« Atatürk’ü Nasıl Sevsinler ki? | Ana Sayfa | Din Olmadan Ahlak Olur mu? »
June 18, 2008
Ağlama Duvarı’ndaki General
[18 Haziran 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Türkiye’de ordunun siyasete müdahalesine karşı çıkmak, bu yönde girişimlerde bulunan subayları eleştirmek, kuşkusuz doğru ve çok da gerekli bir iş. Ama orduya “çamur atmak” ve dahası bunu “Yahudi düşmanlığı” kokan komplo teorileriyle yapmak ise, hem haksız hem de yersiz.
Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ’un Kudüs’teki Ağlama Duvarı’nda çekilmiş fotoğrafları üzerinden yapılan “habercilik” ve “imacılık”, biraz bu ikinci gruba giriyor gibi. Bu fotoğrafı yayınlayan gazete, ziyaretin “dini bir nedenle mi yoksa turistik bir gerekçeyle mi” yapıldığını sormakla, muhtemelen, General Başbuğ’un “gizli Yahudi” olabileceğini ima etti. Şu anki Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın göreve gelişi öncesinde de benzeri şayialar yayılmış, kendisinin “Yahudi dönmesi” (“Sabetayist”) olduğuna dair asılsız söylentiler çıkarılmıştı.
Tüm bunlarda içiçe geçmiş bir dizi yanlış zihniyet var. En başta, Yahudi olmayı bir suç veya ayıp gibi gören antisemit düşünce geliyor. Her iki generalin de “Yahudi”likle uzaktan yakından ilgili olduklarını sanmıyorum; ama olsalar ne olur? Bir insanın “Yahudi kanı” taşıması (ne demekse) bir kınama sebebi olamayacağı gibi, “Sabetayist” olması da “din özgürlüğü” içinde değerlendirilmesi gereken bir haktır. Aslında eğer Musevi bir vatandaşımız Genel Kurmay’ın zirvesine kadar çıkabiliyorsa, bu Türk demokrasisi için ancak bir kazanç olabilir.
Diğer bir yanlış zihniyet, bir Müslümanın başka bir dinin kutsal mabedini ziyaret etmesinin garip karşılanması. Oysa bunda ne var? Yabancılar bizim ülkemize gelince camileri ziyaret etmiyorlar mı? Bu mabedlere girdiklerinde oranın adabına uygun davranmıyorlar mı? İngiltere Kraliçesi daha geçenlerde başını örtüp Kur’an-ı Kerim dinlemedi mi?
Bir Müslümanın bir Yahudi mabedini ziyaret etmesi, sadece bu “medeniyet” ölçüleri açısından değil, İslam’ın kendi ilahiyatı açısından da gayet uygundur. Kuran’da havra ve kiliseler camilerle birlikte anılır ve koruma altına alınır. Kudüs’teki Ağlama Duvarı’nın kökeni de, İslam’a göre peygamber sayılan Hz. Süleyman’a kadar uzanır. Aynı mekan, aynı zamanda Hz. Muhammed’in miraca yükseldiğine inanılan yerdir.
Ve dahası, İslamiyet ve Yahudilik, aslında ilahiyatları, dini kuralları ve ahlaki normları açısından birbirine en yakın iki dindir. Geçmişte de yüzyıllar boyunca bir arada “sorunsuz” var olmuşlardır. Bugün dünyada bir Müslüman-Yahudi gerilimi bulunmasının sebebi ise, 20 yüzyılda ortaya çıkan Arap-İsrail sorunudur. Yani dini değil, siyasi bir meseledir. Bu siyasi meselenin etkisine fazlasıyla girerek “Yahudi düşmanlığı”na kapılmak, Yahudilik ile İsrail Devleti’ni ayırt edememek, dahası İsrail içindeki farklılıkları algılayamamak, Müslümanları bazen haklı oldukları noktalarda haksız duruma düşürüyor.
Türkiye’deki otoriter laiklik geleneğini ve bunu temsil eden “kurumları” hayali “Siyonist komplo”lara bağlamak da böylesine bir yanlış. İlginç olan bunun tam da zıttının “militan laikler” tarafından muhafazakar dindarlara karşı uygulanması. Bu dindarların küresel bir “Arap-İslam komplosu”na dahil oldukları paranoyası, başörtü takmak için Suudi Arabistan’dan para aldıkları gibi şehir efsaneleri ile destekleniyor.
Sorunlarımızı çözebilmek için öncelikle diğer tarafı “hain” gibi gösteren bu fantazilerden kurtulmamız gerek. Gerçekte en şahin Jakoben de, en sofu muhafazakar da bu ülkenin çocuğu. Aralarındaki uçurum, dünya görüşü ve ideoloji farkından kaynaklanıyor. Bu yüzden her iki taraf da aslında “doğru bildiğini” savunuyor. Önce bunda bir anlaşalım ki, “doğru”nun ne olduğunu tartışmaya başlayabilelim.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: June 18, 2008 4:19 PM




Evet mustafa bey dogru söylüyosunuz aglama duvarını ziyaret etmesinde bi sakınca yok tabi ama hiç cami ziyaret etmeyen bir kişinin aglama duvarını ziyaret etmesi düşündürücü...
Tabiki yahudide olabilir ama bunun fotograflarla sok bir sekilde ortaya cıkmasıda düsündürücü. Bu kişinin gelecekteki genel kurmay baskanı olması ve olası bi darbedede devletin basına gececek olmasıda düsündürücü...
İnşallah düşündüklerimiz basımıza gelmez ne diyelim.
Yazan: ahmet Tarih: June 18, 2008 5:18 PM
Etrafta Yahudi olmayan adam kalmadı. Bazı sitelerde sözde mason kimlikleri bile yayınlanıyor insanların.(Genelde "dinci"lerden beklese de bazı arkadaşlar bu hareketleri, ülkücü siteler kimlik toplamada daha mahirler, veya photoshop'tamı demeliyim?)
Ha tabi ulusalcısından tut da, "dinci"sine, ülkücüsüne kadar hepsinin de parmağı var. Yahudi dedi mi iş bitti.
Herkes Yahudi.
Biriyle başa çıkamadın mı, sevmiyor musun? Hemen "Yahudi'dir" de olsun bitsin.
Mustafa Bey doğru demiş. Yahudi olsalar ne olur ki?
Komplo teorilerini bu kadar seven bir millet daha yoktur herhalde.
Oğlan olsun da oğlak bokundan olsun derler bizim oralarda(mendebur ataerkil atalarımız(!))
"Yahudi olsun da oğlak bokundan olsun" diyorum ben de.
*****Kıymet bilsin, demokrat olsun, baskıcı olmasın, diktatör olmasın, darbeci olmasın, halkı hor görmesin de isterse Yahudi olsun.
Hatta İngiliz olsun.
Hatta veled-i zina olsun.
Hatta boyu kısa olsun.
Hatta Kürt olsun.
Hatta hergün kafa çeksin.
Hatta şeriatçı olsun.
Hatta ABD'li olsun.(Burada biraz düşündüğünüzü gördüm, olsun yahu)
Ne farkeder?
Yeterki demokrat olsun.
Bilmem Org. İlker Başbuğ'da bunların(demokrasi vs.) hangisi var? Demokratsa, darbe karşıtı ise isterse Aborjin olsun. Ne olursa olsun.
Gelsin birde benim dizim dibinde ağlasın. Kurban olurum ben ona.
Bir Türk dünyaya bedel de ne oldu? Türk'üm diyen mutlu oldu da gavurum diyen olmadı mı?
Yoksa hırsızlar, katiller, tecavüzcüler, borç alıp ödemeyenler, seçtiğin vekillerin oylarını kuş edenler, demokrasiyi çiğneyenler, çete kurup adam dövenler, çek senet tahsil edenler, dedemin yolunu kesip parasını çalan eşkiyalar, düşman geliyor diye halkı korkutup kaçırıp terkedilen evleri soyan efeler, Menderes'i asanlar, biber diye bize tuğla tozu yedirenler, demirden çimentodan çalanlar, banka hortumlayanlar (vs vs) hep Yahudi mi idi? Yoksa İngiliz mi idi?
Bana adam gerek, sıfatından bana ne, onu karısı düşünsün.
Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: June 18, 2008 5:20 PM
efendim,birde büyük klüp meselesi var.
bende gitsem beni de alırlar mı acaba bu klübe?
devletin kamu kurumunda görevli,memur,bürokratların ne işi olur böyle klüplerde?
bence bir daha düşünmek gerek.
http://www.iyibilgi.com/haber.php?haber_id=72546
Yazan: Bigalıoğlu Tarih: June 18, 2008 5:20 PM
Generalin bu durumu bizim fişlenme olaylarımıza benziyor.Biraz değişik ama yine de benziyor.Başbuğ'un bir olasılıkla ima edilenle alakası yoktur;bizim de yok ama fişleyenlerce var...Bu kadar haber tesadüf olamaz yani...Bazı şeylerin gündemden düşür(t)ülmemesi gerekiyor bence.yargı ve asker...darbeciler...
21 hazirandaki yürüyüşü önemsiyorum.'ses' getireceğine de inanıyorum.
saygılarımla
Yazan: dr.seher Tarih: June 18, 2008 8:10 PM
Bir soru:
Herhangi bir general Ibda-c mensubu olsaydi ayni sekilde mi düsünecektiniz?
Sabataizm de yasal degil. Bu son hadisenin yillar sonra gazetelere servis edilmesi de manidar. O bakimdan ben Ilker Basbug pasanin sabataist olduguna inanmiyorum (bkz Taha Kivanc). Ama sabataizmi inanc özgürlügü cercevesinde degerlendirmek hatali olur. Asiri bir yönelistir.Müslüman ülkede hristiyan genelkurmay baskanindan rahatsiz olmam sahsen, ama diger din mensuplarini alt sinif addededen bir yönelise mensupsa o kisi hic bir makama gelmemeli.
Saygilar
Yazan: Muzaffer Kazim Tarih: June 18, 2008 9:53 PM
Birisi bu sayfalarda baska bir yazida soyle buyurmus :
"acaba Yavuz Sultan Selim Alevileri Alevi oldukları için kılıçtan geçirmek isteseydi bugün Türkiye'de kaç Alevi yaşardı bir kendisine sorsun"
Bu kisiye cevap vermeye degmez.
Bu yazilari okuyan akli-selim sahibi diger insanlara sesleniyorum :
Bu topraklarda yasayan sayisiz krallik ve imparatorluklar olmustur.
Hititler, Frigler,Lidyalılar, İyonlar, Urartular,
Persler, İskender İmparatorluğu, Roma İmparatorluğu, Bizanslılar ve Osmanlilar.
Bunlarin hepsi "hanedan" liklarla yonetilmis ve
hepsinin ortak yonu "vergi" ye dayaniyor olmalaridir.
Tahmin edersinizki vergi toplayabilidigi surece herhangi bir kavim'e hic bir hanedan dokunmak istemez. Yeter ki biat etsin ve vergisini odesin.
Diger bir ortak ozellik te kavimlerin ve hanedanlarin birbirlerine karsi ve bolgedeki diger kavim ve hanedanliklara karsi kullanma durumu (bol, yonet yada dostluk kur diger kavime/hanedanliga karsi kullan).
Problemli durumlar genelde savaslar ile halledilmistir ve eger donemin hanedani akilli ise savas galibi olduktan sonra sonra sivilleri cezalandirma yoluna genelde basvurmamistir.
Bundada cok buyuk bir huner yoktur gerci (cunku asil neden vergi toplamaya devam etmektir)
Yavuz Selim de Safevilerle olan savas sonrasi buyuk bir basari ile kazanmasina ragmen ornek olsun diye Alevileri cezalandirma yoluna gitmis ve sivil halki onemli miktarda kilictan gecirmistir.
Butun alevileri yok etmesi soz konusu degildir, onemli olan biat edecek kadar ezmek, (kompleks sahibiyse daha cok ezmis olabilir) ve vergilendirmeye devam etmek.
Biat icin genel yaklasim kavimlerin dil veya din(mezhep) acisindan ozveride bulunmalari ver duzenli vergi odemeleri ile olmustur.
Genelde dil en cabuk degistirilebilen ilk ogedir.
Din veya mezhep degisikligi daha zor olusan bir degisimdir.
Anadoluya Orta Asyadan gelen akinci sayisi yuzde olarak oldukca kucuktur. Bolgedeki kavimler aslinda genetik olarak buyuk olcude birbirlerine AKRABA dir.
Yani kanser olupta ilik nakli gerekirse kimse gidip Orta Asyadan akraba bulmayi beklemesin.
Bolgedeki kavimler genetik olarak akrabadirlar.
Rumlar, Ermeniler, Kurtler, Turkler, Museviler, Lazlar, Asuriler, Irak lilar, Suriyeliler Azeriler Persler, Pontuslular, Hemsinliler genetik olarak birbirine yakin ve AKRABA kavimlerdir. Ortak atalarimiz yukarda bahsettigim kavimler ve bolge disindan gelen bir takim kavimlerin (turk akincilar, mogol istilasi, hacli seferleri yada Iskenderin ordulari vesaire) karismasi ile olusmustur.
Burada asil oge YEREL halktir. Bir ornek gerekirse yine Orta Asya akincilari ile karsilasmis diger Avrupa kavimleri (Macar veya Finlandya) genetik olarak COK UZAK AKRABA iken yoresel halklar mesela KURTLER,TURKLER,ERMENILER ve RUMLAR genetik olarak cok daha YAKIN AKRABA'dirlar.
Aleviler genel olarak GENETIK yada INANC akrabaligini cok onemli gormezler (burada sebep olarak gecmiste ezilme sebeplerinin bunlara bagli oldugunu genelde bilirler)
"GEL HANGI INANCTAN HANGI KAVIMDEN OLSAN DA GEL" turu bir yaklasim sahibidirler.
ELINE, DILINE ve BELINE sahip olmak en onemli ozelliktir Alevilerde.
Yavuz Selim'in yada benzeri bir cok Hukumdar'in sucunu bugunun insanlarina yikmak bir Alevi icin genelde olagan bir sey degildir.
Aksi yonde gecmis bir imparatorlugun veya hukumdarinin AVUKATLIGINA soyunmakta cok manali degildir:
Osmanli hanedani (yada diger imparatorluklar) bir avuc yoneticiden olusur ve yonettikleri ve vergilendirdikleri TEBA milyonlarca kisiden olusmustur. Yani herhangi bir TC vatandasinin hanedan soyundan gelmesi cok kucuk bir olasilik, ama TEBA soyundan gelmesi buyuk oranda garanti olan birseydir.
Imparatorluklar gecmiste kavimleri birbirlerine karsi kullanmistir. Ornek olarak Osmanlilar Alevi olmayan-Kurt kavimlerini bolgede asayis veya diger kavimleri "biat etmesi" icin kullanmistir (Bakiniz Hamidiye Alaylari ile Ermeni olaylari arasindaki iliski)
Burada GENEL olarak butun Kurtleri veya Ermenileri bu tur bir gecmisteki olay sebepleri ile suclamakta yersizdir. Bir kavim ozgurluk yada kendi devletini kurmak isterken diger kavim o donem icin kendi yararlarini diger kavimle savasmak olarak gormustur.
Eger birilerini suclamak gerekirse karsi tarafin SIVIL halkini ezenler genel olarak sucludurlar.
Bu SUC buyuk oranda kisisel bir suctur, yani butun bir kavim genelde suclu olamaz yani Babasi katil bir cocuk kisisel olarak tabiiki MASUM dur.
Fakat eger bir kavim icinde belli bir donemde kisisel suclu sayisi cok yuksek olmus ise burada tarihi sorgulamakta yarar vardir. Ornek olarak Osmanli tarafindan eger "Fermani Filaha" denilen ve gayri-muslim ermeni sivillerin katledilmesine islama uygun gosteren bir ferman olmus ise boyle bir konuyu ama onlarda baskaldirdi diyerek savunmak dusunulemez, benzer sekilde 6-7 eylulde halkin sozum ona galeyana gelip gayr-muslimlere saldirmis olmasi kollektif hatiramizda sorgulamamiz gereken bir olaydir. Yine benzer sekilde SIVASta 10 binlerce kisinin bir oteli atese verip sonrada itfaiyenin gelmesini engelleyecek kadar cani davranmasi benzer olarak
kollektif hatiramizda sorgulanmasi gereken bir olaydir.
Tarihte savaslar tasvip edilmesede olagan karsilayabilecegimiz olaylardir. Fakat sivil halka karsi yapilmis gunahlarin mazur gorulmesi
kabul edilecek bir olay degildir.
Hele bu tur olaylarin sonrasinda karsi tarafin mallarina el koymak , kizlarini evlatlik almak turunde zulum yapmak bunu yapmis veya alet olmus cemaatlarin, bireylerin en azindan bu konularda
alcak gonullu ve kendi vicdanina hesap vermis olmasi gerekir.
Yukardaki yazidaki gibi: "Yavuz isteseydi bir alevi sag kalmazdi" turunde yazi yazan bir kisi kendini tam musluman zannetmesin.
Bu tur bir sucu ama onlarda "bas kaldirmasaydi" ile aciklayamazsin, ne insan katinda nede yuce tanri katinda.
Hepiniz kendi vicdaniniza emanet olun.
Erol.
Yazan: Erol Tarih: June 19, 2008 9:18 AM
Eğer bu paşa Yahudi olsaydı, bu fotoğrafları yayınlayacak imkan, yeryüzünde bulunamazdı. Türkiyeye gelen pekçok yabancı bürokrat, Sultan Ahmet camiini gezmez mi? Bu ağlama duvarı hikayesi basit bir ziyaretin kurgulanıp, bazı hesaplar adına servis edildiği gerçeği gibi duruyor. Vakit aktif, Doğan grubu pasif tutumla oyunu kızıştırıyor. Maksat milletin güvenini kırmak. Evet paşanın sert bir kumaş olduğu belli. Irak harekatı ile ilgili sert sözleride malum. ABD PKK yı desteklerse bedel öder gibi sözler etmişti. Yada medya onun ağzından yansıtmıştı. ABD bedel ödetmeye çalışıyor galiba. Pekte kulak asacak, ısırganlara paça kaptıracak birine benzemiyor. Yalnız devletin içinde ABD ve bölge politikalarına karşı iki ayrı yaklaşım olduğu ve taraflar arası kavganın bu yaklaşımlar arası farktan kaynaklandığını artık idrak etmeliyiz. Özalın atak çizgisi ile İnönücü mıhsıçtı -atların ayaklarına çakmak için yüzbin mıh istemiş İnönü, Churchillde, mıhmı sıçıyoruz bu kadar mıhı nerden bulacağız deyince savaşa girmekten kurtulmuş Türkiye- politika kapışıyor. Erdoğan ve Gül bu politikalardan hangisine denk düşüyor acaba? Yoksa türban, laiklik falan işin peşrev kısmı. Bu fotoğraf servisleri falanda elense ile rakip yoklama faslı. İdeolojik hatta inanç birliği içindeki pekçok kişi, bu farklı yaklaşım açısından ayrışmış durumda. Umut edelim ki iş, elenseler faslında sona erer ve taraflar, birbirimizi tuş edersek asla galip gelemeyiz idrakinden sapmazlar. Şimdilik bu yönde gidiyor maç, umalım ki taraflardan biri çift dalıp kavgaya yol açmaz. Bu kadar terbiyesizliğe de İlker paşanın sinirleri dayanmalı...Başbakan, Cumhurbaşkanı için Musa'nın çocukları diye kitaplar yazılmıştı. Bir sözde Mustafa beye. Yahudi olsa ne olur Genel Kurmay başkanı olamaz mı manasına sözleri için. Böylece Türkiye demokrasisinin seviyesi anlaşılırmış. Mustafa bey açık görüşlülüğünüze hayranım, pes doğrusu.
Yazan: kerim Tarih: June 19, 2008 10:28 AM
Yahudi olmak, yahudi kanı taşımak suç değil, kusur da değil ama... Yahudinin olduğu yerde nedense savaş ve kan eksik olmuyor.
Ağlama duvarına gidip ağlayanlar, burnunun dibindeki Gazze'ye de gidip yıllardır ağlayanları görmüşler midir?
Dünya üzerinde ama dünyadan tecrit edilmiş vaziyette yaşamak zorunda bırakılan milyonlarca Filistinli Müslümana bunları yaşatanlar da yahudiler değil mi?
E ataları hainmiş. Osmanlıya ihanet etmişler. Peki bunların suçu ne? Atalarının bir kabahati varsa sorumlusu torunları mıdır?
Şöyle demişsiniz: "Aslında eğer Musevi bir vatandaşımız Genel Kurmay’ın zirvesine kadar çıkabiliyorsa, bu Türk demokrasisi için ancak bir kazanç olabilir."
Yalanın adı demokrasi olursa kazanç olur tabii. Demokrasi yoksa, demokratikmişiz ayaklarına yatıp ona buna yaranmaya çalışıyorsak ne olur peki? Bu söylediklerinize gerçekten ilk başta kendiniz inanıyor musunuz Mustafa Bey?
Diğer yandan, sizce Müslüman veya Hıristiyan ya da başka bir inançtan herhangi bir kişi İsrail devletinin bırakın Genelkurmay Başkanlığını, devletin önemli bir kademesinde yetki sahibi olabilir mi? İsrail demokrasisi buna müsaade eder mi?
İlker Başbuğ ağlama duvarına gidip ağlayabilir. Bir kiliseye gidip dini ayin izleyebilir. Sen de ben de ve herkes, ağlama duvarına gidip ağlayabiliriz. Ancak, ben bir yahudinin gelip de devletin Genelkurmay koltuğuna oturmasını asla kabul edemem. Böyle bir şeyi demokrasi değil, ne adına olursa olsun hoşgöremem.
Atamız Sultan II.Abdülhamit bizlere bu konuda muhteşem tecrübeler ve vesikalar bırakmıştır. Bunları iyice tetkik etmek ve tarihten biraz ders çıkarmak gerekir.
Yazan: vista Tarih: June 19, 2008 11:53 AM
Sevgili Mustafa Akyol Bey, yazınızı okuyunca şöyle bir düşünceye kapılıverdim(bizlerin düşünemeyeceğini bile düşünenler var ama...düşünüvermişim işte)Bende ağlama duvarını bir turist olarak ziyaret etmişim ve orda Sayın Başbuğla karşılaşıp hatıra fotografı çektirmek istedim(hatta hatıra fotografı değil kendisi ile tanışmak için yanına gittim) sayın Başbuğ'un davranışı nasıl olurdu acaba???Bir öcü görmüş gibi mi davranırdı? 1400 yıl öncesinden kalma olduğumu mu düşündüğünden korkar mıydı?Devlet düşmanı olduğum ve hiç bir hakka sahip olamayacağımı mı düşünürdü?(buna eğitim,kamu vs.haklar dahil)Yoksa beni bir hayvan=ben olarak mı görürdü? yada ağzıma alamadığım birçok şey mi?Başörtülü biri olarak soruyorum o radikal yahudi ile çektirdiği fotoğrafı benimle de çektirir miydi? (Bilmiyorum belki de çektirirdi bende çok kötü niyetliyim canım :D)
Yazan: Birgül Tarih: June 19, 2008 3:46 PM
Ne kadar iyi niyetle yazılmış bir yazı.Ama mesele,gerçeklerinde aynı ölçüde iyiliği taşıyıp taşımadığı sorusudur.Buna cevap verebilirim:Gerçekler kötüdür,üstelik bu gerçek sebatayizm ise çokdaha kötüdür.
Olağan koşullarda herkes inancında yada inançsızlığında hürdür.Ancak sabetayizm gibi arz-ı mevud planının parçası olan bir hakereti makul karşılamak vede müsamaha göstermek;
''Köle olmaya razıyım,ey efendilerim yahudiler gelin Osmanlıya yaptığınızı Türkiyeyede yapıverin'' demekten farksız olacaktır.
Yazan: Seçil Tarih: June 20, 2008 9:12 AM
dr.seher Generalin bu durumu bizim fişlenme olaylarımıza benziyor.Biraz değişik ama yine de benziyor
Bence çok doğru bir benzetme yapılmış...
Genelkurmaydakiler bazen vatandaşlar arasında ayırım yapacak fişlemelere giriyorlar...yani üstlerine vazife olmayan işlere bulaşıyorlar....bunlara kalkışmakla ne gibi sonuçlar doğabileceğini ancak başlarına böyle şeyler geldikçe anlayabilecekler belki de...
Bir musibet bin nasihatten iyidir demişler
Yazan: TT Tarih: June 20, 2008 4:30 PM
Bugun Ertugrul Ozkok kosesinde Ilker Basbug`un dua eder vaziyette bir fotografini yayinladi oralardan. Acaba buna ne diyecekler simdi?
Ayibin siniri yok ki zatlarda!
Yazan: herackles Tarih: June 22, 2008 3:41 PM
Yazıdan alıntı : Ve dahası, İslamiyet ve Yahudilik, aslında ilahiyatları, dini kuralları ve ahlaki normları açısından birbirine en yakın iki dindir. Geçmişte de yüzyıllar boyunca bir arada “sorunsuz” var olmuşlardır.
Yahudilerin ve müslümanların bir arada uzun yıllar yaşadığı doğrudur. Ama ben bunu "tarihi" açıdan o kadar da sorunsuz göremiyorum. Mustafa Bey bugün İslam dünyasındaki temel "ayrılık problemlerinin" Yahudiler tarafından icad edilip kullanıldığının, Abdullah b. Sebe ve türevleri gibi yahudilerin varlığından haberdarsınızdır sanıyorum.
Bu çıkışıma "bir tek insandan dolayı koca bir millete yüklenilmez" gibi bir eleştiri getirilebilir. Buna da cevabım, öncellikle bunun tek bir kişiyle değil milli bir zihniyetle ilgili olduğu, Hristiyanlığın bugünkü halini almasındaki Yahudilerin çalışmalarının rolleri ( St. Pavlus ), aynı şeyi İslam'a yapmak için yılar süren "uydurma hadis" çalışmalarından bahsetmek gerekiyor. Bunlar, bütün yahudilere böyle korkarak bakmamazı gerektirmese de "en azından tedbirli bakmamızı" gerektirecek kadar ciddi konulardır.
Konuyla ilgili olarak da "tedbir"li davranmak iyidir. Devletin tepesinde olup benim askerime şehitliğe yollayacak adamın dini önemlidir Mustafa Bey !!
Yazan: Ömer Aslanbaş Tarih: June 28, 2008 1:11 PM
Soner Yalçın'ın BEYAZ MÜSLÜMANLARIN BÜYÜK SIRRI adlı kitabını yeni bitirmiş biri olarak, ve daha önce Zeyno Baran hanım ile ortak çalışmanıza dayanaraki sizin de SABETAYİST olduğunuza dair şüphelerim var doğrusu.
Nazlı Ilıcak bile sabetayist ise vay bu ülkenin haline!
Yazan: şerbet Tarih: June 29, 2008 2:53 PM