« İstanbul’da Konferans | Ana Sayfa | ‘İrtica’ Zırvası Artık Bitmeli »
March 3, 2010
Her İktidar Muhalifi ‘Ergenekoncu’ Değildir
[3 Mart 2010 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Geçenlerde bir arkadaşımla ayak üstü “memleketin vaziyeti”ni konuşuyorduk. TEKEL işçilerine geldi laf. Ve bizimki birden bire “o işin arkasında da Ergenekon vardır” dedi.
“Niye, nerden biliyorsun” diye sordum. Açıkladı:
“Tam da bu zamanda böyle bir şeyin çıkması tesadüf olabilir mi? Saf olma.”
Bu tuhaf “analiz yöntemi”, Türkiye’de ne yazık ki epey yaygın. Karşımıza çıkan olayları, önce kendi dar siyasi perspektifimize uygun bir senaryo içine oturtuyor ve sonra da bu şablonun doğruluğundan adımız gibi emin oluyoruz.
Mesela diyelim ki siz “Amerika’nın Türkiye üzerinde oynadığı oyunlar”la kafayı bozmuş bir ulusalcısınız. O zaman her şeyin “zamanlaması” çok “düşündürücü” oluyor sizin için. Mesela “demokratik açılım” mı başladı, hemen koyuyorsunuz teşhisi:
“Bu işin tam da Amerika Irak’tan çıkarken başlaması hiç tesadüf değil. Aptal mı sanıyorsunuz bizi?”
Ama eminim ki açılım beş sene önce başlamış olsaydı, “bu işin tam da Amerika Irak’a girmişken başlaması hiç tesadüf değil” diyecektiniz. On beş sene önce başlasaydı, muhtemelen Çekiç Güç’te bulacaktınız işin sırrını.
Siyasi yelpazenin öteki ucunda da başta sözünü ettiğim “her şeyi Ergenekon’a bağlama” eğilimi baş gösterdi son dönemde. Buna göre hükümet aleyhinde yazıp-çizen, ilk seçimde bir CHP-MHP koalisyonu uman herkes “Ergenekoncu” olmuş oluyor.
Yahut, Ergenekon soruşturmasında hakikaten var olan sorunları (örneğin aşırı uzun tutukluluk sürelerini) dile getiren herkes “darbeci” sayılıyor.
Yine bu şablona göre düşünen bazı yazarlar, kendi kafalarındaki “demokratikleşme projesi” dışında bir laf söyleyenin hemen üstünü çiziyor. Bunlardan biri, sırf “bu Meclis yeni anayasa şansını kaçırdı” gibi bir tespitte bulundu diye, Cumhurbaşkanı Gül’ü “Sezerleşmekle” suçlayacak kadar ileri gitti.
Yanlış şeyler bunlar.
Evet, Ergenekon davası Türkiye demokrasisi için önemli bir eşik. Gerçekten de ilk defa bir darbe projesi, askeri ve sivil unsurları ile birlikte yargı önünde hesap veriyor. Aynı şeyi, kuşkusuz, son haftaların Balyoz soruşturması için de söylemek gerek.
Ancak hükümeti devirmek için kurgulanan darbe projeleriyle mücadele etmek başka, hükümete yönelik her türlü muhalefet ve eleştiriyi peşinen bu projelere dahil saymak bambaşka.
İkincisini yaptığınızda hem bu muhaliflere haksızlık ediyor, hem de Ergenekon davasının “hükümetin muhalefeti susturma aracı” olduğu yönündeki dezinformatif propagandaya inandırıcılık katmaya başlıyorsunuz.
Başbakan’ın gazete patronlarına yaptığı ve “hükümete vuran” köşe yazarlarını işten çıkarmayı öneren kabul edilemez çağrı gibi şeyler de, sonradan tashih edilse bile, buna tuz-biber ekiyor.
Sanırım Sayın Başbakan, kendisini hedef alan bunca darbe projesi, yargısal darbe girişimi ve suikast planının da etkisiyle, bazen eleştirileri “saldırı” gibi algılıyor. Oysa kendisini seven, başarılarını takdir eden insanlar da onda eleştirecek yönler bulabiliyorlar. İdeolojileri ve dünya görüşleri nedeniyle kendisine zaten muhalif olanların çok daha fazla şey bulması, hatta kalemleriyle “hükümete vurması”, son derece normal ve meşru bir durum.
Bugün hem hükümetin hem de ona taraftar olanların bu kritik ayrımı yapabilmesi, çok ama çok gerekli.
Bir taraftan darbeciliğin üzerine sonuna kadar gitmek, öte yandan da çok sesliliği ve ifade özgürlüğünü korumak, insanların “muhalif olma hakkı”na sonuna kadar saygı göstermek lazım.
Yoksa zaten neye yarar ki tüm bu curcuna?
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: March 3, 2010 12:20 PM




Mustafa Bey, bu guzel yaziniz icin tesekkur ederim.
Bizler neden herseyi bu kadar sig degerlendiririz? Neden bu ulkede darbeler olmustur? Bu darbelere kimler canak tutmustur? Acaba darbelerin olmasindan siyasilerde en az askerler kadar sorumlu degilmidir? Neden bu ulkede omurgali olmak degilde birilerine biat etmek gecer akcedir? Neden bu ulkede propagandalar bu kadar etkilidir? Neden bu ülkede doğruları söyleseniz kimseye yaranamazsınız? Neden bu ülkede illa bir taraf olmanız, ve tarafınızı kollamanız gerekir? Bu ülkede birey olmak neden bu kadar zordur? ..... vb
Musadenizle, Metin Munir'in yazisini burda paylasmak istiyorum.
Halka örnek olması gerekenler
Evlerimizde, okullarımızda, devlet-vatandaş ilişkilerinde özgürlük yok. Esas liberal olması ve liberallikleriyle halka örnek olması gerekenler liberal değil. Başbakan’ı, Cumhurbaşkanını, siyasi parti liderlerini ve politikacıların ve fikir önderlerinin çoğunluğunu kastediyorum.
Türkiye’de dizginleri alan her politikacı yasa tanımaz bir arsızlıkla kendi borusunu öttürüyor veya öttürmeye çalışıyor.
Ankara’da o koltuğa oturan herkes eninde sonunda kontrolünü kaybediyor. Kendini allamei cihan sanmaya başlıyor. Her şey bende başlar, bende biter havasına giriyor. Çıkışın inişi olduğunu unutuyor. Mezarlıkların bir zamanlar “Bensiz olamaz” diyen insanlarla dolu olduğunu aklına getirmiyor.Demokrasi herhangi bir endüstri gibi know-how gerektiren bir şeydir. Biz bu know-how’a sahip olmaktan çok uzağız.
Demokrasinin benzini
Demokrasinin yağı ve benzini olan uzlaşma kültürünün K’si yoktur Meclis’te bir defa. Buna karşılık derinlik ve incelik eksikliğinin kendini saygısız bir hiddet ve şiddet olarak dışarı vurduğu bir ölçü bilmezlik var.
Meclis’e milyonlarca insan işsizlik ve yoksullukla boğuşurken sığ kavgalarıyla milletin hayatını zehretmekte bir beis görmeyen üç çirkin egemen. Bencillikleri ve duyarsızlıkları hastanelerdeki süpervirüslerden güçlü.
Her gün şahit olmak zorunda bırakıldığımız bu akılsızlıklar, hiddet bana 1980 öncesinin dört çirkinini hatırlatıyor. Tarihin ondan ders almayanlar için tekerrür ettiği doğru imiş.
Askerin elini politikadan çekmesi Türkiye’yi demokratikleştirmez arkadaşlar. Demokrasi için de ekonomi için de esas sorun politikacıların cumhuriyet kurulduğundan beri ülkenin sorunlarını çözmekte yetersiz kalmalarıdır. Askerin politikaya bulaşmasının da birçok başka kötülüğün de anası budur.
Yazan: temucin Tarih: March 4, 2010 12:04 PM
Temucin Bey dedi:
"Demokrasi için de ekonomi için de esas sorun politikacıların cumhuriyet kurulduğundan beri ülkenin sorunlarını çözmekte yetersiz kalmalarıdır. Askerin politikaya bulaşmasının da birçok başka kötülüğün de anası budur."
bu elinize tutu$turulmus olan sekularo-fascist anayasayla politikacilarinizin, askerlerinizin feri$tahi gelse "ülkenin sorunlarını" cozemez. Artik anlayin $unu; Hayali Ulusu'un Hayali Devleti'nin Hayali Sorunlar, ha gayret cozuyorsunuz/cozeceksiniz;->>
Gerceklerse $oyle:
1. EU$ Anayasalarindan kopyalama bir sekularo-fascist anayasa var.
2. Bu anayasaya gore Hayal edilen Turk Ulusu yerine Osmanli Bakiyesi var.
3. Osmanli Bakiyesi tarihi deneyimi sonucu sekularo-fascistlerin tek-yasal dayatmasiyla asimile edilmeye, teke indirgenmeye direniyor.
4. Sekularo-fascist tek-yasalcilik gunumuzun dunya standardi bir duzenbazlik oldugundan Osmanli Bakiyesi'nin direni$inin capi yerel olamkatan cikip dunya capinda bir evrime/devrime donusmek zorundadir.
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 4, 2010 9:38 PM
Buyurun yeryuzunde yasalara(dinlere) gore gercek SPEEsel dagilim $oyle, (tabii bu demek degildirki her grup icinde alt SPEEsel bolunme olmayacaktir):
1. Christianity: 2.1 billion
2. Islam: 1.5 billion
3. Secular/Nonreligious/Agnostic/Atheist: 1.1 billion
4. Hinduism: 900 million
5. Chinese traditional religion: 394 million
6. Buddhism: 376 million
7. primal-indigenous: 300 million
8. African Traditional & Diasporic: 100 million
9. Sikhism: 23 million
10. Juche: 19 million
11. Spiritism: 15 million
12. Judaism: 14 million
13. Baha'i: 7 million
14. Jainism: 4.2 million
15. Shinto: 4 million
16. Cao Dai: 4 million
17. Zoroastrianism: 2.6 million
18. Tenrikyo: 2 million
19. Neo-Paganism: 1 million
20. Unitarian-Universalism: 800 thousand
21. Rastafarianism: 600 thousand
21. Scientology: 500 thousand
Iste dunyamizin yasal gercegi bu, basarili olmak isteyen politikalarini bu gerceklere gore olusturur, hayallerine gore degil.
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 4, 2010 10:20 PM
Yasal gercek ne oluyor? Yasal olmayan gercekler nedir? Siradan gerceklerden ne farki var?
Demin SPEE'leri etnisiteyle es anlamli olarak kullandiniz, simdi dinlerle. Karar verebilir misiniz?
Yazan: emre Tarih: March 4, 2010 11:21 PM
Sayın Grand Sen~or.
sekularo-fascist, SPEE,... Sizden ricam, konu bütünlüğünü sağlamaya çalışın. Her konuda cevaplarınız aynı: sekularo-fascist, SPEE,... Sizinle aynı düşündüğüm konularda bile bazen konu bütünlüğünden uzaklaştığınız için, tartışma farklı mecralara kayıyıyor. Naçizane bir eleştiri, öneri. Saygılar,...
Av. Cengiz GÜLAÇ
Yazan: Anonymous Tarih: March 5, 2010 12:45 AM
Emre Bey dedi:
"Yasal gercek ne oluyor? Yasal olmayan gercekler nedir? Siradan gerceklerden ne farki var?
Demin SPEE'leri etnisiteyle es anlamli olarak kullandiniz, simdi dinlerle. Karar verebilir misiniz?"
yasal gercek" den kasit gercek olan yasal duzenler, yani yukarida belirtilen yasal gruplar. Gercek olmayan yasal duzenbazlik da sekularo-fascistlerin hayali ulusa dayali tek-yasalciligidir, tabandan kabul edilme degil, tepeden inme yasalara dayali duzenbazlik.
"etnisite" sekularo-fascist duzenbazliga gore "yasama hakki" inkar edilmis SPEE'dir diyebiliriz. Ben bu cercevede "din"'i sekularo-fascistlerin "yasalardan" yalitilmis anlamiyla kullanmiyorum. Benim kullandigim "din" kavrami ayni zamanda "yasa" kavrami gibi de kullanilir.
Bu sekularo-fascistlere gore boyle degil, cunku onlar SPEElerin yasama hakkini inkar ediyorlar. Onun icin de sanki yasalarla hic alakali degilmis gibi igdi$ edilmis/yozlastirilmis bir "din" kavrami gelistirmis bulunuyorlar.
Iste bu anlamda Protokol'a gore yukaridaki istatistikle belirlenmis olan grupla$ma potansiyel olarak SPEEsel bir gruplasmadir, yani halen yasama haklari inkar edilmis SPEEler. Fakat SPEEsel duzene geciste yukaridaki konfigurasyonda bircok degisikligin olmasi mumkun, ozellikle bu guruplardan bircogu bolunerek degisik SPEEler olusturabilirler. Ayrice sekularo-fascistlerin "etnisite" olarak tanimladigi gruplar da farkli yasalar etrafinda birleserek degisik konfigurasyonlarda SPEEler olusturabilir.
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 5, 2010 2:11 AM
Emre Bey a$agidaki cumleyi elestirdiginiz icin te$ekkur ederim,
"Iste dunyamizin yasal gercegi bu, basarili olmak isteyen politikalarini bu gerceklere gore olusturur, hayallerine gore degil."
bunu $oyle degistiriyorum:
"Iste dunyamizindaki bu gruplarca kabul edilebilir yasalar bu gruplarin kendi yasalaridir, basarili olmak isteyen politikalarini bu gercege gore olusturulmalidir, tepeden inme hayali yasalara gore degil."
Goruldugu gibi bu gruplarin icinde sekularistler de var, fakat bu azinlik kendi yasalarini diger butun SPEElerin yasama haklarini hice sayarak onlara dayatmaktadir. Onun icin bunlari sekularo-fascist olarak isimlendiriyoruz.
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 5, 2010 4:14 AM
I$te basit aritmetik:
1.1 Milyar Sekularo-fascist, inkarciligi yayginl$tirmak icin 5.7 Milyar insana yasalarini evrenseldir/bilimseldir diyerek olanca gucuyle orgutlenmi$ bir $ekilde dayatiyor.
Va mi bunun ba$ka bi turlu izahi?!;->
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 5, 2010 6:20 AM
Sayın Akyol,
Son dönemde yaşanan olaylara dikkat edilecek olursa bir çok eleştiri kabul edilebilir, ancak; bir tanesi var ki, anlamak mümkün değil: “Yaşanan her hangi bir olayın (Operasyon, dava, gözaltı, tutuklama) tarihi ile aynı tarihe denk gelen başka bir olayın kıyaslanıp rövanş gibi algılanması” Bu eleştiriyi anlamak mümkün değil. Tarihimizde neredeyse bir yılın 365 gününde bir demokrasi ayıbı, defosu mutlaka var. Örneğin, balyoz operasyonu göz altılarının başlama tarihi Talat Aydemir olayına denk geliyormuş! Ee, üç beş gün sonra olsa, 28 şubat. Önce olsa, bilmem ne! Sanki demokrasi tarihimiz bembeyaz bir sayfadan ibaret.
Her konu ve olayın Ergenekon’a bağlanması hususunda sizin gibi düşünüyorum. Çok yanlış ve gereksiz. İşi sulandırmaya çalışanlara malzeme vermekten öteye geçmiyor. Ancak, şöyle bir hafifletici neden olamaz mı? Tarihimizde ilk defa sistemin/kudretlilerin Haso-Memo diye küçümsediği insanların, tüm otoriter uygulamaların baskısını Cumhuriyet rejimi boyunca en yoğun şekilde hissetmiş ve birçok darbelere maruz kalmış insanların sistemi/egemenleri sorguluyor/sorgulayabiliyor olmasının heyecanı ve iş bilmezliği/acemiliği gibi de göremez miyiz? Saygılar.
Av. Cengiz GÜLAÇ
Yazan: Cengiz GÜLAÇ Tarih: March 5, 2010 11:41 AM
Sayın Akyol,
Muhalefet etme düzeyimize verilecek en güzel örneklerden birini yaşıyoruz: Anayasa değişikliği tartışmaları. CHP diyor ki: "Dokunulmazlıklar konursa destekleriz. Aksi takdirde referandumda Anayasa değişikliklerine halk evet dese bile, değişiklikleri Anayasa Mahkemesi'ne götüreceğiz" BDP de diyor ki: "Seçim barajı konusu pakette olmazsa desteklemeyiz" Bu taleplerden şu sonuç çıkmaz mı: "Evet, düşünülen Anayasa değişiklikleri doğrudur, ÜLKENİN MENFAATİNEDİR. Ancak, bizimde taleplerimiz var". Çünkü şunu demiyorlar: "Düşünülen değişikler tamamen yanlıştır, Anayasaya aykırıdır, milletin menfaatlerine aykırıdır vs." Sadece kendilerininde istekleri var. Şimdi adama demezler mi: "Madem bu değişiklikler doğru, destekleyin geçsin. Talepleriniz konusunda kamuoyu yaratın, muhalefet yapın, halktan destek isteyin. Şimdilik şu aksaklıklar hiç olmazsa düzelsin. Sıra sizin isteklerinizede gelir." Değişikliklerin içinde CHP açısından dokunulmazlıklar olursa tamam, olmazsa sivil dikta, irtica, rejim düşmanlığı vs. Böyle bir ayrım yapmak, bu tür sonuçlar çıkarmak nasıl bir zekanın ürünüdür anlamak mümkün değil. (Dokunulmazlıkların kaldırılmasının altında yatanı herkes biliyor. CHP AKP milletvekillerine "gel maça bizim sahada devam edelim" diyor: YARGIDA.)
Haklısınız, her iktidar muhalifi Ergenekoncu değildir, ama; her iktidar muhalifi aynı zamanda vicdan sahibi muhaliflerde değildir. Saygılar,...
Av. Cengiz GÜLAÇ
Yazan: Anonymous Tarih: March 5, 2010 12:16 PM
Mustafa beyin tespiti şüphesiz doğru,"Her iktidara muhalif ergenekoncu değil"peki her ergenokana muhalif iktidar yanlısımı?
Bu iki soru arasın da çok ciddi bağlantı var.Çünkü her iki mantık; düz ve indirgemeci,kolaycı,ve katagorik.
Aslında türk toplumunun kendi içinde,meşrebine,mezhebine,ideolojisine göre bölünmüşlüğü,modern cemaatlere dönüştüğü sosyolojik bir gerçek.
Düşünün bir kez karşınızdaki şöyle bir soru soruyor size"ülkenin durumunu nasıl görüyorsun?"vereceğiniz cevabın makbuliyeti,karşınızdakinin "cevap"olarak beklediği"şeyi"karşılayıp karşılamaması ile alakalı.Eğer cevabınız "Valla eskisine göre muhteşem değişlik var,artık ülke içinde devlet gücünü kullananlar sıradan insanlar gibi,hesap verebiliyorlar,artık bankalarımız eskisi gibi göstere göstere batırılmıyor.Sağlık hizmetleri eskisine göre daha olumlu vs.vs."şeklinde ise ve karşınızdaki iktidar muhalifi ise,sizi bir anda politik bir tavrın içine yerleştirerek hakkınızda "YANDAŞLIK"suçlamasına rahatlıkla gidebiliyor.Veya bunun tersi de mümkün,samimi eleştriyel bakışınız sizi bir anda,ergenekoncu da yapabiliyor.
Bu hastalıklı durum neyle izah edilir?Kanaatim o ki,birey olamamanın,ve özgür düşüncenizin bir grubun,bir ideolojinin,bir cemaatin önsel kabullerini yıkması ile alakalıdır.
Tahammülsüzlük burda başlamakta,ancak
bu sadece partili ve ideolojik siyasette değil,tartışmanın her alanında bu tavır mevcut.
Bir başka ifade ile bu hastalıklı durum,gündemi belirliyen bu günkü mafya,çeteleşme,derin devlet vs.vs.konularıyla
alaklı değildir.Bu konularda size hak veren biri rahatlıkla başka bir konuda yaptığınız itirazdan dolayi siz "ötekileştirmekte".Bunu ifade özgürlüğü içinde kabul etmemekte.
Çok somut bir örnek vereyim,bir sitede tartıştığımız bir beyefendi vardı.(hadi sitenin isminide vereyim "derin düşünce")Yazdığı yazıların benim için hiç bir kıymeti harbiyesi yoktu,lakin yazdıklarına yorum yaparak itiraz etme ihtiyacı duymuştum.Çünkü kendi kültürel terkibini oluşturan inanç öznesinin sadece kendisini bağlıyacağını,bunun islamın tek ve bağlayıcı görüşü olamıyacağını delilleriyle anlatmaya kalkışmıştım,konu tasavvuf idi,tartışma
tartışılamadan sona ermişti.Çünkü hiç bir soruma cevap almamıştım.Ve sonunda beni aynı ergenekon örneğinde katagorik suçlama tekniğiyle"Sen Tasavvufa inanan insanlara müslüman değilsin diyorsun" türü bir suçlama ile tartışmayı sitenin ruhuna uygun olarak sona erdirmiştik.Niçin böyle olmuştu?
Bir tek sebebten,Yazdığı yazılara yorum yoluyla katkıda bulunanların makbuliyeti,zihninde beklediği cevap ve kendi doğru bildiği yanlışlara övgüler düzecek yorumcuyu beklemesindendi.
Sonuç olarak,teorik olarak kabul ettiğimiz bu hatalı durum,pratiğe hiçte yansımamakta,bu curcuna ve kaos devam etmekte.
Her iktidarı eleştirenin ergenekoncu,her iktidarı olumlu bulanın Amerikancı,siyonist vs.ci olması,zihniyet dünyasıyla alaklıdır diyorum.
Yazan: ABİDİN UYAR Tarih: March 5, 2010 2:19 PM
Sayin Grand Senor,
Siz kafaniza gore terimler uyduruyorsunuz. Etnisite ve kavramlarin sizin lugatiniza gore ne anlama geldigi onemli degil. Onemli olan sizin lugatinizdaki terimlerin gercek dunyada hangi terimlere tekabul ettigidir.
Varsayimlariniz da yanlis. Din'i yasa ile esanlamli olarak kullanmak fevkalade yanlistir. Din bir inanc sistemidir. Ama onu yasallastirmak sizin tabirinizle "fasizm"dir. Lutfen dini siyasete alet etmeyiniz. Herkesin inanci kendine.
Celiskili bir bicimde inanc ozgurlugunu koruyan ulkeleri "sekularo-fascist" olarak nitelediniz. Fasist olmayan bir kac ulke sayabilir misiniz? Su cennetlik ulkelerin isimlerini merak ettim dogrusu.
Yazan: emre Tarih: March 5, 2010 4:33 PM
Sayın Abidin Uyar,
Tespitlerinize katılmamak mümkün değil. Toplum olarak bir eleştiri veya yorumu, bütün genellemelerden bağımsız, salt söyleyenin o an tartışılan konuya ilişkin söyledikleriyle, öne sürdükleriyle değilde genel kalıplar içerisinde değerlendiren ezberci bir yaklaşımımız var. Yüz yüze tartışmalarda genelde yaşanan şu oluyor; siz derdinizi anlatırken karşınızda ki, söylediklerinizi değil, söyleyeceklerini düşünüyor. Benzer durum internette de geçerli. yazdıklarınız değil, yazmadıklarınız, kendilerince sakladıklarınız değerlendiriliyor. Aslında hepimizin elinde vicdonometre var, düşünceleri okuma gibi üstün bir yeteneğe sahibiz!
Ben kendimi hiç bir genellemenin içine sokmayacak kadar, farklı ve özel hissedecek kadar egosu hormonlu birisi iken, beni bir yığının parçası görmek kimsenin haddi olmamalı. Ama maalesef, karşımızdakinin anlattıklarını anlama, anlamdırma, karşı argümanlar ileri sürme ve en önemlisi tahammül etme konusunda çok başarılı değiliz.
Ben, bir şey yazarken, söylerken "benzerlerimler" mukayese edilmek istemiyorum. Sanırım benzer sıkıntıları sizde çekiyorsunuz, kendimce katkı sunmak istedim. Saygılar,...
Av. Cengiz GÜLAÇ
Yazan: Cengiz GÜLAÇ Tarih: March 5, 2010 5:06 PM
Eger kirlilik yaratan sahsi muhatap almazsaniz, ya uslubunu duzeltmek zorunda kalacak, ya da kendiliginden ayni seyleri tekrar tekrar yazmayi birakacaktir.
Yazan: Buyuk Efendi Tarih: March 5, 2010 9:49 PM
Cengiz Bey dediniz ki:
"Ben kendimi hiç bir genellemenin içine sokmayacak kadar, farklı ve özel hissedecek kadar egosu hormonlu birisi iken, beni bir yığının parçası görmek kimsenin haddi olmamalı. Ama maalesef, karşımızdakinin anlattıklarını anlama, anlamdırma, karşı argümanlar ileri sürme ve en önemlisi tahammül etme konusunda çok başarılı değiliz.
Ben, bir şey yazarken, söylerken "benzerlerimler" mukayese edilmek istemiyorum. "
bence budurm sundan ortaya cikiyor, siz ifade etmek istediklerinizi orta mali kavramlarla ifade ediyorsunuz, kavramlarinizin bunlardan ne durumlarda farkli/benzer oldugunu onceden belirtmiyorsunuz, o zaman okuyuculariniz sizi bu orta mali kavramlara gore ortalama anliyor, yiginin parcasi olarak goruyor. Bunu kirmak hic de kolay degil, tutarli ve israrli olarak kavramlarinizin orta mali kavramlardan farkliligini belirtmeniz gerekiyor. Benim burada yapmaya calistigim i$te bunun gibi bir deneme, belki ornek olur.
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 5, 2010 10:35 PM
Buyuk Efendi dedi:
"Eger kirlilik yaratan sahsi muhatap almazsaniz, ya uslubunu duzeltmek zorunda kalacak, ya da kendiliginden ayni seyleri tekrar tekrar yazmayi birakacaktir."
birisi sizin evin onune hergun cop attiginda, boyle mi davraniyorsunuz;->
ben ne yapmayi tercih ediyorum biliyor musunuz;
1. Kirliligin kirlilik oldugunu gosteriyorum, bundan vaz gecin diyorum.
2. Boyle lisan kirliligine devam edenlerin lisanlarina anti-virus lisan araclari yerlestirip onlarin lisan icine saldigi virusleri yok etmelerini sagliyorum.
3. Copleri toplayip bunlarin kapisi onune yigiyor, onlari orada ate$e veriyorum;->>
4. Daha ba$ka metodlarim da var tabii;->>
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 5, 2010 10:41 PM
Sayın Gülaç,
Yorumlarınızın devamlı izleyicisiyim,özgür düşünce tarzınız takdire şayandır,aynı sıkıntıları yaşamaktayız,Mustafa Akyol beyefendinin temas ettiği konu,şablonik düşünce tarzındaki hakim ögenin,her zaman ve zeminde anahtar rolü üstlenmesi.Anahtar kavram örneğin Amerika,kendi içinizdeki problemi "var" eden ögede bu,problemi ortadan "kaldıran" öge de bu.
Komplo teorileri,bilhassa kapalı toplumun bireyini çok rahatlatmakta,karşınızdakinin fikrini çürütmek yerine,onu peşinen toplumun lanetlediği ön kabuller arasındaki bir katagoriye yerleştirirsiniz.Artık karşınızdakine bir şey yapmanızda gerekmez,o aşkın suçlayıcı öge yeter gerisini o halleder.
Niçin böyledir?Bu ilkel silahın yarın sizide vurmıyacağını kim garanti edebilir?
Velhasıl diyorumki bizler Ahlakı hep din üzerinden inşa etmeye çalıştık,İbrahimi Dinin(hanif)müntesibi olarak bunun gerekli olduğununa inanıyorum.Lakin Bu dinin içinde olmıyan o kadar güzel insanın,seküler ahlakına tanık oldumki,baş örtüsünden,özgürlüklere kadar ilkeli duruşu bunlarda gördüm.Ancak sırf liberal dünya görüşlerinden dolayi hakarete uğradıklarınada tanık oldum.Kendimize yapılmasını arzu etmediğimiz şeyi karşımızdakine de yapmamayı ilke edinmediğimiz sürece özlenen bir toplum inşası hayal dir.Selam ile..
Yazan: ABİDİN UYAR Tarih: March 5, 2010 11:45 PM
Bakin Cengiz Bey size buradaki yazismalardan bir ornek vereyim:
Haksever dedi "30 yil sonra Kur'an dunyaya hukmedecek".
anlasilir gibi degil?!, Kur'an'a bakiyorum, icinde "Kur'an" ve "hukm" gecen ayetleri tekrar, tekrar okuyorum, boyle bir lafa hicbir anlam veremiyorum. Yazari uyariyorum, "lutfen" diyorun "$u kullandiginiz kelimelerin Kur'an'da nasil kullanildigina bir bakip, hafizanizi tazeleyin ona gore bir onermede bulunun". "Olmaz!" adam inat ediyor "benim du$uncem bana, seninki sana" deyip cikiyor i$in icinden, ya ortada daha henuz dogru, durust bir du$unce yok ki sahiplenesin be Karde$im;->
Neyse beni aliyor bir ba$ka du$unce:
"Bu adam bunu nereden ogrendi/cikardi acaba?" diye, bir kac gun sonra hatirliyorum;
"Tamaaam! bu bunu ATA'sindan ogrendi, ATA'si demisti ya:
"Hakimiyet bila-kayd-u-$art milletindir" i$te bundan. Ben daha once bu safsatayi da soru$turdugumdan durum anla$iliyor. Kur'an'da "millet" kelimesinin gectigi ayetlere bakin "hukum"'le birlikte anlamli sekilde boyle bir laf etmeniz mumkun degildir. Fakat $oyle bir laf etmek mumkun"
"Hakimiyet bila-kayd-u-$art ulusundur"
tabii bu da o halde ayrica soyle sorgulanabilir:
Hangi ulusun? Hayali ulusun.
Anayasadaki degi$tirilemez maddeler ne oluyor?
Onlari sormayin, onlar veridir, evrenseldir, bilimseldir, insan haklari beyannamesindendir, laiklik prensibi de Fransiz Ihtilalinden mirastir, carttir, curttur, kurucu ATAlar tarafindan oyle buyurulmustur, butun modern devletlerin anayasasinda bu boyledir, yoksa Birle$mi$ Milletlere zor girerler, oyle yazilmi$ oyledir, ama bu dogma degil firlamadir, EU$ anayasalarindan firlama. "Hakimiyet ulusundur" dediysek o kadar da devenin nali degil, yani "bu degi$tirilemez maddeler gore hakimiyet ulusundur" desek daha yerinde olurdu tabii ki, ama madem ki ATAmiz oyle buyurmu$ hikmetinden sual olunmaz, bunlar Ulusumuza gore degistirilemezdir..falan, filan.
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 6, 2010 3:12 AM
Sayın Grand Sen~or.,
İsterseniz size ortanın üstü şeyler yazayım şimdi! Sayın Abidin Uyar'a katkı amacıyla yazdığım yazımda bahsetmek istediğim, kişi/gurup, anlayış sizinkine tıpa tıp uyarken nezaketen sizi site müdavimi olarak örnek göstermedim. Gökten yıldırım düşse sebebini "seküler-faşist, SPEE" diye açıklamak ve her beş kelimenin neredeyse dördünü aynı kavramlarla ifade etmek mi sizin MALI ortanın üstü yapıyor?
Bir gün çıkıp şöyle bir tespitte bulundum: “İslam’ın bir toplumu etkilediğini savunmak için ne dindar, ne de laik/seküler olmaya gerek var” Cevap veren şahıs konuyu inanç temeline oturttu.” İslamda kadın, dayak, dünya tepsi gibi” vs cevaplar vermeğe başlayıp, inanıp inanmamayı bir zeka düzeyi gibi göstermeğe çalıştı. Oysa söylediğim sosyolojik bir hakikatti, inançla hiç ilgisi yoktu. Sayın Akyol’un Habur olayına ilişkin yazdıklarına yaptığım yorumu şöyle algılamıştınız: “Cengiz Bey siz hala sorunun Kurt sorunundan ibaret oldugunu saniyorsunuz, ya da gercek sorunlar urkutucu oldugundan Kurt sorununa siginmak istiyorsunuz.” Hangi cümlemden bu sonucu çıkardığınızı sordum, cevap vermediniz. Bu iki basit örnekten sonra, sanırım Sayın Uyar’la anlatmaya çalıştığımız şey şuydu: Ezberci zihniyet konuya yoğunlaşamıyor. “Yazdığı yazılara yorum yoluyla katkıda bulunanların makbuliyeti,zihninde beklediği cevap ve kendi doğru bildiği yanlışlara övgüler düzecek yorumcuyu beklemesindendi “(Abidin Uyar)
İşte! Sayın Abidin Uyar’a yazdığım yazıda eleştiri yönelttiğim zihniyetin içerisinde maalesef sizde varsınız. Kendimi ifade etmekte yeterli olamadığım iddianıza saygı duyuyorum. (“Ve” ile “Veya” arasındaki farkın insanı darağacına götürdüğü, insanın kendisini ifade gücüyle başarısının doğru orantılı olduğu bir mesleği icra etmeğe çalıştığımı hatırlatırım.) Ancak, seviyeli eleştiri yerine fikirlerimi “orta malı” diye tanımladığınız için teşekkürler! Yani, beni haklı çıkardığınız için teşekkürler! Zaten sizin gibilerle tartışırken ortanın üstü fikirlere de gerek yok, çelişkileriniz bana yetiyor.
Sayın Grand Sen~or., bence “orta malı” fikirlerle değerli vaktinizi boşa harcamayın. Saygılar,…
Av. Cengiz GÜLAÇ
Yazan: Cengiz GÜLAÇ Tarih: March 6, 2010 2:11 PM
Cengiz Bey dedi:
"seviyeli eleştiri yerine fikirlerimi “orta malı” diye tanımladığınız için teşekkürler!"
Bendeniz "orta mali fikirlerden" degil "kavramlardan" soz ettim, ortamali kavramlarla fikirlerinizi bu kadar aciklarsiniz dedim. Kavramlarinizin orta-mali olanlardan farklilik ve benzerliklerini belirtirseniz daha iyi anlasilirsiniz dedim.
Yazilarim alabildigine ele$tiriye aciktir, kayda deger bir ele$tiride bulunursaniz karsilik veririm, ele$tirilerinizi ustu kapali, dolayli yapmaniza hic gerek yok, cunku bu burada kullanilan dili daha da bulanik hale sokuyor.
dediniz ki:
" “Cengiz Bey siz hala sorunun Kurt sorunundan ibaret oldugunu saniyorsunuz, ya da gercek sorunlar urkutucu oldugundan Kurt sorununa siginmak istiyorsunuz.” Hangi cümlemden bu sonucu çıkardığınızı sordum, cevap vermediniz."
genel olarak yazinizdan bu sonucu cikarttim, eger bunu yanlis bulduysaniz daha da aciklayip "yanlis anlasilmisim, size katiliyorum, sorun Kurt sorunundan ibaret degil, ben bu saydiginiz sorunlari burada saymadim ama sorunu sirf Kurt sorunu olarak gormuyorum, cozumun de butun bu sorunlara cevap verecek bir cozum olmasi gerekir" dersiniz olur biter.
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 6, 2010 8:51 PM
Cengiz Bey dediniz ki:
"Gökten yıldırım düşse sebebini "seküler-faşist, SPEE" diye açıklamak ve her beş kelimenin neredeyse dördünü aynı kavramlarla ifade etmek mi sizin MALI ortanın üstü yapıyor?"
nerde "gokten yildirim du$mu$" de ben onu SPEE ile aciklami$im?!
SPEE sosyo-politiko-ekonomik entite bununla neyin ne kadar aciklanacagi Protokol'la belirli. Sizin buna gore bir ele$tiriniz varsa buyurun yapin. Hatta Protokol'un tum olarak ele$tirin, gorelim bakalim nasil yapiyorsunuz, daha dogru durust bir ele$tiriyle kar$ila$madim, gelin siz ilklerden olun.
Cengiz Bey, bakin soyle diyeyim:
Bir hukukcu olarak insan haysiyet ve serefine daha yaki$ir bir Protokol getirin, bunu gercekle$tirmek icin butun bildiginiz hukukcularida yaniniza alin, ona imzami atayim. Ama getiremezseniz o zaman siz bu Protokol'a bir imza borclusunuz, Nilgun Hanim ve Emre Bey gibi;-> oldu mu?
Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 6, 2010 9:05 PM
Cengiz Bey dediniz ki:
"çelişkileriniz bana yetiyor."
celiskileri gosterin uzerinde konu$alim, size yetmekle kalmasin, biz de gorelim.
dediniz:
" “Yazdığı yazılara yorum yoluyla katkıda bulunanların makbuliyeti,zihninde beklediği cevap ve kendi doğru bildiği yanlışlara övgüler düzecek yorumcuyu beklemesindendi “(Abidin Uyar)"
neymis bunlar gosterin,
Abidin Bey, Cengiz Bey Protokol apacik ortada, TC Anayasasi da ortada, Kur'an da ortada, soylediklerim de burada kayitli, kaybolup gitmiyor. Elestireceginiz bir cumle varsa alin ele$tirin, celi$ki varsa gosterin, ayni benim yaptigim gibi cumle, cumle degerlendirin yazdiklarimi. Siz birakin benim "zihnimde bekledikleri:'mi bir kenara, onlardan benim bile haberim yok, haberim olani buraya apacik geciyorum, siz i$te bu yazilanlari hedef alin, onlardaki celiskileri gosterin.
Gosterin neymis bu "dogru bildigim yanli$lar", artik cimrilik etmeyin, gosterin herkes de bilsin, gercek ortaya ciksin.
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 7, 2010 12:10 AM
Cengiz Bey bakin ABD Anayasasindaki su maddeye:
"[Amendment of ARTICLE ONE]
CONGRESS shall make no LAW respecting an ESTABLISHMENT of RELIGION...
(the Constitution of THE USA)
(key-words: Congress, law, establishment, religion)"
"KONGRE harhangi bir DIN'i tesis etmek icin YASA yapmiyacaktir...."
ee kim yapacak boyle YASA'yi? Hic bir muessese.
ee KONGRE yaptigi YASA ile neyi olu$turuyor? Sekularizmi. Iste Kur'an'a gore biz bu KONGRE'nin YASA yaparak olu$turduguna DIN diyoruz, adi sekularizm olsun, ne olursa olsun. Protokol'a gore YASALARI diger SPEElere zorla dayattigi icin de boyle bir Ssosyo-politiko-ekonomik yapiya sekularo-fascist diyoruz.
Buyurun ele$tirin. Boyle anayasalar SPEElerin YASA YAPMA ve yaptigi YASAlari kendilerine uygulama hakkini inkar edegeldigi surece bunlar Protokol'a gore ele$tirilip durulacak, artik buna kendiniz ali$tirmaya bakin.
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 7, 2010 12:45 AM
Herkese Merhaba,
Sitede şu an tartışılan konuyla doğrudan ilgisi yok, ama ilgilenenler için önemli bir ayrıntı olabilir.
“Ak Parti ve Gülen Cemaatini Bitirme Planı” olarak isimlendirilen belgenin altındak imzanın Dursun Çiçek’e ait olduğu Jandarma Kriminal tarafındanda kabul edildi. "Bak işte! Asker bile kabul etti" diyenlerin gözden kaçırdığı çok önemli bir ayrıntı var. Bu durum çok tehlikeli bir sonucu doğurdu. Darbe iddialarına ilişkin tüm belgeler bundan sonra askeri bilirkişilerce incelenmeli/onaylanmalı. Jandarma Kriminale Adli Tıp Genel Kurulundan bile üstün bir değer yüklendi. Artık herhangi bir belgeye itiraz eden Jandarmadan rapor isteyecek. Ya jandarma daha üst rütbeli birisine, mesala bir Or.Gen'e dokunan bir konuda emir komuta zinciri içinde rapor veririse? Çünkü askerden rapor isteyenler ne diyecek: "Bakın işte, “ıslak imza” konusunda jandarma nasılda objektif davrandı. Genelkurmay Başkanını kamuoyu önünde zor duruma sokma pahasına imza Çiçeke'e aittir dedi"
Bence Adli Tıp raporu üzerine yoğunlaşılmalı, farklı bir içtihata yol açılmamalıydı. Netice itibariyle Jandarma Kriminal, Adli Tp kararlarını denetleyen/onaylayan üst bir makam/kurum değildir. Ne mevzuatımızda böyle bir düzenleme var ve ne de böyle bir içtihat var. Saygılar,...
Av. Cengiz GÜLAÇ
Yazan: Cengiz GÜLAÇ Tarih: March 7, 2010 2:15 AM
Abidin Bey dedi:
"Lakin Bu dinin içinde olmıyan o kadar güzel insanın,seküler ahlakına tanık oldumki,baş örtüsünden,özgürlüklere kadar ilkeli duruşu bunlarda gördüm."
Abidin Bey bu guzel insanlarin onune Protokol'u surun ve deyin ki "Sekularitlerin yasalari Sekularistlere, Muslumanlarin yasalari Muslumanlara, bastirin imzayi" bakalim ne diyecekler. Orada sekularo-fascist yasalar gore Musluman olduklarini belirtmek icin ba$ortusu takan onbinlerce genc kiz babalarindan alinan vergilerle kurulan Universitelere alinmiyor, surum, surum surunduruluyor, can ceki$tiriliyor, sizin guzel insanlar bunun kar$isinda ne tavir aliyorlar? Burada da var bu sizin guzel insanlarinizdan, bunlar dese, dese "Birakin $u ba$ortusu yasagi kalksin artik!" diyorlar, ama hicbiri Protokol'a imzaya yana$miyor, ne diyorlar biliyor musunuz:
"Protokol iyi guzel de, once Muslumanlar atsin Protokol'a imzayi, Atalarimiz izin vermeden imzaliyamayiz!". Protokol'un ki$ilerle alip veremedigi bir$ey yok, Protokol SPEElerle ilgili. Yani ki$ilerin bu Protokol'a "evet" demesi o kadar onemli degil, ancak bir tutum gosterme bakimindan onemli, cunku sonucta SPEEleri olu$turacak olanlar ayni yasalari kabullenen bireyler olacaktir.
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 7, 2010 4:52 AM
Cengiz Bey dedi:
"Adli Tp kararlarını denetleyen/onaylayan üst bir makam/kurum değildir. Ne mevzuatımızda böyle bir düzenleme var ve ne de böyle bir içtihat var."
eh bu karari ictihat kabul edin olsun;->
Hayali Uniter Devletin yuksek menfaatlerini koruyup, kurtarmak boyle bir proses gerektiriyor.
Aslinda burada neyin davasini guduyorsunuz anlamiyorum, cunku GEKKO daha ba$tan "bu bir kagit parcasidir!" demedi mi? Yani $imdi burada ispat edilen bir kagit parcasinin uzerindeki islak bir imza, bu imza kagit parcasini kagit parcasi olmaktan mi cikariyor? Nasil?
Nitekim Albay Cicek imzasini boyle bir kagit parcasina atmi$ oldugundan serbest, adami kagit parcasina imza atmaktan tutuklayacak haliniz yok herhalde;->
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 7, 2010 5:04 AM
"Iste Kur'an'a gore biz bu KONGRE'nin YASA yaparak olu$turduguna DIN diyoruz, adi sekularizm olsun, ne olursa olsun."
Yok devenin nali ... Hukuk ve din bilginizi nereden edindiginizi sorabilir miyim? (Kuran'i saymaya gerek yok.) Mesela begendiginiz bir hukuk kitabi varsa, savinizi destekleyen nitelikte bir pasaja atifta bulunabilir misiniz?
"Biz" derken kendinizden boburlenerek mi bahsediyorsunuz, yoksa ikiz kardesinizi de mi sayiyorsunuz?
Yazan: emre Tarih: March 7, 2010 6:01 AM
Ya inceden dalganı geçiyorsun,yada seni ciddiye alıp cevap yetiştirenleri görünce ayrı bir haz duyuyorsun,her neysen!Anlamsız kelimeleri
ard arda dizerek,metin dili oluşmaz.Hani ipe sapa gelmez diye tanımlanan cinsten,site sahibinin engin hoş görüsüne eyvallah, lakin ben sıkıldım.
Yazan: ABİDİN UYAR Tarih: March 7, 2010 5:50 PM
Emre dedi:
"Kuran'i saymaya gerek yok."
Kur'am'da icinde "din" gecen butun ayetleri gectim. Begenmeyen kendi "din"'ini getirir onlarla kar$ila$tirir.
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 7, 2010 7:08 PM
Emre dedi:
""Biz" derken kendinizden boburlenerek mi bahsediyorsunuz,"
yoo "biz" derken akledenleri kastediyorum.
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 7, 2010 7:10 PM
Abidin Bey dedi:
"ipe sapa gelmez"
ipe sapa gelenini getirin, kacmadan.
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 7, 2010 7:15 PM
Abidin Bey dediniz ki:
"Ya inceden dalganı geçiyorsun"
dalga geciyor olsam Anayasayi okurdum;->>
ANAYASA KOMEDISI - 4 (22 Kisim Tekmili Birden)
II. Zorla Calistirma Yasagi
MADDE 18 - Hic kimse zorla calistirilamaz. Angarya yasaktir!
Ancak, 23 Nisan, 19 Mayis, 30 Agustos, ve 10 Kasim'larda butun memurlar, belediye mensuplari, siyasi partililer Olumsuz Onder Essiz Kahraman Ata'nin Kutsal Roma Imparatorlugundan mulhem
tapinagina gidip saygi durusunda bulunmak mecburiyetindedir.
Ayrica, butun ilkokul, ortaokul ve lise ogrencileri her gun derse baslamadan once Olumsuz Onder Essiz Kahraman Ata'nin kutsal bustu onunde Onuncu Yil Marsini soylemek mecburiyetindedir,
Fikra 2 ve Fikra 3'te belirtilen calismalar angarya kapsami disinda sayilacaktir.
Sekil ve sartlari kanunla duzenlenmek uzere hukumluluk veya tutukluluk sureleri icindeki calistirmalar; olaganustu hallerde vatandastan istenecek hizmetler; ulke ihtiyaclarinin zorunlu
kildigi alanlarda ongorulen vatandaslik odevi niteligindeki beden ve fikir calismalari, zorla calistirma sayilmaz.
III. Kisi Hurriyeti ve Guvenligi
MADDE 19 - Herkes MADDE 15'te kendisine tahsis edilen cercevede kisi hurriyeti ve guvenligine sahiptir.
Kisi eger basortulu veya turbanli veya kepli veya peruklu bir universite ogrencisiyse, bu halde yakalandiginda zorla universite
kampusu disina cikarilir ve hakkinda derhal gerekli kanuni islemler baslatilir.
Yakalanan veya tutuklanan kisinin durumu, sorusturmanin kapsam ve konusunun aciga cikmasinin sakincalarinin gerektirdigi kesin
zorunluluk disinda, yakinlarina Posta Idaresi araciligiyla bildirilir.
IV. Ozel Hayatin G˜zliligi ve Korunmasi
A. Ozel Hayatin Gizliligi
MADDE 20 - Herkes, ozel hayatina ve aile hayatina saygi gosterilmesini isteme hakkina sahiptir. Fakat bu, onun ozel hayatina saygi gosterilecegi anlamina gelmez.
B. Konut Dokunulmazligi
MADDE 21 - Kimsenin konutuna dokunulamaz. Kanunun acikca gosterdigi hallerde, usulune gore verilmis hakim karari olmadikca; gecikmesinde
saciin(?) emri bulunmadikca, kimsenin konutuna girilemez; arama yapilamaz ve buradaki esyaya el konulamaz.
Birinci Fikra'daki esslar sakalli veya basortulu kimselerle, Olumsuz Onder Essiz Kahraman Ata'nin Kutsal Roma kanunlarindan
inkilap ettirdigi seriatin disinda bir seriati kabul ettigi suphesini veren kisiler ve kurumlar icin gecerli degildir.
(Devami gelecek: Haberlesme, Din ve Vicdan hurriyeti)
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 7, 2010 7:36 PM
Abidin Bey komedi devam ediyor kacmayin:
"ANAYASA KOMEDISI - 5 (22 Kisim Tekmili Birden)
C. Haberlesme Hurriyeti
MADDE 22 - Herkes haberlesme hurriyetine sahip degildir.
Haberlesmenin gizliligi esas degildir.
Birinci FIKRA'da zikredilen haberlesme hurriyetinden ancak Oligarsik Cumhuriyetin Kutsal Roma kanunlarindan inkilap ettirilen
seriatini benimsemis ve ORDU'nun Brifinklerine katilip yesil kart almis basin mensuplari haberlesme hurriyetinden yararlanir.
Bunlar herkese yasak olan Ulusal Guvenlik Kurulu toplantilarinda neler olup bittigini yazabilirler ve bundan dolayi hicbir kanuni takibata ugratilamazlar Istisnalarin uygulanacagi kamu kurum ve kuruluslari kanunda belirtilir.
V. Yerlesme ve Seyahat Hurriyeti
MADDE 23 - Herkes yerlesme ve seyahat hurriyetine sahiptir.
Ancak yurt disina seyahat edeceklerden Ulusal Guvenlik Kurulu karariyla 50 ABD dolari harac alinacaktir. Bu kisiler bilimsel toplantiya katilim veya yurt disina mal satmak icin de gitseler durum degismeyecektir.
VATANDASin yurt disina cikma hurriyeti, ulkenin bozuk ekonomik durumu sebebiyle sinirlandirilabilir.
VATANDAS sinir disi edilemez ve yurda girme hakkindan mahrum birakilamaz. Ancak sinir disi edilmeden veya yurda girince icabina bakilabilir.
VI. Din ve Vicdan Hurriyeti
MADDE 24 - Herkes, isbu ANAYASA'nin BASLANGIC kisminda ve MADDE 15'te belirtilen esaslar cercevesinde vicdan, dini inanc ve kanaat hurriyetine sahiptir. MADDE 14'te belirtilen hukumlere aykiri olmamak sartiyla, dini ayin ve torenler serbesttir.
Kimse, Olumsuz Onder Esssiz Kahraman Ata'nin Kutsal Roma'dan inkilap ettirdigi seriatinin icabi yapilan veya yapilacak olan ibadet, ayin ve torenler disinda ibadete, dini ayin ve torenlere
katilmaya zorlanamaz. Ancak dini inanc ve kanaatlerini aciklamaya zorlanabilir. Dini inanc ve kanaatlerinden dolayi "rakip seriatci"
iddiasiyla kinanabilir ve suclanabilir.
Din ve ahlak egitim ve ogretimi Devlet'in gozetim ve denetimi altinda yapilir. Din kulturu ve ahlak ogretimi ilk ve orta ogretim kurumlarinda zorunlu dersler arasinda yer alir. Bu derslerde Olumusuz Onder Essiz Kahraman Ata'nin Kutsal Roma'dan inkilap ettirdigi seriatinin esaslari ezberlettirilir. Hatta, bu amacla acilmis yuksek ogretim kurumlari olan Ilahiyat Fakultelerinde kutsal Onuncu Yil Marsi tecrubesiz bir piyanist esliginde ve ayakta
bagirarak okutulur. Bunu yapmayan ogrencilere diploma verilmez.
Kimse, Devlet'in Olumsuz Onder Essiz Kahraman Ata'nin Kutsal Roma'dan inkilap ettirdigi dini, sosyal, ekonomik, siyasi veya hukuki temel duzenini kismen de olsa baska bir dinin kurallarina dayandirma amaciyla faaliyet gosteremez, dusuncelerini aciklayamaz.
Veya siyasi veya kisisel cikar veya nufus(?) saglama amaciyla her ne surette olursa olsun, Olumsuz Onder Essiz Kahraman Ata'nin
Kutsal Roma'dan inkilap ettirdigi din n disinda baska bir dini veya dince kutsal sayilan seyleri istismar edemez ve kotuye kullanamaz.
(Bu merakli ve heyecanli Anayasanin devami gelecek sayida:
Dusunce ve Kanaat Hurriyeti)"
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 7, 2010 7:45 PM
Grand Senyor: Hadi sevinin. İmzamı atacağım sizin protokole. Türkiye'de müslüman kendi hukuk sistemi ile yaşasın ben de seküler hukuk sistemimle yaşayayım. Yalnız ezanınızı da ses geçirmez duvar arkasında okumanız gerekecek. Dolayısı ile bu detayları iyice ölçüp biçin ve nasıl işleyeceğini anlatın bize. Hepimizin ülkesi olan Türkiye'de birbirimize dalaşmadan bu farklı hukuk sistemlerini nasıl gerçekleştirebileceğiz? Ayrı mahallelerde mi oturacağız? Örneğin, arabamla giderken bir müslümana çarptım. Tanıklık gerekirse, çarptığım adam erkek olduğunda, İslam yasasına göre ben yarım akıllı sayıldığımdan tanıklığım geçersiz bulunacağına göre, otomatik olarak erkek haklı mı çıkacak? Kimin yasası ne şekilde uygulanacak? Hadi imzayı basın diye söylenip duruyorsunuz. İyice açıklayın o zaman. Belki de dahiyane bir buluş ortaya koydunuz da biz farkında değiliz. Ayrıntılandırın. Öyle iki gurup arası anlaşmazlıklarda bir üst mahkeme, sonra gene bir üst mahkeme oluşturulur derseniz, binlerce mahkeme kurmak gerekir ve sonunda varacağınız nokta seküler sistemden başkası olmayacaktır!
Yazan: Frkn Tarih: March 7, 2010 8:56 PM
cengiz bey,
jandarma kriminal raporunu "içtihat" şeklinde kavramlaştırmak hatalı bir yaklaşım bence.her hukuki işlem "içtihat" değildir.jandarmanın raporu da dursun çiçek dosyasındaki delillerden bir delildir. basın, jandarma'nın raporunu önemsedi, çünkü gazetecilik anlamında çok önemli bir haber değeri var.asker, şüphelisi bir asker olan hem de dursun çiçek olan bir soruşturmada asker aleyhine görüş bildiriyor. dursun çiçek dosyası mahkeme önüne geldiğinde mahkeme heyeti tüm raporları inceleyecek ama hukuki kıstaslara göre emin olun adli tıp kurumu raporu daha ön sırada olacak bu değerlendirmede. hem bir noktayı da gözden kaçırmayın lütfen,jandarma kriminal raporu genelkurmay askeri savcılığı'nın yürüttüğü soruşturma kapsamında hazırlandı. sivil yargıdaki soruşturmada değil.ama tabi ki ergenekon savcıları bu raporu da iddianamede delil olara kullama için genelkurmay askeri savcılığından isteyebilir. soruşturma dosyasındaki her delile içtihat dersek, bu işin sonu gelmez değil mi? basının bunu önemseyip haber yapması, mahkeme heyetinin de bunu ana delil, en önemli delil ve hatta yanlış bir tabir ama "içtihat" kabul edeceği anlamına gelmez değil mi? selamlar.
Yazan: ehbe Tarih: March 7, 2010 8:56 PM
bir de yazıyla ilişkili şunu söylemeden geçemiycem, lütfen çoğu muhalif de sadece hükümete muhalif olduğu için ergenekon'a destek çıkmasın ya da ses çıkarmamazlık yapmasın! 'düşmanımın düşmanı dostumdur' kavramını hayatsallaştıran bu tipler,uzun süredir ergenekon'a karşı tek ses çıkarmıyorlar. poisin yaptığı operasyon deyip, burun kıvırıyorlar. bunların örnekleri de çok. susurluk döneminde ışıkları bir açıp bir kapatanlar, tencere tava çalanlar şimdilerde evinin içinde pencereyi kapatmışlar, perdenin kenarından dışarıyı seyrediyorlar. ellerini taşın altına koymadan.bir gün bu savaş bittiğinde,ergenekoncular yenilirse "oh ne ala memleket" moduna girecekler.ama tam tersi olur da mesela darbe olursa, -yani velev ki- o zaman da bir 20-30 yıl darbe mağduru pozisyonunda askere karşı tavır geliştirecekler. solcuların en büyük zevki, biraz da mazoşistlik nevinden acı çekmek galiba, darbelerin olmaması için uğraşmak yerine darbe olduktan sonra acının edebiyatını yapmak daha kolay geliyor!!
Yazan: ehbe Tarih: March 7, 2010 9:11 PM
Sayın Uyar,
Sitede yazdığınız son yorumun üzerine bir şeyler yazdım, ancak yayınlanmadı. Sanırım teknik bir sıkıntı yaşandı, geçte olsa tekrar yazayım.
Öncelikle yazılarıma ilişkin “Yorumlarınızın devamlı izleyicisiyim,özgür düşünce tarzınız takdire şayandır” şeklinde iltifat buyurmuşsunuz , teşekkürler.
Karşılıklı nezaket gösterisi gibi algılanmasını hiç istemem, lakin kaliteye muhtaç bir ülkede karşılaştığımız sınırlı sayıdaki değerin layıkıyla hakkını vermeliyiz. Üzerinde onlarca makale yazılacak kadar önemli ve derin bir konuyu birkaç cümleye o kadar güzel ifade etmişsinizki tekrar altını çizmek istiyorum: “Komplo teorileri,bilhassa kapalı toplumun bireyini çok rahatlatmakta,karşınızdakinin fikrini çürütmek yerine,onu peşinen toplumun lanetlediği ön kabuller arasındaki bir katagoriye yerleştirirsiniz.Artık karşınızdakine bir şey yapmanızda gerekmez,o aşkın suçlayıcı öge yeter gerisini o halleder.
Niçin böyledir?Bu ilkel silahın yarın sizide vurmıyacağını kim garanti edebilir?
Velhasıl diyorumki bizler Ahlakı hep din üzerinden inşa etmeye çalıştık,İbrahimi Dinin(hanif)müntesibi olarak bunun gerekli olduğununa inanıyorum.Lakin Bu dinin içinde olmıyan o kadar güzel insanın,seküler ahlakına tanık oldumki,baş örtüsünden,özgürlüklere kadar ilkeli duruşu bunlarda gördüm”
Bilgisayarın başına ilk oturduğumda yazınıza belki bir katkı sağlarım düşüncesi içerisinde idim. Ancak, gereksiz laf kalabalıklarının arasında kaybolmaması adına tespitinizin, mantık kurgunuzun hakkını vermenin, site sakinlerinin tekrar dikkatini çekmenin bile başlıbaşına bir katkı olduğunu düşündüm. Yazılarınızı ilgiyle takip ettiğimi bilmenizi isterim, devamını bekliyorum. Saygılar,…
Av. Cengiz GÜLAÇ
Yazan: Cengiz GÜLAÇ Tarih: March 8, 2010 12:08 AM
GS: Soruyu gene gecistiriyorsunuz. "Din" sozcugunun "yasa" sozcugu ile es anlamli oldugunu iddia ettiniz (aynen sunu yazdiniz: "din = yasa"), ama ispatlamadiniz. Kusura bakmayin ama bu sacmasapan bir iddiadir. TDK Büyük Türkçe Sözlügüne bakalim:
"din":
http://tdkterim.gov.tr/bts/?kategori=verilst&kelime=din&ayn=tam
Tanrı'ya, doğaüstü güçlere, çeşitli kutsal varlıklara inanmayı ve tapınmayı sistemleştiren toplumsal bir kurum, diyanet
"yasa" (2. hukuk): http://tdkterim.gov.tr/bts/?kategori=verilst&kelime=yasa&ayn=tam
Devletin yasama organları tarafından konulan ve uyulması gereken kurallar bütünü, kanun
Bu sozcukler es anlamli mi? Tabii ki degiller. Hakikatin pesinde kosmadan once lutfen bir sozlugun pesinde kosun; acilen ihtiyaciniz var.
Yazan: emre Tarih: March 8, 2010 2:02 AM
Nilgun Hanim dedi:
"Grand Senyor: Hadi sevinin. İmzamı atacağım sizin protokole. Türkiye'de müslüman kendi hukuk sistemi ile yaşasın ben de seküler hukuk sistemimle yaşayayım. Yalnız ezanınızı da ses geçirmez duvar arkasında okumanız gerekecek."
Nigun Hanim gercekten yana cikmaniz hem Allah katinda hem de kul katinda takdire $ayan olacaktir.
Bendeniz SPEElerin yasalari ve SPEEler arasi sorunlarin aralarinda nasil halledilmesi konusunda hicbir oneride bulunmaya yetkili degilim. Bunu olu$acak olan SPEEler bilir.
Nilgun Hanim dediniz:
"Ayrıntılandırın. Öyle iki gurup arası anlaşmazlıklarda bir üst mahkeme, sonra gene bir üst mahkeme oluşturulur derseniz, binlerce mahkeme kurmak gerekir ve sonunda varacağınız nokta seküler sistemden başkası olmayacaktır!"
Nilgun Hanim sistemler kurlurken sorunlarin cogunlugunu cozecek sekilde dizayn edilirler, istisnai durumlar uzerine sistem kurulmaz. Eger herhangi bir sistem sorunlarin %70'inden fazlasina cevap verebiliyorsa gayet basarili bir sistemdir. Boyle bir sistemin cozumu disinda kalan %30 sorunlar pratik olarak bir sekilde cozulebilir.
dediniz ki:
"sonunda varacağınız nokta seküler sistemden başkası olmayacaktır"
"sekularo-fascist" demek istediniz her halde, hayir sistem sekularo-fascizme dejenere olmayacak, cunku SPEEsel duzende otorite, hakimiyet SPEElerde olacak, ortak yasalari yapacak olanlar da, kabul edecek olanlarda SPEEler olacak. SPEEler arasi yapilarin kendi ba$ina yasa yapma ve uygulama hakki olmayacak, yani bunlar SPEElerden bir SPEE bile olmayacak, bugunku anlamda sekularo-fascist bir yapiya SPEEsel ortamda hicbir yer olmayacak. Secularo-fascistler de fascizmden tamamen vaz gecip SPEElerden bir veya birkac (sekuler) SPEE olacaklar.
Nilgun Hanim Protokol sizin gibi akleden insanlara hitaben formule edildi, ben oyle inaniyorum ki Protokol'da belirtilen kurallara uyarak yeni bir uygarligin dogmasina zemin hazirliyabiliriz. Sekularo-fascistler elde tokmak ve davul bundan ba$ka enstruman tanimayiz deyip kafamizi $i$irip duruyorlar, halbuki orada daha ne degisik enstrumanlar, bunlari kullanacak yetenekler ve sesler sindirilmis duruyor. Bir an icin davulcunun kafamizi $i$irmekten vazgecip Orkestradaki yerini aldigini du$unun, $imdi boyle bir Orkestrayi yoneten $ef'e davulcu olup cikar kafamizi $i$irmeye devam eder diyebilir misiniz;->>
Nilgun Hanim Protokol'a imza atarsaniz bu sizin hayriniza olur, olaylara baki$ aciniz degi$ir, SPEEler arasi benzerlikleri ve farklari daha ayrintili gormeye ba$larsiniz, paranoya icinde gercek kimliginizi gizliyerek ya$amaya cali$acaginiza, onu geli$tirir insanlarla gizlemeden saglikli ili$kiler kurarsiniz. Ki$iliginiz tehdit altinda ya$ayacaginiza, ki$iliginizin yasal olarak kabul edildigi bir ortamda guvenlik icinde ya$ar, enerjinizin cogunu savunmaya harcayacaginiza geli$meye, ilerlemeye, ornek olmaya, insan-i kamil olmaya harcarsiniz, herkesin saygisini, sevgisini, guvenini kazanirsiniz.
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
not: ezan sesi uzerine, benim cocuklugumun gectigi semtte minarelere hoparlorler takilmadan once evimizin etrafinda en az dort degisik mezhepe mensup kilisenin cani ve bir o kadar da ezan sesi duyulurdu, kimse de bunlari yadirgamazdi. Ama sonradan sekularo-fascistler dizginleri ele alip bir gecede butun kiliseleri yaktilar, insanlari bin yillik yerle$im yerinden, yurdundan kacirdilar. U$encilik olsun diye de, minareye cikmamak icin, minareler hoparlor taktilar bangir, bangir bagirtmaya ba$ladilar, sanki daha fazla bagirilirsa daha cok insan camiye ko$acak;-> Camilerin ici de farkli degil, hoparlorlerden gelen ses en sagir ki$iye gore ayarlanmi$tir, ayarlanmi$sa tabii, onun icin sonucta herkes sagir cikar gider, eh herkes sagir oluca da kimseden $ikayet cikmaz, ciksada kim dinler zaten, sagirlar cogunlukta - camide bile demokrasi var artik;->
Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 8, 2010 6:10 AM
Sayın Ehbe,
“Islak İmzalı Belge” diye anılan Dursun Çiçek imzalı belgeye ilişkin yazdığım yazıya yaptığınız yoruma genel anlamda katılıyorum. Takdir edersiniz ki, bir yorum sitesinde teknik detaya girmek çok fazla mümkün olmuyor. “İçtihat” ve “Delil” kavramlarını beklide detaya inerek anlatmak gerekiyordu. Ancak, okunabilirlik açısından mümkün olduğu kadar kısa yazmak gerekiyor.
Yargımızın kamuoyu baskısını gözetmeksizin, tamamen tarafsız ve objektif kriterlere dayalı kararlar verdiğini hangimiz söyleyebiliriz ki? 28 Şubat sürecinde kamuoyunun baskısı yüzünden başbakan şiir okudu diye mahkum olmadı mı? Bu ülkede değil Adli Tıptan inceleme istemek, imza itirazlarında üç kişilik bilirkişi raporu bile aldırmak neredeyse imkansızken, Çiçek imzalı belge için Adli Tıp Genel Kurulu bile inceleme yaptı. Jandarma kriminalin verdiği rapor gazetecilik açısından tabii ki önemli. Ama benim dikkatleri çekmek istediğim husus olası muhtemel yönlendirmelere ilişkindi. Muvazzaf bir Or. Gen. İfadeye çağrıldı diye Cumhuriyet Savcılarının yetkileri elinden alındı, haklarında suç duyurusunda bulunuldu. Ya yarın muvazzaf bir Or. Gen. Veya emekli bir Genelkurmay başkanı veya şimdiki Genelkurmay Başkanı hakkında bir belge incelemesi olursa! Askeri bilirkişiler nasıl karar verir tahmin etmek çokta zor değil. İşte o zaman sizin belirttiğiniz delil-içtihat ayrımını görürüz.
Ayrıca soruşturma dosyasındaki her delil içtihat olarak kabul edilmez. Delilin ne şekilde değerlendirileceği/inceleneceği hususunda içtihat verilir. Çiçek imzalı belge askeri bilirkişilerce incelendikten sonra kendisine ait olmadığı yönünde rapor verilseydi, o zaman ancak içtihada konu olabilirdi. A. T. Gen. Kur. Raporu ve askeri savcılık raporu!
Yazımın geneline dikkat ettiyseniz vurgulamak istediğim daha çok kamuoyu algısının yanlış yönlendirilmesi üzerineydi. Saygılar,…
Av. Cengiz GÜLAÇ
Yazan: Cengiz GÜLAÇ Tarih: March 8, 2010 11:19 AM
sayın gülaç,
tabi ki yazınızın genelinde dikkat çekilen kaygıya katılıyorum. hele ki, uzun bir zamandır özellikle şemdinli-ergenekon-erzurum şaytan üçgenindeki yargısal krizlere,ayak oyunlarına şahit olduktan sonra bu kaygılara katılmamak elde değil. dursun çiçek'in iki kez saatlerle sayılı bir şeklilde -şaka gibi- tutuklanıp serbest kalmasından sonra her şekilde yeni "uç ötesi" olay yaşanabilir. hazırlıklı olmak lazım ve önlem almak lazım(ama nasıl bir önlem, o konuda fikrim yok, şeytanın bile aklına gelmeyecek olan sabih kanadoğlu'nun aklına geliyor:)).
öte yandan, bilirsiniz hukuk fakültelerinde daha ilk yıllarda bir kanun maddesindeki "ve" ile "veya"nın ne kadar farklı yollara ve anlamlara çıktığı anlatılır ve öğretilir.bu anlamda her şartta hukuki terimleri aslına sadık kalarak kullanmak en iyisi, bu yorumları hukukçular da okuyabilir.tekrar selamlar.
Yazan: ehbe Tarih: March 8, 2010 1:32 PM
"Bendeniz SPEElerin yasalari ve SPEEler arasi sorunlarin aralarinda nasil halledilmesi konusunda hicbir oneride bulunmaya yetkili degilim."
Yetkili degil, sadece yanitlamaktan kaciniyorsunuz, cunku sisteminizin ici bos. Uyduruk sisteminizin doguracagi sonuclar hakkinda hic bir fikriniz yok. Paragraf ustune paragraf yazmissiniz ama icerik sifir.
Din, yasa, ve ulusu es anlamli sayip onlara "ekolojik entite" diyen bir insan mi bize siyaset ogretecek?
"Camide bile demokrasi var artik"
Artik camilerde kadinlarla erkekler yan yana mi yani?
Yazan: emre Tarih: March 8, 2010 3:48 PM
Emre Bey dedi:
"Din, yasa, ve ulusu es anlamli sayip onlara"
ben "ulus"'a "din"'i e$ anlamli saymiyorum, bu kelimelerin nasil kullanildigini belirleyen ornekleri buraya apacik gectim. "ulus"'u "millet"'le kari$tiran, "din"'i "yasa" kavramindan yalitip saltanat surmek isteyen sekularo-fascistler, ben degil;->
dediniz ki:
"diyen bir insan mi bize siyaset ogretecek?"
size siyaset ogretmiyorum, fakat siyasal kavramlarinizdaki kavram kargasaliginizi onunuze seriyorum.
dediniz ki:
"Artik camilerde kadinlarla erkekler yan yana mi yani?"
cogunluk saglanamadigindandir;->>
dediniz ki:
"Yetkili degil, sadece yanitlamaktan kaciniyorsunuz, cunku sisteminizin ici bos."
Protokol bir SPEEsel sistem degil, ben SPEE degilim, HamurAbi hic degilim, sekularo-fascistler gibi sihirbaz, hokkabaz da degilim.
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 8, 2010 7:23 PM
Bir ki yazi evvel SPEE'lere ornek olarak bir suru ulus saydiniz. Baska bir yazida da ornek olarak bir suru din saydiniz. Herseyi birbirine karistirdiginizi soyledigimde hakikatin pesinde kostugunuzu, ve baska insanlarin kullandigi sozcukleri onemsemediginizi soylediniz. Bu nasil bir savunmaysa artik.
Sizin icin hakikata giden yol bir sozlukten gececek. Kavram kargasaligina seffaflik getirecek bir vaziyette degilsiniz.
"cogunluk saglanamadigindandir"
Ne cogunlugu?
"...sekularo-fascistler gibi sihirbaz, hokkabaz da degilim."
'sekularo-fascistler' kim oluyor? Hokkabazliktan soz eden kim?
"Protokol bir SPEEsel sistem degil..."
Tam imzamizi atacaktik derken SPEE'ler ortadan kalkmis. Vay be. Yerine GEKKO'lar mi gececek?
Yazan: emre Tarih: March 8, 2010 8:49 PM
Sayın Ehbe,
Hukuki terimlere sadık kaldığıma emin olun. Hukukçular gönül rahatlığıyla okuyabilir! Hatta okumaları derdimi anlamaları açısından işimi kolaylaştırır.
İçtihat:a. (içtiha:dı) 1. huk. Yasada veya örf ve âdet hukukunda uygulanacak kuralın açıkça ve tereddütsüz olarak bulunmadığı konularda, yargıcın veya hukukçunun düşüncelerinden doğan sonuç. 2. esk. Görüş, özel görüş, anlayış, kavrayış (Türk Dil Kurumu)
Askeri ve sivil yargıda görülen bir soruşturma/davada aynı konuya ilişkin farklı bilirkişi raporlarının olması halinde (Ki yazım bu ihtimali bertaraf etmek için kaleme alınmıştı) ne tür yol izlenir? Yani delil değerlendirilmesine ilişkin varsa yasal düzenleme ve içtihatlar nelerdir?
Yani sayın Ehbe, belki tekrar olacak; tehlike/hata jandarma raporunun içtihat olarak algılanması değil, A.T.Gen.Kur. kararı varken jandarma raporuna öncelik verilmesi, zorunlu unsur gibi gösterilmesi, kamuoyunun yanlış yönlendirilmesidir.
Siz merak etmeyin, hukukçular okusun beni mutlaka anlayacaklardır! Çünkü onlar bilirlerki içtihat, herhangi bir somut olayda var olan delillerin mevcut yasal çerçeve içerisinde değerlendirilmesidir bir yerde. Saygılar,...
Av. Cengiz GÜLAÇ
Yazan: Anonymous Tarih: March 8, 2010 11:31 PM
Emre Bey dedi:
"Bir ki yazi evvel SPEE'lere ornek olarak bir suru ulus saydiniz. Baska bir yazida da ornek olarak bir suru din saydiniz. Herseyi birbirine karistirdiginizi soyledigimde hakikatin pesinde kostugunuzu, ve baska insanlarin kullandigi sozcukleri onemsemediginizi soylediniz. Bu nasil bir savunmaysa artik."
Emre Bey Protokol'u dikkatli okuyun, SPEElerin kimligini belirleyen onlarin yasalaridir. Nasil ki bir Anonom $irketi belirleyen onun statusuyse, ona benzer sekilde SPEEler de yasalariyla ki$ilik kazanirlar. Buna gore eger bir ulus icinde degisik dinleri, degisik yasalari kendilerine yasa olarak kabul edenler degisik SPEEler olusturabilirler. Ayni dinden ki$iler de uygulayacaklari yasalarda farkliliklar varsa degisik SPEEler olu$turabilirler.
Bakin $oyle:
Farzedin ki Turk Ulusu icinde uc yasal farklilik gosteren grup var:
1. Sekularistler
2. Muslumanlar
3. $amanistler
bunlar aralarinda anla$arak uc farkli yasalara dayali uc degisik SPEE olu$turabilirler. Ve yine eger Muslumanlar grubu icinde farkli yasalari kendilerine yasa olarak kabul eden alt gruplar varsa bunlar da kendi kabullendikleri yasalara gore SPEEler olu$turabilirler. Ayni $ekilde bir ba$ka ulus du$unun, mesela Kurdler, eger bunlar icinde musluman bir grup varsa ve bunlarin kabullendigi yasalar Turk Muslumanlarin kurdugu SPEElerle caki$iyorsa bunlar dilerse o gruplarla anla$arak o gruplara girebilirler, yada Kurd Muslumanlar diye kendi yasalarini farklilastirarak degisik bir SPEE kurabilirler. O zaman belki yasalarindaki yegane fark o SPEE'ye girecek olanlarin falanca ulustan olmasi $arti olabilir. Protokol bunlari ne oneriyor, ne de engelliyor, bu SPEElerin yasama hakki geregi boyle. SPEElerin birbirleriyle i$birligi yapip, yapmamalari da SPEElerin bilecegi bir i$.
Emre $aka bir yana bu Protokol seni iyi sardi, bana oyle geliyor ki sen buna Nilgun Hanimdan once imzayi basacaksin, cunku Protokol'a alici gozuyle bakiyorsun, aman bu tarihi firsati sakin kacirma Nilgun Hanim neredeyse imzayi basacak, bana gore buna bir insanin imza atmasi butun insanlarin imza atmasi gibidir;->
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 9, 2010 3:29 AM
Cengiz Bey dedi:
"Siz merak etmeyin, hukukçular okusun beni mutlaka anlayacaklardır! Çünkü onlar bilirlerki içtihat, herhangi bir somut olayda var olan delillerin mevcut yasal çerçeve içerisinde değerlendirilmesidir bir yerde."
Cengiz Bey unutmayin ki yasal cerceve icinde Uniter Devletin birligini, ustun menfaatlerini korumak, kurtarmak da vardir, degil mi?
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 9, 2010 3:37 AM
SPEE diye bir sey yok, Grand Senior. Bana bir tane "ekolojik entite" gosterebilir misiniz?
Sisteminizin uygulandigi bir tane ornek bile gosteremiyorsunuz. Bu ne kepazelik?
Profesyonel olarak da mi hayali ticaret isiyle mesgulsunuz?
Yazan: emre Tarih: March 10, 2010 6:25 PM
Emre Bey dedi:
"..gosterebilir misiniz?"
Sultanim korlere ben mi gosterebilecegim? Hic sanmam;->
Sagirlara ben mi duyurabilecegim? Hic sanmam;->
Akletmeyenlere ben mi aklettirebilecegim? Hic sanmam Sultanim, hic sanmam;->
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 11, 2010 2:58 AM
Emre Bey dedi:
"SPEE diye bir sey yok" demenin hic bir anlami yok, cunku SPEE Protokol'a gore tarif-edilmemi$ bir terimdir. Elinize elementer bir Mantik Kitabi alip Teoriler bolumunda tarif-edilmis-terimler, tarif-edilmemis-terimler bolumune bakin.
Sultanim sizce SPEE nasil bir $ey ki ona yok diyorsunuz? Nerede yok? Ne zaman yok?
SPEE'nin elinize tutu$turulmu$ bir resmi mi var da ona gore her yeri her zamanda arayip, tarayip "SPEE diye bir$ey yok" diyebiliyorsunuz? Yooo, atiyorsunuz ki sormayin;->
Bakin $oyle du$unun:
Yeni bir oyun icat ettik, takimin adini SPEE-takimi koyduk, oyunun kurallari olarak da Protokol'u one surduk, ba$langicta boyle bir oyunu oynamaya gonullu bir takim var mi?
Belki vardir, belki yok ama Protokol'a imza atip ona gore te$kilatlanmayi kabullenen bir grup cikarsa, "Protokol'a gore ilk SPEE takimi kuruldu" deriz.
Anlatabildim mi Sultanim?
Ama $unu demek istiyorsaniz:
"Bu Protokol'a imza atmi$, onu kabul etmi$ bir SPEE henuz yok." I$te bunda haklisiniz, evet benim bildigim kadariyla, bu Protokol'a imza atmi$ bir SPEE henuz yok - musterih olunuz Sultanim!, $imdilik endi$eye mahal yok, ama haklisiniz Sultanim! yarin ne olacagi belli olmaz, dilerseniz yarin icin endi$elenebilirsiniz, ya da eger "Yok yaa boyle takim hayatta kurulmaz!" diyebiliyorsaniz, yarin icin de endi$elenmeye mahal yoktur Sultanim! Hic endi$elenmeye mahal yoktur, siz huzur icinde uyuyun Sultanim, kaldi ki bir an icin kuruldugunu du$unseniz dahi $K ne gune duruyor? Tepelerine balyozu indirir, keyfinize bakarsiniz, yuce saltanatiniz surup gider;->
Sultanim dedi:
"Bu beni oldukca tedirgin eden konuda kalbime su serptigin icin berhudar ol Grand Sen~or!"
Grand Sen~or dedi:
"Gorevimiz Sultanim, gorevimiz, Gercek Yoneticinin hizmetindeyiz."
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 11, 2010 4:25 AM
Bir listede (SPEE) "ekolojik entite" olarak bir suru ulus saydiniz. Baska bir listede bir suru din.
Halbuki ne din ne ulus kavramlari bir "ekolojik entite" teskil etmektedirler. Ayrica es anlamli da degildirler.
"Yeni bir oyun icat ettik..."
Niye cogulu kullaniyorsunuz, sizofren misiniz? Siz karninizdan konusmaya devam ediniz.
Yazan: emre Tarih: March 11, 2010 5:12 PM
Emre Sultan dedi:
"Niye cogulu kullaniyorsunuz, sizofren misiniz?"
Sultanim gercekle ili$kilerini kesmi$ olanlar sekularo-fascistlerdir, biz akledenler degil.
Onlar ki hayali ulus uzerine hayali devlet in$a edip onu kurtarmakla (salvare apparentias)me$guldurler.
Sultanim, siz ayaginizi sicak tutun, ba$inizi serin, bogaziniza iyi bakin, uykunuza dikkat edin du$unmeden derin. Ha bu arada Turkce'nizi de ilerletmeye bakin.
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 11, 2010 9:12 PM
Oyle mi? Hani bize su hayali/gercek ulus ayrimini anlatacaktiniz? Hafiza kaybina ugradiysaniz yazdiklarinizi alintilarim.
Optum.
Yazan: emre Tarih: March 16, 2010 12:14 AM
Emre Sultan buyurdu:
"Hani bize su hayali/gercek ulus ayrimini anlatacaktiniz?"
Sultanim Mustafa Akyol kulunuz bu konuyu gayet guzel aciklami$ bulunuyor, bendenizin bunu burada tekrar etmesi kulunuza ka$i haksizlik olmaz mi?
Sultanim. Son zamanlarda sizde bazi hafiza kaybi/kaymasi alametleri belirmeye ba$ladi, uykunuzu ihmal etmeyin Sultanim.
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 16, 2010 8:56 PM
Mustafa bey "hayali ulus" ifadesini kullanmadi, o size ait. Zirvanizi baskalarina atfetmeyiniz, ayip oluyor.
Yazan: emre Tarih: March 17, 2010 1:38 AM
Sultanim buyurdunuz ki:
"Zirvanizi baskalarina atfetmeyiniz, ayip oluyor."
Haklisiniz Sultanim, Osmanli Bakiye'sinden buyuk bir hokkabazlikla Fotr $apkadan tav$an cikarir gibi alki$lar arasinda "Ne Mutlu TURK'um deyyeneeee!" nidalariyla Hayali Turk Ulusu cikarmak, T$K/GEKKO tescilli zirvalamanin dik alasidir.
Saygilarimla Sultanim,
Grand Sen~or.
Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 17, 2010 3:52 AM
Gene konuyu gecistiriyorsunuz, bilmem farkinda misiniz? Hala anlamli tek bir cumle sarfetmediniz.
Yazan: emre Tarih: March 17, 2010 5:59 PM
Emre Sultan buyrdu:
"Gene konuyu gecistiriyorsunuz, bilmem farkinda misiniz? Hala anlamli tek bir cumle sarfetmediniz."
Sultanim zat-i alinizin zor begenir olamsi bir meziyyettir, bilim adamlarinizin gosterilerinden sonra, sihirbaz ve hokkabazlarinizi davet ettik gosterilere devam etmek icin, fekat zat-i aliniz yine de tatmin olamadilar, $imdi sira geldi sazendelere, nazendelere, rakkaslara, gobek havalarina umariz bunlardan beklediginizi bulur, zirveye ula$ir tatmin olursunuz.
"KIZLAR AGASI! calsin sazlar, oynasin kizlar! Sultanimiz tatmin edile!"
Saygilarimizla,
Grand Sen~or.
Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 17, 2010 11:19 PM