« İlk Darbe 1925’te Yapıldı | Ana Sayfa | Uzaktan Memleket Manzaraları »

June 30, 2009

Musul mu Dediniz?

Oldukça “Kemalist” olduğu hissedilen bir okur, son yazım üzerine “iyi ama Terakkiperver Fırka yüzünden Musul’u kaybettik” gibisinden bir itiraz dile getirdi ve getirmeye devam ediyor. Madem konu açıldı, bu mevzuya dair Kürt Sorununu Yeniden Düşünmek adlı kitabımda yer alan bir pasajı burada aktarayım dedim. Türkiye’nin Musul’u neden kaybettiği konusunda onyıllardır beyinlere işlenen (ve o beyinleri yeni düşüncelere bir türlü açamayanların körü körüne inandığı) ezberleri biraz bozmak açısından…

...............

Atatürk Araştırma Merkezi Asli Üyesi Prof. Dr. Ömer Kürkçüoğlu, Türk-İngiliz İlişkileri (1919-1926) adlı kitabında [Şeyh Said isyanı ve Musul’un kaybı] olaylarında Hilafet'in kaldırılmasının belirleyici rolünü şöyle açıklar:

Halifeliğin kaldırılmış olması, Kürtlerin ayaklanmasında önemli rol oynadığı gibi, Kürt unsurunun çoğunlukta bulunduğu Musul üzerindeki Türk iddiasını da zayıflatmıştır. Milliyetçi düşünceye yabancı olan Musul Kürtleri'nin, Türkiye'yi Irak'a tercih ettikleri söylenebiliyorsa, bunun başlıca nedeni, Halife'ye yani İslam'a olan bağlılıklarıydı... Musul sorununun çözüme kavuşturulmamış olduğu bir sırada Halifeliğin kaldırılması; İngiltere'nin İslam etkeni dolayısıyla duyabileceği endişeyi gidermek için, ya da öteki nedenlerle alınmış olsa da, sonuçta Türkiye'nin Musul tezine manevi bir darbe indirmişti. İngiltere'nin Musul'daki bir görevlisi, Halifeliğin kaldırıldığı yolundaki haberleri hayretle karşılayıp, inanmakta güçlük çektiklerini yazmaktadır. Bu İngiliz görevlisi, o zaman kadar 'Kürdistan'ı patlamaya hazır bir volkan gibi kaynaştıran Türk propagandasının, Kürtler'in Halifeye kesin bağlılığına dayandırıldığını, Türklerin kendi bindikleri dalı kesmelerinin ise, İngiltere için inanılmayacak kadar mükemmel bir şey olduğunu' belirtmektedir. İngiliz görevlisi, 'tabii, bu yeni durumdan kendimiz için yararlanmayı ihmal etmedik' diye eklemektedir. Türk Hükümeti'nin Kürt ayaklanmasına karşı aldığı sert önlemler [de], Musul'daki mahalli Kürt ileri gelenlerinin tepkisine yol açmaktaydı. Bu tepkilerin İngiltere bakımından 'yararlanmaya' elverişli bir ortam hazırladığı görülüyordu.
Hangi nedenlere dayanırsa dayansın — hatta Musul sorununda olumlu bir etkisi olabilir diye alınmış olsa bile — Halifeliğin kaldırılması kararı, Kürtler'in ayaklanmasında rol oynadığı için, sonuç olarak Musul bakımından Türkiye'nin aleyhine bir durum yaratmıştır. (Ömer Kürkçüoğlu, Türk-İngiliz İlişkileri, AÜ SBF Yayınları, Ankara, 1978, s. 290-291)

Hilafet'in kaldırılmasından önce Iraklı Kürtler arasında Türkiye'ye yönelik güçlü bir sempati olduğunu tarihçi Waide Jwaideh de belirtir. Jwaideh'e göre, "Yüzyıllardır kendilerini Osmanlı devleti ve geleneği ile özdeşleştirmiş olan Kürtler, hiç şüphesiz, yabancı bir din ve kültüre mensup işgalciler olarak gördükleri İngilizlerin ülkelerine gelmelerinden hoşnut değildi." Dahası, "Kürdistan'ın İngiliz işgali altındaki bölgelerinde, Türklerin yaptığı etkili pan-İslamist propagandalar birçok Kürdün İngiliz karşıtı bir tutum izlemesini sağlamıştı." (Waide Jwaideh, Kürt Milliyetçiliğinin Tarihi: Kökenleri ve Gelişimi, İletişim Yay. İstanbul, 1999, s. 286)

Ama Hilafet'in kaldırılması ve ardından gelen Şeyh Said isyanı ile birlikte, o propagandanın artık bir etkisi kalmamıştır.

İngiliz Büyükelçisi Lindsay'in Dışişleri Bakanı Chamberlain'e yolladığı 17 Mart 1926 tarihli bir mektupta, şu ilginç teşhis yer alır:

Doğu'daki durum, mevcut rejimin önünde görülebilir en ciddi tehlike durumundadır. İslamcı bir hükümet bu karışıkılığı kendi lehine çevirebilirdi. Ancak bugünkü laik düşünceli hükümet ile Doğu arasında uzlaşmaz bir düşmanlıktan başka hiç bir şey olamaz. Eğer her şeyi kökünden değiştirecek bir olay çıkmaz ve Cumhuriyet rejimi sürerse, hükümet, bastırma hareketlerini beraberinde getiren bir dizi ayaklanma ile karşı karşıya kalacaktır. (Hüseyin Koca, Yakın Tarihten Günümüze Hükümetlerin Doğu-Güneydoğu Anadolu Politikaları s. 103; Cahit Düzel, "İngiliz Hükümeti'ne Sunulmuş Gizli Raporlardan Doğu Anadolu Olayları, 1924-1938", Politika Gazetesi, 31 Ocak 1977, s. 4'ten aktarma)

...............

Özetle; Musul’un kaybının sorumlusu, Şeyh Said İsyanı ve hele de onunla hiç alakası olmayan Terakkiperver Fırka değildir. Aksine, suçu bunlara atan ve gerçekte (Hilafet’i birden bire kaldırmak suretiyle) hem Şeyh Said İsyanı’nı körükleyen hem de Musul Kürtleri’ni Türkiye’den soğutan "devrimciler"dir.

Zaten bugün de Türkiye Kürt sorununda batağa saplanacaksa, yine aynı zihniyetin temsilcileri yüzünden saplanacak.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: June 30, 2009 9:38 PM

Okur Yorumları

(NOT: Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Mustafa Akyol tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, standart yorum kurallarını dikkate almanız önemle rica olunur.)

Sn. Akyol,

Öncelikle yoruma verdiğiniz yanıt için teşekkürler.

Gerçi ben "Terakkiperver Fırka yüzünden musul'u kaybettik" dememiştim. "Gibisinden" bile birşey dememiştim.

Sadece ikisinin de aynı yıla denk geldiğini söylemiştim.

Önemli değil, Sezar'ın hakkı Sezar'a.

İlk bakışta güzel bir yazı ve tarafsız kaynaklar gibi görünüyor.

Bunlar hep "+" puan ve güzel şeyler. Objektif bir tartışmadan zevk duyarım.

Tarih gibi pek bilmediğim ve -şahsen keyifsiz bulduğum- bir mecraya girmek durumunda kaldım, artık mecburen biraz araştırma yapacağız.

Şu anda fazla vaktim olmadığı için daha sonra tekrar yazarım.

Saygılar.

Yazan: sabırlı Tarih: June 30, 2009 10:38 PM

Budur..!

Fazla bilgisi olmadan araştırma yapmadan kafadan sallayınca ve gerekli/yeterli cevabını alınca vakit birden 'sınırlı' oluverir cevap yazmak için.
:)

Yazan: HermeS Tarih: June 30, 2009 11:39 PM

Dikkat ediyorum,bu sabır küpü arkadaş saygı çerçevesinde fikirlerini söylüyor..beğenirsin beğenmesin yanii,saldırmanız gerekmiyoo..

vahşiler mi var burda,neredeyim ben aman Tanrım..ipini koparan buraya gelmiş galiba..oh my God..ayrıcana çok entel bi yazım vardı,sitenin sahibi olan kişi yayınlamadı..şikayetçiyim,nereye baş vurmamız gerekiyoo,

bilgisi olan var mı?..kim bu vatandaş?

Yazan: jale Tarih: July 1, 2009 9:41 AM

bazı yorumlar insanı hasta ediyo.ya şöyle giriyosun bi şeyler okuyaym diyosun sonra yorumları görünce...karışmadan edemiyorum işte.yani SAYIN SABIRLI siz her şeyi araştırıp mı konuşuyosunuz?öyle mi olmalı?adam açıklamasını siz inanın, onun yeterli olup olmadığına karar verin diye mi yapmış?bi de yalan söylüyosun kardeşim tavırları.çok rahatsız edici bence.size önemsizmiş gibi gelebilir ama gittikçe alışıyoruz bu tarz konuşmalara.bi de yeterli ve gerekli cevap olduğuna da karar vermişsiniz maşallah.hııı kızıyorum yav:-)nedir canım ne gerek var biribirimizi incitmeyelim.ben olsam incinebilirdim-gerçi incinmekten çok yine kızardım -onun için yazdım.

Yazan: sema Tarih: July 1, 2009 1:40 PM

sabırları zorlayan sabırlı;

Diyorsun ki:
"Gerçi ben "Terakkiperver Fırka yüzünden musul'u kaybettik" dememiştim. "Gibisinden" bile birşey dememiştim. "(sabırlı)

Evet ama adama sormazlar mı?

NE ALAKA? diye.

Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasını o "yorumuna" ne alaka ile sokuşturdun, ne alaka ile Şeyh Said isyanının yanına yerleştirdin? Aynı yıla denk gelmeleri konunun tamamen dışında. Aynı yıla denk gelmeleri bahsi geçen tartışmada vurgulanması ALAKASIZ bir bilgi.

İyi cinlikti ama para etmedi.

...

Musul'u Şeyh Said isyanı yüzünden kaybettik.

Şeyh Said isyanı ise iç politik hataların sonucu olarak ortaya çıktı.

Dış güçler de bunu kullandı. Onlara zor bulunur bir fırsatı altın tepside sunduk. Adama gol atma diyemezsin bundan sonra. Adam da golü attı. E sen defansı boşalttın, hatta adama yol verdin, pas verdin. Senin hiç mi günahın yok. Ne yani günah çıkarıp bu hataları tekrar etmemen için 100 yıl mı geçmesi lazım. Niye günah çıkar diyenlere hain diyorsun. Malum zihniyet. Niye kirlilerinin ortaya dökülmesine kızıyorsun. Bu şekilde vatana, memlekete hizmet mi ediyorsun. Yoksa asıl gaflet içinde olan sen misin?

Keşke isyancılardan hesap sormayı akıl edenler, bir de öz muhasebe yapmayı "akıl" etselerdi. Akılı, ilimi, irfanı bugün olduğu gibi o gün de hiç kimseye kaptırmıyorlardı.

Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: July 1, 2009 2:18 PM

... iddialar üzerinde ayrıntılı birikimim ve bilgim yoktu ve araştıracak fazla vaktim de yoktu,

Ama "demokrasi sevdalısı" sn. Akyol'un durup dururken niye bu konuya değindiğini merak ederek ve izahatlerini yeterli bulmayarak biraz araştırma yaptım.

İlginç bir ayrıntı olarak "Musul" konusu gözüme çarptı.

1920 yılında belirlenen Misak-ı Milli sınırları içinde bulunan Musul'un kaybedilme tarihinin 1926 olduğunu ben de bilmiyordum.

Peki, o dönemin bu kadar hayati bir konusu olan "Musul" meselesi bu yazıda niçin yok?

acaba niçin?

kaynak:

http://www.mustafaakyol.org/arsiv/2009/06/ilk_darbe_1925te_yapildi.php#comments

Yazan: trying to butt in Tarih: July 1, 2009 6:07 PM

Bir zamanlar saç baş yolardım bazı yorumları okuyunca. Sonra bıraktım "peki bunlar buralara nasıl geldiler" diye merak eder hale geldim.

Artık onun da cevabını buldum. Bakınız şurada:

******************************
Arama Motoru Terimleri

Bunlar insanların blogunuzu bulurken kullandıkları terimlerdir.

layık cumhuriyetten yana
ismail yk elbiseleri kim ogretiyor
ceza alevi yada sünlü fener yada cimbom
insan yiyen çinliler
nesli tükelen hayvanlar
23 la İlgİlİ kompozİsyon
gençkızların pornozu
başarılı guest relations
hadise nin yüz güzelliği

işkenceli ölüm vidiosu
hayvan vİdosu

dünyanın en güzel subay karıları
10 tane eser yazarları ve turu
rüyada tanga görmek
istiklal marşının öz geçmişi
Abd revizyonda kaçıncı oldu
norveç erezyon

Devamı burda:

http://bekirlyildirim.wordpress.com/2009/07/01/halkimiz-googleluyor/

Yazan: I.B. Ziyaretçi Tarih: July 2, 2009 1:10 PM

Ay,benim hayranım olan kişi gelmiş yine..sen yine bana bişey mi diyosuuuun,bak hisleniyorum ona göree...sen kendini bi şey sanıyorsun galiba buraya takılaraktan,başkalarının yorumlarını küçümsediğine göre..ben seni buranın en ukela yorumcusu seçtim..

bana katılan var mı?..oylamaya açtım,ama burdakiler bi tuhaf ayol,gülmeye bile günah diyolar,bilmezler şimdi bunlar..tuhaf şeyler sizi..

ay çok güldüm ayol,matrak şeyler..

Yazan: jale Tarih: July 2, 2009 6:21 PM

Hele şimdilik Sabırlı ile idare et. Dünyada başka insan kalmadığında haber ver; bir ihtimal kararımı tekrar gözden geçiririm (ama çok zayıf bir ihtimal).

Yazan: I.B. Ziyaretçi Tarih: July 2, 2009 8:05 PM

imkansız,gözüm senden başkasını görmez oldu..bu kadar entelini hayatta bulamam,seçici biriyim,seni beğendim.

çok zayıf da olsa bir ihtimal olması benim için bir ümittir,seni beklicem entel dantelim benim..

Yazan: jale Tarih: July 2, 2009 9:38 PM

sn Mustafa Akyol nedir bu yorum kirliliği neden yayınlıyorsunuz bu luzumsuz, gereksiz yorumları yazılarınızın ciddiyetine yakışmıyor.

Sizin ciddi bir okurunuz olarak size ricada bulunuyorum konuyla alakasız yorumları lütfen yayınlamayın

Yazan: ahmet Tarih: July 2, 2009 10:43 PM

Haksız da sayılmazsın da sayın "ciddi okur" kendini biraz fazla ciddiye alıyormuşsun gibimsi. Relaks et. Ne Mustafa Bey'in ciddiyetine zarar gelir ne senin ne meleketin. Ciddiyet arıyorsan Başbuğ'un resmine bak. Şahsen ben Leslie Nielsen'ı Baykal'dan ciddi buluyorum.

Biraz sinirler gevşer fena olmaz da.

Mizah da çok ciddi iş olabilir. Rejimler devirdi.

Yazan: Ciddiyetsiz Okur Tarih: July 3, 2009 12:45 AM

Liberal düşünce gereği bu yorumları silmek hiç yakışık almaz ama öle demeyin ahmet bey...O yorumlar bence mustafa bey'i ti ye almanın bir ifade biçimi,silinirse sansür olarak algılayacağım...

Yazan: EsEs Tarih: July 3, 2009 8:12 AM

sansüre karşı verdiğiniz destekten dolayı teşekkür ederim,harbi çocuklar da varmış burda,iyisiniz..

benim hayranım olan entel kişide bana destek vermiş..ben boşuna bir ışık görmemişim,seni beklemekte ne kadar haklı olduğum ortaya çıktı işte...kısmetim açıldı burda,ne hoş bea!!

Yazan: jale Tarih: July 3, 2009 2:42 PM

o değil de sabırlı nerelerde? gören bilen var mı? her gün buralarda mesaj yazan sabırlı.. gidiş o gidiş.. Mustafa beye teessüflerimi sunuyorum, cevabı sayesinde renkli-renksiz bir yorumcudan daha olduk.. ama olsun başka bir nickle bi süre sonra arzı endam eder nasıl olsa :))))

Yazan: HermeS Tarih: July 3, 2009 6:03 PM

Mustafa Bey veya moderatör kim ise ondan bir şeyleri silmesini isteyecekseniz mesela şu Mike Myers patentli "excellently" kelimesini yorum diye giren sahtekarın yorumunu veya linkini silmesini isteyin.

Nedeni şu:

Şimdilerde bloglara sitelerde güya yorum niyetine bi kaç kelime veya "bilgiler çok yararlı. Teşekkür ederim" " nice post, Thank you" gibi jenerik bir cümleyi yüzlerce bloga post edip verdikleri hiperlink sayesinde çoğunlukla illegal, gayrimeşru işlerinin reklamlarını yapanlar var. Bu sahtekar da intenet drug-pusher lık yapıyor. Bana da sıkça gelir bunlar. Silerim.

****************************

Ciddiyet üzerine bir ilave daha:

Sabırlı gayet ciddi idi.

GK Başkanı Başbuğ da "birkaç boru ve bir kağıt parçası" derken gayet ciddi idi. 27 Nisan Muhtıraı gayet ciddi bir döküman. Yassıada'da Menderes. Zorlu Polatkan'a "sizi buraya tıkan irade böyle istedi" diyen Başkakim Salim Başol da gayet ciddi idi.

Genç Siviller ise "ciddiyetsiz". Mesela bunlar "yok , benim nineminki gibi olsun", "tek parti olsun, temiz olsun" gibi sloganlar ürettiler.

Bu gün de Adişliye'nin önüne düğnyanın en hızlı yargısı olan şu beş dakkadan abra kadabra atanma, mahkeme, karar operasyonu ile "ıslak imzasız albay" ı serbest bırakan yargıç için çelenk bıraklırken "Kendisini Guiness Rekorlar Kitabına aday gösteriyoruz" demişler küstah ciddiyetsiz çocuklar!

Not: Bunlar Ahmet'e cevap değil. sadece içinde bulunduğumuz cinnet ortamının kara mizah dışında ifadesinin fuzuli hatta imkansız bulduğumu ifade etmek için.

Yazan: I.B. Ziyaretçi Tarih: July 3, 2009 6:56 PM

I.B. Ziyaretçi sen neden yazdığımı üstüne aldın ki seni kastetmemiştim "jale hanım"ın sürekli sulu, ciddiyetsiz yorumlarla konuyu sulandırmasından dolayı onu kastetmiştim.


Allah için o kadar yorum yazmıs "jale hanım" bir tane yazılan konuyla alakalı yorumu yok sürekli bi didişme içersinde amacı ney oda anlasılmıyo gerci umrumdada degil...


Eğer geyik muhabbeti yapmak istiyorsa internette çok geyik siteleri var o sitelere gidebilir.


Ülkemizde birileri tarafından kasten sulandırılmayan konu yok, burda da bu görevi "jale hanım" üstlenmiş bu kadar cok itiyorsanız yapsın görevini ne deyim.

"Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir"


Üstteki yazı yorum kurallarında yazıyor neden ciddiyetsiz yorumların yayınlandığını sorguladıgım için eses kardeşim beni sansürcü yaptı yaptı canı sağolsun.

Yazan: ahmet Tarih: July 3, 2009 7:56 PM

Bu almak, vermek, kazanmak, kaybetmek laflarina da hastayim. Milletin gozu Musul'un petrolunde kalmis, hala impartorluk hayalleri kuruyor. Imparatorluk bitti; halifenin gitmesi gerekiyordu, gitti. Devrimlerin bedeli Musul petroluyse, oyle olsun.

Yazan: kuzu Tarih: July 4, 2009 6:09 AM

Ahmet Bey,Ahmet Bey ne oluyoruz?

benim bir tane saldırgan,düzeysiz,konuyla ilgisiz yorumumu gösteremezsiniz,bu biiir..

ikincisi temmuz sıcağında bu kadar ciddiyet adamı kalpten götürür..sitenin sahibi olan kişi bile tatile çıkmış,almış başını gitmiş..

biraz esnek olalım lütfen,bu kadar kuralcı olmayın..siz kendi yorumunuzla ilgilenin,size bir şey diyen mi var,size ne?

Yazan: jale Tarih: July 4, 2009 9:23 AM

Lüften Mustafa Bey yazdıklarınızı mantığınızla ve tarihin size verdiği belgelerle yorumlayarak ortaya koyunuz. 1. Dünya Savaşı sırasında padişahın yani halifenin tüm müslüman aleminin liderinin, tarihin ona verdiği müslümanlar üzerinde dikta uygulaması sayesinde dağıttığı savaşa katılım emrine hangi Musullu Kürt kabul buyurmuştur ve savaşa tabii olmuştur. Lütfen araştırın, konuşmalarınızı da Şeyh Sait'in torun yayınlarınla beslemeyin. Şeyh Sait bu vatan için hiçbir şey yapmadı, yapanı bağrınıza basın yapanı.

Yazan: Ozan Doğan Tarih: July 4, 2009 11:11 AM

Sayın "Kuzu", yazmışsınız ki:

"Bu almak, vermek, kazanmak, kaybetmek laflarina da hastayim. Milletin gozu Musul'un petrolunde kalmis, hala impartorluk hayalleri kuruyor. Imparatorluk bitti; halifenin gitmesi gerekiyordu, gitti. Devrimlerin bedeli Musul petroluyse, oyle olsun."

Bizim derdimiz Kuzey Irak'taki, Musul'daki insanların ve bu toprakların kendi halkının gönlüdür, bu insanların barış ve sulh (uzlaşı) içinde yaşamasıdır. Batılı bazı merkezlerden kaynaklanan ekonomik, kültürel, siyasi ve hatta şimdi doğrudan askerî müstemlekeciliğe karşı ortak bir tavır geliştirebilmemizdir, dünyaya bu şekilde daha güzel bir şeyler sunabilmemizdir bizim amacımız.

Ama öyle görünüyor ki siz bunu anlayacak imkâna henüz sahip değilsiniz. O halde lütfen daha az konuşup daha çok öğrenmeye ve anlamaya gayret edin. Bizim kutsal kitabımız Kur'an bize sürekli akıl kullanmayı, oturup düşünmeyi (tefekkür) ve mantıklı bir şekilde düşünüp anlamayı (fiqh) emreder. Umarım bu tavsiye sizin görüşlerinize aykırı değildir.

Siz Mustafa beyi ve bu sitede onunla pek çok konu üzerinde mutabık olan okuyucu ve yorumcuları, kendiniz veya tanıdığınız ulusçular gibi ekonomik ve siyasî çıkardan ve sınıfsal yahut ulusçu kibirden başka bir şey düşünmeyen şahıslar sanmışsınız, besbelli. Ama fena halde yanıldınız...

Gerçi bu zanna ulaşmanız da tuhaftır. Mustafa bey gibi bilgili ve ilkeli bir kimsenin bu çıkar-esaslı zihniyet ekseninde konuşacağını nasıl sanırsınız?

Herhalde onun hiçbir yazısını okumadınız ve de bütün dindarların "ulusçu faşistler" olduklarını sanıp tatmin olmak isteyen, bu amaçla da önlerindeki en açık-seçik bir metni bile saçma sapan yorumlayan, cahil ve tam anlamıyla bağnaz solcu takımının arasında yaşıyorsunuz, onların zihin bozucu yalan yanlış sözleriyle (lağıvlarıyla) yaşıyorsunuz sürekli... Lütfen önce çevrenizi bir düzeltin. Fikri değil önyargıyı ve yalan sözleri yayanların yanında fikretmek, akletmek, fıkhetmek (anlamak, kavramak) mümkün değildir.

"Devrimler"in sonucu, İngiliz mandasının bile başaramayacağı bir "batı imparatorluğuna ve emperyalizmine asimilasyon"un, kuzu postuna bürünmüş kurtlar tarafından gerçekleştirilmesinden ibarettir. Yaklaşık olarak 1900 yılını onyıl boyunca Selânik mason locasında belirlenmiş modernist ve batılılaştırmacı esaslar çerçevesinde 1908'de yapılmaya başlanmış ve 1925'ten itibaren iyice azgınlaşmış bir "batı adına kendi halkını sömürgeleştirme süreci", despotizmin kandırmaca ve sahtekârlık ile birleşmiş hâli...

Siz imparatorluğa ve emperyalizme karşısınız, öyle mi? Hayır, siz, bu ülkenin ve onun etrafındaki bölgenin batı kaynaklı gerçek emperyalizme ve batı imparatorluklarına asimile edilmesini engellemeye çalışanlara karşısınız. "İmparatorluk" adına faal olan sizsiniz. Sizin muhalefet ettiğiniz Mustafa Akyol bey ve ona yakın görüşlü "İslâmcılar", evet biz, "imparatorluk"a hakikaten ve samimiyetle düşman olanların ta kendileriyiz.

Ve şahid olarak Allah yeter!

Yazan: Râvî Tarih: July 4, 2009 10:22 PM

Geçmişte inanmak zorunda bırakıldığımız doğrular yaratılırken, devrim, cumhuriyet, demokrasi adına...
Şimdiye kadar adını bile bir olumsuz durumun yanına yakıştıramadığımız insanların, neler yaptığı ortaya çıktı benimsediğiniz kavramlar üzerinden...
Kabuk kırma zamanıdır...

Yazan: Okan Lark Tarih: July 5, 2009 4:05 AM

Merhabalar,

Öncelikle ilk defa yazma fırsatı buldum. Beklettiysem özür dilerim.

------------

Yazıya başlamadan önce belirtmek istediğim nokta bazı yazarların "üslup" konusu.

Karşıt görüşte yazanların büyük çoğunluğu -birkaç kez uyarmama karşın- birdenbire sanki tek bir yerden talimat almışçasına "senli-benli" bir "mahalle ağzına" geçiş yaptılar.

Bir kişinin (samimi olmadığı) bir kişiye karşı, "sen" diye hitap etmesini "rencide etme" amaçlı buluyorum. Bunda bir iyi niyet bulunmadığı çok açık.

kahve muhabbeti veya sokak tartışmalarında bu durum hoş karşılanabilir, ancak "kişiselleştirme" yapmadan bir konu ciddi bir şekidle tartışılacaksa bu üslup kesinlike kullanışlı değildir.

bu nedenle genel olarak bu yazım tarzında ısrar edilecekse, ben malesef sitedeki tartışmalara katılamayacağım.

-------------------

Ayrıca ilk yazımda da belirttiğim gibi, tarih konusunda pek bilgili değilim. Bunu da baştan açık açık söylemiştim. Bazı yazarlar da fırsatı kaçırmayıp "bilmediğin konuda ne yazıyorsun" diye karşı çıkmışlar.

Ben ahkam kesmek istemediğimden zaten Sn. Akyol'un yazısınının ayrıntılarını eleştirmemiştim.

En önemli nokta olarak Sn. Akyol'un "Musul Meselesi"ne değinmemesinin eksiklik olduğunu belirtmiş, Musul'un anavatandan ayrılmasının 1926 yılına denk gelmesinin ilgniç olduğunu söylemiştim.

Zateb Sn. Akyol da bu eleştiriyi uygun görüp "ek" bir yazı yazmış. (Gerçi yazısında bana ait olmayan ama bana atfedilmiş bazı iddialar var ama, önemli değil.)

Sonuçta sanırım böylece haklılığım da ortaya çıkmış oluyor.

Bu noktaları açıklığa kavuşturduğuma inanarak, artık tartışmaya geçmek istiyorum.

Yazan: sabırlı Tarih: July 11, 2009 11:16 AM

Sn. Akyol,

1)
-----------------
Oldukça “Kemalist” olduğu hissedilen bir okur, son yazım üzerine “iyi ama Terakkiperver Fırka yüzünden Musul’u kaybettik” gibisinden bir itiraz dile getirdi.
-----------------

İlle de "yaftalayacaksanız", beni "Kemalist" değil "Atatürkçü" olarak yaftalamanızı tercih ederim. Cehaletimi bağışlayın ama "Kemalist"in ne anlama geldiğini bile bilmiyorum!!!

Yazımı okusaydınız, benim iddiamın, İngiltere'nin el ele tutuşmuş olan İslamcıları ve Kürtçüleri kullanarak Misak-ı Milli sınırları içinde bulunan Musul'u alması olduğunu görürdünüz.

Söylemediğim ise "Terakkiperver Fırka yüzünden Musul kaybedildi" şeklindeki isnatınızdı.

Sonradan farkettim sizin de gözünüzden kaçmış ama böyle bir şeyin olması zaten mümkün değil, zira TCF 1925'te kapatılmış, Musul ise 1926'da kaybedilmiş!!

TCF'nin kapatılması ve Musul'un kaybedilmesi arasında bir ilişki olup olmadığı konusunda da ahkam kesecek değilim, ancak tüm bu olayların -Aynen AKP için de sabit görüldüğü gibi- mahkeme kararıyla TCF'nin "irticai faaliyetlerin merkezi" sabitlenmişse ve üstüne üstlük bu faaliyetler vatan-millet çıkarlarına ters düşecek şekle dönüşmüşse, bu partinin kapatılmasını doğal saymak gerekir.

Demokratik açıdan bunun yanlış olduğu da söylenebilir. Ki bu doğaldır.

Ancak ülkenin her yanında isyanların çıktığı, vatan toprakları üzerinde pazarlıkların yapıldığı olağanüstü bir dönemde, günümüz isviçresi'ndeki gibi bir demokrasi anlayışı beklemek de saflık olacaktır.

Sizin de çok iyi bilmeniz lazım: tarihsel olaylar, günümüz şartlarına göre değil, dönemin şartları altında değerlendirilir. Bir de bu açıdan bakmayı deneyin.

Son olarak da belirteyim: TCF'nin kapatılması, sizin iddia ettiğiniz gibi bir "darbe" değil, "parti kapatma" dır.

Devam edelim;

------------------

Sn. Akyol böylece benim "demediklerimi" "çürüttükten" sonra(!), Musul'un anavatandan ayrılmasını Hilafet'in kaldırılmasına bağlamış ve birtakım alıntılar da yapmış.

Bu konuyu tartışmayı bile gereksiz buluyorum zira geçmiş olaylar hakkında sadece spekülasyon yapabiliriz.

"Hilafeti kaldırmasaydık musul hala elde olur muydu" veya "islamcı kürtlerin işbirliği olmasaydı ingiltere musul'u alabilir miydi" gibi sorular, spekülatif ve bunların yanıtı asla bulunamaz.

Merhum Özal'ın "halamın Taraf'ları olsa amcam olurdu" diye güzel bir lafı vardı (Taraf'ın eşanlamlısını anladınız herhalde.)

Aynen o hesap.

Günümüze dönersek, benim tek bildiğim:

Bugün ABD o bölgenin kontrolünü almak istiyor ve bunun için "islamo-kürtçüler" ve "islamo-faşistler" de dahil olmak üzere, bölgede etkinliği olan her türlü seçeneği kullanmaya oldukça hevesli.

Söylyeceklerim bunlar.

Saygılar.

Yazan: sabırlı Tarih: July 11, 2009 11:56 AM

Sayın Sabırlı,

Peki TCF yüzünden Musul'u kaybettik demek istemediniz, diyemezsiniz zaten ve bunu dile getiriyorsunuz

AMA

bir de şunu açıklayabilir misiniz:

Ne alaka ile TCF ve Şeyh Sait isyanını aynı cümle içinde kullandınız.

Tamam ikisi de irticai faaliyet içinde idi önyargınızı kabul etsek bile; etsek DAHİ

Musul'un kaybedilmiş olması ile ne açıdan alakalıdır TCF? Bilmeden söylüyorsunuz, sonra işin içinden çıkmak pardon çıkarmak yine bize kalıyor, bir de bu çabamız hor görülüyor.

Elma ve armut ile bebek maması yapılır. Bu ortak yönleri ama elmalı tartdan bahsederken elma ve armutun ikisinden de püre yapıldığından bahsetmek elmalı tart ile hangi yönden alakalı olabilir.

Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: July 11, 2009 5:31 PM

Musul tamam da sizin büyük soruşturmadanb haberiniz var mı?

Buyurun:

****************
Sayın A. G.

İstanbul…. Vergi Mahkemesi Üyesi

Sosyal ve aile yaşantınız ile eşinizin yakın zamana kadar benimsediği çağdaş olmayan giyim tarzı itibarıyla, laiklik karşıtı düşüncelere yakınlık duyduğunuz hususunda kanaat uyandırdığınız, bu arada evinize gelen misafirleri haremlik-selamlık tabir edilen şekilde ağırladığınız ve keza dairedeki odanızda radyo ve teypten dini yayınlar ve ilahiler dinlediğiniz ileri sürüldüğünden savunmanızı iki nüsha olarak 3 gün içinde göndermenizi rica ederiz.
******************************

Şüphelinin cevabı da burda:

http://bekirlyildirim.wordpress.com/2009/07/09/neden-cagdas-kelimesi-tiksintyi-verir-sebep-12978/

Yazan: I.B. Ziyaretçi Tarih: July 11, 2009 6:41 PM

Mustafa fatih bey,

Önyargılı değilim. TCF'nin kapatılma nedenlerinin ayrıntılarını ve Şeyh Sait isyanı hakkında objektif bir bilgi verebilecek varsa buyursun anlatsın, biz de öğrenelim.

Ama sn. Akyol değil.

Kendisinin yazıları belirli bir ideolojiye dayandığından sadece tek yönlü bilgi veriyor ve bu da sağlıklı olmuyor.

Baştan beri ısrarla söylüyorum.

Önemli geçmişten ders alarak bugüne ve geleceğe bakmaktır.

Sn. akyol'un kitabını okumadım (gerçekten vaktim yok). Yanılıyorsam da düzeltin, ama (ideolojik altyapısına bakarsak) tahminimce kendisinin temel tezi şu şekilde olacaktır:

--------------
"T.C., laikçilikten ve din düşmanlığından vazgeçerse, kürt kardeşlerimizi de yanına alır, ayrılma talepleri durur.

Kürt sorununun temel nedeni, taa cumhuriyetin ilanından başlayan ve dini duyguları dikkate almayan laikçi ve kemalist baskıcı rejimdir."
--------------

yanılıyor muyum?

yanılmıyorsam, sizce "kürt sorunu"nun kaynağı ve gerçek nedeni yukarıda sayılanlar mıdır?

değilse nedir?

Yazan: sabırlı Tarih: July 12, 2009 2:10 AM

"Kendisinin yazıları belirli bir ideolojiye dayandığından sadece tek yönlü bilgi veriyor ve bu da sağlıklı olmuyor."

Gülelim mi ağlayalım mı..?

Bunu yazanın kendisi sanki bundan bigane..

Sanki kendisi belirli bir ideolojiye dayanmayan yazılar yazıyor..

Sanki kendisi aradığı objektiviteyi başından beri azimle sürüdürüyor..

Sanki kendisi tek yönlü ama YANLIŞ bilgilerle yorumlarını süslemiyor.

Sanki kendisi cevabını alınca da, "ama ben öyle demek istemedim" ki minvalinde kıvırmalara örnek olmuyor..

Yaşasın!.. Komedi geri döndü.

Yazan: HermeS Tarih: July 12, 2009 10:18 AM

neredesin mustafa abi? :)
bugün 15 temmuz... :)

Yazan: can garip Tarih: July 15, 2009 9:01 AM

Musul'u, Batı Trakya'yı, Batum'u, Adalar'ı ve hatta

Kıbrıs'ın Güney kesimini Lozan'da kaybettik.Kulağı

duymayan(aşağılama değil), hayatında askerlik hariç

hiçbir iş yapmamış hele hele müzakere adına hiçbir

şeye katılmamış, İslam düşmanı İsmet İnönü'nün

Mustafa Kemal tarafından Lozan'a göndermesi gibi

bir gaflet tüm bunların müsebbibidir.İngilizler

de Mustafa Kemal'e ne yap et Hilafeti kaldır

demişlerdir.O da emre itaat etmiştir.Herşey

planlı.Paket ettiler, çekildiler.

-Yüksek Sivil Şûra-

Yazan: akını beyi Tarih: July 23, 2009 8:31 PM

Sayin Mustafa bey YALAN SOYLUYORSUNUZ.
Lutfen Ugur Mumcunun Kurt Islam Ayaklanmasi kitabini okuyunuz. Sayin ziyaretciler MUstafa bey bir yalancidir. Kendisi gercekleri saptirmaya calismaktadir. Lutfen Yukardaki kitabi okuyunuz.

Yazan: sancak Tarih: July 29, 2009 8:00 PM

Vay be, çok safız sana göre sancak.. ama olmuyor böyle. Çamur atıp gitmek senin gibilere yakışır tabi. Nerde nasıl yalan söylemiş Mustafa Akyol, bi anlat da öğrenelim. He Mustafa bey yalancı, ama 'sancak' ve Uğur Mumcu yalancı değil di mi? Oldu, tabi, anlıyorum. Kendi fikirdaşlarından başka herkesi yalancı görmek kadim bir hastalıktır ve tedavisi gayet zordur.

Yazan: HermeS Tarih: July 31, 2009 10:44 AM

Size katılmıyorum.Kürt kardeşlerimi rencide etmek istemem;ancak Türkiye coğrafyasında "Kürtlük" adına ayrılıkçı bir milli hareket Şeyh Sait isyanından çok daha önce vardı.Kürt-Teali Cemiyeti neden kuruldu?Ayrıca bir yandan demokrasinin gelişmesini isteyip bir yandan da Atatürk neden "hilafeti" kaldırdı diye eleştirmeniz çok saçma.Halifeliğin,dini kapsayıcılığının yanı sıra siyasi bir mevki olduğunu bilmiyor musunuz?Atatürk'ün amacı demokratik bir sistem inşa etmekti.Bu yüzden de cumhuriyeti kurdu ve bir yandan Türk milleti'nin ulus bilincinin gelişmesi için devrimleri yaptı,düşünsel çerçevesini oturttu diğer yandan da ülke çok partili demokrasiye geçiş denemelerinde bulundu.Bir diğer husus da,Musul sorunu ve Şeyh Sait isyanını kronolojik basamaklarını görmezden gelerek izah etmeye çalışıyorsunuz.Benzeri tarihsel hataları Mustafa filminde Can Dündar'da yapmıştı.Elbette,Kürtlerin bir bölümü Cumhuriyet rejimini benimsemedi;çünkü bu rejim içinde demokrasiyi,eşitliği,özgürlüğü barındırıyordu ve bu karakterinden dolayı doğal olarak dini duyguları sömüren feodal ögelere pek de hoşgörüyle bakamazdı.Zaten ayaklanmayı da elindeki arsayı,toprağı köylüyle,halka paylaşmak istemeyen ağalar çıkarttı,destekledi,bu yolda desteklendi.Bugün Doğudaki sorun ancak Atatürk devrimleri tamamlanarak,yani büyük bir toprak reformu yapılarak,halk eğitilerek,ekonomik şartları geliştirilerek çözülür.Varlık sebebini Osmanlı'nın parçalanma sürecinde evvela İslami bazı tonlara dayandıran,Soğuk Savaş sürecinde ise Marksist-Leninist çizgiye çeken ama temelde etnik faşizmi savunan PKK,destekçileri çözümün değil sorunun birer parçasıdır! Bana göre bu meselenin tarihsel kökenlerini o devrin "devrimcilerinde" aramak çok devasa bir yanılgı.

Yazan: Savaş Yılmaz Tarih: August 8, 2009 5:13 AM

Sayın Savaş Yılmaz,

Geleneksel "Türk Solu" (son yıllarda duyduğum en komik fıkradır kendileri) söylemeleri ile bezenmiş lise inkılap tarihi kitabundan derlenen bilgileriniz için teşekkürlerimi sunarak başlamak isterim.

Öncelikli olarak cumhuriyetimizin kuruluş aşamasında eşitlikçilik, demokrasi ve özgürlük gibi kavramlarla uzaktan yakından alakası olmadığını, çağdaşı olan bir sscb veya faşist italyası ile pekala benzeştiğini, baskıcı, militarist bir toplum mühendisliği deneyi olduğunu gözönünde bulundurunuz lütfen. Hatta ve hatta Cumhuriyetin ilk dönemlerindeki pek çok uygulamanın (özellikle takriri sükut yasası ve mütakibi istiklal mahkemeleri aracılığı ile) tanzimat tarafından sağlanandan daha az özgürlükçü olduğu aşikardır. Özellikle azınlıklar açısından değerlendirildiğinde bu tartışma bile götürmez bir hal alır.

Tabiki söz konusu olan bir rejim değişikliğidir ve tüm bezerleri gibi, tabiri caizse kartların yeniden dağıtılması sürecini içerir. Haliyle toplumda iktidar sahiplerinin iktidarlarını elinden alıp bunu farklı kesim, zümre veya odaklara aktarması son derece doğaldır (doğru demiyorum). Bu bağlamda hilafetin kaldırılması rejim değişikliğinin doğal bir uzantısıdır, ancak yapılan zamanlama hatası ise Musul'a malolmuştur. Ancak, zaman içerisinde, hakim yapı (CHP) diğer tüm beceriksilzikleri ve basiretsizliklerinde olduğu gibi bunu da siyasi rakipleri üzerine yüklemiştir............ Olay bu kadar basittir.
..................................................
Son olarak sabırlı nickli arkadaşa ufak bir tavsiye;

Bimediğin konuları araştır, araştıracak vaktin yoksa cahilce yorum yapacak vaktin hiç olmasın.

Yazan: aydınlık Tarih: August 11, 2009 9:19 AM

Yorum Ekleyin...





(you may use HTML tags for style)