« Laik Devlette İçki ve Pornografi | Ana Sayfa | İran, Rusya ve Türkiye »

August 13, 2008

Laik Okulda İbadethane Olur mu?

[13 Ağustos 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]

ABD’nin San Diego kentindeki Carver İlkokulu, burada eğitim gören 100 kadar Müslüman öğrenci için geçen yıl bir “namaz vakti izni” başlattı. Bir devlet okulu olan, hem de 7-12 yaşındaki (yani “körpecik”) çocuklara eğitim veren okulun avukatı Brent North, medyanın sorusuna şu cevabı verdi: “Müslümanların dininde günde beş kez ibadet şartı var. Öğrenciler bunu okulda yerine getirmek istedi, biz de mahzur görmedik.”

North’un sözleri, ABD genelinde yaygın bir tutumu özetliyor. Din özgürlüğüne büyük değer veren bu “laik cumhuriyet”te, okullar ve hele de üniversiteler, öğrencilerinin dini taleplerine saygı gösteriyor ve bunları olabildiğince karşılamaya çalışıyor. Müslüman öğrencilerin isteği üzerine bugün Stanford, Boston, Temple gibi 17 büyük üniversitede “ayak yıkama bölümü” yani abdesthane açılmış durumda. George Mason Üniversitesinde büyük bir “mescid” var.

Bunlar, sadece devlet okullarındaki durum. Özel okullara gelince, oralarda zaten herkesin istediği kadar “dinci” olması mümkün. ABD genelinde Katolik, Protestan, Yahudi, Müslüman gibi farklı inançlara göre eğitim veren sayısız özel kolej var. Bunlar, federal hükümetin ve eyaletlerin zorunlu kıldığı temel müfredatı öğrettikten sonra, üstüne istedikleri kadar “dini eğitim” ve “okul içi ibadet” ekleyebiliyor.

Bu durum, Türkiye’deki resmi laiklik anlayışından epey farklı bir yaklaşıma karşılık geliyor. Türkiye’de herhangi bir okulun öğrencilerine “namaz izni” vermesi veya “abdesthane” sunması halinde, mesele kolaylıkla bir “laiklik histerisi”ne dönüşebilir. Nitekim son yıllarda “okulda gizlice namaz kılan” öğrencileri ifşa eden gazete haberleriyle karşılaştık. “Türban krizi” sırasında da “üniversitede dine yer yoktur” diye demeç veren öğretim üyeleri oldu.

Çünkü bizdeki resmi laiklik anlayışının içinde “dinin yok sayılması ve gözlerden uzak tutulması” gibi tuhaf bir mantık var. ABD’de ise laiklik, “devletin dini ne empoze etmesi, ne de onun özgürce yaşanmasını engellemesi” esasına dayanıyor. Bu ilke uyarınca, devlet okulları herhangi bir dini öğretmiyor, teşvik etmiyor. Ancak öğrencilerin ibadet etme, dini inanca göre giyinme, dini bayramlarda izin alma gibi taleplerine saygı gösteriliyor.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Edibe Sözen’in hazırladığı kanun teklifinde yer alan “okullarda ibadethane açılması” teklifini değerlendirirken, bunları da akılda tutmak gerek. Türkiye laik bir devlet olduğuna göre, devlet okullarında ibadetin teşvik edilmesi elbette yanlış olur. Ama teşvik etmek başka şey, ibadetlerini yerine getirmek isteyen öğrencilere imkan sağlamak başka bir şey. Bu ikincisi, Türkiye’de izine rastlanmayan “özgürlükçü laiklik” modeline uygun.

Bu modelin yokluğundan kaynaklanan daha pek çok problem var ülkemizde. Mesela, tüm mütedeyyin Müslümanlar için önemli olan Cuma namazı... Acaba laik devletin okulları ve resmi daireleri, isteyenlerin Cuma namazına gitmesine izin vermeli mi? Batı’ya bakarsanız, orada durum baştan çözülmüş: Hıristiyanlığın kutsal günü olan Pazar resmi tatil sayılmış ki, isteyen rahatlıkla kiliseye gidebilsin. Biz ise “çağdaş” olmak için Pazar gününü tatil günü yapmışız. (Bu arada bizden daha çağdaş olan İsrail bana mısın dememiş, vatandaşlarının çoğunun kutsal günü olan Cumartesi’yi esas kabul etmiş.) Peki bu durumda Cuma namazına gitmek isteyenler ne yapacak?

Mevcut laiklik anlayışı ile bu problemlerin çözüme kavuşması mümkün değil. Tek çıkar yol, laikliği, sadece “laik yaşam biçimli” vatandaşların değil, herkesin hak ve özgürlüklerini koruyan bir ilke olarak anlamak ve tarif etmek.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: August 13, 2008 10:35 AM

Okur Yorumları

(NOT: Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Mustafa Akyol tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, işbu yorum kurallarını dikkate almanız önemle rica olunur.)

Kimi kime şikayet ediyoruz anlamadım gitti...

Seçim yoluyla başımıza getirdiğimiz kişilerin korkularında haksız olmadıklarını gördük peki şimdi ne yapalım madem seçtiğimiz kişiler bizi yönetmekten çekiniyor o halde neden oy verelim ki...

Bizi yönetenler belli aslında o zaman bırakın asıl onları seçelim yada bu düzene biri dur desin...

Kendi ülkesinde üçüncü hatta bilmem kaçıncı sınıf vatandaş muamelesi görmekten bıktık usandık artık bizim sesimizi duyan yok mu?

Artık birşeyleri değiştirmenin tam da sırası herkes kendi yerini ve konumunu bilsin...İşinin dışına çıkanlar görevlerinden alınsın ancak o zaman bu ülkenin vatandaşları hakettikleri muameleyi görürler...

Yıllardır laiklik ile yönetilen halk bakıyorum da yeni yeni laikliği tanımaya çıkmış nedeni çok açık milleti açlığa,sefalete mahkum edenler millette akıl mı bıraktı ki(?)

Değişen ne olacak ki laikliği istediğiniz kılıfa sokun ama unutmayın sorun laiklikte değil onu kendi çıkarları için yönetenlerde...

Allah onları ya ıslah etsin yada başımızdan def etsin İnşallah...

Çözüm belli ama, aması var işte...

Yazan: Şüheda YAŞAR Tarih: August 13, 2008 11:28 AM

Görüşlere iştirak ediyorum.
Laik devletin resmi dairelerinde cuma namazına gitmek isteyenlerin hiçbir engelle karşılaşmadığını da eklemeliyim.

Yazan: Kubilay Ant Tarih: August 13, 2008 11:29 AM

Laik okulda ibadethane olur mu?

Olmaz kardeşim olmaz, ne demek bu yahu? Başbakan bir zamanlar "bütün okulları imamhatip yapacağız" demişti. Bu söze mi yaklaşılıyor?

Yazan: Yiğithan AKMAN Tarih: August 13, 2008 12:27 PM

Yahu siz şunu anlayamıyorsunuz, anlayamayacaksınızda zaten...

Avrupa ve ABD okullarında Müslümanlar için ibadethane var. Bunu bizde biliyoruz fakat ortada başka bir sorun var, o ülkelerin dinleri Hristiyanlık zaten. Hristiyan bir ülkede Müslümanlara ait ibadethanaler var. Fakat hiçbir alternatif eğitim veren Hristiyan okulunda papazlar, yada rahipler okul içinde bulunmuyorlar. Yani onlarda da alternatif eğitim kurumlarında ibadethane yok. Kilise var, bizdeki cami gibi. Siz anlamıyorsunuz bu olayı o başka...

Yazan: Yiğithan AKMAN Tarih: August 13, 2008 12:38 PM

Konuya mükemmel bir açıdan değinilmiş yazıyı mümkün olduğu kadar çok kişinin okuması lazım..

Yazan: Burhan Tarih: August 13, 2008 2:57 PM

Sayın Yiğithan Akman

Sanırım batıdaki çoğunluk dini inanç, hristiyanlık olduğu için, azınlıkta kalan müslümanlara bu tip dini özgürlükler verilebildiğini ima ediyorsunuz..

Yanılıyorsam düzeltiniz.

Bir de sayın yazarın batıdan ya amerikadan örnekler vermesinin sebebi “Garplılaşmak” idealimizden kaynaklanıyor.

Batıyı yeterince tanımıyorsunuz. Kafa yapıları bizim gibi azlık/ çokluk üzerine işlemiyor. Yasaklara, ancak yine başkalarının bireysel haklarına temas ettiği noktada başvuruyorlar.

İngiltere ve Amerika özellikle, terör tehtidine rağmen bireysel haklar konusunu “aşmışlar” yani bireysel haklar çok ileri safta ve oldukça ileri.

Irak’ta ve Afganistan’daki farklı yüz’ün sebepleri ayrı bir tartışma konusudur.

Ayrıca hiristiyan okulunda papaz ya da rahipler bulunmuyor diyorsunuz...

Biz de okullarda imam ya da hoca istemiyoruz ki...

Sadece ibadethane açılması talebindeyiz ve destekliyoruz...

Demokrat liberal laikliğin gereği de budur.

saygılarımla...

Yazan: elif dedim Tarih: August 13, 2008 4:18 PM

Laik bir devletin okulunda bence de ibadethane olmalıdır.Kim hangi tür bir ibadethane istiyorsa o olmalıdır.Şu an için Türkiye de böyle birşey mümkün değil ama demokrasi tam anlamıyla yerleştiğinde o da olacaktır.Bu da tık diye hemen olacak birşey değildir.Deomkrasi yolundan dönüş yok.Herkes bunun farkında...

Yazan: AdemS Tarih: August 13, 2008 9:08 PM

Evet evet her sorunu bitmiş milletin halkın okullara ibadethane yapalım en önemli ve aşılamıyacak bir konu bu insanlar zaten okullarda ibadethane olmadığı için ibadetlerini yapamıyorlar o kadar hevesliyiz ki ibadet yapmaya camiler yetmiyor dolup taşıyor beş vakit insanlar sokaklara taşıyor eğer okullarda ibadethane olursa camilerin için biraz rahatlıyacak insanlar kendilerine yer bulacaklar.
Yaw anlatılan konuya bak. Yorumlara bak. Yaw siz önce sadece ibadet için yapılan CAMİ leri doldurun sonra bu konuyu oturun konuşun. Sizin Amerika'dan Avrupa'dan başka patronunuz yokmu sadece orlardan örnek veriyorsunuz.
Bak bak gördün mü Amerika'da şöylemiş böyleymiş
Amerikanın sakalı olsaymış amcam olurmuş.
İstediğiniz zaman elin gevuru istediğiniz zaman demokrasi ışığınız. Huylu huyundan vazgeçer mi hiç?
Yaw bide İran'da falanca okulda farklı dinler için okullarda ibadethane açılmış deyinde bizde şaşıralım hiç İran'da böyle bir okul var mı ismini hatırlatında örnek bi şeye benzesin.
Siz önce kutsal ibadetleri mana edersiniz ibadet hakkımızdır dersiniz sonra tek elinize geçince islam'dan başka hakikat yoktur deyip diğer inanışlara ve dinlere şimdi kendiniz için istediğiniz şeyleri onlara bırakın yaşatmayı onları bu topraklardan silersiniz yada öncekileri gibi müslümanlara vergi yok deyip hepsinin kendi isteğiyle müslüman olmasını sağlarsınız.

Yazan: ışıkhepvar Tarih: August 13, 2008 9:52 PM

Sayın Elif Dedim

Söylemek istediğimi anlamışsınız
Bizim Türkiye'deki yabancı okullarımızda da azınlıklara tanınan haklar söz konusu. Yani bu standartta aynı düzeydeyiz. Onlar bizlere, bizde onlara hak veriyoruz. Dişe diş diyelim buna...

Yazan: Yiğithan AKMAN Tarih: August 13, 2008 11:36 PM

Sayın Yiğithan Akman

Ben sizi anlamışım ama siz beni anlamamışsınız...
Mesele azınlık hakları meselesi değil.
O farklı bir konu.

Batıdaki kafa yapısının bizim ki gibi çalışmadığını, mantalitelerini azınlık ya da çoğunluk üzerine bina etmediğini...
Tamamen, ister azınlık olsun ister çoğunluk bireysel hak ve özgürlükler bazında uygulamalar getirdiğini ve yasaklara, ancak yine başkalarının bireysel haklarına temas ettiği noktada başvurduklarını anlatmaya çalışıyorum.

Bizde ki gibi paranoyakça din fobisinin olmadığını, insan merkezli hak ve özgürlükler çerçevesinde uygulamalara gittiklerini anlatıyorum veDini özgürlükleri destekliyorum...

Ve bütün bunları Avrupada 15 yıl yaşamış biri olarak anlatıyorum. Avrupa da aldığım eğitim de bunu teyit ediyor.

Lütfen yorumumu bir daha okuyunuz.

saygılarımla...

Yazan: elif dedim Tarih: August 14, 2008 9:19 AM

"bazı arkadaşlar" asıl kafalarımızın içindeki gizli emellerimizi nasılda anlamışlar, nasılda ortaya dobra dobra dökmüşler hayret yani!

böyle ""ince"" algılara sahip oldukları için teşekkür edip-gülüp geçmeli mi, yoksa sitem mi etmeli bilemedim..

bize demokrasi falan gelmez kardeşim..
herkes istemedikçe, gelmez :(

Yazan: rabia Tarih: August 14, 2008 9:29 AM

(Bu sözlerim ona yada buna değil)

Yani kimin kafasıyla hareket ettiğiniz belli oluyor. Ali Babacan "Müslümanlar ibadetlerini gerçekleştiremiyor" diye Türkiye'yi AB'ye şikayet etmişti. Valla bana ibadetini yapma diyen yok, gözüme parmak sokan hiç yok. Ben istediğim gibi ibadetimi gerçekleştirebiliyorum. Görende Türkiye'de cami kalmamış, yada camilerde ibadet yapma yasağı varmış gibi bilecek bu olayı. Türkiye'de her 900 kişiye bir doktor her 600 kişiye bir imam düşüyor. Türkiye'de Diyanet işlerine ayrılan para 1-1,5 trilyon. Eğitim 800 milyar, ordu 700 milyar, sağlık 758 milyar... Yani cidden çok büyük ibadet açığımız var(!) Nerede görülmüş okullarda ibadethane yahu? Yine diyeceksiniz ki yurt dışı. Peki yurtdışının dini ne Hristiyanlık. Hristiyan bir devlette Türk okullarına ibadethane yapılması pekde anormal değil. Çünkü oraya gidecek olanlar Müslümanlar. Hristiyandan ne Müslümana. Bizde de aynı. Yabancı okullarda istenilen halt yeniyor. Tabi milli eğitim bakanlığı denetiminde. Hoş okullarıda özelleştireceklermiş bu aralar. İstanbul'da baya yankılı bu olay. Afişler kol geziyor caddelerde.

Diyeceğim şu alternatif eğitim veren hiçbir eğitim kurumunda ibadethanetye gerek yok. İbadetini gerçekleştirecek olan ama kiliseye ama camiye gider, bu her yerde böyle. Ayrıca Cuma günleri kamu personeli yarım saat geç gelebiliyor işine. Yani, parmak sokan yokmuş, gözümüze.

Yazan: Yiğithan AKMAN Tarih: August 14, 2008 5:13 PM

Laikliği herşeyin(dinin,vicdanın,insanlığın,demokrasinin,milliyetin ....)üstünde tutanlar biraz insaf edin..!

Yazan: Şüheda YAŞAR Tarih: August 14, 2008 5:22 PM

Babacan'ın şikayet etmesine gerek var mı Allah aşkına!

Avrupa görmüyor mu ülkelerinde okuyamadıkları için, kendi üniversitelerine savrulan öğrencileri?


birde tutmuş ne kadar özgür bir ülke olduğumuzdan dem vuruyorsunuz!

bu kadar iyiyiz, hoşuz da, aylardır neyi tartışıp duruyoruz biz?
"pes"

Yazan: rabia Tarih: August 14, 2008 7:26 PM

Bu yazınız için teşekkür ederim sayın Mustafa Akyol. Anadolu halkının yüzde doksanı bu yazının altına imza atar. Keşke sekülarist-laikçi elitler de az okumuş halk kadar akıllı ve mutedil olabilseler de her şey rayına kolayca otursa.

Yazan: Mehmed Mustafa Tarih: August 14, 2008 7:33 PM

Mustafa Bey'e ve sitanin müdavimlerine slmlar,her ne kadar içlerinde anarşistler gibi saldırgan arkadaşlar olsada onlarada slmlar:)Rahmetli Cemil Meriç:'Tarih kantiteden kaliteye geçiştir',der eserinde;yani ilkellikten kaliteye geçiş...Muasır medeniyet dediğimiz Batı'yı hep şeklen,aşağılık kompleks sahibi olarak örnek alıpta,sosyal devlet anlayışının tezahürü nisbetinde,olması gerekenler söylenince şeytan taşlar gibi taşlamak,söyleyenide,Avrupa'yı da,ABD'yi de vs...Devlet,millet içindir,birey içindir sayın Yiğit Akman,ısıkhepvar(nasılsa) 1. ilden 81. ile genelden özele herkese hizmet götürmek zorundadır,önemli olan insanı yaşatmaktır! Şeyh Edebalı'nın atam Osman Gazi'ye ettiği nasihatteki gibi 'İnsanı yaşat ki devlet yaşasın'...Bu nasihatin hepsini okuyun belki ilham alırsınız,medeni olmanın ölçülerini taa ki yedi asır önceden,öğrenirsiniz...Hasta ruhlardan korunma dileğiyle...

Yazan: zuhre Tarih: August 14, 2008 11:54 PM

Ey büyük insan ZUHRE!!!
Senin hizmet anlayışın buysa sana bu dünyadada öbür dünyadada hizmetler sonsuz olsun.
Sana söyleyebilecek tek bir laf bile bulamıyorum
o 1. ilden 81. ile insanların açlıktan kırıldığını 500 ytl maaşla bir köşeye atıldığı hala sağlık skandallarının diz boyu olduğu insanlığın değil hizmetle anılmak hezimetle yıprandığı bir anda her şeyin üstü bu kadar basit konularla kapatılıyor ki yok türbanmış yok ibadethaneymiş yok şeriatmış yok demokrasiymiş yok laiklik değilmiş miş miş miş diye mışıl mışıl uyuyan insanların içinden hizmet rüyası gören basit insan. Sen rüyalarına devam et belki cennetide görürsün rüyanda ben uyumayacağım uyuyanlarıda kınamamaya özen göstereceğim çünkü onlar en mukaddesleri olan inançlarıyla uyutulanlar ben inanmıyorum varsa cehennemin dibine gideceğim ama yine şayet varsa en mutlu olacağım şey bu dünyanın meleklerini insanların inançlarına peşkeş çeken zebaniler olarak cehennemin dibinde benimle olacaklarına seviniyorum. İnsanların inançlarını kalkan yapanlar gücü kalmayınca insanların kendilerini kalkan yaparlar.

Yazan: ışıkhepvar Tarih: August 15, 2008 2:39 PM

Sayın Akyol orası ABD yaaa . burası .....burası..bizi uzunnn uzun düşündürüyor,acaba kimligini gerçekten kaybetmiş bir ülkedemiyiz diyee..
yasalar başka ülkeden ithal , harf desen hakeza aynı..o zaman nüfusn %99 müslüman olan bi ülkede degilz artık.. malesef kimlksiz ,dinden korkan ve..hatta dinin ne oldugnn farkında olmayan bir toplum olduk malesef:(

Yazan: zehra bayrak Tarih: August 15, 2008 11:21 PM

Yenemezsin onları
Kıyamete kadar
Çeker vurur seni
İnsanlık adına...

Öncelikle bu şarkı sözünü yazmak istedim. Bu aralar çok fazla saldırı oluyorda... Şimdi tartıştığım kişiler içerisinde en sevdiğim insan elif dedim rumuzlu şahıs oldu. Kimi zaman küfür noktasına gelen yorumlarımızda olsa, tartışmayı bilen en iyi insan olarak onu gördüm. Ne demek istedi bu? diyeceksiniz. Doğrusu kalıplara sokulmuş beyinleri kalıplarından çıkartmak zor bir iş olur. Bu böyledir. Biz en iyisi tartışmayalım. Nede olsa biz söyleyip, biz dinliyoruz

Yazan: Anonymous Tarih: August 15, 2008 11:52 PM

Ortalama zeka ve eğitime sahip biri, ülkemizdeki okulların genelinin fiziki şartlarının değil ibadete eğitime bile müsait değilken ibadethane olayını gündeme taşımanın iyi niyetli olmadığını, subjektif bir görüş olduğunu anlar.Onun dışında yurt dışındaki münferit uygulamaları orası özgür burası baskı altında diye lanse etmek ile bu konudaki menfi mahkeme kararlarını ise negatif yorumlamak en büyük çelişki.

Yazan: orpen Tarih: August 16, 2008 1:22 AM

Bırakın insanlığa kendilerine dahi bir faydaları olmayan müslümanlardan ne bu dünyada ne de ahiret'te hiçbir şey olmaz.

Hz.Muhammed'in ölümünden sonra İslam dini diye bir din kalmamıştır. Çünkü İslam dini mezheplerin, tarikatların siyaset ve maddi çıkar aracı haline getirilmiştir. Hz.Muhammed'ten sonraki İslam, kul'a kulluk edilmesini şart koşan bir düzen kurmayı hedefleyen siyasi bir hareketten başka bir şey değildir. Din demeye bin şahit bile yetmez. Binlerce milyonlarca İslam vardır çünkü. Herkesin İslam'ı farklıdır. Tek bir İslam yoktur. Örneğin Sayın Mustafa Akyol'un bile İslam'ı farklıdır. Yazılarından kolayca anlaşılabilir.

İslam'ın bin parçaya bölünmesinin müsebbibi de aklılsız İslamcılardır. İşte bu yüzden kutsal din duygularının sömürülmesine sesini çıkartmayan ağızlarından din, Allah, Kur'an kelimesi hiç eksik olmayan din bezirganlarını baş tacı eden müslümanlardan ne bu dünyada ne de ahiret'te hiçbir şey olmaz.

Neden mi? Takdir-i ilahi.

Hülagü TTT

Yazan: Hülagü Tarih: August 16, 2008 6:27 PM

Diyecek hiçbir sözüm yok Hülagü beyi yürekten aklışlıyorum...

Yazan: Yiğithan AKMAN Tarih: August 17, 2008 5:28 PM

Yiğithan AKMAN :Diyecek hiçbir sözüm yok Hülagü beyi yürekten aklışlıyorum...

Hülagü TTT: Binlerce milyonlarca İslam vardır çünkü. Herkesin İslam'ı farklıdır. Tek bir İslam yoktur. Örneğin Sayın Mustafa Akyol'un bile İslam'ı farklıdır.

...
Yıgıthan Beye hak veriyorum boyle zekice yazılmıs cumleler alkıslanmaz da ne yapılır

Yazan: ne yapılır Tarih: August 18, 2008 4:49 PM

Teşvik başka, imkan sunmak başka.

Bunu bazıları bir anlayabilse.

...

Şunu demeden edemiyor insan:

"Veriiir, elin "gavur"u verir de, bizimkiler..."

...

Bir de yazıyı okurken aklıma Kemal Sunal ve Şener Şen'in oynadığı Kibar Feyzo filmi aklıma geldi. Hani, Kibar Feyzo başlık parası biriktirmek için kah kendini kovdurarak, kah isteğiyle büyük şehre gidiyor ve döndüğünde ağaya göre muzır faaliyetlere girişerek köyünden farklı olarak "böyük şehirde başlık parasının olmadığını, sendikayı, marabalığın olmadığını, " anlatıp köylüleri "kışkırtıyor" ve köyden çıkma yasağı almasına neden olan hareketlere girişiyordu ya.

Mustafa Akyol Bey'in bu ve bazı yazılarını buna benzetiyorum.

Bizim "köy"ün dışındaki uygulamaları, gelişmeleri bize aktarıyor.

Kibar Feyzo filminden farklı olarak burada ağa ve yandaşları "köy"ün dışına çıkma yasağı yerine bizi başka yerlere kovmaya çalışıyor. Kah Arabistan, kah İran, kah Afganistan. Fakat bizim öğrenip, kışkırıp, bahsettiğimiz gelişmeler ne Arabistan'da, ne İran'da, ne Afganistan'da; aksine Avrupa'da, Amerika'da...

Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: August 18, 2008 5:41 PM

Bu konuya açık olarak yorum yapmak istedim. Genelde hepimiz İslam'ı Müslümanlık ile aynı tefe koyarız. Hayır. Nasıl ki Hristiyanlık, Budizm, Musevilik bir dinse Müslümanlık'da aynı türde bir dindir. İslam ise çok farklı birşey. İnanış, yönelmek... Yani her insanın bir İslam'ı vardır. Taptığı birşey, yöneldiği birşey, kimi zaman fikir. İşte budur İslam... Her dinin, her milletin hatta her şahsın İslam'ı...

Yazan: Yiğithan AKMAN Tarih: August 18, 2008 9:16 PM

GERÇEKTEN DİKKAT ÇEKİCİ BİR YAZI.MADEM İKTİDARIMIZ O KADAR DÜŞÜNCELİYMİŞ PEKİ NİÇİN ALEVİ KARDEŞLERİMİZ ZORLA DİN DERSİNE GİRİYOLAR?AKP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI OKULLARA İBADETHANE YAPILMASI İÇİN TEKLİFTE BULUNDU DİYORSUNUZ AMA ALEVİ ARKADASLARIN DİN DERSİ SORUNUNA TEKLİFTE BULUNAN YOK.MALESEF İKTİDARIMIZ BU KONULARDA BİRAZ KENDİNE MÜSLÜMAN.TÜRBAN SORUNU ERBAKAN'DAN ÖNCESİNDE YOKTU.ZATEN LAİKÇİ KESİMİ BU KADAR KATILAŞTIRAN DA MENFAİTÇİ YOBAZLARIN SIRF KENDİ ÇIKARINA ÇALIŞMASIDIR.

Yazan: Seda Kılınçarslan Tarih: August 18, 2008 11:14 PM

MÜSLÜMAN ÖĞRENCİYE OKULDA NAMAZ KILMA HAKKI,HIRİSTİYAN ÖĞRENCİYE OKUL BAHÇESİNDE İSA VE MERYEM HEYKELİ BULUNDURMA HAKKI,HİNDUİST ÖĞRENCİYE OKUL BAHÇESİNDE İNEK BESLEME HAKKI....
TABİ BU İŞİN ŞAKASI.
AMA BÜNYESİNDE 40 BİNDEN FAZLA CAMİ VE 10 BİNDEN AZ SAĞLIK KURULUŞU BARINDIRAN BİR ÜLKE İÇİN OKULLARDA MESCİD YAPMAK FİKRİ ABARTI OLUR.

Yazan: squatter Tarih: August 19, 2008 3:28 PM

Sayın Seda Kılıçarslan'ında söyledikleri ayakta alkışlanacak cinsten...

Yazan: Yiğithan AKMAN Tarih: August 19, 2008 3:55 PM

son bir kaç yorumdur devam eden bozacı-şıracı "şak şak"larına aykırı olacak biraz, kimse kusura bakmasın...

konuyu okumayan biri, sadece bu yorumlara baksa zannedecek ki; Mustafa Akyol "okullarda ibadethane açılsın" kampanyası başlatmış..

" yok, ondan önce bir sürü eksik tamamlansın" demiş biri..
" sağlık ocakları yokken, şimdi bunun sırası mı" demiş öteki..

'bla', 'bla', 'bla'

oysa burada asıl vurgulanmak istenen, laikliğin algılanış şeklinde ki sıkıntılardır..

şunu hepimiz bal gibi biliyoruz ki, herşeyimiz tastamam olsaydı da bu ülkede, bu fikre sadece laikliğe aykırı diye karşı çıkardık biz..

Yazan: rabia Tarih: August 19, 2008 8:48 PM

Sayın Squatter bizim ülkenin işi gücü imam yetiştirmek zaten... Hasta olursun doktor bulamazsın ama kendini okutmak için mutlaka biryerlerde hoca çıkar karşına...

Yazan: Yiğithan AKMAN Tarih: August 19, 2008 9:29 PM

Rabia hanım ne kadar İngiizce meraklısısınız. Biz "bla" yerine üç nokta(...) tercih ediyoruz...

Yazan: Yiğithan AKMAN Tarih: August 20, 2008 5:55 PM

SAYIN YİĞİT AKMAN,ben aynı zamanda squatter adında yazıyorum.Bu arada sayın yerine ufaklık demeniz daha makbuldür(:
RABİA HANIM, ortada bır kampanya başlatılmış sayılır zaten.Bu tür yazılarda tanıtım afişi.
Erbakan'dan önce ünüversitelere kapalı girmek vardı.İşte,ayarını bıraz fazla kaçırdıklarında böyle oluyor.Kaş yaralım derken göz çıkarıyorlar.Ayrıca bugün okullara mescid yapılsa aynı abartı ve ileri gidişler burdada meydana gelir.Kılmayanlara piskolojik bir baskı olur.Bazı sınıf arkadaşım bana, niye başını kapatmıyorsun diye soruyor.Bir de mescid olsa okulda , her halde dersten çıkıp tesbiyat yapardık.Canları o kadar bir sey yapmak istiyorsa memleketime bir kız yurdu yapsınlarda lise ve ünüversite öğrencileri cemaat evlerine sığınmak zorunda kalmasın....

Yazan: Seda Kılınçarslan Tarih: August 20, 2008 10:29 PM

Mustafa Bey,

Ulkemize cok haksizlik ediyorsunuz; iddia ettiginizin aksine, ulkemiz bircok konuda "ozgurlukcu laik" ABD'den cok daha ozgurlukcu.

Mesela:

1. Amerikan hukuk sistemi devlet okullarinda dinsel inanclarin bilimsel kuram adi altinda ogretilmesini laiklige uygun bulmadigi halde, bizde 25 yildir cocuklar yaratiliscigin ne kadar bilimsel bir kuram oldugunu ogreniyorlar. Boylece cocuklarimiz, evrensel bilim kurumlarindaki bilimin otesinde ufuk kazanmis oluyor, bilimsel bilgi ile dinsel inancin birbiriyle celiskili oldugunu zannetme ozgurlugune kavusuyorlar.

2. Amerikan laikligi devlet okullarinda hicbir din, mezhep,inanc yorumunun cocuklara dikte edilmesine izin vermedigi halde, bizde 25 yildir ana babasinin dinsel tercihi ne olursa olsun, Ortodoks Islam'in ogrenme ozgurlugunden zorunlu olarak faydalandiriliyorlar.

3. Okullarda ibadethane acmanin yasak olmasi soyle dursun, okullardaki cemaatsel orgutlenmeler sayesinde, okullarda ibadet etmek, cemaat toplantilarina katilmak adeta zorunlu kilinarak ve okul yonetimleri tarafinda desteklenerek, cocuklarin anne-babalarinin iradesi disinda egemen dinsel cemaatlere devsirilme ozgurlugunden de faydalanmasi saglaniyor. Tabii siz Amerika ile mesgul oldugunuzdan memleketin okullarinda ibadethane yok saniyorsunuz, ama musterih olun, ben 80'li yillarda yurdun cesitli yatili devlet okullarinda okudum, hepsinde de ibadethane vardi, "dindar" abilerimizin bizlere ihtiyacimiz olan ve mutlak dogru olan dinsel egitimi vermesi icin her turlu olanak ve kolaylik saglaniyor, etut siniflarinda, yatakhanelerde ilahiler, vaazlar dinletiliyor, okula siyasi yayin/gazete sokmak yasak oldugu halde "dindar" yayinlara her turlu ozgurluk taniniyor; bu "dinsel" aktivitelere katilma ozgurlugunden yararlanmamiz icin her turlu ikna/zorlama yontemi uygulaniyordu.

Iste boyle ozgurlukcu laiklik anlayisina sahip bir ulkeyiz biz.

Neymis efendim, "ABD’de ise laiklik, “devletin dini ne empoze etmesi, ne de onun özgürce yaşanmasını engellemesi” esasına dayanıyor" imis! Bu Amerikan laikcileri de cok zorba canim, oyle laiklik mi olur Allahaskina, hani tarikatlarin, cemaatlerin beyin yikama, devleti isgal etme, dinsel egemenlerin siyasi iktidari ele gecirme ozgurlugu? Gercek din ozgurlugu, ulkede egemen olan din anlayisinin cocuklarin kafasina vura vura dikte edilmesidir, onu da bizden iyi kimse yapamaz.

Yazan: Balbazar Tarih: August 22, 2008 8:43 PM

Balbazar Bey,

1.Devlet okullarında hangi derste, hangi müfredatta, hangi seviyede, hangi sınıfta, hangi kitapta yaratılışçılık bilimsel bir kuram olarak sunuluyor. Kaynak belirtmenizi isteyeceğim. Kitap, sayfa, paragrraf, satır? LÜTFEN.

2.Bu ikinci saydığınızın suçlusu, faili, hatalısı, eksiklisi kim. Bunu hiç hoşlanmadığınız "siyasal" İslamcılar mı, "dinci"ler mi getirdi. Zorla size bu eğitimi veren, isteyerek o eğitimi almak isteyenin hangi haklarını elinden alıyor? DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ HİÇ? Mesela ortadoks İslam dediğiniz şeyin içinde Atatürk'ün din hakkındaki görüşlerinin yeri nedir? Bu eğitim bahane edilerek daha başka hangi eğitim istekleri engellenmek istenmektedir? Bu eğitim NE KADAR CİDDİ verilmektedir? Bu eğitim ile devlet sizce bu "ortodoks" İslam'ı kontrolü altında tutmak istememek midir?

3.Mustafa Bey, yazısında teşvik etmek ile imkan sağlamak arasındaki MEDENİ ülkelere ait farkı zaten vurgulamıştı ama hatırlatmak gerekecek.

Ayrıca cemaatler modern dünyanın, demokrasinin birer meyveleridir. Cemaat, cemiyet, örgüt, teşkilat, kurum, dernek, vakıf olma, kurma, katılma, katılmama demokrasinin tanıdığüı en önemli özgürlüklerdendir.

Şunu da açıkçası merak ettim: Nasıl olup da cemaatler okullarda ibadet yapmayı zorunlu kılıyormuş.

Aynen Kitap, sayfa istediğim gibi burada da bir örnek isteyeceğim. Peki okulu kırıp içki içen, esrar çeken, kahvehaneye, bara kaçan, lisede hamile kalan, sol veya sosyalist parti ve hatta terör örgütlerine katılan, dernek veya vakıflara üye olan gençler neden bu cemaatlerden etkilenip kendisini ibadet etmek zorunda görmüyor. Demek ki ibadet edenler kendilerini zorunlu gördüklerinden değil, istedikleri için ibadet ediyorlarmış.

Bu cemaatlerin kendilerini anlatmalarını kastediyorsanız bu demokratik bir hak. İnsanlar da sosyal hayatları içerisinde okulda dinlerinden soyutlanamayacağına göre-vatandaşlarını, insanları birbirini köpekler gibi yiyecek mahluklar olarak görmeyen anlayışlar- bunu yadırgamaz.

4.Bu saydıklarınız olsa dahi, Mustafa Bey'in saydıklarının olmadığını göstermez.

Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: August 23, 2008 12:35 PM

ozel okullarda kimin ne yaptigina karismaya kimsenin hakki yok gercekten burada. ancak devlet okullarindaki durum amerika'da tartisilmiyor degil. bazi amerikalilar, amerika'da muslumanlarin azinlik olduklari icin kayirildigini iddia ediyor. devlet okullarinda hiristiyan ogrenciler toplu halde dua edemezken, musluman ogrencilerin toplu halde namaz kilmasi, muhafazakar ya da degil amerikalilarin canini sikiyor. bu konuda yakin zamanda bir haber okumustum: tiklayin. altindaki okuyucu yorumlarindaki amerikan tarzi laiklik tartismasi bana oldukca ilgi cekici geldi dogrusu.

Yazan: dj Tarih: August 29, 2008 8:09 AM

Tekrarlayalim, soyle diyor Sayin Akyol: "ABD’de ise laiklik, “devletin dini ne empoze etmesi, ne de onun özgürce yaşanmasını engellemesi” esasına dayanıyor"

Yazidaki ornek de diyor ki: Amerika’da musluman cocuklara egemen hiristiyan dini dayatilmiyor.

Ben de diyorum ki: Burada butun cocuklara egemen bir Ortodoks Islam anlayisi dayatiliyor.

Peki M. Akyol’un bu dayatmadan en ufak sikayeti var mi? Yok, aksine, Sayin Akyol’a gore "devlet bir din anlayisini empoze etmesin" diyenler, dinin ozgurce yasanmasini engellemek istiyorlar; onlar zorba, antidemokrat, darbeci, ergenekoncu. Cunku, bu memleketteki tek din anlayisi, Akyol ve cenahinin bize uygun gordugu din anlayisi; onun icin din ozgurlugu deyince akillarina sadece o din anlayisinin topluma dayatilmasi geliyor.

1. Mustafa Fatih Bey, urkmeyin, biz dostuz. Hemen gosterelim delilini: http://www.mustafaakyol.org/archives/2006/02/700_darwinist_akademisyen.php (bahsi gecen "Darwinist akademisyenler"in talebi su anda statukonun ne oldugunu gosteriyor; Mustafa Bey’in neyi savundugu ise malum).

Bu arada neo-muhafazakarlarimizin, gercekleri nasil carpittiklarini, nasil mazlum edebiyati yaptiklarini, nasil sahte bir "dinin baski altinda oldugu Turkiye" portresi cizdiklerini bu kadar net bir sekilde gosterdiginiz icin tesekkur ederim. Oyle propaganda altinda, oyle bulutlarin ustundesiniz ki 25 yillik basit bir ulke gercegi bile size inanilmaz geliyor, cunku kafanizdaki zalim-mazlum iliskisi kaliplarina ters. Yakinda, Sivas'ta oteli Gulen'i protesto eden "laikci"lerin yaktigina inanan bir kusak ortaya cikarsa hic sasirmayalim.

2. Yani, sikintiniz "zorunlu" din dersinin varligiyla degil, "ciddi" olmamasiyla. Empoze edilen din anlayisini sizin din anlayisiniza yeteri kadar uygun bulmuyorsunuz. Onun icin kabahatlisi siz degilsiniz, hatta kendi din anlayisinizi yeterince dayatamadiginiz icin magdursunuz.

O begenmediginiz din dersini zorunlu kilan cunta liderine, kanaat onderleriniz tarafindan cennet vizesi bile verildi. Zorunlu din dersinin insan haklarina aykiri oldugu AIHM'den tescilli oldugu ve Alevi orgutleri konuyu surekli gundemde tuttuklari halde, 6 yillik “Amerikan tipi laiklik” sevicisi iktidar bu konuda kilini bile kipirdatmadi. Kendinize karsi durust olun biraz: Bugun, zorunlu din dersinin kaldirilmasi meclisin gundemine gelse, kac AKP milletvekili destekler bunu? Kac MHP milletvekili destekler? Onlarin zihniyetine gore bu dogal, olmasi gereken bir seydir. Hadi gelin, ozgurlukcuyseniz, Amerikan tipi laiklik talebinizde samimiyseniz, topluma egemen olmus bu zihniyeti degistirelim. Ama size gore o zihniyette sorun yok, egitimde din ve vicdan ozgurlugunun olmamasi kimin kabahati: solcularin, “darwinist”lerin, ateistlerin, “laikci”lerin, kemalistlerin. Bu zihniyeti degistirmek icin caba gosterenler de, ergenekoncu.

3. Yine tebrikler, cemaatciligin ne kadar fasizan bir zihniyete dayandigini tekrar ortaya koymussunuz. Bir cemaate girenler ahlakli; cemaate girmeyenlerin hepsi ickici, esrarkes, terorist, vs, oyle degil mi?. Eee, 20 yil once cocuklugumuzda da bize soylenen benzer seylerdi, “bizim disimizdaki herkes ickici, esrarkes, zinaci, ahlaksiz” mealindeki soylemlerle buyuduk biz. Bu zihniyet bir de kendini diyalog, hosgoru vesaire ile reklam etmez mi…

Demek devlet okullarindaki cemaat hegemonyasi medeni, oyle mi?

Mesela, devlet okulunda, okul yoneticilerinin yardim ve yatakligiyla, ogrencilere yatakhanelerde, etut siniflarinda vaaz dinletilmesi cok medeni degil mi? Zorlama, dayatma falan degil, tamamen gonullu. Cocugun ya da ebeveyninin buna rizasi yoksa, cocugun devlet okulunun yatakhanesinde ne isi var, oyle degil mi? Devlet okulu cemaatlerin babasinin mali cunku.

Kendini savunma, farkli fikirleri degerlendirme sansi olmayan 10 yasindaki cocuga hergun kendi dogrularini tekrar tekrar anlatmak, onlari daha o yasta hiyerarsik bir guc grubunun icine dahil etmek, butun hayatini kontrol altina alarak kendi ideolojinizi dayatmak, “kendinizi anlatmak” oluyor, oyle degil mi? Cocugun haklarini kim dinler canim, aslolan cemaatlerin dayatma, iktidarlarini percinlemek icin kucucuk cocuklari kullanma ozgurlukleri.

Kimin insanlari birbirini kopek gibi yiyecek mahluklar olarak gordugunu, gosterdigini cok iyi biliyoruz Mustafa Fatih Bey. Biz de o cocuklardandik. Bize de hergun Ataturkcu ogrenmenlerin zina yaptiklari, solcu arkadaslarimizin esrar ictikleri, basi aciklarin mezarini yilanlarin bastigi, ateistlerin bizi kuduz kopek gibi isiracaklari anlatildi. Birbirini kopekler gibi yiyecek mahluk olarak gormeyenler, ayni toplumda yasadiklari insanlarin cocuklarini ele gecirilecek hedef olarak gormez, onlara el koymaya, onlari ailelerinin elinden calmaya calismazlar. Farkliliklara saygi gosterir, onlari yok etmek icin her turlu yola basvurmazlar.

4. Butun bunlarin neyi gosterdigi cok acik. Neden bu memlekette Islamcilik ile hipokrasinin ayni anlama geldigini…

Yazan: Balbazar Tarih: August 30, 2008 7:29 AM

Balbazar Bey,

1. Şu ders kitaplarının hangisinde, hangi sayfasında yaradılış bir bilimsel kuram olarak sunuluyormuş?

Bunu söylemeyi unutmuşsunuz o kadar laf kalabalığı arasında.

Ayrıca Sivas'a hiç girmeyelim isterseniz. Sivas'ın "rövanşını", "öcünü", 3 gün sonra PKK'nın aldığını yazarım utanırsınız.

http://www.turkpolitika.com/makaleler-mainmenu-88/2191?task=view

Kan davası güder gibi her yıl Sivas'ı hatırlatanlara! Gidin yakanlardan hesap sorun, benden, dindarlardan değil...

Sivas'ta o oteli yakan ülkücüler ne zamandan beri tarikatçı oldu.

Sivas'ta yangın çıkaran adamlar o okullarda sizi kendi ibadetleri ile "baskı" altına alan hangi cemaate mensup? Bir araştırmanız mı var? Yoksa bu da ders kitaplarındaki yaradışıl safsatası safsatanıza mı dönecek? Tek teker o yangını çıkaranların isimlerini ve mensup oldukları bir cemaat, tarikat VARSA VARSA VARSA isimlerini isteyeceğim. Bu kadar ucuz ve basit ZAN savuramazsınız.

Sivas'ta o yangını çıkaran kişilerin suçunu nasıl olup da tüm dindarlara kesiyorsunuz?

2.Sıkıntım ise din dersinin ciddi verilmiyor olması DEĞİL. İyi bir demagogmuşsunuz. Sorunum birilerinin ciddi verilmeyen zorunlu din dersini bahane ederek insanların din eğitimi alma, talep etme haklarını gasp etmeleri ve birilerinin bu dandik din eğitimini emsal gösterip bir hak gasbı edenleri değil de hakkı gasp edilenleri suçlu ilan etmesi.

Şurada anlaşalım Balbazar Bey,

Bu ülkede ortanın solundakiler mert döğüşmeye başladıklarında bu ülkeye demokrasi gelir. Demorasi geldiğinde din dersi de kalksın, diyanet de, dokunulmazlıklarda.

Bu yargıtay, bu hukuk anlayışı, bu çoğu hakim, bu anayasa mahkemesi varken, dokunulmazlıkların kalkmasını ister miyim? HAYIR. Ama kürsü dokunulmazlığı hariç adi suçlar için dokunulmazlıklar YUMUŞATILSIN MI? EVET. Ama yumuşatmadan fazlası yapılmasın. Gibi.

Din dersi de böyle. Kaldıralım tevhid-i tedrisatı. Atamızın büyük şaheserini. Cumhuriyetimizin kazanımını. Kaldırınca kapatma davası açılmayacağına, e-muhtıra verilmeyeceğine, çamura yatıp devlet "çifliklerinin" pardon kurumlarının başında rant yiyenlerin sistemi kitlemeyeceklerine söz verin, versinler. Bak o zaman o dandik "din" dersini kim ister.

3.Size de tebrikler. Gözümde size karşı güven kırıntısı kalmadı desem kalmadı yani. Bu ne çarpıtma? Benim o sözümden cemaate girenler ahlaklı öbürleri değil gibi bir şey anlaşılıyorsa özür diliyorum ve düzeltiyorum. Cemaate girenler ahlaklı diğerleri değil gibi bir düşüncem yok, onu demek istemedim.

Cemaate girmiş gençler hani hep baskı sonucu girmişlerdi ya Balbazar Bey'in iddiasına göre, okulda ibadet etmek zorunda hissediyordu ya HERKES bu cemaatler yüzünden. Ben de ona karşı HERKES'in değil sadece isteyenlerin ibadet ettiğini söylemeye çalıştım. Bak herkes istemiyor ibadet etmeyi, herkes kendini ibadet etmek ZORUNDA GÖRMÜYOR, bak işte hamile kalan da var, içki içip, esrar çeken de, terör örgütlerine giren de var dedim.

Ama pek ala ibadet etmeyip, hamile kalmayan da,
ibadet etmeyip esrar çekmeyen, içki içmeyen de
ibadet etmediği gibi terör örgütlerine girmeyen de VARDIR. Vardır da, lahana dolması seven de vardır, sevmeyen de.

Ben bunların hepsini söylemek zorunda değilim ki. Liseli gençlerle ilgili tüm ihtimalleri düşünüp, değişik kümeler, kesişim, birleşim kümeleri, fark kümeleri kurmak zorunda değilim ki.

Ben sadece benim anlatmak istediğimi anlatan örneklerden bahsederim.

Elbette ibadet etmeyip ahlaklı ahlaklı dolaşan liseliler de vardır.

Yanlış anlaşıldı ise düzeltirim, böylelikle söylediklerimin doğru haline bir cevap daha beklerim. Demagoji yapmadan.

Şu devlet okulu hangisi imiş yahu? Bir de onu söyleseniz. Varsa bile bir cemaatçi müdür, yönetici, o saydıklarınıza cesaret ve tenezzül edebilecek bir tanesini görmedim ben şimdiye kadar.

Her türlü yol dediğiniz de anlatmak mı? Silahlı örgüt mü kurmuşlar, beyin ameliyatı veya hipnoz mu yapıyor bu adamlar?

4.Bu ülkede dayatılan bir İslam anlayışı var ise o da, ordudaki Ergenekoncuların tuttukları notlardan anlaşılabilir. O anlayış kadınlarının %60'ının başı kapalı iken ordu da rütbeli askerler arasında neden eşinin başı kapalı veya kendi başı kapalı asker olmadığının göstergesidir. Baş kapalılık simge ya, onun için o örneği verdim.

Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: September 3, 2008 12:50 PM

Mustafa Fatih Bey,

Gördüm ki aylar öncesinden uzun uzun yazdığım yanıt yayınlanmamış, kusura bakmayın, yayınlanacağından emin olamadığım için tekrar yazamıyorum. Kısa keseceğim.

Deliliniz için buyrun: http://www.ctp.bilkent.edu.tr/~egonca/Excel/lise3.doc

google'da evrim, müfredat, biyoloji, yaratılış diye ararsanız dahasını bulabilirsiniz.

Not: Benim için Sivas'ta katledilenler bizimkiler, Başbağlar'da katledilenler sizinkiler değil. Hepsi benim, hepsi bizim. Ben Başbağlara katliam derim, onu yapan terörü lanetlerim. Benim için Sivas bana, Başbağlar ona yapılmış birşey değil, hepsi bize yapılmış şeyler. Ayrımı yapan, Sivas'a katliam demeye dili varmayan, ona sebep olan tavrı lanetleyemeyen sizsiniz. Sivas'ın çok anılmasının da, sizin Sivas sözcüğünü duyduğunuzda kırmızı görmüş boğaya dönmenizin nedeni de bu: Kitlesel olarak bir insanlık suçunu sahiplenmeniz, açık yüreklilikle lanetleyememeniz.

Yazan: Balbazar Tarih: October 26, 2008 8:09 AM

İlahi Balbazar Bey,

Orta öğretimin 4 yıla çıktığından haberdar mısınız? O müfredatın yeni halini kaynak gösterseydiniz. Hem de dinci hükümetten sonraki halini bulsaydınız pek makbule geçerdi.

Ayrıca "hayatın başlangıcı ile ilgili görüşler" deniyor konu başlığı olarak.

Yani "hayatın başlangıcı ile ilgili bilimsel görüşler" denmiyor. Yani öğrencilere pek ala şu denmek istenmiş olabilir:

Bakın bunca bilimsel görüşün yanında böyle yobaz görüşler de mevcut, hayatın başlangıcına dair, itibar etmeyiniz.

Veya AT, yaradılış gibi görüşlerin de bilimsel olduğunu düşünen insanlar(ve tabi bilim adamları) olduğuna göre bırakın çocuklar her türlü fikiri duysunlar bu konuda.

Ayrıca kurbağaların çamurdan oluştuğu yönündeki görüşlerin ders kitaplarında bulunmasını yadırgamazken(bunu gayet bilimsel buluyorsunuz sanırım), neden yaradılışa kıl oluyorsunuz?

O müfredatta hayatın başlangıcıyla ilgili görüşlere yer verilmiş.

HİÇ BİRİSİ DAYATILMIYOR.

HİÇ BİRİSİ BİRİNDEN ÜSTÜN TUTULMUYOR.

SADECE O GÖRÜŞLER VE İDDİALARI TANITILIYOR.
(Not: Öğrenciler kendilerine verilen biyoloji bilgisi ile zaten evrimin ne kadar saçma bir kuram olduğunu anlayacaklardır, telaşa mahal yok, dayatmaya da gerek yok!)

***Sizin "öğrencilere okullarda yaradılış bir bilimsel kuram olarak sunuluyor" itiranızdaki hışmı hakedecek hiç birşey yok o müfredatta. Sizin o ifadenizi duyan çocuklara yaradılıştan başka birşey anlatılmıyor, yaradılış ispatlanmış bir gerçek gibi sunuluyor zanneder. Yok efendim böyle birşey. Yok. Sadece o görüşün varlığından bahsediliyor ve iddiaları sıralanıyor. Biyoloji öğrettiğimiz gençlerin zekasına güvenelim. Ben güveniyorum. Fakat evrimci arkadaşların bu telaşı niye?

...

Sivas'ta yaşanan o cinayet dini ve dindarları toptan karalamak, suçlamak için kullanılırsa benden bu konuda sağlıklı düşünmemi beklemeyin. İnsanız. Psikoloji bilimi var. Ve yine yaptığınız bu.

Başbağlar konusunda başka şansınız yok zaten. Ayrıca kimse size Başbağları hatırlatıp, sizi toptan suçlu ilan etmediği için o psikolojiyi de yaşamıyorsunuz. Fark bu.

Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: October 26, 2008 7:37 PM

Hafizanizi tazeleyeyim.

En basta ben sunu soylemisim: "...bizde 25 yildir cocuklar yaratiliscigin ne kadar bilimsel bir kuram oldugunu ogreniyorlar."

Siz demissiniz ki: "Devlet okullarında hangi derste, hangi müfredatta, hangi seviyede, hangi sınıfta, hangi kitapta yaratılışçılık bilimsel bir kuram olarak sunuluyor. Kaynak belirtmenizi isteyeceğim."

Ben, akademisyenlerin MEB'na dilekcelerini, bakanin tepkisini, ve Akyol'un mevcut biyoloji dersinde yaratilis ogretme uygulamasini dolayli bir delil olarak gostermisim, begenmemissiniz, ben de webden bir mufredat ornegi bulup gostermisim.

Gosterdigim mufredatin 1998 tarihli oldugunu farketmistim elbette. Ve sizin "bu AKP hukumetinden once tarihli" diye atlayacaginizi da biliyordum. Cunku sizin tartisirken karsinizdakini dinlemediginizi biliyorum.

Sizin fanatikce bagli oldugunuz "dinci" iktidari her durumda savunmak gibi bir kayginiz, ya da her elestirinin onlara yoneltildigini sanmak gibi bir kompleksiniz olabilir; ama uzgunum, baltayi tasa vurdunuz, daha en basindan "25 yildir" demis, elestirdigimin sadece AKP iktidari degil, 12 Eylul'den beri iktidarda olan gerici, anti-demokratik zihniyet oldugunu vurgulamistim.

"Yaratiliscilik bilimsel demiyorlar" vs. gibi laf oyunlariniza gelince. Hicbirimiz cocuk degiliz. Neyin ne oldugunu biliyoruz. Biyolojinin bir bilim dersi oldugunu da. O mufredatta, 150 yildir cok daha genislemis ve somutlasmis evrim kuraminin hala "Darwin'in gorusleri" adiyla okutuldugunu goruyor, yaratiliscilik ve evrim kuraminin birbirine zit goruslermis gibi gosterildigini biliyoruz. Burada "ben o cocuklarin zekasina guveniyorum" diye sirinlik yapabilirsiniz elbette, ama ideolojidaslariniz o cocuklarin zekasina guvenemedikleri icin 25 yildir cocuklara sistematik bir bicimde yalan soyluyor, 150 yillik bilimsel birikimi onlardan gizlemeye calisiyorlar.

Ve tekrar soyleyeyim, Amerikan hukuk sistemi, biyoloji derslerinde ayni yaratilisciktan bahsedilmesini o asigi oldugunuz Amerikan laikligine aykiri buluyor. 25 yildir. Yani bizdeki uygulama, yukarida reklam edilen Amerikan tipi laik egitim anlayisina taban taban zit. Benim en basindan beri soylemeye calistigim da bu zaten. Tabi Amerikan cocuklarinin mankafa olduklarina inaniyorsaniz, orasini bilemem.

Not: "Başbağlar konusunda başka şansınız yok zaten" ne demek? Siz misiniz Basbaglar'in sahibi de, kimin ne dusunup dusunemeyecegine karar veriyor, vicdanina aklinizca ipotek koyuyorsunuz? Ayip yahu. Evet, gorundugu kadariyla o konuda ciddi psikolojik sorunlariniz var, ama psikolojik sorunlarim var demek bu davranislarinizi affettirmiyor. Keske "psikolojik sorunlarimiz var" diyeceginize, konuya daha vicdani, daha insanca yaklasarak sizleri toptan sucladiklarini iddia ettiklerinizi utandirsaniz. Baska sansiniz var yani.

Yazan: Balbazar Tarih: October 27, 2008 8:58 AM

Evet, hafızamızı tazelemekte fayda var.

Balbazar Bey,

hiçbir araştırma yapmadan, eminim ki daha önce hiçbir müfredatı incelemeden(ben size hangi müfredatta sorusunu yöneltene kadar)

o bilindik "klişeyi" yani çocuklara yaradılışçılık bir bilimsel gerçek gibi sunuluyor klişesini

elinizde bir veri olmadan, araştırmada, kulaktan dolma bilgilerle burada bir kez de siz tekrarladınız.

25 yıllık müfredatı hala incelemediğinize, google'da yaptığınız o deriiin araştırmalar sonucu bulabildiğiniz o müfredat dışında başka hiçbir yere bakmadığınıza eminim.

Ayrıca o verdiğiniz de bir müfredat değil. Konu başlıkları. MEB'in belirlediği müfredat ve yayınladığı ders programını(program kitabı yayınlar her dersle ilgili) bulmanızı iddia sahibi olarak beklerdim.

O konu başlıklarını kim yazmış bu hala belli değil.

Ki bu konu başlıkları bulunsa bile;

Yaradılışın bir bilimsel gerçek gibi sunulduğunun kanıtı değil bir önceki cevabımda belirttiğim gibi. Yaradılış da hayatın başlangıcı ile ilgili bir görüş ve bu görüşün varlığından bahsedilmiş SADECE.

Bence başkalarından duyduğunuz klişeleri dillendirmeden önce bir de siz araştırın.

Ayrıca ABD'deki uygulamalar hakkında Mustafa Akyol'un yazdığı yazılar sizin söylediğinizin aksini söylüyor. ABD'de de farklı uygulamalar mevcut imiş.

12 Eylül'den beri iktidarda olan dinci, gerici zihniyet(!)

İnanın çok vahim ve güç bir iddia.

Sanırım Özal'ı bilirsiniz. Yasalar değişmese de, değiştirilemese de Özal ve şimdi de AK Parti hükümeti döneminde elde edilen demokrasi birikimi, yerleşen demokrasi kültürü sizin söylediklerinizi komik hale dönüştürüyor. Özal ve Ak Parti dönemindeki açılımlar, zihniyet değişimi Türkiye'de demokrasiye çok şeyler katmıştır. Bunu sağcı, solcu çok yazar dillendirir. Garip siz ise bu dönemi dinci, gerici diye anıyorsunuz.

...

Şu yaradılışın çocuklarımıza bilimsel gerçek gibi sunuluyor klişesine dönecek olursak:

Balbazar Bey,

Size bir tavsiyem var:

Siz böyle bir ifade kullandığınızda şu anlaşılıyor:

1-Biyoloji dersleri yaradılış görüşü üzerine inşa edilmiş bir müfredatla işleniyor.

2-Biyoloji derslerinde yaradılış açıkça bilimsel bir gerçek gibi sunuluyor ve diğer görüşlerden üstün tutuluyor.

İnanın böyle anlaşılıyor.

Evet ben araştırdım ve hala(dinci hükümet döneminde de) aynı müfredat geçerli. (Ama hedefler bölümünde o konu ile ilgili sadece "hayatın başlangıcı ile ilgili görüşler bilgisi" diyor.) Bilgi düzeyinde öğretimle sınırlı. Eğitimci arkadaşlarınıza sorun bilgi düzeyi öğretim hedefinin ne olduğunu.

Ama yapmayın lütfen bu konu sadece hayatın başlangıcı ile ilgili yaradılış görüşü de var ve bu şunu iddia eder gibi bir konu ve belki sadece orta öğretimin bir sınıfında, bir ders yılının sadece 1 gününde, 1 günün sadece 1 dersinde, 1 dersin sadece 5 dakikasında kitaptan okunup, geçilen, işte bu da şunu diyor denen bir konu.

Gelin:

Çocuklarımıza yaradılış bir bilimsel gerçek gibi sunuluyor gibi dramatik ve sansasyonel bir ifade yerine daha gerçekçi:

"Orta öğretim Biyoloji dersi müfredatında hayatın başlangıcı ile ilgili görüşler arasında yaradılış görüşü de sayılıyor"

ifadesini kullanın. Bu daha gerçekçi olmaz mı? Yaradılışın bilimsel bir gerçek gibi sunulup sunulmadığına o müfredatı inceleyenler karar versin, bizim klişelerimizle politize ettiklerimiz, propagandaya maruz bıraktıklarımız değil.

İnanın o müfredatları hazırlayanlar da biyoloji profesörleri. Çoğu da belki darwincidir. Yapmayın.

Ben bundan sonra diyeceğim:

Lise de çocuklarımıza hayatın başlangıcı ile ilgili görüşler arasında yaradılış görüşünün olduğu da söyleniyormuş diye.

Ama yoook. Fazlası yok. Yaradılış bir bilimsel gerçek gibi dayatılmıyor, yaradılış üzerine inşa edilmiş bir biyoloji dersi müfredatı YOOOK.

Ben sizin kullandığınız o dramatik ifadenin neden böyle bir klişe olduğunu açıkladım. Tavsiyemde de bulundum.

Karar sizin.

...

Başbağlar konusunda da psikolojik sorunlarım olduğunu söylemeye çalışmıyorum. Ama bir takım insanların tutumunun diğer insanlarda bu konuya bakış ile ilgili farklı bir psikoloji oluşturduğunu söylemeye çalışıyorum.

Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: October 28, 2008 12:03 PM

Üzgünüm Mustafa Fatih Bey, 'deplasmanda' ancak bu kadar oluyor. Uzun uzun yazıp iki kere gönderdim , yayınlanmadı ne yazık ki yazdıklarım. İşin özü, Milli Eğitim Bakaını da 'yaratılış teorisi ders kitaplarında kalacak' diyor. Yani kelime oyunları üste çıkmanıza yetmiyor.

Size iyi eğlenceler!

Yazan: Balbazar Tarih: November 2, 2008 7:23 PM

Balbazar Bey,

Yazdıklarınızı göndermeden önce bilgisayarınızda bir notepad belgesine kaydetmenizi tavsiye ederim. Özellikle uzun yazıların gönderilmesinde sorunlar olabiliyor. Ben böyle yapıyorum. Bunların sistemden kaynaklanan sorunlar olduğunu düşünüyorum. Deplasman tabiri pek hoş durmamış.

...

Ayrıca kelime oyunu yaptığım yok.

Ben de tekrar etmekten inanın usandım.

Kurbağaların çamurdan oluştuğu yönündeki fikirler çok mu bilimsel? Çocuklara, hayatın başlangıcına dair böyle fikirler olduğu da söyleniyormuş, bakın.

1)Yani sizin dramatize ettiğiniz gibi yaradılış bir bilimsel gerçek gibi dayatılmıyor.

2)Yaradılış üzerine inşa edilmiş bir biyoloji dersi yok ortada.

Siz bunları kastetmeseniz de(ben bu kadar iyimser değilim ama her ihtimali düşünmeye çalışıyorum) ifadelerinizden böyle manalar çıkıyor.

Gelin "yaradılış bir bilimsel gerçek gibi sunuluyor eğitimde" demek yerine gerçek olanı, beraber keşfettiğimiz bu gerçeği yazalım:

"Yaradılış lisede biyoloji dersinde hayatın başlangıcı ile ilgili görüşler konusunda zikrediliyor" diyelim.(Bu mu kelime oyunu, yoksa sizin yaptığınız mı?)

Bunu ben de söyleyeceğim. Siz de söyleyin. Dezenformasyona, olayı dramatize etmeye gerek yok. Gerçekler bize yeter.

Ayrıca,

O programı hazırlayanlar biyoloji profesörleri, doktorları, öğretim görevlileri.

O programın aslını sizin için buldum, buyrun siz de inceleyin:

http://ttkb.meb.gov.tr/indir/ttkb/programlar/lise/Biyoloji3.pdf

sayfa 254'de örnek bir ders planı var, yaradılışın geçtiği yerde, Hayatın başlangıcı ile ilgili görüşlerin anlatıldığı, yaradılışa dair hiçbirşey yok. Yani okunup geçilecek, ismi zikredilecek sadece, hatta belki o da yok.

Ayrıca hedefler bölümünde sayfa 212'de canlıların evrimi bilgisi ve hayatın başlangıcıyla ilgili görüşler bilgisi diye iki hedef var. Yani evrim ayrıyeten verilirken, hayatın başlangıcına dair diğer görüşlerinde varlığından bahsedilecek. Mesela kurbağaların çamurdan olduğu gibi "bilimsel(?!)" görüşler DAHİ zikredilecek.

sayfa 217'de ise Hatatın başlangıcı ile ilgili görüşlere ait hedeflerin BİLGİ DÜZEYİNDE verileceği görülüyor. Bilgi düzeyinin ne olduğunu eğitimci arkadaşlarınıza sormanızı tavsiye etmiştim.

Daha kuşkunuz varsa arayalım bu programı hazırlayan profesörleri. Eminim çoğunluğu da evrimci çıkacaktır. Çıksın, mahsuru da yok. Beni de ilgilendirmez.

Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: November 3, 2008 2:20 PM

Emin olmadan çıkıp 'yazdıklarım sansürlendi' diye bağıracak değilim. Elbette kaydediyorum yazdıklarımı ve iki defa yolladım. Eğer Sayın Akyol zahmet edip açıklarsa neden yayınlanmadığını, biz de öğrenmiş oluruz. Aksi takdirde, tabiri bile hoş olmayan deplasmanın kendisi ile karşı karşıya kalmış olacağız. Ki böyle bir durumda gelip bu sitede nefes tüketmenin benim için anlamsız olduğunu düşünüyorum.

Yazan: Balbazar Tarih: November 3, 2008 4:10 PM

Sayın Balbazar,

e-posta ile gönderebilirsiniz bana yorumunuzu,

mfatihyuce@gmail.com

İnanın merak ettim.

Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: November 8, 2008 1:01 PM

Yorum Ekleyin...





(you may use HTML tags for style)