« İsrail ABD’yi Nasıl İkna Ediyor? | Ana Sayfa | İsrail Neden Bu Kadar Acımasız? »
January 7, 2009
Hamas’a Kulak Verelim
[7 Ocak 2009 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Geçen haftaki “Gazze’de Ne Yapmalı?” başlıklı yazımda İsrail’in süregiden devlet terörünü lanetlemiş, ancak Hamas’ın da ateşkesi uzatmayarak buna bahane oluşturduğunu yazmıştım. Fakat Hamas’ın açıklamalarına kulak verince, meselenin bu kadar basit olmadığı, onu ateşkesi bozmaya itenin asıl İsrail’in tecavüzleri olduğu ortaya çıkıyor. Bunu açıdan kendimi tashih etmeliyim. Doğruya doğru, yanlışa yanlış; benden gelenler dahil.
Bu konuda hepimizin okuması gereken bir yazı, dünkü The Guardian gazetesinde yayınlandı. Yazarı, bu gibi Anglo-Sakson yayınlarda görmeyi pek beklemediğimiz bir isimdi: Hamas’ın Şam’daki lideri Halid Meşal. Hani 2005 yılında bizim hükümet tarafından Ankara’ya davet edildi diye epey fırtına kopartılan Meşal.
Şöyle diyordu İslami Mukavemet Hareketi’nin lideri:
“18 aydır Gazze’deki insanlarım kuşatma altında, dünyanın en büyük hapishanesinde, kara, hava ve denizden çevrilmiş durumda. Kafeslenmiş, aç bırakılmış, hastalarımıza ilaç bulmamız bile engellenmiş vaziyetteyiz. Bu yavaş ölüm politikasının ardından da bombardıman başladı... 540’tan fazla insan öldürüldü. Üçte biri kadınlar ve çocuklardı.”
Sonra şöyle devam ediyordu:
“Bu kan nehri, yalanlar ve çarpıtmalarla yürütüldü. Biz Hamas olarak altı ay boyunca ateşkese uyduk. İsrail ise bunu en baştan beri sürekli bozdu. Gazze’ye girişleri açması ve ateşkesi Batı Şeria’ya da genişletmesi gerekiyordu. Ama Gazze üzerindeki ölümcül ablukasını genişletti, elektrik ve su kaynaklarını kesti. Bu toplu cezalandırma hiç durmadı, aksine İsrail’in suikast ve öldürmeleriyle hızlandı. Sözde ateşkes sırasında otuz Gazzeli İsrail saldırılarıyla öldürüldü ve yüzlerce hasta abluka neticesinde yaşamını yitirdi... Batı Şeria’dan İsrail’e hiç füze atılmamıştı. Ama geçen yıl orada da İsrail saldırıları sonucunda 50 kişi öldü veya yaralandı ve yayılmacılık siyaseti durmaksızın devam etti. Sükunetin tadını İsrail çıkardı; benim insanlarım değil.Bu ihlal edilmiş ateşkesin sonuna yaklaşırken, ablukayı kaldıracak ve Refah dahil Gazze’ye yönelik tüm girişleri açacak yeni ve kapsamlı bir ateşkese hazır olduğumuzu söyledik. Çağrılarımız cevap bulmadı. Yine de işgal kuvvetlerinin Gazze’den tümüyle çekilmesi karşısında yeni bir ateşkese başlamayı istiyorduk.
Bizim sürekli devam eden toprak gaspları karşısında susmamız ve İsrail’in merhametine bırakılacak bir iki kantona razı olmamız isteniyor. Gerçek şu ki, İsrail sadece benim halkım tarafından izlenecek tek taraflı bir ateşkes istiyor: Kendisi ise bombardımanları, suikastleri, işgalleri ve kolonyal yayılmacılık siyasetini sürdürmeyi hedefliyor.”
Meşal yazısında şunu da söylüyor:
“Bizim el yapımı mütevazi roketlerimiz, dünyaya yükselen protesto seslerimizdir. İsrail ve onun Amerikalı ve Avrupalı destekçileri, bizim sessizlik içinde ölmemizi istiyor. Ama sessizce ölmeyeceğiz.”
Adalet duygusuna ve vicdana sahip bir kimsenin, buradaki hissiyatı anlamaması ve paylaşmaması mümkün değil. Bizim burada rahat evlerimizde otururken onyıllardır işgal altında yaşayan bir millete “akıl öğretmeye” kalkmamız da hiç yerinde değil.
Ancak onların sadece “cephe”de muhatap olduğu ülkeleri tanıyan, onların içindeki tartışmaları da izleyen olan insanlar olarak, belki Hamas’a ve genel olarak Filistin halkına meselenin farklı bir yüzünü de göstermeye çalışabiliriz. Haklı davalarında onları haksız gibi gösteren kimi eylemlerinin, özellikle de İsrailli sivilleri kasten hedef alan “terör” saldırılarının yanlış olduğunu kendilerine hatırlatmayı, bu açıdan gerekli görüyorum.
Hamas’ın “dünyaya yükselen protesto sesini” sadece füzeler değil, aynı zamanda İngiliz basınında makaleler yoluyla duyurmaya başlaması ise, çok iyi bir adım. Bu, eğer bir “açılım”a dönüşürse, hem dünyanın Gazze’nin sesini duymasına, hem de Gazze liderliğinin dünya realitesi ile yüzyüze gelmesine yarar.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: January 7, 2009 2:16 AM




"Geçen haftaki “Gazze’de Ne Yapmalı?” başlıklı yazımda İsrail’in süregiden devlet terörünü lanetlemiş, ancak Hamas’ın da ateşkesi uzatmayarak buna bahane oluşturduğunu yazmıştım.Fakat Hamas’ın açıklamalarına kulak verince, meselenin bu kadar basit olmadığı, onu ateşkesi bozmaya itenin asıl İsrail’in tecavüzleri olduğu ortaya çıkıyor. Bunu açıdan kendimi tashih etmeliyim. Doğruya doğru, yanlışa yanlış; benden gelenler dahil." (MA)
Ancak ahlaki omurga sahibi, zeka ve birikimine güvenen bir insan bunu söyleyebilir. Özellikle ülkemizde nesli tükenen bir tür.
Gilad Atzon'un yazısını da şiddetle tavsiye ederim Mustafa Bey. O Kasamların manasını çok veciz olarak açıklıyor bu vicdan sahibi Israilli. Bewni çok etkileyen şu satırları tekrar etmeme müsade :
"İsrailliyi geçmişiyle ilgili karanlıkta bırakan bu mezarsı durum, herhangi bir gelecek uzlaşı olasılığını da yok etmektedir. İsraillinin çatışmayla ilgili idraki asgari olduğu için, “düşmanı” temizlemek ya da yok etmek dışında herhangi bir muhtemel çözümü tasavvur edememektedir. Tüm İsraillilerin bilmesine izin verilen yegane şey Yahudi acılamasının fantezi anlatımlarıdır. Filistinlilerin acısı onların kulağına tamamen yabancıdır. “Filistinlilerin dönme hakkı” ona matrak gelmektedir. Hatta en ileri “İsrailli insancıllar” bile, toprakları yerli sakinlerle paylaşmaya hazır değillerdir. Bu Filistinlilere, her şeye rağmen özgürlükleri dışında başka seçenek bırakmamaktadır. Açıkçası, İsrail tarafında barış için bir muhatap yoktur.
Bu hafta Hamas’ın balistik yetkinliği hakkında daha fazla şey öğrendik. Besbelli ki Hamas İsrail’e uzun zamandan daha fazla olarak itidalli olmuş. Güney İsrail’e çatışmayı yaymaktan hep kendini geri tutmuş. Bana göre Sderot ve Ashkelon’a tek tük düşen Kassam füzeleri bana esaret altındaki Filistinlilerin verdiği mesajlarından başka bir anlam taşımıyor. Çalınmış topraklara, ev arazilerine ve bahçelere verilen ilk mesaj, “Ey sevgili toprağımız, seni unutmadık, senin için burada hala savaşıyoruz, er ya da geç geri geleceğiz, bıraktığımız yerden yeniden başlayacağız” diyor. Ancak mesaj aynı zamanda da İsraillilere de: “Siz, oradakiler, Sderot, Beer Sheva, Ashkelon, Ashdod, Tel Aviv ve Hayfa’dakiler, farkında olun ya da olmayan, çalıntı topraklarımız üzerinde yaşıyorsunuz. Hemen toplanmaya başlasınız iyi olur çünkü zamanınız doluyor, sabrımızı tükettiniz. Bizlerin, Filistin halkının, kaybedecek artık hiçbir şeyi yok”. (GA)
Yazan: I.B. Ziyaretçi Tarih: January 7, 2009 2:55 AM
Guardian'daki su yazida ilginizi cekebilir.
http://www.guardian.co.uk/world/2009/jan/07/gaza-israel-palestine
Yazan: Fethi Tarih: January 7, 2009 6:11 AM
"Adalet duygusuna ve vicdana sahip bir kimsenin, buradaki hissiyatı anlamaması ve paylaşmaması mümkün değil. Bizim burada rahat evlerimizde otururken onyıllardır işgal altında yaşayan bir millete “akıl öğretmeye” kalkmamız da hiç yerinde değil. "
EVET AYNEN ÖYLE
Yazan: Kubilay Ant Tarih: January 7, 2009 12:10 PM
Mustafa Beyin,"İsrail ABD yi nasıl ikna ediyor"başlıklı yazısından sonra,"Hamasa kulak verelim"Başlıklı yazısı,tam bir namuslu aydın tavrı,okuyucuyu manipüle etmiyen,kışkırtmıyan,
Objektif bilgiyi verme gayreti içinde, kendinide hiçbir kaygıya kapılmadan eleştiren ,ince bir davranış.Peki halkı enforme etmekle yükümlü diğer insanlar bu güzel tavrı niçin göstermezler.Niçin öfkenin,akıl tutulmasının,
getirisi,bu beyleri mutlu eder.Niçin mazlum bir halk üzerinden,gerillacılık oynarlar,niçin akan göz yaşını,uçup giden canların devamını isterler.Niçin savaşın durmasını,bu vahşetin sona ermesini illa israilin burnunun kanamasıyla,onun yokolmasıyla,olmıyan duaya amin denmesiyle irtibatlandırırlar.Yani israil yokolmıyacaksa,siyonizim ortadan kalmıyacaksa,bu savaş bitmesin mantığı.
Bakın devrimci şiddetten beslenen bir zihniyete örnek olarak Yeni şafak yazarlarından,Hakan Albayrak'ın dünkü yazısından belirli başlıklar anlatıcağım."Gazzeyi iyi bilir
bu alçaklar haması iyi bilirler.İzzettin kassamı iyi bilirler.(2005 yılındaki israile karşı yürütülen savaşta başarı elde eden direniş grubu)
onlar uzun soluklu bir çatışmanın altından kalkamıyacağını en acı bir şekilde tecrübe etmiştir.Bu arada kendi düşüncelerini bütün filistin halkı için miş gibi parentez için de şöyle diyor(bizim için en tatlı)yani israil için bu çok acı bir tecrübeymiş ama bu tecrübe şehadet şerbeti içtiğimizden ölsekte,sakatta kalsak israili yendiğimiz için onun burnunu yere sürttüğümüzden bu anın lezzeti bize çok tatlı geliyor.Şimdi bu yazı üzerine yayınladığı ilgili siteye yorum yapan tahrik olmuş kitlenin "Allahüekber"nidalarıyla bu kutsal savaşta şehadet şerbeti içmek için nasıl hazır olduklarını anlatan ham gerillacılık oyunları,
Dün gece bir televizyon kanalında Ali Bayramoğluyla,cengiz Çandarı söyleşi vardı,hafızalarımız tekrar tazelendi,sahi bu savaş,bizim için nezaman "kutsala"dönüştü.Çünkü filistin halk kurtuluş cephesini kuran,George Habbaş tı.İsrile karşı ilk direniş hareketi bu kudüslü ortadoks ailenin çocuğundan gelmişti ve hareket islami değil marksist-leninist bir hareketti.Peki bu savaş nasıl islamileşti.Söyleşinin tarihsel ve sosyolojik sürecinde dinleyici bir hayli bilgileniyor.Tabi bu biraz da okuyucunun ve dinleyicinin ne tür bilgilere alıcılarının açık olmasıyla alakalı:
Sonunda 1987 de Mısırdaki müslüman kardeşler örgütünün şekillendirdiği hamas ortaya çıkıyor.Ve iyiki de çıkıyor.İsrail için ciddi bir tehdit oluyor.İşte Halid Meşalın duyguları sadece gerillacılık oynayıp kendi halkına ıstırap çektirmek değil,kuru kuruya,şehadet şerbeti içme söylemiyle kendi halkını yok ettirme
maceracılığı değildir.O nlar bütün yolları deniyorlar ve deneyeceklerdir,ancak türkiyedeki ittihadi islamiyecilik diye adlandırılan silahlı mücadeleciler yeni enverciliğin de ideolojik versiyonları olarak filistin halkını kobay olarak seçtiler.
işte sıkıntı bu.Saygılarımla,
Yazan: Özgür akıl Tarih: January 7, 2009 12:20 PM
Bu da Başbakan Erdoğan'ın sert tepkilerini "undiplomatik" bulan akıllı abiler ve ablalar ordusuna giydiren bir yazının reklamı:
http://bekirlyildirim.wordpress.com/2009/01/07/siyaset-kitabinin-ortasindan-%e2%80%9czulum-ile-abad-olunmaz%e2%80%9d/#more-1493
Yazan: I.B. Ziyaretçi Tarih: January 7, 2009 1:19 PM
Cok isabetli bir yazi olmus, tebrik ederim.
Korkarim ki bu yaziyi yazmamis olsaydiniz, ölmüs bircok masumun vebali altina girmis olacaktiniz.
Baska bir yönü daha var ki, o da bir o kadar aci:
Bu yaziyla sizin her yazdiginizi kayitsiz sartsiz dogru kabul eden, bununlada kalmayip sizi yazinizdan ötürü elestirenleri, “sıkıysa” diye baslayan ve “mertliginizi görelim” diye biten kabadayi jargonlarlarla elestiren bu yorumcularin tavirlarini merak ediyorum.
Kökleri bir asir öncesine dayanan bu sorunun karmasikligini kavriyamamis, “peki, cözüm önerileriniz neler ?- var mi daha iyi bir cözüm önerisi getirebilecek” diyerek ahkam kesenlere dogrusu fena halde kiziyorum. Kizginligim sizin önerilerinizi dogru bulup bulmamalari degil,kizginligim bu “tek dogru” mantigi ve bu tavir.
Elbette bilmemek ayip degil, ama “bu elestirelerin asli, astari ne?” diye arastirmamak ve öylece agzina ve aklina ilk geleni yazmak, iste ayip olan bu!
Son bir elestiri de size Mustafa Bey! Mutlaka edinilen bilgilere elestirel yaklasilmali, tarafli bilgiden kacinmak amaciyla yurtdisi ve yurtici kaynaklari karsilastirarak bir sonuca ulasilmali. Bu konuda hemfikir oldugumuzu düsünüyorum. Ancak merak ettigim, The Guardian`da bu yazi yayinlanmamis olsaydi tutumunuzun hala bir önceki yazinizdaki gibi olup olmayacagi?
Cünkü savasin ilk günlerinden bu yana yurdisinda el- cezire, yurticinde Kanal 7`gibi Medya kuruluslarinin haberleri The Guardian`in bu haberiyle dogru orantiliydi.
Bu tutum aklima hep rahmetli Edward Said`in Oryantalizm elestirisini getiriyor…Yorum sizin
Yazan: canan Tarih: January 7, 2009 2:32 PM
Mustafa Akyol'un her dediğini onaylama gibi bir kaygıyla yorum yapmadığımı belirteyim önce..bu algı bozukluğunu düzeltelim..
İsrail'in vahşiliğini zaten biliyorduk..Meşal'in açıklamaları bunu pekiştirmiş oldu..burada yeni birşey yok bence..Akyol,İsraili de kınadığını belirtmişti zaten..bu yazısı kendisinin samimi ve dengeli olduğunu gösteriyor ki bir önceki yazısıyla da çelişmemiştir aksine açıklayıcı olmuştur..
Meşalin açıklamaları,Hamas'ın varlığının hala bir problem olduğunu ve varlığının Filistin halkını daha kötü duruma sokacağı gerçeğini değiştirmiyor..Filistin halkının bu radikal insanları seçmesi kendi talihsizlikleri olmuştur.
Üç beş tane gariban füzeyle sesini duyurmaya çalışırken İsrail askerleri ya da halkını hedef alabiliyor ve bu çok güzel malzeme oluyor karşı tarafa..zaten eline birşey geçmiyor atınca,haklıyken haksız duruma düşüyor,o kadar..
neyini savunacağım ben Hamas'ın..al birini vur ötekine..
Yazan: mert Tarih: January 7, 2009 4:06 PM
Nevzat Tarhan'ın Mustafa Bey'in 'gazze için ne yapmalı' yazısının anafikriyle örtüşen çok güzel,derin analizler yaptığı yazısını tavsiye edeyim..
http://www.haber7.com/haber/20090105/Kibris-veya-Filistin.php
Düşmanın çok güçlü olduğu ve gerçekten sıkışıp kalınan durumlarda dişe diş mücadele etmek mantıklı değildir..Böyle durumlarda İslam Tarihine dönüp Hudeybiye antlaşmasının yapıldığı koşulları yeniden okuyalım derim..Ya da Mekke döneminde yapılan tüm tahrik ve işkenceler karşısında alınan tavırlara bakalım..körü körüne ateşe atlamak basiret midir?
Bizim için akıl,feraset sembolü Muhammed(as) değil midir?..O, barış için elinden geleni yapmış,en son çare olarak istemeyerek savaşmıştır..O'nun komutanlık dehasından alacağımız çok örnek var..
Hudeybiye Umresi'ne kısa bir göz atma ihtiyacı doğdu bende..çok hızlı ve kabaca geçeceğim..
Müslümanlar Mekke'den kovulup Medineyi yurt tutmuşlardı ama Kabe'yi ziyaret edip umre yapmak istiyorlardı..Ve bunu gerçekleştirmek istedikleri dönemde Kureyş ile savaş halindeydiler,ateş-kes yoktu aralarında..Peygamber (as) 'Kabeyi ziyaret edip ibadet etmemiz için onlarla savaşmalıyız,oralar bizim olmalı' dememiştir,isteseydi bunu yapardı..Bedir,Uhud ve Hendek savaşları yapılmış,müslümanlar üstün bir konuma gelmiş olmalarına rağmen Mekkeye savaşmak için değil sadece ibadet için gidiyorlar ve giderken kendilerine o kadar işkence yapmış Mekkelilerin fakirlerine hediyeler götürüyorlar..
Fakat Mekkeliler bu ziyarete izin vermediler ve Mekkeye yakın bir yerde müslümanlar konakladı..pek çok elçi gidip geldi taraflar arasında..Müslüman elçilere Kureyşliler çok kötü davranıp,canlarını zor kurtaranlar oluyordu..En son hz.Osman gönderildi,çünkü Osman'ın kabilesi Mekkedeydi ve onu saldırılara karşı koruyabilirdi..Fakat Osmanın öldüğü gibi bir haber müslümanlar arasında yayılınca Peygamber rıdvan biatı denilen biatı alarak herşeye karşı hazırlıklı pozisyona geçmişlerdi,sonra Osman salındı..
fakat ibadete gelenlere izin vermedikleri için Kureyşlilerin itibarı çok düşecekti,bunu engellemek için bir anlaşma teklif ettiler ve bir elçi gönderdiler Peygambere..
Bu olaylar sırasında elçilere yapılan zulümler bir savaş sebebi olarak kabul edilebilir ve müslümanlar çatışmaya girebilirdi..bu yapılmadığı gibi müşriklerin elçilerine de iyi davranılmıştır..Ve yapılan anlaşma müslümanlar için çok iç acıtıcı olmuştur..
Hz.Ömer,Ebu bekire gelip der ki,
-Bu Allah'ın resulü,karşısındakilerde müşrikler değil mi?..bu nasıl anlaşma..dinimiz hakkında neden bu zillete katlanıyoruz?
anlaşma şartları içinde Muhammed'e sığınmaya gelen Mekkedeki müslümanlar kureyşe verilecek fakat Muhammedden kureyşe gidenler kureyşte kalacaktı..
tabi bu ağır bir şarttı..çünkü mekkeden kaçan müslümanlar ağır işkencelerden kaçıpta geliyorlar fakat geldikleri gibi geri iade ediliyorlardı..ama nihai sonuç mekkenin fethi olmuştur.
Şimdi görüldüğü barış için dahi olsa bu anlaşmayı kabul etmek müslümanlara zillet içinde yaşamak olarak görülüyor..Görünüşte zillet olarak görülen şeyler güzel meyveler verebilir..burada basiretli liderin önemi açığa çıkıyor..
Her zillet olarak görülen şeye izzet adına dik bir karşılık verilmez..bu klasik radikal tavırdır..Şu an Hamasın yaptığıda o..savaşılması gerektiği zaman savaşılır ama illa da her zaman savaşılacak diye birşey yok..
Bir yorumcunun önerdiği gibi zillet içinde yaşamaktansa izzet içinde ölsün gazzeliler diyordu..Ama sizin zillet olarak gördüğünüz bir durumu Peygamber kabul edebilmiştir..herşeye böyle dikine gitmemek lazım.
Benim Filistin olayında çözüm olarak gördüğüm şey İsrailin tamamen ortadan kalkması isteğinden vazgeçilmesi,İsrailin varlığını kabul edip,şu anlamsız füze atışlarını durdurmak..
İsrailin ne kadar haksız ve vicdansız davrandığını tekraralayıp durmakla elde edilecek birşey olmadığı,radikalizmin müslümanlara fayda vermeyeceği kanaatindeyim..
Allah,ümmet için en hayırlı olanı kalplerimize bıraksın diyelim..duadan başka yapacak birşey yok bizim gibiler için.
Yazan: mantıklı Tarih: January 7, 2009 5:51 PM
Mustafa Bey,
Hamas'in kendini hakli cikarmaya calisan
sözlerine hemen kapilmamalisiniz. Elbette
sözleri gercektir. Fakat daha önemli
gercekleri iskalamamak gerekir.
www.kuranisthaber.blogspot.com isimli
blogta, müslümanlarin Filistin konusunda
takip edecekleri stratejiyi anlatan bir
bildiri yayinlanmis. Adi: $EYHYASINNAME.
Belki ilginizi ceker. Selamlar...
Yazan: Gercegin Dünyasi Tarih: January 7, 2009 11:28 PM
Iskalanmaması gereken önemli gerçekler ne acaba.
Hamas'ın Filistin'in bütün topraklarını istemesi mi yoksa İsrail terör devletinin sadece filistin değil Fırat nehrine kadar olan toprakları kendinin sayması mı?
Hamas'ın İsrail yerleşim birimlerine birkaç tane etkisiz sayılabilecek füzemsi el yapımı roket atması mı yoksa İsrail savaş uçaklarının ve gemilerinin Gazze'ye bomba yağdırması mı? Daha sonrada tanklarla ve tam teçhizatlı askerlerle şehirlere girip insan avlaması mıdır?
İnsanlar farklı fikirler de olabilirler tabi ki. Bunun kadar doğal birşey olamaz. Ama insanın fikri ne olursa olsun adalettten ayrılmamalıdır. Bugün Gazze'de yaşanan katliamı İsrail'in savunma refleksi olarak yorumlamak tam bir insafsızlık olacaktır. Ne yazık ki bazı insanlar böyle olabiliyorlar.
Ayrıca herkese ilk yorumu tekrar okumalarını tavsiye ediyorum.
Allah herkese/hepimize en doğru yolu göstersin inşallah.
Yazan: Mehmet Selahattin Öngören Tarih: January 8, 2009 2:17 AM
http://fotogaleri.samanyoluhaber.com/galeri/2411/
yukarıdaki linkte İsrail'in 1946'dan beri genişleme hızına bakın! Dünyayı bir ahtapot gibi sarmış Yahudiler nasıl çalışıyorlar? Dünyanın en güzel yerlerine yerleşmişler. Dünyanın en zenginleri arasında Yahudiler...Holliwood onların kontrolünde...Para piyasaları onların kontrolünde...Büyük markalar, büyük firmalar...Dünyayı etkileyen siyaseti yönlendiriyorlar. Son yıllarda olanlar, okuduklarım, anladıklarım, tespitlerim, gözlemlerimden sonra; Antisemitik olmama rağmen; Hitler'e farklı bakmaya başladım açıkçası...
Yazan: Birgül Tarih: January 8, 2009 12:46 PM
Çok doğru Sayın Akyol. Ama HAMAS'ı dinlemeniz için illâ Anglo-Sakson basınına kadar sesini duyurabilmiş olması mı lâzım? Türk basınındaki birçok kalem bu gerçekleri söyleyip duruyordu zaten.
Yazan: Mehmed Mustafa Hamdi Tarih: January 8, 2009 7:07 PM
Bir yorumcunun "antisemiıt değilim ama" ifadesini kullanması kafama takılmış idi. Daha sonra TV'yi açtığımda CNN'de bir BM UNRWA yetkilisi Gazze'de BM görevlilerinin öldürülmesini protesto için Gazze'ye yardım operasyonunu durdurduklarını söylüyor idi. Aklıma Nasdreddin Hoca'nın kocasından dayak yiyip kendine sığınan kızını döverken "o benim kızımı döverse ben de onun karısını döverim" demesi geldi.
Ve ardından Kızıl Haç yetkilisi hanım dün bombalanan, 445 çocuğun katledildiği BM çocuk sığınağına bu gün girebildiklerinde gördüğü manzarayı anlatıyor:
"Bir sürü çocuk cesetleri arasında hayata tutunmaya çalışan yaralı, aç, susuz, dehşet içinde yavrular".
Ama bunların "antisemit" olmakla ne alakası var?
Alaka şu:
Bu çarpıcı sahneler. dehşet veren haberler hafızamızdan silinmeye başlayınca bi
ldik porpagandistler ve onlar tarafından zihinleri farkında olmadan iğfal edilmiş "iyi niyertliler" gene bu kelimeyi piyasaya sürecekler. Bunları yapanlar için kullandığımız "Frankenstein ruhlu", "siyonist", "üstün ırkçı", "şeytani" gibi ifadeleri bir vakum içerisinde değerlendirecek ve bir de Made-in-Israel "İsrail'in var olma hakkı" nı ilave edip bir kere daha önümüze koyacaklar.
Yerseniz tabii.
Yazan: I.B. Ziyaretçi Tarih: January 8, 2009 11:00 PM
ne kadarda güzel ifade etmiş, ancak şöle bir durum var ki medeniyet denilen tek dişi kalmış Avrupa her ne olursa olsun 3 maymunu oynamaya devam ediyor. Buna kardeşlerimiz dediğimiz ama bunda çoğu zaman utandığımız arap larda ekleniyor. Böylelikle acımız katbe kat artıyor. Popilist açıklamalardan öteye adım atmayan atamayan yöneticilerimizide buna eleyebiliriz. Her vakit filistinde acı çeken kardeşlerimizin yanında olduğumuzu yinelesekde bu durum lafz ötesine geçmiyor, geçemiyor. Benim bu kanın durması için bir fikrim var. Tüm islam ülkelerinden milyonlarca insanı yaya olarak filistin kapılarına dayanmasını tek bir zulüm dahi kalmayıncaya kadar omuz omuza yürümesini öneriyorum. akın akın filistine yürüyen insan seli karşısında tüm dünyanın ilgisinin buraya yöneleceğini ve zulmün önünün alınacağını düşünüyorum. Dünyanın intifadaya ihtiyacı var
saygılarımla
Yazan: Araf Tarih: January 9, 2009 1:01 AM
mustafa bey ergenekon hakkında sessizsiniz içeriden istihbaratınız vardır belki 3-5 bişeyler yazsanız.. hukuk ne güzel işliyor değil mi mesesela???? hukuku beklemek lazım devam eden dava hakkında yorum yapmayayım fln.. bişeyler söyleyin lütfen
Yazan: ergenokn Tarih: January 9, 2009 2:49 AM
Durum bu ise, demek ki propaganda da zayıf bir Filistin ve Müslüman dünyası var karşımızda.
Neden füzeler atılmadan önce olan olaylar duyulmadı, duyurulmadı.
...
Onca Müslüman devletin arasında bir İsrail devleti hala var ve bu vahşeti yapıyorsa;
Buraya ne yazarsanız yazın, hiçbir samimiyet göremiyorum.
Filistin halkı yanlız değilmiş:
Yalan!
Filistin halkı yanlız. Sizin protestolarınızın Filisitin'e somut hiçbir yararı yok.
Filistin'in ne ordusu, ne silahı, ne müttefiki var.
Hamas'ın boru saldırıları oldu da ne oldu?
Yaşamak Filistinliler için en büyük zafer.
Bakın bir IDF komutanı ne demiş, bence bu İsrail'in devlet politikası aynı zamanda:
http://bekirlyildirim.wordpress.com/2009/01/05/calinti-topraklar-uzerinde-uzatmalari-oynamak/
İlk intifada da bir IDF generalinin öngörüsünde olduğu gibi: “Kazanmak için Filistinlilerin yapması gereken tek şey hayatta kalmak”. Hayatta kaldılar ve gerçekten de kazanıyorlar.
İsrail Filistinlileri kovmak veya ortadan kaldırmak için her türlü bahaneyi değerlendirecektir. Ve onları oradan atamadığı sürece zafer bir nebze Filistin'indir.
Hamas halt etmesin. Gücü yok. Destek yok. Bari acıları artıracak saldırılara bahane verme.
Gücün varsa amenna. Ama yok. Müslüman ülkelerden hangisi sana SOMUT, GERÇEK destek verdi.
Hangi Müslüman ülkenin yöneticisi "İsrail dur YOKSA..." diyebildi. BM'yi, Avrupayı hele Amerika'yı hiç saymıyorum.
Boru atacağına İsrail'e, bu desteği, SOMUT DESTEĞİ verecek bir şuur için uğraş.
Hamas bu bahaneleri vermese bile İsrail yine girecekmiş, girsin. Zaten durduracak gücün de yok, destekleyenin de.
En azından hiçbir bahanesi olmaz.
Bir de o zaman görelim Avrupa'yı, Amerika'yı.
Burada İsraile "ne durmuyorsun" demekle olmaz. İsrail'i protesto etmekle olmaz.
Müslümanlar hükümetlerini protesto etsin "ne duruyorsun" diye.
...
Bugün Türk askeri Filistine gitse İsrail bu askere kurşun atabilir mi?
BM gelmiyorsa sen git. Hadi git.
Böyle bir politika olmadıktan sonra İSTEDİĞİN DESTEĞİ VER. BUNLAR OYALAMA, OYALANMA.
ARABULUCU İMİŞ?
Nerede o yukarıda bahsettiğim şuur?
Bu destek falan değil.
Filistin'e destek vermek isteyen hükümetin ve devletin ve vatandaşın göze alacağı şeyler olmalı.
Yoksa hiç kusura bakmayın, Hamas halt etmiştir.
Buradan destekleyenler ne kadar boş destekliyorsa,
Hamas da oradan o kadar boş savunuyor.
Evet ortada birşey var. Burada SOMUT BİR SONUCU OLMAYAN ADRESİ YANLIŞ PROTESTOLARDAN VE ORADA BORU TİPİ SONUÇSUZ, AMAÇSIZ SAVUNMA VEYUA SALDIRILAR; o kadar...
Ama Filistin için veya oradaki Müslümanlar için İYİLEŞEN BİRŞEY, SOMUT BİR SONUÇ YOK.
Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: January 9, 2009 3:31 PM
"Gunahsız siviller" meselesi:
Sıkça duyarız "günahsız siviller" ifadesini. O da "antisemitizm" gibi made-by-Israel-USA INc.
Malesef bu ifade bir çok "iyi niyetli" dostların lisanına da girmiş vaziyettedir. Özellike de dış yayınları takip edenler. Son olrak bu ifadeyi Mustafa Bey'den duydum gene, TRT'de yönettiği "Yüz yüze" programında (Benim hesaba göre yayınına katılmadığınıuz bir MTV ile bir de Hindustan Times kaldı Mustafa Bey. Oralara da Ibrahim yetişir inşallah) :)
Hatırladığım kadarı ile ifade "Hamas'ın günahsız sivilleri hedef alan roket saldırılarını kınıyorum ama...." şeklinde idi.
Bunu birazcık mercek altına alalım Guradian, IFT, WSJ veya Newsweek 'ten önce kendi analtik düşünce kaabiliyetimizi ve vicdanımızı kullanarak, uygun ise.
1. Kimdir bu "günahsız siviller"? Son anketlere göre Israil halkının yüzde 95'i destekliyor bu vahşeti.
Bu günah değil mi?
ABD, Fransa, Rusya, Pononya, Ingiltere'deki lüks yaşamlarını bırakıp Siyonist ideal uğruna Filistin'e gelip onlardan gasp ettikleri topraklarda ABD ve diğer Batı'dan sifonlanan dolarlarla villalar yapıp, "bizim buralarda bir Filistinli öldürmenin cezası bir Yahudi komşunun tavuğunu öldürmekten azdır" diyenler mi "günahsız siviller".
2. Farzedelim ki bunlar "günahsız siviller" Hamas!ın onları hedef aldığı doğru değildir. Demir atolyelerinde yapılan "kör bombalar" (Kasemler) ile kimseyi hedef alamazsınız ki? Ancak onları bir yöne çevirip, tekbir getirerek fırlatırsınız.
Askeri etkinlik olarak Filistinli çocuğun sapan taşından çok farklı değildir.
O z
"Bu hafta Hamas’ın balistik yetkinliği hakkında daha fazla şey öğrendik. Besbelli ki Hamas İsrail’e uzun zamandan daha fazla olarak itidalli olmuş. Güney İsrail’e çatışmayı yaymaktan hep kendini geri tutmuş. Bana göre Sderot ve Ashkelon’a tek tük düşen Kassam füzeleri bana esaret altındaki Filistinlilerin verdiği mesajlarından başka bir anlam taşımıyor. Çalınmış topraklara, ev arazilerine ve bahçelere verilen ilk mesaj, “Ey sevgili toprağımız, seni unutmadık, senin için burada hala savaşıyoruz, er ya da geç geri geleceğiz, bıraktığımız yerden yeniden başlayacağız” diyor. Ancak mesaj aynı zamanda da İsraillilere de: “Siz, oradakiler, Sderot, Beer Sheva, Ashkelon, Ashdod, Tel Aviv ve Hayfa’dakiler, farkında olun ya da olmayan, çalıntı topraklarımız üzerinde yaşıyorsunuz. Hemen toplanmaya başlasınız iyi olur çünkü zamanınız doluyor, sabrımızı tükettiniz. Bizlerin, Filistin halkının, kaybedecek artık hiçbir şeyi yok”.
Not.: Eğer bu Giad Atzmon yazısının sadece Münzevi'nin notlarında değil bir çok "saygın mainstream medya" yayınında da yayınlandığını söylesem Mustafa Bey'in şu "masum siviller" mitini terk etmesine etkili olabilir mi acep?
Bir de şu "antisemitler" mitini? Fazla şey istediğimin fakındayım.
Ama ne yaparsın ümit marjinalin ekmeği
Yazan: I.B. Ziyaretçi Tarih: January 10, 2009 1:41 PM
Bir önceki yazınızdaki basit yaklaşımınızı eleştirenlerden biri olarak söylemek istiyorum ki,
sn. Mustafa Akyol,sanırım markalaşıyorsunuz,çünkü ülkemizde ÇOK AZ "aydın","yazar" ve hatta "siyasetçi" sizin bu yaptıgınızı yaparak ,kendi söylemlerini de eleştiri süzgecinden geçirebilir ve yanlış kendisinden gelmişse dahi yanlış diyebilir..samimiyetinize güvenim ikiye katlandı,degerli görüşlerinizi daha da sıklıkla takip edecegim..
Yazan: fatih gözübüyük Tarih: January 10, 2009 4:18 PM
bu yazıyı okuduktan sonra benımde hamasa ve fılıstın olayına bakısım degıstı...bu nasıl ateskeskı ınsanlar orda abluka altına alınmıs ac bırakılmıs su yok elektrık yok..böyle barısmı olur...sayın akyolunda dedıgı gıbı hamas ve dıgerlerı masum ınsanlara zarar vermekten gerı durup bu savası ahlakı bır sekılde surdurmelıdır..bır inanana yakısanda budur.....ama ben musluman dunyanın neden bu olayalara bu kadar tepkısısz kaldıgını anlayamıyorum...suudıler zaten tam bır şii dusmanı ve hamasıda bu yuzden gormezden gelıyorlar...pekı mısır turkıye endenozya gıbı guclu ulkeler neden bu olaylara daha ilglı degıller
Yazan: akın aydın Tarih: January 10, 2009 4:43 PM
İhtiyaçtan tekzip:
Bir önceki yorumun "Mustafa Bey'in programda özellikle Israil yanlısı bir duruş sergilediği intibası yaratmış olabileceği ihtimali yüreğime dert oldu.
Buranın düzenli ziyaretçilerinden kaç tanesi yorumumu okudu ise kendisi hakkında böyle bir yargım olmadığını, niyetini sorgulamadığımı bilirler.
Bahsi geçen programla ilgili eleştirimin de eleştirinin tabiatı gereği kendisine katıldığım kısmını - ki fikirlerinin ekseriyetidir- içermediğini de not etmeliyim. Kimin umurunda olup olmadığı da benim umurumda değildir. Bir kişisel, ilkesel zaruret.
Yazan: I.B. Ziyaretçi Tarih: January 10, 2009 8:40 PM
Hocam yanlışın neresinden dönsen kardır. İlk yazını açıkçası doğruda bulmamıştım. Biraz konudan uzaklaştığını düşünmüştüm hatta.
Liberalizm bırakalım yapsınların insanların özgürlükleri ile ilgili bağlamda doğru olduğu noktalar var. Ama insan hayatı söz konusu olduğunda bu filistin de olsa ırak veya afganistan da olsa kısaca dünayda rutin hale gelen yerler olduğunda bazı dinamikleri daha hassas değerlendirmek lazım gerçekten.
Bir takım şer niyetliler var. Bu savaş ateşi tutuşturmak isteyen yahudi kültürü ile de sabit. Lanetli kavim olmaları ihtimali de bu yaptıkları ile akıllara uyuyor.
Hepsini tenzih ederim tabikide...
Ancak müslümanların kendi aralarında anlaşmazlıklar yaşıyor olmaları, birbirlerine kıymaları onlara tanınan yaşam koşulları ile orantılı bir durum olarak değerlendirilmeli.
Bu tabi ki fikir kırılmalarını dışlamak aşırıları kınamamak anlamında değil. Tabiki müslümanlardan da dini menfaat aracı haline getiren cehennem ehli kimseler vardır. Ancak bizim müslüman olarak kültürümüzün temelinde bu çatışmalara bu kan kaybına neden olan sebepleri ele alırken size gelen bir haberi araştırmadan karar vermeyin tavsiyesine hassasiyet göstermemiz lazım. Çünkü Türkiye eskisi gibi değil. Her türlü imkan var. Çatışmalarda günlük yaşamımızı Filistinliler kadar çekilmez şartlar da tutmuyor. Her türlü bilgiye her türlü kanaldan istediğimiz kadar rahat ulaşıyoruz.
Bu anlamda Türkiyede şu an yaşanan kürt meselesi bölgesel bir konu ve hükümetinde attığı olumlu adımlarla görmezden gelinmeden çözüme doğru hem ekonomik anlamda hemde siyasal anlamda ilerliyor.
Artık yazı profilini ve içeriğini İsrail'in uzun süredir devam eden bu işgal ve katliam politikasına çevirmen daha faydalı olmaz mı ?
Bu Katliam ve işgal kültürünün altında yatan sapkın materyalist evrimci zihniyetin hakimiyeti olmasına...?
İnsanlığı iman hakikatleri ile Allah korkusunu benimseyerek ahirete yöneltecek aziz duyguları bulacakları maneviyat destekli yazılar bekliyoruz hocam senden....
Bu vesileyle İsraili tüm kalbimle işlemiş olduğu insalık suçundan dolayı lanetliyorum. şehit olan Filistinli çoluk çocuk yaşlı genç tüm müslümanlara Allahtan rahmet diliyorum. Ahiret varılacak asıl yurttur diyerek umutlarını kaybetmemelerini diliyorum.
Saygılar,
Ömer Kartal
Yazan: Anonymous Tarih: January 11, 2009 12:55 PM
ama Mustafa Abi! Sizin yazılarınız başkasının ismiyle yayınlansa hoşunuza gider mi? benimde şuracıkta üç beş satırcık yorumum var. Niye başkasının adını veriyonuz ki? Benim ne güzel Birgül diye bir ismim var.
"http://fotogaleri.samanyoluhaber.com/galeri/2411/
yukarıdaki linkte İsrail'in 1946'dan beri genişleme hızına bakın! Dünyayı bir ahtapot gibi sarmış Yahudiler nasıl çalışıyorlar? Dünyanın en güzel yerlerine yerleşmişler. Dünyanın en zenginleri arasında Yahudiler...Holliwood onların kontrolünde...Para piyasaları onların kontrolünde...Büyük markalar, büyük firmalar...Dünyayı etkileyen siyaseti yönlendiriyorlar. Son yıllarda olanlar, okuduklarım, anladıklarım, tespitlerim, gözlemlerimden sonra; Antisemitik olmama rağmen; Hitler'e farklı bakmaya başladım açıkçası..." bu yorum bana aitti oysaki :) Not:Antisemitik olmama rağmen demişim. Elbette ki bir müslümanın antisemitik olması düşünelemez.Antisemitik olmamama rağmen diyecektim ama 'ma'lar çok olunca işte... Bir Not daha: Bunu yorum olarak vermezsiniz umarım. Bu Editör'e özel...Sevgiyle kalın...
Yazan: Birgül Tarih: January 14, 2009 3:46 PM