« İran, Rusya ve Türkiye | Ana Sayfa | ABD İran’ı Vuracak mı? »

August 20, 2008

Putin’i Tanıyalım

[20 Ağustos 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]

Türkiye’de bir zamandır yükselen “Rusya hayranlığı”nın daha ziyade ulusalcı çevrelere has bir yaklaşım olduğu, malum. Hatta Ergenekon terör örgütü ile ilgili oldukları ileri sürülen bazı emekli subayların “Rusyacı” olduğu, TSK’nın mevcut yönetimini de “NATOcu” diye suçladıklarını gösteren deliller var. Aynı ideolojik yaklaşıma sahip çevreler, Gürcistan’da yaşanan son çatışma karşısında da sıkı bir “Putinci” tavır içine girdiler. Milliyet’in dış politika yorumcusu Semih İdiz, geçenlerdeki bir yazısında bu tutumu “Rus muhipliği” olarak yorumluyor ve eleştiriyordu.

Peki ama nedir bu “Rusya muhipliği”nın ve özellikle de son 10 yıldır Rusya’yı demir yumrukla yöneten Putin’e duyulan ilginin sebebi?

Geçen hafta İngiliz The Telegraph gazetesinde yayınlanan Anne Applebaum imzalı ve “Putin Neden Gürcistan’dan Bu Kadar Korkuyor” başlıklı yazı, bu soruya ışık tutacak önemli bilgi ve analizler sunuyor. Komünizm ve Doğu Bloku üzerinde uzman bir araştırmacı ve Pulitzer ödüllü bir yazar olan Applebaum, Putin’in Gürcistan’a “haddini bildirmek” istemesinin, sadece bir sınır meselesi olmadığını, Rus liderin Gürcistan’ın demokratikleşme eğilimlerinin "kötü emsal" yaratmasından endişe ettiğini anlatıyor.

Bu endişe, Putin'in "formasyonu" ile yakından ilgili. 1999 yılında o zamanki Rusya lideri Yeltsin tarafından göreve atanır atanmaz Putin’in ilk yaptığı iş, eskiden KGB’nin şimdi de Rus Gizli Servisi FSB’nin merkezi olan Lubyanka’yı ziyaret edip eski Sovyet lideri Yuri Andropov anısına bir plaket dikmek olmuş. 1982 yılında Komünist Parti genel sekreteri olan Andropov, ülkede durumun iyi gitmediğinin farkındaymış. Ama kendisinden sonra gelecek Gorbaçov’un başlatacağı Glastnost (Açıklık) ve Perestroika (Reform) politikalarının aksine, sorunun “daha fazla düzen ve disiplin” ile çözüleceğini düşünüyormuş.

Applebaum, kendisi de eski bir KGB yöneticisi olan Putin’in Andropov’la temsil edilen “siyasi kültür”e hala inandığını vurgulayarak şöyle diyor:

“Putin’in ulusun yaşamını kontrol etmek için devletin güçlü olması gerektiği konusunda derin bir inancı var. Buna göre olaylar kendi kendine gelişemezler; mutlaka (devlet tarafından) kontrol edilmeli ve yönlendirilmelidir. Dahası Putin’in bundan farklı düşünenlere karşı derin bir güvensizliği var. Son tahlilde, eğer kendi kendilerine bırakılırsa, Rusya vatandaşlarının siyasi ve ekonomik konularda doğru kararları veremeyeceklerine inanıyor."

Peki Putin demokratikleşme eğlimlerini nasıl frenliyor? Basit; demokratları "dış güçlerin ajanları" olarak tanımlayarak. 2007 yılındaki bir konuşmasında "ülkemizde ne yazık ki yabancı ülkelerin çakallığını yapanlar var" diyerek bağımsız gazetecileri, insan hakları savunucularını ve sendikacıları hedef aldığı biliniyor. Applebaum, Rus liderin bu demagojiyle topluma verdiği mesajı şöyle özetliyor:

"Ülkedeki tüm önemli kararların, bu 'dış güçlere' direnmeyi bilen, seçilmemiş dar bir kadro tarafından Moskova'da verilmesi gerekmektedir."

Nasıl, epey tanıdık bir zihniyet değil mi?

İşte, burada birilerinin "Rus muhibi" kesilmesinin ardında, bu tanıdık zihniyet yatıyor…

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: August 20, 2008 6:56 AM

Okur Yorumları

(NOT: Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Mustafa Akyol tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, standart yorum kurallarını dikkate almanız önemle rica olunur.)

"Ülkedeki tüm önemli kararların, bu 'dış güçlere' direnmeyi bilen, seçilmemiş dar bir kadro tarafından Moskova'da verilmesi gerekmektedir. Nasıl, epey tanıdık bir zihniyet değil mi? "


Atanmış bürokratik elitler olmasın...

İnsan merkezli, hak ve özgürlükler merkezli ve milletin önünü açan Yeni bir anayasa, yeni bir yapılanma...

Sözde değil, özde Cumhuriyet istiyoruz.


Yazan: elif dedim Tarih: August 20, 2008 5:05 PM

"Ülkedeki tüm önemli kararların, bu 'dış güçlere' direnmeyi bilen, seçilmemiş dar bir kadro tarafından Moskova'da verilmesi gerekmektedir.Nasıl, epey tanıdık bir zihniyet değil mi? "

Evet cok tanidik atanmis elit burokratlar...
Ve google davasini ciddiye alarak 10'a 1, tarifini bile yapmadiklari laikci vesayetin devam ettigini ilan eden AYM.

Laiklige aykiri eylemlerin odagi noktasinda hem fikir olan sayin uyeler acaba kendilerinin de demokrasi düşmanı faaliyetlerin, odağı haline gelmiş olduklarinin, farkindalar mi acaba ?

AYM Türkiye’de demokrasinin ve anayasal düzenin bir desteği değil kösteği haline geldi.

Cikarlari ve saltanatlari ugruna bir yumurta pisirmek icin, milletin koca evini yakmayi goze alan AYM kapatılmalıdır. Ancak bu şekilde yeni ekonomik krizlerin ve paranoyak komplo teorilerinin önüne geçebiliriz.

Evet insan merkezli, millet merkezli yeni bir anayasa, yeni bir yapilanma istiyoruz...

Yani SOZDE degil, OZDE CUMHURIYET istiyoruz.

Sevgi ve dua ile...

Yazan: elif dedim Tarih: August 20, 2008 6:58 PM

Devlerin bilek güreşi...
Dünya 2. dünya savaşından beridir devam eden ve adına soğuk savaş denen dünya devlerinin bilek güreşine bir defa daha sahne olacak gibi görünüyor. 1990 sonrası dünyayı sahipsiz ya da sadece kendisinin egemenlik sahası zannıyla hareket eden ABD, çok değil 20 yıl öncesini hatırlamaya başladı. Afganistan’ı ve sonra Irak’ı belki boyu yetse İran’ı hükümranlığına katacak bu süper güç, eski bir süper güçte olsa Rusya karşısında bocalar gibi oldu. Oysa bu defa arkasındaki güç daha muazzam durmaktadır. Zira Avrupa’yı da büyük Rusya korkusu sarmış ve bu korku ile ABD ile birlikte hareket etmeye zorlamaktadır. NATO’nun genişlemesi ve füze savunma kalkanı projeleri ile Rusya’yı çevrelemeye çalışan gelişmiş ülkeler Gürcistan’ın yaptığı yanlış hamle ile rakiplerine hamle şansı vermişlerdir. Zaten Rusya’ın tepkisi de farklı olamazdı, tek çıkış yolu kendisine alenen saldırılması durumuydu ancak buna cesaret edecek bir ülke ve uygun konjonktür bulunmadığından dolayı dolaylı bir saldırıyı üstüne alınıp Gürcistan üzerinden gelişmiş ülkelere mesaj vermiştir. Üstelikte aynı kendisine verilmek istenen mesajın tarzında olmuştur cevabı.

SSCB’nin 1980 den sonra çöküş sürecine girmesi ile birlikte Dünya’da tek süper güç haline gelen ABD, dünyayı ikiye bölmüştü. Kendisi gibi düşününler ve düşünmeyenler. Karşısındakilerin zaten karşısında durmaya mecalleri yoktu. Geleneksel manadaki savaşlarda desteklediğiniz devletin ordularını, silah, mühimmat, lojistik ya da bizatihi asker olarak destekler ve savaşı kazanmasına yardımcı olursunuz. Her ne kadar siz savaşın direk muhatabı olmasanız bile dışarıda kalmanın maliyeti taraf olmanızdan daha fazla yıkıcı olduğundan dolayı işinize gelen tarafın destekçisi olursunuz. Buraya kadar anlatılanların hepsi geleneksel savaşlar için edilen cümlelerdir. En azından büyük devletlerarasındaki savaşlar tarif edilen şekilde olmamaktadır. Dolayısıyla desteklemek ya desteklememekte klasik yöntemlerle olmayacaktır. Burada Türkiye’nin rolü kilit önem taşıyacağı gibi Türkiye’nin nasıl hareket etmesi gerektiği de taraflar arasındaki ateşin ne denli yükseğe yükseleceğinde de etkili olacaktır. Eğer Türkiye ABD ya da daha az kuvvetle ihtimal Rusya’nın yanında saf tutacak olursa orta vadede (10-15 yıl) sıcak çatışmalarında gerçekleşmesi hiçte uzak bir ihtimal değildir. Dolayısıyla kazananını olmayan bu savaştan en zararlı çıkacak olan aynı Irak meselesinde olduğu gibi biz olacağız. Tamamen tarafsız kalmamız belki süreci biraz olsun uzatacaktır ama ateşin derecesini düşürmeyecektir. Zannımca en akılcı politika diğer komşularımızla ve dünyanın çeşitli bölgelerindeki bizi ilgilendirsin ya da ilgilendirmesin sorunu bölgeler için izlediğimiz dış politikanın aynını devam ettirmek olacaktır. Bu politika bir arabulucu ya da hakem olmaktan ziyade anlaşmazlığın taraflarını diyaloga teşvik edecek kolaylaştırıcı bir roldür. Zira bu rolü Ortadoğu, Irak, Afganistan, Balkanlar, Kıbrıs gibi sorunlu bölgelerde oynamaktayız. Bizim dünyada konuşamayacağımız hiçbir devlet bulunmamaktadır. Hatta bu bütünün içine Ermenistan’ın da dahil edilmesinde bir sakınca görmüyorum. Onlarla diyalog kuramamamızın sebebi Ermeniler değil aramızdaki diğerleridir ki yakın zamanda onlarda aradan çıkacaklar. Bize ne Rusya’dan hayır gelir ne de ABD’den. Zaten biz birilerine yamanacak kadar aciz bir millet olmamalıyız. Üzerimize giydirilen bu gömleğin bize çok beden küçük geldiği son 10 senedir belli olmaktaydı. Son senelerde iyice silkelendik ve artık gömlek üzerimizde parçalanmaya başladı. Artık tek doğrunun kendi ülke menfaatleri olduğunu, ötesinin yalan olduğunun bilincinde olan bir dış politika izlemeye başladık. Bağırsaklarımızdaki pislikleri temizledikten sonra geleceğe daha umutla bakan Türkiye bölgesi için ne kadar önemli bir güç olduğunu geçmişinden miras aldığı güçle ve devlet tecrübesi ile daha fazla gösterecektir.

duspress.blogspot.com

Yazan: erol kalafat Tarih: August 25, 2008 8:59 PM

EY PUTİN......Bu adamla tanışmak,ondan kararlılığı ve asaleti berekete dönüştürmenin yollarını öğrenmek isterdim.

Yazan: Mehmet Çetin Tarih: September 26, 2008 11:43 AM

bu adam ki dunyanın en akıllı adamı rusya yı o gunden bugune getirmiş korkdun tum mıllet rusların sagı solu bellı olmas amerıkaya kafa tutarken bıse donmes ler ınsallah bu arada sımdı de kırım meselesı cıkarıyor ukrayna nın sesını kısmak için... amaç basit ptin yenı bır sovyetler bırlıgı kurmak ıstıyor bu goruste ona destek eren ulke az da yok...

Yazan: Ali Ayaz Tarih: October 1, 2008 6:04 PM

rusyadan nefret edıyorum...dunyaya pıslık sacmaktan baska yaptıgı bı sey yok..ulkemızde bu ulkeye karsı sempatı olması hele hele askerı kanatta boyle bır ılgı olması cok kotu bı durum...

Yazan: akın aydın Tarih: November 30, 2008 7:13 PM

amerikancı ya da avrupa birlikçi olmak nasıl birileri için normalse Rusyacı olmak da bir haktır

İslam dünyasının amerikan terörüne karşı yegane ümidi de güçlü bir Rusya'dır

Rusya,Suriye'de bulunan Tartus üssünü tekrar faaliyete geçirdi Libya ve Yemen'de de üsler kurmayı planlıyor

bu Rusya'nın terörist abd'ye karşı uluslararası arenada tekrar alternatif bir güç olarak ortaya çıkması demek

İslam dünyası kapılarını ardına kadar açmalıdır Rusya'ya

amerikan muhipleri kusura bakmasınlar...

Yazan: mustafa Tarih: August 3, 2009 1:24 PM

Yorum Ekleyin...





(you may use HTML tags for style)