« Ergenekon Newsweek’te | Ana Sayfa | Ergenekon: Kendi Hapiste Fikri Kapatma Davasında »

July 16, 2008

Kemalizm Adına Terör!

[16 Temmuz 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]

Ergenekon iddianamesindeki çarpıcı bir nokta, sanıkların hem “terör örgütü” kurmaktan hem de bu işi “Atatürkçülük, Kemalizm ideolojilerinin arkasına sığınarak” yapmaktan suçlanmaları. Bu, Türkiye için yeni bir şey. Bugüne dek terör örgütlerinin solcu, bölücü veya dinci olanlarını görmeye alışmıştık. Ama eğer Ergenekoncular yargılanır ve hüküm giyerse, terörün yelpazesi genişleyecek. Atatürk, Cumhuriyet, laiklik, vatan, bayrak gibi değerler adına da suç işleyen, adam öldüren, demokrasiyi yok etmeye ve ülkeyi kaosa sürüklemeye çalışan insanlar olabileceği ortaya çıkacak.

Ve böylece bir anlamda Kemalizm’in şaşmaz-yanılmaz bir yol gösterici değil, aynen diğer “izm”ler gibi yanlış yola sapması mümkün bir ideoloji olduğu tescillenecek. “Mutlak doğru tek ideoloji” yerine, “ideolojilerden bir tanesi” olacak.

Aslında daha önce de Kemalist terör örgütleri vardı ülkemizde, ama adları öyle konmamıştı. Örneğin, bana kalırsa, 27 Mayıs 1960 sabahı silahlı bir kalkışma ile anayasal rejimi deviren, meclisi kapatan, siyasileri ve hatta bazı generalleri tutuklayan ve bir süre sonra da Türkiye’nin seçilmiş başbakanını şehit eden çete de bir Kemalist terör örgütüydü.

Tabii “Kemalist terör”ün bu “cunta” geçmişini hatırlayınca, bugün de ortada benzer bir durum olup olmadığı sorusu akla geliyor. “Darbe günlükleri” ve emekli Orgeneral Hilmi Özkök’ün açıklamaları, bundan kuşkulanmak için fazlasıyla yeterli. Askeri savcılık bu kritik meseleyi mutlaka soruşturmalı ve aydınlığa kavuşturmalı.

Ergenekon soruşturmasının bir diğer çarpıcı yönü de başta CHP olmak üzere ulusalcı/laikçi cephenin tavrı. Bu çevrenin ideolojik açıdan Ergenekon’dan çok da ayrı düşmediği ortada. (Ben soruyorum kendime, “CHP’nin idealindeki Türkiye ile Ergenekon’un idealindeki Türkiye’nin ne farkı var” diye, pek tatmin edici bir cevap bulamıyorum.) Bu ideolojik akrabalık, CHPlileri Ergenekonculara “bizim çocuklar” diye bakmaya yöneltiyor. Deniz Baykal’ın bu grubun “avukatlığına” soyunması, dünkü grup konuşmasında soruşturma ile alay etmesi, Onur Öymen’in daha açıklanmamış iddianame için “dağ fare doğurdu” gibi alelacele yorumlar yapması pek sırıtıyor. CHPliler, hep bir ağızdan, “bize ulusalcılar adam öldürüyor dedirtemezsiniz” der gibiler.

Oysa Oral Çalışlar’ın “AKP’ye Öfke Gözleri Karartmasın” başlıklı dünkü yazısında uyardığı gibi, Ergenekon’u ideolojik sebeplerle küçümsemek, hatta savunmak, büyük bir ilkesizlik olur. Bence, her meseleye “anti-Amerikancılık” gözüyle bakan ve “orta nokta”da durmayı objektiflik gibi algılayan Nuray Mert de buradan üstüne bir şeyler alınmalı.

Aslında CHP’ninki sadece ilkesizlik mi, yoksa onun da ötesine uzanan kirli ilişkiler olabilir mi, insan merak ediyor. 1960 darbesini gerçekleştiren Kemalist terör örgütü ile zamanın CHP’sinin gayet sıkı-fıkı olduğunu biliyoruz. Acaba günümüzün Kemalist terör örgütü ile, onun yaratmak istediği “ara rejim”in muhtemel iktidar adayı olan CHP arasında da en azından “göz kırpma”lar var mıydı?

Bilemeyiz. Ama bu konuda kuşkuları gidermek CHP’nin görevi. Bugün dünyada birileri İslam adına terör yapınca, insanlar Müslümanlardan “biz bunu desteklemiyoruz, teröre karşıyız” gibi bir açıklama bekliyor. Bugün de bizim Kemalistlerden haklı beklentimiz, “biz Kemalist terörü desteklemiyoruz, barış ve demokrasiye bağlıyız” demeleri.

CHP bunu yapabilirse gerçek bir “siyasi parti” olma yoluna girebilir. Bugüne dek bir ucu demokrasinin dışına uzanan bir “derin devlet partisi” görüntüsü çizdi, ne yazık ki. Hala da çiziyor…

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: July 16, 2008 8:51 AM

Okur Yorumları

(NOT: Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Mustafa Akyol tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, standart yorum kurallarını dikkate almanız önemle rica olunur.)

"Bilemeyiz. Ama bu konuda kuşkuları gidermek CHP’nin görevi. Bugün dünyada birileri İslam adına terör yapınca, insanlar Müslümanlardan “biz bunu desteklemiyoruz, teröre karşıyız” gibi bir açıklama bekliyor. Bugün de bizim Kemalistlerden haklı beklentimiz, “biz Kemalist terörü desteklemiyoruz, barış ve demokrasiye bağlıyız” demeleri."

Bu paragrafın içeriğinden çıkarabildiğim yorum şu: İnsanlar müslümanlar ve Kemalistler diye ayrımlanıyor, aslında kastedilen AKP ve CHP'yi destekleyenler. CHP'yi destekleyenler Kemalist, AKP'yi destekleyenler müslüman oluyor. Sayın başbakan kimi zaman "islamda terör yoktur" mealinde açıklamalar yapmak zorunda kaldığına göre, şimdi de sayın ana muhalefet partisi lideri "Kemalizm bu değildir" falan demeli.

İlginç ama çok doğru değil.

Bu tür keskin ayrımlamaları doğru bulmuyorum. CHP'yi destekleyen insanlar içinde "müslüman" (terimi ister ideolojik ister dinsel anlamda kullanın)insanlar bulunduğu gibi, AKP'yi destekleyen insanlar içinde de "Kemalist" (gene terimi ister ideolojik, ister dinsel anlamda kullanın, -dinsel diyorum, çünkü bu sitede desteklenen fikriyat çoğu kez Kemalizm'i bir din gibi algılamamıza müstehzi vasıtalarla işaret ediyor ve böylece Kemalizm'i tiye alıyor-) insanlar bulunabilir.

Yani AKP ekolü mutlak doğru, CHP ekolü mutlak yanlış oluyor.

Olmuyor...

Yazan: Anonymous Tarih: July 16, 2008 10:08 AM

Bu nasıl bir ruh halidir böyle? Madde bağımlısı bir insan bile böyle bir yazı yazmaz. Sanırım Mustafa bey cinnet geçirmiş olmalı.

Bırakın Kemalist olmalarını dürüstlüklerinden , namuslu ve şerefli birer insan olduklarından kuşku dahi duyulmayacak bazı insanları fırsat bu fırsat deyip mafya bozuntusu katil islamcı faşistlerle birarada aynı islamcı faşist örgüt üyeleriymiş gibi göstermeye çalışmak martavalların en büğüdür. Bu insanlarında su götürmez Kemalist olmalarından dolayıda mafya bozuntusu katil islamcı faşistlerin yediği haltlara bakın işte Kemalist terör örgütü demek hangi akla hangi mantığa sığar?

Bu sığsa sığsa işbirlikçi Damat Ferit mantığına sığar. Damat Ferit'e göre Mustafa Kemal de bir çete lideriydi çünkü.

Her ne kadar infazlar trajedi ve kabul edilemez olsada 27.Mayıs darbesini yapanlar Kemalist terör örgütü, bütün muhalifleri hapse tıktırdığı yetmiyormuş gibi muhalefet partisini kapatıp milletvekillerini de hapse tıkmaya çalışan, demokrasiyi ortadan kaldırıp diktatörlük kurmaya çalışan DP iktidarı süt'ten çıkmış ak kaşık mıdır?

12.Mart'ı 12.Eylül'ü yapanlar kimler oluyor peki? Niye bu darbeleri yapanları eleştiremiyor sunuz? Eleştiremezsiniz bu darbeleri yaptıran ABD abinize ayıp olur çünkü. Ama konu bu ülkenin gerçek sahipleri Mustafa Kemal'ler olunca vurun belden aşağı...İnsanda biraz utanma sıkılma olur yahu.

Hülagü

Yazan: Hülagü Tarih: July 16, 2008 5:29 PM

Sayın Akyol; Ergenekon soruşturmasını siz yapsanız, Atatürke sempati duyuyorum diyebilecek 60 milyon Türk ü sanık sandelyesine oturtacaksınız...Kafanızda ,ergenekon soruşturmasının celselerini yapıp karar vermişsiniz bile...Sevgili halkım;2. cumhuriyetçi,şeriatçı,fetullahçı,bölücü,liboş ve azınlık milliyetçisi çevrelerin dayanışmasına dikkat et..ortak paydaları;TC düşmanlığı ve Küresel taşeronluk....Bu ülkenin kurucusu olan insana duyulan kin ancak böyle yazılar yazdırır bir yandaş kaleme..Sayın Akyol ,ben daha da ileri gideyim; M.Kemal ,Türkiye yi parçalayıp yutmak isteyen sömürgecilerin ve yerli uşaklarının gözünde teröristti;BENDE TERÖRİSTİM,BİZDE TERÖRİSTİZ...siz iyi olun.insaf be...

Yazan: turan doğru Tarih: July 16, 2008 8:54 PM

Sevgiyi, barışı, kardeşliği emreden yüce din İSLAM adına kendini bilmez, cahil, karıştırıcı kişiler tarafından terör yapılabiliyorsa, elbette Kemal"izm" adına da kendini bimez kişiler tarafından terör yapılabilir.

Ancak, ben kendi adıma dindar bir kişi olarak, tutanakta ismi geçen paşalar, sinan aygün, mustafa balbay gibi kişilerin bombalama vb terör olaylarını planlayıp, pek azmettirdiklerine inanmıyorum. Tabii doğrusunu Allah bilir.

Yazan: ilhanb Tarih: July 16, 2008 9:43 PM

Sn. Değerli Yazar

Mükemmel bir yazı...
Tespitler harikulade...

Fakat Kemalist guruhun hışmına uğramışsınız.
Yine kafalarına işlenen, Lider Kültünün arkasına sığınarak ve etik doğru ve yanlışlar bazında değil de, iyiler/kötüler eksenli yorumlar... Kafanıza takmaya değmez. Ne demek istediğimi anladınız...Belki ben de bu yorumumla beraber kemalistlerin hışmına uğrayacağım belki ama,
Siz Atatürk düşmanı olmadığımı da anladınız...

İyi ki varsınız...
Allah aklınıza ve kaleminize sağlık ve güç versin
Saygılarımla...

Yazan: elif dedim Tarih: July 17, 2008 3:50 PM

sayın Akyol,demişsiniz ki,
"Ve böylece bir anlamda Kemalizm’in şaşmaz-yanılmaz bir yol gösterici değil, aynen diğer “izm”ler gibi yanlış yola sapması mümkün bir ideoloji olduğu tescillenecek. “Mutlak doğru tek ideoloji” yerine, “ideolojilerden bir tanesi” olacak."

burada bir yanlışlık var.ayrıca ısrarlı bir saptırma var.Siz Kemalizm'i tarihin sayfalarına gömmeye çalışıyorsunuz,ideolojik bir anlam yüklemeye çalışarak.Madem böyle bir şey yapacaksınız Atatürkçülükle,Kemalizmi ayıralım.Atatürkçülüğü kötü bir şeymiş gibi göstermek için israrla Kemalizm ifadesini kullanıyorsunuz.

Atatürkçülük evrensel ve çağdaş bir Dünya görüşüdür.Öyle olmadığını düşünüyorsanız,geçmişte kalmış bir ideoloji oldugunu düşünüyorsanız bunu ispatlamanız gerekir.Atatürkçülük 80 sene evvel geçerliydi,bugunde gecerlidir.

Tu Kaka kemalizm diyecekseniz,size bir yol göstereyim.Kemalizm saptırılmış Atatürkçülüktür.Sizler ve Atatürkçülüğü kullananlar tarafından.Ya sapla samanı ayırın,yada Atatürkçülüğü ve Kemalizmi yeniden tarif edelim.
Sahte Atatürkçüler diye tarif ettiğim kimselerin yaptıkları şeylerin Atatürk ve Atatürkçülükle uzaktan yakından ilgisi yoktur.Sizinde söylediğiniz gibi Atatürk üzerinden nemalanmıslardır yıllar boyu.

Yazan: Bigalıoğlu Tarih: July 18, 2008 12:22 AM

@ hulagu

nickname olarak kullandiginiz ismin kellelerden kuleler insa eden gercek sahibi idamlar icin 27 mayis trajedisi dediginizi duysa neler yapardi...

@bigalioglu

kemalizm yoldan cikmis, azitmis ataturkculuk olabilir... ancak ataturkculugun isaret ettikleri kendi zamaninda bile orjinal ve yeni degildi ki... bir dusunsel yapisi, felsefi bir orgusu olan bir sistem hicbir zaman olamadi ki... pragmatist, yuzeysel ve taklitci oldu...

bugun dahi ataturk'den nakledilmis sanki en buyuk hadislerden(!) biri mertebesine ulastirilmis "hayatta en hakiki mursit ilimdir" sozu daha onceleri coktan imal edilmis pozitivist anlayisin yansimasindan baska nedir ki?

surekli ulasilmaya calisilan muasir medeniyetler ataturk'un hayal dunyasinda yasamiyordu o gunun bati medeniyetini isaret ediyordu...

hulasa ataturkculugun yeni ve orjinal olarak soyledigi bir sey yoktu. sadece uygulamada ilkleri gerceklestirmis oldu. hepsi bu.

netice olarak aslinda oyle ozellikleri olmadigi halde ataturkculuge her zaman ve mear yuklerseniz ozundeki rasyonaliteye, pozitivizme aykiri olarak onu dinlestirerek siz kotuluk yapmis olursunuz. ama bunu biraksaniz tartisilsa ve tarihteki hak ettigi degeri, yeri kendisi bulsa cok daha saglam ve iyisiyle kotusuyle samimi bir konum kazansa ataturkculuk...

esasinda bir din degilse eninde sonunda bu sekilde olmalidir, zaten ataturk'un dedigi de bu sekilde. hicbir dogma olmamasi lazim...

Yazan: Anonymous Tarih: July 18, 2008 7:56 AM

"Atatürkçülük evrensel ve çağdaş bir Dünya görüşüdür. Atatürkçülük 80 sene evvel geçerliydi,bugunde gecerlidir."

Enterasan !!!
Dur cümleyi ben tamamlayım. " Ve kıyamete kadar geçerlidir " Öyle mi?!

Fikri alt yapısı insana dayanan hangi fikir veya ideoloji baki kalabilmiştir.?

Bakileştirmeye çalışırsak Atatürkü kutsallaştırmış olmaz mıyız.?

Din anlamında Atatürke inanıyorum diyorsanız (kutsallaştırarak, belki farkına varmadan, bunu yapıyorsunuz demektir) o zaman sadece inancınıza ve dininize saygı duyarım...

Fakat;

Mustafa Akyol Beyin de dediği gibi, laiklik gereği din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması şartıyla...

Bigalıoğlu selam ve sevgi ile...

Yazan: elif dedim Tarih: July 18, 2008 11:04 AM

Bakınız Değerli Yazar Serdar Kaya, bu konuda Siyasal Değerlendirmesini nasıl yapıyor.

"Kemalizmin felsefesi değerlendirilirken göz ardı edilmemesi gereken bir diğer nokta da, Kemalizmin daha önce ortaya atılmamış olan hiçbir düşünce içermiyor oluşu.

Kemalizm, gerek ekonomik gerekse kültürel anlamda 1930'ların Avrupasını ölçü kabul ederek Türkiye'ye medeniyet ithal etmeye odaklandı. Bir başka deyişle, Kemalizm, Türkiye'nin teksesli olmaya zorlandığı tek partili altın çağında dahi, daha önce söylenmemiş olan hiçbir şey söylemedi.

Dahası, taklit ettiği ideoloji ve kültürün menşe'i olan Avrupa, II. Dünya Savaşı'ndan sonra hızla değişmeye ve gelişmeye devam ederken, Kemalizm, 'ulu önder' gibi ifadelerle yüceltilen Mustafa Kemal'in 'anısına' tamamen endekslenmiş olmasından ötürü 1930'larda çakılı kaldı.

Bu nedenle de, 1930'ların Avrupa zihniyetinin bugün itibariyle kendi menşe'inde dahi çoktan reddedilmiş olmasına rağmen, Türkiye'de Kemalizm varlığını korudu ...

Ancak gerçek şu ki, 1930'lar nasıl Avrupa'nın II. Dünya Savaşı'nı kaybeden faşist kısmı için bugün itibariyle 'utanç verici' bir dönem olarak kabul ediliyor ve o dönemin Avrupasının günümüz Avrupasına verecek bir şeyinin olabileceği düşünülmüyorsa, Kemalizmin de artık Türkiye'ye verecek bir şeyi, söyleyecek yeni bir sözü yok.

Bu noktada, 'Zaten eskiden de yeni bir şey söylememişti' önermesi tekrar edilebilir. Fakat Türkiye'deki Kemalistlerin yetiştirilmiş oldukları eğitim çarkının yapısı, sadece Avrupa'nın o günden bugüne değişimini anlamalarını değil, Kemalizmi eleştirmeyi tasavvur etmelerini dahi imkansız kılıyor.

Bu durum da, 2000'li yılların Kemalistlerini hem AB'ye, hem de Kemalist olmayan Türklere (kısacası, kendileri dışındaki hemen herkese) düşman olmak zorunda bırakıyor."

Yazan: elif dedim Tarih: July 18, 2008 11:33 AM

--/ Atatürk, Cumhuriyet, laiklik, vatan, bayrak gibi değerler adına da suç işleyen, adam öldüren, demokrasiyi yok etmeye ve ülkeyi kaosa sürüklemeye çalışan insanlar olabileceği ortaya çıkacak. /–-





Haklısınız. Muhammet, Musa, İsa, din, Allah, kadın, toprak, cariye, ganimet, vs. adına insanları katleden, beyinleri zehirleyen, bir gün dahi huzuru yaşatmayan, sefalete, yoksunluğa ve yoksulluğa sürükleyen insanların tarih sayfalarında KESİN kayıtları mevcuttur. Ben bunları bilirim. Ancak yukarıda sözünü ettiğiniz şeyler daha olabilitesi olan ve ispatlanmamış şeyler. Yarın ne olur bilemem. Ne olacağını değil -ki biz falcı değiliz- ne olduğuna bakalım. Başka bir deyişle olana bakalım. Çünkü biz bu kanlı kültürün sonucuyuz.






--/ Ve böylece bir anlamda Kemalizm’in şaşmaz-yanılmaz bir yol gösterici değil, aynen diğer “izm”ler gibi yanlış yola sapması mümkün bir ideoloji olduğu tescillenecek. “Mutlak doğru tek ideoloji” yerine, “ideolojilerden bir tanesi” olacak. /-–






Yukarıda ki satırı şu şekilde de ifade edebilirsiniz;





Ve böylece bir anlamda islam’ın şaşmaz-yanılmaz bir yol gösterici değil, aynen diğer “Din”ler gibi yanlış yola sapması mümkün bir din olduğu tescillenecek. “Mutlak doğru tek din” yerine, “dinlerden bir tanesi” olacak.





Atatürk’ün söylemlerinden yola çıkarak “Kemalizm terörü” diye bir ifadeye inanacak -- biraz sorgulayan- birini bulamazsınız. İçinde hiçbir şekilde öldürmekten, insan özgürlüğünü kısıtlamaktan, sabitlikten, dogmadan, masaldan vs. bahsetmeyen bir düşünce topluluğunun arkasına sığınıp nasıl bir terör yapılacağını bana biri anlatsın lütfen? Biri cinayet işlediğinde onu motive eden şeye biraz içinde şefkati olan biri bakar. “Ben bu cinayetleri Kemalizm adına işledim” dediğimde gider o düşünce topluluğuna bakarsınız. Ve azıcık rasyonel bir zihne sahip olan bir insanda bu cinayet işleyeni motive eden zihniyetin bu olmadığını anlar. Çok çaba sarfetmesine gerek yoktur.






Bir de ben “İslam” adına bunları yaptım yada kimliği o görünen bir insanın motive olduğu, amiyane ifadeyle “gaza geldiği” referansa bakılır. 9/11 ve 7/7 ve daha bir çok eylemi gerçekleştirenlerin hangi kimlik yada inanç yada düşünce topluluğundan ilham aldığını da aşağıda benim gibi kaynakları ile beraber gösterebilir. Çünkü bu olaylar olduğunda batıda “Kuran-ı Kerim’in” satışları adeta tavana vurmuştur. Ancak Kemalizm adına yapılan eylemlerin “Nutuk” kitabının satışlarını arttıracağını sanmıyorum. Çünkü şiddette dayalı hiçbirşey göremezsiniz. Bundan dolayı Kemalist diye kendilerini nitelendirenlerin “biz terörü desteklemiyoruz” gibi bir ifade kullanmaları zaten gereksizdir. Çünkü İslam dinine inan biri böyle bir eylem yaptığında istediği kadar barıştan söz etsin sadece yüreklere geçici bir su serpecektir. Onun için insanoğlu ve insankızları İslam adına şiddet eylemleri yapanların taraftarlarından bu sözleri sık sık duymak isteyecektir.




Buyrun ilham ve motive kaynaklı kutsal cümleleri aşağıda veriyorum. Ancak siz bu durumda şiddete saygı duymamı isteyeceksiniz. Çünkü yazılarınızda insanlık için zehirli olan bazı parçaları gösterip diğerlerini asır altı ettiğinizde bunun adına kazanç kokusu denir. Başkalarının inancına, şiddet de içerse saygı duyarsınız. Çünkü bu saygı şefkatten değil korkudan doğuyor. Toplumun bu ahlaksızlığına ve şiddetine saygı göstermezseniz sizde saygı, makam, para, ilgi, başarıdan, prof’luktan yoksun olursunuz. İşte bu etiketleri elde edemeyeceğim yada kaybedeceğim diye her türlü hoşgörü kimliğine (ki hoşgörü bir ahlaksızlıktır.) bürünürsünüz.



Evet bu gezegeni sadece ideolojiler değil, dinler, milliyetçilik, bayrağa tapma, gelenekler, bilim, mezhepler vs. mahvetti. Ancak neden bir kısmını alıp diğerini kenara koyuyorsunuz? Bu gezegendeki sefaletten hepimiz sorumluyuz. Bunu bir başkasına atmaya çalışıyoruz. Bizim birbirimizi sevmemizi ne dinler, ne kemalizm, ne diğer ideolojiler sağlayabildirler. Bunları dillendiremezsiniz nedense Sayın Mustafa AKYOL. Dillendirirseniz Doğan Kitap’ta, Kansas Eyaleti Eğitim Bakanlığı’nda, The Washington Post, The Wall Street Journal, International Herald Tribune’de DİNLENMEZSİNİZ. Hem psişik hem de maddi olarak tatmin olamamış vaziyette intiharın eşiğine gelirsiniz. İşte bu eşikten ödünüz patlıyor ama bu da AKILLI TASARIM’ın bir planı. Korkunuz sizi çelişkili yapıyor.



Bunları konuşmak ve blogunuzda yazmak ve sorgulamak istemiyorsunuz. Çünkü zihinleriniz hep güzele, dike, tazeye, gence, başarıya, güce, paraya, zihinsel entelektüel eğlencelere, rahata vs. bakmaya koşullanmış. Hiç rahatsız edilmek, hiçbirşey kaybetmek istemiyorsunuz. Sizin için hakikat sadece psişik ve maddi tatmin için olduğu görülüyor. Güce tapıyorsunuz, zayıf bulduğunuzda saldırıyorsunuz. Patronunuzun, beslendiğiniz dinin, tanrıların, kültürün, geleneklerin, ideolojilerin, liderlerinizin karşısında el pençe divan duruyor zayıf herhangi bir şey bulduğunuzda saldırıyorsunuz. Asıl güçlü olan bu kültür ve içideki yapıtaşlarını sorgulamak istemiyorsunuz. Çünkü ordan besleniyorsunuz.



Son bir şey ifade etmek isterim. Ben devletin içinde neler çevrildiğini yada ergenekonun ne olduğunu bilmiyorum. Benim çok kesin bildiğim bir şey var. Ben 6. sınıftan itibaren Fethullah Gülen Cemaat’inde yoğun bir Risale-i Nur ve bilumum diğer zehirlerle yetiştirildikten sonra Türk Silahlı Kuvvetleri’ne sızdırılmış binlerce insandan biriyim. Bu zihniyeti beynimden kazımak için yıllarca uğraştım. Şimdi kim ergenekoncu? Belirsiz bir takım iddialarını duyduğum kişiler mi yoksa yaşayıp gördüğüm şeyler. Daha okuldayken sınıftaki arkadaşlarımızla ilgili her türlü bilgiyi cemaate yazılı olarak verirdik. Şimdi bu cemaatten çok önemli kademelerde insanlar var. Yoksa kendi yandaş gazeteleri bu bilgileri nasıl oluyorda alıyorlar sizce.? Galiba siz, dönen dolaplarla ilgili şu yazınızda sanırım iyi bir “Akıllı Tasarım” planı ortaya koyamamışsınız.



Amacım kimseyi incitmek değildi.



Sağlıcakla Kalın.







Nisa Suresi 74

İğreti hayatı âhiret hayatı karşılığında satanlar, Allah yolunda çarpışsınlar. Allah yolunda çarpışıp da öldürülen yahut galip gelene biz, yakında, büyük bir ödül vereceğiz.
Bakara Suresi 191 Onları yakaladığınız yerde öldürün; onların sizi çıkardıkları yerden siz de onları çıkarın.







Bakara Suresi 191

Onları yakaladığınız yerde öldürün; onların sizi çıkardıkları yerden siz de onları çıkarın.






Nisa Suresi 89


Onlarla eşitlenesiniz diye kendilerinin küfre saptığı gibi küfre sapmanızı istediler. O halde, Allah yolunda göç edecekleri vakte kadar onlardan dostlar edinmeyin. Eğer yüz çevirirlerse onları yakalayın ve bulduğunuz yerde öldürün. Bir daha da onlardan ne dost edinin ne de yardımcı.





Tevbe Suresi 5
O haram aylar çıktığında artık müşrikleri, kendilerini bulduğunuz yerde öldürün. Yakalayın onları, kuşatın onları, tüm geçit noktalarını tıkayın onların. Bunun ardından tövbe eder, namazı gereğince kılar, zekâtı verirlerse, yollarını açın onların. Kesin olan şu ki, Allah Gafûr’dur, Rahîm’dir.






Nisa Suresi 91

Diğer bazılarını da bulacaksınız ki, hem sizden emin olmak hem de kendi toplumlarından emin olmak isterler. Ama fitneyle yüz yüze getirildiklerinde başaşağı içine dalarlar. Bunlar sizden uzak durmazlar, sizinle barışa gitmezler ve ellerini sizden çekmezlerse onları yakalayın, tuttuğunuz yerde öldürün. İşte böylelerinin üstüne gitmeniz için size açık bir izin ve kuvvet verilmiştir.






Tevbe Suresi 12

Eğer verdikleri ahitten sonra yeminlerini bozar, dininize saldırırlarsa, o zaman küfrün elebaşlarını öldürün. Çünkü onların yeminleri yoktur. Böyle yaparsanız hal ve gidişlerine son verebilirler.

Yazan: levent usta Tarih: July 18, 2008 4:45 PM

Sayın AKYOL ve Elif Hopdedik isimli yorumcular,kemalizm ile terör bir arada anılıyor diye mest olmuş durumda..Bu ülke 1940 larda ABD yardımı alınması ile birlikte M.Kemalin gösterdiği kulvardan çıkmıştır..Emperyalizme göbekten eklenme,köy enstitülerinin kapatılması,tevhidi tedrisatın delik deşik edilmesi,siyaset-tarikat-ticaret eklemlenmesi,içeriği boşaltılmış hamasi Atatürkçülük örtüsü altında her türlü karşı devrim uygulaması peşisıra gelmiştir......Şimdi Atatürke saldırırken mest olanlar ;bozdukları düzeni beğenmeyip bozuk düzene kin kusuyorlar..ve bu bozuk düzeni Atatürkçülük diye yutturmaya kakıyorlar..
ABD nin ileri karakolu olmamızı Atatürk mü istedi??
Demokrat partinin ,Atatürkü koruma kanunu çıkarmasını O mu istedi???
70 milyonun yarısının açlık sınırında yaşamasının müebbibi O mu yoksa rezil hükümetler mi???
Maden yasası,petrol yasası,vakıflar yasası ve bilumum ihanet yasalarıyla ülkeyi birilerine peşkeş çekmemizi O mu hedef gösterdi???
İç ve dış borcu 500 milyara Atatürk mü çıkardı???Her yıl borç faizi adı altında ,dışarıya 50 atatürk barajı parasını transfer etmemizi O mu salık verdi???
Devlet içinde çeteleşmeyi,kadrolaşmayı O mu önerdi???
Gazetecilerin bağımsız ve milli olmayıp,çift meslekli olmasını O mu tavsiye etti???
Başörtüsü ile ,kokuşmuş düzeni örtmeyi hükümete O mu vasiyet etti????
'Başımı örteceksem ingiliz mandasını isterim ' diyebilen gençliği O nun kurduğu eğitim sistemimi üretti????
Türk aydınına ve siyasetçisine ,Brüksele/Washigtona ram ve köle olmayı O mu öğretti????
vb vb vb vb vb milyonlarca örnek...........
Ve şimdi O büyük insanın kurduğu Cumhuriyeti yozlaştıranlar,bozdukları bu düzenden memnun değiller..Suçu kendilerinde değil Onda arıyorlar..VİCDAN,sadece sözlüklerde yazan bir kelime olmamalı.........

Yazan: turan doğru Tarih: July 18, 2008 5:06 PM

1500 seneden beri Islamiyet adina yapilan katliamlarin haddi hesabi yok ve 21.yuzyilda bile hala 1500 sene oncesindeki vahsetligi ile devam ediyor. Siz hala Ataturk aleyhine ne gibi yazilar hazirlayabilirim cambazliklariniza devam edin. Elekronik postama cok guzel bir yazi gelmisti, ve bu yazida Ataturkle ilgili Fransizca bir cumle vardi. Bu cumlenin tercumesi ise aynen soyle idi:

"Turkiye, Ataturk'u Allah'a, geri kalan herseyi Ataturk'e borclusun"

Yabancilar bile ne guzel tarif etmis bir cumle ile guzel Atamiz'i.

Mustafa Bey siz buralarda yasadiginiz ulke Turkiye Cumhuriyetini kurucusu hakkinda boyle yazilar yazabilmenizi Bu Yuce Karaktere borclusunuz. Cunku size saglamis oldugu rejim ile dusuncelerinizi hur bir sekilde ifade edebiliyorsunuz. Yoksa Islami rejimde kafaniz coktan ucmustu. Ben hala neyi savundugunuzu anlayamiyorum. Aslinda hersey cok basit ve kesin...

Yazan: gunka Tarih: July 18, 2008 7:49 PM

Allah hakikaten makul düşünme çabası içindeki insanlara büyük sabır ve sebat bahşetsin. Bir yorumcu arkadaşımızın bu yazıdaki yorumlar arasında yaptığı "karşılaştırmalı eleştirel Kemalizm-İslâm değerlendirmesi" maalesef türünün tek örneği değil, hatta çok yaygın bir örnek.

Kur'an ve Nutuk'la ilgili karşılaştırma görkemli bir analitik düşünce örneği idi desem alay etmiş olurum, ama ben insanlarla alay etmekten hiç hoşlanmam, o yüzden bunu demeyeceğim. Alıntılanan veya sözü edilen metinlerdeki "bağlamları" hiç dikkate almaksızın, alâkasız metinlerin alâkasız yönlerini, seçmece ve keyfî bir şekilde karşılaştırmak, sonra takıntılı ve aşırı sübjektif yorumları esas alarak "İslâm'daki şiddet ve Kemalizm'deki barış ve kardeşlik" mukayesesine varmak nedir Allah aşkına? İnsanların kalplerindeki huzur ve sakin düşünebilme kabiliyeti ne kadar da müdemmer olmuş? Allah hepimizi bütün şerlerden korusun. Allah herkesin kalbine sekîneti ve taakkul kabiliyetini indirsin.

Yazan: Mehmed Mustafa Tarih: July 18, 2008 8:37 PM

Her dem demokrasiden dem vuran sayın M.AKYOL bazı yazdıklarıma sansür koyduğu için yazmamaya söz vermiştim kendi kendime..kafalarındaki demokrasi ,sadece kendileri gibi düşünenlere ve küresel taşeronlara demokrasi...
Kemalizm ile terörü yanyana getirdiği yazıdan sonra Turan Doğru takma adıyla yazamadan edemedim....sansürü böyle aştım..
sayın Levent Usta ,zamanında içlerinde bulunmuş biri olarak yazdıklarınız herşeyi ortaya koymuş durumda,fazla söze hacet yok.elinize sağlık....

Yazan: ümit harmancı Tarih: July 18, 2008 10:02 PM


Ahmet Altan ın bir yazısından ;


"......Geçen gün Mehmet Altan da yazdı.

Yeryüzünde içinde “insan ismi” geçen üç anayasa var.

Biri Kuzey Kore’de, Kim İl Sung’a atıf yapılıyor.

Biri İran’da, Humeyni’ye atıf yapılıyor.

Biri de Türkiye’de, Atatürk’e atıf yapılıyor.

Atatürk’ü yüceltmek isteyenlerin, Atatürk’ü içine yerleştirdikleri grup bu işte:

Kim İl Sung, Humeyni, Atatürk.

Türk “okuryazarlarının” zavallı çelişkisini bundan daha iyi gösterecek bir liste sanırım az bulunur

Bizim anayasa, “Atatürk ilkelerine ve Kemalizm’e” dayanıyor.

Kemalizm’in ne olduğunu tam olarak kimse anlatamıyor ama bildiğimiz iki gerçek var bu esrarengiz “izm”de, birincisi Kemalizm’de demokrasi yok, ikincisi ordu siyasetin içinde......"

Yazan: yeşim karayel Tarih: July 19, 2008 8:30 PM

Allah, makul, sabır, sebat, mukayese, müdemmer, şer,
sekine, taakkul..


Sayın Mehmet Mustafa bu kelimeleri 1500 yıldır tekrarlamaktan bıkmadınız mı?
1500 yıldır aynı örnekleri ve cümleleri tekrarlayan sizlersiniz. Ve bundan sıkılmıyorsunuz. Şimdi bir örneği birkaç defa duydunuz diye hemen sıkıldınız öyle mi? Siz bir makine gibi aynı şeyi tekrarlamaktan sıkılan bir insan topluluğu olduğunuzu mu söylüyorsunuz? Söylenilen şeylere kendinizden bir şeyler katarak sorgulamak yerine bilmem nerden örnekler alıp, temmenniler dileyip ikinci bir el insan gibi davranan kopyacı, ezberci bir kültürle koşullanmışsınız. Sizin kendinize ait bir şeyiniz yok mu? Ya bela okur ya da dualar edersiniz. Burada sorgulama özgürlüğü varsa o da sizin kültürünüzden değil Atatürk’ün kurduğu YENİ bir kültürden geliyor.


Sayın Mehmet Mustafa, Arapça kelimeler kullanarak cümlelerine GÖRKEM katmaya çalışan sizsiniz. Bunu nasıl göremiyorsunuz acaba? İnançla zehirlenmiş ve kör olmuş bir zihin gördüğünüz gibi çok dikkatsiz oluyor. Allah size sabır vermemiş ki hemen ve dikkatsizce bir cevap yazmaya çalışmışsınız.


İslamiyet’teki şiddeti herhangi bir düşünce topluluğu ile karşılaştırmadan da bulabilirsiniz. Benim Mustafa Akyol’a ifade etmek istediğim, neden sadece şuan da birtakım dedikodulardan ibaret olan ve daha ispatlanmamış “Kemalizm Teröründen” bahsettiğini bundan çok farklı olarak “İslam terörünün” tarihte ve şimdiki zamanda kesin kanıtları ve olgularıyla durmasına rağmen bunu pas geçtiğini sormaktı. Bana göre nedeni garanticiliktir. En çok kazanç sağladığı, ilgi gördüğü bir kesimin değerlerini oturup sorgulaması işine gelmemektedir. Aynı zamanda karşıt görüşü sorgulayarak kendi ilgi gördüğü kesimi memnun etme ve daha sonrasında gelecek primleri düşünmektedir.


İslam barış ve kardeşlikten söz etmektedir. Ancak aynı zamanda şiddeti de hak görmektedir. Bu bir çelişki ve akıl karışıklığına ve de keyfi kullanıma götürür. Yani huzur ve sakin düşünmekten bahsedeceksiniz ondan sonra şiddeti kutsayacaksınız. Gördüğünüz gibi durmadan kafa karıştırıyorsunuz.


Bir insan bilgisayar mühendisi olmak istiyrosa o insan bu becerinden yoksundur demek. Zaten bilgisayar mühendisiyseniz böyle bir düşünce aklınıza gelmez. Ne olmak istiyorsanız, istediğiniz şeyden yoksunsunuz demektir. Neden herhangi bir dine sığınırsınız? Çünkü HUZURLU olmak ve SAKİN düşünmek istersiniz. Çünkü siz bu yetkinlikten yoksunsunuzdur. Gerçekte huzurlu, sakin, sabırlı, sebatkar olmayan bundan dolayı bir dine sığınan sayın Mehmet Mustafa önce en yakınınızdan yani kendinizden başlamanızı öneririm. Allah bizi şerlerden korusun dediğiniz bu blogda karşı fikirleri birer şer olarak görmeniz ve bizim gibi şerlerden Arabın Allahına sığınmanız sizi iletişime geçmek isteyen anlayışlı biri değil, korkak, çevresine inançlarıyla duvar örmüş biri yapar. İşte bizler sizinle iletişime her geçmeye çalıştığımızda o psikolojik duvara çarpıyoruz. Doğal olarakta canımız acıyor ve avazımız çıktığı kadar bağırıyoruz. Şimdi bir düşünün şiddete neden olan kim?

Yazan: levent usta Tarih: July 19, 2008 10:09 PM

Kaleminize saglık...Dikkatimi çeken burada yorum yapan insanların genelinin tarihten habersiz oluşu,değerlendirmeden dolayısıyla eksik kalmaları gerekiyor.Tarihi zamanın şartlarına göre ve tamamen bir ideolojiden arınmış olarak incelemek,değerlendirme yapmak önemli.Değerli Hocamız Halil İnalcık'ın bir sözü var 'İt ağacın gölgesinde gölgelenir,kendi gölgesinde gölgelendiğini söyler,bilir'...Yazık tek kelimeyle...İslamla,kemalizm karşılaştırılmış,arkadaşlar islam bir din,kemalizmse kültürel bir ideoloji bile değil.Nutukla Kuran-ı Kerim karşılaştırılmış,güleyim mi ağlayayım mı? İnsan beynini nasıl kısırlaştırır?Birazdan bir cümle gelip Tanrı ile Atatürk mü karşılaştırılacak? Bari benim tanrım senin tanrını döver gibi yorum yapmasalar...Atatürk bu milletin iman aşkını bilmeseydi,Allah için,vatan için cephede ölüm pahasına savaşacağını bilmeseydi,Kurtuluş Savaşına gider miydi?Bu halkta iman olmasaydı bu zafer kazanılabilir miydi? Dikta rejimi demiş Dp'ye biri asıl dikta 1950'de sona ermişti,arkadaşım,1960'ta geri hortlattılar,el-insaf biraz objektif olun hiçbir dogmaya(ideolojiye)bağlı kalmadan.Bir dine mensub olmanızı isteyende yok,akıl,kalp,mantık,vicdan kısaca normal insan olmak iş...

Yazan: Nesli Saheser Tarih: July 20, 2008 2:52 AM

Islam dinini siddete tesvikle ve hatta saldirgan bir dinle suclayanlar tek kelimeyle el insaf...

Cimbizlama metoduyla ayet ayet bunu ispat etmeye calisanlar batil davalarinda kaybedecekler.

Cunku kufrun vaadettigi hicbir sey yoktur.
Evet bu cumlenin altini ciziyorum.

Kufrun vaadettigi hicbir sey yoktur.!!


Mevcut duz turkce mealle, Kuran-i Kerimi sig ve kucucuk aklinizla mi anlamaya calisiyorsunuz?...
Karsinizda kiyamete karsi gecerli olacak, sonsuz ilim sahibi Allahin kelami oldugunu ve bunu kit aklinizla (aklimizla), sadece duz turkce mealle, ustelik parca boluk cimbizlayarak anlayamayacaginizi idrak edemiyor musunuz ?

Eger Kurani Kerim duz turkce mealle anlasilsaydi
tefsire ne gerek vardi?

Kurani Kerimin her ayeti o kadar derin manalar icerir ki; icinde bulundugumuz donemin sartlarinda belki bunu anlayamayabiliriz. Belki zamanla anlasilacaktir. Cunku kurani kerim; gecmisten kiyamete kadar insanlara yol gostericidir. Rehberdir ve butun zaman dilimine hukmeder.

Kucucuk bir ornek :

Yasin 41. "Bir delil daha onlara: Nesillerini dopdolu gemilerde taşımamızdır."

Eski tefsirlerimizin çoğu burada Hz. Nuh (a.s.)’ın gemisini düşünürler. Merhum Elmalı’lı M. H. Yazır ise, nesillerin ana rahimlerinde boğulmaksızın, emniyetle taşınmasını düşünür. Bu mânâ -tek tek bütün insanlarla ilgili olup, hepsinin devamlı görüp durduğu bir hâdise olması itibariyle- daha münasip sayılabilir.
Goruldugu gibi tefsirler sabit yerinde de durmuyor. Surekli bir yenilenme ve kesif soz konusu...

Yasin 42. "Biz, onlar için, gemiye benzer, daha nice binekler yaratırız..."

Birçok çağdaş tefsirde belirtildiği gibi burada, ulaşım aracı olmak bakımından gemiye benzeyen yolcu nakil vasıtalarından tren, otobüs, uçak gibi binekler, açıkça haber verilmektedir.

Trenler, vapurlar uçaklar ve henüz yapılmayan binekler hepsi Rabbimizin lutfudur. Çünkü bunları yapan zekayı biz yapmıyoruz, Allah yaratıyor. Kendimize model olarak aldığımız kuşlar, çiçekler ve böcekler de O'nun yarattığıdır. İnsanoğlunun yaptığı her icadın madenini yaratmış ve yeryüzüne yaymıştır. Bu madenleri bulup çıkarmak da insanın işidir.


Demek ki tek rehber yol gosterici Kurani Kerim...

Ve ayetlerin daha nice hikmetleri zamanla ortaya cikacaktir.

Bu sitede Islami elestirme gibi beyhude ugras veren site yorumcularina sesleniyorum !!!
Bu ayetleri 1500 yil once sadece duz turkce mealle okusaydiniz, akliniz buna kafii gelmeyecekti ve muhtemelen boyle sacmalik olmaz deyip saldiracaktiniz.
Size tek tavsiyem okuyun ama Yaradanin adiyla okuyun... \

Tabii tefsir de okuyun


Evet insanlik yaslandikca Kurani Kerim genclesiyor.

Kurani Kerim butun zaman dilimine hukmeder.

Ayrica Nesli Saheser kardesimin de belirtigi gibi akil almaz karsilastirmalar var...Insanligin dustugu su duruma bak yazik gercekten cok yazik...

Emin olun sizler icin en icten duygularimla, iyiliginiz ve hayriniz icin Rabbime dua edecegim...

Yazan: elif dedim Tarih: July 20, 2008 12:02 PM

Kendini kemalizm'e adamış kişilerin içinden teröristlerin çıkıyor olması neden birilerini rahatsız ediyor? Her ..izm'in içinden terörist çıkabileceğini kabul ediyorsunuz da bu ...izm "kemal" ile başlayan bir köke sahip olduğunda neden rahatsız oluyorsunuz?


Çünkü bu "kemal" kökü size Mustafa Kemal Atatürk'ü çağrıştırıyor. Kemalizm denince aklınıza Mustafa kemal geliyor. Oysa aklı başında bir kemalistin önce kendine şunu sorması gerekir: Mustafa Kemal kemalist miydi?


Mustafa Kemal gibi halkına bu derece düşkün birinin kendini birtakım fikirlerle yücelterek, Mısır firavunları gibi kendini milletin gözünde adeta bir "İlah" seviyesine yükseltmeyeceğini düşünmüyorsunuz.


Bugün kemalizm ilkesini kimseyle paylaşmaktan haz etmeyen ve tek başına sahiplenerek altı ok kalkanının ardına sığınmış olan CHP'nin, daha hayattayken Mustafa Kemal'i nasıl yok saydığı tarih sayfalarında halen kayıtlıdır.


Orta çağ Avrupa milletlerinin, kilisenin ahmakça tavırları sonucu önce laikleşmesi, ardından adına aydınlanma (rönesans) denilen devirde seküler bir yapıya büründürülmesinin hikayesi, bugün Türk milletine "Kemalizm" adı altında zorla dayattırılmaya çalışılmaktadır.


Ve bu dayatmanın neticesinde, sokağa çıkın, kime sorarsanız sorun: "Bu memlekette din düşmanlığını en fazla yapan kurum hangisidir?" Açık ara ve büyük bir farkla şu cevabı alırsınız: Cumhuriyet Halk Partisi.


Bununla beraber, 1960 ihtilali sonrasında Anayasamıza yamalık gibi yapıştırılan altı ok ilkesi bekleneni vermemiş, halk nedense bir türlü CHP'ye tek başına iktidar olma şansını vermemiştir. CHP'liler bugün hala bu milletin kendilerini neden iktidar yapmadığını anlayamamıştır. Üstelik en büyük kemalist kendileri olduğu halde... Cumhuriyeti kuran yegane parti oldukları halde... Atatürk'ün partisi oldukları halde...


Kemalizmin en önde gelen savunucuları olduğu halde iktidar olamamalarının suçunu da yine bu zavallı milletin üzerine yüklerler. Rakipleri olan siyasi partiler kendilerinden daha fazla oy aldıklarında şöyle derler: "Bidon kafalılar" "İşte göbeğini kaşıyan adamdan da bu beklenir"


Böyle bir CHP'den ve CHP'nin savunuculuğunu üstlendiği böyle bir Kemalizm'den bu memlekete, bu millete hiç bir hayır yoktur. Türk milleti ve Kemalizm, öncelikle bu CHP boyunduruğundan kurtarılmalı, Atatürk'ün millete göstermiş olduğu "muasır medeniyet" hedefi doğrultusunda yeniden şekillendirilmelidir. O zaman görürsünüz, bu devlet nasıl şaha kalkıyor!

Yazan: tekin Tarih: July 20, 2008 2:03 PM

CHP: Cummhuriyetin halk partisi anlamina geliyor.


Bünu herhalde herkes, ginede bu forumu okuyanlar biliyordur .
Peki hakikaten halkin partisiyim diye gecinen CHP halkina layik olan ve seven bir parti mi?

Bü soruyu sormak icin AK P eli yada islamci yada Feytüllahci yada baska bir gruba üye olman gerekmiyor. Tek gereken seyler biraz rasyonel olmak ve kritik dusune bilmek.

Bana göre (bü benim kisisel bir tespitim) CHP li secmenler kendinilerini genel halkdan daha modern, kültürlü , enetelktüel ve akilli olarak nitelendiren bir secmengrubu.
Bü kadar ”akilli” olmalarina ragmen bir türlu partileri 60 senedir kendi basina iktidara gelemiyor ve 20 senedir partibaskani olarakda Baykali seciyorlar. Baykal bey herhalde dünyadaki partisi tarafindan en cok sevilen parti baskani olmasi gerek. 20 senedir hic bir secimi kazanamiyor ve buna ragmen hep seciliyor. Bazenleri soruyorum kendime acaba nasil oluyorda bu bey böylesine cok seviliyor. Karisma desen, hmmmm, yok!. Baykal bey genelikle sözu aldi zaman konusmaz kavga eder. Ya Senelerdir izliyorum deyisik kanallarin haberlerini bir gün bile Baykal beyin söyle olumlu ,akilli , halkimiz ve ülkemiz icin yararli olacak bir sey yada proje hakinda konusdunu duymamisimdir.
Bakal beyi bir partiledirinden daha cok asiretliderine benzettiyorum,( Yanlis anlamayin bü sözlerimle amacim asiretmensubu olan insanlari incitmek degil) tek amacim asiretlerde menvcüt olan hirarki sistemini hedef almak.

Atmis senedir iktidara gelemiyen bü parti kendisini sorup sorusuturmuyorda. Baska ülkelerde bir büyük parti ( CHP bide üstelik Türkiyenin en ekonomik olarak zengin partisi) secimi kaybetigi zaman, yada secimde büyük bir secmen grubunu kaybettigi zaman partililer kendilerini bundan sorumlu tutarlar ve nerde yanlislik yaptik diye sorarlar ve gine halkin sevgisini ve oyunu kazana bilmek icin kendilerini yenilerler.
Malesef bizim CHP liler bir türlu bü sorulari soramiyorlar. Bilimiyorum acaba komlpeksli olduklarindanmidir,islerine mi gelmiyor , yada Baykal beydenmi korkuyorlar bilemem, ama baya tühaf bir durum. Sormamakla bide keske kalsalar! Bide üstelik basarisizliklarini halka mal ediyorlar.

Halkin ve cummhuriyetin partisiyim diye gecinen CHP kendi halkini kendilerine oy vermeyip AKP yi 47 % iktidara getirdikleri icin oanlari cahil,aptal ve irkticaci olarak nitelendiriyorlar.
Ayni zamanda halkin secmis oldugu partiye darbe yapmak isteyen ve ülkemizi kaosa sürüklemek isteyen bir ceteyi ( yada cete oldunu önsurulen bir grubu, sonucda hic bir insan hükum yemeden suclu degildir bir hukuk ülkesinde,) acikca destekliyorlar. Ama simdiye kadar idianame cikmasada bazi belgeler, kanitlar ortada ve bünlar insanin icini ürpertiyor ve bü cetenin icindeki cogu insanin büyuk bir ihtimale hükum yiycegine cogu insanlar inaniyor.

Baykal bey CHP baskani olarak Tv cikip bu cetenin ülkemize ve halkimiza uygulamak istedikleri planlarindan dolayi kinamasi gerekirken bu insanlari savunuyor.

Böyle bir insana bence siyasetyasagi verilmesi gerek. Mafyayi ve ceteleri bi kadar acikca koruyan bir insanin bence Türk siyasetinde yeri yok. Böyle bir insan ne cummhuriyetin nede halkin basbakani olabilir. Zaten bunlarin hic biri de bence Baykalin ve onun yandaslarinin umrunda degil.Ne Baykal nede onu destekliyen insanlarda hic bir zaman Atatürk gibi gercek bir CHP elide olamazlar.
Baykal bir politikaci olarak ne kadar aciz bir durumda oldugu acikca ortada.
Iktidara bir türlu gecemiyor ne yapsa bir türlu Türkiyenin secmenlerinin mayoritesine kendisi sevdiremiyor. Gecen secimlerde secimi kazanabilmek icin manipulaysonlarla ve yalanlarla halki kandirmaya calisdi ve basaramadi . Bünü basaramayinca en sonunda ceteleri desteklesem acaba iktidara zorla gelirmiyim diye herhalde kendisine sordu .

Bü yakalanan insanlar yasadisi eylemilerini laiklik ugruna, kemailism ugruna , Türkiyeyi ”islamicilardan” kurtarmak icin planladiklari söyleniyor.

Bü bence cok büyük bir yalan, evet islerinde bazi salak beyni yikanmis radikal kemalisterler bulunabilir ama bu insanlari cogu laiklik pesinde degil , kendi cikarlari pesindeler . Aynen Baykal bey gibi.
Ve nasil baska ideologiler ve dinler insanlar tarafindan kendi cikarlari icin kulaniliyorsa kemalism de kulaniliyor yani onun da adina terrorism yapiliyor. Kemalistim diye gencinen insanlar yoksa süc isleyemezlermi ?

Bügün Türkiye icin cok yararli seyler yapmis olan ( bazilari onu ilah oldugunu zanetsede oda benim ve senin gibi Allahin bir kulu olan ) Kemal Atatürk yasamis olsayidi herhalde basta olmak üzere Baykal beyi ve onun arkadaslarinin kulaklarini bir güzel cekerdi ve bü insanlari CHP layik olmadiklari icin partiden atardi.

Bende Mustafa Akyol beye katiliyorum . Ulusalciyim / kemalistim diye gecinen insanlarin, CHP icinde Baykalin tavrini desteklemiyen ve Ergenekon diye bir cetenin planlamak istedigi hayinlikleri desteklemiyen insanlarin ortaya cikip bunlari desteklemiyoruz demeli gerek. Bünü yapmadiklari sürece destekciler olarak görünecekler. Hic bir akilli ve rasyonel insan terrorist destekliyecigiz olarak görunme riskinde bülündu zaman susmaz. Böyle bir durum oldu zaman (nasil Musluman cematleri islam adina terrorism yapildi zaman cikip biz bunu desteklemiyoruz diyorlarsa) insanlar cikar ve acikca terrorismi desteklemiyoruz derler.

Saygilarimla

Isvecden kompleksiz Türk


Not: Türkce egitimi alamadim icin tam türkceyi yazmiyorum, kusuruma bakmayin.

Yazan: Kompleksiz Türk Tarih: July 21, 2008 4:09 AM

Yahu ben daha size ne diyeyim... 3-4 günde "Kemalist" olup çıktınız ve gerçek Kemalistleri suçlu buldunuz ya... Helal olsun daha ne diyeyim! Siz bırakın Kemalist olmayı, darağacında doğruyu söyleyemezsiniz be! Uzunca, içi boş, ıvır zıvır bir sürü yorum yazmışsınız... Bırakın artık Ata'mı da mezarında rahat etsin adam! Uğraşmayı bırakın, herşeyi onun üstüne atmayı, onun gibi düşünenleri kötülemeyi bırakın! be dengesizler(!) Herşeyi Atatürk'ün arkasından, onun adını kullanarak yapmayın, altında ezilirsiniz. Bu sözlerin sözde Ergenekon Terör Örgütü'ne değil, onu kötüleyen, daha ne olduğunu anlamadan bilmeden, yazı yazmak için yazan yazarlara! Onca insanı içeri tıktılar, hani darbe günlükleri? Yeni alınanlar bu iddalar yüzünden hapse girmişti. İddanamede bu konu ile ilgili hiçbir şey yok ve yokken siz yazarlar bu konuda yazı yazıyorsunuz! Yahu ne diyeyim ki size? ne desem anlamayacaksınız zaten! Ama ben yine de söyliyeyim. "GERÇEK" Türk aydınları, gençleri, kadınları, erkekleri, insanları Atatürk'ün Bursa Nutku'nu bir kez olsun okuyunuz ve ona göre hareket ediniz! Bu ülke dar beyinlere cehennem olacak! Olması şart! Hadi şimdi beni kötüleyin, halkı teşvik etmekten! Hadi bekliyorum! Gerek silahla, gerek sopayla, gerek taşla, vatanın için, bölünmezliği için hareket vakti gelmiş de geçiyordur bile! Haydi Türk insanı, artık durma, gerek demokratik eylemlerle gerekse demokrasi dışı eylemlerle ben buradayım de! Durma daha fazla... Bu ülkeyi geri zihniyete teslim etme... Şunu bil, doğrunun yalanıda, yanlışıda olmaz! sen doğrusun, geriği yap! Al eline silahını, sık vatan hainine!

Yazan: Yiğithan AKMAN Tarih: July 22, 2008 9:05 PM

Yiğithan Akman

Söylediğiniz şeylerin tamamı, temelde başkalarını eleştirmeye yönelik. Normatif (Bana göre Anormatif) kalıplarınıza sığmayan kişi ve grupların belli konularda (size göre) optimum olmayan tavırlar sergilemelerini eleştiriyorsunuz ve hatta silahlı eyleme bile teşvik ediyorsunuz. Bu düşünce adamı değil, militan tavrıdır.

Faşist militan düşüncelerin için teşekkürler.
İnanın sizi ve sizin gibileri, binlerce makalelerle bile anlatamıyoruz..
Ama sizler 2 satır yorumla kendinizi çok iyi anlatıyorsunuz. Tebrikler...İyi ki varsınız...

Not :
Bursa nutku Atatürke ait değildir...

Bu nutuk anarşiyi teşvik ettiği gerekçesiyle defalarca okuyanları hakkında dava açılmıştır.

Bu nutku, yaklaşık 15 kişi olduğunu bildiğimiz toplantıya katılan zevat da yalanlar (mesela Kılıç Ali ile Yusuf Hikmet Bayur).

Katılanların yalanladıkları, nöbetçi defterinde kaydı bulunmayan, gazetelerde esamisi okunmayan, Anadolu Ajansı'ndaki beyanatta zikri geçmeyen bu nutkun Atatürk'e ait olması mümkün değildir.

Hatta bazılarına göre, Stalin'in Komünist Gençliğe Hitabı'ndan alınıp Atatürk'e yamanmıştır.

Özetle Bursa Nutku, ne zaman irtica tartışmaları patlak verse çekmeceden çıkarılıp gündeme sürülen hikmetinden sual olunmaz bir belge olmuş, darbe, devrim, rejim muhafızlığı gibi açık (ve tehlikeli) göndermeleri, onun gerçekten Atatürk'e ait olup olmadığından daha önemli görülmüştür.

Tabii 75 yıllık ömrüyle bir tür "irtica fezlekesi" olarak tarihe geçmeyi hak ettiğini de eklemek şarttır.

Merak edenlere sözde Bursa Nutkunu da yayınlarım.

Bilgilerinize


Yazan: elif dedim Tarih: July 23, 2008 11:02 AM

Elif Dedim(!)

Gericiliğin de bukadarı olur! Yuh size...Bence de bir ara "Elif" deyin şöyle bi, derin nefesle! Bursa Nutku'nu Atatürk yazmamış, o nutuk faşizmin göstergesiymiş vs... Saçmalıktan başka hiçbir şey değil! Siz kendinize yazar mı diyorsunuz? çok merak ettim. Ben yazarım, gururla söylüyorum! Olsun varsın siz beni faşist, militan bilin. Acaba militanın anlamını biliyor musunuz? Ne güzel birşey militan olmak! Savunduğun değerlere sonuna kadar bağlı kalabilmek, dönmeden! ne kadar güzel birşey... Bana militan dediğiniz için teşekkür ediyorum.

Geliyorum konuma! Bu ülke, bu vatan Atatürk sayesinde kuruldu, bu cumhuriyetin babası Atatürk! Ve siz bu vatandan yaşıyorsunuz. O'nun kurduğu vatan'da, O'nun değerleriyle yaşıyorsunuz! Ve siz kalkıp, O'na laf atıyorsunuz. Afedersiniz, padişah falan mısınız? ki olsanız ne yazar! Sözde Bursa Nutku'ymuş...Gülerim ben buna ya. Tabi doru siz sözde dersiniz. Biz Sözde Ermeni Soykırımı deriz, siz Sözde Nutuk! Ayrıca siz bizim Sözde Ermeni Soykırımı dediğimiz soykırımada, tazminat öderiz dersiniz. Dediniz! Hükümetiniz bu lafı dedi! Afferim, kimin neferi olduğunuz apaçık belli. Şunu da söyliyeyim. Biz Mevlana'yı örnek alırız. "YA OLDUĞUN GİBİ GÖRÜN, YADA GÖRÜNDÜĞÜN GİBİ OL" Yani uğraştırmayız insanları, bizim ne olduğumuz anında patlak verir. Gizli kapaklı değil! Anarşi diyorsunuz! Anarşi nedir? Devleti saymamaktır. Afedersiniz sözde dediğiniz o nutukta devlet sayılmıyor mu? sayılıyor. yanlışlarıyla beraber hemde. Bu 19 mayıs'da gençlik adına konuşma yapacaktım, sizin zihniyetiniz yüzünden yazım baştan sona değişti. Hemde o gün. Yazıyı o gün elime aldım ve okudum. Gerekçe neydi biliyor musunuz? Atatürk'ün "T.C şıhlar, şeyhler, devişler devleti olamaz" sözünü kullanmamdı! Siz şimdi buna da sözde dersiniz! Milli eğitim müdürü "sen kime hitap ediyorsun, sarıklı mı var burada?" dedi. Ve evet sarıklı var, Türkiye'nin her yanında olduğu gibi! Atatürk'ün sözü yazıda suç oldu! İşte sizin zihniyetiniz, iş bilmezliğiniz! Çıkıpta birşey bildiğinizi göstermeye çalışmayın, inanın bana hepinizden çok şey biliyorum! Buyrun cevap yazın, tartışalım... Ben buradayım!


Yazan: Yiğithan AKMAN Tarih: July 23, 2008 4:25 PM

MILITAN(guzel oldugunu savundugunuz icin) YIGITHAN AKMAN

Ben seninle neyi tartisacagim...
Ben Bursa Nutku Ataturke ait degil diyorum. Toplantiya katilan isimlerce de yalanlandi diyorum ve anarşiyi teşvik ettiği gerekçesiyle defalarca okuyanları hakkında dava açılmıştır
diyorum. Sen yok diyorsun.

Ayrica "Bu cumhuriyetin babası Atatürk! Ve siz bu vatandan yaşıyorsunuz. O'nun kurduğu vatan'da, O'nun değerleriyle yaşıyorsunuz!"

gíbi slogan vari ve arguman cumlelerle beni ikna edemezsin.

Tartisacaksak (ben fikir alisverisi taraftariyim ama) once arguman ve sloganlarini terketmen gerekiyor. Bu bir

Ortaya bir fikir atmamissiniz ki tartisabilelim. Bu iki...

Savundugunuz degerlerin fikri alt yapisi olmalidir ve saglam temellere dayanmalidir.
Fikri olmayan yazar musveddeleri hemen slogan ve argumanlara kacarlar...Bu uc

Ayrica "hepimizden cok sey bildigini iddia eden" hicbirsey bilmiyordur ve daha da kotusu bilmedigini dahi bilmiyordur. Bu da dort...

Konumuza donersek...

İşte sözde Bursa Nutku!

"Türk genci, inkılâpların ve rejimin sahibi ve bekçisidir. Bunların lüzumuna, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır; rejimi ve inkılâpları benimsemiştir. Bunları zayıf düşürecek en küçük veya en büyük bir kıpırtı ve bir hareket duydu mu, 'Bu memleketin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır' demeyecektir. Hemen müdahale edecektir.

Polis gelecektir; asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, 'Polis henüz inkılâp ve cumhuriyetinin polisi değildir' diye düşünecek, fakat asla yalvarmayacaktır. Mahkeme onu mahkûm edecektir. Yine düşünecek, 'Demek adliyeyi de ıslah etmek, rejime göre düzenlemek lazım'.

Onu hapse atacaklar. Kanun yolundan itirazlarını yapmakla beraber bana, İsmet Paşa'ya, Meclis'e telgraflar yağdırıp haksız ve suçsuz olduğu için tahliyesine çalışılmasını, kayırılmasını istemeyecek. Diyecek ki: 'Ben inanç ve kanaatimin icabını yaptım. Müdahale ve hareketimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı meydana getiren sebepleri ve amilleri düzeltmek de benim vazifemdir.'

İşte benim anladığım Türk genci ve Türk gençliği."

-Soyler misin bana memleketin polisini, ordusunu, jandarmasini, saymassan devleti saymis mi olursun?
-Nolur bu ulkenin hali?
-Ve Sozde nutuka gore nasil hemen mudahale edilmelidir? Tasla mi, sopayla mi, tufekle mi, tankla mi ya da bombayla mi?

Simdi, sadece arguman ve sloganini okudugum ve kendini militan olmakla oven,
MILITAN Yigithan Akman, yorumlarinizin fikir bazina kaymasi için soruyorum


MILITANCA SAVUNDUGUNUZ DEGERLER NELERDIR?


Yazan: elif dedim Tarih: July 24, 2008 1:28 AM

Ben bir liberal demokratım. Yazdıklarımı bu kayıtla okuyun isterim. Öncelikle Mustafa Akyol'un yazdıklarına katılmakla beraber ona Atatürkçülük dolayımında itiraz edenlerin İslam ve terör ile kurduğu ilişkiye de hak veriyorum.
Siyaset Meydanı programının zirvede olduğu yıllardaydı. Konuklardan biri bir diğer konuk yazar Gülay Göktürk'e "Siz Atatürkçü müsünüz?" gibi bir soru sormuştu. Gülay Göktürk'ün o soruya verdiği cevap tam da benim düşüncelerimi yansıtıyor. Dedi ki Gülay Hanım:

- Ben insanın kendisini bir diğer insanın, bu Atatürk olsun, Lenin olsun, Hz. Muhammed olsun, Marx olsun, kim olursa olsun onun sağına soluna, ilerisine gerisine, önüne arkasına, altına üstüne, yukarısına aşağısına bakarak tarif etmek zorunda kalmasına veya böyle davranmasını makul bulmuyorum.

Bu mealde bir şeydi sanırım. Açıkçası Türkiye'de yaşayan çoğunluğun aidiyet hissettiği epistemik cemaat/topluluğa göre tauları, lider kültleri, vazgeçilmezleri var. Bu da ister istemez ilkesel tavır almak yerine pozisyonel tavır almayı beraberinde getiriyor. Halbuki angajmanı şahıslara değil de ilkelere olan biri için terörün kaynağı kim ve ne olursa olsun bu telin edilir.

Ben Atatürkçü değilim, Mustafa Kemal Atatürk'ün peşin bir sempati veya antipatiye muhatap olmaksızın tarihi bir kişilik olarak Tarih disiplinin gerektirdiği bilimsel ölçüler içinde irdelenmesini ve incelenmesini sağlıklı bulurum. Aksi her türlü davranışı ifrat ve tefrit görürürm. Bazıları hata yapmaz, yanılmaz bir paye verirken ona, bazıları da bütün kötülüklerin kaynağı gibi gösteriyor onu. Ama benim şahsi okumalarım sonucunda vardığım kanaat de onun bir monark değil (zira monarşiye son vermişti) fakat bir oligark yani diktatör olduğudur. Mustafa Kemal Atatürk'ün demokrasi ile uzaktan yakından ilgisi yoktu.

İnanış itibarı ile de agnostiğim. Bu sebepten beni dünyada bağlayan herhangi bir şahıs olmadığı için kimsenin fikri/itikadi tahakkümü altına girmediğimden sadece ilkelere sadakat gösterme derdim oluyor. İşim de hayli kolaylaşıyor böylece. Tabii ki her çevreden arkadaşı her zaman memenun edememek gibi bir problemle de karşılaşıyorsunuz ama ilkeli duruş da bunu gerektiriyor zaten. Birilerinin memnuniyeti ya da öfkesi değil doğru bildiğiniz ilkeler yönelendiriyor sizi bu durumda. Ha, ilkeler değişmez mi? Elbette o ilkeleri de dogmalaştırmamak gerektiği kanaatindeyim. İlkenin yanlışlığını ispat için akli ikna yöntemidir esas olsan.
Bugün Türkiye'de ve dünyada ne kadar farklı fikri akım ve fraksiyon varsa aslında hepsinin uzlaşma platformu Liberal Demokrasidir. Liberal demokrasiler kimseye sen liberal demokrat ol demezler. Kendi fikirlerini istediğin gibi ifade et, onun etrafında örgütlen, dernekler, siyasi partiler kur, fakat asla şiddete bulaşma, şiddete çağrıda bulunma, hiç kimseye, hiçbir varlığa ölçülebilir ve ispat edilebilir zarar verme der. Budur ana prensip. Bu Kürtçü'yü de, Atatürkçü'yü de, Türkçü'yü de, Sağcıyı da, solcuyu da, milliyetçiyi de, dindarı da kapsar...

Geçenlerde hayatı boyunca sürekli aşırı dindarlık ile "sefahat" anlamında aşırı sekülerlik, dünyevilik uçları arasında gidip gelen bir arkadaşımın yine aşırı dindarlık periyoduna denk geldiğimde şunu sormuştum. Mürted hukuku'na ne diyorsun? Senin tasavvur ettiğin devlet ve toplum düzeninde diyelim ki ben irtidad ettim ve mürted oldum ve hüküm de icra edildi yani katledildim, öldürüldüm... üzülmez misin? Hayır, dedi. Üzülmem, çünkü bu Allah'ın emridir ve ondan daha fazla rahmet de edemeyiz.
Buna ne buyrulur? Kanım dondu resmen. Eğer dedim, senin tasavvur ettiğin düzende yaşıyor olsaydık sen defalarca öldürülmüştün ve şu an toprağın altındaydın... Herhangi bir dinden/dinsizlikten herhangi bir dine ya da dinsizliğe geçişin rahatlıkla olamadığı, bunu yapan kişinin zarar gördüğü ya da örneğimizde olduğu üzre zararın en büyüğü olan canının alındığı bir sistem faşizmdir. tek kelimeyle faşizm. Başka bir şey değil. Ben açıkçası Mustafa Akyol'un da bizlere pek yansıtmasa da buna benzer sancılar çektiği kanaatindeyim. Bir taraftan Müslüman ve İslami kimliği var, diğer taraftan da liberal bir duruş sergileme çabası var. Bunları mezcetmek hiç de kolay değil. İslam'ın yapısı ve tarihi pratiği buna engel. Sadece "yanlış yorum"larla geçiştirilebilecek bir şey değil bu. "Sahih kaynaklar"ında problem var. Mürted hukukunu, nereye koyacağız. Maide suresi 38. Ayetinde sabit olduğu üzre el kesme cezasını nereye koyacağız?

Her iki tarafa da dediklerim üzerinde samimane düşünmelerini tavsiye ediyorum. Akıllarını ve vicdanlarını yoklamalarını salık veriyorum.

Yazan: Berk Karapaşa Tarih: July 24, 2008 9:46 AM

1-2-3-4 çok güzel sıralamışsınız afferim size... Öncelikle şunu söyliyeyim sloganın nerede atılacağını çok iyi biliyorum, genelde hep başlarda olurum... Benim amacım sizi ikna etmek değil, siz böyle var ola gelmişsiniz zaten! Banane sizden, ben yalnızca burada yanlışları yazdığınızı söylüyorum, söylüyorum ki bu siteye giren bir kişi hep sizin açınızdan okumasın. Tekrar teşekkür ediyorum bana militan dediğiniz için. Bir söz kasdetmek istemişsiniz. "Çok bilen çok yanılır" diye, bu söze inanırım o yüzden bilmediğim konu hakkında ağzımı açmam, ama bildiğim konudada susmam! Nede olsa doğrunun yanlışı yalanı olmaz! Doğru doğrudur, ne kadar inkar etsenizde. Sizin doğduru yalan olarak değerlendirmeniz onun yok olması anlamına gelmez! Bursa Nutku'nu yayınlamışsınız, ardına sorular getirmişsiniz. O nutku yazan Atatürk'tür. Türk Gençliğine seslenmektedir, şimdiki iktidar dönemlerinde yapılması gerektiği ayaklanmaları anlatmaktadır nutukta. Siz istediğiniz kadar sözde deyin!

"-Soyler misin bana memleketin polisini, ordusunu, jandarmasini, saymassan devleti saymis mi olursun?
-Nolur bu ulkenin hali?
-Ve Sozde nutuka gore nasil hemen mudahale edilmelidir? Tasla mi, sopayla mi, tufekle mi, tankla mi ya da bombayla mi?"

Eğer asker, polis, hukuk vatan çıkarları adına değilde hükümetin çıkarlarına iş yaparsa, devleti, vatanı, milleti unutursa afedersinizde unuttukları milletden sayılmalarını, hoşgörülü olmalarını beklemesinler. Millet yeri ve zamanı geldiğinde onlara en güzel cevabı verir! Hiçbir ülke milletsiz var olamaz...Hele biz gibi çok demokratik(!) ülkelerde, milletsiz hiç bir şey olmaz. Bu koşulda da benim hükümeti ve hükümet için çalışan kurumları desteklemem söz konusu bile olamaz. İşte bu olayı da düzeltmek benim görevimdir. Gerçek Türk Genci'nin görevidir! Atatürk gayet açık bir şekilde ne yapılmasını nutkunda yazmıştır. Demokratik ve demokrasi dışı eylemlerle vatan, millet, ülke için yarınlar için, gelecek için, hükümet ve hükümet yanlısı kişiler silinecektir. Zaten bizde durup dururken ayaklanma çıkartmayız değil mi? Ateş olmayan yerden duman çıkmaz... Huzuru bozanında huzuru bozulur! Taşla, sopayla, silahla, tankla vatan için savaşılır, karşıdaki kim olursa olsun! Vatan çıkarları her şeyden önce gelir.
Vatan olmadan hiçbir şey olmaz! İşte bunu seneler öncesinden Mustafa Kemal Atatürk söylüyor. Ve sonuna son noktayı zaten koyuyor "İşte benim anladığım Türk gencliği!"

Yani ülkenin ve toplumun huzuru kaçarsa, asker, polis, hukukçular vatan, millet için değilde hükümet için çalışırsa, hükümete bağlı olurlarsa, milleti unuturlarsa Türk Genci ayağa kalkar, kalkmalıdır! İşte 1 Mayıs! Benim vatanımın polisi benim vatanımın işçisine jop tutacak, vuracak hemde demokratik bir yürüyüş yaparken! Vay be... İşte Türkiye'de demokrasi, işte Türkiye'de hükümet yanlıları!

Yazan: Yiğithan AKMAN Tarih: July 24, 2008 1:38 PM

Milli gorusculere ve fettullahcilara gun dogdu. Artik her firsatta "Kemalist terror" lafini duyariz. Bu arada Gulen hakkindaki dava dustu, basbakan ve cumhurbaskani dokunulmazlik zirhiyla korunuyor...

Ergenekon davasi iki kulvarda goruluyor. Bir kulvarda gercek saniklar sorgulanirken ikinci kulvarda AKP ve Fettulah Gulen'e karsi olanlar sebepsiz yere iceri tikiliyor.

Atatrukculere dusen gorev birinci kulvardaki calismalari desteklerken ikinci kulvardaki anti-demokratip kirletme ve baski kampanyasina karsi uyanik olmak.

Yazan: nyoped Tarih: July 24, 2008 10:48 PM

bir aile reisi olduğunuzu düşünün ideolojileriniz var. kalabalık bir ailesiniz. tüm aile sizin ideolojileriniz ile zamanla çok iyi seviyeye gelir. fakat aileden birileri aldığınız bir kararı beyenmez. kararın aileye zarar vereceğini düşünür, ve sizi artık yaşlandığınızı normal olarak düşünemediğinizi sağlıklı kararlar veremediğinizi söyler ve bunları ıspat yoluna gider. bu yoldada bazı eylemlerde bulunur. diğerleri ise kararınızın arkasındadır ve sizi destekler.

Şimdi siz bunu durdurmak için ne yaparsınız?
durdurma işlemi sırasında size "terörist" mi diyecekler?
Sizin bu güne kadar aldığınız sağlıklı kararlar ile aileniz çok iyi bir duruma geldi. kararlarınız hep isabetli idi, ne oldu da şimdi bu kararlarınız beğenilmiyor?
yoksa kararınızı uygulayan bireyler mi değişmeye başladı, sosyal hayatın getirdikleri ile birlikte?

KEMALİZM terörist bir eylem değildir.
yanlış giden birşeyler varsa onları düzeltir.
benim kemalizm den anladığım ATATÜRK ün bu cumhuriyet için aldığı baki kararları sürdürmektir. eğer amaç bu ise, bu terörist bir eylem değil aksine teröristleri vatanı bölenleri topraklarımızı satanları durdurma eylemidir. BAL TUTAN PARMaĞINI YALAR doğru ama ELİNİ KOLUNU YALAMAZ sadece parmağını yalar. Bu eylem ELİNİ KOLUNU yalayanları durdurmak için yapılmış ise ben de arkasındayım ve bu durumun karşısında duranların KARŞISINDAYIM..............

Yazan: kursad Tarih: July 25, 2008 10:13 AM

MİLİTAN YİĞİTHAN AKMAN

“Öncelikle şunu söyliyeyim sloganın nerede atılacağını çok iyi biliyorum, genelde hep başlarda olurum”

Slogan zihniyetli ve arguman ağızlı olduğunuzu itiraf ettiniz...Zaten biliyordum itirafa ne gerek vardı...

“Bir söz kasdetmek istemişsiniz. "Çok bilen çok yanılır" diye, bu söze inanırım o yüzden bilmediğim konu hakkında ağzımı açmam, ama bildiğim konudada susmam! Nede olsa doğrunun yanlışı yalanı olmaz! Doğru doğrudur”

Bildiğiniz konular doğruysa problem yok....
Her bildiğiniz doğru olmayabilir....
Maalesef bildiğiniz yanıldığınıza yetmiyor...

Nitekim Bursa nutkunun Atatürke ait olmadığını delilleriyle ispatladım. Tanıkları kendi ağızlarıyla yalanladı (Kılıç Ali ile Ord.Prof.Yusuf Hikmet Bayur. Kaldı ki bunlar Atatürkün yakın dava arkadaşlarıdır. Neden böyle bir yalancı şahitlik yapsınlar ki)
Tanıktan daha büyük delil mi olur.

Özetle Karışıklıklara yol gösteren, devlet anlayışının, kanun hâkimiyetinin, asayiş ve inzibat fikrinin yıkılmasını tavsiye eden bu metin Atatürk'e ait olamaz.

Ama militan önyargılarınız ve ideolojiniz bu gerçeği bile, görmekten aciz.

Nutukla ilgili sorduğum sorulara verdiğiniz cevapları okurken dondum kaldım.

Sanki karşımda, Ergenekon terör örgütünün sözcüsü, hatta en ateşli ve en keskin tetikçisi ve azmettiricisi var gibi geldi bana...

Ama sizi suçlamıyorum neden mi?

Bakın anlatayım.

Onyıllardır darbe anayasalarıyla yönetilen halkımız, insan hakları, özgürlük, demokrasi, cumhuriyet gibi kavramlara ve bu kavramların neden önemli olduğuna dair 'bilgi'ye son derece yabancı.

Bu, zannedildiği gibi eğitimsizlikle ilgili bir durum da değil. Zira, ülkemizde eğitim, insanlara evrensel değerleri değil, köy enstitülerinde resmi ideoloji doğrultusunda devşirilen öğretmenlerin, aynı hezayanları ilkokuldan itibaren çocuklarımıza vargüçleriyle aşıladıkladıkları, aptallaştırıcı bir süreci akla getiriyor.

Bu üretim tezgahının ortaya çıkardığı empati yoksunu insan tipi, kendisine ezberletilen iyiler ve kötüler ekseninde (slogan bazında) düşündüğünden, her konuda haklı olmakta da bir mahzur görmedi.

Çarpık eğitim sisteminin düşünce özürlü çocuğu, imajlardan oluşan sığ ve dar dünyasında çağdaş olma adına kendince çok önemli bir savaş verirken, ikinci bir dünya savaşının ardından çoktan değişmiş olan dünyayı ne derece vahim bir boyutta ıskaladığının farkında bile değildi.

BELLİ SİZ DE BU SÜREÇTEN VE BU TEZGAHTAN GEÇMİŞSİNİZ.

Resmi ideolojinin tekerlemelerini ezberlemeyi eğitim zanneden insanlar, slogan bazında düşünmeye alıştırıldıklarından, kullandıkları kavramların ifade ettikleri manalara bile yabancılar.

Onlar için sadece hakkında derinlemesine bilgi sahibi olmadıkları 'iyiler' ve 'kötüler' var. Cumhuriyet, laiklik gibi kavramlar elbette 'iyiler' arasında yer alıyor.
Ancak sadece adından öte pek bir şey bilinmiyor. Tanımları bile...

Aksini iddia ediyorsanız Cumhuriyet ya da laikliğin bir tanımı yapın bakalım.

Mesela Cumhuriyet nedir? Neler vadeder? Neye son verir? Bu kavramın temsil ettiği evrensel değerler nelerdir anlatın bakalım.

Ama kendinizle çelişmemeye dikkat edin.
Çünkü daha önce yazdığınız yorumları aleyhinizde delil olarak kullanabilirim.
Slogan ve argumanlara kaçmamaya da özen gösterin lütfen.

Zevkle de okurum. Emin olun...

Yazan: elif dedim Tarih: July 25, 2008 4:31 PM

Yorumunuz için teşekkür ediyorum sayın "elif dedim" Şimdi bende açıklayayım yazınızı. Efendim tekrar diyorum doğrunun yanlışıda yalanıda olmaz, doğru her zaman doğrudur. Bilmediğim konuda da konuşmadığımı zaten yazmıştım. Evet Ergenekon azmettiricisi, sözcüsü vs. Olmadığımı kim söyledi? Yada olduğumu? Her neyse önemli değil, gün gelir herşey açığa çıkar! Bana nutuk ile ilgili delil sunmuşsunuz, Atatürk'ün en yakın arkadaşlarından bir kaçını. Afedersiniz bu insanlar hangi dönemler Atatürk'ün yanında bulunmuş? Mesela Atatürk İst. a geldiğinde yanındaki dostuna kağıdı kalemi aldırıp, yapacaklarını bir bir sıralattığında bu delil gösterilen şahıslar, Atatürk'ün yanında mıymış? Eğitimden bahsetmişsiniz, hemen bir hatırlatma yapayım... Şu an ABD'nin eğitim politikası ne biliyor musunuz? Cumhuriyet'in kurulduğunda Türkiye'nin eğitim politikası! Ya ezbere değil, öğrenmeye ve deneyle gözlemlemeye bağlı eğitim sistemi, köy enstütüleri, halk evleri... Biz 80 sene önce bulmuşuz bu sistemi fakat bugün kullanan dünyanın en güçlü devleti ABD! Doğrusu eğitim politikası hakkında bu kadar yeter diye düşünüyorum, daha ötesini söylemeye gerek yoktur herhalde? Bana tanım sormuşsunuz. Cumhuriyet, laiklik... Öncelikle demokrasinin tanımını yapayım ben size. Demokrasi demek hak demektir. Yalnızca hak, hak elde etmek, hak sahibi olmak, hak elde edebilmek için ortaya atılmış kalıplaşmış bir terim! Bugün ülkemizde demokrasinin yararlarını görüyoruz öyle değilmi. Demokrasi ve demokrasi aşıkları sağolsun(!) Bugün demokrasi var diye PKK'ya PKK demeyen DTP meclisimizde. Bugün ülkemizde demokrasi olduğu için, türban halka soruluyor... Demokrasi yanıtını halktan duymak istiyor, demokrasi bu laf geçmez. Yarın birgün de Türkiye İslam Cumhuriyet'i olsun mu derler? Demokrasi var ya, haktır bu. Halk hak isterse demokrasi ona verir! Sanıyorum daha fazla açıklama yapmama gerek yok... Bu demokrasiydi, yalancı demokrasi! Bugün demokrasi neden hükümetteki suçluları sorgulamıyor? Çünkü dokunulmazlık hakları var, onlara bu hakkı veren yine demokrasi, hak istediler, demokrasi verdi... Geleyim cumhuriyete. Nedir cumhuriyet? Özgürlük, adalet ve eşitlik! demokrasi değil, öazgürlük, adalet ve eşitlik. Kapitalist ve emperyalist değil, özgürlükçü adaletçi...Herkes hak ettiğini alır. Laiklik mi? En açık anlamı "din ve devlet işlerinin birbirinden ayrı tutulması" Devlet işine din işinin sokulmaması, zaten böyle olmasını da isteyen İslam'dır. İslam dinini içinde yaşaman gerektiğini, Allah rızası için yaşaman gerektiğini söyler. Gösteriş amaçlı değil... Yani iman her insanın içinde saklıdır ve sadece yaratan-kul arasında bilinir, başka kimseyi ilgilendirmez...Daha var mıydı?

Yazan: Yiğithan AKMAN Tarih: July 25, 2008 6:57 PM

Kemalismi, Atatürku, CHP yi elestiriyorsaniz,

-Demokrasi ve insan haklarinin Türkiyede gelismesini istiyorsaniz,

- Müsliman olup tek sözde kalmayip hayatinizda da dininizi yasamak istiyorsaniz,

- Tesetürlu olan hanimalarin üniveristeye girme yasagina karsi cikip ve bü yasagi antidemokratik büluyorsaniz,

- Disarda kapali bir arkadasiniza yada akrabaniza kendini cok ”modern” zaneden ve laikcim diye gecinen kisiler satasdigi zaman süsmayip, günlerini onlara verbal bir sekilde gösterme cesaretini gösteriyorsaniz,

- Layikligi tam anlamiyla benimsiyorsaniz,

- Parti kapatmanin hic bir cösum getirmiyecegine inaniyorsaniz,

- Yapilmis olan bütün darbelere ve darbecilik menatlitesinide kiniyorsaniz,

- Türkiyede insanlarin özgürce, istedikleri gibi dinlerini yasaya bilmeleri gerekdine inaniyorsaniz,

-Türkiyeden her bir siyasi sorun cözuleyecegin zaman illede Atatürk acaba bü sorunu nasil cözerdi diye sorulmasinin gerek olmadina inaniyorsaniz,

-Atatürku ilah yerine koymuyorsaniz, yazdiklarini da hadis yerine koymuyorsaniz,

-Kemalistlerin dokunulmaz ve kritise edilemezler anlayisina karsi cikiyorsaniz,

-Aklini kulanmayi, kritik düsnumeyi tercih ediyorsaniz,

-Bir tartismada kavga ve demagoci yapmayip, karsinizdaki tartisdiniz kisiye kisisel olarak saldirmiyorsaniz ve onun yerine arguman üretmeyi tercih ediyorsaniz,

- Ülkede var olan derin devlete karsi ciktiyorsaniz, ve derindevletin hukuculari kendi cikarlari icin kulanmalarinada dogru bülmuyorsaniz,

- Bagimsiz bir hukukdevletinden yanaysaniz,

- Türkiyenin AB ye giremesini ve bütün komsulariyla iyi iliskiler icinde bülünmasi gerekdine inaniyorsaniz,

-Güclu , zengin ve refah icinde bir Türkiye istiyorsaniz,

-Kürtsorunu olmayan bir Türkiye istiyorsaniz,

- Ermenisorunun karsilikli dialogla ve bariscil yöntemlerle cözulmesini istiyorsaniz,

- Askeriyenin siyasete karismasina karsi cikiyorsaniz,

- ülkenin sorunlarinin taşla, sopayla, silahla, tankla degilde, demokratik metodlarla her bir zaman cözulmesi gerekdine inaniyorsaniz,
- Daha da üzun yapabilirim listeyi,

Bü yazdiklarimi istiyorsaniz!!


HAAAAA : OZAMAN GERICISINIZ, YOBAZ, ISLAMCI, VATANHAYINI, EMPERYALIST, IRTICACIG FEYTÛLLAHCI, SALAK, KANDIRILMIS INSANLARSINIZ.!!!!

KIME GÖRE MI?

Bü forumdaki kemalist/ ulusalcilara göre : bünlar icinde en ilk basda bizim millitanci Yigit Akman , Hülagü, Turan Dogan, Gunka, Ûmit Harmanli, Levent Usta, Nypod, göre ve bünlarin mentalitesinde olan Türkiyede daha da binlerce cok” modern” ve ”akilli” insanlara göre.

Saygilarimla Isvecden kompleksiz Türk


Ps: Elif Dedim hanim cok güzel yazilar yaziyorsunuz.

Yazan: Cogitationis poenam nemo patitur! Tarih: July 26, 2008 4:58 AM

İttihat ve Terakki-2.Abdülhamid'in tahttan indirilmesi-İstiklal mahkemeleri- Dersim olayları, Ali Şükrü bey cinayeti- Terakkiperver Cumhuriyet fırkası üyelerinin asılması-Menderes'in idamı gibi yüzlerce, binlerce olayı kafamızda harman edince aslında bir gelenekten sapış görmek güçleşiyor.
Bu terör yeni bir şey değil yani. Hep vardı...

Yazan: blue Tarih: July 27, 2008 3:20 PM

"Sayın Mehmet Mustafa, Arapça kelimeler kullanarak cümlelerine GÖRKEM katmaya çalışan sizsiniz. Bunu nasıl göremiyorsunuz acaba? İnançla zehirlenmiş ve kör olmuş bir zihin gördüğünüz gibi çok dikkatsiz oluyor."

Eminim sabırlı bir insan olsaydım sizinle çok güzel bir fikir alışverişinde bulunabilirdim ama benim zaaflarım işte ne yapayım. Siz gerçekten de yoğun ve saldırgan duygularla değil de sakin aklıyla konuşabilen bir insansınız mâşallah.

O Arapça kelimeler, Mustafa Kemal Atatürk de bunlara dahil olmak üzere, bu ülkenin bilgili ve aydın insanları tarafından yüzyıllardır kullanılagelen kelimelerdir. Ayıplanması gereken, 1940'lardan itibaren sürdürülen kara politikalarla okumuş nesillerin bunları kullanamıyor hâle getirilmiş olması, aydınımızın kısır bir ufak "sözcük dağarcığı"na mahkûm edilmiş olmasıdır.

Atatürk 1932'de sizin Öz Türkçe sözcüklerinizi kullanmaya ve kullandırtmaya başladı, ancak 1935'e gelindiğinde, yapılan dil katliamının ne kadar "şerli" bir iş olduğunu görerek Öz Türkçe hareketini sona erdirdi. Şimdi Osmanlıca saydığımız "fasih Türkçe" ile yazmaya, Arapça ve Farsça kelimeleri bol bol kullanmaya geri döndü. 40'lı yıllarda İnönü rejimi Öztürkçeci politikaları yeniden başlattı. Atilla İlhan'a göre İnönü'nün bunu yapması Atatürk'e olan garazından ileri geliyordu ki İlhan, İnönü'yü bu ve benzeri sebeplerle yerden yere vururdu. TRT 2'deki programlarında onun bu yorumlarını ilgi ve hayretle dinlerdim.

Yazan: Mehmed Mustafa Tarih: July 27, 2008 5:06 PM

Bir diğer nokta da şu ki Hindular, Hıristiyanlar, Yahudiler ve Kemalistler, liberaller, demokratlar, hele hele devrimci sosyalistler ve kapitalist ve özgürleştirmeci Batılılar, bunların hepsi savaşırlar, öldürürler, hatta katliam yaparlar. Bunların en barışçıl olanları bile kendi fikirlerini savunmak veya yaymak adına yapılan, kaçınılmaz saydıkları ve hatta pek çok zaman kaçınılmaz bile saymadıkları savaşları ya doğrudan destekler ya da pratikte onay bildiren bir tepkisizlikle karşılarlar.

Bunların İslâm'daki şiddet ve savaş hükümlerinden ve Müslümanların tarihte yaptıkları savaşlardan dem vurarak İslâm'ı kınamaları, tam bir acınası hezeyan ve çifte standart hâlidir. Haklarında Allah'tan dileğim şu ki onlara mantıklı ve dürüst düşünmeyi öğretsin.

Yazan: Mehmed Mustafa Tarih: July 27, 2008 5:23 PM

Elif Dedim'den cevap beklerken başka bir şahıs daha katıldı yorumlarıma. Hemde ne katılmak. Öncelikle kendisine şunun cevabını vermek istiyorum. Lütfen yazdığım yazıları okuyunuz ve ona göre cevap veriniz. Siz benim yazılarımı okumadan, benim kabul ettiğim ideolojileri de bana karşı yazmışsınız! Mesela mı

"Kemalismi, Atatürku, CHP yi elestiriyorsaniz,

-Demokrasi ve insan haklarinin Türkiyede gelismesini istiyorsaniz,

- Müsliman olup tek sözde kalmayip hayatinizda da dininizi yasamak istiyorsaniz,

Layikligi tam anlamiyla benimsiyorsaniz,

Türkiyede insanlarin özgürce, istedikleri gibi dinlerini yasaya bilmeleri gerekdine inaniyorsaniz,

-Atatürku ilah yerine koymuyorsaniz, yazdiklarini da hadis yerine koymuyorsaniz

- Bagimsiz bir hukukdevletinden yanaysaniz

Türkiyenin AB ye giremesini ve bütün komsulariyla iyi iliskiler icinde bülünmasi gerekdine inaniyorsaniz,

-Güclu , zengin ve refah icinde bir Türkiye istiyorsaniz,

-Kürtsorunu olmayan bir Türkiye istiyorsaniz"

Bunları bende istiyorum. Güçlü olmayı, AB üyeliğini, tam bağımsızlığı, Kürt sorunu diye birşeyin olmamasını, adam gibi hukuk devleti olmasını bende istiyorum. Siz beni bir okuyun da ondan sonra yazacağınız varsa yazın. Eleştiri demişsiniz, her şeyin bir adabı, bir sınırı var değil mi? Adam gibi eleştirin, insanların damarına basmayın, eleştirin bizde cevap verelim.

Siz onca şey saymış ve bizleri, öyle düşünen insanları gerici gözüyle görmekle suçlamışsınız. Şahsen bende bazılarına uyduğumu söylüyorum ve kendimi gerici olarak görmüyorum...Yarası olan varsa gocunur. Kardeşim benim amacım ne biliyor musunuz? Atatürk'ün yolundan yürümek, tek niyetim bu... Demokrasiyse, adam gibi demokrasi, ikilik yaratmadan. Eşitlikse, tam eşitlik. Tam bağımsızlık, dışa bağlı kalmadan, kendi ayaklarımızda. İsvec'den yazmışsın.... Güzel ama bilmeden, okumadan... Sen orada gününü gün ederken biz burada nelerle uğraşıyoruz bilmeden yazmışsın. Beni yanlış anlama, elbette keyfi gitmemişsindir yurt dışına. Gurbet zordur, isteyerek gitmemişsindir. Ama gel, burada yaşananları tam anlamıyla bil ve öyle yaz. Bak benim savunduğum değerleri bile bana karşı savunmaya kalkmışsın. Olmaz. Biz hiçbir zaman Atatürk'ü Allah yapmadık, yapmayızda. Haşa Allah birdir, kimse onun gücüne erişemez. Atatürk'de bir insandır, sade ama güçlü, kararlı, azimli bir insan! Yaratılan! Biz onu hiçbir zaman Hak, ilah yapmadık, sözlerini hadis yerine koymadık! Militan diyorsunuz, gocunmuyorum aksine seviniyorum. Militan'ın anlamına bir bakın bakalım ne yazıyor? Ne kadar güzel bir olgu militan olmak. Ve yine savunuyorum, Atatürk'ün Bursa Nutku'nu! Kim ne derse desin... Size bir söz söyleyeyim. Libya direniş lideri Muhtar Ömr'den "Hiçbir can özgürlüğümüzden değerli değildir." Tam bağımsızlık için her zaman varız... Yeter ki ne dediğimizi bilin, okuyun ve ondan sonra cevap verin.

Yazan: Yiğithan AKMAN Tarih: July 27, 2008 8:18 PM

Sevgili Isvecten Kompleksiz Turk

Elif dedim rumuzu, cinsiyet belirtmek amaci gutmemektedir.

Elif dedim`deki amac; bazilari gibi herseyi ya da cok seyi bildigini iddia etmek degil, aksine henuz yolun basinda oldugunun ve alinacak daha cok mesafe oldugunun belirtilmesidir.

saygilarimla...

Yazan: elif dedim Tarih: July 28, 2008 4:22 PM

MILITAN YIGITHAN AKMAN

Sanirim okudugunuzu anlayamama problemi var.Lutfen yazilarimi kafanizi vererek okuyun..
Oncelikle her bildiginiz dogru olmayabilir diyorum. Bildiginiz yanildiginiza yetmiyor diyorum. Siz hala bana “doğrunun yanlışıda yalanıda olmaz, doğru her zaman doğrudur.” gibi laf salatasi yapiyorsunuz.

Sozde Bursa Nutuka gelince bu konuda goruslerimi belirttim. Yaptigimiz karsilikli yorumlarin polemige kaymasini da istemiyorum. Bu konu ile alakali son yorumum ; Bu nutuk olsa olsa ERGENEKON NUTKU olabilir.

Egitim meselesine gelince;


“Şu an ABD'nin eğitim politikası ne biliyor musunuz? Cumhuriyet'in kurulduğunda Türkiye'nin eğitim politikası! Ya ezbere değil, öğrenmeye ve deneyle gözlemlemeye bağlı eğitim sistemi, köy enstütüleri, halk evleri...”

Bu iddiaya fareler bile guler. Kapatma davasinin iddianamesinden bile komik. Neden mi ?

Cumhuriyet Donemi Türkiye'nin eğitim politikasından bahsetmek istiyorum.

CHP, iktidarda bulunduğu yıllar boyunca, Tek Parti-Tek Adam anlayışını yeni nesillere benimsetme adına ülke çapındaki eğitim kurumlarını da partinin bir propaganda aracı olarak kullandı. O dönemde yetişen öğrenciler, çok partili hayatın 'karışıklık' anlamına geldiğini, 'bütün milleti halk diye bağrına basan' Cumhuriyet Halk Partisi'nin ise, altı oku kendilerine bağışlayan(!) kurum olduğunu öğrendiler. 1939 yılına ait bir ilkokul ders kitabındaki kimi ifadeler, o dönemde öğrencilerden sadece Tek Parti'ye değil, Tek Adam'lara da azami bağlılığın telkin edildiğini gösteriyor.

Iste ogrencilere okutulan ders kitaplarinin metinlerinden bazi ornekler :

“Bazı memleketlerde birkaç siyasal parti vardır. Bunların her birisi millet işlerinin başka başka yollarda yürütülmesini dilerler. Her bir parti, kendi dileğinin önde tutulmasını istediğinden, bu memleketlerde millet hayatının düzen ve gidişi de zaman zaman bozulur, karışıklıklar meydana gelir.

Bu gün bizim tek bir partimiz vardır: Yalnız halk için kurulmuş olan ve bütün milleti halk diye bağrına basan bu parti, hepimizin malı olan Cumhuriyet Halk Partisi dir. Bizi bugünkü eşsiz millet haline getiren, canımız kadar sevgili altı oku bize bağışlayan odur. ...

Çocuklar! Ta köylere mahallelere kadar yayılan Cumhuriyet Halk Partisi, halkın dileği, halkın düşüncesi demektir. Halk Partisi, Türk halk ve milletinin öz malıdır. …Halk Partisine candan bağlıyız.

Cumhuriyet hükümeti kurulduğu günden beri hep Halk Partisinin temel prensiplerile çalıştı. … Onu kuran Ebedi Şefe, onu bugün milletle birlikte yürüten Milli Şef ve değişmez Genel Başkan İnönü'ne sonsuz sevgi ve yürekten bağlılık duyuyoruz

(Kaynak :"Yurt Bilgisi Dersleri V. Sınıf." 1939. İlkokul kitapları. İstanbul: Maarif Vekaleti. 27.)

Ayrica Eleştirilemeyen ve tartışılamayan şefi (yine sağlığından başlayarak) tanrı ya da yarı-tanrı olarak gösteren şiirler de dönemin edebi metinleri arasında yerini aldı:

Gel ey 19 mayıs eşsiz sabah merhaba
Ey Samsun'da karaya çıkan ilah, merhaba
...
İlk çamurdan beden üflenen ruh, dediler
Son tufanda Türklüğü kurtaran ruh, dediler. (Atatürk Mevlidi / Behçet Kemal Çağlar)

Yaradan hey Yaradan!
Dört yıl değil bin yıl geçse aradan
Sensin ateş diye kanımızdaki
Sesin ışık diye önümüzdeki!
(Nöbetçi Millet / Behçet Kemal Çağlar)

Adın Besmeledir her işimizde
(Atatürk'e Sesleniş / Behçet Kemal Çağlar)

Millete can veren, vatan yaratan
Tanrının göklere dönüşü gibi.
Her zaman ırkıma büyük bir baş atam
Tanrılaş gönlümde, Tanrılaş atam (Nurettin Artam)

Sana çıkar bu yurdun ararsak son yolu da
Kutlu bir tanrı oldun güzel Anadolu'da (Kahraman / Fazıl Hüsnü Dağlarca)
...
Allah yazmadı
Sen yazdın alın yazımızı (İlhan Berk)

Iste cok ovundugun cumhuriyet donemi egitim politikasi…


KOY ENSTITULERI…

Koy Enstitülerinde amac, köylünün, köyünde, köylü olarak tutularak terbiye edilmesinin amaçlandığı görülür.

Zira söz konusu korporatist zihniyete göre, geçim sıkıntısını, işsizliği, işçi-işveren ilişkisini (ve dolayısıyla grev ya da lokavt gibi korkulan uygulamaları) sonuç veren şehirleşme, Onuncu Yıl Marşı'nın 'imtiyazsız, sınıfsız, kaynaşmış bir kitleyiz' şeklindeki mısrasında ifade bulan halkçılığın bir antitezi durumundaydı. Bu nedenle de, her ne kadar kalkınma için sanayileşmenin şart olduğu kabul edilse de, bunu, şehirleri köylüler için cazip kılmadan, yani köylüyü köyünde tutarak, şehirleşmeyi kamçılamadan gerçekleştirebilmek için yollar aranıyordu. . BU HALKÇI ENDİŞE NEDENİYLE DE, (OLMASI GEREKTİĞİ GİBİ) AĞIR SANAYİ İLE KALKINMA YERİNE, KÖY EKONOMİSİNİN GÜÇLENDİRİLMESİ TERCİH EDİLİYORDU. KÖYCÜ LİTERATÜR İÇERİSİNDE SANAYİLEŞME KARŞITI PEK ÇOK GÖRÜŞE RASTLAMAK MÜMKÜNDÜR. Bu tür politikaların Tek Parti iktidarının ekonomik başarısızlığında önemli bir payı olduğu söylenebilir.

Bu yaklaşım, köylülerin şehre gelerek işçi sınıfına dahil olmalarını ve böylelikle ülkede geniş bir ekonomik sınıfin oluşmasını, rejimin öngördüğü halkçı politikalara ciddi bir tehdit olarak algılıyordu. Köylünün köyünde kalması durumunda ise, işçi sınıfının oluşması tehlikesi önemli ölçüde ortadan kalkacakti

Biraz daha acarsak Koy enstituleri

Köy Ensitüleri, Milli Şef’in, yani diktatör İsmet İnönü’nün onayıyla 1940 yılında, “Almanya’nın savaşı kazanacak gibi göründüğü” bir dönemeçte kurulmuş faşist eğitim yuvalarıdır!

Hani şu, Cumhuriyet Gazetesi kurucusu ve başyazarı Yunus Nadi’nin Berlin’de Hitler’in doğumgünü partisine gittiği sıralar ...

Amacı, yetenekli köylü çocuklarını köyde, köyden çıkarmadan, şehire getirmeden eğitmek, marangozluktan duvarcılığa, arıcılıktan turşuculuğa kadar çeşitli pratik bilgiler vermek, bu arada elbette kırıntı düzeyinde müzik, edebiyat, tiyatro falan da öğretmektir. Karşılığında, çok uzun süreli bir “mecburi hizmeti” de vardır bu eğitimin...

Yani, köylünün köylü olarak köyde kalması arzu edilmektedir, büyük şehire gelip işçiye dönüşmesi istenmemektedir!

Yani, bir işçi sınıfının doğması istenmemektedir! Yani,sehirlesmeistenmemektedir! Önce devrimler “oturtulacaktır”. Bir burjuva sınıfı da istenmemektedir, ancak tek partiye “arz-ı übudiyet etmiş” zenginlere izin vardır.

1950 yılında iktidara gelecek olan Anadolu eşrafı ve tüccar da “mütegallibe” diye hor görülmekte ve aşağılanmaktadır öte yandan... Varsa yoksa bürokrasi üstün ve hakim olacaktır.

Bu, ilerici gibi gösterilen gerici bir girişimdir!

Ve de, o zamanın Türk bürokrasisinin Almanya’daki ustaları Heinrich Himmler gibi adamların “köye dönüş, toprağa bağlılık, modernlikten ve büyük şehirden nefret” gibi gerici özlemleriyle çakışmaktadır.

Köy Enstitüsü’nü bitiren köylü çocuğu “eğitmen” olacak, elbette tek partinin, CHP’nin köydeki gözü kulağı kesilerek “Recep Peker hayranı Özdemir İnce gibilerinin” özlemlerini gerçekleştirecektir.

Öğretmen değil ha, eğitmen... Bürokrat ama daha alt kategoride... Lutfedilip CHP saflarına kabul edilmiş ama yerini ve düzeyini de bilmek kaydıyla...

Elbette bu tezgâha, her faşist hareketin içinde bulunan radikal boyut uyarınca (Nasyonal ama yersen de Sosyalist), bir çeşit “sol lezzeti” de verilmiştir. Daha sonra gelen kuşaklardan birçok ahmağın Köy Enstitüleri’ni solcu sanmaları yanılgısı da buradan kaynaklanır.

FAKAT ALMANYA YENİLİNCE OYUN BOZULMUŞTUR. 1946 YILINDAN SONRA KÖY ENSTİTÜLERİ KİMLİK DEĞİŞTİRMİŞLER, SIRADAN BİRER KÖY OKULUNA DÖNÜŞMÜŞLERDİR. GÜNÜN BİRİNDE DE HEPTEN KAPATILMAK ÜZERE... ÇÜNKÜ GÖSTERMELİK BİR DEMOKRASİYE GEÇİLMEKTEDİR (PEKER VE İNCE BUNU ERKEN BULSALAR DA) VE ARTIK KABAK GİBİ FAŞİST EĞİTİM MÜMKÜN DEĞİLDİR. FAŞİZM GİZLİ YAPILACAKTIR!

Yerinde tutulmak istenen köylü, bu yanlış politikalar yüzünden, ellili yıllardan başlayarak büyük şehire bu kez “lumpen” olarak akın akın geldi ve büyük sorun oldu! Şimdi de AKP’ye oy veriyor ve İnce gibilerini kalın hüzünlere gark ediyor.

GERÇEKLER O KADAR SAPTIRILMIŞ, YENİ KUŞAKLAR O KADAR BİLGİSİZ BIRAKILMIŞLARDIR Kİ, BUGÜN KÖY ENSTİTÜLERİ’NİN “YENİDEN AÇILMASINI” İSTEYEBİLEN BİRÇOK ZAVALLI BUDALA DOLAŞIYOR ORTALIKTA...

MILITAN Yigithan Akman gordugun gibi bildiginiz yanildiginiza yetmiyor
“Daha var mi ” diye soruyordun….
Evet DAHA VAR bitmedi… Devam edecek…
(Bugunluk bu kadar)

Yazan: elif dedim Tarih: July 28, 2008 6:04 PM

Salatayı yapması benden, yemesi sizden...Afiyet, bal şeker olsun aman tıkanmayın! Kurduğum cümlelerin hepsi açık, duru ve net! Anlaşılmayan hiçbir şey yok. Bursa Nutku efendim o bahsedilen nutuk. ERGENEKON NUTKU çıkacaksa da siz meraklanmayın yazan ben olurum... CHP'den bahsetmişsiniz. CHP politikalarından. Ben Atatürk'den sonra CHP'yi hiç doğru bulmadım ki. Atatürk'ün istediği CHP Atatürk ile tarihe gömüldü. Uzun uzadıya ders vermişsiniz. Köy Enstitüleri hakkında. Aman bir güzel bir güzel. Ben hala savunuyorum Köy Enstitülerinin açılması gerektiğini. Ama siz ilimden, bilimden, fenden geri kalınca pek anlamazsınız bunun değerini. Köylü neden AKP'ye oy veriyor biliyor musunuz? Tabiki biliyorsunuz, ama söyleyemiyorsunuz. Ben bir örnek vereyim. Yaşadığım yerde halka, parası pulu olmayan, okumamış, cahil kalmış ve AKP taraflısı halka kömür dağıtıldı. Bunu gören cahil halk, devlet bize bakıyor dedi, oy verdi. Bir kömürle, baklagille, devlet var olmuyor, devlet halka bakmış olmuyor. Duydunuz mu bilmiyorum, şimdi de okullar satılacakmış... Ya M.E.B ne güne duruyor burda? Okulları kim denetleyecek? Yine yaşadığım yerde AKP kendisine özgü mitingini yapmaya geldi. Ortalık az olunca köylere gitti köylünün cebine 20 lira verdi mitinge çağırdı... Miting kalabalıklaştı, R.T.E konuştu. Yani 20 liraya da adam kandırılıyor. Ama gel sen bu çiftçiye ben vatanı özelliştirmeyle satıyorum de. Al ananı git de tekrar! İşte cahil millet böyle ayağa getiriliyor. Yedir, doyur, giydir devlet benim de. Ama sen her yeri sata sata ykında devlet kalacak mı bilinmez? Size daha ne diyeyim ki?

Yazan: Yiğithan AKMAN Tarih: July 29, 2008 12:17 PM

Sordugum tanimlara gelmeden once:

Konu hakkinda o kadar yuzeysel bilgilere sahipsiniz ki bu hemen siritiyor…Ustelik tanimlariniz da kismen yanlis ve eksik…yani dogru bildigini zannettiginiz seyler derinlemesine arastirma yapildiginda yanlis oldugu ortaya cikiyor.

Bu konuda sizi suclayamam.

Bu neden boyle biliyor musun ?

Unlu yazar Serdar Kaya`nin tespitlerini dinleyelim..

“Gücü elinde tutmak isteyenler, hainlere değil, sadık kullara ihtiyaç duyarlar. Zihinsel kontrol, bu noktada devreye girer. Temel olarak da, insanlara belli değer yargılarının aşılanması ile sağlanabilir. Bu deger yargilari asilanirken insan davranışlarına yansıması üç basit aşamaya indirgenebilir:

Etik kod (doğru/yanlış) » Niteleme (iyi/kötü) » Eylem (yapma/yapmama)

Kontrol edicinin başarılı olması için yapması gereken şey, ilk aşamayı ortadan kaldırmak suretiyle, bireyleri tekil kavramlar bazında 'iyi' ya da 'kötü' şeklinde düşünmeye yöneltmektir, Bu başarıldığında, nitelendirmelerin kıymeti tamamen 'kendilerinden menkul' hale gelmiş olur ve kişiler slogan bazında düşünmeye çok daha yatkın hale gelirler. (“Sizin gibi” Bu yorum bana ait)

Henüz hiçbir konuda hiçbir fikri alt yapıya sahip olmayan körpe zihinlere, kıymeti kendinden menkul öğelerin (iyi/kötü), her türlü etik sorgulama sürecinden (doğru/yanlış) soyutlanarak enjekte edilmesi, sadece ve sadece, söz konusu miniklerin ileride çeşitli konularda istenmeyen şekillerde düşünmemelerini temin etme amacı taşır. Bu şekilde yetişen ve 'kendi' iyi ve kötülerine sahip olan bir minik, ileride 'adam olduğunda', bu iyi ve kötülerin gerektirdiği şeyleri 'yapacak' ya da 'yapmayacak'tır.

Mesela Cumhuriyetin iyi olduğu düşüncesi, (çocukların zihnine kanun olarak kazınacak olan) basit bir önerme formatında ifade edilirken, bunun hangi etik gerekçelerle, hangi politik felsefenin önkabulleri gereği ya da hangi değerlerin üstün tutulması sonucu gerçekleşen bir 'iyilik' olduğu konusu atlanarak, yukarıda değinilen 'Etik kod' başlıklı birinci basamak ortadan kaldırılmış olur. Öğrenim hayatı boyunca hemen her konuda bu türden 'önceden sindirilmiş zihinsel gıda'larla beslenen kişilerin de, çarpık mantık dizileri kurmanın yanı sıra, ciddi bir beyin tembelliğiyle de karşı karşıya kalmaları elbette şaşırtıcı olmaz. Bu türden eğitim kurumlarında verilen eğitim, kişi için tersine işleyen, aptallaştırıcı bir süreçtir - ki ülkemizde, ilköğretimi tamamlayan öğrencilerin 6 yaşındaki seviyelerine oranla IQ seviyelerinde düşüşler yaşanmaktadır.

Zihinlerinde esaret yaşayan, soyutlama yeteneğini yitirmiş aciz kişiler, iyi ve kötü bazında kodlanan önermeleri kanun hükmünde bellerler. Bu kişiler, 'Neden?' sorusuyla karşılaştıklarında fazlasıyla rahatsız olurlar. Zira, 'Neden?' sorusu, 'Çünkü öyle' gibi bir cevabı makul bulmaz. Çünkü doğrudan önkabulleri hedef alır.

Bu aptallaştırma sürecine esir olmuş insanlar, dünyanın hiçbir ülkesinde azınlıkta değildir.”

Bu yazida Cumhuriyetin iyi ya da kotu oldugu tartisilmamaktadir.
Bu yazida sadece ogretilen deger yargilarinin neden iyi oldugu ve hangi gerekcelerle iyi oldugu yani etik (dogru ya da yanlisin) pas gecilerek ve bir bilgi ya da degerin, sorgulanmadan, ezbere insanlara verildigi elestirilmektedir.

Yani Egitim sistemi elestirilmektedir.

Biraz sorgulama yapalim isterseniz…

Cumhuriyet en iyi yonetim bicimi midir ? Cevabiniz evet ya da hayir ise NEDEN?

Cevabiniz; “ Evet. Iste oyle “ de olabilir…

Lutfen bu soruyu da cevaplar misin? (tartismak istiyordun… fikir alisverisi yapalim ne dersin.)

Bir sonra ki yazi tanimlara gececegim…

Yigithan Akman DAHA VAR…Devam edecek…

Yazan: elif dedim Tarih: July 29, 2008 12:40 PM

Yigithan Akman

Kandilini kutlamayi unuttum...
Fikirlerimiz ayri da olsa, ne de olsa hepimiz kardesiz.

Yaradilani severiz, Yaradan da oturu...

Ayrica Sevgili yazarimizin ve sitedeki tum yorumcu arkadaslarin (inanmayanlar haric, bu kesinlikle bir ayrim degil inanclarina olan saygimdandir) ve tum islam aleminin kandilini kutlar, memleketimize ve milletimize hayirlar getirmesini Yuce Allahtan temenni ederim...

Yuce Rabbimden, Teror orgutlerini Kahhar sifatiyla kahretmesini temenni ediyor. Gungoren saldirisinda olenlere Allahtan rahmet ve yakinlarina sabirlar diliyorum...

saygilarimla

Yazan: elif dedim Tarih: July 29, 2008 12:51 PM

bir kaç gündür siteyi izliyorum ve yorumları takip ediyorum özellikle elif dedik arkadaşımızı beğeniğle takip ediyorum .senin gibilerin bu ülkede artması gerekir .ülkede gerçek demokrasinin yerleşmesi ancak bu sayede olur.helal olsun sevgiler...

Yazan: bulduk Tarih: July 29, 2008 2:15 PM

Bende Tüm İslam Alemi'nin kandilini kutlarım.

Sayın "elif dedim" fikirlerimiz ayrıda olsa, ki her fikirden insana ihtiyaç var, bu hoş bir şey. Şimdi ben size ne bilip ne bilmediğimi uzun yoldan anlatmayacağım. Varsın olsun siz beni bilgisiz, bildiğini sanan, ukala bilin (: Yaram yok gocunmam...

Bir önceki atışmamızda cumhuriyet kelimesinin anlamını yazmıştım. Bana bir soru daha yöneltmişsiniz, "Cumhuriyet en iyi yonetim bicimi midir ? Cevabiniz evet ya da hayir ise NEDEN?" Soruyu bir inceleyelim. "en iyi" yönetim biçimi? Biz cumhuriyetle yönetiliyoruz, bunun yanında monarşiyi de Osm. zamanında gördük. Bir kere kendisini demokrat sanan, demokrasi aşıklarının cumhuriyeti benimsemesi gerekir. Demokrasiler en iyi cumhuriyet rejimlerinde anlaşılabilir. Yoksa her önüne çıkan, burda da demokrasi var diyebilir. Diyenlerde var zaten! İşte bu yüzden kızıyorum demokratlara, demokrasi aşıklarına. Ne bu ya? Lastik oyuncak mı? Her önüne gelen yorumlamış demokrasiyi, her önüne gelen kullanmış, her yere girmiş... Hak ya demokrasi, herkez hak almış. Yahu herşeyin fazlası zarar derler! Sen kendi hakkını çoğaltırken, benim özgürlüğümü kısıtlıyorsun. Pardon ama, benim özgürlüğüm hediye edilmedi bana, zorla alındı. Ben o özgürlüğümü sana yedirmem.

Cumhuriyet: Yönetim biçimi, halkın devlet başkanını seçmesi. Halk gücünün kabul edildiği yönetim biçimi. İşte size terim anlamları. Gücünü halktan alıyor. Hiçbir cumhuriyette zengin halkın oyu 2 fakir halkın oyu 1 sayılmaz. Eşit haklara sahip olarak yapılır seçimler. Devlet kurulur, demokrasiyi işletmeye başlar. Demokrasi sayesinde seçimler tekrar yapılır. Ve demokrasiyi en iyi bilen, hukukçulardır. İmam hatip mezunları değil! Yalan mI? Yahu açık konuşun lütfen, amacınız ne? Benden birşey öğrenmeyen falan mı çalışıyor sunuz? Bekleyin ve görün... Açık konuşun bende en açık şekilde cevabımı vereyim. Tanımları sözlüklerden de öğrene bilir siniz.

Yazan: Yiğithan AKMAN Tarih: July 30, 2008 5:07 PM

Bu arada bir başka bölüme yazmıştım fakat burayada yazayım. Gözünüz aydın olsun AKP kesimi. Anayasa Mahkemesi'ni de damgaladınız ya, demokrasi diyerek helal olsun. Varsın yine "al ananı da git başımdan" desin başbakan. Varsın olsun Unakıtan "Gece vakti satış olsun pijama ile yine çıkarım karşılarına, seviyorum bu işleri kardeşim" desin. Varsın olsun Atatürk'e dil uzatanlar cumhurbaşkanı, başbakan olsun ve demokrasi sağolsun! Varsın olsun Bakan Yıldırım "Parayı veren kızımı bile görür" desin, ekonomi zayıf olsun, AB iç işimize karışsın, AKP gövde gösterisi yapsın! Varsın olsun terör olayları can alsın, varsın olsun Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Şimşek, İngiliz vatandaşı olsun ve Türkiye çıkarları için uğraşsın. (İng. vatansdaşı olmak için Kraliçeye bağlılık yemini şartdır.) Daha ne diyeyim. Gözünüz aydın. Ama hadi benden bi ipucu olsun sizler için. Bundan sonra hazır olun olacaklara. Görmediğiniz gibi hazır olun! Yeter, söz VAtan SEVdalılarının...

Yazan: Yiğithan AKMAN Tarih: July 30, 2008 8:25 PM

Yihitman akman

Senin bu yorumlarından benim anladığım senin bir ergenokoncu olduğundur.Senin ve senin gibi düşünenlerin artık bu ülkede yeri yoktur.Zaten bazı ergonokoncular şu anda yurt dışında ve interpolden bile kaçıyorlar.Buda gösteriyor ki sizin sonunuz gelmiştir.Bu millet bu vatan 1000 yıldır ayakta kalmıştır. öyle 3-5 çapulcuylamı yıkılacak.Millet gözünü hakikatlere açtı.Şu anda milletin göremediği hiç bir şey yok.Asıl olayları göremeyen ve ilerisini idrak edemeyen sen ve senin gibi düşünen zavallılardır.zaten biraz daha açılırsan iyice açık vereceksin .işte o zaman seni bulmazsam banada BULDUK demesinler. YETER ARTIK SÖZ MİLLETİNDİR.

Yazan: bulduk Tarih: August 2, 2008 4:44 PM

Beni bulmak mı istiyorsun? Ben evimdeyim, istersen açık adresimide vereyim gel bi kahve içelim. Bende "çapulcu" kelimesini benden öğrendin sanmıştım bir anlığına. Bu terimi ben kullanırım daha çok da, sizin gibiler için, ondan yani. Ergenekon'dan da ne çok korkmuşsunuz yahu, ödünüz patlamış. Şunu hemen söyliyeyim, bizim kökümüz kurumaz, bizim gücümüz Atatürk'den geliyor, senelerce onu yıkamadınız, adını karalayamadınız, bizi hiç yıldıramazsınız! Bize zavallı demişsin, dön bir aynaya bak iki ayaklı yaratık arkadaşım. Birde bu "hakikat" yolu ne oluyor, onu bir açıklayı ver. Millet nereye dönmüş yüzünü bir bilelim. Bu arada ben açık verdiğimi hiç sanmıyorum, aksine doğru olan neyse onu yazıyorum. Ortada açık verilmesi gerekilen birşey yok, herşey açıkta ama gören yok! Ne o FBI'dan mısın? Yada hükümet polisi mi? Yada ayak işlerini sana mı yaptırıyorlar, takip falan? "YETER ARTIK SÖZ MİLLETİNDİR" sözü yanlış olmuş, ha size göre doğru tabi! Bu sözün aslı "YETER SÖZ MİLLETİNDİR" olacak. "artık" da ne oluyor? Siz yeni yeni demokrasiyle tanıştığınız için, artık demiş olabilirsiniz, ama biz seneler öncesinden demokrasiyi Türkiye'ye getirenleriz. O yüzden, halka açılmadan da demokrasi olmayacağını iyi biliriz. Aşın "artık" bunları...

Yazan: Yiğithan AKMAN Tarih: August 4, 2008 12:58 PM

Militan Yigithan Akman

Bir insan nasil olurda, hem koy enstitulerini savunacak, hem de Ataturkten sonra chp politikalarini dogru bulmadim diyecek kadar kendisiyle celisir anlamak mumkun degil.

Koy enstituleri Ataturkten sonra da Chp nin bir politikasi degil miydi?

Ayrica Akp icin koyluye komur dagitildi ve oy toplandi diyecek kadar olaylara sig bakabilen bir insanla su ana kadar tanismamistim…

Mesele bu kadar basitse diger partiler de odun komur dagitsaydi ya…En azindan onumuzde ki en yakin secimde bari, komur yaninda da odun yada bilumum envai cesit yakacak maddesi dagitsalarda bir oy patlamasi yapabilseler…

HALA BU SAÇMA ANALIZLERDEN BIKMADINIZ DEĞIL MI? HALA HALKI IKI TORBA KÖMÜRLE OY SATAN, HAYSIYETSIZ CAHILLER SÜRÜSÜ SANIYORSUNUZ DEĞIL MI?

Her seçim sonrasi Emin Çölaşan gibi “megerse biz uzayda yasiyormusuz “ gibi yorumlar yapmaya alisiksiniz siz..

Ayrica bulduk arkadasa verdigin cevaptan ben utandim. Kaldi ki ben bile sana militan demeye utaniyorum. Edep haya sayiyorum kendime...
Ama sen onu kendine ovgu olarak aliyorsun. Yuzune tukursem yagmur sayacaksin...Pes.

Konumuza donersek:

Cumhuriyet siyasi sahanın 'insanlara ait' olması düşüncesinden yola çıkan, hürriyetin temin edilebilmesi için siyasi hayata keyfi müdahalelerin ortadan kaldırılmasını gerekli gören ve bu nedenle de 'hukukun üstünlüğü' ilkesini esas alan bir siyasi idare şekli. Cumhuriyetçilik, insan merkezli bu sivil yapısı nedeniyle monarşi karşıtlığını da doğal olarak içinde barındırıyor.

Dikkat edilirse “hürriyetin temin edilebilmesi için siyasi hayata keyfi müdahalelerin ortadan kaldırılmasını gerekli gören” diyor yani her turlu darbelerin (askeri, post modern, e-muhtira vs..) aslinda onu kesilmistir bu yorumla…
Bir diger sart hukuk ustunlugu lazim…
Olmazsa olmazin biri de, insan merkezli olmasi gerekiyor.

Sordugum soruya verdigin cevaplara bakar misin …

”Biz monarşiyi de Osmanli zamanında gördük” gibi kuru ve tek tarafli bir yanit.

Peki biz monokrasiyi de gormedik mi ? O zaman rejimimiz Cumhuriyet degil miydi ?

Demek ki ortada bir kralın ya da padişahın olmaması, halkın iradesinin tecelli ettiği bir cumhuriyetten söz edebilmek için yeterli değil.

Çünkü cumhuriyet, doğası gereği, halkçıdır ve 'gücünü de halktan alması gerekir'.

Elbette bir ülkenin isminde cumhuriyet kelimesinin geçiyor olması,onu cumhuriyetci yapmaz. Dünyada bugün kendisine cumhuriyet diyen, ancak cumhuriyetle uzaktan yakından hiçbir ilgisi olmayan çok sayıda rejim var. Hemen her türlü bireysel hak ihlalinin yaşandığı Çin Halk Cumhuriyeti gibi.

Bir yönetimin gerçekten cumhuriyet olup olmadığını anlayabilmek için ise, söz konusu tecelliye esas teşkil eden halk ile devlet arasındaki ilişkinin anayasal niteliğine bakılması gerekir.

Bir ülkede, sadece çoğunluğun oyunu alan bir partinin iktidarda olmasından hareketle, o ülkede demokrasi olduğu söylenemeyeceği gibi, iktidarın seçimle iş başına geldiği her rejim de cumhuriyet değildir.

Halkın iradesinin tecelli etmesi, herşeyden önce, ortada hür bir 'halk' olmasına bağlıdır. Bir başka deyişle, halkın temel haklarının anayasa ile tanınmış olması gerekir. Söz konusu tecellinin demokratik ya da cumhuriyetçi olup olmadığı da, yine anayasa metninin niteliğine bağlıdır. Hukukun üstünlüğü ise, her iki durumda da gerek şarttır.

Hazırlandığı günden bu yana antidemokratik olduğu gerekçesiyle değiştirilmesi sürekli gündemde olan Türkiye Cumhuriyeti 1982 Anayasası ise bambaşka bir zihniyetin ifadesi durumunda.

Çıkış noktası insan olan Avrupa Birliği anayasasında 'tüm [Avrupa] halkının iyiliği için' ifadesi yer alırken, 1982 Anayasası, 'Türkiye Cumhuriyetinin ebedî varlığı, refahı, maddî ve manevî mutluluğu' diyerek, refah ve mutluluğu devlet bazında değerlendiriyor.

Yani, sorun bir zihniyet sorunudur.
Türkiye'nin, tekrar bir kanun ithali hamlesine başlayarak, insan merkezli bir anayasa metnini kendisi için uyarlayıp yürürlüğe koyması, maalesef bu sorunları çözmez. ÇÜNKÜ BİZİM KAĞITLAR ÜZERİNDEKİ BAŞKALARINDAN MENKUL METİNLERE DEĞİL, ALGILARI VE DEĞERLERİ O METİNLERİ YAZABİLECEK ÇAPA ERİŞMİŞ İNSANLARDAN MÜTEŞEKKİL BİR TOPLUMA İHTİYACIMIZ VAR.

Kısacası, bu iş, maalesef padişahları vatanlarından kovmakla halledilecek kadar kolay değil. HALKLARI ADINA AVRUPA BIRLIGI ANAYASASINA IMZA ATANLAR ARASINDA KRAL VE KRALICELER DE VAR.

Ayrica senin iddia ettigin gibi cumhuriyet resmi soylemin dogrultusunda 29 ekim 1923 de kurulmamistir. Bu tarihte anayasaya gecmistir.

Tarihi derin bir analiz yaparsan, bahsini ettigin idari siyasi sekil, padişahın otoritesinin ciddi ölçüde sınırlandırılarak (Britanya'dakine benzer bir şekilde) sembolikleştirildiği Osmanlı Devleti'nin çok partili ve anayasal bir siyasi sisteme geçtiği II. Meşrutiyet (1908-1918) döneminde mevcuttu zaten.

Ilginc degil mi?
Bu bilgiyi her yerde vermezler sana...
Ya da arzin merkezine seyahat edip, derin analizler yapmazsan, derin sularda gezmezsen ya da cok okumazsan bu bilgilere ulasamazsin...
Bu isin zor tarafi. Yani sana gore degil...
Sen slogan ve atmaya devam et. O daha kolay...

HERŞEY 'PADİŞAH KOVULDU, CUMHURİYET GELDİ, ULUS EGEMEN OLDU' BASİTLİĞİNE SIĞDIRILMAYA ÇALIŞILIYOR – Kİ NEDENSELLİKTEN NASİBİNİ ALAMAMIŞ BU TÜR YAKLAŞIMLAR DAHİ, BİLGİ KAVRAMINA OLAN YABANCILIĞIN İFADESİ.
ZİRA PADİŞAH KOVMAKLA CUMHURİYETÇİ OLUNAMAYACAĞI GİBİ, BİR DEVLETİN ADINA 'CUMHURİYET' KELİMESİNİ EKLEMEKLE DE REJİM 'İNSANLARA AİT' OLMAZ..

Butun bunlardan sonra;

"Yahu açık konuşun lütfen, amacınız ne? Benden birşey öğrenmeye falan mı çalışıyorsunuz?"

cumlesi, yani yukarda sarfetmis oldugunuz cumle,

NE KADAR KOMIK KALMAKTA, MILITAN FARKINDA MISIN ?

Yazan: elif dedim Tarih: August 4, 2008 8:49 PM

Y.AKMAN'A

selam "beyefedi"???.bu aralar kabuğuna çekilmişsin fazla görünmüyorsun ortalıkta.ne oldu işler istediğin gibi gitmiyor herhalde.zaten şimdiye kadar anlaman gerekirdi bundan böyle işlerin istediğin gibi gitmeyeceğini.her neyse mevzuya gelecek olursak ;beni kahve içmeye davet etmişsin olur hay hay,geliriz bak ben size pekte yabancı olmayan bir yerdeyim yani ÜMRANİYE'deyim.peki sen nerdesin?fazla uzaklarda değilsindir işaallah.İstanbuldaysan farketmez fare deliğindede olsan BULURUZ. ayrıca arkadaşım çok şey bildiğini sanıyorsun ama resmen hava gazısın.bu millet kökü osmanlıya dayanır.yanı sağlamdır.sizin gibi "sığ sular"da gezen balıklar bunun ne demek olduğunu bile anlayamaz.sonunuz geldi derken laf olsun diye değil gerçekçleri söylüyorum.türkiyenin 20 yıl sonrasında senin gibi örümceklere yer yok.o yüzden ya kafanızı biraz değiştirin yada ünlü piyanocu fazıl say gibi defolun gidin.Ayrıca ergonokondan korkan senden beter olsun.senelerce milleti vatansever etiketlerle kandıran ve bir yılan gibi sonrada milleti arkasından sokan adamların sonu her zaman başlarının ezilmesiyle biter ,bilmem anlatabildimmi?bu vatana demokrasiyi siz getirmişsiniz öylemi vay anasına siz neymişsinizde biz anlamamışız.eğer demokrasiyi siz getirdiyseniz şimdi neden askerden medet umuyorsunuz ,madem o kadar demokratsınız."ordu göreve" pankartları altında yürüyenlar sen ve senin gibi zavallılardı.şimdi niye yürüyemiyorsunuz.neden biliyormusunuz çünkü orduda sizin gibi düşünmüyor.ordu bunu anladı bir senin örümcek kafalılar anlamadı .yol yakınken bu yoldan vazgeçin ve doğru yola dönün.
ayrıca "elif dedim"den cumhuriyet ve demokrasi dersleri almaya devam ediyorsun.teşekkür et adama bu devirde hiç kimse kimseye bedava ders vermez.istiyorsan onuda bulurum beraber geliriz "kahve içmeye". adresini ve cevabını bekliyorum.

Yazan: bulduk Tarih: August 10, 2008 12:02 PM

Cahillerle konuşmak beni pek yordu da İst.a gittim kafa dinlemeye 5 günlüğüne...Yoksa Allah'dan başka kimseden korkumuz olmaz bizim, veremeyeceğimiz hesap sa hiç olmaz! Elif Dedim, Atatürk "geldikleri gibi giderler" sözünün öncesinde de gemide bulunan bir kişinin eline kalemi kağıdı vermiş, yapacaklarını sıralamıştır. Yani daha açık olacak olursa, daha Kurtuluş Savaşı başlamadan önce Atatürk cumhuriyet gelecektir demiştir. Yani CHP'nin Atatürk zamanından sonra açtığı Köy Enstütilerinde de Atatürk'ün büyük payı vardır. Ayrıca bu kadar uzatmana ve kendini paralamana gerek yok, yorulma boşuna... Ayrıca ben salak değilim, sizden binkat daha zeki olduğum ortadadır.

Demokrasi ile kafayı bozmuşsunuz siz. Demokrasinin anlamını bilmeden laf kalabalığı yapıyorsunuz. Benim kimseden ders almaya ihtiyacım da yok ayrıca, Gülen'in yurtlarından mı alıcam bilgiyi, yok sağol alternatif eğitimden yanayım. Demokrasinin adam gibi öğretildiği eğitimden! Ben ne yazık ki İst.da değilim ama seni zorlamazır bu kadarı. Sen bulursun nede olsa... Doğrusu senin kadar kaba konuşamayacağım, seviyesizliği sevmem de. Naparsın görgü işte... Daha öğreneceğiniz çok şey var.

Yazan: Yiğithan AKMAN Tarih: August 10, 2008 11:47 PM

Sayın Yiğithan Akman

Son yorumunuzda neden (bulduk) ile bana aynı anda cevap verdiniz anlayamadım.

Beni ilgilendiren bölümü dikkate alırsam size son sözüm şu olur

Bana siz değil sizi bu hale getiren, slogan ve argüman düşüncelerin yazarları gelmeli tartışmak için.

Zira sosyal bir insanım, duvarlarla konuşmak hoş değil.

Ayrıca insan tartışırken donanım açısından kendisine denk birini arıyor ki, bu konuda hiç denk değiliz.

Aşağılara doğru bakmaktan boynum ağrıdı zira.

Ahmet Altan, Murat Belge, H. Cemal, Serdar Kaya ve sevgili yazarımız Mustafa Akyol gibi isimler bile ezberinizi bozamıyorsa bırakın dağınık kalsın. Sınırları zorlamamak lazım.

Dolayısıyla sığ ve paranoyak dünyanızda mutlulukar dilerim..

Yazan: elif dedim Tarih: August 11, 2008 9:51 AM

Emin Çölaşan, Bekir Coşkun, Atilla İlhan, Yekta Güngör Özden, Ahmet Taner Kışlalı, Abdi İpekçi, Muammer Aksoy, Çetin Emeç, Bahriye Üçok, Turan Dursun, Eşref Bitlis, Gaffar Okan, Uğur Mumcu ve tarihe adını gerek yaşamlarıyla, gerek yazılarıyla yazdıran insanlar... Ben bunları ve bu kişilerin yanlarından yürüyenleri bilirim... Tanırım... Açık oldu mu?

Yazan: Yiğithan AKMAN Tarih: August 11, 2008 5:22 PM

Onun icin mi, yukarda saydigin isimlerin birkaci haric hepsini oldurdunuz...

Kemalistler, Kemalizm ugruna kemalistleri oldurmedi mi ?

Sonra da faili mechulleri dincilere yikip, sokaklarda "kahrolsun seriat" diye aval aval bagirmadiniz mi ?

Ergenekon davasiyla maskeniz dusmedi mi hala ?

Yazan: elif dedim Tarih: August 11, 2008 8:59 PM

Bu yazdıklarınızdan sonra sizin ne kadar cahil ve bilgisiz olduğunuzu çok iyi anlamış bulunuyorum, teşekkür ederim. Bende sizi akıllı bilirdim. Siz şimdi Madımak olayını da bizim yaptığımızı söylersiniz, beklenir sizden. Aydınları katletmek bizim kitabımızda yoktur

Yazan: Yiğithan AKMAN Tarih: August 12, 2008 2:26 PM

Son sözüm

Evet tam üstüne bastınız madımak olayında da ergenekon parmağı var...ya da sipariş usulü taşeronların parmağı...

Fadime Şahin-Ali Kalkancı olayında olduğu gibi.

Ergenekon davasının sonucunu bekleyin derim.

Zira ben öyle yapıyorum...

Yazan: elif dedim Tarih: August 12, 2008 3:29 PM

Bekleyin bakalım

Yazan: Yiğithan AKMAN Tarih: August 12, 2008 7:29 PM

Sayın site yöneticisi/Mustafa Akyol;
'Bulduk' rumuzu ile yazan ve bazı yorumcuları açıkça tehdit eden 'lümpen dincinin' yazılarına nasıl müsamaha gösteriyorsunuz????
'elif dedim' rumuzlu yorumcu da bazı yazılarında bu lümpeni cesaretlendirmiştir!!!
Lütfen biraz daha dikkat..

Yazan: turan doğru Tarih: August 13, 2008 3:17 AM

Sayın Turan Doğru

Geçmişte kaç aydının katledildiğini ve nasıl insanice (!) öldürüldüğüne tanık olduk. İnanın tehditler hiç bitmez, hele bazı kesimin(ki bu kesim hiç fark etmez) damarına basmışsanız, kesinlikle sizin peşinize düşerler. Benim de anlamadığım konu bu ya zaten. Bu kişiliksiz insanlar, aydınları öldürürler ve ardından kendilerine biz Müslüman'ız diyorlar. Adam öldürüp, hemde düşünce uğruna, doğrular söylendi uğruna nasıl Müslüman olunuyor anlamıyorum. Burada kişilere bir diyeceğim yk, yani o yada bu şahsa birşey yöneltmiyorum ama dediğim gibi aklı irfan olmayan kişilerden herşey beklenir. İnanın bende birçok tehdit alıyorum fakat bir kişinin söylediği gibi "doğruları söylemeyip insan gibi yaşamaktansa, doğruları söyleyip insanlara kimin ne olduğunu göstermeyi ve sonuçlarına katlanmayı yeğlerim" demek bence en doğru ve güzeli...

Tekrar bu güzel hususiyetiniz için teşekkür ederim.

Yazan: Yiğithan AKMAN Tarih: August 13, 2008 3:11 PM

Bursa Nutukcularina

Bu konuyu tekrar dile getirip, polemige girmek istemem...Gercekler ayan beyan ortada zaten. (Butun gerceklere ragmen ikna olmayacaginizi da biliyorum.)

Cunku kati ideolojik saplanti, gerceklere set ceker, Insani kor eder.

Ama yine de ilginizi cekebilir.

Iste Sayin Mustafa Armaganin Bursa nutku hakkindaki yazisi

http://pazar.zaman.com.tr/?bl=14&hn=2635

Ve Mustafa Armaganin bu konudaki son sozu:

"Ergenekonculara benden nasihat: Bursa Nutku’ndan size ekmek yok! Başka kapıya."

saygilarimla...

Yazan: elif dedim Tarih: August 24, 2008 10:20 PM

Yorum Ekleyin...





(you may use HTML tags for style)