« Cihanda Sulh, Yurtta İç Savaş | Ana Sayfa | Vietnam’dan Kapitalizm Dersleri »
September 29, 2008
Şeker mi, Ramazan mı?
[28 Eylül 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Tüm okurların bayramını en iyi dileklerimle kutlarım. Adına her ne diyorlarsa…
Bu “bayramın adı” meselesi son yıllarda gündeme geldi. Geçen hafta da Sayın Başbakan “o, Şeker Bayramı veya ‘tatil’ değil, Ramazan Bayramı” diyerek konuyu bir daha gündeme taşıdı.
Tartışmanın mantığı açık: “Ramazan Bayramı” dediğinizde, daha İslami bir dil kullanmış, Ramazan ayının kutsallığına atıfta bulunmuş oluyorsunuz. “Şeker” kelimesinde aynı vurgu yok. Hele bir de “tatil” diyorsanız, artık Ramazan’la, oruçla, dinle hiç ilgisi olmayan üç günlük bir “kaçamak” süresinden bahsediyor olmalısınız.
Peki bu kavramlardan hangisi kullanılmalı?
Ben bu tip soruların hepsinde, “herkes neyi istiyorsa onu kullansın” deme eğilimindeyimdir. Burada da farklı düşünmeyi gerektiren bir durum görmüyorum. Ama bunun yanında herkesin kendi kullandığı kavramı yaygınlaştırmaya çalışma hakkı da vardır. Kimseye zorla kavram dayatamazsınız, ama “bir dakika, kullandığınız kavramın doğrusu şudur” diye hatırlatma ve öneride bulunabilirsiniz.
Belki bu tip tartışmaların sadece bizde yaşanmadığını fark etmek aydınlatıcı olabilir. Benzer bir gerilim bir süredir de ABD’de “Noel” konusunda yaşanıyor. Hz. İsa’nın doğum gününe tekabül ettiğine inanılan 25 Aralık, Hıristiyanlar için “kutsal” bir gün. Ama ülkenin laik kesimi bir süredir 25 Aralık’ı “Noel” (Christmas) değil, sadece “tatil” diye anmaya başladı. Bazı şirketler ve medya kuruluşları “mutlu Noeller” yerine “mutlu tatiller” demeyi tercih etti. Bu ise muhafazakar Hıristiyanları alarma geçirdi. “Noel’e karşı başlatılan savaş”tan yakınıyor, popüler kültüre din-dışı bir dilin hakim olmasına karşı çıkıyorlar.
Türkiye’de de popüler kültürün din-dışı hale getirilmesi, Ali Bulaç’ın deyimiyle “dinin itibardan düşürülmesi” yönünde bir çabanın var olduğunu düşünüyorum. Türk sinemasında ve özellikle de mizahında bu yönde pek çok gönderme vardır. Köyün imamı, gaddar “ağa” ile işbirliği yapan fena bir adamdır. Tasvir edilen görgüsüz, cahil, kaba-saba insanlar, genellikle İslami etiketler taşır. İsimleri bile anlamlıdır. Gülünç tipler “İnek Şaban”, “Avanak Avni” veya “Arap Kadri”dir. Buna karşılık Ozan, Çağan, Berk gibi “çağdaş” isimler taşıyan gençler hep “havalı”dır.
Muhafazakar kesim, bu “itibardan düşürme” kampanyasına karşı durma hakkına elbette sonuna kadar sahip. Ancak bunu paranoya boyutuna da taşımamak gerek. Bu açıdan “Şeker Bayramı” kavramının altında illa Ramazan’a karşı bir reddiye yattığını düşünmüyorum. Topluma bakarsanız, tüm Ramazanı oruçlu geçiren pek çok dindarın da “Şeker Bayramı” kutladığını görebilirsiniz. Meseleye ak-kara gözlüğüyle bakmak yanlış olur.
Ve elbette en büyük yanlış bayramın temel espirisini atlamak olacaktır. Her dini gün gibi bayramın da birinci amacı, bize, varlığımızı kendisine borçlu olduğunu Yüce Allah’ı hatırlatmaktır. Ramazan’ın yirmi dokuz uzun gününü aç karnına geçiren bir mümin, kara topraktan fışkıran sayısız “besin”in aslında kendisine bahşedilmiş birer “nimet” olduğunu anlamalı ve buna şükretmelidir.
Bayramın diğer temel esprisi de dostlukları güçlendirmek ve kırgınlıkları tamir etmektir ki, bu konuda toplumsal düzeyde siyasi düzeye kıyasla çok daha başarılı olacağımıza kuşkum yok. Siyasi düzeyde, Meclis Başkanı Sayın Toptan’ın dediği gibi, “iki gün kavga etmesek”, yeter…
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: September 29, 2008 1:52 AM




gecen sene baskan bush da noel'de gonderdigi mesajda mutlu tatiller (happy holidays) demisti. kimse bush'un dindarligindan suphe etmez herhalde. bizim basbakanin ramazan bayrami takintisini garipsedim dogrusu.
Yazan: dj Tarih: September 29, 2008 6:26 AM
geçen yıllarda bir konserde orkestra şefinin ismi 'Muhammed''di ve laikçi bir kadın çok bozulmuştu buna..böyle çağdaş bir orkestranın şefinin adı nasıl Muhammed olur diye...:)
Hakan Albayrak (yanlış hatırlamıyorsam) Filistine yaptığı bir ziyarette İsrail polisine müslüman olduğunu ispatlamakda bayağı bir sıkıntı çektiğini anlatıyordu..Müslüman ismi Ahmet,Muhammed vs..olur..Hakan olmaz diye..kelime-i şehadet falan getirmiş,olmamamış:))
çocuklara isim koyarken bunları düşünmek lazım galiba..
Mustafa ismi de dinci bir isim ama ben Mustafa Bey'in adını Tan,Tarkan,Berke gibi düşünemiyorum doğrusu:))..
hayırlı bayramlar..
Yazan: derya Tarih: September 29, 2008 10:23 AM
Üzerine fazla söz söylenmeyecek bir yazı olmuş.
Ben yarın Ramazan Bayramı kutlayacağım. Diğerlerini bilmem. Lokum bayramı, helva bayramı, dökme şeker bayramı, meyve aromalı, mentollü şeker bayramı veya SADECE SADE şeker bayramı kutlamak isteyenler de olabilir.
Ferrari, mercedes, at, araba, eşek vs.
Hatta ekmek, su, hava bayramı. Neyse uzatmayalım.
İsteyen istediğini kutlasın, fakat size Ramazan Bayramı kutlamanızı ben de tavsiye ederim ve bu tavsiye bir kısım medyanın yansıtmaya çalıştığı gibi facia DEĞİL. Bir tavsiye. Gayet demokratik bir hak ve tutum.
...
Meselenin özü aslında:
Çocukken Şeker Bayramı,
Büyüyünce Ramazan Bayramı.
Haydi Bayramınız mübarek olsun.
Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: September 29, 2008 1:04 PM
bayramımızın orijinal adı:IYD'UL FITR..
Fıtrat Bayramımız Mübarek Olsun..
Kendini maddi bir varlık olarak vehmedip de sıkı sıkı benliğine yapışan,yerçekiminin etkisiyle dünyanın cazibesine kapılmış insanoğluna senede bir ay özüne dönme antremanı yaptırıyor Yüce Yaratıcı..
O Allah ki...insanı kendine halife yapmış,sırrını yüklemiş..dağların kaldıramayacağı yükü insan kaldırmış,emaneti kabul ederek yücelmiş..eşref-i mahlukat mertebesine..
Bu yüce emanetin sahibi başı boş bırakılmamış..Resuller ve Nebiler aracılığıyla hakikati kendisine devamlı bildirilmiş,uyarılmış...özüne yabancılaşma, nefsine zulmedersin denmiş..
Devamlı surette şehvetini tatmine,beden varlığını güçlendirmeye yönelik çalışmalar yapan insan,kendini maddi- beden varlıktan ibaret sanmaya başlar ya da bu algısı onda kalıcı hale gelir,bilinci kapanır..
İnsan enerjiyle çalışan bir makine gibidir..Yediği gıdalarla enerjisini devamlı takviye etmek zorundadır ki yaşayabilsin..enerjisi güçlü oldukça da nefsini Tanrılaştıracak kadar ileri gidebilir..acizliğini,zayıflığını hissedebilmesi için enerjisinin azalması ve enerji kaynaklarına ulaşamaması lazım,geçici bir sürede olsa...acıksak bile hemen birşeyler atıştırıp tekrar güçlü hale geliyoruz,yemeğe ulaşabildiğimiz için bunu hissedemiyoruz normal zamanlarda..
Kur'an'i tabirle savm ibadeti bu gücümüzü elimizden alıyor..açlığa ve susuzluğa mahkumiyetimiz sabırsız nefsimizi perişan ediyor..midemiz feryat ediyor,sinirlerimiz zayıflıyor,başımız ağrıyor,iftara doğru iyice elimiz ayağımıza karışıyor....enerjiyle bağlantımız kesintiye uğrayınca o gururlu,kendinden emin halimiz zayıflıyor ve o gıdalar olmasa ben bir hiçim demeye başlıyoruz..su içemeyince konuşamıyoruz bile,kuruyor ağzımız,dilimiz..
Fark edemediğimiz hiçliğimizi farkettiriyor bize mübarek Ramazan ayı..maddenin geçici egemenliği yerini aslolan maneviyata bırakıyor..Ben aslında maddi değil bir bilinç varlığım sırrını yaşıyorsunuz..Yediğim,içtiğim gıdalar olmasa ben hiçbir işe yaramam,o halde ben neyime güvenipte kendimi beğenmişlik yaparak nefsimi yüceltip Rabbime nankörlük ediyorum diyorsunuz..
Hiçliğimizi kavrayarak' hakikatte var olan yalnız Allah'mış,'ben' dediğim varlığım bir gölge varlıkmış,
sırrım Allah'ın esması,bedenim sırrımın mekanı ve ben fıtratımdaki Hakk'ın görüntüsüymüşüm,O'nun dillenişiymişim' diyorsunuz..
Maddi varlık sanısıyla başladığımız savm yolculuğuna son durakta hiçliğimizi yaşayarak fıtratımızdaki hakikate ulaşıp Hakk ile beraber olmanın sevinciyle bayram ederek menzile varıyoruz..
Hakk'a vasıl olmuş bir aşık için artık bayram üç günün meselesi değil,bir ömrün bayramıdır.
Gönlü mesken-i canan kılmış Hacı Bayram-ı Veli coşkunluğu içinde nice hamd ederek vuslata eriyoruz.
N'oldu bu gönlüm n'oldu bu gönlüm
Derd ü gamınla doldu bu gönlüm
Yandı bu gönlüm yandı bu gönlüm
Yanmada derman buldu bu gönlüm
----------------------------------------
Meskeni canan meskeni canan
Olsa acep şimdi bu gönlüm.....
Hamdü senalar hamdü senalar
Yar ile bayram etti bu gönlüm..
Bu zevk ve vecd ile özümüzdeki Rabbimizi keşfetmenin bayramı olan fıtrat bayramının tüm insanlık alemi için hayırlar getirmesini dilerim..
saygılar.
Yazan: deniz Tarih: September 29, 2008 2:39 PM
Teşekkürler Deniz Hanım.
Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: September 29, 2008 4:22 PM
Bu tartışmayı ekşi sözlüktede yapmıştım. Anadoludan büyümüş biri olarak ramazan bayramı olarak bildik hep. Hatta TRT'de ısrarla şeker bayramı kavramı kullanılıyordu. Yaşlı büyüklermizin tepkilleri bizlerede sirayet etti tabiki. Ama unutulmamalıdır ki cumhuriyetle beraber din'e çeki düzen verme ve "araplaşma"dan kurtama operasyonları yapıldı. Ben bu kapsamda değerlendiriyorum bunu da.
Tabiki diğerleri gibi başarısız olmuştur.
Ama şöyle bir çelişki var. Dini türkçeleştirmeye kalkan elitler nedense "gazi" ve "şehit" kavramlarına dokunmaktan kaçınmışlar. Neden acaba!
Allah yerine "Tanrı" kavramını bile tercih edenler neden "gazi" ve "şehit" kavramlarına dokunmaktan kaçındılar?
İsmet özelin deyimi ile "Mustafa Kemal'in başında Gazi olmalıydı" diyor.
Bu kavramlar iğdiş edilene kadar, çocukken bu iki kavramın ne kadar yüce olduğu anlatılarak büyütüldük ve çocuk zihnimize öyle kutsal şeyler anlatıldı ki ölmek çocuğa bile sevimli görünüyordu.
Anlatmak istediğim, istiklal marşımızın ruhuna bile işleyen bu kavramada dokunsular ve dürüst olsunlar yada dindar diye tabir edilen insanların inançlarına şekil vermekten vaz geçsinler.
Başbakanın tepkiside eskiden kalma tepkinin hatırlanması, başka bir şey değil.
Yazan: Simurg Tarih: September 29, 2008 9:37 PM
Bayrama Ramazan ya da Şeker Bayramı denileceğine dair bir kural yok. Yanlış bilmiyorsam peygamber döneminde bayramın kendisi bile yoktu. Sonradan kutlanmaya başlandı. En azından Kuranda ya da sünnette bu bayrama bir isim verilmemiş.
Başbakanın bu tepkisi yersiz ve gereksizdi. Kimileri gerginlikten beslenir. Sanırım Başbakan da öyle. Annem -ki namazlı/niyazlı bir AKP yanlısıdır- bile başbakanın özellikle son zamanlarda her vesileyle bağıra çağıra birilerine sataşmasından bıkmış olacak ki geçenlerde
-"Oğlum birileri bu Tayyip'e söylese de oruç tutmasa keşke. Şekeri var onun, açlıktan şekeri yükselip iyice sinirleniyor bu" dedi.
Deniz hanım ramazan ayı/oruç olgusunu nefis anlatmış. O yazıyı okuyunca Başbakanın Ramazan ayındaki tavırları daha da çirkin göründü bana.
Toplum kelimelerle de bölünür. PeKeKe demek ve PeKaKa demek arasındaki farkı bilirsiniz. Ya da AKP ve AK Parti arasındaki farkı.
Böyle bir ayrıma daha ihtiyacımız yok. Ya da en azından; bu lafı ortaya atmaya ne gerek vardı? Bir bu mu eksikti? Neden bir kez olsun birleşirmeye çalışmaz ki bir Başbakan.
Geçenlerde bir yazar çok doğru birşey yazmıştı. Şu başbakan 10 gün konuşmasa Türkiye daha huzurlu biryer olacak. Ama olmaz tabii onun hıncı var. Hiç bitmeyen bir hıncı. Siz misiniz Şeker Bayramı diyen... Yıllarca şekerciler güçlüydü ama şimdi güç bende... Yaşasın Ramazan, kahrolsun Şeker... Şu hıncı bir bitse de rahatlasak.
Yazan: UMUT Tarih: September 30, 2008 2:02 AM
"Şeker bayramı" diye bir bayram varsa neden her sene Ramazan bayramını müteakip kutlanıyor.
Ramazan ayını müteakip kutlanan bayramın adının "şeker" değil de "Ramazan" olması daha münasip değil mi?
Kendi icadınız olmayan,zamanını sizinbelirlemediğiniz bir bayrama nasıl ad koyabilirsiniz.
Şimdi birisi çıkıpta 30 Ağustos'a Zafer bayramı değil de,Cihad bayramı adını taksa tüm laiklerimiz "Laiklik elden gidiyor" diye ayağa kalkarlar.
Peki Ramazan'a "Şeker" deyince hiç bir şeyin elden gitmediğine emin misiniz?
Kanımca Ramazan'ı oruç bile tutmadan ihya eden birileri Bayram'ın adını değiştirerek bayram günü çekecekleri vicdan azabının önüne geçmeye çalışıyorlar.
İş bununla kalsa iyi.Üstüne bir de bayramı bayramlıktan çıkarıp tatile dönüştürdüler.
Ne diyelim,"şeker tatili"niz şeker gibi geçsin. :) Ama şeker kelimesinin şükür kelimesi ile aynı kökten gelme ihtimali de içinizi kemirsin,emi!
Yazan: sadık Tarih: October 2, 2008 11:57 AM
Mustafa Akyol'un ne dediğini anlamış değilim. Daha doğrusu ne demediğini. "Herkes istediği kavramı kullansın ama herkes kendi kavramını yayma hakkına da sahip olsun." Bu zaten olan birşey. Herkes kendi kavramını kullanıyor. Başbakan'ın çıkışı da bence büyük oranda kendi tarafına bir hatırlatma. Ve yine herkes kendi kavramını kullandıkça ve onun üzerinden polemik yaptıkça yaymaya da çalışıyor demektir.
Yani yaşadığımız gerçek Mustafa Bey'in bahsettiği durum. Ama naif bir yaklaşım. Zira herkes bu alanı derinlerde bir mücadelenin ön cephesi olarak görüyorlar. Dolayısı ile bu isimler konusu aslında önemsiz bir konu da değildir.
Laikçilerin öteden beri toplumu dinden sterilize bir kıvama ulaştırmak gibi bir çabası mevcut. Bu en dini bayramlara karşı uzanmış bir savaş. Adamın ramazanla veya oruçla bir ilgisi olmasa da bu konuda yorum yapması gibi birşeydir bu. Ramazan ayı sonunda kutlanan bu bayramın orijinal adını "Iyd-ul Fıtr" deniz takma isimli bay/bayan ifade etmiş zaten. Ama tartışma Şeker Bayramı/Ramazan Bayramı noktasında sürüyor.
Yani bir adım ötede bir durum. Tahrif amaçlı bu tür terminolojik yanlışların bilinçli olarak yapıldığını düşünenlerdenim. Aynı şekilde "Selamün aleyküm" yerine "selam", "merhaba" vs. kullanılması gibi..
Hiç unutmam İsviçre'de bir cafeye -- adı İstanbul olduğu için -- heyecanla dalmış ve "Selamün aleyküm" demiştim, ama tezgahtar kalın ve ağzına giren bıyıklarının altından sert ve "siktir git" gibisinden bir "meraba" çıkarttı. O gün anlamıştım selamın ne denli önemli olduğunu.. Aslında gerçekten de bu arkadaşa minnettarım. Zira bana ne olduğunu hatırlatma fırsatı verdi. Duvarlarında sarı-yeşil-kırmızı PKK akan bu mekan aslında bu sekülerleştirmeden her kesimin nasibini almış olduğunun bir göstergesidir.
Bu bağlamda kavramlar son derece önemlidir. Ve bu kavramları siz değil de başkaları tanımlamaya kalkarsa artık onların terminolojisi ile hayata bakmak ve yaşamak zorunda kalırsınız. Ali Bulaç ısrarlar bu terminoloji konusuna dikkatleri çekedursun bizim entelektüel diye etrafımızda okuduğumuz dinlediğimiz kişilerin konuya kayıtsızlığı kahrediyor doğrusu.. Bu aydınlara bu blogun sahibini de katabiliriz diye düşünüyorum..
Yazan: Mehmet Cetin Tarih: October 2, 2008 12:47 PM
Hani ağzımı açmayayım diyorum, illa fitilliyor gündem beni... Adamın namazla işi olmaz ezanın diline takar, oruçla-namazla işi olmaz dini bayramın ismine takar... Bariz bir şekilde görülüyor ki ortada bilinçli bir icra var. “dinin itibardan düşürülmesi” yönünde bir çabanın var. Yıllardır ilkokul kitaplarında, TRT'de şeker bayramı diye pohpohla dur, "Ramazan" ismi de yalnızca komik filmlerde avanak rollerdeki "Şaban", "Recep" le birlikte kullanılsın...
Yazan: Talha Can Tarih: October 3, 2008 2:35 PM
Ramazan bayramının "şeker bayramı"na dönüşmesi, dini ritüellerin sekülerleşmesinin tezahürüdür. Bunun için laik kesimi suçlamak yersiz. Diğer kesimde de bir sekülerleşme görünüyor. Ramazan'da artık teravih namazlarına pek rağbet görülmüyor mesela. Zaten namaz hak getire. Oruç tutan bile azalıyor günden güne mide rahatsızlıkları pek bir arttı zira. Onun yerine herkes birbirini ziyafete davet edip duruyor. Eh fakirler zaten çadırlarda karnını doyuruyor, bu yüzden onlarla belediye ilgileniyor. İftar sonrasında da hazım gayreti başlıyor, onca çeşitli et, zeytinyağlı, sütlü ve şerbetli tatlılar, çaylar, börekler... Bayrama ne gerek var ki. Bize her gün bayram !
Sonra da neymiş. "Onun adı Ramazan bayramı"ymış, "şeker bayramı" değil. Valla ben isim koysam başka bir isim koyardım, hiç burada söylemeyeyim.
İşin kabuğundayız. Bayramın ne olduğunun ise, kim bilincinde?
Yazan: blue Tarih: October 5, 2008 6:32 PM
ne şeker ne ramazan aslı fıtr bayramıdır.oruç tutmamayı (tutamamayı değil) tercih edenlere şeker bayramı veya şeker tatili olabilir tabi.Mübarek Ramazandan bi haber olan fıtratını yitirmiş olan fıtr dan nasıl haberdar olsun.
Yazan: havva Tarih: October 9, 2008 9:59 AM