« Evet, Türkiye’de Din Özgürlüğü Kısıtlıdır | Ana Sayfa | Bu Mülkün Temeli Adalet Değil »
June 4, 2008
Din Özgürlüğü, Dini Bağnazlığın Çözümüdür
[4 Haziran 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Dışişleri Bakanı Ali Babacan haklı: Türkiye’de dini azınlıklar gibi dini çoğunluğun da özgürlüğü kısıtlı. Eğer tam din özgürlüğü olsaydı, cemaat ve tarikatlar serbest olur, “İslami okul”lar açılabilir, kimsenin de başörtüsüne karışılmazdı. Öyle bir Türkiye’nin caddelerinde yürürken “Nakşibendi Dergahı” tabelalı bir bina, yahut kapısında “Bismillahirrahmanirrahim” yazan özel bir “İslami Kolej” görebilirdiniz.
Biliyoruz ki bütün bunlar yasak. Bu yasakları koyanlar ve hatta daha da ilerletmek isteyenlerin ise çok bildik bir ezberi var.
“Eğer”, diyorlar, “bunları serbest bırakırsak, gericilik alır başını yürür.” Ondan sonra da tarikatlar içinde yaşanan kimi skandalları, “üfürükçü” hocaların hoş olmayan marifetlerini, ve genel olarak “dini bağnazlığı” anlatıp duruyorlar bize. Tabii bu işi yaparken epey “seçici” davranıyor, “canlı irtica karikatürü” gibi duran şahısları ön plana çıkarıyorlar. Ama öyle şahıslar, yani din adına hareket eden kaba-saba, görgüsüz, nezaketsiz, dahası “istismarcı” insanlar gerçekten de var.
Peki ama böyle bir sorun niçin var?
Eğer “en hakiki mürşit ilim” ise, cevabı komplo teorilerinde değil sosyal bilimlerde aramak lazım. Örneğin Hacettepe Üniversitesi Tarih Bölümü’nde öğretim görevlisi olan Prof. Dr. Ahmet Yaşar Ocak’a kulak vermek gerek. Türkiye’deki İslamiyet kültürü hakkında otorite kabul edilen Prof. Ocak, sorununun kökenini “İslam’ın, özellikle tasavvuf çevrelerinin varlığını gizlilik içinde sürdürmeye, başka bir deyişle yer altına inmeye mecbur edilmesi”nde görüyor. Şöyle yazıyor:
“[Baskının sonuçlarından biri]… vaktiyle imparatorluk devrinde, kendi siyasi, ekonomik, toplumsal, hukuki, sanatsal kurum ve değerlerini üreterek şehirli bir yüksek kültür yaratan İslam’ın, Cumhuriyet’le birlikte onu besleyen kurum ve değerlerin ortadan kaldırılmasıyla, yerini daha çok hurafeci bir nitelik arz eden, rafine bir üsluptan yoksun popüler İslam’a bırakması ve zaman içinde köylü(arabesk)leşmesi olmuştur”. (A. Y. Ocak, Türkler, Türkiye ve İslam, s. 114)
Aynı görüşü, din konusunda dünyanın en ünlü tarihçilerinden biri olan Karen Armstrong da paylaşır. İngiliz yazara göre, “Türkiye’de medreselerin kapatılması, İslam’ın daha eğitimli, sorumlu ve aklı başında formlarının zayıflaması” sonucunu doğurmuştur. (Armstrong, A History of God, s. 334)
Yani sorunun kaynağı, laikçilerin sandığı gibi tarikat ve cemaatlerin yeterince bastırılamamış olması değil, aksine fazlaca bastırılmış olmasıdır.
Bu baskı, sadece “köylüleştirme” sonucunu vermekle kalmamış, aynı zamanda “din sömürüsü”nün de yolunu açmıştır. Bugün kimi tarikatlarda “Allah ile aldatma” yapılıyorsa, bunda söz konusu yapıların sürekli olarak gizlilik ve ketumiyete mecbur bırakılmasının büyük rolü vardır. Şeffaflığın olmadığı, ilke ve çalışma prensiplerinin ilan edilmediği, gelir-gider hesabının açıkça ortaya konmadığı her kurumda yozlaşma olur.
Bazıları, “tarikatlar zaten faaliyet gösteriyor, sadece legal değiller” diyor. Zaten sorun da o ya… Legal meşruiyetten yoksun olmaları, dahası sürekli olarak resmi-sivil Jabokenlerin tehdidine maruz kalmaları, bu yapıları “gizli kapaklı” olmaya mecbur ediyor. Oysa özgür olsalar, toplum karşısına açıkça çıkabilseler, gelişip modernleşecekler.
Kısacası “irtica”dan ödü kopan Türkler, kendi elleriyle yaratmış oldukları bir sorunla karşı karşıya. Çözümün yolu ise “daha fazla baskı” değil, “daha fazla özgürlük”. Bırakınız dini grupları, serbestçe ortada olsunlar ve bu sayede dünyaya ayak uydursunlar. Zaten epeydir o yoldalar. Gölge etmeyin, yeter.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: June 4, 2008 6:36 AM




Devletin her şeyi, herkesi işine geldiği şekilde kontrol altında tutmaya çalışmak gibi bir hastalığı var. Oysa modern toplumda devletin kontrol altında tutan değil, grupların birbirleri ile ilişkilerini düzenleyen bir felsefeyi benimsemesi gerekir.
Kendini rahat hisseden herhangi bir fikir düşüncelerini çevresine daha rahat aksettireceğinden hem daha gelişmeci bir yapıda olacak, hem de kendisini tanıyan insanlar bu fikri kullanarak çıkar sağlamaya çalışanları daha rahat farkedebileceklerdir. Böylece kimin samimi, kimin istismarcı olduğu daha rahat anlaşılacaktır.
Ancak bunların yapılabilir olmasını günümüzde pek olası görmüyorum. Devleti yönetenlerin zihinlerindeki değişme daha çok uzun yıllar devam edecektir.
Yazan: vista Tarih: June 4, 2008 9:07 AM
İslam dini'ni dincilerin, tarikatçıların hür iradelerine bırakmak için insanın aklını peynir ekmekle yemiş olması lazım.
Tarih'te dökülen ve dökülmeye devam kanlar yetmedi mi? Bu kana susamışlık niye?
İslam devleti kurucusu, devlet başkanı ve İslam peygamberi Hz.Muhammed'in ölümünden sonra gördük din özgürlüğünün ne demek olduğunu. Peygamber'in ölümünden daha bir on yıl bile geçmeden halife kanı dökülmekle kalmayıp onbinlerce insan birbirlerini boğazlamıştır. Ve hala birbirlerini boğazlamak için de fırsat kollamaktadırlar.
Sorun din özgürlüğü falan değildir. Bütün sorun dinin sömürülmesi ve din üzeriden iktidar mücadelesidir. Tüyü bitmemiş yetimin hakkını namazında niyazında görünüp sessizce ve vicdan azabı duymadan nasıl çalarım çırparım sorunudur.
İslam dini özgür olsaydı peygamberin ölümünden sonra halife kanı dökülmez, binlerce tarikat ve mezheplere bölünmezdi. Dolayısıyle İslam dini, dincilerin ve tarikatçıların eline bırakılamaz bırakılmamalıdır. Peygamber'in ölümünden sonra İslam dinini ne hale getirdikleri kaç parçaya böldükleri ortadadır.
Tarikatlar = Dinsel Bölücülük+Dinsel Bağnazlık+Kin+Nefret+Göz Yaşı
Tarikatlar = Binlerce farklı İslam
Laiklik = Huzur+Mutluluk+Ögürlük+Barış
Laiklik = Özgür bir din+Özgür bir İslam
Hülagü TTT
Yazan: Hülagü Tarih: June 4, 2008 5:19 PM
sayın Akyol,
sözlerinize katılmamak elde değil.
bu ülke bu güne kadar,öcü böcülerle yönetilmiş.uygulamadaki sorunları görmeden,önyargılarla yasaklama yapılmış.
dini özgürlüklere izin verirsek,şeriat devleti oluruz.imam hatipleri bitirdiler.devlet maaşla imam çalıştırır.toplum hızla ahlaksızlaşmaya ve dini yozlaşmaya doğru gidiyor.
AKP'nin kapatılma davası da aynı önyargılar üzerine kuruludur.AKP'nin önü kesilmezse seriat gelir.aslında son zamanlarda görülmeye başlandı ki,bütün bu korkuların körüklenmesinin bir nedenide çıkarların ve iktidarın sallanması olayı.
CHP,AŞ şirket gibi çalışıyor.Anayasa mahkemesi seyrediyor.Yargıçlar diktası bir ülke olduk.Rektörlerin maaşına kimi 40 000 ytl diyor kimi 50 000 ytl.Askerin naylon faturaları bilinmiyor.Ordu içindeki yolsuzluklar,sivil kurumlardan daha fazla.
Yani yobaz laik cemaatin sistemi çökmek üzere acil önlem lazım.Bunlar milletin tepesine kene gibi yapışmışlar devlet düzeninden nemalanıyorlar.
İşbank çalışanlarını çıkarın CHP'nin kemik oyları %10'a düşer.
umutsuz olmamak gerek,ancak Apturaman'ı yargılama şansımız yok.Apturaman zihniyetinin temizlenmesi için 10-15 yıl daha var.güzel günler gelecektir.Ancak ağır olacak,zaman alacak.
Yazan: Bigalıoğlu Tarih: June 5, 2008 12:17 AM
konuyla ilgili gaztelerden gözüme çarpan yazılar var..eklemek istedim..
http://www.taraf.com.tr/haberv.asp?HaberNo=9406
http://www.bugun.com.tr/yazar.asp?yaziID=27664
Mustafa Akyol Bey'e de selamlar,sevgiler..
Yazan: dost Tarih: June 5, 2008 1:04 AM
Bugun iyice kizisan iktidar catismasinin ne oldugu gun gibi ortadadir. "CHP tukaka, o halde AKP" gibi birseyle gecistirelecek, basite alinacak birsey degil. Bu tip catismalara(hepsinin temeli ayni) iliskin son 30-40 yilda cok sey yazildi cizildi, anlamayan bu saatten sonra zor anlar. Onun icin ben yazinin ana tezine takayim kafayi.
Tez su:
Din Özgürlüğü, Dini Bağnazlığın Çözümüdür
1-2 hak ihlali disinda, genel olarak din ozgurlugu acisindan bir sorun yasandigina inanmiyorum sahsen. Yasanan tum hak ihlallerine normalize edip bakarsak boyle bir iddia dupeduz anlamsizlasiyor, hatta komik oluyor, biraz daha dusununce samimi olmaktan da cikiyor...
Buda ayrida da, bagnazliga cozum olarak, daha cok din gibi birsey anliyorum basliktan. Etrafimiza bakinca pek de oyle degilmis gibi geliyor bana. Mesela Afganistanda din ozgurlugu baski altinda oldugu icin mi akil almaz bir bagnazlik ve hurafeye yatkinlik var? Yada Iran da? Belki suudi arabistan? yada neresi sizin tezinizi destekliyor? din ozgurlugu baski altina alindigi icin mi dinin yogun oldugu yerlerde hurafe ve bagnazlik var?
Siz mesela tahsilli, islamci bir kisi olarak acik acik akilli tasarim gibi hurafeleri ulke kosullarina uygun olarak klasik yaratiliscilik ile harmanlayip propaganda yapiyorsunuz. Ne degisti, okul, tahsil ve biraz para ve yurtdisi gorunce? Hurafeden mi kurtulmus olduk? Yoksa ayni hurafele ve dusunme bicimleri biraz daha sofistike bir anlatimla devam mi ediyor?...Gordugumuz gibi aynen devam ediyor, degisen birsey yok pek.
Yazan: fuatogl Tarih: June 5, 2008 2:52 AM
varsa yoksa din ve inanc ozgurlugu... sanki ulkede her sey serbest; bir tek, insanlar dinlerini istedikleri gibi yasayamiyorlar. ali babacan, biraz da ab kriterlerine yaklasmak icin, son zamanlarda ne yapiyorlar onlardan bahsetsin.
Yazan: dj Tarih: June 5, 2008 9:34 AM
Sayın Akyol,
belki alakasız olacak ama
Şu benzin zamlarına siz ve değerli okuyucularınızdan destek bekliyorum.
Saygılarımla,
www.benvmsv.blogspot.com
Yazan: asurelik Tarih: June 5, 2008 11:31 AM
Birilerinin anlamak istemediği bir hatta birkaç şey var.
Benim düşüncelerimin hurafe olduğunu sadece söylemek için ağız yeter.
Velev ki hurafe olsun benim bildiklerim:
Senin, onun, şunun, bunun kişisel özgürlüklerine bir müdehalesi olmadıktan sonra sen NE GİBİ BİR DEMOKRAT VE BİLİMSEL hakla benim düşüncelerimi baskı altına almaya kalkıyorsun.
Farz-ı muhal, bağnazım, ayıyım, hurafelere inanırım. Başka birisinin kişisel özgürlüklerini, toplumun ortak özgürlüklerini kısıtlamadıktan sonra bana ne hakla karışırsın. O toplumun ortak özgürlüklerinin bir kısmını da benim diğer bireylerin özgürlüklerine müdehalesi olmayan hurafelerim, bağnazlıklarım oluşturuyor.
Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: June 5, 2008 11:43 AM
Fuat Beyin yorumu eğlendirdi beni:)
Mustafa Beyi önce İslamcı sonra da hurafeci yapmış..çok yaşayın..
İslamcı deyince aklıma radikal tipler geliyor ve Akyol gibilerden hoşlanmazlar bu tipler..yaratılışçılarla tasarımcılarda anlaşamaz diye biliyorum..
su-i misal misal olmaz diye bir söz vardır..birkaç olumsuz örnek verip korku tablosu yaratıyorsunuz sonra da kendi yarattığınız öcüden korkuyorsunuz..
ben pozitif düşünmeyi ve insanları sevmeyi tavsiye ediyorum..
Yüksek Medeniyet kurmuş Türk İslamını, ikide bir radikal Afganlarla,vahhabi Araplarla ya da teokratik şii İranla karıştırmayın lütfen..Osmanlı zamanında dahi Türkiye tam teokratik bir devlet değildi..Padişah kendi insiyatifiyle hükmettiğinde Şeyhülislamlara danışmazdı..Siyasete dinin müdahalesi sınırlıdır ve son söz Padişahındır..şer'i hukuk yanında örfi hukuk da vardı,yarı-laik hukuk diyorum ben buna..
Akyol burada ABD'deki gibi bir demokrasi özlemini anlatmış..Türkiye buna layık değil mi?..sadece dini özgürlük de değil,herkes için özgürlük..
namus belasına genç kızların katledilmediği,insanların cinsel tercihlerini de özgürce yaşayabildikleri bir demokrasi..düşünceyi ifadenin suç olmadığı,farklı dinden insanların kendilerini diken üstünde hissetmediği vs..bir demokrasi olmalı..sadece din özgürlüğü kurtarmaz..
rahat olalım,rahat düşünelim,kasmayalım fazla..stress yapar,gastrit,ülser,migren falan..ne gereği var..sevelim sevilelim dünya kimseye kalmaz.
selamlar,sevgiler..
Yazan: dost Tarih: June 5, 2008 4:23 PM
kim ne derse desin herkesin son duragi iki metrelik cukur olacaktir ve insanlarin dogru yolu bulabilmeleri icin ne kadar süreleri oldugunu Allah bilir.ister inansinlar ister inanmasinlar yolun sonunun nereye vardigi belli.hic bir yardimci olmadan Allahin varligini bulan peygamberimiz var ki bugün dinimizin dogrulugunu kanitlayacak binlerce deliller var.isin interesant tarafi dinsizler bile zorda kaldiklari zaman ve bir teylike ile karsi karsiya kaldiklari zaman inanmadiklari halde Allah derler ve yardim beklerler.Allahin selami üzerinize olsun
Yazan: zekeriya Tarih: June 5, 2008 5:53 PM
Fuatogl dostum,
"Buda ayrida da, bagnazliga cozum olarak, daha cok din gibi birsey anliyorum basliktan. Etrafimiza bakinca pek de oyle degilmis gibi geliyor bana. Mesela Afganistanda din ozgurlugu baski altinda oldugu icin mi akil almaz bir bagnazlik ve hurafeye yatkinlik var?"
Mustafa bey, Türkiye'deki özgürlük sorunundan bahsetmiş. Bahsettiğin ülkelerde de aynı sorun(özgürlük sorunu) başka şekilde tezahür etmiş. Bu ülkelerde özgürlük olduğunu iddia edebilir misin? Pek çok müslüman oralarda kafir damgası yiyebilir. Bu özgürlük sorunu bizi hep bağnazlığa götürüyor. Sanırım Mustafa beyin Türkiye özelinden giderek temelde anlatmaya çalıştığı şey bu. Yüzeysel okumamak lazım. Eleştiri yobazlık üzerine.
Akıllı tasarıma hurafe diyorsun. Ben de Darwinizm hakkında aynı şeyi düşünüyorum...
Yazan: Uluğ Tarih: June 5, 2008 5:54 PM
başkalarının özgürlüklerini kısıtlamadığı sürece herkes yobaz olma hakkına sahiptir.
ancak millet adına karar veren kurumların yobaz olma diye bir hakları yoktur.ben yobaz olabilirim,ancak apturamanın yobaz olma gibi lüksü yoktur.ancak apturaman yobazlık yapar.
benzin zamlarındaki durumu bir araştırın,halinize şükredeceksiniz.yada başbakanın dediği gibi" biz geldigimizde benzin 22$'dı simdi 122$.
oranlayın bakalım,bugun benzin kaç para olmalıydı.yada benzine yüklenmesi gereken zam,mazota yüklenmeseydi,bugun benzin fiyatı,6 ytl civarında olurmuydu?
gaz yakacağız beyler,zengin olan benzin kullansın.caddeye çıkında bir bakın bakalım,ben arabaya binmem diyen var mı?
Yazan: Bigalıoğlu Tarih: June 5, 2008 5:55 PM
Özgürlük ve özgürlükçülük din özgürlüğünü de getirir, bağnazlığı da bitirir.
Özgürlük ile din bağdaşmaz.
Dolayısı ile dinin bir özgürlüğe ve özgürlükçülüğe araç olmasını beklemek abesle iştigal olduğu gibi, bunun olabileceğini iddia etmek karşıdaki kişiyi hafife almaktır.
Bugün dini kendine malzeme ederek siyasi arenada at koşturanların beklentilerine baktığım zaman gödüklerinin içerisinde de özgürlük adına en ufak bir hareket yoktur.
Bir kamera kadrajı düşünün... yakınlaştırma uzaklaştırma mekanizmalarını kullandığınız zaman kadraj, yani kare içine aldıklarınız, değişeceğinden her kademede oluşacak karenin bir başka hikayesi olacaktır. Kare içerisindeki başörtülü bir kızın tek başına hikayesi ile geriye doğru açıyı genişleterek değişen karenin içine girenlerle oluşan manzaranın, yani siyasilerle, tarikatçılarla, cemaatlerle durum çok daha başka bir manzaraya dönüşmekte… hikayesi de farklı olmakta.
Bir dolmuş durağında beklerken sohbet ettiğiniz üniversiteyi kazanmış türbanlı bir öğrencinin okuluna gidemeyişinin hikayesine yürek dayanmaz.
Keza oğlunun mezuniyet törenine başı kapalı olan giremeyen hanımefendinin de durumuna ne yüreğiniz ne de aklınız dayanabilir.
Kürsüye çıkıp ülkesinin onurunu dahi düşünemeyecek kadar gözü dönmüşlerin “türban yasağı kalkmalıdır” diye bağırıdığı anda bu kız ya da ananın yürek sızlatan hali için çabalıyor olduğunu mu sanıyorsunuz?
Bakınız;
Din siyaset içerisinde yer aldığı an ayağa düşer. Zaten düşmüştür de.
Aslında sonu -izm ile biten her türlü akım siyasete mal olunca ayağa düşmekten kurtulamazlar..
Çünkü siyasetin bir yerden sonra amacı bütün insanları mutlu ve huzurlu etmektir…
...dinler, akımlar, ideolojiler gibi, kişilerin dünyaya bakış açıları ile şekilden şekile giren unsurları siyasete mal ettiğiniz zaman otomatikman birilerini mutsuz etmeye başlarsınız.
Dinler, bir bireyin vicdan mekanizması sayesinde o bireyde hayat bulan kavramlardır… laboratuvarlarda, bilim yuvalarında, kurum ve kuruluşların talimatnamelerinde, kanunlarında, kurallarında anayasasında değil.
Dini bireysel vicdan mekanizmasından alıp kalabalıkların birer tüzüğü yapmaya kalkarsanız işte bu durumlara düşeriz.
“Bir gün peygamberimiz bir yerde şöyle buyurmuşlar, bize de onun buyruğu gibi yaşamak gerekir” diyerek parti başkanının gözüne girmek için yaptırım uygulayan bir belediye memurunun amaçları arasında o durakta bekleyen ve ağlayarak okula gidemeyen kızcağızın durumu yoktur.
Keza Brüksel de kürsüden konuşan Babacan ın laflarının da amacı başkadır.
Bu ve benzerleri nedeni ile türbanlılar, inançlılar oldugundan çok daha fazla mağdur olmaya maruz kalmaktalar, mağdur olmaktalar.
Çünkü onların adlarına konusanların amaçları, bu çocukların okula gitmesi, özgürlükleri degildir…
...bu ülkenin rejimidir.
Bugün birileri inançları nedenli mağdur iseler bunun asıl nedeni inançlarını malzeme ederek çıkar, rant, avanta, güç, erk şehveti ile peşinde oldukları çıkarları gereği bir milletin, bir ülkenin geleceğinde söz sahibi olmak istemeleridir. Özetle din iman cemaatlerinin, tarikatlarının rant peşinde olmalarıdır.
Özetle türbanlı bir kız, takkeli bir genç din nedenli fırsat eşitsizliği yaşıyor ise bunun hesabını siyasi arenaya göz diken tarikat şeyhlerine, şıhlarına, liderlerine sormalıdır…
...yani dini kendilerine fırsat edenlere.
Ve Anayasa mahkemesi Türban yasasını çöpe attı;
Bu kararı özgürlüğe ve özgürlükçülüğe karşı görenler olacaktır…
Doğrudur.
Özgürlüğü ve özgürlükçülüğü yok etmek isteyenlerin özgürlüğüne engeldir.
İster çivi çiviyi deyiniz...isterseniz de dinsizin hakkından imansız.
Olması gereken oldu… kutluyorum.
Yazan: hubbez Tarih: June 6, 2008 12:55 AM
Malesef diye başlamaktan bıktım amma velakin malesef..bu ülkede ben sözde değil özde müslümanım diyenlere yer yok.Ali Babacanın 1 hafta söyledikleri doğru çıktı hiç kimse dinini yaşayamıyor.başörtüsü yasaklandı.yani burada yalnızca azınlıklara değil hakiki müslümanlarada zulüm var.1 metre bezden korkan bu kesim nasıl oluyorda Allaha verecekleri hesaptan korkmuyorlar şaşırtıcı yüzbinlerce başörtülü insanın ahını alarak rahat edeceklerini sanıyorlarsa hayal kuruyorlar.Çok şükür ki Ahiret var.çünkü dünya kötünün yeri oldu artık.90 yıl evvel din için toprak için inanç için şehit olan bu ülkenin hakiki sahipleri şu günün geleceğini bilselerdi na yapardı acaba?
Yazan: havva Tarih: June 6, 2008 11:58 AM
@Dost,
O zaman yanlis biliyorsunuz. Mustafa Akyol beyin yazdiklarini okumanizi tavsiye ederim. Kendisi ve daha baskalari ozellikle bir ittifaktan bahseder, hatta isi nursi ye kadar goturup onun bu durumu ongordugunu bile savunan var...
Mide gazi ulser gastrit degil yani, ne dedigimiz ne yazdigimi iyi biliyorum.
Ben eglenmiyorum bu arada, ayni seyleri tekrar etmek zorunda kalmak eglenceli birsey degil.
@Ulug,
Bu kadar tartismamizdan sonra herhalde cevap olarak ne yazacagimi biliyorsun :)
Ayinesi istir kisinin, lafa bakilmaz denir ya. Hic kimse hurafesine hurafe denmez. Degerlendirirken yapilan ise, ortada olana bakacaksin bakacaksin. Sizin hurafe dediginiz, bilimsel standardlarda en ust seviyeyi tutturmuslarin bilimsel arastirmalarinda temel olarak kabul ettigi, gittikce saglamlasan, genel olarak da bilim dunyasinda, yani bilimi bilim yapanlar arasinda kabulu coktan koklu temellere dayanmis bir cerceve bir teori. Ve kendi alaninda kurucu omurga olmus bir teori, baska turlu disiplinlere de ilham vererek.
Benim hurafe dedigim sey ise, bilime bilgi ve teori anlaminda zerre kadar katkisi olmamis, bir tanecik arastirma programina konu edilemiyecek kadar verimsiz ve sig, literature, mizah konusu edilen malzeme uretmenin otesine gecememis, belirli ideolojik bir mucadelenin public-relation aleti olmaktan, ve kitap satma, san-sohret kaynagi olmaktan oteye gecememis, Wikipedia gibi insanligin ortak bilgi kaynaklarinda bile sahte/sozde/safsata bilim diye kategorilendirilmis bilimsel method acisindan her kalemde sinifta kalan bir iddia. Kendi kurucusu Johnson bile acik ve samimi bir sekilde bu "teorinin" basarisiz ve bilimsel acidan yetersiz kaldigini itiraf ediyor. Mustafa Akyol bey gibi, savunuculari bile acik acik, ancak ideolojik bir angajmanla ortaya cikabilecek bir takim bilim ile alakasiz gerekceler icin, bu tarz seyleri savunmak gerektigini anlatirken.. Gerisi gercekten cok bos geliyor bana, kusura bakma Ulug.
Ozgurluk tabiki onemli. Ama icini bosaltmayalim.
Mustafa Yuce bey, haklisiniz, istediginiz hurafe ve safsatayi savunma hakkina sahipsiniz. Ama benim gibi giciklar sizi her zaman rahatsiz edecektir, buna da alismalisiniz. Mesela ben sacmalik olarak gordugume acik acik sacmalik derim, hic kasmam. Hurafelerinizi kucuk cocuklariniza ezberletmeye kalkarsaniz, bu sacmaliklarini cocugunuza ezberletmeniz iyi ve dogru birsey degil DERIM. Bu yapmaya devam ederseniz, bende demeye devam ederim. Sizde buna alisacaksiniz. Sizde benim savunduklarima sacmalik ve hurafe deyin, hic sorun degil.
Yazan: fuatogl Tarih: June 6, 2008 12:22 PM
vah vah vaah..memleket karıştı yine..
kızlar moralinizi bozmayın,siz okumanıza bakın..örtü olayı kangrene dönüştü artık..sorunun çözümünü beklerseniz hayat treni kaçıyor..biz çocuktuk,büyüdük,yaşlanıyoruz..hala bu sorun var..
vatan sağolsun diyelim..anayasa mahkemesi başkanının hanımı bile örtülü..c.başkanının,başbakanın ailesi örtülü..birçok bakanın keza öyle..ama olmuyor demekki..daha derin birşeyler var galiba..
devletle çok inatlaşmak iyi değildir..mevla görelim neyler,neylerse güzel eyler..
Allah'ım Ya Rabbim,sen bilirsin..ne iştir bu?..
Yazan: deniz Tarih: June 6, 2008 1:38 PM
Hubbez,
Sanırım din ve vicdan özgürlüğü'nü duymuşsundur. Bunu ne ben, ne Mustafa Akyol, ne bir tarikat şeyhi keşfetmedi.
Bu İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nden tut da, farklı ırk ve dine mensup minyonlarca insanın kullandığı bir olgu. Sanırım bu milyonlar, bu yüzlerce sene hata yaptı. Öyle ya din ve özgürlük nasıl bir araya gelir.
Ha tabi milyonlarca insan, yüzlerce sene! Bu onun doğruluğunu kanıtlamaz tabi.
...
Benim takke takmam, şalvar giymem, türban takmam, misvak kullanmam, namaz kılmam senin hangi özgürlüğüne engel oldu?
Bu soru ÇOK CİDDİ BİR SORU VE SOMUT CİDDİ BİR YANIT BEKLİYOR SENDEN.
Misalen, ben istediğim özgürlüklerimi istediğim kişiye ipotek etme özgürlüğüne de sahibim. Benim için özgürlük budur. Ama birisi kalkıpta neden özgürlüklerini o kişiye ipotek ettin deme özgürlüğüne sahip değil. Veya özgürlüklerini bana ipotek edeceksin demeye de.
Farz-ı muhal, ben bir Amish kızı olarak giyinme, okuma, elektirik kullanma vb. ile ilgili özgürlüklerimi içinde yaşadığım toplumun kurallarına ipotek ederim. Bana hiçbir hakla karışamazsın. Bana özgür değil diyemezsin. Ha o özgürlüklerimi istediğim kişiye veya topluma ipotek etme özgürlüğümü kullanmak istemeyip, o özgürlüklerden faydalanma hakkımı kullanmak istersem, o topluluktan ve onun kurallarından ayrılırım. Temel insan haklarım o topluluğun hakları üzerinde tasarruf etme yetkisi vermiyorsa bunun ötesinde bir özgürlüğüm de olamaz. Çünkü aksi o topluluğun haklarına tecavüz olur bu sefer.
Fakat benim temel insan haklarım bu ülkenin bir vatandaşı olarak dinimi ve içtimai hayatımı garanti altına alarak, özgür bir ortamda yaşamamı gerektiriyor. Dedelerime sorabilirsin.
Peygamber böyle yaptı siz de böyle yapın diyen birisinin ve denilen birisinin durumuda bundan farklı değildir.
Ben peygamberin yaptığını yapma özgürlüğü istiyorum zaten. Sana ne?
Fakat sana zorla peygamber böyle yaptı, böyle yapmak zorundasın desem bu ayrı.
Fakat bir bak bakalım kim kime baskı ve zor uyguluyor?
Kendi özgür iradem ile bir kurala uymayı seçmem benim özgür olmadığım manasına gelmez.
Başka birisinin bana, başkalarına zarar vermeyen, başkalarının özgürlük alanına tecavüz etmeyen bir davranışımı özgürlükle alakası yoktur diye etiketlemesi ve/veya beni o davranışımdan alıkoyması özgür olmadığım manasına gelir ama.
...
Nasıl bir mantık sendeki böyle? Anlamıyorum...
Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: June 6, 2008 3:24 PM
Bence bizlerin ve aynı zamanda ülkemizin başına gelenler boşuna değil,hakettik galiba biraz bunları...Zamanında bizler gerçek müslüman gibi yaşayamadık.Artık gerçekten yaşamak istedik şimdide bu ülkenin gerçek sahipleri olmayanlar bize zulüm yapıyor.Neden çünkü onlar bu ülkede din adına ne varsa hepsini yok edeceğiz kendi istedikleri gibi değil bizim isteiğimiz gibi yaşayacaklar dediler ve hiç vazgeçmediler.Bundan sonra da biz hem aydın hem demokrat hem muhafazakar tavrımızdan taviz vermez isek geç de olsa bu ülke gerçekten özgürlükler ülkesi olur...
Yazan: gülşen Tarih: June 6, 2008 5:02 PM
Fuatogl,
Mustafa Bey AT'den hareketle yaratıcıyı tefekkür etme hakkına sahiptir..sizlerin evrimden hareketle Tanrının olmadığını tefekkür ettiğiniz gibi..AT=yaratılışçılık sonucu çıkmayacağı gibi evrim=ateizm sonucu da yanlıştır..
Mustafa Beyi severim,iyi çocuktur..bağnazlık yapmaz,modern bir gencimiz..çamur atmayalım lütfen..
Yazan: dost Tarih: June 7, 2008 1:26 AM
Anlatayım;
"Sanırım din ve vicdan özgürlüğü'nü duymuşsundur."
Evet duydum. Oldukça kişisel ve kişinin kendisine bağlı olan bir durumdur. Bir siyasi parti hareketine ihtiyacı da yoktur.
Ben peygamberin yaptığını yapma özgürlüğü istiyorum zaten. Sana ne?
Bu özgürlüğün/müz zaten var. İstersen kapı koluna tapın. Buna engel olan yok. Ama siyasileşmeden, din ritüellerini her yönetmeliğe, talimatnameye, kurala, kuruma, kanuna sıkuşturmaya çalışmadan. Bu ülkenin her türlü kademesine ve kurumuna göz dikmeden.
Kendi özgür iradem ile bir kurala uymayı seçmem benim özgür olmadığım manasına gelmez.
Yukarıdaki ve bu yazımda düşünceleirmi cevaben yazdım. Size alın böyle yapın diyen yok. Benim düşüncelerim bunlar. Hüküm veriyormusum gibi yazıyorsunuz da...komik oluyor.
Ben bu ülkede din iman işlerinin birey tanrı ve ibadethane arasında kalmasını özleyen isteyen biriyim.
Afişlerde, stadyumlarda, kutlamalarda, parklardaki banklarda, reklamlarda, devlet kadrolarında, kamusal alanlarda dayatılan bir yaşam biçimi olmasını görmek istemiyorum.
Olmayacak zaten.
Gelelim "SANA NE" saçmalığınıza...
...bu beni ilgilendirir;
Karışıyorsunuz çünkü...bir süre sonra bu zihniyetle muhatap olmak, yüz göz olmak, iş yapmak, iş yaptırmak zorunda kalıyorum.
Tahakküm ve baskıya alışık, kendi hayatının sahibi olamayan, kölelikten devşirme, ataerkillik ve feodalitenin kucağında kulluk kertesine indirgenmiş şahsiyetlerle iş yapmak muhatap olmak sitemiyorum.
Toplumun birey kalitesini düşürüyorsunuz. Dolayısı ile toplumun da.
Misalleri etrafınızdaki ülkelerde, Arap yarımadasında çok...
Neymiş?
SANA NE değilmiş...
Tıkılırsın ibadethanene ya da kendi özel hayatına ne yaparsan yaparsın.
Yazan: hubbez Tarih: June 7, 2008 11:18 AM
Dost bey,
Çamur attığım yok. akıllı tasarim gibi ideolojik maksatli şeyler dinsel bağnazlıktan geliyor diyorum.
Evrim=ateizm gibi bir iddiam da yok. Ben evrim nedir bilmeden de inanmıyordum. Ama evrimi öğrenince de inançsız olma durumumu değiştirecek birşey göremedim açıkcası. Dinsel iddiaların altını oyduğunu ise görebilecek kapasitedeyim sizler gibi. Ayrı konu...
AT=yaratılışcılık meselesinin de tartışılacak bir tarafı kalmadı. Aynı şeyin başka bir jargona paketlenip sunulmasından başka birşey değil. Bu konuda Mustafa Akyolun islamonline da güzel bir yazısı var. Müslümanların neden akıllı tasarımı savunması gerektiğini, ve ideolojik anlamda bir takım şeylere karşı mücadele etmek için hristiyanlarla işbirliğini güçlendirmemiz gerektiğini gerekçeleriyle anlatıyor. Neyin ne olduğunu görüp bilecek kadar kafamız var. Birbirimizi aptal yerine koymayalım.
Yazan: fuatogl Tarih: June 7, 2008 2:25 PM
Geçtiğimiz hafta bir kongre sebebiyle istanbul da idim.kaldığım otelden zeytinburnundaki sahil yolunun her sabah yoğunluğu dikkatimi çekti.uyanıp ,işe(pasta paylaşımına) koşan,120 km hızla hiçbir trafik kuralına uymayan yığınları gördüm.insanlar sanki makineleşmişti,tek amaçları işe yetişmek,daha çok kazanmak ve küreselleşmenin önlerine sürdüğü metalardan en çoğuna sahip olmaktı.mümkün olduğunca daha çok tüketim kalıbına ulaşabilmekti.kazanırken,o trafik kuralını çiğnemiş,birinin omzuna basıp yükselmiş umurlarında değildi.mutlumuydular?bilmem,belki..neyse edebiyatı bırakalım,dönelim konumuza...Sayın Akyol,yukardaki yazı ile yine uçmuşsunuz,ezberlediğiniz klişelerle (not:bu ülkeye bir tane ezberbozucu profesör yeter,ikincisini midemiz kaldırmaz) konuyu vuzuha kavuşturmuşsunuz güya.devlet baskı yaptı,cemaatler/tarikatler modernleşemedi!!suçlu TC , tu kaka..Ha sahi,Kaplancılar Almanya da ortaya çıkmadılar mı?Fransa da,ingiltere de,isviçre de Türkiyenin şu an mevcut tarikatlarına bile rahmet okutacak çağdışı islami yapılanmalar yok mu?demek ki bu ülkelerin demokrasisi de bu cemaatlere yaramamış..Sayın Akyol,sütten çıkmış ak kaşık gibi lanse ettiğiniz bu ülkedeki tarikatların ortada paylaşmak istedikleri 70 milyonluk bir pasta var.Eğer diyanet ve her yorumunuzda günah keçisi yaptığınız TC devleti olmasa;pasta paylaşımında üleyi Lübnana çevirirler ve bu Lübnanlaşma trafikte 120 km ile gitmeye de benzemez..Asıl sorulması gereken soru;bu tarikatlar modernleşmek/aydınlanmak istiyorlar mı?Osmanlının ,modernleşemeyip çökmesinde bu mazlum,saf,temiz tarikatların ne gibi rolleri var?Tarikatların tam özgür olduğu islam ülkelerinin,uluslararası gelişmişlik skalasında ki yerleri neresi??sanırım hepsi,bilgisayar ve uzay teknolojisinde çok ileriler;Cüppeli A.... hocayı silikon vadisinde veya Abdülfettah şahin i 'islami NASA'da Ar-Ge direktörü olarak düşünebiliyormusunuz??eğer bir kaç asır sonra bile böyle olucaklarsa TC yi şimdiden ilga edelim,ama hiç sanmıyorum..Çünkü sorun çok daha derinlerde..Birkaç asır sonra bile tartışacakları konular şunlar olacak;başörtüsü,kadınlar şeytanla bezeli mi,4 kadını kimler almalı,tuvalete girerken hangi ayağı önce atmalı,misvak varken diş fırçası kullanmak dini mi,suyu ayakta içmek günah mı ve daha milyonlarca önemli konu konu...Son söz;sorun TC nin baskısı dediğiniz uygulamalardan kaynaklanmıyor,çok daha derinlerde,dile getirilemeyecek yerlerde..Ama siz böyle klişelerle yazmaya devam edin,çok iyi yerlere geleceksiniz eminim...saygılarımla...
Yazan: ümit harmancı Tarih: June 8, 2008 4:18 AM
http://bekirlyildirim.wordpress.com/2008/06/06/aym-konustu-status-quo-ante/
Yazan: .. Tarih: June 8, 2008 2:14 PM
sn fuatogl,
haklısınız..birbirimizi aptal yerine koymayalım..bence de..
siz inançsız değilsiniz..Tanrının olmadığına inanıyorsunuz..bu da bir inançtır..
Allah'a inanmak gündeme gelince arkasından hurafe,çağdışı,yobaz kavramları sıralanıyor..böyle söyleyince zevk alıyorsunuz galiba.
Mustafa Akyol'un ateizmle,materyalizmle,devletçi zihniyetle mücadele ettiği gizli kapaklı birşey değil..AT'ye yaratıcının varlığına inanan insanların sahip çıkması normal..felsefi,fikri mücadelede bilimden faydalanılmaz diye birşey mi var?..Darwinizm biyolojik mekanizmalardan bir ateist dünya kurdu..ateizmin arkasına bilimsellik etiketi yapıştırıp,çağdaşlık diye pompaladılar..
evet..birbirimizi aptal yerine koymayalım..Darwinizmin ne olduğu da biliniyor..amaç bilim falan değil..bir inancın,ideolojinin bilimsellik kılıfıyla dayatılması..saf bilim olsa gaye,evrim bu kadar bağnazca savunulmaz..yanlışları dahi ortaya koyamıyorsunuz,çağdışı olmak korkusuyla..
@sn Ümit Harmancı,
siz de çok uçmuşsunuz,yere inmeniz kolay olmayabilir,fazla yükselmişsiniz çünki..iyi uçuşlar diliyorum..
saygılar..
Yazan: dost Tarih: June 8, 2008 2:17 PM
Darbe oldu bile aptal!
http://bekirlyildirim.wordpress.com/2008/06/06/darbe-oldu-bile-aptal/
Yazan: .. Tarih: June 8, 2008 2:17 PM
Ananı belleyen Anayasa Mahkemesi ise..
http://bekirlyildirim.wordpress.com/2008/06/05/anani-belleyen-anayasa-mahkemesi-ise/
Yazan: .. Tarih: June 8, 2008 2:19 PM
Mustafa Bey siz dunyanin hangi gelismis ulkesinde sinirsiz bir kisisel ozgurlik gordunuz de gelismekte olan ve egitimi yetersiz ve bilincsiz bir nufus cogunlugu olusturan ulkenizden boyle bir sey bekliyorsunuz? Islam hukuku ile yonetilen yani sizin tabiriniz ile din ozgurlugu olan ulkeler de din bagnazligi cozulmus olsa idi iki sahit ile bu zamanda kafa ucurulmazdi. Yahu birakin artik bu masallari Islamiyet ile ozgurlugun bagdasamiyacagini hala anlayamiyormusunuz yoksa anlamak isinize mi gelmiyor. Bir tek buraya atamadiginiz konu basligi " Seriat en demokratik devlet yonetimidir" diye bir baslik olacak. Turkiye Cumhurriyeti Laik bir Hukuk devletidir. Bunu kimsenin degistirmeye gucu yetemedi, yetemez, yetemeyecek. AKP nin yollari tikandi, gavurlarin icadi olan ampul logosu sondu, yani hic umut yok. Artik su canim laikligi bir sindirin icinize, birakin da dinler, inanclar, inancsizlar kisilerin kendi yorumlarina gore kendi kalplerinde kalsin, birkin artik Turkiye duraklamaktan ya da geriye gitmekten kurtulsun. Birakin artik bu islamiyeti kullanmayi, kendi dininiz kendi icinizde kalsin, ibadetinizi ibadethanelerde ya da evinizde yapin. Birakin okullarda egitim, camiilerde ibadet yapilsin. Bu ulkede din ozgurlugu var ve hep oldu, sadece dini kullanarak rejimi yikmaya calisma ozgurlugu yok. Aynen AKP nin yaptigi gibi...Seriatmis, bir insan bu yuzyilda, bu bilgi dunyasinda, bu uzay teknolojisinde...seriat kelimesini aklindan gecirebiliyorsa ben derim ki vardir bu insanlarda duzeltilemeyecek bozuklukta yanlisliklar...
Yazan: gunka Tarih: June 8, 2008 8:03 PM
@Dost;
Ben yobaz cagdisi filan gibi seyler yazmadim. Bagnazliktan bahsettim, yazinin da basligi oydu. Ve zevk icin degil, sozlukte karsilik gelen anlama isaret etmek icin kullaniyorum.Elbette inancsizim. Bahsettiginiz mantik yurutme bicimine iliskin surada bir yorum yazmistim, tekrar etmiyeyim simdi:
http://www.mustafaakyol.org/arsiv/2005/10/agnostik_aklin_ilkeleri_uzerine.php
Akilli tasarim, tamamen ideolojik bir mucadelenin bir ayagidir. Bilimle alakasi yoktur, anlatmaya calisdigim gibi, cikisi orjinal bilimsel arastirmadan degil tamamen ideolojiktir. Bunu da bilerek yada bilmeyerek acik acik itiraf ediyorlar. Her okudugumda, bunu acik acik internette bari yazmayin ele gune karsi demisimdir icimden. Kendi kendilerini ele veriyorlar.
Elbette aptal yerine koymaya gerek yok, hersey acik secik meydanda cunku. Butun bilimin ne dedigi de ortada, hani arastirma yapan alemden bahsediyorum. Butun bilim dunyasi bilim diyor siz aksini savunuyorsunuz, ama ortada hicbir veri yok iddianizi destekleyen. Evrim teorisi bilim olmasa, gunumuz modern biliminin en onemli teorilerinden bir tanesi olmasa, binlerce arastirmaya konu olmaz, onbinlerce bulguya onayak olmazdi. Bugun durum budur, bundan geri donus de gorunmuyor artik. Bunu atesit bir komplu ile aciklamak hayalden ibaret. Bunu kabullenmek zor tabii, o yuzden gozumuzu kapatip, bilimin nasil isledigini es gecip kendimizi ateist komplolarla avuturuz. Somut bilimsel verileri ya gormezden geliriz, yada bu sitede defalarca gosterildigi gibi yazilan cizileni egip buker anlamini degistiririz, A diyene B dedi deriz.Bilimin bulgularinin, ateistlerin hurafe ve kor inanclara itibar etmeyisini makul kiliyor olmasi, argumanlarini makul kiliyor olmasi bilimin sucu degil. Bilim isini yapiyor. Bilim isleyis ozelliginden dolayi hurafe ve dogmalara karsi dezenfekte edici bir isik olmustur her zaman. Yonteminin dogal sonucu, ve benim gibilerin bununla ilgili hicbir problemi yok! Bilim ne yapsin?
Yazan: fuatogl Tarih: June 8, 2008 8:18 PM
Sayın Bigalıoğlu;
"başkalarının özgürlüklerini kısıtlamadığı sürece herkes yobaz olma hakkına sahiptir.
ancak millet adına karar veren kurumların yobaz olma diye bir hakları yoktur.ben yobaz olabilirim,ancak apturamanın yobaz olma gibi lüksü yoktur.ancak apturaman yobazlık yapar."(bigalıoğlu)
diyorsunuz.
Ben de aynı fikirdeyim ama bir ekleme mi dersiniz, düzeltmemi dersiniz, naçizane şunu da söylemek istiyorum:
O kurumlar yobazlık yaptığında zaten başkalarının haklarına tecavüz etmiş olurlar. Ama ben elektirik kullanmazsam, şalvar giyersem vs. vs.(bunların da yobazlık olduğu tartışılır da) kimsenin özgürlüğüne tecavüz etmiş olmam.
Birileri bunu anlayamıyor.
Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: June 8, 2008 11:34 PM
@ sn.fuatogl,
evet..siz yobaz,çağdışı falan diye sıralamamış olabilirsiniz..zaten kastım geneldi..ama bağnazlığın alt kümeleri sayılanlar..farketmiyor yani..
siz Tanrının olmadığına inanmaya inançsızlık diyorsanız benim için kabul..bizim için beyan asıldır..
bakın,eğer AT hiç ortaya çıkmasaydı da evrim teorisi tartışılırdı,tartışılır..sorun AT'nin evrime itirazı değil sadece..darwinizmle ilgili tartışma sadece biyoloji ilminin sınırları içinde kalmıyor ki..darwinizm,insanı tümüyle mekanik bir yapı olarak ele alıp,duygu tarafını ihmal ettiği gibi hayatı bir mücadele ve çarpışma alanı olarak betimleyip değer yargılarını da erezyona uğratıyor..
darwinizmin biyoloji ilmini ilgilendiren alanını bir kenara bırakırsak,pskolojik ve sosyolojik anlamda kitlelerin ruhuna ters bir öğretidir..
aklı ve duygusuyla mükemmel bir organizasyona sahip insan denilen varlığı yeterince tanıyamadığı için onun sorunlarına,ruhsal açlığına derman üretememektedir.Fakat kendini yetkin bir konumda gördüğünden değer yargılarını üreten felsefe,teoloji gibi alanların gelişmesini de engellemektedir.
ben inançlı bir insan olarak dini değerlerimi işin içine katmak istemiyorum..bu yüzden dine göre daha kabul edilebilir olan felsefe ilminin penceresinden evrime bakınca da devasa sorunlar görünüyor..darwinizm bunları şimdiye kadar ciddiye almadı,küçümsedi..insanı hep salt biyolojik mekanizmaların ürünü olarak gördü..duygu tarafını,manevi tarafını genel geçer ahlaki yargıların olabileceğini,insan fıtratına uygunluk kavramını kabullenmedi.
Hal böyle olunca darwinizmin ürettiği yaşam şekli insanlara mutluluğu getirmedi..dinlerden azade olan insanlar cennete düşmediler..dinsel hurafelerden arındırılan insanlık bu sefer modern hurafeler üretti..sekülerizmin hurafeleri ve bağnazlığı dini hurafeleri aratmayacak boyutlardadır,merak etmeyin..
kötü bir örnek, aklımdan pek çıkartamadığım bir şey..prof.dr olan annesini katleden üniversiteli genç kız, sınavlarında başarılı olmak için tarot falı bakan bir yere parayla muska yaptırdığını ve bunu gören annesinin verdiği tepkiyi anlatmıştı ifadesinde..
dualar yazılarak yapılan muskalara hurafe deyip,insanların hayatından dışlarsanız yerine tarot muskaları gelir..akılcılık,bilimsellik denilen şey insan ruhunu doyurmuyor.
insanda neden güzele bir iştiyak var,neden sembolik,soyut düşünebiliyoruz..Tanrıya dua eden insanlarda neden mutluluk verici hormonların salgılanması artıyor?..evrimsel süreçte rastgele mutasyonlarla,çevresel adaptasyonlarla açıklanamayan soyut,manevi bir dünyası var insanoğlunun..
evrimin bunlara verdiği doyurucu bir cevap yok..
biyolojik olarak,rastgele mutasyonlarla vs..hiçbir gayesi olmayan bir varlık olarak kendimizi uzayda buluverdik diyelim..ateşi bulduk,tekerleği icat ettik,ıkına ıkına konuştuk falan..hadi evrimle oldu bunlar bi şekilde..ama duygusal zekamızın,soyut yönümüzün,mekanik maddesel bir sistemde nasıl geliştiğinin izahında evrim teorisinin ciddi çıkmazları var..
İ.T.Ü'de genetik bölümü öğrencileri evrim ve etik isimli bir seminer tertiplemişlerdi..semineri veren felsefe hocası(Boğaziçi üniden gelmişti) ve seminerde bulunan genetikçi öğrenciler ve evrimci hocaları ben ilgiyle izleme olanağı bulmuştum..
ben oradaki kaosu gördüm,yetti bana..kem kümden başka birşey yoktu..kısaca tuttuğum notları yazmıştım..
http://suledeniz.blogcu.com/13838741/
fizik bölümünde de yine aynı yaşamın kökeniyle ilgili bir seminere katılmıştım..orada da iç açıcı bir durum yoktu.
istatistiksel fiziğin biyolojik sistemlere uygulanmasıyla ilgili bir dizi deney yapılmış..onunla ilgili bir sunumdu..
oldukça değerli bir hoca,sıkı bir evrimci fizikçinin çalışmasıydı..AT'nin bilimdışılığını vurguladı tabiki..bundan sonra ben bilimsel açıdan nasıl tatmin olacağız diye beklerken hocanın kafasının karışıklığını müşahede ettim..ben de bir aydınlanma olmadı..hücredeki kompleksliğe hayran olmuş,,onu söyleyip duruyordu..Allah söyletiyor dedim içimden:)
çok da sözü uzatmak istemiyorum..
fuat bey,
sizin söylediğiniz gibi bir durum yok ortada..evrimin çıkmazları olduğunu en azından kabul etmek etik açıdan bir erdemlilik olmaz mı,ne dersiniz?
saygılar..
Yazan: dost Tarih: June 9, 2008 12:02 AM
Hubbez,
Duydu isen, din ve özgürlük yanyana gelmez ne demek, birileri getirmiş, dini de bir özgürlük alanı olarak görmüş, hubbez bunu duymuş ama yan yana getirememiş. E, alt alta yazarsan paragraf bütünlüğü bozulur. Yazımında bir kuralı var. En azından buna uy.
...
Önce dini siyasallaştırmak ne bunu açıklayacaksın.
Siyaset özgürlükleri elde etmenin en medeni yollarından biridir. Din ile ilgili kısıtlamalardan ELBETTE SİYASET YOLU İLE ŞİKAYET EDECEĞİM, ELBETTE SİYASET YOLU İLE ELEŞTİRECEĞİM, ELBETTE ELBETTE ELBETTE SİYASET YOLU İLE ÇÖZÜM ARAYACAĞIM. Başka bir yol mu tavsiye ediyorsun???
Ayrıca dini ritüelleri hangi talimatnameye, yönetmeliğe sokuşturmaya çalışmış, kim çalışmış, ne zaman çalışmış?
Bunlar da cevaplaman gereken sorular arasında.
Elbette dini ritüeller de insanların içtimai hayatlarının bir parçası olduğuna göre gerekirse yasalara girer, yasal tarifleri yapılır. Bunlarla ilgili kurallar belirlemek toplumun uyumu açısından bir gerekliliktir ve o gerekliliği hisseden devlet o ritüelleri vs. tanımlamalıdır.
FAKAT KOCAMAN BİR FAKAT; elbette dini ritüeller, inançlar yaslar yolu ile DAYATILAMAZ. Eğer bunu kastetti isen cevap vermen gereken bir soru daha:
HANGİ DİNİ RÜTİEL SANA YASALAR YOLU İLE DAYATILDI?
Bu arada birilerin başını kapatma özgürlüğünün yasalarla tanınmış olması, senin başını kapatmak zorunda olduğun MANASINA gelmez. Onu da hatırlatayım da kıvırma payını azaltayım.
...
Hüküm vermiyorsun elbet. Ben derken dikkat etti isen bazen türban takarım diyorum. Ben bir erkeğim. Ben derken ben beni kastetmiyorum, derviş. Sen derken de seni kastetmiyorum. Böyle hüküm veren devleti, veya devletin böyle hüküm vermesi gerektiğini düşünenleri kastediyorum. Egonu başka yerde tatmin et. Komik olma.
...
Din ve iman işlerinin birey ve tanrı arasında kalması ne demek; bunu da açıklaman gerekecek?
SORULAR ÇOĞALIYOR. EMİNİM HEPSİNİ TEKER TEKER CEVAPLAYACAKSIN.
Eğer şunu anlıyorsan çok yanılıyorsun:
Her birey evinde peygamberi gibi davranır, evinde namaz kılar. Evine gidince sakalı uzatır, sabah işe giderken hokus pokus yok eder, tekrar eve gelince abrakadabra sakal uzadı, vs. vs. falan filan. Gizli saklı ibadet eder. Kimseye belli etmez. Karı kocasına, koca karısına bile.
Bu olmaz.
Bu mantıkla zencileri ne yapacağız. Veya onlar bizi ne yapacak.
Etnik kökenini nasıl içtimai hayatta belli eder. Veya bu işin normali beyaz olmak mıdır?
Gel soruyu şöyle soralım. Birisi türban takarak nasıl dini inancını içtimai hayatta belli eder? Veya bu işin normali başı açık olmak mıdır?
Sorular çoğalıyor.
Dini inancını kimseye soramazsın, kimseyi dini inancını açıklamaya ZORLAYAMAZSIN, ama bunun yanında kimseyi de dini inancını gizlemeye ZORLAYAMAZSIN. Dini inancını saklamak nasıl bir özgürlükse, onu ortaya koymak da öyle bir özgürlüktür. Onun saklanmasından veya ortaya konulmasından ortaya çıkabilecek sorunlardan, o soruna neden olanlar sorumludur. Ve bireysel olarak onlar o suçu çeker. Yasalar gerekli cezayı o durumda verir. Burada normal olan hangisi? Saklamak mı? Açıklamak mı?
Bir adamı askeri okula alırken açıklamaya zorluyorsun. O adam asker olduktan sonra gizlemeye zorluyorsun. Hangisi normal? Gizlemek mi? Saklamak mı?
...
Benim dinimi ve inancımın gereklerini yaşamam sana ne gibi bir DAYATMA OLUYOR. Ben namaz kılarak sana ne dayatıyorum. Oruç tutarak ne dayatıyorum. Dayatan var ise onu suçla, beni değil. Yasalar dayatana ceza versin. Veya hubbez dayatanı eleştirsin, yapanı değil. Yaptığını dayatanı.
...
Arap yarımadasında kimin misalleri çok? Senin mi, benim mi?
Arap yarımadasındaki misallerle senin tek farkın, normal olarak birinizin gizlemeyi, birinizin açıklamayı normal görmesi...
Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: June 9, 2008 12:11 AM
@Dost,
Bu iddianiz klasik, surekli tekrarlanan bos bir propagandadan ibaret. Mekaniklik iddiasi ise cok alakasiz. Evrim teorisinin yasamin mekanikligina dair hicbir iddiasi yok. Deger yargilarinin erosyona ugramasi ise, bilimsel planda ciddi bir karsi cikis sunamayanlarin uydurdugu birsey. Bunun daha gelismis ornekleri, sap ve samani, tarih ve baglami birbirine karistirarak nazizm vs. ile iliskilendirip saldirmaya calisir. Bunlara inanmak isteyen sizler ise, kuranda savasa iliskin yazilanlardan hic nem kapmaz, ama dogal secilimden her turlu naneyi cikartiverir. Bilimsel teorilerden, baskasini asip kesmeyi anlayan bir kisi, muhtemelen hastadir ve tedavi gormesi gerekir. Kendini somut arastirma alaninda isbatlamis bir bilimsel teoriden bahsediyoruz. Sizin bahsettiginiz anlamda bir ogretiden degil. Bu teori olgulardan bahsediyor, canlilarin tarihiyle ilgileniyor, ve somut arastirmalar ile de hergun kendisini guclendiriyor. Siz bu teoriden baskasini asip kesme gibi sonuclar cikartiyorsaniz bence sorun sizde ve sizin ruhunuzda, kusura bakmayin. Bilimle turlu nedenlerle celismeyen insanlarda bu bahsettiginiz ruh halini ben goremiyorum, nede degerleri erozyona ugruyor. Bunlara iliskin iddialar yuzyildir surekli bir sekilde guzel bir sekilde curutuluyor. Bu saatten sonra ciddiye alacak degilim kusura bakma. Bende cok sayida konferansa katildim, bahsettiginiz seyi ben pek goremedim. AT/yaratilisci literaturu de iyi takip ediyor, yerli ve yabanci. Durum icler acisidir kusura bakmayin. Burada ve baska sitelerde bunu ayrintilariyla ve gerekceleriyle yazip cizmeye calisiyoruz. Mesela sizde o katildiginiz konferansa iliskin itirazlarinizi, hocalarin nerede nasil yanildiklarini, neyi nerede carpittiklarini gosterebilirseniz ne demek istediginizi daha iyi anlama sansina sahip olabiliriz. Hangi konulardan bahsedildi? Ha bu arada, bilim dunyasi komple AT ve benzeri hareketlerin bilimle alakasiz oldugunu, hatta acikca zararli oldugunu iddia ediyor, yuzbinlerce aktif bilim insanini temsil eden bilimsel birlikler usenmeden buna dair aciklamalar yapti-yapiyor. Bizim bazi hocalarimiza ozgu bir durum degil. Bunu ozellikle vurgulamak istiyorum her zaman; insanlarin, bu tur sahte-bilimlerin bilim dunyasinda hicbir sekilde ciddiye alinmadigini, mizah konusu yapildigini, bu bilimlerin orjinal tekbir arastirma programi kuramayacak kadar verimsiz oldugunu bilme hakkina sahip cunku!sizin gorusunuze gore bir iddiaya inanmama durumu mumkun degil. Bu sekilde kendimize yontulmus bir cerceveye gore tartisirsak, baskasinin hakli olma olasiligi bile olamaz. Sorununuz biraz orada. Baskasina prensipte hakli olabilme olasiligini ortadan kaldiran bir dil seciyorsunuz. Mantiginizin neden hatali oldugunu referans verdigim yorumumda cat pat anlatmaya calistim. Cevabiniz varsa okumak isterim, degilse ayni seyi tekrar etmenin ikimize de faydasi yok.
Etik ve erdeme iliskin davetinizi kabul ederim de, sizin yanlis goruslerinizi kabul etmekten gectigine inanmiyorum. Cikmaz dan kastiniz, bir teoriyi celiskili hale getiren bir problem olarak aliyorsaniz, boyle birseyi kabul edemem, bilimde ciddiye bile almiyor zaten. Ama bazi seyleri aciklamakta gucluk cekme, arastirma konusu yapma anlaminda kullaniyorsaniz size teorilerin isleyisini hakkinda bilgi almyai tavsiye edebilirim sadece. Yoksa bilimsel literaturu biraz takip edersek bu teorinin cikmazda olmadigini, onbinlerce arastirmaya konu edildigini, bu arastirmayi yapan onbinlerce bilim insaninin bu teoriyi cope atmaya niyetli olmadigini hemencicik anlarsiniz. Kendinize bir iyilik yapin, hemen arastirmaya okumaya baslayin. Bu sekilde yanlis bilgilerle baskasina yanlis erdemlilik kistaslari koymaktan kurtulabilirsiniz.
Blogunuzdaki yaziyi ele alacaktim, suna carptim:
Yoksa siz bu "kendince verdigi cevaba!?" inanmiyormusunuz? insanlarin yeni degerler urettigine inanmiyormusunuz? Inanmiyorsaniz, sizinle bu konulari tartisamam, herseyin bir siniri var. Bazi seylerin insanlari deger erosyonuna ugratmaktan bahsedip, sonrada insani bu kadar kucuk ve basit goren bir soylem gelistirmek!?... Gunumuzde teolojik argumanlar bu alanda cok zor durumda, isterseniz hic girmeyin su iyilik kotuluk durumuna.
Yazan: fuatogl Tarih: June 9, 2008 4:09 PM
fuat bey,
kusura bakmayın ama sizin gerçeklerden kopuk yaşadığınızı düşünmeye başladım..sırça köşkünüzde ya da fildişi kulelerde yaşayıp,inançtan kopuk insanların bilim sayesinde ne kadar iyi durumda olduğundan falan bahsediyorsunuz..manzara öyle gözüküyor en azından..
evrim teorisinin etik sorunlarını ben ortaya koymadım ki..felsefeciler tartışıyor..katıldığım seminerleri de yaratılışçılar düzenlemedi..evrimcilerin semineriydi..
sizinle anlaşmak olanaksız görülüyor..ben de daha fazla açıklama yapmayı abesle iştigal görüyorum,kusura bakmayın..
saygılar..
Yazan: dost Tarih: June 9, 2008 11:51 PM
Oyle olur zaten hep, cevap verme, karsidakini kopuk de soylemediklerini soylemis gibi goster falan filan. Karsidaki adam iddialariniza iliskin soru sorsun vs.vs.vs...
Sirca koskle kuleyle ne alakasi var? Hersey gulluk gulistanlik, hic sorun yok gibi birsey de demedim!?
Ikincisi, inanca sahip olmamanin toplumsal duzeyde zarari oldugunu gosterebilen yok daha. Egitim seviyesi, sosyal adalat, suc oranlari vs. gibi en basit gostergelere baktigimizda da tezlerinizi havada birakan seyler ortaya cikiyor.
Bilimi de elbette faydali birsey olarak goruyorum. Hem azbucuk bir faydasi yok. Insanin kafasini kullanmayip bilim yapmasaydi muhtemelen milyarlarca insan yeryuzunden silinip yok olacak, hayatta kalma sansi epeyce azalacak. Hersey allahtan demis olsaydi, simdiye nallari coktan dikmisti.
Birilerinin tartisiyor olmasi etik sorunlari oldugunu gostermez. Hem bu ne bicim sacma iddia boyle, ne etik sorunu? kendini arastirma ile temellendirip bilgi uretilmesine olanak saglayan bir teorinin ne etik sorunu olabilir!? Bilimin bulgularini dini anlatilara uymuyor diye hazmedemeyenler, bilimsel planda aciz kaldiklari icin bu tarz etik degil, deger, ahlak diye kendilerince itibarini dusurmeye calisirlar. Bahsettiginiz tartismalar, kok-hucre arastirmalari vs. ise bu bambaska bir konudur. Ee herhalde yani, ben sizinle anlasmaya calismiyorum ki!? yazdiklarinizin yanlis ve abesle istigal eden seyler oldugunu iddia ediyorum.Yazan: fuatogl Tarih: June 10, 2008 12:45 PM
Din ile özgürlük bağdaşmaz.
Bunun anlamak için dini bilmeniz kafi.
"Ben inançlı biriyim benim dinime hakaret ediyorsun" teraneleri ile de bu dediğim anlaşılabilemez.
Önce dinin ne oldugunu bileceksiniz...sonra bir kaç dini inceleyeeksiniz. İsterseniz kendi dininizden başlayabilirsiniz.
Ondan sonra dinsizliği inceleyeceksiniz.
Ve tabii ki özgürlüğü de anlayacaksınız.
Ondan sonra çıkıp "din özgürlük ile bağdaşır" dedikten sonra belki bunun altını dolduabilirsiniz.
Din özgürlükle bağdaşmaz...
Bağdaşsaydı asırlar boyu ibadethanelere tıkılması için uğraş verilmezdi.
Ancaaaak...
...dinden yolunuzu buluyor avantanızı alıyorsanız dersiniz ki bağdaşır.
Bunu demek özgürlüğe girer...zira saçmalamak serbest.
Yazan: hubbez Tarih: July 3, 2008 12:48 PM
Hubbez,
Senin mantığın ile,
Vicdan ile özgürlük de bağdaşmaz.
Bu açıdan din ile bağdaşmayan bir özgürlük var ise bu zaten özgürlük değil, anarşistliktir diyebiliriz.
O açıdan bence sorun yok.
Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: July 4, 2008 12:00 PM