« Devlet Milletten Akıllı mıdır? | Ana Sayfa | Ağlama Duvarı’ndaki General »

June 16, 2008

Atatürk’ü Nasıl Sevsinler ki?

[16 Haziran 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]

Gazeteci Fatih Altaylı’nın sunduğu televizyon programına katılıp da “Atatürk’ü sevmediğini” söyleyen başörtülü öğrenci, bir anda medyanın boy hedefi oldu. “Büyük” bir gazete, internet sitesinde “İşte alçaklığın geldiği son nokta” gibi düpedüz hakaret içeren bir spot bile kullandı. Bu genç hanım “Atatürk’ü sevmemek suçu”ndan yargılanıp hüküm giyer mi, bilmiyorum. (Burası Türkiye; olur, olur.) Fakat kendisine “alçak” diyenleri mahkemeye verip tazminata mahkum ettirme hakkının olması lazım. (Ama burası Türkiye; olmaz, olmaz.)

Kuşkusuz bu gibi “aykırı” beyanlar karşısında yapılması gereken “vay, nasıl böyle düşünürsün” diye köpürmek ve “medyatik linç”e girişmek değil. Yapılması gereken, tepki gösteren kişinin niye öyle düşündüğünü anlamaya çalışmak. Zaten burada tepki gösteren kişi, yani “türbanlı” öğrenci Nuray Bezirgan, bunun sebebini de açıklamış. “İnsanlar bana Atatürkçülük adına zulmediyorlarsa,” demiş, “benden Atatürk'ü sevmemi bekleyemezsiniz”.

Evet, gerçekten de Atatürk’ü nasıl sevebilir ki? Bu ülkedeki muhafazakar Müslümanlar her gün “mürteci” diye aşağılanıyor, devlet kurumları tarafından “iç düşman” ilan ediliyor, “kamusal alan”dan mahkeme kararıyla kovuluyorlar ve bütün bunları yapanlar sürekli olarak Atatürk’ü referans gösteriyor. Muhafazakar dindarların haklarını savunan siyasi partilere karşı defalarca darbe yapıldı, şimdi “ağır çekim” bir tane daha yapılıyor, ve demokrasiyi hedef alan tüm bu saldırılar “Atatürk ilkeleri”ne dayandırılıyor. Ortalık, “Atatürk Türkiye’sinde dincilere, tarikatçılara yer yok!” diye ültimatom veren rejim gardiyanlarıyla dolu.

Bu durum karşısında ne hissetmesini bekiyorsunuz ki bu insanların? Kendilerini sürekli ezen ve aşağılayan bir ideolojik akımın idolünü nasıl benimseyebilirler?

Eğer Atatürk’ü tüm yurttaşların saydığı ve sevdiği ulusal bir sembol haline getirmek istiyorsak — ki buna ihtiyacımız var — o zaman yapılması gereken onu bu ideolojik şablondan çıkarmak. “CHP ideolojisi”nin tapulu malı değil, tüm toplumun ortak değeri haline getirmek. ABD’de George Washington öyledir mesela. Dar bir ideolojinin değil, tüm ideoloji ve görüşlere serbest rekabet ortamı sağlayan “demokrasi”nin kurucusu sayıldığı için herkesçe benimsenmiştir.

Bizde ise Atatürk giderek daha fazla ideolojikleştirildi, toplumun tümünün değil, sadece “merkez”inin sembolü haline getirildi. Öyle ya, Atatürk’ten, “Kürdünden Ermenisine, kravatlısından şalvarlısına, Nakşibendisinden Nurcusuna dek herkesin atası” diye söz edildiğini duydunuz mu hiç? Böyle kucaklayıcı bir Atatürk portresi vardı da, toplum mu beğenmedi?

İşin doğrusu şu: Türkiye hala ideolojik bir devletle, bu ideolojiyi benimsemeyen kesimlerin çatışmasını yaşıyor. Bu ideolojik devlet, dünyadaki pek çok benzerinin yaptığı gibi, kendine meşruiyet sağlamak için bir “lider kültü” yaratmış durumda. Bu otoriter sistemi “yaşam biçimleri” ve çıkarları açısından faydalı bulanlar, yahut onun ideolojisini içselleştirmiş olanlar, durumdan memnun. Sistem yüzünden hakları çiğnenenler, yahut hakları çiğnenenlere içleri sızlayanlar ise, demokrasi ve özgürlük istiyor.

Bu otoriter sistemin ve onun yarattığı “lider kültü”nün herkes tarafından güle-oynaya benimsenmesini beklemek, tek kelimeyle saflık olur. Bunu zorla elde etmeye kalkmak, “Atatürk’ü kanun zoruyla sevdirmek” ise, saflığın ötesinde despotluktur.

Unutmayın ki sevgi dayatılmaz, kazanılır. Eğer bazı vatandaşlarınız sizi bir türlü sevemiyorsa, suçu sürekli onların “ihanetinde” aramak yerine biraz da kendinize bakmanız, “biz ne yaptık bu insanlara” diye sormanız lazım.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: June 16, 2008 10:36 AM

Okur Yorumları

(NOT: Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Mustafa Akyol tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, standart yorum kurallarını dikkate almanız önemle rica olunur.)

Kraldan fazla kralcı zihniyeti eleştirmekte sonuna kadar haklısınız ama kral da sizin şu tanımınıza uymuyordu gerçekten:
"Öyle ya, Atatürk’ten, “Kürdünden Ermenisine, kravatlısından şalvarlısına, Nakşibendisinden Nurcusuna dek herkesin atası” diye söz edildiğini duydunuz mu hiç?"
Atatürk bu kralcıların zannettiği gibi bir kral değildi tabiri caizse, kralcılar kendi sığ görüşlerini Atatürk'e de yapıştırmaya çalışıyorlar, onu o şekilde görmek ve göstermek istiyorlar, çünkü "kişi kendinden bilir işi". Fakat yukarıdaki cümlede bahsettiğiniz gibi de değildi.

Yazan: Meliha Tarih: June 16, 2008 11:51 AM

Bir kız öğrenciyi başını örttüğü için tahsil hakkından mahrum etmek, İstiklal Savaşı başlarında ve Maraş'ta,düşmanlar tarafından başörtüsü çekilip düşürüldüğü için başlayan milli şahlanışın ruhuna tükürmektir..N.Fazıl Kısakürek'ten..

Yazan: deniz Tarih: June 16, 2008 11:59 AM

bu filmi daha önce görmüştüm ben.sanırım sonunu da biliyoruz hepimiz.
bu tarz haberler, aklıma bazı sorular getiriyor.
''Ama hangi Atatürk?'' diye mesela ya da- üzerinden oldukça zaman ve haber geçtiği için unutabiliriz diye-
bir insanı tebrik etmeniz ne kadar sürer...
Genelkurmayda başka kimler için kameralar karartılıp kat boşaltılmıştır...
Başbuğ ağlama duvarında ne için dua etmiştir acaba
''Darbenin dört atlısı'' neyin haber olduğuna karar verebilir mi?
Ergenekon neydi?
Tuzla bir masal diyarı mı?
Başkasının özgürlüğünü savunabilir miyiz?(uzun etek giydiği ve peruk taktığı tespit edilip,kıyafetini değiştirmezse sözlüye alınmayacağı bildirilen kız kadar;saçı uzun,sakalını kendince şekillendirmiş,küpe takan erkek öğrencinin aynı öğretim üyesinin huzurundan(!)kovulmasını veya kürt,ermeni,alevi... yurttaşları savunabilir miyiz?)
Benim oturduğum yerde ''karşı mahalle baskısı''ndan söz etme cesaretini kim gösterecek?
Baykal'ın güneydoğu rezaleti-özür dilerim- ziyaretinde atılan yumurtaların faturası kime kesilecek ve ''burdan sana oy çıkmaz''yazılarını okuyabilmesi daha doğrusu anlayabilmesi için ne kadar zamana ihtiyacı var?
Önder Sav ''chp ile uğraşanlar iflah olmaz'' derken...bizi de mi kapatıp asacaklar?
İnönücülere Atatürk'ü seviyor musunuz sorusunu hangi gazeteci sorabilecek?
Düşündüğüm için anayasa m.si beni de iptal eder mi?
ve bütün bunlar çok şükür yüzümüzü güldüren hatta bizi sevinçten havaya uçuran 94 dk.lık maç süresince unutulur mu?...

Saygılarımla

Yazan: dr.seher Tarih: June 16, 2008 12:00 PM

Atatürk'ün ilkeleri bir ideoloji değil bu ülkenin temellerini oluşturur. Bu temel ilkelerin en önemlilerinden biri de lâikliktir. Siz ve bu hanım kızımızın katlanamadığı kısım ise burada. Bu hanım kızın başka bir programda "ben lâik değilim" dediğini de duymuştum yani sorun direkt lâiklikle alakalı partiler ya da ideolojilerle değil.

Yine bu hanım kızın Atatürk'ü sevmiyorum deyip Ayetullah Hümeyni'yi örnek alıyorum demesinden zaten nasıl bir düşünce yapısına sahip olduğu anlaşılıyor. Anlamadığım kısım zaten irtica etmişsin git İran'da yaşa. Madem o kadar çok seviyorsan Kanada'da neden yaşıyorsun.

Aslında bu açıklamaların bu düşünce yapısına sahip insanların gerçek amaçlarını göstermesi açısından iyi olduğunu söyleyebilirim.

Selamlar.

Yazan: Volkan Çınar Tarih: June 16, 2008 12:02 PM

Olayın Atatürk boyutundan başka bir de belki "Fadime Şahin" boyutu var. Elbette ki bu kız Fadime Şahin'le birebir örtüşmüyor ama örtüşseydi buram buram senaryo kokacaktı. Biraz daha ustaca oynanan birşeye benziyor, bir adamla beraberliği değil de tahsil hayataı engellenen yani kutsal birşey uğruna başka kutsal birşeyden vazgeçmek zorunda kala bir kız, hatta bir anne. Senaryoda masumiyetler çarpışıyor, olay daha da inandırıcı görülsün diye belki. Ve böyle biri -aslında cımbızlanan bir söz de olsa- atatürk'ten bahsediyor menfi bir şekilde. Bu camiaya uzak insanlar da bunun binlerce benzerlerinin, yani üniversite kapısına kadar gelmiş gayet masum görünen bu kızların içten içe atarük düşmanlığı ve hatta Humeyni sempatisi taşıdığını düşünüyorlar. Humeyni rejiminin -daha önceki bir yazınızda yazdığınız gibi- bizim şu anki halimize ne kadar çok benzediğini hiç düşünmeden.
Kendisi de başörtülü olan, yüzlerce başörtülü arkadaşı olan insanlar için bu olaylar o kadar trajikomik ki...
Biz bu tipleri sadece televizyonda görüyoruz nedense, etrafımızda yok. En radikali bile Humeyni'ye hayran olmaz. Biz mi uzaydan geldik, bunlardan bihaberiz? Onlar mı uzaydan geldiler? Yoksa bu işin içinde başka bir iş mi var?

Yazan: Meliha Tarih: June 16, 2008 12:46 PM

Bir ulusal sembole ihtiyacımız varsa, Atatürk'ü eğelim, bükelim kendimize uyduralım, herkese sevdirelim.

Tabi eğip bükebileceğimiz başka bir tarihi şahsiyette bulabiliriz. Belki Atatürk'ten çok daha zahmetsiz olur.

Ama bence buna gerek yok. Tecrübe ile sabit ki biz bunu beceremiyoruz. Kült haline getirmekten kurtulamıyoruz.

Biraz sivri bir adamımdır, yere ve zamana göre değişmekle birlikte. Çünkü etrafımdakilerden farklı olarak bir lider beni hep ürkütür. Dünya işlerine yönelik her sözü doğru, her yaptığı doğru bir lider beni hep ürkütür. Sevmem, sevemem bana dayatılan böyle bir lider tanımını. Bakın lideri değil, o tanımı sevemem. Bu zamanla lidere karşı bir sevgisizlik de getirebilir, çünkü bunaltır. Bir de çok gerçekçi konuşursam, çok sivrilirsem sevilmem kaygısıyla ille de sevmediği sevemediği, sevmek zorunda olmadığı lidere ufak iltifatlar etmek zorunda kalınca, bu beni daha da bunaltır.

Atatürk'e Mustafa Akyol Bey nasıl baktığını yazmıştı. Ben de hemen hemen paralel bir gözle bakıyorum Atatürk'e. Biraz yandan ama.

Atatürk'ü abartmalarını sevmiyorum. Sadece Atatürk'ü de değil. Kara Murat'ın abartılmasını bile sevmiyorum. İlginç gelebilir ama küçükken kardeşimle savaşçılık oynarken hep "Alman" olurdum. O zaman bildiğim tek millet adı Alman'dı. Ve onlarında Türkçe(yani benim gibi konuştuğunu sanıyordum) Yani kara Murat'ın öldürdüğü Bizanslılar benim için Alman ve kötü ama hakları yenilen adamlardı. Kara Murat'ın abartılı savaş mahareti ben de bir anti pati oluştururdu. Rocky de, Rambo da, vs. vs. Çok kişi benimle bu yüzden film izlemeyi sevmez. Ben filmi, yanımdakiler beni çekilmez bulur.

Atatürk dönemini demokrasi bakımından pek de iç açıcı bir dönem olarak görmem.

Ekonomi bakımından herşeyimizi ona borçlu hissedecek kadar başarılı görmem. Hatta başarısızdır, eksiği çoktur.

Eğitim bakımından kereste üretmeye başladığımız ilk tarihlerdir diyebilirim. Tabi o da emekleme aşamasında.

Ama Atatürk'ü halkın değerlerine tahammül konusunda bir İnönü'den 3-5 gömlek üstün görürüm.

Fakat bir çok alanda Özal gibi ufuk açıcı bir rolü olduğu da söylenebilir o dönemin.

Kurtuluş mücadelesi için herhalde kimse Atatürk'ün iderliğine ve kadro kurma kabiliyetine kötü diyemez.

Fakat ne hikmetse Atatürk'ü eleştirdiğinizde önünüze ilk konan da budur, buna lafım yok deseniz de teyp takılmıştır birkere.

Hatta Atatürk'e ekonomik eleştiriler yöneltseniz de, dinci damgası yemekten kurtulamazsınız.

Falan filan.

Atatürk'ün baskıları meşru göstermek için bir araç olarak kullanıldığını ve antipatinin en büyük nedeninin bu olduğunu Mustafa Bey zaten söylemiş.

Bir de şunu ekleyeyim. Ailemden Atatürk ile ilgili herhangi bir olumsuz fikir görmemiştim. Zaten Atatürk'ü de ilkokulda tanıdım. Yani gayet objektiftim. İlkokul 1. sınıfta, cumhuriyet adındaki idare biçiminin ne güzel bir idare olduğunu söylüyordum. Fakat o idarenin kurucusuna bu kadar sevgi ile bakamıyordum. İlkokul 1. sınıfta(yaş 7; yolun başı) arkadaşlarımızla "la, sen Atatürk'ü seviyon mu?" tarzında konuşmalarımız olurdu. Ben o yaştan beri sevemedim. Ailemden, çevremden olumsuz sözler işitmediğim, Atatürk'ü ilkokulda "kurtarıcımız" olarak tanıdığım halde. Ama cumhuriyete laf söyletmezdim. Bundan iyi bir idare biçimi olabilir mi derdim. Sonra demokrasiyi öğrendim. Cumhuriyet ancak demokrasi ile güzelmiş meğer.

Evet, işte ben. Ben de bir örnek. O kız gibi beni de alın tahlile.

Tabi özeleştiriye cesaretiniz varsa.

Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: June 16, 2008 1:31 PM

Samimi dindar biri, eğer doğru düşünme yeteneğine sahipse, yada çok küçkten beyni yıkanmamışsa, Atatürk;ü sevmemesi izah edilemez. Nokta. Atatürk;ü putlaştırarak onu İslam karşıtı gibi gösteren sözde dindarlar ve laikçi yobazlarda aynı çizgiye, yani Türkiye'yi istikrarsızlaştırmaya ve bölgesel oyun kurucu değil, kurulan oyunun piyonu olmasına hizmet etmektedirler. Uzlaşmaz gibi göründükleri ortak noktaları, Atatürk;ü din düşmanı gibi gösterme gayretidir. Atatürk;ün ana dilde ibadet ve laiklik prensibi ile İslamın demokratik hayat ile uyumlanabileceği gerçeğinin mimarı olduğunu artık kabul etmeliyiz. Ana dili Türkçe olan her Türk'ün rehberi olan, Hak dini, Kuran dili tefsirini yazdırtan kim? Bugün AB ile müzakere edebiliyorsak bunu kime borçluyuz? Korkudan en sapık hurafelere bile ses edemeyen sözde müslümanların dine verdiği zararları görünce, Atatürk;ün velinimet olduğu er yada geç kabul edilecektir. Atatürk'ün arkasına saklanarak din düşmanlığı yapan sahtekarların maskeside ancak bu değer idrak edilince düşecektir. Üç nokta...

Yazan: kerim Tarih: June 16, 2008 3:08 PM

Ülkemizi yöneten ölümsüz ideoloji:kemalizim ve bu ideolojinin ölümlü koruyucuları:chp

yıllardır ülkemizde insanları bölme, tasnif etme durumu yaşanıyor. türk-kürt , alevi -sünni...derken şimdi de laik-antilaik.
kendini laik ,Atatürkçü,kemalist diye tanımlayanlar nasıl oluyorsa bu ülkede hep haklı çıkıyor ya da çıkarılıyor.kendilerine aykırı kişileri kötü sıfatlarla nitelerken( mürteci,bölücü,yobaz) kendileri ak kaşık olarak boy gösteriyor.
chp ve kendi gençliği,yıllardır 'biz Atatürk ün askerleriyiz,cumhuriyet savunucularıyız deyip;kendisi dışındaki insanları ötekileştirerek,asıl suçu işlemiyorlar mı?
acaba ATATÜRK sadece bu partiye mi ait?


Yazan: Anonymous Tarih: June 16, 2008 3:31 PM

Mustafa Bey konuyu laikçi zihniyetin baskılarının Atatürk'ü sağlıklı değerlendirme imkanını ortadan kaldırdığı çerçevesinde ele almış ki bu yönüyle haklıdır,katılıyorum..

Fakat N.Bezirgan isimli arkadaşa destek vermediğimi ifade etmek isterim.Atatürk'ü sevmemenin arkasında başörtüsü yasağı değil,laik cumhuriyete itiraz var..klasik bir söylemi dile getiriyor..Atatürk halka halifeliği kaldıracağını söylemedi,yoksa Padişah O'na bu yetkiyi vermezdi falan filan..Bezirgan,laikliği sevmediği için Atatürk'ü sevmiyor..örtü yasağından canı yandığı için değil..Atatürkle sorunum yok,yasakçı Atatürkçüleri sevmiyorum demeyi akıl edemiyor nedense??.Neden okumak için İran'a gitmemiş de Kanada'ya gitmiş acaba?..

Bezirgan gibi kızlar öyle çok saf,masum kızlar falan değiller..Fatih Altaylı gibi 28 Şubat sürecinde örtülü öğrencilere fahişe diyen bir adamın programında ne işi var bu kızların?..insan bir kere gururlu olur ya hu!!..Karşısına oturup açıklama yaptığın adam seni kötü gözle görüyor,ne akla hizmet o programa çıkarsın?..Ha Altaylı ha Bezirgan..benim gözümde aynı kalitede iki insan..
muhatabında kalite aramayan kişi de muhatabının kalitesindedir bana göre..

Ben Bezirganlarla aynı dönemde okudum,aynı süreçten geçtim..Kanada'ya vs..gitmek için burs ayarlayabilirdim..gitmedim..burada bu işin çilesini çektim..herşeye rağmen Türkiye'den lisansımı aldım ve bırakın Atatürk'ü sevmemeyi ne kadar önemli bir insan olduğunu asıl savunmamız gereken şeyin laik cumhuriyet olduğunu anladım..

Ben Atattürkçülerin tüm baskı ve aşağılamalarına rağmen Atatürk'ü seviyorum..

saygılar..

Yazan: deniz Tarih: June 16, 2008 6:47 PM

Pes artık.Olay hepimizin gözleri önünde tv de yaşandı.yaptığınız gazetecilik mi,ayıp be ayıp..Kimse Atatürk ü sevmek zorunda değil,zaten Atatürk ünde O gibi kimselerin sevgisine ihtiyacı yok.O AYMAZ ın birini sevip sevmemesi ve buna gösterilen tepki olayın rezilliğini gizlemesin..Gazeteci bey,O aymaz hatun başka ne dedi;'ingiliz mandasını ,bağımsız TC ye tercih ederim ' demedi mi????BAĞIMSIZLIK VE ULUS BİLİNCİ OLMAYAN zavallının bu sözü üzerine değil bir köşe yazısı ciltlerce kitap yazılmalı.ama siz bile yukardaki yazınızda olayın bu yönünü gizlemeye ve cumhuriyete önyargılı bakışınızın esiri olmaya devam ediyorsunuz..korkmayın ,yarısı sıtmalı bir sürüden ULUS yaratmaya çalışan; kul değil yurttaş olmamızı öğütleyen O BÜYÜK İNSANIN sizin ve kara fatmaların sevgisine ihtiyacı yok.yok.yok...gazeteciysen ve ulusal yazılar yazıyorsan OBJEKTİF OL OBJEKTİF...herkesin gözleri önünde yaşanan bir rezilliğin sadece bir yönünü ön plana çıkararak , asıl rezilliği gizlemeyin...Sayın Akyol size ve O zavallıya bir sorum olacak; İşgal altında olan bir islam ülkesinde müslümanların yaptığı ibadet ALLAH KATINDA geçerli midir değil midir????? O aymazın ve sizin tavrınız ,cumhuriyet projesinin nekadar doğru olduğunu ve kurucusunun büyüklüğünü ispatlıyor..türban gösterisinde yerde yuvarlanma fotoğrafını Kanada da hakime delil gösterip 2 saatte iltica hakkı alan aymaz; aynı fotoğrafla niye iranlı mollanın huzuruna çıkıp aynı ilticayı talep etmedin???islam ülkeleri ne zaman kurtulacak biliyormusunuz, müslümanlar sizin gibi DİN BEZİRGANLARINDAN kurtulduğu zaman.....

Yazan: ümit harmancı Tarih: June 16, 2008 8:30 PM

Neden ben birini sevmek zorundayım ve izah edemeyeyim.. Düşüncelerimi ifade edebildikten, dinlendikten ve yargılanmadıktan sonra...Ve neden birilerinin zoraki ulus ütopyaları uğruna birilerini sakızla kalbime yapıştırmaya çalışayım.. Efendim sözde müslümanıda sözde atatürkçüsüde kimse kimseye en azından sevgiyi dikte ettirmesin.. Artık katlanılacak gibi değil bu.. Nedir bu göz göre göre çifte standardlar.. Muhmmedi sevmediğini söyleyen biri(hakaret değil) bu dışlanma duruma uğramzken, tersini düşünen neden uğrar ayrımcılığa böyle üst katmanda.. Allah için insanlara yardım ettiğini söyleyen birinin sırtı sıvazlanırken, özgürlük için birşeyler yapmaya çalışan ise devrimci anarşist diye dışlanıp kötüleniyor alt katmanda...
Neden birileri benim yerime bana temel oluşturmaya çalışıyor..ve istediğim şeyi engellemeye çalışıyor.. Neden birileri laik olmamı istedi diye laik olacakmışım..ya da şeriatçı olmamı istiyor diye.kimseye zararım dokunmadıktan sonra istediğim şey olabilmeliyim.. olabilecek temel şeyde bu ve adalettir.. ama görüyorum ki hiç bir şey kalmadı elle tutulur... suç bizlerde değil bize düşünmeyi unutturanlarda.........
hepimiz birer bond olmuş suçlu arıyoruz.. kendi içimize yönelebilme dileğiyle..

Yazan: narez Tarih: June 16, 2008 11:56 PM

bu kadar da olmaz, yurt dışından guzelim yurdumda nelerin tartışıldığını izleyince içim kan ağlıyor: üniversitlerin totaliter düşüncenin esiri olması, yargının yasama ile yarışması... yeter rahat bırakın artık bu insanları, bilim üretelim, teknoloji üretelim, asıl şu durmadan ısıtılıp ısıtılıp gundeme getirilen konulardan kurtulalım -başörtüsü..vs- anlamsız şekilde karşı çıkılmalar, kim bilir binlerce-belkide milyonlarca mesai saatinin boşa harcanmasına sebep oldu... örneğin g.koreye bakalım, hem gelenekleri hemde modern yapısı ile son 50 yılda nasıl da kalkındılar, dünyaca meshur en az 3 teknolojı ureten markaları var, hindistan yada malezya bile... bizde ise varsa yoksa "irtica" gelirmişmiş...
ikincisi- bir kişiyi zorla sevdiremeyiz, heleki malum konuda masum olanlardan bunu hiç beklemeyelim...gerçekçi olalım...
üçüncüsü- artık birşey yapma zamanı geldi, gerçekten arkadaşlar; a dan z ye herşeyde toparlanalım, Ulu Önderin istediği bu deüğilmiydi, O olsaydı şimdi dünyanın 1 numaralı ulkesi olmamız için ne kadar çaba sarf ederdi dimi,...mesela turism ile ( Istanbul'u senelerce ihmal ettik ,ne hale geldi altın şehir..mutluluk kapısı, içim kan ağlıyor, bazen diyorum ki eğer bu Istanbul çok planlı bir şekilde yerleştirilseydi, şimdi dünyanın EN ÇOK MERAK EDILEN, BILINEN, ISTENEN yeri olurdu, çoğrafik yapısı, binlerce yıllık mimarisi, yeşili ve mavisi...)

Yazan: belenus Tarih: June 17, 2008 1:03 AM

Objektif bakış açınızdan dolayı tebrik ederim sizi.Devamlı insanlar birbirini ayıplama peşinde Türkiye'de.Kendi fikrinin dışında düşünen kişileri nedense hep hapse atmak istiyoruz oysaki hakaret kapsamına bile girmeyen sözlerden dolayı.Ya onların dediği doğruysa bizimki yanlışsa.Yahut kimseninki doğru değilse.Doğruluğunu bırakın o onun fikri, bu senin fikrin.Yurt dışınıda bile biri olarak bu anlayışsızlığımıza çok üzülüyorum.Biz neden saygıyı öğrenemedik başka ırka başka görüşe.
Ben gittiğim bir ülkede dünkü gibi bir milli maç sonrasında yenilen ülkenin meydanında karşı ülkeden yüzlerce kişinin korkusuzca eğlendiğini gördüm.Bizde olsa eğlenmeyi bırakın ortalıkta dolaşması suç olur.Hemde o ülke Çek Cumhuriyetiydi.Kendimizi bile vururken umarım o kadar saygılı bir milleti rencide etmemişizdir.
Bu ülkede yaşayan farklı kültürlerin hepsi bu durumdan şikayetçi.Alevi memnun değil heran rencide olma korkusu içinde, kürtler keza.PKK'lı ile kürdü birbirinden ayıramayan bir milletiz.
Herkes farklı yönlerden gelen korkular içinde yaşıyor.Bunları bırakıp işimize gücümüze bir türlü konsantre olup yol alamıyoruz.Amerikanın bizim üzerimizde bir oyunu varsa o da bu olsa gerek.
Birtek bu yaşam savaşında daha rahat olanlar Atatürkçüler ama onlar bile bisürü korumayla geziyor ama karşı taraf tahrik edilmezse korunma çok gerekli olmaz genelde.Ve son sözüm inşallah Fatih Altaylı, duran insanları kışkırtması politikası güden bu şahıs, inşallah Türkiyede aydın sınıf içinde tabir edilmiyordur.Bir aydına yakışan şeyler hiç değil bu davranışlar.Kalbinin içinde rejime karşı sevgi duymayan insanların hepsini hapse mi atacaksınız.Böylece daha da diktatör olursunuz.Dahada sevilmezsiniz.Tıpkı George Orwell'ın 1984 kitabı gibi olursunuz.Kimsenin kalbine hükmedemezsiniz.Biraz daha birbirimize saygılı davranmayı öğrenmek ümidiyle..

Yazan: Zeynep Tarih: June 17, 2008 2:11 AM

(1) Ben Atatürk’ü tüm yurttaşların saydığı ve sevdiği ulusal bir sembol haline getirmek istemiyorum.

(2) Atatürk'ü ya da onunla anılan bir sembolü sevmek de istemiyorum.

(3) Zorla sevemiyorum, ne yapayım?

Yazan: El idiota Tarih: June 17, 2008 2:21 AM

Sorun tek başına o bayanın Atatürk'ü sevmiyorum demesi değildi çünkü artık Atatürk'ü sevmemek moda oldu. Asıl Sorun Atatürk'e kıyasla Humeyni'yi sevmesi idi bence.
Humeyni'yi Atatürk'ten çok seven o bayana sormak istiyorum acaba kendi din anlayışına göre hangisinin Allah'ın rızasını kazanma ihtimali yüksektir.
Atatürk'ün mü yoksa Şii Humeyni'nin mi?
Her fırsatta dünyada 1 milyardan fazla müslüman olduğunu söyleyenler aslında kendi inançlarıyla çelişmektedir. Vahhbi Suudiler gerçekten sizden mi ya da Şii İran'lılar.
Hak mezhepten saymadığınız bu ülkelerin nüfuslarını işinize gelince kendinizden yana sayarken sahip olduğunuz İslam anlayışına göre onların amel defterlerinin hangi taraftan verileceğine neden değinmiyorsunuz?
Şu andaki durum düşmanımın düşmanı dostumdur mantığıdır.
Daha yakın bir örnekle Türkiye'nin %99 u müslüman diyorsunuz ama 20 milyona yakın nüfusa sahip olan Alevilerin yaptığı yemeği bile yemeyi çoğunuz günah sayıyorsunuz. Bana hiç müslüman kavramının genelliğinden falan söz etmeyin sakın. Kuyucu Murat paşa gibiler ya da Yavuz Sultan Selim'e anlatın onu.
Bu sadece terimsel bir birlik ne ruhunuz ne kalbiniz asla bir değil, olamaz da... Çıkarları çatıştığı zaman şiilerle sunnilerin birbirine karşı nasıl göz kırpmadan katliam yaptığını başta Irak olmak üzere birçok ülkede görüyoruz. Katolik-ortadoks-protestan düşmanlığından farkı yoktur.
Umarım bu ülkedeki Aleviler sizin onları sözde kendinizden görmenizdeki sahtekarlığı anlıyordur.
Umarım o Aleviler Kuyucu Murat Paşa'ya neden Kuyucu dendiğini unutmazlar.
Humeyni'yi seviyormuş. Aşerei mübeşşereden Ömer'i lanetle yad eden Humeyni yi mi seviyormuş gerçekten?
Eğer öyleyse ya cahil, ya münafık ya da Atatürk'e o kadar düşman ki onu kendince aşağılamak için bu lafı sarfetti. Çoğunuz da Humeyni gibi birinin ulusun kurtarıcısına kıyasla daha az sevilmesine zımni de olsa onay veriyosunuz. Aferin size!!!
Türkiyedeki okullarda sadece siz okumadınız. Ben de, hepimiz de oralarda okuduk. Atatürk'ün putlaştırıldığını düşünen de sadece siz değilsiniz. Atatürkün bir insan olduğunu ve pek tabii ki hatalar da yaptığının kabul edilmesi gerektiğne inanan da sadece siz değilsiniz ama bunları kabul etmek humeyni gibi birini Atatürk'e yeğ tutmanızı mı gerektiriyor?
Mustafa bey sözde düşünen aydın bir insan ama her zaman olduğu gibi bu yazıda da nalıncı keseri gibi çalışmış.
İşinize gelen şeyi işinize geldği şekilde kullanmakta üstünüze yok. Cehennemlik Humeyniyi daha çok sevin bakalım. O inandığınız ahirette bu da size sorulmaz mı sanıyorsunuz?

Yazan: UMUT Tarih: June 17, 2008 4:14 AM


-Humeyniyi seviyor musun?
-Evet.
-İrandaki rejimi benimsiyor musun?
-Hayır.
-E ama kurucusu Humeyni?
-Ben Humeyninin fikirlerini değil kendisini seviyorum şahsen.

Kendi hayatına yön verme hakkında dahi sahip olamayan, ailesindeki bir kaç erkeğin kölelikten devşirme baskısı ile kılık kıyafeti belirlenmiş, evlenmek yerine verilerek evlendirilen, feodalitenin ve ataerkilliğin kucağında çaresiz olarak oturan gecekondu kaçkını iki yellozdan baska nasıl cevap bekliyordunuz?

Skolastik, ezberinin farkındasızlığı ile bunların ettiği lafların konusmaya değer neyi var?

Atatürkü elbette sevmeyecekler...

Şeyhulislamcı din bezirganlarının, goygoycularının, gericilerin karşısında dikilen birini elbette sevmeyecekler.

Sütçü İmam varken hele...

Yazan: hubbez Tarih: June 17, 2008 11:33 AM

Ataturk'u CHP'nin tekelinden kurtarip herkesin sevdigi bir lider haline getirmek gerekir demissiniz? Sizce bu neden sart? Samimi bir sekilde dusuncenizi merak ediyorum.

Yazan: aysegul Tarih: June 17, 2008 12:53 PM

Öncelikle Alevi kimselerin kırılmamasını, sözlerimin maksadının sadece çok tekrar edilen ama üzerinde düşünülmeyen klişelere yönelik olduğunu belirteyim.

Mesele Alevilik-Sünnilik meselesine kaysın istemem ama; UMUT Bey acaba Yavuz Sultan Selim Alevileri Alevi oldukları için kılıçtan geçirmek isteseydi bugün Türkiye'de kaç Alevi yaşardı bir kendisine sorsun. Coğrafi olarak çok korunaklı ortamlarda yaşamayan, genelde düzlük arazilerde yerleşmiş, hatta Sünnilerin ortasında kalan Alevi vatandaşlarımız Alevi oldukları için kıyıma uğramış olsalar bugün ortada Alevi görmememiz lazım gelirdi. Veya şu ihtimali de düşünebiliriz: Yavuz kolay ulaşılabilecek yerlerde yaşayanları sona bıraktı; kayalık, dağlık, yolsuz, izsiz, ıssız(mesela ulaşımı çok güç Karadeniz bölgesini İslamlaştıran Osmanlı'nın ancak ulaşabileceği kadar zor yerleri) yerleri "temizledi", düzlükte, ovada yaşayanları sona bıraktı, ona da ömrü vefa etmedi. Sonra da böyle bir "kıyım politikası"(?!) unutuldu. Bugün ülkemizde yaşayan Alevi vatandaşlarımızın ataları da böylece kurtulmuş oldu?! Size hangisi mantıklı geliyor.

Ayrıca bırakın şu 20 milyon lafını. 20 milyon değil, 20 bin Alevi olsa da onların hak ve talepleri önemlidir. Ama sayıya kıymet verecekSEK, sayalım, kim zararda çıkacak(!)

Böyle çocukça işlerle meşgul etmeyin bizi.

Bu konuda UMUT Bey cevap verirse, tek bir cevap hakkı daha kullanacağım ve gerisini getirmeyeceğim, konu dağılsın istemem. Ondan sonra UMUT Bey kullanırmış, kullanmazmış onu bilmem; görmezden geleceğim.

Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: June 17, 2008 3:01 PM

"*Gerçekten de milli hakimiyet ilkesine bağlı olarak yönetilen medeni devletlerde, kabul edilmiş ve yürürlükte olan kural, milletin genel eğilimlerini en üst düzeyde temsil eden ve bu eğilimlerin bağlı bulunduğu yararlan en yüksek kudret ve yetki ile gerçekleştirilebilecek siyası grubun devlet işlerini üzerine alması ve bunun sorumluluğunu en büyük liderinin omuzlarına yüklermesi ilkesinden ibarettir. "

"*Uyrukları arasında değişik dinlere mensup unsurlar bulunan ve her din mensubu hakkında adaletli ve tarafsız davranmaya ve mahkemelerinde uyruklarıyla yabancılar hakkında adaleti eşit ölçülerle uygulamakla yükümlü olan bir devlet, düşünce ve vicdan özgürlüğüne saygı göstermek zorundadır."

"*Devlet, düşünce ve vicdana saygı göstermekle yükümlüdür. "

"*Bence diktatör, başkalarını idaresine ram edendir. Ben kalpleri kırarak değil kalpleri kazanarak hükmetmek isterim."

"* Toplumsal gelişmenin de, çürümenin de temelinde, yöneticilerin tavırları yatar."

"* Ulustan gerçeği saklayanlar kendilerinin de aldandıklarına inanmalıdırlar."

"* Ulusa efendilik yoktur. Hizmet etmek vardır. Bu ulusa hizmet eden onun efendisi olur."

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK


bu adamlar Atatürkçü felan değildir.Bu adamlar İnönücü'dür.Bunlar Atatürkçülüğü çarpıtarak kendi çıkarları için kullanmışlardır.
Böylece biline...
Bu arada güzel bir yazı olmuş,elinize sağlık.

Yazan: Bigalıoğlu Tarih: June 17, 2008 6:08 PM

dr.seher demişki laiklik bu ülkenin temelini oluşturur... onun için herkes bunu benimsemek zorunda... eğer bunu benimsemiyorsanız o zaman iran'a gidin diyor... peki eğer o eleştirelere maruz kalan arkadaş burada olup dr.seher'e madem siz laikliği savunuyorsunuz o zaman laiklik nerden çıkmışsa oraya gidin siz orada yaşayın deseydi ne olurdu!...

kurtuluş mücadelesinde atatürk mücadele edenlere laiklikmi vaadetmişti? bu kurtuluş mücadelesinde insanlar laik olmak içinmi savaştı... hem bu gün laiklik herkesin kendi siyasetinde kendince anlam yüklediği bir kelime olmuş...

yani nereye çekmek istersen oraya uzanan bir kelime...

bu kelimeyi benimseyen insanlar bile menfaatlerini bu kelimeden temin ettikleri için bu kelimeyi benimsiyorlar...
yoksa kurtuluş savaşları şimdilerde olsaydı bu laikliği savunan kişilerin zannetmiyorum ki laiklik için bir mücadele vereceğini...

laiklik elden gidiyor diyen insanlar bir gösteri için o kadar devlet hazinesinden para harcıyorlar... yani laikliği savunmak için bile menfaat ön plana çıkıyor... oraya çıkıp bağırıp çağırınlar bile hepsi birer tiyatrocu!! ve rolünü iyi yaptıktan sonra alkış ve parasını alır giderler...

yani laikim diyen her insan birer tiyatrocudur...
ve hiçbir tiyatrocunun da sabit bir rolü yoktur...
hangi siyasetçi kelimeye nasıl bir anlam verirse o'da o kelimeyi menfatleri doğrultusunda rolünün hakkını verir...
zaten laiklik kelimeside tiyatrocular için çok değerli bir kelimedir!!! bütün yanlışlarını bu kelime ile doğrularlar!!!

ne geldiyse insanların başına hep herkesin kendi bencesinin yüzünden geldi...

insanlar kavramlarını iyi bildikleri kelimeleri bile yazmaktan artık çekinir olmuşlar...

zaten bunun açık örneğide atatürk'ü sevmiyorum diyen arkadaşın hapis cezası ile karşı karşıya gelmesi... yakında basın mensupları poliside yanına alarak sokaklarda insanlara siz atatürkü seviyormusunuz diye sormaya başlarlar...

şimdi kişi eğer seviyorum dese birşey yok
eğer sevmiyorum dese o zaman vay halinemi!!!

ondan sonra burası laik ve demoktarik bir ülke herkes düşüncesini istediği gibi savunabilir derler!...

din ve vijdan özgürlüğü var derler...
herkes istediği inanç biçimi istediği gibi yaşaya bilir derler!...

devlet ve din işleri birbirinden ayrı birer kurumdurlar, ne din devlete, nede devlet dine karışabilir derler!...

hep çelişki tam çelişki...
amaç, sadece dini yaşayan insanları ablukaya almak, onları şaşırtmak, onları kendi inanclarından soyutlayıp kendi inancını aşılamak...


bu konular hakkında biraz daha aydın fikirli biraz daha araştırmacı bir insan olmak isterdim...
ama maalesef laik bir rejimde yaşıyoruz...

biraz daha kelimelerin anlamlarını açarsak yarın bu kelimeden beslenenlerin ekmeği elden gidebilir...

onun için sus ve aç kalmaya alçakları yükseltmeye propagandasının içinde modem bir köle olmaya devam et!!!

yoksa siz hâlâ özgür olduğunuzumu zannediyorsunuz!!


Yazan: aLaaDDiN YüCe Tarih: June 17, 2008 8:38 PM

Seviyormuş, sevmiyormuş... Oturup konuşulacak mesele bu mu?

Devlet halkın yarısının oy verdiği partiyi kapatmaya çalışıyor, bu eylemine halk mertebesinde az da olsa meşruiyet kazandırmaya çalışıyor.

Bu nedenle tetikçi medyanın bir elemanı bilinçli olarak bu bayanları programa çağırıp konuk ediyor. Peşinden Humeyni'mi Atatürk'mü sorularını bilinçli olarak soruyor.

Verilmek istenen mesaj bu: Bakın işte, biz bunları bu nedenle kapatmak istiyoruz. Çünkü bunlar memleket düşmanı.

Programa katılan bu bayanlara söylenecek şey yok mu? Be ablacığım, sen Kanada gibi bir memlekete gitmiş dünya siyasetini öğrenmeye çalışıyorsun. Bu işe evvela kendi memleketinin siyasetinden başlaman gerekmez mi?

Sen ve arkadaşın, sizi davet eden gazetecinin hangi mantaliteye hizmet ettiğini bilmiyor musunuz? Size ne tür sorular sorabileceğini önceden hesap edemiyor musunuz? Sonra çıkıp böyle diyorsunuz: Biz insan haklarını konuşacağımızı sanıyorduk!

Kardeşim, bunların insan haklarına saygıları sadece televizyon ve gazete reklamlarında olur. Buna da mı hiç şahit olmadınız? Eğer siz siyaset bilimi okuduğunuz halde bunlardan haberdar değilseniz, okumayı bırakın. Yıllarınızı zayi etmeyin boşu boşuna.

Seviyormuş, sevmiyormuş. Ah şu papatya falları derdi Demet Sağıroğlu.

Yazan: vista Tarih: June 18, 2008 9:32 AM

sanırım farkında olamadıklarınız olabildiklerinizden sayıca az...ne acı..ancak yapıcı bir yaklaşımla size şunu söyleyebilirim ki olay atatürkü sevmek ya da sevmemek değil. siz bilmezsiniz zira okuduğunuz kaynaklar sanırım birbirinden alıntı yapıyor ve hepsi aynı yere çıkarım yapıyor :) ancak değinilmesi gereken bir boyutu daha var bu söylediklerinizin. ben eğer bir türk genci olarak bir konu üzerinde ahkam keseceksem o konu hakkında çok şey bilmeliyim. öğrenmeli, anlamalı sindirmeliyim. çok uzun bir dönem sizin bahsettiğiniz olmayan o demokrasi ortamında yayılmış serpilmiş ve içten içe atatürk ve onun silah arkadaşlarına kin duyan insanlardan arkadaşlar da edindim. onlar kendi aralarında ufak ufak bölünmüş olsalar bile düşünce tarzı ve türk tarihi bilgileri açısından birbirlerine sıkı sıkıya bağlıdırlar. birileri gerçekten 70 milyon önünde urfayı sütçü imamı nene hatunu hepsini birbirine kombine ediyor ve yeniden bir türk tarihi yazıp bunu gençlere okutuyor. ve bu gençler el kadarkenden beri gidip geldikleri bu eğitim yuvalarından başka hiçbişey öğrenmiyorlar.işte tv ekranında " başıma bişey gelmeyecekse ben atatürkü sevmiyorum" diyen provokatör arkadaşlar bu şekilde yetişiyor. bana biri bu arkadaşımız son sınıf olana kadar hiç sınava girmemiş mi? girerken başını açmış mı açmamış mı? bunları anlatabilirmi? herneyse bunlar konunun başka yüzleri. demek istediğim türkiyenin iki tarihi var. birinde kurtuluş savaşını halk başlatıyor, halk kazanıyor ve kurtuluş savaşı allah için, islam adına yapılıyor...bir diğeri ise genel olarak bildiğimiz gibi...mustafa kemali belli bir ideolojinin parçası haline getirenler saydığınız isimler değil, bugün bu türban olayının başımıza bela olmasını sağlayanlar. yıllardan beri anlatılanlarda mustafa kemali sokmadıkları şekil kalmadı bu insanların. hatta bu tür tekkelerde ya da aydınlanma evlerinde m.kemal hakkında gerçekmiş gibi anlatılan tonlarca abuk sabuk hikaye vardır. ve unutmayın bu hikayelerin hepsine inanılmaktadır. böyle bir zat artık bu kesimler tarafından sevilir mi? sevilebilme ihtimali var mı? küçücük yaşlarından beri sürekli aynı şey beyinlerine kazınmış bu insanlar gerçekten atatürkü sevebilirler mi? türban olayı ne zaman başladı? öncesinde durum nasıldı sonrasında nasıl? kafası çok çalışan bir kaç oyunbazın yıllar önce ezik olarak gösterdiği kitleler bugün biz ezk değiliz naraları atabilmek adına meydanlarda...türbana inanca saygı özgürlük ister oldular...ancak unutulmamalıdır ki bugün türbanı savunan insanlardır bu problemi başımıza bela eden...siz biz hepimiz iyi biliyoruz ki türban siyasi bir simge olarak algılanıyor. ve yine hepimiz biliyoruz ki seneler önce büyüklerimzi üniversitelerde başlarını örtmüş kardeşleriyle beraber okuyorlardı. şimdi ne oldu ki siz bunları yazmak zorunda kaldınız? bu ülkede olup bitenlerden haberiniz yokken gündemi takip etmek adına yazdığınız sağlam temellere dayanmayan yazınızı pek beğendiğimi söyleyemem. emin olun bu ülkede mustafa kemali sevmeyen ve bunu her fırsatta dile getiren binlerce insan var ve hiçbirine o malum provokatörün dediği gibi hiçbişey olmayacak...bir gün biri Hz.Muhammed'i sevmediğini söylerse başına bişeyler gelir bu ülkede bunu hepimiz iyi biliyoruz. tabi özgürlük ve demokrasi deyince türbanla devlet kurumlarına ve üniversitelerine girmekten başka bişey anlamamak ne kadar doğru, ne kadar inandırıcı...ha ama humeyni sevilir :) çünkü onun kurduğu düzen özgürlüklerle doludur...allah bildiği gibi yapsın hepinizi

Yazan: murat Tarih: June 18, 2008 7:11 PM

Nuray hanım ben Atatürk ü şahsında sevmiyorum dedi açık açık.Hem böyle bir zaman ve böyle bir ülkede.Ve öyle bir programda.Çok yanlıştı.Bir de siyaset okuyan birisi nasıl olurda böyle bir hata yapar.Sevmiyorum demese ne olurdu ki.Humeyni yi bir lider olarak benimsiyor ve seviyorum diyor da Atatürk için de sırf bu ülke için iyi bir lider ruhu var gibi laflar etseydi ne olurdu yani.Bence kahramanlığa hiç gerek yok.Bunlr bu ülkeye aşırı şekilde zarar veren açıklamalar.Ben açıkcası kınadım.Tabii ki bütün başörtülüleri temsil etmiyor fakat toplumdaki genel algiyı nasıl gözardı edebildi.Bir de işin içine Humeyni yi karıştırdı ki bazı çevrelerin tam da duymak istedikleri gibiydi.Bu hanım bu ülkeyi germek isteyenlerin ekmeğine yağ sürdü ve anayasa mahkemesinin türbanla ilgili hukuk dışı kararının üstünün örtülmesini sağladı.Allah tan ki 28 şubatta ki gibi bir reaksiyona sebep olmadı.Burayı Kanada zannetti galiba.

Bu hanım bizimle aynı yerde oturuyor sık sık görüyorum kendisini.Ve ben gidip onunla konuşmayı çok düşündüm.Fakat bu hanımın art niyetli olabileceğini de düşünerek vazgeçtim.Olabilir çünkü dimi takiyeciler çok bu memlekette.


Burda şunu da belirtmek istiyorum ki çok önemli bence herkes Atatürk ü veya başka birini sevmeme hakkına sahiptir.Mesela dinsizlerin Allah ı sevmeme veya dini sevmeme gibi hakları var.Ki bu hakkı da bizzat Allah verir insana.Dinde asla zorlama yoktur.Fakat bu ülkede her harekete her söze dikkat etmek lazım.Burası Türkiye..Ve demokratikleşmeye de hiç niyeti yok.


Yazan: nurmeryem Tarih: June 18, 2008 11:44 PM

Sayın Mustafa Fatih Yüce doğrusu neden bana cevap için çağrıda bulunduğunuzu anlamadım. Bana kim Osmanlı tarihinde Yavuz'dan, Kuyucu Murat'dan daha fazla alevi şii katletmiştir gösteriniz. Ben ortada bir soykırım (ya da dinkırım) var demedim ama Yavuz'un, herhangi bir şekilde karşısına çıkan alevi şiileri katlettiği doğru değil midir?
Kuyucu Murat Paşa'ya, katlettiği alevilerin kafasını kazdırdığı kuyulara gömdüğü için Kuyucu dendiği doğru değil midir?


Nurmeryem hanım TV deki bayandan yani Nuray hanımdan bahsederken "bu ülkede din takiyyecisi çoktur" demiş. Yazısını okuyunca aslında o takiyyecilerden birisinin kendisi olduğu açıkça ortaya çıkıyor. Yazıyı bütünlüğü içinde değerlendirdiğimde benim anladığım şu: Tamam Nuray hanım anladık sizi, biz de Atatürk'ü sevmiyoruz ama sorarlarsa öyle demeyiz. Çünkü bu ülke henüz buna hazır değil. Tamam Nuray Hanım ben de Atatürk'ü sevmiyorum ama bunu ancak bu ülke demokratikleştiğinde açıkça söyleyebilirim.
Tüm yazıda Nuray Hanımı yermişsiniz ama bir kere bile Atatürk'ü sevmiyorum dememişsiniz. Tabii ki demeyebilirisiniz hatta sevmeyedebilirsiniz. Ama keşke takiyyenizi bu kadar açıkça gözümüze sokmasanız. Nuray hanım en azından dürüst. Şimdi kim bu ülkede din takiyyecisi?

Yazan: UMUT Tarih: June 19, 2008 1:27 AM

Yavuz'un Alevi Şii'leri katlettiği ile ilgili rivayetler hangi tarihi belge ve bilgilere dayanıyor?

Yavuz'un Alevileri yok etmek gibi bir politikası olsa, düzlük arazilerde, o dönemin şartlarında bile ulaşımı kolay ve Sünnilerin ortasında yaşayan Alevilerin bugün sayısı ne olurdu?

Yavuz sade vatandaşları hedef almış mıdır?

Yavuz bir takım insanlarla savaştı ise bile, o insanlarla savaşmasının birinci nedeni o insanların mezhebi midir? Mesela Osmanlı Devletine ve Anadoludaki birliğe her fırsatta arkadan saldıran, buna karşın Osmanlı ordusunun karşısına ordusuyla çıkamayan Şah İsmail'e yardım eden, açıkça Osmanlıya ihanet eden kişiler Sünni olsa idi(belki de vardı) Yavuz onlarla da savaşmaz mı idi?

Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: June 20, 2008 12:04 AM

Umut bey bana ithafen yazdığınız yazıyı gülümseyerek okudum(eğer anlamak isterseniz size cevap vermek istiyorum yanlış anlamışsınız).bir kere ben Nuray hanımın din takiyeciliği yaptığını değil bu sözleri ortalığı karıştırmak için söylemiş olabileceğini belirtmek istemiştim.yani Atatürk’e bayılıyor da olabilir ve başörtüsü takıp Atatürk’ü sevmiyorum demiş de olabilir.benim bahsetmek istediğim bu tür insanlar.( tabii günahını da almamak lazım ) sadece böyle bir yerde böyle bir zamanda ortaya çıkmasından şüphelendim.

Gerçekten Atatürk’ü sevmeyen bir insan da olabilir.benim açımdan ve demokratik bir hak olma açısından bu çok normal.kimse kimseyi sevmek zorunda değil ve bunu açıklamak zorunda da değil.bu ülkede Atatürk’ü sevmeme hakkı yok cezası bile var.bırakın sevmesin.ama böyle bir açıklama yaparak ortalığı karıştırmasın demek istemiştim.bu takiyecilik değil asla ve asla ancak politik bir davranış olur benim kanaatimce.

Aslında sevip sevmeme konusu olmamalı.doğrularıyla yanlışlarıyla yapmak istediği ve istemedikleriyle bir lider olarak kabul etmek lazım Atatürk’ü.siz ister inanın ister inanmayın benim Atatürk ile hiçbir problemim yok.başımıza gelenlerin Atatürkçülerle alakası olduğunu düşünüyorum.

Bu konuları tartışmak bana aslında çok saçma geliyor.konuşmamız gereken birçok önemli mesele varken bu tartışmaları gündemimize kim getiriyor?ancak zaman kaybediyoruz.Altaylı bir çocuğa sorar gibi bir soru sordu ve gündemi değiştirdi..art niyetliydi bu soruları Nuray hanıma sorarken.bundan eminim.ama Nuray hanım nasıl böyle bir tuzağa düştü veya niyeti neydi bunu bilemiyorum..bildiğim tek şey saçma sapan bir girdabın içine çekildiğimiz......

Yazan: nurmeryem Tarih: June 20, 2008 12:01 PM

Ben tabii ki bir tarihçi değilim. Bu sebeple haddimi aşmak da istemem. Yavuz ve Kuyucu hakkında bilgilerim genel kültür bilgisidir. Bir ihtisas bilgisi değildir.
Zaten umarım bu konuda yanılıyorumdur. Sayın YÜCE nin bu konunun üzerine gitmesi dolayısıyla küçük bir araştırma yaptım. Vardığım sonuç şu ki aleviler katliam yapıldığını, sünnilerin çoğu ise yapılmadığını söylüyor. Buna tabii ki şaşırmadım. Buraya kısa bir iki alıntı koyacağım sadece. Biri şu: Tüm görüş sahipleri Yavuz'un bu tavrını zamanın Şeyhülislamı İbni Kemal'in fetvasına dayandırıyor. O fetvayı okumak isterseniz buyrun:

ALINTI: "Onlar Şah İsmail tarikatinin metodunun son derece kolay olduğunu ileri sürüyorlar. Şah İsmail´in "helaldir" dediğini helal, haramdır dediğini haram sayıyorlar. . Şah şarabı helal kılsa, şarap helal oluyor. Özetle, küfürlerinin çeşitleri, Dinden dönmeleri küfürlerinde şüphe etmiyoruz. Sürekli gelen haberlerle bize ulaşmıştır. Ülkeleri Dar´ul-Harb´tır. Erkeklerinin ve kadınlarının nikahı geçer*sizdir. Onların çocuklarının her biri zina çocuğudur. Onlardan birinin kestiği hayvan (ölü) mundar olur, her kim bir kadınları ve çocukları helal olur. Adamlarına ge*lince, onlar Müslüman olmadıkça öldürülmeleri zorunludur. Müslüman olduk*larında, zındıklıklarının tersine, diğer Müslümanlar gibi hür olurlar. İnsanlar*dan birisi (Darüs-Selâmı)-(şeriatın hüküm sürdüğü) terk etse bile, onların dini*ni seçse, onun da kesinlikle katli vaciptir."

Kuyucu Murat Paşa hakkında iyi bir şey söyleyen kimseye rastlamadım ama nasıl bir insan olduğunu anlayın diye bir alıntı veriyorum:
"Murat Paşa sivil halkı katletmiş, bizzat kendi eliyle çocuk dahi öldürmüştür. Kuyucu Murat'ın çocuk öldürmesine tanık olan Naima anlatıyor: "... Bir gün pişgah-ı otakta (otağın üstünde) iskemle üzerinde oturup harfolunan (kazılan) bi're (kuyuya) gelen adamları katlettirip doldurmağa meşgul idi. O sırada gördü, halk verasında (arkasında) bir atlı sipahi, bir sabiyi (çocuğu) kenduye redif edip (ardından getirme) geçup gide. Paşa emreyledi varıp sabiyi at arkasından indirip huzuruna götürdüler.
Oğlancığa:
- Sen ne yerdensin? Celali arasına neden düştün? Dedikte, sabi doğru söyleyip
- Falan diyardanım, kıtlık sebebinden babam beni alıp bunlara katıldı. Boğazımız tokluğuna yanlarınca gezerdik, dedi.
- Baban ne idi? deyu sorıcak
- Şeştar çalardı ve anınla doyunurdu. Vezir-i Azam Murad Paşa başını sallayarak acı acı güldü.
- Hay, Celalileri şevke götürürdü, deyup, çocuğun katline işaret etti. İşaret üzerine çocuğu cellatlara verdiler. Fakat cellatlar;
- Bu sabi masumu nice öldürelim, deyu çekilip her biri bir tarafa gidip göz yumdu. Murad Paşa emrinin neden geciktiğini sordukta, cellatların çocuğu merhamet edip istinkaf ettiklerini bildirdiklerinde, paşa:
- Yeniçerilerden birisi öldürsün, deyü buyurdu. Yeniçeri dilaverlerine teklif olduklarından onlar dahi, sabiye bakıp;
- Biz cellat mıyız? Cellatlar bile merhamet etti. Vezir kendi iç oğlanlarına emretti ki sabiyi öldüreler. Anlar da ki huzurundan dağılı kabul etmediklerinden oğlancık meydanda kalıp onu öldürecek adam bulunmadıkta, ihtiyar vezir arkasından kürkünü bırakıp ve kalkıp sabiyi kendi eliyle alıp, kuyunun kenarına getürüp başını vurup boğazını sıkıp helak ve kendi eliyle kuyuya inkaa etti."

Yukarıda da dediğim gibi umarım Yavuz katliam yapmamıştır.
Bu konuyu uzatmak haddim değildir ama bu söylentinin reddini ispatlmak da mümkün değildir. Doğru yaklaşım şu olmalıdır: Sebep ne olursa olsun din ya da başka sebepler uğruna sivil halkı öldürenlere lanet olsun. Bu yapılmamışsa zaten sorun yok.

Yazan: UMUT Tarih: June 20, 2008 3:01 PM

Kimilerince her ne kadar boş görünsede bence faydalı bir tartışma..Gerçi kendi bilgisini üstün görüp diğerlerini cahil gören anlayışı yukarıdaki bazı yazılarda da görebiliyoruz.. Yine fikirleri konuşup tartmaktan çok hakaret ve yargılamaktan öteye gidemeyen yazıları yine görüyoruz..Ama olumlu gördüğüm bir şey varki yarım asırdır sindirilmiş, içte başka dışta başka birine dönüşen insanlarımız fikirlerini açığa çıkarma cesaretini göstermeye başladı.. Bana göre yalnış ya da doğru önemli değil..Örneğin genç sivillerin darbeye karşı yürüyüşleri yine sivil toplumun bazı hareketleri gözardı edilmemesi gereken çok önemli olaylar.. bundan 10 yıl öncesi için beklenemeyecek hadiseler bunlar.. Hiçbiryer kimsenin fikirlerinin ideolojilerinin esiri değil..Bu Atatürk bile olsa..

Yazan: narez Tarih: June 21, 2008 2:40 AM

Tarih ve cografya bilgisi:

"Sünnilerin ortasında yaşayan Alevilerin"
"duzlukte ovada yasayan alevilerin"

Ermenileride sunni sayacagiz herhalde..
Dersim de duzluk ve ova herhalde..

Yazan: Erol Tarih: June 22, 2008 3:38 PM

Erol Bey,

Konu dağılmasın diye UMUT Bey'e cevap vermeyeceğim demiştim ama size de sadece bir cevap hakkı kullanmak zorundayım.

Bugün Alevi vatandaşlarımızın yaşadığı bölgeleri incelerseniz, Yavuz Sultan Selim döneminde bile ulaşımı gayet kolay, düzlük arazilerde yaşadığını görürsünüz. Ha Dersim düzlük değilmiş, ama Alevi vatandaşların yaşadığı bölgelerin yüzde kaçı böyledir. Ayrıca Karadeniz bölgesindeden daha çetin bir coğrafya düşünemem ben. Karadeniz bölgesine yerleşen Türkleri ve Müslümanlığı kabul eden diğer milletleri görünce ben bunlara ayrıyeten bir vahiy daha indiğini düşünmem. Anadolu'ya Müslüman olarak gelen Türklerin bu çetin bölgelere dahi ulaşıp orada yaşayan insanlara İslam'ı irşad ettiklerini düşünürüm. Yani bu çetin coğrafyayı aşanlar için herhalde Dersim'i dahi aşmak zor olmadı.(Tabi bir kıyım politikaları veya şöyle diyelim düşman bir devlete yardım ettikleri için değil de sırf mezheplerinden dolayı insanlara kıyım uygulama politikaları OLSA İDİ) Ki bu mantık bana böyle bir politikanın olmadığı fikrini daha kabul edilebilir kılıyor.

Ayrıca genelde bir kaç yanyana bir kaç kasabada Alevi vatandaşlarımız yoğunlaşmıştır, etraftaki halk ise Sünni'dir. Ve yüzyıllarca sorunsuz yaşamışlardır. Osmanlı'nın böyle bir kıyım politikası OLSA İDİ, maalesef Alevi vatandaşlarımızın nüfusu bugün belki bir kaç binlerle sınırlı kalırdı. Neyse ki böyle bir cinayete ne Sünni vatandaşlarımızın ataları ne Osmanlı yeltenmiş ve bugün ne mutlu ki Alevi vatandaşlarımızla bu ülkeyi paylaşıyoruz.

Alevi vatandaşlarımızın yaşadığı bölgeleri incelediğiniz de genelde* düzlük arazilere yerleştirklerini ve en fazla 2-3 kasaba, nahiye(tabi şimdi ilçe) yan yana etrafından Sünni vatandaşların yoğunlukla yaşadığı yerleşim yerlerinin olduğunu görürsünüz. Ben bunu vurgulayarak bir mantık yürüttüm ve bir klişeyi sorguladım.

*Onca yerleşim yeri içinde Dersim hariçmiş.

Ayrıca Yavuz Sultan Selim'in Alevileri kıydığı İDDİASINDAKİ bir insanın Yavuz'un ordusu olduğunu, Sünnilerin değil, Ermenilerin ortasında yaşasa BİLE, böyle bir kıyım politikası güden birisnden insanların kurtulamayacağını hatırlatırım.(Tabi olasılıkları konuşuyoruz)

Bu bana Yavuz bir takım insanlarla savaştı bile ise, onların mezhebinden dolayı DEĞİL, belki Osmanlı'yı her fırsatta arkadan vuran Şah İsmail'e karşı Osmanlı'yı zaafa uğrattıkları içindir diye düşünüyorum. Belki Yavuz gerçekten savaştı ise bu insanlarla, bu insanların içinde Sünniler -bile- vardı.

Osmanlı tabiyetindeki farklı din ve mezhepten insanlara en müsamahakar davranmış devlettir. Hristiyanlar'a, Yahudiler'e gösterdiği müsamahayı, Aleviler'den mi esirgeyecekti.

Bu gün tarihi olayları çarpıtıp kan davasına çevirmekten çok birlik için çalışmalıyız. Aramızdai farklara tahammülü öğrenmeliyiz.

...

İlçe ilçe sayalım, bu ilçelerin hangisine Yavuz ulaşamazdı. Demek ki Yavuz'un insanların itikatları ile sorunu yoktu. Fakat siz sizi Yavuz'la sorunlu hale getirenleri veya getirmeye çalışanları hiç sorguladınız mı?

Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: June 22, 2008 9:02 PM

Iste Osmanli hakkinda kisa bir liste:
- I. Murat oglu Savci Beyi, Osman beyde Amcasi Dundar beyi katletmistir.
- Fatih 19 yasinda tahta oturduktan hemen sonra 2 yasindaki kardesi Ahmet'i katletmistir.
- Osmanli 1826 da kendi ordusundan, 240 taburu kilictan gecirmistir.
- Osmanli da 36 padisahtan 14'u devrilmistir
- Kuyucu Murat pasa'nin yaptiklarini surada bulabilirisiniz : http://tr.wikipedia.org/wiki/Kuyucu_Murat_Pa%C5%9Fa
- Imparatorluk'da kimsenin can ve mal guvenligi yoktur, teba (bizim atalarimiz) savasdan savasa, savas olmadigi zaman
vergi yuku (asar) altinda eziyet ve cefa cekmislerdir.
- Tarihinin degisik zamanlarinda yuzbinlerce SIVIL insani oldurmustur OSMANLI devleti. Bunlar savas disinda ve korumasiz insanlara karsi islenmis insanlik suclaridir.

OSMANLI ve diger DEVLET - IMPARATORLUKLAR hakkinda savaslar disinda sebepsiz veya ayaklanma bastirmasi olarak
oldurulmus SIVIL insanlarin bir listesini surda gorebilirsiniz :

http://www.answers.com/topic/list-of-massacres


Burada Osmanli'ya ozel bir gicigimda yok, butun imparatorluklar ayni yolun yolcusu tabiri caiz-se.. (listeye bakarsaniz gorursunuz)

Yani biz tarihi bilmiyoruz, aslinda ne muhtesem DEVLETLER yonetmis bizi edebiyati bana uymuyor..

Kisi-sel olarak iyi bir kac iyi lider, zararsiz hukumdar olmustur muhakkak, ama bunlar ISTISNA'dir.

Aksini soyleyen ve kendi yasadigi ulkenin gecmis Imparatorluklari ile ovunen kisileri bir dusunme'ye davet ediyorum.

Sen tarihi bilmiyorsun, yanlis biliyorsun diyenlere cevabim su :

Tarihin bildigim kadari yeterli gecmiste insanlarin ne kadar ezildigini, nasil katledildigini ve bunu yaparken ekonomik, dinsel ve etnik kokenlerin hangi rol oynadigini bilmek icin..

Biz ne muthis bir soydan geliyoruz, ne adil bir dine sahibiz diyenler genelde kendilerini kandiriyorlar.
Gecmiste bizi ne adil devletler ve hanedanlar yonetmis, iftihar edelim diyenlerde kendilerini kandiriyorlar.

Devlet-lerin rolu hep ayni, yasadigim hic bir ulkede degisen birsey gormedim, herhangi bir devletin, imparatorlugun
digerinden iyi oldugunu ve tarihini okumak anlamak gerektigini baskalarina ve ozellikle cocuklara ogunmeleri icin anlatmak
buyuk bir yanlis bana sorarsaniz.

Tarihte iyi liderler olmustur (birkac istisna), bunlarida iyi ve kotu taraflari ile tanimak lazim.
Lider'ler ileriye donuk olarak bireysel ozgurlukleri (demokrasi, inanc, ibadet, egitim, yasama ve calisma) gelistirdikleri oranda iyilik yapmislardir insanliga ve kendi toplumlarina.( Ornek K. Ataturk)

Fakat, asil buyuk insanlar bilim adamlari olmustur. Penisilin'i bulan Fleming bilerek veya bilmeden en buyuk iyiliklerden birisini yapmistir insanliga..

Benim felsefem once INSAN olmak, Iyiligin ve kotulugun hepimizin icinde oldugunu bilerek insan olarak gormek ve sevmeye calismak.

Yoneten ve ozellikle yonetmek icin etnik ve dini kistaslari one cikaran insanlar zumreler, cemaatlar, partiler, devletler ve imparatorluklar
zararli ve kotuluk yaratan kisi/olusumlardir. Bunlarin tarihini ibret almak icin ogrenmeliyiz.

Bunlardan ovgu ile bahseden ve bu tur bilgi saticiligi yapanlarin benim gozumde fazla degerleri yoktur..

" Ortaylı'yı ilk kez bir TV programında görmüştüm. Bir tartışma programıydı ve Osmanlı hanedanında kardeş katli konusu konuşuluyordu. Bir üniversite öğrencisi "ayy nasıl olur, vahşet, cinayet" diye birşeyler söylerken İlber Hoca öğrencinin sözünü kesti ve "Bir imparatorluktan ve onun sahibi hanedandan bahsediyoruz küçük hanım" diye aniden ve yüksek perdeden gürledi. "


Imparatorluklar veya Devletler hakkinda bu yukardaki turden bir Ortayli yaklasimi, yani
"sen neden bahsettigini biliyor musun" DEMOGOJISI bana sokmuyor, kusura bakmayin.


Sonuc olarak hani Sezen Aksunun dedigi gibi:

Sizin aliniz al inandim
Sizin morunuz mor inandim
Tanriniz buyuk amenna

Ben devam edeyim:
Siz kendinizi kandirmaya devam edin.
En adil siz-siniz, en buyuk siz-siniz..

Bu buyuk ve adil uygarliginizi insanlari otele doldurup atese vererek empoze etmeyinde ne yaparsaniz yapin.

Saglicakla kalin.

Yazan: Erol Tarih: June 23, 2008 7:01 AM

Nuray hanım krşımıza bugün çıkmadı ki, 28 subat sürecindede bircok foto hatırlanmaktadır; bu kadar uzun süre provakator "rolü" üstleneceğini sanmıyorum- bundan dolayı samimi olduğuna inanıyorum... İnsanlar düşüncelerini sözgürce ifade edemedikten sonra nasıl bir "düzen"den bahsedie bilir ki...

Yazan: belenus Tarih: June 23, 2008 8:10 PM

Çok değil 20 yıl sonra kendi vatandaşımıza yaptığımız zulmü Amerika'nın zencilere yaptıklarından bir farkı olmadığını anlayıp kendimizden utanacağız. Onlar otobüste en arkayı zencilere ayırdırlar da biz neredeyse otobüsten atacağız.

Yazan: Hanife Baş Tarih: June 27, 2008 12:55 PM

aLaaDDiN YüCe'ye-
üzerinden zaman geçmiş ama düzeltme ihtiyacı hissediyorum;
hatırlatma(dikkat!):isimlerimiz yazdıklarımızın altında yer alıyor yazan... tarih.... şeklinde.yazının üst tarafındaki isim benim ama yazı benim değil bilmem anlatabilemiyor muyum...
ben bu ülkenin temeli laiklik falan demedim.tepeden indirilen hiçbir şey temel oluşturamaz bence.
Birincisi gişe rekorları kıran filmin ikincisi pek ilgi görmedi.Görmesin de.Bilmem nerelerde üniversite öğrenimi görmüş ama eğitim alamamış.insan söyleyeceği lafı önce korteksinden geçirir.Humeyninin fikirlerini değilde kişiliğini seven de var.o ayrı bir vaka.oturup kalktığı biri mi, kişiliğini nerden biliyor.Yok daha fazla yazıp bu filme prim kazandırmayacağım.

Saygılarımla

Yazan: dr.seher Tarih: June 27, 2008 1:52 PM

dr.seher öncelikle sizden özür dilerim...
ben geçen gün iş yoğunluğundan bide bu portalın mantığını tam kavrayamamaktan yanlışlıkla Volkan Çınar'ın yazdıklarını siz yazmışsınız gibi algılayıp ve Volkan Çınar'a yazacağım cevapta yanlışlıkla sizi hedef aldı...

En büyük hatam zamanın darlığından ve forum portalının mantığını çözmememden kaynaklandı...
Bunun için sizden tekrar özür dilerim...


Yazan: aLaaDDiN YüCe Tarih: June 27, 2008 7:34 PM


Dinciler kendilerine bir yol seçmişler.

Ataütürk ü de kendilerine engel görmekteler.

İyi sıhhatte olsunlar.

Atatürk ü kendilerine hedef seçerek bindikleri dalı kesmekteler. İsterseniz cami duvarına işemekteler deyiniz.

Darbe karşıtlarının genelkurmayı hedef almaları kadar ahmakçadır bu.

Darbe yanlısı olan var mıdır acaba bu ülkede? Askerler bile darbe istemiyorlar. Aslolan bence "darbe" kavramını gündemde tutarak gericiler sürekli bir nabız yoklama yapmaktaktalar.

Atatürk'ü dincilerin sevmesi mümkün değil. Çünkü Atatürk dincileri sevmez idi. Bunun farkındalar.

Dini iman işlerini kendi aurorasının dışına taşıran her bir kişi dincidir.

Yazdıklarım, ibadetini edip inandığı dini kendisi ile tanrısı arasında tutan inançlı kişiler için geçerli değildir.

Din iman işleri bir avanta işi haline gelmiştir...

Bu işlerden nemalanan her bir kişi ise dincidir.

Atatürk dincileri sevmez idi...dinciler bunu anlamalılar.

Sevilecek neleri var ben de bunu anlamam.

Yazan: hubbez Tarih: July 3, 2008 3:50 PM

Laikçilerin kafası karışıktır.

Hem darbe isterler hem ülkede darbe isteyenin olmadığını sanırlar.

Hem başörtüsüne karşı değillerdir(!) fakat "türban"(?) karşıdırlar. Ama şu 3 kişiden hangisi türbanlı(!?), hangisi başörtülü(!?) desek kafa karışıklıkları kıvırmaya döner.

Aynı şekilde dinci nedir, dindar nedir diye sorsanız. Size bol geyik salatası yanında dinci tarifleri yapar, dindarlarla sorunlarının olmadığını söyleyip, sonra da dindar olarak tanımladıklarının özellikleri ile "dinci"leri(!?) eleştirirler.

Aslında onlar için dindar da, dinci de, aynıdır. Türban da, başörtüsü de aynıdır. Başörtüsü ile sorunları yoktur ama türbana başörtüsü olduğu için karşıdırlar. Simge olduğu için falan değil. Dindarlarla sorunları olmadığını söyleerler ama dinci dediklerine de dinci olduğu için değil, dindar olduğu için karşıdırlar.

Bu cin politikaları yüzünden işlerine geldiği zaman işlerine geldiği terimi kullanırlar.

Ama bağırsaklarında sakladıkları Önder Sav misali bir gün gün yüzüne çıkar.

Ve ve ve

Yüzleri kızarMAZ bile...

Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: July 4, 2008 11:58 AM

yazıklar olsun

Yazan: Anonymous Tarih: July 7, 2008 4:46 PM

Yarınlar olsun.

Kutlu olsun.

Mübarek olsun.

Kız olsun, oğlan olsun.

Falan olsun, filan olsun.

Olsun.

Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: July 8, 2008 4:55 PM

bu adamlar sevginin ne olduğunu bilselerdi,birilerini birilerine sevdirmek adına hakaret boyutuna varan girişimlerde bulunamazlardı..
sevginin ne anlama geldiğini bilmezlerken Atatürk'ü sevdirme çabaları bana çok yapay geliyor..

Yazan: intizar gölge Tarih: July 8, 2008 10:21 PM

bi arkdaş darbe yanlısı olan varmıdır bu ülkede demiş darbeyi asıl yapan şimdi paşalar!!!ülkeyi karıştırıp muhalefet olmak isteyen paşalar!!ALLAH hepsini bildiği gibi yapsın inşallah...evet atatürk dincileri sevmezdi sevmesindi zaten dincilerde atatürkü sevmiyor tamammı.ülkeyi karıştırmak isteyenler her türlü pisliği yiyolar ülkedeki vatandaşları lakik değiller die muhafazakar kesimden pardon yaa birilerinin deyimiyle dincilerden bi güzel soğutuyolar bide bütün bunlar yetmeyip türbanlıyız diye tahsil hakkımızıda elimizden alıyorlar...bütün bunları yaparlarkende atatürkün arkasına sığınıyorlar atatürk dinsizmiydi?ama bunları yapanlar sanki dinsiz gibiler sanki islamii bir ülkede müslüman değiller gibi.kimsenin müslümanlık derecesini sorgulamak yada ölçmeye çalışmak kimsenin görevi değil ama ya müslümansındır yada değilsindir bu kadar basitdir bi insan müslümanım derken diğre yandan müslüman bir insana yakışmayan davranışlar sergileyemez..bu nasıl bir çelişkidir?Biz inançlarımızla kendi ülkemizde yaşamak isterken git iranda yaşa diyerek kendi ülkemizden kapı dışarı edilmek isteniyoruz..güzel ülkemizde KAHROLSUN ŞERİAT diye eylemler,mitingler yapılarak ülkemiz vatandaşları dinimizden soğutulmaktadırlar...bu mitinglere öncülük edenler kahrolsun şeriat diyenler şeriatın anlamına bi baksınlar lütfen!!MÜSLÜMANIM ELHAMDÜLİLLAH diyerek yaşadıkları ülkede kahrolsun ALLAH'A giden yollar diyen insanlar!!!bunu söyleyen müslüman olamaz müslüman olan bi insan da bunu söyleyemez..yaşadığınız çelişkiyi önce kendi içinizde çözün!!

Yazan: derya Tarih: July 16, 2008 2:59 PM

Sayın Musatafa Akyol yazınız üzerine bir iki soru sormak istiyorum ve cevabını sizin gibi araştıran bir kişiden almak isterim. Öncelikle Humeyni'yi seven bir kişi neden bu ülkeden ayrılınca Humeyni'nin ülkesine yerleşmiyorda başka bir ülkeye yerleşiyor? İnsan sevdikleriyle beraber değilmidir? İkincisi öyle bir boş insanı savunuyorsunuz ki benim anlam ve kavram manalarımı alt üst ediyorsunuz. Bu kişi değilmidir ki konuşmasında şimdi o düşman birlikleri kazanmış olsaydı ben dinimi daha hür yaşardım diye bilecek kadar aciz bir insanı kaideye alıyorsunuz. Dikkat etmişinizdir muhakkak ki daha kendi tarihini dahi yarım yantalak bilen bi insan nasıl olurda böyle patavatsızca konuşabilir. Sizce bu insan konuşuyor mu konuşturuluyor mu? Cevaplamanız temenni ederim ve bazı kelimelerimi sert mizahla yazdığım için çok özür dilerim ama bu bahsi geçen bayanın kullandığı kelimelere sessiz kalmak her şeyi geçtim vatana ihanettir. Buda benim yorumumdur.

Yazan: ışıkhepvar Tarih: August 2, 2008 3:59 PM

seven sever sevmeyen sevmez,herkez dusuncesini soylemekte ozgurdur.

Yazan: murat Tarih: August 12, 2008 3:03 AM

atatürkü sevmiyorsa eğer bu ülkede onunda dedesinin kanı vardır mutlaka türk vatandaşlığından çıkma hakkı var bence hemen bu ülkeden defolsun gitsin

Yazan: tugba Tarih: August 15, 2008 7:08 PM

Sayın tugba

Sizin Gibi insanlara ne desek boşa.
Bu ülkede atatürk'ü sevme zorunluluğu yoktur.
ve herkesin dedeside atatürk'ü bu ülkede sevsinler diye savaş yapmadılar.
Bu ülkeden gitme meselesine gelince Mülk ALLAH'ın tassarufu altındadır ve ALLAH'ta Müslümanlara mülkünü helal saymıştır.

Sayın ışıkhepvar


kişi orada atatürk benim kendi kişiselliğime engel oldu diye bir tabir kullanmamış. Ben özgürce ALLAH'ın dedikleri emirleri yerine getiremiyorum demiş. ve devamında da bu atatürkün ilke ve inkılapları ile önüme engel konulmuş demiş.
Ve Düşman demekte kişilerin hak ve özgürlüklerine engel olan herşeydir.
yani
ha ingilizler olmuş
ha da laikler olmuş
ne farkeder ikiside aynı şey
işte düşman böyle birşey.

MUSTAFA KEMAL KUR’ANA HAKARET ETTİ Mİ?
“Evet Karabekir, Arapoğlu’nun yavelerini Türk oğullarına öğretmek için Kuran’ı Türkçe’ye tercüme ettireceğim ve böylece de okutturacağım, ta ki budalalık edip de aldanmakta devam etmesinler..”Atatürk
Kazım Karabekir-Paşaların Kavgası Syf,159

“Dini ve namusu olanlar aç kalmaya mahkumdurlar”
Benim bir dinim yok ve bazen bütün dinlerin denizin dibini boylamasını istiyorum. Hükümetini ayakta tutmak için dini kullanmaya gerek duyanlar zayıf yöneticilerdir, adeta halkı bir kapana kıstırırlar. Benim halkım demokrasi ilkelerini gerçeğin emirlerini ve bilimin öğretilerini öğrenecektir. Batıl inançlardan vazgeçilmelidir. İsteyen istediği gibi ibadet edebilir. Herkes kendi vicdanının sesini dinler. Ama bu davranış ne sağduyulu mantıkla çelişmeli ne de başkalarının özgürlüğüne karşı çıkmasına yol açmalıdır.. Atatürk-1926
Andrew Mango, Atatürk Syf.447

ATATÜRK İSLAMI YOK ETMEK İSTEDİ Mİ?
Kazım Karabekir şöyle anlatıyor:10 Temmuz 1923 Ankara istasyonundaki kalem-i mahsus binasında Fırka nizamnamesini müzakereden sonra, Gazi ile yalnız kalarak hasbihallere başlamıştık.

“Dini ve namusu olanlar aç kalmaya mahkumdurlar” dediler. Kendisini hilafet ve saltanat makamına layık gören ve bu hususlarda teşebbüslerde de bulunan, din ve namus lehinde türlü sözler söyleyen ve hatta hutbe okuyan, benim kapalı yerlerde baş açıklığımla latife eden, fes ve kalpak yerine kumaş başlık teklifimi hoş görmeyen Mustafa Kemal Paşa, benim hayretle baktığımı görünce, şu izahatı verdi:

“Dini ve namusu olanlar kazanamazlar, fakir kalmaya mahkumdurlar! Böyle kimselerle memleketi zenginleştirmek mümkün değildir. Bunun için önce din ve namus anlayışını değiştirmeliyiz. Partiyi bunu kabul edenlerle kuvvetlendirmeli ve bunları çabuk zengin etmeliyiz!”

Bkz. Kazım Karabekir, Paşaların Kavgası: Atatürk-Karabekir, Yayına hazırlayan: İsmet Bozdağ, Emre Yayınları, Aralık 1991, s.143.

Aynı hatıraları Uğur Mumcu “Kazım Karabekir Anlatıyor” ismiyle neşretmişti. Oradaki ifade şöyledir: “Bunun için önce din ve namus telakkisini kaldırmalıyız.” İsmet Bozdağ ifadeyi kendine göre yumuşatmış olabilir. Devam edelim:

Karabekir 14 Ağustos 1923 tarihinde Türk Ocağı’nda verilen bir çay ziyafetine gitmeden önce şu bilgileri işitdiğini bildiriyor:

“Gazi Kur’an-ı Kerimi bazı İslamlık aleyhdarı züppelere tercüme ettirmek arzusundadır. Sonra da Kur’anın Arapça okunmasını namazda bile yasaklayarak bu tercümeyi okutacak! Ve o züppelerle işi alaya boğarak, güya Kur’anı da, İslamlığı da kaldıracaktır!” ( s.15

Akşam M. Kemal’e bu konudaki itirazlarını bildirince olanları şöyle anlatıyor:

“M. Kemal paşa beyanatıma karşı hiddetle bütün içini ortaya döktü:

Evet Karabekir; Arapoğlunun yavelerini Türkoğullarına öğretmek için Kur’anı Türkçeye tercüme ettireceğim ve böylece de okutacağım. Ta ki budalalık edip aldanmakda devam etmesinler!…

Şüphe yok ki, yakın günlere kadar Kur’anı ve Peygamberi her yerde medh ve sena eden ve hatta hutbe okuyan bir insandan bu sözleri beklemek herkese eza veriyordu.” (s.159)

Kazım Karabekir’in hatıralarında şu satırlar da dikkat çekiyor:

“19 Ağustos Pazar akşamı, Mustafa Kemal ve İsmet Paşalar-Latife Hanım ile birlikte bana akşam yemeğine geldiler. Keçiören’e giderken sağ tarafta kubbeli köşk denen mevkide, bol suyu ve büyücek havuzu olan bir köşkte kira ile oturuyordum. İsmet Paşa Lozan’da iken Mustafa Kemal Paşa, Latife Hanım’la birlikte, bir kere daha bana akşam yemeğine gelmişlerdi. Münakaşayı İsmet Paşa ile ben yaptım. Mustafa Kemal Paşa sükunetle bizi dinledi. Mustafa Kemal Paşa, Lozan’dan da aldığı hızla, ne İktisat Kongresi’nin ve ne de heyet-i ilmiye’nin hazırladığı programlara ilgi göstermeyerek müthiş bir inkilap hamlesi teklif etti:

“Hocaları toptan kaldırmadıkça hiç bir iş yapamayız. Bugünkü kudret ve prestijimizle bugün bu inkılabı yapmazsak, başka hiçbir zaman yapamayız.”

İlk Fethi Bey Grubundan sonra da Mustafa Kemal Paşa’dan işittiğim bu yeni inkilap zihniyetini İsmet Paşa bir çırpıda tamamlıyordu. Aradaki zaman fasılaları kendiliğinden ortadan kalkarak, bu üç şahsiyetin üç maddelik programları kulaklarımda tekrarlandı.
1- İslamlık terakkiye manidir
2-Arapoğlu’nun yavelerini Türklere öğretmeli
3- Hocaları toptan kaldırmalı ! ” (s.165)


HİLAFET NASIL KALDIRILDI“Keyfini bozarım hoca!”

M. Kemal’in has adamlarından Falih Rıfkı Atay, hilâfetin kaldırılması kararının alınışının şâhidi olarak şunları anlatmaktadır.

“Atatürk, o akşam biz devrimcileri sofraya çağırdı. Yemeğin bitimine doğru, ‘Çocuklar, yarın hilâfeti kaldırıyoruz” dedi.

“Çılgınca alkışladık, sevinç içinde ‘Bunu sizden başkası yapamaz Paşam!’ dedik.

“Peki öyleyse, dedi Atatürk. Geçin öbür odaya, yazın bir takrir. Ben onu hocalara imzalatayım. Yani Hilâfetin kalkmasını hocalar istemiş olsun.

“Geçtik yazdık. Sabah Atatürk, eliyle Meclis’e getirdi, odasına çıktı. Hocaların kendi aralarında toparlanarak, bu ‘Hilâfeti ilga takririne’ ateş püskürdüklerini Atatürk’e biz haber verdik. Hocalar aşağıda hâlâ bağırışıp çağırıyorlardı. Gazi, bunun üzerine öfkelenerek:

“Çağırın bana aşağıdan Rıfat Hoca’yı”

“Çağırdılar Hoca hem öfkeli, hem sıkılgandı. Mustafa Kemal yüzüne bile bakmaksızın:

“Hoca şu takriri imza et, dedi

“Ama paşam, Hilâfetin ilgası gibi ciddi bir konuda, müzakere filan olmaksızın… Sonra biz, din adamları bunu istemi…”

“Hoca imza et dedim, keyfini bozarım sonra..”

“O günlerde İstiklâl Mahkemeleri, her gün birçok kişiyi sallandırmakta zaten… Sonradan Diyanet İşleri Başkanı olan Rıfat [Börekçi] Hoca biraz yutkundu, ama mecburen imzaladı. Üzgün, öfkeli bir halde aşağı inince hocalar etrafını sardılar. Onun, ‘Şöyle bağırdı, böyle zor kullandı’ demesine vakit bırakmadan:

“Neee? Yoksa takriri imzaladın mı? Diye bağırdılar. Hoca:

“Canım, imza değil de, ne yaparsın! Şöyle bir boktan Rıfat attık işte”.

Bu anekdotu nakleden Ahmet Kabaklı 15 Ağustos ‘90 tarihli tercüman’daki köşesinde şu ilaveyi ve yorumu yapmaktadır:

“Falih Rıfkı, bu olayı kahkahalarla anlatırken: ‘Bu mürteci heriflere, ne demokrasisi be! Dermiş. Nitekim öbür mebus hocalar da birer birer Gazi’nin odasına çıkarak, Hilâfeti kaldıran o takrire boktan imzalarını attılar’.

“Unutulmaması gereken nokta: Bu hocalar da Falih Rıfkı gibi ‘devrimci’ de, tayinle gelmiş olan 2. TBMM’nin mebusları idi. Tayinle gelen milletvekilleri ancak o kadar demokrasi yapabilirler”.

Şimdi milletvekiline “İmza et. Yoksa keyfini bozarım!” diyen birisine demokrat denilebilir mi? Devrimci mahkemelerinin düzinelerle adam astığı bir vasattan istifade ile kafasındakileri gerçekleştirmeye çalışana Cumhuriyetçi denilebilir mi?

Şu “keyfini bozarım” tehdidi, o devirdeki cumhuriyetin ne biçim bir cumhuriyet olduğunu ortaya koymaya kâfidir.

(Kaynak: Kim Cumhuriyetçi, Bediüzzaman mı, M. Kemal mi? Burhan Bozgeyik, s. 214)

İsterseniz daha çok din düşmanlığı için bilgi sunabilirim. ve tek tek te günümüzde insanların üstünde nasıl bir etki bıraktığını bunu görünümlükle açıklayabilirim. ama diyorum ki anlamak isteyene Bu bile fazla zaten anlamayana. veya anlamak istemeyene ne desen boş çünkü o canlı şahit bile olsa derki yok canım ben rüya gördüm bu aslında farklı birşey gibi gibi nedenler getirerek anlamak istemez.
وَمَثَلُ الَّذِينَ كَفَرُواْ كَمَثَلِ الَّذِي يَنْعِقُ بِمَا لاَ يَسْمَعُ إِلاَّ دُعَاء وَنِدَاء صُمٌّ بُكْمٌ عُمْيٌ فَهُمْ لاَ يَعْقِلُونَ .

“Kâfirlik edip gerçekleri görmezlikten gelenler, kavramadığı sese karşı öten karga gibidirler; kavradığı sadece bağırtı ve çağırtıdır. Sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Onlar akıllarını kullanmazlar.” (Bakara 2/171)

“Cinlerden ve insanlardan bir çoğunu gerçekten Cehennem için yaratmış olduk. Onların kalpleri vardır, onunla kavramazlar. Onların gözleri vardır, onlarla görmezler. Onların kulakları vardır, onlarla işitmezler. Onlar en’am gibidirler; hayır, daha da düşüktürler[6]. Gafiller işte onlardır.” (A’raf 7/179)


Evet insanlar sevdiği iledir sözünüzüde katılıyorum

Kişi Sevdiği ile beraberdir. Eğer müslüman olarak yaşamışsa sevdikleriniz o zaman sizde onlarla birlikte cennettesiniz demek. ama eğer yaşamamışsa artık Cehennemede girersiniz değilmi yani!

Kişi Sevdiği İle Beraberdir, ve Her Kim Sevdiğine Dikkat Etsin! ( Hz. MUHAMMED SAV.)

Yalnız "ışıkhepvar" olmaz çünkü bu dünyada ki varlar birgün yok olacak.
Dünyada Sağlıcakla!

Yazan: aLaaDDiN YüCe Tarih: August 23, 2008 10:38 PM

Sayın Mustafa Akyol,

Neden benim yazdığım en son yorumumu kabul etmediniz?
Bunun nedenini bana açıklarsanız çok sevinirim.
Eğer yorumuma neden yayımlamadığınız hakkında açıklık getirmeseniz bunun altında art niyet ararım. Çünkü biz bu portalda hayatın gerçeklerinden bahsediyoruz. ve bu gerçeklerin insanların üstünde bıraktığı psikoloji sorunları anlatıyoruz.
Ve bu gerçekleri de kişilerin kendi söyledikleri ile açıklık getiriyoruz.
Zaten bu yazdıklarımı kaynakları ile belirtmiştim.
Ha siz de bazı insanlar gibi her doğru her yerde söylenmez mantığı içindeyseniz o ayrı bir mesele!
Eğer öyle bir zihniyette iseniz o zaman bunu herhangi bir köşede belirtirseniz bizde o'na göre yazacağımızı yazar veya bu portalda her gerçek yazılmaz onun için olmaz diye yazmayız.

Sağlıcakla ve de açıklamanız ümidi ile.

Yazan: aLaaDDiN YüCe Tarih: August 24, 2008 11:10 PM

Sayın Alaaddin bey
Tamam güzel bir araştırma yapmışsınız ama öncelikle yazdıklarınız ne kadar taraflı bir kişi tarafından kaleme alınmış önce onu düşünmeliyiz olaya hangi perspektiften bakan bir kişinin yazılarını bize örnek veriyorsunuz yani alıntılarınız taraflımı tarafsızmı önce bunu ırgalamalıyız sonra alıntıların doğruluğunu kabullenelim.
Şimdi asıl konuya geçelim Bu ismi lazım olmayan bayan tarih nedir bilmiyor hem fikiriz herhalde tarih hakkında konuşmada atıp tutuyor.
Sonra nasıl bir insan ki ve sananda aynı şeyi soruyorum sende nasıl bir insansın ki ha laikler ha ingilizler diye biliyorsun sen inanan bir insansın senin bu kelimenden sonra o ingilizlere karşı canını veren atalarının kemikleri sızlamıyormu sanıyorsun mezarında işte asıl anlamak isteyene Atatürk'ün anlatmak istediği budur insanları dini kullanıp banazlaştıran ve yarınlarda vatanını bile hiçe sayacak kişilerin oluşmaması için dini insanların kendi dilinde öğrenip bu tür karanlıklara gömülmesini istemediği içindir yaptıkları.
Ve benim ışıkhepvar kelimesini kullanmamın sebebi ise işte karanlığın her zaman olacağına ama ışığında her zaman karanlığı dağıtacağına inandığım için bir gün yok olacak diyorsunya sen öyle düşünüp yaşa Işık her zaman doğacaktır.
Savunduğun dinse saygı duyarım ve bende hiç bir dine saygısızlık etmem ama savunduğun dini kullanan bir cahil ise (senin için ve herkes için)sen anlamasanda sonunan kadar karşındayım.

Yazan: ışıkhepvar Tarih: August 26, 2008 6:09 PM

sayın ışıkhepvar

Öncelikle ben antilaikim
ve bunun nedenine gelince fazla derine inmeye gerek duymuyorum.
çünkü görünen köye klavuz istenmez diye bir tabir vardır.

bu tarih meselesine de gelince ayrı bir başlık açılırsa bunun için tartışmaya gerek duyulur.
biz burda atatürk sevilir mi sevilmezmi diye tartışıyoruz.
ben kendimce sevmiyorum. bunun nedenine gelince dinimin önüne getirdiği o kadar ilke ve inklaplarından dolayı.ve dinime yaptığı hakaretlerinden dolayı. istiklal mahkemelerinden dolayı. daha çok sayarım ama gerek yok.

zaten laikliğin tanımı ben ayrıntılı bir şekilde islam ile kıyas yaparak açıklamıştım...

bunun için "laik devlette içki ve pornografi" diye açılan başlığa tıklayarak orada ki yorumlarımı okursanız laikliği biraz daha iyi anlarsınız.

ve uğur mumcunun şu sözünüde çok beğeniyorum: "Bilgi sahibi olunmadan fikir sahibi olunmaz" diye
yani ben laiklik ve dinim hakkında bilgi sahibi olmadan bunları kolay kolay yazmam.
ve kendimi çok bilgiliyim gibi bir görüntüyede büründürmem. bunun içimde kibir yapmam. ve de insanları küçük düşürmem. çünkü insan küçük düşmez kendini büyük göstermedikçe.ve dinde insanı küçük düşürmez insan kendini büyük göstermedikçe.

ve bende araştırmadığım sormadığım vede bunun gerçekliği arasında kıyas yapmadıkça da herhangi bir fikiri savunmam ve de kendim bunların doğruluğu açısından emin olmadıkça da yazmam.

bazen yanılgıya düşebilir insanlar bu da gayet normaldır.
ama inanın ki görünen köy bu.
bunun için fazla felsefe yapıp doğruları yok gibi göstermekte çok saçma olur.

ve bende kendim bu görüşe sahip bir insanım.
vede çevre açısından da bütün bölgelerden de hertürlü arkadaşlarım vardır.
ve bende fikir alışverişinde çok bulunurum.
ben şu mantık üzerine hareket ederim.
Bilgi sorgulanarak elde edilir. Ne kadar çok sorgucu olursan, o kadar çok doğrucu olursun!

ve ben kendimi bildim bileli böyle hareket etmişimdir. babam bile bana birşey söylese ben bunu kafamın bir kenarına atardım, ama kullanmadan yani hayatıma geçirmeden önce iyice araştırırdım. benim babamda atatürkçü bir insandı. en azından laik yaşam tarzına göre hareket eden biriydi. ve sadece babam değil bütün insanlar için aynı şekilde bir yaklaşım tarzı içindeyim.
ve de eğer kişiler benim hatalarımı gösterirlerse bunun içinde ısrarcı olmam.
hatamdan da vazgecebilirim.
çünkü biliyorum ki hatalar da ısrar eden insanlar cahil insanlardır. ancak akıllı insanlar hatalarından vazgecerler!

sizede tavsiye ederim.
çünkü kişi baştan bir kere yanlış yaptımı vede bu yanlışı doğru diye gösteripte hayatını sürdürürse bütün hayatını da bir yanlışın üzerine bina eder.
ve de yanlışların, doğruların karşısından dayanacak gücü olmaz.
her an çökme tehlikesi ile karşı karşıyadır.

İngilezler ve laikler için yaptığım kıyasa gelince hâlâ savunuyorum.

ışık hep var konusunda da haklısınız Dünyada değilde ama bu ışığı kişi kendisi ile ya cehennem'e ateş olarak götürecek, ya da cennette nur olarak götürecek! işte bütün meselenin özü bu.

Sağlıcakla

Yazan: aLaaDDiN YüCe Tarih: August 26, 2008 8:28 PM

sayın ışıkhepvar
Öncelikle ben antilaikim
ve bunun nedenine gelince fazla derine inmeye gerek duymuyorum.
çünkü görünen köye klavuz istenmez diye bir tabir vardır.

bu tarih meselesine de gelince ayrı bir başlık açılırsa bunun için tartışmaya gerek duyulur.
biz burda atatürk sevilir mi sevilmezmi diye tartışıyoruz.

ben kendimce sevmiyorum. bunun nedenine gelince dinimin önüne getirdiği o kadar ilke ve inklaplarından dolayı.ve dinime yaptığı hakaretlerinden dolayı. istiklal mahkemelerinden dolayı. daha çok sayarım ama gerek yok.
zaten laikliğin tanımı ben ayrıntılı bir şekilde islam ile kıyas yaparak açıklamıştım...

bunun için "laik devlette içki ve pornografi" diye açılan başlığa tıklayarak orada ki yorumlarımı okursanız laikliği biraz daha iyi anlarsınız.


ve uğur mumcunun şu sözünüde çok beğeniyorum: "Bilgi sahibi olunmadan fikir sahibi olunmaz" diye
yani ben laiklik ve dinim hakkında bilgi sahibi olmadan bunları kolay kolay yazmam.

ve kendimi çok bilgiliyim gibi bir görüntüyede büründürmem.
bunun içimde kibir yapmam.
ve de insanları küçük düşürmem.
çünkü insan küçük düşmez kendini büyük göstermedikçe.
ve dinde insanı küçük düşürmez insan kendini büyük göstermedikçe.

ve bende araştırmadığım sormadığım vede bunun gerçekliği arasında kıyas yapmadıkça da herhangi bir fikiri savunmam ve de kendim bunların doğruluğu açısından emin olmadıkça da yazmam.
bazen yanılgıya düşebilir insanlar bu da gayet normaldır.

ama inanın ki görünen köy bu.
bunun için fazla felsefe yapıp doğruları yok gibi göstermekte çok saçma olur.


ve bende kendim bu görüşe sahip bir insanım.
vede çevre açısından da bütün bölgelerden de hertürlü arkadaşlarım vardır.
ve bende fikir alışverişinde çok bulunurum.
ben şu mantık üzerine hareket ederim.
Bilgi sorgulanarak elde edilir. Ne kadar çok sorgucu olursan, o kadar çok doğrucu olursun!

ve ben kendimi bildim bileli böyle hareket etmişimdir.
babam bile bana birşey söylese ben bunu kafamın bir kenarına atardım, ama kullanmadan yani hayatıma geçirmeden önce iyice araştırırdım.
benim babamda atatürkçü bir insandı. en azından laik yaşam tarzına göre hareket eden biriydi. ve sadece babam değil bütün insanlar için aynı şekilde bir yaklaşım tarzı içindeyim.
ve de eğer kişiler benim hatalarımı gösterirlerse bunun içinde ısrarcı olmam.
hatamdan da vazgecebilirim.
çünkü biliyorum ki hatalar da ısrar eden insanlar cahil insanlardır. ancak akıllı insanlar hatalarından vazgecerler!

sizede tavsiye ederim.
çünkü kişi baştan bir kere yanlış yaptımı vede bu yanlışı doğru diye gösteripte hayatını sürdürürse bütün hayatını da bir yanlışın üzerine bina eder.
ve de yanlışların, doğruların karşısından dayanacak gücü olmaz.
her an çökme tehlikesi ile karşı karşıyadır.

İngilezler ve laikler için yaptığım kıyasa gelince hâlâ savunuyorum.

Ve cahillik konusunuda gelince, insan bilmediklerinin cahilidir. oysa biz burda bildiklerimizi, bilinenlerle vede örneklerle yazıyoruz. ve bilmediklerimizi de öğreniyoruz!

belki hatalara düşmüş olabiliriz ama bizim burda hatalarımızda ısrarcı olacağımız kaidesini gerektirmez.

bizim hatalı olduğumuz noktaları bize ayrıntıları ile açıklarsanız daha sevimli olur.
yoksa cahil demeniz ile kimse cahil olmaz. veya karşınızda cahil biri bile olsa ben cahilim demez bu tür ortamlarda.
çünkü herkesin kendince edindiği bir doğrusu vardır. ve bu doğru bildiği yolun üstüne bütün yaşantısını bina etmiştir.

sonuna kadar da karşımda olmanıza da sevindim. artık benden daha çok delil getirip "doğruları" açıklarsınız. ama asıl mesele kimin doğrularını anlatacaksınız!kendi doğrularınız mı yoksa!

ışık hep var konusunda da haklısınız Dünyada değilde ama bu ışığı kişi kendisi ile ya cehennem'e ateş olarak götürecek, ya da cennette nur olarak götürecek! işte bütün meselenin özü bu.
Sağlıcakla(yorum 2)

Yazan: aLaaDDiN YüCe Tarih: August 27, 2008 2:59 AM

Sayın Alaaddin bey
Öncelikle hala ingilizlerle laikler hakkında aynı şeyi düşündüğünüz için bende usanmadan tekrar tekrar söylüyorum. Sen nasıl bu kadar şerefli şehitlerin olduğu topraklarda bu şerefli insanların yakınlarının yanında başını kaldırabiliyorsun. Bunu hakaret olarak algılama ama sana göre daha doğrusu senin doğrularına göre bu vatan boşu boşuna şehit vermiş ve veriyor.
Nolcak ki canım ha almanlar ha ingilizler ha pkk ha ermeni kim sahiplenirse sahiplensin bu vatanı nede olsa hepsi demokrasi getirecek ve herkes özgürce ibadet edecek ama bir laikler öcü onlar sana izin vermiyorlar ibadet etmen için değilmi.
Ahhh ben hangi dağa hangi taşa vurayım bu başı hem bilgiden hem fikirlerden hemde düşüncelerden bahseden değerli arkadaşım her şeyi geçtim sadece çok az bir efor sarf edip şunu düşün
Sen bugün camiye gidip namaz kılıyorsan, normal hayatında ananın, bacının başındaki örtüye karışılmıyorsa, yani ibadetlerini yapabiliyorsan gerçi her şeyi geçtim Allah'a ve Hz.Muhammad'e inanıyorsan bunun tek nedeni (ister kabullen ister kabullenme) bu vatanın üstünde kanla yazılı TÜRKİYE CUMHURİYET'idir. Şayet senin demokrasisine inandığın ingilizler almış olsaydı bu vatanı sen şimdi bir hristiyandın. Bak ben inanmam hiç birşeye ama şu kadarını söyliyebilirim ki
O insanlar namusumuz şerefimiz özgürlüğümüz alınmasın diye can verdiler. Ve o canlar verilirken sende bende yoktuk bu dünyada şimdi atıp tutmak iyide o zamanda yaşayıp çıkıp meydana din elden gidiyor verin toprakları ingilizlere diye haykırsaydın eminim ki seni ayakta alkışlarlardı.:)
Birde bilgiden bahsetmişsin erdemli insanlar bilgisi olmadığı şeyler hakkında bilgi şaklabanlığı yapmazlar dikkat edersen ben hiç bir tarihi bilgi vermedim çünkü bu tür yerlerde bilgi verecek kapasiteye sahip değilim ama atıp tutmadımda sadece görüşlerimi yansıttım insanları yanıltmadım veya inanca peşkeş çekmedim.
Sen o kadar bilgilisin ve fikirlisin ama daha yazılan bir yazıyı dikkatli okuma gereksinimi bile bulunmamışsın ben cahil derken sana değil o bahsi geçen bayanı kastettim. O bahsettiğin değerlere sahip insanlar konu her neolursa olsun dikkatli ve konuya saygılıdırlar.
Saygılarımla!

Yazan: ışıkhepvar Tarih: August 27, 2008 9:13 PM

sayın ışıkhepvar

ben sizde kendinizce atıp tutmuşsunuz. ben laikleri ve ingilizleri aynı şekilde düşman olarak nitelendirdim.
ve gereklilerini de açıkladım.
laf kalabalığı yapıpta duygusal bir şekilde o gün ile bu gün'ü kıyas yapmanızda bence çok saçma.
konuyu saptırıp başka tarafa çekiyorsunuz.

cahil konusunu ben kendi üstüme de alınarak yorum yazmadım. olaya genel bir açıdan baktım. ve herkesin de kendisince bir doğrusu olduğunu belirttim.
velev ki o bayan a cahil diyin farkeden birşey olmaz. çünkü ben kimsenin kendinin cahil olduğunu kabul etmeyeceğini vede herkes bildikleri ile bilgisini sunacağını belirtmiştim
kimisine göre kimileri cahil.
o zaman bilgi sahibi ve de araştımacı olarak birşeyleri delilleri yazmak en doğru şey diyorum.
burada ben bayanın kendisini savunmadım. sadece atatürkü sevmiyorum sözünü benimsedim ve de gereklilerini.

çünkü birşeyler hakkında bilgili olmadan fikir yürütmek hiçte uygun değil.

bunun içinde uğur mumcunun sözünü kullanmıştım sanırım.

şerefli şehitlere lafımız yok. o günü bu gün ile kıyas yaparak doğrulara varmaya çalışıyorsunuz.

oysa o gün ile bu gün arasında çok fark var. ve biz burda bugünden bahsediyoruz.
bir osmanlı hilafet devletinden sonra cumhuriyet devrine geçiş devri. ve bu da sizin benim onun bencesi ile doğrulara gidilmez.
ve o zaman ki kavramlarla bu zaman ki kavramları bir tutmak saçmalıktan başka birşey olmaz.
çünkü bir devrim olmuş. ve bu devrim ile bir sürü değişim. atalarımız da hayatta olmadığı için soramıyoruz siz bu cumhuriyet devrimi için mi savaşa gittiniz yoksa şeriat için mi. yani atatürkün yaptıklarından memnunmusunuz yoksa değilmi.
siz kendi adınıza memnunsunuz size diyecek birşey yok ama ben ve bir çok arkadaş sizin ile hem fikir değiliz.
bunun nedenlerini az da olsa açıklamıştık fazla derine girme mevzu diyorsanız o zaman kendi bencelerimize göre değil olaya duygusal açıdan bakarak değil. sadece yaşanılanları doğru bir şekilde tarafsız açıklarsak daha iyi olur.
ben her ne kadar antilaik bir insansamda sadece yaşanılanları yazıyorum. ve sizin vede sizin gibilerin de bu delilleri çürütmesini bekliyorum.

ama ben olaylara ortadan değil baştan başlamayı severim.
ve bu baştan başlama meselesinide kişinin inancından tut herşeyini sorgularım. ve bu neticelerden doğruyu ve de doğruları tartışırım.
neden böyle bir düşüncede olduğumu merak edebilirsiniz. nedenini bir misal ile vermek istiyorum. deveye sormuşlar ey deve senin neren yamuk! o da demişki benim nerem düzgün ki.

yani bir kişi baştan bir kere yanlış anladımı birşeyleri ve de bu yanlışlar çerçevesinde kendini doğru zannediyorsa eyvahki ne eyvah!

o zaman ben o kişiler ile pek konuşmayı sevmem neden derseniz çünkü olaylar çok bulanık bir şekil alır. ve herkes herşeyi istediği yere çeker vede neticede ortak bir noktaya varılmaz.
yolun başında anlaşamıyacaksak yolun sonuna kadar gitmeye gerek yok diyorum.

Hz Muhammed ve türkiye cumhuriyetine gelince.
bunu hangi bir mantık içerisinde kıyas yapıyorsunuz şaşırıyorum.
+ demokrasi taraftarıda değilim. aynı şekilde karşısındayım bilginize sunarım.

sağlıcakla

Yazan: aLaaDDiN YüCe Tarih: August 28, 2008 12:55 PM

Sevgili Alaaddin bey sen bırak başını hiç bir yerinden tutamassın konunun çünkü o kadar akıllıca konuyu akıtıyorsun ki evet haklısın aslında balık baştan kokar karşılıklı konuşmaya gerek yok çünkü ssen duygusallık fıkraları sandığın gerçekleri bile kabullenemiyecek birisin sana ne anlatayım şimdi ben.
Şu Hz. muhammed kıyasına gelince yaw nasıl kabullenemiyorsun bukadar mı zoruna gidiyor evet ben müslümanlığımı türkiye topraklarında doğarak kazandım demek.
Afedersin hakaret için değil ama dayanamıyorum.
Ulan o ingilizler almış olsaydı sen Hz. Muhammedi tanıyacakmıydın. Yuh be yuh bin kere bunu bile kabullenemiyorsun.
Ama doğru :) İngilizler almış olsaydı seni müslüman olarak yetiştireceklerdi dimi nede olsa bunun dedeleri müslümandı diye :)
Offff üzülüyorum hemde çok üzülüyorum kafalar ne zaman değişecek ne zaman çıkacak bu at gözlükleri bilmiyorum sadece sabırla bekliyorum.


Yazan: ışıkhepvar Tarih: August 29, 2008 10:59 PM

sayın ışıkhepvar
at gözlüklerini kendinizin takmadığı ne malum.
ve bemim taktığımı hangi delillere dile getiriyorsunuz.
ingilizleri savunmadığımı zaten size açıklamıştım.
heralde at gözlüklerini kendin taktığından olsa gerek. işinize geldiği gibi bakmışsınız. ben ingilizlerle laikleri örnek verdim ikiside aynı şey dedim.

komik olduğun da her halinden belli ama ben sizin bana güldüğünüz gibi size gülmeyeceğim.

oysa ben bir sürü yabancı ingilizlerin araştırarak müslüman olduklarını biliyorum.
onların dedeleride müslüman değildi!

siz heralde benim dedem müslümandı bende müslümanım gibi ata baba dinine uymuş ve hiç bir delilsiz kendini müslüman zanneden garip bir kişisiniz. eminim siz tc yide müslüman bir ülke zannediyorsunuz.

çünkü müslümanlığı ancak size tc bu kadar öğetmiş!
oysa bas bas bağırıolar türkiye laiktir laik kalacak! türkiye dinsizdir, dinsiz kalacak!
bu devletin dini laiktir!
ama o arada da size tabi at gözlüklerini onlar takmış sizin suçunuz yok aslında:P
aslında dinsiz diyen kişilerde dinin ne olduğunu bilemdikleri içindir.
oysa dinsiz insan yoktur, sadece her yaşam biçimin bir din olduğunu ve hak yaşam biçiminin ALLAH indinde islam olduğunu bilmeyen insanlar vardır.

ulan lafınıza da yuh yani.
eğer bilgili bir insan olsaydınız insanları ulanlarla yıldırmaya değil bilgileriniz ile kazanmaya çalışırdınız!

eh heralde bu da at gözlüklerinin etkisinden olmalı.
atın gözlüklerini çıkardılarmı! yanında farklı birşey gördümü kişnermiş! işte sizinde durumunuz bu!

Sağlıcakla


Yazan: aLaaDDiN YüCe Tarih: August 30, 2008 3:05 PM

Tamam haklısın kardeşim ben nediyeyim daha sana.
Artık sen bana cennetten el sallarsın bende cehennemde ah keşkeler çekerim :):):)
Saygılarımla

Yazan: ışıkhepvar Tarih: August 31, 2008 10:36 PM

cennetle müjdelenen sahabelerdenim diye bir kelime yazdığımı hatırlamıyorum.
sadece İslam'ın gereksinimlerine göre hareket eden bir müslümanım. ALLAH'ta öyle hareket edenleri cenneti vaad etmiş tabi.

sizede PEYGAMBER EFENDİMİZİN hareket metodunun gereğince soru yönelttim. çünkü peygamber efendimizde karşısında ki insanın inancı öğrenmeden sorularına cevap vermezdi. bende sizin yaşamınızın ne tür bir inanç üstüne bina ettiğinizi öğrenmek istedim. sizde balık baştan kokar veya ulan gibi kelimelerle yıldırmaya çalıştınız.

ama ben bir kişinin yanlışını gördüğüm zaman kestirip atmaktansa bir sürü delil getirip örnekleri çoğaltarak kendi vicdanı ile başbaşa bırakıyorum.
size karşı uslubumu genelde bozmamaya çalıştım. benim yerimde başkası olsaydı daha kaba bir tabirde size cevap verebilirdi.
aslında bu tür durumlar pek portallarda çözülücek ve de anlaşılacak durumlar değil ama neyse.

sağlıcakla!

Yazan: aLaaDDiN YüCe Tarih: September 1, 2008 1:36 PM

ah keşke sizde bizim gibi düşünebilen insanlardan olmayı başarabilseniz mustafa bey illaki dedelerimiz bu vatanı atatürkü sevsinler diye savaşıp kan dökmediler ama en azından keşke o arkadaş sevmiyorum ama saygı duyuyorum yaptıklarına diye bir cümle kullansaydı o zaman daha az kırıcı olurdu bu ülkednin ekmeğini yiyip suyunu içip atatürkü sevmiyorum dediklerinde yüreğim cız ediyor bir şeyler kopuyor inanın..sizin gibi bir insan nasıl oluyorda bu cümlelere cuk oturan karşılıklar vermek yerine savunmaya geçebilyor anlamıyorum ya merak etmeyin bu gidişle allahın gazabı yakındır zaten bize biz elimizdekinin kıymetini anlayıp koruyana kadar bu mülk sizede bizede kalmayacak bu gidişle:((( koca dünyada allahın mülküdür isteyen istediği yere gidebilir türkiyede kalmak zorunda değil yani hani beğenmiyorsa kurtarıcımızı

Yazan: tuğba Tarih: September 2, 2008 2:57 AM

Bakın akıllı olun.İslam en mükemmeldir.Her alanda.Müslümansanız buna inanırsınız.yani elin kafir filozofların görüşlerin benim yaşam tarzımda etkisi olmamalı.Akıl sahibi kimseler iseniz bunu kabul edin.Bu ülke İslam dinini benimsemiş ve yaşamtısında uygulamasına engel olan bir sistem var!Beyin denen organı kullanın?
Ayrıca ikiyüzlü siyasi liderler,halkla,çoğunluğu oluşturan halk sınıfıyla iyi geçinip kandırmak için süslü konuşmalar yapar!

Yazan: doğrucu Tarih: September 2, 2008 11:03 PM

sayın : tuğba

ilk okuldan sizede kemalizm dini aşılanmış belli:d atatürk bizim kurtarıcımız mış vay anasını süper atatürk mü deseydik tek başına türkiyeyi kurtarmış:P yoksa amerika türklerin atatürkü var bizim de süpermenimiz olsun yoksa türklerin başımıza bela olur:d onun sayesinde bu topraklarda ekmek yiyiyormuşuz. sizin her kelimeniz islam'a göre şirktir. bizi rızıklandıran ALLAH'tır ALLAH'ta insanları vesile yapar veya birşeyleri vesile yapar. bizim kurtarıcımız da ALLAH'tır önderimiz HZ Muhammed s.a.v. dır. buradan gitme meselesine gelince. bu topraklardan gidecek olan siz laiklersiniz. yeriniz ise yunanistan çok putlu antik kent! orada yeterince sizi tatmin edecek put vardır. hem laikliğin çıkışıda orası... siz neden oraya gitmiyorsunuz? yoksa laiklik orada işlenmiyormu!

neyse sizin gibi insanlar kendi bildiği doğrularla devam etsin bakalım. helbet bir gün bütün gerçekler gün ışığına çıkacak nede olsa yalancının mumu yatsıya kadar yanar! ondan sonra bakalım ne olacak haliniz!

Yazan: aLaaDDiN YÜCE Tarih: September 4, 2008 10:43 PM

laf kalabalıklığı yapmanın alemi yok bize atatürkün dinini aşılamışlarmışmış atatürkün dini neymiş hrıstıyanmıymış oda müslümandı müslüman hemde sizler gibi geri kafalı müslümanlardan değildi alaaddin bey ben türklüğümle gurur duyuyorum fazlasıyla hemde sizin bir yaranız var anlaşılan gocunduğunuza göre yunanistanda laiklik çıktıysa orda yaşayıp yaşamamıza siz karar veremezsiniz ozaman sizde buyrun irana göç edin...benim demek istediğimden bile acizsiniz anlaşılan anlayamadığınıza göre o putlarını size bir adres verinde acele postayla size yollıyayım benim çok şükür allahım var bana yeter... müslümanlık hoşgörü dinidir maalesef sizdede bu yok. bu arada yarın ilk işiniz bir tv kanalı arayın ey laikler yunanistana defolun orda putlara tapının diyinde halinizden o zaman anlıyayım böyle forumlarda atıp tutmakla olmaz bu iş icraat lazım bu memlekete değilmi ya.üstelik siz bunu söyleyerek allahın varlığının bir olduğuna inanan bir insana git putlara tapın diyerek allaha şirklerin en büyüğünü siz yapıyorsunuz.ben bu ülkede hem müslüman hem laik olunup yaşanabileceğini savunuyorum laikliktende savunduklarım iyi şeyleri alın kötülerini bir kenara bırakın tamam mı bende onu savunuyorum başım açık olabilir ama bu namaz kılmadığım anlamına gelmez oruç tutmadığım anlamına gelmez zaten bu sizi ilgilendirmez kabre konulduğumuzda cevaplarımızı verebilirsek biz vereceğiz burda din hocalığı yapmanın alemi yok herkes kendinden sorumlu olacak tamam mı müslüman abiciğim atatürkümüde çok seviyorum allahımıda peygamberimide varmı itirazı olan hepsini birden sevemezsiniz diyen bir kural varmı yoooooooooook o halde boşverin siz amerikayı yunanistanı biz kendimize bakalım kimseyi rahatsız etmeden hem müslümanlığımızı hem laikliğimizi yaşayalım allahın bizden razı olması için uğraşalım bunlar kalp kırmaktan başka bir şey değil çünkü süpermanede selamlar :)))))))))

Yazan: tuğba Tarih: September 16, 2008 11:45 PM

sayın tuğba

kendiniz ce birşeylere açıklık getirerek kendinizi doğru görmek ne kadar komik...

"laik bir müslüman olunurmuş" :)))))(islamı kabul etmeyen bir müslüman acaip bir durum
Atatürk mü söyledi? yoksa kur'an da ayetmi var? veya peygamber efendimizin hadisi şerifleri mi var bu durum için! ha anladım zekeriya beyaz size fetva vermiş bu konuda!:)))
"atatürk müslümanmış":)))))
müslümanlık nedir, neye deyinerek müslüman olduğunu söylüyorsunuz. yoksa istiklal mahkemelerinden vede kur'an'ı kaldırmasından. veya genel adı ile hilafeti kaldırmasından dolayı mı müslüman olmuş!
"müslümanlık hoşgörü diniymiş":))))
nur cemaati mi öğretti size bunu. yoksa papamı
inanki sizin gibi bir ile tartışmak gereksiz...

siz ne laikliği bilen birisiniz nede müslümanlığı!

"peygamberi seviyormuş..."
nasıl bir sevgi?
"ALLAH'ı seviyormuş..."
nasıl bir allah sevgisi?
"ama git o zaman iranda yaşa"!!!
"din hocalığı yapmanın alemi yokmuş":)))
her müslüman zaten kendi dininin hocasıdır
ve müslüman iyiliği önerip kötü amelden yüz çevirtendir (EMRİ MARûF VE NEHY İ MÜNKER)
“Siz, insanların iyiliği için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz; iyiliği emreder, kötülükten meneder ve Allah’a inanırsınız. Ehl-i kitap da inansaydı, elbet bu, kendileri için çok iyi olurdu.” (Ali imran-110)

putlara gidin tapın diyormuşum...
kafanızda yeterince put var!!
eminim siz putun ne olduğunuda bilmiyorsunuz!
ve bir çok islam kavramınıda

Yazan: aLaaDDiN YÜCE Tarih: September 20, 2008 11:49 PM

ne kadar aciz yazdıklarınız aslında herden herşeyden ne kadar gereksiz herkes kendi bildiği kadar müslüman araştırıp öğrenmek insana mahsus bir sizsiniz yani dinini büsbütün bilen vay be sadece gülüyorum hemde kahkahalarla atatürkün hayatını iyi araştırmanızı tavsiye ederim gerçi nato kafa nato mermer olmuşsunuz ama benimki sadece bir iyi niyet...ayetlerden örneklerinize boynum kıldan ince ne diyim allah size akıl fikir versin putmu dediniz oneydiki ya ben hayatımda duymadım :P bu konuyu biraz açarmısınız bir put bilimcisi olarak çok ama çok ama çooooooook sayın alaaddin bey

Yazan: tuğba Tarih: September 23, 2008 1:26 AM

evt putlara tapın siz. Ayetlerimize elbetteki saygınız olucak.Müslümanlık saygı sevgi belli bişelerin ölçüsünü aşmamayı gösterir kalpleriniz bunu onaylamıyor onaylayamıyor kabullenemiyor kendi bildikleriniz size kalsın senin put dediğin
senin atandır ama bizim atalarımızı araştır bakalım vede yapılan sonuçlar herşeyi burada yazdığın kadar iyi anlarsın ülke benim fikirlerimin doğrultusunda yönetilir demiyorum ama senin fikirlerinde tamamen nötr sakın ayetlere dine laf atmaya kalkma yapan bulur tabikide....Atatürkçü olman bana sana ona yada başkalrına ne fayda sağlar ? herkes haddini bilsin konuştukalrın kadar değerin varmıki senin ?

Yazan: Anonymous Tarih: October 17, 2008 3:10 AM

pardon şu yazılanlardan bir şey anlayan varsa bana açıklama getirebilirmi çünkü okadar daldan dala ve karmaşık bir yazıki bir bağlantı kuramadım doğrusu ayetlerimiz derken sahte peygamber falanmısınız?kuran-ı kerim kişiye özel değildir alooooooo dikkatinizi çekerim ama pardon sizin ondan bile bahsettiğiniz meçhul ya belkide incilden bahsediyorsunuzdur?yazık ya peygamberimiz sizin gibi cahillerle kimbilir ne kadar uğraşıp üzülmüştür..dinimizin güzelliği,anlamı,insan sevgisine saygısına verdiği önemden bir parçada olsa yararlanmaya çalışmanız size büyük fayda sağlıyacaktır.birde bu arada allah aşkına nerden kimden olduğunuzu ne biliyorsunuz?kendinden 5 kuşak önce dedesinin dedesinin dedesinin dedesinin dedesini bilen kaç kişi var?umarım hayırlı insanların tohumlarından gelmeyizdir (siz hala atalarınızın size bıraktığı şekildemi ibadet ediyorsunuz?)beni atalarım falan ilgilendirmez ben kendime bakarım fikrim de zikrimde böyle kardeşim ben allahın bana emrettiği gibi son din olana islamı yaşamaya çalışırım gerisini sen ister puta tap de ister ateist ol hiç umrumda değil bence sizinde umrunuzda olmasın hadi kalın sağlıcakla....atatürküm sen rahat uyu seni tüm kalbimle seviyorum

Yazan: tuğba Tarih: October 17, 2008 5:58 PM

konuştuğun kelimeleri doğru kullan laflarım bir müslüman lafıdır diğer dinler beni bağlamaz Allah muhafaza sen peygambermsin diyosun ben Allahtan aşka ilahım ilahımız yok diyorum sen bana ne diyosun elhamdülillah müslümanım ve birilerine doğru yolu göstermekse maksadım bu suç olmaz olamaz...özüm belli inkar etmiyorum zaten öyle yada böyle müslümanım çok şükür dikkat edersende müslümanlık diyorum burda başka bir dinden bahsetmiyorum ayetlerimiz derkende sadece benim ayetlerim değil tüm insanlığa sunulan ayetler manasında kastettim Atatürkü sevicem diye bi kaide yok Allahım ya peygamber efnimiz Muhammed AS a bu kadar laf atsalar sesizniz çıkmz hee

Yazan: Anonymous Tarih: October 19, 2008 1:49 AM

ne biliyosun.... peygamberime allahıma dil uzatmayı dene istersen bakalım sesimin nasıl çıktığını gör atatürkmü kurtarcak bizi ahirette ben bunumu savunuyorum sana kimse kimseyi tabi sevmek zorunda değil ama atatürk sevilmiycek en son insanlardan biridir bunu lütfen araştır ve bil...ahirette şu an onun ne durumda olduğunu bilebilirmiyiz belkide cennettedir sonra söylediklerinizden utanmayın...

Yazan: tuğba Tarih: October 20, 2008 3:14 AM

Yorum Ekleyin...





(you may use HTML tags for style)