« Big Bang: Taklitlerinden Sakınınız | Ana Sayfa | Cihanda Sulh, Yurtta İç Savaş »
September 22, 2008
Din Sömürüsüyle Yüzleşmek
[22 Eylül 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Başbakan Tayyip Erdoğan ile Doğan Grubu arasında gelişen polemik hakkında bugüne kadar pek bir şey yazmadım. Çünkü tartışılan konuların detayları hakkında hemen hiç bir şey bilmiyordum. Ne “Hilton arazisi” hakkında bilgim vardı, ne de Almanya’daki Deniz Feneri’nin nasıl bir kuruluş olduğundan haberdardım. Ancak Deniz Feneri’nde gerçekten de yolsuzluk yapıldığı Alman mahkemesinin kararıyla ortaya çıktı. Bu, hiç bir şekilde hafife alınmaması gereken büyük bir skandal. Ve karşımıza “din sömürüsü” gerçeğini bir kez daha dikiyor.
Evet, laikçi yazarların dilinden düşmeyen din sömürüsü bir gerçektir, tarih boyunca var olmuştur. Din, çok büyük bir kutsal olduğu için, pek çok insan ona büyük önem verir ve uğrunda fedakarlıkta bulunur. Ve her devirde bu fedakarlığı kendi menfaatleri yönünde devşirenler çıkar. Zaten peygamberlerin bir mücadelesi de bu istismara karşıdır. İncil’i okursanız, Hz. İsa’nın en çok eleştirdiği şeyin bu olduğunu görürsünüz. Bir yerde şöyle der:
"Uzun kaftanlar içinde dolaşmaktan, meydanlarda selamlanmaktan, havralarda en seçkin yerlere ve şölenlerde başköşelere kurulmaktan hoşlanan din bilginlerinden sakının. Dul kadınların malını-mülkünü sömüren, gösteriş için uzun uzun dua eden bu kişilerin cezası daha da ağır olacaktır."
Kuşkusuz İslam dünyası içinde de böylesi ikiyüzlü “şeyh”ler, “hoca”lar veya “dini kuruluşlar” var. Zaten işte zaman zaman bunların skandalları da ortaya çıkıyor. Bu durum karşısında dindarların yapması gereken, gözü kapalı bir “Müslüman dayanışması” göstermek değil. Aksine, “içeriye” eleştirel bakabilmek ve Müslüman etiketi taşısa da bu dinin ilkelerine aykırı davrananlara “dur bir dakika” diyebilmek lazım. Unutmamak gerekir ki İslamiyet “kabileci” değil, “hakçı” bir dindir. Müslümanın da herhangi bir “cemaat”e değil, ilahi ilkelere sadakat göstermesi gerekir.
Bu arada din sömürüsüyle bu şekilde yüzleşirken, laikçilerin propagandasına da gelmemek gerek. Onların yaptığı, bir takım din sömürüsü örneklerinden yola çıkarak, tüm sivil dini oluşumları karalamak. Bir kaç sahte “hoca”nın marifetini kullanarak “hacı-hoca takımı” diye damgaladıkları bütün dindar kesime savaş açıyorlar.
Oysa sivil dini oluşumlar içinde istismarcı yöneticiler olduğu gibi, kendini dine samimi olarak adayan ve onun uğrunda sayısız fedakarlıkta bulunanlar da vardır. Belki bu konuda basit bir kıstas almak için bu insanların özel yaşamlarına bakabilirsiniz. Lüks ve ihtişam içinde yaşayanlar olduğu gibi, mütevazi ve kanatkar bir hayat sürenleri de göreceksiniz.
Öte yandan, dini sömürenlerin sadece sivil cemaat ve tarikatların içinden çıkmadığını da görmek gerekir. Tarihte olduğu gibi bugün de din sömürüsünün en âlâsını siyasi otoriteler yapar. Hatta kendine “laik” sıfatını yakıştıran kimi devletler bile, işlerine geldiğinde, dini kavram ve değerleri kendi siyasetlerine alet ederler.
Ve yine görmek gerekir ki sömürüye açık olan tek değer din değildir. Aksine, insanların yücelttiği, kutsallaştırdığı her şey kolayca sömürü kaynağı haline gelebilir. Nitekim Türkiye’de din kadar, hatta belki daha çok, başka değerlerin istismarı yapılmaktadır: “Vatan-millet sömürüsü” veya “Atatürk sömürüsü” gibi.
Tüm bunları en aza indirgemenin yolu ise sivilleşmek, şeffaflaşmak ve hayırseverliği sadece “güven” değil aynı zamanda “kayıt” esasıyla yürütmektir.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: September 22, 2008 7:49 AM




Nasıl bir ülke ki burası, sırayla herkes teşhir malzemesi oluyor da(YOLSUZLUK, KAYITDIŞI,TORPİL...), iş hataya gelince herkes vini-vidi-vici durumunda safı oynuyor?
Hatasıyla yüzleşen, doğruya daha çabuk ulaşır, ister hatayı kendisi yapsın, ister de hata yapacak ortam kendisine hazırlansın.
öyle bir anlayış var ki, sen daha çok yaptın,hayır ben daha az yaptım, sen de şunları yapmıştın analojisinden çıkıp da insanlar şunu sorgulamıyor:
Yapan kim olursa olsun cezalandırılmalı ve insanların güveni böyle çabuk harcanmamalıdır. Şimdi kimi yorumlar gelecek, bakınız yapmışlar, yaptılar; bir grup da sizler de şunları yaptınız diyecekler, ki onlar da yaptılar. Ben baştan birilerinin devamlı bunu yaptığını ve bunun herkese ait bir kusur olduğunu söyleyeyim ki, cevaplanması gereken soru şu olsun. Bu tarz ilişkileri, olayları nasıl engelleriz?
Bunu kim konuşacak, emin olabilirsiniz ki hiç kimse :(
Yazan: snibe Tarih: September 22, 2008 10:31 AM
Din sömürüle sömürüle din iman kaldımı ki, din sömürüsüyle yüzleşilsin? Sözüm ona yasak ve kapalı olan tarikatların köküne kibrit suyu dökülüp kurutulmadıktan sonra din sömürüsü, vicdan sömürüsü hiçbir zaman bitmez. Çünkü şarlatanların en kolay, en basit, en zahmetsiz bir geçim ve iktidar aracıdır dinler.
Bu ülkenin din bezirgancısı şarlatanları, vicdan sömürücüleri boşuna mı, ATATÜRK ve Laiklik düşmanıdırlar?
Çünkü din sömürüsünün önündeki en büyük engel sadece anayasa mahkemelerinde görülen dava süreçlerinde hatırlanan anayasal bir hüküm olmasına rağmen uygulanmayan sürekli göz yumulan, anayasayı ihlal edenlerin yanına hep kar kalan devrim kanunları ve laiklik ilkesidir.
Hiiç yüzleşmeye falan gerek yoktur. Şarlatanlarla, halkı kandıran, söğüşleyen sahtekarlarla ne yüzleşeceksin? Yasalar ve anayasa hükümleri uygulansın yeter. Anayasayı korumak, kollamak ve anayasayı uygulamakla yükümlü yürütme, yargı ve diğer anayasal kurumlar, üzerine yemin ettikleri anayasal görevlerini yapsınlar yeter.
Ne kadar komik yaa sen yasaları uygulama savsakla görevini yapma ondan sonra din sömürüsüyle yüzleşmek lazım diye sırf bir şeyler yazmış olmak için yazdım işte diye kaytarmaca yok. Bu öyle bir kaç kuru lafla geçiştirilecek bir mesele değildir.
Din sömürüsüyle yüzleşmek değil din sömürücüleri kim olursa olsun onları ezmek, rezil rüsva etmek lazımdır. Her türlü devlet görevlerinden, sosyal ve toplumsal hayatı yakından ilgilendiren her türlü hizmetlerden el çektirmek lazım. Bu tip şarlatanlara en ağır cezalar müstehaktır.
Gün, yüzleşme değil inanç hortumcusu şarlatanlardan hesap sorma günüdür! Faizsiz kazanç kar ortaklığı olmadı deniz feneri verelim Allah sizden bin kere razı olur yok öyle yağma geçti Bor'un pazarı sürecez eşeğimizi Niğde'ye..
Hülagü TTT
Yazan: Hülagü Tarih: September 22, 2008 5:03 PM
Daha önce de buraya yazmıştım. Kurumsallaşmış din Allah'a değil Kurum'a kulluk eder. Bunu görmemek için kör olmak lazım ama ne yazık ki din sömürüsü ile dopdolu bir tarihi bildikleri halde "bize olmaz" düşüncesiyle samimi mümin yine kurumsallaşmış dini akımlara güveniyor ve sömürülüyor. Tarih boyunca din hep asıl amacından saptırılıp emperyalisme alet edilmiştir. Sayın Akyol'un İncil'den alıntıladığı ayet durumu gerçekten çok güzel özetliyor. Başka bir yerde Efendimiz Mesih şöyle buyurur, "Allah'ın hakimiyeti içinizdedir." Bunun siyasi veya örgütsel bir şey olmadığı açık bir şekilde tebliğ ediyor. Kulağı olan işitsin!
Yazan: barış Tarih: September 22, 2008 5:40 PM
Sayın Mustafa Akyol cemaatçilik ya da hizipçilik karşıtı vurgunuza yürekten katılıyorum. İslam'ın "kabileci" değil "halkçı" olduğu ifadesi de çok önemli, bunu not ediyorum.
Alman mahkemesi Almanyadaki Deniz Feneri'nde bir usulsüzlük olduğunu ispatladı, büyük bir çalma çırpma olduğunu değil. Bununla birlikte gözlemleyen gazeteciler (Taha Kıvanç yani Fehmi Koru gibi) mahkemenin genel tutumu ve içine bulaştığı siyasi oyunları haber veriyorlar (bkz. Taha kıvanç ve fehmi korunun yeni şafak gazetesindeki yazıları: yenisafak.com). Belli ki Aydın Doğan'ın dev sermayeli Alman ortaklarının ve onların Alman devleti içindeki ortaklarının mahkemenin yönlendirilmesinde etkisi var. Nedendir bilinmez (!), konuşma ve Türk kamuoyunu yönlendirme sevdalısı olan Alman hâkim, mahkemenin hakkında karar veremediği konularda da Türk kamuoyunu manipüle etmeye yönelik saçma sapan yorumlarda bulundu. Mesela ve de örneğin Zahit Akman'la ilgili bir şey yokmuş deliller arasında, ama unutulmamalıymış ki davada en çok cezayı verdikleri adamla Zahid Akman'ın bir zamanlar ticari iş ilişkisi olmuş. Bu ne rezalet bir mantık bozukluğu ve sinsi bir çamur atmadır.
Türkiye'de inşallah daha tarafsız ve şaibesiz olacak yargılamaları bekleyeceğiz. Zahit Akman'ı ve diğerlerini Alman mahkemesi suçlu çıkarmayı başaramadı. Buradaki mahkeme güvenilir bir şekilde onları suçlu bulacak mı bulamayacak mı, hakikati bilmemiz için bu önemli. Doğan medyasının ve müslüman karşıtı grupların olayları çarpıtarak sunmasına aldanıp Allah nezdinde aptal durumuna düşmeyelim.
Unutmayalım din, ahlak ve etik sömürüsünün en korkunç bir şekli de, kendi menfaatleri gereği insanları işlemedikleri suçlarla suçlamak veya böyle suçlamalara sözde ahlak ve "etik" kahramanlığıyla alet olmaktır. Hele ondan sonra geniş bir yardım kuruluşları ve dindar sivil toplum örgütleri yelpazesi hakkında vahşi genellemelere gitmek tam bir insanlık suçudur. Bir de "dinci" diye hakaret edilen ve adı anılan olayla hiç bir ilgisi olmayan büyük kitleleri hedefe oturtmak tam bir din sömürüsü, korkunç bir kötücüllüktür.
Doğan medyasının ve müslüman karşıtı grupların olayları çarpıtarak sunmasına aldanıp Allah nezdinde aptal durumuna düşmeyelim. Hem din hem de akıl, bize işler tam tebeyyün etmeden yani işin hakikati şüphelerden uzak bir şekilde ortaya çıkmadan yorumlarda ve eylemlerde bulunmamak gerektiğini haber veriyor.
Yazan: Mehmed Mustafa Tarih: September 22, 2008 5:55 PM
“Vatan-millet sömürüsü” veya “Atatürk sömürüsü”'ne örnek olarak göstereceğimiz en önemli hareket ERGENEKON hareketidir.kanımca burdada bunu demek istemişsiniz.ki sonuna kadarda haklısınız..
sömürü çeşitleri farklı olsada benim bildiğim bişey var oda “Vatan-millet sömürüsü” veya “Atatürk sömürüsü” yapan ergenekon ile Din sömürüsü yapan deniz feneri vb. arasında pek hatta hiç fark olmadığıdır...
bunlara istinaden DEVLET'in işi bu tartışmaların odağı haline gelmek yerine bu tip sömürülere engel olacak akılcı çözümler üretmek olmalıdır..
kaldı ki bunu yapacağına inanmıyorum.çünkü yolsuzluk olaylarını samimi olarak takip edecek ve bunları gerekli birimlere bildirecek olan devletin güvenilir bir kurumu yoktur..eğer ilgilenen bir kurum varsa da bunun güvenilirliği üzerinde durmak gereklidir.(çünkü bu kurumlar bile 3-5 kuruş parayla rahatça susabiliyorlar)
saygılarımla..
Yazan: selami akan Tarih: September 23, 2008 12:02 AM
alman yargısı "bağımsız" türk yargısına 100 basar. nokta.
Yazan: alman Tarih: September 23, 2008 9:15 AM
Anlamadigim seyler var, bunlari yazayim. Bilmeyenler icin kisaca iktidari pek cok konuda destekledigimi de yazayim.
1. Kanal7 milletten para toplanarak kurulmadi mi? Nasil oldu da bu insanlar "islami kanal kuruyoruz" diyenlere paralari verdiler, bunlara hisse mi verildi? Verildiyse bu hisseler ne oldu?
2. Kanal7´nin patronu "söyle basarili isadamiyim", filan diye anlatiyor. Simdi sorarlar adama: Madem sen isadamisin, niye milletten para toplayarak is yaptin?
3. Zahid Akman´in da isadami oldugunu ögreniyoruz, tuhaf sekilde. Olabilir de; bu sirketler hakiinda ve faaliyetleri hakkinda niye detaya inip kendini aklamiyor? Isadamiyim demekle hersey cözülüyor mu?
Almanyada malum baglantilar (mili görüs) olmasa ne isi yapacakmis, Almancasi orada sirket kuracak mevzuati takip edecek kadar iyiymiymis? Degilse baglantilari (aslinda malum) kimler, kimler vasitasiyla Almanya´da is adami oldu? Veya aslinda isadami degil, fakat mevzuati asmak iicn güvenilir bulundugu icin mi öyle gösterildi?
4. Deniz Feneri´nin Türkiye´deki en cok öne cikan kisiligi Ugur Aslan sonradan magazinci olmadi mi? Bütün bunlar hayra alamet mi?
5. Kanal7´nin cizgisi ne kadar ahlaki, aldiklari reklamlar filan ne kadar temsil ettigini iddia ettigi kitleye saygili?
6. Almanya´da Türklere yönelik ciddi bir 28 subat sürecinin yasanabilecegine dair isaretler oldugunu, iki üc senedir yeri geldikce yaziyorum. Bu bakimdan Fehmi Koru´nun yazdiklari dogrudur. Fakat hep karsi tarafin hatalari ve kötü niyeti üzerinden kendini aklamak cabasina destek olmam mümkün degil. Bir taraftan sahsen de Zahid Akman´a aciyorum. Acikcasi kafam karisik.
7. Oray Egin düsünce dünyama cok ters bir yazar. Onun yazdiklarinda gerceklik payi yok mu,özellikle de arsa ile ilgili. 7 MILYON DOLlAR konusu tatsiz.
Sonuc:
Bütün bunlar mevzuati hafifletmek icin basvurulmus yöntemlerse bundan ders alinmasi lazim. Yanildigim konular varsa,yorumcular atarafindan düzeltilmeyi bekliyorum. Akman´la ilgili hergün baska sekilde düsünüyorum, Bir gün hak veriyor, bir gün "haksiz" diyorum; böylesi benim ilk defa basima geliyor.Ama bütün yasanlarda islami kesimin sekülerlesmesi ve buna bagli olarak pastadan pay almada gösterdigi inanilmaz istahin Allah tarafindan cezalandirilmasini görmemiz lazim, diye düsünüyorum. Özel sahislarin; Zahid Akman´in v.b aklanmasi da bu gercegi degistirmeyecek. Özellikle islami t.v kanallari, basta STV ve Kanal7 ´nin reklam kusagi cok incitici bulunuyor. Bu reklam kusaklarinin yayinlanabildigi kanallar nasil oluyor da "hizmet", "islami kesim" v.b oluyor? Caiz midir?:)
Saygilar
Yazan: Muzaffer Kazim Tarih: September 23, 2008 1:52 PM
Sayın Alman, sizin mübarek Alman yargınızın daha önce kötü işler çevirdiğini ve bunun ortaya çıktığını ama "bağımsız" ve "Alman ortaklı" Türk medyasının bunu yayımlamadığını görmek için önce Taha Kıvanç'ın "Ba'de harab'ül Basra" başlıklı yazısını okuyun lütfen. Yeni Şafak gazetesinin (yenisafak.com) 13 Eylül 2008 tarihli sayısında yayımlandı o yazı. Arşivden onu okuduktan sonra Taha Kıvanç'ın diğer yeni yazılarını bulup okumanızı da öneririm. Ya da şu linke tıklatın.
Ama yine de haklı olabilirsiniz. Türk yargısı daha da manipülatif işler yapıyor olabilir Alman yargısından. Özellikle laikçilik, "batılılaşmacılık" ve İslam'ın toplum üzerindeki etkisini kırma adına.
Yazan: Mehmed Mustafa Tarih: September 23, 2008 5:04 PM
@Hülagü,
"Bu arada din sömürüsüyle bu şekilde yüzleşirken, laikçilerin propagandasına da gelmemek gerek. Onların yaptığı, bir takım din sömürüsü örneklerinden yola çıkarak, tüm sivil dini oluşumları karalamak. Bir kaç sahte “hoca”nın marifetini kullanarak “hacı-hoca takımı” diye damgaladıkları bütün dindar kesime savaş açıyorlar."
Sanırım yazının burasını okuyaMAdınız, bana öyle geliyor ki siz yazıyı da okumadınız, başlık yetmiştir size.
Okuduğunuz ve benim Akyol'dan alıntıladığım yer size neler söylüyor?
Yazdığınız yorumun kısa bir özeti gibi sanki, ne dersiniz? Bu paragrafa örnek arayacak olsam uzağa gitmeden sizin yazınızı kopyala yapıştır yapardım, bizde cevher çokkk.
Yazan: snibe Tarih: September 23, 2008 5:41 PM
Deniz Fenerini aklamak aına Alman Yargısına bile iftira atar hale gelmek çok yazık.
Dindar kesimden birçok kişinin Deniz Feneri olayını sömürü ya da vurgun olarak görmediğine emin olabilirsiniz. Deniz eneri yolsuzluğunu yapanların ve dindar kesimden çoğunun beyninin gerisindeki düşünce şudur:"İnsanlar bu paraları Allah yolunda harcamamız için bağışladılar. Biz de bunu yapıyoruz. Kanal7 ve benzer firmaların kurulması ve işlemesi de Allah rızası için yapıldığından ortada bir vurgun, soygun falan yoktur. Olay sadece bağışların alışılageldik şekilde açları doyurmak, evsizlere ev almak v.s. yerine Allah yolunda çalışacak insanların toplandığı kurumlar kurmaktır. Bu vurgun falan değildir. Önem olan bağışların allah yolunda harcanmasıdır ve biz zaten bunun alasını yapıyoruz" diye düşünüyorlar. O yüzden bu olayın dindar kesimde çok büyük sarsıntı yaratacağını sanmıyorum. O insanların kendilerine şu soruları sormaları lazım; "Bağışçıların, bağışın nereye kullanıldığını bilmeye hakkı yok mudur? Bağışçılar bağışlarının ne şekilde harcandığını bilse gene de bu bağışı yaparlar mıydı? Biz böyle yaparak bağışçıları -en hafif ifadeyle- salak yerine koymuş olmadık mı?"
Ben size şimdiden söyleyeyim; onlar bu soruları kendilerine sormazlar ve yaptıklarını da -vicdanen- meşru görürler/gösterirler. Bu paraların şahsi malvarlıklarına aktarıldığının açık ispatı lazım. Ancak o zaman işler değişir ve bu sülükler temizlenir.
Bu olay belli kalıpların yıkılması adına çok önmli olmuştur. Artık dindar geçinenlerin ve o camiada tanınan kimilerinin de yolsuzluk, hırsızlık yapabilecekleri açıkça ortaya çıkmıştır. Hoş Yimpaş, Kombassan, Jetpa vs de bence en az bu olay kadar önemliydi ama işin içinde yardım derneği olduğu için bu olay bu kadar ön plana çıktı.
Bu arada şunu da söylemeden geçemeyeceğim din tandanslı kurumlara yapılan bağışları aynı camilere yapılan bağşlar gibi görürüm. Bence her ikisi de son derece bencilcedir. Oralara ayrdım yapanların çoğu aslında kişisel menfaat peşindedir. Çünkü insanımıza hep şöyle anlatılmıştır: Allah yolunda hizmet edilecek yerlere bağış yap ki "sebep olan yapmış gibidir" sırrınca o yardımları sayesinde allaha yapılacak hizmetlerden sen de sevap kazan ya da Cami yapımında kullanılan bir tuğlanın bile parasını verirseniz o camide kılınacak her namzadan siz de sevap kazanırsınız. Oh ne ala, verelim 20-30 lira cami derneğine oturduğumuz yerden sevap kazanalım. Ya da verelim denizfenerine, onların doyurduğu müslümanların hayır dualarından nasiplenelim. İşin ucunda irek sevap kazanma yoksa bağış da yoktur ya da azdır. Herhangi bir caminin avlusuna gidip: "Kardeş bak bilmem hangi şehirde kütüphane kurmak için ya da bilmem hangi okula ısıtma sistemi kurmak için bağış topluyoruz" deseniz cami derneğinin topladığının yarısı kadar para toplayamazsınız. İşte o yüzden dünyada kişi başına düşen en çok cami bizdedir ve işte o yüzden biz Ankara Ünv. Hukuk Fakültesinde dersleri montla, kabanla dinlerdik. Bağışlarımızda bile başat olarak çıkar gözetiliyor olduğunu düşünüyorum.
İnsan tabii ki kendi inançları doğrultusunda çalışanlara bağışta bulunabilir ama bu kadar çıkarcılık niye. Kusura bakmayın ama ben deniz feneri ya da benzeri yerlere bağış yapanlara o kadar da üzülmüyorum. Ya da şöyle söyleyeyim; üzüldüğüm kadar kızıyorum da
Nazım zamanında söylemiş söylenmesi gerekeni
bir değil,
beş değil,
yüz milyonlarlasın maalesef.
koyun gibisin kardeşim,
gocuklu celep kaldırınca sopasını
sürüye katılıverirsin hemen
ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye.
dünyanın en tuhaf mahlukusun yani,
hani şu derya içre olup
deryayı bilmiyen balıktan da tuhaf.
ve bu dünyada, bu zulüm
senin sayende.
ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer
ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi
eziliyorsak
kabahat senin,
- demeğe de dilim varmıyor ama -
kabahatın çoğu senin, canım kardeşim!
Yazan: UMUT Tarih: September 23, 2008 6:34 PM
Sayın Akyol,
Sizin için zor olsa da gerçeği nihayet yazmak zorunda kaldınız.Yine de sıkıntı içinde "Neler söylesem de zevahiri kurtarsam acaba ?" telaşını yaşadığınız da satırlarda görülüyor. Siz de Yozgatlısınız ben de. Yimpaş`ın çevirdiği dolapları herkesten daha yakın biz biliyoruz. Hacı Annemi kandırarak kefen parasını aldılar ve vermiyorlar.Kandırırken de Cuma günleri "mukabele" toplantılarında Hocanımları kullandılar.Şimdi hırsızların hiçbiri ortada yok. Bilineni hapiste o kadar, o da bayramda evinde imiş...Şimdi bu islami hırsızlıkların nedense bir türlü sonu gelmiyor. Bu millet bu kadar mı istismar edilir ?
Deniz Feneri konusunu tartıştığımız AKP yandaşları ne diyor biliyor musunuz ? "Boş ver Baykal çalana kadar Tayyip çalsın, hiç değilse bir müslüman çalmış oluyor." Yemin ediyorum Mustafa Bey, zihniyet buna dönüşmüş. Alnı secdeye gelmemiş insanlar birdenbire siyasal islamcı oldular ve işlerini yürütüyorlar.Hem de çok ciddi rağbet görerek.Peki bu nereye kadar gidecek ? Hangi birini hoş göreceğiz bu yapılanların ? Hesap sorulmadıkça, korundukça, yapanın yanına kar kalacak.Ve İslam her nedense bizim yüzyılımızda da sömürü aracı olmaya devam edecek.
İftar vakti bu kadar yazabildim.
Yazan: M.Erciyas Tarih: September 24, 2008 6:23 PM
Hülagu bey, kusura bakmayında , din sömürüsüyle laiklik sömürüsü aynıdır. Aynı amaca hizmet eder. Bence sizin yanlışınız, laiklik sömürüsü olduğunda sesinizin bu kadar çıkmaması. Din sömürüsü hakkında yazdığınız yorumun çoğuna katılıyorum ama bunu çözmek için din sömürüsüyle laiklik sömürüsüne aynı anlayış çerçevesi içinden bakan bi adalet sisteminin olması lazım.
Hayırlı ramazanlar, Burak Ar
Yazan: Burak Ar Tarih: September 26, 2008 1:21 AM
Son 5 paragraf dikkatle ve özenle okunup, anlanmalı.
Fakat din sömürüsünden bahseden laikçilerin amacı birkaç kişinin yediği haltı bütün dindarlara fatura etmek olduğu için ortak bir savunma refleksi oluşması normal. Bence önce laikçi, Doğancı yazarlar biraz edep sahibi olsunlar.
Ayrıca Almanya'daki davanın detaylarını da öğrenmek isterdim.
Doğan medyasının suçlamaları bu kişilerin paraları kendi hesaplarına aktarıp Türkiye'de şirket kurdukları ile ilgili idi. Ama aynı zamanda iç işleri bakanlığıydı sanırım Alman makamlarının Türkiye'de herhangi bir şirketi bilgi, arama ile ilgili talebi olmamıştı. Eğer Doğan Medyasının iddiası gerçek ise Alman Mahkemesinin Türkiye'den bu şirketler ile ilgili bilgi, arama vs. istemesi gerekmez mi idi? Bu soruşturulmalı.
Ayrıca başbakanın ve vatandaşın Doğan Medyasına tepki göstermesinin nedeni BAşbakanın ve AK Parti'nin adının bu davaya BULAŞTIRILMAK istenmesi idi. Halbuki amiral gemisinin(!) "kaptan"-ı deryası Ertuğrul Özkök bile "ben de başbakanın alakalı olduğuna inanmıyorum ama..." gibi laflar etmiş. Evet ama, başbakana çamuru bulaştıran o iddiaları haber diye sunmaktan geri durmadılar.
...
Birşey daha
Sağcısı da, solcusu da
Bilmem ne partilisi de, partisizi de, ordulusu da, üniversite rektörü de, "hukukçusu" da
çalabilir, yolsuzluk yapabilir
Hepsinden, hepsinin içinden çıkabilir.
Aşağıdaki cümleyi istatistiki bir çalışma olarak değilde, bir sitem olarak görün.
Bu memlekette sağcılar üçkağıtçı değil, solcular iftiracı. Bu memlekette solcular dürüst değil, sadece sağcılar cıngar çıkarmakta solcular kadar mahir değil.
Bakın Çankaya Belediye başkanının sözleri cıngar çıkarmada, curcuna çıkarmada solcu yazarların elinde ne kadar iyi bir araç olabilecekken, bunu insanların çoğu duyamadı bile.
Neyse.
Lüzumsuzluk ötesi dürüst(!)=budala yazarlarımıza seslenilir.
Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: September 28, 2008 3:53 PM
Sömürülme sadece din'e yapılan bir şey mi?
Evet din sömürüsü vardır. En başta devlet yapa gelmiştir. Devlet din sömürüsü kendisini tehdit etmeye başladığında alarm verir.
Başka şeylerde sömürülür. Vatan, millet, ordu, Atatürk ve diğerleri.
Şu an yaşıyoruz kemalizim adına, vatan millet adına asla bir araya gelmeyecek adamlar bir araya nasıl geliyor.
Aydın Doğanın basın özgürlüğünü savunduğuna bile şahit olduk.
Sonra din sömürüsü denince ramazanda vıcık, vıcık boyama dindarlaşan basınımız ne için yapıyor bunları.
Dindarların yine kendi içinden çıkan insanlar tarafından sömürülmesine gelince. Burada devlet'in suçu büyüktür. Çünkü dindarların kurumsallaşmasına izin verilmediği için hep yer altında örgütlenmiştir. Her darbede yurtlarını ve yaptıklarına el koyan devlete tedbir olsun diye gizli örgütlenir olmuşlar son zamanlara kadar.
Bu da tilki-dindar kılıklılara kapı açmıştır. Doğu kurnazlığı ile türlü oyunlar dolaplar dönmektedir. Evet bunların hepsi doğrudur.
Ama vatandaş fitre-zekat vermek istiyor kime verecek? Doğru düzgün kurumlar varmıydı da versin? Bu işler de gelenek çok önemlidir. Gelenek olmazsa kültür olmaz. Her on yılda tırpanlanmış yapılardan başka ne beklenir.
Almanyadaki olayda tahminimce alamanyadan yardımları yasal olmayan yoldan çıkarma yöntemlerini keşfeden tilkiler yardımları iç etmiştir.
Yazan: Simurg Tarih: September 29, 2008 9:58 PM
yani ne diyelim.. bazıları kendi eleştirisini yapmaktan bile aciz..
akp & kanal 7 & milli görüş & yimpaş vs. vs. vurgununu savunana dahası da müstahak. allah bunları başınızdan eksik etmez inşallah.
adamlar götürdükleri paralarla şirketler kurdular, partilerini güçlendirdiler, şimdi de iktidarın verdiği güçle herşeyi örtbas ediyorlar.
hem de, gözümüzün içine baka baka.
biz sizin gibi değiliz. emin olun aynı şeyi yapan CHP veya bir başkası olsun, yerin dibine girsin. şu çankaya olayı mesela.
aynı cesareti akp destekçileri gösteremiyor.
çünkü maalesef düzenbaz sizi "allah" ile aldattığı zaman gıkınız çıkmıyor.
burada sanırım bir psikolojik faktör daha var, dolandırılan insanlar keriz konumuna düşmemek için bilinçaltında kendilerini dolandıranları inkar ediyor ve olayı rasyonelleştiriyorlar.
bu millete AKP müstahak. CHP de müstahak.
malesef bu dolandırıcıların alternatifi ise "YOK" partisi.
Yazan: kerem Tarih: September 30, 2008 8:13 PM
kerem denen yorumcu ...
İftiracılık damarlarınıza işlemiş.
O paralar dediğin paraların bir kuruşu ile güçlendirdiğiniz dediğin partiye menfaat sağlanmış ise elinde belge ile çık açıkla, daha sen gibi değil de basın yoluyla İFTİRA ATAN "gazeteciler" ve siyasetçiler de senin bulduğun bu belgelerden faydalanırlar.
SENİN ŞAHSINDA SENİN GİBİ İFTİRACI TÜM KİŞİLERE İTHAF OLUNUR BU yorumum.
Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: October 3, 2008 2:26 PM
Mustafa bey, aklımızdan geçenleri uygun bir üslupta gayet güzel ifade etmiş.
Şunu hemen ilave etmek isterim ki, sevilen güzel şeylerin istismar edilmememsi mümkün değildir. Bu yüzden, sürekli eleştirmekle bir yere varılmıyor. Bu ülkede, birilerinin aklına, cüzdanına veya rahatına hizmet etmek istemiyorsak kendi adımızdan bile şüphe duyarak, doğru bildiğimiz herşeyi sorgulamamız lazım.
Din uğruna veya, dosluk uğruna, o olmazsa sevgi uğruna...vs..vs..herkes bir şekilde sömürüye açıktır.
Bizim insanımızın genetik aşısından olsa gerek, kendisi birşeye kapıldı mı ille de seni de beraber sürükleyecek.
Esas olan yapılan hataların tekrarlanmasına mani olmak. Akıllı olalım, kendi yaşadığımız veya başkalarının yaşadığı sömürü deneyimlerinden ders çıkartalım.
Adı belli, Din, Atatürk, vatan, Millet, Sakarya,.. iyi diye beynimiz yıkanarak öğretilen herşey sömürüye açık. Kim ki bu öğretileri tekeline alırsa diğerlerine geçmiş olsun.
Onun için sürekli uyanık olmak gerekiyor. Ama ben annemin bana uygulamaya çalıştığı doğmatik din öğretilerini aşamadım ki. Yıllarca nerede üfürükçü, muskacı var, mutlaka onlara birşeyler kaptırdı. Şeyhliği evliyalık gibi kutsal bir makam sayıyor. Dini, ona tapmak olarak algılıyor.
Ben din konuda kendime şu soruları sordum:
-Mısırlıların 10 bin yıllık tarihinde dini emirler var.
-İslamiyet Musa'yı doğru kabul ediyor. Ama musanın kitabı on emir.
- İslamiyet İsa'yı da tanıyor. Onun kitabında olanlar bizimkinde yok. Ya da bizde olanlar onda yok.
- Örneğin içki İsa da yazak değil.
hatta kuran indiğinde değil. Ama Allah bakıyor ki yanılmı, insanlar içince sapıtıyor, o zaman ilave yasak koyuyor.
Çok şükür benim tanrım o kadar aciz değil.
Benim tanrım, tüm maddeye ve maneviyata ruh veren bir güçtür.
Kimyeyi de ne yargılıyor ne de ödüllendiriyor.
Kendi dengeleri içerisinde, kendi doğa yasalarına göre kusursuz olarak işliyor.
...........
Yazan: yalnız adam Tarih: October 16, 2008 9:00 PM
Deniz feneri gibi dernekler zaten dinin zaaflarını bildiklerinden (bu onlar için ticari bir sektördür) bunları en üst düzeyde kullanırlar.
Tamamen profesyonel şekilde kurulurlar ve yapacakları işler(Dolandırıcılık) başından bellidir.Programın sunucusu istediği kadar şiir okusun "Hiçbir İyilik Cezasız Kalmaz" diye.Bu tip olaylar Anadolunun bir ilinin küçük ilçesinin bilmem ne derneğinin yolsuzlukları değildir.İlk değildir son değildir ve son olmayacaktır.Son derece profesyonel,kurumsal oluşumlardır.Küçük,Orta,Büyük çaplıları bütün bir sistemi oluştururlar.bu tip hadiselerde zaten bir yolsuzluk olup olmadığından ziyade öne çıkardıkları öğe "Din" olduğu için gözünüz kapalı olarak niyetlerini anlayabilirsiniz.Yasal mercilerin bu tip derneklerin önünü kesinlikle bu işler olmadan daha baştan kesmeleri kendi görev sorumluluklarıdır.Açlık çeken birine sırf dini duyguları nedeniyle yardım edilmesi İnsanlık için utanç vericidir,ve bu durum engellenmelidir.
Yazan: TuncayÇavuşoğlu Tarih: October 26, 2008 9:40 PM