« Din Olmadan Ahlak Olur mu? | Ana Sayfa | Asya’nın Yükselişinden Türkiye’ye Dersler »

June 25, 2008

Atatürk Dualarımızı İşitir mi?

[25 Haziran 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]

Bundan bir ay kadar önce liberalizm konulu uluslararası bir konferans vesilesiyle hayatımda ilk kez Bodrum’a gittim. Gitmişken de ünlü tatil beldesinin en göz alıcı yerine, yani Bodrum Kalesi’ne uğradım. Gezenler herhalde bilir; bu kalenin müze bölümünde batık teknelerin sudan çıkarılıp yeniden inşa edilmiş kalıntıları var. Bu kalıntıların en büyüğü de, Türk arkeologların binbir zahmetle ortaya çıkarıp sergiledikleri bir Eski Yunan gemisi.

Gemi beni etkiledi elbette, ama asıl görülmeye değer şey, onun yanındaki duvarın yüksekçe bir noktasında asılı duran Atatürk portresiydi. Atatürk’ün aşağıya doğru bakan pozunun altında da aynen şöyle yazıyordu: “İZLENDİĞİMİZİN BİLİNCİ İÇİNDE ÇALIŞIYORUZ.”

Yani, Türk arkeologları, çalışmalarını yürütürken Atatürk tarafından “izlendiklerine” inanıyor ve bunu da gururla ilan ediyorlardı.

Ne dersiniz, bu işte bir gariplik yok mu?

Var. Hem de Türkiye’deki “Atatürk kültü”nün her detayında var. Resmi törenlerdeki dile bakın mesela. Hemen her ülkede saygıyla anılan tarihsel liderler vardır. İnsanlar da onlar hakkında hakkında övücü konuşmalar yapar. “Büyük devlet adamıydı, önemli hizmetleri oldu, huzur içinde yatsın” gibi şeyler söylerler. Ama bizler sadece Atatürk hakkında konuşmuyor, “Atam!” diye başlayan cümlelerle ona hitap ediyoruz. Okul öğrencilerine “Ey bugünümüzü sağlayan Ulu Atatürk” diye başlayan sadakat yeminleri ettiriyoruz. Yani, sanki Atatürk bizi duyuyor, yakarışlarımızı işitiyormuş gibi davranıyoruz.

Bakın, İstanbul’daki bir okulda düzenlenen “Atatürk Konulu Şiir Yarışması”nda birinci seçilen bir beşinci sınıf öğrencisi neler yazmış:

“Sen göklerdesin Atatürk'üm! Sen bizi yukarıdan izleyensin,

Hiç ayrılmadın yerinden. Sen kaderimizi çizensin.

Sen bizi yaşatansın, Sen ölümden kurtaransın!”

Bu garip “itikat” sadece ilkokul öğrencilerinin değil, koca koca adamların yazdığı metinlerde de ifade buluyor. Çok satan bir gazete, Türkiye-Hırvatistan maçından söz ederken saha kenarındaki Atatürk resminin yaydığı metafizik güçlere atıfta bulunuyor. “Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, tüm Türkiye’yi heyecana boğan maçı izleyenler arasındaydı” diyen gazete ekliyor: “Fatih Terim’in, maç boyunca Atatürk’ün varlığından güç aldığı anlaşıldı.”

İnananlarına güç veren Ulu Önder, bazen mucizeler gösteriyor, bir dağ üzerinde bize suretini yansıtıyor. Silüetinin düştüğüne inanılan Damal ilçesindeki Karadağ sırtları, bir anda kutsal mekan haline geliyor. Yöre halkı “Atatürk mucizesi” sebebiyle şenlikler düzenliyor, ziyaretçiler halay çekiyor.

Bu kadar yüce bir varlık hakkında eleştirel laflar etmek ise, tahammül edilemeyen bir sapkınlık. Bu yüzden, Atatürk devrimlerinin toplumun bazı kesimlerinde travma yarattığı gibi her tarihçinin bildiği bir gerçeğe işaret eden Dengir Mir Mehmet Fırat, bir anda medyanın hışmına uğruyor.

Peki hepimiz gibi bir insan olan Atatürk’ü niçin bu kadar “insanüstü” bir hale getirmiş durumdayız?

Amerikalı düşünür Richard J. Neuhaus, din ve devlet ilişkilerini incelediği “Çıplak Kamusal Alan” (The Naked Public Square) adlı eserinde bu soruya cevap veren önemli bir yorum yapar. Neuhaus’ın “çıplak” dediği, geleneksel dinden tamamen arındırılmış kamusal alandır. “Ancak,” der Neuhaus, “çıplak kamusal alan uzun süre çıplak kalamaz; geleneksel dinden oluşan boşluğu bir süre sonra ‘yapay din’ doldurur.”

Bizim de işte tüm kamusal alana ipotek koymuş bir “yapay din”imiz var. Ve bu din, bizi Atatürk’ün en çok üzerinde durduğu şeyden, yani “bilimsel ve rasyonel düşünce”den alıkoyuyor. Bu dinin mensuplarının kendilerini “akıl ve bilim” yolunda sanması ise, işin en komik yanı.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: June 25, 2008 4:54 PM

Okur Yorumları

(NOT: Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Mustafa Akyol tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, standart yorum kurallarını dikkate almanız önemle rica olunur.)

Çok güzel yazmışsınız Sayın Akyol, hani derler ya insanoğlunun her zaman inanç gereği bir Tanrı'ya ve bir Din'e ihtiyacı vardır. Buda ülkemizde oluşmuş boşluğun çarpıcı bir yansıması. Ne varki sözde, Atatürk'ün yolunda olduğunu ileri süren, tamamen Aklın ve Bilimin kurallarıyla haraket ettiğini düşünen bu insanlar, en başta Eleştiriyi ve düşünce özgürlüğünü biz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına yasak etmiş. Tamamen dogmatik kafa yapıları ile bize tek tip insan modelini enjekte etmeye çalışıyorlar. Bilmiyorlarki çok kültürlü, çok dilli bir memleketin insanlara vereceği hazı. Umarım artık koyun olan millet uyanırda daha da geç olmadan gerçek bir Demokrasi ortamının yerleşmesini sağlar!

Yazan: Nurullah ENGIN Tarih: June 25, 2008 5:16 PM

Bu kadar doğru söze ne denir.Çok yaşayın.

Saygılar...

Yazan: m.ali diktaş Tarih: June 25, 2008 6:34 PM

Fethullah Gülen, -galiba- bir doktora, rahatsız olan çocuğu için bir dua okuyup altın hediye etti diye doktora etmediği lafı bırakmayan medya, her yıl Damal’da düzenlenen “Atatürk’ün silüeti şenlikleri” hakkında ne diyor?

Bakın bu şenliklere kimler kimler katılmış; Vali, Belediye Başkanı, Tugay komutanı, CHP’li vekiller vs.. (Aloo laiklik ne oldu!?) Ve sürekli İslamî metafiziğe saldıran/alay eden Hürriyet bunu nasıl vermiş, hiç istihza var mı?:

http://www.hf.uio.no/ikos/studier/fag/tyrkisk/restr/AtaSilueti.html

Bunun gibi örnekler o kadar çok ki..

Radikal’den Murat Belge de bir zaman şöyle yazmıştı:

"[..] Böyle bir özet bizim Türkiye’ye çok iyi uyar, çünkü burada düşüncenin kendisi sekülerleşmeden, özgür ve eleştirel düşünceye geçilmeden, ’sekülarizm’ yeni bir ‘amentü’ haline getirilmiştir. Kendini seküler kesimde görenlerin çoğunluğu, bir ezberin yerine yenisini koymakla yetinmiştir. ‘Bilim’ diye bildikleri aslında eşit derecede metafizik bir ‘pozitivizm’dir. ‘Scientology’, şimdiki gibi kullanılmış ve özgül bir anlam kazanmış olmasa, tam da bu dünya görüşünün adı olabilirdi. Türkiye’nin en ciddi, en büyük sorunu, bugün de budur."

Hakim medeniyetin ideolojilerini 40-50 yıl geriden takip edebilen, bunu da ancak şekilsel yönden yapabilen, böyle yapmakla da kendini aydınlanmış(!) sanan zevat, kurtulmak istedikleri, pis sandıkları/buldukları şarklılıktan bir türlü kurtulamadıklarını da böyle garip tezahürlerle gösteriyorlar; kendi metafizik saçmalıklarının İslamın tutarlı metafiziğinin yanında yerlerde süründüğü, bu saçmalıklarının İslamî açıdan da alay konusu olduğunu farketmiyorlar.

Yazan: Suat Tarih: June 25, 2008 9:14 PM

Sayın Akyol,

"Ben ve benim kalemliğini yaptığım parti bu ülkede bazı şeyleri değiştirmek istiyor. Bunun için bazı kültleri yıkmalıyız. Bunların başında Lâiklik geliyor. Lâikliği yıkamıyoruz bari bunu bu ülkeye getiren adama saldırayım biraz."

Derseniz kendinizi daha iyi ifade edersiniz. Ayrıca açık olur herşey. Ha pardon siz "manda" altında yaşamayı tercih ederdiniz. E sizi İngiltere'ye alalım? İran mı desem yoksa?

Yazan: Volkan Çınar Tarih: June 26, 2008 1:45 AM

Arap milliyetçiliğini, Arap örf, adet, kılık ve kıyafetlerini din diye dayatmaya çalışanlar özgürlük ve demokrasiden hiç bahsetmesinler.

Geçin bakalım dalganızı. Zamanında işgal kuvvetleri'de dalgalarını geçmişlerdi çapulcu haydut demişlerdi Mustafa Kemal için.

85 yıllık travmanız hala devam ettiğine göre tek çare hastanelerin travmatoloji bölümlerinin kapasitesini artırmak gerekiyor sanırım.

Ek travmatoloji bölümlerinin yanında İngiliz mandası da yuva yapsın söğüt dalına ister misiniz?

Hülagü TTT

Yazan: Hülagü Tarih: June 26, 2008 10:23 AM

Önemli olan burda insan kalitesidir, eğer özgür düşünmekten, sorgulamaktan aciz bir yapınız varsa sizin hangi grubun, cemaatin veya sosyal kesimin bir parçası olmanız sizin kalitenizi pek değiştirmiyor. Yine aynı amaçlar, yine aynı gereksimlerden kaynaklanan bir takım ritüeler ve düşünce kalıpları ediniyorsunuz. Sonuçta farklı kostümler içinde fakat aynı seviyede insalar görüyorsunuz, ve işin ilginç olan tarafı ise bir diğerinden üstün veya ondan bir kaç basamak yüksekte olup onun göremediği gerçekleri gördüğünü sananlar diğerini kör cahillikle suçluyor.

Yazan: murat Tarih: June 26, 2008 11:42 AM

GERÇEKTEN YAZDIKLARINIZA KATILMAMAK MÜMKÜN DEGİL AMA BUNU AÇIKÇA İFADE EDENLERİ NEDENSE MEDYA LİNÇ KAMPANYASI BAŞLATIYOR...EGER HALK Bİ TRAMWA YAŞAMASAYDI ŞİMDİ 2008 GİBİ Bİ TARİHTE BİR ÖRTÜNÜN MÜCADELESİNİ VERİYOR OLMAZDIK..
SAYGILAR..

Yazan: zehra bayrak Tarih: June 26, 2008 11:54 AM

Evet Mustafa Akyol'a katılıyorum.Aynı mantığı gerçek din olduğuna inandığı dinler için kullanırsa o dinlerin de yapay olduğunu görecektir.Yani bütün dinlerin zaten insanlar tarafından ortaya atıldığını görecektir,Atatürk adına ortaya atılan din gibi.Hatta görmediğine pek katılmıyorum ancak böle bir toplumda,böyle bir dönemde sanırım gerçekten gördüklerini yazmak pek de işe yarar olmasa gerek.

Yazan: 544 Tarih: June 26, 2008 12:26 PM

Tebrikler Mustafa Bey!Doğru söze ne denir? yanlız dikkat edin bazı laik(?) kesim tarafından Atatürk düşmanı ilan edilebilirsiniz.

Yazan: Birgül Tarih: June 26, 2008 1:21 PM

Peki hepimiz gibi bir insan olan Atatürk’ü niçin bu kadar “insanüstü” bir hale getirmiş durumdayız?
Hepimiz gibi insan olan Muhammedi peygamber yapinca oluyor ama? Ayni seyi kendi inanclarinizi sorgulamaya gelince neden yapmiyorsunuz ki?
Yani, Türk arkeologları, çalışmalarını yürütürken Atatürk tarafından “izlendiklerine” inanıyor ve bunu da gururla ilan ediyorlardı.

Ne dersiniz, bu işte bir gariplik yok mu?


Gariplik surada Mustafa bey, sizin inanciniz olunca sorun yok, ama baskasinin inanci olunca garip garip oluyor!? Halbuki temel olarak hicbir fark yok kendi pozisyonunuzla.
“Fatih Terim’in, maç boyunca Atatürk’ün varlığından güç aldığı anlaşıldı.”

Ve gordugunuz gibi insanoglu din yaratmakta adeta ustalasmis. HAbire din yaratip, herbiri kendi dininin mutlak dogru olduguna inaniyor.. Ha cocuklara okullarda din dersi vermisin, ha ayaga kaldirip Atarturk fetisizmi ile beraber marslar soyletmissin, temelde hepsi ayni...
Yani, sanki Atatürk bizi duyuyor, yakarışlarımızı işitiyormuş gibi davranıyoruz.
Evet bence cok sacma da, kendi konumunuzun tipatik aynisi oldugunu goremiyormusunuz? Yoksa sizin inanisiniz *inanisiniz soyledigi* icin mi daha dogru? Hepsi ayni...

Yazan: fuatogl Tarih: June 26, 2008 5:03 PM

George Orwell'ın 1984 ismindeki kitabı uzun zaman önce elimden geçti. O yüzden kitabın pek çok yerinde yazan o cümleyi tam olarak hatırlamayabilirim;

"Big boss (büyük patron) -ya da- big brother (ağabey) is watching you" yazısıyla birlikte ülkeyi yöneten kişinin (yani rejimin kurucusu ya da sahibi) resminin her duvarda asılı olduğundan sözediliyordu.

Mustafa Akyol daha önce "bu laiklik sovyet laikliği" derken hakikaten isabet buyurmuş.

Yazan: Kalem ve Onur Tarih: June 26, 2008 8:35 PM

Usta derviş acemi dervişleri bir araya toplayıp her birine birer tane canlı tavuk ve birer tane de bıçak vermiş ve demiş ki "bu tavukları alın ve hiç kimsenin sizi görmediği bir yerde kesin. Acemi dervişler dağılmışlar. Derken hepsi birbir dönmeye başlamış. Hepsi usta dervişe, kimsenin görmediği bir yerde tavuğu kestiklerini söylemişler. Sadece biri elind ecanlı tavukla dönmüş.
Usta sormuş acemiye
-Sen neden tavuğu kesmedin?
Acemi cevap vermiş
-Her yeri gezdim her deliğe girdim ama Allahın beni görmediği hiçbir yer bulamadım. O yüzden de tavuğu kesmedim.

Usta derviş diğer acemilere dönerek
-İşte bu arkadaşınız doğruyu yapmış. Allah sizi daima görür. Bunu sakın unutmayın demiş.

Yani "Big boss is watching you"

Yazan: UMUT Tarih: June 27, 2008 3:14 AM

Din, toplumları bir arada tutmaya, kitleleri toplu halde sevk ve idare etmeye yarayan en uygun araçtır. Kısaca din, toplumun çimentosu gibidir.

Yönetmeye çalıştığınız toplum birbirinden farklı inanışlar etrafında toplandıysa, bir gün gelir sizi bölmek(?) isteyen güçler bu farklılıktan istifade edebilir.

Bunu önleyebilmenin en iyi yolu, bütün toplumun aynı inanış etrafında toplanmalarını sağlamaktır. Şayet, ideolojinize uygun böyle bir inanış mevcut değilse, böyle hallerde sizin arzu ettiğiniz şekilde birleşmeyi sağlayacak yeni bir inanışa ihtiyacınız olur.

Mevcut seçenekler içerisinde ihtiyacınızı giderecek bir sistem yoksa, siz de kendi inanışınızı kendiniz oluşturursunuz. Önder olarak da toplumun çoğunluğu tarafından benimsenmiş herhangi birini seçebilirsiniz.

Kemalizm, bu şekilde oluşturulmuş, tek tip insan yetiştirmeyi hedefleyen böyle bir ideolojidir. Ancak, kemalizmin oluşturulmasında ve bugünlere getirilmesinde Mustafa Kemal'in hiç bir kabahati veya sorumluluğu yoktur.

Bu işte sorumluluk sahibi olan kesim, 1930'dan itibaren Mustafa Kemal'i parti yönetiminden azar azar uzaklaştıran, Mustafa Kemal'e yakın isimleri partiden teker teker atan CHP ve onun o zamanki yöneticileridir. İlla ki bir isim vermek gerekirse de, "Sen yeterince Atatürkçü değilsin" şeklinde bir hitapla Mustafa Kemal'i bizzat suçlayan parti genel sekreteri Bay Recep Peker gösterilebilir.

Yazan: vista Tarih: June 27, 2008 9:25 AM

(Amerikalı düşünür Richard J. Neuhaus, din ve devlet ilişkilerini incelediği “Çıplak Kamusal Alan” (The Naked Public Square) adlı eserinde bu soruya cevap veren önemli bir yorum yapar. Neuhaus’ın “çıplak” dediği, geleneksel dinden tamamen arındırılmış kamusal alandır. “Ancak,” der Neuhaus, “çıplak kamusal alan uzun süre çıplak kalamaz; geleneksel dinden oluşan boşluğu bir süre sonra ‘yapay din’ doldurur.”

Bizim de işte tüm kamusal alana ipotek koymuş bir “yapay din”imiz var. Ve bu din, bizi Atatürk’ün en çok üzerinde durduğu şeyden, yani “bilimsel ve rasyonel düşünce”den alıkoyuyor. Bu dinin mensuplarının kendilerini “akıl ve bilim” yolunda sanması ise, işin en komik yanı.)

Evet, bizim de tüm kamusal alana ipotek koymuş bazı unsurlarımızın olduğu görüşüne katılıyorum. Yalnız bu Atatürkçülük değil. Ritüel bazında gerçekleşen bazı abartılı devlet (ya da ideoloji deyin) gelenekleri, kamusal alandaki sekülerlikten kaynaklanan değer boşluğunun salt Atatürk ideolojisiyle doldurulduğunu göstermiyor. Ben buna inanmıyorum.

Yazan: Kubilay Ant Tarih: June 27, 2008 10:02 AM

Sayın Birgül'e ...!



Alıntı;

"Hepimiz gibi insan olan Muhammedi peygamber yapinca oluyor ama? Aynı seyi kendi inanclarinizi sorgulamaya gelince neden yapmiyorsunuz ki?"



Sayın Birgül, dediğiniz şey gerçekten doğru bir tespit var: Hz. Muhammed (SAV)'de normal bir insan, tek farkı günümüzde yaklaşık 1.3 Milyarlık inananı olan bir dinin peygamberi ve bizlerde sizin dediğiniz gibi onun normal bir insan olduğunu kabul ediyor ve günlük ibadetlerimizde sürekli Kelimeyi Şehadet ile vurguluyoruz ...



" Tanıklık ederim ki hiçbir İlah yoktur, ancak Allah vardır ve yine tanıklık ederim ki Muhammed onun kulu ve peygamberidir."



Amma velakin memleketimizde, Sayın Akyol'un değindiği gibi bir boşluktan dolayı oluşmuş yapay bir Din, inanç arayışları içindeki insanları; Atatürk'ü, -sizinde dile getirdiğiniz; normal bir insani- neredeyse bir "İLAH" yerine koymaya yöneltmiştir.



Öyleki memlekette bu idoloji ile dolan insanlar İslam dinine istedikleri gibi eleştriler yapıp, taki 7. yüzyıldan beri yayılan ve bugüne kadar inananı olan ve çok değerli bir Kitabı olan dinin gereklerini kafalarına göre değiştirip, yorumlarken. Türkiye Cumhuriyet'indeki biz vatandaşlar artık Atatürk'ün adını anarken bile korkar olmuşuz. Eleştirmek, hakkında konuşmak tamamen yasak edilmişti. Baskılarla Atatürk bir İlah olarak bize dayatılmaya çalışılmış ve bunun sonuçları bazı kişi ve çocuklarda etkisini göstermiştir.
Buyrun buda güzel bir örneği;



“Sen göklerdesin Atatürk'üm! Sen bizi yukarıdan izleyensin,


Hiç ayrılmadın yerinden. Sen kaderimizi çizensin.


Sen bizi yaşatansın, Sen ölümden kurtaransın!”




Sayın Akyol'un yazısında bulunan bu şiirde, bu yaşananlara çok güzel bir örnek teşkil edebiliyor ve eğer fark etmişsenizse Biz müslümanlar genelde dua ederken, bu genç insanın yazdığı şiirdeki itafları yüce Allah'a yapar, Hz. Muhammed (SAV)'i onun yerine koymayız.



Neyse.. Umarım aradaki farklıları sizde görebilirsiniz. Herkese İyi Günler Dilerim...

Yazan: Nurullah ENGIN Tarih: June 27, 2008 6:45 PM

"Big boss is watching you" Sayın Umut,
Winston Smith olmak zoru seçmek demektir, aman dikkat, Allah sonunuzu benzetmesin :) ya da tersini mi dilemeliydim.

Yazan: Anonymous Tarih: June 28, 2008 2:24 AM

fuatogl bey,

Peki hepimiz gibi bir insan olan Atatürk’ü niçin bu kadar “insanüstü” bir hale getirmiş durumdayız?
Hepimiz gibi insan olan Muhammedi peygamber yapinca oluyor ama? Ayni seyi kendi inanclarinizi sorgulamaya gelince neden yapmiyorsunuz ki?
demişsiniz ve devamında kemalizme iman edenlerle islama inananları aynı şeylermiş gibi karşılaştırmaya devam etmişsiniz.

Eminim şunun farkındasınızdır: Hz. Muhammed (s) peygamber olduğunu söylüyor, Atatürk'ün ise öyle bir iddiası yok. Hatta o da Hz. Muhammed'e iman ediyor, bir asker olduğu için kendi açısından bakıyor ve Bedir savaşını onun nübüvvetine delil olarak yeterli görüyor. Atatürk'ü kutsayan insanlar ise bunu kendiliklerinden yapıyorlar yani Atatürk ben öldükten sonra dualarınızı işitirim, gökten sizi izlerim demedi.

Arada önemli bir fark var. Gerçekten bunun farkında değil misiniz, yoksa boş mu bulundunuz?

Yazan: fizikci Tarih: June 28, 2008 2:24 AM

Suat ve Hulagu TTT adli sahislara...

Kemalizm kultunun icinin ne kadar bos, savunucularinin, yoksa yargiclarinin mi demeliyim, fikir ufkunun ne kadar kupkuru oldugunu bu sahs-i muhteremlere bakarak anliyor insan.

Savunduklari bir fikirlerin, hic bir mantikli, hic bir iler-tutar tarafi yok. Bombos. Yazik size ya. Diger yorumcularin fikirlerine, savunduklarina, Mustafa Bey'in yazdiklarina bir bakin bu farki daha canli sekilde goreceksiniz.

Sanki muhafazakar insanlar Ingiliz devletinin emri altinda yasamak istiyormus gibi bir de hava veriyorlar ya yazilarina pes dogrusu. Bunlar Kurtulus Savasi'ni kimin baslattigini, kimin savasi kazanmak icin canla basla calistigini ya bilmiyorlar ya da bilmek istemiyorlar.

Fosillesmis ideolojiler hep kaybetmistir. Siz sayin Suat ve Hulagu da kaybetmeye mahkumsunuz. Ataturk'u buyuk yapan devrine gore ileri olani savunmasiydi. Sizin kucucuk olmanizin ve oylece yok olacak olmanizin yegane sebebi Ataturk'un dediklerini cag uygulayamamaniz. 1920 model araba gibi islemesi, ya da durmasi demeliyim, beyninizin. Allah sizinle ayni sonu, ayni fikri paylasmayi nasip etmesin kimseye.

Yazan: Ozgur Tarih: June 28, 2008 2:15 PM

Mustafa Bey,neden Kemalist'lerle uğraşıyorsunuz anlamıyorum.Yani, Muhammed'in hırkasına el yüz sürene laf yok da Kemalist'lerin sevgisine niye laf var?Belki bazı kesimler abartıyor olabilir ama şu da bir gerçek ki ATATÜRK eşsiz bir önderdi

Yazan: seda kılınçarslan Tarih: June 28, 2008 3:35 PM

yazarlığının henüz 'çocukluk çağı hastalığını' yaşamakta olan sayın Akyol;ben,türkiyedeki tüm eğitim katmanlarından geçmiş bir tıp doktoruyum(anaokulundan doktoraya kadar).bu resmi eğitim sürecinde hiçbir dönemde atatürkçülük dinin alternatifi olarak sunulmadı;size sunulduğunu iddia edebilir misiniz???bu eğitim sürecinde dinin allah ile insan arasında bireysel bir tercih olduğu(bu laikliğin omurgasıdır zaten) ve atatürkün bu millete büyük faydaları olmuş tarihi bir kişilik olduğu anlatıldı;size farklı bir şey anlatanmı oldu yoksa??? siz sevmiyorsunuz diye herkes sevmesin mi o insanı?bizlerin sevip yüceltmesi sizi niye rahatsız ediyor?yok efendim müzede öyle yazıyormuş,bu dayatmaymış,demokrasiye uymazmış,hatta dinmiş(yabancı bir bilim adamından söz alıntılayıp yazınıza bilimsellik sosu katmak primitiflik tek kelimeyle)....size bir kaç soru daha;kombassan ve sahra holding vurgununun olmuş olması dinin kötü olduğu şeklinde yorumlanabilir mi?(her 2 holdingin binalarında besmele ve dini sözler yazılıydı çünkü!!!).green card alabilmek için CIA ajanı birini şahit göstermek hangi ilmihal kitabında yazmaktadır??daha bu tarz yüzlerce soru sorabilirim ama vaktim yok,aynı yolda devam edin çok yüksek yerlere geleceksiniz..saygılarımla.

Yazan: ümit harmancı Tarih: June 28, 2008 7:22 PM

umit bey hakikaten beni dehsete dusurdunuz.. evet bir dusundum de bir dalda doktora yapmis olmak diger (paramedikal) konularda uzman olmayi gerektirmez (canan aritman'dan biliyoruz) ve insan yanlis dusunebilir ama bu kadar mi objektif ve rasyonellikten uzak muhakemesi sakat olarak dusunur...

mustafa kemal ataturk benden sonra size hic bir dogma birakmiyorum, hayatta en hakiki mursit ilimdir diyen kisi degil mi? peki su an kemalizm adi altinda yapilanlar en uyduruk bir totemcilige, kultculuge girmiyor mu?

verdiginiz karsilastirma icinse gercekten uzuldum. siz doktora yaptiniz oyle mi?
dini kullanarak para toplayip batiranlarin kabahati ile elbette ki butun bir dini ve samimi inanirlarini sorgulayamazsiniz ancak, akilciligi isaret etmis, metafizik imalari reddetmis, rasyonel objektif pragmatist bir lider olan mustafa kemal'in "tamamen duygusal" nedenlerle bir kult haline getirilmesini ve bu sekilde bir totem gibi dayatilmasini nasil bir tutarsiniz?
bu sekilde ancak dinlerde gorulen yukarlardan izleme, gorup kollama vs. gibi ilahi ozelliklerle yuceltmek hem dine hem de mustafa kemal'in sahsina bir hakaret degil midir? nedir bu yahu bir resim koyup onun izlemesini dusunmek bu ne sapik bir totemciliktir. bu mu bilimsel dusunce? benim naciz vucudum toprak olacaktir diyen kisiye yapilacak en buyuk kotuluk budur herhalde.

kimse mustafa kemal'in bir insan olarak buyuk bir komutan, bir devlet adami oldugunu, bu ulke icin yaptigi hizmetleri vs. inkar edemez ve bundan dolayi da onu cok severek hatirasina hurmet gosterebilir ancak kendisinin de karsi ciktigi sekliyle onu totemlestirip ancak dinlerde gorulen metafizik ozelliklerle (hala daha insanlari izlemesi vs.) ortaya koymak saskinliktir.


ayriyeten ataturkculuk degil ama kemalizm en sinsi bir din gibi sunulmaktadir. daha gecen gun bir yarismada bir ilkokul ogrencisinin ilahi sifatlarla donatilmis bir mustafa kemal tablosu cizen siirini gazetede okudum. yine meshur mitinglerden birinde bir hanim teyze mustafa kemal'e acikca peygamber yakistirmasi yapti. bu ornekleri cogaltabiliriz yani munferit degiller. butun bunlar inonu devrinden neset eden ve en koyu bir dogmayla kemalizmi beyinlere bir din gibi kultcu siringayla enjekte eden anlayisin urunudur.

hulasa yazik.. derdi rasyonellik, bilimsel dusunce, objektif bakis acisi olan bir insanin kaderi bu sekilde cikarlara alet edilen bir kulte donusmek mi olmaliydi...

Yazan: Anonymous Tarih: June 29, 2008 1:53 AM

Din, toplumları bir arada tutmaya, kitleleri toplu halde sevk ve idare etmeye yarayan en uygun araçtır. Kısaca din, toplumun çimentosu gibidir.
Biranda fasizm den bahsettiginizi zannettim. Bu saydiklariniz genelde onun ozellikleridir de. Hatta kendileri bile "ne mozagiyi ulan! Beton beton!" derlerdi, bildiklerinden olsa gerek.

Yazan: fuatogl Tarih: June 29, 2008 2:19 AM

Özgür bey,

"Suat ve Hulagu TTT adli sahislara..."

Öleceğim aklıma gelirdi de bu Hülagu denen reenkarne Atamanlar (eskiler bilir) ile aynı cümle içinde eleştirileceğim aklıma gelmezdi.

Kuzum siz ya benim yorumumu okumadınız, ya Hülagu'nun.

Önce bi okuyun, Hulagu'nun yazdıklarının tam tersini yazdığımı anlayın, sonra ismimi geçirin yorumunuzda.

Hulagu ile aynı fikirde sanılarak eleştirilmek.. Bi tuhaf oldum, insaf yav.

Yazan: Suat Tarih: June 29, 2008 9:32 AM

"Gariplik surada Mustafa bey, sizin inanciniz olunca sorun yok, ama baskasinin inanci olunca garip garip oluyor!? Halbuki temel olarak hicbir fark yok kendi pozisyonunuzla"

Eleştiri inanç sahibi olmaları üzerine değil ki Fuatogl bey. Kemalizme iman edenler dogmadan arınmış olduklarını iddia etmiyor muydu? Yaşadıkları travmatik çelişki eleştiriliyor.

Yazan: TemaşaiGaribeiKüheylan Tarih: June 29, 2008 9:33 AM

Hemen her haftasonu olduğu gibi kitapçımın raflarına dalmışken gözüme bir kitap çarptı. Adı "Nutuk'taki Gizli Hitabe 19 Rakamının Yeni Sırları"

Ayaküstü, arka kapağından başlayarak şöyle bir baktım. Kitabı Muammer Yüksel – Erhan Kızıltan yazmış. İç sayfada yazarların ikisinin de tıp eğitimi aldığı yazıyor. Birisinin -ismini şimdi hatırlayamadım- yayımlanmış öyküleri de varmış.

Yazarların iddiasına göre Nutuk'ta bir takım şifreler varmış. Ve yine kendi ifadelerine göre Atatürk'ün bütün hayatına egemen olan 19 rakamı ile bilinen bağlantıların ötesinde daha şaşırtıcı ve gizemli sonuçlara ulaşmışlar. Ayrıca 19 rakamının değişik bir şekilde taranmasıyla ortaya gizli bir "Gençliğe Hitabe", bunun yanı sıra da yakın geleceğimizi ilgilendiren önemli tarihler çıkmış.(!)

Kitabın arka kapağında aynen şunlar yazıyor:


Nutuk'taki Gizli Hitabe 19 Rakamının Yeni Sırları

• Nutuk'ta tekrarlanan sözcükler ne ifade ediyor?
• Nutuk'ta geleceğe dair uyarılar var mı?
• Gençliğe Hitabe'nin rakamsal yorumu nedir?
• Nutuk'taki gizli hitabenin sırları neler?
• Yakın gelecekte Türkiye'yi neler bekliyor?
• Nutuk Atatürk'ün bizlere bıraktığı gizli bir şifre mi?

Mustafa Kemal Atatürk'ün 15-20 Ekim 1927 tarihlerinde TBMM'de otuz altı buçuk saatte okuduğu Nutuk sadece milli mücadelemizin ve istiklal savaşımızın siyasi bir tutanağı olmamalıydı.

Bu duygudan yola çıkan bir yazar ve bir bilim adamı Nutuk'u yeni baştan okudular ve Atatürk'ün bütün hayatına egemen olan 19 rakamı ile bilinen bağlantıların ötesinde daha şaşırtıcı ve gizemli sonuçlara ulaştılar. Ayrıca 19 rakamının değişik bir şekilde taranmasıyla ortaya gizli bir "Gençliğe Hitabe", bunun yanı sıra da yakın geleceğimizi ilgilendiren önemli tarihler çıktı.

Nutuk içinde düzenli olarak tekrarlanan kelimelerin işaret ettiği anlamlarla birlikte, Türkiye Cumhuriyeti'nin ülkeler bazında dış ilişkilerini Nutuk söylemi çerçevesinde de irdelemeyi başaran bu kitap, gerçekle gizem arasındaki en doğru ve aydınlık yolu araştırmanın peşinde. Her türlü dogma ve saplantının dışında, okurları sadece sonuçlarla baş başa bırakan ve yorumları onlarla paylaşan benzersiz bir çalışma bu.


En çok dikkatimi çeken ise son paragraftaki şu cümleler oldu: "Türkiye Cumhuriyeti'nin ülkeler bazında dış ilişkilerini Nutuk söylemi çerçevesinde de irdelemeyi başaran bu kitap, gerçekle gizem arasındaki en doğru ve aydınlık yolu araştırmanın peşinde. Her türlü dogma ve saplantının dışında, okurları sadece sonuçlarla baş başa bırakan ve yorumları onlarla paylaşan benzersiz bir çalışma bu."

Aklıma ilk önce "acaba bir mizah kitabı mı?" diye geldi. Öyle ya; Nutuk'ta tekrarlanan kelimelerden, 19 sayısından vb.lerinden birtakım gizli hitabeler, şifreler ve yakın geleceğimize dair tarihler çıkartmaya çalışmak ve bunu da "her türlü dogma ve saplantının dışında", "benzersiz bir çalışma" olarak nitelemek ancak mizah olabilirdi. Kitabı ayaküstü biraz inceleyince mizah falan olmadığını, ciddi ciddi bu iki tıp mezunu yazarın oturup kelime kelime Nutuk'u inceleyerek bir takım tılsımlar aradıklarını ve bunları da kitap diye yayımladıklarını anladım.

Bir ara Kur'an şifrecileri vardı, hatırlarsınız. Metne son derece subjektif bir biçimde istedikleri herşeyi söyletirlerdi. Bir ayette uyguladıkları yöntemi başka bir yerde uygulamazlardı; çünkü istenilen sonucu vermezdi.

Bir müslüman olarak bu tür şifre arayışlarına son derece karşıyım. Ama yine de onları anlayabilirim, nihayetinde bir kutsal kitaba bakıyorlar ve bir takım haberler arıyorlar, vehmediyorlar. Yaptıkları yanlış da olsa mantık bakımından bir nebze anlaşılabilir.

İyi de Nutuk'ta bunu aramak ne oluyor?

Bir de bunu "Her türlü dogma ve saplantının dışında" diye sunmuşlar arka kapakta. Güler misin, ağlar mısın?

İzlenimlerde "Mutlu Doğum ve Dinlerarası Diyalog" başlıklı yazı yazmıştı bir ara; Kemalizmin bazı ritüellerinin, din ritüelleri ile benzerliği üzerine:

http://www.izlenimler.net/2006/05/09/mutlu-dogum-ve-dinlerarasi-diyalog/

Bunlara bir yenisini ekleyebilir: "Nutuk Şifrecileri.." :-))

Yazan: Suat Tarih: June 29, 2008 9:39 AM

En güzeli, uslubunca Türk insanının bunları yazıp ,okuyup tartışabilmesidir.Kimsenin kimseye bir şey dayatmaya ve kabul ettirmeye hakkı yok .O nedenle sayın Mustafa AKYOL a yapılna takidr ve tenkit yazıları onu ne yüceltmeli nede polemik konusu yapmalı.O nu sadece bir aydın olarak okumaya çalışmalıyız.Bilgiler yargıya dönüşmeden herşeyi dinleyebilmeliyiz.Ama dinlenen şeyler "kutsal değerlere" yada kutsal değer olarak kabul edilen değerlere hakaret içermemeli.Herkes istediğüni, istediği kadar sever ve sevdirmek için gayret gösterebilir.Ama hiç kimse sevdiğini kutsal olsun ve veya kutsal olarak addedilsin bir başkasına sınırlayıcı silah ve baskı unsuru olarak kullanmasın.
Sevmek yada nefret etmek kabul neticesinde gelen duygulardır.Ve bir insana hiçbirşey zorla kabul ettirilemez .o nedenle güzel olanları ve insanın ortak değer güzelliklerini ortaya çıkararak biribrimizi sevmeye çalışalım.Sadece sevdiklerimizi sevenleri değil sadece insan olduğu bir evlat, bir baba, bir anne, hatta bir sevgili olduğu içininsanı nev olarak sevebilmeliyiz.
o nedenle bende sayın Mustafa AKYOL insan olarak seviyorum.Ürettiklerini takip ediyorum.Yanlış gördüklerimide uslubunca kendisine iletmeyi bir dostluk nişanesi olarak görüyorum.
Aramızdaki engelleri ve atlanılması gereken çitleri kaldıralım ve karşımızdaki insana bakarak onun aracılığı ile görme imkanım olmayan 180 dercelik açının dışında yani arkamızda kalan hakikatleri insanı yardımcı kılarak görmeye çalışalım.Tüm insanlar aynı açıdan baksa arkalrını göremezler ve açının dışındaki noktalardaki güzellikler karanlıkta kalır.Halbüki oradada mutlaka güzellikler vardı.İpatı ise "karşımda duran" dır.

Yazan: MEHMET ŞENER Tarih: June 29, 2008 10:49 AM

Arkadaşlar, bir hata yapmışım, öncelikle bunu düzeltmek isterim. Son yorumumda altını yaptığım kişi olarak BİRGÜL isimli kişiyi göstermişim fakat O yazıyı yazan "FUATOGL" bey. Yazının üstündeki ismi yorumun sahibi zannettim fakat yorum sahiplerinin isimleri altta yer alıyormuş.
Birgül hanımdan tekrar özür dilerim!

Yazan: Nurullah ENGIN Tarih: June 29, 2008 2:42 PM

Aciz olan insan acizliğini anlayıp mutlaka kendinden üstün bir varlığa inanır gerçeğine olmasa bile yapayına

Yazan: Anonymous Tarih: June 29, 2008 3:30 PM

Mustafa Bey inanclarin yapay olmayanimi varmis? Ha unuttum dogru ya sadece sizinki yapay olmayandi degilmi?

Ataturk'un adindan, turk milletinin onu bu kadar kalpten sevmesinden neden rahatsiz oluyorsunuz anlayamiyorum dogrusu. Eger birileri Ataturk'e tapmak isterse tapabilir o onlarin problemi,demekki o insanlar o kisiye inanmak ile tatmin oluyorlar ya da rahatliyorlar. Sunu unutmayin Ataturk bir insandi ama sizin benim gibi degil, olaganustu bir insandi halkini ve ulkesini seven ve butun hayatini onlara adamis bir insan. Siz normal insanlarla hele kendini bilmeyen, yabanci ulkelerde universite bitirse bile cahilligine hicbir katkida bulunmamis koyun beyinli insanlarla (Ataturk ile humeyniyi ayni cumle icinde kullanabilme cahilligine sahip koyun beyinlilerden bahsediyorum) nasil eslestirebilirsiniz. Ataturk'u sevmiyorum deyip de yerli yersiz hakaretlerde bulunmaktan kacinmamak, elestiri, ozgur dusunce falan degildir...Ataturk'u sevmemek, Ataturk'un yaptigi hicbirseyi sindirememektir. Goruldugu gibi Ataturk sizin benim gibi bir insan olmadigini kanitlamis durumdadir, cunku onun yapmis olduklarini dunyada simdiye kadar hicbir devlet adami yapamamistir.

Bende size sorabilirim, Allah'in dularainizi isittiginden eminmisiniz??? Eminseniz "durmak yok yola (pardon duaya) devam".

Yazan: gunka Tarih: June 29, 2008 7:45 PM

"bu resmi eğitim sürecinde hiçbir dönemde atatürkçülük dinin alternatifi olarak sunulmadı;size sunulduğunu iddia edebilir misiniz???"


Yazan: ümit harmancı Tarih: June 28, 2008 7:22 PM

========================================
Mustafa Bey,neden Kemalist'lerle uğraşıyorsunuz anlamıyorum.Yani, Muhammed'in hırkasına el yüz sürene laf yok da Kemalist'lerin sevgisine niye laf var?Belki bazı kesimler abartıyor olabilir ama şu da bir gerçek ki ATATÜRK eşsiz bir önderdi

Yazan: seda kılınçarslan Tarih: June 28, 2008 3:35 PM

Yazan: Anonymous Tarih: June 29, 2008 8:15 PM

sasilacak sey...
konu islamiyete ya da diger baska dupeduz metafizik boyutu olan dinlere gelince rasyonellikten, bilimsellikten dem vuranlar mangalda kul birakmiyan arkadaslar neden konu ataturk olunca sasi bakmaya basliyorlar...

evet Ataturk'un isaret ettigi rasyonellikle ve pozitivizm ile bagdastirdigi(!) surece isteyen gidip anitkabir'de secde de edebilir, ya da koynunda, Ataturk resmi olan, nutuktan alintilar yazilmis muska tipi kolyeler de tasiyabilir. bu kimseyi ilgilendirmez. ancak Ataturk'un bu sekilde anlasilmasi gerektigi, ona insan ustu ozellikler yakistirilarak yanilmaz, yanlis yapmaz, her isinde hikmet olan sorgulanamaz bir varliga donusturulmesi, uyduruk kultcu rituellerin halka dayatilmasi kemalizm dogmaslatirilmasi, dinlestirilmesi dusunulemez.

nasil ki arkadaslar muslumanlar icin mahalle baskisindan soz ediyorlar ben de bir vatandas olarak en uyduruk kultcu sekillerle karsima cikan su kemalizm dininin dayatilmasindan, kemalist mahalle baskisindan biktim. istemiyorum muzeye veya baska bir kamusal alana gidince kemalist dinin uyduruk kultcu rituellerini gormeyi. bu vatandaslarimiz Mustafa Kemal'i bu sekilde anmak ve gormek istiyorlarsa ve madem kendilerine gore laiklik kamusal alandan her turlu dini tezahurun, subjektif metafizik anlayisin, kultun, rituelin dislanmasini iceriyor onlarin da yapacagi sey evlerinin bir odasini Ataturk'un bustunu koyarak bir nevi totemhaneye cevirmeleridir.

Yazan: Anonymous Tarih: June 30, 2008 10:19 AM

"...Bu yüzden, Atatürk devrimlerinin toplumun bazı kesimlerinde travma yarattığı gibi her tarihçinin bildiği bir gerçeğe işaret eden Dengir Mir Mehmet Fırat, bir anda medyanın hışmına uğruyor." M.A

"Dengir Mir Mehmet bu anıyı dikkatle okusun


DOSTLARLA yapılan sohbetlerde söz dönüp dolaşıp ülke sorunlarına kilitleniyor. Yani laiklik, demokrasi, cumhuriyet ve Atatürk devrimleri..

En büyük endişe AKP iktidarının Türkiye Cumhuriyeti’ni nereye doğru sürüklediği.

Tartışmalar uzadıkça uzuyor...

Önemli görevlerde bulunmuş olan emekli büyükelçi Fahir Alaçam bir anısını anlattı.

Bu ilginç ve derslerle dolu anıyı Dengir Mir Mehmet Fırat Bey başta olmak üzere tüm AKP’lilere ve yandaşlarına ithaf ediyorum.

Yıl 1968... Dönemin Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay, İran Şahı Rıza Pehlevi’nin davetlisi olarak İran’ı ziyaret eder.

Cevdet Sunay’a dönemin Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil ile Dışişleri Ortadoğu Dairesi Genel Müdürü Büyükelçi Fahir Alaçam eşlik eder.

Sunay’ı havaalanında Şah Rıza Pehlevi karşılar.

Programa göre o gün hemen görüşmelere geçilecek, akşam da Şah Sunay’ın onuruna bir akşam yemeği verecek.

Ancak programda ani bir değişiklik olur ve Şah çok önemli konuda görüşme isteyerek Sunay’a bir öğle yemeği verir.

Yemekte her iki taraftan 5’er kişi bulunacaktır.

Türk tarafından bu özel yemeğe Dışişleri Bakanı Çağlayangil, Türkiye’nin Tahran büyükelçisi ve Dışişleri Ortadoğu Dairesi Genel Müdürü Büyükelçi Fahir Alaçam katılır.

Türk tarafı Şah’ın bu program dışı yemekte hangi konuyu gündeme getireceğini merak eder.

* * *

Şah önce Türk milletini çok sevdiğini, Türkiye’nin dostluğuna büyük önem verdiğini anlatır, sonra da şöyle der:

"Bakın benim size bir önerim var. Şu laiklik konusundan vazgeçin. Çünkü sizin bu ısrarınız ve tutumunuz İslam dünyasına zarar veriyor. Çünkü Müslümanlar bölünüyorlar. Bakın ben bu işi gayet kolay hallettim. Mollaları paraya boğdum. Şimdi sesleri solukları çıkmıyor. Köşelerinde uslu uslu oturuyorlar. Siz de benim yaptığımı yapın ve laikliği bırakın."

Şah’ın bu sözlerini Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay yanıtlar.

Sunay da Şah gibi önce İran-Türkiye dostluğundan söz eder, her iki ülkenin tarihsel bağları olduğunu, ülke olarak buna büyük önem verdiklerini anlatır.

Sonra da konuya girerek şöyle der:

"Bizim için laiklik hayati bir meseledir. Biz ondan vazgeçemeyiz. Şunu iyi biliniz ki, laiklik kesinlikle dinsizlik değildir. Laiklik dinle devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıdır."

Sunay daha sonra sözlerini şöyle sürdürür:

"Şimdi ben de size bir tavsiyede bulunayım. İran’da ordu sizin ordunuzdur. Allah gecinden versin size bir şey olsa ordunuz ertesi gün dağılır. Bizim ordumuz milletin ordusudur. Bence siz de bir an önce ordunuzu milletin ordusu haline getiriniz."

* * *

Bu sözler Şah’ın pek hoşuna gitmez, hafifçe gülümser ve yemeğe devam edilir.

Şah, Sunay’ın tavsiyesini dinlemez ve bildiği yolda yürür.

Aradan on yıl geçtikten sonra İran’ın başına bilinen felaketler gelir.

Şah’ın paraya boğduğunu sandığı mollalar kendisini terk eder ve Humeyni’nin safına geçer. Şah, İran’ı terk etmek zorunda kalır.

Ordusu ise bir gecede dağılır.

İran, İslam devrimi ile dünyadan koparak karanlık bir döneme girer. On binlerce insan darağaçlarına gönderilir.

Şah bir süre sonra kansere yakalanır ve ölür. İran’ı dünyadan koparan, milyonlarca insanı perişan eden ve ülkenin üzerine kara bir kábus gibi çöken molla rejimi ise 30 yıl geçmesine rağmen hálá sürmektedir."

Tufan Turenc


Yazan: gunka Tarih: June 30, 2008 3:11 PM

sevgili 'Anonymous' ,gölgelerle savaşanlardan biri olan sizi dehşete düşürdüğüm için sevindim(platon 'un meşhur mağara örneğini bilirsiniz sanırım)...kardeşim,şu an yeryüzündeki tek gerçek mücadele/savaş 'azgın küresel sermaye' ile 'ulusal devletler' arasındadır.işin teorik kısmına fazla girmeyeyim,isterseniz erol manisalı ve yiğit bulut okumalarında bulunabilirsiniz..bu savaş her ülkede alenen yapılmamakta çeşitli komprador maşalar,dezenformasyon ve gölgeler kullanılmakta..ülkemize yansıması ise; laik/antilaik,kemalist/demokrat veya bölücü/milliyetçi(evet vatan bütünlüğünden yana olmak bazıları için aşırı milliyetçilik,hatta ırkçılık) mücadele olarak sunuluyor..aslında bu yaftaların bir bölümü küreselcileri,kalanı ise ulusal güçleri betimlemekte..halk bu sakızları çiğnerken asıl mücadele gözlerden saklanmakta..her fikrin aşırı uçları mutlaka bulunur,şeyhinin terli ayakkabısından su içenide,bir yarışmada atatürkçülük te aymazlık edeni de..ama asıl önemlisi bu savaşta nerede durduğumuzdur...hiç dikkatinizi çekmedi mi sayın Mustafa Akyol yazılarında bu mücadele hakkında kalem oynatıyormu??oynatamaz ,çünkü zaten bulunduğu saf belli ve müzede yazan bir söze kafayı takarak karşı kamptakilere bel altından vurmaya çalışıyor..demagoji yapıyor(sayın akyol özür dilerim ama öyle)..küçümsediğiniz O büyük insan yarısı sıtmalı,veremli tebaa dan(sürüden) bir modern ulus yaratmak istedi;gümrük duvarlarını bir gecede indirerek mısır ithalatından yakınlarına vurgun yaptırmadı,halkın parasını yandaşlarına kredi olarak verip yandaş medya yaratmadı,sıcak para sarmalında ülke kaynaklarını dışarıya transfer ettirmedi vb.......yiğidi öldürün ama hakkını verin..EL İNSAF.........

Yazan: ümit harmancı Tarih: June 30, 2008 9:03 PM

umit bey ben hukumet asigi veya cikari olan bir kimse degilim ama daha iyisi gelene kadar simdiki hukumetin alternatifini de goremiyorum. esasinda mesele bu da degil. buradaki mevzu saskin kemalistler. insanlar bunu elestiriyor diye konuyu saptirmaya gerek yok. baska basliklarda da sizin dedikleriniz elestirilir objektif olarak.

neyse de yigit bulut felan onermissiniz... yani bay damat bulut. aydin dogan ailesinin damadi...

size bu sahsin uyduruk analizlerini gosteren sonra da tutmayinca apar topar hurriyet sitesinden nasil kaldirildiklarini anlatan suruyle blog gosterebilirim... evet etrafimiz dusmanlarla cevrili, yabancilar soyle yapiyor boyle yapiyor diyerek damat kontejanindan suruyle sacma sapan teori icad eden bu sahis insanlarin alay konusu olmaktan kurtulamiyor.. onu ancak dedikleri kendi psikolojik ve his dunyasi ile ortusenler ciddiye aliyor.. tipki sizin de benimsediginiz gibi turkiye'nin 10 tarafi dusmanla cevrili, yabancilar geliyor, atam sen kalk ben yatam diyen insanlar ciddiye aliyor...

yigit bulut'un bir oyakbank hikayesi vardir... hatirladikca gulerim... vatan kurtaran sabanlar, ulusalcilarimiz...

bu hukumetin bazi elemanlari, maliye bakani vs. akcali islere bulasmis olabilir ancak sizin getirdiginiz temsil o kadar dusuk ki insanlar hala daha bunlara oy veriyorlar. neden biliyor musunuz umit bey? cunki maymunun gozu acildi, lafla, ulusalci, kalpakci geyiklerle, kokmus kemalist partizanlikla peynir gemisi yurumuyor.. evet karsi tarafta da bal tutup parmagini yalayanlar, firsat kollayanlar var ancak onlar iyi kotu hizmet de ediyorlar. yoksa meraklanmayin zaten akp ulusal (vatan kurtaran sabanlar) cizginin de altina duserse hizmette halk onu da tasfiye eder. kimse kor ya da ahmak degil herkes ne olup bittigini iyi kotu goruyor umit bey.

Yazan: Anonymous Tarih: July 1, 2008 2:53 AM

Hocanın bir fıkrası geldi aklıma.

Muhakkak biliyorsunuz ama eminim her zaman yaptığımız gibi yine gülüp(hatta gülmeden) geçtik ve "entellektüel" yorumlar yaptık; ben tekrar anlatayım:

Hocamın yanına gelir bir komşusu ve sorar:
-Hocam dünyanın merkezi neresidir?
Hoca ayağını yere vurarak:
"Tam burasıdır." der.

-Aman hocam olur mu öyle şey.

Hoca üzerinde bolca geyik çevireceğimiz, hiç de komik olmayan şu yanıtı verir:

-İnanmıyorsan ölç be adam.

...

Bir fıkra daha hocadan:

Yine hocanın densiz komşularından biri gelir ve hocaya sorar:

-Hocam kıyamet ne zaman kopacak?
Hoca soruyla karşılık verir:
-Hangi kıyamet? Küçük mü, büyük mü?
-Aman hocam ne küçüğü ne büyüğü? Olur mu öyle şey?
-Olur tabi, hanım ölünce küçük kıyamet, ben ölünce büyük kıyamet.

...

Şimdi hepinizin yanıldığını söylesem, bana inanır mısınız? Aslında bu keramet üzerinde uzun zamandır çalışıyordum. 3 gün sadece transa girmek için uğraş verdim. 3. günün sonunda transa girmeyi başardım, sonra 5 gün yemeden içmeden güneş ve dağlar ile enerji alışverişinde bulundum. Şakram şaştı desem yeridir. Ben bunca zahmet vereyim, üç beş densiz gazeteci o silüeti Atatürk'e yormaz mı? İfrit oldum tabi. Neyse ben açıklayayım:

O silüet benim silüetim.

Her sene aynı tarihte güneşe çorba içireceksin, gönlünü edeceksin, silüeti dağa nakş edeceksin(!)

Kolay mı sanıyorsunuz siz bunu?

Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: July 1, 2008 7:15 PM

belki ahirette melekler kulagina fisildarlar.

Yazan: dj Tarih: July 9, 2008 5:11 PM

Uzerinden iki yuzyil kusur gecmesine ragmen Amerikalilar her firsatta kurucularini aniyorlar (founding fathers). Amerika'da kurucularin isimlerini tasiyan sokagin olmadigi kasaba yok gibi.

Ayni sekilde biz de Ataturk'u her firsatta aniyoruz. Bunun altinda yatan sebep minnetkarliktir. Bir insana minnettar olmakin din ile ilgisi yoktur. En guzel ornek Turk evlatlarin annelerine olan bagimliligidir. Vefat eden annesinin ardindan "ah annem nerdesin simdi?" diyen birine annene tapiyorsun denir mi?

Bizim kadar anne meraklisi olmayan toplumlara bizim anne duskunugumuzu anlatmakta zorluk cektigim oldu. Annelerimizin doga ustu oldugunu sandigimizi (bir nevi din) soyleyenlerden tut olayi sapiklikla aciklamya kalkisanlara kadar bir dolu insana rastladim.

"Ana gibi yar olmaz" deymini disaridan birine anlatmak ne kadar zor ise "İZLENDİĞİMİZİN BİLİNCİ İÇİNDE ÇALIŞIYORUR” sozunu disaridan birine anlatmakta o kadar zor. Anlamayan birincisine sapiklik der ikincisine din.

Yazan: nyoped Tarih: July 25, 2008 6:41 AM

herşeyi gören izleyen ,gizli ve aşikarı bilen hatta sinelerin içinde saklı en gizli duyguları bilen bir tek Allahtır.tabi bunu günümüz çağdaşının anlaması pek mümkün değil.kendi kurdukları sonsuz olduğunu düşündükleri o miniminnacık içinde Allah olmayan dünya sandıkları ortamda debelenip kendileri çalıp kendileri oynar şekilde hayatlarını heba ediyorlar.sadece bir kere önyargısız bir şekilde gökyüzüne yağmura toprağa yedikleri meyve sebzeye içtikleri suya nasanın uzayda kaydettiği harikulade bulutsulara aya güneşe dahası aynanın karşısına geçip eline yüzüne baksa belkide pek çok şeyi anlayacaklar amma buna o büyük kibirleri müsade etmiyor.onlar dini yobazlık inançı irtica Allahı yok sayıyorlar.haşa.ama tutundukları dallara öyle yük yüklüyorlarki onu dal olmaktan çıkarıp büsbütün ağaç yapıp birde üstüne fizik ötesi güçler yüklüyorlar.bir alimin dağda taşta silüeti belirse dağ yamuk der.iş kendilerine gelince doğru olur.

Yazan: havva Tarih: August 1, 2008 2:04 PM

sayın akyol bakın sayın diyorum yazılarınızı ve sayfanızı okuyabildiğim kadar okudum aşağı yukarı düşüncelerinizi anlamaya çalıştım ben ev hanımıyım çok şükür allahımın ve peygamberimin varlığına(hz. muhammed) bedenimdeki en ufak hücresine kadar inanıyorum tüm yüreğimle hemde atatürkümüzüde çok seviyorum cumhuriyetide müslümanlığıda sonuda kadar destekliyorum.. atatürkümüz sanki geleceği görmüş gibi din ve devlet işlerini birbirinden ayırmış böyle büyük bir komutanın kurduğu ülkede şu yazıları bizlerle paylaşabiliyorsanız bu yine atatürkümüzün ve tabiki önce allahın sayesinde olduğunu düşünüyorum hiç düşündünüzmü dünyada atatürke hayran kaç ülke var sahip olmak isteyen allah onu bize nasip etmiş biz ona saygımızı az bile gösteriyoruz başka ülkelerde olsa daha fazla tören yapıp anarlardı bence bu ülkede iyi şeyler yapmış insanları yada yapacak olanları ne başa getiriyoruz nede o insanı bulabiliyoruz artık ah keşke tekrar geri gelebilse bu milletin ona çok ihtiyacı var bu ülke ona çok muhtaç onu çok özlüyoruz ben peygamberimizle ikisini bazı davranışlarında çok benzetiyorum peygamberimiz islamı yaymak için çok uğraşmış son nefesimde ÜMMETİM! demiş atatürkümüzde bu ülkeyi türkiye yapmak için çok uğraşmış MİLLETİM! demiş inanın şuan ağlıyorum tabiki atatürk bir peygamber değildir haşa zaten öyle yaratılmadı peygamberimizden üstünde olamaz bu mümkün değil ikisininde yeri çok ayrı tabiki kıyaslanamaz bile belki ama ne olur bu yazıyı yazmanız bile hoş değil bence allah tarafında seçilmiş insan atatürk ölenin arkasından iyi şeyler konuşun der peygamberimiz hep bunlarla uğraşarak millet uyutuluyo dinmi laiklikmi falanmı filanmı bırakın herkes istediği gibi olsun ama kurallar kanunlar çercevesinde atatürk eğer namazı orucu yasaklasaydı söylediklerinizde haklıydınız ama inanın en az oda sizin kadar müslümandı belki sizden dahada fazla müslümandı saygılarımla

Yazan: tuğba Tarih: August 15, 2008 3:27 AM

BURDA HEM PEYGAMBERİMİZE KARŞI HEM ATATÜRKÜMÜZE KARŞI UFAKTANDA OLSA SAYGISIZCA GÖNDERMELER VAR ÇOK YAZIK ÇOK YAZIK ÇOK YAZIK BU ÜLKEDE HEM DİNİMİZİ HEM CUMHURİYETİMİZİ BİRBİRİNE KARIŞTIRMADAN YAŞAMAK İNSANIN KENDİ ELİNDE ÇOK ÜZÜLDÜM ÇOK SANKİ ATATÜRKÜ SEVENLER PEYGAMBERİMİZE KARŞI PEYGAMBERİMİZİ SEVENLER ATATÜRKE KARŞI GİBİ POLEMİKLER YARATTIRIYORSUNUZ İNSANLARA SİZİ KINIYORUM BU ÜLKE KURTULUŞ SAVAŞINDA 1,300 MİLYON KALMIŞ ÜLKEDE ERKEK KALMAMIŞ NERDEYSE ÖYLE ALMIŞIZ BU TOPRAKLARI BU VATANI BİZ HEM VATAN KARDEŞİYİZ HEM DİN KARDEŞİYİZ DİKKATİNİZİ ÇEKERİM BU FORUMUDA KAPATIN BENCE İNSANLARA DAHA FAZLA LAF DOKUNDURTMAYIN YA ABA ALTINDAN SOPA GÖSTERTİYOSUNUZ HAKARET İÇERİKLİ YAZILAR YOK AMA İMALAR VAR YAZIK YİNE ÇOK YAZIK

Yazan: TUĞBA Tarih: August 15, 2008 3:45 AM

KURANI KERİMDE hz RASÜLULLAH(SAV)İÇİN ALLAH ODA BİR BEŞERDİR İFADESİNİ KULLANURKEN biz insanlar her ülkede geçerli büyük devlet reislerinin kocaman büstlerini her yere dikelim hatta belediye reislerini onları sık sık büstlerinin önünde anıp yardım destek talep edelim eğer bu gerekseydi ilk ashap yapardı luzumsüz madem ölüden medet umulmaz ohalde insanları güzel işler yaptı diye insanüstü olarak kutsamayalım Rasülde beşerdi esrar bu bence saygımla

Yazan: fatma Tarih: August 22, 2008 11:57 PM

kimsenin güzel işler yaptı diye kutsadığı falan yok ayrıca müslümanlıkta kutsamak kelimeside yok sayın fatma hanım bu kelime hristiyanlığa ait bir kelimedir dikkatinizi çekerim biz istersen buna saygı diyelim bence tabiki abartmadan atatürkümüz saygıyı sonuna kadar hakeden insanlardan biri olmuştur bunu gönlünüze yazmanı temenni ederim:)))))

Yazan: tuğba Tarih: September 2, 2008 2:43 AM

bence şu saygı ifadesi yeterince abartılı durumda ayrıca ben kişinin saygısını değil kitlelerin büstlere olan yatkınlığını eleştiriyorum burada Atatürü ve ya başka bir lideri olan saygı söz konusu değil bilmem anlaşıldımı...

Yazan: fatma Tarih: September 6, 2008 1:40 PM

"Biz sadece Atatürk'ü seviyoruz.Bu yüzden bizi suçlayamazsınız?" yollu suçlamalar yapmak yerine gerçekten Atatürk'ün sizi izleyip izlemediği konusundaki samimi fikirlerinizi söylemenizi rica ediyorum.
Ek olarak Atatürk'ün sıradan bir insan olmaması ile doğaüstü olmasının aynı şey olmadığını anladığınızı gerçekten umuyorum.

Yazan: sadık Tarih: September 10, 2008 3:50 PM

ne var bunda? ozellikle edebi eserlerde, bir soz soyleme bicimi olarak, hayali kisilere, hayvanlara, hatta cansiz varliklara bile seslenildigi, onlarin yasayan insan gibi gosterildigi olur. siz mevlana'nin neyiyle konustugunu, mehmet akif'in mezardaki atalarimizi gercekten incitecegimizi dusundugunu mu saniyorsunuz? eger soz soyleyen kafayi yememisse, o sozleri, siirleri, nutuklari falan oluler mutlu olsun diye degil, diriler mesaji alsin diye soyler. ha, yazida orneklenen turden seylerin cogu beylik, ucuz, insanin icini bayan seyler oluyor maalesef, o ayri.

Yazan: kuzu Tarih: July 12, 2009 9:32 AM

Emekli paşa Osman Pamukoğlu Atatürk'e şirk koşulamayacağını söyledi. Siz daha neyi tartışıyorsunuz. :)

Yazan: enternasyonal Tarih: October 18, 2009 12:58 AM

Mustafa Bey, kaçırdığınız nokta bu ülkedeki milyonlarca insan için 'Atatürk' adının bir insanın adı olmaktan öte sembolik bir anlamı olduğu. Bu insanlar için Atatürk kelimesi kendi umutlarını, kendi ülkülerini, daha güzel bir ülke, daha güzel bir hayat beklentilerini ifade ediyor.

Bunu anlamaya ve değerlendirmeye çalışmak yerine sürekli saldırıyor, insanların kendilerine ve toplumlarına duydukları saygının sembolünü küçültmeye, ellerinden almaya çalışıyorsunuz. 'Halktan kopuk olmak' mı diyordunuz? Önce gidin 'Atatürk biziz' diye bağırırken gözleri dolan mülyonlarca insanla konuşun, sonra oturun yazdığınız anti-Kemalist yazıları okuyun. Halktan kopuk olmak, halkı anlamamak neymiş göreceksiniz.

Yazan: Samet Tarih: November 16, 2009 8:00 AM

Sn. Mustafa Akyol
Bu yorumu yayınlamayacağınızı bile bile yazıyorum ve isminizi gördüğüm her yerde de buna devam edeceğim.

İnanç insan doğasının bir gereksinimidir ve dinde bunun en açık göstergesidir. Kimse inançları için yargılanamaz, yadırganamaz bu da demokrasilerin ve dinin temelidir.

Atatürk'te bu ülke insanının özgürlük sembolüdür ve düşüncelerine çoğunluk katıldığından, yine bu çoğunlukça dinle alakası olmayan bir tarzda sembolleştirilmiştir.

Bu bağlı olarak KEMALİZM'de temelde din olgusuna da herhangi bir şekilde engel teşkil etmemiş olduğu gibi dinlerin temel esaslarının politik yansıması olarak pek ala algılanabilir. Çünkü esasında kapitalizmin tersine özgürlükçülük yatmaktadır. Kurtuluş savaşı da bunun göstergedir.

Kemalizm her yazınızda belirttiğiniz üzere bu ülkeyi geriye götürmemiş aksine inkar etseniz de Türkiye'nin GSMH'si Dünya toplamının binde 3.62'sinden binde 6.52'sine yükselmiştir.(1) Yani inkar ettiğiniz gerçek tüm çıplaklığıyla zaten ortadadır.

Size kimseyi zorla sevdiremeyiz ancak ve mutlaka sizde gayri resmi kirli düşüncelerin piyonluğunu yaparak insanlar hakkında atıp tutamazsınız. Demokrasi ve özgür düşünce maskesini yüzünüzden çıkartınız artık.Çıkartın ki demokrasiyi baltalamaya çalıştığınız ve özgür düşünce diye size hükmedenlerin fikirlerini sunduğunuz açık şekilde görülsün. Aksi halde zaten görünecektir. Fakat ihtimal o zaman çok geç olacaktır.

Bu ülkeye vatan haini olarak kabul ettirmeye çalıştığınız M. Kemal Atatürk, bu ülkenin var olması için en çok ter akıtan kişilerin lideridir ve sırf bunun için saygı gösterilmesi gerekir. Tıpkı tarih boyunca hür yaşamak için milletinin önüne göğsünü siper edenler gibi...

Tabi ki tüm felsefenin kabul ettiği özgürlük olgusunun sizin gibi uşaklarca anlam ifade etmesi beklenemez ...

Tekrar belirtiyorum ki tüm yazılarınızı ve kitaplarınızı takip ediyorum ve gördüğüm tek şey ikilik ve karmaşayı bu topraklara sokmak gayretidir. Kendinize düşünür gözüyle bakmanız ise gayet üzücü ve gülünçtür. Zira bu topraklar dışarısında bu topraklarda gözü olan herkesin kesin bir dille iftira ettiği yazılardan alıntıdır tüm sözleriniz.

Yüreği olan çıkar tartışır. Ama biz biliyoruz ki yoktan var etmeye çalıştığınız yalanlarınıza kılıf arama gayreti içerisinde bunlara bakamazsınız sizler.

Düşünmeyen bir toplumun sahteci düşünürleri olarak kalacaksınız ve tarih sizleri nasıl yargılayacağını daha önce resmetmiştir.

Mail adresim bellidir ve herkesle her türlü ortamda tartışacağımı bilmenizi isterim. Tabi bu uydurma ve başkasının ağzıyla yazdığınız yazılarınızda ufacık bir gerçeklik payı olduğunu düşünüyorsanız. Zira bizler zaten amacınızı ve misyonunuzu bilmekteyiz.

Şunu bilin ki özgür düşünce adı altında kirlettiğiniz beyinler tarihi sizlerden daha iyi öğreneceklerdir.

At gözlüklerinizi çıkartmak dileğiyle...
Sayfayı takip ediyorum tüm yorumlara cevap vermekten gurur duyacağım tabi yayınlanırsa.. :)


(1) Encyclopaedia Judaica, Gershom Scholem, "Doenmeh", Vol. 6, New York: Macmillan, 1971, p. 151.

Yazan: Okan Ural Tarih: December 7, 2009 10:17 PM

Yorum Ekleyin...





(you may use HTML tags for style)