« Laiklik, Dogma ve Teokrasi | Ana Sayfa | Taraf'ın '20 Soru'suna 20 Cevabım »
November 26, 2008
Türk Medyasından Utanmak
[26 Kasım 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Geçenlerde bir konferans için Washington’daki Georgetown üniversitesindeydim. Bir ara kampüsün orta yerindeki kafeteryada duran bilgisayarlara gidip biraz internete bakayım dedim. Türkiye’nin çok satan bir gazetesinin internet sitesini açtım, başlıklara göz atmaya başladım. Ancak arkamdan geçen üniversite öğrencilerini görünce tedirgin oldum ve sayfayı kapattım. Çünkü ekranda en az yarım düzine çıplak kadın fotoğrafı vardı ve karşımdaki yayın bir “gazete”den çok bir “erotik site”ye benziyordu. Beni görenler, “adama bak, el âlemin içinde hangi sitelerde geziyor” diye düşünebilirdi.
Tedirginliğimi abartılı bulabilirsiniz. Ama Türk medyasının kayda değer bir kısmının sayfalarında ve özellikle de internet sitelerinde başka her şeyden çok “kadın vücudu” sergilendiğinin sanırım siz de farkındasınızdır. Hatta bir ara Suudi Arabistan gibi “internet bekçiliği” yapan ülkeler bu yüzden bu gazetelerin sitelerini yasaklamıştı. Sonra ne olduysa bizimkiler “temiz internet” kampanyası başlattı. Ama kısa süre sonra her şey eskiye döndü. Ülkenin “ciddi” geçinen, kamuoyuna yön verme iddiasında olan gazetelerinin yarısı hala “erotik yayın” olma sınırında geziyor. Hangilerini kast ettiğimi sanırım biliyorsunuzdur. Eminim onlar da kendilerini biliyordur.
Burada derdim “erotik yayın”a karşı çıkmak değil. Özgür bir toplumda her şey gibi ona da yer vardır. Batı’da erotizm de, pornografi de belirli sınırlar içinde serbesttir. Ama kendilerini bu “meşreb”e dahil eden yayınlar, ciddi yayınlardan ayrılır. Kendilerinde ülkenin kültürü, siyaseti, dış politikası hakkında yorum yapma hakkı gören ciddi yayınlar, bir taraftan da “beyaz kadın fotoğrafı ticareti” yapmaz. Türkiye’de ise tüm bunlar içiçe geçmiş durumda.
Bu içiçe geçmişlik, aslında söz konusu gazetelerin “ciddi” kısmının da ne kadar ciddiye alınması gerektiği konusunda bize ipucu veriyor. Zaten bu “ciddi” kısmı biraz inceleyince, Türkiye’ye dışarıdan bakan birisinin hayretle karşılayacağı saçmalıklar çıkıyor karşımıza. Kendi uydurdukları efsanelere sorgusuz-sualsiz inanan, bunları her gün tekrar ede ede bir tür “ansiklopedik bilgi”ye dönüştüren, bir tür hayal aleminde debelenip duran bir medya tablosu var ortada.
Örneğin Batı’nın Türkiye’de bir “ılımlı İslam Cumhuriyeti” kurdurmak istediği yönündeki yaygın inancı ele alalım. Türkiye’de bunu çok somut bir gerçekmiş gibi her gün tekrar edip duran kimi “köşe yazarları” ve onlara inanan milyonlar dışında dünyada böyle bir “komplo”dan haberi olan kimse yok. Bu “Beyaz Türk efsanesi”nin tek dayağı da, bir önceki Amerikan dışişleri bakanı Colin Powell’ın ayaküstü verdiği bir demeçteki bir dil sürçmesi. Ama Batı siyasi sistemi ve kültürü hakkındaki bilgileri “Batılı yaşam tarzı” hakkındaki uzmanlıklarının binde birine bile yetişemeyen Beyaz Türkler için bu gibi bilgi kırıntıları, üzerine paranoyalar inşa etmek için yetiyor da artıyor bile. Paranoya tükenince yeni ufuklara açılıyor, mesela bir önceki gün haritada yerini bile gösteremeyecekleri Malezya’ya koşuyorlar.
Karşı çıktıkları “iç düşman”ların nesine karşı çıktıkları da merak konusu. Başını örten milyonlarca kadını “türbanlı” diye tek bir kategoriye sokup, “uzaylı” muamelesine tabi tutuyorlar. Liberalleri eleştirmek için buldukları en etkili yöntem, onlara “liboş” demek. Yani liberalizm gibi koscoca bir felsefe karşısında tek yapabildikleri, sonuna bir “oş” takısı getirmek.
İşte medyamızın mâlum kesimleri, sadece “beyaz kadın fotoğrafı ticareti” yaptıkları için değil, aynı zamanda ülkeyi içine sürükledikleri tüm bu zihinsel fakirlik için de utanç verici durumda. Yurtdışında el âlemin önünde açıp rezil olmamaya çalışsak da, durum gizlenemeyecek kadar aşikâr.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: November 26, 2008 8:29 AM




evet,çok abartılı buldum tepkinizi,çekingenliğinizi..
ABD üniversitelerinde gençlerin gönüllerince parklarda,bahçelerde seks yapabildiğini düşünüyorum..buradaki gibi kampüslerde öpüşen bir çift görünce bön bön bakmıyordur millet..cinsellik konusunda tabuları olan ülkelerin üniversitelerinde çekininde ABD'de niye?..
Yazan: suzi Tarih: November 26, 2008 9:44 AM
Demek ki erotik ve pornografik yayına liberalizm uğruna karşı çıkmıyoruz. sayın Akyol'un bu tespiti üzerinde durulmalı, tartışılmalı diye düşünüyorum.
Diğer yazdıklarına aynen katılıyorum.
Yazan: Kubilay Ant Tarih: November 26, 2008 2:54 PM
Nice zamandır dile getirilen, hatta bahsi geçen sitenin genel yayın yönetmenince "ok biz saygılı olduğumuz için kaldırıyoruz" diye sunulan lakin bir iyileşmenin olmadığı bir konu. Gündemde kalması daha etkili olur, teşekkürler Mustafa Akyol.
Yazan: Hüseyin Ergin Tarih: November 26, 2008 5:54 PM
Tebrikler, cok iyi bir yaklasim!
Bir süredir bende ayni fikirdegim ve yaklasik bir bucuk hafta öncesinde kendime yeni haber kaynaklari aramaya basladim.
Ne görüse sahip olursa olsun, bir haber sitesinin su veya bu ad altinda, yok haftanin komikleri, yok alkolden sonraki halleri, dekoliteleri, frikikleri gibi basliklarda kadin bedenini sirf traj arttirabilemek, klick cekebilmek icin böyle ucuz yöntemler kullanmasi gercekten cok yazik.
Ben de yurtdisinda okuyorum. Ders arasinda yada bos vakitlerde bir haber okuyamaz mi insan gönül rahatligiyla? Etrafimdakilerden utaniyorum.
Sayin "Suzi"nin dedigi bir ölcüde dogru. Evet memleketimizde umuma acik yerlerde, üniversitede öpüsen bir cift görüldügüde bön bön bakma hadisesi vukuu buluyordu, buluyordur. Umarim belli ölcülerde gelisme biraz daha hosgörü sahibi olma zamanlari gelecektir. Ama sarf etti "ABD üniversitelerinde gençlerin gönüllerince parklarda,bahçelerde seks yapabildiğini düşünüyorum" sanirim cok düsünmekten yada yanlis örneklere bakmaktan kaynaklaniyor. Nasil "Midnight Express" insanimizi anlatmiyorsa, "Amerikan Pornolari"da oradaki insanlarin yasayisini göstermez! Ayrica serbesti demek hayasizlik demek degildir. Eger bu ciplaklik ilericilikse, özgürlükse, sanirim üzerinde yasadigim Avrupa toplulugu ülkesi topraklari örneginin en gerici, en yobaz, en özgürlüklere karsi gelen haber sitelerine sahip. Neden mi?Haber icin baktiginizda sadece haber buluyorsunuz, bilim aradinizda bilim cikiyor karsiniza. Böylelikle kendi yaptiklarini basite indirgememis de oluyorlar.Degerleri artmis oluyor.
Ya kardesim ne yapacaksan en iyisini yap. Haberi en dogru en düzgün sekilde yazmaya bak. Copy+Paste 'ten arda kalan vakti hayra, dogru haber yazmaya kullan.Birak erotizmi de kimse onun ustasi yapsin...
Yazan: Mehmed Yüksel Tarih: November 26, 2008 10:05 PM
ben, sozu edilen haber sitelerinde guzel kadinlarin guzel fotograflarinin yayinlanmasindan rahatsiz degilim. tipki yazin bikiniden hallice kiyafetlerle kampuste dolasan guzel amerikali kizlardan rahatsiz olmadigim gibi. zaten rahatsiz olsam, o siteleri okumam, kizlari gordugumde de kafami baska yone ceviririm.
bugune kadar gazetelerin durumundan rahatsiz oldugunu soyleyen cok insani dinledim, ama neden bu sitelere girmekte israr ettiklerini anlamadim. zira, begenmeyenler icin, kadin resmi yayinlamayan cok sayida iyi internet sitesi var. fotograflardan degil, buradaki haber ve yorumlardan rahatsiz olanin da, neden sadece onlari elestirmedigini anlamiyorum. kadin fotograflariyla gazetenin magazin disi haberlerinin ciddiyeti arasi bag kurmak, bir insanin dusuncesinin begenmeyip sacini uzatip at kuyrugu yapmasini elestirmek kadar abes bir sey.
bir de su var. internette, haber arayanlar icin onca haber sitesi; cinsellik arayanlar icin onca porno sitesi varken, bu gazete siteleri hala internetin en cok ziyaret edilen siteleri arasinda yer aliyorlarsa, bence turk milleti de ona sunulan urunden memnun demektir. oyle olduktan sonra, amerikalinin ne dusundugu, bir seyin amerika'da uygun karsilanip karsilanmadigi dogrunun-yanlisin olcusu degil. turkler, amerikalilar arasindayken erkek erkege opusmemeye de dikkat ediyorlar mesela. o da mi utanilacak bir sey?
Yazan: dj Tarih: November 27, 2008 7:40 AM
ABD de bir universite de hoca olarak diyebilirim ki; ogrenciler oyle yolun ortasinda yada cimenlerin uzerinde basini almis bi sekilde seksi seyler yapmiyor.. bu olay bizim ulkemizde abartilmis durumda. ODTU mezunu olarak bunu cok rahat kiyaslayabiliyorum. Bende, bu tip gazeteleri cok okumasamda arada bi acip ne varmis diye de bakiyorum, eger bir ogrencim gelirse o arada, aninda sayfayi kapatiyorum.. utanc verici gercekten. gazete ve magazin kavramini cok karistirmis durumdayiz maalesef.
Yazan: Ahmet Tarih: November 27, 2008 8:23 AM
ya çok abartıyorsunuz bence...hürrüyetten bahsediyorsanız eğer,çıplak kadınlar küçük karelerin içinde alt kısımlarda oluyor..onları tıklamadığınız sürece sorun yok..demekki siz tıklıyorsunuz:)..
ABD'de öğrenciler rahat rahat öpüşmüyorlar demek...çok şey kaybediyorlar o zaman..gençlik bir daha gelmiyor çünkü..
bizim burada 'abazan' yürüyüşü bile yapılıyor kampüste..sütyene hayır,memelere özgürlük sloganlarıyla..
gençlik işte..eğleniyorlar..çok tutucuymuş Amerikan gençliği canım,okunmaz oralarda..
Yazan: suzi Tarih: November 27, 2008 9:33 PM
sabahları bılgısayarımı acıp ınternete gırıyorum..o anda msn programım kendılıgınden acılıyor ve mıllyet gazetesının haberlerınden bır kaz baslık gosterıyor..her zaman ılk haber bı tecavuz haberi...veya acık sacıkbır ahlaksızlık.....onlarıda kınamıyorum halkımızı kınıyorum...cunku boyle seylere ınsanımız ılgı gostermese bunlarda belkı bu yayınları kesecekler....gazeteler halkımızı yansıten bır ayne bence....okumayan bır halktan ne beklenebılırki
Yazan: akın aydın Tarih: November 28, 2008 12:16 AM
Hayasızlıktan rahatsız olmayan bir kısım yorumculara :) Kuran-ı Kerim'den bir ikaz: "İnananlar arasında hayasızlığın yayılmasını arzu eden kimseler var ya; onlar için dünya ve ahirette elem dolu bir azap vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz." (Kuran: 24:18)
Evet siz bir kısım yorumculara göre hayasızlığın açıktan yapılmasında ve böylece inanan insanların da ona teşvik edilmesinde ne dünya ne de ahirette (gerçi tabii siz ahiretin var bile olmadığı ve her şeyin anlamsız bir şekilde bu dünyada bittiği gibi enteresan bir inanca da sahipsiniz) bir zarara yol açmayacağını sanıyorsunuz. Ama sizin bu konudaki yorumlarınız geçersiz; çünkü siz mideden atıyorsunuz, yeryüzündeki hayatı düzenleyen kozmik ve ilâhî kanunları hiç bilmeden yorum yapıyorsunuz, hayasızlığın normalliğini "cehalet yoluyla" kendinizce ispat ediyorsunuz. Oysa Allah yasakladığı şeyleri her şeyi bilerek yasaklıyor. Allah biliyor, siz bilmiyorsunuz.
Allah toplumumuzu sizin gibi düşün(cesizleş)enlerin sebebiyet verdiği tehlikelerden muhafaza etsin.
Yazan: Mehmed Mustafa Tarih: November 28, 2008 5:21 PM
Mehmet Mustafa Bey,
neden çekiniyorsunuz,cesur olun..ismimi verin..burada gizli kapaklı bir iş yapmıyoruz..yiğit olun önce...cesaret,güzel ahlak göstergesidir..ahlak demek,belden aşağı bakmak değildir hayata..
kafalar belden aşağı çalışınca ahlak kavramı devreye giriyor nedense..
arkadaş burasını homojen bir İslami toplum sanıyor galiba...Allah'a inananlar inançları doğrultusunda yaşarlar ama inanmayanları bu toplumdan atamayacağınıza göre onlara da katlanmak zorundasınız..
hem din insanları cinsel açıdan sınırlayamıyor gördüğüm kadarıyla..sokaklarda öpüşen öyle çok başörtülü kız var ki..önce bunları ıslah edin bence..şapur şupur götürüyorlar sokak ortasında..görmemişlikten oluyor birazda sanıyorum..ya da yaşamak istedikleri hayatla yaşadıkları hayatın uyumsuzluğunun bir isyanı belkide..
cinselliği sadece kağıda atılan bir imzanın sonucuna bırakırsanız daha çok anormallikler yaşarsınız..kurumsal evlilik yapmayan bir insanın cinsel hayatını elinden alırsanız din adına,o insana işkence etmiş olursunuz..din eğer fıtratı önemsiyorsa mutlaka buna bir çözümü vardır..bekar insanlarında cinsel hayatı olmalı ve bununda akla uygun bir dinde yeri vardır diye düşünüyorum..
diğer türlüsü insan ,sağlığına,pisikolojisine yapılmış işkence olur..
çok kasıyorsunuz kendinizi,gereksiz yere..ve çok baskıcı bir namus anlayışınız var..
aklınız,fikriniz tüm değerleriniz kızların bekaretine indirgenmiş durumda..bu kadar anormalsiniz işte..
Yazan: suzi Tarih: November 29, 2008 1:21 PM
Suzi hanım,
Yazım sadece size yönelik değildi. Sizden başka bir kişi daha vardı.
Aklımın fikrimin kızların bekâretinde olduğuna dair düşünceniz dayanaksız olduğu kadar yanlış. Nereden biliyorsunuz bunu Allah aşkına, yazdıklarımın hiç bir yerinden böyle bir sonuç çıkarmak mümkün değil.
Toplum içinde etkileşim hâlindeyiz. İnanmayan insanların ahlâkı beni ve gelecekteki çocuklarımı da etkileyecek, benimki onların hayatını etkilediği gibi. Cinsel özgürlükler ve hayasızlıklar, özellikle toplumun önünde yapıldıkları ya da konuşuldukları zaman, beni de, ailemi de bütün toplumu da etkilerler. Hatta bugünkü dünyada olduğu gibi zulme varan bir baskı oluştururlar. Hayasızlığı savunanlar hiç özgürlük tellâllığı yapmasınlar.
Benim de sevdiğim ve yakınım olan ve kendilerine yönelik aidiyet ve bağlılık hissi taşıdığım insanlar arasında ahlaksızlığın yayılmasına engel olma hakkım var. Kuran'da --tekrar edecek olursam-- dendiği gibi: "İnananlar arasında hayasızlığın yayılmasını arzu eden kimseler var ya; onlar için dünya ve ahirette elem dolu bir azap vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz." (Kuran: 24:18)
Onların oluşturdukları toplumsal baskı tam bir fecaattir. Bu baskıya ve kendi özgürlüğünün kisvesi altında insanlara örtülü bir şekilde eza ve cefa etmeye dair daha neler neler söylenebilir ama şimdi zaman kaybetmemeliyim bunları yazmaya çalışarak.
Bekârlık ve evlilik konusuna da değinmişsiniz. Bu konuda ben üç tane yazı yazmıştım; merak ederseniz şuraya tıklayarak onlara ulaşabilirsiniz.
Yazan: Mehmed Mustafa Tarih: November 29, 2008 7:54 PM
Zina, nesebin karışmasına, ailenin dağılmasına, hısımlık, komşuluk, arkadaşlık gibi bağların çözülüp toplumun manevi ve ahlaki değerlerinin temelden sarsılmasına yol açan ve insani bedeni zevklerinin esiri yapıp aşağılayan çirkin bir davranıştır.
BİR GÜN Peygamber Aleyhisselam’ın huzuruna bir genç geldi.
Sıkıntılı bir hâli vardı.
“Ey Alllah’ın Resulü, zina etmem için bana izin ver. Artık tahammülüm kalmadı” dedi.
Orada bulunanlar, gencin bu fena isteğinden dolayı, hiddete geldiler.
Bazıları onu şiddetle azarlarken, kalkıp ağzını kapatmak için üzerine hücum edenler oldu.
Suratına bir tokat aşketmek arzusuyla yerinden fırlayanlar bile vardı.
Ancak, o Şefkatli Nebî, bunların hiçbirine izin vermediği gibi, susup genci dinledi. Sonra yanına çağırdı ve onu dizlerinin dibine oturtup sordu:
“Böyle bir şeyin senin annenle yapılmasını ister miydin?”Genç:
“Anam babam sana feda olsun yâ Resulallah! Elbette istemezdim.”
Peygamber Aleyhisselam:
“Hiçbir insan, annesine böyle bir şey yapılmasını istemez” buyurdu ve:
“Peki senin bir kızın olsaydı, ona böyle bir şey yapılmasını ister miydin?” diye sordu.
Genç adam bu soruya da:
“Canım sana feda ey Allah’ın Resulü, istemezdim.” diye cevap verdi.
Peygamber Aleyhisselam:
“Hiçbir insan, kızına böyle birşeyin yapılmasını istemez” buyurdu. Ardından da:
“Halanla veyahut teyzenle böyle bir şey yapılmasını ister miydin?” dedi.
“Hayır yâ Resulallah!” dedi genç.
“Bir başkasının kız kardeşinle zina etmesini ister miydin?” dedi Resulallah.
“Hayır! hayır, istemezdim!” diye cevap verdi genç.
Ve Peygamber Aleyhisselam sözlerini şöyle bitirdi:
“Hiç kimse, halasıyla, teyzesiyle, kız kardeşiyle zina edilmesini istemez.” Sonra da, o gence dua buyurdu:
“Allah’ım bunun günahını bağışla, kalbini temizle ve namusunu koru.”
Bazı raviler o gencin, Cüleybib olduğunu söylerler.
Kendisi, nefsine hâkim olmakta zorlanan bir genç olarak tanınırdı ve ashab arasında kötü bir şöhreti vardı.
Ancak, Resulullah ile aralarında geçen bu olaydan sonra, tertemiz birisi oldu. Daha önceleri kimse ona kız vermek istemezken, Peygamber Aleyhisselam’ın aracılığı ile evlendirildi.
Evlendikten az bir zaman sonra da, ilk katıldığı harbde şehit oldu.
Söz konusu harbin sonunda Peygamber Aleyhisselam ashabına sordu:
“Hiç eksiğiniz var mı?”
“Hayır yâ Resulallah, hepimiz tamamız!” dediler.
“Ama benim bir eksiğim var” buyurdu Peygamber Aleyhisselam ve Cüleybib’in başucuna giderek:
“Cüleybib benden, ben de Cüleybib’denim” buyurdu.
Yazan: hatice merve Tarih: November 29, 2008 9:02 PM
arkadaşlar cevaplar için teşekkür ederim ama,
kendi ahlaki anlayışınızı doğru,sizinle aynı inancı paylaşmayanınkini hayasızlık olarak gördükçe ötekini anlama konusunda bir yere varamayacağız..
sizin için cinsel hayat yalnızca kurumsal evlilikle mümkünken bir başkası buna hiç ihtiyaç hissetmez..sevgilisiyle,kız arkadaşıyla aynı evi paylaşabilir,kültür kodları buna müsait olabilir..cinselliğide istediği gibi yaşar bekarken..cinsellik baskı altına alınacak birşey değildir,herkes evliliği bekleyemez..evlilik çok zor bir olay..başkasına bağlanmak herkesin kabullenebileceği bir durum değil ama herkesin cinsel ihtiyacı vardır..
şimdi siz bu ihtiyacı namus adına düzenlemeye mi çalışacaksınız? bekarken yaşanan cinselliğe zina mı diyorsunuz yani?..karşı tarafta size acıyarak bakıyordur eminim..
insanların özel hayatlarına 'namus,haya' gibi kavramlarla müdahale edilme isteğini hiç anlayamam..benim evimin karşısında bir kamelya var..orası müsait diye sevgililerin buluşma yerine dönmüş durumda..en çok da türbanlı kızlar geliyor..açıklara bazen kızıyorum içimden ama türbanlıya kızmıyorum çünkü zaten eminim namus baskısı altındadır birde ben karışıp mahalle baskısı yapmayım diyorum..gerçi ben kimseye karışmamda karışılmasına da izin vermiyorum..
arkadaş bir hadis yazmış..bu rivayet sizin için referans olabilir ama ben uydurma olduğunu düşünüyorum..ikinci halife Ömer'e kadar Mut'a yapılıyor bildiğim kadarıyla..bekar bir gencin kendini bu kadar sıkmasına gerek yok,peygamberin eminim başka bir çözümü vardır..bu hadis mollaların uydurması olsa gerek..
yalnızca evlilikle cinsel hayatın başlayacağına inananlar için 'bekaret ' çok önemli olsa gerek..tabii erkeklerin bekaretini test edecek mekanizma yok..yine kadınlar mağdur malesef..
genel bir zihniyeti söylemek istedim..Mehmet Bey,sizin için bekaret sorun değilse tebrik etmek lazım..bir kadının beynine ve kalbine bakmayı becerebilen,onun bakireliğine takılmayan erkekler molla kesimden pek çıkmazda..
yanılabiliyor insan demekki..
Yazan: suzi Tarih: November 30, 2008 11:17 AM
Sayın suzi hanım, hem İslami bilmiyor hem yaşamıyor hem de İslam adına ahkam kesiyorsunuz.Sizin yaşantınız nefsin isteklerine göre şekillenmiş olabilir, nefsiniz neyi, nerede ve ne zaman isterse onu yapabilirsiniz ama sadece siz yapabilirsiniz ve sizin şahsınızda bütün nefisperestler yapabilir. Bu dine ve bu dinin hükümlerine ve bu dini yaşayan insanlara, nefsi telkin edip doğru olan budur derseniz; dur deriz ve kendi yolunuza bakın deriz. Ahlak, namus, edep, haya gibi kavramlar zaten İslam'ın getirileridirler ve İslami kavramlardırlar asıl itibari ile ve vazgeçilmezlerdir.İslam dairesinde olan bunlarla yükümlüdür,Yok ben nefsime bakar istediğim gibi yaşarım denirse o zaman İslam'a bana eyvallah diyeceksin demesende o sana eyvallah der. Hak ile batılı karıştırıp ikisinde gönül vermek yoktur İslamda ya bu taraftasın ya karşı tarafta...
Evet bayan suzi biz meşru evlilik dışındaki her türlü ilişkiye zina diyoruz dahası biz değil ALLAH diyor bizde işitip ittat ediyoruz... ALLAH hükmüne gülene biz de ancak ve ancak acırız...
Bizim için ölçü şudur; helal dairesi geniştir keyfe kafidir, harama girmeye luzum yoktur. Eğer bu dunya araç değil amaç olsaydı bayan suzinin dediği doğru olurdu ama aracı amaç olarak bize göstermeyin, zaten gazetesi ile tvsi ile sokağı ile bir bütün olarak savaş açılmış İslama, özgürlük ve medeniyet adı altında fikri, kültürel ve dinsel bir sömürü belası var başımızda, özümüzden koparılıp bir heykel gibi bize biçilenler bize giydiriliyor.
İslam'a dil uzatmayın! İstediğiniz yeri kendinize kıble tayin edebilirsiniz ama Kıblesi Kabe olanlara karışmayın, Bu dini yaşayan biliyor sizin avrupai ve nefsi fikirlerinize ihtiyacımız yoktur bize lazım da değiller...
Yazan: SELAHADDİN Tarih: December 2, 2008 3:00 PM
Selahattin Bey,
İslam adına ahkam kestiğimide nereden çıkardınız..ben müslüman olduğumu söylemedim ki zaten..öyle bir anlam mı çıkmış?..
habertürk kanalında bir tartışma izlemiştim geçenlerde..orada bir caferiyle bir sünni tartışıyordu..caferi Mutayı peygamber yasaklamadı Ömer yasakladı diyordu,bir sürü delil gösterdi..bence siz dininizi bilmiyorsunuz,sadece slogan atıyorsunuz..benim İslamı bilme gibi bir derdim yok,ama akıl diniyse eğer evlenme imkanı olmayanlar içinde çözüm sunmalı diye düşünürüm..caferiyi çok mantıklı buldum,o kadar..
bu ne şiddet ne celal,iyiki laiklik var..sizler gibi insanların hükümette olmasını düşünemiyorum bile..beni çoktan taşlardınız herhalde..
Yazan: suzi Tarih: December 3, 2008 10:12 AM
Birilerinin sizi taşlamasına gerek yok suzi hanım zira siz kendi taşlarınızı hazırlıyorsunuz.
Yazan: Kübra Tarih: December 6, 2008 1:13 AM
Suzi Hanım,
Yazılarınızdan şunu anlıyorum; siz, çağdaş?, modern?, herşeyin ama en önemlisi cinselliğin rahat yaşanması taraftarısınız. Sizin dışınızdakileri ya tabulara takılmış; manevi, geleneksek değerlerine uygun şekilde hareket ediyor ya da başörtülü ?? (bu her ne demekse ve böyle derken ne ispatladığınızı sanıyorsunuz???? ) ama istediğini yapıyor.
Şimdi benim nasıl ki bir mini eteklinin din anlayışı hakkında peşin hükümlü olmamam gerekırse (belki de evde beş vakit namaz kılıyordur, Kuran okuyordur vs vs ama bütün bunları yapmıyor da olabilir. Çok iyi bir insandır ve genel ahlak kuralları konusunda da hassasdır ) Siz de türbanlı arkadaşlarımızı dilinize dolamayın. !!! (Bu arada ben başörtülü değilim ve sizin bakış açısıyla modern giyinen biriyim( Başka söyleyecek lafınız ve bilgi birikiminiz yeterli gelmediğinden ama onlar da öpüşüyor ama onlar da böyle yapıyor. Kuzum siz başörtülüleri uzaydan gelmiş yaratıklar ya da toplum içi zavallılar olarak mı adlandırıyorsunuz.. İyi de şu an her başörtülü direkt inançlarından ötürü başını örtmüyor ki; siz sanırım son dönem siyasi olaylardan da uzaksınız; bakın chp onları partiye katıp ne diyor? Bunlar "dini inançlarından "ötürü değil ya geleneksel olarak ya da aile, eş baskısıyla başlarını örtüyor. Sonuç olarak bu amaçlarla başörtüsü takanlar ;canları ne isterse yapabilir ve onların yaptıkları gerçekten inançları gereği başörtüsü takanları ilgilendirmez.!!! Bunlar isterlerse, evlilik bağı gerekmeden ve yaptıklarını meşru göstermek için yok muta nikahı yok imam nıkahı kılıfını kullanarak öpüşebilir, sevişebilir, hatta çeşit çeşit fantaziler kurup sonuna kadar keyfini çıkabilirler...Bu kadar "abatmanım "nedeni sizin gibilere çok kızıyor olmam. Bilinçsizce başörtüsü kullanan kişileri, bütünü göremeyip, inancı gereği başını örten kardeşlerimizle eş değer olarak ifade ediyorsunuz. Ben gerçekten inancı gereği başının örtenleri çok özel bir yere ,hatta başımın üstüne koyarım ve sizin bu tarz kişilere ilişmek gibi bir hakkınız kesinlikle yok. Zaten bu insanlar bana göre çok özel, zamanları kıymetli insanlar ve öyle blog blog gezip size ortayı boş bulduğunuzu sanarak,, bilmeden atıp, tutacak malzeme de kesinlikle vermezler.!!!Benim başörtüm yok,,kolej, üniversite mezunuyum..yani beni cahil kategorsine koyup da yargılayamazsınız. Keşke.; burada boş laflar edeceğinize, başörtülü arkadaşlarımızın üniversiteye alınması yönünde çaba sarfetseydiniz. Ciinsellik, sözde herşeyde eşit ve özgür olmak size göre yaşamın gerçekleri. Eeee iyi de bu ne biçim özgürlük;% 99'u Mülüman olan bir ülkede başörtüsünden ötürü kaedeşlerimiz üniversiteye giremiyor, kamu alanlarına uğrayamıyorlar..Bu ülke bir kesime ait değil, burada yaşayan herkes temel insani haklarından sonuna kadar yaralanma hakkına sahipler.!!!!
Bir de Allah, aşkına niye her yorum yazışınızda direkt böyle oolmasını istemesenizde, yorumlarınız, buram buram cinsellik kokuyor. Bu takıntı niye? Her neyse bu sizin özel yaşamını ama yorumlarınız bu şekilde devam edecekse, yanlış siteye yorum yapıyorsunuz. Bu sitenin eski bir müdavimi ve moderatörü olarak; bu yorumları moderatör olduğum sönemde gönderseysiniz silerdim.! (hemen şimdi iyiki yoksunuz falan diye de geyik yapıp, basitleşmeyin)
Demek bu ülkede hala birşeylere değer vermek, bakire olmak size göre hormonları es geçmek, vücudu n ihtiyaçlarını dinlememek geri kafalılık. Peki size bir soru soracağım; diyelim ki şu an hayatınızda çok değer verdiğiniz biri var ve hormonlarınızın en aktif olduğu bir dönem..herşey yolunda cinselliğiniz süper ama sevgiliniz bir trafik kazası geçirdi vee cinsel hayatını devam ettiremiyor. Ne yapardınız: a) sevgilinizin ömrününüzün sonuna kadar yanında olurdunuz. b)tamam vicdanınız elvermiyor ve eşinizi bırakamıyorsunuz, cinselliğinizi başkalarıyla mı yaşardınız? c) eşinizi terk edersiniz. Eğer benim cevabımı da merak ederseniz.; a) şıkkı.. Çünkü ben birini bu kadar seversem, evlenirsem eskilerden kalma gibi olacak ama el oğlu değil de, evimin reisi olarak görürüm. Aile olmak, kendi ailenin sahibi olarak müthiş bir duygu. Bir de çocuk olursa mucize. Bunları anlatma nedenim, sizin bu tarz olaylara bakışınız ile benim ve başörtülü arkadaşlarımın sizinle ve sizin gibilerle düşünce farkını göstermek..!!!
Bir de utanmadan kalkıp muta nikahından bahsediyorsunuz ; sizin söylediklerinizi baz aldığımda, cinsel ilişkiye girerken böyle ritüellere önem vermeyeceğinizi yansıtıyorsunuz. (sonuçta size göre hormonsal, doğal bir olay canım, buna da saygım var; düşünceleriniz sizi bağlar) o zaman ya modern muhafazakar gençleri etkilemek için bu yolu seçiyorsunuz. ya da bu olayların bu şekilde gerçekleştiği bir tarikata üyesiniz. Demek bu kadar kişinin dinden ve uygulanışından haberi yok, herşeyde olduğu gibi sadece sizin herşeyden haberiniz var..Yapmayın ama iki cümle yazmışsınız muta nikahı ile ilgili sonra bir de siz yanlış biliyorsunuz diye meydan okumuşsunuz. Keşke insanlar gerçeği söylese mesela biri şu olabilir " ben nefsime, şeytana uydum, muta nikahı da hormanlarımı yatıştırmam için bana araç oldu" deseler, bir de bu konuda yaptığımı haklı çıkaracak internetten iki cümle buyup, yaptığımı kulbuna uydurdum. Veya muhafazakar modern bir gençle görüşüyorum, iki de bir bundan bahsediyor, anladım ki benimle muta nikahı altında cinsellik yaşayacak ,(bu tarz salaklar, Allah, doğru yoldan ayırmasın ama sözde muhazakarlar ama uçkurlarına da feci düşkünler veee muta nikahı..böylelikle salaklar günahtan muaf oluyorlar) muta nikahı bahane. bundan iyisi Şam'da kayısı.
Kendi yaşamınızı nasıl yaşadığınız sizi ilgilendirir ama lütfen bize karışmayın. Bu arada taraf gazetesindeki Mustafa Bey'in verdiği cevaplara da çok basit cevaplar yazmışsınız, neymiş efendim şakaymış.. Ben de biraz argo kullanayım, yemeyin bizi efendim!! Bu arada Mustafa Bey, eski arkadaşım (sitesinin kuruluşu, sonrasında sitede moderatörlük, yazılarını editleme vs..) isterseniz kendisine sizin adınıza bir ricada bulunabilirim. Ne dersiniz, belki böylelikle aklınızın ermediği ,hormonlarınızın sizi yönlendirdiği konularla ilgilenmek, bizleri ve en önemlisi de başörtülü arkadaşlarımızıböyle boş ve anlamsız konulara dahil etmek yerine bizleri rahat bırakırsınız. Sizin hayatınız size saygı duyarım ama siz de bize saygı duymakla yükümlüsünüz. Herkes istediği gibi yaşamakta özgürdür ama özgürlük başkalarının haklarını ihlal ettiğiniz yerde biter!!!
Saygılarımla,
Aslı Altay
Yazan: Aslı Altay Tarih: December 6, 2008 1:23 PM
Hayır bayan, tüm iyi çabalarıma ve gayretlerime rağmen malesef dediğiniz anlamı çıkaramadım.
Çünkü her cümleniz sizin Freudist bir kişiliğinizin olduğunu bariz bir şekilde gösteriyor.
Benim niyetim siz gibi İslam dairesi dışında olanlar ile bu tür mekanlarda polemiklere girmek değildir.Hem sanal olma munasebeti ile hem de ön yargılı, peşin hükümlü, lami cimi yok bu böyledir deyip nefsine inat katma durumu vardır.
Bu durumda ben ne söylersem söyleyeyim, sizin İslama karşı olan tarafınızı kamçılamaktan öteye geçmez.
Sadece şunu söyleyebiliriz; Evet İslam akıl,mantık dinidir.Ama hangi mantığın dinidir bunu araştırmak lazımdır.İslamla müşerref olmayan birinin mantığının dini hiç değildir İSLAM...
Ve İslam!ın özünü, mihenk taşını kabul etmeyen biri İslam hukukunun herhangi bir prensibinden yola çıkarak böyle olması güzeldir, şöyle olursa mantıklı olmaz gibi yorumlamalarda bulunamaz.
İslam hukukunun muhteşemliğini, güzelliğini, benzersizliğini idrak edebilmek için Musluman olmak gerekir.
Ayrıca bilginiz yok eleştirisi için de teşekkür ederiz.Bilmediğimizi biliyoruz inşaALLAH...
Bilenlerin konuşmamamsı sizi, bizi hepimizi konuşturuyor ya o da ayrı mesele...
Ve korkmayın darul harpteki İslam hukümlerinin uygulanısı ile darul İslam'daki uygulanışı farklılık gösteriR. Bu cihetle taşlamayacağım sizi, ellerimde doludur şu an, taşa yer kalmamış elimde...
Bir 15 sene daha sizi laikliğiniz ile baş basa bırakıyorum...:)
Yazan: Anonymous Tarih: December 6, 2008 7:32 PM
:))
arkadaşlara cevapları için teşekkürler..çok naziklermiş gerçektende,etkilendim doğrusu..
Aslı Hanım,
ben muta denilen şeyle uğraşmıyorum bir kere onu belirteyim..süreli ilişkilerin insanı değilim..sevdiğim insanla baştan pazarlık yapmam,cinsellik için adam aramıyorum..seks bir ilişkide kaçınılamayacak bir durum,onu söylemek istedim..
sevgilim cinsel hayatını devam ettiremezse ve eğer cinsellik benim için vazgeçilmez bir durumsa ayrılırım tabiki..çünkü beraberliğimiz karşı tarafa da işkence olur..arkadaş kalırız ama sevgili olmayız..
Mustafa Bey'e tekrar saygılarımı sunuyorum..eğer esprilerimde ciddi olsam bu işi kendim hallederim,size gerek kalmaz Aslı hanım..yine de düşündüğünüz için teşekkürler..bu şakaları ciddiye almanıza hala hayret ediyorum,ne kadar katı insanlarsınız..herşey bu kadar keskin midir sizde..siyah ve beyaz gibi..gri tonlarınız yok mu?.
Selahattin Beye gelince,
hayırdır,gaipten bir haber mi aldınız?..15 sene sonra şeriat mı geliyor?..:))
çok hoşsunuz hepiniz,çok yaşayın e mi?..
Yazan: suzi Tarih: December 7, 2008 11:08 AM
Suzi Hanım,
Öncelikle nazik cevabınız için teşekkür ederim.
Sanırım gözden kaçırdınız; benim her cümlemde ağırlıklı olan konu başörtülü arkadaşlarımızı bu kadar basit dile dolamanız. Ben zaten sizin cinselliğe bakış açınızı anladım ve inanın saygı da duyuyorum. Ama kendi tercihinizi anlatırken lütfen sadece sadece "ben" öznesini kullanınız. Ve bizim görüşlerimizi sanki en doğrusu sizinkiymiş gibi dönüştürmeye hiç uğaşmayın. Ve en en önemlisi bence inancı gereği başını örten kardeşlerimizden de özür dileyin.!!!
Yoksa ben de sizin bu arkadaşlarımız adına empati kurarark, sizin cinsel özgürlüğünüzü gayet sağlıklı ve dinin emrettiği hükümler ışığında dilime dolamak zorunda kalacağım ve kesinlikle özür dilemiyeceğim.!!!
Muta nikahına gelince; sizin biri ile birlikte olmak için buna gerek duymadığınızı da biliyorum o zaman Hz.Ömer şunu dedi, başka önemli bir zat bunu dedi diye fazla bilginiz olmadığı konularda ahkam kesmeyiniz. Ayrıca sizin haberiniz olmayabilir ama yurdumuz sınırları içinde muta nikahı altında toplu cinsellik yaşanıyor. Biz bir arkadaşımızı bu topluluktan zor kurtardık. Allah, doğru yoldan ayırmasın!
Bir diğeri Mustafa ile s'z'n adiniza konuşmak sadece ve sadece bir şakaydı, niye bu kadar üstünüze alındınız. Yoksa sadece Mustafa değil siz istediğiniz kişiyi suya götürüp, susuz getirirsiniz.
Ayrıca 'şu aman sizde' tarzı konuşmalarınızdan vazgeçerseniz sevinirim. Bizler sizin arkadaşlarınız falan değiliz.!!
Saygılarımla,
Aslı Altay
Yazan: Aslı Altay Tarih: December 7, 2008 6:45 PM
Aslı hanım,
ben kimseye karşı isim vererek bir kabalık yapmadım..kabalığı sizin arkadaşlarınız yapıyor,öncelikle bunun altını bir çizelim..
ben aslında sizin gibi düşünenlere ayna oluyorum,sizler kendi görüntünüze saldırıyorsunuz..o yüzden beni fazla etkilemiyor bu tavırlar..ben size kendi gerçeğinizden kesitler sunuyorum..
başörtülü arkadaşlarınıza gelince,
örtü takıpta aleni öpüşme rahatlığında olan kızlar varsa bu yazıları okuyan onların alınması gerekir..çünkü yarası olan gocunur..sizin savunmalarınızı anlamsız buluyorum..
başörtüsü ya da tesettürün verdiği mesaj 'ben cinsel içerikli veya o anlama gelebilecek herşeyi gizliyorum,sadece evimde yaşıyorum' demektir..bu yüzden eski insanlar eşlerinin elini bile tutmazlarmış dışarda gezerken..adam önde kadın arkada,mesafeli bir yürüyüş olurmuş..cinsel mesaja kapalılık anlayışından dolayı ki kendi içinde tutarlı bir durum bence..örtülü bir hanımın sarmaş dolaş eşiyle yürümeside abes,bırakın sevgilisiyle öpüşmesini..
dış görünüşüyle,yaptığı birbirine uymayan insanlar,dengesiz davranmış olurlar..bunu ben gördüğüm zaman söylerim,bundan gocunan gocunur..örtüsünün hakkını veren,içerdiği mesajla uyumlu davrananlar zaten bu yorumdan etkilenmezler..
sizin özür talebinizin anlamı yok..sürekli namus elden gidiyor kaygısıyla heyecanlanmaya,kırılgan davranmaya gerek yok..biraz rahat olun derim..
demişsiniz ki,
'Benim başörtüm yok,,kolej, üniversite mezunuyum..yani beni cahil kategorsine koyup da yargılayamazsınız.'
sizin başınız açık olunca kültürlü mü oluyorsunuz?..cahillik ayrı birşey,dengesizlik ayrı birşey..farkında mısınız bilmiyorum ama bilinç altınızı ele vermişsiniz..kolej mezunu olmayı öne çıkararak savunma yapmanız büyük bir eksi puan bence..ne kadar örtülü kardeşlerimi savunuyorum desenizde kendinizi onlardan daha üstün görüyorsunuz,kolejli olduğunuz için..acıyarak savunuyorsunuz,merhameten...onların sizin merhametinize ihtiyacı olduğunu sanmıyorum..
yazılarımın buram buram cinsellik koktuğunu söylemişsiniz..ben öyle kokularla falan uğraşmam..açıkça cinsel birşey söyleyeceksem söylerim zaten..siz ne koklamak istiyorsanız onu koklarsınız..
Muta meselesine gelince,
bu sizin dininizde olan birşey..binlerce yıllık geleneğiniz..kabul edip,uygulayanlara sapık derken
dikkat edinde yanlış birşey söylemiş olmayın,dinden çıkarsınız belki..peygamberiniz izin vermiş çünkü..kaynaklarda var..ben okudum,sizde okuyun..İslam hakkında bilgi edinmek yasak değil ya...kaynaklar ortada..açın okuyun..
neden araştırdığıma gelince,
Tanrının varlığına inanıyorum ama Tanrının dini olmadığını müslüman,hrıstiyan gibi ayrımların sonradan oluştuğunu düşünüyorum..evrensel bir Tanrı dini varsa sadece evlenebilcek durumda olanları değil,evlenemeyen ama cinsel ihtiyaçları olan insanlarıda düşünmelidir diye inandığım için İslamın bu konuya getirdiği çözümü merak etmiştim..sadece bu değil,başka konularıda araştırdım tabiki..bir din mensubu olup olmama konusunda kararlı değilim henüz..
ama Selahattin bey gibi İslamı tebliğ ediyorum diye böyle esip gürleyen,sanki ekrandan fırlayıp kılıç kuşanıp üstüme saldıracakmış havası veren insanlar oldukça zor..kadınları taşlamak için elleri kaşınan,bunun için gün sayan (15 yıl gibi) insanlarla aynı dini paylaşmam çok zor..
Muta yapıpta toplu seks falan yapanlar benim ilgi ve bilgi alanım dışında,bu sizin iç probleminiz..toplu sekste bir tercihtir,yapan yapar..size ters gelebilir ama başkaları için normaldir..kime ne?..sizin kurtuluşunuz bir başkasının kurtuluşu olacak diye birşey yok..sizin için bataklık olan birşey başkası için zevktir,tercih meselesi..
Mustafa Bey ile benim adıma konuşmanın sadece bir şaka olduğunu söylemişsiniz ama bana hiç öyle gelmedi..ifadeye bakar mısınız?..
'Kendi yaşamınızı nasıl yaşadığınız sizi ilgilendirir ama lütfen bize karışmayın. Bu arada taraf gazetesindeki Mustafa Bey'in verdiği cevaplara da çok basit cevaplar yazmışsınız, neymiş efendim şakaymış.. Ben de biraz argo kullanayım, yemeyin bizi efendim!!.ASLI..'
Bu nasıl bir şaka..hani espri yapmaktan anlamasam şaka diye yutuvericem..yerim ben senin şakanı..:)
Mustafa Beyin eski arkadaşıymışsınız madem..bu tavırlarınız Mustafa Beyin hoşuna gdiyor mu bilmem?..şaka bile olsa size randevu ayarlayım falan demeler..ben eski erkek arkadaşımın bloğuna girip böyle şakalar yapmam mesela,tarzım değil..
bende bu hareketleri basit buluyorum ama sizin tercihiniz tabii birşey diyemem..
bizden de saygılar..
Yazan: suzi Tarih: December 8, 2008 11:34 AM
Suzi Hanım,
Öncelikle okuduklarınızı anlama konusunda ciddi bir sıkıntı içerisinde olduğunuzu görüyorum. İsterseniz, böyle bir kurs varsa ona gidin ya da size nacizane tavsiyem bol bol kitap okuyun. Ne demek istediğimi aşağıdaki size anlatmaya çalışacağım..
"örtülü bir hanımın sarmaş dolaş eşiyle yürümeside abes,bırakın sevgilisiyle öpüşmesini.."
Şimdi yukarıda yazdığınız konunun açılımını
yapayım; örtülü biri dışarıda öpüşürse şöyle, böyle yaparsa yaparsa yanlış olur demek ki. İyi de başını niçin örttüğünün farkında olmayan aileden görmüş ya da aile zoruyla başını örtmiş, beyni boş olup dediğinizi yapanlar beni hiiçç etkilemiyor. Şimdi dapdaracık ve süper mini giymiş biri böyle giyine bilir, ben sizin yerinize, kendı adıma bunun yanlış olduğunu söyleyemem. Peki bu kız, beraber sohbet ederken, ben namaza gidiyorum derse; Ramazan da, belki tutmuyordur diye düşündüğüm için bir kahve ismarlamak istesem ve niyetli olduğunu söylerse ne olur?? Burada modernlik modernlik deyip, bize ayna tutup, bu kadar bağnaz olmanız şaşırtıcı. Farkındaysanız ben başörtülü olsun mini etekli olsun kimse hakkında söyle olursa ayıp olur, uygun düşmez gibi sizin gibi klişe laflar kullanmıyorum.
Demek namus elden gidiyor demek istiyorum; beni çok güldürdünüz. Benim her kesimden arkadaşım var; bunların arasında cinselliğini özgür yaşayan ama yarası olan gocunur misali sizin gibi dilie vurmayan, bunu diline hiç dolamayan arkadaşlarım var.
Lütfen yazdığım yazıyı bir kere daha dikkatlice okuyunuz. Başörtüm yok derken, şimdi bu kardeşlerimizi savunuyorum, kalkıp da size siz hep aynı yolun yolcusunuz demek hakkı vermemek için kullandım. Ve Allah, kısmet ederse başörtümü de örtmek ve hacca gitmek de canı gönülden istiyorum.!!
İkincisi kolej, üniversite bana sorarsanız bunlar etiketten ibaret şeyler. Bunu söyleme nedenim; yine yarası olan gocunur misali; sizin gibiler başörtülü arkadaşlarımızı buralardan vurduğunuzu sanan aptallarsınız.Belden aşağı vurduğunuz için size kusura bakmayın beni çok kızdırdığınızdan "aptal" diyorum. Benim başörtülü odtü, boğaziçi, bilgi üniversitesi ve yurt dışında eğitim gören başörtülü dostlarım var. Hepsiyle gurur duyuyorum. Ben İst.Üni. mezunuyum. Onların eğitimi yanında benimki lise diploması gibi kalıyor. Ha bu bana kompleks kazandırıyor mu, hayır bilakis onlara imreniyorum. Hep istediğim gibi başları örtülü, zeki, kültürlü, ve hem bu dünya işleri içinde başarılar hem de sonsuz hayatımıza emin adımlarla ilerliyorlar. Allah, bana da hidayet nasip etsin!!!!
Muta nikahı, hakkında size detaylı bir bilgi vereyim de, her zaman yeni birşey çıkatmaktan vazgeçin:
Mut’a nikâhı, bir kadınla ücret karşılığında belli bir vakit için evlenmektir. Câhiliyye devrinden kalan bir nikâh şeklidir.
Bu nikâha, İslâm’ın ilk yıllarında ve bilhassa harp zamanlarında, uzun zaman kadınlardan uzak kalan askerler için izin verilmişti. Hayber savaşına kadar mubah olan mut’a nikâhı, Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’in sünneti ile yasaklanıp haram kılınmıştır. Konu ile ilgili olarak Rasûlullâh (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurur:
"Ey insanlar!
Ben size mut’a nikâhı ile kadınlardan faydalanmanız için izin vermiştim. Şüphesiz ki Allâh, bunu kıyâmete kadar haram kılmıştır. Kimin yanında bunlardan bir kadın varsa, hemen onu serbest bıraksın, onlara verdiği şeylerden hiçbir şeyi geri almasın!.." (216)
Hz. Ali (r.a.), İbn-i Abbas (r. anhümâ)’ya şöyle demişti:
"Rasûlullâh (s.a.v.), mut’a nikâhından ve ehil merkeblerin etlerini yemekten Hayber’in fethi günü bizleri menetti." (217)
Mut’a nikâhı, zinâdan başka bir şey değildir. Dört mezheb imâmına göre haramdır ve bâtıldır. (218)
Görülüyor ki yüce dînimiz, kadının hiçbir şekilde şehvet metâı hâline getirilmesine aslâ müsaade etmemektedir.!!!
Okey????????????
Mustafa hakkında gelince, siz gerçekten ona fena tutulmuşsunuz; Allah, yardımcınız olsun. Ben bu konudan uzaklaşıyorum; o kadar çok Mustafa dediniz ki, sıkıldım. Eminim birçok kişi de benimle aynı fikirdedir. Mustafa, bana kızabilir ama sizi aksinize bu benim umurumda değil!!
İyi bayramlar,
Saygılarımla,
Aslı Altay
Yazan: Aslı Altay Tarih: December 8, 2008 1:25 PM
Suzi Hanım,
Hep aynı şeyleri yazdığınızdan, hızlı okuma tekniği ile yazılarınıza şöyle bir bakıyorum, birşey farkettim ve inanın çok güldüm..:)))
Mustafa için eski erkek arkadaş demişsiniz..sanırım kız arkadaş gibi türünden birşeyler bahsettiniz ama ne yazık ki yine acaba bunlar sevgili mi oldular sorusunun cevabını öğrenmek istiyor gibi bir haliniz var..Size Mustafa'nın affına sığınarak net bir cevap vereyim..Sadece ve sadece arkadaştık, diğerinden Allah, korusun! Kendisi iyi??? bir arkadaş belki olabilir ama sevgili ıhıı..Daha önceden de dediğim gibi "ben almayayım, alana da mani olmayayım" Çünkü benim çok hoşlandığım bir sevgilim var ve Allah, bozmasın herşey çok da yolunda gidiyor.
Saygılarımla,
Aslı Altay
Yazan: Aslı Altay Tarih: December 9, 2008 1:06 AM
Birkaç yorumdan sonra hanımmm! hanımm! diyalogları başlayacak gibi gözüküyor:)))
Yazan: Tuncay Çavuşoğlu Tarih: December 9, 2008 1:38 AM
Gerçekten de siz, içinizden, ölen kişinin gördüğünü görseydiniz feryât eder, inleyip sızlardınız; korkardınız; dinlerdiniz; itaat ederdiniz. Ama onların gördüklerini göremiyorsunuz; perde var gözlerinizin önünde; yakındır, kaldırılacak, atılacak o perde. Elbette görürdünüz görebilseydiniz; duyardınız duyabilseydiniz; doğru yola sevk edilirdiniz sevk edilebilseydiniz. Gerçekten de söylüyorum: İbret alınacak şeyler açıklandı size; sizi yaptığınız şeylerden vazgeçirecek, öğüt verilecek sözler, haberler söylendi, bildirildi size. Gökten emir alan peygamberlerden sonra artık Allah'tan haber gelmez size; Allah'ın hükümlerini ancak bir insan söyler size.
İşin sonu önünüzdedir, sizi haydayıp yürüten kıyâmet ardınızdadır. Yükünüzü hafifletin de ulaşın, kavuşun sizden önce varanlara. Çünkü son gideniniz, ilk gelecek kişiyi beklemektedir.
Ey insanlar, inatçı mı inatçı bir zamanda sabahladık, nankör mü nankör ve çetin bir zamana kaldık. Bu zamanda iyi kişi kötü sayılmada; zâlîm, zulmünü, serkeşliğini arttırdıkça arttırmada. Bildiğimiz şeylerle faydalanmaktayız; bilmediklerimizi sormamaktayız; musibet gelip çatmadıkça da korkmamaktayız.
Dünya, gözlerinizde, deri tabaklanan ağacın yaprağından da aşağı olmalı; koyun kırkılan makastan düşen yün kırpıntısından da bayağı olmalı. Sizden sonrakiler sizden ibret almadan, sizden öncekilerden ibret alın siz; kötüleyip atın onu siz; sizden olup kendisine düşenleri o da attı çünkü.
Ey insanlar, sizin için korktuğum şeylerin en korkuncu iki şeydir: Hevâ ve hevese uymak, olmayacak uzun dileklere kapılmak. Hevâ ve hevese uymak insanı haktan alıkoyar; uzun dileklere kapılmak âhireti unutturur.
Duyun, bilin ki dünya ardını döndü, gitti gider; ondan kalan, içilmiş, sonra da baş aşağı çevrilmiş kaptan sızacak bir kaç katredir ancak; dökülür, yiter. Duyun, bilin ki âhiret, yönelmiştir, geldi-gelecek. Her birinin de oğulları var; siz âhiret oğulları olun; dünya oğulları olmayın; çünkü kıyâmet günü, her çocuk anasına katılacak. Bugün iş günüdür, soru günü değil; yarınsa soru günüdür, iş günü değil.
Duyun, bilin ki dünya yüzünü çevirdi; geçip gitmekte olduğunu duyurdu; iyisi kötü oldu, hayrı şer kesildi; ardını döndü gitti-gider. İçinde oturanları yokluğa sürer, komşularını ölüme haydar. Ondaki tatlı, acıdı, ondaki berrak su bulandı. Kabın dibine konan çakıl taşlarını ıslatacak, fakat susamış kişinin boğazını ıslatmayacak, susuzluğunu kandırmayacak kadar su kaldı ancak.
Duyun, bilin ki dünya, öyle bir yurttur ki ondan kurtulmak, esenleşmek, ancak oradayken olur; fakat hiç sanmayın ki dünyaya ait işlere sarılmakla dünyadan kurtulunur. İnsanlar, sınanmak için kapılmışlardır ona; oradan ne elde ederlerse ellerinden alınır; hepsinin de hesabı, kendilerinden sorulur. Ama oradan, ondan gayrisi için ne alırlarsa, onun karşılığını bulurlar, onunla faydalanıp kalırlar.
Gerçekten de dünya, akıllılar katında gölgeye benzer; bir bakarsın, uzar, derken kısalıverir. Bir görürsün, yayıldıkça yayılır, derken yok oluverir.
Nasıl anlatayım bir yurdu ki evveli mihnettir, meşakkat-tir; sonu yok olup gitmektir. Helâlinde hesap var; haramında ikap var. Kim o yurtta zenginleşmişse sınanmalara düşmüştür. Kim yokluğa, yoksulluğa uğramışsa hüzünlere batmıştır. Kim onu elde etmeye çalışırsa ondan yiter-gider o; kim oturur, dilemezse ona gelir-çatar o. Kim ibretle ona bakarsa onu görüş sahibi eder o; ama kim ona istekle, hasretle bakarsa, onu kör eder o.
Ölen vardır, onlardan, ağlanır ona; bir başkası vardır, başsağlığı verilir ona, birisi derde uğramıştır, öbürü gider, dolaşır onu; halini-hatırını sorar. Bir başkası tasını-tarağını toplar, âhirete göçer. Biri dünyayı ister, ölümse onu istemektedir; öbürü gaflete düşmüştür; fakat ondan gaflet eden yoktur; geçip gidenin ardından kalan da geçip gitmektedir.
Kendinize gelin de kötü işlere girişeceğiniz zaman anın lezzetleri yıkıp yok edeni, özlemleri bulandıranı, direkleri kırıp geçireni ve hakkını yerine getirmek, nimetleriyle ihsanlarının sayılmasına imkân bulunmayanın şükrünü edâ etmek için Allah'tan yardım dileyin.
Sonra dünyadan çekinmenizi tavsiye ederim. Çünkü dünya, görünüşte tatlıdır, dile, damağa hoş gelir. Yemyeşildir, taptazedir, göze güzel görünür. Özlemlerle kaplanmıştır; tez elde edilen, fakat hemen geçip giden zevkler yüzünden sevdirir kendini, az bir hoşlukla iyi görünür, dileklerle, ümitlerle bezenir, bezendirir; aldatışlarla süslenir; fakat verdiği sevincin bekası yoktur; onun derdinden, eleminden kurtuluş imkânı bulunamaz.
Pek aldatıcıdır, çok zarar vericidir. Geçip gider, yok olup biter; içindekileri de yok eder, sömürür, yer. Onu isteyenler, onu elde etmeye razı olanlar, dileklerini elde etseler bile. noksan sıfatlardan münezzeh olan şanı yüce Allah'ın, "Dünya yaşayışı gökten yağdırdığımız yağmura benzer; yeryüzünün bitkilerini sular, bünyelerine girer de onları yeşertir, yetiştirir; derken bitkileri kurur, ufalanır, yeller de onları savurur-gider ve Allah'ın her şeye gücü yeter" buyurduğu gibi (Kehf, 45) her şey zevâl bulur, bâki kalmaz ve dünyada bundan öte de bir şey olamaz.
Hiçbir sevinip gülen yoktur ki dünya ardından onu kedere düşürmesin, ağlatmasın. Dünyanın hiçbir ikbali yoktur ki ardında idbar bulunmasın. Dünyada hiçbir sepintiyle ferahlayan yoktur ki ardından onu belâ sağanağıyla ıslatmasın. Dünyanın şanındandır bu; sabahleyin birine yardım eder, akşamleyin ona düşman kesilir. Bir yanı tatlı olur, sindirirse öbür yanı acı gelir, yerindirir. Kişi, onun zevkine erer, güzelliğini elde ederse, mutlaka tezce belâları çatar ona, dertleri erer. Dünyada esenliğe kavuşup akşamı eden, mutlaka korkulara düşer de sabahlar.
Aldatıcıdır dünya, onda ne varsa hepsi de insanı aldatır. Fânîdir, onda olanların hepsi de yok olur. Dünya azıklarında, suçlardan çekinmekten başka hiçbir şeyde hayır yoktur. Dünyadan az bir şey elde eden, ondan emin olabilecek çok şeye sahip olmuş demektir; çok şey elde edense, kendisine helâk edecek çok şey elde etmiş demektir. Dünya, az bir fırsat verir insana, sonra geçer-gider; o fırsata erense ancak hasret elde eder. Nice ona güvenenleri dertlere uğratmıştır; nice ona inananları helâk vâdîsine atmıştır; nice büyükleri hor-hakir etmiştir; nice benliğe düşenleri alçaltmış-gitmiştir.
Dünyanın devleti elden ele dolanır; dünya yaşayışı durulmaz, bulandıkça bulanır. Tatlı suyu acıdır; tadı, dili damağı acıtır. Gıdası ağıdır, öldürür; yapışılacak, tutunulacak her şeyi çürümüştür, kopar, tutanın elinde kalır. Dünyada diri olan, ölümü beklemektedir; sağ-esen kalan, neredeyse hastalığa çatmaktadır. Malı-mülkü alınmış çalınmıştır; orada yücelen mağlûb olmuştur, malına, nimetine sahip olan mihnete uğramıştır; ona komşu olan yağmalanmıştır.
Sizden önce uzun ömür sürenlerin, eserleri kalanların, boyuna olmayacak ümitlere düşenlerin, yardımcıları hazır duranların, orduları çok olanların yurtlarında değil misiniz ki? Onlar da dünyaya taptılar, hem de nasıl taptılar? Dinlerini bırakıp dünyayı aldılar; hem de nasıl aldılar? Ondan sonra da kendilerini, konaklayacakları yere götürmek üzere yolluk almadan, o güç yolları-belleri aşacak bineklere binmeden göçüp gidiverdiler. Dünyanın onlardan birini, karşılık bir şey alıp bıraktığını, yahut onlara yardım edip dostlukta bulunduğunu, yahut da onlarla bir hoşça konuşup dostluk kurduğunu duydunuz mu hiç? Hayır; aksine onları kötü olaylara uğrattı; yaşayışlarını yıprattı; yüzüstü yere attı onları; ayaklarının altında ezdi, bitirdi onları; onlara ancak ölümle yardım etti dünya. Sonunda da ebedî olarak ondan ayrılıp gittikleri çağda, ona uyanları, onu seçenleri tanımadığını, ona dayananları bilmediğini gördünüz mutlaka. Açlıktan, azıksızlıktan başka bir yolluk mu verdi onlara? Darlıktan başka bir yere mi indirdi onları? Yoksa karanlıklardan başka bir ışıklı yere mi kondurdu onları?. Yahut nedâmetten başka bir şey mi sundu onlara? Peki, bu dünyayı bunun için mi seçmektesiniz? Bundan dolayı mı gönlünüzü ona vermektesiniz, ona inanmaktasınız, ona sarıldıkça sarılmaktasınız?
Bilin, bilirsiniz de, onu bırakıp gideceksiniz, oradan göçeceksiniz: "Kimdir bizden daha kuvvetli" (Fussilet 15) diyenlerden öğüt alın, istemedikleri bineklere bindirilerek kabirlerine indirildiler onlar; konukluğa çağrılmadan mezarlarına kondular onlar. Kerpiç parçalarıyla yapıldı kabirleri; çürüdü, toprak oldu kefenleri; çürümüş kemikler komşuları oldu. Onlar da öyle bir komşu kesildiler ki çağı-rana gidemezler artık; düştükleri zilleti gideremezler artık; feryat edene aldırış bile edemezler artık. Üstlerine yağmur yağsa ferahlanmazlar; kıtlık gelip çatsa ümitsizliğe düşmezler. Görünüşte bir topluluktur onlar, ama yapayalnızlar. Birbirlerine komşu olmuşlardır; fakat birbirlerinden ayrılmışlardır, uzaklaşmışlardır. Birbirlerine yakındırlar, fakat birbirlerini dolaşamazlar; akraba olmuşlardır; hallerini hatırlarını soramazlar. Kinleri yitmiş, halim, selim olmuş kişilerdir; hasetleri ölmüş, bilgisizdirler. Ne zararlarından korkulur onların, ne kötülüklerini gidermek için bir şey düşünülür haklarında. Yerin üstünü bırakmışlar, karanlığa varmışlardır. Geniş yeryüzünü bırakmışlar, daracık bir yere sığınmışlardır; ehillerinden, ayallerinden ayrılmışlar, garip olmuşlardır. Ayakları yalındır, bedenleri çıplak. Dünyadan, amelleriyle ayrılmışlardır ancak. Ebedî yaşayış yurduna göçmüşler, orada mekân tutmuşlardır. Nitekim noksan sıfatlardan münezzeh olan da, "Önce nasıl yaratmaya başladık, yarattıysak, tekrar yaratacağız; bu, vaadimizdir bizim ve gerçekten de yapacağız, gücümüz yeter yapmaya" buyurmuştur (Enbiyâ,104).
Dünyadan çekinmenizi tavsiye ederim; çünkü orası çadırın söküleceği yerdir; suyuna, otuna kapılıp oturulacak yer değildir. Aldanış sebepleriyle bezenmiştir, süsüyle aldatmıştır. Bir evdir ki Rabbinin katında horlanmıştır. Helâlî harâmına, hayrı şerrine katılmıştır. Yaşayışı ölümledir, tatlılığı acılıkla. Yüce Allah, dostlarına arı-duru etmemiştir onu; düşmanlarından da sakınmamıştır onu. Hayrı azdır, şerri çok. Ondan toplanan biter; devleti tez alınır gider; onu onaran harap eder. Ne hayır var o evde ki yapısı çöküp gidecek, ne fayda umulur o ömürden ki yenilen -içilen şeyler gibi eriyip bitecek; ne bereket aranır o yolculuktan ki sonu gelecek; konulacak yere varılıp ulaşılacak.
A dünyayı yeren, kınayan, sonra da onun aldatışlarına kapılan, olmayacak şeylerine aldanan, sonra gene de tutup onu kınamaya kalkışan, dünyaya aldanan sen değil misin ki tutup kötülüyorsun onu? Dünyada suç işleyen sen misin, o mu? Ne vakit yolunu azıttı senin dünya; ne vakit aldattı seni dünya? Bedenleri çürüyüp dağılmış atalarınla mı aldattı seni; yoksa toprak altında yatan analarının mezarlarıyla mı kandırdı seni? Hastalıklarında nice hizmetlerde bulundun onlara; nice çalıştın iyi olmaları için; onların şifâ bulmalarını istedin, hekimlere başvurdun, çâre diledin. Esirgemen hiç birine fayda vermedi; bu hususta dileğin bir türlü olmadı; gücünle, kuvvetinle onlardan ölümü gideremedin gitti. Dünya onların halleriyle örnek gösterdi sana; mezarlarıyla mezarını hatırlattı sana.
Dünya, gerçekten de onun sözünü gerçek bilene gerçeklik yurdudur; anlayana esenlik yurdu. Ondan azığını düzene zenginlik yurdudur; öğüdünü tutana öğüt yurdu. Allah dostlarının secde ettikleri yerdir; Allah'ın meleklerinin namaz kıldığı yer. Allah'ın vahyinin indiği yerdir; Allah dostlarının alış-veriş ettiği yer; orada rahmet kazanırlar; orada cennet elde ederler. Kim dünyayı yerebilir, kınayabilir ki o kendisinden ayrılacağını yüce sesle bildirmiştir ona; kendisinin de, ehlinin de zevâlini haber vermiştir ona. Belâsıyla belâya örnek verir; sevinciyle sevince yol gösterir. İnsan, sağ esen yatar; derde, mihnete uğrayıp kalkar. bunu da insanları teşvik için, korkutmak için, ürkütmek için, çekindirmek için yapar. Yarın nedâmete düşenlerdir onu kınayanlar; başkalarıysa onu överler. Çünkü dünya onları korkutmuştur, korkmuşlardır; onlara söz söylemiştir, doğru bulmuşlardır; öğüt vermiştir, öğüt almışlardır.
NEHCUL BELAĞA / HZ. ALİ (r.a)
Yazan: SELAHADDİN Tarih: December 9, 2008 12:39 PM