« Kemalizm Artık Silah Bırakmalı | Ana Sayfa | ‘Kutsal Din Duyguları’ Ne Zaman ‘İrtica’ Olur? »
January 25, 2010
Seçmece Bir Yorum
“Kemalizm artık silah bırakmalı” yazım üzerine bugün Star gazetesi email kutuma düşen enteresan mesajlardan biri tam olarak şöyle:
Kemalizm silaha yeniden sarılmalı tam zamanıdır. Köy enistütileri halk evlri kapanmasıydı. Özgür ve çağdaş sorun sorgulayan Türk gençliği yetişseydi ama Dinci Kesimler izin vermedi, Dini her zaman kendilerine sermaye yaptılar Bilime, Bilgiye, Fen e değer vermediler. Varsa yoksa Din iman, İmam hatip
Din hiç bir zaman toplumların gelişmesine izin vermiyor. Onun için Kemalizm silaha yeniden sıkı sıkıya sarılmalıdır. Silahı ve siyaseti pozitif eğitim, Bilim, bilgi, fen ve medeniyettir. Bir düşünsenize bu DARBE denilen planlar neden hep 2002 'den sonra yapılmış. Siyaseti Din üzerinden yapanların Allah belalalırın verecektir.
Yorum yok, çünkü sanırım yoruma gerek yok. Ama buna benzer çok mesaj aldığımı belirtmekte fayda var, “memleketin durumu”na ışık tutmak açısından…
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: January 25, 2010 2:26 PM
Okur Yorumları
(NOT: Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Mustafa Akyol tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, standart yorum kurallarını dikkate almanız önemle rica olunur.)




SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ PKK’YI YÜKSEK SESLE UYARIYOR:
“Silah Bırak!.. Türkiye’yi Terk Et!.. Demokratik Sürecin Önünü Aç!..”
Diyarbakır, hafta sonu çok önemli bir toplantıya ev sahipliği yaptı. 43 ilin baro başkanı, biraraya gelerek PKK’nın silah bırakmasını ve demokratik açılımı tartıştı.
Önemli tespitlerin yer aldığı toplantının sonuç bildirgesinde, Kürt sorununun demokratik çözümü için öncelikli olarak PKK’nın şiddet eylemlerine son vermesi, koşulsuz silah bırakması ve silahlı kadrolarını sınır dışına çekme çağrısı yapıldı.
Basında hak ettiği ilgiyi yeterince bulamadığını düşündüğüm bu toplantı, sivil inisiyatiflerin açılım ve silahların susması sürecinde önemli bir rol üstlenebileceğini gösterdi. Bugüne kadarki benzer toplantı ve girişimler, bölgesel bir çerçeveyi aşamadı. Yerel katılımlı toplantılardan da Türkiye’nin genelini yansıtacak sonuçlar çıkmadı.
Evet, bugün bölgenin önde gelen sivil toplum örgütleri ve saygın isimleri, “Kardeşlik ve Huzur Projesi” olarak nitelendirilen çözüm sürecinin, Kürtlerin yararına olduğuna inanıyor ve PKK’nın baskısına rağmen örgüt yöneticilerine ve siyasi uzantılarına yüksek sesle haykırıyor; “Koşulsuz silah bırak, kadrolarını yurt dışına çıkar ve biran önce demokratik sürecin önünü aç!..”
Türkiye’nin doğusundan batısına 43 ilin baro başkanını buluşturan Diyarbakır Baro Başkanı Mehmet Emin Aktar, toplantının sonuç bildirisinde şu noktalara dikkat çekti;
“Güneydoğu Anadolu’da son çeyrek yüzyılda yaşanan çatışmanın binlerce insan öldü. Şiddet eylemleri büyük ekonomik kaynakların heba edilmesine yol açtı.
PKK yönetimi, silahlı çatışma riskini ve provokatif eylemleri ortadan kaldıracak tedbirleri biran önce almalıdır. Demokratikleşme ve barış sürecinin, dolayısıyla silahsızlanma şartlarının oluşturulabilmesi için de öncelikle PKK koşulsuz silah bırakmalı ve silahlı örgüt üyeleri Türkiye sınırları dışına çekilmelidir. Ancak bundan sonra oluşacak barış ortamında sağduyu ve demokrasi içerisinde sorunlar çözülebilecektir.
Demokratik açılımın Diyarbakır'da tartışılmasının, görüşlerin ortaklaştırılması çabasının barış ve uzlaşı bakımından öneminin bilinci ile Türkiye baroları olarak toplumumuzun temel meselelerini, Türkiye'nin farklı illerinde tartışmaya, çözüm yolunda ortak zeminde buluşma çabamız devam edecektir. Türkiye'deki diğer meslek örgütleri ve sivil toplum kuruluşlarının da bu çabalarımıza katkı ve destek vermelerini bekliyoruz.”
Öte yandan, Diyarbakır’da toplanan 42 baronun “Barış ve demokratik sürecin önünün açılabilmesi için öncelikli olarak PKK’nın silah bırakması ve silahlı kadrolarını Türkiye sınırları dışına çekmesi” yönündeki ortak çağrısına bölgenin önde gelen şahıslarından da destek geldi.
İşte bunlardan bazıları…
Diyarbakır'da emekli müftü Mehmet Salih Ocak: "Bu memleket çok zorluk çekti. Bu sıkıntılar artık bitsin istiyoruz. Bin yıldır birlikte yaşadığımızı unutmamamız lazım. Ortak paydalarımızı dile getirirsek kardeşlik güçlenir."
Mardin'de Kikan Aşireti Reisi Mehmet Timurağaoğlu: “Baro başkanlarının ortak açıklamasını destekliyoruz. Bu açıklama, uzun yıllardır süren şiddete nokta koyabilecek niteliktedir.”
Diyarbakır Esnaf ve Sanatkârlar Odası Birliği Başkanı Ahmet Ebedinoğlu; “Silahların susması ve meselenin demokratik çözümü konusunda devletin kararlılığından memnuniyet duyuyoruz. Baroların açıklamasını destekliyor ve herkesi sürece önyargısız yaklaşmaya davet ediyoruz. Bu ülkede Türk-Kürt çatışması yaratmaya yönelik her türlü provokasyona karşı dikkatli olunmalıdır.”
CHP Hakkâri eski Milletvekili Esat Canan: “Tüm kesimlere önemli görevler düşüyor. Sorunun çözümüne yönelik bu açıklamayı destekliyorum. Başta BDP olmak üzere bu ülkede yaşayan herkes süreci sabote edecek her türlü yaklaşımdan uzak durmalı ve PKK’yı silah bırakmaya ikna etmelidir.”
Batman Eski Milletvekili Mehmet Nezir Nasıroğlu (Batman): “Barışın bir an önce sağlanması için herkesin üzerine önemli görevler düşüyor. Devlet önemli bir adım attı. Sıra PKK’da… Halkın içerisindeyiz, bölge insanı bu çalışmaları destekliyor. Dağda silahlı adamlar dolaştıkça meselenin çözümü mümkün değil. Kandil ve Abdullah Öcalan, bu konuda üzerine düşen sorumluluğun gereğini yerine getirmeli ve PKK silah bırakmalı.”
Diyarbakır Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı Galip Ensarioğlu: “Birlikteliği pekiştirecek ve toplumda olumlu etki yaratacak açıklamalara ihtiyacımız var. Herkes bu sürece katkı sağlamalıdır. Milleti çatıştıran, kızıştıran bu çatışmadan medet ummak, kan üzerinden siyaset vatanperverlik değildir. PKK silah bırakmalı ve demokratik sürecin önünü açmalıdır.”
Van Merkez Camii İmamı İbrahim Sarımurat (Van): “Türk ve Kürtler yıllarca kardeşçe yaşadı. Terör bu kardeşliği bozmaya çalıştı. Ancak başaramadı. Fitnenin ortadan kaldırılması, barış ve huzurun yeniden tesis edilmesi, karşılıklı güvenin kurulması gerekir. Ama önce silahların susması gerekir. Kardeş kanının akmasını önlemek için cami imamlarına önemli sorumluluk düşüyor.”
Evet, açılım tartışmaları bölgesel olmaktan çıktığında ancak toplumun ortak beklentilerini yansıtabilecek sivil irade inisiyatif alabilir, üçüncü bir ses olarak rol oynayabilir. Şimdi sesi yükseltmenin tam zamanı.
Küçük bir ilave… İsyan, başkaldırı, şiddet, terör bir yöntem olarak gündemden düşsün. İnsanlar açlık, yokluk, yoksulluk, çaresizlik, geri kalmışlık ıstırabından kurtulsun. Demokrasi, her türlü sorunun çözüm alanı, her türlü krizin çözüm yöntemi olsun. Evrensel-çağdaş hukuk kuralları geçerli olsun, herkes hukuka ve yasalara uygun hareket etsin. Sevgi, hoşgörü, kardeşlik, birlik-bütünlük, dayanışma geçerli olsun. Anadolu’yu vatan bilen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları bunları istiyor. Kimse kendi formülünü, toplumun talebi gibi dayatmamalıdır. Kürt kökenli vatandaşları talep, beklenti ve ihtiyaçlarıyla İmralı, Kandil ve siyasi uzantılarının siyasi proje ve fantezilerinin örtüştüğünü düşünmek de bir yanılgıdır. İdeolojik ve etnik saplantıların tatminiyle, demokratik hak ve özgürlüklerin karşılık bulmasını birbirine karıştırmamak durumundayız. Özü kaçırıp, şekilde boğulanlar çözümsüzlüğün tarafı olmak bir yana topluma hesap vermekten kurtulamazlar…
Nail Amudi
Yazan: nail amudi Tarih: January 25, 2010 3:10 PM
bu imam-hatipleri kim açtıysa yanlış yapmış,devlet kendi açtığı okuldaki öğrencilerle savaşıyor,böyle bir örnek daha dünyada yok..yazık burdaki çocuklara,bu kadar baskı altında okunur mu?
dine imana ihtiyacı yok bu memleketin,komünist rusya gibi olmalıydık,bakın onlar ne kadar ileri durumdalar..işte,bilemedik.
Yazan: deniz Tarih: January 25, 2010 4:09 PM
Mustafa Bey, adam darbe yapılsın demiyor. Bakın ne demiş: "Kemalizm silaha yeniden sıkı sıkıya sarılmalıdır. Silahı ve siyaseti pozitif eğitim, Bilim, bilgi, fen ve medeniyettir." Kemalizmin silahı bilimdir, diyor. Ben bu ifadeye gönülden katılıyorum.
Sonra bir tesbitte bulunmuş: DARBE planlarının din üzerinden siyaset yapanlara karşı hazırlandığını yazmış. Yani, din üzerinden siyaset yapmayın ki, darbeye gerek kalmasın diyor. Buna da bir itirazınız olmaz herhalde. Ben öteki yorumumda din üzerinden siyaset yapılmasını mizahi şekilde eleştirmiştim zaten. Maalesef bu yapılıyor. Kabul edin. Haa, bir darbeyi haklı çıkarır mı? HAYIR.
Ben de önce aceleyle okuyup, adamın darbe istediğini sandım ama öyle demiyor.
Yazan: nilgün Tarih: January 25, 2010 4:27 PM
"Bir düşünsenize bu DARBE denilen planlar neden hep 2002 'den sonra yapılmış."(yorumcu'dan)
"Silahı ve siyaseti, pozitif eğitim, Bilim, bilgi, fen ve medeniyet" idiyse " darbe denen şey ne ile ve kimler tarfından, nasıl planlanıyor?
Haa kendimiz çok zorlarsak,plan,bilgidir,fen top,tüfek ve silahtır,darbe de medeniyettir" der işin içinden birilerini aklayarak çıkabiliriz elbette!
Alooo,bu planı yapan "SİLAHLI KUVVVETLER"!
Ne zamandan beri ordu kışlası "ilim,irfan yuvası", omuzu kalabalık askerlerimiz medeniyet tezi hazırlatan prof. veya ord.oldu ?
Yazan: çuvaldız Tarih: January 25, 2010 5:33 PM
Mustafa Bey,
siz tam cephe Kemalizm'e girisirseniz boyle yorumlar almaniz dogal olur. Hatta adiniz BALYOZ-2'ye bile girer - Kemalizm'i igdis etmeye meyyal diye;-)
Bakin $oyle yaklasmaya calisin hedefe:
Kemalistlerin de bir, birden cok SPEE olusturmaya, kendi yasalariyla yasamaya haklari vardir, ancak onlarin da yasalarini "cagdasiz, Kemal oyle dediydi, pozitif bilim boyle gerektir v.s." diyerek diger SPEElere zorla kabul ettirmeye haklari yoktur. Nasil ki Imam Hatipli'lerin, Biraderlerin, Mahfelcilerin, Kardeslerin, Fethullahcilarin, Adnan Hocacilarin, Falanca Filancacilarin, Yahudilerin, Hiristiyanlarin yasalarini digerlerine "bunlar Allah'in yasalaridir, Efendimizin sozleridir, Mahfel'de oyle kararlastirilmistir, Talmut'ta oyle yaziyor, Papa oyle buyurdu" diye dayatmaya haklari olmadigi gibi.
Onune gelen gucu yettigine tum gucunu kullanarak, imigine kadar silahlanarak yasalarini dayatmaya kalkarsa artik $eytan'in Yeryuzune inip "onlarin lisanlarini karistiracagim!" demesine gerek kalmaz, bunu basarmistir, artik $eytan bile boyle bir ortamdan bucak, bucak kacar, Allah'in gazabinin kokusunu alarak.
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Yazan: Grand Sen~or Tarih: January 25, 2010 8:07 PM
Mustfa Bey kardeşim, Allah size sabır versin, ne diyeyim...
Yazan: Meliha Tarih: January 25, 2010 8:15 PM
Aşk olsun Mustafa Abi yani!
Biz o kadar gül gibi mailler gönderiyoruz bir tanesini de “Seçmece Bir Yorum” olarak yayınlamadınız.
Gittiniz bu iç karartıcı maili seçtiniz.
Bence bu yorum değil “memleketin durumuna ışık tutan” ; gayet mantıklı, demokrat, farklı fikirlere saygılı, aydınlık gençler yetişiyor.
Ve memleketin durumuna ışık tutacak olanlar onlar…
Çok mu Polyannacıyım ne?
Şimdi biri bir balyoz indirecek kafama…
Yazan: B.Y. Tarih: January 25, 2010 8:43 PM
Bu da benim bloga düşen bir yorum.
BOMBALANCAK BİR YER VAR ODA TARAF GAZETESİDDİR..CAMİLERİMİZ DEĞİL İLLAADA BOMBALANCAK BİR YER İSTİROSANIZ BENCE TEK ADRES SİZ ABD İSRAİL AB UŞAĞI TARAFDIR…
Yorum yapan kazım — Ocak 25, 2010 @ 6:05 pm
http://bekirlyildirim.wordpress.com/2010/01/25/allah-allah-nidalari-ile-cami-bombalama/#comments
***********************
Ben de kendisine BOMBALANACAKLAR sıralamasını benim yapmadığımı, arzusunu ilgili mercilere ulaştırmasını ...
****************************
Ne sizinki ne benimki en aşırılardan seçme. Bu gözler neler gördü Hürriyet, Vatan'ın çağdaş okur yorumlarında!
Yazan: I.B. Ziyaretçi Tarih: January 25, 2010 9:03 PM
Orduyu homojen addederek Kemalist halkla özdeşleştirmek yanlışların en büyüğüdür. Sanki halktan bilim aşığı nilgün ile kör-kemalistin subay oğlu fenci mehmet hep darbeciymişler gibi...
TC de aşağıladığımız orduyu aratacak bir kaosu tekrar yaşamamamızı dilerim. 12 Eylül'ü ben çok iyi hatırlıyorum. Darbe'den önceki günlerde hava kararmadan arabamızı apartmanımızın bahçesine park edip, koşa koşa eve çıkardık. Çünkü her dakika birilerine ya bıçaklı saldırı olurdu ya da üstlerinden yüzükleri, paltoları çekiştirilerek alınırdı. Bir gün, öğleden sonraydı; ikinci kattaki komşumun evinin penceresinden içeri sıkılmış bir kurşun girdi. Özel bir dava sanmayın. Öylesine sıkılmış bir kurşun...
Hem ordunun medeniyet bağlamında hiç bir işlevi olmadığı sanılıyor. Türk çocuğu tuvalet eğitimini bile askerde alıyor. Şimdi belki daha azdır ama bilmeyen askerlere okuma-yazma öğretilirdi. Bir süre evvel ehliyetleri olanların büyük çoğunluğu araba kullanmayı askerde öğrenmişti. Depremde, yangında, felakette, kazazedenin yardımına koşan gene askerdi. Yaa, medeniyet dediğimiz bilgisayar teknolojileri olmak zorunda değil...
Orduyu suçlamak çok aptalca. Ordu, diyelim ki eski bir anayasa ile bugün sahip olmaması gereken bazı haklara sahip. Kendi kendine ortaya çıkıp bak AKP ciğim, gel bu haklarımı ben sana devredeyim mi diyecek? AKP demokrasi borusu öttürürken kendi haklarından vazgeçip dokunulmazlıkları kaldırıyor mu? Seçim barajını indiriyor mu?
Orduyu rahat bırakın! Sizin adresiniz yasayı değiştirecek olan sivil iktidar.
Yazan: nilgün Tarih: January 25, 2010 9:30 PM
"... Atatürkçülük ne demektir? Atatürkçülük, kısaca ulusal bağımsızlık ve ulusal onur demektir. Atatürkçülük, özetle antiemperyalist bir Kurtuluş Savaşını başlatan ve sürdüren bir eylem ve öğretidir." ( Uğur Mumcu, Unutturulan Atatürk, Cumhuriyet, 06.01.1981 )
Yazan: Anonymous Tarih: January 26, 2010 12:01 AM
Aklınla vicdanınla bin yaşa Nilgün Hanım!
Orduyu rahat bırakın! Bırakın da bombalsınlar camileri, Koç Müzesini, darbeleri yapsınlar! Başbakanlar assınlar, çaldıkları paralarla kendilerine katlar yatlar alsınlar.
JITEM'ler kursunlar. öldürdüklerini asit kuyularına atsınlar, kendi uçağnı düşiürsünler ki hükümeti düşürsünler. Eroin kaçakçılığından, ülke düşmanlar ile ortak operasyonla kaos çıkarmaya kadar her türlü temiz işe girsinler.
Zira bu hakları Anayasa'dan alıyor. (Hangi maddesinden demiştiniz Cami bombalama hakkı Nigün Hanım?).
Hoşunuza gitmiyorsa Anyasa'yı değiştirin.
Nilgün Hanım ile benim kafamı bozmayın!!
Bi tanesi dedi ki:
- İyi değiştirecek te anında Meclis'e bir kaç subay gidip "dokunursanız yanarsınız; ıslak imza bunun yanında gazoz kapağı kalır" derse ne olur pekiy? CHP anında AYM'ye götürür ve AYM anında aldığı emir üzerine Anayasa'yı değiştiremezasiniz çünkü siz namaz kılıyosunuz" derse?
NETekim dedi de.
Bir de senmisin Anayasa'yı değiştirmeye teşebbüs eden diyip Parti'yi kapatırsa?
Ben de dedim ki oa:
- Kes sesini! adamın kafsını bozma. Orduyu yıpratma. Şaşırma, sabrımızı taşırma! Ver adresini, senin evin oraya da iki kiralık araç dolusu yarbay, yüzbaşı aşçı, elektrikçi temizlik işçisi göndertelim! Nasıl olsa oralarda da patates ve vavien lambası satan dükkan vardır! Adres ve krokiyi bu defa dut pestiliüzerine yazarız ki yuttuklarında vücuda faydalı olsun.
Yazan: Orduma dokunma-Giresuna dokun Tarih: January 26, 2010 12:54 AM
Universitede bir hocamiz vardi. Cok guzel bir ornek vermisti hic unutmuyorum... Tahtaya ic ice 5 halka cizmis ve her bir halkanin uzerine birer nokta koymustu. Noktalarin insalari, halkalarin ise insanlarin hayati algilayis seviyelerini temsil ettigini soylemisti. Ve soyle devam etmisti: "Eger en dis halkadaki kisi iseniz, daha iceride yer alan halkalar uzerindeki insanlarin hayata bakis tarzlarini da kapsayacak ve bu insanlarin goremedigi noktari da gorecek bir algilayis olusturabilirsiniz. Eger icteki halkalardan birinde iseniz hayati algilayisiniz ve hayata bakisiniz da o nispette dar ve kistli olacaktir. Dis halkalardan konusan insanlarin ne demek istedigini anlayamayacak, belki de itiraz edeceksiniz ve yok boyle bisey deyip gececeksiniz."
Bu ornegi hep aklimda tutmaya calisirim ve benim hayati algilayisim ile celisen bir bakis acisi ile karsilastigimda halkalar uzerindeki yerimi tekrar bir gozden geciririm... Acaba ben mi daha dis halkadayim yoksa O mu?
Yorumu yapan kisinin "Din hiç bir zaman toplumların gelişmesine izin vermiyor." ifadesi sanirim kendisinin en dis halkada olmadigini ele veriyor.
Saygilarimla...
Yazan: dusunen insan Tarih: January 26, 2010 1:34 AM
Nilgün,
Senin bizi 12 Eylül öncesi sağcı-solcu teröründen kurtardığını zannettiğin "ordu generalleri", bizi o terörden kurtarmadı. Çünkü o terörün emrini verenler, ne zaman o terör siviller tarafından bertaraf edilecek olsa onu büyük eylemlerle tekrar başlatanlar, bizzat onların kendileri ve suç ortaklarıydı. Buyur oku: http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=826337
Bakınız: Yüzbinlerce Türk ve Kürt evladından oluşan ordu'nun kendisinden değil, bu Müslüman evlatlarını hep aşağıda tutup ordunun tepesine çıkan, kendilerinden sonra da kendileri gibilerin çıkmasını sağlayan bazı kesimlerden bahsediyoruz.
Bunların siyaset literatüründe uluslarası bir adları bile var. "False flag operations" ("sahte bayraklı operasyonlar") deniyor İngilizcede. Mantık şu: Suçu biri işler ve düşmanının üstüne atar. Sonra da vatanı o iç/dış düşmandan kurtarmak için harekete geçer, halkı tehlikeye ve kendisine olan ihtiyaca dair ikna etmiş, moral bir üstünlük kazanmıştır. Bunların her zaman "gülünç komplo teorileri" oldukları şeklindeki genel Amerikan ve laikçi kanaatinin asıl kendisinin gülünç olduğu ise bu başlığa sahip İngilizce Wikipedia makalesinden bile anlaşılıyor: İspatlanmış birçok sahte bayraklı operasyon var yakın dünya tarihinde.
Bugün de Ergenekon Terör Örgütü denen yapılanma tarafından tamamen aynı tertipler uygulanıyor. Ama sizin dogmatik, Kemalist ve laikçi itikadınızda laikçi büyüklerinizin tasdik etmediği hiçbir bilgiye inanmak makbul sayılmadığı içindir ki sizler bugüne dair apaçık kanıtları da inkâr ediyorsunuz ve dogmatik laikçi-Batıcı anlayışınız içinde yuvarlanıp gidiyorsunuz. Sizden olan ordu generallerinin emir vermelerine ve sizin gibi aldanmayanları, kesip biçmeseler bile, zulüm ve gaddarlıkla susturmalarına çoktan razı olduğunuzu ifade bile ediyorsunuz.
Şu yazdığınıza bir bakın:
"Sonra bir tesbitte bulunmuş: DARBE planlarının din üzerinden siyaset yapanlara karşı hazırlandığını yazmış. Yani, din üzerinden siyaset yapmayın ki, darbeye gerek kalmasın diyor. Buna da bir itirazınız olmaz herhalde."
İyi ya, bilimkurgusal alternatif bir evrende de herhalde şunlar konuşuluyor olabilirdi meselâ:
Sekülerlik üzerinden siyaset yapmayın ki Müslüman ordumuz darbe yapmak zorunda kalmasın.
Kadın hakları savunusu üzerinden siyaset yapmayın ki çoğu üyesi erkek olan ordumuz darbe yapmak zorunda kalmasın.
İşçi ve fakir hakları savunusu üzerinden siyaset yapmayın ki çoğu bol maaş alan subaylarımız gücenmesin ve darbe yapmak zorunda kalmasın.
O zaman sizin bunlara da itirazınız olmaması gerekir. Dinden bahseden ve Müslümanların, Hıristiyanların da seküler itikatlılar kadar insan olduklarını anlatan herkes kendilerine karşı darbe ve zulüm yapılmasına gerekçe oluşturmuş oluyorsa, kadın haklarından, sekülerlikten ve de işçi haklarından bahseden ve belirtilen grupların haklarını savunan herkes de sussun o zaman. Onların başında da "Doganes"in balyozu sallansın! Hoş oldu mu?
Ama hoş olmadı diyeceksiniz; diyeceksiniz ki olur mu, onların insan olarak hakları var. Eh, tabii onlarda can var, dindarlarda ise patlıcan. Onlarınki insanlık, dindarlarınki Na'vilik. Fakaat, evren, hâkim ve mütehakkimlerin istediği gibi yürümüyor, yürümeyecek.
Yazan: Uğur Mustafa Dinç Tarih: January 26, 2010 1:38 AM
Buna kendi kazdığı kuyuya düşmek derler.
Sanırım bu maili yayınlayarak, "laik kesimden de şiddet ve darbe yanlısı insanlar var" mesajı vermek istemişsiniz ama düpedüz çuvallamışsınız. Maili yazan açıkça "Silahı ve siyaseti pozitif eğitim, Bilim, bilgi, fen ve medeniyettir." demiş. Bunda yanlış olan ne var? Belki ikinci paragraftaki darbe ile ilgili kısım eleştirilebilir ama bu bile zorlama olur çünkü metinden çıkan asıl sonuç; darbe isteği değil bir durum tespiti yapıldığıdır. Eğer size gelen en şiddet, darbe yanlısı mail buysa kara çalmak için işiniz zor. Başka doneler bulmalısınız.
Bense dinciler için mail aramaya bile gerek duymuyorum. Adamlar zaten hergün dünyanın muhtelif yerlerinde, kendileriyle birlikte onlarca insanı parçalayıp duruyor. A pardon islamiyet'in özü şiddete karşıydı unutmuşum.
Dünyada birkaç sapkın, garip tarikat ve müslümanlar dışında şiddete başvuran dinciler olmadığı halde gene de özür dilerim bu itham için. Ben de nerden uyduruyorsam.
Size ise koskoca mail gelmiş başka delile ne hacet. Ergenekon sanıklarının çoğunun hangi delillerle hapiste olduğunu hatırlayınca bu mail yeter de artar bile. IP adresinden bu insana ulaşıp lütfen onun tutuklanmasını ve hatta İmralı'da tecrit edilmesini sağlayın. Mazallah domuz bağıyla birilerini bağlayıp kafalarını kesebilir. Ya da daha kötüsü bazı üst düzey komutanları rehin alıp zorla darbe yapmalarını sağlayabilir. Ben maili okuyunca öyle hissettim. Bilmiyorum artık.
Herkese tez zamanda akıl, izan diliyorum.
Yazan: UMUT Tarih: January 26, 2010 2:01 AM
Nilgun Hanim dedi ki:
"Sanki halktan bilim aşığı nilgün ile kör-kemalistin subay oğlu fenci mehmet hep darbeciymişler gibi..."
Ne yani Nilgun Hanim sizler darbeci degilsiniz diye TSK hic mi darbe yapmamistir, biz hayal goruyoruz mu diyelim?
Siz Basbug'un son beyanatlarini okudunuz mu?
Bakin ne diyor:
"''Bugün herkesin, 72 milyonun, bizce artık yürekten inanması gereken husus şu olmalı: Biz diyoruz ki, demokraside, demokratik yönetimlerde
en önemli husus, iktidarların seçimlerle, demokratik yöntemlerle el değiştirmesidir ve bu düşünceye herkesin de yürekten inanması
gerektiğini değerlendiriyoruz.
Bu kadar net, açık olarak bu konuyla ilgili düşüncelerimi ifade ettikten sonra... Ben de haklı olarak şunu söylüyorum: Peki bu darbe
iddialarının, darbe ile ilgili iddiaların devamlı gündemde kalmasından kim menfaatleniyor? Bunu da sormak benim hakkım. Ben, Silahlı Kuvvetler olarak bundan rahatsızlık duyuyorum. Türk milletinin de rahatsızlık duyduğu kanaatindeyim. O zaman kim bundan menfaatleniyor?
Bu yararlı bir şey değil, yararlı bir konu olduğunu da düşünmüyorum.
Ama bu soruyu da sormakta haklı olduğumu da değerlendiriyorum.''"
http://www.google.com/url?sa=D&q=http://www.zaman.com.tr/haber.do%3Fhaberno%3D944390%26title%3Dbasbug-tsknin-sabrinin-siniri-var%26haberSayfa%3D2&usg=AFQjCNEtHN39q4VFEsW2SFO42JNjwPgaJg
bakin bundan benim anladigim su:
""DARBE, DARBE!" deyip durup fazla uzerimize
varmayin bu bilgi sizdirmalarindan yararlananlari "iktidarların
seçimlerle, demokratik yöntemlerle el değiştirmesini engelliyor, bu haberleri yayanlara demokratik olmayan bir avantaj sagliyor"
gerekcesiyle DARBEliyebiliriz.
Bir baska cumlesinde de soyle diyor:
"iktidarların seçimlerle, demokratik yöntemlerle el değiştirmesini idealdir"
"Boyle "DARBE" haberleriyle avantaj saglanmak istenen ortamlarda el degistirme ideal olarak kaliyor, DARBE ile el degistirilebiliyor" mu?
Ustune ustluk nesredilen bilgilerin dogu/yanlisligini tartisacagina, bu bilgileri sizdiranlarin nasil ele gecirildiginden, gecirilmekte oldugundan dem vuruyor ve soyle diyor:
"Maalesef Bilgi Cagi'ndayiz"
Ne ala, Bilgi Cagi'nda olmayalim, bu bilgiler bize sizmasin, siz gizliden dilediginizi kurun, kimseye danismadan "Anayasa'nin bize tanidigi hak ve gorevler cercevesinde Uniter Devlet'i kurtariyoruz" diye uygulamaya gecirin.
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Yazan: Grand Sen~or Tarih: January 26, 2010 7:58 AM
Yüksek maneviyat sahibi dostlar fildişi kulesinden ahkam kesen entel Taraf'çılara takılmış giderken içim sızlıyor. Neden mi? -15 derecede silah tutan eri düşündüğümden... Siz bu kurumu yıpratırken o zavallı MEHMETCİK aklınıza bile gelmiyor,siz dindar, vicdanlı müslümanlar!
En ağır talimle canı çıkan o zavallı çocuklar yapmakla yükümlü oldukları askerlik süresince tabi oldukları kurumun sizin müslümanca acımasız aşağılamalarınız karşısında yaptıkları işe nasıl göğüs gerecekler? Onursuz, amaçsız, anlamsız diye aşağılanan bir kurumun talimatıyla canını ortaya koymak...Hiç mi acımıyorsunuz bu çocuklara? Ne biçim vicdan sizinki?
Bir tanesi demiş ki: "Nilgün Hanım'la benim kafamı bozmayın" Bence bozmanızda mahsur yok efendim... Çünkü ezberinizin aksi yönüne de bir nazar atmış olursunuz. Cami bombalamak, uçak düşürmek...Ancak sorgulamamaya şartlanmış beyin fark yaratmak peşindeki üç entele karşı genel kurmay başkanının beyanını yok sayabilir.
Yanlış anlaşılmasın: Tekrar ediyorum, bu işin çözümü yasanın değiştirilmesindedir; bunu yapacak olan ise sivil iktdardır; ordu değil.
Yazan: nilgün Tarih: January 26, 2010 10:58 AM
BALYOZ'a karsi nutuk: (biraz da eglenin)
"Vay vicdansizlar vay, ALLAH! ALLAH! diyerek Allah'in evi mi bombalanirmis?!
boyle bilgi mi olur?!
elimi masaya vurarak LANETLIYORUM boyle haberleri! LANET OLSUN! BUNDAN SONRA GAZETELERDEN HABERLERI OKUMAYACAGIM! SPOR SAYFASIYLA YETINECEGIM!
buna hangi TARAF'tan baksaniz vindansizliktir bu. Vicdansiz TARAF'a soruyorum "bu bilgiler dogru bile olsa bunlari yaymaya kimin vicdai el verir?"
Onca DARBE yaptik, daha once hic cami bombaladigimiz vaki mi?
ALLAH-ALLAH! Bombalayacak yer mi kalmadi?!
LANET OLSUN!
Maalesef, olmaz-olsun BILGI CAGI'ndayiz, eline klavyeyi alan bilgi nesrediyor, eskiden boyle miydi, biz ne beyanatta bulunursak bilgi
oydu. Bilginin de iyisi vardir, kotusu vardir, soylenebileni vardir kozmik kasalarda saklanmasi gerekeni vardir. Bilgi denen seyin iceriginin ne oldugu hic onemli degildir, o bizden mi cikmistir, yoksa bize ragmen sizdirilmis midir iste onemli olan budur. Biz bu bilgileri
sizdiranlarin hakkindan birer, birer geliyoruz, onun icin ulusumuz musterih olsun. Bizde daha ne sizdiralmadik bilgiler var, ne sizdirlamadik - kozmik kasamiz bilgi kupudur, sayisi da kirkbirdir, bir kup acmalarina musaade ettik diye kimsenin bilgiclik taslamaya hakki yoktur. Bizde bilgi, denizde kum/derya gibidir. Onun icin sayin
ulusumuz bilgeligimize guvenedursun, vergi ve askerlik haklarini bi-hakkin ALLAH! ALLAH! nidalariyla yerine getirsinler. Camiler de ahir
degil Allah'in evidir, bombalanacakti diyenler vicdansizdir. Kendi ucagimizi dusurecek misiz?! Akliniz aliyor mu boyle birseyi sevgili
yurttaslarim, hangi yurttaslik bilgisi kitabinda boyle birsey yazar?
Bulamadik mi dusurecek ucak? Bakin Izrael'e onlarca insansiz, insafsiz, gorunmez ucak ismarladik, dusurecek olsak bunlardan
birkacini dusururuz. Bu bizim icin hic de sandiginiz kadar zor degil, dugmeye basiyorsunuz kaldiriyorsunuz, dugmeye basip konduruyorsunuz,
dugmeye basmadiniz mi basinizin etrafinda fir donup benzini bitince cup diye dusuyor. Bu ucaklari nicin aliyoruz saniyorsunuz, bu gibi
hini hacette pilotlarimizi feda etmemek icin. BALYOZ diyorlar, bu modasi gecmis bir senaryo artik, onun icin cope attik, bir haber sizdirici mal bulmus Magribi gibi bunu bir TARAF'a gondermis, o da trajini arttirmak icin bunu allamis, pullamis siz yurttaslarimiza
yutturmaya calisiyor, olmaz ki T$K'nin da sabrinin bir haddi, hesabi var. Butun bunlardan kim yararlaniyor? Sorarim size ey benim guzel
yurttaslarim? Bakin bu TARAF'girlere soyluyorum: Ideal olarak iktidarlar secimle, gelir, secimle gider, ama biz Dunyada, guzel Turkiya'mizda yasiyoruz, yeryuzunde ideal ne var ki? Ideal olan
Eflatun'un Cennet'indedir. Onun icin gercekci olalim, biz zamaninda DARBE (bakin bu kelimeyi agzima lamaktan igreniyorum ama naaparsiniz)
evet biz zamaninda DARBE, DARBE, DARBE, DARBE yaptiysak bu gercekci oldugumuzdandir, idealist oldugumuzdan degil. Simdi de DARBE, DARBE,
DARBE diyorsak butun bu DARBEcilikten siyasal pay cikaranlari uyarmak icin diyoruzdur. DARBE'den soz ederek oy toplamak DARBE yapmaktan daha
az demokratik oldugundan biz ehven-i $er-i tercih edip, elimizde olmadan, istemiye, istemiye bu merete tenezzul ediyoruz, sonucta demek
istedigim sevgili yurttaslarim biz de ALLAH-ALLAH'in kuluyuz, bizim de sabrimizin bir haddi var, dilegimiz TARAF'lar TARAF'indan bunun ta$irilmamasidir."
Yazan: Grand Sen~or Tarih: January 26, 2010 11:29 AM
Nigün Hanım kardeşim, sen körmüsün, sağırmısın, zihinsel özürlümüsün. Senin tepkin bana Michel Jackson ve Elvis Presley'in öldüğüne inanmöasyanları hatırlatıyor.
BAşBUĞ yok böyle bir şey demedi! Geçmişte oldu bu tür olaylar ama BU GÜN 2010 yılında Ordumuz demokrasiye inanmaktadır.. İdeal görev değişşimi seçşimlerledir gibi genel ifadeler kullandı. O da "vicdansızlar" der iken aslında iddiayı yapanlar değil bunu yapabilecek tiyenteekileri hedef aldsı "kızım sana söylüyorum, gelinim" sen anla üslubu ile. Hatta bir kaç subayın yargılandığı birinin de hapiste yattığını not etti.
Ama esas ikrar "BUNU SIZDIRANLARA" kızması idi. Olmayan şey NASIL SIZDIRILIR A BENİM GÜZEL KARDEŞİM??
Ses kayıtları var ve şunlar da var:
"Fatih Camii’ne saldıracak timin lideri J.Yüzb. Hüseyin Topuz
GÖREVİ ADI SOYADI SINIF VE RÜTBE SİCİLİ
KEŞİF EMNİYET-A ERDİNÇ ATİK J. Tğm. 2000-A.48
(KEŞİF EMNİYET TİM.K)
KEŞİF EMNİYET-B Arif BIYIKLI J.Astsb. 1992-374
KEŞİF EMNİYET-C Levent MARAŞ J.Astsb. 1999-Uzm.59
TAHRİP-A Ertan KARAGÖZLE J.Astsb. 1987-183
TAHRİP-B Hüseyin TOPUZ J.Yzb. 1993-85
(EKİP LİDERİ)
KAYIT-A Mutlu KILIÇLI J.Astsb. 11992-557
KAYIT-B İmdat SOLAK J.Astsb. 1994-Uzm.682
TAHRİK-A Mustafa KELLECİ J. Astsb. 1989-906
(TAHRİK TİM K.)
TAHRİK-B Murat BALKAŞ J.Astsb. 2000-Uzm.58
*******************************
Beyazıt Camii’ne saldırı timi de 9 kişilik
GÖREVİ ADI SOYADI SINIF VE RÜTBE SİCİLİ
KEŞİF EMNİYET-A Yusuf KELLELİ J.Yzb. 1992-2
(KEŞİF EMNİYET TİM K.)
KEŞİF EMNİYET -B Duran AYHAN J.Astsb. 1987-151
KEŞİF EMNİYET C Musa FARİZ J.Asstb 1988-294
TAHRİP-A Uğur ÜSTEK J.Astsb 1992-892
TAHRİP-B Hüseyin ÖZÇOBAN J.Bnb. 1987-35
(EKİP LİDERİ)
KAYIT-A Selahattin GÖZMEN J.Astsb. 2001-Uzm.681
KAYIT-B Fikret COŞKUN j.Astsb. 1997-Uzm.634
TAHRİK-A Osman ÇETİN J. Astsb. 1992-141
(TAHRİK TİM K.)
TAHRİK-B Abdil AKÇA J.Astsb. 2001-Uzm.566
*********************
(daha geniş detay ve tahlil de burada:
http://bekirlyildirim.wordpress.com/2010/01/25/allah-allah-nidalari-ile-cami-bombalama/ )
Şimdi bunları "Taraf'ın entelleri" mi üretti?
*******************************
Soğukta donan ER değil Etiler'de daşiresi. Reyna yaşam sti
li ce Masonluğubnun verdiği üstünlüğü korumak için HER YOLU CAİZ GOREN GENERALLER den bahsesdiyoruz.
O donan çocuk benim çocuğum. Nusaybinde şehit olan benim akrabam. Kurtluş Savaşı gazisi benim büyük amcam. ve Ordudan Alanby,doktor emeklisi benim kardeşim.
Sen kimi bana ve Taraf'ın entellerine karşı savunuyorsun?
O 5000 sayfa dokumanı, ses kayıtlarını, ıslak imzaları, ne için yapıldığına dair , daha aK pARTİ İKTİDARA GELDİĞİ GÜNDEN İTİBAREN YAPILAN BİR NOKTASI VERİ OLRAK YALANLANMAYAN , ANCAK "YOK DAHA NELER.. ORDUNUN KOERUMA KOLLMA GÖREVİ VAR..." MUgalatası ile bulanırılılanç cambaza bak çekilen ihanet belgelerini Mehmet Baransu adında. bir genç, utangaç muhabir mi üretti diyorsun?
Sahi ne diyorsun evladım? Biliyorum iyi niyetlişsin ve yüreğinde ORDUMUZU koruma refleksi var. Ama bu seni kör sağır ve dilsiz kılmak zorunda mı?
Bunları YOK sayarak mı korunur ordu yoksa temizlenmesini, ıslah edilmesşini isteyerek mi?
Bunlkarı düşünebilecek kapasite sahinbiolduğunu biliyorum geçmişte burada okuduğum bazı güzel muhakemeler içeren yorumlarından.
Yazan: I.B. Ziyaretçi Tarih: January 26, 2010 1:21 PM
Nigün Hanım'ın tepkisini bir vechesini tahlil eden bir yazı yazmış olduğum aklıma geldi. Paylaşayım dedim:
“Güçlü ordu..” sloganına neden kadınlar daha kolay inanır?
Yazan: I.B. Ziyaretçi Tarih: January 26, 2010 3:52 PM
Atatürkçü,Kemalist zatlara ya da başka şekilde kendini nasıl tarif ediyorlarsa onlara bir çağrıda bulunalım.
Kemal Karpat hocanın ''İdeoloji ve Devlet'' Timaş
alın bir zahmet okuyun. Bu konuda akamedik bir yaklaşımla sadece demokrasiden yana taraf olabilen bir bilgenin değerlendirmeleri içinde bulunduğunuzu ahvalin nedenlerini içermektedir.
Klavyemi kalem mi ne alacaksanız elinize sonra alırısınız...içinizdeki kin aklınızdan büyükse o zaman buna bile zahmet etmeyin!
Birde unutmadan lütfen çimlere basmayınız ..
Yazan: Lüzumsuzsa söndür... Tarih: January 26, 2010 4:00 PM
Siyasi iktidar mahkeme kararıyla 'laikliğe aykırı eylemlerin odağı' dır. Bu, rejime karşı mahkeme kararıyla sabitleşmiş bir 'iç tehdit' tir. Ordu ise 'iç tehdit'i gidermekle yükümlüdür. Gerisi ayrıntıdır.
Yazan: nilgün Tarih: January 26, 2010 5:13 PM
Bahsi geçen Kitabın adı
''Kimlik ve ideoloji'' Timaş 2009
olacaktır..
Yazan: Lüzumsuzsa söndür... Tarih: January 26, 2010 5:16 PM
Şu yorum Nilgün'e ait: "Siyasi iktidar mahkeme kararıyla 'laikliğe aykırı eylemlerin odağı' dır. Bu, rejime karşı mahkeme kararıyla sabitleşmiş bir 'iç tehdit' tir. Ordu ise 'iç tehdit'i gidermekle yükümlüdür. Gerisi ayrıntıdır."
Bu yorumdan sonra, bütün herkesi Nilgün Hanım'ı ciddiye alıp kendisine cevap vermeden önce üç kez düşünmeye devam ediyorum. Aynı tavsiyem yukarıdaki diğer Kemalist yorumculara yönelik tavırlarınız hakkında da geçerli.
Bakınız, biz bu bloğun yorumcuları, ayrı dünyaların insanlarıyız. Kimimiz öğretmen gibi, kimimiz ise ilkokul beşinci sınıf öğrencisi gibiyiz, kimimiz ise bu iki kutbun ortasındayız.
Öğretmen, öğrencinin çocukça itirazlarını onu ciddiye alarak gidermeye çalışmaz. Öğrenci kendisini dinlerse ona öğretir, o kadar. Dahası, müzakere ederek uzlaşamayacak olmamızın bir nedeni işte bu "zihnen eşit olmayış" iken, diğeri de aramızdaki yaramaz ilkokul talebesi fikirli kişilerin müzakereyi hemen münakaşaya çevirme gayretinde oluşlarıdır.
Lütfen bu insanlarımıza lâf anlatmaya çalışmayalım artık. Onlar için sadece dua edelim. Ah, Kemalist endoktrinasyon ah... İlkokul ikinci sınıf okuma ders kitaplarının yüzde 55'i (hiç abartma yok) "Atatürk'ün üstün nitelikleri" konusuna ayrılmış olursa, demek ki vatandaşlar öyle bir zihin travmasına uğruyorlar ki...
Tekrar rica ediyorum: Tartışılmayı hak etmeyen, ancak sizin öğrenciniz olabilecek kimselerle artık tartışmayınız. Bu tavsiyeme bundan böyle en başta kendim riayet etmeye çalışacağım, Allah'ın izniyle.
Saygılarımla,
Uğur
Yazan: Uğur Mustafa Dinç Tarih: January 26, 2010 6:43 PM
Sizinki orduya karşı bir eleştiri değil.
Sizinki orduya karşı açık bir düşmanlık.
Bilseniz ki ordunun içindeki darbe heveslileri ayıklanacak ama ordu gene bu günkü gibi çağdaş, laik duruşunu sergilemeye devam edecek, siz gene bu orduya çamur atmaktan geri kalmaz, en ipe sapa gelmez bahanelerle saldırmaktan kendinizi almazsınız.
Ama bilseniz ki orduda dinci kadrolaşma serbest hale gelecek, komutanlar hacca felan gidip, kışlaya girdiklerinde söze selamun aleyküm diye başlayacaklar, bilseniz ki İmam-Hatip mezunları hiç koşulsuz ve engelsiz orduya girip yükselebilecekler, bilseniz ki YAŞ'ta irtica nedeniyle kimsenin ordudan ilişiği kesilmeyip aksine ateist olanlar ya da namaz kılmayanlar ordudan ihraç edilmeye başlanacak o zaman ne demokratlığınız kalır ne de darbe karşıtlığınız. O zaman ordu aşığı oluverirsiniz.
Nasıl ki; "Millet sarhoş olup, yan masadaki aileye sataşıyor" gibi binde bir rastlanacak olayları genelleştirerek birçok belediye tesisinde içkiyi yasakladınız, bu kez de darbe karşıtlığı adı altında orduyu sindirip, orduda kadrolaşmanın alt yapısını kurmaya çalışıyor ve orduyu korumaya çalışanları da darbe şakşakçılığıyla suçluyorsunuz.
Tabirimi hoş görün: YEMEZLER !!!
Siz dincilerden bıktım artık: Yalanınızdan, dolanınızdan, her şeyi işinize geldiği gibi yorumlamanızdan, aklınızda her zaman bin tilki dolaştırmanızdan, yüzsüzlüğünüzden, vicdansızlığınızdan…
Eratla sorununuz olmadığını biliyoruz zaten. Sorununuz komuta kademesiyle. En çok da subaylarla… Çoğu dinsiz di mi… Muhammedin, Fatih’in, Yavuz’un ordusuna yakışmıyor hiçbiri… %99’u müslüman olan ülkenin laik (yani neredeyse dinsiz) ordusu mu olurmuş canım.
Darbeden sizden daha fazla nefret ederim. Bilsem ki tek derdiniz darbecileri ayıklamak sizden önce koşarım. Sadece ben değil yüzbinlerce insan da aynısını yapar. Ama sizin niyetiniz bozuk kardeşim. Her zamanki gibi aklınızdaki şey başka. Sizin derdiniz ordudaki tüm laikliğe inanmış, ilerici subayları tasfiye edip yerine takunyalıları getirmek. Bazı aydınlar maalesef bunu göremiyor olabilir ama dedim ya: YEMEZLER.
Size inat zamanında Aydın Doğan’ı korumak zorunda kalmıştık. Şimdi gene size inat militerleri savunmak zorunda kalıyoruz ama bunu yapmak zorundayız. Gidecek başka ülkemiz yok. O yüzden bize alışsanız iyi olur. Var gücümle sizin gibi kara kalplilere karşı koyacağım.
Yazan: UMUT Tarih: January 26, 2010 6:43 PM
Nilgun Hanim dedi ki:
"Siyasi iktidar mahkeme kararıyla 'laikliğe aykırı eylemlerin odağı' dır. Bu, rejime karşı mahkeme kararıyla sabitleşmiş bir 'iç tehdit' tir. Ordu ise 'iç tehdit'i gidermekle yükümlüdür. Gerisi ayrıntıdır."
Sekularo-fascist Ideal olarak Nilgun Hanim'in dedigi dogrudur, ancak Ba$bug'un da idrak ettigi gibi Ideal bir Dunya'da yasamiyoruz, saltanati surdurmek icin sozum ona acilima bile katlanabiliriz - fazla acilip da bogulmamak $artiyla;-)
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Yazan: Grand Sen~or Tarih: January 26, 2010 7:23 PM
Ahalkın iflasıdır bu da Nilgün Hitler.
Söz konusu şeytasni ruh olunca gerisi teferuattır. Di mi insanım diye ortalıkta dolaşan Mrs. Daer Vader?
Frankenstein ruhlu laikçi yaratık! Söylediğm güzel sözleri geri alıyorum. Biriyle karıştırmışım seni.
Sen o camiye bomba atmazlae demeyorsun. atsınlar iyi olur. Elimde mısırla seyrederim diyen karakterdesin. Şişmdi anlaşıldı zemheri de eli dnan asker metaforu ile neyi kastettiğn. Reyna'da zaferlerini kutlayan vamiprler senin "mehmetçiğn" faşist!
Camiye giden skraban var mı bilmem ama Koç Müzesi'nde havaya uçurulacask çocuklar arsında seninkiler olsun demiyorum.
Sadece bu ihtimali düşiün diyeceğim. Böyle bir kapasiten olmadığı anlaşılıyor.
Allah fısat vermesin senin gibi Madam. Darb Vader'^lere.ç
Vemiyor da inşallah. Daha beter olun Çetin Paşanızla! Bakma kızdığıma. hiç telaşem yok içim rahat. Sadece mutlak şeytana refleksim güçlü o kadar.
Şimi bunu kopyele Çetin Doğan amcangillere ulaştır tez elden.
Yazan: I.B. Ziyaretçi Tarih: January 26, 2010 7:30 PM
SIZMA zeytinyağının en iyi muhafaza edildiği kap ışık geçirmeyen KOZMİK odaymış!
Bu zeytinyağını yapanlar da adına hükümet denilen seçilmiş rakiplerinin eline geçmesin diye reçeteyi DEVLET SIRRI gibi saklıyorlarmış.
Sırrı ele vermemek kaygısıyla da halkın yemesi için sulandırarak piyasaya sürdüklerini de SİVİL DARBE olarak etiketliyorlarmış.
Kimse yediğinin halis SIZMA olmadığını iddia edecek akılsız ve vicdansız olamaz! Etikette yazana inanmak zorundayız.İşte o kadar.
Yazan: çuvaldız Tarih: January 26, 2010 8:08 PM
Nilgün Sibel Fidel Beyaz!! Nerelerdeydin? Özlemiştim seni :)
Ergenerkoncu Kılıç Ali torunu, Alifeyyaz Oaman Paksüt, Ferda Paksüt ve "tabbi ki mahkemelere CHP'li atyacağım" felsefesi ürünü Kara cüppeli teröristlerin AKERDEN ALDIKLARI EMİR GEREĞİ Anyasa'nın içine ederek yaptıkları hukuk darbesi ile Ak Parti'nin "laiklik karşıtı.. odağı" olduğu belirlendiğine göre iş artık ifa edecek canilere düşmüş Bayan Frankenstein!a göre. Tutarlı bir mantık. Yalnız "benim yğüreğim o zenherişde donan Methetçiğe yanıyor.. " rolünden dolayı aldığınız Oskar'ı da geri almak zoeundayız.
Yalnız bir problem var. LAIKLIK KARŞIYTI EYLEMLERIN ODAĞI olma belirlemesi 2008 de yapıldı yanılmıyorsam (yoıksa 2007 mi idi).
Oysa BALYOZ planı 2003 e ait. Daha Tayyip Erdoğan milletvekilli dahi değilken. NOTRADAMUS mu idi bu adamlar? Ilerde işlenecek suçları görüp cezalandıran?
Hir ufak problem daha. Gersi teferruat anladık lakin LAUIIKLIK ODAĞI OLAN AKP. ya o bomöbalanacak cammide laiklerin Kızaıl Elma ortağı MHP'liler hatta CHP'liler de varsa?
Camiler yerine AK PARTI BINALARININ BVOMBALANMASI DAHA HUKUKI OLMAZ mı?
Tamam camiler düşman yerleri diyelim ama KOÇ MÜZESINDEKI COCUKLARIN BÜYÜYÜP BİR GUN AKPli olcağını bildiğniz için mi öldürecektiniz? Deniz Müzesşini ziyaret etmewsin yakınlarınız akrabalarınız.
GERİSI TEFERRUAT anlasdık lakin o TEFFERUATLAR ARSINDA PEK ALA SIZ. AMCANIZ DAYIONIZ: ÇOCUĞUNUZ TEYZENİZ DE OLABİLİR.
Sorun Uğur Mumcu'nun eşi ve çocuklarına. Muammer Aksoy. Çetin Emeç. Madımak'taki Aleviler, bir çok ateist Kürtler ve Danıştay hakimi Birden'in elşlerine. Yamyamlar kendi çocuklar5ı9nı da ye3rler Sayın BAYAN TEFERRUAT!
**** sahi nesiniz siz Bayan Nilgün Çetin Doğan?
Insanların sabırlarını ölçmek, internetin anonimliğnden istifade ederek "asimetrik psikolojik savaş aracıaraç" mısın?
Sen buna yaşamak mı diyorsun?
Yazan: Teferruat Tarih: January 26, 2010 8:14 PM
Muhterem Nilgün hanım,gerçekten siz bu işin sırrını çözmüşsünüz.Bakın Mustafa Akyol'un dikkatini her tarafı "DEFOLU"bir mesaj çekmiş ve hepimiz ciddi ciddi bu mesaja yorum yazarken,sizin yorumlarınız bu mesajıda sollamış durumda,ancak yinede sizi kutlarım,hepimiz size laf yetiştiriyoruz ya önemli olan bu.Valla bana göre başarı bu,önemli olan okutmak.
Mustafa Akyola'da mesajını okutup yayınlatan o arkadaşı da kutlarım,şahsen hayranlık duyuyorum önemli olan başarmak,Yeni şafak gazetesi yorum köşesinde yayınlanan bir yazıya itiraz kabilinden İBN-Haldun Sosyolojisinden bahisle(aslında itiraz ettiğim o yazı dan çok daha fazla emek mahsülüydü en azından referans kaynaklarım sıralanmıştı)bir yazı göndermiştim.Yazının sonunda araştırmacı gazeteci,emekli büyük elçi,bilmem hangi sendika yöneticisi vs.vs.ünvanları yerine EMEKLİ T.C VATANTAŞI demiştim.Ve yayınlatmayı başaramamıştım.
İşte bu sebeble siz başarılısınız.
Ancak(bu kaydı da hep eleştrmişimdir!)
" Siyasi iktidar mahkeme kararıyla 'laikliğe aykırı eylemlerin odağı' dır. Bu, rejime karşı mahkeme kararıyla sabitleşmiş bir 'iç tehdit' tir. Ordu ise 'iç tehdit'i gidermekle yükümlüdür. Gerisi ayrıntıdır."
Şeklinde hüküm bildiren,ifadeniz tam bir fiyaskodur,
1-Bahsettiğiniz mahkeme(o gün için) gerekçesiz karar açıklıyarak,
2-Yasanın kendisine vermediği yetkiyi kullanarak yani yerindelik denetimi yaparak,
3- Gerçekten Laikliğe odak olduğuna kanaat getirdiyse bu partiyi kapatmıyarak,
4-Kendi Felsefi kanaatini başka bir felsefi kanaatin üzerine üzerine çıkartarak,
Anayasa hukukçularının bir kısmı tarafından Anayasaya aykırı davrandıkları savıyla,sizin tek hakikat gördünüz o kararın hilafına görüş bildirmişlerdir.
Demekki sizi mutlu eden o karar,öyle tartışmasız bir karar değildir.
İkinci itirazım, Orduyla alakalı tespitinize,Ordu iç tehdidi gidermekle yükümlü değildir.Sadece durumdan vazife çıkartmıştır.Çünkü bu tehdit algılaması,son Balyoz resitali ile dahada komik duruma gelmiştir. Çünkü Silahlı bürokrasi Yasal olarak yürütmenin başına karşı sorumludur.
Nasıl sizi ciddiye almışım değilmi?Bir kez daha sizi kutlarım,vede o mesaj sahibini.
Yazan: ABİDİN UYAR Tarih: January 26, 2010 8:51 PM
Gene herkes takıntılarını bir güzel dökmüş ortaya. Benim bütün 'darbe' yanlıştır; 'yasa değişmelidir' söylemlerim güme gitmiş. İsterseniz son bir defa, taaa başından beri hiç değişmeden tekrarladığım şeyleri özetleyeyim; sonra kurun idam sehpamı!
1. Bir yargı kararı ile AKP hüküm giymiştir. (yargı manipüle edildi, yanlıştı v.s. bunlar ayrıntıdır; BİR YARGI KARARI VARDIR)
2. Şimdi ordunun da bir GÖREV TANIMI vardır: İç ve dış tehditlere karşı TC yi savunmak.
3. Bu görev tanımı içinde, ordunun, AKP'nin hüküm giyene kadar yaptığı laiklik karşıtı uygulamalarına karşı tavır alması görevi icabıdır. (Bu laiklik ve görev tanımı dar kafalıdır,eskidir, yanlıştır v.s. Bu önemli değildir. Önemli olan GÖREVİ İCABI olmasıdır.)
4. Şimdi ben ne diyorum? Siyasi iktidar yasayı değiştirmeli. Yani yasa ile askerin görev tanımını öyle değiştirmeli ki, asker her hareketi bir 'iç tehdit' olarak algılamasın. Ya da daha iyisi, 'iç tehdit' ten sorumlu olmasın, veya ne bileyim yalnızca 'dış tehdit'ten sorumlu olsun. Ama görev tanımı yapılsın.
Dediğim bu. Siz ne yapıyorsunuz? Askerin görevi icabı yaptığı hazırlıkları (asker iyi yapıyor; yanlış yapıyor önemli değil) sanki görevini kötüye kullanarak yapmış gibi aksettiriyorsunuz. Sizin yanlışınız bu.
Bir de ben gene baştan beri hep şunu tekrarlıyorum : Bu yasa değiştirme işi için iktidara yüklenin; askerin saygınlığını yıpratmayın. Gün olur orduya ihtiyacınız olur.
Yorumları bir bütün içinde takib etmeden, bir satırı çekip alırsanız, benim beyaz dediğimi kara yapıp çıkarsınız işin içinden, ki öyle de yapmışsınız.
Yazan: nilgün Tarih: January 26, 2010 10:16 PM
Nilgun Hanim:
"Siyasi iktidar mahkeme kararıyla 'laikliğe aykırı eylemlerin odağı' dır. Bu, rejime karşı mahkeme kararıyla sabitleşmiş bir 'iç tehdit' tir. Ordu ise 'iç tehdit'i gidermekle yükümlüdür. Gerisi ayrıntıdır."
dedi diye ona nicin icerliyorsunuz anliyamiyorum. Sonucta Nilgun Hanim sekularo-fascist anayasaya gore alinmis bir karar geregi ayni anayasaya dayali kuruluslara yukumluluklerini hatirlatiyor. Simdi ideal bir sekularo-fascist duzenbazlikta bu karara gore islem cekilmesi gerekirdi, ama nasilki Basbug'un dedigi gibi "demokrasilerde iktidarin secimlerle el degistirmesi idealdir" fakat bu boyle olmaz, zaman zaman darbe (bu kelimeyi agzima almaktan nefret ediyorum ama affiniza siginarak kullanmak zorundayim;-)) ile demokrasi surdurulerek sekularo-fascist devlet kurtarilirsa iste onun gibi Nilgun Hanim'in dedikleri de idealdir, zaman, zaman boyle hukum giymis siyasal iktidarlar da iktidarda kalabilir. Yeter ki sekularo-fascist devlet kurtarilmis olsun. Isterseniz siz buna "sivil darbe" (ah yine bu kelime) diyebilirsiniz.
Fakat bana sorarsaniz sekularo-fascizm iflas etmis bir duzenbazliktir, boyle darbelerle kurtarilabilecek hicbir degerli yani yoktur. Hayali ulus uzerine tepeden duzen indirmeye gayret gostermek yerine bu gercek olan SPEElerce tabandan saglanmalidir.
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
not: Mustafa Bey:
"Yorum yok, çünkü sanırım yoruma gerek yok." dediniz gokten yorum yagmaya basladi, ne hikmettir;-)
Yazan: Grand Sen~or Tarih: January 26, 2010 10:45 PM
-Cami bombalama
-Koç Müzesi'ni bombalama
-36 gazeteciyi tutuklayp 137 sinde3n yararlanma
-Yeni Hükümet Kurma. bakanlar valiler...
,Eroin kaçakçılığı
-Binlercxe fail (mechul olmayan) cinayet
-Valiler komutanlar. ..memurlara kadar her göreve tayinler
-Dindar addedilenlerin mallarına. bankalara el koyma........Burdan elde edeilecek rant ile subaylara evler yatırma.
210 bin bin kişiyi Şükrü Saraçoğlu Stadı ve Burhan Felek tesisdlerinde misafir etme...
-Türkiye'nin dış düşmanları ile işbirliği içersinde ekonomiyi çkerte
Kendi uçağını Yunalıya düşürtmeemez ise kendi düşürme........
Bütün bunlar seçişmden daja yeni çıkmış. hiç bir icrattı olmasmış bir Hükümeti düşürmek için! Koruma ve kollma?
ve 2 yıl çönce Washington'da dış ortak Sşiyonist Hudson'la kotarılan Dehşet Senayosuna "Kadil2deki terörist elebaşılarını Türkiyeye vermeyin Bu AKP ye yarar" koruma kollması
Ame neyi koruyup kolluyorsun Bayan Franekstein'ın aptal karısı eğer şeytanın ta kendisi değilse??
Ve 5000 sayfalık diğer Şeyatan planlar var önümüzde.
Bu bacıya göre bunlar Ordu'nun anaysal koruma kollama görevi imiş. "Hoşunuza gitmiyorsa Anayasa'yı değişltirin imiş. CHP'deki Ergenokon avukatları AYM 'ye gtürmeyecek ve AYM' deki haydutların gene hukkun ırzına geçp engellemeyeceğni garanti ediyormuş (muymuş)?
***************************
Artık şüpem kalmadı. Bu yaratık bak şu kadar adamın asabını bozdum. kan basınçlarını yüğkselltim. İçlerine korku sadım diye masturmasyoın yapan bir loser.
**********************
Niye bunu muhtap aldım diye şimdi kendimi tekmeliyorum.
***
Not: Lisanımı beğenmeyenler haksız sayılmazlar ama ben şeytanın insan kılığında tezahürüne karşı ılımlı olnlarınkinin daha büyük karakter zaafı olduğunu düşünürüm. Kötülüğe isyanın derecesi Islam'da imanın çlçüsü evrensel ahklakta da omurga turnusoludur.
*****************************
Etrafa verdiğm rahatsızlıktan özür. Bi daha olmaz (en az yarına kadar)
Ben de bilirim kendimi pahalıya satmayı ama vicdan vbırakmıyor ki.
Yazan: I. B. Ziyaretçi Tarih: January 26, 2010 11:35 PM
Umudu darbecileri desteklemek olan postal yalayıcıları, ülke toprağının o postallar altınca çiğnendiğinde şili gibi bir mezarlığa döneceğini bilmiyorlar mı? Ya da biliyorlar ama bunun olmasını içlerindeki kin sebebiyle ülkelerinde kendi gibi düşünmeyenlerin imhası için desteklenebilir bir simbiyotik yaşam olarak kabul mü ediyorlar...zaten oligarşide böyle bir simbiyotik ilişkinin sonucu ,ordu devlet ve bürokrasi içinde eklenmiş bir rantın vatan millet sakarya adına iç edilmesidir.Milletin devleti değil devletin milleti olmalıdır. Serfler hizmet etmeli efendiler yemelidir.. Bundan beslenen elbet halkın seçimine saygı gösteremez.Doğasına aykırıdır..
Abdi İpekçi cinayetinde neler olduğunu Can Dündar'ın Canlı Gaste'sinde militer savcı açıkladı..Hala mı inkar hala mı pişkinlik aymazlık ya da insana dair bir ar hissinin bulunmadığı bir durum sergileniyor...
Bu ehveni şeri seçerek savunabilecek bir zihniyet insan olamaz..buna alışacak ya da kabullenecek değiliz çünkü nedeni çok basit ''her şeyden önce insanız..'' simbiyotik - asalak bir yaşam formu değil...
Yazan: Lüzumsuzsa söndür... Tarih: January 26, 2010 11:43 PM
mustafa bey size yollanan bu mail aslında neden hala darbeleri aşamadığımızın cevabıdır.
bu zamanda yaşamamıza rağmen her gün yeni bir darbe planının ortaya çıkması maalesef hala darbelerle işlerin çözülebileceğine inanan insanların varlığına bağlıdır.
ne diyelim mevla tez zamanda hepimizi demoktatik şuurla hadiselere bakan insanlardan eylesin...
valla yoksa daha çok çekeriz gibime geliyor...
Yazan: Harabî Tarih: January 26, 2010 11:55 PM
"Siyasi iktidar mahkeme kararıyla 'laikliğe aykırı eylemlerin odağı' dır. Bu, rejime karşı mahkeme kararıyla sabitleşmiş bir 'iç tehdit' tir. Ordu ise 'iç tehdit'i gidermekle yükümlüdür. Gerisi ayrıntıdır."(Nilgün)
Balyoz belgeleri ve GKB açıklamasına göre "seminer" tarihi 05-07.mart.2003 "
AKP’nin kapatılması için Yalçınkaya ne zaman dava açtı 14 mart 2008
Kısaca ordu anayasa mahkemesi 30 temmuz 2008 de 'laikliğe aykırı eylemlerin odağı' dır diyerek AKP yi “iç tehdit” ilan etmeden önce “iç tehdit” olarak ilan etmiş.!
Ya tesadüf ya da plan hazırlayanların isabetli bir ÖNGÖRÜsü!
Ya da bu öngörülen büyük bir planın ince ince uzun bir zaman diliminde adım adım uygulamaya konulması.
Evet bu kesinlik demokrasi taraftarı olmayanların hazırlamış olduğu bu Balyoz planı,bir DARBE PLANIdır.
30 Temmuz 2008’den önce de AKP ye kapatılma davası açılmıştı.
23 ekim 2002 de yani bu Balyoz planından yaklaşık bir(1) sene önce.
Açan kim? 367 mimarı o zamanın Yargıtay Başsavcısı Kanadaoğlu!
Peki AKP ne zaman iktidar oldu?
3 Kasım 2002.AKP ye kapatma davası seçimden yaklaşık 1 ay önce açılmış!
Sebep?
“Kanadoğlu, genel başkanlık görev ve yetkilerinin Recep Tayyip Erdoğan tarafından kullanılmasının tedbiren önlenmesini de istedi.”
İddiası: “Yurttaşların devlete karşı güven duymaları ve kendi kişiliklerini korkusuzca geliştirebilmelerinin, ancak hukuk güvenliğinin sağlandığı bir hukuk devleti sistemi içinde olanaklı olduğu belirtilen iddianamede, Anayasa'nın 68. maddesinin siyasi partilerin eylemlerinin''Hukuk Devleti İlkelerine'' aykırı olamayacağını öngördüğü ifade edildi.”(Kanadoğlu)
Seçileli 1 ay olan henüz icraatı olmayan bir parti için ileri sürülen iddia bu!
Peki gerçek sebep neydi?
Erdoğan 8 Mart 2003 tarihinde Siirt’te yapılan seçimlerde milletvekili olarak meclise girdi.
Genel Kurmay başkanlığının kabul ettiği Plan semineri yani, hayali irtica,iç kargaşa kısaca “iç düşmana” karşı hazırlıklı olma senaryo çalışması ne zaman yapılmış pekii?
5-7 Mart 2003.
Peki meclise vekil olarak giren anaysa değişikliğine CHP neden evet dedi?
Bu “plan seminerinden” haberi var mıydı?3 gün sonra alaşağı edilecek bir başkana anayasal olarak başbakanlık yolunu açsanız ne olur ki!!
Bu plan için biz çabuk inanan ve unutan halkın kullandığı bir deyim var:
Minareyi çalan kılıfı da hazırlar.Yunanistan’la savaşmış!!Ordunun tüm gücünü,topunu tüfeğini askerini Irak meselesi yüzünden Güneydoğuya yığdığını ikrar et(bu akşam habertürk’te Çetin Doğan söyledi) sonra senaryoyu uzak ihtimal Yunanistan ve irtica üzerinden yap!
AKP’ye kapatma davasını açan savcı iddianamesine ne yazmış ve anayasa mahkemesi kararını hangi gerekçeye dayandırdığını açıklamıştı;
“demokratik ve laik cumhuriyet karşıtı eylemler”
Halkın tepesine çökmeyi planlamak “demokratik ve laik cumhuriyete karşı eylemlerden sayılmıyor mu?
T.C’nin Yargıtay Başsavcısı bu iddia ile bir dava açabilecek kadar HUKUKUN üstünlüğüne inanıyor olabilir mi?
Askere, sivil yargı yolu anayasa mahkemesince tamamen KAPATILMIŞken üstelik?
Askere sivil yargı yolunu açan değişikliğin “iptal” edilmesi için anayasa mahkemesine taşıyan da CHP değil miydi?
CHP, beklediği misafir için asker göreve diyerek çağrı yapıp, “darbeci askerleri” kurtaracak yolları açsın yeter!
Yazan: çuvaldız Tarih: January 27, 2010 12:17 AM
Abarttıklarımı düzetlme;
23 ekim 2002 de yani bu Balyoz planından yaklaşık bir(1) sene önce.
Açan kim? 367 mimarı o zamanın Yargıtay Başsavcısı Kanadaoğlu!
Peki AKP ne zaman iktidar oldu?
3 Kasım 2002.AKP ye kapatma davası seçimden yaklaşık 1 ay önce açılmış!
Düzeltilmiş hali
23 ekim 2002 de yani bu Balyoz planından sadece "beş(5)Ay" önce.
Açan kim? 367 mimarı o zamanın Yargıtay Başsavcısı Kanadaoğlu!
Peki AKP ne zaman iktidar oldu?
3 Kasım 2002.AKP ye kapatma davası seçimden "tam 11 gün önce" açılmış!
Yazan: Anonymous Tarih: January 27, 2010 1:04 AM
Kardeslerim!
su halinizin gercegine bir bakin; hepiniz birbirinden farkli gruplarin temsilcileri durumundasiniz. Hepiniz hayatinizi kendi grubunuzunla (hadi buna SPEE diyelim kolay olsun diye) paylasacaginiz yasalarla yonetilmek/yonetmek diliyorsunuz, mevcut anayasanin, ona uygun cikarilmis yasalarin, ona uygun sekilde orgutlenmis kuruluslarin bu dileginize cevap vermedigini gordunuz, goruyorsunuz, burada acikca dile getiriyorsunuz, fakat ne hikmetse hala bir Sihirbaz Magribi bekliyorsunuz; tek-tip yasalar cikaracak da hepinizi mutlu kilacak?!
Cok beklersiniz kardeslerim coook! bu beklemeler arasinda da sagdan, soldan, tepeden, alttan darbeler yiyerek nukleer dejenerasyona ugrar hep birlikte yok olur gidersiniz.
Ya da bu umutsuz beklemeden vaz gecip, kendi isinizi kendiniz gormek uzere yasama hakkiniza sahip cikip, sihirbazlarin isine son verir gercege dayanan, gercekten yana olan bir duzen gerceklestirirsiniz.
Derdinize derman olmayacak her derde deva tek-yasal duzene "hayir!" deyin. Yasama hakkiniza sahip cikin, kendi duzeninizi kendiniz kurun. Iste o zaman kimlik krizinden kurtulmus SPEEler olarak diger SPEElerle saglikli, ise yarar, insana yakisir iliskiler kurabilirsiniz. Su anda siz kimlik krizi icinde oldugunuzdan gruplar arasi boyle insani iliskiler kurmaktan cok uzaksiniz. Tek-yasal duzen de zaten buna imkan vermiyor ki sizi ALLAH! ALLAH! nidalariyla kendilerine askerlik ve vergi verme hakkinizi seve seve ifa edegelmenizi korusun, kullansin.
Hic mi akletmezsiniz?
Ya bu kadar olur ya;-)
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Yazan: Grand Sen~or Tarih: January 27, 2010 1:05 AM
Bakin su onemli kismi ilave etmeyi unutmusum:
Birakin bu sekularo-fascist kale'yi icten ele gecirme sevdalarini, bunun icin donmekten, anussim olmaktan vaz gecin, cunku kale'yi ele gecirdiginizi, artik kendi kimliginize kovustugunuzu sandiginiz anda tam bir sekularo-fascist olup cikacaksiniz.
Bu is sihirbazlikla olacak is degil, eger olsaydi Firavun'nun huzurunda Hz Musa'nin Asasi karsisinda sihirbazlar galib gelirdi;-)
Simdi tabii durum biraz daha degisik Firavun Hz Musadan gordu ya, o almis eline bir Asa ona yutturmaua calisiyor sizin coklu-gercekliginizi. Firavun'un bu Sihirli Asasi'na kanmayip, aldanmayip, gercege simsiki yapisirsaniz bu karsilasmadan siz galip cikarsiniz.
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Yazan: Grand Sen~or Tarih: January 27, 2010 3:11 AM
UMUT, iyi ki senin gibiler bu ülkenin umudu değil.
Sen neyi yemezsen yeme, görülen ve anlaşılan o ki bu yememezliğinle daha çok aç kalacaksın [midesel olsa neyse, zihinsel olarak]. 'Anti-İslam' damarın seni militarist yapmaya zorlamadı, sen zaten militaristtin-jakobendin, cahilce nefretin, tarafgirliğin ve at gözlüğün damarını depreştirdi ve bilinçaltının eğilimiyle özüne döndün. Sen kadrolaşmanın sadece dinci olanına karşısın, ama yıllardır kadrolaşmayı yapan, devleti çiftliği haline getiren militarist-jakoben zihniyete gıkı çıkamaz senin gibilerin. Senin ve senin gibilerin tutarlılığı işte bu kadar: "Kadrolaşma caizdir, elzemdir ta ki benden olanlar kadrolaşırsa". Senin gibiler bilmez ve anlayamaz ki dünyada totaliter devlet olmayan hiçbir ülkenin ordusunun siyasal ve felsefi bir duruşu (laik ve çağdaş duruş) gibi görevi ve konumu yoktur, olamaz da. Böyle bir saçmalığı zihin inkirazına uğramışlar, akılları jakobenizmle iğdiş edilmişler tahayyül edebilir ancak.
Ne güzel niyet okuyorsun ve senin gibi düşünmeyenlerin niyetlerinin bozuk olduğunu biliyorsun öyle. Akılları bile okuyorsun. Gerçekten sen bu dünya için fazlasın, sana yazık oluyor bu muhteşem ve doğa ötesel yetinle.. Bir "heroes" aktörüyle mi karşı karşıyayız ne?
Baklayı ağzından çıkardın ve "Sizin derdiniz ordudaki tüm laikliğe inanmış, ilerici subayları tasfiye edip yerine takunyalıları getirmek." dedin. Yahu lakikliğe inanmak da nedir? Laiklik bir inanç umdesi mi? Evet size göre öyle galiba. "Türkeye'de laiklik bir dindir, dinsizliğin dinidir" diyenlere neden böyle açık kartlar sunmanın aymazlığına düşersiniz hiç anlamam. Onları haklı çıkarmak hoşunuza mı gidiyor? Darbe planları yapanlar ilerici subaylar ama siyasal duruşu olmayan bir ordu sana göre 'takunyalıların' ordusu değil mi? O halde Alman Ve ingiliz ordusu takunyalılardan oluşmuş. Berlin sokaklarına çık, çıkamıyorsan bi tanıdığın varsa ona söyle o çıksın, sorsun bakalaım hiçbir siyasal söylemi olmayan, hiçbir felsefi jargonu savunmayan Alman ordusunun Genel Kurmay başkanını 10 Alman vatandaşından kaç kişi tanıyor, ismini biliyor? 10'da 2 oranını bulamazsınız. Alman ve İngiliz gazetelerini tarayın bakalım, Ordu-Genel Kurmay kelimelerini kullanarak ortalama kaç haber var.. Haber olsa bile bunların kaçı "askerlik" konusu dışında? Almanyada ve İngiliterede (çağdaş dedin ya onun için çağdaş (!!) dünyadan örnekleri gösteriyorum; K.Kore sana göre çağdaşsa onu bilemem tabi) Genel Kurmay basın brifingi, basın bilgilendirmesi gibi bir şey yapar mı bi araştır bakalım? En son ne zaman muhtıra verdi Alman ordusu? Acaba hangi ABD Genel Kurmay başkanı, paraların üstünde "in god we trust" yazıldığı için bir muhtıra vermeye kalktı sekülarizm ve laikliğin gücüyle? Yoksa gelmiş geçmiş hepsi gizli takunyalı mı bu dünyanın bir numaralı ordusu? Ne kadar ilginç. Darbe endişesi yok, felsefi duruşu yok, devlet rejimini koruma ve kollama derdi yok ama bir numaralı. Bir ordu da şimdiye kadar darbe güdüsüyle yaşadı, bazen bunu gerçekleştirdi de, her dem rejimi kollama görevini üstlendi, egemenliği kendi üstüne aldı ama yukardaki takunyalılardan aldılar her türlü stratejik-eğitimsel-lojistik desteği. Bi söyle de öğrenelim. Bu durumda, hiçbir söyleminde devlet rejimini savunmaktan bahsetmeyen, felsefi duruş sergilemeyen, darbe planları ile gününü gün etmeyen ve sadece askeri sistematiğiye meşgul olan İngiliz ve Alman ordusu takunyalılardan mı oluşmuş söylesene? Sen yememeye devam et umutsuz.
"Size inat zamanında Aydın Doğan’ı korumak zorunda kalmıştık. Şimdi gene size inat militerleri savunmak zorunda kalıyoruz ama bunu yapmak zorundayız."
Yap yap, çok işe yarıyor. Havanda su dövmek senin işinse kim karışabilir. Hem inat minat da değil, hiç sığınma böyle söylemlere. Köhnemiş düzenin sevdalıları tabi ki bu düzenin ağababalarını, düzen değişmeye, yenilenmeye, temizlenmeye giderken savunmaları normaldir. Güle oynaya herkezin kabulleneceği bir değişimden de hayır gelmez, siz bu çorbanın tuzu biberisiniz, sizin gibiler olmalı tabi ki, sen yemezsen yeme :)
"Var gücümle sizin gibi kara kalplilere karşı koyacağım."
Aman ne korktuk ne telaşlandık şimdi. Vah vah napsak, sinsek mi bi köşeye.. Senin kalbin ne kadar da temiz öyle :))
Yazan: KLM Tarih: January 27, 2010 12:07 PM
Nilgün Hanım'ın sözlerini fazla ciddiye almış ve fazla kızıp sövmüşsünüz gibi geliyor, değerli yorumcu birader ve bacılarımın bir kısmı. Hayır, bunu söyleyişim, hanımefendiye ve diğer zorbalık ve zorlama taraftarı Kemalistlere zerre kadar da olsa hak verdiğim için değil.
Ama üstüne bu denli giderek seviyeyi düşürmüş ve ahlâk ve nezaket seviyesi bakımından "İslâmî camia" veya "özgürlük ve eşitlik savunucuları" (artık kendimizi hangi gruptan sayıyorsak) adına yanlış bir adım atmış olmayalım lütfen.
Bir de şunu fark ettim ki o da beni rahatsız ediyor: İslâmî camia veya özgürlükçü kesim dışındakilere bu denli sert sözlerle çıkışan insanlar yarın öbür gün bu camiaların/kesimlerin kendi içindeki, ama görüşlerini çok beğenmedikleri insanlara da aynı şekilde çıkışma hakkını kendilerinde görme eğiliminde oluyorlar. İşte biz buna "hakikati savunma azmi" değil, "kibir" diyoruz.
Doğruyu yanlış şekilde savunmak yanlıştır, vesselam.
Yazan: Uğur Mustafa Dinç Tarih: January 27, 2010 11:20 PM
KLM arkadaş benim üzerimden orduya karşı nefretini kusmuş. Rahtlamışsındır umarım. Keşke yorum yazmadan önce benim yazımı
gerçekten okusaymışsın.
Ordu aleyhine yazdığın şeylerin çoğuna katılıyorum zaten. Militarizmi savunacak değilim. Ordunun gereğinden fazla gücü ve
etkinliği olduğunu da hep savunmuşumdur.
Ancak bu haklı hususları savunmak ordu düşmanlığını gerektirmediği gibi dinci yandaşlığını hiç gerektirmez.
Sizlerin niyetiniz tabii ki bozuk. Başkalarının kadrolaşmasını misal gösterip kendinizinkine kılıf hazırlamak iyi niyet işi
midir? Tüm akıllıca sandığın yorumunun içinde benim sorularıma hiç cevap verememiş olman senin de dikkatini çekti mi bilmem.
Mesela şunu aklen ve vicdanen diyebiliyor musun: AKP nin ya da genel olarak dincilerin amacı orduda kadrolaşmak v.s.
değildir. Tek dertleri darbecileri ayıklamaktır. Diyemiyorsun ve diyemezsin de. Benim yaptığım niyet okumak değil. Görünen
köy kılavuz istemez. Hoş desen de birşey değişmez ya neyse. Bazı saftirikler hala sizin demokrasi getireceğinize inanıyor ya
benim asıl sorunum onlarla. Gerçi böyle giderse herkesin gözü açılacak ama umarım geç kalınmış olmaz. Kadrolaşmayı bir yere
kadar herkes normal karşılar. Gerçi ben onu bile pek benimsemem ama hadi neyse. Sizin yaptığınız şey tam olarak kadrolaşmak
değil. Sizinki dincileşmek. Ben esasında buna karşıyım.
Yok efendim Almanya'da genel kurmay başkanını kimse tanımazmış. Norveç'de mi nerde başbakan bisikletle geziyormuş, senin
Tayyip gezer mi bisikletle.
Ya da o ülkelerde genel kurmay başkanı tanınmaz da başbakan bizdeki kadar tanınır mı sence... Tanınmaz.
Ya da anahaber bülteninin yarısı ağzından köpük saça saça ona buna bağıran bir başbakana yer veriyor mudur sence... Vermiyor.
Ya da o ülkelerde halk bu kadar politize mi sence... Değil çünkü buna mecbur değil.
Ya da o ülkelerde içki içen herkesin yan masadakine sataşma ihtimali vardır denip içki içilmesi yasaklanır mı sence...
Yasaklanmaz.
Ya da o ülkelerin herhangi bir kentinde dini kuralları yerine getirmeyene şiddet uygulamak normal karşılanır mı sence...
Karşılanmaz. Hadi bizde Ramazan ayında Erzuruma'a git de sokakta bir sigara iç bakayım.
Ya da o ülkelerde başbakana ters işler yapan bir işadamına milyarlarca euroluk vergi cezaları kesilir mi sence...Kesilmez.
O ülkenin başbakanı açlık sınırında yaşayan vatandaşına 3 ten az çocuk yapmayın diyor mudur sence... Demez.
Ya her şeyi bırak o ülkede senin gibilerin ne işi olsun. Avrupa benim gibilerden değil senin gibilerden dolayı bu ülkeyi
arasına almak istemiyor be insan evladı. Sen de tutmuş bana Avrupayı örnek gösteriyorsun.
Salman Rüşdi'ye katli vaciptir fetvası veren sen, Danimarkada mı nerde daha geçen gün o yönetmene saldıran sen,
İkiz kuleleri yıkan sen,
Dünyaya terör denen belayı saran, her kapalı mekana girerken, havaalanına girerken didik didik aranmamın sebebi sen,
Kadına 2. sınıf falan değil 5. sınıf muamele eden sen,
Din adına hareket ediyorum deyip Afganistan'ı dünyanın en büyük (hatta nereyse tek) uyuşturucu üretim merkezine çeviren gene
sen,
Bazı manyaklara eroini dayayıp yüzlerce insanın ortasında kendini patlatmasını sağlayan sen,
Kadınların araba kullanmasına bile izin vermeyen sen,
Şimdi de tutmuş bana caf caflı kelimelerle insanlık dersi mi veriyorsun?
Bir de şu kelime oyunlarınıza gıcık oluyorum. Yok laikliği savunan diyince laiklik din haline geliyormuş. Getiren salaksa ben
ne yapayım. Laikliğin kelime anlamını ve savunmanın kelme anlamını önce ayrı ayrı oku. Kavrayabilirsen sonra ardarda oku. Ne
demek istediğimi belki o zaman anlarsın.
Demokrasiyi savunan demokrasi dinine geçip din mi değiştirmiş oluyor. Siz çok demokratsınız ya. O zaman hepiniz dinsiz
oldunuz demektir. Tüh. Zamanında sizi yakından tanımamış olsam buna da yani demokrat olduğunuza da neredeyse inanacağım. Çok
bilen arkadaşım; Daha düne kadar senin ağababaların "Demos-Kratos denen şey aslında Demon-Kratos tur" diyorlardı yanımızda
yöremizde. Ama şimdi hepsi başımıza demokrasi havarisi kesildi. Erdoğan demiyor muydu "Demokrasi trendir istediğin zaman bin
istediğin zaman in". Ya her biriniz topaç misalisiniz ya da gözümüzün içine baka baka yalan söylüyorsunuz ki her iki durumda
da çekilmezsiniz.
Bir de benden korkup korkmama mevzusunda aslında anlatılacak çok güzel bir fıkra var da onu yazarsam yazım yayınlanmaz. Sadece şu kadarını söyleyeyim ki korkmalısın. Korkmalısın felan deyince gene yanlış anlarsın sen. Benim gibilerden senin gibilere fiziksel saldırı ihtimalinin çok düşük olduğunu sen de bilirsin. Şu anlamda korkmalısın: İpliğinizi ergeç pazara çıkaracağız.
Bu sitede çok yorum yazdım ama kabul ediyorum ki seviyesi en düşük olan bu oldu. Yanlış anlama; maksat sana yaklaşayım ki beni anla.
Kısacası siz demokrat felan değilsiniz. Siz iyiniyetli felan da değilsiniz. YEMEZLER!!!
Yazan: UMUT Tarih: January 28, 2010 1:39 AM
Taraf gazetesi muhtemel bir "dabbe 3" filmi senaryosunu da yayımlayabilir mi acaba?
Boğaz köprüsü "dabbe 2" de yanıyor, fragmanlardan izlediğim kadarı ile. Acaba "dabbe 3" te de mesela Taksim meydanına hidrojen bombası atılıyor mudur ki?
Bunu ancak Taraf gazetesi bilir.
Yazan: Arık Buğra Tarih: January 28, 2010 10:06 AM
Teşekkürler Uğur. Söylediklerin hepimiz için geçerli. Sen demiştin ya, eskiden daha saldırgandım diye..ben de öyleydim; şimdi yorumlarıma duygularımı katmamaya çalışıyorum. Demokrasiyi içimize sindirebilmek için herşeyden önce farklı fikirlere tahammül etmemiz gerek. Sanırım medeniyetin ölçüsü bu zaten - farklı fikirleri hoş görmek zorunda değiliz ama tahammül etmek zorundayız.
Yazan: Frkn Tarih: January 28, 2010 10:40 AM
UMUT, daha ilk cümlelerine paradoks ve tutarsızlıkla başlaman epey gülünç olmuş. Önce demişsin ki, “KLM arkadaş benim üzerimden orduya karşı nefretini kusmuş” sonra da “Ordu aleyhine yazdığın şeylerin çoğuna katılıyorum zaten.” yazmışsın. O halde nefretime [ki yok öyle bir şey], nefret kusmama ortaksın, o halde neden bunu dile getirirsin?
Şimdi ‘balık baştan kokar’ misali, yazına tutarsızlıkla “kokan” bir ifadeyle başladığın için, tüm yazının da tutarsızlıkla devam etmesine zaten şaşırmamak gerekir.
Beni yazdıklarını gerçekten (ne demekse) okumamakla itham etmeden önce, neyi nasıl yazdığının önce kendin farkına varmalısın.
“Militarizmi savunacak değilim” dedikten sonra, Sanırım parmakların sürçtü –- senin papağan gibi her zaman ‘kötü niyetli’ olduğumu iddia etmene rağmen, bak ne kadar iyi niyetliyim ki, bu sefer tutarsızlık demiyorum bu yaptığına sadece ‘parmakların sürçmüştür’ dedim-- ve hemen akabinde şöyle yazmışsın : ” Ordunun gereğinden fazla gücü ve etkinliği olduğunu da hep savunmuşumdur.” . Militarizmi savunMAman, ordunun gereğinden fazla gücü etkinliğini savunmaktan mı geçer? Dedim ya, kesin parmakların sürçmüştür, yoksa ardı ardına tutarsızlıklar sergilemeni neyle açıklayabiliriz ki?
“Ordu düşmanlığı=dinci yandaşlığı” denklemi ise senin kuruntun. Bu denklemi bozabilecek oldukça fazla done var, ama sen “donmuş” kanaatinle bu fark edemeyebilirsin tabi. ‘Ordu düşmanı’ kategorisinin objektif bir tanımı olmasa da, bu kategoriye sadece dinciler (bunun da bir tanımı yok, sadece kişisel hayaller ve keyfi tasavvurlar konuşur burada) dahil değildir. Onun için denkleminin her iki tarafındaki donelerin tanımlanması ve belirlenmesi, kişisel, subjektif verilere dayandığından GEÇERSİZdir ve tutarsızlığa mahkumdur.
Apriori (önsel) olarak edindiğin ve kalıplaştırdığın, gerçeği yansıtmasa da gerçek sandığın yukardaki illuzyonik denkleme imanın, beynini öyle işgal etmiş olmalı ki, darbecilerin ayıklanıp ordunun olması gerektiği (siyasal-felsefi-ideolojik pozisyonu olmayan sadece “askeri” alanda profesyonelleşen) pozisyona çekilmesi gerektiğini söyleyenleri, savunanları ve bunun için harekete geçenleri tümden “ordu düşmanı” ve dolayısıyla “dinci yandaşı” görmen senin açından oldukça “normal”.
Sorularına cevap vermediğinden dem vurmuşsun. Bir; öncelikle cevap almak için soru sormayı bilmek gerek. İki; bazen öyle cevaplar verilir ki, soru soran cevap olduğunu dahi fark edemez kendi dogmalarına karşı gelindiği için. Böyle demagojilerle geçiştirmeye çalışır, yaptığın gibi.
Şöyle bir cümle kurmuşsun: “AKP nin ya da genel olarak dincilerin amacı orduda kadrolaşmak v.s.değildir. Tek dertleri darbecileri ayıklamaktır. Diyemiyorsun ve diyemezsin de.”
Damarlarına sinmiş jakoben tutumunla tepeden inme biçimde, neyi deyip neyi diyemeyeceğime sen karar vereceksen, bana neyi ne hakla soruyorsun? Kendin sor, benim yerime sen cevapla. Senin zihinsel ataların bir zamanlar buna benzer biçimde şöyle yapmıştı: “Seçim yap, ama tek cevap –parti- olsun, sonra o partinin kazandığını ilan et”. Demek ki, başkalarının karar vermesini kendi üzerine almak huyu genetiksel…
“Bazı saftirikler hala sizin demokrasi getireceğinize inanıyor ya benim asıl sorunum onlarla.” demişsin. Siz dediğiniz kim? Beni tanımadan etmeden, bir kategori içinde değerlendirmen oldukça komik? Demokrasi hakkında olumlu-olumsuz görüşlerimi biliyor musun ki, böyle bir saçmalığı serdediyorsun.
Bundan sonra sürekli “siz” diyerek yaptığın tüm ithamlar aynı saçmalık yörüngesinde devam ediyor. Bir fıkra tadında gülerek okudum.
Neymiş, Bizim yaptığmız “dincileşmek”miş.. Hangi yaptığımız? Ne yapmışız? Beni de bu size dahil ettiğine göre, benim hayatımda neleri yaptığımı çok iyi biliyosun. Önündeki küreye hayran kaldım. Var mı başka tahmin ve tespitlerin, biraz daha gülmek isterim.
E tabi tutarsızlıklarla başlayan birinden, fikirlerinde alakasızlıklar sergilemesini beklememek ayrı bir “tutarsızlık” olur. Neymiş, Norveç başbakanı bisikletle dolaşırmış, hay sen çok yaşa emi.. Norveç başbakanının velev ki bisikletle dolaşması onun başbakanlık görevi ile çelişiyor mu? Herkesi tanıdığı, tanımak zorunda kaldığı, ekranlarda muhtıralarla, birfinglerle, ideolojik-felsefi duruşula tanıdığı, tehditleriyle tanımak zorunda kaldığı genel kurmay başkanları, askeriyenin görevi ile çelişmez mi? Sen bunlara cevap vereceğine, muhteşem alakasızlıklar kuruyorsun, tebrik etmek lazım.
Atgözlüğün yeniden devreye girmiş –devreye girmedeği anın var mı? Sanmam- ve sadece başbakanı “ağzından köpük saça saça bağıran” biri olarak görmüşsün. Baykal’ın sevimli, insani, şefkatli mi konuşuyor? Kanadoğlu’n, Eminalioğlu’n sakin, insanca, sevgi dolu, hoşgörülü mü cümleler ifade ediyorlar? Bahçeli’n oldukça tatlı dilli değil mi? Başbuğu’n tehditler savurmaz değil mi “sabrımız tükendi” dyerekten.. Evet evet, sadece başbakan ağzından köpükler saçar, bağırır sana göre bu ülkede… Sen bu atgözlüğünle ne desen boş, ne desen komedi.. :))
Bütün ciddi sosyologlar, uzmanlar 80 sonrası gençliğini apolitikleştiğini anlatan makale ve araştırmalarına rağmen, senin Türkiye halkı için politize demen de gerçeklerle uyuşmaz. Sen sanıyorsun ki, Türkiye’de herkesin politika tartışması bu ülkenin politize olduğunu gösterir. Daha politize olmanın ne olduğunu bilmeden, halkların politize olup olmaması konusunda ahkam kesiyorsun klavye başından.
Sonra öyle bir savrulmuşsun ki, konuyu yok içki yasaklarına yok ramazanda Erzurum’da sigara içememeye getirmişsin. Her türlü yasaklamaya ve zorbalığa karşıyım desem de sen inanmazsın, ama ben senin, bu sorgulamalarından yola çıkıp laikliğe sığınıp eğitim hakları sırf kıyafetlerinden dolayı ellerinden alınan kızlara uygulanan yasaklamaya da –iyi niyetimi takınıp- karşı olduğunu bilirim bilmesine de, neden bunu dile getirmediğini ve buna dokunamadığını hiç anlamam. Birkaç küçük kız çocuğu örtülerini takınıp tiyatral bir oyunundan rahatsız olup işi muhtıraya vardıran zihniyet, kız çocuklarını dansöz kıyafetiyle yarıştıran bir zihniyete neden ses çıkaramaz?
“başbakana ters işler yapan bir işadamına milyarlarca euroluk vergi cezaları kesilir mi sence.” demişsin. Ciddiye alınmaya değmez bu tip iddiaların ama Aydın Doğan babanı kastettiysen eğer, Doğan gazetelerinin Tayyip Erdoğan yanlısı olduğunu ifade eden Yalçın Küçük Hocanı iyice dinlemeni okumanı öneririm. Sen bu ülkenin kaynaklarını hortumlayan ve vergi kaçırdığı tüm kurumlarca (vergi dairesi, mahkemeler, maliye) ispatlanan birini dahi, sırf siyasal karşıtlığından ötürü Başbakanı eleştirmek adına savunuyorsan, dilediğnce savunama devam et. Dedim ya, ciddiye alınmaz. … ürür, kervan yürür.
“Avrupa benim gibilerden değil senin gibilerden dolayı bu ülkeyi arasına almak istemiyor be insan evladı. “ bak bak, vah vah… çok üzüldüm bizim yüzümüzden AB’ye alınmadığınıza… İnsan evladına bak hele, totaliter, jakoben, militarist senin gibiler çok uğraştılar zamanında Avrupa yolunda, sen siyasi liderlerin sürekli AB için adımlar attılar, reformalar gerçekleştirdiler ama talihsizliğinize bakın son yıllarda gelen dinciler (!) AB yolundan bizi alıkoyuyorlar.. Her neden içiyorsan gerçekten etkiliymiş.
Bak içtiğinin etkisiyle neler sayıklamışsın: “Neymiş Rüşdiye katli vacip fetvasını ben vermişim, Danimarkalı yönetmen ben saldırmışım, ikiz kuleleri ben yıkmışım, dünyaya terörü ben salmışım, hava alanlarına girerken aranmaya ben neden olmuşum, kadına 5. sınıf muameleyi ben ediyormuşum, Afganistan’ı uyuşturucu üretim merkezine çeviren yine benmişim,..”
Bu tip sayıklamaları okuyunca, yıllar önce ağır bunama nöbetleri geçiren yaşlı komşumun etrafındaki çocuklara “sen başbakan olacaksın”, “sen cumhurbaşkanı olacaksın”, “sen Kenan evrensin”, “sen Demirelsin”, “sen köyün muhtarı Ali ağasın”, “senin evinde aslan var” nevinden sayıklamalarını hatırladım, acıyla birlikte gülerdik, hey gidi.
Laikliğe inananlardan baseden sen, laiklik bir inanç umdesi mi diye soran ben, ama gelen cevaba, karşılığa bak: “Laikliğin kelime anlamını ve savunmanın kelme anlamını önce ayrı ayrı oku. Kavrayabilirsen sonra ardarda oku. Nedemek istediğimi belki o zaman anlarsın.”
Buyur buradan yak, alakaya maydonoz?
Benim anlama yetimi sınamadan önce, aynaya dön ve kendine bak.
Bir diğer yumurtlaman şöyle: “Demokrasiyi savunan demokrasi dinine geçip din mi değiştirmiş oluyor. Siz çok demokratsınız ya. O zaman hepiniz dinsiz oldunuz demektir.”
Ben demokrasiye inançtan bahsettim mi ki sen bunu geveliyorsun? Demokrasiye savunmak bir inanç mı? Sen laikliğe inançtan bahsettiğin için, laikliği inanç haline getirip, dinsizliğin dinine dönüştürdüğünden bahsettim, kapiş?
Son cümlelerinde fıkra anlatıcam demişsin, ama yayınlanmayacağı öngürüsüyle anlatmamışsın. Gerek yok, senin tüm yazdıkların ömrüm boynca okuduğum en güzel fıkralardan biri, umarım devam edersin, şu stresli günlerde keyif veriyor.
Yazan: KLM Tarih: January 28, 2010 1:59 PM
Sayın nilgun hanım;
Kemalizmin silahının bilim, fen, teknoloji, vs. olduğu fikrine katılıyorsunuz ve silaha sarılmalıdır fikrine katılıyorsunuz.
Siz şimdiye kadar bu silaha sarılan kaç Kemalist hareket gördünüz ülkede?
Fakat ben tanka, topa, tüfeğe dayanan çok Kemalist hareket gördüm.
Acaba Kemalizm'in laftaki silahı bilim, asıl silahı da tank, top, tüfek mi?
Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: January 30, 2010 4:51 PM
Mustafa Fatih Yüce: Ben şunu bilirim: Atatürk bize 'yurtta sulh cihanda sulh' dedi. Elimize de bilim silahını verdi. Sonra bilim silahı oy uğruna hurafe silahı ile yer değiştirince ordu bundan kendine vazife çıkardı. Evet, yurtta sulh cihanda sulh..Bundan iyi hedef olur mu?
Yazan: Frkn Tarih: January 31, 2010 2:47 AM
Nilgun Hanim sunu dedi:
"Mustafa Fatih Yüce: Ben şunu bilirim: Atatürk bize 'yurtta sulh cihanda sulh' dedi."
Ben de sunu bilirim : O zamandan bu yana ne yurtta ne de cihanda sulh gorulmedi, hayal aleminda yasamayi birakin, yeryuzune inin soyle bir etrafiniza bakin. Ha bu arada 3.CS icin acilan canaga uc-be$ kurus atmayi unutmayin, ama daha da bi fedakarlikta bulunmak isterseniz "ALLAH! ALLAH!" nidalariyla AfPak'a dogru hucuma gecebilirsiniz, talimatnamede oyle buyuruluyor, ya da di$inize gore bir hedef secmek isterseniz $amar Oglani GAZZE ne gune duruyor, tokatlayin durun;->>
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Yazan: Grand Sen~or Tarih: January 31, 2010 10:21 PM
Ata'dan bu yana 'yurtta sulh cihanda sulh' olmadı, doğru ama ne zaman oldu ki? Bu insanlığın gerçekleştirmeğe çalıştığı hedeftir yalnızca. Doğanın acımasız hayatta kalma mücadelesi içinde gerçekleştirmeğe çalıştığı bir hedef. Peygamber zamanında da, öncesinde ve sonrasında da,kavimler, farklı din mensupları birbirini yemiştir. Asr-ı saadet, muazzam bir kargaşanın sonradan zihinlerde törpülenmiş ve pozitif anlam yüklenmiş bir hayalidir yalnızca. Aslında yaşamın başında ve sonunda varolduğu sanılan 'cennet' de insanın bu özleminden doğmuştur. Cennet hiç varolmadı ve varolmayacak. Biz yalnızca 'doğamızın elverdiği ölçülerde' yurtta ve cihanda sulh içinde yaşayabiliriz. Bu hiçbir zaman mutlak olmayacaktır.
Yazan: frkn Tarih: February 1, 2010 11:16 AM
Nilgun Hanim,
dediniz ki:
"Cennet hiç varolmadı ve varolmayacak."
Siz bunlari nereden biliyorsunuz?
Size oyle vahyedildi de bizim haberimiz mi olmadi?
Yine dediniz ki:
"Doğanın acımasız hayatta kalma mücadelesi içinde gerçekleştirmeğe çalıştığı bir hedef."
Nereden cikti bu simdi?
"Doga "yurrt sulh, cihanda sulh" gerceklestirmeye calisiyor, ama nasil oluyorsa hic gerceklestirememis, ilerde gerceklestirebilecegi de supheli.
Doga'nin insafina kaldigi kadariyla "yurrta sulh, cihanda sulh" yasayabiliriz.
Sonucta Doga'nin dedigi dedik, caldigi duduktur."
Nilgun Ninecigim, anlatin "Doga"'nizdan masallar, siz anlattikca bana oyle geliyor ki siz Doga'ya tapanlardansiniz, hani bazilari Evren'e falan tapar ya, onun gibi bir $ey. Spinoza'dan bula$mi$ olmali, o da Doga'ya tapardi da. Ben $imdi size "Getirin Kitabinizi gorelim butun bu masallarin tumunu!" desem bahse girerim, bana "Alin! bakin Kitabimiz Doga'dir!, sayfalarini evirip, cevirip okuyun!, kucuk, buyuk hepsi orada yazilidir!" derdiniz.
Nilgun Hanim "yurtta sulh cihanda sulh" falan derken sabah oldu erken, ne hikmetse bu arada, en yok edici silahlarla mucehhez sotada Doga'yi tepelemeyi bekleyen sekularo-fascistleri es gectiniz?! Onlar da Doga'nin bir parcasi mi? Kendi kendini yiyip yok etmeye hazir kanserle$mi$ bir parcasi mi?
Nilgun Hanim, hayaller aleminden yeryuzune inin artik, elinize bir Mantik Kitabi gecirin "teori nedir, nasil kurulur, onunla neler yapilir, yapilamaz?" ogrenin Pozitivistler Atta'ya gitti, artik onlar derdinize derman olamaz, "kelin ilaci olsa once kendi ba$ina surerdi" misali;-))
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Yazan: Grand Sen~or Tarih: February 1, 2010 7:45 PM
Sizin Mantık Kitabınız: İlk canlı organizmayı yoktan kim var etti? Cevap: Tanrı
Tanrı'nın kanıtı bu oluyor ::))))))))
Ben de şu cevabı veriyorum: İlk canlı organizmayı yoktan kim var etti? Cevap: Uzaylılar
Şimdi siz bana niçin uzaylılar değil de Tanrı olduğunu ispat edin!
Yazan: Frkn Tarih: February 1, 2010 9:13 PM
Nilgun Hanim,
dediniz ki:
"Şimdi siz bana niçin uzaylılar değil de Tanrı olduğunu ispat edin!"
ispata ne gerek Nilgun Hanim siz "Uzaylilar"'i "Tanri" gibi kullaniyorsunuz, "doga"'ydi, "evren"'di derken "uzaylilar" oldu, bakalim daha neler olacak. Isterseniz "Manitu"'yu deneyin, ya da ""'nu. Ya da Hz Ibrahim gibi "Ay"'i, "yildizlar"'i "Gune$"'i deneyin. Ya da "Tesaduf"'u deneyin, en ele avuca sigmayani O'dur;->>
Siz birakin bu Geyik Muhabbetini, Mantik'tan "teori" nedir, "tarif" nedir ogrenmeye bakin, sizin icin daha saglikli olur. Ha bu arada "Tesaduf"'e takilirsaniz Probability Theory'ye de bir goz atin;->> Artik neye inandiginiza bir karar verin, yazi-tura atin, birseyler yapin, omur kisa. "din"'de dagittiniz sira "tanri"'ya mi geldi;->
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Yazan: Grand Sen~or Tarih: February 1, 2010 10:31 PM
Nilgun Hanim,
dediniz ki:
"Sizin Mantık Kitabınız: İlk canlı organizmayı yoktan kim var etti? Cevap: Tanrı
Tanrı'nın kanıtı bu oluyor ::))))))))"
bunlari bana niye sunuyorsunuz anliyamiyorum. Isterseniz bir Mantik Kitabi alin "kanit" bahsini soyle iyice okuyun.
Yine dereden tepeden soruyorsunuz:
"Bunların hepsi akıllı tasarım olsa; Tanrı bizimle oyun mu oynuyor? Bir hastalığı alt ediyoruz; yenisini karşımıza çıkarıyor. Böyle bir tasarım, üstelik iyi bir Tanrı'dan gelebilir mi?"
Siz bunlari ya Tanri'ya, ya da Tasarim Teorisyenlerine sorun, yada ATTA'ya giden Son Vapur'u kacirip geri kalmis Pozitivistlere sorun.
Bakin Nilgun Hanim benim size cok guzel iki tavsiyem olacak:
1. Bol, bol masal ve efsane kitaplari okuyun.
2. Teorilerle ilgili kitaplari okuyun.
Bu okumalar size Allah'in vahyedilmis Kitaplariyla eskilerin masallarini karistirmamaniza ve yine onlari teorilerle de karistirmamaniza yardim edecektir. Boylece pozitivizm marazinda kurtulmak icin ilk adimi atmi$ olacaksiniz, kendinizi turp gibi hissedeceksiniz;-))
Siz beni sakin Allah'in Yuce Kitaplarini teoriler manzumasi gorenlerle karistirmayin. Yine siz bendenizi Allah'in Ayetlerini faraziyelere dayandirarak, onlara gore dogrulamak(?!)/ispat-etmek(?!) isteyen hokkabazlarla da hic karistirmayin, yoksa darilirim;-(
Allah'in ayetleri bunlardan cok yucedir, O herseyi bilen Gercek Yoneticidir, Merhametlidir, Esirgeyen ve Bagi$layandir. Sonunda hepimiz O'na donduruluruz, O, bu Dunya'da yaptiklarimizdan, soylediklerimizden dolayi bizi Adil olarak yargilar, cezalandirir ya da mukafatlandirir, vaadinde haktir O.
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Yazan: Grand Sen~or Tarih: February 2, 2010 2:18 AM
ben bir UMUT bekliyorum günlerdir : ))
Yazan: KLM Tarih: February 4, 2010 3:59 PM
hala ergenlik döneminde olduğum için ve olgunluğa henüz erişemediğim için yazdıklarınız biraz kafamı bulandırıyor..bir yanda kemalistler/ordu yanlıları bir yanda dindar/hükümet yanlıları bulunuyor.iki taraftan da düşünmeye çalışıyorum.ben de dindarım ve hatta kapalıyım, ve sanıyorsam görüşleriniz doğrultusunda sizinle aynı fikirde olmadığımdan kemalist değilim.
Hayata neden geldiğimi ve ne yapmam gerektiğini düşünen bir insanım ve bunun içinde araştırmalar yapıyorum.
Neden kemalist değilim çünkü kemalistler analiz etmekten kaçınıp her olay karşısında atatürkün neredeyse bir asır önceki düşüncelerine sığınıyorlar.
Ordumuzu tabiki ben de seviyorum.yeri geliyor abimizi kardeşimizi askerlik çağında orduya gönderiyoruz.Onlara mehmetçik diyoruz.Ama kötülüklerin hat safhada olduğu şu ahir zamanda ordumuzun içine sızmış olan vatan millet düşmanı hainler neden olmasın.Önemli olan bunların üstünü kapatmak değil bunları ordumuzdan temizlemektir.
Taraf gazetesini balyoz senaryoları uydurup orduyu zayıflatmak ve ordunun güvenini sarsmakla suçlayıp duranlara şaşırıyorum doğrusu.
Yazan: sümeyye Tarih: February 7, 2010 7:45 PM
Sumeyye Hanim yazdi:
"hala ergenlik döneminde olduğum için ve olgunluğa henüz erişemediğim için yazdıklarınız biraz kafamı bulandırıyor"
Sumeyye Hanim siz burada yazilanlari fazla ciddiye almayin, burada her kafadan bir ses cikiyor, bunlari masal dinliyormus gibi dinleyebilirsiniz. Burada sizin icin onemli olan lisaninizi gelistirmek, kullandiginiz, kullanacaginiz kelimelerin kullanimlarini cok iyi ogrenmek, onlari yakindan tanimak icin gerekli bilgileri, yetenekleri, deneyimleri edinmek olmalidir. Iste ancak ondan sonra burada kullanilan kelimelerin nasil olupta boyle, boyle kullanildigini anlayip kafanizi kafanizi niye ve nasil bulandirdigini kavriyabilir, bu bulanikligin sizden mi yoksa baskalarindan mi kaynaklandigini saptayip ona gore bir lisani girisimde bulunabilirsiniz. Yani demek istedigim eger kafaniz bulaniyorsa sanmayin ki bunun yegane kaynagi sizin kullanageldiginiz lisandadir.
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Yazan: Grand Sen~or Tarih: February 10, 2010 7:39 PM
Yorumla ilgili:
Köy Enstitüleri'ni kapatan Menderes'tir evet; ama onu tümüyle işlevsiz hale getiren İnönü dönemidir. "Komünistlik yayılıyor" diyerek bu enstitüler içeriksiz hale getirilmiştir.
Köy Enstitüleri ve Halk Evleri'nin kapatılması Türkiye'nin dış siyasetteki rota değişiminin sonucudur. Çünkü bu kurumlar "Sovyetik" kurumlardır.
Peki halkın aydınlanmasına hizmet eder mi?
"Aydınlanma" zaten sorunlu bir kavram. Uzun uzun tartışılır. Ama halkın "Batı standartlarına erişmesi" meselesiyse derdimiz bu yapıların hiçbir işe yaramayacağını söylemek gerek.
Niye?
Kemalizm ne yazık ki Batılılaşmayı sadece bir tüketim modeli olarak gördü. Batılılığın tüketim ve kültür biçiminin belli bir üretim modelinin sonucu olduğunu göremedi.
DAHA DOĞRUSU; o üretim modeli benimsendiğinde bu modele bağlı olarak oluşacak yeni sosyo-ekonomik düzende kendi diktatoryasını muhafaza edemeyeceğini çok iyi anladı. Bu yüzden belki de sanayiyi teşvik etmeyi bir süre sonra askıya aldı, bu yüzden köylülüğü ve köylü kalmayı övdü.
Batılı yaşam; Batılıların dünyanın Batı'sında olduğu için oranın havasından suyundan kaptıkları bir şey değildir. Batılılık batı'da yetişen bir bitkiyi yeme sonucunda da oluşmaz.
Batılılık dediğimiz şey; sanayileşmiş bir toplumun ürettiği "şehir kültürüdür".
Eskisine göre daha olumlu, daha rasyonel, daha evrenseldir. Ancak eklemek gerekir ki sanayi toplumunun da belli sorunları vardır.
KEMALİZM; bunu görmek istemedi.
Bu yüzden köylünün kafasından fesi alıp yerine şapka koyunca modernleşilebileceğini zannetti.
Radyolarda türkü söylemeyi yasaklayıp zorla klasik müzik dinletince ilerlenebileceğini zannetti.
Yazan: Hasan Tarih: February 14, 2010 3:51 PM
van eski müftüsü ne güzelde söylemiş. helal
Yazan: mehmet Tarih: February 17, 2010 12:58 AM