« Darbeciler Niçin Kapitalizme Düşman? | Ana Sayfa | ‘Kemalist Sağ’ Olarak MHP »

February 3, 2010

Atatürkçü Düşünce Sistemi

[3 Şubat 2010 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]

Meşhur darbe planı “Balyoz”u kurgulayanların amacı, memleketi “1923 zindeliğine” döndürmekmiş. Bunu da tabii laf olsun diye istemiş değiller. Maksat, “Ulu Önder”, “Başöğretmen” ve “En Büyük Türk” olan Atatürk’ün devrine dönebilmek.

Bu radikal projenin altında kuşkusuz siyasi bir ideoloji yatıyor. Buna da çoğunlukla “Kemalizm” diyoruz. Kemalistlerin kendileri ise son dönemde yeni bir kavram ürettiler ve “Atatürkçü düşünce sistemi” dediler ideolojilerine.

Yine de ben bugüne dek bu “düşünce sistemi”nin nasıl bir şey olduğuna dair çok tatminkar bir izah duymadım. O yüzden “bu nasıl bir şey yahu” diye arada bir düşünüp duruyordum. Geçen hafta sonu ise birden bir iham geldi bana ve gözüm açıldı. Çözüverdim “Atatürkçü düşünce sistemi”nin nasıl işlediğini. İzin verirseniz size de anlatayım.

Önce, düşünce sisteminin merkezinde yatan şu kritik ilkeyi anlamanız gerek: “Atatürk ölümsüz.” Bunu iyice kavramanız lazım ki, gerisi gelebilsin.

Bu “ölümsüzlüğün” ise üç ayrı boyutu var. Birincisi, metafiziğe kaçan bir “kişisel ölümsüzlük” boyutu. Aslında Atatürk’ün Kasım 1938’de hayata gözlerini yumduğunu hepimiz biliyoruz, ama yine de çocukluğumuzdan beri şarkılar söyleyerek ısrar ediyoruz, “Atatüüürk, ölmediiii” diye. Bu yüzden de, o sanki hep bizleri duyuyor ve görüyor gibi davranıyoruz. Mesela dikkat ederseniz Anıtkabir’i ziyaret edenler, onun hakkında konuşmak yerine doğrudan ona hitap ediyorlar. Yani “memlekete büyük hizmetleri oldu, nur içinde yatsın” gibi şeyler değil, “Atam izindeyiz, eserinin bekçisiyiz” diyorlar.

Bir kaç ay önce adı Ergenekon işlerine karışan bir yüksek yargıcı televizyonda gördüm. “Anıtkabir’e gidiyorum, Atam’a şikayette bulunacağım” diyordu. İşte, olay bu.

Ama Atatürk’ün bu “kişisel ölümsüzlüğü”, dediğim gibi, işin sadece ilk boyutu. Asıl numara, ikinci ve üçüncü boyutlarda.

İkinci boyut şu: “Ölümsüz Atatürk”ün kendi devrinde uyguladığı “siyasetler” de ölümsüz. Mesela 1930’lu yıllarda duruma göre “devletçilik” mi yaptı. Alacaksınız bunu, “ödün verilemez ilke” diye ilelebet payidar kılacaksınız. Pozitivist laiklik, asimilasyonist milliyetçilik filan, hakeza.

Üçüncü ve en müthiş boyut ise şu: Atatürk’ün devrindeki siyasi şartlar ve aktörler de ölümsüz! Sevr Anlaşması, Amerikan mandacıları, İngiliz muhipleri, mütareke basını, Hilafet Ordusu, Damat Ferit hükümeti, “zararlı dernekler” filan, bunların hepsi bugün de var! Biraz isim ve kılık değiştirmiş olsalar bile, hala ortadalar. Niyetleri de aynı.

İşte bu üç boyutlu “ölümsüzlüğü” özümsediğinizde, “Atatürkçü düşünce sistemi”yle harıl harıl çalışmaya hazır bir zihne kavuşuyorsunuz. Yapmanız gereken sadece iki şey var. Önce Atatürk dönemini iyi öğreneceksiniz. (Ama tabii ki “Atatürkçü” kaynaklardan.) Ondan sonra da, siyasi gündemi biraz izleyip, günümüzde Sevr tuzağını kimlerin kurduğunu, kimin “zararlı dernek”, kimin “mütareke basını” olduğunu teşhis edeceksiniz.

Mesele bundan ibaret.

İşin en güzel yanı şu: Bu pratik “düşünce sistemi”ni kavrayınca, epey bir yükten kurtuluyorsunuz. Oturup dünyanın hakikaten nasıl işlediğine dair bir sürü lüzumsuz bilgi ile kafanızı doldurmanıza gerek yok.

Aslında belki bu sebeple bazıları bunu “düşünce sistemi” değil de “düşünmeme sistemi” sayıp sizi eleştirebilir.

Ama siz bileceksiniz ki böyle “dahili bedhahlar”, olsa olsa, Amerikan mandacıları, İngiliz muhipleri ve mütareke basınıdır.

Böylece tam bir “kapalı devre” kurmuş olacaksınız zihninizde.

Sonra da huşû içinde oturup memleketi kurtarmaya çalışacaksınız; darbelerle, andıçlarla, balyozlarla…

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: February 3, 2010 11:06 AM

Okur Yorumları

(NOT: Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Mustafa Akyol tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, işbu yorum kurallarını dikkate almanız önemle rica olunur.)

Mustafa Bey yazdıklarında bir bakıma haklı. Ama bahsettiği Kemalistler İslam'ın cihadcı fundamentalist kanadının Cumhuriyetteki paraleli gibi düşünülmelidir. Bütün müslümanları aynı kefeye koyamayacağımız gibi bütün Kemalistleri de bu şekilde değerlendiremeyiz.

Atatürk'ün "En hakiki mürşit ilimdir" sözünün anlamını kavradığınızda Atatürk'ü bilirsiniz. Evet, bilim değişime işaret eder; bilim yanlış olanı atıp daha doğru olanı onun yerine ikame etmek demektir. Ve bu bağlamda Atatürkçü düşünce yenilik ve ilerlemeye yalnızca açık olmayıp bu değişimin öncüsü olmamız gerektiğini zihinlerimize kazımıştır.

Atatürk kendi döneminde İslamcıların kaldıramayacağı ölçüde yeni görüşleri uygulamaya koyduğu için halkı 'zihin kırılması'na uğrattığı suçlamasıyla karşı karşıya kalmıştır. Atatürkçü düşünce çağın koşullarına uymaktır; bireyin kendisini gerçekleştirmesi için önündeki engelleri kaldırmaktır.

Atatürk "ben son peygamberim dininizi tamamladım" dememiştir.

Yazan: Frkn Tarih: February 3, 2010 1:40 PM

Nilgun Hanim dediniz ki:
"Atatürk "ben son peygamberim dininizi tamamladım" dememiştir."

Fakat Nilgun Hanim onu diyen Peygamber degil Allah. Ataturk'ten Allah'in dediklerini demesini beklemezdiniz her halde;-)

005.003 ...bugun dininizi ikmal ettim, uzerinize nimetimi tamamladim...
Kaldi ki Muslumanlar'in
"Peygamber'im, Peygamber'im sen oelmedin! Topraga gomulmedin, senin yattigin yer milletin kalbi derim!".
demez. Oelmeyen Allah'tir.

003.185 Her nefis oelumu tadacaktir. Her halde Kiyamet Gunu yaptiklarinizin karsiligi size tastamam verilecektir. Kim Cehennem'den uzaklastirilip Cennet'a konulursa o, gercekten kurtulusa ermistir. Bu dunya hayati ise aldatici bir metaidan baska birsey degildir.

Yani haklisiniz, hakkini yememek lazim, Mustafa Kemal tanriligini ilan etmemistir, onu oyle sanan muridleri olmali.
Hatta demistir ki:
"Benim fani vucudum bir gun toprak olacaktiiiir...".

Saygilarimla,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: February 3, 2010 7:54 PM

Bireysel ve akli bir faliyet olan,düşünce nasıl sistemlendirilebilir?Düşüncenin temel taşı dış dünyayı algılayan bireyin kendi kültürel terkibi içinde "bilinç"oluşturmasıdır.Ancak bu bilinç tek parça,tek hakikat,tek doğru olduğu neyle ispatlanır.
Yakın zamanda bir tasavvufçu ile yıllar evvelde bir milli görüşçü ile yaptığım tartışma aklıma geldi,hepsinin ortak özelliği,tartışılamaz olması,aşkın/transandantal hüviyet kazanması,zamanlar üstü bilgiyi ihtiva etmesi,ve hepsinin adeta "SİVİL DİN"halinde bir cemaat,bir toplum inşasına yönelmiş olmalarıydı.
Düşünce sistamatiği hep birileri üzerinden kurulduğundan,sorgulanma bir anda,tekfirci bir mantıkla,hain,aymaz,imansız suçlamalarıyla tatsız hale gelmekteydi.
Ancak Atatürkçü düşünce sisteminin daha ayrıcalıklı bir konumda olduğu vakıa dır.
Önce Atatürk gibi muhteşem bir liderin
çok sığ,dar,ve jakobenizimi hatırlatan bir düşünce tarzına hapsedilmesi,kanımca ATATÜRKE yapılan enbüyük saygısızlıktır.
Adam Kanunlara aykırı bina yapıyor,yıkım ekiplerine bu düşünce sistamatiği içinde cevap veriyor,kalpaklı ve Türk Bayraklı posterini duvara asıyor.Masum bir insanı kalleşce öldürüyor,Türk Bayraklı ve Atatürkçü olduklarını
idda eden grupların desteği içinde yargılamaya gidiyor.
Aslında topluma verilmek istenen mesaj şu,ATATÜRK yaşasaydı,bizim tuttuğumuz partiyi tutar dı.Bizim Düşman olduğumuz lidere o da düşman olurdu.Aynen baş örtüsü konusunda bizim yaptıklarımızı oda yapardı.Kıbrıs taki Annan planına bizim hayır dediğimiz gibi hayır derdi.Bizim gibi Dini ve dindarı patolojik ve hastalıklı durum kabul ederdi.Darbeleri de desteklerdi vs.vs.
İşte toplumda uyandıralan bu tür düşünce ATATÜRKE, ATATÜRKÇÜLÜK adına yapılan enbüyük saygısızlıktır
Düşünce denilen zihni fonksiyonun durağan olamıyacağı,statik ve şablonik formüllerle izah edilemiyeceği,hepimiz için gerçek olan dün düşündüklerimizi bu gün nasıl rahatlıkla terk edip farklı düşünebiliyorsak.Atatürkün de vefaatleri dolayisi ile varsayımdan yola çıkarak onun adına,ve onun ismi üzerinden "Bizim dediğimiz doğru çünkü Atatürk yaşasaydı bizim saflarımızda olurdu,ve her konuda bizim gibi düşürdü iddası sorunludur.
O zaman şu soru sorulmalıdır.ATATÜRK niçin rahat bırakılmaz?Atatürk niçin sembolik kapital gibi kullanılmakta.(bir Tv programında bir zatın yakasındaki Atatürk rozetini gösterip"bu rozeti takan hiç yalan söyleyebilirmi"diyerek rozetin dahi tartışmada, tartışmacıyı 1-0 galip hale getirilmesi için kullanıldığı,PRF İlhami Gülerin bir makalesinden bahisle-Sembolik kapital ve sembolik meta)
Sonuç olarak düşüncenin bizzat kendisi,değişim sosyolojisiyle bire bir alakalıdır,hele değişen zaman,ideolojileri bile farklı konuma evirir,devletçilik ilkesi,proleteryanın diktatörlüğü,halifeliğin dini olmayıp siyasi olması,İnsan haklarındaki dış dünyanın baskısını iç işlerine karışma olarak değerlendirilmemesi gibi örnekler verilebilir.
Atatürk bu gün yaşasaydı bu beylerin yaptıklarını onaylarmıydı?Cevabı verilmesi gereken çetin soru bu.

Yazan: ABİDİN UYAR Tarih: February 3, 2010 8:55 PM

Nilgun hanim,Mustafa bey zaten Ataturke atifta bulunmuyor.Ataturkcu dusunce sistemini savunan, kemalist muritlere sesleniyor.
Elbette Ataturk ilerlemeden,bilimden bahsetmis, o yolu hedef gostermis ama is pratige dokulunce gunumuzde oyle mi.Gordugumuz gibi kemalist tayfa 1930'da kaldi.Ataturk gitti ama ondan sonra gelenler bir adim oteye gidemedi.
Tabloya bu acidan bakinca Ataturkun gosterdigi hedefle kemalistler arasinda baya bir ucurum oldugu acik.
Suan dunyaya baktigimizda devletlerin sosyolojik,siyasal,kulturel ve ekonomik yapisi,o donemden bambaska.Bu durumda hala o doneme takilip kalmissaniz bence tam anlamda bir gericilik ornegidir.Sonuc olarakta balyozlar bir bir kafaniza gelir.
Tabi kemalistler Ataturk olmedi ,onun her yaptigi,soyledigi her doneme uygulanabilir der,ustune ona iman ederse tadindan yenmez bir hal alir.

Yazan: svm Tarih: February 3, 2010 10:50 PM

Aslında Barlas'lar, Ahmet Altan'lar, Murat Belge'ler İsmet Berkan'lar, Nuray Mert'ler, Can Dündar'lar de 'Atatürkçü Düşünce sistemi' nin ürünüdürler. Kendileri bile bazen bunu unutuyorlar. Hepsinin kafası bilimsel düşünce ile yoğrulmuştur; pek çoğu ateisttir zaten.

Bunu nasıl yorumlamalı?

Yazan: Frkn Tarih: February 4, 2010 12:11 AM

Nilgun Hanim dedi ki:
"Aslında Barlas'lar, Ahmet Altan'lar, Murat Belge'ler İsmet Berkan'lar, Nuray Mert'ler, Can Dündar'lar de 'Atatürkçü Düşünce sistemi' nin ürünüdürler."
Iyi de 'Atatürkçü Düşünce sistemi' ne?
Yepyeni bir Mantik teorisi mi?
Yepyeni bir Metafizik sistem mi?
Anayasasi EU$'un seko-fa$o sistemlerinden kopyalama bir sistem.

Bakin Nilgun Hanim yillar once Internet'te yayinlanmis olan "Anayasa Komedisi"'ini guncellemeden geceyim suraciga da ne$'enizi bulun hic olmadik:


TC SERIATININ TEMEL ESASLARI

Baslangic Esaslari

Isbu ANAYASA, Kutsal Roma Imparatorlugu'nun tanrisi olumsuz Jupiter'in takipcisi Olumsuz Onder, Essiz Kahraman, Ata'nin belirledigi seriat ve O'nun Kutsal Roma'dan uyarladigi inkilap
ve ilkeleri dogrultusunda Kutlu Ulusal Guvenlik Konseyi'nce hazirlanmistir.

Isbu ANAYASA'nin yururlukte oldugu TC, ornek aldigi Roma Imparatorlugu'nda oldugu gibi, cok tanrili bir dini benimsemistir.
Bu dinin uc tanrisi sunlardir:

ATA: TC'nin Kurucu Babasi, Olumsuz Onder, Essiz Kahraman, ATA'nin Ebedi Varligi sonsuza kadar aramizda olacaktir, ve daima bize yol gosterecektir. ATA elestirilemez, cunku hata yapmaz ve yapmamistir.

ORDU: TC'nin Koruyucusu ve Kollayyicisidir. ORDU elestirilemez, cunku hata yapmaz, ne yapmissa vatandaslarin hayrina yapmistir.

DEVLET: TC'nin varliginin teminatidir. ATA ve ORDU disinda kalan kurum ve kuruluslardan meydana gelir. Devlet de hata yapmaz.

ATA'nin Cankaya'daki Mabed'i O'nun olumsuz varliginin semboludur.
ORDU ve DEVLET Erkani ayni Kutsal Roma Imparatorlugu'nda oldugu gibi senenin belli gunlerinde resmi kiyafetlerini giyerek O'nun
Mabed'inin merdivenlerini agir agir cikarak huzuruna gelecek ve O'na buyuk bir CELENK hediye edecekler, sonra da dilek temenni ve sikayetlerini ATA'nin huzurundaki DEFTER'e ozel bir torenle kayit edecekler, ve O'na baglilik yemini ettikten sonra geri geri cekilerek ayrilacaklardir. (Geri cekilirken dikkat edilecek ve sendeleyip yere dusulmeyecektir.)

VATANDAS: Yukarida sayilan esaslari eksiksiz kabul eden kisilere denir.

GIRIS

Genel Esaslar

1 - TC Seriati 2000 yillik, cagdas Kutsal Roma Imparatorlugunun seriati uzerine kurulmustur.

2 - Bu seriat degistirilemez, degistirilmesini teklif dahi edilemez.

3 - BASLANGIC kisminda balirtilen esaslara aykiri hareket edenler VATANDAS sayilmayacak ve KOLE muamelesi gorecektir.

4 - BASLANGIC kisminda belirtilen esaslar VATANDAS ve KOLE ayirimi yapmadan Ana Okulundan Universite Son Sinifina kadar herkese zorla
ezberlettirilecek, ezberlemeyenler VATANDAS sayilmayacaklardir.

5 - Butun Ozel ve Resmi Kurumlarda her odada Olumsuz Onder, Buyuk Kurtarici ve Essiz Karaman ATA'nin bir resmi ve bustu bulundurulacak,
19 Mayis, 23 Nisan, 29 Ekim ve 10 Kasim'larda ATA'nin huzurunda saygi durusu yapilacak ve ONUNCU YIL MARSI soylenecek ve soylenmesi
temin edilecektir.

6 - Butun bilimsel, akademik, kulturel, resmi ve gayriresmi toplantilar da, ATA'ya SAYGI durusu ve ONUNCU YIL MARSI ile
baslatilacaktir.


-----------------------------------------------



ANAYASA KOMEDISI - 2

BIRINCI KISIM

Genel Esaslar

I. Devlet'in Sekli

MADDE 1 - TC Devleti Kutsal Roma Tarikati'na bagli Oligarsik bir Cumhuriyettir.

II. Cumhuriyetin Nitelikleri

MADDE 2 - TC toplumun huzursuzlugu, soygunculuk ve adaletsizlik anlayisi icinde, insan haklarina saygisiz, Jupiter'in takipcisi
Ata'nin tarikatina bagli, baslangicta belirtilen temel ilkelere dayanan, Jupiter'in coktanrili teokrasisini benimsemis bir Devlet'tir.

III. Devlet'in butunlugu, resmi dili, bayragi, milli marsi, parasi ve Baskenti

MADDE 3 - TC Devleti, ulkesi ve ulusuyla bolunmez bir butundur. Dili Amerikancadir.
Bayragi, halen kirmizi beyaz olup, yakinda teslim bayragi gibi tam beyaz yapilacaktir.
Ulusal marsi "Onuncu Yil Marsi"dir.
Parasi, uzerinde Olumsuz Onder Essiz Kahraman Ata'nin resmi ve yaninda 12 adet sifir bulunan, itibari degeri sifir, maddi degeri kagidindan az olan ve bu yuzden de hicbir ulkede gecmeyen TL'dir.
Baskenti, ortasinda Olumsuz Onder Essiz Kahraman Ata'nin, Roma tapinaklarindan esinlenerek yaptirilan ve yalcin kayalik bir
tepe uzerinde bulunan Ebedi Anit Kabir'ini serefle icinde barindiran Enkoru'dur.

IV. Degistirilemeyecek Hukumler

MADDE 4 - Anayasa'nin 1. maddesindeki Devlet'in sekli hakkindaki hukum ile 2. maddesindeki Cumhuriyet'in nitelikleri ve 3. maddesinin hukumleri degistirilemez ve degistirilmesi teklif edilemez.

V. Devletin Temel Amac ve Gorevleri

MADDE 5 - Devletin temel amac ve gorevleri, Ulkenin Kutsal Roma Seriatina bagimliligini, butunlugunu, Oligarsik Cumhuriyeti korumak,
kisilerin ve toplumun adi duyulmadik yeni vergilerle ve surekli zamlarla huzurunu kacirmak ve canindan bezdirmektir. Kisinin temel
hak ve hurriyetlerini ayaklar altina aldirmak, hakkini arayan kisiyi mahkeme kapilarinda surum surum surundurmek, kisinin maddi ve manevi
varligini her vesileyle yokluga cevirmek icin gerekli sartlari saglamak ve devam ettirmektir.

VI. Egemenlik

MADDE 6 - Egemenlik, kayitsiz sartsiz Olumsuz Onder Essiz Kahraman Ata'nin, O'ndan sonra Ordu'nun, daha sonra da Devlet'indir.
Ulus, kendisine tahsis edilen egemenligini Anayasa'nin koydugu bu esaslara gore kullanir.
Egemenligin kullanilmasi, Olumsuz Onder Essiz Kahraman Ata'yi temsil eden Ordu ve Devlet tarafindan hicbir surette ulusa birakilamaz.
Hicbir kimse veya organ kaynagini isbu Anayasa'dan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.

VII. Yasama Yetkisi

MADDE 7 - Yasama yetkisi, ulus adina Olumsuz Onder Essiz Kahraman Ata'nin adina Ordu ve Devlet'in olusturdugu Ulusal Guvenlik
Konseyi'nin veya Ulusal Guvenlik Kurulu'nundur. Bu yetki devredilemez.

VIII. Yurutme yetkisi ve gorevi

MADDE 8 - YURUTME yetkisi Cumhur Baskaninin Aile Fotografinda yer alan kisiler veya Bakanlar Kurulu'nda yer alan kisilerin ahbaplari
ve/veya destekcileri tarafindan Anayasa'ya ve yasalara uygun olarak kullanilir ve yerine getirilir.

IX. Yargi Yetkisi

MADDE 9 - Yargi yetkisi, Ulus adina Ordu'nun Brifing denetimi altindaki bagimsiz mahkemelerce kullanilir.

X. Kanun onunde esitlik

MADDE 10 - Herkes Madde 9'da belirtilen esaslar cercevesinde kanun onunde esittir. (Ornegin bu esaslara gore, Devlet'i Madde 8'de
belirtilen esaslara uygun olarak Milyarlarca dolar sogusleyenlerle simit calanlar ayni hapis veya para cezasina carptirilirlar.)

XI. Anayasa'nin baglayiciligi ve ustunlugu

MADDE 11. Kanunlar Anayasa'ya aykiri olamaz. (Olmasi da mumkun degildir, cunku iki maddesi birbiriyle celisen bir anayasayadan
her turlu kanun cikarilabilir.)


-----------------


ANAYASA KOMEDISI - 3

IKINCI KISIM
Temel Hak ve Odevler

Birinci Bolum
Genel Hukumler


IV. Temel Hak ve Hurriyetlerin Kullanilamasinin durdurulmasi (*)

MADDE 15 - Irticaya karsi topyekun savas, seferberlik, sikiyonetim veya olaganustu hallerde, ORDUnun takdirine bagli olarak temel hak
ve hurriyetlerin kullanilmasi ksmen veya tamamen durdurulabilir
veya bunlar icin anayasada ongorulen guvencelere aykiri tedbirler alinabilir.
Birinci FIKRAda belirtilen durumlarda da savas hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen olumler ile, olum cezalarinin infazi
disinda, kisinin yasama hakkina, maddi ve manevi varliginin butunlugune, hatta basortusune bile dokunulabilir. Kimse, Olumsuz Onde Essiz Kahraman Ata'nin Kutsal Roma Imparatorlugundan inkilap
ettigi coktanrili seriatinin disinda kimse din, vicdan, dusunce ve kanaatlerini aciklayamaz, bundan dolayi islenen suclar gecmise
yurutulebilir. Suclulugu makhkeme karari ile saptanmadan Basin Patronlarinin keyf ne gore TV ekranlarindan dizi filimler, gazetelerden mansetler mansetler halinde suclu ilan edilebilir.

III. Temel Hak ve Hurriyetlerin Kotuye Kullanilamamasi

MADDE 14 - ANAYASAda yer alan hurriyetlerin hicbiri DEVLETin ulkesi ve ulusuyla bolunmez butunlugunu bozmak, TC Devletininin ve Oligarsik Cumhuriyetin varligini tehlikeye dusurmek, temel
hak ve hurriyetleri genisletmek, DEVLETin baslangic kisminda belirtilen Oligarsik Zumre disinda bir kisi veya zumre tarafindan
yonetilmesini veya ayni sekilde sosyal bir sinifin diger siniflar uzerinde egemenligini saglamak amaciyla kullanilamaz. Olumsuz
Onder Essiz Kahraman Ata'nin inkilap ettigi seriati ve bunun isbu ANAYASAda ifadesini bulan tarikati disinda din ve mezhep ayirimi yaratmak veya sair herhangi bir yoldan BU KAVRAM VE
GORUSLERE DAYANAN BIR DEVLET DUZENI KURMAK AMACIYLA kullanilamaz.
Bu yasaklara aykiri hareket eden veya baskalarini bu yolda tesvik edenler hakkinda uygulanacak mueyyideler Ulusal Guvenlik
Kurulu'nda belirlenecek kanunlarla duzenlenir.
Anayasanin hicbir hukmu (15. MADDE'de belirtilen durumlar haric), Anayasada yer alan hak ve hurriyetleri yok etmeye yonelik
bir faaliyette bulunma hakkini verir sekilde yorumlanamaz.

I. Temel Hak ve Hurriyetlerin Niteligi

MADDE 12 - Herkes MADDE 15'le izin verilen olcude kisiligine bagli, dokunulmaz, devredilmez, vazgecilmez temel hak ve hurriyetlere
sahiptir.
Temel hak ve hurriyetler, kisinin topluma, ailesine ve diger kisilere karsi odev ve sorumluluklarini da ihtiva eder.

II. Temel Hak ve Hurriyetlerin Sinirlandirilmasi

Temel hak ve hurriyetler DEVLET'in ulkesi ve ulusuyla bolunmez butunlugunun, ulusal egemenliginin, Oligarsik Cumhuriyetin,
ulusal guvenligin, kamu duzeninin, genel asayisin, kamu yararinin, genel ahlaksizligin korunmasi amaciyla ANAYASA'nin MADDE 15'te
ongorulen ozel ve genel sebeplerle ANAYASA'nin SOZUNE ve RUHUNA(?) uygun olarak kanunla sinirlanabilir.
Temel hak ve hurriyetlerle ilgili genel ve ozel sinirlamalar Oligarsik toplum duzeninin gereklerine aykiri olamaz ve ongordukleri
amac (Olumsuz Onder Essiz Kahraman Ata'nin Inkilaplari ve bunlara bagli seriati) disinda kullanilamaz.
Bu maddede yer alan genel sinirlama sebepleri temel hak ve hurriyetlerin TUMU icin gecerlidir.

V. Yabancilarin Durumu
MADDE 16. Temel hak ve hurriyetler, yabancilar icin ancak ve ancak uluslararasi hukuka uygun olarak onlarin kanununa gore sinirlandirilabilir. (Isbu baglamda APO, 35 bin vatandasin katlinden sorumlu olmasina ragmen uluslararasi hukuka uygun
olarak kendisine bir ADA tahsis edilmis ve kendisine her turlu konfor saglanmis bulunmaktadir. Bu hususta uluslararasi hukuk
mufettislerinin olumlu gorusleri de alinmis bulunmaktadir.)

-----------
(*) Dipnot: Isbu Birinci Bolumdeki MADDE'lerin sirasi, daha kolay anlasilmasi icin onceliklerine gore degistirilmis olup MADDE 15
en basa alinmistir.


Ikinci Bolum
Kisinin Haklari ve Odevleri

I. Kisinin Dokunulmazligi, Maddi ve Manevi(?) Varligi

MADDE 17 - Herkes Baslangic Esaslari ve MADDE 15'deki esaslar cercevesinde yasama, maddi ve manevi(?) varligini(**) koruma ve gelistirme hakkina sahiptir.
Tibbi zorunluluklar disinda, kisinin vucut butunlugune dokunulamaz; rizasi olmadan bilimsel ve tibbi deneylere tabi tutulamaz; organlari kesilip baska bir kisiye eklenemez.
Kimseye MADDE 15'teki esaslar disinda iskence ve eziyet yapilamaz; kimse insan haysiyetiyle bagdasmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz. (Basortusu veya turban veya kep, veya
saclarini ortmek maksadiyla peruk takan kadinlar haric. Onlara her turlu resmi ve gayriresmi kurumlarda eziyet edilebilir, buralardan kovulabilir, ve insan haysiyetiyle bagdasmayan
muamelelere tabi tutulabilirler. Cunku bunlar zaten VATANDAS degil, KOLE statusune tabidir.)
Mahkemelerce verilen olum cezalarinin yerine getirilmesi hali ile mesru mudafaa hali, yakalama ve tutuklama kararlarini yerine getirilmesi, bir tutuklu veya hukumlunun kacmasinin onlenmesi,
bir ayaklanma veya isyanin bastirilmasi, sikiyonetim veya olagan ustu hallerde yetkili merciin verdigi emirlerin uygulanmasi
sirasinda silah kullanilmasina kanunun cevaz verdigi zorunlu durumlarda meydana gelen oldurme fiilleri birinci FIKRA(?) hukmu disindadir.

--------
(**) Dipnot: Isbu "manevi varlik" terimi isbu Anayasa cercevesinde yoruma acik birakilmistir.

----------


ANAYASA KOMEDISI - 4 (22 Kisim Tekmili Birden)


II. Zorla Calistirma Yasagi

MADDE 18 - Hic kimse zorla calistirilamaz. Angarya yasaktir!
Ancak, 23 Nisan, 19 Mayis, 30 Agustos, ve 10 Kasim'larda butun memurlar, belediye mensuplari, siyasi partililer Olumsuz Onder Essiz Kahraman Ata'nin Kutsal Roma Imparatorlugundan mulhem
tapinagina gidip saygi durusunda bulunmak mecburiyetindedir.
Ayrica, butun ilkokul, ortaokul ve lise ogrencileri her gun derse baslamadan once Olumsuz Onder Essiz Kahraman Ata'nin kutsal bustu onunde Onuncu Yil Marsini soylemek mecburiyetindedir,
Fikra 2 ve Fikra 3'te belirtilen calismalar angarya kapsami disinda sayilacaktir.
Sekil ve sartlari kanunla duzenlenmek uzere hukumluluk veya tutukluluk sureleri icindeki calistirmalar; olaganustu hallerde vatandastan istenecek hizmetler; ulke ihtiyaclarinin zorunlu
kildigi alanlarda ongorulen vatandaslik odevi niteligindeki beden ve fikir calismalari, zorla calistirma sayilmaz.

III. Kisi Hurriyeti ve Guvenligi

MADDE 19 - Herkes MADDE 15'te kendisine tahsis edilen cercevede kisi hurriyeti ve guvenligine sahiptir.
Kisi eger basortulu veya turbanli veya kepli veya peruklu bir universite ogrencisiyse, bu halde yakalandiginda zorla universite
kampusu disina cikarilir ve hakkinda derhal gerekli kanuni islemler baslatilir.
Yakalanan veya tutuklanan kisinin durumu, sorusturmanin kapsam ve konusunun aciga cikmasinin sakincalarinin gerektirdigi kesin
zorunluluk disinda, yakinlarina Posta Idaresi araciligiyla bildirilir.

IV. Ozel Hayatin G˜zliligi ve Korunmasi

A. Ozel Hayatin G˜zliligi

MADDE 20 - Herkes, ozel hayatina ve aile hayatina saygi gosterilmesini isteme hakkina sahiptir. Fakat bu, onun ozel hayatina saygi gosterilecegi anlamina gelmez.

B. Konut Dokunulmazligi

MADDE 21 - Kimsenin konutuna dokunulamaz. Kanunun acikca gosterdigi hallerde, usulune gore verilmis hakim karari olmadikca; gecikmesinde
saciin(?) emri bulunmadikca, kimsenin konutuna girilemez; arama yapilamaz ve buradaki esyaya el konulamaz.
Birinci Fikra'daki esslar sakalli veya basortulu kimselerle, Olumsuz Onder Essiz Kahraman Ata'nin Kutsal Roma kanunlarindan
inkilap ettirdigi seriatin disinda bir seriati kabul ettigi suphesini veren kisiler ve kurumlar icin gecerli degildir.


(Devami gelecek: Haberlesme, Din ve Vicdan hurriyeti)

-----------------



ANAYASA KOMEDISI - 5 (22 Kisim Tekmili Birden)


C. Haberlesme Hurriyeti

MADDE 22 - Herkes haberlesme hurriyetine sahip degildir. Haberlesmenin gizliligi esas degildir.
Birinci FIKRA'da zikredilen haberlesme hurriyetinden ancak Oligarsik Cumhuriyetin Kutsal Roma kanunlarindan inkilap ettirilen
seriatini benimsemis ve ORDU'nun Brifinklerine katilip yesil kart almis basin mensuplari haberlesme hurriyetinden yararlanir.
Bunlar herkese yasak olan Ulusal Guvenlik Kurulu toplantilarinda neler olup bittigini yazabilirler ve bundan dolayi hicbir kanuni
takibata ugratilamazlar
Istisnalarin uygulanacagi kamu kurum ve kuruluslari kanunda belirtilir.

V. Yerlesme ve Seyahat Hurriyeti

MADDE 23 - Herkes yerlesme ve seyahat hurriyetine sahiptir.
Ancak yurt disina seyahat edeceklerden Ulusal Guvenlik Kurulu karariyla 50 ABD dolari harac alinacaktir. Bu kisiler bilimsel toplantiya katilim veya yurt disina mal satmak icin de gitseler durum degismeyecektir.
VATANDASin yurt disina cikma hurriyeti, ulkenin bozuk ekonomik durumu sebebiyle sinirlandirilabilir.
VATANDAS sinir disi edilemez ve yurda girme hakkindan mahrum birakilamaz. Ancak sinir disi edilmeden veya yurda girince icabina
bakilabilir.

VI. Din ve Vicdan Hurriyeti

MADDE 24 - Herkes, isbu ANAYASA'nin BASLANGIC kisminda ve
MADDE 15'te belirtilen esaslar cercevesinde vicdan, dini inanc ve kanaat hurriyetine sahiptir. MADDE 14'te belirtilen hukumlere
aykiri olmamak sartiyla, dini ayin ve torenler serbesttir.
Kimse, Olumsuz Onder Esssiz Kahraman Ata'nin Kutsal Roma'dan inkilap ettirdigi seriatinin icabi yapilan veya yapilacak olan ibadet, ayin ve torenler disinda ibadete, dini ayin ve torenlere
katilmaya zorlanamaz. Ancak dini inanc ve kanaatlerini aciklamaya zorlanabilir. Dini inanc ve kanaatlerinden dolayi "rakip seriatci"
iddiasiyla kinanabilir ve suclanabilir.
Din ve ahlak egitim ve ogretimi Devlet'in gozetim ve denetimi altinda yapilir. Din kulturu ve ahlak ogretimi ilk ve orta ogretim
kurumlarinda zorunlu dersler arasinda yer alir. Bu derslerde Olumusuz Onder Essiz Kahraman Ata'nin Kutsal Roma'dan inkilap ettirdigi seriatinin esaslari ezberlettirilir. Hatta, bu amacla acilmis yuksek ogretim kurumlari olan Ilahiyat Fakultelerinde kutsal Onuncu Yil Marsi tecrubesiz bir piyanist esliginde ve ayakta
bagirarak okutulur. Bunu yapmayan ogrencilere diploma verilmez.
Kimse, Devlet'in Olumsuz Onder Essiz Kahraman Ata'nin Kutsal Roma'dan inkilap ettirdigi dini, sosyal, ekonomik, siyasi veya hukuki temel duzenini kismen de olsa baska bir dinin kurallarina dayandirma amaciyla faaliyet gosteremez, dusuncelerini aciklayamaz.
Veya siyasi veya kisisel cikar veya nufus(?) saglama amaciyla her ne surette olursa olsun, Olumsuz Onder Essiz Kahraman Ata'nin
Kutsal Roma'dan inkilap ettirdigi dinin disinda baska bir dini veya dince kutsal sayilan seyleri istismar edemez ve kotuye kullanamaz.

(Bu merakli ve heyecanli Anayasanin devami gelecek sayida:
Dusunce ve Kanaat Hurriyeti)

--------------------

Saygilarimla,
Grand Sen~or.

Yazan: Anonymous Tarih: February 4, 2010 3:14 AM

Ben sayın Akyol'dan artık farklı yazılar bekliyorum.

"Kemalist mürtecilerin açmazları", "zulme uğrayan Kürt halkı" ve "Atatürk'ün esasen abartıldığı" temel fikriyatına dayalı; bir siyasi partinin hemen hemen yüzde yüz nispetinde övülmesi manasındaki yazıları yeterince okuduk.

Artık konuya başka perspektiflerden de bakmayı lütfedebilir. Bu potansiyeli haiz kendileri.

Yazan: Arık Buğra Tarih: February 4, 2010 9:50 AM

Potansiyel ölçerlerimiz bile var aramızda, çok şükür..

Yazan: KLM Tarih: February 4, 2010 3:58 PM

Arik Bugra dedi ki:
"Artık konuya başka perspektiflerden de bakmayı lütfedebilir."

mesela $u her derde deva "Evrensel Hukukculuk" ne ola ki? GUT gibi birsey mi? Oyle bir hukukculuk yapacaksin ki Ermeniler, Rumlar, Kurtler, Turkler, Lazlar, Bo$naklar, Yahudiler, Mulsumanlar, Aleviler, Sunniler, Sekularistler, Ateistler, Fa$istler, Komunistler, Kapitalistler, Sosyalistler, Liberalistler arasindaki hukuki meseleleri herkesi mutlu ve bahtiyar edecek sekilde adalet servisleyerek halledecek, BALYOZ DARBElerine derman olacak, umutsuzlara gunlerdir beklenen UMUT verecek;->
Gerceklerle Uniter Devlet'in, Hayali Ulusu'un alakasi ne ki? Kel alaka?!;->>
Sen bize gorunum nasil kurtarilir, "salvare apparentias" nasil, ne alemde ondan haber ver. GATA'ya ba$ortulu girmek icin tokalari nereye, nasil bir seremoniyle birakacagiz ondan haber ver. Eskiden insanlar sarik giyermis, cunku savaslarda onlari yaralarini sarmak icin kullanirlarmis, simdilerde bo$ortulerimizi mendil olarak kullansak, goz yaslarimizi ona silsek olmaz mi? Bu gibi konularda fetva ver ki yuregimize su serpesin, tanklarin yurutuldugu sokaklardan yaya olarak taban teperek yarinlara UMUTlarla bakalim;->>
Umdurup durma bizi artik;->
Bakin Basortusu konusunda soyle bir Evrensel Yasa cikarsak nasil olur:
"Ba$ortusu giymekte gunahtir, giymemekte."
yada daha da evrenseli soyle desek:
"Potansiyel olarak ba$ortusu giymekte sevaptir, giymemekte."
nasil kacar? Fransa, Isvicre, Hollanda, Almanya, Afganistan'daki Ingiltere, Irak'taki Amerika buna ne der? Bu ulusal guvenligimize tehdit te$kil eder mi, Di$i$leri Bakan'ina bi dani$sak?!
Konu mu kalmadi da "zulum altinda inleyen Kemalistler, Ataturk Du$uncesi, Kurtler"'e takilip kaliyorsunuz - hangimiz zulum altinda inlemiyoruz ki, hangimizin anasi aglatilmiyor ki, hangimiz askerlikten, vergiden muafiz ki? En onemlisi hangimiz "ALLAH! ALLAH! deyip gecer Genc Osman" degiliz ki - her ne kadar Bagdat'in Kapu'sun Obama actiysa da;->
Ordu durdugu yerde ka$inir, her yil serhat kapilarinda ko$turulup sefere cikarilmasi gerekir - formunu korusun diye, yoksa i$siz, gucsuzllukten BALYOZ/MALYOZ senaryolariyla vakit oldurmeye calisir. Du$mansizliktan kafayi yer kendi ulusunu du$man bellemeye ba$lar mazallah.

Saygilarimla,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: February 4, 2010 9:09 PM

Dikenler arasında gül olacağım...
Varsın elim kanasın, varsın yüreğim ağlasın...
Ben bilirim ki ey dost; hiçbir zafere çiçekli yollardan gidilmez.

Yazan: Gülü tarife ne hacet; ne çiçektir biliriz Tarih: February 4, 2010 9:35 PM

Ulusalcilik, kendini karsitiyla tanimladigi icin basarisiz ve zararli bir ideoloji.

Akyol da, tipki ulusalcilar gibi, kendini karsi oldugu seyler uzerinden tanimlamayi seviyor. Kemalizm doverek kendi yaninda olduklarinin ayiplarini kapatacagini, Stalin doverek de kapitalizmin cirkinliklerini ortebilecegini dusunuyor.

Karsitinizin olumsuzlugunun, sizi olumlu kilmadigini anlamiyor, anlamazdan geliyor. Onun icin de, simdi beyni yikanmis yiginlarin sayesinde muzaffer gozukse de, bu tavir da orta vadede basarisiz olmaya mahkum.

Yazan: Samet Tarih: February 5, 2010 4:22 PM

Samet Bey dedi ki:
"Kemalizm doverek kendi yaninda olduklarinin ayiplarini kapatacagini, Stalin doverek de kapitalizmin cirkinliklerini ortebilecegini dusunuyor."

Peki sekularo-fascistler ne yapiyor dersiniz?
Belki de soyle diyebilirsiniz:
"Onlar EVREN'seldir, daha dogrusu Komunistler'in YASAlarinda oldugu gibi onlarin yasalari da BILIMSEL ve EVRENSEL'dir, onun icin onlarin ayiplari olamiyacagi gibi ayiplarini kapatacak durumlari da soz konusu olamaz - EVREN'in hata ettigi gorulmus, duyulmus mudur, BILIM'de ayip mi olur?!. Ayiplar bir turlu EVRENSEL, BILIMSEL olamayan, olmayi beceremiyen, olamiyacak olan SPEElerdedir. Bunlarin ayiplari karsilikli olarak demonstre edilerek bunlar birbirine du$urulur, bu arada da gorunmez (transparent) hale getirilmis olan sekularo-fascistlerin EVRENSEL'lige, BILIMSEL'lige dayali SALTANAT'i surdurulur gider - SPEEler birbirini yiyedursun;->>"

Saygilarimla,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: February 5, 2010 7:56 PM

Yine m Akyol dan tutarsızlık dolu bir yazı.
Yani m Akyol şöyle rahat rahat bir haykırın lütfen , diyin ki : Atatürk keşke hiç olmasa idin, bu ülkede her ne kötülük varsa Atatürk ün kabahatidir. Atatürk tarihimizin en kötü şansızlığıdır. Diyin de rahatlayın, siz de rahatlayın , biz de.
Yok şöyle yok böyle. Sürekli kenardan sadırmalar, ufaktan sataşmalar….
Kemalizmi sindiremediniz, anlaşılan sindiremeyeceksiniz de..
Söze de başlamadan önce , artık bir kişi veya fikir ile o fikir veya kişi adına yapılanları ayırt etmeyi öğrenin lütfen.
Sibirya da insan öldürmek Komünizm değildir, en iyi generalini cinayet ile katletmek Faşizm değildir. Irak ta insanları öldürmek Liberalizm değildir. İkiz kuleleri vurmak İslam değildir. Kadınları cadı diye yakmak Hrıstiyanlık değildir. Bunlar bu fikirleri destekleyen siyasi hareketlerce ve gruplarca yapılmıştır ama kavramı eleştirecekseniz onu kavram adına yapılan kavram dışı eylemlerde değil, bizzat kavramın kendi çerçevesi içerisinde yapmalısınız.
Konumuza gelecek olursak, mesela darbe yapmak Atatürkçülük değildir, çocukları 10 Kasım da ayakta dikmek, onlara zorla şiir ezberletmek Atatürkçülük değildir. Atatürk ü hatasız bir ilah gibi sonsuz bir rehber ideoloji sanmak ve insanları buna inandırmak Kemalizm değildir. Birileri veya siyasi hareketler Atatürk ve Kemalizm adına bunları yapmış ve yapmakta olabilirler ama Kemalizm Atatürk ün fikir ve eylemlerinde yatar. Bağımsızlıktır, demokrasidir, devrimciliktir, laikliktir, akıl ve mantığı her değerin üzerinde ve önünde tutmaktır.
Bakın ne diyor Mustafa Kemal:
‘Ben manevi miras olarak hiç bir ayet, hiç bir dogma, hiç bir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım İLİM ve AKIL’dır. Benden sonrakiler, bizim aşmak zorunda olduğumuz çetin ve köklü zorluklar karşısında , belki gayelere tamamen eremediğimizi, fakat asla taviz vermediğimizi , akil ve ilmi rehber edindiğimizi tasdik edeceklerdir. Zaman süratle ilerliyor ; milletlerin , toplumların , kişilerin mutluluk ve mutsuzluk anlayışları bile değişiyor. Böyle bir dünyada , asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek , aklın ve ilmin gelişimini inkar etmek olur. Benim Türk milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden sonra beni benimsemek isteyenler , bu temel eksen üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse , manevi mirasçılarım olurlar. Beni görmek demek, Mutlaka yüzümü görmek demek değildir.
Benim fikirlerimi, Benim dygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız
bu kafidir! ’
E bu kadar açıklamanın ve sözün üzerine siz daha ne düşünürsünüz bilemem artık.
Siz m Akyol o küçük , dar ve sindirme sorununuz olan bakış açınızla kusura bakmayın balyozla , darbelerle , saçma sapan şeyler Atatürk ü yan yana getirme çalışabilirsiniz ama bu tamamen sizin YETENEĞİNİZ (!) olarak kalacaktır.
Utanmadan bir de ‘ …. projenin altında kuşkusuz siyasi bir ideoloji yatıyor. Buna da çoğunlukla “Kemalizm” diyoruz.’ diyorsunuz. OKUYUN m Akyol, ÖĞRENİN lütfen. Komediye bakın ya, kavramın tanımı çoğunlukla ile oluyormuş. Çoğunlukla Kemalizm diyormuşuz , yani bu ifadeye gülsek mi ağlasak mı ? Küba ya da çoğunlukla Komünizm, Brezilya ya çoğunlukla futbol ülkesi de diyelim artık oldu olacak.
Bir de devamında yine tutarsız ve gülünç bir şekilde ‘Yine de ben bugüne dek bu “düşünce sistemi”nin nasıl bir şey olduğuna dair çok tatminkar bir izah duymadım. O yüzden “bu nasıl bir şey yahu” diye arada bir düşünüp duruyordum. ’ Evet, bu halinize gerçekten çok üzüldüm, bir gün isterseniz size uygun bir zamanda anlatayım ben m Akyol, hatta birkaç kitap tarif edeyim. Siz bunu öğrenmek mahrum kalmış, kaldığınızı bir de itiraf edip anlamadığınız Kemalizm hakkında ahkam kesip, üzerine kendinizi bir de fikir adamı ve yazar diye piyasa sunup, bu kavramı eleştirmek yine maşallah , ülkemizimizin acınacak halinin bir parçası halindesiniz benim gözümde.
Ya lütfen m Akyol, Mustafa Kemal ne diye Kurtuluş Savaşı mücadelesine önderlik etti, ne diye Meclis kurma , Cumhuriyeti kurma, Latin harf devrimi yapma, ülkemize bağımsızlık kazandırma, ekonomik yöntem oluşturma, Kadın –Erkek eşitliği sağlama , Medeni kanun vs. devrimlerine öncülük etti ? Siz tüm bunlardan hiçbir şey anlamadınız mı ?
Ama normal , ne de olsa siz değil miydiniz ‘Ne Mutlu Türk Diyene’ sözünün Nutuk’ta yazdığını sanacak kadar SIĞ bilgiye sahip –sözüm ona – yazar geçinen…
Yine de bildiğiniz yolda ilerleyin, bir gün birileri bu ülkeyi Laiklikten, devrimlerden, bağımsızlıktan soyutlamayı başarırsa, Anıtkabir i bombalar, heykellerini yerlerde süründürür, bilmem ne devleti ilan ederse, bu tür bir tehlikeyi engelleyebilecek geride tek bir kurum bırakmazsa siz o zaman öğreneceksiniz Kemalizmi, çünkü bu bilgi ve bakışla Kemalizm i başka türlü öğrenme şansınızı görmüyorum malesef.
Gelelim SÜPER arkadaşımız Grand Sen~or.’a;
Şimdi konu dağılacak gibi olacak ama şu sözlere cevap vermeden geçmek zor geldi bana doğrusu:
‘Oelmeyen Allah'tir.’ diyorsunuz, yani burada biyolojik bir canlıdan mı söz ediyorsunuz siz ?? Ölüm yaşamsal faliyetlerin son bulmasıdır, başlangıçı olan bir yaşamsal faliyet yani.
Ve yine diyorsunuz ki ‘Her nefis oelumu tadacaktir... Bu dunya hayati ise aldatici bir metaidan baska birsey degildir.’ . Yani Grand arkadaşım, her canlının öleceğini insanlık neredeyse en ilkel çağlardan beri biliyor zaten. Öte taraftan dünyada yaşam aldatıcı ise buna bir son vermek hiç de zor değil, ve de bu aldatıcı yaşam için umurım bir de şükran duymamız istenmiyordur?
Ve yine diyorsunuz ki: ‘ Mustafa Kemal tanriligini ilan etmemistir, onu oyle sanan muridleri olmali.’ Evet, Mustafa Kemal tanrılığını ilan etmedi, bakın ne diyor manevi mirasında, var mı oradaki sözlere bir cevabınız, ya da bu ifadelerde kendini tanrı gibi bir sunma var mı ? Hadi cevaplayın lütfen, var mı? Öte taraftan mürit ne demek ya, kime eteğini öptürdü Atatürk, ya da kim öptü ?
Arkadaşım örneğin ben Kemalistim, ve de Atatürk ün son derece değerli bir lider, asker ve siyaset adamı olduğunu düşünüyorum. Ama son olarak düşündüğüm bir şey varsa o da hiçbir şekilde mürit olmadığımdır.

BEAGLE – makorykos@yahoo.com
‘Ben bu ülkede kendimi ne zaman ki ‘Fatihless’ isminde bir grup ile ‘God is a DJ’ şarkısını söyleyebilirse özgür hissedebilirim. Bizden birisi olarak tabiî ki. ’

Yazan: beagle Tarih: February 8, 2010 1:47 AM

Beagle yazdi:
"Benim manevi mirasım İLİM ve AKIL’dır."
M.Kemal Kur'an'dan aldigi bu iki kelimenin nasil kullanildigini bilse boyle sacma, sapan laf etmezdi.
Yine Beagle yazdi:
"Gelelim SÜPER arkadaşımız Grand Sen~or.’a;
Şimdi konu dağılacak gibi olacak ama şu sözlere cevap vermeden geçmek zor geldi bana doğrusu:
‘Oelmeyen Allah'tir.’ diyorsunuz, yani burada biyolojik bir canlıdan mı söz ediyorsunuz siz ?? Ölüm yaşamsal faliyetlerin son bulmasıdır, başlangıçı olan bir yaşamsal faliyet yani."

Iltifat ediyorsunuz Beaglcigim adimiz SUPER DUPERMAN degil Grand Sen~or.
Olume gelinceee birileri ikide bir "Atam! Atam! sen olemedin, topraga gomulmedin" falan filan diyor da onun icin bendeniz sizlere olumu hatirlattim, unutmus gibi bir haliniz vardi da;-)
Bakin yukaridaki gibi soyle deseydiniz:
"Akada$lar, birakalim bu sacmaliklari Atamiz dahi diger insanlar gibi, yasamiz ve olmustur, Ölüm yaşamsal faliyetlerin son bulmasıdır, başlangıçı olan bir yaşamsal faliyet yani. $imdi boyle olunca firsat buldukca Ata'nin huzuruna cikmak, yalvarmak, yakarmak falan gibi ayaklar niye? Kimi kandiriyoruz? Muslumanlari mi? Bakin Kitaplarinda nasil uyarilmislar onlar bu dunya hayatin gecici bir metai oldugu konusunda. Kendi kendimizi kanrimiyalim arkadaslar, yoksa bu asagiladigimiz Muslumanlar kadar bile olamayiz, onlari SUPER DUPER gormeye baslariz."

Beagle devamla yazdi:
"Hadi cevaplayın lütfen, var mı? Öte taraftan mürit ne demek ya, kime eteğini öptürdü Atatürk, ya da kim öptü ?"
eee o zaman her firsatta ATA'nin huzurunda, heykeli onunde yerlere kadar kapanmalar ne oluyo? Hayali etek opuculugu olmuyo mu?;-))

Beagle devamla:
"‘Ben bu ülkede kendimi ne zaman ki ‘Fatihless’ isminde bir grup ile ‘God is a DJ’ şarkısını söyleyebilirse özgür hissedebilirim. Bizden birisi olarak tabiî ki. ’"

Seni bunlar tam kesip bicmisler, olmussun katiksiz bir seko-fa$o, ah..ah.. bir de zaman zaman olumu unutmasian;->>
Bak soyle yaz bu ulkede daha bir ozgur hissedersin kendini:
"‘Ben bu ülkede kendimi ne zaman ki ‘M-X-hayat bir gecici meatidir’ isminde bir grup ile ‘ATATURK is a DJ’ şarkısını söyleyebilirsem o zaman özgür hissedebilirim. Bizden birisi olarak tabiî ki. ’"

Saygilarimla,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: February 8, 2010 7:29 PM

Beagle,kemalizm hakkinda yapilan elesirileri haksiz bulmussunnuz.Kemalizm su degil bu degil demissiniz ama madem kemalistligi gercek anlamda sindirmis birisiniz,peki sizce kemalistlik nedir?
Turkiyede,gunumuz dunya anlayisi icinde kemalist bir burokrat yada bir vatandas nasil olmalidir.Turkiyenin en temel demokratik sorunlarina nasil bir duyarlilik gostermeli,ki bir kismi yillar once cozulmesi gereken sorunlar oldugunu dusunursek.
Ayrica kimsenin Ataturku gunah kecisi yaptigi filan yok,bencede saygi duyulmasi gereken bir sahsiyet ama hatalari oldugunu soylemek yadirganacak birseyse,elestirdigimiz kemalistlerden farkiniz yok demektir.

Yazan: svm Tarih: February 8, 2010 10:10 PM

Yani Grand Sen~or !!
Şaka gibisiniz siz ya, demek AKIL VE İLİM Mustafa Kemal in Kur’an dan aldığı bir kelime ha. Vay ve akıl ve bilim ne zamandan beri Kur’an ın tekelinde kaldı ya !! Yani Mustafa Kemal akıl ve bilimi kullanma ve bilme konusunda Kur’an dan başka bir kaynağı olamaz mı ? Kaldı ki Kur’an dan referans alsa bile bu neden sorun olmalı ki benim için ? Bir bilse imişim demişsiniz bir de ?
Yani bu kadar tutarsız ifadeleri bu kadar kendinizden emin yazmanız çok ilginç , ne demek ya AKIL ve İLİM i Kuran dan almak ? Haberiniz olsun arkadaşım, akıl ve bilim Kur’an dan önceden beri saygınlık kazanmış ve kabullenilmiş kavramlardır. Kuran söz konusu akıl ve bilim olunca insanlığın daha önceden açtığı yolun sadece takipçisi ve destekleyicisidir. Bu nasıl bir dünya görüşüdür ya , birisinin akıl ve bilime verdiği değerden bahsedecek, öte taraftan birisi de çıkıp diyecek ki , sen bunları Kuran dan öğrendin ? Yani bir insan akıl ve bilimi Kuran dan başka bir referans alamaz mı ?
İkinci kabareye geçersek, sen’or arkadaşım siz de her Atatürk karşıtı zihniyet gibi işe tek adresiniz olan yanlışlardan yola çıkıyorsunuz, birileri Atam ölmedin diyebilir, onun ölüsünden bile medet umabilir, hatta abartır Anıtkabirdeki ağaçlara çabut mendil bile bağlayabilir, önünde kurban kesebilir…. Ama öğrenin ve bilin lütfen bunların hiçbirisinin Atatürkçülük ile bir alakası olamaz. Bir kanıya veya sonuca ulaşacaksanız size yanlışlardan yola çıkmak yerine kavramların kendi tartışma götürmez gerçeklerini rehber edinmenizi öneririm.
Üçüncü olarak ise, yani saygı duyduğunuz bir insanın ölüm yıldönümünde veya herhangi bir günde onun mezarının huzuruna gelip saygı duruşu göstermek nasıl müritlik oluyor acaba ? Üstelik kimlere yerlere kapanmış ? Kim Anıtkabir in eşiğinden girerken alnını yere değdirmiş ? Kaldı ki Atatürk bunu mu istedi bizden? Üstelik birileri aklını kaçırıp bu tür şeyler yapsa bile bunu nasıl Atatürk ile ilişkilendirirsiniz?
Çok komik ya, demek Atatürk e saygıda durmak, onun kabrini ziyaret etmek, Havana da heykelinin önünde ona duyduğunuz saygı ile durmak müritlik ha, ee maşallah , size daha ne demek gerekir ki ? İnanmasanız da gerçekten SÜPERSİNİZ !!!
Gelelim diğer konuya, belki arkadaşım senin haberin yok ama dünyaca ünlü bir grup var ve adları Faithless, ama ünlü dediysem gerçekten ünlü. Ve bu grubun yine çok ünlü bir şarkıları var : God is a DJ. Ve bu isimde bir grup bu isimde bir şarkı söyleyebiliyor ve kimse bunu sorun etmiyor. Yani ortaya attığım konu bir fantezi değil, bir gerçeklik. Siz yine fantezi mevzular veya yanlışlardan çıkış yapabilirsiniz kendinize ama ben biraz farklı kalacağım bu konuda size kıyasla. İşte benim parmak bastığım konu, bu özgürlük yaşanabiliyor, bizim ülkemizde ise yaşanmıyor, buyrun Aziz Nesin, Turhan Dursun örnekleri. Belki neden bahsettiğim konusunda biraz fikir sahibi olmuşsunuzdur.
Son olarak ise bir de yakıştırmada bulunmuşsunuz: seko-fasho!!
Şimdi birkaç sorum ve ama MUTLAKA cevap istiyorum: 1 - Seko-fasho nedir ? 2 - Bu tanımınızın bir referansı var mıdır ? 3 - Yazdıklarımın hangi noktalarında bu tanıma uygun bir yaklaşım gördünüz?
Bakın özellikle belirtiyorum, üç soru sordum ve üçünün de cevabını istiyorum, öyle insanlara bedavadan saçma sapan yakıştırmalar yapmak RTE nin de dediği gibi edepsizliktir. Edepsiz olup olmadığınızın cevabı bu üç soruma vereceğiniz cevapta yatacak.

BEAGLE – makorykos@yahoo.com
‘Ben bu ülkede kendimi ne zaman ki ‘Fatihless’ isminde bir grup ile ‘God is a DJ’ şarkısını söyleyebilirse özgür hissedebilirim. Bizden birisi olarak tabiî ki. ’

Yazan: beagle Tarih: February 8, 2010 11:21 PM

Beagle'ye,

"Atatürk hic olmasaydi" demenin bir faydasi yok. Cünkü olmus-bitmisi geri döndüremeyiz.
Döndüremeyiz, fakat Atatürk'ün iyi yönlerini takdir, kötü yönlerini de elestirebiliriz. Birileri
Atatürk maskesi altinda müslümanlara zulüm etmisse ve ediyorsa, elbette ki elestiri oklari
da önce kullanilmakta olan maske veya kalkana saplanacaktir.

Yazan: Gercegin Dünyasi Tarih: February 9, 2010 12:43 AM

ah Beagle ah! Kor $eytan bana sahne dekoru unutturmus:
"‘Ben bu ülkede kendimi ne zaman ki AnitKabir'de ‘M-X-hayat bir gecici meatidir’ isminde bir grup ile ‘ATATURK is a DJ’ şarkısını söyleyebilirsem o zaman özgür hissedebilirim. Bizden birisi olarak tabiî ki. ’"
demen gerekirdi;->

Bak bu guzel vesileyle CumhurBaskani'nin OTAN'daki aciklamalarina da aciklama katmis olayim:
CumhurBaskani devamla "...biz bu coluk-cocuk avutma, eglendirme biraz da egitme isleriyle ugrasirken, tabii ki muttefiklerimiz bos durmayacaklar, bizim anayasamiza, daha dogrusu prototip sekularo-fascist anayasaya benzer bir anayasayi orada yerlestirip Afganistan Uniter Devletini sekularo-fascizme bagimli bir bagimsiz devlet haline getireceklerdir. Bakin bu "bagimli/bagimsiz" kavramlarinda DisIslerimiz daha bir genis bilgi sahibidir, onun icin bu konudaki degerlendirmeleri Di$Isleri Bakanligi'miza havale ediyorum."
CumhurBaskanindan pasi alan DisI$leri Bakanligi sohbete $oyle devam eder:
"Sevgili Vatanda$larim! bugun yeryuzunde $oyle bir etrafiniza goz gezdirin, hangi Uniter Devlet bagimsiz ki? Hicbirimiz bagimsiz degiliz, bu modern dunyada artik bagimsizlik kavrami anlamini yitirmistir, en kucugunden en buyugune butun Uniter Devletler sekularo-fascizm'in Evrensel/Bilimsel prensipleriyle birbirlerine sim-siki baglanmislardir. Iste bu bagimlilik icinde biz Grand Sen~or ve benzeri gibi hayalperestlerin hayali bagimsizlik saplantilari pesinde Acemi Ferhad gibi ko$up "Vur kazmayi daga Ferhad, cogu gitti, azi kaldi!(NFK)" diyecegimize, biz ne yapiyoruz? ACILIYORUZ, SACILIYORUZ, niye? Turizm Endustrimizi gelistirmek uzere, derken sabah olmadan erken ben sozu Saayin Turzm Bakanimiza havale edeyim:
Aldi Turizm Bakani :
"Sevgili Vatanda$larim! Saayin Dis$ilerimiz nasil da isabetli buyurdular, nasilda isabetli, iste biz de bu cumleden olmak uzere Canakkale'yi ACIK TIYATRO'ya ceviremek icin hazirliklara basladik. 350 bin kusur Muslumanin telef edildigi bu yerlerde gerceklestirilen bu telefati butun dunyaya yeniden bir senaryo seklinde sunarak turist cekmeye calisacagiz. Benzer oyunlar Fransa'nin le Grand Parc'inda oynaniyor ve gi$e rekorlari kiriyor, bizde niye olmasin?! Bunun icin GenelKurmayimiza bir senaryo siparisinde bulunduk bile, biliyorsunuz kendileri son BALYOZ, KAFES gibi senaryolarla bu konudaki yeteneklerini tum Turk Vergi-verenleri onunde sergilemis bulunuyorlar. Bas rol oyuncusu, yani "les Jeune Premiers"'si Jon Turk olarak oynamak uzere Unlu Fransiz Artisti Gerardo Pardieu'ya vermeyi dusunuyoruz, onun burnu her ise sokulur, gozleri de mavimtrak, biraz da $ehla bakti mi bu is oldu demektir. Oyunun en kanli doruk sahnesinde Kahramanimizin soyle bir nutuk cekmesini de ongoruyoruz:
"Askerler! bugun size savasin emri vermiyorum, oelun! diye emrediyorum. Neden diyecek haliniz yok, cunku biliyorum ki Komutanlariniz Masum Imamdir, emirleri sorgulanamaz, ama ben tarih kitaplarina gecsin diye bir aciklama yapmis olayim, soyle ki: oelun diyorum, cunku onca yil savastiniz da ne oldu? Oelun kurtulun, siz oldukten sonra biz caresine bakar bir sekilde bize dikte ettirdikleri anayasaya gore seko-fa$o prensiplerine bagimli kalmak sartiyle ozlediginiz bagimsiz Uniter Devlet'i gerceklestirir, bu savaslara son verir Yurtta Sulh, Cihanda Sulh ilan ederiz. Bu arada sizleri de unutmaz adiniza destanlar yazdirir onlardan Istiklal Mar$i cikarir Uniter Devletimize ulusal mar$ bile yapariz. Bakin bundan sonra savas olmayacak demiyoruz, olacak ama hasir altindan olacak, mesela Dogudaki 30 yil eskiya operasyonlari, Afganistan'a gonderilen coluk-cocuk eglendirme, avutma, egitme operasyonlari, Irak'i yerle bir ettikten sonra yeniden insa operasyonlari gibi medenilestirme, sekularo-fascistlestirme mucadelelerine bu gunku savasi gordukten sonra sava$ diyecek haliniz yoktur her halde. Neyse siz bunlari dusunmeyin simdilik oelmeye bakin, OELUEME DOGRU HUCUUUM, ALLAH! ALLAH! ALLAH!".

Iyi guzel de diyeceksiniz ki 350 bin figurani nereden bulacagiz?!
Sevgili vatandaslarim 750 bin silah altindaki asakir-i Cumhurriyet ne gune duruyor? Bunlar i$sizlikten yaprak toplamiyorlar mi? Dusunun bir parlak yarinlarimizi, bir anda 350 i$siz, gucsuz takimina i$, GenelKurmayimiza gerceklestirebilecekleri senaryolar yazma, sahneleme firsati?!. Bu i$ burada kalmayacak, yarin Bagdat Seferine, Belgrad Kusatmasina, Viyana Kusatmasina da cikaracagiz Kahraman Ordumuzu, belki Kubilay'in 300 bin eskeriyle koskoca ulkeyi ele gecirip YASAL reformlarla butunlestirdigi gibi Cin'e bile gonderir o yerleri bile Cin Setti'ne ragmen Kahraman Ordumuza fethettirir, eskiden oldugu gibi olmasada sanal dunyada serhat kapilarinda Mehteran e4liginde kosturur Turizm Ganimeti toplatiriz. Iste size Yurtta Sulh, Cihanda Sulh'un beklenmedik nimetleri sevgili vatandaslarim, biraz daha disinizi sikin, yuzduk, yuzduk kuyrugunda birakmiyalim bu i$i biz, sabrin sonu Turizmdir."

Saygilarimla,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: February 9, 2010 12:47 AM

Beagle Kaade$ "maalesef!" mi desem, "lanet olsun!" mu desem bu Internet siber iletisim caginda butun bu soylediklerime karsilik $unu sordugunu duyuyorum:
"Peki ama butun bu pasla$malardan sonra ne olacak?"

Bak onu da anlatayim:
"Efendim simdi butun bu paslasmalardan sonra top bir sekilde pas olarak Ba$Bakan'in ayagina du$ecek. Ba$bakan birkac calimla Muhalefeti ekarte edince seyircilerin yuregini agzina getirecek sekilde gol pozisyonuna girecek, ama gol atmiyacak, topu bir pasla sol-bek Genelkurmaya verecek, o da oyunda boy gostersin diye. Genelkurmay bu eskimis toplari alip, ezip, kesip, bicip, dovup BALYOZ haline getirdikten sonra, bu BALYOZLAR'la onune gelen ilk kaleye "ALLAH! ALLAH!" nidalayiyla saldiracak ve kaleleri BALYOZLAR'la yerle bir edecek. Sonra da bir nutuk cekip "Gordugunuz gibi artik korunacak kale, male kalmamistir, bu nedenle kalacilere de ihtiyac yoktur, oyun bal gibi 10 kisiyle de oynanabilir, oyunun yeni kurallariniz da yakinda olusturacagimiz bir Kurucu Meclis'e sunacagimiz Anayasa ile belirliyecegiz. Bundan boyle bu Anayasa'ya gore oyun oynayacagiz, bu arada takimin tertibinde de bir degisiklik yaptik, biz sag-sol-bek degil forvette oynamaya karar verdik, cunku seyirciler hep onlari alkisliyor."
Bu durumu goren seyirciler, gozlerine inanamazlar, kacan gole mi yansinlar verdikleri onca paraya mi? Kufurun bini bes para birbirlerini iteliye kakaliya tribunlarden ayrilirlar. Bir dahaki sefere oraya mac falan seyretmeye degil Bayram'dan Bayram'a da olsa sahada toplu namaz kilmaya gelirler - tabii bu daha da sikca kilinan cenaze namazi da olabilir;->
TC'de hergun ortalama 1730 kisi mevta oluyor, onun icin buyurun cenaze namazina!

Saygilarimla,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: February 9, 2010 3:22 AM

Grand Senyor demiş ki: "..eee o zaman her firsatta ATA'nin huzurunda, heykeli onunde yerlere kadar kapanmalar ne oluyo? Hayali etek opuculugu olmuyo mu?;-))..."

Ben de şöyle sorayım: "..Eeee...o zaman Hacer-ül Esved'in önünde diz çöküp öpenler puta tapmış olmuyor mu?"

Yazan: Frkn Tarih: February 9, 2010 8:32 AM

Nilgun Hanim sordu:

"Ben de şöyle sorayım: "..Eeee...o zaman Hacer-ül Esved'in önünde diz çöküp öpenler puta tapmış olmuyor mu?"

Olmuyor, cunku Kur'an'da neyin put oldugu acikca belirtilmistir. Kaldiki Muslumanlar kalkipta her okulun onune bir Hace-ul Esved'in plastik kopyasini kondurup herkesi onu opmeye zorlamadigi gibi, namaz kilmaya da zorlamamislardir.
"Hacer-ul Esved sen olmedin, topraga gomulmedin" falan diye ona tapinmiyor, Muslumanlar Allah'a ibadet ediyor. Sizse Ata'nizi ilahlastirmissiniz, (belki sen degil, sen gizliden Aglama Duvari'ni tercih edersin bu heykeller yerine, ama hic olmadik Duvar'dan degil O'ndan dilersin, O'nun Duvar olmadiginin suurunda olarak.)
Ama bugun siz okulda bu heykelleri es gecenleri mimleyecek kadar zorbalasmis bulunuyorsunuz. Sekularo-fascistsiniz ille herkesi zorla Atanizin putuna boyun egdireceksiniz. Sizin haliniz daha cok Romali zorbalarinkine benziyor. Eh zorbalikla dayattiginiz yasalarin cogu da Roma Yasalari degil mi?

Saygilarimla,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: February 9, 2010 6:50 PM

Nilgun Hanimcigim aman yanlis falan anlasilmasin, ben Kemalistler'in Ataturk'e tapinmasina falan karisi degilim. Bildiginiz gibi benim karsi oldugum bu gibi tapinmalarin tek-yasal, sekularo-fascist Uniter Devlet tarafindan diger butun SPEElere YASAL duzenbazliklarla dayatiliyor olmasina karsiyim. Bu durum benim anlayisima gore insanlik haysiyet ve serefiyle bagdasmiyor. Bendeniz bu durumun one surdugum taslak Protokol'a uyularak sekularo-fascizme son verilip SPEEsel yapilanmaya gecilerek SPEElerin YASAMA HAK'larina dayanarak kendi YASALARI'na gore, onlari diger SPEElere dayatmadan, kendilerini orgutlemeleriyle duzeltilmesini gerekli goruyorum.
Yoksa bana ne Kemalistlerin sabah aksam halvette ne yaptigi, mahfellerde nasil tapindigi. Hatta ben Anitkabir'e de karsi degilim, eger Kemalistler onu kendilerinin Kabesi olarak goruyorlarsa bu kendi bilecekleri bir is, ama herkesi de bunu boyle gormeye yasalariyla zorlamaya zerre kadar haklari yok. Ayni sekilde Muslumanlarin da yasalarini diger SPEElere zorla dayatmaya zerre kadar haklari yok. Yani kisacasi buyurun su Taslak Protokol'un altina bastirin imzanizi, sonra harekete geceleim ve konusalim. Bence bu yapilmadikca bizler burada it dala$ina devam eder dururuz, hicbir verimli sonuca ulasmadan haybeye bacak sallar dururuz, tabii bu da sekularo-fascistlerin ekmegine yag surmuyor degildir. Yani onlar saltanat suruyor siz, biz burada dedi-kodusunu yapyoruz, zenginin mali, mulku fakirin cenesini yorar misali;->>

Saygilarimla,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: February 9, 2010 8:00 PM

Demokrasi karsiti "seepee"ci arkadasim, lutfen o basarili cok-yasalci teokratik ulkelerin listesini tekrar yazar misiniz? Bir turlu ogrenemedik.

Yazan: emre Tarih: February 20, 2010 8:00 PM

Yani Grand Sen~or !!
Artık nasıl bir klavye ile yazıyorsanız söylediklerinizden hiçbirşey anlamıyorum!!
Şimdi müsaade ederseniz biraz daha net gidelim:
1 – Her şeyden önce size sorduğum şu ‘seko-fasho’ mevzusuna bir cevap alabilir miyim ?
Seko-fasho nedir ? Bu tanımınızın bir referansı var mıdır ? Yazdıklarımın hangi noktalarında bu tanıma uygun bir yaklaşım gördünüz?
Eğer cevapsız bırakırsanız bundan çıkartacağım tek sonuç verebilecek bir cevabınızın olmadığıdır.
2 - Akıl ve bilim ne zamandan beri Kur’an ın tekelinde kaldı ya !! Yani Mustafa Kemal akıl ve bilimi kullanma ve bilme konusunda Kur’an dan başka bir kaynağı olamaz mı ? Kaldı ki Kur’an dan referans alsa bile bu neden sorun olmalı ki benim için ? Bir bilse imişim demişsiniz bir de ?

3- Saygı duyduğunuz bir insanın ölüm yıldönümünde veya herhangi bir günde onun mezarının huzuruna gelip saygı duruşu göstermek nasıl müritlik oluyor acaba ? Üstelik kimlere yerlere kapanmış ? Kim Anıtkabir in eşiğinden girerken alnını yere değdirmiş ? Kaldı ki Atatürk bunu mu istedi bizden? Üstelik birileri aklını kaçırıp bu tür şeyler yapsa bile bunu nasıl Atatürk ile ilişkilendirirsiniz?

BEAGLE – makorykos@yahoo.com
‘Ben bu ülkede kendimi ne zaman ki ‘Fatihless’ isminde bir grup ile ‘God is a DJ’ şarkısını söyleyebilirse özgür hissedebilirim. Bizden birisi olarak tabiî ki. ’

Yazan: beagle Tarih: February 21, 2010 3:11 PM

Beagle dedi ki:
"Seko-fasho nedir ? Bu tanımınızın bir referansı var mıdır ? Yazdıklarımın hangi noktalarında bu tanıma uygun bir yaklaşım gördünüz?"

kirk defa tarif ettim, diger mesajlarima bakin lutfen.

yine dediniz ki:
"2 - Akıl ve bilim ne zamandan beri Kur’an ın tekelinde kaldı ya !! Yani Mustafa Kemal akıl ve bilimi kullanma ve bilme konusunda Kur’an dan başka bir kaynağı olamaz mı ? Kaldı ki Kur’an dan referans alsa bile bu neden sorun olmalı ki benim için ? Bir bilse imişim demişsiniz bir de ?"

sen once "akil" ve "bilim" nasil kullanilir bir guzel ogrenin, anlarsiniz nerede hata ettiginizi, M.Kemali'in nerede hata ettigini. Yoksa burada yine "akil" uzerine sacmalayip gitmissiniz;->

dediniz ki:
"3- Saygı duyduğunuz bir insanın ölüm yıldönümünde veya herhangi bir günde onun mezarının huzuruna gelip saygı duruşu göstermek nasıl müritlik oluyor acaba ? Üstelik kimlere yerlere kapanmış ? Kim Anıtkabir in eşiğinden girerken alnını yere değdirmiş ? Kaldı ki Atatürk bunu mu istedi bizden? Üstelik birileri aklını kaçırıp bu tür şeyler yapsa bile bunu nasıl Atatürk ile ilişkilendirirsiniz?"

beaglecigim alinma, bendeniz sizlerin falanca kisiye saygi duymaniza, deger vermenize, merasimlerinize falan karsi degilim. Benim karsi oldugum bu gibi merasimi butun SPEElere dayatmaniz. Bu neye benziyor biliyor musunuz, Muslumanlar'in cikip size zorla namaz kildirmasina, "ille de Allah'a, Peygamber'ine, Kitaplar'ina saygi duyacaksiniz, duymayani fi$ler, i$ten atariz, Ordu'dan atariz falan, filan" demesine. Bu tabii en basiti, esas dayatilmakta olan yasalar.

Saygilarimla,
Grand Sen~or.

not: dediniz ki:
"Artık nasıl bir klavye ile yazıyorsanız söylediklerinizden hiçbirşey anlamıyorum!!"
"anliyorum, ne guzel dokturuyorsunuz!" deseydiniz sasardim;->>


Yazan: Grand Sen~or Tarih: February 21, 2010 6:51 PM

Grand senor,

Kimse Anitkabir'e gitmek zorunda degildir, merasime ilgi gostermek zorunda degildir. Burada bir dayatma yok. Kaldi ki hangi ulke kendi kurulusunu anmaz ve kutlamaz? Tuhaf bir vatanperverlik anlayisiniz var.

Yazan: emre Tarih: February 21, 2010 9:10 PM

Emre dedi ki:
"Kimse Anitkabir'e gitmek zorunda degildir, merasime ilgi gostermek zorunda degildir."
galiba siz TC'de ne okula gittiniz ne de askerlik yaptiniz, onun icin de belirli gunlerde heykel onunde salta durmadiniz, saygiyla egilerek onunden gecmediniz;-> Belki ana okuluna bile gitmediniz siz TC'de;->>

dediniz ki:
"Tuhaf bir vatanperverlik anlayisiniz var."
evet "vataperverlik"'te, "hayali ulus"'a dayali "vatanperverlik"'te anla$amiyoruz. Bendeniz "ne mutlu Turk'um diyene" ile Turk olunmayacagini soyluyorum, sense aksini savunuyor, her vatandasi boyle demekle Turk oldu saniyorsun.
Bak soyle diyeyim belki anlarsin, ben Turk'um ama "ne mutlu Turk'um diyene" Turkler'inden degil;->
Hayali bir ulus icat edip yasalarla herkese onu dayatmak icin olmadik zulum, $aklabanlik yapmak Protokol'a aykiridir.

Saygilarimla,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: February 22, 2010 5:26 AM

Emre bak sair ne guzel dile getirmis vataperverligin nasil bos bir kavram oldugunu:

Takinsam, kanat, manat;
Ku$, mu$ olsam segirtsem.
Bombo$ vatana inat,
Matan'a dogru gitsem...

Necip Fazil, 1940
Cile

ee oyle hayali ulustan boyle bombo$ vatan cikar;->

Saygilarimla,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: February 22, 2010 8:09 AM

Ne Protokolu? Sizin uydurdugunuz bir seye aykiri olmasi ne fark eder? Bu ne bicim bir kistas?
.
"Hayali" ulus ne demek? ABD mesela "hayali" bir ulus mu, "gercek" bir ulus mu? Hayali veya gercek olmasi iyi veya kotu bir sey mi? Irkciliga ozeniyorsunuz sanki, o yuzden gorusunuzu daha iyi aciklamanizi rica ediyorum.

Yazan: emre Tarih: February 22, 2010 5:26 PM

Emre Bey sordu"
""Hayali" ulus ne demek? ABD mesela "hayali" bir ulus mu, "gercek" bir ulus mu?"

Bakin $imdi guzel bir soru sordunuz i$te.
Hayali Uluslar konusunda soyle bir kitap var, Turkce'si var mi bilmiyorum:
"The imagined community is a concept coined by Benedict Anderson which states that a nation is a community socially constructed, which is to say imagined by the people who perceive themselves as part of that group.[1] Anderson's book, Imagined Communities, in which he explains the concept in depth, was published in 1983"
http://en.wikipedia.org/wiki/Imagined_communities
Diger aciklama icin bakiniz Protokol'a. Irkciliga ozenmiyorum, ozenseydim sizin yaptiginizi yapar Hayali bir Turk Ulusu icat eder herkese Turkce ogretir, herkese uydurma bir Tarih yazarak Turk oldugunu zorla kabul ettirir, herkesi uydurdugum adetlere, ananelere, yasalara uymaya butun gucumle zorlarim. Ayni sekularo-fascistlerin yaptigi gibi. Ama gelin gorun ki Protokol buna izin vermiyor.
Evet Protokol'u ben yazdim. Siz ciltler dolusu yasalar yazip, ciziktiriyorsunuz oluyor da ben yarim sayfa 7 Madde Protokol yapinca mi bol geliyor;->
Faha adilini, insanlik haysiyet ve serefine uygun olanini sen yaz, senin yazdigina imzami atayim. Begenmedigin bir madde varsa soyle duzeltelim.

Saygilarimla,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: February 22, 2010 7:33 PM

beagle yazdi:
"Şaka gibisiniz siz ya, demek AKIL VE İLİM Mustafa Kemal in Kur’an dan aldığı bir kelime ha. Vay ve akıl ve bilim ne zamandan beri Kur’an ın tekelinde kaldı ya !! "

Almadi yaa, alsaydi boyle kerizleme sozler soylemezdi yaa.

Dediniz ki:
"Yani bir insan akıl ve bilimi Kuran dan başka bir referans alamaz mı ?"

Alir, bende onun icin Kur'an'daki "akl" ile ilgili ayetleri buraya gectim ve dedim ki simdi bir de M.Kemal, yada siz Kemalistlerin "akl"'ini gorelim, benzer ornekler getirin "akl" deyince ne dediginizi anliyalim, hodri meydan.

Beagle dedi:
" Ama öğrenin ve bilin lütfen bunların hiçbirisinin Atatürkçülük ile bir alakası olamaz."
ne de guzel tatli, tatli anlatiyorsunuz evet olamaz, ama siz bir de bunu bu seremonileri ciddiyetle yuruten GEKKO'ya sorun, olamaz da bunlari korumak icin neden yemin-bilAtaturk edilir, darbeler, BLAYOZ'lar duzenlenir, herkese bu adetler, yasalar zorla dayatilir?
Dediginiz gibi "Akil" "Bilim" Ataturk'le mi ba$ladi da bu tekerlemeleri soyleyip duruyorsunuz?
Dediniz:
" Kaldı ki Atatürk bunu mu istedi bizden?"
sen bunu GEKKO'ya sor;->
Benim Jupiter'e tapinmissiniz, Ataturk'e yapinmissiniz hic fark etmiyor, ama bu yasalarinizi diger SPEElere dayatip, onlarin da bu tapindiklarinizin heykeli onunde boyun egmeleri icin elinizdeki gucu ardiniza koymamaniz yok mu, i$te ben buna karsiyim, ben diyorum ki bu zulumdur, insanlik di$i bir harekettir. SPEElerin de kendi yasalarina gore yasama hakki vardir, bunu inkar edip kendi yasalarinizi onlara dayatmaniz insanlik sucudur. Cunku hicbir SPEE'nin yasalarini digerlerine dayatmaya hakki yoktur. Bakiniz Protokol'a.

Saygilarimla,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: February 22, 2010 7:53 PM

"Hayali ulus" dediginiz sey "imaginary community" ile esanlamli mi sayiyoruz yani? Oyleyse ayni seyi soyluyoruz; Anderson uluslarin yapay, kurgusal oldugunu savunuyor. (Neden kurgusal olmasin, irkci miyiz?)
.
"Hayali" uluslardan "bombas vatanlar" cikiyorsa nasil oluyor da dunyanin yarisi ABD'ye goc etmek icin can atiyor? Hayali/gercek ulus taniminizin ici bos olmasin?

Yazan: emre Tarih: February 22, 2010 9:36 PM

Emre Bey dediniz ki:
""Hayali ulus" dediginiz sey "imaginary community" ile esanlamli mi sayiyoruz yani? Oyleyse ayni seyi soyluyoruz; Anderson uluslarin yapay, kurgusal oldugunu savunuyor. (Neden kurgusal olmasin, irkci miyiz?)"

siz o kitabi bir okuyun sonra uzerinde yorum yaparsiniz.
Dediniz ki: Neden kurgusal olmasin?
Kurgusal demek gercek degil demektir, gercek SPEEler dururken, sekularo-fascistler tarafindan onlara can cekistirilirken onlara kurgusal ulus
dayatmak zulumdur. Kurgusal uluslar uzerine kurulan devlet de gercekle alakasi olmayan kurgusal bir devlettir. Boyle kurgusal devletleri kurtarmaya calismanin da gercekle uzaktan, yakindan bir alakasi yoktur. SPEEsel yapilanma irka dayali bir yapilanma degildir. Protokol'da SPEElerin irka dayali entiteler oldugu yazili degil. Protokol ayni irktan olanlarin degisik SPEEler olusturmasini engellemiyor. SPEElerde esas olan yasal farkliliktir, irk, dil farkliligi degil. Farkli yasalari kendilerine yasa edinmeyi dileyenler farkli SPEEler olusturur. Buna gore farkli irklardan kiziler ayni yasalari paylasirsa ona gore bir SPEE olusturabilirler. Hicbir SPEE'nin digerine yasalarini dayatmaya hakki olmadigi da Protokol'da kayitlidir. Goruldugu gibi SPEEsel yapilanma irkci degildir, cok-yasacidir.
Boyle bir yapilanma gercekte var olan SPEElerin yasallasmasina yol acar, bu da SPEElerin varliklarinin/hayatiyetlerinin tekyasalci sekularo-fascist duzenbazlik tehdidinden kurtularak barsi icinde kendi oz verilerine gore saglikli bir sekilde yasama ve gelismesine zemin hazirlar. Kisiliklarini tehdit altinda gormeyen bu SPEEler aralarinda digerlerinin yasama hakki engel teskil etmeyecek sekilde iliskiler ve kurumlar gelistirerek gerceklerine dayali butunlesmeye gidebilirler. TC'de ve EU$'ta oldugu gibi yasama gucu tekelde toplanmadigindan, her SPEE yasamaini surdurmek icin herturlu yasal ve yasadisi eylemle bu TEKEL'i ele gecirip diger SPEElere kendi yasalarini dayatma hayalinden vaz gecer, cunku artik Protokol'a gore boyle tekelci, uniter devletlere yer yoktur, onun icin bunlar kendi gerceklerine dayali orgutlenmeye giderler. Boylece luzumsuz yere SPE enerji kaybi onlenmis, kaynaklar gerceklerle uyumlu sekilde kullanilmaya baslanmis olur.
Iste gercek olanin kurgusal olana tercihi bundandir.

Saygilarimla,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: February 23, 2010 4:38 AM

Yine fasist SPEE zirvasi. Rica ediyorum, su yere goge sigdiramadiginiz SPEE sistemine dair bir iki ornek veriniz. Hangi ulkede basariyla uygulanmaktadir?
.
Siz once kendi yazdiklarinizi okuyun, sonra yorum yapin. Sizi alintiyorum: "a nation is a community socially constructed".
.
Size sordugum, ama konuyu degistirip yanitlamayi ihmal ettiginiz basit bir soru var: ulus taniminiz neden irkci olsun? Ustelik sivil bir ulus anlayisi olan basarili bir ornek de verdim. (Not: Turkiye'nin guncel anayasasindaki ulus tanimiyla ayni; vatandaslik uzerinedir.)
.

Yazan: emre Tarih: February 23, 2010 6:45 PM

emre dedi:
""Hayali" uluslardan "bombas vatanlar" cikiyorsa nasil oluyor da dunyanin yarisi ABD'ye goc etmek icin can atiyor? Hayali/gercek ulus taniminizin ici bos olmasin?"
sekularo-fascist saltanat insanlari cezbediyor, ama bu demek degildir ki saltanat sallantida degil;->
Sovyetler de bir zamanlar bircok ulkeyi cezbederdi.
Hayali bir ulus, hayali bir devlet "Puf!" desen yikilir gider, iste bu "Puf!" diyecek olanlar da SPEEler. Binlerce SPEE "PUF!" dedimi seyreyle sen ucu$u;->>
Bunlar ic SPE'sel zaaflarini ortbas etmek icin di$a saldiri halindeler, yani trajedinin son perdesini oynuyorlar;->>
cokusleri ne muazzam olacak bir bilsen yanlarinda olmak istemezdin, hemen green-card'ini iptal ederdin;->>
hic "hayal"'le "gercek" bir olur mu?

Saygilarimla,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: February 23, 2010 8:46 PM

Ben size ornek olarak ABD'yi verdim, ama siz nedense hep konuyu degistiriyorsunuz. Sovyetler Birliginin ulus taniminin yanlisligindan battigini saniyorsaniz tarihten haberiniz yok. Bunu oylesine mi soylediniz yoksa gercekten inaniyor musunuz?

Yazan: emre Tarih: February 23, 2010 11:24 PM

Emre dedi :
"Anderson uluslarin yapay, kurgusal oldugunu savunuyor. (Neden kurgusal olmasin.."
Emre su du$tugun hale bak, tabyen dagildi, gercek kar$isinda hayale siginir, hayali savunur hallere du$tun, bunun psikolojideki adi ne biliyorsun - $izofreni. Fakat hic endiselenme senin gibi Basbakan, Cumhurbaskani ve GEKKO da yemin-bil-Ataturk ederek, ayni Don Quixote gibi gerceklerin uzerine "ALLAH! ALLAH!" nidalariyla saldirip ayni hayali kurtarmaya, korumaya azmetmis bulunuyor. Sevin yanliz degilsin;->

Saygilarimla,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: February 24, 2010 1:57 AM

Aramizda bir iletisim sorunu var galiba. Ne demek istediginiz anlasilmiyor. Sizin yazdiklarinizi aynen alintiladim: "a nation is a community socially constructed".
.
Sizce bu cumlenin anlami ne? Diger sorum da yanitsiz: ABD ulusu hayali mi? Hayaliyse sonuc ne? (Ve Sovyetler sizce "hayali" bir ulus olmasindan oturu mu coktu?)
.
Yorulduysaniz yanit vermenize gerek yok, tartisma burada biter. Ama bilin ki sorularim yanitsiz kaldi.

Yazan: emre Tarih: February 24, 2010 2:22 AM

Hayali ulus nedir biliyor musunuz? Ben sizi biraz dinler tarihinde gerilere götüreyim:

Mitolojilerde (Yahudi,Hıristiyan İslam mitolojileri dahil) iki krallık vardır. Birisi, gerçek olan GÖKSEL krallıktır. Yani Tanrıların krallığı. DÜNYEVİ krallıklar göksel krallığın yansımalarıdır. Örneğin, tarihsel İsrail devleti göksel İsrail krallığının yeryüzündeki aksidir. Yeryüzü devleti, mükemmel yani ideal biçimine göksel krallıkla örtüştüğü ölçüde kavuşur.

Bu bağlamda ilkel evler ve siteler gökyüzündeki yıldızların duruşları dikkate alınarak inşa edilmiştir. Gökteki düzen yere aktarılmıştır.

Başlangıçtaki ve sondaki cennet göksel krallıktır ve tüm mitolojilerde mevcuttur.

Asr-ı Saadet, bu özenti ile, dönemin dünyevi kavgalarının törpülenerek cennetle özdeşleştirilmeye çalışıldığı bir dönemdir. Kutsal Roma İmparatorluğu da göksel devletin dünyadaki mükemmele yakın temsili olarak algılanmıştır.

Grand Senyor dindar insanın bu algısını dile getiriyor. Platon'un Republic'i, Thomas More'un Utopia'sı mitolojideki göksel/dünyevi farkının felsefeye/edebiyata taşınmış şekilleridir.

Modern devletler kendi sistemlerini kurduklarında, mükemmeli göksel yerine, dünyevi olanda aradılar ve her DÖNEMİN RUHU içinde değerlendirildiğinde, göksel olanın taklidinden daha fonksiyonel yönetim şekilleri ürettiler.

Sonuç olarak, Türkiye Cumhuriyetinde mitolojilerin göksel krallığına dönmek özlemi içinde olmak, tarihte geri adım atmaktır.

Yazan: Frkn Tarih: February 24, 2010 11:05 AM

Nilgun Hanim dedi:
"Grand Senyor dindar insanın bu algısını dile getiriyor."
Nilgun Hanimcigim dalmissiniz yine hayallere, hayallerinizde bana bile bir sotali yer ayirmissiniz, tesekkur ederim ama ben bu Goksel Kiralligi ilk sizden duymus degilim, Kingdom of God'i okudunuz mu? St Augustine'nin Kingdom of God'i. Yani simdi "bununla Protokol'un bir alakasi var" demek istiyorsaniz - kel alaka?
Ha bu arada St Augustine'nin Confessions adli kitabini da okumadan gecmeyin, belki heveslenir siz de "Itiraflarim" diye bir kitap yazarsiniz, ya da hic olmadik bazi itiraflarinizi buraya gecersiniz;->
Protokol hala imzanizi bekliyor;->

Saygilarimla,
Grand Sen~or.

not: Mitolojiden falan soz ederken Kitaptan Sunlari esgecmissiniz:

From the book of Samuel:

8:4 Then all the elders of Israel gathered themselves together, and came to Samuel unto Ramah, 8:5 And said unto him, Behold, thou art old, and thy sons walk not in thy ways: now make us a king to judge us like all the nations.

8:6 But the thing displeased Samuel, when they said, Give us a king to judge us. And Samuel prayed unto the LORD.

8:7 And the LORD said unto Samuel, Hearken unto the voice of the people in all that they say unto thee: for they have not rejected thee, but they have rejected me, that I should not reign over them.

8:8 According to all the works which they have done since the day that I brought them up out of Egypt even unto this day, wherewith they have forsaken me, and served other gods, so do they also unto thee.

8:9 Now therefore hearken unto their voice: howbeit yet protest solemnly unto them, and shew them the manner of the king that shall reign over them.

8:10 And Samuel told all the words of the LORD unto the people that asked of him a king.

8:11 And he said, This will be the manner of the king that shall reign over you: He will take your sons, and appoint them for himself, for his chariots, and to be his horsemen; and some shall run before his chariots.

8:12 And he will appoint him captains over thousands, and captains over fifties; and will set them to ear his ground, and to reap his harvest, and to make his instruments of war, and instruments of his chariots.

8:13 And he will take your daughters to be confectionaries, and to be cooks, and to be bakers.

8:14 And he will take your fields, and your vineyards, and your oliveyards, even the best of them, and give them to his servants.

8:15 And he will take the tenth of your seed, and of your vineyards, and give to his officers, and to his servants.

8:16 And he will take your menservants, and your maidservants, and your goodliest young men, and your asses, and put them to his work.

8:17 He will take the tenth of your sheep: and ye shall be his servants.

8:18 And ye shall cry out in that day because of your king which ye shall have chosen you; and the LORD will not hear you in that day.

8:19 Nevertheless the people refused to obey the voice of Samuel; and they said, Nay; but we will have a king over us; 8:20 That we also may be like all the nations; and that our king may judge us, and go out before us, and fight our battles.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: February 24, 2010 8:03 PM

Nilgun Hanim dedi:
"Asr-ı Saadet, bu özenti ile, dönemin dünyevi kavgalarının törpülenerek cennetle özdeşleştirilmeye çalışıldığı bir dönemdir. Kutsal Roma İmparatorluğu da göksel devletin dünyadaki mükemmele yakın temsili olarak algılanmıştır."
sekularo-fascistler naapmis Nilgun Hanimcigim?
Asri Saadeti gokten yere indirmis, siz simdi iste o saadet icinde Protokol'a imza atmaya tenezzul bile etmiyorsunuz, Iste Sekularo-fascist Asri Saadet (SFAS) gel keyfim geeel;->>Artik Goklerde Devlet hayal etmeye ne gerek, Yeryuzundeki Hayali Devlet neyinize yetmiyor, hatta sizler simdi Yeryuzundeki bu Hayali Devleti Goklere cikarmalisiniz oradaki Hayali Devletlerle yaristirmak icin;->

dediniz ki:
"Grand Senyor dindar insanın bu algısını dile getiriyor."
yani demek istediniz ki:
"Grand Senyor yasal insanın bu algısını dile getiriyor."
dediginiz dogru olsaydi insanlar cuup diye Protokol'a dalar hayallerine dayali bir SPEE'de bulurlardi kendilerini. Ama oyle olmuyor onlarda ayni sizin gibi Sekularo-fascizmin Hayali Devletiyle oyle buyulenmisler ki, onlar icin de artik HAyalleri Yeryuzunde gerceklesmistir, su farkla ki hasbel kader bu Hayali Duzenbazligin ondegelenleri kendileri degildir, yarisirlarsa one gecebilirler Hayalin vaadine gore. Yani bunlarin Hayali Devlet ve Ulusla hicbir sorunu yok, bilakis var gucleriyle onu ayakta tutmaya azmetkisler, sorun sandalye kavgasi. Halbuki Protokol kimseye boyle bir saltanat vadetmiyor, Protokol Ihtiyarlarin Protokol'uyla bagdasmiyor, iste bunun icin de Ihtiyarlar'dan izin cikmadigi icin Nilgun Hanim Protokol'a imzayi bastiramiyor;->
Nilgun Hanim SFAS'den vaz gecemiyor, hayali gercege tercih ediyor, yoksa afaroz edilir;->>

Saygilarimla,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: February 24, 2010 9:48 PM

Sen’or ??
Secho-facho yu kırk defa tarif ettiğinizi söylüyorsunuz !! Ama yanlış bilgi veriyorsunuz. Hiçbir yerde tarifi veya referansı yok yazdıklarınızda. Sorularımı atlatmaya çalışıyorsunuz ama YEMEZLER.
Lütfen sade bir şekilde seco-facho terimi ile sorduğum 3 SORUNUN cevabını alabilir miyim . Anladığım kadarı ile siz yanlışlarınızı ve bilgisizliğinizi CİDDİYETSİZLİĞİNİZ ile kapatmaya çalışıyorsunuz ama daha öncede dediğim gibi YEMEZLER.
Akıl ve bilim konusuna gelince de aynı. Sorularımın cevabı yok. Önce akıl ve bilimi öğrenmemi öğütlüyorsunuz ama ben sizden kavramların tarifini istemedim ki, sorularım gayet açık ve net. Cevap vermemenizden anladığım tek şey CEVABINIZIN OLMADIĞIDIR.
Atatürk e saygı müritlik ile karıştırmanıza gelince en azından bu noktada birkaç adım geri attığınızı görmek sevindirici.
Şimdi Sen!or arkadaşım nasıl bir ortam ya da çevrede, veya ne tür araçlarla dünya algınız oluşmuşsa bilemem ama çok yerde çok ciddi sorunlar var.
Önce Atatürk e saygıyı müritlik diyorsunuz, bunun neyi müritlik diye sorunca yuvarlak kıvırtmalarla ben bunu merasim havasında yapanlara karşıyım diyerek çelişkide kalmaya devam ediyorsun. O halde DÜZGÜN YAZINIZ lütfen. Düzgünce diyiniz ki isteyen istediğine saygı duyabilir ama ben Atatürk e dini bir merasim havasında saygı duymaya karşıyım diyin biz de sizinle bu konuda aynı fikirde olduğumuzu söyleyelim. Öyle olaya bodoslama dalar da sonradan arkada çıkamayacağınız ifadelerle girerseniz daha çoook böylesi yumuşak kıvırmalara girmek zorunda kalırsınız haberiniz olsun.
Neyse canım en azından bir soruma doğru düzgün bir cevap alabildiğimi düşünüyorum.
Secho-facho ve akıl ve bilim konularına da cevabımı bekliyorum. Sıra sıra gitmek lazım ki aralarda yaptığınız hiçbir tutarsızlığı atlamak gerekli. Daha soracak tabiî ki sorularım olacak size çünkü birisinin size bilmediğiniz konularda atıp tutmanın bir MALİYETİ olduğunu hatırlatmalı bence.
Diğer taraftan ben haklı olduğuma inandığım ve güvendiğim konuda birileri bana yazılarımı anlayamadıklarını söylesene onlara yardımcı olurdum ki haklılığım daha açık seçik ortaya çıksın. Bu da size son küçük tavsiyem.

Yine son bir not: Gekko ya birşey hatırlatmamı filan söylemişsiniz de bir cevap vermem gerekli herhalde bu konuda: Sen'or arkadaşımherkesin sözleri ve yazıları kendini bağlar. Bana benim yazılarımı sorun sadece, bana ne kimin ne yazdığından ya da düşündüğünde. Ben size yazmadığınız birşeyi soruyor muyum? O yüzden Sen'or sorularım açık ve net, cevaplarının da öyle olmasını temenni ediyorum ama buna pek de bir ihtimal vermiyorum.

BEAGLE – makorykos@yahoo.com
‘Ben bu ülkede kendimi ne zaman ki ‘Fatihless’ isminde bir grup ile ‘God is a DJ’ şarkısını söyleyebilirse özgür hissedebilirim. Bizden birisi olarak tabiî ki. ’


Yazan: beagle Tarih: March 1, 2010 12:16 AM

Beagle Kaade$ dedi:
"kavramların tarifini istemedim"
Mantik'ta "Tarifler" bolumunu okuyun da gelin derim. Ve yine derim ki, ben size kullandigim kavramlari cok degisik orneklerle sergiledim, yani basit tariflerle gecistirmedim, kavramlarimi anliyabilmeniz icin onlarin degisik bicimlerde kullanilislarindan yeteri kadar ornekler verdim, daha fazlasi icin de referans verdim. Sizden de anlamadigim kavramlarinizi anliyabilmek icin benzer ornekler vermenizi istedim. Hepsi bu Kaade$, ba$ka soyliyecek bir $eyim yok.
Bak bir daha soyliyeyim: Seko-fa$o odur ki tekyasal duzenbazligini SPEEler'in yasama hakkini inkar ederek onlara zorla, olanca gucuyle dayatir, ya da boyle duzenbazliklari savunur, ondan yana cikar. Bakiniz Protokol'a.

Beagle dedi:
"Düzgünce diyiniz ki isteyen istediğine saygı duyabilir ama ben Atatürk e dini bir merasim havasında saygı duymaya karşıyım diyin biz de sizinle bu konuda aynı fikirde olduğumuzu söyleyelim."
Beaglecigim ben diyecegimi oyle duzgunce diyorum fakat ne hikmetse sizin gozunuzden kaci, kaci veriyor benim dupduzgunce dediklerim: Bakiniz Protokol'a.

Saygilarimla,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 1, 2010 2:45 AM

Grand Sen~or!!
Belki hatırlarsınız, geçtiğimiz 1 Mayıs dan sonra İstanbul da bir avukat bilgi edinme yasasından faydalanmak isteyerek İstanbul Emniyet müdürlüğüne sorular yöneltti.
Soru : 1 Mayıs da ne kadar biber gazı kullanıldı:
Emniyetin cevabı : Yeteri kadar.
Kaç gaz bombası atıldı:
Cevap yeter, kadar.
Yani cevap yok.
Şimdi ben size soruyorum, cevap yazdım. Soruyorum cevap şunu oku. Soruyorum, cevap yok.
Cevap vermiyorsunuz Grand Sen~or, ve sizin cevap vermemenizden anlayacağım tek şeyin ne olduğunu daha önce söyledim.
Konumuza tekrar dönecek olursak; hiçbir yerde secho-fasho nun tarifi yok, ve yine hiç yerde referansı yok. Varsa en azından bir tanesi bana yazabilir misiniz ? Sadece BİR ÖRNEK REFERANS vermekten aciz kalacak değilsinizdir herhalde.
Hiçbir şekilde tarifler diye bir şeyi okumak zorunda değilim, çünkü sorum açık ne net: Akıl ve mantık İslam dan önce kavramlardır ve birisinin akıl ve mantığa atıfta bulunduğunda bunu yegane kaynak Kur’an olarak görmek yanlıştır. Şayet siz böyle bir düşüncede iseniz İslam öncesi insanoğlunu akıl ve mantıktan kavramsal olarak bihaber mi kabul ediyorsunuz ?
Bir de ortada bir kelime dolaşıyor SPEE ??? Nedir lütfen SPEE ?
Atatürk e saygı konusunda ise ilk anlardaki saldırgan yazılarının yumuşak bir ifadeye dönüşmesi sevindirici, en azından ilk başlardaki gibi müritlik kavramının arkasında duramıyorsunuz, bu da ben de birazcık da olsa yol katedebildiğimize inandırıyor.
BEAGLE – makorykos@yahoo.com
‘Ben bu ülkede kendimi ne zaman ki ‘Faithless’ isminde bir grup ile ‘God is a DJ’ şarkısını söyleyebilirse özgür hissedebilirim. Bizden birisi olarak tabiî ki. ’

Yazan: beagle Tarih: March 7, 2010 11:00 PM

Beagle dedi:
"Şimdi ben size soruyorum, cevap yazdım. Soruyorum cevap şunu oku. Soruyorum, cevap yok."
ee ne olmu$,
bir kere her sorunun "soru" oldugu nerden belli?
2. her soruna cevap vermek zorunda miyim?
3.tekrar, tekrar sordugun sorulara cevaplarimi niye tekrar edip durayim, cevaplarimi su uzerine yazmiyorum ki;->

Beagle dedi:
"Akıl ve mantık İslam dan önce kavramlardır ve birisinin akıl ve mantığa atıfta bulunduğunda bunu yegane kaynak Kur’an olarak görmek yanlıştır."
bendeniz Kur'an'da "akl" kelimesi nasil kullanilmi$ butun ayetleri referans olarak vererek gosterdim. Sense benzer bir liste getiremedin, getirsen kar$ila$tirip kimin "akl"'i daha i$e yarar gorecegiz. Ben "akl" kavraminin Kur'an'dan once var olmadigini soylemedim, ben dedim ki ATAniz Kur'an'da kullanilan "akl"'a gore sacmalami$. $imdi bu durumda sizin ATAnizin sacmalamadigini gostermek icin "akl"'inizi getirmeniz gerekir, bakalim sizin "akl"'in Kur'an'dakinden farki ne, benzerligi ne.
Hadi bakiim beni ugra$tirip durma, "akl"'ini getir, ha bu arada "$eytan"'ini da getirmeyi unutma;->>

Saygilarimla,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 8, 2010 6:28 AM

ben senin kimliğinden şüpeleniyorum

Yazan: Anonymous Tarih: March 9, 2010 9:13 PM

Daha fazla uzatmaya gerek kalmadı sanırım Sen'or ,

tabiki sorularıma cevap vermek zorunda değilsiniz, ama dediğim gibi cevapsız kalan sorularımdan benim çıkartacağım tek sonuç bir CEVABINIZIN olmadığıdır.

Asıl konumuz olan Kemalizm e dönecek olursak, son bir tavsiye olarak daha çok ve akademik seviyede olan kaynaklar okumanızı önerebilirim.

UYDURMA kavramınız olan secho-fascho gibi durumlarınızla düşünce temellerinizi oluşturmaya devam edebilirsiniz.

BEAGLE – makorykos@yahoo.com
‘Ben bu ülkede kendimi ne zaman ki ‘Faithless’ isminde bir grup ile ‘God is a DJ’ şarkısını söyleyebilirse özgür hissedebilirim. Bizden birisi olarak tabiî ki. ’

Yazan: beagle Tarih: March 19, 2010 11:57 PM

Beagle Amca dedi:
"UYDURMA kavramınız olan secho-fascho"
Gruplar Teorisi diye bir algebra duydun mu Beagle Amca? Duymadiysan anlatayim :
Évariste Galois adli bir genc matematikci bundan 130 yil kadar once (1832) bir gruplar teorisi icat eder, uydurur. Son gecesinde bir kiz yuzunden yapacagi duelloye gitmeden once de teorisini birkac kagit parcasi uzerine karalayip, bunlarin onemli oldugunu, arkada$lari tarafindan Fransiz Akademisine sunulmasi gerektigini belirtir. Duelloya gider oldurulur. Akademi teoriye fazla onem vermez. Ancak aradan 80 yil gecetikten sonra nukleer fizikciler, teorilerinde kullanabilecekleri bir algebra arayi$ina girerler ve gorurlerki Galois'nin Gruplar Teorisi i$leri icin bicilmi$ kaftandir. Hemen onu adapte edip gunumuzun nukleer fiziginin temelini atarlar.
Yani Galois zahmet edip Gruplar Teorisini uydurmasaydi belki daha birkac yuz yil nukleer fizik goremiyecektiniz;->>
Beagle amca siz maymundan geldiniz ya, maymun gibi taklitcilige, ba$kalarinin dedigini papagan gibi tekrar etmeye ali$mi$siniz, yaraticilik diye bir ozellik kalmami$ artik sizde, bir kelime bile uyduramiyacak hallere du$mu$sunuz. Zannediyorsunuz ki bu hergun seve, seve kullandiginiz "din", "ulus", "liberalizm", "kemalizm", "sosyalizm", "millet", "irtica", "murteci", "ilerici", "gerici", "futbolcu", "gazeteci", "ko$eyazari", "bilim", "milimetre", "akil", v.s. atalariniz tarafindan uydurulmadi, ooole gokten zembille salina, salina indi.
"akl" kavraminizi sorgulayin deyince bucak, bucak kaciyorsunuz, neden? Cunku tum uyduruk duzeniniz temelinden sarsilacak da ondan, lisaniniz deprem gecirecek, ayaginizin altindaki toprak kaymaya ba$layacak, tum dengeniz bozulacak.
Siz devam edin sorgulamadan ba$kalarinin uydurdugu kelimeleri babanizin mali gibi kullanmaya, boylelikle kolele$tirildiginizin farkina bile varmadan $irin bir domuzcuk gibi kisa ya$aminizi surdurun, sonra da dogru mezbaya bogazlanmaya;->>

Saygilarimla,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 20, 2010 9:50 PM

Yorum Ekleyin...





(you may use HTML tags for style)