim? Saygi duymak ses çıkarmamak anlamina gelmez.

GS: Daha once de "hayali" uluslardan soz ettiniz, ama bir turlu yanit alamadim: orneklerle hayali ile gercek uluslari kiyaslayabilir misiniz?

Uluslarin hayali oldugunu yazdiniz, ama simdi inkar eder gibisiniz. (Unuttuysaniz yazdiklarinizi tekrar alintilarim.)

Madem "cok iyi" biliyorsunuz lutfen bizi aydinlatiniz.

Yazan: emre Tarih: March 14, 2010 7:39 PM

Bay Emre ve Bayan Frkn,

Bana verdiginiz cevaplara karsilik sayfalar dolusu cevap yazmam
mümkün. Fakat gerek görmüyorum. Yalniz size şu kadarini
söylemeliyim:

Müslüman kadinlarin, siz ateistlerin kadin koruyuculuguna ihtiyac-
lari yoktur. Onlar kendilerini ancak dinlerinin emirlerine göre
korurlar. Eger siz gercekten kadinin koruyucusu olmak istiyorsaniz,
onlara kendi yaşam biciminizi dayatmaktan vazgecin. Onlarin dinsel
hak ve özgürlüklerine dokunmayin.

Eger "yasalar var, kurallar var, kamusal alan var" derseniz; bir tarafin
öbür taraftakine kendi ideolojisini dayatmasi "yasa" degildir. Yasa,
milletin dinsel hak ve özgürlüklerini serbest birakmak ve halk kesim-
lerini esit kilmaktir. Eger siz bu esitlige razi olmaz ve serbestligi
engellerseniz, karsi tarafa sizin de hak ve özgürlüklerinizi engelleme
hakki kazandirmis ve esitsizlikle de düzen bozuculuk yapmis
olursunuz. Bu düzen bozuculuk ve hak ve özgürlük gasbi artik sona
erdirilmelidir. Bugün Türkiye'yi yöneten, AKP degil, yüzde yirmilik
Kemalist zihniyet diktatoryasidir. Bu azinlik diktatoryasinin sona
ermesi gerekiyor.

(Benim cevabim bu kadardi. Ama aklima cok önemli bir noktayi
daha zikretmek geldi. Söz uzayacak, kusura bakmayin.)

Bilimin yarisi, evren ve evrendekilerin yapilis ve isleyisini bilme
calismasidir. Diger yarisi ise, yaratilisin yasalarini kesfedip,
bu yasalarin emirlerine uygun hareket etmek ve teknoloji
gelistirmektir. Bu sebeple diyorum ki: Peygamberler Allah'in,
yani "Yaratan"in elcisi oldugu gibi, bilim adamlari da "yaratilis"in
elcisidirler. Bu bakimdan bilim adamlari, -eger Allah'i inkâr
etmezlerse-, bir Peygamber kiymetindedirler. Cünkü onlarin
kesifleriyle maddi dünyamiz aydinlaniyor ve hayatimiz kolaylasip
korunuyor. Bu sebeple Müslümanlar ilme önem vermis ve bilimin
ilk öncüleri olmuslardir.

"Yaratilisin yasalari"ndan bahsettik. Yaratilisin yasalari varsa, bu
yasalarin "emirleri" de vardir. Meselâ ateşe "yakma" emri verilmistir.
Eger siz bu emri tanimaz, onu ciplak elle tutmak isterseniz, eliniz
yanar. Bunun icin ateş hal diliyle der ki: "Eger elini yakmami istemi-
yorsan, kendine benim yakamiyacagim bir eldiven bul."

Meselâ yercekimi de der ki: "Eger yüksekten atlamak istiyorsan,
kendine bir paraşüt yap. Yoksa, seni yere ceker öldürürüm."

Elektirik de der: "Bana ciplak elle dokunursan, carparim; gerekli
önlemini al." Ve bu sekilde diger yaratilis emirlerini de zikredebiliriz.

Işte yaratilis kadina da bir emir vermistir: "Kendini koru" der. Cünkü
kadin bir barut gıbıyse, erkek de bir ateş gibidir. Eger kadin, barut
hükmünde olan bedenini erkek ateşi karsisinda acikta birakirsa,
erkegin kivilcimlari kadin barutunu patlatir. Bundan da en cok
kadinlar zarar görür. Işte yaratilistan gelen bu emirler sebebiyle
kadin kendisini en iyi sekilde ancak örtüsüyle koruyabilir.
Türkiye'deki kadinlarin yüzde yetmisinin nicin örtülü oldugunu da
buradan cikartabilirsiniz.

Eger siz derseniz: "Nicin kadin örtünmeye mahkûm olsun? Asil
erkek kendine hâkim olsa ya!"

Evet, erkek de kendine hâkim olmalidir. Fakat bu hâkimiyeti
kazanana kadar nice kadinlari yakar. Iste bu yanistan kurtulabilmek
icin kadin örtünmekten baska care bulamaz. Eger yaratilisin emirini
dinlemez, acik-sacikliga girerse, yanmayi kabul etmis demektir.
Kadin yanar ama, kadinla birlikte erkek de yanar, kül olur. Işte bu
kül olusu önlemek icin Kur'an kadina der: "Yabanci erkekler
karsisinda kendini acik-sacik birakma." Ve erkege de: "Elini, dilini,
gözünü (mahremin olmayan) kadinlardan cek" der.

Eger siz dinin ve yaratilisin (yani bilimin) emirlerine karsi kadini acik-
sacikliga mahkûm ederseniz, kadina ve erkege en büyük kötülügü
yapmis olursunuz. Eger size karsi bir savas acilmasini istemiyor-
saniz, bu kötülükten cikmalisiniz. Kendi yaşam biciminizi müslüman
kadina dayatmaktan vazgecmelisiniz. Eger baris istiyorsaniz.

Yazan: Hakperest Tarih: March 14, 2010 8:04 PM

GS Müslüman kadınlar kendilerini Hıristiyan v.s. den ayırmak için çarşaf, başörtüsü takıyorlar diyorsunuz. Ancak bildiğiniz gibi örtünme de Yahudilik ve Hıristiyanlıktan, hatta Sümer'den geçmiştir İslam'a. Onlar - rahibeler hariç - bırakmış, biz tutmuşuz. Her şey gibi, örtünmeyi de beşyüz sene geriden izliyoruz. Yoksa Hıristiyan rahibelere mi özeniyoruz?

svm: Naturalistlerin doğal kabul edilmediği toplumu merak ettim doğrusu. Naturalist bu, adı üstünde 'natural', yani doğal. Doğal olanın peşinde olmak. Bütün bilim dünyası doğal olanın peşinde değil mi? Hangi toplumda bilim yok? Yalnızca dinler naturalist olamaz. Çünkü bilimin bugün geldiği noktada doğa bilimleri dinleri fena halde çürüttü.

Yazan: Frkn Tarih: March 14, 2010 10:16 PM

Sevim Hanim dedi:
"Demokratik bir ulkede,sizin kisisel tercihiniz olmasada,ona saygi duymaniz gerektigini dusunuyorum.Demokratik olan herseyin modern bir kilifi olmak zorunda degildir."
Sevim Hanim "ba$ortusu" ki$isel bir tercih sonucu giyilmez, onu giymek toplumsal bir tercihin gostergesidir. Muslumanlardan bir kismi ba$ortusu takmayi inandiklari yasalara uygun buldugu icin ba$ortusu giyerler. Buna gore siz bu inananlar grubuna dahilseniz ba$ortusu giyersiniz. I$te sekularo-fascistlerin hazmedemedigi budur: bir yasal grupla$ma gostergesi olarak ba$ortusu giymeniz. Yani siz $imdi sekularo-fascist modacilarin cikardigi bir moda akimina gore ba$ortusu giymi$ olsaniz kimse sizi yadirgamiyacaktir, ama siz yasal bir grupla$ma sonucu siyasal bir farklilasma gostermek icin ba$ortusu giymeye kalkarsaniz tek-yasalci sekularo-fascizmin kurulu$lari faaliyete gecip sizin bu yasal hakkinizi kullanmanizi bir $ekilde engeller. I$te TC'de Fransa'da, Almanya'da olan budur. Emre Bey'le anla$amadiginiz nokta da budur, bunun demokrasiyle alakasi yok, alakasi tek-yasalcilikla, sizin ba$ortusu takarak bu tek-yasalciliga kar$i durmanizla, sekularo-fascist yasama otoritesi kar$isina alternatif bir otorite ile cikmaya cali$manizla. Artik sekularo-fascistlerin kabullendigi bu gercegi siz de kabullenip ona gore bir politik tutuma girin. I$te bu durumda Protokol gayet etkili bir politik duru$ gostermenize i$aret etmektedir, bunu buradaki Muslumanlarin ve diger farkil yasalari benimseyecek gruplarin gormezlikten gelmesini anliyamiyorum. Aranizda birtek akleden butun tutukluguna ragmen Nilgun Hanim cikti, kendilerini bundan dolayi bir daha saygi ile selamlarim;-)

Saygilarimla,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 14, 2010 10:51 PM

Nilgun Hanim dedi :
"GS Müslüman kadınlar kendilerini Hıristiyan v.s. den ayırmak için çarşaf, başörtüsü takıyorlar diyorsunuz. Ancak bildiğiniz gibi örtünme de Yahudilik ve Hıristiyanlıktan, hatta Sümer'den geçmiştir İslam'a. Onlar - rahibeler hariç - bırakmış, biz tutmuşuz. Her şey gibi, örtünmeyi de beşyüz sene geriden izliyoruz. Yoksa Hıristiyan rahibelere mi özeniyoruz?"
Nilgun Hanim insanlar giyinmeye Sumerler'den cok onceleri ba$ladi. Muslumanlarin nasil giyinecegine payla$tiklari yasalara gore Muslumanlar karar verir, ben ya da siz degil. Bakiniz imzalamaya hazirlandiginiz Protokol'a;->
Bendeniz burada Protokol'a gore konu$makla yukumluyum.

Saygilarimla,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 14, 2010 11:43 PM

Nilgun Hanim dedi:
"Bütün bilim dünyası doğal olanın peşinde değil mi?"
Dogal dediniz de hafizama $u geldi:
Libyada bir birkac katli apartman yerle$im merkezi, colden, koylerden koparilmi$ getirilmi$ aileler apartman dairelerine yerle$tirilmi$. Fakat bunlar dogal olarak birlikte ya$adiklari kecilerini koyde birakmami$, getirmi$ balkonlarina kondurmu$lar.
Afrikadan bir ba$ka manzara, koyden, $ehirden uzak ormanlar icinden gecen bir dee kenarinda ciplak olarak hayatlarini surduren bir toplum, cevreye cok uygun, fakat giyinik birilerini gordukleri zaman hemen ormanin derinliklerine kacip gozden uzakla$iyorlardi.
Yani demek istedgim, sizin naturalistlere Bagdat Caddesinde fink attirmaya kalksaniz trafigin dogal aki$i hicde dogal olmayan bir manzara arzetmez miydi;->>Demek istedigim yarim, yamalak dogallama at pipisine konmu$ kelebek gibi gorunmez mi;->>
"bilim dunyasi dogallik pe$inde"?!
ne o plastik ka$ik yerine tahtadan ka$ik mi icat etmeye cali$iyorlar;->>
fakat burada gordum patatesten yapilma ka$iklar icat etmi$ler, corbayi ictikten sonra ka$igida yiyorsunuz plastikle cevreyi kirletmiyorsunuz;->>
herkes ciplak olsa ne guzel olurdu hayvanlardan farkimiz kalmazdi bu hususta, ne varki bazi insanlar hayvanlarin ve birbirlerinin yasalarindan farkli yasalara gore ya$amlarini, ku$amlarini duzenlemek istedigi icin bu i$ler boyle oluyor. Hatta oyle ki ku$lar bile tuylere burunerek hemcinslerine kur yapiyorlar, tuysuz bir tavus ku$unu tuysuz bir papaganin yanina koysaniz bahcenize saliverseniz, daha mi bir dogal gorunurlerdi ki;->
Daha ne dieyim ya ben bu sekularo-fascistlerin teke indirgemeciligini one cikarmak icin?!
Buldum: bunlar kendi kiclarini acarken Babar'a bile ceket giydirirler;->>

Saygilarimla,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 15, 2010 12:08 AM

Sayin Hakperest,

"Müslüman kadinlarin, siz ateistlerin kadin koruyuculuguna ihtiyaclari yoktur. Onlar kendilerini ancak dinlerinin emirlerine göre
korurlar. Eger siz gercekten kadinin koruyucusu olmak istiyorsaniz, onlara kendi yaşam biciminizi dayatmaktan vazgecin. Onlarin dinsel hak ve özgürlüklerine dokunmayin."

Ben ateizmden soz etmiyorum. Benim derdim din tuccarligi ve kadin dusmanligi. Bunu anlamak icin ateist olmak gerekmemeli; sag duyu kafidir. Kadinlari hapsetmek nasil bir ozgurluktur? Sizce Sudi Arabistan'daki kadinlar haklarini tek baslarina ne kadar iyi koruyabiliyorlar? Islam bu mudur?

"Eger siz dinin ve yaratilisin (yani bilimin) emirlerine karsi kadini acik-sacikliga mahkûm ederseniz, kadina ve erkege en büyük kötülügü
yapmis olursunuz. Eger size karsi bir savas acilmasini istemiyorsaniz, bu kötülükten cikmalisiniz. Kendi yaşam biciminizi müslüman
kadina dayatmaktan vazgecmelisiniz. Eger baris istiyorsaniz."

Bagislayin ama yazdiklarinizi anlamsiz buluyorum. Bir kere "bilim" ile "yaratilis" es anlamli kavramlar degildir. Ikincisi, ortunmemek acik-saciklik degildir; bu savi bir onceki yanitimda curuttum. Asil siz neden Musluman kadinlarin carsaflara hapsedilmelerini engellemiyorsunuz? Kadinlarimiza reva mi Araplar gibi yasamak?

"Bugün Türkiye'yi yöneten, AKP degil, yüzde yirmilik Kemalist zihniyet diktatoryasidir."

Yoksa belki de Soroscu-Fettullahcilar ulkeyi yonetiyorlar? Komploculukla isim olmaz. Mustafa beyin bu konu hakkindaki yazilari da var sanirim.

"Cünkü kadin bir barut gıbıyse, erkek de bir ateş gibidir. Eger kadin, barut hükmünde olan bedenini erkek ateşi karsisinda acikta birakirsa, erkegin kivilcimlari kadin barutunu patlatir."

Daha once elistirdigim zihniyetin harikulade bir betimlemesi. Erkekler kadinlari gorunce cildirip "patliyorlar" diyorsunuz. Bu iddianiz diger hayvanlar icin gecerlidir. Insanlar durtulerine hakim olmakla yukumludurler. 'Kusura bakma hakim bey, hatun tas gibiydi kendimi tutamadim.'

"Evet, erkek de kendine hâkim olmalidir. Fakat bu hâkimiyeti kazanana kadar nice kadinlari yakar. Iste bu yanistan kurtulabilmek icin kadin örtünmekten baska care bulamaz. Eger yaratilisin emirini dinlemez, acik-sacikliga girerse, yanmayi kabul etmis demektir. Kadin yanar ama, kadinla birlikte erkek de yanar, kül olur."

Nasil oluyor da gelismis ulkelerde kadinlar ortunmedekleri halde daha cok tacize ugramiyorlar? Musluman ulkelerde bu kati "onlem"lere ragmen tacizler ve baski devam ediyor. Dolayisiyla bu zihniyet kadinlari hapsetmekten baska bir ise yaramiyor.

'Yaratilis' bir olaydir, ama cumlenizde emir veren bir ozne olarak geciyor. Olaylar emir vermez ki. Tanri mi demek istediniz?

---
GS: Sizin derdiniz Kemalizm veya GEKKOizm veya yarin obur gun uyduracaginiz yeni bir ideoloji degil. Siz demokrasi ile barisik degilsiniz. Hangi ulkede yasarsaniz yasayin, siz onu dini cemaatlere bolmek isteyeceksiniz. Bu embesillik yetmedigi gibi bu cemaatlerin bir arada nasil yasacaklarini sordugumuzda "Hamurabi miyim?" diye gubidik bir karsilik veriyorsunuz.

En azindan duzeninizin anayasasi hakkinda dusunmussunuz. Ucuncu maddesi "Tuvalette kicini yikama". Anayasa dediginiz boyle olur.

Yazan: emre Tarih: March 15, 2010 12:34 AM

Emre bey oncelikle size cevap vereyim,isinize gelen kisim,sizin icin olabilirlik degeri tasiyan seyler.Carsaf giyen insanlari bir nevi yobazlastirdiniz(cuval ornegi),diger taraftan,karsit bir elestiri gelmesede,carsaflilarin acik giyinenleri elestirmesini sacma buldunuz.Naturistleri ornek verincede,yapabilirler tercih meselesi diyebiliyorsunuz.
Bir kadinin bikini yada mini etegi giymesi ne kadar normalse;carsaf giyinmesi,basini ortmesi de gayet dogaldir.Benim yada sizin onayinizi gerektirmez,elbette elestirebilir,dogru yada yanlis bulabilirsiniz.Fakat begenmiyorsunuz diye onun mesruiyetinin ortadan kalkmasini isteyemezsiniz.

Nilgun hanim sizede kisaca cevap vereyim.Naturist,diger adiyla Nudizmdir.Naturalizm degil,bilimle de ilgisi yoktur,naturistler toplumsal alanda ciplak yasamak isteyen ve tanrinin insani ciplak yarattigina ve bundan utanmamalari gerektigine inanan kisilerdir.Hep bilim diyorsunuz ama sizin yaptiginiz yalnizca ateistlik propagandasi yapmak.

G.Senyor birinin basortusu takmamasi onu inananlar grubundan asla cikarmaz.Toplum insanlari belirgin sekilde elbette etkiler ama karari insan verir.Ne sizden ne de baskasindan din dersi almak icin bu siteye girmiyorum.

Yazan: svm Tarih: March 15, 2010 2:58 AM

Sevim hanim,

Kendimi duzgun ifade edememis olabilirim. Ben kadinlarin carsaf giymelerini olabilirlik disinda tutmuyorum. Sadece insanlara dini geregiymis gibi, giymeyenlerin gunaha girecegini ve daha beteri, basina gelecek olanlardan sorumlu tutulmalarini kabul etmiyorum. (Barut misalinizi kastediyorum.)

Siz carsafli insan gormeyi kaniksadiginiz icin belki onlari cuvallarla kiyaslamam size garip kacti. Ama konuya bir uzayli gibi nesnel yaklasirsaniz arada bir fark kalmaz.

Insanlara giyimleri konusunda fazla karismak istemem, ama bir insanin hareket ve gorus kabileyetini engelleyen bu tip giysilerin yayginlasmasina karsiyim. Zira akli basinda bir insan bunu kendine yapmaz. Saydiginiz gerekcelerin carpikligi da bunun kaniti. Kurdugunuz mantik zincirin bir sonraki adimi asikar: kendinizi gercekten kocaniza saklamak istiyorsaniz (nedense her sey kocaya endeksli), evden cikmayin. Siz narin bir ciceksiniz, ne isiniz var disarida, oculer diyarinda?

Yazan: emre Tarih: March 15, 2010 5:19 AM

Sevim Hanim dedi:
"G.Senyor birinin basortusu takmamasi onu inananlar grubundan asla cikarmaz.Toplum insanlari belirgin sekilde elbette etkiler ama karari insan verir.Ne sizden ne de baskasindan din dersi almak icin bu siteye girmiyorum."
Sevim Hanim ben kimseye din dersi vermiyorum.
"karari insan verir" dediniz, neye gore verir? Keyfine gore mi? Aldigi egitime gore mi? Uymayi kabullendigi yasalara gore mi? Orf ve adete gore mi? Mahalle/okul/YOK baskisina gore mi?
Ben ba$ortusu takmayanlarin inanananlar grubundan ciktigini soylemedim. Nerden uyduruyorsunuz bunu?
Ben bilakis, ba$ortu bir yana inananlarin benimsedikleri degisik yasalara gore ya$amlarini surdurdugunu, surdurebilecegini boylece degisik SPEEler bile olu$turabilecegini ongoren sozler soyledim. Ben burada kimseyi hicbir yasaya gore de yargilamiyorum. Sadece bir Protokol one suruyorum, ona gore mevcut sosyo-politiko-ekonomik yapilari ele$tiriyorum, bunlarin icine du$tugu karma$adan, adaletsizlik ve zulumden ciki$ yolunu gostermek uzere de Protokol'u oneriyorum.
Dediniz ki:
"Ne sizden ne de baskasindan din dersi almak icin bu siteye girmiyorum."
"din dersi" almadan once "din" kelimesini dogru durust kullanmayi ogrenmenizi tavsiye ederim, yoksa nereden bilebilirsiniz ki aldiginiz dersin "din dersi" mi, "din dersi degil" mi oldugunu?
HamurAbi gibi SPEElere yasalar onerirsem o zaman gelin bana "sizden din dersi alacak degilim!" deyin. Simdilerde size "din dersiniz" Emre veriyor, YOK veriyor, GEKKO veriyor, Ba$bakan, Cumhurba$kaini, Yargitay Baskani, filmler, videolar, radyolar, TV konu$macilari, Gazete, Internet ko$eyazarlari v.b. karakterler, okudugunuz kitaplar sabah ak$am durmadan usanmadan veriyor fakat siz farkinda degilsiniz. Bu siteye girdiginiz anda da din dersi almaya ba$liyorsunuz, fakat benden degil. Mesela Emre sabah ak$am yalvariyor ona "din dersi" vermem icin, fakat ben "Olmaaaz! ben HamurAbi degilim!" diyorum, ama "din" kelimesinin Kur'an'a gore nasil kullanildigini bu kelimenin icinde gectigi ayetlere bakarak ogrenmenizi tavsiye etmiyor degilim. Siz almi$siniz alacaginiz yerlerden din dersini, simdi "din dersi" verme sirasi size gelmi$ hatta oyle ki bir firsatini bulsaniz belki de sekularo-fascistler gibi bastiracaksiniz yasalarinizi/dininizi herkese - Protokol'u gormezlikten geldiginize gore.
Degil mi Sevim Hanim?

Saygilarimla,
Grand Sen~or.


Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 15, 2010 6:45 AM

svm: Pardon, ben 'naturist'i yanlışlıkla 'naturalist' şeklinde okumuşum. Onun için şaşmıştım zaten; toplumda niye kabul edilmesin diye. Çıplağı hangi toplum kabul etmez diye bir soru soramazdım, değil mi?

Ateist propogandası yapıyorsun diyorsunuz; evet, doğru ancak buna ateist propogandasından ziyade milyonların gür sesiyle yapılan Allah/İslam propogandası karşısında cılız sesli bir savunma ve kendini ifade etmek demek daha doğru olur.

Bir anıyı çağrıştırdınız: Yazın Hisarönü körfezinde, Bencik koyunda (galiba bu koydu) teknedeyiz. Biz mayo/şort giyiyoruz. Yanımıza Norveçli bir çift demirledi. 40-50 yaşlarında, ikisi de çıplak. Çıplak güneşleniyorlar, çıplak yemek pişiriyorlar, çıplak yemek yiyorlar. O sırada koyun kıyısındaki kamptan dört tane haşemalı genç kız bize doğru yüzerek teknelere yaklaştılar. Norveçli çift kızlara el salladı ama kızlar onların çıplak olduğunu hissedince, birden dönüp hızlı hızlı yüzerek kaçtılar. Bir resim çekebilseydim çok ilginç olacaktı. Türkiye sahillerinde tam bir mozaik.

Sonradan düşündüm: Acaba hangimiz normaldik diye? Çıplaklar mı, tesettürlüler mi, yoksa bizim gibi yarı-çıplaklar mı?

Herkes kendini normal sanır ancak ben o çiftin iki gün boyunca doğayla bütünleşmiş biçimde, sere serpe özgürce denizin ve güneşin tadını çıkarıyor olmalarına imrenmedim desem, yalan olur. (Tabii İstanbul'un göbeğinde böyle gezsinler demiyorum)

Yazan: Frkn Tarih: March 15, 2010 10:00 AM

Emre bey her dinin yaptirimlari vardir,inanan biriyseniz onlari dikkate alirsiniz.Yalnizca kadina yonelik degildir,iki cinse yonelik kural ve kaideler vardir.Maalesef kadinlara binlerce yil kisitlamalar ve yobazliklar yapilmistir,gunumuzde de bazi toplumlar kendilerine uygun sekilde bazen dini,bazen kulturu kullanarak kisitlamalra ve yobazliklara devam ediyorlar.
Fakat sizle anlasamadigimiz nokta,siz insanlarin giyimlerine karisamam diyorsunuz ama akli basinda bir insanin oyle birsey giymeyecegini ve onlarin artmasina karsi oldugunuzu soyluyorsunuz.Ayni sekilde baska biride kadinlarin acik giyinmesine,erkeklerin sacina sakalina ve bati toplumlarinda ornek aldigimiz bazi degerleri rahatlika elestirse.Bu insanlarin cogalmamasi gerektigini,akli basinda bir insanin vucudunu teshir etmesini mantiksiz oldugunu dusunse hatta yasaklanmasini istese ne derdiniz.Sizinkinden bir farki var mi,bence yok.

Bir dusunceye saygi duymaniz icin sizinde ayni seyleri yapmaniz gerekmez,yalnizca kendi degerlerinizi kriter olarak alamazsiniz.Kaniksadigimi soylediniz ama cevremde carsafli kisiler pek yok,fakat bana gayet dogal geliyor tercihleri.Ayni sekilde diger insanlarin tercihlerine de saygi duyuyorum.Ozgur bir ulkede ahlak kaideleri icinde herkes istedigini giyebilir,en mantiklisida budur.

Nilgun hanim verdiginiz ornek konuylada ilgili guzel bir ornek oldu.Fakat yine farkli bakiyoruz galiba.Norveclilerin insanlarin olmadigi,denizin aciklarinda ciplak olmalari beni hic ilgilendirmez,fakat insanlarin etrafta oldugu bir yerde ciplak olmalari bana ahlaken hos gelmiyor.Yani o kizlarin yaptiklari cokta garip degil,ciplak insanlari gormek istememeleri gayet dogal.Yani bende gittigim bi sahilde ciplak insanlarla yan yana olmayi pek tercih etmem.

Yazan: svm Tarih: March 15, 2010 3:04 PM



ANAYASA KOMEDISI - 3 (22 Kisim Tekmili Birden)

IKINCI KISIM
Temel Hak ve Odevler

Birinci Bolum
Genel Hukumler


IV. Temel Hak ve Hurriyetlerin Kullanilamasinin durdurulmasi (*)

MADDE 15 - Irticaya karsi topyekun savas, seferberlik, sikiyonetim veya olaganustu hallerde, ORDUnun takdirine bagli olarak temel hak
ve hurriyetlerin kullanilmasi ksmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar icin anayasada ongorulen guvencelere aykiri tedbirler alinabilir.
Birinci FIKRAda belirtilen durumlarda da savas hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen olumler ile, olum cezalarinin infazi disinda, kisinin yasama hakkina, maddi ve manevi varliginin
butunlugune, hatta basortusune bile okunulabilir. Kimse, Olumsuz Onder Essiz Kahraman Ata'nin Kutsal Roma Imparatorlugundan inkilap
ettigi coktanrili seriatinin disinda din, vicdan, dusunce ve kanaatlerini aciklayamaz, bundan dolayi islenen suclar gecmise yurutulebilir. Suclulugu makhkeme karari ile saptanmadan Basin
Patronlarinin keyfine gore TV ekranlarindan dizi filimler, gazetelerden mansetler halinde suclu ilan edilebilir.

-----------
(*) Dipnot Fikrasi: Isbu Birinci Bolumdeki MADDE'lerin sirasi, daha kolay anlasilmasi icin onceliklerine gore degistirilmis olup
MADDE 15 en basa alinmistir.

III. Temel Hak ve Hurriyetlerin Kotuye Kullanilamamasi

MADDE 14 - ANAYASAda yer alan hurriyetlerin hicbiri DEVLETin ulkesi ve ulusuyla bolunmez butunlugunu bozmak, TC Devletininin ve Oligarsik Cumhuriyetin varligini tehlikeye dusurmek, temel
hak ve hurriyetleri genisletmek, DEVLETin baslangic kisminda belirtilen Oligarsik Zumre disinda bir kisi veya zumre tarafindan
yonetilmesini veya ayni sekilde sosyal bir sinifin diger siniflar uzerinde egemenligini saglamak amaciyla kullanilamaz. Olumsuz
Onder Essiz Kahraman Ata'nin inkilap ettigi seriati ve bunun isbu ANAYASAda ifadesini bulan tarikati disinda din ve mezhep ayirimi yaratmak veya sair herhangi bir yoldan BU KAVRAM VE
GORUSLERE DAYANAN BIR DEVLET DUZENI KURMAK AMACIYLA kullanlamaz.
Bu yasaklara aykiri hareket eden veya baskalarini bu yolda tesvik edenler hakkinda uygulanacak mueyyideler Ulusal Guvenlik
Kurulu'nda belirlenecek kanunlarla duzenlenir.
Anayasanin hicbir hukmu (15. MADDE'de belirtilen durumlar haric), Anayasada yer alan hak ve hurriyetleri yok etmeye yonelik
bir faaliyette bulunma hakkini verir sekilde yorumlanamaz.

I. Temel Hak ve Hurriyetlerin Niteligi

MADDE 12 - Herkes MADDE 15'le izin verilen olcude kisiligine bagli, dokunulmaz, devredilmez, vazgecilmez temel hak ve hurriyetlere sahiptir.
Temel hak ve hurriyetler, kisinin topluma, ailesine ve diger kisilere karsi odev ve sorumluluklarini da ihtiva eder.

II. Temel Hak ve Hurriyetlerin Sinirlandirilmasi

Temel hak ve hurriyetler DEVLET'in ulkesi ve ulusuyla bolunmez butunlugunun, ulusal egemenliginin, Oligarsik Cumhuriyetin,
ulusal guvenligin, kamu duzeninin, genel asayisin, kamu yararinin, genel ahlaksizligin korunmasi amaciyla ANAYASA'nin MADDE 15'te
ongorulen ozel ve genel sebeplerle ANAYASA'nin SOZUNE ve RUHUNA(?)
uygun olarak kanunla sinirlanabilir.
Temel hak ve hurriyetlerle ilgili genel ve ozel sinirlamalar Oligarsik toplum duzeninin gereklerine aykiri olamaz ve ongordukleri
amac (Olumsuz Onder Essiz Kahraman Ata'nin Inkilaplari ve bunlara bagli seriati) disinda kullanilamaz.
Bu maddede yer alan genel sinirlama sebepleri temel hak ve hurriyetlerin TUMU icin gecerlidir.

V. Yabancilarin Durumu
MADDE 16. Temel hak ve hurriyetler, yabancilar icin ancak ve ancak uluslararasi hukuka uygun olarak onlarin kanununa gore sinirlandirilabilir. (Isbu baglamda APO, 35 bin vatandasin
katlinden sorumlu olmasina ragmen uluslararasi hukuka uygun olarak kendisine bir ADA tahsis edilmis ve kendisine her turlu konfor saglanmis bulunmaktadir. Bu hususta uluslararasi hukuk
mufettislerinin olumlu gorusleri de alinmis bulunmaktadir.)


Ikinci Bolum
Kisinin Haklari ve Odevleri

I. Kisinin Dokunulmazligi, Maddi ve Manevi(?) Varligi

MADDE 17 - Herkes Baslangic Esaslari ve MADDE 15'deki esaslar cercevesinde yasama, maddi ve manevi(?) varligini(**) koruma ve
gelistirme hakkina sahiptir.
Tibbi zorunluluklar disinda, kisinin vucut butunlugune dokunulamaz; rizasi olmadan bilimsel ve tibbi deneylere tabi tutulamaz; organlari kesilip baska bir kisiye eklenemez.
Kimseye MADDE 15'teki esaslar disinda iskence ve eziyet yapilamaz; kimse insan haysiyetiyle bagdasmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz. (Basortusu veya turban veya kep, veya
saclarini ortmek maksadiyla peruk takan kadinlar haric. Onlara her turlu resmi ve gayriresmi kurumlarda eziyet edilebilir, buralardan kovulabilir, ve insan haysiyetiyle bagdasmayan
muamelelere tabi tutulabilirler. Cunku bunlar zaten VATANDAS degil, KOLE statusune tabidir.)
Mahkemelerce verilen olum cezalarinin yerine getirilmesi hali ile mesru mudafaa hali, yakalama ve tutuklama kararlarini yerine getirilmesi, bir tutuklu veya hukumlunun kacmasinin onlenmesi,
bir ayaklanma veya isyanin bastirilmasi, sikiyonetim veya olagan ustu hallerde yetkili merciin verdigi emirlerin uygulanmasi
sirasinda silah kullanilmasina kanunun cevaz verdigi zorunlu durumlarda meydana gelen oldurme fiilleri birinci FIKRA(?) hukmu disindadir.
--------
(**) Dipnot Fikrasi: Isbu "manevi varlik" terimi isbu Anayasa cercevesinde yoruma acik birakilmistir.

(Devam edecek: Kisinin korunmasi, din ve vicdan hurriyeti, v.s.)


Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 16, 2010 12:20 PM

Bay Emre,

"Nasil oluyor da gelismis ulkelerde kadinlar ortunmedikleri halde
daha cok tacize ugramiyorlar?" diyorsunuz.

Eger Amerika'yi "gelismis ülke" kabul ediyorsaniz, size oradan
bir istatistik vereyim: ABD'de her doksan saniyede bir kadin
tecavüze ugruyormus. Bu rakami bir yilla carpin, karsiniza korkunc
bir sayi cikacaktir. Bu konuda Türkiye'nin durumu da pek parlak
sayilmaz. Avrupa'daki tecavüz vak'alari ise cok düsük. Ama yine
de her yil bir Avrupa ülkesinde 10-15 veya Ingiltere gibi bir yerde
100-150 tecavüz olayi kayda geciyor. Tacizler ise bu rakamlarin
iki-üc kati.

"Acik-saciklik ülkeleri olan Avrupa'da tecavüz olaylarinin nicin düsük"
oldugunu sorabiliriz. Avrupa ülkelerinde bir erkek birden fazla kadinla
evlenemez, ama meselâ bir Almanya'da erkeklerin yüzde ellisi
karisini baska bir kadinla aldatir. Kadinlarin durumu da budur. Yani
bir erkek pek cok kadinla iliskiye girebilmektedir. Dinsel bir engel
olmadigi icin Avrupali bir erkek istedigi kadar kadina sahip olabiliyor.
Tabii bu da: Cinsel acliktan kurtulus demektir. Cinsel acligi kalmamis
bir erkek nicin tecavüzcü olsun? Elbette böyle erkekler karsisinda
acik-sacik kadinlarin fazla bir cazibesi, tahriki olmayacaktir. Hem
Avrupa ülkeleri "soguk" ülkelerdir. Fazla sicak günleri olmuyor. Soguk
hava, cinsel tahriki kisitlar, kadinlar da uzun müddet acik-saciklik
icinde kalamaz.

Ama bu durum Türkiye gibi Müslüman bir ülkede daha farklidir. Türkiye,
Avrupa ülkelerine nazaran "sicak" ülkedir. Bu sicaklik ise, erkeklerin
cinsel tahrikini artirmaktadir. Türk erkegi, Avrupa erkegi gibi "donuk"
degildir, sicak kanlidir, cabuk tahrik olur. Hem Türkiye'de bir Müslüman
-dini ona dörde kadar kadin alma izni vermis olsa da- (Kemalist yasalar
engeliyle) birden fazla kadinla evlenemez. Dindar bir erkek gayri mesru
iliskiye de giremez, geneleve de gidemez. Böyle bir erkegin karisinin
ay hali ve hamilelik hallerinde nasil bir cinsel acliga düsecegini siz
hesabedin! Türkiye'de dindar bir erkegin durumu budur. Yani dindar
erkekler laikci yasalar yoluyla cinsel acliga mahkûm edilmistir. Onlarin
sayisi da Türkiye'deki erkeklerin yüzde onu kadaridir.

Peki dindarliktan uzak 25 milyon Türk erkeginin durumu nedir?

Bunlarin bir kismi bir kadinla yetinir bir kismi da cinsel acligini gayri
mesru iliskilerle veya genelevle halleder. Diger bir kismi da aclikta
kalir. Cinsel aclikta olan erkekler icin de acik-sacik kadinlar;
seyredilecek, taciz edilecek veya tavlanacak bir avdir. Siz bu durumda
olan erkeklere istediginiz kadar "kendinize hâkim olun" deyin. Bunun
bir faydasi yoktur. Ancak dindar ve olgun erkekler kendilerine hâkim
olabilirler. Bunun gerisinden her türlü taciz ve tecavüz beklemek
mümkündür. Türkiye'deki taciz ve tecavüz istatikleri de bunu gösteriyor.

Ac bir kurt, kafes icindeki kuzuya degil, kafes disindaki koyuna saldirir.
Cinsel aclikla kurtlasmis bir erkek de, örtüsüyle kendini kafeslemis bir
kadina degil, önce acik-saciklik icindeki kadina saldirir. Cünkü örtülü
ve kapali bir kadinin hali, erkegin nefsine iticilik ve ürküntü verir. Ama
acik-sacik bir kadin, erkegi hemen ceker. Bunun icin acik-sacik kadinlar,
cinsel aclikta olan erkekler icin ilk ve en kolay avdir. Ya seyrederler, ya
taciz ederler, ya da tavlamak isterler. Tabii gayri mesru iliskiler icin. Bir
kismi da tecavüze ugrar. Ama bu demek degildir ki; "örtülü kadinlar
tacize ugramaz". Ugrar, fakat acik-sacik kadinlardan daha az ve daha
sonra ugrar.

Bu incelememiz gösteriyor ki, ( erkekler olarak) Türkiye bir "cinsel
ackurtlar yurdu"dur. Bu acligi, birden fazla kadin almayi serbestlestirerek
kapamak gerek. Bunun ziddina olarak mesruluk yolu kapatilirsa, gayri
mesruluk yolu acilmis olur. Türkiye gibi cinsel ackurtlar yurdunda
kadinlarin örtüsüne dokunmak ve onlari acilmaya zorlamak büyük hatadir.
Basörtüsü yasaginin da derhal kakdirilmasi gerekir. Bu yasagi
kaldirmamak, kadinlari ac kurtlarin önüne atmak gibi bir barbarliktir!

ABD'deki tecavüzlerin durmasi icin de Amerikalilarin süratle
müslümanlasmasi ve kadinlarin da örtüye bürünmesi gerekir. Aksi halde
Amerikan kadini tecavüzcülerin kurbani olmaya devam etmekten
kurtulamayacaktir. Ey Amerikalilar! Kurtulusunuz icin Kur'anizm sizi
bekliyor. Daha ne duruyorsunuz? Ateizmden ve Komünizmden size bir
fayda gelmedi. Kapitalizmde de size bir fayda ve kurtulus yok. O da
yikilmak üzere. Bu halde kurtulusunuz ancak Kur'anizm'dedir. Kur'anizm
sizin kurtulusunuzdur. Öyle ise onu arayin, onu dinleyin ve ona girin!

Bay Emre ve Bayan Nilgün,

Kadinin örtünmesi, yani basini örtmesi ve acik-sacikliktan cikmasi,
size "ilkellik" ve "esaret" olarak görünebilir. Ama ben de acik-sacik bir
kadini "ilkel" ve "cinsel saldirgan" ve "cinsel saldiriya acik bir av" olarak
görüyorum. Bu halde ne yapacagiz? Eger Türkiye gibi bir ülkede birlikte
yasamaya mecbursak, birbirimize tahammül edecegiz demektir. Bu
durumda ne siz bana yasam biciminizi dayatabilirsiniz, ne de ben size
yasam bicimimi dayatabilirim. Ikimizin de buna hakki yoktur. Fakat
bugün laikciler, kendi yasam bicimlerini müslümanlara dayatmaktan
vazgecmiyorlar. Kamusal alani, kendi babalarinin maliymis gibi isgal
etmis durumdadirlar. Bu isgal son bulmak zorundadir. Laikciler kendi
yasam bicimlerini müslümanlara ancak dâvet edebilirler. "Bizim yasam
bicimimiz daha güzel" diyebilirler. Ama onu dayatamazlar. Buna haklari
yoktur. Bu durum müslümanlar icin de gecerlidir. Onlar da kendi yasam
bicimlerini bir baskasina dayatamazlar. Ancak ona dâvet edebilirler.
Dayatma son buldugu gün, baris saglanmis demektir. Bu da ancak
yeni demokratik bir anayasa sözlesmesiyle mümkündür. Bunu
engelleyenler, büyük bir kötülük ve zulüm icindedirler.
Bu zulüm derhal sona erdirilmelidir!

Türk kadini ister Araplar gibi yasar, isterse, Amerikalilar gibi yasar. Buna
kimse karisamaz. Müslüman Türk kadininin bas örtmesi de, "Araplar gibi
yasamak" degildir. Müslüman kadinin haklarini ancak müslümanlar
koruyabilir, ateistler degil! Eger müslüman kadinin koruyucusu olmak
istiyorsaniz, önce müslüman olmaniz, ateizmden cikmaniz gerekir. Eger
kendinizi gercekten "iyi" bir insan olarak görüyorsaniz, kendi yasam
biciminizi müslüman kadina dayatmaktan vazgecersiniz. Sizin müslüman
kadinin örtüsünü soyarak onu özgürlestirmek istemeniz, onu baska bir
esarete sokmaniz demektir. Müslüman bir kadin ise, örtüsünden dolayi
kendini esarette görmez ki, sizden bir kurtulus beklesin! Ve sizin
kurtariciliginiz hak olsun!

Islâm elbette ki kadinin örtünmesinden ibaret degildir. Islâm; Allah'a ve
Âhirete inanc, Hak ve Adalet ve Namustur. Bunlarla birlikte güzel ahlâk
ve iyilikciliktir, baris ve kardesliktir. Ama bunlara zit hareket eden bazi
sözde müslümanlarin ve müslüman ülkelerin hali, Islâmin islâmligini
yok etmez.

Yazan: Hakperest Tarih: March 16, 2010 12:28 PM

Sayin Hakperest,

Istatistikleri tartismaya gectigimize sevindim. Bu bir gelismedir.

Istatistikleri yorumlamak beceri ister. Mesela ABD'deki verileri baska ulkelerle kiyaslarken (kaynagi belirmemissiniz) nufusu hesaba katmayi ihmal etmissiniz. 307 milyonluk ABD'nin taciz orani herhalde 61 milyonluk Britanya'nin taciz oranindan daha yuksek olsa gerek...

Ikincisi, tacizin kapsam alani nedir? Islam toplumlarinda kadinlara yonelik siddet oyle yerlesiktir ki artik taciz sayilmiyor.

Iddialariniza geceyim. Soguk kuzey ulkelerinde insanlarin cinsellikten kacindigini iddia etmissiniz...

Ortulu kadinlarin tacize ugramadigini iddia ediyorsunuz ama insanlarin ortunmeye zorlamak kendi basina bir tacizdir. Onu birak, bu kadinlarin eve hapsolmali, bir sey yapmak icin erkek rizasi almaya zorlanmlari baska bir taciz, evde cinsel iliskiye girmek icin zorlanmalari baska bir taciz, evde dayak yemeleri baska bir tacizdir, vs. Butun bunlar Islami ulkelerde sik gorulen seylerdir. Herkes bilir, ama kaniksandigi icin istatistiklerde gozukmez.

Sonra erkeklerin cinsel ihtiyaclarini tatmin etmek icin cok eslilige gecmemiz gerektiginizi savundunuz ("kadin almak"tan kastiniz evlilikti sanirim, pazardan mal almak degilse). Kadinlarin cinsel ihtiyaclarini daha iyi karsilamak icin de bir kac erkekle evlenmeleri mumkun olacak mi acaba? Nasil oluyor da gelismis ulkelerde insanlar boyle bir seye ihtiyac duymuyorlar? Cunku Islami toplumlar gibi cinselligi tabulastirmiyorlar.

Bir cozum bulacagim derken daha beterini sunuyorsunuz. Isteklerinize itiraz etmekte hakli oldugumu anliyorum cunku bizi gercekten karanlik caga goturmek istiyorsunuz. Hakki bey'e (Grand Senior) sordugum soruyor size de soracagim: bana model olarak gosterebileceginiz bir tane Musluman ulke var mi?

ABD'nin selametini hala tanimlamadiginiz bir ideoloji olan Kuranizm'de goruyorsunuz, ama Kuran'a gore kadinlar geri zekali. Geri zekali muamelesi nasil bir selamettir? Otuz yil icinde 308 milyonluk bir nufusun nasil Musluman olacagi bir muamma...

Müslüman kadinin haklarini ancak müslümanlar koruyabilirse neden butun Müslüman ulkelerde ikinci sinif vatandas muamelesi gormektedirler? Yardim etmek icin sag duyulu olmak yetmez mi? Gayri-muslimler, mesela Hristiyanlar, bir yardim eli uzatmamali mi? Bu iddiaya anlam veremiyorum.

Kadinlarin Araplar gibi esaret altina almasi "Müslüman yasam bicimi" ise bu yasam bicimi Araplara kalsin. Kimsenin din kisvesi altinda baska bir insani esaret altina almaya hakki yoktur.

Yazan: emre Tarih: March 16, 2010 6:52 PM

Nilgun Hanim dedi:
"(Tabii İstanbul'un göbeğinde böyle gezsinler demiyorum)"
ne o Nilgun Hanim kiskaniyor musunuz?
eh hele bir de bu kadinlar Internet'te te$hir edilenler kadar cazipse, sizin gibi $urasi burasi porsumu$, ya$i gecmi$, i$i bitmi$ kadinlar ilk ba$ta bu duruma "bu haksiz rekabettir, rezalettir, Jupiter a$kina giyinelim, ku$analim, "maymundan geldik" dediysek de o kadar da hayvan degiliz ya!" diye naralar atarak kar$i cikmazsaniz Protokol'a imza atmayin;->>
Biliyor musunuz, bircok Musluman toplumlarda kadinlar ya$landikca tesettur kurallari gev$etilir, sizinkilerin tamamen aksine;->>

Her sabah uyandigimda "artik $u Mustafa Akyol'un sitesine bir$ey yazmiyayim bugun, yazacagimi yazdim diyorum" kendi kendime, fakat buraya postalananlari gorunce parmaklarim isyan ediyor ve:

"Yaz Dotuuuuum!
Yaz siteye bir daha
Tut defteriii, kitabiii
Sari Cizmeli Mehmet Aga
Bir gun odeer hesaaabii"

diyor;->>

Saygilarimla,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 17, 2010 12:47 AM

GS demişsiniz ki: "Biliyor musunuz, bircok Musluman toplumlarda kadinlar ya$landikca tesettur kurallari gev$etilir, sizinkilerin tamamen aksine;->>."

Bu ifadenizden Arabistanda ihtiyarların çıplak gezdiği anlaşılıyor:)) Eh, benim ülkem onlardan daha muhafazakar anlaşılan. Ortak ahlak anlayışı şehrin göbeğinde çıplak gezmeye izin vermiyor.

Gene şu ifadeye yer vermişsiniz:"sizin gibi $urasi burasi porsumu$, ya$i gecmi$, i$i bitmi$ kadinlar..."

Erkekler ihtiyarlayıca şurası burası pörsümüyor, yaşı geçmiyor, işi bitmiyor mu? Protokol nerde kaldı? Siz daha işin başında kadın-erkek ayrımcılığına giriştiniz!

Yazan: Frkn Tarih: March 17, 2010 10:27 AM

Emre'ye

Gerekeni söyledim. Allah'a inanip O'na teslim olmadikca
müslüman kadinin kurtaricisi olamazsiniz. Siz ancak
ateist kadinlarin kurtaricisi olmaya calisabilirsiniz. Ama
onlarin da kurtaricisi olamazsiniz. Cünkü gecerli bir dininiz
yok. Gecerli bir dininiz olmadikca da siz, hic bir seysiniz.
Isterseniz bütün bilim ve felsefeleri yutmus olun. Ölümü
öldürmeyen, ebediyet buldurmayan bilim ve felsefeye de
ben, bilim ve felsefe demem. Bilim ve felsefe, ancak
Allah'a götürüyorsa bilim ve felsefedir. Yoksa onlar hic bir
seydir. Allah'a teslim olus her seyin üstündedir. Allah'a
teslim olan, üstün olur. Siz bu üstünlügü begenmezseniz,
o da sizin keyfinizdir. Yarin sizin Büyük Yaratici'niz sizi
tekrar diriltip "Bana ne getirdin" dediginde: "Keyfimi getirdim"
derseniz, cehenneme atilirsiniz. Cünkü siz bir "yaratik"siniz!
Yaratik olanlar, keyfini degil, ancak Yaratan'a inanc ve teslimini
getirirlerse kurtulusa ererler. "Bunlar safsatadir" diyenlerin
dedikleri, ölümü öldürmedikleri ve evrenin yaraticisi olmadiklari
müddetce kiymetsiz ve gecersizdir.

Yazan: Hakperest Tarih: March 17, 2010 12:09 PM

"Gecerli bir dininiz olmadikca da siz, hic bir seysiniz...Bilim ve felsefe, ancak Allah'a götürüyorsa bilim ve felsefedir...Allah'a teslim olan, üstün olur."

Din size yaramamis. Bu satirlarla zihniyetinizi gayet guzel teshir ediyorsunuz.

"Cünkü siz bir 'yaratik'siniz!"

Ben miyim erkeklere hayvan muamelesi yapan?

Yazan: emre Tarih: March 17, 2010 6:12 PM

Bay Emre,

"Din size yaramamis. Bu satirlarla zihniyetinizi gayet guzel teshir
ediyorsunuz. Ben miyim erkeklere hayvan muamelesi yapan?"
dediniz.

Erkekleri hayvanlastiran ben degilim. Belki Kemalist dayatmaci
yasalarin dogurdugu sonuctur! Ne dersiniz?

Cünkü müslümanlara Islâm disi yasalari dayattiginizda o dinin
erkekleri ve kadinlari ne hale gelir? Ne hale geldiklerini görüyoruz!
Onlarin aci hallerine daha ne kadar seyirci kalacaksiniz? Veya:
"Bizim seküler yasalarimiza boyun egmeye mecbursunuz"
demeye devam mi edeceksiniz? Bu insanlik disi dayatmalarin
son bulmasi gerekmiyor mu?

Bizim dinimiz bize cok iyi yariyor. Ama sizin ateist ve ataist
ideolojiniz size hic yaramiyor. Cünkü o ideolojiniz (daha dogrusu
"dininiz")in dayatmalari, müslümanlari insanliktan cikariyor!

Siz bir "yaratik" degil misiniz bay Emre? Yoksa Allah'in ilahlik
koltuguna kendinizi mi oturttunuz? Sizin gibi dogumlu ve ölümlü
bir aciz hic o koltuga yakisiyor mu? Ömür treninizin kabir
istasyonuna yaklasmakta oldugunu farkediyor musunuz?
Kendinizi yokolustan kurtaracak bir care buldunuz mu?

Bunlara, ölümün sicakligini hissederek cevap verin. Ayrica
insanin tek derdi "ölüm ötesi" degildir. Ayrica bir de "hayat"
meselesi vardir. Bu güzel hayati kime borclusunuz acaba?
Tesekkürünüzü maddenin atomlarina mi yapacaksiniz. Yoksa:
"Tesekkür etmem mi lâzim" deyip, isin icinden mi cikacaksiniz?

Siz, "insan"siniz, bay Emre, "insan"siniz, hayvan degil! Aklinizi
cöpten cikarin lütfen...

Yazan: Hakperest Tarih: March 18, 2010 1:52 PM

Nilgun Hanim dedi:
"Erkekler ihtiyarlayıca şurası burası pörsümüyor, yaşı geçmiyor, işi bitmiyor mu? Protokol nerde kaldı? Siz daha işin başında kadın-erkek ayrımcılığına giriştiniz!"
Nilgun Hanim ben size hatirlatmak icin oyle dedim, siz "ah $oyle bu ya$ta olsun ciplak, ciplak salina, salina bir gezebilsem" dediniz, bir erkek dese ayni $eyleri soylerdim;->>
Nilgun Hanim unutmayin daha Protokol'a imza atmadiniz. Kaldi ki ben durumu erkekler acisindan degil kadinlar acisindan onunuze sergiledim, bu durumun sizin gibi ya$ini ba$ini almi$ olgun ki$iler icin hic de avantajli olmiyacagini bir ba$ka dille belirttim. Uzulmeyin, erkekler de ciplakliktan yana olsalar onlarda ayni dezavantajda olurlardi;->

Nilgun Hanim dedi:
"GS demişsiniz ki: "Biliyor musunuz, bircok Musluman toplumlarda kadinlar ya$landikca tesettur kurallari gev$etilir, sizinkilerin tamamen aksine;->>."

Bu ifadenizden Arabistanda ihtiyarların çıplak gezdiği anlaşılıyor:))"
yo ben akrabalarimdan bile oyle gordum, ama yari ciplak gezdiklerini degil. Annemi. Babami ciplak gormek istemezdim dogrusu, tene$ir tahtasinda bile olsa, siz ister miydiniz?Hatirlarsaniz "Afrika'daki ciplaklar bile yabanci birilerini gorunce ormana kaciyorlar" demi$tim.
Siz gelin Protokol'a Sevim Hanim'a inat imzayi bastirip Ya$li Ciplak Kadinlar SPEE'si kurun, gencleri araniza almayin, sizi ilk kudsayan ben olayim;->>>

Saygilarimla,
Grand Sen~or.


Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 19, 2010 3:26 AM

Sayin Hakperest,

Siz kadin ve erkeklerin cinsel durtulerine hakim olamadiklarini soylemekle ("Eger kadin, barut hükmünde olan bedenini erkek ateşi karsisinda acikta birakirsa, erkegin kivilcimlari kadin barutunu patlatir.") insanlari diger hayvanlardan farkli kilan irada, oz denetimi reddediyorsunuz. Resit kimseler davranislarindan sorumludurlar. Cinsel durtuler dahil.

"Yaratik" sifatini herkese (kendinize de) yakistirirsaniz tamam ben de sizin gibi bir yaratigim. Ne kastettiginize bagli...

Eger kendinize hakim olamayacaksiniz (veya oyle bir erkek taniyorsaniz), soyleyin onlari polis denetimi altinda tutalim da topluma zarar vermesinler.

Annem ve babam sayesinde dunyaya geldim. Olsa olsa onlara borcum olur, ama onlara da borclu degilim zira kimse bana dogup dogmak istedigimi bana sormadi, dolayisiyla bir borctan soz etmek mumkun degil. Ozetle kimseye borcum yok.

Hayatimi ecel korkusuyla geciremem, kusura bakmayin. Bu hayatta yapacak isim var. Sizin gibi olsem de kurtulsam demiyorum.

Sağlıcakla,

Yazan: emre Tarih: March 19, 2010 3:27 AM

Nilgun Hanim dedi:
"Protokol nerde kaldı? Siz daha işin başında kadın-erkek ayrımcılığına giriştiniz!"
Nilgun Hanim Protokol "kadin-erkek ayirimciligi" yapamazsiniz/yaparsiniz demiyor. Bu SPEElerin bilecegi bir konu. SPEEleri olu$turanlar kendi yasalarina gore bu konulari duzenlerler. Ama Protokol'un kurali bu yasalari kabullenmeyenlere seko-fa$olarin yaptigi gibi zorla dayatamazlar.
Ama bu demek degildir ki SPEEler birbirlerini ele$tiremezler, ele$tirebilirler ancak yasalarini dayatamazlar. Mesela siz bir Ya$li Ciplak Kadinlar SPEEsi kursaniz, Car$aflilar SPEE'sini ele$tirebilirsiniz, onlar da sizi ele$tirebilir ancak birbirinize zorla ciplakligi/car$af giymeyi dayatamazsiniz. I$te boylece SPEEler arasinda serbest bir rekabet ortami olu$turulmu$ olur, hangi SPEE kendi hayat tarini en guzel bir$ekilde sergiler digerlerinin ozenini kazanirsa o SPEE(ler) revacta olur, herkes o SPEE(lere) uye olmak icin can atar. Yani siz sekularistler eger yasalarinizin evrenselligine/bilimselligine bu kadar guveniyorsaniz, kim bilir belki SPEEsel duzende de en revacta bir SPEE olabilirsiniz. Ayni $ekilde Muslumanlar da cogunlugun guven, saygi ve sevgisini kazanacak yasal bir sistem geli$tirip cekici SPEEler olu$turabilirlerse kendi yasalarini digerlerine zorla dayatmadan bari$ ve guven icinde insanlari kendilerine cekebilirler, insan-i kamil'i gercekle$tirecek SPEEler olu$turabilirler. Bu siteye yazanlarin Protokol'a "evet" dememelerine bir neden goremiyorum - $undan ba$ka:
Sekularo-fascistler size (bottomless cup of) dipsiz bir bardak dolusu ki$isel ozgurlukler serabi sunmu$, iciyorsunuz, iciyorsunuz kanmiyorsunuz, ictikce susuyorsunuz, susadikca iciyorsunuz, gozunuz ba$kabir$ey gormuyor, kulaginiz ba$ka bir $ey duymuyor.

Saygilarimla,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 19, 2010 8:32 AM

Artık şu Cumhuriyet yönetiminin kadını zorla açarak baskı altına aldığı ZIRVASINA bir son verin. Bunu çok MALZEME yaptınız. Bunu kadını erkekle eşit düzeye çıkarmasının, seçme seçilme hakları kazandırmasının, eğitim hakkı sağlamasının bir bedeli olarak düşünün isterseniz. Yani kadına getirilen iyileştirme ile götürdüklerini karşılaştırın bir kere de!

CUMHURİYET YASALARI OLMASAYDI KADINLAR O ÜNİVERSİTELERE KARŞIDAN BİLE BAKAMAZDI. Son yılların her iki taraftan gelen tepkisel haraketleri hariç Cumhuriyette kadının üniversiteye girememesi diye bir sorun olmadı.

Yazan: Frkn Tarih: March 19, 2010 10:02 AM

Bay Emre,

Irade ve öz denetimi reddetmiyorum. "Insanlarin sosyolojik,
psikolojik ve sexolojik gerceklerini görün" diyorum. Eger siz
bu gercekleri görmezden gelerek kadinin örtüsüne mudahaleye
devam ederseniz, o zaman erkekte otokontrol diye birsey
kalmaz. Kalmadigini da cereyan eden olaylar apacik gösteriyor.

Eger kadinin örtünmesini reddetmeye devam ederseniz,
siz söyleyin: Kadini mi eve hapsedelim, yoksa kadinlara
saldirisini önlemek icin erkekleri mi eve hapsedelim? Bunun
ikisine de razi olmazsiniz degil mi? Biz de razi olmayiz! Ikisi de
eve hapsolmamali. Fakat Anadolu kadini ve namusuna önem
veren diger milletlerin kadinlari, erkegin sosyolojik, psikolojik,
ve sosyolojik gerceklerini bilip sezdikleri icin, onlarin
saldirilarindan korunmanin en iyi yol ve caresinin örtünmek
ve acik-sacikligi terketmek oldugunu kabul etmisler ve
geregini yerine getirmislerdir. Bu geregi kabul etmeyen acik-sacik
kadinlar ise, erkek saldirisina acik kalmislardir ve kalmaktadirlar.
Cünkü erkegin otokontrolünün de bir siniri vardir. Kadin hem
erkegin önünde acik-sacik haliyle arz-i endam edecek,
erkek de ona bakmayacak, laf atmayacak, onu tavlamak icin
pesine düsmeyecek veya taciz etmeyecek! Nereye kadar olacak
bu? Maalesef erkeklerin cogunlugu "kendine hâkim ol" emrine
uyamiyor, acik-sacik avratlari gördügünde felegini sasiriyor!..
Ve sonucta atesle barut infilâk ediyor. Tabii en cok kadinlar
zarar görüyor. Ama yüzde yetmislik Anadolu kadini, örtünerek
bu tuzaga düsmekten kurtuluyor. Simdiye kadar kimse bu ise
daha iyi bir care bulmus degil. Kadin ve erkegin yaradilis
gerceklerine göz kapayarak bir yere varamazsiniz. Siz göz
kapasaniz da, gercekler hükmünü icra etmeye devam eder.

"Kimse bana dogup dogmamak istedigimi bana sormadi.
Dolayisiyla kimseye borcum yok" diyorsunuz. Emin misiniz?

Eger sizin ezeli bir ruhunuz olsaydi, o zaman yüce Yaratici size:
"Sana güzel bir beden ve varlik vereyim mi?" diye sorardi. Ama
siz ezelî bir varlik olmadiginiz ve ortada "siz" diye bir kimse
bulunmadigi icin Allah da, varolmayan sizin görüsünüzü almadan
sizi yarativerdi. Ama ruhunuzu varettikten sonra şunu sordu:
"Ben sizin Rabbiniz degil miyim?" Sizin ruhunuz da: "Evet
Rabbimizsin" dedi. Fakat siz bunu hatirlamazsiniz.

Demek, siz bir "yaratik"siniz ve "Yaratan"a borclusunuz. Eger
ortada "KUR'AN" diye bir Kitap olmasaydi, biz de sizin "borcsuz"
oldugunuza inanacaktik. Maalesef(!) ki, ortada "Acik Bir Kitap" var.
Ve Kur'an isimli bu Kitap, sizi "borclu" cikariyor. Borcunuz ise:
Allah'a inanc, teslim ve tesekkürdür. Bu tesekkürü yapmadikca
da "Gercek Insan" olamiyorsunuz.

Evet siz, bizim gibi "ölsem de kurtulsam" diyemezsiniz. Cünkü
biz ölsek, ebedî bir hayatimiz, öte dünyamiz var. Ama sizin bir
baska dünyaniz yok. Ölümünüzle hersey biter. Ama Kur'ana
inanirsaniz, ölümünüzle hersey yeni baslar, sönümsüz bir
gercek hayata gecersiniz. Ama sizin inanmamanizla da
o hayat yok olmaz. Cünkü evren varsa, Allah da vardir.
Allah varsa, ötedünya da vardir. Ötedünya varsa,
cennet ve cehennem de vardir. Cennet ve cehennem varsa,
siz de bunlardan birisine konuksunuz. Inanmis ve iyilikci
olmussaniz cennetlik, inkâr etmis ve kötülükcü olmussaniz
cehennemliksiniz. Nasil sizin göz kapamanizla evren
yok olmazsa, inkârinizla da Allah yok olmaz.

Beni görmediginiz halde, yazilarimdan ve sözlerimden:
"Karsimda bir Ali veya Veli var" diyorsunuz ve varligima
inaniyorsunuz. Eger sizin vücudunuz nitrojen ve oksijen gaziyla
calisiyorsa, karsinizda ve ötenizde beden benzininizi imal
eden veya yazan, gönderen görünmezdeki Kimse'nin varligini
bilmeli ve anlamalisiniz. "Benim beden gazim, yeryüzünde
veya evrende imal ediliyor" derseniz, ben de derim: "Onu imal
eden Kim?" Sizin bilgisayarda yazdiklarinizi, sizin elleriniz
yazmiyor. "Siz" ellerinizle onlari yaziyorsunuz. Yani ruhunuzun
emriyle harekete gecen kalp ve aklinizin bilgi ve istegiyle
elleriniz isliyor. Evren "elleri" veya "makinalari"nin kalp (istek)
ve akli (bilgi) ve ruhu (Yaratici) KIM? N'olur: "Madde, enerji,
tesadüf ve evrim" demeyin! Senyör Grand'in ellerini isyan
ettirmeyin...

Yazan: Hakperest Tarih: March 19, 2010 2:32 PM

Nilgun Hanim dedi:
"CUMHURİYET YASALARI OLMASAYDI KADINLAR O ÜNİVERSİTELERE KARŞIDAN BİLE BAKAMAZDI. "

Ya Nilgun Hanim ne demezsiniz $imdi Ba$ortulu Kizlar sumugunu cekerek kar$idan olsun bakabiliyorlar;->>

Nilgun Hanim dedi:
"Artık şu Cumhuriyet yönetiminin kadını zorla açarak baskı altına aldığı ZIRVASINA bir son verin."
Nilgun Hanim EVREN'in yasalarina gore "Ba$ortusu takan Universiteye giremez" diyor bu acilmaya zorlamak olmuyor mu? Ama EVREN hikmetinden sual olunmaz;->>
Acilmak dediniz de gelelim yine Protokol'u bir an icin kabul edip Ya$li Ciplak Kadinlar SPEEsi kurdugunuza...farzedinki oldunuz, simdi sandukaya grand tuvalet giyinmi$ olarak mi yatirilmak istersiniz, yoksa geldiginiz gibi gitmek mi istersiniz? Geldiginizden bu yana buyukce bir fark olacak ya neyse;->
Kafami kurcalayan bir ba$ka sorun daha var, $imdi farzedelim ki sizin SPEE birkac milyon yil ciplaklik kurallarina gore ya$amini surdurdu, acaba bu durum Evrim'i geri dondurup bu ciplakligin ortulmesi icin maymunlarda oldugu gibi ciplak kadinlarin bir yerlerinde tuy bitmesine yol acar mi?
Ku$lara bakiyorum ciplak geliyorlar fakat sonradan tuyleniyorlar, maymunlara bakiyorum onlarda oyle gibi, ama en modern(?!) ulkelerde insanlara bakiyorum ciplak geliyorlar, ciplak ya$iyorlar fakat giderken cilali pabuclarini bile arkada birakmiyorlar;->>
bi tuhaflik var ama nerede;->>
Nilgun Hanim olu$turacaginiz SPEE'niz icin anayasaniz hazir mi?
bakin $oyle ba$liyabilirsiniz:
Madde 1. Kendilerini 45 ya$indan kucuk hissedenler bu SPEE'ye uye olamaz.
(agir bir madde gercekte 55 ya$ina gelmi$ kadinlari bile uyelikten engelliyecek kadar agir bir madde;->>)

Saygilarimla,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 19, 2010 5:55 PM

Sayin Hakperest,

Irade ve öz denetimi reddetmediginizi soyledikten hemen sonra "Insanlarin sosyolojik, psikolojik ve sexolojik gerceklerini görün" diyorsunuz. Bu sozde "gercekler" de "erkegin otokontrolünün de bir siniri" olmasiymis. Gercekten de erkeklerin kadinlari gorup raydan cikmalarini olagan karsiliyorsunuz. Iste budur erkekleri hayvanlastirmak.

Eger erkekler kadinlari taciz ediyorsa cozum erkekleri egitip yeri geldiginde cezalandirmaktan gecer. Kadinlari kilikla veya eve hapsetmek kadar sacma bir cozum dusunemiyorum. Siz resmen sucluyu aklayip magduru cezalandiriyorsunuz.

---

Eger sizin ezeli bir ruhunuz olsaydi, o zaman yüce Yaratici size: "Sana güzel bir beden ve varlik vereyim mi?" diye sorardi.

...diye baslayip garip bir sekilde suna bagladiniz:

Demek, siz bir "yaratik"siniz ve "Yaratan"a borclusunuz.

Kusura bakmayin ama bu sacmaligin daniskasidir. Bir tanrinin dogmadan once size "Sana güzel bir beden ve varlik vereyim mi?" diye sormasi mumkun mu? Ben hic bir tanridan bir talepte bulunmadim ki lutfedildigi icin sukredeyim. Ruhumla "Evet
Rabbimizsin" demisim de bunu hatirlamiyor musum? Ne guzel ya, ruhum benden habersiz ilahi bir iletisim hatti kurmus.

Yazinizin geri kalan kismi da hatalar icermektedir ama konuyu (ortunmek) daha da dagitmamak icin geciyorum.

Yazan: emre Tarih: March 19, 2010 8:56 PM

'Herşeyin bir Yaratıcısı olmalı' derseniz, size o halde Yaratıcı'nın yaratıcısı kim/ne diye sorarlar. Yaratıcısı olmayan bir Yaratıcı ortaya koyduğunuzda ise 'herşeyin yaratıcısı olmalı' ifadenizi kendiniz çürütmüş oluyorsunuz.

Yazan: Frkn Tarih: March 19, 2010 11:52 PM

Bir diğer deyişle, Tanrı kendi-kendine var olabiliyorsa, başka bir şey de, örneğin, Doğa da kendi kendine var olabilir.

Yaradan Yaratık farkı teologların temellenmemiş saçmalıklarından birisidir. Yaratık eğer Yaradanın üflemesiyle hayat buluyorsa, o takdirde aralarında 'mahiyet' farkı kalmaz. Yaratık Yaradanın mahiyetinden olduğunda, yani Yaradanın nefesini/ruhunu içinde taşıdığında ise onlar özdeş olurlar ve Yaratığın, Yaradandan bağımsız özgür iradesi kalmaz. Özgür irade yoksa, suç ve ceza olmaz. Dolayısı ile cennet hayaldir.

Yazan: Frkn Tarih: March 20, 2010 12:17 AM

Sultan Emre buyurdu:
"Ne guzel ya, ruhum benden habersiz ilahi bir iletisim hatti kurmus."
Bakiniz Sultanim bendeniz sizi bu "ruh" konusunda da bir guzel aydinlatayim ki Hakseverin palavralarina kar$i palavrayla cikmaya cali$mayasiniz, $imdi siz bunlari bilirseniz, emin olunuz ki Haksever dahi sizden fazlasini bilebilecek degildir:

002.087 ...and We gave Jesus, the son of Mary clear signs and supported him with Ruh-al-Kuds..
(beyyinat, Ruh-al-Kuds)
002.253 ...We gave Jesus, the son of Mary clear signs, and supported him with Ruh-al-Kuds..
004.171 ...indeed the Messiah Jesus, the son of Mary is the messenger of Allah, and His word which He infused into Mary, and a ruh from Him...
(kelime, ruh)
005.110 When Allah said: Jesus, the son of Mary, remember my blessings over you and your mother when I supported you with Ruh-al-Kuds...with my izn...
(ruh-al-kuds,izn)
016.002 He sends the angels with the ruh from His amr (command) upon whom He will among His servants to warn mankind...
(melaike, ruh, amr)
016.102 Say: From your Sustainer, Ruh-alKuds brought it down with reality/truth, to support the believers, and as a guidance and good news for those who surrender.
(ruh-al-kuds, hak, nazzala)
017.085 They will question you about the ruh. Say: ruh is the amr(command) of my Sustainer. You have not given the knowledge of it except a little.
(ruh, amr)
026.192 And indeed it is what the Sustainer of the worlds has sent.
026.193 With it; He sent down the ruh trustful.
(ruh-ul-amin)
040.015 The giver of higher levels, owner of the Throne, infuser of the ruh from His amr upon any of His servants He wills to warn of the day of meeting.
(ruh, amr, yulki)
058.022 ...they are the ones whose hearts Allah inscribed the faith and they are supported by ruh from Him...
(ruh)
070.004 The angels and the ruh ascend towards Him in a day the measure of which is fifty thousand years.
(malaike, ruh)
078.038 On the day of rising when the ruh and the angels stand arrayed, no one will speak except who are given izn by the Beneficient, and who speak right.
(malaike, ruh)
097.004 On the night, the angels and the ruh descend, from all amr, with the izn of their Sustainer.
(ruh, amr, izn)
042.052 Thus We have revealed to you a ruh from Our amr...
(ruh,amr)
019.017 And she had chosen seclusion from them, and We sent her our ruh and it in it assumed for her the likeness of a perfect man.
(ruh, arsalna)
021.091 And she that kept herself pure. We blew into her from Our ruh, and We made her and her son a sign for the worlds.
066.012 And Mary, the daughter of Imran, who kept herself pure, We blew into her from Our ruh..
032.009 And then We gave him shape and blew into him from His ruh. He made for you ears and eyes and mind(heart). How little you are thankful.
015.029 And when I gave him shape and blew from My ruh into him, prostrate for him.
038.072 And when I gave him shape and blew from My ruh into him, prostrate for him.

demekki neymi$ Sultanim "allah insana ruhundan uflemi$". $imdi siz bu size uflenen ruh'dan haberdarmisiniz, degilmisiniz bilinmez, ama ruhunuz siz uykuya dalinca ATTA'ya gidiyor, uyaninca geri geliyor, geri gelmeyince siz mevta oluyorsunuz Sultanim, ruhunuz da O'na donuyor. Mah$er gunu geldiginde de ruhunuza yeni bir beden bah$ediliyor, sonra size bu dunyada i$leyegeldiginizden Ahret suali soruluyor ki sormayin. Hani demi$tiniz ya Sultanim "Dunyada benim yapacagim i$ler var" i$te o i$lerden sual olunuyorsunuz. Sultanim bendeniz bu yapacaginiz i$lerin ne oldugunu bilemem, ama gordugum kadariyla Geyik Muhabbeti yapiyorsunuz. Mntik bilmiyorsunuz Sultanim Mantik. Hatirlar misiniz Yuan-i Kadiim'in feylesoflari bu Mantik denen bilimi sizin gibi, Haksever gibi, diger bircoklari gibi safsata ureten sofistlerin cenesini kapamak icin icat etmi$lerdi. Bu i$leriniz arasina bir de Mantik ogrenmeyi siki$tirsaniz isabet buyurmu$ olursunuz Sultanim.

Saygilarimla Sultanim,
Grand Sen~or.


Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 20, 2010 12:23 AM

Bay Emre,

"Eger erkekler kadinlari taciz ediyorsa cozum erkekleri egitip
yeri geldiginde cezalandirmaktan gecer" diyorsunuz.

Ben de diyorum: Peki, bu erkekler 50 veya yüzyildan beri
egitilmiyor mu? Yeri geldiginde cezalandirilmiyor mu? Ikisi de
yapiliyor degil mi? O halde bu erkeklerden bir kismi nicin
hâlâ kadin ve cocuklara musallat oluyor? Nicin her ikibucuk
dakikada bir kadin veya cocuk tecavüze ugruyor? Demek ki,
kendini kontrol edemeyen erkekler var.

Simdi bu aci gercekler karsisinda kadin kendini korumasin mi?
Ve müslüman bir kadin örtüsünü nicin terketsin?

Sonuc olarak: Kadini siz yaratmadiniz. Kadini kim yarattiysa,
onun koruyucusu da O'dur. Kadinin nasil giyinmesi gerektigini
de ancak O belirler. Bu durumda siz elbette zulüm gören bir
kadinin yardimina kosabilirsiniz. Fakat müslüman bir kadinin
örtüsüne karisamaz ve onu örtüsünden soyamazsiniz. Böyle
bir seyi kendinize hak gördügünüz takdirde, benim de sizin
karinizin veya kizinizin basini örtme ve onlarin acik-sacikligini
engelleme hakkim dogar.

Erkekler ne zaman meleklesirse, müslüman kadin da ancak
o zaman örtüsünü terkedebilir. Siz erkekleri meleklestirmeyi
basardiginiz zaman, lütfen haber verin, biz de gerekeni yapalim.

Ve, kendi keyfinize göre bir dünya ve düzen kuramayacaginizi
anlamalisiniz artik.

Ikinci konu:

"Ben hic bir tanridan bir talepte bulunmadim ki lutfedildigi icin
sukredeyim" diyorsunuz.

Yazdiklarimi okumadiniz mi? Yoksa anlamiyor musunuz?
Dikkat ederseniz: "Eger sizin ezeli bir ruhunuz olsaydi" dedim.
Fakat siz, insanin ruh ve bedenden meydana getirilmis bir varlik
olduguna inanamadiginiz icin yazdiklarimi anlayamiyorsunuz.

Siz var olmadan önce bir "yok"tunuz. Yoklukta olan biri nasil
talepte bulunabilir? Siz bir cümleyi yazarken, o cümle sizden
"lütfen beni yazin" diye bir talepte bulunabilir mi? Siz o var
olmayan cümleden bir talep bekler misiniz? Yoksa kendi
isteginize uygun olarak onu yaziverir ve var ediverir misiniz?
Iste siz de, bir cümle gibi "var edilivermis" bir varliksiniz. Yani
bir "yaratik"siniz.

Sizin bir robot yarattiginizi farzedelim. Sizin yaratiginiz olan
bu robota; ruh (yani hangi fiil ve hareketleri yapabileci
belirlenmis bir program ve bilinc), sonra akil, bilgi, kudret ve
enerji verseniz ve sonra akil sahibi bu varliga deseniz ki: "Seni
ben yarattim. Bana hizmet etmek zorundasin ve tesekkür
borclusun". Bu robot da: "Beni yaratirken, bana sordun mu?
Ben sana hic birsey borclu degilim" dese, ne yaparsiniz?

Iste siz de bu robot gibi bir varliksiniz. Yani size (bizce kimin
verdigi mâlûm olan) bir hayat ve beden verilmis ve dünyanin
tepesine bir kral ve kralice gibi oturtulmussunuz. Ama
oturdugunuz hayat tahtinin üzerinde ahkâm kesiyorsunuz: "Ben
hic kimseye borclu degilim!" Gercekten borclu degil misiniz?
Ama Kur'an, "borclu" oldugunuzu ilân ediyor. Tabii, "ben ona
inanmam" deyip, pacayi simdilik yirtabilirsiniz. Ama simdilik!
Bu hayatin bir de "ötesi" var. Inanmasaniz da bu öteye
gececeksiniz ve hesap vereceksiniz. Sizin inkâriniz
onu yok etmez. Ey ölümü öldüremeyen ve dogumlari
durduramayan bay Emre! Gücünüz yetiyorsa, ölmeyin.
Ölmeyin de, "hesap"tan kurtulun...

Yazan: Hakperest Tarih: March 20, 2010 4:29 PM

Nilgun Hanim dedi:
"'Herşeyin bir Yaratıcısı olmalı' derseniz, size o halde Yaratıcı'nın yaratıcısı kim/ne diye sorarlar."
Nilgun Hanim boyle sorduklarinda da:
"Allah bir $ey mi de boyle bir soru soruyorsunuz?" dersiniz.
Allah her $eyi bir olcu ve ecelle yaratmi$tir.
I$te onun icin bir $ey icin var/yok kelimelerini anlamli olarak kullanabiliriz. Fakat Allah bir $ey olmadigindan Allah icin var/yok demek anlamsizdir.
Nilgun Hanim yaratilmi$ bir $ey'e neden inanasiniz ki? Putperest misiniz?

Saygilarimla,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 20, 2010 9:59 PM

Sayin Hakperest,

Herhalde dunyayi pek gezmisliginiz yok. Gezmis olsaniz gorursunuz ki Islami ulkelerde kadinlar Muslumanlar tarafindan tecavuz edilmekte, taslanmakta, asit banyosuna tutulmakta, ve genel olarak taciz edilmekte. Ustelik bunu genellikle kocalari yapiyor, ve kimseden yardim isteyemiyorlar cunku evlendikten sonra kadin kocasinin mali sayiliyor. Korunmaya muhtac kit zekali bir "cicek".

Batiya gittiginizde hic sokaga cikma firsatiniz olursa hayatin size anlatildigi gibi olmadigini gorursunuz. Gercekler aci degil, gayet tatli. Karanlikta issiz yerlerde basiniza bir sey gelebilir, ama bu dunyanin her yerinde gecerlidir. Ortu bir zirh degildir; Islami ulkelerde de kotu seyler olur. Dolayisiyla kadinlari kilikla ve eve hapsetmek saglikli bir cozum degildir.

Bir kere kadinlar ve erkekler anneleri ve babalari tarafindan yaratilmaktadirlar... Tanri, insanlar dahil olmak uzere butun canlilari ciplak yaratarak nasil giyinmemiz gerektigi konusundaki gorusunu acikca bildirdi. Yani bildirmedi; istedigimiz gibi giyiniriz. Istemezsek giyinmeyiz. Milyonlarca yil boyunca giyinmedik, simdi giyiniyoruz. Diger hayanlar giyinmiyor. Tanrinin cok ipledigi bir konu olmasa gerek...

Tekrar soylemis olacagim, ama ortunmek Islama gore farz degildir. Islamiyetten cok once baslamis bir gelenektir sadece. Bunu biliyor musunuz? Butun bunlarin isiginda, kadinlarin ortunmesini desteklemek icin bir sebep kalmiyor degil mi?

Erkeklere guvenmiyorsaniz onlari eve atalim, kadinlar ve cocuklar rahat dolassin. Cezayi suclular cekmeli, magdurlar degil. Bunu kac kere anlatmaya calistiysam da basarili olamadim...

Sacma gerekcelere göre bir dünya ve düzen kuramayacaginizi anlamalisiniz artik.

---

Ikinci kisimdaki iddialariniz gercekten akla zarar. Mesela:

'Siz var olmadan önce bir "yok"tunuz. Yoklukta olan biri nasil talepte bulunabilir? Siz bir cümleyi yazarken, o cümle sizden "lütfen beni yazin" diye bir talepte bulunabilir mi? Siz o var olmayan cümleden bir talep bekler misiniz? Yoksa kendi isteginize uygun olarak onu yaziverir ve var ediverir misiniz? Iste siz de, bir cümle gibi "var edilivermis" bir varliksiniz. Yani bir "yaratik"siniz.'

Butun mesele de bunun sacmaligi zaten. Var olmayan bir sey talepte bulunamaz, var olduktan sonra da bir baskasinin var etmeye karar verdigi icin sukranlik duyamaz. Abes otesi ...

Ister beni insanlar yaratmis olsun, ister robotlar, ister bir tanri, sonuc ayni: sukranlik soz konusu degildir.

'Ama Kur'an, "borclu" oldugunuzu ilân ediyor.'

Galiba inanciniz burada kaynaklaniyor, cunku saydiginiz gerekcelerin en ufak bir mantigi yok. Kuran ilan ettiyse sizin icin mesele kapanmistir. Sacma olsa bile.

Iyiligimi dusundugunuz icin tesekkur ederim, ama dogal bir olumden korkum yok. Olmemiz gerekiyor ki yeni nesillere yer acalim, yoksa kaynak kitligindan birbirimize gireriz.

Yazan: emre Tarih: March 20, 2010 11:08 PM

Nilgün hanim'a,

Ben sizi cehenneme ugurlamistim. Artik sordugunuz "Allah'i kim yaratti"
seklindeki sualinizin cevabini da orada alirsiniz. Ama istikametinizi
degistirip cennete girmeniz de mümkün. Bunun icin de; Allah'in ezelî
bir Varlik oldugunu ve yaratilamayacagini kabul etmeniz ve O'na inanip
teslim olmaniz gerekir. Secim sizin!

Yazan: Hakperest Tarih: March 21, 2010 1:33 PM

GS diyorsunuz ki: "Allah bir $ey olmadigindan Allah icin var/yok demek anlamsizdir."

Agnostik oldunuz galiba :))

NERDEN BİLİYORSUNUZ? Kuran Allah'ı bir ŞEY gibi naklediyor. (Eli olan/işiten/gören/hile yapan/tuzak kuran/lanet okuyan/emir veren/güne ait itaate hayali bir başka dünyada mükafat vadeden, en KOMİĞİ ise sanki HER YERDE değilmişcesine peygamberi Miraç'la kendisine yükselten SÜPERMEN gibi...)

Tanrı her yerde diyorlar ama nedense onunla iletişim kurmak için bir dağa çıkmak, ya da gökte yükselmek gerekiyor. Hz. Musa da vahiy almak için dağa çıkmıştı. Sanki Tanrı HER YERDE değilmişcesine. Bu kutsal kitaplar mantıksızlıklarıyla beni çileden çıkarıyorlar.


Yazan: Frkn Tarih: March 21, 2010 6:29 PM

Bay Emre'ye,

Bu tartismanin sonu yok. Gerekeni söyledigimi saniyorum.
Farkli dünyalarin insanlariyiz. Birbirimizin düzenini begenmemiz
mümkün degil. En iyisi, sizinki size kalsin, bizimki de bize kalsin.
Fakat ataist ve ateist bir rejimin dayatmalarini da kabullenemeyiz.
Bu dayatmalari ortadan kaldirmaya kararliyiz. Dayatmalarin
ardindan cekiliniz. Yoksa ezilirsiniz!

Artik sizi, senyör Grand'in isyankâr parmaklarina havale etmek
zorundayim. Baris icinde yasamak isterseniz, dayatmaciliktan
vazgeciniz. Zira, ataist ve ateist devir sona erdi. Simdi basliyor:
KUR'ANIST DEVIR! Bu düzende, kadinlarin basi zorla acilmaz
ve kapanmaz.

Yazan: Hakperest Tarih: March 21, 2010 6:55 PM

Nilgün hoca,

Siz cileden cikmaya devam edin.
Sizin cileleriniz ancak cehennemde
sona erer. Benden duyurmasi...

Yazan: Hakperest Tarih: March 21, 2010 6:57 PM

Nilgun Hanim dediniz ki:
"NERDEN BİLİYORSUNUZ? Kuran Allah'ı bir ŞEY gibi naklediyor."
Kur'an "$ey"'i gayet acik orneklerle belirliyor. Gozlerinizi acarak okumanizi tavsiye ederim.

Nilgun hanim dediniz ki:

bakiniz Nilgun Hanim "agnostik" ne bilmiyorsunuz:

"1. somebody denying God's existence is provable: somebody who believes that it is impossible to know whether or not God exists"

Bendeniz "Allah'in varligini" inkar etmiyorum ki. Ben diyorum "Allah vardir/yoktur" demek anlamsizdir. Anlamli olsaydi ben de "Allah'in varligi ispat edilemez" deseydim o zaman bana agnostik diyebilirdiniz. Yani sizin bana "Allah'in varligini inkar ediyorsunuz" demeniz de "Allah vardir/yoktur" demek kadar anlamsizdir. Ayni $ekilde birinin "Allah'in varligini/yoklugunu bilmek imkansizdir" demesi de anlamsizdir. Bir cumle anlamsizsa onun ispatinin mumkun olup olmadigindan soz etmek de anlamsizdir.
Nilgun Hanim ben ne dedigimi gayet iyi biliyorum, siz se Kur'an'da "$ey" kelimesi nasil kullaniliyor bilmiyorsunuz.
Nilgun Hanim ben size yardim edemem, siz Kur'an'in Allah kelami olduguna iman etmiyorsunuz, onun icin de Kur'an'i hakkettigi gibi anliyamiyorsunuz, onu anlamak icin olmadik temel ariyorsunuz. Ama uzulmeyin bu konuda hic de tek ba$iniza degilsiniz Harun Yahya bile sizin safta;->

Sonsuz saygilarimla,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 21, 2010 8:29 PM

Nilgun Hanim dedi:
"Tanrı her yerde diyorlar ama nedense onunla iletişim kurmak için bir dağa çıkmak, ya da gökte yükselmek gerekiyor. Hz. Musa da vahiy almak için dağa çıkmıştı. Sanki Tanrı HER YERDE değilmişcesine. Bu kutsal kitaplar mantıksızlıklarıyla beni çileden çıkarıyorlar."
Nilgun Hanim sizi esas cileden cikaran ne biliyor musunuz?
Allah'in vahyedilmi$ kitaplarini butun bu ele$tirilerinize ragmen inkar edemiyor olmaniz. Yani butun bu ele$tirileriniz size yetmiyor, akletmenizi engelliyemiyor, bu durum sizi ele$tiriye doymaz hallere du$uruyor. Bir kere "bunlar Allah'in kitabi degildir, Musa'nin, Isa'nin, Muhammed'in uydurmasidir bunlar" diye iman tazeliye bilseniz, cileniz bitecek, ruhunuz sukunete erecek, ama ah $u akletme yok mu, iste sizi cileden cikaran O. Grand Sen~or da devamli bu akletmenizi ki$kirttigindan/debe$tirdiginden cilenize cile katiyor. Bakin Grand Sen~or ne diyor:
"Nilgun Hanim! Allah'in Kitaplarini anlamak icin onlara kaynak uydurmaya cali$mayin, kaynak onlardir. Bakin bir bilimsel teori du$unun, boyle bir teoriyi olu$turan aksiyomlar vardir, oyle ki bu aksiyomlarin dogru/yanli$'ligi anlamsizdir. Fakat teori ya i$inize yariyordur, ya da yaramiyordur, onun icin onu kullanmak icin secip secmiyor olabilirisiniz. Nilgun Hanim cileden cikmak icin Mantik ogrenin Mantik;->"

Saygilarimla,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 21, 2010 9:57 PM

Sayin Hakperest,

Kuranizmin ne oldugunu hala tanimlamadiginiz icin baslayip baslamadigina karar veremeyiz. En azindan zorla acmak ve kapamak yokmus. Ona sukredelim.

Umarim Afganistanlilar gibi selamete kavusur, medeni ve tacizsiz bir ulkede yasariz.

(Grand Senyor "Kuranizm" konusunda benim gibi ihtiyatli oldugu icin en iyisi bu konuyu ona havale etmeyin.)

Yazan: emre Tarih: March 21, 2010 10:10 PM

GS demişsiniz ki: "Kur'an'in Allah kelami olduguna iman etmiyorsunuz, onun icin de Kur'an'i hakkettigi gibi anliyamiyorsunuz.."

İşte püf noktasını dile getirmişsiniz. Sizler önce iman ediyor, sonra da bu imana göre Kuran'dan anlamlar çıkarıyorsunuz. Ben ise önce anlamaya çalışıyorum. Bu anladığım şeyin iman edilmeye değer mi değmez mi olduğuna sonra karar vermek istiyorum.

Siz ya bir Hıristiyan aileye doğmuş olsaydınız? O takdirde İncillere iman edecek, sonra da imanınız doğrultusunda İncilleri yorumlamaya çalışacaktınız. Ve İncilleri, tek kıstas olan 'o aileye doğmuşluk' nedeniyle diğer kitaplara üstün tutacaktınız.

Kuranı içselleştirmenizin nedeni müslüman bir aileye doğmuş olmanızdır. (İstisnai durumlar var ama bu istisnai durumlarda bile din değiştirme kabul edilen yeni dinin üstün özelliklerinden ziyade aşk, aileye tepki v.s. duygularla oluyor) Kuran'ı içselleştirmiş olmanızın nedeni Tevrat ya da İncillere olan üstünlüğü değildir. Siz istediğiniz kadar Tevrat ve İnciller uydurma deyin. Onlara göre ise Kuran uydurma.

ORTAK bilgi yalnızca imandan arındırılmış bilgidir. Ve yalnızca imandan arındırılmış bilgi KAYNAK teşkil eder.

Yazan: Frkn Tarih: March 22, 2010 9:25 AM

Nilgun Hanim dedi:
"Ben ise önce anlamaya çalışıyorum. Bu anladığım şeyin iman edilmeye değer mi değmez mi olduğuna sonra karar vermek istiyorum."
Nilgun Hanim, siz iman edeceginize iman etmi$siniz ona gore anlamaya cali$iyorsunuz. Tabii sonucta bu gibi Mb>anlama da sizin imaninizi daha da guclendirme cabasi olmaktan oteye gecemiyor. Bendeniz size bu konuda yardimci olmak icin bir ornek cali$ma yapmanizi onerdim, fakat orali olmadiniz. Yani aslinda siz Kur'an'i anlamak falan istemiyorsunuz, sizin endi$eniz kendi imaninizi peki$tirmek icin Kur'an'i karalamak.
Bendeniz u$enmeden sizin burada "din" kavraminizin profilini cikardim, ona kar$ilik Kur'an'daki "din" kavraminin profilini kouydu, size buyurun kar$ila$tirin dedim, farkina bile varmadiniz. En carpici olarak da onunuze $eytan'in profilini getirdim koydum, hadi getirin kendi imaniniza dayanan "$eytan"'inizi kar$ila$tirin $ununla dedim, toz oldunuz. Siz kendinize yardim etmek istemiyorsunuz, ben size nasil yardim edebilirim ki;->

Nilgun Hanim dediniz ki:
"ORTAK bilgi yalnızca imandan arındırılmış bilgidir. Ve yalnızca imandan arındırılmış bilgi KAYNAK teşkil eder."

Nilgun Hanim "bilgi" kavraminizi soru$turmanizi salik veririm. Atiyorsunuz Nilgun Hanim, kaynak kavramlarinizdir, onlarin dayanagi da hayat tarziniz. Yani ben sizin kavramlarinizi yoru$turmaya kalksam en sonunda sizden alacagim cevap $u olacaktir: "boyle bir ya$amim oldugundan". I$te imaninizin kaynagi da budur. Muslumanlarda bu kaynak apacik ortadadir Kur'an. Size ise Kitabinizi getirin dedigimizde bir$ey getirecek halde degilsiniz, cengelle kavramlarinizi agzinizdan cekmek zorunda kaliyoruz. Ornek olarak "din"'de "$eytan"'da oldugu gibi. Siz kullandiginiz kavramlarin yapisindan habersizsiniz, Atalarinizdan oyle duymu$sunuz, sekularist bir ailenin cocugusunuz, ya da sonradan donerek sekularist olmu$sunuz sizin anliyacaginiz;->Bir an once bir Kitap edinmeye cali$in, hem bizim i$imizi kolayla$tirmi$ olursunuz, hem de neye iman ettiginizin $uurunda olursunuz, bu zaman da kitapsizlik kabul edilir eksiklik degildir.

Saygilarimla,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 22, 2010 8:23 PM

Benim kitabım yanlışlanmaya açık olan bilim ile denet ve gözleme dayanan bilimsel yöntemdir.

Yazan: Frkn Tarih: March 23, 2010 10:00 AM

Nilgün hoca demis:

"Benim kitabım yanlışlanmaya açık olan bilim ile deney ve gözleme
dayanan bilimsel yöntemdir."

Kitabini sevsinler senin! Bu kitabin gercekligini kim tasdiklemis?
Akil, aklin tasdikcisi olabilir mi? Bilim, aklin ürettigi bilgi degil mi?
Birisi cikip da: "Bütün bunlar sacma" derse, onun sacma olmadigini
nasil kanitlayacaksin? Ateizmle mi? Senin atezminin delilini kim
kabul eder ki!

Yazan: Hakperest Tarih: March 23, 2010 8:17 PM

Nilgun Hanim dedi:
"Benim kitabım yanlışlanmaya açık olan bilim ile denet ve gözleme dayanan bilimsel yöntemdir."
Nilgun Hanim modern bilimsel teorilerin nasil kuruldugundan, kullanildigindan, ne i$e yaradigindan haberiniz yok. Mesela iman ettiginiz Evrim Teorisi Popper'e gore "yanli$lamaya" acik bir Teori degildir, bu nedenle de pseudo-teoridir. Ayrica bilmediginiz hicbir teoride aksiyomlarin "yanli$lamaya/dogrulamaya" muhtac olmadigidir. Yani "aksiyomlar dogru/yanli$" demenin bir anlami yoktur. Kaldi ki aksiyomlarin olu$turulmasinda kullanilan kavramlar kullanilan lisanin kavramlarindan alinir ki, bunlarin temeli de hayat tarziniza, inanclariniza, orf ve adetlerinize dayanir. Siz butun bunlari bilmeden atiyorsunuz. Yeteri kadar Mantik bilmiyorsunuz, teori ne, aksiyom ne, tarif edilmi$/edilmemi$ terim ne bilmiyorsunuz. Gazetelerden okudugunuz haberlere, kulaktan dolma bilgilere gore laflar ediyorsunuz.
Bakin kendinize $oyle sorun:
"Ya ben bilimsel hangi teoriyi kullanarak Musa'ya, Isa'ya, Muhammed'e vahyedilenlerin Allah'in vahyetmedigini hangi deneyime, gozlemime gore ispat ediyorum da "bu kitaplari bunlar uydurmu$tur" deyip kesip atiyor, rahat bir uyku cekebiliyorum? Defalarca hep burada bu konuya gelip, takilmiyorum?"
Madem bilimselsiniz Nilgun Hanim, kitabinizi getiremiyorsunuz, hic olmadik teorinizi getirin de gorelim nasil aklettiginizi.

Ha bu arada "$eytan"'iniza ne oldu, sivi$ti gitti mi ortaliktan;->>
ah..ah..bir de onunla ilgili bir teori getirseniz, yeme de yaninda yat olacak ya, onu sonraya birakin, kiyagi o;->>

Saygilarimla,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 23, 2010 8:37 PM

Hakperest: Kuran'i kim tasdikledi? Muhammet bu kitabi hayatinda gormedi. Yazilmasini bile istemedi. Tasdikleme itirazini yapacak durumda degilsiniz... Kaldi ki sozu edilen "kitap" mecazi. Boyle bir kitap yok. Olmasi da gerekmez; onemli olan bilimsel yontemin varligi.

GS: Evrimin yanlislanabilir. Harun Yahya dergilerinizi cope atin da gercek bir bilimsel kitap okuyun.

Mutedeyyin insanlarin "bilimin kitabi"ni gormeyi arzu etmeleri onlarin bilimden ne kadar uzak olduklarini kanitliyor. Ara, ara ... belki de bulursunuz.

Yazan: emre Tarih: March 23, 2010 10:22 PM

GS demiş ki: "Ya ben bilimsel hangi teoriyi kullanarak Musa'ya, Isa'ya, Muhammed'e vahyedilenlerin Allah'in vahyetmedigini hangi deneyime, gozlemime gore ispat ediyorum da "bu kitaplari bunlar uydurmu$tur" deyip kesip atiyor, rahat bir uyku cekebiliyorum? Defalarca hep burada bu konuya gelip, takilmiyorum?"

1. Arkeolojik bulgular.
2. Dinler tarihi, yani yazılı belgelerden elde edilen bilgiler; kitaplarda verilen bilgilerle tarih verilerinin örtüşmemesi.
3. Kitapların kendi içlerindeki dilsel, tarihsel, mantıki çelişkiler.
4. Yerel ve dönemsel olmaları.

Deney ve gözlem derken tabii ki benim deneyimim ve gözlemim olmalı demedim. Bilimsel yönteme uygun yapılmış deney ve gözlem demek istedim.

Yazan: Frkn Tarih: March 24, 2010 1:20 AM

Nilgun Hanim dedi:
"1. Arkeolojik bulgular.
2. Dinler tarihi, yani yazılı belgelerden elde edilen bilgiler; kitaplarda verilen bilgilerle tarih verilerinin örtüşmemesi.
3. Kitapların kendi içlerindeki dilsel, tarihsel, mantıki çelişkiler.
4. Yerel ve dönemsel olmaları."

Nilgun Hanim butun bunlar size butun bu kitaplarin Allah'in vahyi olmadigini nasil gosterbiliyor anliyamiyorum. Yani $imdi elinizde Allah'in vahyettigine inandiginiz bir kitabiniz olsa, bunlari onunla kar$ila$tirsaniz belki aradaki farka dayanarak bunlarin Allah'in kitabi olmadigini belirliyebilirdiniz. Ama sizde boyle bir kitap yok. Allah'in kitaplarinin arkeoloji, tarih, mantik, felsefe kitaplari, yerel ve donemsel oldugunu nereden cikariyorsunuz?
Birkin bunlri bir yana, eger butun bu bizim bilmedigimiz delilleriniz eger sizi gercekten tatmin edici olsaydi, ikide bir burada iman tazelemenize gerek olmazdi. Yani itiraf edin siz kesin bir bilgiye dayanarak bu Kitaplarin Allah'in Kitaplari oldugunu inkar etmiyorsunuz, oyle zannediyorsunuz, isterseniz buna bir de ihtimal verebilirsiniz. Mesela siz yuzde bilmem kac ihtimalle bunlarin Allah'in Kitabi olmadigini saniyorsunuzdur, cunku tarih ve arkeoloji bilimleri hic de %100 ihtimalle bir onermede bulunabilecek yapida degillerdir. Bu kitaplarda mantik celiskisi bulabilmeniz icin de cok iyi mantik, gramer ve felsefe bilmeniz gereklidir. Bu konularda da bilginiz kit, sizin gibi anlam kavrami konusunda bir kitap okumami$ Dursun Dede gibi koy imamlarindan duydugunuza kendinizi kandiriyorsunuz;-> Yetmiyor "$eytan"'i Kur'an'dan yarim, yamalak alip, allayip, pullayip bize satmaya calisiyorsunuz. Yani Nilgun Hanim hic "$eytan" gormesek yutturacaksiniz da;->>
Guvendiginiz bilimlere bile dayali olamayan "din" kavraminizsa icler acisi.

Nilgun Hanim modern bilimlerin lisan araci teorilerdir. Bir teorinin yapisini bilmeden, teorinin ne i$e yaradigini/yaramadigini bilmeden bilimseldir diye onunuze suruleni gercek diye yutmamanizi tavsiye ederim. Inanmiyacaksiniz ama "gercek" gunumuzde kullanilan hicbir fizik teorisinin tanimlanmi$/tanimlanmami$ terimi bile degildir. Yani sizin anliyacaginiz fizikciler bile size gercek'in ne oldugunu bilimsel bir dille ifade edebilcek durumda degillerdir, nerde kalmi$ arkeologlar, tarihciler size gercek'ten bir haber verebilsinler.
Nilgun Hanim siz bu sizin bilim adamlarina "vahiy" ne deseniz bu inkar ettiginiz kitaplari kaynak gostermek zorunda kalirlar. Ayni $ekilde "$eytan" ne deseniz, bu kitaplarda soylenenden fazla hicbir bilgi verebilecek durumda degillerdir bu sizin dil bilimciler.
Biliyor musunuz bu "$eytan" konusunu en iyi i$leyen $airlerden biri http://en.wikipedia.org/wiki/Charles_Baudelaire
okumanizi tavsiye ederim, okuyun benim buraya gectigim profille kar$ila$tirin.

Nilgun Hanim oyle gorunuyorki iyi kandirilmi$siniz;->>

Saygilarimla,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 24, 2010 8:32 AM

EVRİM: Deney ve gözlem, ipuçlarından çıkarsama yani 'inference'ı da kapsar. Inference çok önemli bir gözlem aracıdır. Örneğin cinayette doğrudan tanık yerine 'inference' tercih edilir. Çünkü görgü tanıklarının pek çok durumda yanıldığı ortaya konmuştur. Evrim yanlışlanabilir çünkü değişik yönde bir çıkarsama gerektirecek bulgular elde edildiğinde, eski vargıların hükmü kalkar.

Axiom kendiliğinden apaçık olandır. Geometride kullanılır. Aydınlanmacılar (Descartes/Spinoza)bu geometrik yöntemi felsefeye aktardılar ancak bence başarılı değil. Evrim axiomlara değil, ipuçlarından çıkarsamaya dayanır. Cinayet soruşturması gibi.

Yazan: Frkn Tarih: March 24, 2010 10:27 AM

Nilgun Hanim dediniz ki:
"Arkeolojik bulgular."
Nilgun Hanim i$inizi daha da kolayla$tirmak icin lutfen getirirmisiniz "arkeolojik bulgular"'da kullandigini teorinizi.
Benim bildigim bir bulgu teoriye gore bulgu ise bulgudur. Gozlem ve deney de teoriye gore yapilmi$sa gecerlidir. Yani gunumuzde bilim adamlari teoriye bakmadan, teoriye gore olmadikca bilimsel olarak tuvalete bile gitmezler;->.
Teoriler de dogru/yanli$'ligi anlamsiz olan aksiyomlar uzerine kurulur. Buna gore sonucta bilim adamlarinin soyledigi suna varir:
teoriye gore soyle bir hipotez olu$turduk, teoriye gore yaptigimiz gozlem sonucu $u ihtimalle hipotezimizin dogru oldugunu onerebiliriz. Bakin burada teorinin dayandigi onermelerin(aksiyomlarin) dogru/yanli$ oldugu onerilmiyor. Aslinda bilim damlarinin soylemek istedigi $u:
"Aksiyomlarimizin dogru oldugunu farzedersek faraziyemize(teorimize) gore yaptigimiz gozlem sonucu $u ihtimalle hipotezimizin dogru oldugunu onerebiliriz."
Goruldugu gibi burada bilim adamlari teorinin aksiyomlarini sinamiyor, yani teorinin aksiyomlari dogru mu, yanli$ mi diye sorgulanmiyor, dogru oldugu farzediliyor, onun icindir ki teoriye faraziye diyoruz. Birba$ka deyi$le teoriye gore aksiyomlari sorgulanmiyor, onlara gore uretilen hipotezlerin dogru/yanli$ligi saptanmaya cali$iliyor. Bu hipotezlerin dogrulugu aksiyomlarin dogrulugunu gerektirmiyor, hipotezlerden boyle bir beklenti de yok zaten.
Anlatabiliyor muyum Nilgun Hanimcigim, bilimsel inanclarinizin nasil bir temele dayandigini;->> I$iniz guc ki sormayin;->.
Onun icindir ki hicbir bilim adami teorisine(faraziyesine) iman etmez, ama sizin gibi Mantik bilmez saflar bunlari iman edilecek bir matah olarak gormekten, bunlarla buyulenmekten kendilerini alamazlar. Allah'in vahyettigine iman etmemeye azmettiniz ya, artik onun yerine bir$eylere iman etmeniz kacinilmaz oluyor, yoksa kendinizi muallakta hissederdiniz;->
Ah..ah Nilgun Hanimcigim biliyorum imaninizi kokunden sarsiyorum ama buna canak tutan siz oldunuz, iyi de ettiniz, bu konulari burada aciklamama firsat vermi$ oldunuz.

Saygilarimla,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 24, 2010 10:56 AM

TEORİ: Teorinin iki anlamı vardır: 1. Hipotez (Sizin faraziye dediğiniz budur) 2. Bilimsel teori. Bilimsel teori ispatlanmış kanunlar topluluğudur. Bilimadamları 'teori' kelimesini bu anlamda kullanır. Örnek: Heliocentric Theory.

Richard Dawkins sizlerin yaptığı bu BİLİNÇLİ KARIŞTIRMA dan kurtulmak için, ikinci anlamı vurgulamak üzere 'THEORUM' sözcüğünü üretti. Theorum, hipotez olanı değil, bilimsel teori olanı!(Son kitabı The Greatest Show on Earth/Evidence for Evolution)

EVRİM 'INFERENCE' YOLUYLA İSPATLANMIŞ BİLİMSEL BİR TEORİDİR. FOSİLLER bunun ikramiyesi, yani BONUS dur.

Bakın Vatikan bile evrimi kabul etti. Mustafa Bey de Akıllı Tasarımcı. Sorunumuz artık Yaradılış ve Evrim arasında değil. Tartışma artık başlangıçtan güne Doğal Seleksiyon yoluyla mı, yoksa şekil veren bir Güç yoluyla mı geldiğimiz noktasında. UYANIN. Allah'ın kitabı çürütüldü.

Yazan: Frkn Tarih: March 24, 2010 12:25 PM

Bay Emre dedi:

"Kur'ani kim tasdikledi?"

Kur'anin tasdikleyicisi, ancak onu gönderen olabilir.
O'nun üzerinde tasdikleyici olmaz. Ancak bilgi
sahipleri onun Allah'tan mi, degil mi oldugunu
ayirtedebilirler. Siz de buna inanir veya inkâr
edersiniz. Allah'a inanmayanlardan, "kur'anin Allah'tan
oldugu"na inanmalarini bekleyemeyiz. Biz de beklemiyoruz
ve diyoruz: Bizim Kitabimiz bize, sizin kitapsizliginiz da size!

Yazan: Hakperest Tarih: March 24, 2010 2:39 PM

Nilgün hoca dedi:

"UYANIN. Allah'ın kitabı çürütüldü."

Ben de soruyorum:

Kim cürüttü? Nasil cürüttü? Ne zaman cürüttü?
Bir kac ayetini mi, yoksa hepsini mi?

Birgün ortaya attigi bir teorisinin öbürgün cürütülmekte
oldugu bir bilim, nasil Kur'anin cürütücüsü olabilmis?
Cürütülür olan Bilim, Kur'an cürütücüsü olabilir mi?
Bilim'in önce cürütülür olmaktan cikip, "cürütülemez"
hale gelmesi gerekmez mi?

Cürütülmüs olan Kur'an degil, sizin akliniz olmasin!

Yazan: Hakperest Tarih: March 24, 2010 4:26 PM

Boş laf konuşmayın. Dünya mı güneşin etrafında dönüyor yoksa güneş mi dünyanın etrafında?

KURAN GÜNEŞ DÜNYANIN ETRAFINDA DÖNÜYOR DİYORRRRRRRR. (Gece Gündüzü açıklarken 'Güneş akar' diyor onun için bunu uzaydaki galaksilerin hareketine bağlayamazsınız)

Daha ne çürümesi bekliyorsunuz?

Yazan: Frkn Tarih: March 24, 2010 5:28 PM

Hakperest: Kuran'in tasdiksiz oldugunu kabul ettiginize kore tasdik meselesini kapatabiliriz.

"Cürütülür olan Bilim, Kur'an cürütücüsü olabilir mi?"

Bilim curultusmez; bilimsel hipotezler (iddialar) curutulur. "Bilim curutulur" anlamsiz bir savdir. Sorunuzun yaniti "Evet, bilim pek ala Kuran'in cürütücüsü olabilir."

Kuran'in kitap halini gelmesi uzun yillar surdu. Bunu biliyor muydunuz? Sizce sozlu olarak aktarildigi sure icinde baslangictaki haline ne denli sadik kalabildi? Ilk soyleyen olup gitmis... Bir hikayenin kisiden kisiye aktarilirken nasil evrildigini bilir misiniz?

Yazan: emre Tarih: March 24, 2010 7:06 PM

Nilgün hoca dedi:

"Boş laf konuşmayın. Dünya mı güneşin etrafında dönüyor yoksa
güneş mi dünyanın etrafında? KURAN GÜNEŞ DÜNYANIN ETRAFINDA
DÖNÜYOR DİYORRRRRRRR. (Gece Gündüzü açıklarken 'Güneş akar'
diyor onun için bunu uzaydaki galaksilerin hareketine bağlayamazsınız)
Daha ne çürümesi bekliyorsunuz?"

Kur'an, insan gözünün gördügü hakikati söylüyor. Kur'an, bilimsel bir
iddiada bulunmuyor ki, bilim onu cürütsün! Kur'an, herseyin "Allah'a ait"
oldugunu söyler. Var mi bunu cürütecek bir bilgi ve biliminiz?

Yazan: Hakperest Tarih: March 25, 2010 10:28 AM

Bay Emre,

Kur'anin tasdikcisi, onu gönderen Allah'tir. Allah'a inanmadiginiza göre,
gerisine de inanamazsiniz. Akil, Allah'in üzerinde bir varlik degildir ki,
onun üretimi olan Bilim, Kur'anin üzerinde bir denetci olabilsin!

Bilim Kur'ani cürütemez. Bilimin Kur'ani cürütebilmesi icin onun her
an her seyin herseyini görebilecek bir gözünün olmasi gerekir.
Bilimde ise böyle bir göz yoktur. Teleskop ve mikroskop gözler ise
Kur'ani cürütmeye yetmez. Madde ötesini göremeyen gözler ise,
Kur'anin karsisina hic cikamaz!

Dediniz: "Kuran'in kitap halini gelmesi uzun yillar surdu. Bunu biliyor
muydunuz? Sizce sozlu olarak aktarildigi sure icinde baslangictaki
haline ne denli sadik kalabildi? Ilk soyleyen olup gitmis... Bir
hikayenin kisiden kisiye aktarilirken nasil evrildigini bilir misiniz?"

Bunun da bir cevabi var. Fakat o cevabi size vermeyecegim. Cünkü
bu inkârciliginiz ve itirazciliginizin sonu gelmez, cehenneme kadar
sürer. Eger cenneti isterseniz, hayatinizi Allah'a inanc ve teslimle
hayatlandiriniz. Kalbinizi Allah'a kapatmaktan vazgeciniz. Eger
kalbinizin ebediyet isteyen sesini susturup "dünya hayati bize yeter"
derseniz, bu da sizin bileceginiz istir. Fakat bunun da yokolus
zindani ve mechûl gelecekteki verilecek hesap ve ceza gibi
-bizim icin kesin olan- aci sonuclarina katlanmak zorundasiniz.
Size yine de "iyi bir son" diliyorum.

Yazan: Hakperest Tarih: March 25, 2010 11:15 AM

Ipe sapa gelmeyen itirazlar bunlar. Allah Kuran'i nasil tasdikleyecek allah askina? Aklin bir varlik oldugunu nereden cikardiniz?

Hristiyan, Budist, veya Yahudi olup size ayni sorulari sorsam "allah'a inanmadiginiz icin Kuran'i sorgulayamazsiniz" mi diyeceksiniz? (Bu dinlere gore siz de cehenneme gideceksiniz, bu arada... Belki cehennemde hep birlikte mangal yapariz?)

Yazan: emre Tarih: March 25, 2010 3:33 PM

Bay Emre,

Söylediklerim ipe sapa gelir, ama sizin isinize gelmez.

Akil bir yokluk degildir.

Kur'an sorgulanabilir. Ama onun inkâr edilmesini kabul
edemeyiz.

Cehennemde mangal yapmak yoktur, mangal olmak vardir.
Aman, mangal olmaya dikkat!

Artik öbür tarafta görüsürüz...

Yazan: Hakperest Tarih: March 25, 2010 6:55 PM

Nilgun Hanim dedi:
"TEORİ: Teorinin iki anlamı vardır: 1. Hipotez (Sizin faraziye dediğiniz budur) 2. Bilimsel teori. Bilimsel teori ispatlanmış kanunlar topluluğudur. Bilimadamları 'teori' kelimesini bu anlamda kullanır. Örnek: Heliocentric Theory."

Nilgun Hanim gercekten "teori" ne, ne i$e yarar, nasil kurulur, ne i$e yaramaz bilmiyorsunuz. Elinize dogru durust bir Mantik kitabi gecirip ogrenin, cok i$inize yarar, hurafenin buyusunden kurtulursunuz.

Nilgun Hanim dedi:
"EVRİM 'INFERENCE' YOLUYLA İSPATLANMIŞ BİLİMSEL BİR TEORİDİR. FOSİLLER bunun ikramiyesi, yani BONUS dur."

Nilgun Hanim siz hele bir "teori" nedir ogrenin goreceksiniz ki "teori"'nin ispatlanmaya ihtiyaci yoktur.

Bakin size bir giri$ olsun diye $unu geceyim:

"We understand that physical theory is neither a metaphysical explanation nor a set of general laws whose truth is established by experiment and induction; that it is an invented construction
manufactured with the aid of mathematical tools; that the relation of these to the experiment is established by the use of them; that this theory constitutes the grammar of language suited to summarize and classify the laws of observation; that it may be developed with the same rigor as it is done in mathematics to suit our needs in
physical research. But we also understood that the requirements of mathematical rigor are no longer relevant when it comes to stating
the experimental laws according to the theory which governs the language we utilize for this abstraction and judgement do not arise from the faculty by which we can unwind a series of clear and rigorous syllogisms. We realize that in order to judge this use of theory it is not possible to dissociate the theoretical construction and submit each of its parts in isolation to the test,
for slightest use during experiments calls into play the most diverse structures of theory, and we realize that judging of the theory consists of its entirety with its total utilization in teaching of experiment."

Nilgun Hanim dedi:
"Allah'ın kitabı çürütüldü."
Ah bir inanabilseniz;->
Hala bir mislini getirmenizi bekliyoruz.

Nilgun Hanim 'Güneş akar''dan "KURAN GÜNEŞ DÜNYANIN ETRAFINDA DÖNÜYOR DİYORRRRRRRR." yorumunda bulunmaniz Kur'an'da "GÜNEŞ DÜNYANIN ETRAFINDA DÖNÜYOR" diye bir ayet oldugunu gerektirmez. Lutfen Mantik ogrenin, Felsefe ogrenin, "anlam kavrami" konusunda ara$tirma yapin ogrenin, sonra sevinirsiniz;->
Bu arada unutmayin Kur'an Astronomi/Biyoloji/Felsefe/Mantik/Matematik/v.s. kitabi degildir, siz de Harun Yahya degilsiniz;->
Kur'an Allah kelamidir, Allah Kur'an'i anlamanizda zorluk cekmiyesiniz diye daha once de elcileri Ibrahim, Musa ve Isa'ya benzer kitaplar: Zebur, Tevrat, Incil'i vahyetmi$tir. Yani Kur'an lisan kulturumuzde yepyeni bir olay degildir, eger oyle olsaydi gercekten anlamakta zorluk cekerdiniz.

Saygilarimla,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 25, 2010 7:55 PM

Nilgun Hanim dedi:
"Axiom kendiliğinden apaçık olandır."
guldurmeyin beni Nilgun Hanim.
Nilgun Hanim dedi:
"Evrim axiomlara değil, ipuçlarından çıkarsamaya dayanır."
"ipuclari" neye dayanir? Gokten mi yagiyor bu "ip uclari"? Yoksa yerden mi fi$kiriyor?
Nilgun Hanim bo$una cabalamayin lutfen "teori ne?" bilmiyorsunuz, gidin, ogrenin. Teori ne bilmemeniz modern bilim hakkinda zerre kadar guvenilir bilginiz olmadigini da gosterir, amman dikkat edin. Nitekim Gazali bundan 900 yil kadar once demi$ti ki "Mantik bilmeyenin ilmine guven olmaaaz!", tam da sizin icin soylemi$ olmasin sakin;->

Saygilarimla,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 25, 2010 8:13 PM

Nilgun Hanim sordu:
"Daha ne çürümesi bekliyorsunuz?"

Nilgun Hanim bakin sizin icin ozel olarak vahyedilmi$ ayetler, kirmizi balmumuyla muhurlu olarak size hatirlatiyorum:

"010.038. Senin icin, "Onu uydurdu mu?" diyorlar. De ki: "Onun surelerine benzer bir sure meydana getirin, iddianizda samimi iseniz, Allah'tan baska
cagiribileceklerinizi de cagirin.

011.013. Senin icin: "Onu uydurdu" diyorlar, oyle mi? De ki: "Oyleyse onun surelerine benzer uydurma on sure meydana getirin, iddianizda samimi iseniz, Allah'tan baska cagirabilecekelerinizi de cagirin."

011.035. Sana "Kuran'i kendiliginden uydurdu" derler, de ki: "Uydurdumsa sucu bana aittir; oysa ben sizin islediginiz gunahlardan uzagim." *

032.003. "Onu peygamberin kendisi uydurdu" diyorlar, oyle mi? Hayir; O, senden once peygamber gonderilmemis olan bir ulusu(kavmi) uyarman icin sana Rabbinden gelen bir gercektir. Belki artik dogru yolu bulurlar.

046.008. Veya, "onu uydurdu" derler. De ki: "Eger onu uydurdumsa, beni Allah'a karsi hicbir sekilde
savunmazsiniz; O, Kuran icin yaptiginiz taskinliklari daha iyi bilir. Benimle sizin aranizda sahit olarak O yeter. O, bagislayandir, merhamet edendir.

052.033. Yahut: "Onu kendi uydurdu" diyorlar oyle mi? Hayir, inanmiyorlar.


O zaman bu zamandir bekliyoruz Nilgun Hanim, bu gidi$le Kiyamet'e kadar bekliyecek gibiyiz;->

Saygilarimizla,
Grand Sen~or.


Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 25, 2010 10:56 PM

Hakperest: Bediüzzaman Kuran'da bilimsel işaretler bulduğunu söyleyince doğruluyorsunuz, ben söyleyince Kuran'da bilimsel iddia yoktur diyorsunuz. Bir karar verin ve çifte-standardı bırakın.

Hem Kuran hem de Bediüzzaman risaleleri bizim nene ve dedelerimizin MALUMU İLAN eden basit ve sıradan söylemlerinden öte hiçbir bilgi içermiyor.

Yazan: Anonymous Tarih: March 26, 2010 12:31 AM

Hakki bey'in kaynak belirtmeden Pierre Duhem'den alintiladigi tumturakli bir dille yazilmis paragraf Nilgun hanimin iddiasini curutmuyor.

(Meraklisina: "The aim and structure of physical theory", pp. 277, ISBN 069102524X)

Ayrica "aksiyom"u dogru tanimlamistir. OED'deki tanimini aktarayim: "an accepted statement or proposition regarded as being self-evidently true".

Hakki bey USENET'te yirmi yildir yaydigi palavrayi maalesef yeniden isitip bize aynen sunuyor. Aci degil mi yirmi yilda hic bir sey ogrenememek?

Yazan: emre Tarih: March 26, 2010 5:17 AM

Teori tanımını yanlışlıkla Bediüzzaman sütununa yazmışım. Tekrar ediyorum.

GS diyorsunuz ki: "Gunumuzde "bilim" lafini agzina alip da "teori" nedir bilmemek affedilir bir cehalet degildir.."

Webster's dan alıntı ile THEORY'nin tanımlarından iki tanesi:
3. A plausable or scientifically acceptable general principle or body of principles offered to explain phenomena (wave theory of light)
4. a hypothesis assumed for the sake of argument or investigation.

Buyrun, Teori'nin lugattaki iki anlamı. Ben de yukarıda bu tanımları vermiştim. Siz Webster's lugatinden daha iyi biliyorsunuz herhalde!!!!

Yazan: Frkn Tarih: March 26, 2010 2:36 PM

Bay Anonymous veya Emre veya bayan Nilgün,

"Bediüzzaman Kuran'da bilimsel işaretler bulduğunu söyleyince
doğruluyorsunuz, ben söyleyince Kuran'da bilimsel iddia yoktur
diyorsunuz" demektesiniz.

Dikkat ederseniz, "isaret" baskadir, "iddia" baskadir. Evet, Kur'an,
"bilimsel amacla" bir iddiada bulunmaz. Onun amaci "din"dir. Her
seyin "Allah'a ait" oldugunu bildirmektir.

"Hem Kuran hem de Bediüzzaman risaleleri bizim nene ve
dedelerimizin MALUMU İLAN eden basit ve sıradan söylemlerinden
öte hiçbir bilgi içermiyor" diyorsunuz.

Iste burada yaniliyorsunuz. Ama tafsilata girmek istemiyorum.
Cünkü size faydasi yok!

Yazan: Hakperest Tarih: March 26, 2010 4:17 PM

Sultanim buyurdlar:
"an accepted statement or proposition regarded as being self-evidently true".

Sultanim daha once Nilgun kulunuza da hatirlattigim gibi sizler "aksiyom"'u Mantik Kitaplarindan ogrenmeye bakin, ayrica o "theory" ile ilgili bilgileri cok dikkatli okuyun.
"a proposition self-evidently true" himmm Sultanim?!
Ah Sultanim ah, Mantik ogrenmenin Sultanlara yara$ir, yaki$ir bir yolu henuz bulunamami$tir.

Sultanim Mahfel'den haber var mi Protokol'a kar$i alinabilecek onlemler hakkinda, mesela benzer bir Kar$i-Protokol cikarmak falan gibi, olur ya?

Saygilarimla Sultanim,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 26, 2010 8:37 PM

Evet, Hakki bey, aksiyomun tanimi odur. Begenmezseniz GECKO'ya tasdiklettirin.

"Sultanim Mahfel'den haber var mi Protokol'a kar$i alinabilecek onlemler hakkinda, mesela benzer bir Kar$i-Protokol cikarmak falan gibi, olur ya?"

Oncelikle bu soruyu sordugunuz icin tesekkur ederim. Gecen gun SIPA'niz hakkinda bir ruya gordum. Sakalli bir amca bana dedi ki "Ey kul, zalim GECKO'larin saltanati yakinda sona erecek, yerini DEYYUS alacak. De ki: DEYYUS'ten baska DEYYUS yok. De ki: DEYYUS'ten daha adil, daha yakisikli bir protokol yok.

"DEYYUS'un icerigi ne acaba?" diye soramadan gumbur gumbur bir sesle su yanit geldi: "DEYYUS'un ilk maddesi, DEYYUS hakkinda konusmak yasaktir."

Ve o anda uyandim. USENET'ten aldigim duyumlara gore Tarak gazetesi yakinda DEYYUS protokolunun tam metnini yayimlayacakmis. Hep birlikte okuyalim, irdeleyelim. "Tarak" Yeni Zelanda'da satiliyor mu?

Var misiniz DEYYUS'luge? Basin imzanizi, forsunuza fors katin.

Yazan: emre Tarih: March 26, 2010 9:44 PM

Sultanim bakiniz gelecek Mahfel oturumunda a$agidaki gerekcelere dayanarak onerebileceginiz ataistlik kurumlari:

"
ROMA'da Din ve Tapinma

Imparatora tapinma, Augustus doneminde ortaya cikti. Gercek anlamda tapinma ancak imparatorun olumunden sonra baslardi. Ne var ki, daha imparator yasarken cevresinde kutsallik cercevesinde gelisen hersey hukumdari, kendisine varilebilecek en yuce sayginlik derecesi olan
tanrilastirma ve tapinmaya hazirlardi.

CONSERRATIO (Roma'da kullanilan resmi sozcuk buydu) Senato'nun (- yeni bir tapinma baslatabilecek tek yetkili organ) bahsettigi
ve "iyi" imparatorlara, yeni Senato'yla iyi iliskileri olan imparatorlara verilen bir odul niteligi tasidi. Yeni kutsallas-tirilan kisi tanrilar katina cikisini saglayan gorkemli bir
toren sonucu DIVUS yani tanrilastirilmis olurdu. Ancak DEUS yani tanri sayilmazdi. [Ancak oldukten sonra DEUS oluyor.]
Roma'da adina yaptirilan bir tapinakta halk ona tapabilir, bir rahibi (FLAMEN) ve bir kurulu (SODALIS) bulunabilirdi.

JULIUS-CLAUDIUS'lar ve FLAVIUS'lar donemlerinde DIVUS'larin sayisi oldukca azdi, buna karsilik ANTONIUS'lar doneminde tanrilastirmaya, giderek daha sikca basvurulmaya baslandi.
Bu donemde imparatorlarin yanisira DOMUS AGUSTA'nin bircok uyesi de (TRAIANUS'un babasi, karisi PLOTINA, HADRIANUS'un karisi SABINA,
her iki FAUSTINA, vb tanrilastirildi.

SEVERIUS'lar doneminde ve III. yuzyilda ayni durum sozkonusudur.
Onceleri Roma'da uygulanan bu tapinma gelenegi bircok kentte ve tum eyaletlerde buyuk gelisme gosterdi. Kent duzeyinde AGUSTALES kurullari ve SEVIRI AGUSTALES bulunuyordu. Eyaletlerde bir
delegeler kurulu (CONCILIUM), her yil kultun [tarikatin] bas rahibini (FLAMEN ya da SACERDOS) secerdi.

Imparator ya da imparatorluk ailesi uyelerine tapinmanin iki temel etkisi oldu: Birincisi, imparatordan imparatora DIVUS'tan DIVUS'a kusursuz bir sureklilik dusuncesi uyandirildi ve
iktidarin devamliliginin temel ogelerinden biri durumuna geldi.
Ikinci olarak da imparatorluk tebaasinin, hukumdarlarina yani Roma'ya karsi siyasal durustlugunun [bagliliginin] mihenk tasini
olusturdu. Bir donemde burokratlar da ayni islemlerle tanrilastirildilar.

(Kaynak: Meydan Larousse, "Tapinma" maddesi.)

[Ilave: Romalilar, eyaletlerdeki kentlerde yasayan halklarin ileri gelenlerini senenin belli gunlerinde o kentte insa etmis olduklari tapinakta ayine katilmaya mecbur ederler ve boylece onlarin Imparatorluga bagliliklarini saglamaya calisirlardi.]


[Not: Buna benzer bir mekanizma ulu onder Ataturk icin Turkiye'de de gelistirilmeli. Her sehirde tepe ustune bir tapinak insa edilmeli, - ne tuhaf bir raslanti, Ankarada'ki anit kabir de, her seyden cok, buyuk bir Roma tapinagina benzer -,
ve basina bir delegeler kurulu (KONSEY) ve bir RAHIP atanmali, ki halk, tapinma sirasinda yanlis davranislarda bulunmasin. Ayrica KONSEY, bu tapinma isine karsi cikanlari yakalayip cezalandirabilmeli.]"

Saygilarimizla Sultanim,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 27, 2010 12:18 AM

Bilim adamlariyla Peygamberleri birbirleriyle kiyaslamak dogru degil.
Dogru: "Bilim adamlari bilmediklerini biliyor". Ama Peygamberler,
bilmediklerini Allah'tan ögreniyor! Yani: Bilim adamlarinin bugün
bildikleri, yarin bilmedikleri olur. Yani bilim adamlari sürekli bir
cehalettedir. Cünkü onlardan sonra gelecek olanlar, onlarin
bildiklerini cürütecekler. Ama Peygamberler; daima mutlak
dogruyu ögrenecek ve bilecekler ve bilmisler.


süper bi yazı :)

Saç Ekimi

Yazan: saç ekimi Tarih: March 27, 2010 1:58 PM

Demişsiniz ki: Evet, Kur'an,
"bilimsel amacla" bir iddiada bulunmaz. Onun amaci "din"dir. Her
seyin "Allah'a ait" oldugunu bildirmektir.

Yazan: Anonymous Tarih: March 27, 2010 2:13 PM

Sultanim isabet buyurarak dediler ki:
"DEYYUS'un ilk maddesi, DEYYUS hakkinda konusmak yasaktir."
Bendeniz de tam siz kestiriken sunu siteye gecmi$ bulunuyorum Sultanim:
"Yeni kutsallas-tirilan kisi tanrilar katina cikisini saglayan gorkemli bir
toren sonucu DIVUS yani tanrilastirilmis olurdu. Ancak DEUS yani tanri sayilmazdi. [Ancak oldukten sonra DEUS oluyor.]
Roma'da adina yaptirilan bir tapinakta halk ona tapabilir, bir rahibi (FLAMEN) ve bir kurulu (SODALIS) bulunabilirdi."

ve de Mahfel'e a$agidaki Not'a gore bir tavsiyede bulunmanizi hatirlatmi$ bulunuyorum, yukarida bahsettiginiz halen yururlukte olan Anayasayla garanti altina alinmi$ bulunuyor, fakat $unlarinda ilavesiyle bu i$ tam tamamlanmi$ olmaz miydi Sultanim, AnaMekteplerinden ba$lamak uzer tum Okul, Universite bahcelerine ta$tan bustlerle bu i$ geci$tirilmemelidir, kutsalligi peki$tirilmek icin filimlerle cevrilmelir, bir Ataturk Bakanligi kurulmali, ba$ina bir Ba$Bug atanmalidir:

[Not: Buna benzer bir mekanizma ulu onder Ataturk icin Turkiye'de de gelistirilmeli. Her sehirde tepe ustune bir tapinak insa edilmeli, - ne tuhaf bir raslanti, Ankarada'ki anit kabir de, her seyden cok, buyuk bir Roma tapinagina benzer -,
ve basina bir delegeler kurulu (KONSEY) ve bir RAHIP atanmali, ki halk, tapinma sirasinda yanlis davranislarda bulunmasin. Ayrica KONSEY, bu tapinma isine karsi cikanlari yakalayip cezalandirabilmeli.]"

Ah Sultanim ah, Zat-i Alinize bir kere daha hatirlatmakta yarar var: Mantik ogrenmenin Sultanlara yara$ir, yaki$ir bir yolu henuz bulunamami$tir.


Saygilarimizla Sultanim,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 27, 2010 8:35 PM

Sulatnim haberdar ettiler:
"protokolunun tam metnini yayimlayacakmis"
Sultanim Protokol'un tam metni bu site'de yayimlanmi$ bulunuyor, ona bir link vermek yeterlidir. Fekat siz Mahfel'e gitmeden once dilerseniz bir kopyasiniz bastirip, cogaltip Mahfel mudavimlerinin eline tutu$turabilirsiniz ve de buyurabilirsiniz:
"Tez tez-antitez varsayimina uygun olarak i$bu Protokol'a kar$i bir Anti-Protokol geli$tirile!"

Saygilarimizla Sultanim,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 27, 2010 8:48 PM

Sahi Sultanim bu TARAF Gazatasi sizden ne istiyor bu kadar, her man$etinde "Sultanim $u, Sultanim bu"? Tarlalaridan TARAF'a seyirttiniz de ayaginizi silkelemeyi mu unuttunuz?
Bendeniz Sayin Ahmet Altan'a defalarca soyledim "Altan Amca!" dedim "siz TARAF tutmayi birakin da bir de bu TARAF'a bakin - Protokol'a bakin bakalim kac TARAF goreceksiniz?" Fakat Altan Amca "Ben Sultanimin gercegi pe$indeyim!" diye tutturuyor, diyorum "Amcacigim Sultanimiz gercek degil ki gercegi pe$inde ko$asiniz!" fakat dinletemiyorum, onun icin her seferinde Altan Amcam elinde gercek api$ip kaliyor. "Altan Amcacigim atin Protokol'u yutsun onlarin yalanlarini, buyulerini, gorun bakin ortada gerceklerinden ne kalacak!" diyorum ama Altan Amcan nerdeeee, dalmi$ gitmi$ gerceklerine, unutmu$ eline tutu$turdugum baston'u.

Ah Sultanim ah! Ileti$im Cagindayiz, Ba$Bug'unuzun dahi buyurdugu gibi "Gozu kor olsun, kulagi sagir! Lanet olsun Ileti$im Cagindayiz!" bir dugmeye basiyorsunuz cuuup kar$inizada Protokol. Hatdaaaa! haydayin, haydayabilirseniz Sultanim.

Saygilarimizla Sultanim,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 27, 2010 9:53 PM

"Tez tez-antitez varsayimina uygun olarak i$bu Protokol'a kar$i bir Anti-Protokol geli$tirile!"

Galiba okuduklarimi anlamadiniz; yeni bir Protokol cikti bile. DEYYUS isimli adil, hakikat avcilara yakisan delikanli bir Protokol.

Siz ne zaman DEYYUS'e imza atacaksiniz? Tarak gazetesi her imza atana bir balyoz hediye edecekmis. Dusunun, bir balyozla Yeni Zelanda'daki zalim SIPA ve GECKO'lari "allah allah" nidalariyla ezebilirsiniz, ve nihayet DEYYUS devri baslayabilir.

[Aramizda kalsin, ama DEYYUS'un delegeler kurulunda bir iki kisilik acik yer var. KONSEY uyesi olmak isterseniz Tarak araciligiyla bana haber ver (sifre: "KOCABAS beni gonderdi"), geregini yaparim.]

Yazan: emre Tarih: March 28, 2010 1:05 AM

Sultanim duydunuz mu; Firkalarinizdan biri Anayasayi degistirecekmi$?!
Sultanim bulamadi mi bunlar degistirecek ba$ka bir $ey de taktilar bu cag-di$i sekularo-fascist anayasaya ki seko-fa$olarin ulular bile artik onu ciddiye almiyorlar. Mesela Busht kulunuz Anayasasi/Constitution'u ikide bir onune suruldugunde $oyle buyururdu:
"Constitution? What is a Constitution other than a piece of paper?!"
I$te o gun bugundur ki Sultanim Ba$Bugunuz onune islak imzali bir evrak sululdugunde "Kagit parcasindan ba$ka bir$ey degildir!!" demektedir, Anayasanizi onune surseniz onun icin de "Kagit parcasindan ba$ka bir$ey degildir" diyecegine bahse girerim, onun icin boyle bir kagit parcasinin uzerinde bir degi$iklik yapilsa ne yazar Sultanim? Ne yazar?!
Bence Sultanim bu Anayasa layik oldugu $ekilde bir kagit parcasi olarak avuc icinde kiri$tirilip cope atilmali, yerine Protokol gecirilmelidir.
Biliyorum boyle bir eylem Zat-i Alinizi Afrika Sultanlarindan bir Sultan kilacaktir ama adiniz Hayali Sultanlar masal kitaplarina altin harflerle yazilacaktir.

Saygilarimizla Sultanim,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 28, 2010 2:05 AM

Duydum ama seko-fa$olarin ulularin anayasasi nerede sizin anayasiniz nerede. "Naparsan yap tuvalete ciktiktan sonra kicini yikama" demekle derin bir siyasal gercege parmak bastiginiz kanaatindeyim. Anayasa taslaginizi AKP'ye ilettiniz mi?

Bence de Protokole gecirilmelidir. Haydi aslanlar gibi DEYYUS'e imzanizi basin da goreyim sizi.

DEYYUS'e dil uzatan GECKO'larin rengi solsun.

Yazan: emre Tarih: March 28, 2010 5:22 PM

Sultanim buyurdunuz ki:

"seko-fa$olarin ulularin anayasasi nerede sizin anayasiniz nerede."

Sultanim "bendenizin anayasasi" diye bir yasasi yok. Sultanim bendeniz GEKKO gibi kendini HamurAbi sayanlardan degilim ki "anayasam" olsun. Protokol'a gore anayasalarini yapacak olanlar SPEElerdir Sultanim - SPEEler.
Sultanim bendenizden hatirlatmasi, saltanatiniz gercegi inkar ettiginizden sallantida Sultanim.
Fakat akletmeyenlere bendeniz aklettirebilecek degilim Sultanim.

Sultanim sordunuz ki:
"Anayasa taslaginizi AKP'ye ilettiniz mi?"

Sultanim Protokol'u uc dilde 7 kit'aya Internet araciligiyla arzetmi$ bulunuyorum. Onu ancak akledenler imzalar. Oole kopegin onune kemik atar gibi birkac SPEE'nin onune kozmetik Anayasa Degi$ikligi atmakla bu i$ olmaz Sultanim. Protokol bir anayasa degildir Sultanim, fakat sekularo-fascistlerin anayasalari yerine gecirilecek, onlarin silinip gitmesini saglayacak bir oneridir. Ya bu sekularo-fascistler insana yaki$ir $ekilde bunu aklederek kendi elleriyle gercekle$tirecekler, ya da SPEElerin ayaklari altinda ezilip, toz olup gideceklerdir. Haaa

Bir ihtimal daha var
O da olmek mi dersin?
Soyle Sultanim ne dersin?

Sazendeler, Nazendeler! Sultanimizi saltanatinin son gunlerinde eglendirmekte kusur etmeyesuz!...

Saygilarimizla Sultanim,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 28, 2010 9:29 PM

Sultanim sordunuz ki:
"seko-fa$olarin ulularin anayasasi nerede?"

Bakiniz burada Sultanim:

"EU$ Constitution:
National law (the subjected secularo-fascist law) cannot contradict European law (the supreme secularo-fascist law) and the the Supreme
Secularo-fascist European Law and the Union respects and does not prejudice status under National law of churches and religious (?!)
associations and the communities in the Member States.
As you understand Churches and SPEEs have no right to make laws. National secularo-fascist laws imposed on them and Union respect and
does not prejudice status under National secularo-fascist law."

And the UNION calls this FREEDOM for (NOT to DARE SPEES but) individual rights.
SPEEs do NOT EXPECT RESPECT they EXPECT RECOGNISION of their RIGHT to MAKE THEIR OWN LAWS and implement it to their own members, rather than SECULARO-FASCISTS IMPOSING THEIR LAWS to ALL SPEES.

Sultanim bunlarin anayasalarinin pis kokusunu Arabistan'in tum guzel kokulari bile bastiramaz;->
Sizinkinin pis kokusu da bunlardan ithal Sultanim.

Saygilarimizla Sultanim,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 28, 2010 9:57 PM

Tamam anladim. Size katiliyorum da. Bu is siradan Anayasa ve Protokol'lerle hallolunacak meseler degil. O yuzden diyorum ki DEYYUS'e imzanizi basin, kokundem cozelim.

Ama bu kadar devrimsel bir degisime Turk halki hazir degil. 73 milyonluk koskocaman bir ulke, dile kolay. O yuzden ufaktan baslayalim diyorum. Mesela once sizin memleketi, Yeni Zelanda'yi, Protokol ile uyumlu hale getirelim. Nasilsa kimse Yeni Zelanda'yi iplemiyor (ayiptir soylemesi). Ulke batarsa kimse takmaz, aksine Avustralyalilar halay ceker, Maoriler sabah aksam haka gosterisi yaparlar. Yeni Zelanda deneyinden edindigimiz tecrubelerin isiginda projeyi genisletebiliriz.

DEYYUS'ler Federasyonu Avustralasya Bolge Baskani olarak bu is sizin omzunuzda, ama gorevinizi gogusleyebileceginizden eminim.

Biji kerok DEYYUS!

Yazan: emre Tarih: March 29, 2010 1:00 AM

Sultanim duydunuz mu Sovyet Bakiyesi uzerine kurulmu$ tekyasalci Rusya'da meydana gelen teror saldirilarini? Bunlar Sovyetlerin sekularo-fascist aciliminin sonucudur. Sovyetlerin kodamanlari sandilar ki sekularo-fascist SSCB'lerini birkac kucuk sekularo-fascist hayali ulus devletine bolerlerse yeniden butunle$meyi saglayabilirler. Fakat Sultanim boyle bolunmelerin ne sonu gelir ne de bunlardan bir butunle$meye gidilebilir, olsa olsa EU$ vari bir limbo'da olunabilir. Oyle ki bunlar bir Bask sorununu bile halledemezler. Goruldugu gibi sorun yerel degil, Global'dir, cozumu de Global olmalidir.
Onun icin Sultanim, maymun gibi bunlari taklidde israr edeceginize, bela kapiya yuklenmeden ya da bacadan du$meden istifa edeceksiniz, seko-fa$o anayasayi durup cope atacaksiniz, diyeceksiniz ki:
"Protokol'a gore Anayasalarini SPEEler yapar ve yasalari ancak kendi uyelerini baglar. Hicbir SPEE'nin digerine yasalarini dayatmaya hakki yoktur. Benim gibi modasi gecmi$ Sultanlara da ihtiyaciniz yoktur!".

Fakat Sultanim ben cok iyi biliyorum "I am barking at the wrong tree", siz Sultanim'da NATO kafa OTAN mermerdir.

Saygilarimizla Sultanim,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 29, 2010 8:39 PM

Vay be. Demek seko-fasonlar Sovyetleri de batirmislar.

Durum cok vahim, Grand Sen~or. Bir an imzanizi basin da DEYYUS'u acilen yururluge koyalim.

Ben NATO'cu veya OTAN'ci degilim, hokkabaz hic hic degilim. Ben DEYYUS'cuyum ve bundan gururluyum. Delikanli Protokolcuyum.

White power!

Yazan: emre Tarih: March 29, 2010 9:39 PM

Sultanim, daha fazla kolele$meyesiz, yatirilmi$ oldugunuz ki$ uykusundan uyanasiniz diye daha once Ingilizce olarak ne$redilmi$ olan i$ bu Protokol'u Turkce olarak onunuze sunmu$ bulunuyoruz, ola ki akleder dunya alemde iki paralik olmu$ olan itibariniza yeniden erersiz. Bakiniz Sultanim Di$i$leri Bakaniniz koleliginize dayanak olsun diye "bagimsizlik" kavramini yozla$tirarak:
"Bugun Dunyada hicbir ulke bagimsiz degildir!" deyip cikmi$, bagimliligin esas, bagimsizliginsa luks oldugunu, demode oldugunu beyan buyurmu$tur. Kisaca "TC de seko-fa$o bir ulkedir" deseydi daha bir gercekci beyanatta bulunmu$ olmaz miydin Sultanim?
Sultanim, Protokol tum insanliga aciktir, uc dilde ne$redilmi$ olmakla beraber bir an once butun dillere tercume edilmesinde yarar vardir. Her kimler ki Protokol'a gore ilk SPEE'yi olu$turdu i$te onlar insanligin sevgi ve ovgusunu kazandi demektir. Boyle bir firsadi ba$kalarina niye kaptirasiniz ki Sultanim, ha$a huzurdan kaz misiniz ki?
Sultanim hatirlar misiniz sizinkiler devrim yaptik diye meydanlara dokulur:
"OTAN'a da ATAN'a da bagliyiz!" diye bangir, bangir bagirirlardi. Sultanim yani bu ne perhiz, bu ne lahana tur$usu ayiptir soylemesi;->
"ALLAH! ALLAH!" deyip Devrim $ehidi olmak da cabasi, Talimatname'de var Sultanim Talimatname'de!"

Saygilarimizla Sultanim,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 30, 2010 3:30 AM

Sultanim, bu terorizme sava$ acan seko-fa$olar var ya, bunlar ha$a huzurunuzdan kaz Sultanim kaz. Dikkat ettiyseniz bunlar terorizmin uzerine, uzerine kaz-adimlariyla gidiyorlar. Bunlar teroristler bi eylemde bulundugunda kabahati hicbir yasama hakki, temsil hakki tanimadiklari gruplarin (SPEElerin) uzerine atiyorlar ve onlari yargilamadan unulmadik guc gosterileriyle cezalandiriyorlar. Boylece tam bir "daire-i fasite / kisir dongu / vicious circle" icine du$uyorlar, kabardikca kanatlari yolunuyor. Sultanim bunlardan adam olmaz kaz bunlar kaz. Aman siz Siz olun zinhar bunlara itibar etmeyin, bunlardan yana olmayin Sultanim, hatirinizdan cikarmayin kaz degilsiniz Sultanim kaz.
"Kaz" dedim de aklima Avarel geldi Sultanim, hatirlarsiniz Joe, Avarel'e "Kaz Avarel kaz!" derdi bu gibi durumlarda;->

Saygilarimla,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 30, 2010 4:12 AM

Grand komutan,

Merak etmeyin, biz hokkabazlar gibi kis uykusunda degiliz. Biz Protokol eriyiz, dimdik ayaktayiz. "Allah Allah" nidalariyla onun kelamini dunyanin dort bir yanina ulastiracagiz.

Ama her seyden once sizin Protokole imza atmaniz lazim yoksa kimse bizi ciddiye almaz. DEYYUS ile her kisi, bitki ve bocegin ayri bir anayasasi olacak. Biz baris elcisiyiz aslinda.

Fasist GECKO'nun sonu gun gectikce yaklasiyor...

Yazan: emre Tarih: March 30, 2010 6:04 PM

Sultanim bakiniz gecenerde Engels'den suna benzer bir paragraf deydi gozume:

"...the secularo-fascist state will necessarily cease to exist: SPEEs which organize their socio-politico-economic affairs based on their own laws, will send the entire secularo-fascist mechanism of government to where it then shall belong: to the museum, alongside the primitive spinning spindle and the bronze ax."
Engels, Origine of Family.

Good news Sultanim good news.

Saygilarimizla Sultanim,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 30, 2010 8:26 PM

Engels oyle bir sey yazmadi. Sakir bey yazmis olabilir. Bkz. "The origin of the family, private property and the state":

http://books.google.com/books?id=He3tAAAAMAAJ&pg=PA211

Ayrica biz gomunist degiliz, DEYYUS'cuyuz. Hani imza atacaktiniz?

Yazan: emre Tarih: March 31, 2010 2:00 AM

Sultanim ne kadar da alingansiniz size "Gomonist" diyen oldu mu? Boyle kohnemi$ edebiyata ne gerek var Sultanim. Onlar da bir seko-fa$oydu gecti gitti bir zamanlik fasildi. $imdi sira sizde Sultanim. Engels $unlari demek istedi lakin lisani elvermedigi icin diyemedi, eger Engels bugun ya$iyor olsaydi $unlari soyluyor olacagina bahse girerdim:

"...the secularo-fascist state will necessarily cease to exist: SPEEs which organize their socio-politico-economic affairs based on their own laws, will send the entire secularo-fascist mechanism of government to where it then shall belong: to the museum, alongside the primitive spinning spindle and the bronze ax."
Engels, Origine of Family.

Sultanim Mahfel'e ugradiginizda $oyle bir teklifte bulunsaniz sagliginiz icin gercekten yararli olurdu: Deyin ki:

"Istirahate ihtiyacim var, bir dedigim bir dedigimi tutmuyor, ATTA'ya gitmek istiyorum ATTA'ya!".

Bu arada ayaginizi sicak tutun, ba$inizi serin Sultanim, bogaziniza iyi bakin du$unmeyin derin. "Can bogazdan gelirmi$" derler Sultanim, amman dikkat edin geldigi yerden cikmasin.

Saygilarimizla Sultanim,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 31, 2010 7:40 PM

Tesekkur ederim. Bir an sizi gomunist sandim da, heyecana kapildim.

Engels coktan oldugune gore yasasaydi ne yazip ne yazmayacagini bilemeyiz. Biz hokkabaz miyiz, falci miyiz?

(Bu arada "origine" diye bir sozcuk yok. Yeniden kesip yapistiracaksiniz edeceksiniz soyle buyrun: "The origin of the family, private property and the state".)

Genc DEYYUS'culer sabirsizlaniyor ama, basin imzanizi gari.

Yazan: emre Tarih: April 1, 2010 1:34 AM

Sultanim duzeltmi$:

"(Bu arada "origine" diye bir sozcuk yok. Yeniden kesip yapistiracaksiniz edeceksiniz soyle buyrun: "The origin of the family, private property and the state".)"

Isabet buyurdunuz Sultanim.
Mujdeler olsun Sultanim Protokol'a ilk imza atildi darisi sizin ba$iniza.
Sultanim Protokol'a bir Muslumanin imza atmasi 1.5G Muslumanin imza atmasi gibirdir. Yakinda Saltanat'in yerinde yeller esecek gibi, Mahfel'de halvete girmenin zamanidir Sultanim.

Saygilarimizla Sultanim,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: April 1, 2010 7:56 PM


ATEISTLER SORUYOR

Ön söz: Burada ateistlerin sorduklarina verecegimiz cevaplar,
ateistler icin degil, cevaplarin ne oldugunu merak eden inanclilar
icindir. Onlari muhatap almamamizin sebebi, mûcize göstersek
dahi inanmayacak olmalaridir. Cünkü kendilerini inancsizliga ve
inkârciliga kilitlemis olduklari icin, onlara hangi cevap verilirse
verilsin kâr etmeyecektir ve etmiyor. Bizim verecegimiz cevaplardan
ancak ateistler icindeki "gercegi arayanlar" faydalanabilir. Seytandan
ders alan inkârci ateistler ise, Kur'anin her ayetinde bir hata ve kusur
arayacak ve bulmaya devam edeceklerdir.

Simdi sual ve cevaplara geciyoruz:

"Kur'an Allah'i; eli, gözü, kulagi olan insana benzer bir varlik
olarak gösteriyor. Bu durum, Allah'in da bir "sey" yani bir "yaratik"
olduguna delil olmaz mi?"

Biz, "devletin gözü, kulagi, eli var" deriz. Fakat bundan, milleti
yöneten bu kurumun, insaninkine benzer organlarinin oldugunu
cikartmayiz. Aksine, "devletin eli" dedigimiz zaman, onun
memurlari veya polisi bulundugunu anlariz. "Devletin gözü, kulagi"
dendigi zaman da, onun haberalma teskilatinin bulundugunu ve
"devletin gücü" dendiginde ise, onun ordusunun varligini görürüz.

Ayni sekilde, evren ve evrendeki her seyin yaraticisi olan Allah'in
eli, gözü, kulagi dendiginde de; O'nun memurlari, polisi ve askerleri
hükmünde olan "melekler"in varligini anlamaliyiz. Fakat bu
anlamadan da, O'nun görmedigini, duymadigini, bilmedigini
cikartamayiz. Cünkü O'nun görmesi, duymasi, bilmesi vardir. Ama
bu fiilleri icin maddî uzuvlara ihtiyaci yoktur. Cünkü Allah, ruh ve
isik sahibi madde ötesi bir Varlik'tir. Insanda da gören, duyan ve
bilen; göz, kulak ve beyin degil, bunlarin üzerindeki ve ötesindeki
"ruh"tur. Ruh, o organlar vasitasiyla görür, duyar, bilir. Ruh bedenden
soyundugunda, yani beden öldügünde, ruh yine görür, duyar ve bilir.
Fakat ruhun varligina inanmayan ateistlerin, bu anlattiklarimiza
inanmasini beklememeliyiz.

Hem biz, her seyin yaraticisi, yaşaticisi ve yöneticisine "ALLAH"
diyoruz. Her seyin yaraticisi, yaşaticisi ve yöneticisi olmayana Allah
denmez. Allah, herseyi var eden, fakat baskalari rarafindan var edil-
meyendir. Allah'in üzerinde baskalari olsa, Allah'a Allah denmez.
Madde ve enerjinin yaraticiligi, yaşaticiligi ve yöneticiligi olmadigina
göre: Allah'tan baska ilah yoktur.

Ateistler soruyor 2: "Hem Allah'in heryerde oldugunu, hem de
peygamberinizin süpermen gibi Mirac'a ciktigini söylüyorsunuz.
Bu durum komik olmuyor mu?"

Bunda bir komiklik yok! Aksine ateistlerin körlügü ve bilgisizligi var.
Cünkü Allah; zatiyla, kisiligiyle kâinatin mânevî ötesindeki -bütün
evreni kusatmis olan- yönetim saltanatinda bulunur. Fakat ruh ve
isigiyla, iş ve fiilleriyle de her seyin her seyindedir. Işte Mirac olayi,
Hz. Muhammed'in, Allah'in kâinat ötesindeki Saltanat Yurdu ve
Yönetim Tahti'na dâvet edilmesidir. Ateistler tabii bunlara da
inanamaz. Cünkü onlarin nazarinda hersey "madde"den ibarettir,
"maddenin ötesi" diye birsey yoktur! Iste onlar buna inanirlar, sanki
akil her seyi bilebilirmis gibi...

Ateistler soruyor 3: "Tanri heryerde olduguna göre, Peygamberlerin
O'nunla iletisim kurmalari icin daga cikmalari da ne oluyor?"

Evet bir Peygamberin, Allah ile iletisim kurabilmesi icin daga
cikmasina gerek yok veya bizler bunu böyle görebilir, böyle olmasi
gerektigini düsünebiliriz. Fakat bu islerin, bizim istedigimiz sekilde
olmasi da gerekmez. Allah, 7 milyar isik yili bir uzakliktan
Peygamberin kalbine istedigi mesaji gönderebilir. Gönderilmesi
gerekeni bir melekle de iletebilir. Ama bazi zamanlarda da bu
iletisimi dag gibi özel bir mekanda da yapabilir. Daglarin iletisim icin
-yüksekligi ve tenhaligi bakimindan- ayri bir özelligi olabilir.

Ateistler iddia ediyor ki: " Sizler önce iman ediyor, sonra da bu
imana göre Kuran'dan anlamlar çıkarıyorsunuz. Ben ise önce
anlamaya çalışıyorum. Bu anladığım şeyin iman edilmeye değer mi
değmez mi olduğuna sonra karar vermek istiyorum."

Bu iddiada bulunanlarin bilmedikleri bir sey var. O da: Insani akildan
ibaret bir varlik olarak görmeleri ve her seyin akilla halledilebilecegini
sanmalaridir. Oysa insan sadece akildan ibaret bir varlik degil, onun
bir de "kalb"i vardir. Ve "iman" yani "Allah'a inanc" olayi da, akilda
degil, kalbde olusan bir islemdir. Bu islemin gercegi yani imanin
kalbde olusmasi da; akilla yapilan bir arastirma sonucu degil,
genellikle insanin (varoldugunu düsündügü) Allah'a yönelmesiyle
Allah'in o kimsenin kalbinde yaktigi bir isiktir. Bunun icin inancin
arastirmadan önce kazanilmasi gayet dogaldir, akla zit bir durum
degildir. Ama din ve inanc sahibi bir insanin, dininin ve inancinin
gercekligini arastirmasi da yasak degildir. Isteyen bu arastirmayi
yapar, inanip inanmamaya yeniden karar verebilir. Fakat kimse,
bu arastirmayi yapmamis olanlarin sahip oldugu Allah inancinin
"gercekdisi" oldugunu iddia edemez.

Evet, bir kimse hangi ülkede veya ailede dogmussa, o yerdeki
kimselerin dinini benimseyecek ve onu diger dinlere üstün tutacaktir.
Fakat henüz imana sahip olmamis tarafsiz arastirmacilarin önüne
Incil, Tevrat ve Kur'ani koysak, Kur'anin diger Kitaplardan daha
üstün oldugunu tesbit edeceklerdir. Cünkü Kur'an, diger Kitaplardan
sonra indigi icin, öncekilerin tamamlayicisi, tashihcisi, taniticisi ve
koruyucusu hükmünde bir Kitap'tir. Bu Kitap, öncekileri reddetmez.
Sadece onlara sonradan bazi uydurmalarin eklendigini söyler ve
onlarin asilsizligini bildirir ve gercegin ne oldugunu haber verir.

Bu sebeple Kur'anin üstünlügü, bir müslümanin dogdugu yerdekilerin
onu üstün tutmasindan degil, gercekteki üstünlügü dolayisiyladir. Ve
bundan dolayi da müslüman bir ülkenin halk cogunlugu dinlerini
inceleme ve arastirmaya girse, bunlarin cogunlugu dinlerine daha
sıkı sarilir. Cok cok cok azi da ateist, dinsiz veya hiristiyan olur.
Ama hiristiyan bir ülkenin halk cogunlugu dinlerini incelemeye
girisse, bunlarin da cogunlugu -öncekilerin aksine- Islâmiyete
girerler. Ancak cok cok cok azi hiristiyanlikta kalir veya ateist olur.
Bunu da, Avrupa'daki müslümanlasma sayisi isbat eder.

Ateistler iddia ediyor ki: "Ortak bilgi yalnızca imandan arındırılmış
bilgidir. Ve yalnızca imandan arındırılmış bilgi 'kaynak' teşkil eder."

Biz de tam aksini söylüyoruz: Gercek bilgi, Allah'in indirdigi bilgidir.
Ve bilginin gercek kaynagi da budur. Cünkü insan aklinin kâinati
avuclayacak ve ötesine gecebilecek bir gücü ve kapsayiciligi yoktur.
Kapsayiciligi olmadigindan, bir sonraki gelen bilgin, önceki gelenin
bilgisini cürütür ve bu degisim kiyamete kadar sürer. Bunun icin
bilimin boyu cok kisadir ve o bir "bücür"dür! Bunun icin de aklin
ürettigi bilgi ve bilim, Yaratan'in indirdiginden sonraki sirada yer
alabilir. Ve ancak Yaratan'i tasdik eden bilim kiymetlidir. O'nu inkâr
eden bilim ve aklin ise bir degeri olamaz. Degeri olamaz ki, bilginin
kaynagi olsun! "Tek kaynak" olmasi ise hic mümkün degildir. Bilginin
kaynagi önce din, sonra bilim'dir. Ögrencinin yükselmesi de ancak
bu iki kanadi takmakla olabilir. Yoksa o ögrenci tek kanatla gercege
ulasamaz. Ya hile ve şüphe, ya da yobazlik batagina düser.

Dolayisiyla biz Kur'anlilar nazarinda din bir günes gibidir. Bilim ise,
bu günesin yaninda bir ay gibi kalir. Ay da isigini ancak günesten
alir. Günes olmazsa, ayin da isigi olmaz. Insanlik yolunda ilerlemek
isteyenler, yollarini en iyi sekilde ancak din günesiyle aydinlatabilir-
ler. Ay isigiyla yetinenler ise, fazla ileri gidemezler, karanlikta ve
yari yolda kalirlar. Sadece din isigini yeterli görenler de, gecelerini
aydinlatamazlar. Sonucta her ikisini de kabullenmek gerekiyor.

Ateistler soruyor 4: "Bırakın şu hadisleri, ayetleri artık. 18.yy.
Osmanlı modernleşmesi döneminden beri kalabalıklar yeni
anlayışlara 'ayetlerle' adapte edilmeye çalışılıyor. Dindarların
zekası kıt mı ki, ayet olmaksızın kendi görüşlerini
oluşturamasınlar?"

Akli kendilerine "tek rehber" yapmis ateistler kendilerini nasil
dayanaksiz bir dayanaga dayamis olduklarini göremiyorlar.
Cünkü aklin dayanagi din olmazsa, o akil dayanaksiz kalir.
Bir sey kendi kendini dayanak yaparsa, o seyin bilgisi ve
iddiasi gecersizdir. Cünkü onun bilgi ve iddiasini tasdikleyecek
üst bir merci ve makami yoktur. Bir kisi, "gercek benim
düsüncemdir" der. Bir baskasi da kendi düsüncesini gercek
görür. Bu sekilde dünyada iki milyar farkli düsünce ortaya cikar.
Acaba hangisinin düsüncesi "gercek"tir? Buna kim hakemlik
edecek ve kim karar verecektir? Burada gercek hakem ancak
din ve Allah olabilir. Din ve Allah dislandiginda ise, gercek
gercegin bilinmesi karanlikta kalir. Eger din yerine bilime
müracaat edersek, o da aklin üretimi olan bir bilgi oldugundan,
akil yine kendine dayanmis olacak ve hakemsiz kalinacaktir.
Bu durumda biz hayatin, dinin, insanin, dünya ve evrenin ve
gercegin gercek gercegini bilemez olacagiz. Sonucta dini hakem
yapmaktan baska cikar yol olmadigini görürüz. Dolayisiyla,
dindarlarin zekasi kit degil, insanligin akli yetersizdir. Eger akil
yeterli olsaydi, insanlik aya yirminci yüzyilda degil, daha birinci
yüzyilda giderdi!

Iste bunun icin ayet ve hadis olmaksizin dindarlar kendi görüslerini
olusturamazlar. Olustursa da, o olusumdan ancak sapiklik cikar...

Insanliga "adalet"i ögreten de, insanin yaraticisi ve yasaticisi olan
Allah olmustur. Yoksa insanin adaleti bilecek ve üretecek bir bilgisi
yoktur. Ancak Allah ögretirse vardir. Ve Allah, "insana bilmediklerini
ögreten"dir. Yani insanligin ilk ögretmeni ve egitmeni: ALLAHtir. Bir
bilgiye sahipsek, bu, O'nun ögrettigidir ve O'nun varligini gösterir.
Allah'i inkâr edenler, kendi bilgilerinin de inkârcisi olurlar!

Ateistler soruyor 5: "Kur'ani kim tasdikledi?"

Kur'anin tasdikleyicisi, Allah'tir. Yani o kitabi kim göndermisse,
onu ancak O tasdikleyebilir. O'nun üstünde tasdikleyici olmaz.
Ancak Allah'in bilgi verdigi kimseler bir kitabin Allah'tan mi,
degil mi oldugunu, sahip olduklari bilgiyle ayirtedebilirler.

Ateistler iddia ediyor: "Muhammed, Kur'ani hayatinda görmedi."

Hz. Muhammed'in (bizim elimizde bulunan) Kur'ani görmesine
gerek yoktu. Cünkü o bizzat Kur'andaki sözleri dogrudan dogruya
Allah'tan almaktaydi. Siz bir dostunuzdan telefonla veya postaciyla
bir bilgi veya haber alsaniz; "acaba bu gelen haber, dostum
Ahmet'ten midir" diye süpheye düser misiniz? Onu ya sesinden,
ya da yazisindan hemen tanirsiniz, degil mi? Iste Hz. Muhammed
de, Allah'tan gelen vahiylerin Allah'tan olduguna inaniyordu. Bunda
bir süphesi olamazdi. Cünkü o sözleri söyleyebilecek hic bir kimse
yoktur dünyada. Zaten gelen ayetler ya kalbe indirilildiginden, ya da
melek vasitasiyla geldiginden, süpheye yer kalmamaktadir. Bize de,
buna inanip inanmamak kaliyor. Ateistler tabii inancsizligi ve
inkârciligi seciyor. Allah'in varligina inanmadiklari icin, Kitabina
inanmalari mümkün degildir.

Ateistler iddia ediyor: "Bilim, Kur'ani cürüttü."

Bilim, Kur'ani cürütemez. Cünkü kendisi zaten cürütülebilir bir
konumda oldugundan, Kur'ani cürütebilmesi mümkün degildir.
Bilimin Kur'ani cürütebilmesi icin, onun önce "cürütülemez" bir
seviyeye ulasmasi gerekir. Bu seviyeye ulasabilmesi icin de,
kiyamete kadar beklemek durumundayiz. Yani o vakte kadar Kur'ani
cürütebilecek bir güc yoktur.

Ateistler iddia ediyor: "Boş laf konuşmayın. Dünya mı güneşin
etrafında dönüyor yoksa güneş mi dünyanın etrafında? KURAN
GÜNEŞ DÜNYANIN ETRAFINDA DÖNÜYOR DİYORRRRRRRR.
(Gece Gündüzü açıklarken 'Güneş akar' diyor onun için bunu
uzaydaki galaksilerin hareketine bağlayamazsınız)
Daha ne çürümesi bekliyorsunuz?"

Kur'an, insan gözünün gördügü hakikati söylüyor. Kur'an, bilimsel bir
iddiada bulunmuyor ki, bilim onu cürütsün! Kur'an, herseyin "Allah'a
ait" oldugunu, herseyin "O'nun tarafindan yaratildigini, yaşatildigini
ve yönetildigini" söyler. Var mi bunu cürütecek bir bilgi ve biliminiz?

Bilim, "dünyanin günes etrafinda döndügü"nü, Kur'anin indirilisinden
1444 (veya 1250) yil sonra kesfetti. Bir gercegi 1444 yil sonra görebi-
len bir Bilim, Kur'anin rakibi olamaz ve onu cürütemez.

Bilimin Kur'ana rakip olabilmesi icin, onun, her an herseyin herseyini
birden görebilecek bir gözü ve gücü olmasi gerekir. Bu göze ve güce
sahip olmayan bir Bilim, Kur'anin hic bir ayetini cürütemez.

Yarin bir bilim adami cikip: "Hayir, dünya günes etrafinda dönmüyor.
Tam aksine, Tanri dünyayi günes etrafinda döndürüyor" dediginde
ateistler ne yapacaktir? Sahi, ne yapacaksiniz ey ateistler? Bu sefer
o bilim adamina, Galileo'ya yapildigi gibi mi yapacaksiniz? Yoksa
bilimin getirdigi gercege iman mi edeceksiniz? Bunun cevabini
simdiden hazirlasaniz iyi olur.

Bütün inanclilar da bilmelidir ki; Kur'anin asil amaci, bilim yapmak
degil, insana Yaraticisini ve Ötedünyasini tanitmak ve vazifelerini
bildirmektir. Vazifelerini yerine getirenler icin de, ebedî bir mutluluk
onlari bekliyor. Var mi bu mutlulugu yalanlayacak olan? Yalanlamak
yetmez. O yalanlamayi isbatlamak da gerekir. Isbati olan ciksin
ortaya!

(Not: Ateistler sorabilir: "Ya bir bilim adami cikip, dünyanin günes
etrafinda Tanri tarafindan döndürülmedigini isbatlarsa, ne
yapacaksiniz?)

Böyle bir isbat yapilirsa, biz de gerekeni yapariz. Bunu da, Kur'an-
dan süphemiz oldugu icin degil, gerceklere karsi kör kalmayacagi-
mizi bildirmek icin söylüyoruz. Fakat o mechûl vakte kadar da Kur'
anin rehberligini birakmayiz. Cünkü dünyada o vaktin gelmesini bek-
liyecek kadar uzun ve sonsuz bir ömrümüz yoktur.

Ateistler soruyor 6: "Kuran'in kitap haline gelmesi uzun yillar sürdü.
Bunu biliyor muydunuz? Sizce sözlü olarak aktarildigi süre icinde
baslangictaki haline ne denli sadik kalabildi? Ilk söyleyen ölüp
gitmis... Bir hikayenin kisiden kisiye aktarilirken nasil evrildigini
bilir misiniz?"

Bu suale karsi biz de soruyoruz: Allah, yeni bir Kitap indirse, ona
inanacak misiniz? Eger inanmaya niyetiniz yoksa, ona da bahaneler
bulmaya devam edeceksiniz. Yani bu inkârciliginiz ve itirazciliginizin
sonu gelmez, cehenneme kadar sürer. Eger cenneti isterseniz,
hayatinizi Allah'a inanc ve teslimle hayatlandiriniz. Kalbinizi Allah'a
kapatmaktan vazgeciniz. Eger kalbinizin ebediyet isteyen sesini
susturup "dünya hayati bize yeter" derseniz, bu da sizin bileceginiz
istir. Fakat bunun da yokolus zindani ve mechûl gelecekteki verilecek
hesap ve ceza gibi -bizim icin kesin olan- aci sonuclarina katlanmak
zorundasiniz. Size yine de "iyi bir son" diliyoruz.

Yazan: Hakperest Tarih: April 6, 2010 1:07 PM

Hakperest, yapmayin lutfen ayni seyleri tekrarliyorsunuz ...

"Kur'anin tasdikleyicisi, Allah'tir. Yani o kitabi kim göndermisse, onu ancak O tasdikleyebilir. O'nun üstünde tasdikleyici olmaz. Ancak Allah'in bilgi verdigi kimseler bir kitabin Allah'tan mi, degil mi oldugunu, sahip olduklari bilgiyle ayirtedebilirler."

Hani Allah'in elcileri vardi onunla iletisim kurabilen? Nedense elcileri (Isa, Musa, Muhammet, vs.) kurduklari dinlerin kutsal kitaplarini HIC gormediler. Olumlerinden sonra yaziliyor bu kitaplar nedense? Ne sanssizlik...

Kitaplari Allah'a nasil tasdikletecegimizi anlatmayi ihmal etmissiniz.

---

"Hz. Muhammed'in (bizim elimizde bulunan) Kur'ani görmesine gerek yoktu. Cünkü o bizzat Kur'andaki sözleri dogrudan dogruya Allah'tan almaktaydi. Siz bir dostunuzdan telefonla veya postaciyla bir bilgi veya haber alsaniz; "acaba bu gelen haber, dostum Ahmet'ten midir" diye süpheye düser misiniz? Onu ya sesinden, ya da yazisindan hemen tanirsiniz, degil mi? ... Bize de, buna inanip inanmamak kaliyor."

Sizi bilmem ama benim posta kutuma surekli Bill Gates ve Nijerya'li zenginlerden mektuplar yagiyor. Bu iletilerin sahiden iddia ettikleri kisiden geldiklerini inanayim mi, inanmayayim mi?

Bin dolar odunc verirsem haftaya yatirimimi uce katlayacaklarmis... Ben de verdim gitti. Inanmakla iyi bir yatirim yaptim galiba.

Yazan: emre Tarih: April 6, 2010 6:44 PM

Hakperest hazır ateistlerin sorularını sıralamışsınız, bugün bir soru daha aklıma takıldı:

İslam BAŞINDAN beri vardı, diyorsunuz ama Kuran'daki bazı emirler insanlığın başlangıçtaki durumunda uygulanamayacak biçimde.

Örneğin:

1. Kuran'da kan/kanlı şey yemek yasak (yanlış hatırlamıyorsam). Peki insanlar ATEŞİ bulmadan önce nasıl kan yemeden beslenecekti? (Vejeteryanlık empoze edilmediğine göre)
2. Kumaş yokken kadın 'başından aşağı, omuzlarına kadar' neyle örtünecekti?

Cevabınız vardır mutlaka...


Yazan: Frkn Tarih: April 6, 2010 7:09 PM

Nilgün sordu: "İslam BAŞINDAN beri vardı, diyorsunuz ama
Kuran'daki bazı emirler insanlığın başlangıçtaki durumunda
uygulanamayacak biçimde.

Örneğin:
1. Kuran'da kan/kanlı şey yemek yasak (yanlış hatırlamıyorsam).
Peki insanlar ATEŞİ bulmadan önce nasıl kan yemeden beslene-
cekti? (Vejeteryanlık empoze edilmediğine göre)

2. Kumaş yokken kadın 'başından aşağı, omuzlarına kadar' neyle
örtünecekti?"

Cevap: Islâm, yani Allah'a inanc ve O'na teslim olus, ilk insan ve
ilk Peygamber Hz. Âdem'le basladi. Fakat Allah, insanlarin haline
ve ihtiyacina göre ayet indirir, din gönderir. Bir kadinla bir erkekten
ibaret olan iki insana Kur'an indirmeye gerek yoktu. Onlarin ihtiyaci
üc-bes sayfalik bir kitapcikti. Toplumlarin sayisi arttikca ve
ihtiyaclari cogaldikca sayfa sayisi da artmistir. Kur'an, Hz. Âdem'e
degil, Hz. Muhammed'e indirilmistir. Hz. Âdem, kendine
indirilmeyen bir Kitap'tan sorumlu degildir.

Dolayisiyla Hz. Âdem'in, eti pisirmeden kanli kanli yemesinde bir
kusur yoktur. Cünkü Allah, insanlara güc yetiremeyecekleri bir
sorumluluk yüklemez ve ondan sorumlu tutmaz. Cünkü O, adalet
sahibidir. Fakat, Hz. Âdem'in, eti pisirmeden yedigini de iddia
edemeyiz. Cünkü Allah ona etin nasil yenecegini ve pisirilecegini
ögretmistir. Ilk bilgiler Yaratan'dandir. Yaratan'in ögretmesi
olmazsa, insan ilkellikten cikamaz. Dolayisiyla, "ilk insan medenî-
dir" diyebiliriz. Zaten Hz. Âdem cennette hayat sürmüs bir kimse
oldugundan, o orada medeniyetin en şahanesini görmüstür. Bu
sebeple onu "ilk ilkel insan" olarak kabul etmek dogru degildir.
Belki ona, "ilk medenî insan" demeliyiz.

Ikinci soru: "Kumaş yokken ciplaklik nasil giderilecekti?"

Hz. Âdem'le Havva, iki kisiydi ve birbirlerine mahremdiler, aralarinda
haramlik yoktu. Ciplakliklarina da günah yoktu. Fakat ciplaklik
insana yakisan bir durum olmadigindan, Allah onlara nasil
örtüneceklerini de ilham etmis, ögretmistir.

Fakat Allah'i kabul etmeyen ateistler icin bunlar mümkün degildir.
Cünkü evreni onlar yaratmistir. Her seyi ancak onlar bilir!..

Yazan: Hakperest Tarih: April 7, 2010 11:48 AM

Başlangıçtan beri sizin deyiminizle 'insanların haline ve ihtiyacına göre' gelen TÜM dinler ALLAHTAN İDİYSE putperestleri niçin kesip biçtiniz?

Yazan: Frkn Tarih: April 7, 2010 3:40 PM

Nilgun Hanim sordu:
"Başlangıçtan beri sizin deyiminizle 'insanların haline ve ihtiyacına göre' gelen TÜM dinler ALLAHTAN İDİYSE putperestleri niçin kesip biçtiniz?"

Ha gayret Nilgun Hanim dere tepe duz gittiniz, alti ay bir guz gittiniz, bir de bakmi$siniz ki bir arpa boyu yol almi$siniz;->>

Ya buradaki yazarlar doyum olmaz ya, artik TV'lerdeki "situation comedy"'leri seyretmeyi biraktim sizleri seyrediyorum, bin defa daha iyi egleniyorum;->>

KAZ AVAREL KAZ!!

Saygilarimla,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: April 7, 2010 10:20 PM

Bayan Nilgün veya nam-i diger Frkn,

Ben hayatimda hic putperest kesip bicmedim.
Sizin gibi ateistlere de; "sizin dininiz (veya dinsizliginiz) size,
bizim dinimiz de bize" diyor, dinsel laikligimi
ilân ediyorum.

Yazan: Hakperest Tarih: April 8, 2010 12:27 PM

Yorum Ekleyin...





(you may use HTML tags for style)