« Filistin’in Kurtuluşu | Ana Sayfa | Bir Müslüman Hitler’i Onaylayabilir mi? »
January 19, 2009
Türk Olmaktan Gurur Duymak
[19 Ocak 2009 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Ben öyle damarlarında “asil kan” filan dolaştığına inanan biri değilimdir. Biyolojik ırkçılık kokan böylesi şişinmelerin yanından bile geçmediğim gibi, her hangi bir milletin bir diğerinden üstün olduğuna da inanmam. Onun için hiç “Türkçü” sayılmam.
Dahası, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir vatandaşı olmaktan hiç de gurur duymadığım anlar olmuştur ve olmaya da devam etmektedir. Aksine, vatandaşlarının inançlarını ve kimliklerini sistemli bir biçimde ezen ve aşağılayan bir rejime nüfus kağıdıyla bağlı olmaktan dolayı hicap duyduğum anlar olmuştur ve olmaya devam etmektedir. Hele de son günlerde ipliği iyice pazara çıkan Ergenekon gibi devlet-içi suç örgütlerinin at oynattığı bir ülkede, “ne mutlu Türküm” demeye bazen hiç dilim varmamaktadır.
Ama son günlerde başka bir şeyler daha oldu ki, bana farklı şeyler hissettirdi. Bu, Türkiye halkının ve hükümetinin, İsrail’in Gazze’de yürüttüğü “devlet terörü”ne karşı gösterdiği içten, samimi ve “bağrı yanmış” tepkiydi.
İsrail ordusu Gazze’yi yakıp-yıkmaya başladığı andan itibaren, Türkiye ayağa kalktı ve bu vahşeti protesto etti. Yardım kuruluşları Gazze’nin acısını dindirebilmek için kampanyalar açtı, bağışlar çığ gibi büyüdü. Cemaatlerini yardıma çağıran imamlar, “Size, gönlünüzden ne koparsa verin demiyorum, cebinizde ne varsa tamamını veriniz” diyordu. Türkiye çağrıya uydu. Çoğu Arap ülkesinden ve yönetimi bu konuda mangalda kül bırakmayan (ve aslında keskin retoriği ile Filistin’i bir anlamda ateşin önüne atan) İran’ın halkından bile çok daha duyarlı davrandı.
Ne yazık ki bazı aşırılıklar da yapıldı. “Buraya Ermeni ve Yahudi giremez” gibi ırkçı kampanyalar başlatanlar, İsrail’in suçlarını tüm bir Yahudi halkına ve dinine yıkmaya kalkanlar oldu. Bunları kınıyorum. Bunları “İslami duyarlılık”la yaptığını düşünenlere de Kur’an-ı Kerim’in “Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletten alıkoymasın” hükmünü hatırlatıyorum. (Maide Suresi, 8) İsrail Devleti’nin yaptıklarına duyduğumuz haklı öfke, bu işle hiç bir ilgisi olmayan Yahudi vatandaşlarımızı taciz etmeye dönüştüğü anda, söz konusu “adalet” ilkesi fena halde çiğneniyor.
Başbakan’ın verdiği tepki ve izlediği siyaset ise, hem bu gibi aşırılıklardan uzak, hem de ilkeli ve omurgalıydı. Türkiye’deki malum koro, 2002’den beri sık sık yaptığı gibi, “Erdoğan çizgiyi aştı, İsrail’i küstürüyor, acısı fena çıkacak” demeye başladı, ama aslında hükümetin tepkisi kıvamındaydı. Bakın, Newsweek’in Türkiye yorumcusu Grenville Byford, New York Times’daki yazısında “Türk Başbakanı’nın İsrail’e yönelik sert eleştirisi”ni şöyle yorumluyor:
“Türk halkı Müslüman, ve başka Müslümanların kanının akmasından nefret ediyor. Empati duyguları güçlü ve derinden… Erdoğan’ın da duygusal bir yönü var ve başka insanların acısını içinde hissedebiliyor. Onu büyük bir politikacı yapan sebeplerden biri de bu. Ankara’ya getirilen bir grup yaralı Filistinli’yi ziyaret ederken gözlerinde yaş vardı. Bu basit bir politik şov değildi. Hem sonra Erdoğan yalnız da değil. Türk Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de aynı kumaştan…Öte yandan Erdoğan Türkiye-İsrail ilişkisini zedeleyecek bir şey yapmaktan da kaçındı… Olmert’ten gelen ılımlı tepki ise, onların da durumu anladığını gösteriyor.”
Evet, Türkiye’nin İsrail ile ilişkiyi asla koparmaması gerekiyor. Bu, sadece biz değil, aynı zamanda Filistin için de gerekli. Çünkü akan kanın durmasının tek yolu ateşkes, bir daha böyle bir acı yaşanmamasının tek yolu da Hamas’ın İsrail ile Filistin arasındaki barış sürecine bir şekilde dahil edilmesi. Türkiye, her ikisinde de rol oynayabilmeli. Bu da her tarafla konuşabilir olmakla mümkün.
Asıl önemli olan, Türkiye hükümetinin “değerleri”nin doğru yerde olması. Çok şükür ki, Cezayir’e karşı Fransız sömürgeciliğini tutma zilletinden bu yana çok değişmiş durumda. Çok şükür ki artık kendi medeniyetine karşı kişiliksizce Batı’ya yanaşan bir Türkiye değil, o medeniyetin dertlerine çare bulmak için Batı’yla oturup konuşan bir Türkiye var.
O yüzden, o meşhur söz, ilk defa bu kadar kalbime siniyor: Ne mutlu Türküm diyene!
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: January 19, 2009 11:52 AM




Ceddin deden neslin baban
Hep kahraman Türk milleti
Orduların pek çok zaman
Vermiştiler dünyaya şan..
Asil Türk milleti seni kim tutar..İslamın sancaktarlığını yapmış asil bir milletsin sen..Ey Türk!..titre ve kendine gel..
Yazan: mert Tarih: January 19, 2009 1:19 PM
Evet yaşanan bir sürü olumsuzluğa rağmen bende ümitvarım.
Türkiye'nin büyük bir vazifesi var.Türkiye'nin Osmanlı'nın torunu olarak yine şahlanacağını ve özlenen, beklenen, barışı, güveni getirecek bir birliğin başını çekeceğini düşünüyorum. Tabi bu konuda bize en büyük ümidi de sağolsunlar Başbakanımız, Cumhurbaşkanımız son yıllarda yapılan atılım ve çalışmalarla veriyorlar(Allah ümitlerimizi boşa çıkarmasın)
Ve yine bende diyorum ki; her ne kadar karpuz gibi ayıklansakta, gözlerimizden yaşlar aka aka elimizden hakkımız alınmış olsa da, hakkettiği çikolata elinden alınıp haketmeyene verilen çocuğun mahsunluğunu çok defa yaşasakta, ama ama bende... diye başlayıp bitiremediğimiz cümleler kursakta çok defa...İlkokulda boğazımızı ağırtacak kadar yüksek sesle söylediğimiz gibi yine tüm kalbimle diyorum ki "Ne mutlu Türküm diyene!" (şunu da belirtelim "“Üstünlük ancak takvadadır” birimizin diğerine üstünlüğü millet olarakta ırk olarakta yoktur)
Yazan: Birgül Tarih: January 19, 2009 2:17 PM
Milliyetçilik-ırkçılık konusunda aynen.
Einstein "milliyetçilik te kızamık gibi bir çocukluk hastalığıdır" der. Bu da benim konu ile ilgili izafiyet teorim:
-En kötü insanlar milliyetçi değildir zira kendsinin süfli menfaatlerinin ötesine geçme kapasitesi yoktur.
-Biraz daha iyi insanlar kendisi yanında ailesini de sever, onun menfaatlerini gözetir, ve onun kötülüklerine göz yumar.
-Ondan biraz daha iyi insanlar bu daireyi biraz daha genişletir;
.......................
Ve en iyi veya en mütekamil insanlar milliyetçi değillerdir hatta türcü yani "insancı" dahi değillerdir. Dünyanın yalnız bizim (insanların) olmadığının da bilincine varabilmişlerdir.
Onlar için vicdan, adalet duygusu, yaradılan her şeye Yaradan'dan ötürü veya inançsızlar ise tabiata saygıdan yeter "iyi, doğru ve güzel" i tanımlamak için.
---------------------------
Bu da Gazze'ye tekiler konusunda:
"Ermeni Yahudi giremez.." vb medyanın önemli kısmının büyüttüğünü hatta kimisinin Gazze konusunun ana ekseni yatığını düşündüğüm tepkileri biraz psikoanaliz yapmam kazım.
Bilmiyorum nerede hangi cahil, serseri bunu yaptı ama toplumun genel hissiyatınıb bununla karakterize etmek , hele hele "Bir grup Türk aydını" gibi "Savaş bahane antisemitizm" her yerde sloganı ile ortaya çıkmak ne daha ahlak, ne daha adil bir davranıştır.
Bir çok yazar "Gazze sırasında antisemitizm taban yatı" gibi oksimiron ifade kullandılar bu noktayı ön plana çıkarır iken. Yahudi'den yalnızca Yahudşi olduığu için nefret etmektir "antisemitizm". Gazze de katliamları seyrederken verilen ve vahşetin dercesi ile orantılı tepki değildir ey okumuş cühela! Bu "tavan yapan antisemitizm" in en vokal örnekleri arasında sıkça bahsettiğim Norman Finkeşlstein, Israel Shamir, Daniel Barenboim ve Giad Atzmon gibi yüzlerce Yahudi var.
Biraz da bu "Yahudi Ermeni giremez.." diyen ayak takımı veya kontrol mekanizması zayıf olan çaresiliğin psikoanalizi psikoanalizi:
ÇARESİZİN KÜFRETMESİDİR BU! BUNDA ANLAMAYACAK NE VAR? Hepimiz biliriz çocukluğumuzda burnumuzu kanatan, paramızı elimizden alan gücümüzün yetmediği zorbalara bolca küfür ederdik, bir dahaki sefere ona ve sülalesine neler yapacağımızı bağırır idik.
Mustafa Bey'i tenzih ederek söyleyeyim: Bunun üzerine mal bulmuş mağribi gibi atlayıp Gazze'deki vahşeti minimize edenler! Kendinizi ele veriyorsunuz. Karanlık ruh halinizi teşhir ediyorsunuz! O kadar.
Yazan: I. B. Ziyaretçi Tarih: January 19, 2009 3:09 PM
Bütün ülkeler miting yaptı, bazıları elçilerini kovdu, kendi elçilerini çekti, herkes para yardımı yardımı yaptı, herkes dua etti, cihad için adamlar gönderdi, hatta generaller gir veya sınırı aç yapmazsan darbe yapacağız cesaretini gösterdi, yakınındaki ülkeleri savaşa hazırlamak için silah verdi (lübnana suriyeye) hal böyleyken
Türk hükümeti burdan sınırdan geçen silahları engelledi, dünkü mitingde hamas sözcüsü konuşturulmadı ya ne milletmişsiniz (illetmişsiniz), hamas sözcüsü gelince kaçarlar, papa elince hava alanına koşarlar neymişsiniz, müntesipleri mitinglere katılmayan bir grubun yazarının övünmesi yakışık olmasa gerek, her zaman demezler mi miting yapmakla bağırmakla olmuyor gidin b.sayar okuyun diye türban mitinginde polisle bir olay çıksın mitingcilere hizbullahçı diye bakmazlar mı sen önce imanındaki ikiliği düzelt sonra övün.
Hiç ummazdım bu kadar pişkinlik yapılacağını.
Barış çabalarına gelelim,
Sanki Konya hava sahasını kapattılar sanki elçilerini çektiler sanki ticareti durdurdular.
Asıl bunları yapmadan barışı sağlamak iştir derlerse hiç şaşırma yani "Allah diyorki bunlar mallarını Allah yolunda engellemek için harcarlar harcamaya DEVAM EDECEKLER, (Enfal 36) bu ayet önemli değilmiş gibi övünülmeyecek şeye övünç duyarlar.
BU SAVAŞ NASIL BİTTİ.
1)Allah’ın yardımı…
2)Mücahidlerin savaş tecrübesi kardeşlik dayanışması
3)Yahudi savaşa 15 gün dayanamaz karakteri
4)Bir insan en fazla kaç gün uykusuz kalır 3 diyelim. Yahudi 22 gün kaldıysa bunu kendisi için başarı saysın. Biz zaten savaşın biteceğini Hamas gibi Kassam gibi Hizbullah gibi BİLİYORDUK. Biten bir savaşta ateşkesi biz yaptırdık demek çok komik olsa gerek.
5) Savaş stoklarının erimesi, yüksek bir yüzde de stokları azalmıştır.
6) Savaş zaiyatlarının artması, umutsuzluk
7) Şehre girmenin veya yakınında durmanın ölümden farksız olduğunu anlamaları, çünkü Gazze=Hamas
*Yani yukarda sayılan nedenle uzaktan yakından alakası GERÇEK anlamda yoktur.
Yazan: MÜCAHİDİMİN HAKKINI YEME! Tarih: January 19, 2009 6:49 PM
"Türk Olmaktan Gurur Duymak" ifadesi Türkiye şartlarına uymayan bir ifade olmuştur. Peki bu ülke de Gazze için yardım toplayan, yardım eden ve meydanlarda Gazze'ye destek olan ama Türk olmayan insanlar ne yapacaklar. Onlar ne ile gurur duyacaklar. Bu sorunlu bir ifade olmuştur. Üzerinde düşünülmesi gerekir. Umarım bu tür ifadeleri yumuşatmak adına ortaya atılan "Türkiyelilik" kavramıyla açıklanmaya çalışılmıyacaktır.
Asıl yapılması gerekenler şu andan itibaren başlıyor. İsrail bunu ilk defa yapmıyor ki bitti diye sevinelim. Elbette şu anda Gazzelilerin üzerine bomba yağmıyor, çoluk-çocuk demeden katledilmiyolar diye seviniyoruz. Ama bunun yarın tekrar başlamayacağının garantisi var mıdır? Filistin toprakları yıllardır işgal altında, İsrail istediği zaman istediğini tutuklamıyor muydu? Yıllarca süren öldürücü bir ambargo uygulamadı mı? Hala uygulamıyor mu? İnşa ettikleri utanç duvarı dururken neye sevinebiliriz? Neyle gurulanabiliriz? Anlık değil daha genel ve kuşatıcı düşünmek gerektiği kanaatindeyim. Süregelen zulmün dozu biraz azaltılmış diye biz buna kanacak mıyız?
Elimizden geldiği kadar Filistinli kardeşlerimizin yanında olmalıyız. Onları desteklemk için İsrail mallarını boykot etmeliyiz. Türkiye-İsaril arasındaki askeri ve ekonomik anlaşmaların iptali için öalışmalıyız. Bu anlaşmaların iptali için birşey yapmıyorsak orda akan kandan üzerimize bir pay düşeceğini unutmayalım.
Selametle kalın...
Yazan: M. Selahattin Öngören Tarih: January 20, 2009 2:14 AM
Mustafa. Maşallah. Rabbim seni korusun ve sürekli haktan yana tavır takınma cesaretini ve ferasetini nasib kılsın...
Selam ve sevgilerimle,
Edip
Yazan: Edip Yuksel Tarih: January 20, 2009 9:30 AM
Savaş bitti.
ve Türkiye gerçekten doğruya en yakın şekilde hareket eden ülke oldu.
Araplar birleşip ortak bir karar bile alamazken başbakanımızın çıkışı, ülkemizi bütün dünya gözündeki önemini ve büyüklüğünü artırmış oldu.
Arap devletleri ve hamas ise bütün karizmasını çizdirmiş oldu.
ve israil gene yapacağını yaptı.
Yazan: Orjinal Delikanlı Tarih: January 20, 2009 11:14 AM
Lütfen "türk olmaktan gurur duymak" başlığını kaldırırmısınız, Başlığı kaldırmak cesaretini göstere bilecek misiniz. Netice itibariyle “İçinizdeki türkçülük veya ırkçılık size ne söylüyor” anlamış olacağız.
Çünkü bu topraklarda yaşayan bir insan olarak benimde küçükde olsa bir katkım oldu ve siz beni de içine katarak gurur duyduğunuzdan bahsediyorsunuz ama ben ve arkadaşlarım bu zihniyet için bu amaç için amel etmedik ki etmeyiz de. Başlık çok önemli, akide gibi, kusura bakmayın değişmesi lazım, hakkımı gasbetmeyin.
Hem Bütün müslümanlar için Kurana göre "müslümanlık" kavramının önplanda olması gerekir. Müslüman olarak amel edenlerden olmak dururken, amelimi niye riske atayım, attırayım. Peygamberimiz böyle sevinir miydi?
Mustazaflık mı yapayım, bilerek itiraz etmeyeyim de Allah'ın azabını mı hak edeyim. Lütfen değiştirin.
Adım: Selam. Selam ve arkadaşları hariç deyin
Yazan: BAŞLIK YANLIŞ Tarih: January 20, 2009 11:36 AM
PKK, DTP VE KÜRTLER ÜZERİNE BİRKAÇ SÖZ!..
PKK Koşulsuz Silah Bırakmalı, DTP Demokrasinin Hizmetinde Olmalı!..
29 Mart 2009’da yapılacak mahalli seçimler, kuşkusuz sadece belediye başkanlarının seçileceği bir platform olmayacak, bu seçim, aynı zamanda Türkiye açısından dönüm noktası anlamına gelebilecek pek çok sonucun doğmasına da yol açabilecektir.
Bunlardan en önemlisi hiç kuşku yok ki, çoğunluğu Kürt olmak üzere, binlerce sivilin ölümüne, yaralanmasına ve maddi zarara neden olan PKK ve uzantısı DTP'nin siyasi geleceği ile ilgilidir.
Sandık sonuçları bu konuda önemli bir gösterge olacaktır. İdeoloji ve gerginlikle bugüne kadar varlığını sürdüren DTP ve onun arkasındaki güç PKK'nın, bu defa duvara toslama ihtimali çok yüksektir. DTP Eşbaşkanı Emine Ayna, işte bunun için miting meydanlarında Kürtleri tehdit ediyor: "Ya bize oy verirsiniz ya da size rahat yüzü göstermeyiz."
22 Temmuz milletvekili seçimlerinde olduğu gibi bu defa da belediye seçimlerinde DTP'nin muhtemel bir hezimeti, terör örgütünü de bölgeden silip süpürecektir. Bunun için PKK ve DTP kılığına girmiş terör, seçimlere kadar ülkeyi olabildiğince gerip, tehdit ve yıldırmayla sonuca gitmeyi deneyecektir.
Bugün hiç kimse ideolojik teröre inanmıyor artık. Çünkü böyle bir terör yok. Terör, muhataplarını yola getirmek için bir araç sadece. Buna bazen milliyetçilik, bazen de din sosu katıp yutturmaya çalışıyorlar.
Geçenlerde Rus Pravda Gazetesi'nde Vladimir Anohin'in Hindistan'daki terör eylemiyle ilgili bir değerlendirmesi yayınlandı. Vladimir Anohin, ''Ekonomik kriz ve terör birbirine karışmış durumda" diyor. Ardından da şu ifadelere yer veriyor: ''Terör, rakipleri sıradan çıkarmak için bir vesile haline geldi. Hindistan'ı, silahlıları kullanarak vurmak istiyorlar. Bununla da onu dünyanın önemli ekonomik güce sahip ülkeleri listesinden çıkarmayı hedefliyorlar. Mumbai'de kanlı saldırıyı düzenleyenlerin Londra'da, Hindistan'ın eski ‘sahiplerinin’ başkentinde- oturduğunu tahmin edersiniz.''
Evet, bu yazının öznelerini değiştirsek, aslında çok fazla bir şey değişmeyecektir. Söz konusu ifadeler, Türkiye'deki terörün ne olduğunu anlamamızı da sağlayacak bilgiler içermektedir.
DTP'nin Eşbaşkanı Emine Ayna'nın Bingöl'de söylediklerini bir kere daha hatırlayalım. Ne diyordu DTP Eşbaşkanı Emine Ayna; ''Ya bize oy verirsiniz ya da savaşa.'' El altından tehdit ettiği kitleye ve bu konuşmayı nerede yaptığına lütfen dikkat ediniz!
Bundan sonrasına çok dikkatli bakmakta yarar var diye düşünüyorum. Her kritik zamanda olduğu gibi seçime kadar yeni bir terör dalgası estirileceğini tahmin etmek zor değildir. Siyasal olarak öne çıkarabilecekleri başka hiçbir argüman kalmadı çünkü.
Özellikle Nevruz olaylarını dikkatlice incelemek gerekir. Terörün ya da şer kuvvetlerin belki de köprüden önceki son çıkışları bahar bayramı Nevruz’u kendi emelleri için kullanmak olacaktır diye düşünüyorum.
Evet, DTP’nin, bugüne kadar elde ettiği belediyelerde inanılmaz kötü yönetimler gösterdiğini herkes görmüştür. Yol, su, kanalizasyon, ulaşım gibi temel belediyecilik görevlerinde sınıfı geçememişler ve PKK’nın teröre dayalı kısır döngülü politikaları ile Abdullah Öcalan’ın saçına başına kendilerini endekslemişlerdir.
DTP'nin siyaset anlayışı, demokrasiyle, sivillikle, hukukilikle telif edilemeyecek paradokslar taşıyor. Siyasal rekabeti savaş olarak gören bir zihniyet var ortada. Terörle yoğrulan bir zihin, ancak böyle bir siyasal tasavvur üretebilir.
DTP, Kürtlerin hayat kalitesini artırmak için hiçbir çaba göstermedi. Bunun için yine gerginliğe yükleniyorlar. PKK'nın söyledikleri, DTP'nin alkış tuttuğu politikalar, Kürtlere ölüm ve sıkıntıdan başka ne getirdi söyler misiniz?..
PKK, tamamen silahlı mücadeleyi bırakırsa, DTP, Türkiye’de demokrasi güçlerinin sempatisini sağlayabilir. PKK bir an önce koşulsuz ve süresiz silah bırakmalı ve demokratik reformların önünü açmalıdır. Çünkü PKK’nın bugün hiçbir fonksiyonu kalmamıştır. Hatta bugün izlediği yöntemle en büyük zararı Kürtlere vermektedir.
Eğer PKK, gerçekten Kürtleri düşünüyorsa, gerçekten Kürtlerin hakları için mücadele ediyorsa, gerçekten taşeron bir örgüt değilse, gerçekten demokrasi ve insan haklarından yanaysa, öncelikle Türkiye’de demokrasinin gelişmesi ve yerleşmesinin önünde engel olmaktan çıkmalıdır.
Nail Amudi
nailamudi@yahoo.com
Yazan: nail amudi Tarih: January 20, 2009 3:30 PM
Nail amudi abi Allah'ın verdiği nefesi boşuna harcama
Bu topraklara PKK mı egemende Türkiyede demokrasinin gelişmesi ve yerleşmesi için engel olmaktan çıkmalıdır diyorsunuz. Yasakları PKK mı koyuyor sınırları PKK mı çiziyorda engel olmasından bahsediyorsun.
Nail amudi abi daha öncede yazmıştım senin yazılılarını okumuyorum diye, sen daha şirki bilmiyorsun ki şirki bilmeyen nasıl hakkı dağıtacak...
gizli ve açık mhp li abbascı mantıklar bitmelidir.
Yazan: mesut Tarih: January 20, 2009 5:04 PM
bunları tartışaduralım, kriz geliyor.. teğet falan geçmedi, adam kalpten gidiyor oturmuşuz adamın göz rengi üzerine tartışıyoruz.
adamın akrabası olmayanlar (cukkayı $$$ olarak doldurmuş olanlar, palazlanmış yandaşı medya) tabii ki tartışabilir. sizi de meşgul ederler. hatta hoşlarına bile gider. geyik muhabbeti değil mi sonuçta?
ama adamın ölümünden canı yanacak olanlar (bizler) dikkatimizi dağıtmamalıyız.
krizden etkileneceklere tavsiye, alabildiğiniz kadar altın&döviz alın ve kesinlikle yetkilileri dinleyip para falan harcamayın. utanmadan bir de haydi yastık altındakileri çıkarın harcayın diyorlar...
basiretsiz, beceriksiz ve hırsız yöneticilerimiz yüzünden beterin 10 kat beteri geliyor...
Yazan: Ed Dole Tarih: January 21, 2009 1:03 AM
Sayın Site Sahibi ,
Obama seçilir seçilmez Amerikan Ulusu diyerek başladı konuşmasına adam ulusalcı vatansever çıktı , yani aklın yolu birdir gelmiş geçmişi ile övünemeyen kendini aşğlık kompleksi içinde görenler elbet TÜRKLÜĞE laf edecek ......
Nesinden rahatsız oldunuz Asil kan lafının ? yoksa söyleyen Yüce ATATÜRK olduğu için mi bu yazıyı kaleme aldınız modaya uyarak ? TÜRKİYEDE , TÜRK MİLLETİ yaşar bukadar basit Anaysada da açık siz yada sizin gibi düşünenler ANAYASANIN ÜZERİNDE değilsiniz Darbe Anaysası gibi saçmalıkta artık işlemiyor 3/2 si değişti anayasanın ama rahatsız olunan başlangıçtaki ilk 4 değiştirilemez maddeyse TÜRK MİLLETİNİ İMHA etmeden kimse onu değiştiremez denemek isteyen elbet olacaktır ama bu ASİL TÜRK MİLLETİ ozaman gereken cevabı verecektir , sustuk diye sizin gibi Medyatik değiliz diye Okuma yazma bilmeyen cahil cühela mı sandınız bizi yada Meyvalıkta Armut mu topluyoruz sanıyorsunuz ?
Yazık Ülkesine ve Milletine sahip çıkmayan okadar zevat türediki size daha fazla yazmak istemiyorum babanıza hala biraz saygım var o yüzden bir TÜRK EVLADI olarak size rica ediyorum ABD AB ye değil TÜRKİYE ve TÜRK MİLLETİNE yüzünüzü dönünüz IRAKTA demokrasiyi gördük 1.5milyon Müslüman Katledi 125.000 Müslüman kadının Irzına Geçildi 25.000 çocuk organları yada seks kölesi olsun diye kaçırıldı Eğer ATATÜRK YOLUNDAN ve TÜRK MİLLETİNDEN vaz geçersek karımız çocuğumuz bu muamelelere muhatap olacak demektir , sizi bilemem ama ben TÜRK ve MÜSLÜMAN olarak işkembesi geniş biri değilim Namus Şeref VATAN Bayrak diye yaşarız biz ,
Saygılar ,
Not : Umarım Yayınlarsınız bu yazımı nede olsa AB ve ABD demokrasisi kültürü sizlerde var bizlerde yok
Yazan: Taha Mehmet Kılıç Tarih: January 23, 2009 1:49 PM
ŞİRK AFFEDİLMİYOR.
”De ki benim namazım çeşitli ibadetlerim, hayatım ve ölümüm, hiçbir ortağı olmayan alemlerin Rabb’i içindir.” Enam 162,
“Allah’dan başka rab ilah ibadet mercii olmadığı gibi onun dininden başka dinde kabul edilmeyecektir” şeklinde ki sözümüz de aynı hükmü perçinler.
Hemen şunu belirtelim ki ibadet sadece NAMAZ,ORUC ve HACC’dan ibaret değildir, Allah rızası kazanmak amacı ile yapmış olduğun her davranış ibadettir. Buna karşılık Allah’ın izin vermemiş olduğu bir başkasının hoşnutluğunu kazanmak için yapacağın her hareket, her eylem ŞİRKTİR!!! Bu türe birçok durumlar girer ki , başlıcaları olarak şunları gösterebiliriz;
a)İnsanın milliyetçiliği (kavmiyetçiliği) tek hedef haline getirerek bütün gayret ve çalışmalarını bu uğurda yoğunlaştırması, yani bu uğurda savaşması, bu uğurda konuşması, bu inancı benimsemeye uğraşması ve tek bir ideal olarak ne yaparsa bunun için yapmasıdır. BÖYLE BIR YÖNELIŞ, MÜŞRİKCE BİR YÖNELİŞTİR!
b)VATANSEVERLIGI TEK AMAC EDİNMEK DE ŞİRKTİR!
”Vatanseverlik”, ”vatan birliği” ve ”her şey vatanin yararı için” gibi sloganlar, her şey için değer ölçüsü olamaz!!!. EGER BÖYLE OLURSA ŞİRK OLUR!!!! ”
c)İnsanlık için” ve birey olarak ”insan için” çalışmak, böyle bir amaç uğruna bir şeyler yapmak ŞİRKTİR! (Hümanistlere, toplumculara duyurulur!) İnsanın yönünü dönük tutacağı ana hedeften, yani ALLAH’tan saptıran bir yanılgıdır.
d)Buna bağlı olarak ” İlim için ilim”, ” Görev için görev” ve ” Sanat için sanat” gibi sloganlar, hepsi birer ŞİRKTİR, ALLAH’a ortak koşmaktır!!”
İlim, ilim için değildir İnanç içindir. İlim iyiyi doğruyu güzeli göstermesi şartıyla muhterem bir mirastır…. Maksat Hakk’a ve hakikata hizmettir…. İlim sahibi Alim, Sanii Zülcelal’e köprü olabildiği ölçüde başarılı sayılır.
Bu tespitlerin, “amelde riza-i ilahi aranması” amacına ve “Ahirete götürecek bir eserin yoksa,
dünyada bırakacağın bir eserede kıymet verme” prensibine uygun olduğunu sanıyorum.
Adı üstünde şirk; ortaklık çokluk BÖLÜNME .. demek ve en önemlisi Allah’ın tövbe etmez isek AFFETMEYECEĞİ BİR BÜYÜK GÜNAHTIR.
///
SADECE MÜSLÜMANIZ DESEK
Allah için, İslam için, Kuran için , bazı insanlar bazen kendilerini şöyle MÜŞRİKÇE tanımlıyorlar; önce Türküm Müslümanım, Kürdüm müslümanım, laikim müslümanım, kemalistim müslümanım, aleviyim müslümanım, sünniyim müslümanım, şiayım müslümanım, ehli sünnetim müslümanım, liberalim müslümanım, faşistim müslümanım, milliyetçiyim müslümanım, atalarımın dini ile beraber müslümanım diye tövbe haşa İSLAM NOKSAN MI Kİ önüne bir ek getiriyoruz. Allah bizi sadece Müslüman olarak tanımlamışken. "... O, sizleri seçmiş ve din konusunda size bir güçlük yüklememiştir, atanız İbrahim'in dini(nde olduğu gibi). O (Allah) bundan daha önce de, bunda (Kur'an'da) da sizi "Müslümanlar" olarak isimlendirdi; elçi sizin üzerinize şahid olsun, siz de insanlar üzerine şahidler olasınız diye. Artık dosdoğru namazı kılın, zekatı verin ve Allah'a sarılın, sizin Mevlanız O'dur. İşte, ne güzel Mevla ve ne güzel yardımcı. (Hac Suresi, 78)" ayrıca bir çok ayette müslümanım deyin, Müslüman olarak ölün diye uyarırken.
"AYET" LERİ İNKAR ETMEZ İSEK
Ayet; Kelimesinin bir çok anlamı var ancak 3-4 anlamını söyleyeyim.
*Mucize anlamına gelir yani Hz Musanın asasının yılan olup sihir bazların yılanlarını yutması veya asa ile kızıl denizi yarması gibi.
*Kuran daki yazılar ayetler, yasalar anlamına gelir.
*Allah'ın yasaları vs
*Son olarak Ayet kelimesi: Allah'ın (CC) Yarattıkları, Alametleri anlamına gelir, diyelim
İnsanlara desek ki "Kuran-ı inkar eder misin?" desek "Yoook inkar etmem der" ama Kürd ölsün der,Türk ölsün der, İngiliz ölsün der, yunan olduğu için Yunan ölsün der. Allah’ın ben sizi kavimler olarak yarattım dediği ayetini inkar etmiş olur (Hucurat 13).
Halbuki kafir (münafık) mümin diye ayırması gerekirken ayetlere iman etmiş birisi olarak, Allahın ayeti olan Kürdleri Arapları Türkleri Farsları kötüler, kötülüklerini ister, böylece ayeti inkar etmiş olur. DİKKAT EDELİM.
Yazan: Şirk Koşma, Şirk Affedilmiyor Tarih: February 13, 2009 8:58 AM
Taha Mehmet Kılıç Bey, İngilizcemi yozlaştırmamak ve de ilerletmek amacıyla girdiğim Amerikalı sitelerden, Müslüman-Amerikalı forumlardan (aman siz mesleğinizle ilgili bilimsel bir tartışma platformu filan değilse hiçbir foruma girmeyin, ben çok cefasını çektim ve elhamdülillah bıraktım) ve tanıştığım Amerikalı özellikle de Müslüman Amerikalı kişilerden biliyorum ki Amerika'nın ulusçuluğu hakkında dedikleriniz tamamen doğru. Yalnız bunu Türkiye'deki ulusçuluğu meşru kılmak için bir argüman olarak sunmanız benim için hiçbir şey ifade etmiyor. Gerçi siz Mustafa Beyin genel eğilimlerinden dolayı ona hitaben bu argümanı sundunuz, muhatabınız o yüzden ben değildim, ama olsun, burası halka açık bir forum olduğu için yine de görüşümü söyleyeyim.
Evet dediğim gibi Amerikanların da ulusçu olmaları ve bizimkilerden daha liberal, daha ince ve daha gizli kapaklı politikalarla Amerikan devletinin Amerikanizm'i pompalaması sizi haklı çıkarmıyor. Çünkü ben ve Türkiye'nin geri kalan yüzde doksan kadarı Amerika'nın doğru işler yaptığına zaten inanmıyoruz. Ha bu yüzde doksanın çoğu buna rağmen başka nedenlerle ve saiklerle milliyetçi/ulusçu oluyorlar o başka.
---
Mustafa Bey, yazınıza "neredeyse" tamamen katılıyorum (siz buna da şükür deyin gibi oldu ama yok öyle demek istemiyorum, yanlış anlamayın; sonuçta ben de naçizane fikrimi sunuyorum :D).
İşin bir Yahudi düşmanı ırkçılığa vardırılmasını isteyen bazı kimseler var gibi. Özellikle internette, haber sitelerinde ve sairede yapılan bazı yorumlar bu yönden çok endişe verici. Unutmayalım ki Kuran'ın pek çok yerinde Allah Yahudileri kınasa da diğer pek çok yerinde de onları muhatap alır. Doğrudan, genel olarak "ey insanlar" demeksizin, "ey İsrail Oğulları" diyerek onlara öğütte bulunur âlemlerin rabbi. Onları doğru yola geri dönmeye, kendi peygamberlerinin çağrılarına uymaya davet eder. "En azından İslam'a düşmanlık etmeyin ve bu durumda Müslümanlarla kardeş kardeş yaşayın" derler mealen Allah ve Elçisi. Allah'ın bu şekilde kendine muhatap aldığı bir kavmi Allah'a itaat ettiklerini söyleyen Müslümanlar nasıl olur da lanetlenmiş, aşağılık topluluk filan diye görürler?
Ha, sadece Kuran'daki bir ayette değil, sanırım Tevrat'ta da Yahudilerin lanetlenmesinden bahsediliyor. Ama ayeti okuyanlar ve birazcık kafa çalıştıranlar göreceklerdir ki o ayette Hz. Davud zamanında yaşamış veya daha sonra yaşasa da çok zalimane yollara sapmış Yahudiler kastedilmektedir sadece. Hz. Davud'un dilinden onların lanetlenmesinden bahsediliyor. Eğer Yahudilerin hepsi ve ebediyen lanetlenselerdi Hz. Davud'dan sonra da Peygamber gönderilir miydi İsrail oğullarına? Evet, Filistin'deki mazlumları ve masumları öldüren türden Yahudiler lanetlidir sadece, yoksa böylesi ağır zulümlere karışmayanlar değil. Aksini iddia eden Kuran'ın onlarca ayetini inkar eden bir sahtekardır.
---
Ancak İsrail'le ilişkilerin kesilmemesinden kast ettiğiniz nedir, Mustafa Bey? İsrail'deki konsolosluk ve büyükelçiliklerin varlığının devamıysa haklısınız.
Ama İsrail'le olan bütün askerî antlaşmaların mutlaka sona erdirilmesi ve İsrail'in zulümlerine onay veren bütün yerleşmiş politikaların sona erdirilmesi, hele bütün bu son hadiselerin akabinde, elzemdir. Gazze'yi vuran İsrail pilotları Konya'da eğitilirken, İsrail ve Türkiye askeri alanda ortak hareketlerde bulunurken, Türkiye askerî ve endüstriyel ihalelerle bu devlete milyar dolarlar kazandırırken Başbakanımızın yaptığı bu çıkış güdük ve faydasız kalacaktır.
Allah başbakanımız ve ekibine ve ordumuz içindeki insaflı subaylarımıza, yine ordumuzdan kaynaklanan aşırı İsrail taraftarı politikalardan ülkemizi kurtarmayı nasip eylesin. Türkiye'nin aynı zamanda hem hakkı ayakta tutan hem de kendi menfaatlerini önceleyen bir ülke olması buna bağlıdır.
"İsrail'le ilişkileri kesmek Batıyla aramızı bozar. Bu da ekonomimizi bozar, aç kalırız, fakirleşiriz." gibi düşünceler utanılası düşüncelerdir. Biraz dünya ekonomisi bilen ve zihni aşırı batı taraftarlığı ve modernizm gibi belâlarla malul olmayan bütün insanlar Türkiye için daha birçok rızık kapıları olduğu ve sonuçta rızkı azaltanın da arttıranın da "Büyük Güçler" değil, Allah olduğu gerçeğini idrak edeceklerdir.
Saygılarım ve selamlarımla
Mehmed Mustafa Hamdi
Yazan: Mehmed Mustafa Hamdi Tarih: February 17, 2009 10:32 PM
Haddini asan soylemlerin bu kadarina da pes dogrusu. Arap hayranligini bu kadar acik secik belirtmeniz beni epey sasirtti. Hani bu begenmediginiz topraklarda yeterince ozgurluk yok ya, bakiniz ne de guzel fikirlerinizi belirtmissiniz. Turk olmaktan gurur duydugunuzu soyleyeme dilinizin varmamasi guzel. Bari bu cumleyi kirletmeyin.
Araplarin kilictan gecirirek muslumanlastirdigi bir kavmi simdi islam semsiyesi altinda toplamak Arap kopekligi yapmaktan baska bisey degildir. Ingilterenin tum dunyaya yaptigini, Arabistan orta doguya yapiyor simdi. Yazik sizin gibi insanlar da onun bunun elinde oyuncak oluyor. Tebrik ederim, harika bir pazarlama urunusunuz. HAngi yurtlarda buyuyup, hangi seyhin elini dualariyla universiteyi bitirdiginiz cok ortada. Yazik ki ne yazik. Turk olmaktan utaniyormus. Asagilikligin boylesine yuh. Yaziklar olsun size. Kara cahalet iste boyle bisey. Karin tokluguna islam propagandasi boyle bisey. Saksakciniz cok oldugu surece konusursunuz. Bu devran da doner elbet.
Yazan: Turkiye Tarih: March 5, 2009 12:15 AM