« Liberaller Allahsız mıdır? | Ana Sayfa | Ey PKK, Sahi Hiç Pişman Değil misin? »
October 26, 2009
PKK’yı Doğru Anlayalım Artık
[26 Ekim 2009 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Günlerdir Habur sınır kapısından “silah bırakmış” olarak Türkiye’ye giren PKK militanlarının görüntülerinin “kabul edilemez” olduğunu işitip duruyoruz.
Peki neye göre “kabul edilemez”?
“Bizim”, yani Türklerin “PKK algısı”na göre.
Bu algıya göre, PKK, gözlerini kan bürümüş bir katiller sürüsü. Sadece Türk askerlerini değil “Kürt bebeklerini” de öldüren, tüm bunları da “dış güçler”e uşaklık etmek için yapan insanlıktan çıkmış bir çete.
Ancak belli ki bu algı “Fırat’ın doğusunda” pek yaygın değil. Baksanıza, adamlar (ve kadınlar) sınırdan girerken neredeyse yüz bin kişi tarafından “sevgi seli” ile karşılandılar. Yol boyunca alkışlarla ve çiçeklerle desteklendiler. Diyarbakır’da ise en az yarım milyon Kürt, bizim “terörist” dediğimiz bu kişilerin dönüşü için şenlik düzenledi. Belli ki bu coşkulu kitleler, “gerilla” dedikleri bu adamları birer “kahraman” gibi görüyor, “Kürt bebeklerini” onların değil, başkalarının öldürdüğüne inanıyorlar.
Ortalama bir Türk’ün bu tabloya bakıp da isyan etmemesi, öfkelenmemesi ve hatta “tahrik” olmaması mümkün değil. Dolayısıyla, evet, “sürecin” devam etmesi için bu “şov” devam etmesin. DTP, bundan sonra gelebilecek kafileleri “sessiz sedasız” karşılamaya çalışsın. Hükümeti köşeye sıkıştırmasın, mecburen verdiği “devre arası”nı çok uzattırmasın. Bütün bunlar doğru.
İyi ama biz Türkler de karşımızdaki bu tabloya bakıp biraz düşünelim. Biraz ezber bozalım.
Bozulası ezberler
İlk anlamamız gereken, bize “son terörist imha edilinceye kadar mücadele" sözleri veren generallerimizin yanılmış olduğudur. Yüzbinlerce ateşli taraftarı bulunan, kurduğu siyasi partiyle iki milyonu aşkın oy toplayan bir hareketin militanlarını öldüre öldüre bitiremezsiniz. Nitekim bitmemiş durumdalar. Tabii ki adamlar silaha sarıldığı için işin “askeri” boyutu da vardır, ama meselenin özü siyasidir ve “siyasi çözüm” gerektirir. Bu siyasetin önünü 25 yıldır kesenler ve bugün de hala kesmeye çalışanlar (CHP, MHP, Ergenekoncular, vs.) memlekete büyük zarar vermiştir ve halen vermektedirler.
İkinci anlamamız gereken ise, bu “PKK sevdalısı” kitlenin “durduk yere” ortaya çıkmadığıdır. Birinci sebep, çağımızın yaygın bir virüsü olan ve nice ülkeye nice acılar yaşatan “etnik milliyetçilik”tir. “Ben ayrı bir halkım ve ille de kendime ait bir ülke isterim” duygusudur. Osmanlı’daki büyük etnik unsurların hemen hepsi buna kapılmış, bir Kürtler kalmıştı. Onlar da bu kanlı trene, biraz geç de olsa, yetiştiler. (Elbette hepsi değil, bir kısmı.)
Bu birinci sebebi daha da derinleştiren ikinci sebep ise, 1920’lerin ortasından bugüne dek Kürtlere yapılmış türlü zulüm ve haksızlıklardır. Tabii devletin demir yumruğundan bir tek onlar değil, devrine göre İslami kesim, solcular, liberaller ve hatta ülkücüler dahi (12 Eylül döneminde) nasiplerini almışlarsa da, en ağır, en sistemli, en onur kırıcı zulüm Kürtlere yapılmıştır. Bunu hâlâ görmemek için ya kör olmak, ya da “aman yüce devletimize toz konmasın” diye gerçekleri gizlemek lazım.
Bugün Türkiye’nin tek şansı, bir yandan sorunu “silahsızlandırmak”, yani PKK’yı tam da “Habur vak’ası”nda olduğu gibi dağdan indirmek, öte yandan da liberal demokrasinin gereğini yapıp Kürtlerin doğal haklarını teslim etmektir. Bu, umulur ki, etnik milliyetçiliğin ateşini düşürür, Kürtlerin Türkiye halkına entegre olmasını sağlar. Başka çıkar yol yoktur.
Dolayısıyla da hükümet doğru yolda, açılım doğru istikamettedir. Aman “devre arası”nı çok uzatmayalım ve “sil baştan” filan yapmayalım.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: October 26, 2009 2:55 PM




"Bu birinci sebebi daha da derinleştiren ikinci sebep ise, 1920’lerin ortasından bugüne dek Kürtlere yapılmış türlü zulüm ve haksızlıklardır. Tabii devletin demir yumruğundan bir tek onlar değil, devrine göre İslami kesim, solcular, liberaller ve hatta ülkücüler dahi (12 Eylül döneminde) nasiplerini almışlarsa da, en ağır, en sistemli, en onur kırıcı zulüm Kürtlere yapılmıştır. Bunu hâlâ görmemek için ya kör olmak, ya da “aman yüce devletimize toz konmasın” diye gerçekleri gizlemek lazım."
Bu tespitlere katılmam mümkün değil. Sayın yazar bu hususta neden böylesine atak onu da anlayamıyorum. "Kürtler, 20'lerden bugüne en ağır zulüm ve haksızlıklara uğramıştır" önermesi buram buram subjektiflik kokuyor.
"En ağır, en sistemli, en onur kırıcı zulüm Kürtlere yapılmış."
"Bizim, yani Türkler'in PKK algısı"
PKK algımızın nasıl olması gerektiğini de açıklamış aslında sayın yazar. "En onur kırıcı zulme Kürtler uğramıştır" sözü kimlerce söylenmiş olabilir daha önce acaba?
Anlaşılan "zulüm" algımızı da 'biz Türk'lerin', pardon 'Türkiye halklarının' yenilemesi gerekiyor.
Yazan: Kubilay Ant Tarih: October 26, 2009 4:31 PM
Birileri kanla mı besleniyor gerçekten?
Huzur, barış, diyalog ortamı birilerini rahatsız mı ediyor?
Kardeşin kardeşi boğazlamasından zevk mi alıyorlar?
Barışa uzanan elleri, nemalandıkları kan oluklarını kesen eller olarak mı görüyorlar;
Ya da kafalarına kazınmış yersiz korkuları mı hortlatıyor o eller?
Birileri, “barış istiyoruz” deyip barışa çomak sokarken;
Birileri, sırça köşklerde oturanların rahatsız olmasından korkuyor.
Birileri , barış ortamını kullanarak pirim yapmaya çalışırken;
Birileri, barışın vatana ihanet olduğunu söyleyip duruyor.
Ne demiş büyük şair, yazar, yönetmen, oyuncu, şarkıcı, manken vs. meziyetlere sahip olan sanatçımız;
“Hepimiz kardeşiz bu öfke ne diye?
Yaşamak dururken bu kavga ne diye?
Dağlar oy oy oy!"
Yazan: B.Y. Tarih: October 26, 2009 5:01 PM
Ne zulmü?
kürtlerin ağzında sakız olan şu cümlelerin Türkçe karşılığını adam akıllı kimse niye yazmıyor.
"BARIŞ İSTEMEK ve ZULME SON"
"İslam"i yönetime sahip arap ülkeleri kürtleri vatandaş olarak görmüyor, onu geçin insan olarak görmüyor. Kimsenin gıkı çıkmıyor. Kaldıki çıksa ne yazar. Adamlar son derece "haklı". Siz İranın pkk uzantısı yandaşlarını veya herhangi bölücü sempatizanına yeşil kart verdiğini, Meclise soktuğunu, Orduda yer verdiğini söyleyebilirmisiniz. Söyleyemezsiniz.
Böyle bir aptallığı yapacaklarına direk israile toprak verirler.
Sizin camianın bu kürt sevgisi nasıl olduda alevlendi. Bayram değil seyran değil. pkk olağan üstü bir başarımı sergiledi? Yoksa dtp mecliste diğer partileri mahcup edecek bir başarımı sağladı?
Neyse yukarı da yazdıklarımı boş verin ve şu yazdıklarımı dikkate alın. akp bitmiştir. Hatta söyleyebilirimki akp ve büyük başarısı ergenekon artık bizim için aynı kefede olan suçlular.
Ve şunuda unutmayın: İster mantıklı bir izah arayışına girilsin, ister şu veya bu akıl oyunlarına yapay gündemlerine kalkışılsın.
Anadolu İnsanı Şehitleri sızlatacak kadar basiretsiz ve biçare değil.akp gider alkp gelir olay bu kadar basit. akp'yi kolay lokma olmaktan alı koyduğu gibi?
Yazan: Turgay Tarih: October 26, 2009 6:14 PM
Pkk dogru anlayalim diyorsunuz,tamam kurtleri mantikli ve hakli sebeplerle anlayoruz ama pkk nasil anlayalim.yani zafer gosterilerini masumane sekilde algilayabilirmiyiz.
Ne sekilde algilanirsa algilansin sonucta teror orgutu ama diger taraftan bu ulkenin vatandaslari.yalniz isin diger kismiysa sevsekte sevmesekte sorunlarmizi halletmenin baska bir yolu yok,hersey birden bire hemen duzelmez.Belki daha cok olayli gunler yasanacak ama sonunda girecegine inaniyorum.
Buna karsin bu sorunu cozmemizde terazinin diger kefsinde DTP duruyor,DTP nin Turklerin ve sehit ailelerinin hasasiyetini anlamasi ve duyarli olmasi gerek.Tabi birde diger partilerin halki kiskirtmamasi gerek,onlarinda ne kadar sagduyuya sahip oldugu tartisilir...
Yazan: svm Tarih: October 26, 2009 9:37 PM
İyiki varsın Mustafa Akyol
Eğer sorun çözülmek isteniyorsa bu, gerçekler anlaşılmadan,inkar edilerek çözülemez.
Acaba yıllarca bize anlatılanların ne kadarı doğru ya da yüzde yüz gerçek bunların sorgulanması ve karşılıklı empatinin kurulması lazım
Lütfen birbirimizi anlamaya çalışalım
Yazan: srcn Tarih: October 26, 2009 10:39 PM
Bir kaç soruyu arka arkaya soralım,ve cavabını verelim,ancak önce MHP ve CHP nin çekim alanından kendimizi bir an için kurtaralım.
1-Devlet nedir?
Cevap;şiddet kullanma tekelini elinde bulunduran en üst hizmet teşkilatlanmasıdır.
2-Devlet bu şiddet yetkisini nasıl kullanır?
Cevap;Yasalarla,kendini sınırlandıran hukukla.
3-Devlet bu şiddet kullanma tekelini yasasız yaparsa ne olur?
cevap;terörist devlet olur,israil gibi,saddam hüseyin gibi Amerikanın bilhassa 11eylül saldırıları sonrası müslümanlara hukuksuz uyguladığı şiddet gibi.
4-Devletin bu şiddet kullanma tekelini bir gurup kullanırsa neolur?
Cevap;terörist olur.
5-Bu yetkiyi kullanan p.k.k teröristtir ya p.k.k ile mücadele adıyla milliyetçi bir gurup kullanırsa?
Cevap-Devletin anayasa ile tarif edilen silah kullanma yetkisi verilenler dışında silahlı mücadele veren tüm sivillerden oluşan ve elinden yetkisi alınmış olan tüm eski silahlı
bürokratlar teröristtir.
7-içimizden 200 kişi komünüzim le savaşıyorum ,irtica ile savaşıyorum bu yüzden siahlı bir gurup kurduk,adam öldürdük,adam kaçırıp işkence yaptık ancak bizim maksadımız
p.k.k.dan farklı dır dese neolur?
Cevap;normal bir demokratik hukuk devletinde teröristtir(bizim ülkemiz istisna)
8-Peki devlete silah çeken diye bir ezber var bu silah çekmenin hangi türü af kapsamına alınmaz?
Cevap;Uyuşturucu kaçakçılarının polisle girdiği çatışma sonucu bir askeri veya bir polisi şehit etmesi ile Bir p.k.lının Bir asker ile bir polisi şehit etmesi aynı düzeydedir,ancak bizlerin hafızasına kazınan suçun affedilmezliğ
ve teröristlik ideolojisiyle alakalıdır.
9-Peki bütün dünyada böylemidir?
Cevap;daha bugün gerilla olarak dağda silahlı mücadedele veren birinin ülkesinde önemli bir göreve getirildiği haberi gündemdeydi.
10-Peki bu tip kronik sorunlar nasıl çözülür?
Cevap;Hiç birşey bilmiyorsanız MHP ve CHP nin dediklerinin tam tersini yapın milli çıkarlarımızı zirveye taşırsınız,Soyut devlet aklını siyasal akılla buluşturup rövanşist duyguları öteliyerek,Bu işin mahduru olan şehit annelerini ikna ederek,hukuk üreterek,halkı bilgilendirerek,ancak
Unutmamamız gereken en büyük gerçek,savaş istiyenlerin barışı istiyenlere göre daha avantajlı olduğudur,AKP kesin oy kaybedecek MHP ve CHP kazanacaktır ancak bu tarih yazıldığında Devlet Bahçeli ile Deniz baykalın nasıl anılacağı Recep Tayyip Erdoğanın nasıl anılıcağı bunu bizden sonraki nesiller görecektir.
Örnek ALİYE İZZET BEGOVİÇ
Yazan: ABİDİN UYAR Tarih: October 26, 2009 11:38 PM
PKK'yı biz (halkarın kardeşliğinden ve barıştan yana olanlar) doğru anlayıp anlatamazsak başkaları anlatacak. TürkSolu ve İP gibi neo-faşist gruplar bazı gerçeklerden (pkk'nın halk tabanı) yola çıkarak, kürt düşmanlığını kışkırtıyor. Gerçekleri göremeyerek/gösteremeyerek sadece neo-faşistlerin manevra alanını genişletmiş oluruz.
Yazan: enternasyonal Tarih: October 27, 2009 3:16 AM
Sizler emperyalizmin uşağı olmaya devam edin.. Devrim arabasını ürettirmeyen sizler,milli üretimi istmeyen izşer.. Allaha yemin olsun beyniniz işgal altında
Yazan: Mustafa Sarı Tarih: October 27, 2009 12:16 PM
Mustafa Sarı Rumuzlu yorumcuya;
"Allaha yemin olsunki" diye başladığın ve iftira ile bitirdiğin tespitin için bu günden itibaren kefaret orucu tutmaya başlasan iyi edersin,bu yeminin kasıtlı olduğu için Allahın Yeminle alakalı emrinide eyip bükemezsin.
Şimdi Gelelim Erbakanizim ideolojisinin
sizlerin beyinlerinizi nasıl işgal ettiğine,
Onlarca binlerce örnekle Allahın yetkisine
nasıl müdahil olduğunu bilmekteyiz,Alemlerin Rabbi Allaha olan tasarrufu nasıl kullandığı sizlere böyle bir yemini ettirecek kadar beyinlerinizi işgal ettiğide ortadadır.
Erbakanın Cehenneme yolladığı ve kendisini desteklemiyenlerin(ki onlarca binlerce islam uleması bunun içinde)patates dininden olduğu
AKP ye oy verenlerin cehennem vizesi aldığı içtihatlarıyla sizlerin beyinlerini nasıl sömürgeleştirdiği ve asıl itikadi emperyalizmin nasıl aktörleri olduğunuz tescillidir.
Şimdi eğer aklını özgürleştirirsen ve Erbakan rivayeti olarak öğrenilmiş/öğretilmiş cehaletten kurtulmak istersen,
DEVRİM ARABALARININ Hikayesini ve tarihini ve bu arabaların imalatı için ilk emri kimin verdiğini biraz araştır,konforun bozulacağı endişesiyle araştırmassan sana Hakan ALBAYRAKIN
yeni şafaktaki 15/ekim/2008 çarşamba tarihli makalesinin kopyasını vereyim.Bu yazı aynı zamanda belgedir.
Yazan: ABİDİN UYAR Tarih: October 27, 2009 3:36 PM
DTP şowundan sonra Türklerin ayaklanmasını anlayamadım.bende bir Türküm we çewremde ağızlarından salyalar saçarak "kahrolsun PKK" diye bağıran çok yakınım war.
insanlar sloğanlara we kendilerine anlatılanlarla öyle bir hal almışlar ki sanki ğözleri kararmış.insanlar o pkk'lıların silahını bırakarak baba ocağına döndüğünü ğörmezden ğeliyor we prowakatif sözleri kendine baz alarak ğaleyana ğeliyor.ben bütün bu yaşanılanları tebessümle seyrediyorum.
adam silah sıksa bağırıyorlar,dağdan inse yine bağırıyorlar.dediğiniz ğibi orada toplanan binlerce insanı ğörmezden ğeliyorlar.bu toplumsal akıl tututlması ğibi bir şey.sanki birbirimize tahammül ğösteremiyoruz.yada patlamak için bahane arıyormuşta,dtp şowunu bahane yapmış ğibi bir şey.
AKP doğru yoldadır.süreç dewam etmeli.dağdan dönüşler dewam ettiği sürece,açılımda yol alınacaktır.birçokları Türkiye'nin nasıl bir tehlikeli yoldan sağ salim ğeçtiğinin farkında değil.
sabit fikirli olmak iyi bir şey değildir.hiç kimsenin fikri mutlak doğru değildir. "Türkiye'nin ğeleceği" ortak paydasında atılacak en doğru adımlar bütün fikirlerin birleştiği, harmanlandığı ortak akılla atılacaktır.
Yazan: Bigalıoğlu Tarih: October 27, 2009 7:06 PM
Alija Izzetbegoviç'in "kötü bir barışı iyi bir adalete tercih ederim" (Aklımda kalan) dediiğni burada mı okumuştum emin değilim.
Ben PKK'nın oluşumunu8n çaresizliğn tabii sonucu olduğu argumanını hiç kabul etmemniştim.
Ama gün bunları konuşma günü değil.
Burada da PKK'nın gerçekte ne olduğu sebep mi sonuç mu olduğu artık fazla manalı değil.
"Bu gün yeni şeyler söylemek lazım cancaazım".
Bu gün "her doğru her yerde söylenmez" öğütünü kılavuz edinmeliyiz.
Fikrin sorumluluğuna mürdrik olrak deşarj olmamızı sağlayan ifadelerin yaratacağı tahribi hesaplayarak konuşmalıyız.
Mustafa Bey'i bu sorumluluk duygusu ile hareket ettiği için kutlarım.
"Dönüş kutlamalarındaki aşırılığa" tepkileri anlıyorum. Ama daha ferset, basiret sahibi insanlar bunlar yerine büyük resme odaklanmalı. O aşırılıkları şımarık çocukların aşırılıkları muamelesi yapıp gözümüzü topa dikmeliyiz.
(Bu bazılarının "zafer havası", Ahmet Türk'ün "barış kutlaması" dediği dönüş şovu üzerine "kabul edilmesi imkansız" diyen İlker Başbuğ "Ak Parti ve Gülen Hareketi'ni bitirme planı" nı "kabul edilebilir" buluyor)
40 bin insan ve yüz milyarlarca kaynak kaybını sineye çekebilen toplum eminim ki iç savaş çığırtkanlarının tahriklerine kapılmayacak ve dünyaya örnek bir sorun çözüm modeli sunacaktır.
Neden olmasın? Dün imkansız denilen pek çok ideallerin bu gün ulaşılabilir olduğunu gördük son yıllrda Allah'a şükür.
Kendimizi bu yenilmişlik, kuşatılmışlık psikolojisinden kurtaralım, yeter ki. Barış "zero sum game " değildir zira.
Yazan: I.B. Ziyaretçi Tarih: October 28, 2009 12:41 AM
Mustafa Hocam,
Bekir L. Yıldırım (İ. B. Ziyaretçi) hocama ve size tamamen katılıyorum. Yazdığınız doğrular için Allah sizlerden razı olsun.
Yazan: Mustafa Râvî Tarih: October 28, 2009 10:55 AM
bi açıkça PKK yı savunmadığınız kalmıştı onuda yaptınız bravo!
Yazan: muratS Tarih: November 13, 2009 6:37 PM