« Yeni Bir ‘Siyasal İslam’a Doğru | Ana Sayfa | Kemalizm Artık Silah Bırakmalı »
January 24, 2010
Bir Eleştiri, Kapitalizm ve Tekel İşçileri
Vakit gazetesi yazarı Atilla Özdür, “Mustafa Akyol’a...” başlıklı yazısında, bana hitaben “Haberturk’teki Karşıt Görüş programında kapitalizmi savunan bir Müslüman profili sergileyişinizden oldukça üzülerek hüzünlendim” demiş.
Sayın Özdür’ün iyi niyetinden kuşkum yok, görüşlerine de saygı duyuyorum. Tek söylemem gereken “kapitalizm” kavramından muhtemelen çok farklı şeyler anladığımız. Belki “iktisadi liberalizm” desek, daha nötr, önyargıları kışkırtmayan bir kavram seçmiş olacağız. İktisadi liberalizmin onun alternatifi olan “devletçilik”ten neden daha iyi olduğunu ise çeşitli yazılarımda ele almaya çalıştım.
Sayın Özdür’ün yazısında atıfta bulunduğu, son haftalarda da çok gündeme gelen Tekel işçileri meselesinde ise şunu söyleyeyim: Bu işçilere karşı polisin uyguladığı şiddeti kınıyor, gösteride bulunma haklarını savunuyorum. Ancak talepleri için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Bu konuda Taraf gazetesinin ekonomi yazarı Süleyman Yaşar’ın 21 Ocak tarihli “Hükümete niye büyük tepki var” başlıklı yazısını herkese öneririm.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: January 24, 2010 12:20 AM




Kapitalizmden hoslanmayan yada tamamiyle yanlis bulanlar islam ulkelerinin halini biliyorlardir.Madem bir ulkenin gelismesine en cok etki eden sebep ekonomisi,zenginligiyse islam ulkelrininde zeninlesmenin sirf dua ederek olmayacagini tahmin ediyorlardir.Sanayilesmeden,ticaret olmadan,uretim olmadan ve disa acilmadan gelismislik ne kadar mantikli.Tabi kendilerinin de cozumleri varsa anlatsinlar,elestirmek cozum bulmaktan cok daha kolay.
Diger taraftan gercek olan birsey varsa millet olarak birbirimize giderek daha da yabancilasiyoruz.Belki tekel iscilerine dindar kesimin cok destegi yoktu ama bir basortusu meselesinde,kurt meselesinde yada filistinlilere yapilanlara baska kesimlerin destegi yoktu.Yani her kesim kendini ilgilendiren konulara tepki gosterip digerlerine cok tepki vermiyrlar.Eger tepki verilecekse dindarlara degilde,toplum olarak birbirimize neden tahammul edemeyip,birbirimize gosterdigimiz anlayissizliga tepki gostermeliyiz diye dusunuyorum.
not:Atilla Bey uzulecekse sizden once uzulmesi gereken cok kisi var...
Yazan: svm Tarih: January 24, 2010 1:22 AM
Tekel iscileri konusunda Mustafa hocama katiliyorum.
Bu konuda ben de bir seyler yazmistim dun:
http://harcialem.wordpress.com/2010/01/23/tekel-iscileri-ve-devlete-kapagi-atmak/
Yazan: Suat Tarih: January 24, 2010 7:10 AM
Vakit Gazetesi Atilla Özdür'ün üzüldüğü şeye bak,
Bir Müslüman "kapitalizmi"nasıl savunabilirmiş?
Bir müslüman marksizmi nasıl savuna bilirse bizzat marksın uydurduğu ve lanetlediği "kapitalizmide"farlı bir yorumla anlamlandırıp savunabilir.
Aslında bu beye sizin yazınızdan bilgilendiğim kadarıyla(yazısını bizzat okumadığımdan)şunu sormam lazım.O programı izlemişse, sizin savunuduğunuz kapitalizmin islamla ters düşen tarafı nedir?Siz,tedavüle sürülmüş olan ancak analatik bir sorgulamayla yerle bir olan ve kapitalizmin oluşmasından da önce var olan ilk cahiliye dönemde ve tüm insanlık tarihinde oluşmuş hangi"Vahşileşmiş"hak edilmeden oluşmuş,zora,ve zorbalığa dayalı,zenginliği onayladınız?Bu kadar basit bir ayrımdan,adaletten,yoksun olan müslüman birey,nasıl olurda "adalet "gibi bir kavramı kendine ilke edinmez ve bu tavrında ve tarzında "İMANİLİK"aramazda Marksın ütopyasında "İMANİLİK arar.
Kapitalizim vahşileşebilirmi?Eyvallah edebilir.Örnekler verilebilinirmi?Eyvallah tonlarca.
Peki anlatılmak istenen ne?Bir kavramın nihayi "bilgi objesi"olması imkansızdır.
Size biri çıkar islam şeratından inanılmaz "ZULÜM"çıkarır.Uygulamaları hatırlatır insanlık tarihinden.Ancak Ne Alemlerin Rabbının,ne de efendimizin bunda en ufak muradı yoktur.Kapitalizim tek,ve statik bir süreç değildir.Siz sanayi devrimiyle başlatırsınız,bir başkası donanmalarıyla korsanlık yaparak mala mülke zorla sahip olan korsanlara kadar indirebilir bu süreci.
Burdaki AHLAKİLİK tartılmalıdır.İşin İçinde AHLAKSIZLIK oldumu,başına "İSLAM"kavramını getirerekte yapabilirsiniz. Ancak bu sadece selektif tarih okumasıdır.Eğer bu metodu mutlak kabul ederseniz.
Sizin değerlerinize saldıranlara karşı hiçbir bahane uyduramazsınız.Yani kapitalizmi tek olumsuz örneklemelerle tanımladığınızda,TEKEL işçilerinin patronu olan "DEVLETİN"kapitalizminide lanetlemeniz gerekir.O zaman bireyin meşru talepleri doğrultusunda "BEN İŞ İSTİYORUM ARKADAŞ,BANA SÜREKLİ ZEKAT VEREREK,ZÜREKLİ KENDİ GELİRİNDEN BANA PAY AYIRARAK BENİM HİÇBİR SORUNUMU ÇÖZEMEZSİN,BENİM TÜKETİM TERCİHLERİM DEĞİŞTİ,MASRAFLARIM ARTTI,ÇÜNKÜ TARIM TOPLUMU ÇÖZÜLDÜ,ZATEN DEVLET AŞAMASIYLA TOPRAK ARZI ÇİZİLMİŞ SINIRLARLA,SABİTLEŞMİŞ TİR.HALBUKİ İNSAN NUFUSU MATEMATİKSEL ARTAR.15.Milyondan 80 Mİlyona geliyoruz.Ancak Toprak aynıdır.Üretim araçları içindeki Sermaye olgusunu bana anlat.Ya devlet kapitalizmi ya şahıs kapitalizmi olucak.
Aslında,
düngece ve bu günde tekrarını zevkle izlediğim,nöbetçi filazof adlı programda işlenen "ÇOK BİLMİŞ ÖZNE"adlı tartışma bu konuda bemim için ufuk açısıydı.
Gerçekten "BİLDİĞİMİZİ BİLMEMEKTEN bahisle,aslında bilmiyormuş gibi davrandığımız bir çok gerçeği bal gibi fıtraten biliyoruz.Ancak şablonik,ezber,statik,ve ideolojik kavramlara feda ettğimiz hayatımızın gerçeklerini inatla red edeyoruz.
Eminimki cep telofonsuz bir gün dahi yaşıyamazsanız,eminimki internetsiz,bilgisaraysız iş yeriniz bir gün çalışamaz.Eminimki hastanede yapılan tahlillere,o karmaşık ameliyatların yapıldığı aletlere,apartmanınızda en üst kata çıkmak için kullandığınız asansöre,bir birleriyle rekabete girdiği için araç filosunu zenginleştirip bilet fiyatlarını düşüren kapatitalistlere,bizim köyünün yakınına bir isveç firması gelecekmiş ve bizim çocuklarımızdan 400 kişiyi işe alıcakmış dedikten sonra, bir müslüman nasıl kapitalizmi savunabilir itirazı Allahın müberra dininin bize niçin sırt çevirdiğininde delilildir.
Kapitalizim mutfağımızda kullandığımız Bıcak gibidir.Cinayet aleti de olabilir,ekmekte kesebilirsiniz.Ancak birileri cinayet işledi diye elinizin tersiyle itemezsiniz.Sadece Devlet denilen "HİZMET TEŞKİLATLANMASINI"Çetelerden,cuntalardan,onlara destek veren bürokratlardan,ve onlardan güç kazanan vahşi kapitalistlerden(işte burdaki kapitalistin vahşi ve acımasız olduğu hepimizin kabulü,böyle bir ortamın vahşi kapitalizme hizmet edeceği hepimizin itirazsız onayladığımız bir gerçektir?)hukuk üreterek koruyabilirsek,o zaman nedemek istediğimizi daha rahat anlatabiliriz.
Yazan: ABİDİN UYAR Tarih: January 24, 2010 3:53 PM
Mustafa Hocam, az önce bu yazıya bir cevap yazdım, ama bir blog yazısı edecek kadar uzun olduğu için kendi bloğuma koydum.
Yorumumun altındaki ismimin üzerine tıklayarak, isterseniz, siz ve diğer okurlarınız bir bakabilirsiniz.
Saygılarımla,
Uğur Mustafa Dinç
Yazan: Uğur Mustafa Dinç Tarih: January 24, 2010 4:21 PM
Şu hikayeyi biliyorsunuzdur:
İyi ile kötünün yüzü
LEONARDO DA Vinci ‘Son Akşam Yemeği’ isimli resmini yapmayı düşündüğünde, büyük bir güçlükle karşılaştı...
‘İyi’yi İsa’nın bedeninde, ‘Kötü’yü de İsa’nın arkadaşı olan ve son akşam yemeğinde ona ihanet etmeye karar veren Yahuda’nın bedeninde tasvir etmek zorundaydı...
Resmi yarım bırakarak bu iki kişiye model olarak kullanabileceği birilerini aramaya başladı...
Bir gün bir koronun verdiği konser sırasında, korodakilerden birinin İsa tasvirine çok uyduğunu farketti.
Onu poz vermesi için atölyesine davet etti, sayısız taslak ve eskiz çizdi.
Aradan üç yıl geçti. ‘Son Akşam Yemeği’ neredeyse tamamlanmıştı, ancak Leonardo da Vinci henüz Yahuda için kullanacağı modeli bulamamıştı. Leonardo’nun çalıştığı kilisenin kardinali, resmi bir an önce bitirmesi için ressamı sıkıştırmaya başladı.
Günlerce aradıktan sonra Leonardo vaktinden önce yaşlanmış genç bir adam buldu. Paçavralar içindeki bu adam, sarhoşluktan kendinden geçmiş bir durumda, kaldırım kenarına yığılmıştı...
Leonardo yardımcılarına adamı güçlükle de olsa kiliseye taşımalarını söyledi; çünkü artık taslak çizecek zamanı kalmamıştı.
Kiliseye varınca yardımcılar adamı ayağa diktiler. Zavallı, başına gelenleri anlamamıştı. Leonardo adamın yüzünde görülen inançsızlığı, günahı resme geçiriyordu.
Leonardo işini bitirdiğinde, o zamana kadar sarhoşluğun etkisiden kurtulmuş olan adam gözlerini açtı ve bu harika duvar resmini gördü.
Şaşkınlık ve hüzün dolu bir sesle şöyle dedi:
“Ben bu resmi daha önce gördüm...”
“Ne zaman?” diye sordu Leonardo da Vinci. O da şaşırmıştı.
“Üç yıl önce” dedi adam... “Elimde avucumda olanı kaybetmeden önce. O sıralarda bir koroda şarkı söylüyordum, pek çok hayalim vardı, bir ressam beni İsa’nın yüzü için modellik yapmak üzere davet etmişti...”
Evet ‘İyi’ ile ‘Kötü’nün yüzü aynıdır. Herşey, insanın yoluna ne zaman çıktıklarına bağlıdır...
Kapitalizm gibi…
Sosyalizm gibi…
Ve diğer ..izmler gibi…
Ve yine bir “kavram” sıkıntısı…
Kapitalizm dendiğinde de herkes farklı bir şey anlıyor; herkes farklı değerlendirme yapıyor.
Doğrusu hangisi?
Artık eski kavramları unutup yeni bir kavram oluşturalım; Adaletizm…
Yazan: Birgül Tarih: January 24, 2010 4:33 PM
"Tekel iscileri cevreye uyum saglayamazlarsa 4c oluversinler canim, devlet mi onlara bakacak" tadinda Sosyal Darwinist yorumlara girisiveren "dindar" arkadaslarin yorumlari yine ezbere, yine en ufak "bilgi" icermiyor.
Eger konu hakkinda "bilgi" edinmeye niyeti olan varsa, su yaziyi oneririm: http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=17863288
Devletin malini bu "acgozlu" iscilere karsi canla basla savunan libertaryenler, devletin 292 milyona peskes cektigi tekelin birkac yil sonra 900 milyona baskasina satilmasi karsisinda giklarini cikartmislar mi acaba? Ah tabi pardon, onlar patron, onlara helal devletin mali. Bir tek calisana haram.
Yazan: Samet Tarih: January 24, 2010 6:11 PM
Birgül güzel demiş te, adaletizm de eşitlikten ziyade 'göreli' eşitliliği çağrıştıran çok eski bir kavram...Hani Aristo'nın köleliğe dayalı adaleti gibi...Hani müslüman erkeğin pek çok eş alıp onlara adil davranarak adaleti sağlaması gibi..Düpedüz 'doğruluk' terimini kullansak nasıl olur? 'izm' siz yani. Doğru insan olalım; tabiatımızın elverdiği ölçülerde olabildiğimizce 'doğru' olmaya çalışalım.
Yazan: nilgün Tarih: January 24, 2010 6:27 PM
Bakin ben bu Kapitalizm/Sosyalizm konusunda size kisaca sunu hatirlatayim. Bu gibi ekonomik sistemler yasal sistemlerin yan urunudur. Eger ortada tek-yasal bir duzenbazlik varsa boyle bir ortamda yasal rekabete (yasal cokluluga) yer birakilmadigindan ekonomi sisteminiz kapitalizm de olsa, sosyalizm de olsa baska bir ekonomik duzen de olsa sonucta tekele donusup kendi kendini yiyen bir canavar haline gelecektir. Tek-yasalcilikta "serbest rekabet"'ten soz etmek uc-kagitciliktir, komedidir. Gercek rekabet ortami olusturmak isteyen insan once yasalari tekellesmekten ali koymali, tekellestirmemelidir. Bu yasal cokluluk buraya gectigim Taslak Protokol'a benzer bir protokolun SPEEler tarafindan kabullenilmesiyle SPEEler tarafindan saglanabilir.
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Yazan: Grand Sen~or Tarih: January 24, 2010 8:02 PM
Süleyman Yaşar devlet doğru yapıyor demiş; belki bazı şeyleri doğru yapıyor ama ilke yok. Uygulamaları ile 'doğru' vatandaşı 'doğru' olduğuna pişman ediyor. Üç yıl önce çok yakından tanıdığım iki kişi aynı anda tekne aldı. Teknelerin her biri 130.000 Euro. Birisi yabancı bayraklı kaldı - hani o Delaware (dalavere! cinsinden) bir bayrak koydu direğine, hiç ithal vergisi ödemedi; diğeri kör-kütük Kemalistliğinden ötürü 50.000 Euro daha bastırarak ithal vergisi ödedi ve Türk bayrağı dikti teknesine. Geçtiğimiz aylarda ne oldu? Bir kararname ile tüm eski teknelere ücretsiz Türk bayrağına dönme izni çıkarıldı. 'Doğru' insanın 50.000 Euro'su uçtu gitti. Bunlar iki arkadaş; 'uyanık' olan Kayseri'li şimdi gülüyor 'doğru' olan İstanbullu'ya. Böyle hükümetten ne beklenir ki? Bunlar kara parayı da aklar; yandaşlarının yatları için izin de çıkarır. İlkesizler çünkü. Ama haklı gerekçeleri var tabii: Her zaman Rab'leri onlara yol gösterir: Ya Cleveland der; ya da Princess yachts!!!!
Yazan: nilgün Tarih: January 24, 2010 9:14 PM
Yine basladi bu cok-yasalci safsatasina. Lutfen basarili buldugunuz cok yasalci ulkelerin listeni paylasiniz, yoksa masallari birakin.
Yazan: emre Tarih: January 24, 2010 10:24 PM
Sayın,
Uğur Mustafa Dinç,yazınız ciddiye alınabilcek türden güzel bir yazı,lütfen devam edin,inşallah arzu ettiğiniz akademik kariyere ulaşırsınız.
Ve sürekli yazılarınızı bıkmadan,usanmadan bir yerlere yollayın,o kadar safsata türünden yazılar yayınlanıyorki,yorumlar dahi daha zevkle okunur durumda.Gençsiniz pes etmeyin.
Yazan: ABİDİN UYAR Tarih: January 24, 2010 11:34 PM
Emre dedi ki:
"Yine basladi bu cok-yasalci safsatasina. Lutfen basarili buldugunuz cok yasalci ulkelerin listeni paylasiniz, yoksa masallari birakin."
Emrecigim safsatayi birak SPEEsel duzeni gerceklestirecek olanlarin ilki olmaya bak, ne kadar da alismissin baskalarini taklid etmeye Kardesim. Bu konuyla ilgili olarak benzer uygulamalarla ilgili tarihten basarili ornekler verdim. Bu uygulamalar uygulandiklari zaman ve mekanlarin imkanlarina kiyasla cok basarili olmustur, onlara gore bugunku olaganustu imkanlarla gerceklestirilemiyecegi neden varsayalim?
Ama anliyorum yazilarim zulf-u yare dokunuyor olmali;-)
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Yazan: Grand Sen~or Tarih: January 25, 2010 12:29 AM
bu blogtan bakalım kaç tane yazar çıkacak?..:)
Yazan: deniz Tarih: January 25, 2010 2:15 AM
Bagisla, ornekler gozumden kacmis. Tekrar yazar misiniz?
Yazan: emre Tarih: January 25, 2010 5:14 PM
Abidin Uyar Bey, teşvikiniz ve teveccühünüz için teşekkür ederim. Ben de daha önce belirttiğim gibi yorumlarınızın okuyabildiğim kısmını beğenerek okuyorum. Selamet üzerinize olsun (bu cümle benim "es-selamu aleyküm" çevirim).
Deniz Hanım (Şule Deniz misiniz?), Mustafa Bey'in bloğu bazen yorumlardaki üsluplardan vs. şikayet etsem de fikrî açıdan verimli bir blog. Bilhassa Mustafa Bey'in kendi yazıları ve gereğinden fazla üzerlerinde durulup olumsuzluklardan ötürü moral bozulmadığında bizimkiler gibi okuyucu yorumları insana epey bilgi ve fikir verebiliyorlar.
Bu site daha önce başka bir popüler site doğurmuş. Sadece fikrî bakımdan değil, o bakımdan da, eskilerin tabiriyle son derece "velûd" bir site. Yalnız o sitenin meselelerinde bazı enteresanlıklar olmuş ve oldu, onlara değinmeden geçemeyeceğim.
Daha önce burada yorum yazan bazı arkadaşlar başarılı blog yazarları olup gayet popüler görünen bir site de açmışlar. Mustafa Bey bunun bizzat şahidi idi ve belki de kısmen içindeydi, çok sonradan okuduğum bazı eski yorumları ve yazılarından anladığım kadarıyla. Hâlâ da bazen o arkadaşların yorum bıraktıklarını görüyorum. Fakat daha sonra o sitede bazı tecrübeli ve bilgili ağabeylere eğrilikler yapıldığını öğrendim. Dahası kendim de o eğriliklerin aynısına uğradım ve çok fena kızdım; hâlâ da fena kızıyorum.
Gerçi kendisine o kadar empatide bulunduğum ağabey dahi beni daha sonra yanlış anlayıp o blogdaki arkadaşlar gibi kendisine karşı nüşûz ettiğimi, üstünlük tasladığımı düşündü ve bana fena çattı, kızdı. Ben de ona kızdım ve çattım (keşke onun sitesinden de vaktinde ayrılaydım da bunları yaşamak zorunda kalmayaydım diyecektim, ama böyle demek günah olduğu için demiyorum, kaderde varmış ve yaşandı, muhakkak ki Allah en doğrusunu takdir eder). Öylelikle onunla da aramız bozulduydu... :(
Böyle enteresanlıklar oldu yani buralarda. Galiba okumuşlar arasında böyle kıskançlıklar, kızmalar, yanlış anlamalar çok oluyor. Bizim üniversitedeki bölümde de bir arkadaş bazen beni resmen kıskanırdı ve iğneleyici sözler söylerdi. Bunu başka bir arkadaşıma açtığımda, ki "kıskanma" yorumunu zaten bu sonuncu arkadaşım bana yapmıştı, demişti ki ilk arkadaşım, kendisinin A getiremediği bazı derslerden ben A getirdiğim için bana böyle eğrilikler yapmış olmalıydı... O adam daha sonra geçen haziranda okulu bitirdi, ben hâlâ elde olmayan nedenlerden dolayı lisans eğitimimde sürünüyorum işte. Şimdi hiç kıskanmadığına eminim. :(
Yalnız şu da var ki bir kısmı bana rivayet olunmuş, bir kısmını da bizzat tecrübe ettiğim işbu "ahlâkî" eğrilikler yanında o sitenin siyasete ve dine bakış açısında da büyük eğrilikler buluyorum şahsen.
İşte, bu siteden daha önce çıkan "yazarlar"a dair bunları anlatasım geldi.
Saygılar, selametler,
Uğur Mustafa Dinç
Yazan: Uğur Mustafa Dinç Tarih: January 25, 2010 7:53 PM
Kötü misal misal teskil etmez dolayisi ile yapildigi iddia edilen herhangi bir yanlislik, insanin isine gelen veya lehine olan gene herhangi bir yanlisligi mesru kilmaz, nice arkadaslar var ki bu sacma mantikla Tekel iscilerinin durumuna akillari sira kiyas getiriyorlar, herhangi bir hata veya yanlisligin kiyasida hata ve yanlistir, anlayacaginiz egriden dogru cikmaz.
Tekelin satiminda yapildigi iddia edilen hata, beceriksizlik, yanlislik siz ne derseniz deyin, tekel iscilerinin mücadelesini hakli cikarmaz
Bende nice arkadaslar gibi Hükümetin hakli oldugunu biliyorum, zannederim Tekel iscileride buraya katilan birkac yorumcu arkadas gibi yanlis misaller ve acitasyon iksirinden nasiplerini almislar.
Eger birseyden yana olmak Fazilet ise buna en layik haktan ve haklidan yana olmaktir, bu temel prensip kalip ve kimliklerin ötesine gecmedikce suistimale maruz kalir dolayisiyle isci veya iscilerden yana olmak hakli olduklari taktirde serefli bir duyarlilik olur aksisi büyük hatadir.
Yazan: mahmut Tarih: January 26, 2010 7:14 AM