« İktidar ‘AK’, Patrikhane ‘Ekümenik’tir | Ana Sayfa | Yeni Kitap: Çözümün Şafağında Kürt Sorunu »
June 22, 2009
Dine Dayalı Demokrasi Olmaz mı?
[21 Haziran 2009 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Radikal yazarı Türker Alkan İran’daki tartışmalı seçimin sonuçlarını yorumlarken sormuş, “dine dayalı demokrasi olur mu?” diye. Sonra da olmayacağı hükmüne varmış ve dahası laik Türkiye’nin bu konuda İran’a öğretebileceği şeyler olduğunu vurgulamış. Bu, Türkiye’de sıkça duyduğumuz bir argüman. İran’daki otoriter cumhuriyete bakarak, “bakın, dine dayalı demokrasi olmuyor, dolayısıyla işlerin bizdeki gibi olması lazım” diye kestirmeden sonuca varılıyor. Oysa gerçekler, bu “el çabukluğu-marifet” çıkarımda gözüktüğünden daha karmaşık.
Öncelikle “dine dayalı demokrasi olmaz” hükmünü biraz sorgulamak lazım. Aslında dine dayalı demokrasi bal gibi olur. Nasıl olur? Bir toplumu oluşturan fertler “biz, ülkenin esaslarının üzerinde anlaştığımız şu dini ilkelere dayanmasını istiyoruz” diye bir uzlaşıya varırlarsa olur. Zaten böyle bir “konsensüs” var ise, onu hayata geçirmeksizin demokrasiden söz edemezsiniz bile.
Bu öyle duyulmadık-görülmedik bir şey de değildir. Yakın zamanlara dek Avrupa’daki pek çok devlet böyleydi. İrlanda’nın anayasası hala “Kutsal Üçleme adına” başlar “efendimiz İsa Mesih’e olan sorumluluklarımızı kabul ediyoruz” diye devam eder. Bugün bazılarının “Ortadoğu’nun tek demokrasisi” dediği İsrail, kendini “Yahudi devleti” olarak tanımlar ve Yahudi dininin pek çok hüküm ve uygulamasını esas alır. Komşumuz Irak’ın demokratik yöntemlerle hazırlanan ve kabul edilen anayasasının ikinci maddesinde ise devletin resmi dininin İslam olduğu ve dahası “hiçbir kanunun İslam’ın hükümlerine aykırı olamayacağı” belirtilir. (Bu, Amerikalıların muhalefetine rağmen, Irak parlamentosu tarafından kabul edilmiş bir esastır.) Eğer Irak işleyen bir demokrasi haline gelebilirse, “İslama dayalı demokrasi” olmuş olacak.
Peki İran’daki sorun ne?
Sorun, din değil, din adamlarının siyasi otoriteye “velayet” etmesini öngören “velayet-i fakih” doktrini. Bu doktrin, Şiiliğin doğal bir sonucu değil, Ayetullah Humeyni’nin dini bir kavramı siyasileştirerek çıkardığı İran’a mahsus bir icad. Nitekim Irak’taki en üst Şii otorite olan Ayetullah Sistani “velayet-i fakih”i benimsemiyor ve din adamlarının devleti yönetmesine karşı çıkıyor.
Eğer İran “velayet-i fakih” üzerinden din adamlarına ve onların nüfuzu altındaki devrim muhafızlarına siyaset üstü bir yetki vermemiş, sadece Şii inanç ve değerlerine atıfta bulunan, ama seçilmişleri esas kılan bir cumhuriyet olsaydı, o zaman o da “İslami demokrasi” olabilirdi.
Peki ben bunları demekle “dine dayalı demokrasi”nin çok iyi bir model olduğunu ve Türkiye’de de buna ihtiyaç duyduğumuzu mu ima ediyorum? (Bizim memlekette hep böyle “gizli niyetler” aranır durur.)
Hayır. Çünkü “din esasları üzerinde uzlaşmak” öyle kolay bir şey değil. “Kimin din anlayışı doğru” sorusu gündeme geliyor ve çatışmalar çıkarıyor. (Pakistan iyi bir örnek.) Dahası modern toplumlar çok renkli. Farklı inançlara, dünya görüşlerine sahip bireylerden oluşuyorlar. Dolayısıyla ne dine ne de bir felsefi doktrine dayanmayan (yani “laik”), sadece vatandaşların hak ve hürriyetlerini garanti altına alan (yani özgürlükçü) “liberal demokrasi” bence en iyi sistem.
Peki Türkiye’de liberal demokrasi var mı?
Olsun diye uğraşıyoruz, ama tabii ki henüz tam yok. Çünkü Humeyni’nin “velayet-i fakih” sistemi kadar bariz ve keskin olmasa da, bizde de bir “velayet” sistemi var. Çünkü bizde de “devrim bekçilerine” anti-demokratik misyonlar biçen bir “resmi ideoloji” var.
Dolayısıyla bu konuyu ele alırken sorulması gereken doğru soru “dine dayalı demokrasi olur mu?” değil, “resmi ideolojiye dayalı demokrasi olur mu?” sorusudur. Cevap da bellidir: Elbette olmaz...
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: June 22, 2009 4:03 AM




Demokrasinin daha bir yanılsama olduğunu düşünüyorum. Bu halkın görüşünü soruyoruz, işte siz yönetiyorsunuz memleketi deyip, onları tatmin etmekten başka bir şey değil.
Hani ev halkının yönetiminin babada olduğunun kabul edilip, annenin tercihlerinin babayı ikna ederek kabul ettirilmesi gibi bir şey bu.
Medya yazıyor, halkın arasında ki ajanlar provake ediyor. Neticede bu medyayı ve ajanları kontrol eden, çok şey bilen ve çok güçlü olan zümre (ya da derin devlet) halkı istediği noktaya getiriyor.
Halkı istediği noktaya getiremezse eğer, seçtikleri kişileri, bir şekilde ikna ediyor. Çünkü seçilmiş aykırı kişiler her istediklerini yapacak diye bir şey yok. Ya ikna ediliyorlar, ya tehdit ediliyorlar. Onlarda olmazsa halkın gözünde kötülenip al aşağı ediliyorlar.
İşte demokrasi dediğimiz şey, halkın isteklerini yönetme sanatıdır.
Misal iran demokratik islam cumhuriyetiyse eğer, oradaki ulemanın kabahati açıktan açığa devleti yönetiyor. Kendilerini gizlemiyor.
Yazan: ilhank Tarih: June 22, 2009 10:42 AM
Israil örneği çok güzel. Herhalde meşruiyetini tamamı ile Kutsal Kitap'tan alan tek modern ülkedir.
Aklıma başka bir örnek geldi. Bundan 2-3 yıl kadar önce Özdemir Ince bir yazısında "siz hangi laiklik istiyosunuz, Amerikan'ınkini. Ingilizlerinkini mi hangisi" sorususuna "Ne Amerkanınkisi imiş, Amerika zaten din devletidir, laik değildir. Fransa'nınki de yetersizdir; biz TÜRK LAIKLIĞI ıstiyoruz" demiş idi. (aynı yazar Princeton Fetullahçıdır da demişti ama o başka)
Belki de haklı idi. ABD'de herhangi bir devlet ofisine seçilen veya tananlar "kutsal Kitaplar" üzerine yemin eder. Paralarda dahi "In God we trust" (Allah!a güveniyotuz) yazar. Bu sitede bazı yazılar var bu konuda.
Elin ülkesinden bize ne biz kendimize bakalım di mi ama?
Bakalım:
1. YÖK Kanununda da yazıyor herhalde emin değilim ama gerwek Gürüz gerek Teziç üniversiştelerin görevinin Devrimlere bağlı atatürkçü gençler yetiştirmek olduğunu söyledi.
2. Her devlet dairesinde bir Kutsal Varlığın resmi ve her yanda heykelleri (Not: Gönlünüz rahat etsin . Gülsüm ineğin kırdığu putrun yerine yenis ve imek darbesine dayanıklı modeli konulmuş).
3. O kutsal varlığa saygısızlık suçtur.
4. O'nun sözleri eylemleri tartışmaya açık değildir. kutsaldır, doğmadır.
.....
Böylesi bir ülke bal gibi bir din devletidişr. O dinin adını ister kemalkizm koyun ister laiklik.
İşte o din devletinin temellerinde çatırtılar geliyor. Artık mizah malzemesi oldu dosta düşmana.
Soveyetlerin Gorbachev dönemi gibi. Soveyetleri yıkan en büyük güç te mizah gücü olmuştur. Artık başka dil fuzuli.
Bu da hala lakiçi -çağdaş vs takılan gençlere:
Çocuklar belki duymadınız Artık bu ayaklar out. Bitti şov, piyasa değeri General Motors'un ki kadar dahi değil (yok Erke'yi üreten yerli General Motors değil, gavurlarınki).
Bir an önce bırakın bu passe modaları. Artık Nişantaşı cafelerinde bile selaminaleykum diyolar!! Fazl Say'a bakıp havaya girmeyin. Onun gideceği Loucerne veya Bael var. Siz nire gideceksiniz?
Alaksız bir haber: Dünkü Izmir Cumhuriyet mitingi ne yuırdun dör bir yanından 7 bin kişi gelmiş!
Yazan: I.B. Ziyaretçi Tarih: June 22, 2009 12:52 PM
Bu iş tamam Allah' şükürler olsun!
Ortaçağ Avrupası'ndaki cadı avları dönemi, Osmalı'nın Deli Ibrahim, Deli Mustafa dönemleri ne kadar tamamsa o kadar tamam. Geleceğin tarihçilerinden çok Mel Brooks, Woody Allen gibi mizahçılarına malzeme olacak, tahminler aksine.
Ne Stalin ne Hitler dönemine benziyor. Zira her ikisi de ciddiye alıncak adamlar idi. Sahih idiler; idealisat idiler. Dönemlerinde bilim yapıldı. Siyaset üretildi. Kuzey Kore'den de farklı. Zira K. Kore nukleer silah yapıyor. Sadece slogan söyleyen değil, fizik matematik bilen adamları var.
Türkmenistan ve Tunus'u , Orta Afrika impartorluklarını yeteri kadar araştırmadım itiraf edeyim.
Ama şunun altını çizin. Yeni çağ başladı.
Bu projede katkları olan entellere, halkımıza, kanaat önderlerimize .. adını sayamadığım enva-i çeşit omurgasıza teşekkürü borç bilmem.
Ayaklarına kurşun sıkma ihtiyadındaki Şeytan'ın aptal çocukları artık kurşunu kalbine sıktı!
Beyin ölümü gerçekleşti!
Ruhuna El-kafirun!
Yazan: Nostradamus Jr. Tarih: June 22, 2009 1:52 PM
Türkiyede dinle demokrasiyi yan yana görmek istemeyen çok fazla insan var. laiklik takıntılı kişiler diyorum.Ayrıca bu Türkiye neymiş hep bir örnek olma özlememiz var Türker beyde değinmiş de demeden geçemedim.
Son günlerdeki İran seçimleride Türkiyedeki laikçilere iyice yaradı.Medyada İranana döneceğiz deyip duranlar şimdide irandaki kargaşayı görünce bunu da dine bağlarlar “bakın, dine dayalı demokrasi olmuyor, dolayısıyla işlerin bizdeki gibi olması lazım”dedikleri gibi.İrandaki çıkan kargaşa rejime yada dine yönelik değil seçime yönelik.
Bana göre de olması gereken Türkiyenin "Türk laikliği"saplantısını bırakıp liberal demokrasiyi amaç edinmesi gerekir.Zaten türkiyenin bu zamanda dine dayalı bir yönetimi olması imkansız,çünkü farklı inançlara ve görüşlere sahip bireyleri var.Çoğunluğu müslüman olsada,müslüman olmayan,müslüman olupta içinde farklılıkları olan veya hiçbir inancı olmayan bir çok birey var,bu durumda ortak dini bir uzlaşı buluşmak gerçekten zor.Umarım liberal demokrasiyi tam olarak uygulayabilirz
Yazan: svm Tarih: June 24, 2009 12:32 AM
Modern düşünce biçiminin, müslümanın düşünme dünyasına musallat ettiği bir çarpıklığın izahını yapmış Mustafa Bey: "İslami demokrasi"
Müslüman için sorun aslında şurada odaklanıyor: Önemli olan Müslümanca irade mi yoksa demokratik irade mi?
Mustafa Bey'in
"Bir toplumu oluşturan fertler “biz, ülkenin esaslarının üzerinde anlaştığımız şu dini ilkelere dayanmasını istiyoruz” diye bir uzlaşıya varırlarsa olur."
ifadesini bir de tersinden okuyalım.
Bu talebin gerçekleşmesinden sonra çoğunluk tekrardan "kendi" seçimiyle dini ilkeleri yürürlükten kaldırabilecektir. Peki bu müslüman için paradoks yaratmayacak mı?
Demokratik iradenin müslümanlara "bahşettiği" hak farklı şeydir, İslami iradenin tecellisi farklı şeydir.
Egemenliğin kaynağını halkta bireyde gören demokrasiyi, egemenliği vahye dayandıran İslam'a yamamak, 150 yıllık batılılaşma çabalarımızda görülen, aşağılık duygusunun bir yansımasından ibarettir.
Müslüman için önemli olan "İslami irade"nin tecellisindir. Demokrasinin rüşvetleri değil.
Eğer demokrasinin, bu ülke insanların, adalet, eşitlik, özgürlük vb. gibi taleplerine cevap veriyor oluşuyla, yada diğer başka benzerlikler sayesinde İslam'la arasında bir bağ kuruluyorsa, bu sınıfçı, ırkçı, köleci batı mahsülü kavramının değerini arttırmaz.
Böyle zorlama "İslami demokrasi" yorumlarına gerek yok. Bir müslüman demokrasinin bahşettiği haklarla yaşamaz, yaşayamaz. Çünkü orada İslami iradenin tecellisinden bahsedilemez. Olsa olsa demokratik bir hakkın verilmesinden bahsedilir. Gün gelir o geri de alınabilir.
Zemini çok farklı olan İslam ve demokrasiyi aynı kefede görmek, Mustafa Bey'in herzaman yaptığı hatalardan biridir.
Yazan: Fkdmr Tarih: June 26, 2009 5:28 PM
Ne islami demokrasisi yahu? Osmanlı modernleşme döneminde, yani tanzimattan bu yana, Avrupa'daki gelişmeleri İslam'a uyarlamak için az mı gayret sarfedildi? Hukuku, her şeyden önce 'adalet' kavramı yerine kadın-erkek, köle-efendi, müslim-gayrimüslim eşitliği sağlanmak için az mı uğraşıldı? Az mı ulema tepkisi geldi? Olmadı işte; Ata'nın kurduğu cumhuriyetten başka çıkar yol zaten yoktu. Bunu böylece herkes kafasına kazısın. Haa, bugün cumhuriyetin eksikleri tabii ki var; ama dine yaklaştıkça çıkmaz büyür; haberiniz olsun!
Yazan: nilgün Tarih: July 3, 2009 9:13 PM
Başlıktaki sorunun cevabını Taraf yazarı Ümit Kıvanç çok net ve anlaşılır bir dille vermiş (yaftalamadan düşünün diye söylüyorum gazetenin adını):
Tekrar edelim: İnsanlar hep çeşit çeşit olacak ve birlikte yaşayacak.
Bir daha tekrarlayalım: İnsanlar hep çeşit çeşit olacak ve birlikte yaşayacak.
Yani, ne yaparsanız yapın, sizin inandıklarınıza inanmayanlar, yahut sizin inandığınız gibi inanmayanlar hep olacak.
Çatlasanız da olacak, patlasanız da olacak.
Onun için, ya durmadan hava kaçıran zorlama hoşgörü gösterilerini bırakıp, insanları zımmileştirmek sevdanızdan vazgeçip, farklılıkları oldukları gibi kabul edecek, samimiyetle farklı inanç sahiplerini kendinizle eşit göreceksiniz.
Ya da demokratlığa falan heveslenmeyeceksiniz.
Yazan: Samet Tarih: July 9, 2009 6:13 AM
Çeşit çeşit insanların en güzel bir şekilde bir arada yaşamasını sağlayan siyâsî sistem; seküler istibdad (despotizm) olmadığı gibi, seküler demokrasi de değildir.
Seküler demokrasi, hiçbir dine inanmayanların, inananlar üzerinde tahakküm kurdukları, daha fazla haklara sahip oldukları bir düzendir.
İslâmın Hz. Peygamber döneminde ve diğer pek çok dönemde uygulanmış siyâsî sistemi ise, farklı fikirdeki insanları âzamî seviyede birbirine tahakkümden ve zulümden koruyan en güzel, en adaletli sistemdir.
Seküler demokraside herkese lâik/seküler hukuk dayatılırken, İslâmî yönetimde herkes kendi inancına göre bir hukuk sistemine kavuşur.
Çoklu hukuk sisteminin yetmediği, meselâ bir seküler inançlı (dine inanmayan, onun yerine Fransız aydınlanmasından gelme bir seküler inançlar bütününü benimsemiş olan) insan ile bir Hıristiyan, Yahudi veya Müslüman arasında vuku bulan bir problemde hakem konumunda olan hukuk sistemi, elbette İslâmınki olacaktır. Ama her zaman da İslâmın Müslümanlara uygulanan daha tavisiz versiyonu değildir bu; bazı durumlarda diğer din mensublarına uygulanan ara hükümler devreye girer. Bunların ayrıntılarını fakìhlerimiz bize öğretir.
Artık lâikler, sekülerler, kendi hukuk ve idâre sistemlerini biz müminlere dayatmayı ve bir de sanki hiç kimseye hiçbir şeyin dayatılmadığı, kimsenin ayrıcalıklı olmadığı bir hukuk sistemiymişçesine seküler hukuku ve idâreyi gözümüze sokmayı bıraksınlar. Onların tahkìr ve tezyíf ededurdukları İslâmî hukuk ve İslâmî idare; ne dine inanırlarsa inansınlar herkes arasındaki adaleti, eşitliği, her güzel şeyi sağlamaya en elverişli hukuk ve idâre sistemidir. Seküler idâre ve hukuk; herkes arasında sağlanması beklenen insancıllıkta, merhamette ve adalette bunun yarısı bile olamaz.
Yazan: Mustafa Ràví Tarih: August 2, 2009 5:25 PM
Dine dayalı demokrasi tarihin hiç bir döneminde olmadı ve olması da mümkün değildir.Aksini iddia etmek bile tipik cehalet işaretidir.Birincisi,demokrasinin ilk şartı;siyasi iktidarın sınırlanmasıdır ve halka karşı sorumlu olmasıdır.Ben doğa üstü bir güce karşı sorumluyum(Tanrı'ya) diyen iktidarı sınırlayamaz ve sorumlu tutamazsınız.Göstermelik maclisler,seçimler olsa bile (İran'da olduğu gibi) netice değişmez.İkincisi,din kurallarının bazıları değişmez v değişmeyen kurallarla da değişen toplum yönetilemez.O yüzden din toplumlarında öncelikle tutuculuk sonrasında da gericilik hakim olmuştur.21 YY da ortaçağ karanlığını yaşayan toplumların da düştüğü hata budur zaten.
Yazan: ŞEREF Tarih: October 18, 2009 11:11 AM
İlahi Mustafa Bey, resmi ideolojiye dayalı demokrasi olmaz ama islama dayalı demokrasi olur ha? Resmi ideolojimiz islam olursa hiç sesinizi çıkarmazsınız öyle mi?
İlginç...
Sizinki gerçekten de demokrasiyi resmi ideolojilerden kurtarma mücadelesi mi, yoksa ''kemalizm olmasın da ne olursa olsun''cu bir anlayış mı çözemedim.
Yazan: Freddie Tarih: January 26, 2010 1:55 AM
Samet Bey yazmis:
"Başlıktaki sorunun cevabını Taraf yazarı Ümit Kıvanç çok net ve anlaşılır bir dille vermiş (yaftalamadan düşünün diye söylüyorum gazetenin adını):
Kimliğini öncelikle Müslümanlığa yaslayanlar başkalarınca kabul edilebilir bir siyasî-toplumsal öneri geliştiremiyorlar, çünkü: İnsanlar hep çeşit çeşit olacak ve birlikte yaşayacak. Kendini herkesin üstüne koymaya kalktığın anda kimse seni dinlemez. Aksine, ilk derdi seni oradan indirmek olur." "
Onlar gelistiremiyor da sekularo-fascistler mi gelistiriyor?
Alin bakin ben gelistirdim, asagidaki gibi bir taslak protokol bile hazirladim:
"GIRIS
Her SPEE'nin insanlarin toplumsal yasama hak ve hurriyetlerine sahip oldugu inanciyla hareket eden, her turlu teke indirgemeciligi reddeden, SPEEsel farkliliklari eko-kulturel gercek olarak goren bir denge ve adalet anlayisina sahip, SPEElerin yasal bagimsizligina dayanan, bu bagimsizligi saglamak ve korumak icin kurulacak kurum ve kurallari duzenleyen bu Protokol'la insan haysiyet ve serefine yakisir, baris icinde bagimsizligi gerceklestirmeye sozlesmis oldugumuzu butun aleme bildiririz.
MADDELER
Madde 1: Birer sosyo-politiko-ekonomik yasal entite olarak her SPEE kendi yonetim sekline kendi karar verir, adini da kendi koyar.
Madde 2: Bu Protokol cercevesinde hukmetmek SPEElere aittir. SPEEler hukmetme haklarini bu Protokol cercevesinde yasama, yurutme ve yargi
organlariyla saglarlar.
Madde 3: Hicbir SPEE kendi yasalarini diger SPEElere dayatamaz, diger SPEE uyelerini kendi yasalarina gore yargilayamaz.
Madde 4: SPEEsel yasalar yururlukte olduklari surece uyeleri icin uyelerin bulundugu butun zaman ve mekanlarda gecerlidir, hicbir uye hicbir zaman ve makanda uyesi oldugu SPEE'nin yasalari disina cikamaz.
Madde 5: Her SPEE uyesi ait oldugu SPEE'ye uye olmaktan dogan yasal sorumlulugu cercevesinde uyelikten cikma hakkina sahiptir.
Madde 6: SPEEler amac ve gorevlerini yasalarina gore kendileri saptar, ancak bu amac ve gorevler bu Protokol'da belirtilen maddelerle
celiskili olamaz.
Madde 7: SPEEler arasi yasalar ve bu yasalara dayali yurutme ve yargi organlari SPEEler tarafindan bu Protokol'a gore duzenlenir."
Ama diyeceksiniz ki seni dinleyen kim?! Sekularo-fascistler herkesi buyulemis, herkes onlarin yerine gecmek, kale'yi icten fethetmek icin can/para/emek/bomba atiyor, bir serap pe$inden it gibi ko$uyor;->
Sekularo-fascizm iki dunya savasi cikararak ananizi bellemedi mi? Bir ucuncusune atin caninizi/paraciklarinizi/emeginizi/silahlarinizi diye canak acmiyor mu? Ne zaman akledeceksiniz?
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Yazan: Grand Sen~or Tarih: January 30, 2010 8:21 PM
Mustafa Akyol Turkiye'de irtica tehdidi var diyenleri paranoyaklikla itham ededursun, bizzat kendi okur-yorumculari kendisini yalanci cikartmak icin canla basla ugrasiyorlar ya, bayiliyorum.
Biri demis ki, en dogrusu, en adili hiristiyanla yahudi arasindaki anlasmazligin islam hukukuyla cozulmesiymis. Cunku kendisi bunun en mukemmel hukuk olduguna inaniyormus, onun icin sizin de bun kabul etmeniz gerekirmis. Yok efendim, insanlar aralarinda pazarlik ede ede hangi kurallara gore arabuluculuk edilecegini kendileri belirlesinler derseniz, bunun adi zorbalikmis, dayatmaymis. Siz nasil olur da onun inandigi gibi yasamazmissiniz. Boyle zorbalik olur muymus.
Bir digeri kendisi gibi dusunmeyenlerin, kendisinin inandigina inanmayanlarin anasina kufretmis. Cok da yakismis. Daha fazla soze hacet yok.
Ne dersiniz, Umit Kivanc haksiz miymis?
Yazan: Samet Tarih: February 5, 2010 4:31 PM
Samet Bey soyle yazmis:
"Biri demis ki, en dogrusu, en adili hiristiyanla yahudi arasindaki anlasmazligin islam hukukuyla cozulmesiymis. Cunku kendisi bunun en mukemmel hukuk olduguna inaniyormus, onun icin sizin de bun kabul etmeniz gerekirmis. Yok efendim, insanlar aralarinda pazarlik ede ede hangi kurallara gore arabuluculuk edilecegini kendileri belirlesinler derseniz, bunun adi zorbalikmis, dayatmaymis. Siz nasil olur da onun inandigi gibi yasamazmissiniz. Boyle zorbalik olur muymus."
Samet Bey dilerseniz oyle degil boyle yazin:
"Birileri oyle uygulamis ki, en dogrusu, en adili, en evrenseli, en bilimseli hiristiyanlar, yahudiler, muslumanlar, ateistler, satanistler, nudistler, sekularistler, sosyalistler, kapitalistler, komunistler, budistler, aleviler, adnanhocacilar, gulenciler, gulmeyenciler, kurtler, turkler, bosnaklar, lazlar, adanalilar, kasimpasalilar, cingeneler, cerkesler, kiptiler, yorukler v.s. arasindaki anlasmazligi darbelerle, balyozlarla, kafeslemelerle kumrular gibi koklasa, koklasa, tartisa, konusa sekularo-fascist yasalarla Buyucu Magribi gibi sihirli bir sekilde cozuvermisler. Cunku kendileri bunun en mukemmel hukuk olduguna inaniyorlarmis, onun icin de herkesin de bunu kabul etmesi gerekirmis, cunku bu hukuk evrenselmis, bilimselmis, Darwin'in sozum ona Teorisi geregiymis, GUT icat edildiginde onada uygun duseceginden suphe edilmemeliymis, bu yasalar bunlara Romali Atalarindan mirasmis. Yok efendim, insanlar aralarinda pazarlik ede, ede hangi kurallara gore gruplar olu$turup kendi yasalarini kendilerine uygulayip baskalarina bunlari dayatmazlarsa bu sekularo-fascizmin uniter devlet ilkesiyle bagda$mazmis, bunun adi anarsik-zorbalikmis. Siz nasil olur da sekularo-fascistlerin inandigi yasalarin evrenselliginden, bilimselliginden suphe edip kendi grubunuzun yasalariyla kendi kendinizi YASAmak istermi$siniz? Boyle zorbalik olur muymus?."
Boyle zorbalik olur muymus?
Samet'cigim tabii ki boyle zorbalik olmaz, zorbalik sekularo-fascizm'in tekelinde kalmalidir, baskalarina kaptirilmamalidir, nasil ki yasalar onlarin tekelindedir, zorbalik da onlarin tekelinde olmalidir. Tekelden zorbalik daha bir gucludur, azametlidir.
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Yazan: Grand Sen~or Tarih: February 10, 2010 3:57 AM
Samet Bey, belki de siz soyle derken:
"...efendim, insanlar aralarinda pazarlik ede ede hangi kurallara gore arabuluculuk edilecegini kendileri belirlesinler derseniz.."
iyi bildiniz Samet Beycigim, evet deriz, deriz bakin soyle deriz:
"GIRIS
Her SPEE'nin insanlarin toplumsal yasama hak ve hurriyetlerine sahip
oldugu inanciyla hareket eden, her turlu teke indirgemeciligi
reddeden, SPEEsel farkliliklari eko-kulturel gercek olarak goren bir
denge ve adalet anlayisina sahip, SPEElerin yasal bagimsizligina
dayanan, bu bagimsizligi saglamak ve korumak icin kurulacak kurum ve
kurallari duzenleyen bu Protokol'la insan haysiyet ve serefine
yakisir, baris icinde bagimsizligi gerceklestirmeye sozlesmis
oldugumuzu butun aleme bildiririz.
MADDELER
Madde 1: Birer sosyo-politiko-ekonomik yasal entite olarak her SPEE
kendi yonetim sekline kendi karar verir, adini da kendi koyar.
Madde 2: Bu Protokol cercevesinde hukmetmek SPEElere aittir. SPEEler
hukmetme haklarini bu Protokol cercevesinde yasama, yurutme ve yargi
organlariyla saglarlar.
Madde 3: Hicbir SPEE kendi yasalarini diger SPEElere dayatamaz, diger
SPEE uyelerini kendi yasalarina gore yargilayamaz.
Madde 4: SPEEsel yasalar yururlukte olduklari surece uyeleri icin uyelerin bulundugu butun zaman
ve mekanlarda gecerlidir, hicbir uye hicbir zaman ve makanda uyesi
oldugu SPEE'nin yasalari disina cikamaz.
Madde 5: Her SPEE uyesi ait oldugu SPEE'ye uye olmaktan dogan yasal
sorumlulugu cercevesinde uyelikten cikma hakkina sahiptir.
Madde 6: SPEEler amac ve gorevlerini yasalarina gore kendileri
saptar, ancak bu amac ve gorevler bu Protokol'da belirtilen maddelerle
celiskili olamaz.
Madde 7: SPEEler arasi yasalar ve bu yasalara dayali yurutme ve yargi
organlari SPEEler tarafindan bu Protokol'a gore duzenlenir. "
Buna "evet" mi Samet Beycigim?
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Yazan: Grand Sen~or Tarih: February 10, 2010 8:59 AM
Grand Senyor: Şu protokolunuzun son maddesi var ya, madde 7: "SPEEler arasi yasalar ve bu yasalara dayali yurutme ve yargi
organlari SPEEler tarafindan bu Protokol'a gore duzenlenir."
'SPEE'ler arası yasa' dediğinizde bu bir koalisyon gerektiriyor; dolayısı ile sonuçta seküler bir üst hukuk sistemi kaçınılmaz oluyor. Çünkü, dini inançlar hariç, dünyadaki tüm sosyal, ekonomik, teknik, teknolojik, bilimsel, siyasi gelişmelerdeki ORTAK AKIL seküler akıldır. İnsanlar SEKÜLER AKIL ile KONSENSUS sağlarlar. Bir diğer deyişle, insanlar yalnızca dinler söz konusu olduğunda farklı akıllar ileri sürüyor. Diğer tüm olgular için SEKÜLER AKIL yoluyla anlaşma sağlayabiliyorlar.
Kusura bakmayın ama istediğiniz çok-hukuklu sistem iyi niyetli olsa da, ben bunun ütopiden de öte fantastik bir düşünce olduğunu düşünüyorum. Düşünün, TC de yüzlerce farklı sivil toplum kuruluşu kendi yasalarıyla yaşayacak. SPEE ler arası her çatışma o iki SPEE yi ilgilendiren üst mahkemeye taşınacak. Ya orada bir anlaşma sağlanamazsa? Bu uygulama nasıl hayata geçirilebilir? Kaç tip mahkeme lazım? Bu bizi kaosa götürür. Dünyada bunu uygulayan var mı, ben bilmiyorum.
Biz daha ateisti Fatiha ile gömen bir toplumuz, unutmayın!
Ve Ortaylı'dan bir inci daha: Bizim millet hukuku sevmez; oysa demokrasi hukuk demektir.
Kanımca yeni bir hukuk sistemi oturtana kadar eskisine uyulmalıdır. Sokrat ne yapmıştı? Hukuk sistemi onu mahkum ettiğinde ölümden kaçabilecekken kaçmadı ve zehiri içti. Gerekçesi neydi? "Ben hayatım boyunca bu yasalarla yaşadım. Şimdi aleyhime döndü diye yasayı yok sayamam."
Evet, durmadan o yasal karar haksızdı denilip duruluyor - örneğin Erdoğan'ın irtica odağı sayılması,danıştay kararı ya da 367 gibi konularda. Tekrar ediyorum, haksız ya da değil, yasal bir karar varsa ona uyulur - yenisini getirinceye kadar! Demokrasi bu olmalıdır.
Yazan: Frkn Tarih: February 13, 2010 12:43 AM
Nilgun Hanim, dediniz ki:
"'SPEE'ler arası yasa' dediğinizde bu bir koalisyon gerektiriyor; dolayısı ile sonuçta seküler bir üst hukuk sistemi kaçınılmaz oluyor. Çünkü, dini inançlar hariç, dünyadaki tüm sosyal, ekonomik, teknik, teknolojik, bilimsel, siyasi gelişmelerdeki ORTAK AKIL seküler akıldır. İnsanlar SEKÜLER AKIL ile KONSENSUS sağlarlar. Bir diğer deyişle, insanlar yalnızca dinler söz konusu olduğunda farklı akıllar ileri sürüyor. Diğer tüm olgular için SEKÜLER AKIL yoluyla anlaşma sağlayabiliyorlar."
siz bunu dilediginiz gibi yorumlamakta serbestsiniz. Fakat Protokol boyle yasalar onermiyor, bunlari SPEElerin ihtiyaclarina gore aralarindaki anlasmalara gore orgutlenerek yerine getirmelerini engellemiyor. Bunlar ancak ikili anlasmalara gore gecerli oluyor, bu konularda anlasmaya girmemis olan SPEEleri baglamiyor. Yani bu anlasmalar sizin umdugunuz gibi EVRENSEL degil, SPEEler arasi.
Oteyandan benim kullandigim "AKLA" gore "AKL"'in SEKULAR'indan falan soz etmek anlamsiz, onun icin siz bu kisimlari es gecin;->
Yine dediniz ki:
"Kusura bakmayın ama istediğiniz çok-hukuklu sistem iyi niyetli olsa da, ben bunun ütopiden de öte fantastik bir düşünce olduğunu düşünüyorum."
Ben de diyorum ki tarihte buna benzer cok-yasali uygulamalar, bugunkunden cok iptidai imkanlarla bile gerceklestirilmistir. Bugunku ULUSLARARASI $IRKET (U$) yapilanmasi da bunlara Protokol'a gore YASAMA HAKLARI'nin taninmasiyla boyle SPEEsel duzene gecis baris icinde kolaylikla saglanabilir.
dediniz ki:
"yüzlerce farklı sivil toplum kuruluşu kendi yasalarıyla yaşayacak. SPEE ler arası her çatışma o iki SPEE yi ilgilendiren üst mahkemeye taşınacak. Ya orada bir anlaşma sağlanamazsa? Bu uygulama nasıl hayata geçirilebilir? Kaç tip mahkeme lazım? Bu bizi kaosa götürür. Dünyada bunu uygulayan var mı, ben bilmiyorum."
Nilgun Hanim siz SPEEsel duzene hala bu endiselerinizi dile getirirken tam bir sekularo-fascist gibi tek-yasalci olarak bakiyorsunuz.
Unutun bu gibi sorunlarin sizin sorununuz oldugunu, bunlar artik SPEElerin sorunu. Onlar sizin vesayetinizde degiller artik;-> Bu sorunlari daha uygulamaya gecmeden sizin tek-yasalci olarak tahmin etmeniz bile mumkun degil, nerde kalmis bunlara bu tek-yasalci zihniyetle bir cozum onerebilesiniz;->
Dunyada bugun bunu uygulayan yok, cunku dunya olmus sekularo-fascist bir dunya;->
Fakat unutmayin dunya'da bundan 60 yil once Internet'de yoktu, falanca yerdeki kitabin kopyasina ulasma imkanlariniz cok kisitliydi, bugunse ben size Protokol'u birkac saniyede ulastirabiliyorum, uzerinde tartisabiliyoruz. Insan dileyince dunyada olmadik seyleri gerceklestirebilir. Ozellikle bugunku imkanlarla SPEEsel bir duzenin gerceklestirilmesi isten bile degildir. Internet ortaminda bile boyle bir deneme yapmak, model gelistirmek mumkun. Size gore imkansiz gibi gorunen Protokol benim icin kacinilmaz bir tarihi gelismenin parcasi.
Ortayli demis:
"Ve Ortaylı'dan bir inci daha: Bizim millet hukuku sevmez; oysa demokrasi hukuk demektir."
Bu adam tarih bilmiyor, Cengiz'in yasalarindan bi-haber, Kubilay'in Cin'de gerceklestirdigi cok-yasal duzenden habersiz. Agzi gevsek cahilin teki, siz bunu ciddiye almayin;->
Dediniz:
"Kanımca yeni bir hukuk sistemi oturtana kadar eskisine uyulmalıdır. Sokrat ne yapmıştı? Hukuk sistemi onu mahkum ettiğinde ölümden kaçabilecekken kaçmadı ve zehiri içti. Gerekçesi neydi? "Ben hayatım boyunca bu yasalarla yaşadım. Şimdi aleyhime döndü diye yasayı yok sayamam."
O yasalar insan haysiyet ve serefini hice sayan, SPEElerin YASAMA hakkini inkar eden, engelleyen yasalarsa da mi? Asla!. Benim bu ortamda sekularo-fascistlere tavsiyem bir an once kendi kendilerini tasfiye etmeleridir. SPEElerin bunlara gecis doneminde i$ vereceklerini hic sanmiyorum, bunlar bence iflas etmis durumdalar;->
Dediniz ki:
"Tekrar ediyorum, haksız ya da değil, yasal bir karar varsa ona uyulur - yenisini getirinceye kadar! Demokrasi bu olmalıdır."
Yenisini kim getirecek? Kac kisiyle?
Kalabaligin getirdigi yasalara(?) herkesin uymasi $artini da kim koydu? Protokol'a gore Kalabaligin yasalari kalabaligadir! Kalabaligin, kalabalik oldugu icin yasalarini diger SPEElere dayatmaya hakki yoktur. (Bakiniz Protokol'a).
Bastirin siz suna imzayi, kacirmayin bu tarihi firsati;-))
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Yazan: Grand Sen~or Tarih: February 13, 2010 7:15 PM
Nilgun Hanim, bakin benim anladigim "AKIL"'dan size bir kac ornek:
"Allah created Intellect and said to it: Advance! and it advanced.
Then He said to it: Return! and it returned. And He said: By My power and majesty, I have created no creature more amiable to me than you".
(Ibn Bajje in one of his books, and al-Ghazali in his book Ihya Ulum al-Din related this as an authoritative hadith: See: A.Altmann, Studies in Religious Philosophy and Mysticism, (Cornell
University Press, 1969) p.90 and 98.
Also see: Ihya Ulum al-Din, (Cairo, 1312/1894-5) I, 69,9.)
Believing and AQL
010.100 a soul does not believe, except the permission (izn) of Allah. and He leaves those who do not use intellect (aql) in misery.
Satan and aql
036.062 indeed (satan) led astray many of you. Will you not use intellect (aql)
Guidance and aql
067.010 ....had we listened or use intellect (aql), we would not have been the companions of this fire.
002.170 and when it is said to them: follow what Allah has revealed, they said no! we follow that wherein we found our fathers. Even if their fathers did not use intellect (aql) on anythin and did not have any guidance (heda) ?
002.044 do you (Bani-Israel) instruct others to be good when you forgdet yourselves while you read the book ? Do you not use intellect (aql) ?
002.242 Thus Allah makes clear His signs (ayats) that you may use intellect (aql).
Knowledge and Aql
029.043 Thus We establish these similitudes for human-kind, though none, but those who have knowledge use intellect on them. (similitudes, knowledge, intellect)
Ayats/Qur'an and intellect
003.118 ..We have made the signs clear so that you may use intellect.
(ayats, intellect)
012.002 Indeed We sent it down as a Qur'an in arabic, so that you may use intellect.
024.061 ...thus Allah makes clear His signs, so that you may use intellect.
043.003 We have made it a Qur'an in arabic, so that you may use intellect.
057.017 ..We made Our ayats/signs clear to you, so that you may use intellect.
030.028 ...and in this way We explain Our signs for a nation who use intellect.
'akalu/ta'kilun/na'kilu/ya'kiluha/ya'kilun
-------------------------------------------------------------
Ayats in which "AQL" occurs.
002.075 So, do you still want them to believe you, when among them was a group who would listen to the word of Allah and they would change it after they used intellect and they knew it.
002.044 Do you instruct others to be good when you forget yourselves while you read the book ? Do you not use intellect ?
002.073 And We said: Strike this victim with a piece of calf. So will Allah bring life the dead and will show you His signs so that you may use intellect.
002.076 When they met those who believed, they said: we believe!. But when they were left with themselves they said: why are you telling them what Allah opened to you ? to let them bring proof
against you before Allah ? do you not use intellect ?
002.242 Thus Allah makes clear His signs so that you may use intellect.
003.065 People of the Scripture! why do you bring arguments about Abraham ? The Torah and the Gospel were not revealed until after him. Do you not use intellect ?
010.100 A soul does not believe, except by the leave (izn) of Allah. And He leaves those who do not use intellect (aql) in misery/filth.
008.022 The worst of the beasts in Allah's sight are the deaf, the dumb, who do not use intellect.
010.042 ..Can you make the deaf to hear even if they do not use intellect ?
022.046 Did they not walk on the earth with hearts to use intellect and ears to listen ? It is not the eyes that become blind, but the hearts in their breasts that become blind.
025.044 Or do you think that most of them listen or use intellect ? They are nothing but like animals. No they are even worse in their way.
039.043 Or chose they intercessors other than Allah ? Say: Even if they do not have power over anything, and they do not use intellect ?
059.014 They fear you more than they fear Allah. Because they are a nation who do not use intellect.
Here is the complete list of ayats where 'akl' occurs.
002.075, 044, 073, 076, 164, 170, 171, 242
003.065, 118
005.058, 103
006.032, 151
007.169
008.022
010.016, 042, 100
011.051
012.002, 109
013.004
016.012, 067
021.010, 067
022.046
023.080
024.061
025.044
026.028
028.060
029.043, 035, 063
030.024, 028
036.062, 068
037.136, 137, 138
039.043
040.067
043.003
045.003, 005
049.004
057.017
059.014
067.010
Iste butun bunun icin Nilgun Hanimcigim siz bana bu "AKL" konusunda AKIL vermeden once Kitabinizi getirseniz nasil olur?
"Benim kitabim yok ki ne getireyim?" derseniz, derim ki:
"Kendinize vakit gecirmeden bir kitap edinin, ya da $u "AKL"'inizi nasil kullaniyorsunuz bize yukaridakine benzer orneklerle bir ornekleyin ki ne dediginizi anliyalim. Yoksa "AKL"'in onune arkasina "SEKULER/MEKULER/POZITIF/NEGATIF" gibi bir takim SIHIRLI kelimeler ekliyerek bizleri buyuleyebileceginizi sanmayin, biz ne de olsa Felsefe yalamis $ERBETLI ki$ileriz;->>
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Yazan: Grand Sen~or Tarih: February 13, 2010 9:02 PM
Kuran'daki akletmek 'dikey' anlamlıdır; yani her şeyi Allah'a bağlamak anlamında kullanılır. Ben yatay bağlamda, insanların birbirleriyle iletişim kurmaları bağlamında ORTAK AKIL dan söz ediyorum. İkisi tamamiyle farklı şeyler.
KURAN kafamıza vura vura, akletmezsek nasıl derilerimizin yanacağını en dehşetli biçimde, hani 18+ FİLİMLERİNİN VAHŞETİ içinde açıklıyor. Ben insanoğluna böyle cezalar reva gören kitaba ne akli ne de kutsal diyebilirim.
Yazan: Frkn Tarih: February 14, 2010 3:49 PM
Nilgun Hanim "anlam" kavrami konusunda kac kitap okumustunuz?!
"Kuran'daki akletmek 'dikey' anlamlıdır; yani her şeyi Allah'a bağlamak anlamında kullanılır."
"her$eyi Allah baglamak"?!!
"dikey anlam"??!
guldurmeyin beni;->
"ORTAK AKIL"??!
"SEKULER"'di "ORTAK" oldu;->>
bakalim daha neler duyacagim;->>
Kur'an sadece gercegi bildiriyor, Seytan'sa sizi hayale kandirmisa benziyor, gercegi hatirlatinca bir tuhaf oluyorsunuz.
Isterseniz o ayetleri bir kere, bin kere sakin kafayla okuyun "AKLETMEK" nasil kullanilir ogrenmek icin, kendinizi "ORTAK/SEKULER/BILMEM-NE AKIL" buyusune kaptirip hayatinizi heba etmemek icin.
Nilgun Hanimcigim cok calisin, cok cabalayin sekularo-fascistlerin sihirli sozlerinin buyusunden kendinizi aritip Seytan'in boyundurugundan kendiniz kurtarmak icin, Yoksa yularinizi elinde goruyorum, ne tarafa cekerse o tarafa yalpaliyorsunuz;->>
Nilgun Hanimcigim ben sizden yanayim, $eytan amansiz-ortak-du$manimizdir, ona kar$i birlikte sava$abilirsek insan olma ba$arisini gosteririz.
Dost aci soyler Nilgun Hanimcigim - aci, yenilir, yutulur cinsten olmayan acilikta. Bakin Sevim Hanim neredeyse oklavayla uzerime saldiracakti, Deniz Hanim deseniz kulaklarina kursun dokturmeye gitti;->>
Bazan dusunuyorum "Vaz mi gecsem?" diye, ama dilim el vermiyor, diyor ki "anca beraber, kanca beraber, insanliktan nasil vazgecebilirsin? Bak Ba$Bakan bile EU$'tan vazgecmezken, "Kovulana kadar, kapilarindayiz!" derken, sen insanliktan nasil vazgecersin? Verdigin sozu hatirla!".
Nilgun Hanim biri bana soyle deyince:
"Ben insanoğluna böyle cezalar reva gören kitaba ne akli ne de kutsal diyebilirim."
ben ne diyorum biliyor musunuz?
"Kitabini getiiiir!"
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Yazan: Grand Sen~or Tarih: February 15, 2010 7:45 AM
Dikey-yatay meselesi, felsefede 'şey'lerin bir yandan özleri, yaradılışları bakımından (formal being) Tanrı tarafından gerektirilmiş olmaları ile, diğer yandan sonlu şeylerin doğadaki diğer sonlu şeylerle bağıntıları açısından ele alınan iki metafizik durumdur. Benim Tanrı'ım olmadığına göre, yalnızca yatay bağıntıdan söz etmiş oluyorum. Kur'an, dikkat ederseniz, her mümkün varlığı yaradılışı itibariyle Tanrı'ya bağlar. Akletmek genelde bu bağlamda kullanılmıştır. Sorar ve azarlar: Hiç akletmez misiniz? Bunun anlamı, etrafınızdaki şeylere baktığınızda Tanrı'yı görmez misiniz dir.
Ben etrafıma baktığımda Tanrı'yı görmüyorum, zira ben aslanın geyiği parçaladığını görüyorum. Bir kozmos değil, kaos görüyorum.
Şeytan, dünyadaki kötülüğü 'iyi' Tanrı'ya yakıştıramayan insanın uydurmasıdır. Bir Tanrı varsa, iyi de kötü de Tanrı'dan gelir. Koskoca Tanrı :)) bir şeytanla başa çıkamıyorsa, o takdirde tanrı Şeytandır.
Yazan: Frkn Tarih: February 15, 2010 12:59 PM
Nilgun Hanim dediniz ki:
"Bunun anlamı, etrafınızdaki şeylere baktığınızda Tanrı'yı görmez misiniz dir."
bu da nereden cikti, Tanri "gorulecek bir $ey mi?".
Nilgun Hanim ben size "akletmek"'i nasil kullandigima, bunlara uygun kullanirilsa anladigima dair bir ornekleme liste gonderiyorum, siz daliyorsunuz benim verdigim ornekler uzerinde olmadik yorumlara, yani ben simdi burada sizin ne basarmak istediginiz anliyamiyorum. Yani siz simdi bu "akletmek"'i satin almamak icin bahane mi ariyorsunuz, kusur mu?
Ben bu listeyi size sunmakla metafizik bir faaliyete girmedim ki, "yataydi/dikeydi" gibi olmadik vasiflarla vasiflandirilacak bir "metafizik entite"'den soz edesiniz.
Nilgun Hanimcigim burada benim yaptigim "gramatik/kavramsal bir faaliyet", yani ben size "akletme" kavraminin Kur'an'a gore grammer yapisini sergilemeye calisiyorum ve demek istiyorum ki; iste bakin bu kullanimlari baglayan gramer yapilarina uygun kullanildigi zaman "akletme" Kur'an'a gore anlamlidir, yoksa degildir.
Bakin simdi ben boyle bir sergileme, demonstrasyon karsisinda Allah'a Kitab'a inanmayan biri olsam hemen kendi "akletme"'i savunmak icin onunla ilgili bir benzer sergilemeye, bir demonstrasyona basvururdum. Sonra tek, teke kendi kavramimla karsimda duran kavramin lisan icinde nasil bir gramer baglantilari benzerlikleri ve farkliliklari oldugunu saptamaya calisirdim. Boyle bir calismamin iki gayesi olabilirdi:
1. Karsimdakiyle bu kavram uzerinde anlamli iletisim kurmak.
2. Kendi kavramimi bu rakip kavrama gore sinamak, sorgulamak.
Nilgun Hanimcigim dediniz ki:
"bir şeytanla başa çıkamıyorsa, o takdirde tanrı Şeytandır."
tevekkeli degil siz tanriya inanmiyorsunuz;->>
boyle tanriya ben de sizin gibi inanmazdim. Ama hataniz nerede biliyor musunuz? $eytan'i tanimiyor olmanizda, bu vesileyle $eytan'in tam profilini cikaracak bir yazi gececegim size bu mesajimin pesinden, GEKKO gibi fi$ledim keratayi;->
Fakat bakin buy arada bir baska anlamsiz laf daha ettiniz, ona da deginmeden gecemiyecegim, cunku cok onemli bir kavram kargasasi, onune gelen takiliyor:
"Tanrı varsa"
Nilgun Hanimcigim biz "var/yok"'u Allah'in yarattigi $eyler icin kullaniyoruz, oyle $eyler ki bir belirli bir zaman icinde bir mekan isgal edebiliyorlar. Mesela sen, ben bir $eyiz, bir olcuye gore, belli boyutlarda bir uzay isgal ediyoruz, ve bir ecelimiz var, boyle yaratilmisiz. Iste onun icin bizden "bugun var, yarin yok" diye soz edebilirsiniz. Ama Allah bir yaratilmis $ey olmadigindan onun icin "varsa/yoksa" demenin hic ama hic bir anlami yoktur. Aslinda bu varlik/yokluk kavrami boyle gevsek kullanimiyla lisanimiza Eski Yunan'dan bulasmadir. Onun icin takmayin siz dilinize boyle anlamsiz sozleri, cunku bunlarla anlamli bir soz soyliyemezsiniz.
Gelelim $eytan'i rajiim'e:
" WHO AM I
When your God said to the Angels and I : I will make a viceroy on
the earth.
We said: Will You place there someone who will make mischief
therein and shed blood, while we hymn Your praise and sanctify You?
He said: Surely I know which you know not.
And when God said to the Angels and I : Prostrate for Adam
All prostrated except Me.
I was critical about the honour given to Adam.
God said: Lucifer! what hindered you from prostrating...Are you too
proud, or are you of the high exalted?
I said: Shall I prostrate for whom You created from earth, from
clay? I will not prostrate for an individual created from baked
clay, from altered black mud. I am better than him, You created me
of fire, and You created him from clay.
God said; Then go down! It is not for you to show pride here.
I demurred through pride and I was scornful, and became of those
rejected, one of disbelievers.
I said: My Lord reprieve me till the day when they are raised.
He said: Then you are reprieved. Till an appointed time, till the
day of raising.
I said: By Your Might, I will deviate every one of them, except
those of Your subjects who are truthful. I will ruin all but a few
of his descendants. I shall adorn the path of error for them on the
earth, and shall mislead every one of them, except those of Your
subjects who are righteous.
I will lurk ambush for mankind on Your staight path, and will
spring upon mankind from their front, from their rear, from their
right and from their left.
God said: A curse is on you until the day of judgement.
And God said: Adam! Dwell with your wife in the garden, eat any of
its fruit that you will, but never approach this tree or you become
wrongdoers.
And I whispered to them so that I might manifest unto them what
were hidden from them of their shame. And I said: Your Lord forbade
you from this tree, only to prevent you from becoming angels or
immortals.
If God were not merciful, you would all follow me except for a few.
I promised Adam immortality, a kingdom that never becomes old. I
promise man nothing, but deception. I deceive through pride. I can
excite people with my voice. I command shameless behaviour. I give
bad counsel. I induce fear to my friends, frighten man with
poverty, and become partner in their wealth and children. I can
induce harm through themselves. I lead man astray by vain desires,
commanding with illegitimate prayers and sermons, commanding
pollution to God's creation. I make man's deeds seem fair to him.
I make you forget important things, good deeds. I engross man to
forget remembrance of God. I induce disputes among mankind. I
afflict man with distress and torment.
I say to unbelievers: None of mankind has power over you today, and
you are under my protection.
And then, in the hour of need, I say: I am done with you. I see
what you cannot see. I fear God, God's punishment is severe.
And when the command was decreed, I say: God promised you with a
promise to be fulfilled. I promised you but I failed you. I had no
authority over you. I called and you responded. I cannot help you,
and you cannot help me.
You want to make friends with me, then spend your wealth to show
off, reject faith, dispute about God without knowledge, keep away
from the remembrance of God.
I have no power to tell you all above, nor have any will to do so.
But one of you that I hate most copied them from the scriptures,
disclosing my secrets, oh how I hate him.
I am your open enemy.
I am SATAN."
sahtelerinden sakinin Nilgun Hanim;->>
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Yazan: Grand Sen~or Tarih: February 15, 2010 8:08 PM