« Yeni Kitap: Çözümün Şafağında Kürt Sorunu | Ana Sayfa | İlk Darbe 1925’te Yapıldı »

June 24, 2009

‘Orduya Sızma’ Meselesi

[23 Haziran 2009 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Ak Parti hükümetine ve Gülen cemaatine karşı komplolar düzenlemesini öngören meşhur “belge”nin ne olup olmadığı hala belli değil. Dahası, İsmet Berkan’ın Radikal’de dediği gibi, bu belirsizlik sonsuza kadar sürecek gibi gözüküyor. Ülke, hemen her konuda olduğu gibi, burada da somut olguları önceden oluşmuş kanaatlere göre etiketleyen iki zıt cepheye bölünmüş durumda.

Benim sezgim, “belge”nin sahte değil hakiki olduğu, ancak Genelkurmay Başkanı’nın emriyle değil, kendi başına işgüzarlık eden bir albayın veya bir “çalışma grubu”nun ürünü olduğu yönünde. Ama dediğim gibi, kesin bir bilgiye ulaşmak mümkün değil.

Fakat mümkün olan başka bir şey var: TSK ile belirli toplum kesimleri arasındaki gerilimin nereden ortaya çıktığını anlamak.

Bu gerilimin son yıllarda en çok TSK ile “dini cemaatler”, özellikle de bir tanesi (Gülen cemaati) arasında yaşandığını herkes biliyor. Yaygın rivayete göre, TSK, bu cemaatin hem toplum içindeki etkisinden hem de orduya “sızması”ndan epey rahatsız. Laikçi cephenin önde gelen sözcüleri de bu “sızma” meselesini dillerinden düşürmüyor.

Ben işin aslını pek bilmiyorum, ama biraz akıl yürütünce, bu “sızma”nın (eğer gerçekten varsa) tehditkâr bir devlet karşısında anlaşılabilir bir “hayatta kalma stratejisi” olduğu sonucuna varıyorum.

Gelin, kendinizi Gülen cemaatinin yerine koyun. Toplumsal bir dini hareket olarak ortaya çıkmışşınız. Okullar açıyor, medya ve sivil toplum kuruluşları yoluyla fikirlerinizi yayıyor, bu işleri yürütmek için de finansal bir zemin oluşturuyorsunuz. Tüm bunlar demokratik toplumlarda serbest olması gereken meşru işler.

Ama devletin bazı kurumları sizle kafayı bozmuş durumda. Sizi ortadan kaldırmak istiyorlar ve ellerine fırsat geçtiğinde (mesela 28 Şubat’ta) üstünüze geldikleri de ortada.

Böyle bir durumda bu kurumların tasallutundan korunmak için ne yapabilirsiniz? Ülke bir hukuk devleti olmadığına, devlet kurumları ideolojik savaşlar yürüttüğüne göre, “bari bunların içinde bizden veya bize yakın bazı adamlar olsun da rahat nefes alalım” diye düşünmeniz, son derece anlaşılır bir durum.

Aslında sorunun kökeni, açık konuşalım, Cumhuriyet’in kurucu ideolojisine uzanıyor. Bu ideoloji, tarikatların ve cemaatlerin var olmadığı bir toplum hayal etti ve bunu zorla hayata geçirmeye çalıştı. (Kürtlerin var olmadığı bir toplum hayal edip, bunu zorla hayata geçirmeye çalışması gibi.) Pozitivist dogmadan kaynaklanan bu otoriter modeli de “laiklik” diye sundu. Oysa yapılan şey düpedüz “laikliğe aykırı” idi. Çünkü laiklik, din ile devletin birbirinden ayrılmasını ve birbirinden korunmasını öngörür. Dolayısıyla laik devletin toplumdaki dini oluşumlara müdahale etme hakkı yoktur.

İsterseniz kurucu ideolojideki bu sorunu “o devrin şartlarıyla” açıklayıp meşru göstermeye çalışabilirsiniz. (Ben, “o devir” için dahi yanlış buluyorum.) Ama demokrasinin ve özgürlüğün bu kadar genişlediği bir dünyada hâlâ aynı anlayışı savunmak, kabul edilebilir şey değildir.

Tek çözüm, özgürlükçü bir laiklik benimsemek ve toplumdaki dini hareketleri rahat bırakmaktır. Bu hareketler, böylesi bir laikliği kabul etme noktasına çoktan gelmiştir zaten. Kritik soru, “rejim bekçilerinin” de aynı noktaya gelip gelemeyeceğidir.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: June 24, 2009 5:39 AM

Okur Yorumları

(NOT: Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Mustafa Akyol tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, işbu yorum kurallarını dikkate almanız önemle rica olunur.)

Mustafa bey,

En azından açık konuşmaya başladınız.

Elinizi vicdanınıza koyun diyeceğim, ama bir etkisi olacağı konusunda tamamen karamsarım.

1)
---------
# meşhur “belge”nin ne olup olmadığı hala belli değil
---------

# Ortada bir "belge" yok, altına imza yapıştırılmış iğrenç bir komplo var. aslı bulunmadı, asla bulunamayacak, çünkü yok. bunu bir "belge" olarak nitelendirmek bile yanlış.

Ortada olan sadece "gerçek bir belge" varmış gibi davranan yandaş medya ve kalemdaşlar.

2)
--------
# Ben işin aslını pek bilmiyorum, ama biraz akıl yürütünce, bu “sızma”nın (eğer gerçekten varsa) tehditkâr bir devlet karşısında anlaşılabilir bir “hayatta kalma stratejisi” olduğu sonucuna varıyorum
---------

# İtiraf niteliğindeki bu ifadeniz çok önemli!

Kesinlikle haklısınız! Aynı akıl yürütmeyi ileri götürseniz, o komplonun da -sizin nitelendirmenizle- "tehditkar devlet"e karşı Gülen'in (grup veya cemaat demeye dilim varmıyor) bir "hayatta kalma" stratejisinin bir parçası olduğunu bulabilirsiniz.

3)
---------
# Ama devletin bazı kurumları sizle kafayı bozmuş durumda.

# Ülke bir hukuk devleti olmadığına, devlet kurumları ideolojik savaşlar yürüttüğüne göre, “bari bunların içinde bizden veya bize yakın bazı adamlar olsun da rahat nefes alalım” diye düşünmeniz, son derece anlaşılır bir durum
---------

# Mustafa bey...

Yazdıklarınızı gözünüz okuyor mu?

Bu ifadeleri gerçekten bir talihsizlik ve gaflet olarak değerlendiriyorum. Akıl alır gibi değil.

Böyle bir mantık söz konusuysa, her türlü yol mübah oluyor. Askere veya polise sızdıktan sonra ne yapacaksınız?

İnsanları suçsuz yere itham edip içeri alıp, hapishanelerde ölmelerini seyredip zevkle ellerinizi mi ovuşturacaksınız?

Ayrıca mücadelede "hukuk dışı" yollara sapmaya kalkarsanız, o zaman size karşı yapılacak "hukuk dışı" müdahalelere de sesinizi çıkartmamalısınız.

Eğer bir yerde hukuksuzluk varsa, çözümü buna karşı hukuksuz bir mücadele midir, yoksa hukuku inşa etmeye çalışmak mıdır?

"Adaletsizlik"le mücadele, adaletsizliği düzeltmekle yapılır.

Bunlar çok talihsiz ifadeler, çok yanlış düşünceler..

Dikkat edin.

Sonunda George Orwell'in "Hayvan Çiftliği"ndeki gibi en sonunda düzeltmeye çalıştığınız canavarın aynısı olup çıkarsınız.

Yazan: sabırlı Tarih: June 24, 2009 8:29 AM

Bence bu sızma olayı subaylar değil assubaylar arsdında vukubulan bir tehlike.

Çok asker tanıdğım var. Bunlardan subay olanların hepsi gayet çağdaş. Rakısını içer. hanım arkadaşı ile tatile gider, eşleri mini etek giyer, balolara katılırlar hepside. Konuştukların arasında Bu bu sözde Ergenekon soruşturmasını yerden yere vurmayana rastlamadım. Hepsi de askerim artık bu tehlikeli gidişe dur demesi gerektiği konusunda hem-fikir.

Dolayısı ile ben subaylar arasanıa dinci, entel liboş, demokrat, AB'ci falan gibi unsurların sızma tehlikesni çok düşük görüyorum.

Amaaa astsubaylar hakkında müteyakkiz olmalıyız!! Eşi gizlice başını örten çok tanıdığım astsubay var. GK istihbarat birimlerimiz ve aileleri bunları iyi takip ediyor taktir etmek lazım ama gözden kaçanlar veya takiyye yapanlar da çok sayıda.

Mesela geçen cumaa barda kız arkadaşımla buluşmak için giderken caminin önünden geçiyordum. Bir de baktım bizim astsubay Osman sivil kıyafetle camiye giriyor.
Hemen durdurdum, "naapıyosun burda" dedim. Cenazemiz var dedi. Ne bu görev günü sivil elbise dedim. Izın aldım 3 gün dedi.

Ayrılırken de "abi lütfen kimseye söyleme beni burda gördüğünü, 3 - çocuğum var" diye yalvardı.

Tabii ki bu duygu sömürüsü tuzağına düşmedim:

"Onu buralara gelmeden önce düşünseydin" dedim.

Belki sizin de tanıdığınız astsubaylar vardır. Herkes benim ksadar sorumlu davransa Türkiye'yi kimse tutamaz.

Yazan: Sorumlu Vatandaş Tarih: June 24, 2009 9:53 AM

Bu ülkede inancını yaşamak, yaymak, anlatmak bazı kurumlar ve kişilerce engellenmek isteniyor ve bir ölçüde de engellemeyi başarıyorlar.
Ama şu var ki; bir insanın en değerli şeyi inancıdır. İnancı uğruna sahip olduğu herşeyi kaybetmiyi gözede alır. İşte bunu unutuyor yasakçı zihniyet...
Biz görecekmiyiz bilemem ama bu milletin içinden de inancına sahip çıkan insanlar çıkacaktır muhakkak. O insanlar inancını özgürce yaşama ve yayma hakkını kazanacaklar uzlaşı yoluyla veya zorla.
Özgürlükler herzaman isteyince verilmiyor bazen zorla almak gerekli.

Yazan: ahmet Tarih: June 24, 2009 2:44 PM

sorumlu vatandaş rumuzlu arkadaşın yazdıkları nasıl da buram buram uydurmasyon kokuyor..nasıl da atmış ya rABBİM..

yedik bizde...:))

Yazan: jale Tarih: June 24, 2009 6:25 PM

Aklınla bin yaşa Jale! Nasıl foyamı meydana çıkardın sahi? Müstear isme mi tıklamayı akıl ettin?


Yoksa bizim ülkemizde böyle şeyler olmaz mı dedin?
(burası hastanede başı örtülü diye bakılmayıp ölüme terk edilen, eşi baş örtülü , baloya gelmiyot diye ordudan atrılanlar ülkesi mi ki)

İkincisi ise:

Hoş geldin gezegenimize! Mars'ta havalar nasıl?

Yazan: Sorumlu Vatandaş Tarih: June 24, 2009 9:59 PM

aaa,bu sorumlu vatandaş Bekir Yıldırımmış..:)

hiçde tıklamamıştım rumuzuna,öyle adetlerim yoktur,kimsenin bloğuna bakmam ben..gıcık oluyorum da,mantar gibi herkesin bloğu var..

yani uyduruk bi yazı olduğu her halinden belli,sırıtıyor ne yapabilirim..?..

Yazan: jale Tarih: June 24, 2009 10:17 PM

Bu memleketin evladinin sizmasi diye birsey sozkonusu olamaz. Baska bir memleketin ajani sizarsa anlarim. Ama kendi vatandasi, evladi, bir mehmetcigi dini hassasiyetinden oturu siziliyor olarak goruluyorsa; Siziyor diyenlerin mertliginden ve Turklugunde suphe ederim.
Kemalist ideoloji nasil sizmis askeriye icine, o zaman bununda argumanini da yapalim.

Yazan: Guven Tarih: June 24, 2009 10:37 PM

Şimdi bir taraf olarak değil, objektif bir yazı yazacağım. müneccim değilim yanılabilirim, bunlar sadece kişisel tahminlerim. ayrıca yazıda kesinlikle kimseye bir eleştiri yapmıyorum, kimse üzerine alınmasın lütfen.

ortada sn. akyol'un dediği gibi ideolojik bir mücadele varsa (ki var ve artık ok yaydan çıkmış gibi gözüküyor), emin olun kazanan TSK ve resmi ideoloji olur.

hiç kimse bundan gram şüphe bile duymasın. ordu her zaman kazanır.

akp bu olayda ve diğer birçok konuda eğer ki resmi ideolojiye ters düşmeden, adaletli davransaydı ve basiretli bir iktidar sergileseydi ve f-tipi örgütlenmenin peşine düşseydi (ki sanırım akp'lilerin büyük kısmı bunun gün gelince kendi başına da bela olacağını anlamıştır) belki kurtulabilirdi.

bence, bu fotokopi olayı bardağı taşıran son damla oldu.

benim şahsi tahminim -tekrarlıyorum sadece tahmin- akp'nin yaklaşık 1-1.5 yıl içinde kapatılacağı yönünde.

zira karşı ideolojinin elinde çok geçerli malzemeler ve olanaklar var.

daha pek konuşulmuyor ama uzan'ın 21.5 milyar dolarlık bir tazminatı var. bu gündeme gelecek.

akp'nin deniz feneriyle olan ilişkisi var. kesin kapatma sebebi deniliyor.

ve tabii ki ekonomik kriz. 2009-2010 yıllarında daha da ağırlaşacak gibi gözüküyor.

bütün bunlar uygun bir medya propagandasıyla birleştiğinde akp halk desteğini de büyük oranda kaybedecek gibi gözüküyor.

benim tahminim, en kötü ihtimalle sanırım destek %25-30'a kadar gerileyebilir. ki bu da yeterli.

şahsen benim bu olan biteni ve bu amansız iktidar mücadelesini aklım almıyor. gönül isterdi bu şekilde olmasaydı, parti kapatılmasaydı ama sn. akyol'un yazısı, gizli ve kirli bir savaş yürütüldüğünü ispatlıyor.

sonuçta eğer ki akp kapatılırsa, bunun sorumlusu akp'den başkası olmayacak.

Yazan: sabırlı Tarih: June 24, 2009 11:28 PM

Gıcık olan, oha filan olan bacı,

Nene lazıum fikir falan işleri? Git sen biraz bronzlaş, yer yer yozlaş, biraz uzaklaş, selluliitlerden falan kurtul.

Şu sabırlıyı da al götür. Ben sabredemiyorum zira.

Yazan: I. B. Ziyaretçi Tarih: June 25, 2009 1:23 AM

@jale

Uyduruk yazı ithamı için;
* * *
Askerleri bağlayan bir “Disiplin Hukuku” ve o hukuka aykırı eylemlerin “ceza”larını düzenleyen bir “kanun” var...
“477 Sayılı Yargılama Usûlü ve Disiplin Suç ve Cezaları Hakkındaki Kanun.Bu kanunun “58. Madde”sinde, aynen şöyle deniliyor:
“Resmî üniforma ile genelevlere, kumarhanelere, meyhanelere, barlara ve girilmesi garnizon komutanlıklarınca yasaklı yerlere girenler veya sarhoşluğu gizlenmeyecek derecede olanlar; yedi günden, bir aya kadar oda veya göz hapsi cezası ile cezalandırılırlar!” Madde, gayet açık:
“Üniformalı” olarak, “genelev”e, “kumarhane”ye, “meyhane ve bar”lara gitmenin cezası, 7 günden 1 aya kadar “oda” veya “göz” hapsi!..
Amaaa;
Aynı “üniforma” ile “cami”ye gidip “namaz” kılarsan, yallah!.. Hem de, “ceza hukuku” kapsamında böyle bir “suç” yokken!..

* * *

Üniformalı ibadet ordudan ihraç nedeni
Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) askeri mahkemede beraat etmesine rağmen, üniformayla camiye giden astsubayın ordudan atılmasını uygun buldu.

Ardahan Jandarma Karakolu Komutanı Yardımcısı astsubay hakkında, bir süre önce 'Çukurca Merkez Camii'nde üniformalı gidip, ibadet ettiği gerekçesiyle' Jandarma Asayiş Komutanlığı Askeri Mahkemesi'nde dava açıldı. Dava sonuçlanmadan, astsubayın TSK ile ilişiği kesildi. Ancak astsubay, 'suçun ceza hukukunda düzenlenmediği' gerekçesiyle beraat etti. Astsubay, bunun üzerine, AYİM'e başvurdu. AYİM, 'ibadetin kimi çevrelerce TSK'nın araç edinip, siyasi propaganda vesilesi yapılmasının önlenmesi' amacıyla ordudan ihraç kararını onayladı.

Kararın gerekçesinde 'Silahlı Kuvvetler'in konumu da göz önüne alınarak, davacının artık bu hizmet için elverişli bir kişi olma vasfını yitirdiği vicdani kanaatine varılmıştır' denildi.(AKŞAM :06.02.2004)

* * *

Fitne profesyoneli iseniz mesela dersiniz ki:
"Rütbeli asker üniformayla askeri birlik dışındaki camiye giderse, bu durum bir kısım Alevi vatandaşlarda tedirginlik meydana getirebilir.."
Bu fitne çekirdeğinin kartopu haline getirilmesi işten değildir. Ardından iş o hale gelir ki, Askeri Yüksek İdari Mahkeme gibi uzman bir kuruluş kalkar 'namaz' kılmayı, siyaset ve ideoloji kovalamakla bir tutan gerekçe dayatabilir:
"Bir ideolojik fikrin salt Ceza Kanunu'nda suç olarak gösterilmediği gerekçeleriyle, kamu görevlisinin kamu hizmetinin ifasında bunu serbestçe yayabileceği, bu düşüncesi doğrultusunda faaliyetlerde bulunabileceği gibi sakat ve çarpık bir sonuca ulaşmak mümkündür. Nitekim, İç Hizmet Kanun ve Yönetmeliği ile, TSK mensuplarının ordu içinde siyasi faaliyette bulunmaları, bu yönde ima ve davranışları dahi yasaklanmış olduğundan, ceza kanunlarında bir suç olarak gösterilmese dahi, yıkıcı, bölücü, irticai ve ideolojik görüşlerin Silahlı Kuvvetler bünyesi açısından 'yasa dışı' olduğunda kuşku yoktur. Burada asıl olan, salt bu tür ideolojik fikir ve düşüncelere sahip olmak, bu tür faaliyetlerde bulunmak veya karışmak unsurlarının gerçekleşmesidir."
El insaf!!!

http://arsiv.sabah.com.tr/2004/02/16/yaz57-40-120-20040206.html

Yazan: ç-z Tarih: June 25, 2009 1:41 AM

Askeri Savcılık belgenin sahte olduğuna kanaat getirdi.Kim getirdi 'askeri savcılık'.Askerlik yapan yada yapmayan herkes bilir ki askeriyede işler emirle yürür.Her zaman olduğu gibi kol kırıldı yen içerde kaldı.bizde bunu yedik....
Hala gerçek bir hukuk devleti olamadık.Olmamızı istemeyen ve hukukun kendi istedikleri gibi şekillenmesi ve yorumlanmasını isteyenler maalesef çok.
Hala şunu netleştiremedik bu ülkeyi atanmışlar mı yönetecek yoksa seçilmişler mi yönetecek.
Türkiye bu zamana kadar hep bir korku paronayasıyla yönetildi.
Ama halktan(alttan) öyle bir demokrasi tetiklemesi var ki artık ok yaydan çıkmıştır.
Artık eskisi gibi Bu ülkeyi Ananyasa Mahkemesi,Askerler,Üniversite Rektörleri,doğan medyası değil halk yönetecek.
Kiç kimsenin bulunduğu konum,kurum ve göreve güvenerek suç işleme hakkı yoktur.
İster asker,ister rektör,ister politikacı,ister işadamı,ister polis olsun.Anayasaya göre herkes eşittir diyoruz bunda hemfikiriz diyoruz ama niye ozaman bir emekli asker veya bir rektör göz altına alınınca bunlar suç işlememiştir diyoruz.
kendi kendimizi kandırmayaylım.
Burda Akp yi sevmeyenler nefret edenler olabilir ama bu parti %40 civarı bir oy aldı.Demokrasi bu değil midir.
Demokrasi Hazmetmektir.

Yazan: gerçekler Tarih: June 25, 2009 1:07 PM

Merhabalar;

Su ortaya cikan ya da ciktigi söylenen belge veya uydurma belge müsvettesinin üzerinden insanlar cok farkli yorumlar yapabiliyor. Benim dikkatimi ceken "TSK BÖYLESI BIR BELGEYI HAZIRLAMAZ" diyenlerin tavri. Daha bir kac ay öncesine kadar "seriatcilara karsi ordu harekete! gecmelidir" diyenler bile simdilerde demokrat geciniyor ve bu belge iftiradir diyorlar. Icinden BATI CALISMA GRUBU gibi bir yapiyi cikarmis bir kurumda bu tür calismalar yapildigini herkes biliyor. Yapanlarin kuruma verdikleri zarar bir yana bu belgenin sahte olabilecegini de yadsimiyorum. Ancak bu belge bir calisma belgesidir.belgenin sahte olup olmamasi degil benim icin önemli olan. Daha önce benzeri calismalar yapilmistir vesselam.

Selamlar.

Yazan: Muzaffer Kazim Tarih: June 25, 2009 1:48 PM

ay ne kaba adam ayol bu?..sen kendini ne sanıyorsun kuzum,

------------------------------------------

Gıcık olan, oha filan olan bacı,

Nene lazıum fikir falan işleri? Git sen biraz bronzlaş, yer yer yozlaş, biraz uzaklaş, selluliitlerden falan kurtul.

Şu sabırlıyı da al götür. Ben sabredemiyorum zira.

------------------------------------------------

selülitlerimin derdi seni mi gerdi ulen?..sabredemiyorsan takılma buralara minnoşum,ben sevdim valla..gayet matrak bi yer..

sana ba bay canım,şimdiden..

Yazan: jale Tarih: June 25, 2009 3:36 PM

Cemaatin SIZINTI diye bir dergisinin olması huylandırıyor bunları:)

Ama herşey karşılıklı, birleşik kaplar misâli, devlet de cemaate sızıyor:)

E sızmak lazım, silahlar koymak için elemanlar lazım.

Bu da devletin demokratik hakkıdır, dimi ama!

Yazan: y.ö. Tarih: June 25, 2009 3:42 PM

Jalecim bak sen ve sabırlı arkadaşın hakkında ne diyo Sivilay Abla:


Soru: Sevgili Sivilay Abla, bazen dolmuşta, otobüste iki kişinin konuşmasına şahit oluyorum. Birbirlerine söyledikleri baştan sona yanlış. Aralarına girip “Kardeşim, o gösterdiğin yer Yeniköy değil Kandilli, o ağaç çam değil servi, Ergenekon AKP’nin seçim çalışması değil bildiğin gladio, derin devlet örgütlenmesi” diyesim geliyor. Cesaret edip söyleyemeyince de sabaha kadar mideme kramplar giriyor. Bu durumdan nasıl kurtulabilirim? (Hamdiye Parlak)

Cevap: Sevgili Hamdiye, aynı duyguyu ben de yaşıyorum. Bak sana geçen gün yaşadığım bir olayı anlatayım:

ÖSS’nin yapıldığı pazar günü Akmerkez’in önünden Ortaköy otobüsüne bindim. İstemediği halde hamburgerine turşu konulduğu için dünyalar başına yıkılan Barbi tavırlı iki güzel kız hararetli hararetli birbirlerine bir şeyler anlatıyorlardı. Gayrı ihtiyari mi desem ihtiyar gayreti mi desem, konuşmalarına kulak misafiri oldum. “Kızııım, toprak altından silah değil kanalizasyon borusu çıkmış. Bizi silah diye kandırıyolar” dedi bir tanesi. “Tayyip, Atatürkçü gazetecileri F-Tipi cezaevine atıyo, muhalefet susturuluyo abii” diye cevap verdi ötekisi. Tahmin edeceğin gibi konuşmanın devamında beli bükülmedik komplo teorisi kalmadı. “Belediye otobüsünün rengi niye yeşil sanıyosun, şeriat yeşili”ne kadar uzanan, tutacak tarafı olmayan bir konuşma. Tam cesaretimi topladım lafa gireceğim, konu ÖSS’ye döndü. Kızlardan biri “Bu dördüncü girişim, yine olmazsa Amerika’ya gidicem valla” dedi. Diğerinin ona cevabı ise tüm günümü kurtaracak cümle oldu. “Şekerim böyle böyle beyin göçü oluyo işte.”

Sen rahat ol, zaten göçüyorlarmış.

Kaynak: http://www.taraf.com.tr/makale/6219.htm

Yazan: Elciye Zevalolmaz Tarih: June 25, 2009 5:27 PM

Jalecim diyerek kibar mı olmuş oldun şimdi?..

bak çok zekiyimdir,yazarken yüzünde oluşan o pis gülümsemeyi dahi anlayabiliyorum..

göçenler sizin gibiyse çokda birşey kaybetmiyoruz demekki,üzülmeye gerek yok..göçün canım göçün..

sivri zekalarla yaşam kolay olmuyor zaten,ne kadar düz olursa ortam o kadar yürümek kolay olur,dikenler can sıkar di mi tatlım..?

Yazan: jale Tarih: June 25, 2009 8:13 PM

Sn. akyol

buyurun. bobilerden size bir hediye

http://kafa.bobiler.org/upload/photographs/163546931h.gif

Yazan: sabırlı Tarih: June 25, 2009 9:55 PM

I.B. ziyaretçi bey,

Sizinle tanıştığımı veya tartıştığımı hatırlamıyorum, hernangi bir polemiğe de girmedik, bana atılan taşı anlayamadım?

Kişisel bir tartışma girmek niyetinde hiç değilim, burada amacım müdavim 3-5 kişinin okuduğu bir blogda objektif düşüncelerimi yazmaktır.

Kendime göre doğruları yazıyorum.

Düşüncelerime bir itirazınız varsa, -kendi inanç ve ideolojime güvendiğimden- saygı kuralları çerçevesinde itirazınızı ifade etmenizden şahsen kesinlikle rahatsız olmam.

Yazan: Sabırlı Tarih: June 25, 2009 11:00 PM

Göçme Jale göçme!

Sizi bilmem ama ben Sivilay Abla'ya katılmıyorum.

Şahsen (Isviçreye göçerim , görürsünüz gününüzü!)Fazıl Say'sız yaşayabilirim ama oha fian olan düşünürlerimiz olmasa hayatın ne tadı kalır ne tuzu.
---------------------
Orhan Veli zamanında Cımbızlı bacılar böyle imiş:

cımbızlı şiir

Ne atom bombası,
Ne Londra Konferansı;
Bir elinde cımbız,
Bir elinde ayna;
Umurunda mı dünya!

-****************************

Bu gün siyasete soyundu cımbızlı kızın kızı

"Türkiye layıktır layık kalacak" (da neye layık?). Haa bir de tabii hamburgerime soğan koydular mı çüşş oluyorum valla!
Ayol ben bikini ile okula girebiliyormuyum..di mi ama" felan derin felsefsi yapıyor.

Sadece bronzlaşmak, yer yer yozlaşmak. uzaklaşmakla olmuyormuş biraz da entel takılmak lazımmış şimdilerde böylesi in imiş.

Jalecim de googlelamış buraya gelmiş. Bir de anlasa ne dendiğni daha bi süper olıcak.

Yazan: Elciye Zevalolmaz Tarih: June 26, 2009 7:16 AM

ay sen bana aşık mı oldun yoksa kız..?..göçme,gitme kal yanımda,sensiz yapamam falan...çok da hızlı çıktın,herkesin içinde aşkını ilan etmen de cesaretini gösteriyor..ama kusura bakma ben hala seni kaba buluyorum!..böyle yaparsan olmaz,biraz incelip,nezaket dersleri alman lazım..

vahşi misin ayol sen?..seni 40 sene yontsalar yine de bi şey olmaz gibime geliyor,nerde yetiştin yavrum sen?..amazonda falan mı?..:)))

ayrıca artıkın cımbız out lazer epilasyon in..3 seansta kalıcı çözüm..yok öyle cımbız falan,hangi çağda kaldın sen?

Biz entel de takılırız gülüm,o kolay..sen önce bir
incel..yoksa her tarafın entel olsa ne yazar,ben seninle bir cafede 10 dk bile oturmam..saldırırsın,maldırırsın..güvenemedim sana..

ayyy,vahşi şey..

Yazan: jale Tarih: June 26, 2009 7:02 PM

Gayet güzel bir belgesel seyrettim.

Buyurun:

http://www.youtube.com/watch?v=YQa9CQkmOnY

Yazan: sabırlı Tarih: June 26, 2009 11:25 PM

Evet, fantezi film dalında "Arabesk" ile yarışabilecek bir belgesel olmuş. Kutlarım emeği geçenleri.

Yazan: Hermes Tarih: June 27, 2009 2:34 PM

Bu site bayağı bir liberalleşmiş anlaşılan, eskiden Jale'ninkiler benzeri yorumlar asla yayınlanmazdı burada!

Yazık!

Yazan: y.ö. Tarih: June 27, 2009 4:21 PM

acaba ben ne yazdım yanlış oldu,hayret yanii..adamın biri entellik ayağından saldırıyor,ona bir şey yok..biz kendimizi savunduk mu faul oluyor..kadın düşmanları sizi..

buradakilerin hepsi amazonluk galiba..

Yazan: jale Tarih: June 27, 2009 6:42 PM

Açıkçası perinçek'i ben de marjinal olarak görürüm, ama burada söyledikleri gayet mantıklı geliyor.

işlerin aslını bilmemiz mümkün değil, şahsım adına ancak "atıp tutabilirim".

ammavelakin,

özellikle bu komplo olayının ardından, belgesel bana mantıklı gelmeye başladı. zira:

1) öncelikle bu komplo ne amaçla ve nerede oluşturuldu?

2) emniyetten nasıl çıktı?

3) taraf gazetesi niçin bunu araştırmadan yazdı?

(belgenin hala gerçek olduğunu iddia edecek kadar safdil olan yoktur herhalde)

dahası, özellikle dtp'nin son günlerde yaptığı açıklamalar da, akp söylemleri ile birebir örtüşüyor.

daha birkaç saat önce ahmet türk "belge sahte mi değil mi önemli değil, önemli olan tsk'nın etkisizleşmesidir" dedi.

ahmet türk herhalde hayatının en mutlu günlerini yaşıyordur.

bazı noktalara önyargısız olarak bakarsak, oynanan oyunun amaç ve yöntemleri sanki şunlar:

1) kuzey ırak'taki bir kürt devletinin önündeki tek engel olan TSK'yı etkisiz bırakarak (zira TSK kürt devlet kurulmasını "casus belli" savaş nedeni saymaktadır) bağımsız kürt devletini kurmak.

2) tsk'yı etkisizleştirmede eldeki tüm silahları, yani ılımlı islami, "neo liberal" -ki bunların bir kısmı CIA tarafından "walk-in" (gönüllü) casuslar olarak nitelendirilmiştir- araçları kullanmak.

buradan kimseyi haksız yere suçlamak istemem, işin aslını da bilemiyorum, geçmiş dönemler darbeler tabi araştırılsın ama olay sanki gerçekten TSK'yı etkisizleştirme operasyonuna dönüşüyor gibi.

sonra kuzey ırak'ta askerlerimizin başına çuval geçirilmesi.. eşref bitlis paşanın gizemli ölümü.

hele başbakan'ın "genelkurmay başkanını destekliyoruz" dedikten bir gece önce 01:30 da askerleri yargılama yetkisini sivillere veren kanun çıkarması..

iyice kuşkulandık.

bir de bunun üzerine bu mayınlı araziler konusu var.

ben sn. başbakanımızı hiç anlamadım zaten. önce "van minüt, siz adam öldürmeyi çok iyi bilirsiniz" diye tribünelere oynuyor, sonra israilli firmaya türkiye toprağını kiralıyor.

bu nasıl perhiz?

şahsen komplo teorilerine hiç itibar etmem, ama sanki türkiye üzerinde oynanan bir oyun var gibi.

ha şunu da belirtelim, bu olayın insani boyutu falan yok. amerikanın derdi zerre kadar kürtler değil. sadece kuzey ırak'taki petrol.

ne kadar sudan neden ve yalanlarla ırak'a saldırıp milyonlarca insanı öldürdüğünü hep birlikte gördük.

katliamdan sorumlu olanlar şu anda emekli oldu ve mutlu birer amerikan ailesi olarak yaşıyorlar.

sadece tahmin yürütebiliyoruz ama bu açılardan bakarsak:

1) asıl planın görünenden çok daha büyük olduğu,

2) ABD'den uzanan birakım ellerin ve işbirlikçilerinin sanki türkiyeyi karıştırmaya çalıştığı bir manzara ortaya çıkıyor.

Yazan: sabırlı Tarih: June 27, 2009 7:07 PM

belgenin sahte olduğu ortaya çıkmış,yani Sayın Başbuğ dün öyle söylemişti-ki ben kendisine inandım-
öyleyse dedim kendi kendime bu sahte belge,ordumuzla,milletimiz adına hizmet etmeye çalışan insanları karşı karşıya getirmeye çalışan insanların kötü bir oyunu olsa gerek.ben bu "kağıt parçası"nın Gülen cemaatince oraya konduğuna kesinlikle inanmıyorum;çünkü bu kardeşlerimizin böyle işlerle uğraşmayacaklarına-inşaallah-
inancım tam.onun için kanaatim birilerinin yine fitne fesat peşinde olduğu;ama inşaallah istediklerine ulaşamasınlar!
dikkat ederseniz belge Gülen cemaatini ordudan soğutmaya yönelik,yani zaten ordumuzun bu topluluktan hazzetmediğini biliyoruz;ancak kardeşlerimizin ordumuz hakkındaki düşünceleri aynı değil,onun için de zannediyorum birini birinden soğutmak isteyeceklerse bu Gülen cemaatine mensup kardeşlerimizi ordudan soğutmaya yönelik olacaktır-tabii ihtiyaç oldukça aksinin yapılması da mümkün!-
belge sahte olmasaydı da durum yine iç açıcı olmayacaktı maalesef,velhâsıl her durumda üzücü!
umarım Sayın Genelkurmay Başkanımız,bir gün gerçekleri görür;çünkü ben kendisine her zaman doğru istihbarat gitmediği kanaatindeyim.
Kendisine gerçek olan neyse öylece ulaştığında ve kendisi de,insanların dinini anlatma çabasının rejime yönelik bir tehdit olmadığını yüreğinde duyduğunda inşaallah her şeyin çoook daha güzel olacağına inanıyorum!
bu arada gerçekten mustafa abi nedir bu alâkasız yorum kirliliği?!
sitenizde hoş durmamış,onun için söyledim...
saygılar...


Yazan: matematiksever:) Tarih: June 27, 2009 8:49 PM

matematik mi seversin fizik mi seversin bilmem ama ben seni hiç sevmedim..

''bu arada gerçekten mustafa abi nedir bu alâkasız yorum kirliliği?!
sitenizde hoş durmamış,onun için söyledim...''

sen hoş duruyorsun da ben niye hoş durmuyorum..kirli sensin..iki entel laf edince kendinizi bi şey mi sanıyorsunuz?..ukalalar.

Yazan: jale Tarih: June 27, 2009 9:30 PM

Mustafa Bey, sizce Fethullah Hoca cemaatinin uluslararası bir siyasi oyunun bir parçası olarak kullanılacağını bilseydi bu cemaati oluştururmuydu? Evet, cemaat oldukça halisane niyetle, dini bir hareket olarak ortaya çıkmıştır. Ama bugün nasıl bir rol biçilmiştir kendisine? Eminim, Hocaefendi kimseye anlatamadığı dertleriyle her gün için için ağlamaktadır. Belki de etrafında oluşan bu hareketin ve cemaatin bugün nasıl olupta birileri tarafından memleket aleyhinde kullanılmaya çalışıldığını gördükçe kahrolmaktadır. Belki de bu yüzden vatanına dönememektedir.

Tam bilmiyorum diyorsunuz ama aslında bu sızma hareketinin sebebini gayet iyi biliyorsunuz. Eğer bilmiyorsanız ülkenin büyük gazetelerinin birinde yazar olarak duramazsınız ve köşenizde kalamazsınız bunu da biliyorsunuz.

Yazan: vista Tarih: June 28, 2009 2:47 AM

Sn. vista,

Biz burada saf saf din tartışmalarıyla oyalanırken, başka birileri ellerini ovuşturup planını işletiyor.

Burada yazı yazanlar -ben ve karşı ideolojidekiler- gayet samimiyiz, ama olay basit bir dindar-ateist tartışmasından çok daha farklı.

Bu plan başarıya ulaşırsa, kuzey ırak'ta AKP destekli kürt devleti k-u-r-u-l-a-c-a-k (başbuğ gibi konuştum).

eğer ki denildiği gibi türkiye'nin güneydoğusunda çok miktarda petrol varsa, siz o zaman görün esas şenliği.

hükümet gözünü karartıp güneydoğuda bir kürt devletine yeşil ışık bile yakabilir.

hükümetin elindeki propaganda araçlarının da (ki bunlardan bazılarının gerçekten iyi niyetli olduğundan eminim, ama kandırılıyorlar) artık kim olduğunu da biliyoruz.

dini siyasete-çıkarlara alet etmek tam da bu işte.

Yazan: sabırlı Tarih: June 28, 2009 10:15 AM

Orduya SIZMA
zeytinyağoı alım ihalesi açılcaktır.

İlgilenenlerin çağdaşlık belgeleri ve rüşvet için kredi mektupları, akdeditasdyon belgeleri yakınları arsında başını örten veya cummaya giden olmadığına dair temiz kağıdı. çağdaş vaziyette çekilmiş fografları ie birlike en yakın ADD ŞLubes. Cumhuriyet gazetesi, Sauna Atabeyler. gelenelevci Madam Nebahat ' müraccatları gerekmektedir.

Kamuoyuna saygı ile (mayışmayın!) duyurulur!

Yazan: GK Alım Satım Dayresi Tarih: June 28, 2009 3:00 PM

boş verinnn soğuk kış aylarına sıcak gireceğiz takmayın kafanıza bu deccallik son bulacak turklerın aklını zıhnını bulandıran ulkeyı her gun kargasaya ıtenler cumbur cemaat ayıklanacak rahat olun az kaldı

Yazan: ancazin Tarih: June 28, 2009 7:25 PM

Neye az kalmıs jale hanım sizin bilipde bizim bilmediğimiz bişey mi var?


Kış ayında darbe mi bekliyo bizi yoksa haber mi aldınız?


Eğer kastettiğiniz darbeyse hiç heveslenmeyin bu ülkede artık darbe olmaz olsada iç savaş çıkar buda ülkenin sonunu getirir hiçbirimizde böyle olsun istemeyiz...

Yazan: ahmet Tarih: June 29, 2009 2:09 AM

AKP'nin (ve ABD) gizli planı çerçevesinde adım adım kuzey ırak'ta bağımsız kürt devletine gidiliyor...

1) TSK'nın operasyonlarına karşın PKK'nın ateşkesi sürmekte.

2) "DTP’li Milletvekili Hasip Kaplan, Başbakan Erdoğan’a böyle seslendi: Her doğru adımınızda size siper oluruz"

http://haber.gazetevatan.com/haberdetay.asp?detay=Her_dogru_adiminizda_size_siper_oluruz&tarih=29.06.2009&Newsid=245947&Categoryid=9

Yazan: sabırlı Tarih: June 29, 2009 6:41 AM

sabırlı rumuzlu,

Yahu sen asker polis olmak istersen ve bunu başarırsan bu asker, polis "olmak" da

niye "o" veya "onlar" asker polis olmak ister ve bunu başarırsa bu "sızmak"

oluyor.

Bu çifte standardını görmeden yaptığın eleştiriler havada kalmıyor mu?

Hem de sen o olmak işinde torpilli iken...

Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: June 30, 2009 4:16 PM

lüzumsuz ve laubali olan yorumların silinmesi uygun olur diye düşünüyorum.

Yazan: Lazım değil Tarih: July 4, 2009 4:03 PM

Burda en ciddi bulduğum yorumlar Jale hanimin yorumlari, diğerleri, istisnalar haric, entel heveslisi yorumlar işte, ciddiyemi almalıyım? Kimdir, eğitimi nedir ve konu hakkında böyle atıp tutma hakkı hangi sıfattan ileri gelmektedir?

Yazan: evren Tarih: July 5, 2009 2:29 PM

Bugün, Gülen için çıkarıldığı iddia edilen yasanın açıktan cemaat baskısı sonucu onaylanmasıyla, yargı ve emniyetten sonra yürütme üzerindeki vesayetin de askere değil, aksine cemaate ait olduğu birkez daha görülmüş oldu.

Ülkenin neredeyse bütün kurumlarını "ele geçirmiş" (sızmak değil bu; kontrolü altına almak) ve orduyu da hakimiyeti altına almak için her türlü yöntemi kullanarak saldıran, lider egosuna dayalı bir siyasi hareketten söz ediyoruz. Herşeyiyle siyasetin içinde, bütün faaliyetleriyle siyasete, seçilmiş hükümetin tasarrufuna ipotek koyan bir hareket. Kendileri bile böbürlene böbürlene hareket diyorlar, hala dini cemaat diye bizi mi kandıracaksınız Mustafa Bey?

Bir tüzel kişiliği olmayan, tüzüğü, örgütlenme şekli, amaçları kağıt üzerinde yazılı olmayan, denetlenemeyen, remi üyeliği olmayan ama 10 yaşındaki çocukların bile gayrıresmi üye yapıldığı sivil toplum örgütünü başka hangi ülkede gördünüz?

Darbe riski sıfır olan, ama bütün kurumlarıyla cemaat vesayeti altında olan bir ülkede demokratlık darbe paranoyası yaymakla olmaz, cemaat tahakkümüne karşı ilkeli durabilmekle ölçülür.

Yazan: Samet Tarih: July 9, 2009 5:17 AM

Sn. Akyol,

F-tipinin orduya "anlaşılabilir" bir durum, öyle mi?

Benim bildiğim aşağıda suçüstü yapılan olay savaş zamanı meydana gelse failler "vatana ihanetten" idam edilir:

---------------
Astsubay konuştu 'Fethullahçı ağabeyler'i kaçtı

Kayseri Garnizon Komutanı Tümgeneral Rıdvan Ulugüler'in esnafı fişlediği iddiaları üzerine başlatılan soruşturma kapsamında tutuklanan Astsubay Ali Balta'nın ifadesi, ilginç bir bağlantıyı ortaya çıkardı. Sahte belge hazırlayan astsubayı "Fethullahçı ağabeyleri" yönlendirmiş.

http://www.yaziisleri.com/n.php?n=dacb85c2-2009_07_06

Yazan: sabırlı Tarih: July 11, 2009 12:09 PM

Böylesine ciddi bir konu ile ilgili basitçe birsürü yorum yapılmış. bence bu konu ile ilgili daha hassas olunmalı. keza memleketin durumu ortada.

Yazan: film izle Tarih: December 5, 2009 3:46 PM

bence bu konu ile ilgili daha hassas olunmalı. keza memleketin durumu ortada.

Yazan: film izle Tarih: January 2, 2010 4:23 AM

Yorum Ekleyin...





(you may use HTML tags for style)