« Küreselleşme Komplosunun Merkezinden Haberler | Ana Sayfa | Din Sömürüsüyle Yüzleşmek »

September 17, 2008

Big Bang: Taklitlerinden Sakınınız

[17 Eylül 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]

İsviçre’deki Avrupa Nükleer Araştırma Kurumu CERN’de geçen hafta başlatılan ve dünyada epey yankı uyandıran deney, kuşkusuz önemli. Ama tüm evreni var etmiş olan Big Bang’in (Büyük Patlama’nın) yanında, bu minik “tekrar”ının esamesi bile okunmaz. Ve, hazır söz açılmışken, Big Bang hakkında bir şeyler dememek de olmaz.

Bilim dünyasına 1930’lı yıllarda girdi Big Bang teorisi. İsim babası ise, aslında bu lafı teoriyle alay etmek için ortaya atan İngiliz astronom Fred Hoyle idi. Hoyle, bir ateist ve materyalist (maddeci) idi. İnandığı felsefe, evrenin bir “başlangıç anı”na sahip olmamasını gerektiriyordu. Çünkü ilahi dinlere göre Allah “ezeli ve ebedi”dir; materyalizme göre ise madde.

Ama Hoyle’un sevmediği Big Bang, üstüste gelen destekleyici verilerle sonunda fizik dünyasında “hakim teori” oldu. Hala da öyle. Bu teori uyarınca, içinde var olduğumuz evren, 15 ila 17 milyar yıl önce bir “patlama” ile “yokluk”tan var hale geldi. Sadece madde değil, zaman da “sıfır”dan başladı.

Peki Big Bang’den önce ne vardı? Bu soruya bilimin verebileceği bir cevap yok, çünkü bilimin gücü sadece fiziksel dünyayı incelemeye yetiyor. Onun “ötesi”ne eli ulaşamıyor. Ancak bu, söz konusu soruyu anlamsız kılmıyor. Aksine, bununla birlikte, bilim, fizik ötesine (metafiziğe) bir kapı açmış oluyor. Bu yüzden Big Bang’den yola çıkan pek çok fizikçinin “yaratılış” kavramına ve Allah’ın varlığına ulaştığı bir sır değil.

Ancak Big Bang’in ateizmi zora sokan ve teizmi (Allah inancını) güçlendiren yönü, “önce ne vardı” sorusuyla sınırlı değil. Daha da garip bir şey var bu patlamada: Patlama sonrasında ortaya çıkan evrenin “düzenliliği”.

Bunu anlamak için önce Big Bang’den bugünkü evrene varan sürece değinmek gerek. Fizikçilere göre bu patlama sonrasında ortaya çıkan ilk “şeyler”, “atom altı parçacıklar”dı. Yani o ilk anlarında, evren atomdan çok daha küçük parçacıklardan ibaretti ki, buna “radyasyon” da diyebilirsiniz.

Garip olan şu: Başta sadece radyasyondan ibaret olan madde, nasıl oldu da “organize olup” atomu oluşturdu? Oluşan ilk atom olan hidrojen, sonra nasıl oldu da helyumu, oksijeni, karbonu ve giderek demir gibi ağır elementleri meydana getirdi?

Bu çok önemli, çünkü eğer evren radyasyondan ibaret kalsaydı, bırakın katı cisimleri, gazlar bile var olmaz, yıldızlar, gezegenler, taşlar, topraklar hiç bir şekilde oluşamazdı. Siz ve ben de asla var olamazdık.

Kuşkusuz başlangıçtaki radyasyonun katı maddeye doğru bir “evrim” geçirmesi, “büyü”yle olmadı. Evrenin yine ilk anlarında ortaya çıkan “dört temel kuvvet”in üçü (güçlü nükleer, zayıf nükleer ve elektromanyetik kuvvet), atom altı parçacıkları atomlara dönüştürdü. (Dördüncü kuvvet olan yerçekimi, çok sonra devreye girecekti.)

Şimdi, bakın, burada meselenin püf noktasına gelmiş bulunuyoruz. Ve bu da, 1970’lerde, Cambridge Üniversitesi’nden teorik astrofizikçi Brandon Carter’ın sorusuyla doğdu: Evreni düzenleyen bu “temel kuvvetler”in şiddeti biraz daha farklı olsaydı, ne olurdu? Bu soru üzerine hesaplara girişen Carter ve diğer bilim adamları vardıkları sonuçlara epey şaşırdılar. Çünkü fark ettiler ki evrenin “temel kuvvetleri”nin herhangi birisi biraz bile farklı bir değerde olsaydı, atom oluşmayacak ve “radyasyon” sonsuza kadar hüküm sürecekti.

Hesaplar ilerledikçe pek çok fizikçi evrende bir “İnsancı İlke” (Anthropic Principle) olduğu, yani evrenin fiziksel kanunlarının, insan yaşamına izin verecek bir “hassas ayar” (fine tuning) ile belirlendiği kanısına vardı. Bilim yazarları Augros ve Stancui şöyle diyordu: “Kopernik’in gösterdiği gibi, evrenin fiziksel merkezinde değiliz. Ama galiba evrenin AMACININ merkezindeyiz.”

Bu amacı kimin belirlediğini soran pek çok fizikçi de, buradan “Yaratıcı”ya varmakta zorlanmıyor.


NOT: Bu konuyu merak edenlere, Dr. Caner Taslaman’ın “Big Bang ve Tanrı” adlı titiz çalışmasını tavsiye ederim.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: September 17, 2008 8:17 AM

Okur Yorumları

(NOT: Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Mustafa Akyol tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, standart yorum kurallarını dikkate almanız önemle rica olunur.)

Mükemmel bir yazı!

Yazan: Kubilay Ant Tarih: September 17, 2008 8:46 AM

İyi güzelde kutsal kitaplarda dayatılan yaratılış safsatası ne olacak? Bu durumda önce yerin sonra göğün yaratılması safsatasını nasıl yutturacaksınız?

Önemli olan big-bang teorisi'nden değil kutsal kitaplarda dayatılan yaratılış safsatasından yola çıkarak Tanrı'ya ulaşmak.

Eğer bu safsatalar bir işe yarasaydı bilim adamları milyarlarca dolarlık deneylere kalkışmazdı.

Halbukisi bilim adamlarının Tanrı'yı aradıkları ya da Tanrı'ya ulaşmak gibi bir endişeleri yokki.

Beş bin yıllık safsatalara rağbet etmeyen bilim adamlarının bu çalışmasından dincilerin rahatsızlık duyması çok normaldir. Safsataları bir işe yaramıyor çünkü. Onlara göre araştırmaya hiç gerek yok. Tanrı 6 günde önce yeri yaratmış sonra göğe yönelmiş. Niye kurcalıyorsun kardeşim al sana yaratılış işte. Kütle çekimiymiş hadi canım sende Tanrı'yı çekiştirip durmanın ne alemi var değil mi?

Hülagü TTT

Yazan: Hülagü Tarih: September 17, 2008 11:40 AM

Olaylara, saf mantık çerçevesinde bakmak lazım. Herşeyde bir "amaç" aramayı istiyorsanız, o amacı kısa sürede elde edersiniz.

Yani, "bence bunların bir amacı var" dan "bunların bir amacı var" a geçersiniz ki, bu yanlıştır.

Sn akyol herşeye olduğu gibi, bu deneye de dünya görüşü çerçevesinde bakıyor ve görmek istediğini görüyor.

Ne yapalım, bazı insanlara ne kadar anlatırsanız anlatın, akıllı olmadıklarından değil ama, gönüllerinden geçen o olmadığı için gerçekleri kabul ettiremiyorsunuz.

Şu grafiğe bakın lütfen. Bilim vs İnanç:

http://static.mmoabc.com/my/P/u/n/ch/2007/12/13/1197585423160.png

Yazan: amaç Tarih: September 17, 2008 12:18 PM

Sayın Akyol,
"evren, 15 ila 17 milyar yıl önce bir “patlama” ile “yokluk”tan var hale geldi" diyorsunuz. Yokluktan bir patlamanın nasıl olacağını da bir zahmet izah etseydiniz. Bir patlama olduğuna göre ortada en azından "bir şey" vardı, "yokluk" değil.

Big Bang'dan önce ne vardı sorusuna bilimin bir cevabının olmaması ( şimdilik ) bir yaratıcı olduğuna delil değildir. Öyle düşünüyorsanız sizin düşüncenizdir ve bilimsel hiç bir tarafı yoktur.

"Evrenin başlangıçta bir amacı vardı ve biz o amacın merkezindeyiz" önermenizin tamamen tek tanrılı dinlerin inancına oturtulmuş olmasını bir tarafa bırakalım komik gibi duruyor. Gelinmiş olan noktanın son nokta olduğunu ve evrenin amacının bu olduğunu iddia etmek şimdiye kadarki tüm bilimsel gelişmelerle dalga geçmek gibi bir şey.

Okuyucunuza karşı sorumluluklarınız var, insanları yanıltmayın.

Selamlar
Adnan Semiz

Yazan: Adnan Semiz Tarih: September 17, 2008 1:28 PM

Bu çok güzel yazı için kaleminize sağlık, sayın Mustafa Akyol.

Yahu saygıdeğer ateist yorumcu arkadaşlar. Mustafa Bey anlamlı, amaçlı görünen bir evrenden bahsettiğinde size somut ve gayet de doğru yorumlanmış bilimsel verilerle konuşuyor. Bu konuda ne dediğini bilen bilimsel yazarları alıntılıyor. Söylediklerinin sizin iddia ettiğiniz gibi evrende bir anlam arayıp onu zorla bulmakla filân bir alâkası yok.

Yorumcu kardeşler, inanan insanları kendisiyle itham ettiğiniz dogmatizm asıl sizde var açıkçası. Aynı ateist klişeleri tekrar edip duruyorsunuz ve karşınızdaki argümanları anlamaya çalışmadan reddetmeye uğraşıyorsunuz. Böyle yapmayın açık görüşlü olun. Açık görüşlülük din karşısında dar kafalı davranmayı gerektirir diye bir saplantı içinde olmayın, böyle bir tavır bir çelişkidir çünkü.

Yazan: Mehmed Mustafa Tarih: September 17, 2008 5:01 PM

"Sizi gidi inancsizlar sizi" tarzi bir yazi daha. "Her sey tanrinin varligini ifade ediyor ama siz anlamiyorsunuz" demeye calisiyor.
Mustafa Akyol'u Turkiye'nin, dunyanin bunca etik sorunu varken CERN deneyinden Allah cikarimlari yapmasini elestiriyorum.

Yazan: Levent Cetin Tarih: September 17, 2008 5:03 PM

amaç,

ben verdiğin linke baktım ama anlamadım..anlatsana ne diyor?..

Yazan: realist Tarih: September 17, 2008 5:12 PM

O grafik benzeri algoritmalari hazirlayan biri olarak söyleyeyim. O diyagram yanlis hazirlanmis. Dinlerin hepsi ayni kaliba oturtulmus. Öncelikle bilginin olusumu safhasinda tek faktörün deneyler olmadigini tespit etmek lazim. Bilimsel veriler "ölcülebilen" verilerdir ve sinirlidir. Elinizde yeterli ölcüm teknigi yoksa, bilemezsiniz. Sizin veya baskasinin bilmemesi, olmadigi manasina gelmez. Ama ilim maluma tabiidir, malum ise ilme tabii degil."Malum" olan pek cok sey var ki; bilim bunlari aciklayamiyor, ölcemiyor cünkü. Cok düsününüz.

Yazan: Muzaffer Kazim Tarih: September 17, 2008 5:56 PM

Hülagü TTT buranın demir başlarından biri galiba..daimi olarak katkıda bulunuyor ama ben onun durduğu yeri anlayamadım..

Bazen Hz.Muhammed şöyle iyidir Kur'an böyle güzeldir ama müslümanlar yobazdır falan gibi katkıları oluyorken bazen de işte böyle herşeyi inkar ediveriyor..

nerede durduğunu bir anlasam cevap vereceğim de bilemiyorum ki karşımdaki arkadaş müslüman mıdır,değil midir?..

Hülagü,

uzun zamandır yazıyorsun ama ne olduğun belli değil..kendini net olarak anlatabilir misin?

Yazan: saruhan Tarih: September 17, 2008 6:05 PM

@ amaç

Bilim ve inanç konulu gelişim diyagramını görünce, aslında yıllardır söylenen bir şarkının resmedilmesine şahit oldum. O halde siz de bir tarafsınız. Aynı şekilde ben de.
Ancak ben bilim-inanç arasındaki bu katı çizgilerin varlığına inanmadığımdan verdiğiniz diyagramı yenileyerek yayımladım. Benim zihnimdeki ilişkiler oldukça karmaşık:D


Lütfen inceleyin:
http://img67.imageshack.us/my.php?image=sciencefaithbygeorgemicol1.jpg

Bu arada sayın Akyol, Caner Taslaman'ı önermiş. Son yıllarda bu ülkede okuduğum en iyi evrim incelemesini her yönüyle kendisi yapmış bulunmakta. Evrim Teorisi, Felsefe ve Tanrı kesinlikle edinilmesi gereken bir eser.

Yazan: George Michael Tarih: September 17, 2008 6:17 PM

Çok güzel bir özet olmuş sayın Akyol,teşekkür ediyorum.

Zamanın big-bang ile başladığı konusunda bazı şüphelerim var.Bence zaman big-bang'den önce de vardı.Bunu açıklayabilmek biraz zor gibi görünüyor.Metafizik veya başka boyutların varlığını ciddi ciddi düşünmeye başlamalıyız.

Yazan: Bigalıoğlu Tarih: September 17, 2008 8:27 PM

ya Hu, bilimle dini karşı karşıya getirmeye ne kadar bayılıyor bu inançsızlar. helagü, senin inandığın safsata tanrıları çekiştirilebilir belki ama Allahu Teala için bu söz konusu bile olmaz. İstenildiği kadar uğraşılsın helagü gibilerin "amaç"ı grafiklerle inanmaya çalıştıkları bilim vs (Türkçe 'vesaire' açılımı zannetmeyin, ingilizce 'versus' yani karşı karşıya manasında) inanç mücadelesine kendilerince uyduruk yanıtlar bulup, 100 kişiye sorduk safsatalarına kanıyorlar.
Bilimi de bize hizmetkar eden Allahu Teala'ya şu mübarek gecede şükürler olsun. Mustafa bey, bilgilendirme için teşekkürler, bu güzel yazı için ellerinize sağlık. Tam kararında bir yazı olmuş. Buna rağmen rahatsızlıklarından ötürü sindiremeyenlere ise kızılay sodası ve yardımı tavsiye ederim.
Teşekkürler

Yazan: cem Tarih: September 17, 2008 9:36 PM

Hülagü TTT,
Siz var mısınız, ya siz benim rüyamın içindeyseniz? Yani aslında yoksanız ve sizin varlığınız benim varlığıma bağlıysa :))
Tüm bu yazdıklarınızı sandıklarınız da aslında benim size yazdırıp sonra da sizin kendinize ait sanmanızı istediğim için öyle zannettiklerinizse? Belki de bizler sizin rüyanızın içindeyizdir de, bu da rüya değil kabustur, tez uyanırsınız umarım yoksa pek sinir bozucu olur rüyasında bile rahat bırakılmayan siz için :)

Yazan: snibe Tarih: September 17, 2008 10:33 PM

Hülagü Bey,

Mustafa Akyol Bey'in bu yazısının varlığı(içeriğe gerek bile yok) bile yaratılışçıların sizin zannettiğiniz gibi düşünmediğini tek başına gösteriyor. Sizin için büyük talihsizlik olmuş.

Sayın amaç,

Verdiğiniz bağlantıda gösterilen algoritmik şemada tespit edilen durumlar acaba hangi bilimsel deney ve araştırmanın ürünü. Sanırım bir araştırmaya dayanıyordur. Yoksa bilgisayar ve grafik tasarım konusundan az çok anlayan birisinin canı sıkıldığında yaptığı bir şeye hiç benzetemedim(!) Tabi yobaz(!?) yaratılışçıların gözüne sokmak için soruyorum: Hangi bilimsel araştırma ve deneye dayanılarak hazırlanmış o algoritma.

Ayrıca Sayın Yargıtay Başkanımız Abdurrahman Bey ile bir akrabalığınızın olup olmadığını merak ettim doğrusu.

İyi günler, bol güneşler.

Yazan: Anonymous Tarih: September 18, 2008 9:39 AM

beyler biriniz körü körüne yobazca ve bağnazca yorumlar yazıyorsunuz biriniz ateistçe bu böyle olmaz arap ülkeleri yobazlıktan bilimsel anlamda geride kaldılar. batı ise neredeyse ateist olacağından kültürel yozlaşmanın eşiğinde türkiye oratayı bulursa kalkınır ama 0ortayı bulan yok ki sevgili akyol biraz daha nesnel ve kendi inanç ve düşüncelerinizi katmadan bilimsel bir makale yazsaydınız yüz yılın makalesine aday gösterebilirdim .
iyi günler

Yazan: RESET Tarih: September 18, 2008 6:38 PM

Bu deneyin ne metafizikle bir ilgisi var, nede herhangi bir biçimde Mustafa beyin iddia ettiği gibi teolojik açılımları var, nede fizikçilerin düşüceleri o yönde(hatta tam tersi).

Evren ve doğadaki düzenlilik ise mevcut bilinen doğa yasalarıyla çelişmeyen olaylardır. Düzenlilik ve organizason gözlemlenen, laboratuvarda tekrarlanabilen, akıllı akılsız doğa üstü hayali ajanlara gereksinim duymayan süreçlerdir.

Bilim her zamanki işi yapıyor, teoloji ise yanlış anlayarak(özellikle big-bang) kendi argumanlarına destek devşirmeye çalışıyor telaş içersinde...

Yazan: fuatogl Tarih: September 18, 2008 7:27 PM

Mustafa Bey,

Ancak Big Bang’in ateizmi zora sokan ve teizmi (Allah inancını) güçlendiren yönü, “önce ne vardı” sorusuyla sınırlı değil. Daha da garip bir şey var bu patlamada: Patlama sonrasında ortaya çıkan evrenin “düzenliliği”.

Düzenliliğin açıklaması oldukça basit aslında. Victor Stenger'ın Düzenin Oluşumu başlıklı yazısını okursanız ve evrende düzenin kendiliğinden oluşumuyla ilgili birşeyler öğrenebileceğinizi düşünüyorum.

Yazan: Da Vinci Tarih: September 18, 2008 8:01 PM

yokluktan var olmak demek,evren ezelidir diye inanmanın yanlışlığını vurguluyor..yani bir start noktası var..zamanın,hareketin ve dolayısıyla evrenimizin bir başlangıç anı var..bu evren bir yerden çıktı,onu çıkartan arkadaki sebep,itici güç nedir,araştırılıyor tabiki..

bu evren daha büyük bir evrenin içinden çıkmış olabilir..evren içre evrenler olabilir..pek çok alemler iç içe geçmiş olabilir..

evrende devam eden bir genişleme olduğuna göre geriye doğru gidilince bir başlangıç noktasına ulaşılıyor..yani tüm evrenimiz tek bir çekirdekten açığa çıkmış..nasıl ki bir incirin içindeki minik tohumların her biri bir incir ağacını oluşturacak bilgiye sahipse,o minicik,nokta gibi tohumlarda incir ağacının kodları mevcutsa, evrenin kodlarının da o ilk baştaki çekirdekte olduğunu düşünüyorum..

evreni oluşturan,başlangıçtaki tek bir nokta evrenin tüm bilgisine sahip olmalı ve bu bilgi nasıl ki organizmanın her hücresinde aynı bilgi kodları mevcutsa aynı şekilde evrenin her noktasında da aynı evrensel kodlar mevcut olmalı..

yani her galaksinin ne zaman doğacağı,ne kadar ömrü olduğu ve ne şekilde konumlanacağı başlangıç kodlarında mevcuttur.. samanyoluda vakti saati gelince program gereği oluşmaya başlamıştır ve kendisine belirlenen süre boyunce yaşamına devam edecektir..evreni tek bir noktadan doğmuş dev bir galaktik canlı olarak düşünebiliriz..bütünü göremediğimiz için samanyolu bu varlığın hangi bölümünde işlev yapıyor bilemiyoruz..midedeki bir hücrenin tüm varlığı mide sanması ve bütünden habersiz olması gibi..

biz de başka bir evrenden patlamış,yavru evren olabiliriz..

neden olmasın?..olasılıklar çağında yaşadığımıza göre mümkündür..

Yazan: saruhan Tarih: September 18, 2008 9:12 PM

Yoprumcu arkadasa cevaptir: "Kuranda buna işaret var" demek "Kuran var bilime gerek yok" demek degildir. Kuran bir seyden bahsedip gecer. Onun (sozgelimi) bilimsel kriterleri yerine getirme, iddialarini verilerle destekleme gibi bir zorunlulugu yoktur. Insanlar dediklerine bakar, inanır ya da inanmazlar. Bilime aykiri bir sey varsa bunu ortaya koyarlar. Ama Kuran Bigbange nereden ulastigini açıklamak zorunda degildir. Zaten Kuran'in bilimin yerini almak gibi bir iddiası yoktur.

Yazan: Erdem Tarih: September 18, 2008 9:36 PM

Uzun zamandır aranızda bulunamıyordum, özür diliyorum. Gündem bu aralar fazla yoğun olduğundan site ile aram açıldı. Öncelikle size DAN BROWN'un MELEKLER VE ŞEYTANLAR kitabını okumanızı öneriyorum. Biraz OKU'yun da cahilliğinizi üstünüzden atın. Okumadan, bilmeden konuşmak en kolayı değil mi? Cahile laf anlatmak zor diye boşuna dememişler. Benden bu kadar, her zaman dediğim gibi azıcık okuyun, öğrenin ve konuşmak için, laf yapmak için, torba doldurmak için, bilmediğiniz hakkında konuşmayın...

Yazan: Yiğithan AKMAN Tarih: September 18, 2008 10:30 PM

ben yorumları okudum,,yazarların çoğu gerçeği aramak yerine kendi ideolojik görüşlerinin gereğini yaradılışla süslemişler...bence tanrı vardır,,ama nedir ne değildir bilemiyorum..gayet muhafakazakar bir ortamda büyümememe rağmem aklıma gelen soruların cevabını islam dini karşılamıyor ama keşke karşılasa,keşke yaradılışımızın amacını bizi yaratan her kim yada neyse çıkıp söylese;kendimi bir bilgisayar oyununun figürü olarak görüyorum..gerçekten biz neden yaratıldık..eğer yaratılmasaydık tanrının varlığının ve de yokluğunun ne anlamı kalacaktık
ki,,yani biz varsak tanrıda var eğer yoksak tanrıda yok gibi birşey..yai tanrı bize hava atmak içinmi bizi yarattı..kafam çok karmaşık,,neden çıkıp söylemiyor,neden?

Yazan: nostra Tarih: September 19, 2008 11:20 AM

fuatogl bey,

neden fizikteki gelişmelerin metafizik açılımları olmasın ve fizikçilerin hepsinin bu yönde düşündüğünü nereden çıkardınız şimdi?..çok güzel metafizik bağlantıları var,tavsiye ederim okuyun,

http://www.haber7.com/haber/20080912/CERN-Allah-ve-isinsal-varliklar.php

DaVinci'nin bloğuna eklediği yazıya bir göz attım..orada yazar, Yaratılış modelinin öngörülerini ele almış(ki bu model ehl-i kitap merkezlidir)

çok kabaca özetlersek;

başlangıçta bir düzen vardı ve bu düzen entropi kanunu ile düzensizliğe doğru gidip yok oluyor..
yani bu evren bir seferde mükemmelen kuruldu,zaman içinde bozulmaya doğru gidiyor der,yaratılış modeli..

Darwinistler de diyor ki,big bang ile başlangıçta düzen yoktu,kaos vardı..bu kaostan rastgele düzenlenmeler açığa çıktı..güneş sistemide bu rastgele çarpışmaların bir ürünü,dünyadaki yaşam da öyle..falan filan.

ben de diyorum ki ikisi de yanlış..

kendi kendini organize eden kuantum evren modelinde,evrenin dinamikleri büyük patlamadaki enerjiden kendine galaksileri,güneş sistemini kurmaya yetebiliyor...ama bunu rastgele değil bilgi ile yapıyor..yani ne yaptığının farkında olan ve kendine uygun frekanstaki zıttıyla birleşip organize olabilen atom-altı parçacıkların temellendirdiği makro alemin varlıklarıyız.

o zaman Tanrı denilen ve uzaktan evrene ilk hareketi ve düzeni veren varlık yerini her birimin özünde yer alan Yaratıcı kuvveye bırakıyor.Yani yaratıcıyı somutlaştırıp,bir mekana koyma çabası başarısızlıkla sonuçlanıyor..Sonuç olarak O, her yerde..Zaten Kur'an'da Allah'ın ne olduğu anlatılırken 'nereye baksanız O'nun vechini görürsünüz' denir..

Bir görünür düzen var bir de bunun arkasında görünmeyen bir düzen var..Kuantum potansiyel alan görünmez düzeni,gözlemlenen evren ise görünür düzeni ifade eder..fizik olarak durum böyle..

peki müslüman metafizikçiler ne diyor?

Alem,Hakk'ın dilidir,derler..Alem'in suretinden Hakk'ın ayrılması asla mümkün değildir,derler...Evren kendi kendini organize ediyor,çünkü evrenin Hakk'tan ayrı bir varlığı zaten yoktur..Hakk,evren adı altında zuhur ediyor.

Alem,Hakk'ın zahiri..Hakk'da alemin batınıdır derler....Allah'ın yaratması demek ya da yoktan var etmesi demek,kendi esmasını(kendinde mevcut özelliklerini) seyretmeyi dilemesi demektir..Allah'ın ZAHİR ve BATIN adında iki özelliği vardır..işte görünür evren ZAHİR isminin ,görünmez evren ise BATIN isminin seyredilmesidir..

Ama şunun altını kalın kalın çizelim ki kafalar karışmasın..Evrenin Hakk'ın Zahiri olması panteizm değildir..Panteizm,görünen tüm evrenin toplamına Tanrı der..Ama Vahdet-i vücud'da, Allah tüm evrenin toplamı denilmez hiçbir zaman..eğer Allah,evrenin toplamı olsa O'na bir kayıt ve sınır koyulmuş olur.. Allah Evrendir demek,Allah'ın sonsuz ve sınırsız Zat'ına sınır koymaktır..

peki nasıl anlayalım Evrenin Hakk'ın zahiri olmasını?...Evren,Allah'ın sonsuz,sınırsız özelliklerinin manalarının yine kendinde bir 'an'lık meydana getirdiği hayali suretlerdir.

tabiri caizse bizler ve herşey Allah'ın ilminde meydana gelmiş suretleriz.Bu suretler yani bizler Allah'ı (O,sonsuz,sınırsız ZAT'I) kapsayamayız..bizler aslında soyut ve kendi başına varlığı olmayan suretleriz..Allah,bu suretlere kendi özelliklerinden vermiştir..işitiriz,idrak ederiz,görürürüz gibi..Bunlar Allah'ın özellikleridir aslında..Bizde bunları seyretmek istediği için biz görme yetisine sahip olduk ve daha başkaları..biz bu yetilerimizle kendimizi müstakil bir varlık sanma vehmine kapılıyoruz..Oysaki bizler Hakk'ın seslenişiyiz..Bu düşünce ile Evren-Tanrı ayrılığı kalkıyor sadece Allah vardır tevhidine ulaşıyoruz bilinç olarak..

Bu mevzulara girmek isteyen arkadaşlara tavsiyem,bilgimiz ve keşfimiz ne kadar ilerlerse ilerlesin,Ene'l Hakk keşfine dahi mazhar olsak hiçbir zaman biz veya başka bir birim 'ALLAH' ooo-laaa-maaz..

şöyle bir giriş yapılabilir düşünce açısından;

bilinçli olarak kendi düşüncemizde(ilmimizde) bir ev hayal edelim ve o evin içinde bir aile olsun.bu aileyi istediğiniz gibi hayal edip,kafanızda onlara bir hayat verin,roller biçin ve bunu gözlerinizi kapatıp seyredin..bu aile sizin beyninizde,sizin verdiğiniz özelliklerle ve sizde bir hayat sürüyorlar..Fakat bu bireylerin hiç biri sizi kapsayamaz ve sınırlayamaz..peki düşüncenizdeki ailenin tamamı veya bir birimi sizi kapsayabilir mi?..o aileye siz diyebilir miyiz?..panteistler o ailenin siz olduğunuzu iddia ediyorlar?..Tevhid ehli de diyorki,hayır o aile sadece sizin düşüncenizin oluşturduğu hayali suretlerdir..özünü sizden alır ama sizi kapsayamaz..Siz varlığınızla müstakil ve teksiniz..O aile ise sizin tekil yapınızın içerdiği özelliklerin hayali bir ürünüdür ve sizde oluşmuş olduğundan dolayı da bağımsız varlığı yoktur... o kadar..

Ama o aile açısından yaşadığı çok gerçekçi ve somut bir hayat vardır..kurallarıyla,oturduğu masasıyla,sandalyesiyle,mutfağında pişirdiği yemeğiyle..Aile bu gerçeğin içinde mahkumdur,buradan asla çıkamaz ve herşeyi kendi boyutuna göre gerçek olarak algılar..

işte sufiler de buna 'algılar dünyasında yaşamak' derler...Hakk'ın varlığıyla kaim olmak inancıdır bu..Kendi kendini organize eden kuantum evrende açığa çıkan her özellik,Hakk'ın zuhurudur..

O yüzden vahdet inancı der ki,ilahi gücü içinde hisset!!..dışarıda bir yerde bir Tanrı arama!!..evrenin içi,dışı diye bir ayrımlara girme..dışarıdan evrene hareket ve düzen verildi diye düşünme..

Tek gerçek var,Hakk kendi varlığını seyrediyor..bizler de buna aracı oluyoruz..Biz Hakk'ın seyriyiz..anlayana..

fizik ilim Hakk'ın zuhuru olduğuna göre metafizik Hakk'ın batını oluyor..Hakk'ta parçalanma,bölünme olmayacağına göre fizik ve metafizik bölünmesi de bizim yetersizliğimizin ifadesinden başka bir şey değildir..bizim birimsel aczimiz BÜTÜN'ü yakalamaktan uzak..

Körlerin fili tanıma denemelerine benziyor durumumuz..bütünü göremediğimiz için parçalara ayırarak inceleme yapıyoruz..bölük pörçüklük bizde evrende değil..

çok uzattım ama kusura bakılmasın..yazdıkça yazdık,burada kessek iyi olacak..

saygılar,sevgiler.

Yazan: deniz Tarih: September 19, 2008 11:47 AM

Evrenin bir "Anthropic Principle"a dayandigi dogrudur, ancak "Universe" kavramindan "Multiverse" kavramina gectigimizde bir yaraticiya ihtiyac ortadan kalkiyor.Aslinda tum alemde tek bir evren degil, sonsuz sayida evrenlerin surekli olusma, evrilme ve yok olma surecinde bulundugu, bunlardan bazilarinin (ihtimal hesaplarina gore cok azi olsa gerek)"degerlerinin" tuttugunu dusunun. Bizimki de bu sansli evrenlerden biridir sadece. (Multiverse konusunu merak edyorsaniz Wikipedia'ya bakin)

Yazan: Faik Seyhan Tarih: September 20, 2008 5:37 PM

Düzenliliğin açıklaması oldukça basit aslında.
Sayın Da Vinci, evrendeki bütün parametreler neden bir madde ve düzen oluşturabilecek bir değerde? Evrendeki materyal neden bir madde/düzen oluşturacak özelliklere sahip? Mesela neden E=mc2 şeklindeki bir denklemle enerji maddeye dönüşebiliyor? Allah'ın kurduğu düzenin tıkır tıkır çalışmasına hangi mantıkla kendiliğinden oluyormuş muamelesi yapıyorsunuz?

Yazan: BirDost Tarih: September 20, 2008 8:21 PM

Nostra rumuzlu arkadas, iddialariniz ileri seviyede. Ben size nacizane karakalem.net´i tavsiye ediyorum. Arsivden pek cok konuyu taramaniz faydali olacaktir. Iki tavsiye benden:

http://www.karakalem.net/?article=1233#rev

http://www.karakalem.net/?article=739

Normalde böyle yönlendirmeleri uygun bulmuyorum. Bir kereye mahsus bir istisna olsun.

Selamlar

Yazan: Muzaffer Kazim Tarih: September 21, 2008 1:05 AM

Deniz hn´a kisa cevap.

"Tek gerçek var,Hakk kendi varlığını seyrediyor..bizler de buna aracı oluyoruz..Biz Hakk'ın seyriyiz..anlayana.."

Bunlar islamin genel cizgisini ortaya koyan yaklasimlar degil, vahdet-ul vücud anlayisidir. Anlayan o yola girebilir. Ben anlamiyorum, cünkü ben "varim". "Ben"´im varligim Allah´in varligini anlamama mani degil. Bilakis vasita. Onun icin ALLAH´IN DISINDAKI HERSEYI INKAR ETMEK ZORUNDA DEGILIM; KENDIMI INKAR ETMIYORUM. Bana verilen akil, kalp duygular terazileriyle O´nu anlamaya calisiyorum ki vazifemiz de bu. ANLAYARAK TESLIM.

Yazan: Muzaffer Kazim Tarih: September 21, 2008 1:17 AM

M.Kazım Bey,

size bir soru sormak istiyorum sadece,arzu ederseniz cevaplarsınız..

Allah'ın dışındaki herşeyi inkar etmek zorunda değilim diyorsunuz..gerçi size inkar edin diyen yok..biz eşyanın hakikatinden bahsediyoruz,sizin hissettiğiniz boyuttaki gerçekliğinizi kabul ediyoruz..bu gerçeklik size göre tabiki,Allah'a göre değil..

sorum şu;

--Allah'ın dışı hangi noktada bitiyor ve siz hangi noktada başlıyorsunuz?..aradaki sınır nedir genel İslami anlayışa göre?

bu mevzu yüzyıllardır tartışılır,yeni bir anlaşmazlık değil bizimkisi..yine böyle bir tartışma zamanın birinde alevlenmiş..işi bir bilene götürmüşler..

demişler ki 'efendim,herşey 'O' mudur yoksa herşey 'O'NDAN' mıdır?..bir türlü orta bir yere gelemedik..

sorulan zatta bu tartışmayı duyunca sinirlenmiş ve şöyle demiş;

-nasıl herşey 'O' dersiniz, olamaz böyle birşey..herşey 'O'ndandır denmelidir her ne kadar herşey ' O ' olsada...:)

şimdi bu mevzu tartışılacak bir mevzu değil kanımca..ben kendi duruşumu ortaya koydum,benim de asırlık yandaşlarım var ,yalnız değilim...

siz de haklısınız,ben de haklıyım,okuyucular da haklı.. ne de olsa hepimiz BİR'iz sonuçta:)

saygılar.

Yazan: deniz Tarih: September 21, 2008 12:52 PM

Ben o görüsleri burada tartismaya ehil degilim. Yoksa tartissak bunun zaten zaman kaybindan baska bir sey olmayacagi belli.
"herşey 'O' mudur yoksa herşey 'O'NDAN' mıdır?..bir türlü orta bir yere gelemedik.."

Her sey O´ndandir diyorum ben.
Onun varligi yaninda hic mesabesinde bile olsak variz cünkü. Burada izninizle kapatalim.
Saygilar

Yazan: Muzaffer Kazim Tarih: September 21, 2008 10:44 PM

Sayın Faik Seyhan,
"Bizimki de bu sansli evrenlerden biridir sadece."
Birden fazla evren olduğuna dair deliliniz nedir? Delili yoksa Tanrı yerine bunu tercih etmenizin makul bir dayanağı var mıdır? Olduğuna inandığınız sonsuz sayıda evren neden vardır? Sonsuz sayıda evren bizim evrenimizi neden hiç etkilememektedir? Etkiliyorsa tespit edilmesi mümkün değil midir ve neden?

Bütün bu faaliyetin kaynağı nedir? Neden materyal bu tür özelliklere sahiptir? Neden?

Yazan: BirDost Tarih: September 22, 2008 8:34 AM

bu patlamayı yapmamaları gerek allah birdir ve ondan başka bu dünyayı yaratanı bilmemesi gerrrrrek ve bu deney tersd olursa kıyamet kopacktır........

Yazan: tuğçe Tarih: September 22, 2008 10:29 PM

M.Kazım Bey,

benim size yönelttiğim soru tartışma amaçlı değil derin düşündürme amaçlıydı..

verilen örneğimizdeki halkın tartıştığı O 'mudur O'ndan mıdır,mevzusunun tahkik ehline göre cevabı;

'her şey O'dur ve her şey O'ndandır' şeklindedir..

vatandaş burada ikileme düşer ve hangisinin tevhid olduğunu tartışır..oysaki bu cümleyi ikiye bölmek ehli indinde 'şirk' mesabesindedir.

her şey O'ndandır çünkü her şey 'kul' dur,bundan öteye geçemez,birimsel yapısı onun kaderidir,bunu değiştiremez..

her şey O'dur çünkü bu birimlerin (kulların) Hakkın varlığı olmadan ayakta durmaları mümkün değildir..ayette Allah her an yeni bir iştedir (şa'n'dadır) buyrulur.O sürekli bu birimler üzerinde tasarruf etmese şu var sandığım yapın toz duman olur..kainatta açığa çıkan enerji O'nun kudret enerjisidir ve bununla daima iş yapar.

tek başına her şey O'dur denirse o zaman panteizme gider ki vahdet-i vücudun başına bu iş gelmiştir tarihte..ya da sadece her şey O'ndandır denirse dualizm olur..Allah bir yerde biter ve O'nun dışında ben başlarım gibi mekan isnat etme durumu oluşur,evrenle Allah'ın bağı kesilir ama halk bunu tevhid sanar..halk derken incitme maksadı yok,yanlış anlaşılmasın lütfen.

sizin 'ben varım' derken ki hissettiğiniz şu et,kemik varlığınız her şey O'ndandır kapsamındadır ama yeterli değildir benim şu naciz varlığım Allah'ın varlığı ile kaimdir çünkü hakikatte yalnız O vardır derseniz tevhidiniz tamam olur.

Ama siz bunu söyleyememekte bir dereceye kadar da mazursunuz..Allah Resulu dinin hakikatlerini inanlara öğretirken muhataplarının hepsi bu gerçeğin farkında değil dir ama onların imanı ve yaptıkları çalışmalar işin inceliğini bilmeseler de kabuldü..şimdi de öyledir..

Lakin işin sırrını tetkik etmiş olan muhakkiklerin açığa koyduğu bu hakikat,bugün bilim tarafından da gözlemlenmeye başlamıştır..O bakımdan artık eskiden korkup üstü kapatılan ve İslam dışı ilan edilen vahdet-i vücudun ne olup olmadığı bilimsel gelişmeler ışığında daha net anlaşılıyor..

Evrendeki tümellik ve şuur(ki kozmik zeka olarak ifade ediliyor) ve çokluk görüntüsünün Tek bir maddenin ya da enerjinin yoğunlaşmaları olması yani tüm çoklu yapının tek bir kökeninin olması ve mutlak zaman ve mekandan değil 'görece' kavramlardan bahsedilen ve yine bilginin her noktaya aynı şekilde yayıldığı 'holografik evren ' tanımı metafizik değil,fizik bir anlatımdır..

müslüman metafizikçiler de bunu anlatmaya çalışıyorlar bir yönüyle..eşyaya mutlak bakmak 'maddecilik'tir,materyalizmi getirir..'görece' bakılması eşyanın hakikatini anlamaya gider,diğer türlü anlamak mümkün olmaz.

sizin için su çok mutlak bir gerçektir ama kendini soyutlaştırabilmiş biri için su ve kendi arasındaki sınır kalkar ve o bilinçle şahıs suyun üzerinde yürüyebilir..esnek düşünürseniz eşyada esnemeye başlar.

sizin ben varım diye sıkı sıkı tutunduğunuz varlığınıza hayır sen yoksun diye bir saldırıda bulunulmuyor..eğer insanlara böyle bir telkin yapılırsa insanlar delirmeye başlar,akıl işi değil..

senin yok olman mutlak olmamandır..sende görece bir varlıksın demektir..senin algıladığın zaman ve mekan sana göredir,yaşadığın boyut göredir..uzaydaki zaman,mekan algısı farklıdır..melekler boyutunda farklıdır,cinler boyutunda farklıdır..iş Allah indine gelince hepsi sıfırlanır..boyut boyut düşünmelisiniz ama böyle düşünebilmek için ilk önce esnemelisiniz..

mistik olarak çalışmalar yapıp esneyemeyenler bilimsel verilere bakıp görece düşünmenin hakikatini anlayabilirler..bilim bunu anlamaya başladı..

bugün parapskoloji ilmiyle zaman ve mekandan bağımsız insanların nasıl bilgi alabildikleri inceleniyor ve bu gerçek kabul edilmiş durumda ve bundan stratejik,askeri faaliyetlerde faydalanılıyor..materyalizmin beşiği Rusya'da çok ileri deneyler yapılmış bu konuda..ABD'de çok ileri bilgiye sahip..

eğer kendini katı bir madde olarak düşünürsen bilgi almak sadece bilgiye mekansal ve zamansal yakınlıkla mümkündür diye düşünüsün..görece bakarsan zaman ve mekan esner,uzak olan şey yakınlaşır..şu an Çin'de bulunan bir kişiyle dahi telepatik bilgi iletişimine girebilirsin.

mevzuyu çok dağıttım biraz olsun anlaşılmışsa emeğe değer diye düşünürüm..

saygılar.

Yazan: deniz Tarih: September 23, 2008 1:04 AM

sayın faik seyhan,

yaptığın yorumda uçmussun.insancı ilkeyi kabul edip,tek evrenden çoklu bir evrene geçtiğimizde yaratıcı kavramına ihtiyaç kalmadığını söylemen ne kadar tutarlı acaba.seni böyle bir sonuca iten bilimsel verilermi yoksa,hayata bakış açını yönlendiren felsefik duruşunmu bence ikincisi ağır basıyor gibi...bilim olması gerekeni değil olanı sorgular.insancı ilkenin içinde nasıl bir düzeni barındırdığı apaçık ortada.sonsuz evrenler modelinin bilim dünyasında ne kadar itibar gördüğü ortada(aslında hiç görmediğimi demeliydim)SENİ OKHAMLININ USTURASINA HAVALE EDİP ŞUNLARI ANLATMAK İSTERİM

Evrende herhangi bir gerçekliği daha iyi anlamamıza yaramayan matematiksel modeller Ockhamlı’nın usturasıyla kesilmelidir. Çünkü matematiksel bir model, ancak evrendeki gerçeklikleri anlamamıza katkısı olduğu ölçüde değerli olabilir. Yoksa salt zihinsel bir kurgunun ötesine geçemez. Evrenin bol boyutlu tasarımıyla ilgili matematiksel boyutlar böyledir. Evrenin algılanan esas boyutları dışındaki boyutlarının çok küçük ve kıvrılmış olduğunu söyleyen bu tasarımların çoğu bilgimize hiçbir katkı yapmaz. Bu tasarımlar, evrende gözlenen olguları anlamamıza katkı yapmadığı ve ciddi delile dayanmadığı müddetçe kaale alınmamalıdır.

Evrenin sayısını sonsuzca büyüten, tek bir evreni sonsuz evrenle açıklamaya çalışan modelleri, Ockhamlı William duysa, bu modelleri herhalde lime lime doğrardı. Bu modellerin hiçbirinin tek bir delili olmadığı gibi, evrendeki herhangi bir olguyu daha iyi anlamamıza en ufak bir katkıları da yoktur.(Evrenimiz dışında tabi ki evrenler olabilir. “Evrenimiz dışında evren olamaz.” demek “Tanrı bu evren dışında evren yaratamaz.” demektir. Fakat “Evrenimiz dışında bir evren olamaz” demek kadar, bilimsel açıdan evrenimiz dışında bir evren olduğunu savunmak da mümkün görünmemektedir.) Sonsuz evrenli modellerin çoğu evrendeki oluşumları tesadüfle izah etme çabasının ürünüdür

Sonsuz evren modelleri termodinamiğin ikinci kanunundan kaçamazlar. Bu kanunun bizi götürdüğü sonuç, entropinin sürekli arttığı ve sonunda sistemleri termodinamik dengeye getirdiği, bu yüzden tüm fiziki sistemlerin bir başlangıcı olduğudur. Ayrıca sonsuzun aşılamayacağına dair daha evvelden incelediğimiz felsefi deliller de bu modellerin hepsini geçersiz kılar.

TANRIDAN NE KADAR KAÇMAK İSTESENİZ DE HER ADIMINIZDA ÖNÜNÜZE ÇIKIYOR GİBİ GÖRÜNÜYOR DEĞİLMİ?KAÇMAYIN BENCE YÜZLEŞİN.PSİKOLOJİK OLARAK DAHA RAHATLARSINIZ:)

Yazan: CC Tarih: September 23, 2008 6:37 PM

Kâinatın Yaratılısı Mutlak Yokluktan Değil

"Yok"tan değil, "yok iken" "su"dan yaratmıştır
Allah evreni.
Su da olmuştur O'nun "ol emri"nin arşı, tahtı,
temeli.
***
Kâinatın Su'dan Yaratılmış Olmasına Şaşmamalısın

"Bir damla sudan" yaratılmış olduğunu unutup,
hemen itiraz etme evrenin sudan yaratılmış olmasına.
Zira yıldızlar, "hidrojen atomundan" yaratılmakta;
hidrojen atomu da, temel olmakta suyun ilk atomuna.

Hüseyin Avdic

Yazan: Hüseyin Avdic Tarih: October 1, 2008 7:49 PM

Merhaba
Newton fizik kuramı ve sonrası hiçbir şey yoktan var olmaz var olan şeyde yol olmaz.Sadece şekil
-kabuk- değiştirir.
Evrim ve büyük patlama (Big Bang) bunun ispatıdır.
Dolayısı ile büyük patlama olayındaki maddelerin az ve fazla olması şu sonucu doğurur tümcesi yanlıştır. Çünkü bu durum olsaydı zaten oluşacak olan yeni madde veya durum üzerinden tartışıyor ve sorguluyor olurduk.

Yazan: SSSS4444 Tarih: October 16, 2008 1:54 PM

Merhaba Arkadaslar,

konuyla ilgili asgidaki linki tavsiye ediyorum:

http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=743798

Hürmetler,
Teo

Yazan: Teo Tarih: October 27, 2008 12:37 PM

Yorum Ekleyin...





(you may use HTML tags for style)