« PKK’yı Doğru Anlayalım Artık | Ana Sayfa | TSK’nın ‘İçyüzüne’ Dair Bir Hatıra »
October 28, 2009
Ey PKK, Sahi Hiç Pişman Değil misin?
[28 Ekim 2009 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Silah bırakarak Habur’dan Türkiye’ye giren PKK militanlarının ağzından çıkan en çarpıcı laf, “pişman değiliz” beyanıydı. Son günlerde bazı “solcu” kalem sahipleri de bu söze sahip çıktı, “tabii, haklı adamlar, niye pişman olsunlar ki” mealinde şeyler demeye başladı.
Allah, Allah… Ortada pişmanlık duymayı gerektiren bir şeyler yok mu gerçekten?
PKK üyelerine soralım:
- 1970’lerin sonundan bugüne dek, sadece askeri hedeflere değil, sivillere de saldırmadınız mı?
- İdeolojinizi reddeden, sizle işbirliğine yanaşmayan nice Kürd’ü “hain” ilan edip yok etmediniz mi? Bunların bazılarının köylerini basıp, çoluk-çocuk demeden katliamdan geçirmediniz mi?
- Güneydoğu’ya zorunlu göreve giden öğretmenleri vurmadınız mı? İstanbul’da, turistik kentlerde, hatta Diyarbakır ortasında bombalar patlatıp hiç bir suçu olmayan sivilleri paramparça etmediniz mi?
- Türk devletine karşı “gerilla savaşı” yürüttünüz. Tamam. Ama öldürdüğünüz altı bini aşkın asker ve polisin birer “güvenlik görevlisi”nden öte birer “insan” olduğunu, arkalarında sönmüş ocaklar, kararmış hayatlar bıraktıklarını görmüyor musunuz?
- Kürt sorunundan ne haberdar ne de mesûl olan, ama 17-18 yaşında cepheye sürülüp sizin kurşunlarınızla can veren erler için, “iyi oldu, hak ettiler” diyebiliyor musunuz? Geride bıraktıkları gözü yaşlı annelerin, eşlerin ve çocukların yüzüne bakıp, “anadilde eğitim reformu gecikti, biz de kalktık sizin oğlunuzu, kocanızı, babanızı öldürdük” diyebilir misiniz?
Bizim ülkede “devlet fetişizmi” olduğu için, bizimkiler size hep “devlete nasıl isyan edersiniz ulan!” diye köpürüyor. Oysa mesele bu değil. Bir devlet zalimse, ona karşı koyulur, anlarım. (Aslında en erdemli yöntem, Gandhi’nin yaptığı gibi “sivil” yani silahsız olanıdır, ama neyse, geçtik ondan.)
Mesele, yürüttüğünüz “silahlı isyan”ın bu ülkenin yüzbinlerce insanına yaşattığı acılardır.
Davanızda haklı olduğunuza inanmaya devam edebilirsiniz. İnanmasaydınız zaten bu kadar sene sarp dağlarda ölüm tehdidi altında çileli bir hayat sürmezdiniz. Ancak, haklı olduğunu düşündüğünüz bu davanın, Türkiye’nin çoğunluğu için ne kadar büyük bir kabus olduğunu görmeniz, bu acıları biraz anlamaya, biraz empati kurmaya çalışmanız lazım.
“Provoke etmeyin” derken kast edilen bu… “Adam gibi gelsinler” derken istenen bu…
Zaten eğer Kürt sorunu çözülecek ve ülkeye gerçekten barış gelecekse, bu, başka her şeyden önce taraflar arasında insani bir dil kurulmasıyla mümkün olacak.
“Türk tarafı”nın, onyıllar boyunca bir taraftan inkar ve asimilasyonla ezilen, öte yandan “kuyruklu Kürtler” diye aşağılanan insanların trajedisini anlaması; atılan dipçiklerin, yakılan köylerin, yapılan işkencelerin acısını paylaşması gerekiyor.
“Kürt tarafı”nın ise PKK’nın bu toplum üzerinde estirdiği terörün bedelini görmesi, açılan derin yaraları daha da fazla kanatmak yerine sarmaya çalışması şart.
Bilin ki eğer bu “empati”yi yaratamaz isek, “açılım”ı berhava etmekle kalmayacak, karşılıklı “nefret” üretmeye devam edeceğiz.
Ve bu işin sonu hiç iyi olmayacak.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: October 28, 2009 2:56 AM




Bu tespitlere da katılamıyorum.
Kürt tarafının görmesi gerekenler bir yanda Türk tarafının görmesi gerekenler bir yanda.
Zaten sorun sayın yazarca bir kesimin istediği gibi ele alınmış durumda.
"Kürtler zulme uğradı". "Onursuz muamelelere maruz bırakıldı". "Aşağılandı"
"Türklerin askerleri, polisleri öldü. Nice ocaklar yakıldı"
sonuç: "Artık bu işi bir çözelim."
Bu argümanlar yakın toplumsal tarihimizi analiz etmede çok yetersiz. Soruna -bunu söylediğim için üzgünüm- terör örgütü fikriyatı ile bakıldığını çağrıştırıyor.
"Kürtler bu ülkede en ağır zulüm ve haksızlıklara uğramıştır, en onur kırıcı muamelelere maruz bırakılmıştır" argümanı hem yanlıştır, hem ideolojiktir, hem de maksatlıdır. Belki sayın yazar bu argümanı ideolojik olarak benimsemiyor. Yansız kalarak değerlendirmeler yaptığını düşünüyor. Yanılıyor...
Yazan: Kubilay Ant Tarih: October 28, 2009 11:02 AM
Milliyetçiliğin gözü kördür ...tıpkı vecdi gönülün ermenileri tehcir(soykırım?) ve rum mübadelesi olmasaydı bugünkü ulus devlet olmazdık demesi ve ardından mümtaz soysalın eğer kürtler türklüğü kabul etmezlerse kuzey ırak taki türkmenlerle mübadele edilerek kesin çözümün sağlanabileceği önerisi gibi...vecdi gönül ve mümtaz soysal hiç pişman gözüküyor mu peki?????
Yazan: ahmet taylan Tarih: October 28, 2009 11:13 AM
Mustafa Hocam,
"Geride bıraktıkları gözü yaşlı annelerin, eşlerin ve çocukların yüzüne bakıp, “anadilde eğitim reformu gecikti, biz de kalktık sizin oğlunuzu, kocanızı, babanızı öldürdük” diyebilir misiniz?"
Çok doğru... Aynı adamlar, PKK'lı/DTP'li veya PKK'yı haklı gören solcular şu durumda ne yaparlardı, ne söylerlerdi biliyoruz: Benzer bir şeyi dindar Müslümanlar yapsa, kamusal alandan İslam'ın kapı dışarı edilmesi ve başörtüsünün yasaklanması, binlerce Müslüman kadına böylece büyük bir zulüm edilmesi, hatta daha da geri gidersek geleneksel Türk ve Müslüman kıyafetlerinin yasaklanması karşısında PKK benzeri bir "gerilla" örgütü kursaydı Müslümanlar... O vakit Müslümanların ve İslam'ın bir tarafından girip öbür tarafından çıkarlar, söylemedikleri kötü ve aşağılayıcı söz bırakmazlardı, zerre kadar sempati göstermezlerdi.
Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu, değil mi? Bu ne çifte standart, bu ne ahlâkî çelişki ve bu ne yalancılık, bu ne vicdan ayaklarına yatıp da vicdansızlığın dik âlâsını yapmak?
İşte böyle, zaten bu adamların vicdan ayaklarına ben hiç inanmadım, inanamadım. "Hayatta en haklı kişi, güçlü olandır; hak, adalet, iyilik, merhamet gibi kavramlar evrimsel doğanın maddesel gerçekliğinde yoktur, bunlar insanların zayıflıklarından kaynaklanan yanılgılarıdır, işçi sınıfı da haklı olduğu gibi fasaryalardan ötürü değil, evrimsel planda iyi gelişim göstereceği ve bencil çıkarlarını savunmayı nihayetinde başaracağı için burjuvaziyi alt edecektir", diye materyalist bir itikada sahip olduklarını nasıl unutuyoruz Marksistlerin? Tamam, bu itikatlarına rağmen epey merhametli olmayı başaran Marksistler var, çünkü itiraf etmeseler de merhameti ve sevgiyi ön plana çıkaran İslam ve Hıristiyanlık gibi dinlerin toplumsal etkisi onlara da ulaşıyor ve onlara da hatırlatıyor ki bencilce çıkarların ve hayat mücadelesinin ötesinde vicdan, merhamet, iyilik diye bir şeyler var. Ama adamların merhamet, iyilik ve hak ve adalet gibi kavramlara "temel" bakışı, bunlara dair "dogmaları" aynen ve bizzat yukarıda tarif ettiğimiz koyu materyalist bakış ve dogmadır. Bunun sonucu olarak da sıklıkla bu şekilde saçmalıklar savurabiliyorlar, hem vicdan ayaklarına yatıp hem de en vicdansız ve ahlâksız işleri savunabilmelerinden bahsediyorum "saçmalıklar" diyerek...
Allah cümlemize merhamet versin, merhamet, şefkat... Bütünüyle merhametli/şefkatli, çok merhametli/şefkatli (rahmân, rahîm) Allah'tan bunu niyaz ediyorum. Ve bir de adalet duygusu versin, ki adalet olmadan merhamet ve şefkat de olmuyor.
Yazan: Mustafa Râvî Tarih: October 28, 2009 11:42 AM
Mustafa Ravi bey,
Ne kadar tek yönlü bakıyorsunuz olaylara.
Hizbullah yıllarca, devletin gözetiminde binlerce kürdü yargısız infaz etti bölgede. Onlarcasının cesedi mezar evlerden çıktı. İçlerinde salt DTP'li olmak ve bölgede sayılmaktan başka günahı olmayanlar vardı. Hiç kimsenin de bu vahşi cinayetler için özür dileyip, nedemet getirdiğini duymadık şu saate dek..
Esas vicdan ayaklarına yatıp da vicdansızlığın dik alasını kim yapıyor acaba? Kendilerine "Müslümanlar" diyen kitle sanırsınız sütten çıkmış ak kaşık !
Yazan: TS Tarih: October 28, 2009 5:53 PM
Mustafa Bey'in yazdığı yazı baştan sonra doğrudur. Ancak yine de ortalama bir türk için "türke türk porpagandası"ndan başka bir anlama gelemiyor maalesef. Mesela şöyle yazmış:
"Geride bıraktıkları gözü yaşlı annelerin, eşlerin ve çocukların yüzüne bakıp, “anadilde eğitim reformu gecikti, biz de kalktık sizin oğlunuzu, kocanızı, babanızı öldürdük” diyebilir misiniz?"
Ama türke türk propagandası tarzında bu yazıdan sonra şunu da yazmalıydı:
Anadilde eğitim reformu yaptırmamak için dağdaki terörist denilen insanları öldürdünüz ve kendiniz de öldünüz. Pişman değil misiniz? 'Türk tarafının' çektiği acılar ne içindi? Anadilde eğitim reformu gibi bazı kürt haklarını vermemek için değil mi? Vatan millet sakarya diye kandırılan insanlara bunu da anlatmak gerekmiyor mu?
Yazan: enternasyonal Tarih: October 29, 2009 1:21 AM
Yazinizi okuyunca biraz sasirdim cunku bir onceki yazinizi okuyunca sizden boyle bir yazi beklemiyordum.Fakat sonuna kadar haklisiniz,pkk ugruna inandigi seyleri,insanlara aci cektirerek yalnizca silahli savasla kazanacagina inanmis bir orgut.Eger hukuki ve siyasi yollarlarla savas verseydi eminim bircok kisi hak verirdi.
Diger taraftan pkk'nin kurtlere yapilan zulmun ve haksizligin giderilmesi noktasinda verdigi savasi ve inanci bana pek inandirici gelmiyor en azindan liderlerinin boyle bir kaygisi oldugunu inamiyorum.
Su ana kadarki dmokratik gelismelerde pkk'nin savasini kazandigi anlamina gelmiyor.Gunumuz devletrine bakinca turkiyenin dimdik ayakta kalmasi icin daha demokratik bir ulke olmasi gerek.Tabi buna bu zamana kadarki yaptigi hatalari ve eksiklikleri tek tek duzelterek baslamsi gerek.En buyuk kanayan yaralarimizin basinda da elbette kurt sorunu var.
Turkiye gercekten zor bir donemden geciyor bu zamanda birbirimizin bogazina yapisarak,yaralrimizi deserek ve insanlari kiskirtarak bu durmun icinden cikmak imkansiz.
Yazan: svm Tarih: October 29, 2009 2:55 PM
Sayın Mustafa Bey, PKK'ya destek çıkanların "solcu" olduklarını vurgulamaniz iyi olmuş. Çok önemli bence. Sağcı, muhafazakar, müslüman insanlar açılım yaparlar ama solcular bozgunculuk yaparlar.
Zaten 1991'de "solcu" SHP de bu DTP'lileri meclise sokmuştu. Daha şartlar olgunlaşmadan, AK Parti iktidara gelmeden açılım maçılım yapmaya, Kürt sorunun çözmeye kalkmıştı. Haddine mi kardeşim senin açılım yapmak. Sen kimsin? Kürt sorunu ancak din kardeşliğiyle çözülür, açılımı da ancak müslümanlar yapar.
Bence de karşılıklı nefret üretmemek lazım. Eğer illa nefret edecekseniz "solcu"lardan nefret edin yeter.
Yazan: Mankirt Tarih: October 30, 2009 7:29 PM
Bence bu noktada artık sağcı ve solculuğu bi kenara bırakıp bir bütün Türk milleti olarak bu işi göğüslemeliyiz diye düşünüyorum.Çünkü burada asıl önemli olan mevzu işin bu boyutu değil burada Türkiye nin yıllarca kan döktüğü bir mesele ön planda ve bu işe yıllarca kimse el uzatmamış.
Sayın Başbakan son il başkanları toplantısında "Sakın bu işe girme .Kimse altından kalkamadı sen mi kalkıcaksın dediler.Bırak kafanı ağrıtma her şeyi oluruna bırak dediler." diye başkaları tarafından böyle uyarıldığına dikkat çekmişti.Şimdi burada açılım karşıtı olanlara karşı sesleniyorum.Bi insanı en iyi anlama yöntemi empati kurmaktır. Bu adamlar dağa çıkmışlarsa kendilerince haklı sebeplerden dolayı.Olaya daha yansız bakarsak bizim en büyk acılarımız şehitlerimiz , onların tarafından bakarsan onlarda kendilerine göre haklı oldukları dava da kendilerinden verdikleri kayıpların acısı vardır(tabi onların kendi görüşü) Tam olayın bu noktasında hala biz onlarla orta yol bulma çabalarını bi kenara bırakıp yani ırkçılığı bu noktada devreye sokarsak daha çok şehitler vericez,cocuklar yetim,kadınlarımız dul eşsiz kalıcak. Yani artık sorunların silahla değilde oturulup masada çözülme zamanı gelmedi mi sizce ben kendimce sağ görüşlü bi insanım ama bu noktada dediğim gibi vatanımın bölünmezliği birliği söz konusu .
Yazan: niyazi başkurt Tarih: November 1, 2009 10:13 AM
PKK kendi yarattığı militarist ve milliyetçi dilin esiri oluyor bence. PKK'li arkadaşların söyledikleri, yaptıkları şeyin "zihinsel artalanını" incelediğinizde; Kemalistlere bir hayli benzediğini görebiliyorsunuz.
TAMAM; Kürt halkı elbette ki ezilmektedir. Bu zaten her vicdan sahibinin kabul etmesi gerekir, o ayrı.
Bizim sol kesimin içinde bulunduğu yalnış, aslında her konuda derin biçimde yaşadığı "güncellenme" sorunudur. Hala Lenin'in "ezilen milliyetçiliği iyidir" şeklindeki o dönemde bile gayet mantıksız olan cümlesiyle dünyaya bakıyorlar.
Tabii bu ezberin de dışına çıkan Baskın Oran gibi aydınlarımız var. Baskın Oran seçim çalışmalarında da ezen-ezilen her türden milliyetçiliğin bir baş belası olduğunu söylemişti; ki doğrusu da budur.
Kürt halkının sınıfsal olarak değil ulusal olarak ezilmesi bir anlamda onun kurtuluş mücadelesine "ulusallık" katar. Çünkü Kürt işçisi de, köylüsü de, ağası da Kürt olduğu için bir baskıya ve sömürüye uğruyor. Ama bu ulusallığın, kesif ve kokuşmuş ve ırkçılığa evrilmesi gayet mümkündür ve olan şeydir.
Malum sitede bir PKK'li arkadaşım var. Geçenlerde bir video eklemiş; PKK mensuplarının yemin töreni ile ilgili. Videoda mensupların dağ hayatıyla ve yaptıkları operasyonlarla ilgili bilgiler var. Arkada fon müziğinde insanı gaza getiren epik bir müzik var, PKK'liler de bu müziğe uygun olarak yoğun motivasyon değerine sahip cümleler sarf ediyorlar.
Altında birisi sormuş; "şimdi bunun Kemalist-militarist videolardan ne farkı var?"
Yok. Hiçbir farkı yok.
Psikolojide, şimdi ismini hatırlamıyorum ama, kendine tecavüz eden erkeğe aşık olmak tanımında bir hastalık var.
Egemenine benzemek de diyebiliriz buna.
Ortaya artık; birbirinin tıpatıp aynısı olan ve esasında bu yüzden dövüşen iki grup çıktı.
PKK, bir nevi Kürt Kemalizmi.
Yazan: Hasan Tarih: November 2, 2009 1:33 PM
Bir de şu noktayı belirtmek istiyorum;
Sağ görüşlü ama "iyi niyetli" bazı insanlar temel olarak böyle bir açılımı benimsemekle birlikte "vatanın bölünmez bütünlüğü sarsılır" gibi rejimden halka sinmiş bir korku cümlesini tekrar ediyorlar.
Kemalofaşizm, yıllar boyu, kendi öne sürdüğü milli güvenlik ideolojisinin vatanın birliği adına tek geçer yol olduğu bilgisini hem eğitim hem de YÖK ile birlikte ele geçirdiği akademi alanında benimsetti. Bu alanlarda geçerli olan bilginin halka yansımasının kaçınılmaz olduğu da ortadadır.
Oysa yaşananlar tam tersini gösteriyor. Kemalofaşist milli güvenlik ideolojisi, milli bütünlüğü sağlamak yerine, onu paramparça ediyor.
Şimdi düşünelim bakalım;
-Kendimizin ya da bir yakınımızın askerliği doğuya düştüğünde tedirgin olmuyor muyuz?
-Kendimizin ya da bir yakınımızın memur,öğretmen vs. tayini doğuya çıktığında tedirgin olmuyor muyuz?
-Doğuya turistik faaliyet için giderken bile korkmuyor muyuz?
-Doğuya sanayiciler, tüccarlar giderken korkmuyor mu?
Ve bakın; ne diyoruz, "doğuya."
İşte bölünme budur.
Bir ülkenin bütün olması; her köşesinde aynı yapının egemen olması demek olan üniterlik değildir. Bugün Avrupa'da onlarca ülke vardır ancak herhangi bir Avrupa ülkesinden bir diğerine rahatlıkla gidip, yerleşip, eğitim ya da ticaret yapabilirsiniz.
Bir ülkenin bütün olması demek; benim tayinim Hakkari'ye çıktığında oranın soğuk olmasından başka bir tedirginlik duymamam demektir.
Kemalofaşist milli güvenlik ideolojisi; her türlü faşist ideoloji gibi; kendi ideolojik ve devletsel varlığını halkın yararı ve mutluluğunun üstüne yerleştirir.
Onlara göre esas olan bizim Doğu'dan bu kadar korkmamız değil; Kemalist bayrağın Doğu'da dalgalanmasıdır.
Bu yüzden esasında Milliyetçilikler en çok kendi milletine zarar verir zaten.
Kemalist milli güvenlik ideolojisi; Türkiye'yi sınır ve üniterlik anlamında bütün olarak tutsa da, "fiilen" bölmektedir.
Bugün hepimizin aklında bir Doğu-Batı bölünmesi vardır, kendinizi kandırmayın.
İşte bu açılımın değiştirdiği şey bu olacak.
Devletin içindeki zenginlikleri tehdit olarak görmediğinde hayatın daha doğru ve yararlı biçimde aktığını fark edecek.
Sağcı ve "iyi niyetli" arkadaşlar bu durumu da göz önüne almalı.
Yazan: Hasan Tarih: November 2, 2009 1:42 PM
"Bizim ülkede “devlet fetişizmi” olduğu için, bizimkiler size hep “devlete nasıl isyan edersiniz ulan!” diye köpürüyor. Oysa mesele bu değil. Bir devlet zalimse, ona karşı koyulur, anlarım. (Aslında en erdemli yöntem, Gandhi’nin yaptığı gibi “sivil” yani silahsız olanıdır, ama neyse, geçtik ondan.)"
Bir devlet zalimse ona karşı koyulur anlarım ifadenize katılıyorum. Karşı koyulur bunu ben de anlarım. Ama bunun yolu eline silahı alıp o devletin kolluk kuvvetlerini öldürmeye varırsa bunun adı her yerde terörizmdir. Gerilla falan tamamen saçmalıktır. Bu insanlar bütün dünya tarafından tanınmış bir ülkenin tanınmış sınırları içinde resmi ordusuna, öğretmenine, vatandaşına vs. kurşun sıkan teröristlerdir. Kurşunu sıktıkları andan itibaren haksızdırlar. Kurşun sıkma amaçları ne olursa olsun haksızdırlar. Dağlara çıkıp devlete karşı bir oluşum başlattıkları anda haksızdırlar. Bir yorumcu dağdakileri ana dilde öğretim hakkı verilmesin diye mi öldürdünüz diyor. Ne kadar mantıktan uzak bir düşünce tarzı. Hayır sebeplerinin ne olduğuna bakılmaksızın bu ülkenin devletine karşı silahlandıkları ve bu silahlarla kah askerleri kah sivilleri öldürdükleri öldürüldüler. Ve o şekilde öldürülmeyi de hak ettiler. Dünyanın her yerinde meşru devlete karşı silah sıkana devletin kolluk kuvvetleri de silah sıkar. Sıkmazsa o zaman o devlet vazifesini yapmamış olur. O zaman ne ala memleket devlete kafası bozulan, zulme uğradığını düşünen herkes eline silah alıp devletin kolluk güçlerine ve sivil halka saldırsın. O zaman ne ülke ne halk ne de devlet kalır mı ortada? Solcu, Marksist, komünistlerin düştüğü hataya Mustafa bey de düşüyor maalesef. En erdemli zulme karşı koyma şekli Gandhi'nin yoluymuş. Hayır efendim tek doğru yol Gandhi'nin yolu. Yani Mustafa bey lafının nereye gittiğine bakmıyor. Yani aslında PKK'nın izlediği yol da erdemli ama Gandhi'ninki daha da erdemli bir yol manasına çıkıyor dedikleri. Ama böyle demeye çalışmamıştır diye düşünüyorum.
Yazan: serdar Tarih: November 7, 2009 11:14 PM
bu yazıda anlatılmak istenen -bence-
1-birileri biyerlerde evini yuvasını terkederek dağa çıkıp silah kullanmaya gözünü kırpmadan insanları öldürmeye başladıysa (ki hareket yüzde yüz yanlıştır bir zulmu önlemenin yolu bir başka zulmü yapmaktan geçmez) birilerinin kafa yorması ve bu insanları buna iten nedenleri incelemesi ve çözüm üretmesi gerekir.
2- acıların karşılaştırılabilirliği mümkün değildir. her insan farklı bi alem se o alemin sevinçleri hüzünleri kendilerine hastır. yani dilde özgürlük verilmeyişi aşağılanma vs.durumlar birileri için acı kaynağı olabilir, mukaddesat uğruna evladını eşini kaybedenlerin gelecek ibreleri umutsuzluk yönüne dönebilir.( elbetteki bunlar yazıldığı kadar hafif acılar değil ancak yaşaynlar izah edebilir onlar bile tıkanır bazen), o halde acılar mukayese edilerek misilleme yapılamaz siz bize onu yaptnız alın karşılığında size evlad acısı eş acısı denilemez.. Denilmemeli..ben bir türküm ama masum ve ezilen kim olursa olsun seve seve yanında olurum olmak zorundayımda şimdi şehid yakınlarının gösterdiği anlayışı eve geri dönenlerinde göstermesi gerekir ..hiç bişey olmamış gibi, pişkin tavırlar bir kenara bırakılmalı(yüzün kızarması utanılacak bi hadise değildir erdemin işaretidir) ve en basit tabirle hal diliyle özür dilenmelidir..çünkü birileri can vermiştir bu ideoloji uğruna ve bir insanın ölümüyle bir kainat veda etmiştir hayata.. bu saatten sonra soruna değil çözüme odaklanmak bişey ifade edecek..
umarım yazıdan verilen mesajları doğru yorumlayabilmişimdir..
Yazan: humeyraburucu@hotmail.com Tarih: November 11, 2009 9:48 AM
Serdar ismindeki yorumcuya şunları sormak istiyorum:
1- Devletin askerine kurşun sıkan her türlü oluşum ne olursa olsun haksız mıdır? Diyelim ki bir devletin ordusu, diğer devletin ordusuna 'kurşun sıkıyor'. Bu durumda ne olacak? 'Kurtuluş savaşı' sırasında biz de yunan askerlerine 'kurşun sıkmış' idik. Devletin ordusuna kurşun sıkılmaz ilkesi gereğince, Gandhi gibi mi mücadele etmeliydik?
2- Filistin'liler İsrail devletine kurşun sıkıyorlar. Bu durum Filistin'li militanların öldürülmesininden başka yolun olmadığı savını haklı mı kılıyor? İsrail faşistlerinin: 'devlete kurşun sıkan %100 haksızdır, devlete kurşun sıkan öldürülmeyi hak eder, mücadelemiz devlete kurşun sıkanların öldürülmesinden başka bir şey olamaz' demesi mantıklı mı?
3- Diyelim ki ben bir yolunu bulup devletin başına diktatör olarak geldim. Ve halka ve sana da türlü türlü işkenceler yapmaya başladım. Yine de "devlete karşı gelinmez" mi diyeceksin?
4- Belli ki islamcısın. Peki Muhammed Peygamber ve ashabı dönemin devleti sayılabilecek Kureyş'e silahla isyan etmediler mi? Yanlış mı yaptı koskoca Peygamber?
Kureyş ileri gelenleri her ne olursa olsun, kabilenin otoritesini temsil ediyorlardı, bir çeşit devlettiler. Ama müslümanlar Bedir'de, Uhud'da, dönemin devleti sayılabilecek otoriteye karşı silahlı eyleme giriştiler.
Demek ki Muhammed Peygamber yanlış yapmış ama Gandhi doğru yapmış.
Bunları pkk'yı savunduğum için falan yazmadım. Ama devlet ve otorite fetişizminin ne menem bi şey olduğunu kıyısından köşesinden anlatabilmek için yazdım.
Ortada iki silahlı grubun çatışması var. Bu çatışma bitirilmeli. Bir tarafın devlet otoritesi olması öteki tarafın devlete isyan eden gerillalar olması durumu değiştirmez, devlet otoritesi adına silaha sarılanlara, diğerlerinin kökünü kurutana kadar silahlı mücadeleye devam etme hakkı vermez. Bu çatışma demokrasinin gelişmesiyle, kürt halkının haklarının verilmesiyle, dağa çıkanların dağdan inmeye ikna edilmesiyle ve bir daha kimsenin dağa çıkmasına sebep olmayacak düzenlemelerin yapılmasıyla bitirilmeli!
Yazan: enternasyonal Tarih: November 11, 2009 2:41 PM
Mrb. bikaç bölüm üstte yaptığım yorumda isim bloğunda mail adresim görünüyor. o kısma sadece "humeyra" yazarsanız sevinirim kolay gelsin..
Yazan: Anonymous Tarih: November 12, 2009 2:02 PM
Şimdi Sayın Kendini Yazar Zanneden Şahıs Arkadaşım ; Sen Ne Yapiyorsun , Gerçekten Doğruları mı Söylediğini Sanıyorsun , Bak Sen Doğu'ya Gelip Ondan Sonra Böyle Türkün Propogancılığını Yapta Görelim Ben Sana Birkaç Şey Yazayımda Biraz Bilgi Edinip Ona Göre Yaz Yazılarını Ha Yok Yanlış Diyorsan Gel Bir Hafta Güneydoğu'da Benim Misafirim Olda Gözlerin Açılsın :
1 - Güneydoğuda Devletle İşbirliği Yapmayan Halk Yıllarca Acı Çektirilere Öldürüldü
2 - JİTEM Denen Beyinsiz Yaratıklar Kürtlerini Talan Etmedi Mi , Çocukları , Anneleri , Babaları Katletmedi Mi Be Adam!
3 - Eğer Burda İnsanlıktan Bahs Ediyorsan O Zaman Neden PKK Militanları Yakalandıklarında Yerlerde Hayvanlar Gibi Dolaştırılıyorlar ! Ha Yoksa Türk Olmayan İnsan Değil Mi !
4 - Kürt Sorunundan Habersiz Gençler Yazmışsın , Yav Allah Aşkına Bunu Hangi Akılla Söylüyorsun Tüm Dünya Bunu Biliyor , Bir Tek Türkeyeli Gençlerimiz Mi Bilmiyor , Yani Biz Kendi Sorunumuzu Bilmiyor Muyuz ? Biraz Mantıklı Olun Sayın Yazar !
5 - Eğer Türkiye'nin Evlatları Ölmek İstemiyorsa Gitmesin Askere O Zaman Devlet Tıpış Tıpış Bu Sorunu Çözer !
6 - Kürtler Kendi Davalarında Kuşkusuz Haklılar.Sende Bunu Diyorsun , Ama Zarar Veriyor Diyorsun , Bak Sen Yazarsın Bir Taraftan Türk Propogandacılığı Yapıyorsun Bir Taraftanda Haklılar Diyorsun , E O Zaman Aydınsan Neden Bu Yolda Önerilerin Yok , Neden Propogandacılıktan Yanasın Barıştan Yana Ol Kardeşim , Halkı Ne Kandiriyorsun Bu Yazılarla !
7 - Güneydoğu'da Hergn Onlarca Fahilî Belli Cinayetler Oluyor , Bunları Kim Yapıyor Orda ve Devlet Peki , Ordu ve Devlet Yaptıklarından Pişman Mı , Ha Pişmanlarsa Çıkarsınlar Adama Gibi Biz Öldürdük Özür Dilesinler , Ha Yoksa Böyle Yaparlarsa Senin Gibi Kendini Yazar Sananların Elelştirilerinden Mi Korkacak Yoksa Artık Türk Halkınıda Barışa Sürecekler ..
Bence Sen Yazarlık İçin Biraz Daha Çabalı , Gerçek Bir Yazar Gibi Doğruları Söyle , Mert Ol , Kimsenin Propogandacılığını Yapma , Devletten Korkma Çünkü Devlet Sensin Benim , Biz İstemedikçe Barış Olmayacak , Demek ki Halk Olarak Bunu İstiyoruz Neden ? Çünkü Bir Yandan Ordu ve İktidar Bir Yandanda Senin Gibi Yazarlar Halkı Kışkırtıyor , Biraz Dah Geliştirin Kendinizi
İyi Çalışmalar
Yazan: Heval Tarih: February 5, 2010 10:55 PM
Bakin Karde$lerim!
bu acilim/macilim hikaye, ortadaki sorun da Kurt, sorunu Murt sorunu, PKK sorunu falan degil. Bunlar hayali ulusun, hayali devletinin hayali sorunlari, saltanati surdurmek icin uydurulmus sorunlar ve uydurulmaya baslanan cozumler.
Bugun TC'de de dunyada da gercek sorun sekularo-fascizmin tek-yasalci, dayatmaci zulum duzenbazligi altinda kendi yasalarini evrensel/mevrensel/bilimsel/milimsel ayaklarina butun insanliga dayatmaya calismalaridir. Bunu gerceklestirmek icin, bu duzenbazlar SPEElerin YASAMA HAKKI'ni engelliyerek oanlari asimile edip eritmeye calismaktadir, onlari teke indirgemeye calismaktadir. Iste gercek sorun budur. Iste buna gore de sizin buraya yazdiklariniz masaldir. Siz tatli, tatli karsilikli masal anlatiyorsunuz, bu arada firsat buldukca kabahati birbirinize atmaya calisiyorsunuz. Kabahat sizde! Gercegi goremiyorsunuz! Seko-fa$olarin ucuz hayallerine kaptirmissiniz kendinizi gidiyorsunuz. Bunlar butun gucleriyle, sizden aldiklari vergilere, hizmetlere dayali gucleriyle basiniza bir dunya savasi daha ormeye calisiyorlar. Siz bunun da farkinda degilsiniz. Niye?! Cunku bunlar gercek ama buyuk meseleler, sizse alistirilmissiniz kucuk meselelerle gununuzu gun etmeye, boyle buyuk meseleleri havale etmissiniz Buyuklerinize, bunlari onlar halleder;->>
Bakin bugun TC'de bu buyukleriniz toplaniyor, Afganistan'a bir tertip daha asker gonderiyorlar, size de "Bunna uyalara kiz-erkek cocuklari egitmeye gidiyolla, endi$e edecek bi olay degil!" diyorlar. Bunlari neye gore egitecek bunlar saniyorsunuz? Sen git elin duzenini kendi cikarlarin ugruna alt-ust et sonrada "oralara biz sizi egitmeye/asimile etmeye geldik, ne zaman ki kendinize yeterli hale gelip bizim ulusal menfaatlerimize hizmet eder zihniyete ulasirsiniz iste o zaman biz de buradan ceker gideriz!" de.
Ya ne curetle ve ne yetkiyle bunlari soyliyebiliyorlar hafsalam almiyor;-
Allah zalimleri dogru yola eristirmez.
Allah'in Melekler'inin ve butun insanlarin laneti de zalimlerin uzerinedir.
Boyle lanetlenmislerle isbirligi yapmayin, siz de lanetlenmislerden olursunuz.
Ama ben bo$a konusuyorum, yalvariyorum - Buyukleriniz sizi buyulemi$, bense Kur$uncu Nine bile degilim bu buyuyu bozabilecek;->>
Ama hey!
012.087 ...kafirlerden baskasi Allah'in rahmetinden umidini kesmez.
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Yazan: Grand Sen~or Tarih: February 6, 2010 4:29 AM
Heval 1985-90 arasında Haşet Kitabevinde ticaret müdürüydüm. İthal ettiğimiz haritalar - biz uyanıncaya kadar - defalarca gümrükte takıldı. Onları geri gönderdik ya da imha etmek zorunda kaldık. Çünkü hepsinde, Doğu/Güneydoğu Anadolu'nun üstünde, sınırları çizilmiş olarak Kürdistan yazıyordu. Siz Türkiye Cumhuriyeti'nin bu topraklarını size bırakmasını istiyor musunuz? Ya da böyle bir talep haklı bir istek mi olurdu?
Yazan: Frkn Tarih: February 6, 2010 9:35 AM
Eğer Siz Türkiyede Kürtlere Özgürlüklerini ve Türklerle Eşitliğini Vermezsen Tabii kide Hakkettikleri Topraklarını Vereceksiniz , Mezopomtamya Kürtlerin Değil mi ? Peki Neden Özgür ve Eşit Değiller , Tabii ki Davamızda Haklıyız , Sizin Atalarınız , Şeyh Saidleri Asmadı mı Bunun İçin Söylesene Dostum , Onların Mezarları Bile Yok Ortalarda , İşte Siz Türklerde Böyle Canisiniz , Bunu Kabullenin , Güneydoğuda Hala Ölümler Devam Ediyor Ama Devlet Yok Diyor , Peki Bu Kadar İnsanın Hesabını Kim Verecek , DTP Sine-i Milliyet Yapacağız Dediği Zaman , Sizin Meclisteki Kıçı Kırık Kendini Bilmiş Siyasetçiler , Türk Halkı ve Yandaş Medyanız Ne Diyordu , DTP Sine-i Terör Yapacak Flaş Flaş Flaş ! Diye , Peki Siz Ne Cüretle 25 , 30 Milyon İnsana Terör Diyorsunuz , Devletle İşbirliği İçinde Olmadığımız İçin mi , Kendimizi İnkar Etmediğimiz İçin Mi , Yoksa Siz Türkler En Kutsal ve Üstün Varlık Mısınız , Siz Busunuz İşte , Kendini Akıllı Sanan Halk , Eğer Akıllı Olsaydınız Ortada Sorun Morun Yoktu.
Birde Şu Var , Ben Bir Kürt Olarak Atatürk'e Saygı Duyuyorum , Atatürk Aşkına Artık Atatürk'ü Siyasetinize ve Kötü Emellerinize Alet Etmeyin , Atatürk Öldü , Artık Bırakın Adam Öbür Tarafta Rahat Etsin , Ne Halkmışsınız Be Kardeşim Adama Mezardada Huzur Vermiyorsunuz , Birde Onun Yolundan Gidiyoruz Diyorsunuz , Bırakın Bu Ayakları , Üstün ve Akıllı Vatandaşlarsanız Çözüm Üretin , Propogandacılık Yapmayı Bırakın !
Yazan: Heval Tarih: February 6, 2010 1:06 PM
Heval: Kanımca davanızı savunmak hakkınız ve bu davanızı terör yoluyla mı yoksa lobi faaliyetleri ile mi sürdüreceğiniz de sizin seçiminizdir. Tecrübelerim bana pek çok konuda 'gerçekten haklı olan' diye bir mefhum olmadığını, 'sesini daha iyi duyuranın' ve 'daha güçlü olanın' sonuçta haklı çıktığını gösterdi.
Yukarıda sözünü ettiğiniz pek çok durum için aksini iddia edebilirim - örneğin Mezopotamya'nın aslında Sümerlere ait olduğundan başlayarak :)- ancak bunu yapmak istemiyorum. Sonuçta siz Türkiye Cumhuriyeti'nde mutlu değilseniz hakkınızı arayacaksınız. Ama Türkiye Cumhuriyeti'nin o istediğiniz özgürlükler, eğitim ve iyi yaşamı, yalnız Kürtlere değil, ülkenin pekçok başka noktasında yaşayan Türkler'e de götürememiş olduğunu dikkate almanız gerekir. Taşradaki gecekondularda Orta-Anadolu, Karadeniz, Doğu Anadolu'dan gelmiş, Kürt olmayan pek çok Türk vatandaş sefil koşullarda yaşıyor. Hapishanelerde onlar da dayak yiyor; işkenceye maruz bırakılıyor. Demek istiyorum ki, bir kısım Kürt de bu iyileştirilememiş koşullardan nasibini almış. Diğer yandan devlette yönetim kademelerine gelmiş, büyük işadamı ve sanatçı Kürtler de var.
Şimdi, siz gaspedildiğini düşündüğünüz haklarınızı aramakta serbestsiniz ancak Türkiye Cumhuriyeti de bir yandan Kürtler dahil tüm vatandaşlarını daha iyi koşullara taşımak için gayret ederken, diğer yandan, kendi hakkı olduğunu düşündüğü sınırlarını korumak için her türlü çabayı gösterecektir - bu sonu gelmez bir savaşı gerektirse bile.
Yazan: Frkn Tarih: February 6, 2010 5:42 PM
Heval dedi:
"Sizin Atalarınız , Şeyh Saidleri Asmadı mı Bunun İçin Söylesene Dostum"
Onlar sizi asti, siz de bir sekularo-fascist devletcik kurun sinirlariniz icnde kalan, yasalariniza boyun egmeyecek olan kim varsa asin! Kar$ilikli asi$in durun.
Bir muddet sonra o astiklarinizin torunlar da gelsin size:
"Sizin Atalarınız , Atam Şeyh Bilmem Kimi Asmadı mı Bunun İçin Söylesene Dostum"
desin, boyle devam etsin gitsin, taa ki maymunlasip artik birbirinizi taklid edecek hallere dusene kadar. Oyle ya maymundan geldiniz, maymuna gideceksiniz;->
Bakin ben burada insan gibi akledip kendi yasalarinizi kendinize uygulayacaginiz, onlari digerlerine dayatmiyacaginiza dair soz vereceginiz icerikte/muhtevada bir taslak protokol hazirladim. $unu bi okuyun, nesi eksik tamamlayin SPEElerin YASAMA'ya HAKKI oldugunu karsilikli kabul edin, oradan bu i$e ba$layin, olmuyor mu?
Tereyag gibi uste cikip birbirinize:
"Bırakın Bu Ayakları , Üstün ve Akıllı Vatandaşlarsanız Çözüm Üretin , Propogandacılık Yapmayı Bırakın !"
diyeceginize kendiniz u$enmeden once bi akletmeyi deneseniz basil olur?
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Yazan: Grand Sen~or Tarih: February 6, 2010 9:23 PM
Karde$lerim!
Bugun tek-yasalci, monopolist sekularo-fascist bir duzenbazlik istilasi altindasiniz. Bunu Mogol istilasi gibi gorebilirsiniz, fakat bugunku istila Mogol Istilasindan daha da tehdit edici. Benim boyle bir istila altinda size onerebilecegim Mogol Istilasi sonucu meydana getirdiginiz Beylikler gibi bir coklu SPEEsel dagilima gecerek varliginizi bagimsiz olarak surdurmeye calismaniz olabilir. Modern imkanlari kullanarak bu suurlu coklulugu gerceklestirebilirsiniz. Boyle bir dagilmanin hedefi tekelci, tek-yasalci sekularo-fascizm otoritesini etkisiz kilmaktir, bu zalimler sizleri nasil suursuz bir sekilde tekele cekmeye, teke indirgemeye calisiyorsa, siz de suurlu bir sekilde cokluga dogru kayip, cok-yasalci SPEEsel yapilanmaya giderek bunlari iktidarsizliga surukleyip onlari iflas ettirebilirsiniz. Bunlarin azametli guc gosterileri sizi urkutmesin, o guc sonucta sizin kotarilmis gucunuzdur, siz yasal bagimsizliginizi sagladiginiz kadariyla gucunuz size geri donecektir. Unutmayin vergi veren de "ALLAH! ALLAH!" diyerek askerlik hizmeti veren de sizsiniz.
Tarihte bircok ornekleriyle gosterdiginiz gibi, bu direnisi ve adil bir sekilde yeniden en ileri duzeyde saglikli, dayanikli, uretici SPEEsel butunlesmeye zemin hazirliyarak yeni bir medeniyeti, ben oyle inaniyorum ki, ancak siz gerceklestirebilirsiniz - Allah baska turlu dilemedikce. Bunu sizin son bin yillik tarihi deneyimlerinize bakarak soyliyebiliyorum.
Zalimlerden yana olmayin!
Zalimlerden yana olanlari dinlemeyin, onlari desteklemeyin, onlara acikca karsi cikin, onlara boyun egmeyin!
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Yazan: Grand Sen~or Tarih: February 7, 2010 3:28 AM
Karde$lerim,
sizleri bu vesileyle a$agidaki Taslak Protokol'u ciddi bir sekilde tarti$ip uzerinde bir anlasmaya varmaya bir kere daha davet etmis olayim. Lutfen bu Protokol'u tartisirken paygamberimizin cocuklugunda Mekke'de meydana gelen monopolu (tekeli) kirmak icin yapilmis olan Hilfu'l-Fudul adi verilen, zulme karsi durulup adaleti yerine getirmek icin yapilan andi hatirlayin. Peygamberimiz daha sonraki yillarda bu anla$ma hakkinda $oyle demi$tir "Abdullah Ibn Cud'an'in evinde ben de vardim; orada bulunu$umu ve o anla$maya katili$imi bir kizil deve surusune degismem ve $imdi, Islam'da, o orgute cagrilsam memnuniyetle katilirim" (Ibn Ishak 86).
Taslak Protokol:
GIRIS
Her SPEE'nin insanlarin toplumsal yasama hak ve hurriyetlerine sahip
oldugu inanciyla hareket eden, her turlu teke indirgemeciligi
reddeden, SPEEsel farkliliklari eko-kulturel gercek olarak goren bir
denge ve adalet anlayisina sahip, SPEElerin yasal bagimsizligina
dayanan, bu bagimsizligi saglamak ve korumak icin kurulacak kurum ve
kurallari duzenleyen bu Protokol'la insan haysiyet ve serefine
yakisir, baris icinde bagimsizligi gerceklestirmeye sozlesmis
oldugumuzu butun aleme bildiririz.
MADDELER
Madde 1: Birer sosyo-politiko-ekonomik yasal entite olarak her SPEE
kendi yonetim sekline kendi karar verir, adini da kendi koyar.
Madde 2: Bu Protokol cercevesinde hukmetmek SPEElere aittir. SPEEler
hukmetme haklarini bu Protokol cercevesinde yasama, yurutme ve yargi
organlariyla saglarlar.
Madde 3: Hicbir SPEE kendi yasalarini diger SPEElere dayatamaz, diger
SPEE uyelerini kendi yasalarina gore yargilayamaz.
Madde 4: SPEEsel yasalar yururlukte olduklari surece uyeleri icin uyelerin bulundugu butun zaman
ve mekanlarda gecerlidir, hicbir uye hicbir zaman ve makanda uyesi
oldugu SPEE'nin yasalari disina cikamaz.
Madde 5: Her SPEE uyesi ait oldugu SPEE'ye uye olmaktan dogan yasal
sorumlulugu cercevesinde uyelikten cikma hakkina sahiptir.
Madde 6: SPEEler amac ve gorevlerini yasalarina gore kendileri
saptar, ancak bu amac ve gorevler bu Protokol'da belirtilen maddelerle
celiskili olamaz.
Madde 7: SPEEler arasi yasalar ve bu yasalara dayali yurutme ve yargi
organlari SPEEler tarafindan bu Protokol'a gore duzenlenir.
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Yazan: Grand Sen~or Tarih: February 7, 2010 10:43 AM