« Kapitalizm Müslüman’ın Yitik Malıdır (I) | Ana Sayfa | Kapitalizm Müslüman’ın Yitik Malıdır (III) »
July 29, 2009
Kapitalizm Müslüman’ın Yitik Malıdır (II)
[29 Temmuz 2009 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Bir önceki yazımda Türkiye’de yeni yükselen “Müslüman burjuvazi”nin hiç de bazılarının sandığı gibi bir tezat (ve “bid’at”) olmadığını belirtmiş, kapitalizmin ahlaki temelleri konusunda ise büyük sosyolog Max Weber’e atıfta bulunmuştum. Bugün devam edelim ve Weber’in tarif ettiği “kapitalist ahlak”ın İslamiyet ile ilişkisine bakalım.
Weber’e göre Protestanlık, bir taraftan çalışkanlık bir taraftan da “dünya nimetlerinden kaçınma” (İslami tabirle “zühd”) öğütlediği için “sermaye birikimi” oluşturmuş, bu sayede de “burjuvazi”yi ortaya çıkarmıştır. Batı’nın son dört asırdır diğer medeniyetlere mütemadiyen üstün gelmesinin sırrı da bu burjuva sınıfının başını çektiği yaratıcılık ve dinamizmdedir.
Ne ilginçtir ki İslam’ın aynı “kapitalist ahlak”ı üretemeyeceğini savunan Weber, bu tezini İslam’ın ya miskinlik ya da “hazcılık” ürettiği varsayımına dayandırmıştı. (Zaten yakın zamanlara dek İslam’ı cinsellik ve ihtişam düşkünü aşırı “hazcı” bir din olarak görme eğilimi Batı’da yaygındı. Bugün durum tam tersi.)
Ancak Weber yanılıyordu; çünkü İslam toplumlarındaki mevcut bazı kültürel kodlara bakarak İslam’ın geçmişi ve geleceği konusunda ahkâm kesmişti. Weber’in bu yanılgısı Türkiye’de merhum Sabri Ülgener, Batı’da ise Bryan Turner ve Maxime Rodinson gibi büyük sosyal bilimcilerce ortaya konmuştur. Rodinson’un Türkçe’ye de çevrilen “İslam ve Kapitalizm” adlı kitabı, epey ezber bozucu ve aydınlatıcı bir eserdir.
Burada da vurgulandığı gibi, bir ticaret merkezi olan Mekke’ye vahyolunan Kur’an-ı Kerim, ticareti ve özel mülkiyeti kınamamış, aksine güvence altına almış, insanlar arasındaki farklı statülerin de Allah’ın yarattığı doğal sisteme uygun ve “birbirlerini istihdam etmelerine imkân verecek şekilde” olduğunu bildirmiştir. (Zuhruf, 32) Ancak Kur’an, varlıklı Müslümanlara ihtiyaç sahiplerine yardım etme ve sahip çıkma yönünde önemli bir ahlaki sorumluluk da getirmiştir ki, İslam’ın sosyal boyutu bu “hayırseverlik” ilkesine dayanır. Ve bu, özel mülkiyetin devlet tarafından gaspına dayanan “sosyalizm”den çok farklı bir şeydir.
Kur’an’ın en uzun ayetinin Bakara 282’deki “borç ayeti” olması, daha bir çok ayette ticari kural ve kaidelerden söz edilmesi, ticaretin Allah katındaki makbuliyetinin işaretleridir. Dahası Kur’an-ı Kerim’de bazen dini konularda dahi “ticari bir dil” kullanıldığını söylemek mümkündür. Örneğin “Allah müminlerden, mallarını ve canlarını, kendilerine cennet karşılığında satın almıştır.” (Tevbe, 111) Bu “acı bir azaptan kurtaracak ticaret”tir. (Saff 10) Buna karşı, inkarcıların “yaptıkları alış-veriş ne kadar kötü”dür. (Âl-i İmrân, 187)
Hadislerde de durum farklı değildir. Risaleti öncesinde kendisi de başarılı bir tüccar olan İslam Peygamberi’nin ticareti öven ve teşvik eden sözleri meşhurdur. Hatta “serbest piyasa”yı dahi savunduğu söylenebilir. Medine pazarında fiyatların yüksekliğinden şikayet ederek kendisinden “narh” yani tavan fiyat isteyenlere verdiği cevap kayda değerdir: "Şüphe yok ki, fiyat tayin eden, darlık ve bolluk veren, rızıklandıran, ancak Allah'tır." Bir başka sefer de kendine gelerek "ey Allah'ın Resulü bize narh koy" diyen bir adama, "belki Allah'a dua ederim" cevabını vermiştir.
Bu temeller üzerine yükselen İslam medeniyeti ise Maxime Rodinson’un deyimiyle Ortaçağ’da zengin bir “ticari kapitalizm” yaratmıştır ki, bunun kısa hikayesi bir sonraki yazıya kalsın…
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: July 29, 2009 3:56 PM




Sayın Akyol;Zor bir konu ile 1-0 yenik başladınız
tartışmaya,yenik başladınız çünkü,müslüman hafıza
anti emperyalist nosyondan hareketle aklını kiralamış durumda.
Müslüman dünyanın eşari ekolüyle,sünni
akideye soktuğu kadercilik nazariyesi,Allahın faili olarak gördüğü birçok insani eylemi,sorumluluğu,Aşkın bir kudrete fatura ederek
asılardır kurduğu diktatoryal rejimlerin varlığını sağladı.Çünkü bu nazariye söz konusu rejimleri Allahın(Haşa)takdiri olarak gördü.
Aslında bu rejimler üretim araçlarının
kontrolünü ellerinde bulundurmaya başladıklarında
marks daha yoktu.Avrupa feodiletesi yıkılmamış,sanayi devrimi daha olmamıştı,ve ismi konmamış kapitalizim hanedanlık,sultanlık,vs adlarda devlet mülkü olarak var dı.İbn Haldunun
devletlerin ekonomilerinin nasıl çöktüğünü uzun uzadıya anlattığı mukaddemesinde ilk liberal teorisyen olarak tarih sahnesindeydi.
Peki bugün her kötülüğü,her bozukluğu
her olumsuzluğun sebebi olarak görülen bu kapitalizim nemenem birşeydiki elinde tanrısal aşkın(transandantal)bir güç vardı.
Acaba itiraf edilmiyen başka bir saik mi vardı müslüman hafızada?Acaba devlet kapitalizminin varlığını istiyen ancak kah bilgisizliğinden kah sömürge olmasından sorumlu tuttuğu Batıya karşı olan düşmanlığından batıdan gelen her kavramı peşinen red eden savunmacı bir ruh halimi yatmaktaydı bu hafızada.
Kapitalizme tekrar dönüceğiz,ancak islamı 3.sınıf ilkel sosyalizme indirgiyen bu bakış açısının arkasında Kur'anın maddeci tefsir
anlayışının yattığını,lafzı-parçacacı okumanın sonrası ayetlerin literal anlamlarından yola çıkarak sözlü kültürün hakim olduğu ortamı bilmemek,ayetin hitap ettiği ve her asırda olması muhtemel,sömürünün,aç gözlülüğün,servet yığmanın
aşırılığın,Allahın çirkin saydığı fiil ve eylemlerden olduğu gerçeği ile marksın ütopyasını doğrulatma psikolojisi yatmaktadır.
Erol Yararın bir mülakatından yola çıkarak,Yeni şafaktaki köşesinden bir bilen olarak
ama herşeyi bilen olarak,narsizim ile megomanlığın
karışımı sonrası ilginç bir ruh haline bürünen,ve tasavvufun bir çok sapkın ve şirk kokan iddalarını
belki literi konumundaki durumuyla ve kelimelere takla attırarak "Hurafelerinizi tekmelemeyiniz"demekte dahi bir beis görmiyen bir zat,aslında yazısında tümüyle kendisini anlattığı halde,suçu Erol Yarara atarak bu konudaki ilk tartışmayı başlattı.Onu ciddiye almadığımı ciddiye alanlarada saygımı koruduğumu belirtmek isterim,ancak İhsan Eliaçık üstadın ilgili sitede
yazdıklarını ciddiye alırım,analatik olmaktan ziyade katogorik olan sermaye ve kapitalizim düşmanlığının bilgiye dayanmamasından dolayi,metin (ayet)-Olgu(vakıa)arasındaki ilişkide parçacı ve ideoljik tavrından dolayi kınarım,hele sizin yazınızdan çok önce yazdığı yazılara gönderdiğimiz yorumlardaki,insani meşru taleplerin kapaitalizm olmadan nasıl çözülebileceğini sorduğumuzda,sorularımızı iktisat teorisindeki bilimsellikle cevaplamasını bekleriz.
Şimdi o sorularımızı tekrar soralım,mutfağınızdaki bıcakla işlenen bir cinayet, bıcağı saldırı amaçlı bir silah nasıl yapmazsa,yani onun mutfak alet ve edvatından olduğu kuşkusunu ortadan kaldırmazsa,kuralsız ekonomilerdeki ahbap çavuş kapitalizmi(işadamı+bürokrat+siyasetçi+mafya=benim ülkemdeki ve ortadoğu müslüman ülkelerindeki kapitalizim)konumuz dışıdır.
1-Vahşi olan kapitalizm midir?Yoksa hukuk üretmediğinden ekonomik kaynak transferindeki koruyucu "RANT"ı teşvik eden devletmidir?
2-Emek arzının fazlalığı dolayisi ile pazu gücüne dayalı 20 işçinin yapacağını 1 adet iş makinesi yapmaktadır.Bu iş makinesini yakarak
ortadan kaldırarakmı istihdamı arttırırsınız,yoksa
kapitalistlerin üretimini teşvik ederekmi istihdamı arttırırsınız.
3-Kapitalizm Çine girdimi?Avrupaya girdimi?Girdiyse o ülkeleri aynı kapitalizim niçin sömüremiyor?
4-Benim ülkemde kapitalizm benim hukuğuma tabi ise,benim sosyal güvenlik kurumlarıma kapitalist sermeyadar tarafından prim ödeniyorsa,benim yerel yönetimime,polis teşkilatıma ve hertürlükötü niyetlerine karşı benim istihbaratımımın denetimi altındaysa bu sömürü ülkelerde nasıl gerçekleşir.
5-Birey olarak aldığın hizmetler,baypas ameliyatından,cep telefonuna kadar,internet hizmetinden akıllı sayaçlara kadar ulaşımdan günlük kullandığın asansöre kadar hangi müteşebbis sınıfının artmasıyladır.
6-Kamu harcamalarını karşılıyabilmek için devletin aldığı cebri tahsilata vergi denir ve zorunludur ve meşrudur.Devletin bu vergiyi aldığı gerçek müteşebbis sınıf(ister küçük ister büyük olsun)kapitalizmin ürettiği ile dir.Buna itiraz edebilirmisin?
Soruların fazlalaşması "inat"denen beşeri zafiyetin kırılmasını gerektirmez.
Ancak bir lokma bir hırka felsefesini
akidemize sokanların,kazancın,karın doyurmanın,işsizliğin,kalkınmanın,zengin bir devlet özleyişinin,eğtime,sağlığa,savunmaya,konuta
ve daha birçok çağın zorunlu harcama kalemlerini karşılayabilecek gelirin fakir bir toplumlama yoksa kurallı,hukuk üreten,işlevsel ayrıklarıyla
denetliyen bir devlete sahip olan bir toplumlama
çözülebileceğini düşünelim.Selam ile
Yazan: ABİDİN UYAR Tarih: July 29, 2009 7:30 PM
aslında doğru olabilir; insan bir iki defa okuyunca alışıyor hatta kulağa da hoş geliyor. hem ne o? her şok edici fikre itiraz geliştirme kenar tavrından merkeze kaymak, kaymaktan tadıp kültürlenmek varken solcu refleksleri ne kazandırabilir insana ve lığa...
ha polütbüro oligarşisi ha da tröst oligarşisi; değilmiki böyle buyurdu tanrı biz kullara uyum içinde paylaşılmak düşer efendilerin istihdam fakültelerinde.
buradan ve şuradan hatta oradan bakınca şunu söylemek de mümkün:
"müslüman, kapitalizmin kayıp işgücüdür."
talibanları ıslah edince ot tarlaları ve petrol yatakları bereket pompalayacak dünyamıza, püritenlik nedir bilecek modern müslümanım. inşallah yakındır bize vaadettiği günler belki yarın belki yarından da...
abi çocuk var bende iki tane ellerinden öper. annesi besliyor onları küçükler daha. semiren bedenlerine bakıyorum da, vicdanım sızlasa da bir yanım istihdam kuyularına et kas güç ter üretmekten, püritenimin dinselliğinin coşkusuna biran evvel katışma arzusu peydahlıyor bilmem nerelerimde...yanlış anlamayınız, bana çok dokandı bu yazılar ama müsade ederseniz alışacağım...ağlaya ağlaya ahmet kaya'dan "ağladıkça" dinlemeyi terkederek...
mübarek olsun!
Yazan: rüştü hacıoğlu Tarih: July 29, 2009 8:03 PM
Abidin Uyar beyefendi'ye
transandantal yorumlamada, birşey artmaktayken ne azalmaktadır? sorusuna cevap varmıdır yoksa "kazan kazan" teorisi mucibince: " ne azalması kardaşım; hep artar, erke dönergeci gibi" midir?
sonra bir lokma bir hırka'nın hikmetini anlamadan ulu orta kullanıyoruz yanlış. doğrusu:
ayeti varmı bilmiyorum ama olgusu şöyle. padişah var, sultan ve mahiyetinde bir kapıkullar bürokrasisi, salıyor; neyi mi? SALMA yı. alamadımı yok. malı alamadımı canı alır. ya kelleyi alır, ya da kuyulara doldurur. salmaya itiraz, iktidarın bekasına uzanan eldir ve ebed müddet devlet teslis inancına göre milli şef de severmiş salma'yı. hasat zamanları köylere karargahlar kurulur, yapılırmış adil bölüşüm. 10 teneke buydayın 8 saltanata salma 2 teneke gelecek yılın hasılatına tohum ve hane halkının ebed müddet ikilemi. devlet mi? ol mübarek saltanat mahsus. hani olguyu bilelim; bir lokma bir hırkadan fazlası çıkarsa bu adil bölüşümden buyurun biz de bilelim. ha! itiraz. doğru, hırkasız ve lokmasız kuyucu muradlar, torunları, onlarında torunları...
kapitalizm. mübarek kavram. arttıkça artan, bereketlendikçe fenafillaha nirvanaya ulaştıran ahhh tanrısal güç: in god we trust: tanrının yeşilini seviyorum huşumu artırıyor zencinin terini inciye çeviren büyülü çekim: püriten zekanın ahlakı ha?
aynada kendimi seyre dalınca duruyor zaman; ovv diyorum: sana bayılıyorum. müthiş bir zeka diiimi?
Yazan: rüştü hacıoğlu Tarih: July 29, 2009 8:26 PM
Rüştü bey,
Yazmışsınız ki "müslüman, kapitalizmin kayıp işgücüdür."
Bence siz yine batılı yeni-müstemlekeci/sömürgeci ekonomik düzen ile temel, basit kapitalizm kavramını hâlâ karıştırıyorsunuz. Bu konuda benim Mustafa beye bu yazının ilk kısmında ve kendi sitemde yazdığım olumlayıcı cevabı okursanız belki iyi olabilir diye naçizane düşünüyorum.
Sonra şunu demişsiniz:
"ha polütbüro oligarşisi ha da tröst oligarşisi."
Bu sözünüz çok doğru, ama buradan vardığınız sonuca hiç katılmıyorum maalesef.
Bu tröst oligarşisi ve bilhassa bugün Amerikan toplumunu ele geçirmiş olan bir gayrî-resmî büyük zenginler yapılanması, adeta devletten ayrı bir devlet haline gelmiştir.
Aslında bir devletçi-faşist, ulusalcı sosyalist (Nazi) veya sıradan bir devletçi sosyalist sistemle aynı yere varmış oluyor bugünkü Amerikan ekonomik sistemi. Çünkü oradaki herkes, artık büyük zenginlerin finans kurumlarını ebedî bir borçlanma içinde. Adeta komünist bir devlet gibi
Yazan: Anonymous Tarih: July 29, 2009 9:36 PM
MUSTAFA BEY: BU YORUMU AZ ÖNCE YANLIŞLIKLA YARIM BİR ŞEKİLDE GÖNDERMİŞ OLABİLİRİM. LÜTFEN O YARIM HÂLİNİ GÖNDERMİŞSEM ONU SİLİP BUNU YAYIMLAYINIZ!
Rüştü bey,
Yazmışsınız ki "müslüman, kapitalizmin kayıp işgücüdür."
Bence siz yine batılı yeni-müstemlekeci/sömürgeci ekonomik düzen ile temel, basit kapitalizm kavramını hâlâ karıştırıyorsunuz. Bu konuda benim Mustafa beye bu yazının ilk kısmında ve kendi sitemde yazdığım olumlayıcı cevabı okursanız belki iyi olabilir diye naçizane düşünüyorum.
Sonra şunu demişsiniz:
"ha polütbüro oligarşisi ha da tröst oligarşisi."
Bu sözünüz çok doğru, ama buradan vardığınız sonuca hiç katılmıyorum maalesef.
Bu tröst oligarşisi ve bilhassa bugün Amerikan toplumunu ele geçirmiş olan bir gayrî-resmî büyük zenginler yapılanması, adeta devletten ayrı bir devlet haline gelmiştir.
Aslında bir devletçi-faşist, ulusalcı sosyalist (Nazi) veya sıradan bir devletçi sosyalist sistemle aynı yere varmış oluyor bugünkü Amerikan ekonomik sistemi. Çünkü oradaki herkes, artık büyük zenginlerin finans kurumlarından oluşan bir devlet dışı devlet örgütlenmesine karşı hiç bitmeyen, adeta ebedî bir borçlanma içinde. Bu finans kurumları, adeta komünist bir devlet gibi Amerikan halkının özel mülkiyetini gasb etmişler.
Fakat bu durum, basit ve temel tanımıyla kapitalizmin doğal sonucu filân değildir. Kapitalizmin tanımı ve temel esasları itibarıyla, bu finans kurumlarının üzerine bina edildikleri faizci ve fakiri sömürücü anlayış gerekli değil, hatta bildiğim kadarıyla zararlıdır.
Önemli noktalara temas ettiniz, teşekkür ederim. Fakat bu noktalar üzerinde biraz daha az duygusal düşünürsek ve çıkış yolunu daha sâf bir mantıkla ararsak bence daha iyi bir sonuca ulaşırız.
Saygılar ve selâmlar
Yazan: Mustafà Ràví Tarih: July 29, 2009 9:43 PM
Ravi bey;
ben bize daha anlayabileceğimiz bir kavramsallaştırma yapayım; uyarsa oradan bakın bakalım karışım mı sek mi?
bulgaristanlılar "para kazanmak" olgusunu "para çıkarmak" olarak ifade ederler. "para batırma" nın zıddı yani. para batırmak denen olgunun varlığı şüpheli mi? sizin tabirinizle "mevzu olgu" mudur batırmak? demek bir yerde batarken, bir yerden çıkıyor bu kapital. bir yere yığılırsa şayet bu mantıkla; kazanla yığılan yani, dirhemle verilen sadakayla eşitlenmezki. ki ki, kapitalizm bir sonuçtur. sonuçları neden olarak sunmayı kemalist teoriden öğrenebilirsiniz ama bu sadece onlara mahsus demek değildir. muaviye'den başlatacağım kalbiniz kırılır diye korkuyorum, başdanışmanı servilyanustan başlıyor ve kim diyor kapitalizm modern bir olgudur diye? kimseler kuran okumuyor demek? karundan bahsediliyor, kapitalin babasından; mekanizmanın çalışma prensibinden...
ama derseniz ki yemişim prensibini yarılmaz kızıldeniz, kapital döşenip geçilir, fethedilir, yalanır yutulur...çok yaşa servilyanus öldün gerçi ama, lanet mi etsek pas mı geçsek; ne desek bilmemki?
bu konu bana çok dokundu hakikaten, alışamıyorum ama deniyorum arkadaşlar. otorite ve hiyerarşi ile olan problemimi çözebilirsem, biliyorumki kapitalle de aramda sorun kalmayacak.
bendeniz itikadi problemleri olan biriyim. bir elinde kılıç bir elinde ekmek olan bir otorite gördüğümde tanrı algım şaşıyor hıyar arşidükünde konumlanmakla krala sövmek arasında araftayım şimdilik; kapital sonraki iş, ruh muh var hele onu geçsem biliyorum dönecek yada çevirebileceğim boynumu...
ravi bey haklı olabilirsiniz kafam karışık olabilir hoş konfor da aramıyorum artık. değilmiki alışkanlıklarının kurbanı insan, alışamadım deyip niye başını belaya soksun alışır bal gibi de alışır...
Yazan: Anonymous Tarih: July 30, 2009 12:05 AM
ne hos ne ala. bir ayet, iki hadis al sana islami kapitalizim. geriden takip ettigimiz belliydi de avrupayi ikiyuz yil geriden takip biraz abartili.
sayin yazar avrupa akademik cevresinin gundeminde simdi neler konusuldugunu takip ediyormusunuz bilmiyorum.
serbest piyasanin ve sermaye odakli ticaretin dunya ticaretini periyodik krizlere mahkum biraktigi ve buna karsi alternatif cozumler arandigindan bihaber gorunuyorsunuz.
sizden ricam su bizim klasik ilahiyatci tavirlarina burunmeden bir iki ayet hadisle isi kotarmaya calismak yerine islamin ve kapitalizmin temellerinin uyusup uyusmadigi mukayesesini yapmaniz. yada daha dogrusu siz gazetecilik yapin bu islerri ehline birakin
Yazan: murat sahin Tarih: July 30, 2009 1:04 AM
"gorunmez el"i, adam smith'ten once, hz. muhammed vahiy yoluyla ogrenip muslumanlara bildirmis, ama muslumanlar 1500 senedir uyumuslar desenize:)
Yazan: kuzu Tarih: July 30, 2009 5:21 AM
Mustafa bey merhabalar,Sözün Erdemi programı yalnız Bülent beyle mi devam edecek?Bilgilendirebilirseniz sevinirim..
Yazan: ÖZLEM Tarih: July 30, 2009 10:09 AM
Solcular her yere sızmışlar. Kemalistler, ülkücler arasında bol olduğu gibi islamcılar arasında da çokca mevcutlar. Hatta liberallerimizden çoğu da solcudur. Neyse...
Neden böyle? Neden kemalist ilhan selçuk ile necmeddin erbakanın, devlet bahçeli ile ahmet altanın savunduğu ekonomik düzen, herşeyi devletleştirdikten sonra başlarına koyacakları memurların kimliği haricinde tıpatıp aynıdır? Neden halkımızın tamamına yakını da bu sistemi desteklemektedir?
Cevap şu: geri kalmış ülke olunca, geri kaldığın şeyden nefret ediyorsun. Bizden ileri ülkelerin hepsi şöyle veya böyle, az veya çok kapitalizm ile yönetiliyor. Eh o zaman düşman olalım kapitalizme.
Kesinlikle batının bizi sevmediğine ve emperyal amaçlar taşıdığına ben de inanıyorum. Ama adamlar o kadar zeki ki, bizi sosyalizm afyonu ile uyutuyorlar, bir zamanlar ingilizlerin çini afyon ile uyuttukları gibi. Bizi geri bırakmaları için savaşa veya ambargoya veya afyona gerek yok. Solculuğun ve sol fikrin toplumun her yanına girmesini sağlayarak ve solcu bazı beyinleri veya beyinsizleri yükselterek bunu sağlıyorlar.
Alın işte doğu perinçek veya abdullah öcalan veya necmeddin erbakan veya ilhan seçuk veya devlet bahçeli. Bunlara sahip bir ülke gelişebilir mi? Fransızlar bizi sevmiyorlar ve dünyanın en zengin ülkesi olsak da avrupada istemiyorlar. Peki franzılar bizim gibi bir bela (onlara göre) ile nasıl baş edecekler?
Şöyle düşünelim, doğu perinçekin yunan versiyonunu bulsak ve devlet olarak desteklesek yuunan başbakanı yapsak, kaç ay sürer yunanistanın yıkılması?
Hayret ediyoruz, ecevit veya demirel nasıl başbakan olabildiler ve tekrar tekrar seçildiler. Yanlış anlamayın kesinlikle ajan demiyorum bunlara. Ama o bizi sevmeyen batı bunların ciğerini bizden daha iyi biliyor. Ve başımıza musallat edip senelerce bizi ülkemizin sürünmesi için destekliyorlar.
Alın işte tayyip erdoğan. Bizzat tanıyanların dediği gibi ekonominin e sini bilmeyen, bildiği tek şey de "her şey devletin olsun, başına eşinin başı kapalı bir adam koyarız herşey tamamdır" zihniyetinde bir adam. Batı bunu bilmiyor mu? biliyor. Koy Türkiyenin başına böyle bir angutu, senelerce olduğu yerde saysın dursun. Hatta sanayisi bitme noktasına gelsin.
Yani arkadaşlar,
EĞER BATI BİZİ SÖMÜRÜYORSA
EĞER BATI BİZİM KÖTÜLÜĞÜMÜZÜ İSTİYORSA
BUNUN İÇİN EN KOLAY VE TEMİZ YOL BİZİ VE BİZLERİ YÖNETENLERİ SOLCU YAPMAKTIR.
BUNU BAŞARMIŞTIR.
NE YAZIK Kİ
ÖYLE BİR AÇMAZA DÜŞMÜŞÜZ Kİ,
BU BATAKTAN ÇIKMAK İSTEYENLER
TAM DA BATININ İSTEDİĞİ ŞEYİ:
SOSYALİZMİ SAVUNMAKTADIR.
BU DÖNGÜDEN KURTULALIM ARTIK.
SOLCULARLA MÜCADELE DERNEĞİ
GENEL BAŞKANI
ALİ BERAL
Yazan: Ali Beral Tarih: July 31, 2009 5:36 PM
Ben(im) de yukarıdaki bir mesajımda yaptığım gibi ismini yazmayı unutmuş olan Rüştü bey,
Bakın şöyle yazmışsınız:
muaviye'den başlatacağım kalbiniz kırılır diye korkuyorum, başdanışmanı servilyanustan başlıyor ve kim diyor kapitalizm modern bir olgudur diye? kimseler kuran okumuyor demek? karundan bahsediliyor, kapitalin babasından; mekanizmanın çalışma prensibinden...
Korkmayın, buna kalbim kırılmaz. Hz. Ebû Hureyre'nin fitneler zamanında Muaviye gibiler için söylediği gibi, olacakları Hz. Peygamber ona söylemişti zaten: "Ah şu Kureyşin gençleri... Onlara dikkat edin. Onlar ileride çok kötü işler yapacaklar..."
Ayrıca Kàrùn’unki vahşî kapitalizmdir. Kapitalizm bile değildir, aslî anlamıyla alırsak kapitalizmi.
Tebük Seferinin çoğu masraflarını finanse eden Hz. Osman ibnu Affan, kapitalizm, yani özel sermayeye dayalı ekonomik gelişme sayesinde bunu yapabildi. O Osman ki Hz. Peygamber kızlarından birinin ölümü ardından diğerini de onunla evlendirmek ve “bin kızım olsa, hepsini Osman’la evlendirirdim” demek suretiyle ona olan derin güveni ve muhabbetini sergilemişti.
Sadece Tebük Seferi mi? Müslüman gençlerin fakir kalanlarını, ticaretle zenginleşen bu ticaret erbabı müminler evlendirdi. Çalışıp kazanma imkânı olmayanlara onlar baktı. Özel girişime dayalı serbest ticaret ve zenginleşme yani kapitalist ekonomik nizam olmasaydı, müminler fakir ve savunmasız kalırlardı, kendi yaralarını saramaz, düşmana karşı güç toplayıp kendilerini müdafaa bile edemezlerdi...
ama derseniz ki yemişim prensibini yarılmaz kızıldeniz, kapital döşenip geçilir, fethedilir, yalanır yutulur...çok yaşa servilyanus öldün gerçi ama, lanet mi etsek pas mı geçsek; ne desek bilmemki?
Rüştü bey, ben yukarıda bunların benzerlerini size yazmadım mı?
Sizin bahsettiğiniz şey; vicdansız, fâiz esaslı, fakiri gözetmeyen, farz olan zekâtı ve diğer sadakaları (sadaka: mâlî veya başka türlü herhangi bir insânî yardım) vermeyen, bugün batının uyguladığı vahşî kapitalizmdir.
Aslında kapitalizm, Katoliklerde de vardı, Müslümanlarda da (Yahudiler hakkında hiç konuşmalayım bu bağlamda, sözü gereksiz yere uzatıp bir de neredeyse Galatasaray(ın) Yahudi takımını yenmeye (yenmesine) bile anti-semitizm diyecek sivrizekâların lâfazanlığına boşuna uğramayalım.) Protestanlık, faizi bir mikdar helâlleştirerek kapitalizmi, YANİ SERMAYE(NİN) VE EKONOMİK GELİŞİM(İN) ÖZEL KİŞİLERE BIRAKILMASI ŞEKLİNDEKİ BASİT UYGULAMAYI, rayından çıkarmaya başladı.
Daha sonra gelen sekülerleşme ve onun getirdiği hedonizm/bencillik ideolojisi de kapitalizmi büsbütün bir orman kanununa götürmekte şimdi.
Ama bu, kapitalizme aid, yukarıda büyük harflerle yaptığım, temel tanımın gereği değildir. Hatta birçok yönden bu tanımı yok eden bir durumdur batıda, özellikle Amerikadaki durum. Meselâ halkın kazancını adeta komünist bir devlet gibi çalıp onu borca boğan bir devasa kodamanlar imparatorluğu/devleti vardır bugün Amerika Birleşik Devletlerinde. Bu devlet, hatta Amerikanın asıl hükûmetidir. Basbayağı, Amerikan halkının mallarına el koyup onları borç köleleri haline getirmiştir. Amerikan halkının giderek hiçbir özel mülkiyete sahib olmadığı bir komünizm haline getirmiştir bu kodamanlar imparatorluğu Amerikayı...
bu konu bana çok dokundu hakikaten, alışamıyorum ama deniyorum arkadaşlar. otorite ve hiyerarşi ile olan problemimi çözebilirsem, biliyorumki kapitalle de aramda sorun kalmayacak.
Yahu siz ne diyorsunuz, saygıdeğer Rüştü bey?
Otorite ve hiyerarşi; asıl komünist, sosyalist, solcu, modernist devletlerde vardır. Okulumdaki sol grupların inanılmaz özgür-düşüncesizliği ve dar kafalı, baskıcı, otorite kurmaya çalışıcı, kendi aralarında da hiyerarşik hareketleridir ki beni onlardan iyice uzak kılmış, onları artık zerre kadar aklı başında, muteber insanlar olarak görmekliğimi engellemiştir. İşte bu yüzden, tıbkı çoğu İslâmî iddialı sözde-cemaat, özde-fırkalara gıcık kaptığım gibi, bu merhamet, terbiye, hakkaniyet ve edeb yoksunu insanlara da gıcık oluyorum, çok fena, hem de çok fena… Zaten otorite ve hiyerarşiye, daha doğrusu bunlar(ın) yüzde 99 ihtimalle az veya çok (günümüzde ve çoğu dönemde “çok”) suiistimal edilmeye (edilmesine) olan tepkimdendir ki ölsem bile solcu olmam. Aynı şekilde, ölsem bile kendim araştırıp öğrendiğim şekilde Allah yolunda mücadele (cihâd fî sebîlillâh) etmek yerine gidip bir fırkanın emretme düşkünü liderlerine hizmet etmem.
Siz de, saygıdeğer Rüştü bey, nasıl oluyor da bu ideolojiyi ve onun ekonomik zihniyetini otorite ve hiyerarşi karşıtı, bireyin şahsiyetine değer veren bir ideoloji ve ekonomik düzen kabul ediyorsunuz, inanın hiç anlamıyorum...
Ekonomik sistem, ah ekonomik sistem… Toplumu vahşî kapitalizmden bile daha fazla mutsuz edici sosyalist ve/veya komünist ekonomik sistem de kuzeyimizdeki ve Balkanlardaki İslâv halklara çok zulmetti, hâlâ da ediyor. Ahlâkları da komünizmin, sosyalizmin din düşmanlığı sayesinde iğdiş edilmiş olan eski Doğu Bloğunun fakir bırakılmış, kocaları da hakikaten kabul edilemez mikdarda tembelleştirilmiş kadınları, sadece Türkiyenin değil, neredeyse bütün dünyanın fuhuş stoğu hâline getirildiler…
Sonuç olarak, evet, Müslümanlar batıya, bilhassa Amerikaya aid vahşi kapitalizme yüz verirlerse, yani ticaret, girişimcilik, adalet ve zekât temelli asıl sermaye-perver ekonomiyi bırakır da o faizci, rantiyeci vahşî sermaye-perverliğe geçerlerse, o zaman sapıtır ve mahvolur giderler.
Ama şayet, özel sermayeyi teşvik de etmez, bütün veya pek çok malları, sermayeyi, zorba insanların muhakkak ele geçirecekleri bir devlet aygıtına bırakırlarsa, yani komünist veya sosyalist olurlarsa, o zaman da halkın başına büyük bir felâket gelir. Kazandığı kendisinin olmayan, devlet aygıtı tarafından gasbedilen insanlar olarak boşu boşuna çalışmayız, fakir düşeriz; o fakirlik ki bütün suçların ve ahlâkî çözülmelerin anasıdır.
Bir de feminizmi de İslâmî feminizm filân diye süsleyip alırsak, doymayın ızdırabımıza… Feminizmin kadınları yalnız, korumasız bırakıcı ideolojisi ve komünizmin çalışmayı değil de çalışıyormuş gibi yapmayı özendirici, insanların mallarını gasbedici sistemi el ele verirler; erkekleri çalışmaz, kadınına bakmaz hâle de getirirler… Ondan sonrası eski Doğu Bloğu kadınlarının hâli olur…
Bu yazıyı da yeterince uzun yaptım, inşallah onu da kendi siteme alıyorum. Saygılar.
Yazan: Mustafa Ràví Tarih: July 31, 2009 10:56 PM
Ali dede seni yamanmışsın; tıpkı eski kuvavcılar gibi.
benim doğmadığım yıllarda mttb'ler mücadele birlikleri varmış solla savaşan. eski zamanlar eski topraklar eski adamalar...şimdi kimi ülkerci olmuş kimi bakan kimi yavruları başbakan hiçdeğilse danışman...
bir de siz kalmış olmalısınız son kuvvacı ve silah arkadaşları cemil çiçek ekolü...
haklı olabilirsiniz, servet düşmanlığımızın kökünü araştırmak lazım.
athırsızlarına saygı duymadığımızdan demişti bir zamanlar rahmetli babam...solcu değildi servet düşmanı da ama fıtratında kayıtlıydı sanıyorum: " hangi şart ve koşulda olursan ol; athırsızı olma " derdi.
devletleştirmek mi?
devletleştirmekle tröstleştirmek arasında nasıl bir fark var acaba?
kapitalist oligarşinin görünmezliği ile komünist oligarşinin görünmezliği adam olMadığı şüphe götürmez şimitin " görünmez el " teorisi: el çabukluğu, kasımpaşa işi cep temizliği ile izah ediliyor sanırım.
Dedeciğim;
siz hiç kendinizi yıpratmayın, bize izah etmenize gerek yok; kendinize izah edin çünkü hesabını biz değil Allah soracak...
Yazan: rüştü hacıoğlu Tarih: August 1, 2009 1:13 AM
Kapitalizm bende doyumsuzluğu çağrıştırıyor nedense.
Tabii ki bu bir tür servetperestliğin açığa çıkardığı doyumsuzluk dürtüsüdür.
Kapitalizm olgusu garibanın değil anamalcıların ekmeğine yağ sürmektedir.
Bende ki bu gazın sebebi tabiki kapitalizm ve kapitalistler değil,isteyen istediği şeye tapmakta serbesttir açıkcası.
Bana gaz yapan tarafı bu güdük ve çürük "izm" saplantılarının İslam ile aynı cümle içinde kullanılmasıdır.
Konu ile ilgili şu makale meramımı biraz olsun açıklayabilir.
http://tersyuz.wordpress.com/2009/08/01/tusiad-devletten-musiad-dinden-elini-cekmeli/
Yazan: Selman Ahmedoğlu Tarih: August 1, 2009 3:29 PM
eger kapitalizim islamin oz mali ise demek ki islamiyet son din degilmis.
Yazan: murat sahin Tarih: August 1, 2009 8:40 PM
Buraya yorum yapan insanlar yazıları okuyorlar mı acaba? Mustafa bey bu konuda daha önce de çok yazdı... Neyse, benim bile aklımı sonradan başıma getirebildiğine göre, yine de boşuna yazmıyor. Anlata anlata insanlar sonunda anlamaya, onun sözlerini öteye beriye çekmek yerine gerçekten anlamaya gayret etmeye başlayacaklar.
Yazan: Mustafa Ràví Tarih: August 2, 2009 10:49 AM
...narsizim ile megomanlığın
karışımı sonrası ilginç bir ruh haline bürünen,ve tasavvufun bir çok sapkın ve şirk kokan iddalarını
belki literi konumundaki durumuyla ve kelimelere takla attırarak "Hurafelerinizi tekmelemeyiniz"demekte dahi bir beis görmeyen....bir lokma bir hırka felsefesinibir...yorumlara şöyle bi gözattım da çok güzel.evet yorumlar gayet öğretici.yukarıdaki cümleleri ilk yorumdan aldımçok hoşuma gitti tam da duymak istediğim şeyler.tam yerinde bir tesbit
Yazan: sema Tarih: August 4, 2009 3:55 PM
bir şey sormak istiyorum.öncelikle ali bulaç ın ÇAĞDAŞ KAVRAMLAR VE DÜZENLER adlı kitabından şu cümleleri yazayım:Kapitalist sistemin bel kemiği sermaye,sermaye birikimini gerçekleştiren de faizdir.faizin varolmadığı bir mekanizma kapitalizm olarak tanımlanamaz.bu sistemde faizin belirleyici rol oynaması sonucunda para sinsi ve aldatıcı yollarla yoksul ve orta gelire sahip kitlelerden zengin sınıflara akar.toplumsal belirti ve sonuçları ne ölçüde tahrip edici olursa olsun,kapitalizm gelişme ve büyüme gibi bütün olguların muharrik gücü olarak faizi örür,teşvik eder.İŞTE TAM BU NOKTADA BİR AÇIKLAMA STİYORUM YANİ FAİZ=KAPİTALİZ midir değilse neden?alternatifi ahlaki kapitalizm midir?bu arada herkes faize karşıdır diye bi şey yok tabi ama ben mülüman olarak soruyorum.özel mülkiyeti tabi ki destekliyorum.cevap gelmezz ama neeeeeeeeyse
Yazan: sema Tarih: August 4, 2009 4:11 PM
Sema Kardeş ben yardımcı olayım sana.
Şimdi Ali bulaç kimdir, ona bir bakalım önce. Mustafa akyol pirimiz pek sever kendilerini. Eski radikal islamcı şimdi ılımlı zaman gazetesi yazarı. Ama değişmeyen tek özelliği sosyalist düşünceye yakın oluşu. Birikim gibi sosyalistlerin dergisinde yazıları var. Oradan da çakabiliriz davayı.
Şimdi bir insan sosyalist olunca kapitalizm hakkındaki tanımları da ona göre oluyor. Şimdi sen bana sorsan kürtleri tanımlarken çok acaip kelimeler kullanabilirim, ama kürtlere sorsan herhalde kendilerini dünyanın en üstün ırkı olarak tanımlarlar.
İşte bunun gibi ben de kapitalistin önde gideni olarak ali bulaçın tanımlamalarını tanımıyorum. Kapitalizm=faiz miş. Pehhh. Yahu o zaman japonya kapitalist değil çünkü faiz oranı "0" yazıyla sıfır. inanmayan google dan aratsın. Faiz sadece kapitalizm sonucu ortaya çıkan bir değiş tokuş olayıdır. Nasıl ki siz aldığınız dometes karşılığı para veriyorsanız bakkala, bazıları da vadeli para karşılığı fazla para verebilerler birbirlerine. Kimse kimseyi zorlamadıktan sonra alan razı satan razı biz ne karşışıyoruz ki. Ha bana sorarsanız bir müslüman olarak tabiki karşıyım. Ama kapitalizm de nasıl ki alış veriş serbestisi var diye gidip bir müslüman olarak alkol almıyorsak, onun gibi kapitalistiz diye faizle de işimiz olmaz.
Kapitalizm nedir biliyormunuz, En basit tanımı şu: mal ve hizmet değiş tokuş hürriyetidir. yani pazara gittiğinizda elinizdeki poşetleri taşıması için para verdiğiniz hammal var ya, o işte kapitalistin önde gidenidir. Para değil de taşıma karşılığı 1 kilo domates de verebilirdiniz, farketmez.
Sosyalistler yok üretim araçları yok artı değer yok bilmem ne dandik dandik laf salataları ile bu süreci o kadar karışık hale getirmeye çalışıyorlarki, herkes kapitalizm çok karmaşık bir sistem sanıyor.
Eh sırası gelmişken komünizm i de ben söyleyeyim. Komünizm de şudur: o hani sizin poşetleri taşıyan hammal var ya. Komünizmde öyle bir hamal olmaz. Çünkü herkes eşit olduğu için kimse hammalık yapmak istemez. Böylece hammallık diye bir iş olmaz komünizmde. Herkes ya bilgisayar programcısı ya da pilottur. Herkes poşetini evine kendisi taşır. Taşıyacak gücü yoksa diye düşünmeyin, komünizmde zaten herkes açlık sınırında yaşadığı için poşetler hafif olur.
Ama hadi olmaz ya bir yanlışlık oldu sistemde ve bazıları hammal olmak zorunda kaldılar diyelim. O hammallar devletin memuru olabilirler ancak. Yani komünizmde hiçkimse bir işletmenin, bu tek kişilik bir işletme de olsa sahibi olamaz. Hammal da kendi kendine bir iş yapamaz. Önce devlet bir hammallık kadrosu açar. Sonra buraya eleman alma ofisleri kurar. 10 hammalı yönetmek için 40 yönetici kadrosu kurulur.
Hammalların çoğu işe gelmez. Gelenler yükü isteksiz taşır. Taşırken size küfür eder. Eğer başlarındaki memura rüşvet vermezseniz zaten taşıtmanız mümkün değildir.
İşte böyle bir sistemdir komünizm. Amacım eştiliği sağlama der ama bunu sağlayamadığı gibi insanları insanlıktan çıkarır.
Sema kardeş, bilmem anlatabildim mi?
SOLCULARLA MÜCADELE DERNEĞİ
GENEL BAŞKANI
ALİ BERAL
Yazan: ALİ BERAL Tarih: August 4, 2009 6:23 PM