« ‘Habur Olayı’ Doğru Bir Olaydı | Ana Sayfa | Her İktidar Muhalifi ‘Ergenekoncu’ Değildir »

March 1, 2010

İstanbul’da Konferans

Konu: “YENİ TÜRKİYE’DE DİN, TOPLUM VE SİYASET”
Konuşmacı: MUSTAFA AKYOL
Tarih: 3 Mart 2010 Çarşamba, Saat: 15:15
Yer: Marmara İlahiyat Fakültesi Kültür Merkezi Konferans Salonu, Bağlarbaşı-Üsküdar
Soranlar için not: Evet, giriş herkes için serbest.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: March 1, 2010 5:07 PM

Okur Yorumları

(NOT: Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Mustafa Akyol tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, işbu yorum kurallarını dikkate almanız önemle rica olunur.)

Yeni Türkiye neresi?
Hadi yeni bir Türkiye tasarladınız(ya da kendiliğinden oluşacağını düşünüyorsunuz), hadi toplum ve siyasetini de tasarlıyorsunuz, Yeni Türkiye'nin dinini de mi tasarlayacaksınız?

Konferansa katılacağım, ama mehdiyi görmek istiyorum orda.

Yazan: ilhank Tarih: March 2, 2010 10:55 AM

Ilhank dedi:
"Yeni Türkiye neresi?"
bence "Turkiye" du$meli, onun yerine:
"Balkanlar ve Yakin Dogu Merkezli SPEEler Birligi (BYDMSB)" konmalidir.

Saygilarimla,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 2, 2010 7:34 PM

Her isteyeni alıyorlar mı içeri?

Yazan: Nuri Tarih: March 2, 2010 8:02 PM

Mustafa bey çarşamba günleri pek yoğunsunuz ALLAH yardımcınız olsun (özellikle çarşamba günlerinde)

Yazan: Anonymous Tarih: March 2, 2010 11:11 PM

Sevgili Ilhank
"Yeni Türkiye" nerede biliyor musun? Senin, benim, Alinin, Velinin, Ayşenin, Fatmanın....beyninin içinde! Ama üzgünüm Mehdiyi de yanlış yerde arıyorsun onun içinde beyninin içine bakman gerek!

Yazan: Gul Tarih: March 3, 2010 9:58 AM

çok başarılı ve faydalı bi konferanstı tebrik ve teşekkür ederiz...

Yazan: Anonymous Tarih: March 3, 2010 9:29 PM

Yeni Turkiye'den ne kastedildigini merak edenler CIA'ye danisabilirler:

http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=118130 (Fuller'dan hilafet övgüsü)

Yazan: emre Tarih: March 4, 2010 1:34 AM

Konferansa ilk 5-10 dakikasından sonra katıldım. O kısım da ne kaçırdım bilmiyorum. İzlenimlerimi yazayım.

- Mustafa Bey son derece akıcı ve akılcı konuşuyor. İyi hazırlanmış ya da benzeri konferansı daha önce vermiş olmalı, spontane bir cümle kurmadığını düşünüyorum. Hitabeti kuvvetli, genel görünüm ve ifade tarzı gayet iyi. Arada yanında oturan, tavırlarından konferansa katılan üniversite öğrencilerinin öğretmeni olduğu anlaşılan beyefendiye dönüp ona baş sallatması, tasdik ettirmesi önemli bir hipnoz tekniği idi. Yanındaki beyefendinin de, Mustafa Bey bakar bakmaz kafa sallaması ayarlanmış bir şey değildi sanırım. Konuşmacı benim gibi muzır bir tip olsa, aynı ses tonu ile küfürü basar, kafa sallayarak tasdik etmesi için yüzünü çevirirdi.

- Konferansın konusu "Yeni Türkiye" ile başlıyordu, fakat "Yeni Türkiye nedir?" sorusu ele alınmıyordu. (kaçırdığım kısımda var mıydı bilmiyorum tabi). Herkes tarafından kabul gören bir şeyin anlatılmasına gerek yok diye düşündüm. Zira katılımcılar bunu çoktan kabullenmişler sadece yeni Türkiye'nin nasıl olacağı konusunda itirazları ya da katkıları vardı. Yeni Türkiye böyle bir şey olacaktı anlaşılan. Birileri bizim için bir şey isteyecek, biz kabul etme veya reddetme hakkına sahip olacağız. Bizim için bir şeyler isteyenin kim olduğuna fazla takılmayacağız. Neden değişmemiz gerektiği konusunu pek açmayacağız. Hatalarımızı değerlendirmek yerine değişimin rüzgarına kapılacağız.

- Sorulan soruların detaylar hakkında, bir takım ince mevzuları açma hedefli olduğunu gözlemledim. Yani temel olarak bu "Demokratik Düzen" sorgulanmadı. Sadece bir soru güzeldi. Yeni Türkiyenin gözüyle islama bakacağımıza, neden İslamın gözüyle yeni türkiyenin nasıl olması gerektiğine bakmıyoruz? Bu soru güzeldi. Gerçekten, "olan şeyleri" kabul edip kendimizi konumlandırmak yerine, neden kendi çizgimizi çizemeyelim? Mustafa bey'in verdiği örnek üzerinden;
"Artık komşuluk ilişkileri eskisi kadar sıkı olamıyorsa, yardımlarımızı yardım kuruluşlarına yönlendirmeliyiz" diyor Mustafa bey.
Peki bunun yerine İslam toplumu olarak;
"Komşuluk ilişkilerinin neden gevşediğini, nasıl apartmandaki herkesle tanışabileceğimizi" ve "bu ilişkilerin nasıl yönetilmesi gerektiği" hakkında fikir yürütmüyoruz?

- Toplumu tümden değiştirecek ütopik ideolojileri bırakmalı, bireysel çözümler üretmeliyiz diyor Mustafa Bey. Doğru ya da Yanlış demeden önce diyorum ki; İşte bu tam olarak da çeşitli güçlerin "Ilımlı İslam" diye adlandırdığı şey. Bunu bizim adımıza düşünenler, acaba gerçekten bizi mi düşündüler? Kimin söylediğine değil, ne söylediğine bak demişler. Diyeceksiniz şimdi.

Peki o zaman şu endişemi cevaplayın.
Bir takım Dünyanın sahibi olduğu iddia eden, dünyadaki paranın çok büyük bir bölümüne sahip, gücün çoğuna sahip, olayların akışını istedikleri gibi yönlendirerek, toplumun genel algısını, tercihlerini değiştirebilen, toplumu doğru ile yanlışı ayıramayacak seviyeye getirebilecek kadar elinde medya gücü bulunduran bir gurup olduğunu düşünelim. Farz edelim.
Bunların kurduğu düzenek ile, insanlar kendilerini özgür hissediyorlar ama tercihlerinin yönlendirildiğinden haberleri yok. Örneğin markete gidince X markayı tercih ediyorlar, ancak X ile Y arasındaki tek fark onun kulağına X'in iyi olduğu fısıldanmış olması. Çünkü X'in kullanılmasını isteyenlerin gücü çok, her kulağa fısıltı yayma imkanları çok. Bu Xin Y den iyi olduğunu göstermez. X in Y den iyi olduğunu ancak çeşitli bilimsel testler düzenleyerek, vucuda faydası, muhtemel zararları test edilerek öğrenilebilir.

O halde, bütün oğulların duydukları fısıltılar sayesinde X ürününü tercih ettiği halde, bir babanın demokratik davranmayarak oğullarına, zorla, bilimsel yolla ıspatladığı üzere Y ürünün alması iyi bir şey midir?

- Özetle Mustafa Beyin dediklerinden iki şey çıkardım.

1- "Ya bu ılımlıca oyunu oynarsınız, ya da nasıl olsa yıllarıdır olduğu gibi zorla oynarsınız, Oyunu kurma ihtimaliniz yoktur".

2- "Ütopik kuramlar kurmayı bırakalım, kendimize çeki düzen verelim, nasıl olmamız gerektiğini sorgulayalım"


1. maddeye itiraz ediyorum zamanı bir gün gelebilir hazırlıklı olmalıyız diyorum, 2. maddeyi canı gönülden ve şimdiden destekliyorum.

Yazan: ilhank Tarih: March 4, 2010 12:13 PM

Yazan: emre Tarih: March 4, 2010 6:07 PM

Ilhank dedi:
"1- "Ya bu ılımlıca oyunu oynarsınız, ya da nasıl olsa yıllarıdır olduğu gibi zorla oynarsınız, Oyunu kurma ihtimaliniz yoktur"."
oyunun suyu cikti, artik oynanacak bir oyun kalmadi, binlerce oyun var;->
Ilhank dedi:
"2- "Ütopik kuramlar kurmayı bırakalım, kendimize çeki düzen verelim, nasıl olmamız gerektiğini sorgulayalım""
hangi kendimize?
bir kendimiz olsak, ya da kendimizi bilesek ceki duzen verecegiz belki tekelcilere ragmen, ama biz kendimizi baskalariyla karistiriyoruz, kendimizi kaybediyoruz. Herkesin kendini bulmasi icin kendi yasalarina simsiki sarilmasi gerekir. Iste o zaman kimin kim oldugu yasalarindan belli olur.

Saygilarimla,
Grand Sen~or.


Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 4, 2010 7:05 PM

Tüh! bu konuşmayı kaçırdım. İlhank'ın yorumundan anladığım kadarıyla Mustafa Bey ilahiyat öğrencilerine 'ütopik kuramlar kurmayı bırakalım' 'oyunu kurma ihtimaliniz yoktur' bağlamında telkin yapmış.

Eğer doğru anladıysam bunun için Mustafa Beye teşekkür borçluyuz. Çünkü Marmara Üniversitesinin e-ilahiyat sitesinden kolayca anlaşılacağı gibi - daha önce de yazmıştım - ilahiyatçı öğrenciler İslam yasasının yeniden hayata geçirilmesi hayali ile yaşıyorlar. Bu öğrenciler mezun olduklarında yüklendikleri görevler icabı büyük kitlelere ulaşabildikleri için de benim gözümde ciddi birer telkin mekanizması oluşturuyorlar.

Bir naturalist olarak dini tamamiyle bireysel alana çekmiş olan katı laik cumhuriyetimizden çok memnunum. Ancak ülkemde İslamcı bir zihniyetin çoğunlukta olduğunu düşündüğümde, bunun radikalinden ziyade ılımlısını ehven-i şer :)) diyerek tercih ettiğimi itiraf etmeliyim.

Yazan: Frkn Tarih: March 6, 2010 9:20 AM

bir marmara ilahiyatlı olarak söyleyim, ilahiyatçılardan korkmanıza gerek yok, dinle ilgili herşeyi masaya yatırırlar bu onların işi..

korkmanız gereken kişiler akademisyenler değil gizli kapaklı din eğitimi adı altında faaliyet gösterenler..korkmanız gerekenler dini kullanarak anarşi çıkarmak isteyen ergenekon zihniyeti..Fadime şahini türbanlı diye piyasaya çıkaranlar..Ali Kalkancı adlı uyuşturucu tacirini şeyh diye yutturmaya çalışanlar..bunlardan korkun.

Yazan: deniz Tarih: March 6, 2010 2:11 PM

Kusura bakmayın ama üç yıldır içinde bulunduğum ilahiyat fakültesinde 'dini masaya yatıran' tek kişi ben oldum. Herkes İslam'ı nasıl kurtaracağının peşinde:))Örneğin, profesör hocalar Kuran'daki kozmolojik ayetlerin dünyayı düz (Şems), güneşi hareket eder biçimde anlattığını inkar ederler. ('güneş akar' ifadesini uzaydaki galaksilerin hareketine bağlayıp İslam'a paye çıkarmaya çalışırlar, oysa Kuran bu ifadeyi gece/gündüzü açıklamak için veriyor ve fena halde yanılıyor) Hala yaradılışın doğru olduğunu iddia edip, Harun Yahya sergileri açıyorlar. Bırakın evrimi, Akıllı Tasarımı bile benimseyen çok az hoca var. Din felsefesi kitapları öyle seçilir ki, içinde üç satır evrime karşın on sayfa akıllı tasarım anlatılır. Gene de benimseyemediler. Kötülük problemi, din/bilim ilişkileri ise hep din yerine bilimin eleştirilmesiyle sonlanır. Bir tane başı açık kız göremezsiniz, oysa Azerbaycan'dan gelen ilahiyat öğrencisi beline kadar uzun saçlarıyla bahçede dolaşıyor. Azerbaycan'daki ilahiyat fakültesinde çok az kapalı öğrenci bulunduğunu söyledi. E-ilahiyat sitesinde hep ateizme karşı makaleler yayınlanır. Homoseksüeli, ateisti kucaklayan bulunmaz. Peygamber dönemi kavgaları hiç olmamış gibi davranılır.

Adını unuttuğum bir hoca (Bayraktar olabilir, geniş yüzlü) bana hangi lise mezunu olduğumu sordu. Amerikan Lisesi deyince gülerek "Aaaaa, bu bahçeye yakında kilise dikeceğiz" dedi.

Yazan: Anonymous Tarih: March 6, 2010 8:44 PM

merak ettim, siz ilahiyatta öğrenci misiniz?

düz liseden ilahiyat kazanmak zordur, nasıl yaptınız?..bravo.

Yazan: deniz Tarih: March 7, 2010 8:47 PM

Çok üzüldüm. Bir konferansınızı daha kaçırmışım. Allah nasip eder inşaAllah bir konferansınızda sizi dinlemeyi!
Ama konferanslarınız da makul bir saatte olsa... Biz zavallı memurlarda faydalansak...

Yazan: Birgül Tarih: March 7, 2010 9:44 PM

Yorum Ekleyin...





(you may use HTML tags for style)