« Demek ki Konuşunca Oluyormuş | Ana Sayfa | Şeriat ‘Geliyor’ mu, Yoksa ‘Elden Gidiyor’ mu? »

May 14, 2008

Türk Okullarının Türk Düşmanları

[14 Mayıs 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]

New York Times, dünyanın en itibarlı ve etkili gazetelerinden biri, belki de birincisidir. Bu gazeteye manşet olacak derecede önemli bir “eğitim hareketi” kurmak da, herhalde dünyanın en zor işlerinden olmalı. Ama Türkiye’de tam da bunu başarmış birileri var: Fethullah Gülen hareketi.

Günlük gazeteleri izliyorsanız, sözünü ettiğim haberin haberini görmüş olmalısınız. 4 Mayıs tarihli New York Times’daki “Türk Okulları Pakistan’a Daha Mutedil Bir İslam Vizyonu Sunuyor” başlıklı uzun hikayeyi kast ediyorum. Gazetenin İstanbul büro şefi Sabrina Tavernise’nin ve tecrübeli muhabir Şebnem Arsu’nun imzasını taşıyan haber, katı ve bağnaz bir din anlayışının epey yaygın olduğu Pakistan’da Gülen hareketinin açtığı okulların hem dindar hem de modern bir nesil yetiştirdiğini anlatıyordu.

Biz duya duya belki alıştık, ama bu “Türk okulları” gerçekten de muazzam bir proje. 91 ayrı ülkede 300’den fazla okul açmak ve bunların hepsini de başarıyla yaşatmak, şapka çıkarılacak bir iş. Fransa’da yaşayan bir dostum, bu okulların şöhretiyle Paris’in çok pahalı bir restoranındaki bir iş yemeğinde bile karşılaşmış. Bir süre Madagaskar’da yaşamış bir Fransız iş adamı, kendisine, “Çocuklarımızı oranın en iyi okuluna göndermek istediğimizde bize Türklerin idare ettiği bir okulu tavsiye ettiler” demiş. “Etkilendim” diye de eklemiş.

Bu, az şey değil. Türkiye deyince epey bir Avrupalı’nın aklına “Ermeni soykırımı”, darbeler, işkence ve bilumum insan hakkı ihlâlleri gelir. Son dönemde de 301 davaları, Hıristiyan cinayetleri veya tecavüz vakaları geliyor. “Türkiye’den iyi şeyler de çıkıyor” dedirten az şey var. Bunlardan biri de, belli ki, “Türk okulları.”

Ama ne gariptir ki bu Türk okullarının en büyük muhalifleri yine Türkler. Öyle ki bazıları, bu kurumları ziyaret etmeyi “parti kapatma” ve “siyasi yasak getirme”nin gerekçesi bile sayıyor. Medyanın malum köşeleri ise, okulları kötülemekle hızını alamıyor, bunlar hakkında olumlu şeyler yazan Batı basınını da suçluyor. Zaten Sabrina Tavernise, aynı AB Komisyoneri Olli Rehn gibi, Türkiye’deki “katı laiklik”ten bahsettiği için bir süredir boy hedefi.

Ne enteresan değil mi? “Katı laik”likten eleştiri alanlar, “vay, siz misiniz bizim laikliğimize dil uzatanlar” diye küplere biniyor, bu eleştiriyi getirenleri “dincilere satılmakla” suçluyor, yani aslında kaskatı olduklarını fiilen ispat ediyorlar. Öz eleştiri yapmak, “acaba gerçekten bizim modelimizde bir gariplik var mı” demek, akıllarına hiç gelmiyor.

Sorunun kökeni, Türk seçkinlerinin beynine kazınmış olan “din fobisi”. Bu öğretiyle yoğrulmuş standart bir Türk, dinin sadece “vicdanlarda” kalması gerektiğine, toplumu etkilemesi durumunda ise “karanlığa gömüleceğimize” sorgusuz-sualsiz iman ediyor. Bu öğretiye göre toplumda hiç bir dini hareket olmamalı, hele de bunlar eğitim kurumları açarak “yükselen yeni nesil”e yön vermemeli. Eğer din lazımsa bile, devlet onu gerektiği şekilde, gerektiği kıvamda topluma verir. Devlet zaten her şeyi bilir.

Bu zihniyet Türkiye dışında da vardır; ama sadece ideolojik dikta rejimlerinde. Demokratik Batı toplumlarında ise din toplumsal yaşamın her alanında kendini ifade edebilir. Örneğin her dini kurum ve cemaat kendi eğitim kurumunu oluşturabilir. Hele de Amerika’da laik devlet okullarının yanında sayısız Hıristiyan, Yahudi ve hatta İslami kolej vardır. Zaten bildiğiniz ünlü üniversitelerin çoğu din kökenlidir. Princeton Üniversitesi’nin ambleminde hala “Dei sub numine viget”, yani, “Tanrı’nın kudreti altında yükselir” diye yazar. Türkiye’de böyle bir cümle yazsanız bir üniversitenin tabelasına, artık yargı darbesine mi gerekçe olur, Sincan’da tank gösterisine mi, varın siz düşünün...

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: May 14, 2008 10:49 AM

Okur Yorumları

(NOT: Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Mustafa Akyol tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, standart yorum kurallarını dikkate almanız önemle rica olunur.)

Bu tespitlerinize katiliyorum. Ben zaman zaman cesitli yerlerde, bilhassa internet medyasinda Gülen cemaatini elestiren yazilar da yazdim.Düsmanlik ve fitne dogurmasin diye bunlari bloguma almadim ve diger bloglarda olumsuz bir yaklasim sergilemedim.

Zaten amacim "vurmak" degildi.Bagimsiz birinin kendince yaptigi tespitlerden ibaretti. Yapilanlari ise takdir ettigimi belirtmedim pek, bu yazi bu firsati verdi.Bu baglamda üc kisinin biel biraya gelip bir is ceviremedigi bir toplumdan böylesine bir hareketin cikmasini tebrik etmek lazim.Bu isin bir vechi.

Diger bir vecih olarak, Pakistan ve benzeri ülkeleri de iyi analiz etmek lazim.Bu kibar ve candan insanlar neden el kaide cizgisine kaydi, anlamak lazim.Bunu ben bilmiyorum acikcasi.

Ücüncü bir vecheden bakacak olsak, bu haberlerin amaci bir sekilde müslümanlari birbirine kirdirmak. Haberi okuyan diger mesrepten müslümanlar "bunlar Amerikan isbirlikcisi herhalde ki, destekliyorlar bunlari" der.

Islam Dünyasi olarak, asiriliklara prim vermemek boynumuzun borcuysa bir o kadar da icimize atilmak istenen fitnelere karsi uyanik olmaliyiz.Asiri uclara savrulmus insanimizi da kazanmanin yolu Amerikan gazetesinin yaptigi yorumu ona okutmak degil.

Saygilar

Yazan: Muzaffer Kazim Tarih: May 14, 2008 11:30 AM

Fethullah Gülen hocanın fikirlerinin değişmeside,diğer cemaatlerden belirgin olarak ayrılmasındaki önemli faktör dünyaya erken açılması diyebiliriz...yöresel olmaktan evrensel olmaya doğru bir atılım yaptılar,cemaat mensuplarını bu yönde iyi motive ettiler..liderlik vasfı çok gelişmiş birisi Gülen.

28 Şubat sürecinden önce bir lider etrafında örgütlenmiş klasik tarikat,cemaat yapılaşmaları Şeriatçı çizgideyken Gülen laikliğe bağlı olduğunu vurgulardı..

klasik İslami çizgiye sıkı sıkıya bağlıyken dahi farklı bir yanları vardı..

ikinci olarak B.Said Nursi'yi yorumlamalarındaki farklılık açılımlarına sebep olmuştur.

Said Nursi'yi klasik şablonun dışında oturtulması gereken yere oturttular ki olması gereken buydu kanımca..Cemalettin Afgani,Abduh,Mehmet Akif çizgisinde olan bir din aliminin yeniliğe,değişime yaptıı vurguyu ıskalamadılar..

cemaatin modernleşmesi birikim sonucu olmuştur ki daha henüz emekleme aşamasını geride bırakmıştır.henüz hızlı yürüdüğünü,koştuğunu söyleyemeyiz..cemaatin entellektüel kadrosu değişime ayak uydurmuş olsada bu tabana aynı şekilde yansımamıştır..

F.Gülenin klasik halini sevenler değişimi görmek istemiyorlar..

Cemaatin ileri gelenleri büyümeyi ne kadar iyi yönetebilirler,Gülen'in sadece karizmatik ismiyle ne kadar yol alınabileceğini zaman içinde göreceğiz..

umarım Gülen cemaati Türkiye müslümanlarını cemaat,tarikat kültüründen bireyselleşmeye doğru giden yolda da öncü görev üstlenirler..

bir cemaatin,tarikatın kayıtsız şartsız fedaisi olmayı entellektüel duruşla hiç bağdaştıramamışımdır..

cemaatlerin sivil toplum kuruluşlarına dönüşmeleri temennisiyle..

saygılar..

Yazan: deniz Tarih: May 14, 2008 1:38 PM

Beyaz Türk müslüman olur mu? Ateist Türk olur mu? Çağdaş uygarlık seviyesine ulaşmak batılılara özenmek olur mu? İçeriye kapanıp birbirimizi yemek ulusalcılık mıdır? İçerde ben yaptım olduya eleştiri getiren batılılar, içişlerimize mi Karışıyor? Fettullah Gülen gerici bir müslüman değil mi? Kim oluyorda çağdaş ileri eğitim kurumları açıyor? Çağdaş eğitimi Beyaz Türkler verir. Onlar hertürlü nimete sahip olur. Siz kim oluyorsunuzda cahil halkı eğitip anadolu çocuklarını ticaretde, siyasetde, sanayide gelilştiriyorsunuz. Bu mevkiler Beyaz Türklerin küllerini savuracağı alanlardır. Kara kafalı kalabalıkları eğitipte başımızı derde sokmayın. Batılı olacağız dediysek o kadarda demedik. İşin kötü tarafı batı ülkelerinde de bu okullar yayılıyor. Çağdaşlık bayrağını bunlara kaptırdık herhalım. Ne dedin duyamadım...Ne çağdaşlığımı? Bundan sonra zart zurtmu? Milletinle, Cumhuriyetinle, Atatürkünle övünsene birader. Türk milleti zekidir, çalışkandır dememişmiydi gazi. Eee şimdi bu çalışkan ve zeki insanlar Türkiye'yi geliştirince, kuduracağına sevinsene. Türk, öğün çalış güven. Yok illede bizden adam olmaz diyecek ve milletin güvenini kıracaksın. Müslümanlık gericiliktir deyip, yapmacık dinler icat edeceksin. Ben çağdaş ve Atatürkçü bir cumhuriyet evladı olarak, bu eğitim kurumlarına emeği geçenleri tebrik ediyorum. Fettullah hoca içinde Allah razı olsun diyorum. Milletimize ve devletimize hizmet eden kim varsa Allah razı olsun. Zaten milletimize karşı zararlı faaliyet güden kim varsa, devletin nefesi ensesindedir. Devletimize milletimize güvenelim yeter.

Yazan: kerim Tarih: May 14, 2008 2:02 PM

İnsanlar tanımadıkları ve bilgi sahibi olmadıkları şeylerden korkarlar.Bir savunma geliştirip saldırıya geçmeleri de bundandır.
Ama bazı çevrelerin ''Türk okulları''nı ısrarlı karalama çalışmaları bil(e)memekten çok,temelinde kötü niyetin yattığı son derece bilinçli yapılan eylemler...
Afrikalı bir cocuğun ''bizle tokalaşan ilk beyaz siz Türklersiniz'' değişi,birçok insanın adını bile duymadığı ülke çocuklarının bizim dilimizi konuşmaları ve ülkemize hasret duymaları... vatanperver insanları...bütün bunları görmezlikten gelmek ve daha kötüsü F.Gülen'i hedef alma amacıyla gönüllüler hareketinin içindeki insanları kötülemek biraz ayıp olmuyor mu?
Her iyi yapılan şeyin arkasında mutlaka kötü niyetler mi aramak gerekir?
(Umarım yakın gelecekte Türk Eğitim Hastaneleri'nin de dünya gazetelerinde övgü dolu haberlerini okuruz-ve malesef hiç son bulmayacak kötü niyetli yazıları da)
Saygılarımla

Yazan: Dr.Seher Tarih: May 14, 2008 3:47 PM

gerçekten dünyanın neredeyse her tarafında açılan bu türk okulları dünya'ya model olabilecek tarzda müesseseler.dini ilimler yanında,pozitif bilimi de öğreten,kalbi ilimlerle akli ilimleri bir potada eriten bu okulllar dünyanın da dikkatini çekmekte ve büyük bir ilgi görmekte.dünyaca ünlü kimi akedemisyenler bu okulları farkedip bu okullarla ilgili ve gülen hareketiyle ilgili çok önemli yazılar kaleme almakta.ve bu okulların dünyaya model olduğunu belirtmekte.ama siz şu talihsizliğe bakın ki..bu hareketin öncüleri kendi ülkesinde adeta lince uğramakta.bu inanılacak gibi birşey değildir.önyargılarından kurtulamayan bir takım aydın geçinen sözde zevat.f.gülen ismini duydumu adeta cin çarpmışa dönmekte ve akla hayale gelmedik karalama kampanyaları düzenlemekte.ben bunun f.gülen'nin dindar bir insan olmasından kaynaklandığını düşünüyorum.eğer f.gülen hoca dindar bir insan değil de seküler bir hayatı benimseyen bir insan olsaydı, o zaman bu harekete tu kaka diyen zevat.F. GÜLENİ yere göğe sığdıramıyacaklardı.aslında anlamadıkları şu
ERZURUMUN BİR KÖYÜNDEN GELEN BİR HOCA NASIL OLURDA DÜNYAYA BU TÜR MÜESSELERİ AÇABİLİR.bunu kendi mantıkları bir türlü almıyor bence.almadığı için de düşmanlık insaf boyutlarını da aşıyor.nasıl bir hoca dünyayı bu kadar güzel okuyabiliyor,nasıl bu kadar etkili olabiliyor,altı üstü bir cami imamı neden bu kadar başrolde olabiliyor.onlara göre dindar bir insanın onlara göre irticayı istemesi gerekirken,nasıl olup da modern bir sistematiği dünyaya salıkveriyor.onlar için zor şeyler bunlar.tam bilmedikleri ve tanımadıkları için fikir yobazı da olabiliyolar.olmadık iftira kampanyaları,olmadık dalavere girişimler.dünya entelijansıyası tanıyınca müthiş bir hayranlık duyduğu bir insana,kendi sözde aydın takımı nasıl bu kadar kin duyabilir anlaşılır şey değildir.bu okullar dünya çapında fizik matematik,kimya,gibi pozitif bilimlerde bir sürü derece almakta.ve dünyaya örnek olmaktadır.
BİLMEYENLER BİR DE BU ÖDÜLLERİ ARAŞTIRSINLAR BAKALIM,GERÇİ ARAŞTIRSALAR NE OLACAK.SONUÇTA BİR DİN ADAMI KURMADIMI BU OKULLARI,O ZAMAN BOŞVER BİRİNCİLİĞİ,İKİNCİLİĞİ FALAN!!.

BU RESMEN YOBAZLIĞIN DİK ALASIDIR

Yazan: CÜNEYT Tarih: May 14, 2008 7:00 PM

Burada dikkatinizi bir konuya cekmek istiyorum.
Kullandiginiz kelime sudur: "Turk"
Islam'da dini yaymak esastir diye bilirim, kultur emperyalizmi degil. Neden "Turkluk" on plana cikariliyor? Turkiye'nin cikarlari icin mi yani b girisimler. Yoksa Ilimli Islam yaymaya "Turkluk" kilifi giydirip milliyetci-muhafazakarlarin sempatisini de kazanip guclenmek mi? Bu konuda daha durust olmali Gulen taraftarlari.

Yazan: Leven Cetin Tarih: May 14, 2008 8:17 PM

Yobaz laik cemaatin buyuk şıhı Kanadoğlu,buyuk bir tehdit olarak görüyor Fethullah Gülen'i.Adam okul yapıyor,okul yapmak,Türkiye'nin itibarına dısarıda arttırmak gericiliktir,yobazlıktır.Hay kargalar gagalasın senin tepeni Kanadoğlu,ve onun cemaatinin ileri gelenlerini.

Memeketin içine etmişler,kimbilir kaç geçmiş onyıllar boyunca.

Şu an millet iki adım ileriden giderken bu kafalar 1 adım geriden geliyor.
Aynı şekilde dış politikada 2 adım ileriden giderken,iç potitikada 1 adım geride kalıyoruz.

Çok inişli çıkışlı ve çelişki durumlar...
Aşılır bunlarda yazık şu çekilenlere,bırak bunlara bedel de ödetemezsin.Yine millet çeker,Anayasa Mahkemesi ağzını açana kadar.

Piyasalarda dal kıpırdamıyor.Zaten kuresel kriz yasıyoruz.Mahkemede üzerine tuzu biberi oldu.

Yazan: Bigalıoğlu Tarih: May 14, 2008 9:47 PM


Rahmetli İzzet Baysal da bir hayırsever idi. Okullar üniversiteler açtılar kendileri. Şimdi diyeceksinizdir ne alaka var.

Hakikaten birbirleri ile hiç bir alaka yoktur.

Yanından dahi geçemez.

Yazan: hubbez Tarih: May 15, 2008 4:58 AM

Fethullah Gülen'in yaptığı işe eğitim, dünya halklarına yardım ya da ülkemizin tanıtımı penceresinden bakarsanız ulaşılan nokta muazzam bir başarıdır.

Sayın Akyol "Türk okullarının en büyük muhalifleri yine Türkler" demiş. Doğru bir tespit. Biz o kadar zor bir iş yapıyoruz ki. Biz okul açılmasını bile eleştirme yürekliliğini gösterebiliyoruz. Bunu dünyada sadece biz yapıyoruz çünkü onların gerçek niyetlerini sadece biz biliyoruz.

Açıkçası bu okulların sağladığı yarar geçekten çok fazla. Gerçekten çok başarılı ve dev bir proje. O yüzden bu okullar kapansın diye bir derdim yok ama kimse de bana Madagaskara ya da dünyanın bilmem hangi ucuna sadece eğitim maksadıyla okul açıldığın söylemeye kalkmasın. Ya da gencecik çocukların burada kendilerine bir hayat kurmak varken kalkıp dünyanın bir ucuna gidip öğretmenlik yapmasında sadece eğitim aşkının rol oynadığına inanacağımızı sanmayın. Çok yakın iki arkadaşım şu anda başka ülkelerde bu okullarda öğretmenlik yapıyor. İkisi de Boğaziçi Ünv. mezunu çok kaliteli ve zeki insanlar. İkisinin de motivasyon kaynağı eğitim falan değil islami hayat tarzını yaymak. Bunu fikir bazında değil daha çok yaşayış ve davranışlarıyla yaptıklarından o ülkelerde tepki toplamıyorlar.

Sözün özü; evet bu duruma karşı sesini bir tek Türkler çıkarıyor çünkü birtek onlar biliyor olayın iç yüzünü. Hem tabii sesini Türkler çıkarır; Yurdumun Doğusunda ya da öğretmen ihtiyacı olan ama tayini çıkanların hemen istifa ettiği başkaca yerlerinde çalışmayıp, kalkıp dünyanın hiç bilmediği yerlere giden o öğretmenler vebal altındadır. Onlardan da çok, sürekli okul yapımıyla ilgili kampanyaların yürütüldüğü, en önemli eksiğin eğitim olduğu ülkesinde daha çok okul yapacağına başka ülkelere öncelik verenler vebal altındadır.
Şu anda bu okulların bize bir sıkıntı yarattığı yok. Bu proje bugünden yarına meyve vermeyecektir. Ama bundan 40-50 yıl sonra bunun yansımalarını göreceğiz.

Yazan: UMUT Tarih: May 15, 2008 12:37 PM

Benim hizmetim iyidir seninki kötüdür diyerek ayırmak kötü niyetin işareti olsa gerek. Rahmetli İzzet Baysal da bu memlekete "hizmet" etmiş diğergam insanlardan biridir. Ama, Fethullah Gülen de bu millete ve İslam dine hizmet etmiş bir insandır. Yaptığı telkinler ve verdiği tavsiyelerle vatansever milletsever dinsever insanlar bugün bu okulları bu seviyelere getirdi. O yüzden, İzzet Baysal da muhteremdir, İhsan Doğramacı da muhteremdir, Fethullah Gülen de muhteremdir. Birine vatan haini diyen, önce kendisi baksın, ne yapmış bu memleket için.

Sözkonusu okullarda ne yapılıyor acaba? Niye Türkiye'yi bölme iddiasıyla itham ediliyorlar? Bu okullara sahip çıkan insanlar da Türk, niye Türkiye'nin çıkarlarının aksi yönde düşünsünler ki? Niye ülkeyi bölmek istesinler ki? İslami duyarlılığı olan, Türklük bilinci olan ve "dünya işlerini" de iyi bilen insanlar yetiştirmeye çalışıyorlar. Bunun neresi kötü?

Yazan: hakan Tarih: May 15, 2008 1:28 PM

Zıtların kutuplaşması ve buradan bir kavgaya tutuşturulması hadi bir yere kadar cahilliğe verilebilir. Hayırseverlerden karşıtlık ve kavga üretmek neyin nesi oluyor. İzzet Baysal yaptığı hayırlarla saygıyla yad edilsin. Allah razı olsun. Fakat sekizyüz okuldan söz ediyoruz. Binlerce yönetici, on binlerce öğretmen-hepsi yabancı dil biliyor- yüzbinlerce öğrenci- hepsi Türkçe öğreniyor ve iki yabancı dil eğitimi alıyor-. Amerikada Avrupada dahi böyle bir örnek yok. İşte çağdaş uygarlık hedefinin yakalanması budur. Dünyada hiçbir devlet,kurum, cemaat, vakıf, sivil insiyatif adına ne varsa bir örneği daha yok. Bundan daha gurur verici, mutluluk verici ne olabilir. Bundan ırki bir gurur anlaşılmamalı. Türkten adam olmaz fenomeninin yıkılması adına mutlu olmalıyız. Bir yorumcu yazmış, Türke mal edip İslamın yayılması hedefini kaybetmiş olmuyor mu diye. Ben bu okulların bilimsel manada eğitime katkı ve kaliteli insan yetiştirmek dışında bir amacı olduğunu sanmıyorum. Elbette Türk okulları ve müslümanlarca kurulduğuna bakarak, İslam ve Türklük adınada sevindirici olsada, asıl olan çağdaş eğitim düzeyine hem ülke, hemde dünya ölçeğinde katkı yapmak olduğu görülmelidir. Yoksa başka gizli amaçlar olsa devletler bazında, doğulusuda, batılısıda her türlü desteği vermezdi bunlara. Eğitim yaptıkları devletlerde, bütün bürokrat çocukları bu okulları tercih ediyor. Çok güzel ve sevindirici bir çaba ve inanılmaz bir başarı öyküsü. Umut edelimki bunları engellemek adına harcanan negatif enerji yerine, bunlardan daha başarılısını yapmak adına pozitif rekabetçi enerji harcanır. Yan gelip yatmak varken çok zor ya. Belki kafalara dank eder Çalıştımı nelerin olduğu...Yoksa maksat sadece engellemek mi? Bize ne sizin çağdaş eğitiminizden mi? Biz üç beş beyaz Türkü düşünürüz, bize ne sizin kara kalabalıklarınızdan mı? Üç çocuk diyor birde adam, bir fino neyimize yetmez. Hepsinede bedava kitap veriyorlar çok çoğalır bunlar çok...Sokağa çıkamayız yakında...Fakirlik ve güvensizlik üzerinden yürüttüğümüz kökünü kurutma operasyonunu anladı bu kara kafalılar galiba...Kapatılmayı çoktan hak etti bu popülist halk dalkavukları.

Yazan: kerim Tarih: May 15, 2008 2:01 PM

Ihsan Dogramaci'yi karistirmayin bu ise. O bir hirsiz. Profesorluk tezinin bile calindigi ispatlandi. Ondan gelecek hayir hic gelmesin lutfen.

Yazan: Levent Cetin Tarih: May 15, 2008 4:46 PM

"Oyn'ülen de körarabım sen oyna,
Senden başka yiğit kalmadı..." -- Muğla türküsü

Yazan: Balbazar Tarih: May 15, 2008 11:01 PM

umut:ama kimse de bana Madagaskara ya da dünyanın bilmem hangi ucuna sadece eğitim maksadıyla okul açıldığın söylemeye kalkmasın.
...
Çok yakın iki arkadaşım şu anda başka ülkelerde bu okullarda öğretmenlik yapıyor. İkisi de Boğaziçi Ünv. mezunu çok kaliteli ve zeki insanlar. İkisinin de motivasyon kaynağı eğitim falan değil islami hayat tarzını yaymak.
Sözün özü; evet bu duruma karşı sesini bir tek Türkler çıkarıyor çünkü birtek onlar biliyor olayın iç yüzünü..

Anlaşılıyor ki okulların İslamiyeti yaymak gibi bir amacının olması sn.umut için kabul edilmez bir şey...Sn.Umuta sonuna kadar katılıyorum..

Okul dediğin şey sırf eğitim eğitim içindir anlayışı için açılır ve o eğitim ancak ticari ve laik gayeler için olursa makbuldür...

Şu Madagaskarlılar'da amma safmış...
Heey Sn.Madagaskarlı uyuma...bakın bizler burada sizin müslüman olma ihtimalinizden dolayı endişeden ölüyoruz siz ise işin iç yüzünü bilmediğiniz için bu adamları baştacı ediyor üstelik onlara bedava arsa ve bina tahsis ediyorsunuz,gelecekte koltuklarınızı teslim edeceğiniz kuzularınızıda kendi elinizle bu kurtlara yem ediyorsunuz...
Hiçmi internete girmez hiçmi istihbarat almazsınız yaw...
Alem(91 ülke) sersem, sırf biz Türkler uyanığız ya ondan diyorum yani...heeey kime diyorum beem..

Bazıları okulların ticari,eğitim,turizm,uluslararası ilişkiler,lobi,Türk dili ve kültürünün yayılması...gibi türlü türlü amaçlara da hizmet ettiğini söylüyorlar ama bunların hiçbir önemi yok çünkü bunların dini amaçlarla açılmış olması onların içyüzüne vakıf olan biz Türkler için affedilmez bir durumdur...

Bizki; batılıların bizim ülkemizde açtıkları okullardan hiçbir zaman gocunmayız adları Saintle başlayan okullarında din adamları görev alırmış bunu görmeyiz çünkü biz yıllarca bir sömürge ülkesinin vatandaşları gibi yetiştirildik...öyle efendilerimiz gibi olmak,hatta onlardan daha başarılılarını yapmak bizi gocundurur,bozar...bünyemiz kaldırmaz bunu...

Bakın daha geçen gün kendi olmaya kalkan Hakan Şükür'e de mis gibi haddini bildirdik sahanın ortasında her maç ayin yapan Alex,kezman gibi olmaya kalkışan Hakan Şükür'ün amacının futbola şeriat getirmek olduğunun içyüzünü yine sadece biz Türkler biliriz...

Çünkü biz türk doğduk ve türklerin büyük işler yapmasına yada dini yaymaya çalışmasına küresel düşünmeye ömrü hayatımızda hiç alışık değiliz...

hem anlı şanlı tarihimiz neyimize yetmiyor ki bu bizi avundurmaya yeter..Yaw biz tarihimizede düşman değilmiydik...(çaktırma müdürüm)


Yazan: TT Tarih: May 16, 2008 1:09 PM

Türkü türkü ne dedi?

Hiçbirşey.

Hiçbirşey ne kadar bilimsel?

veya

"Türküler derse doğrudur" yargısı ne kadar bilimsel?

Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: May 16, 2008 3:55 PM

Evel-ezelinden aklıma gelirdi daha 1989 yılına kadar Kocatepe de vaizlik yapan bir Hoca efendinin nasıl olup ta birkaç yıl içinde son derece büyük bir kamuoyu desteğine ve bu kadar büyük bir mali desteğe ve servete sahip olabildiği, bilmem kaç tane İslam‘a bakışı ortada olan Cumhurbaşkanı ve başbakan, üst düzey bürokrat tarafından kendisine gösterilen bu tazim ve iltifat hep aklımda soru işaretlerinin belirmesine neden olurdu. Bu Waiz-efendi nasıl olup ta dünyanın her yerinde bu kadar okulu hangi politik güce istinaden kurabileceği bu uluslararası gücü ve mali desteği nasıl sağlayabileceği hep tartışma konusuydu.

Cemaate gelen bağışlardan ve Hazretin diyanet tarafından ödenen maaşından bu okulları açacak TV kanalı ve radyolar kuracak birde Türkiye de son derece saygın bir yere sahip olan cami vaazlığının itibari ve şerefi sayesinde Türkiye’nin bile istese politik gücünün yetmeyeceği bilmem kaç ülkeye o ülkelerdeki anlayışa muhalif olmasına rağmen okul açabilecek kudrete sahip olabilmesini ve okullarındaki öğretim elemanlarını engin bilgisi ki -Fizikten Matematiğe Felsefeden Sosyolojiye kadar uzanır- sayesinde bizzat kendisinin yetiştirdiği elemanlarını yine belirttiğim mali olanaklarından hareketle dünyanın dört bir yanına gönderebilmesini hep takdir etmişimdir. Ciddiyim yapılan iyi işleri kim yaparsa yapsın takdir ederim bu cemaatin yaptığı iyi şeylere de karşı çıkmak akıl karı değil fakat bazı noktalara ciddi şerhler düşmek gerekiyor.

Öncelikle bir noktanın ayrımını iyi yapmak lazım benim eleştirilerim Mustafa Bey'in yazısındaki zihniyetin bakış açısından kaynaklanmıyor.

İmdi; ne Türkiye de ne de Dünyada açılan bu okulları kurmaya ve yaşatmaya bir cemaat liderinin ve onun etrafındaki üç-beş gönüllünün gücünün yetmeyeceği gayet sarih bir biçimde ortadadır aksini söyleyenler ya fazlasıyla saf ya da tamamen bilinçli bir tavır içindedirler. Bu beynelmilel projenin sadece mali güçle yürütülemeyeceğini fazla değil biraz politika bilen herkesin kabul edeceği bir şeydir. Dolayısıyla ciddi bir politik gücün sizin her yerde örgütlenmenize yardımcı olması gerekmektedir. Bu politik güç size neden yardımcı olsun ve sizi neden bu kadar güçlendirsin, elbette ki bu pragmatik dünyada bu işten bir çıkarı olması lazım gelmektedir.

Behemehal; bu cemaat yapılanması ve buna bağlı okul ve yayın organlarının ana stratejisini kendilerine bu imkânları sağlayan güçler tarafından planlandığını bu politikaların onlar tarafından yürürlüğe konduğu aklıselimin kabul etmesi gereken bir şeydir. Dolayısıyla bu tip yapılanmaların Türkiye’ye ve Müslümanlara yararlı işler yapabilmekle birlikte son derece kabul edilemez yanlışlıkları eli mecbur yapmak zorunda kalabileceklerini de akıldan uzak tutmamak gerekir. Dolayısıyla destek vermek şartlı olmak zorundadır her şeyden önce önemle akılda tutulması gereken şey bu hareketinde tamamıyla yeşil kuşak benzeri bir siyasi ya da siyasetin yapılandırdığı bir sivil proje olduğudur. Asıl amacının küresel güçlerin manipülasyonlarına hizmet etmesi için üretildiği akıldan çıkarılmamalıdır. Bununla Müslümanların bu işten hiçbir çıkarlarının olmadığını tümden salak yerine koyulduklarını söylemek istemiyorum. Bu tip yapılanmaların birtakım siyasi tercihler söz konusu olduğunda Müslüman bilinçli tahrif etme ve yanlış yönlendirme yapabilme imkânlarına sahip olduklarını ve hatta bazı noktalarda yaptıklarını söylemek istiyorum.


Her ne kadar bu ana stratejiden habersiz son derece samimi binlerce gönül vereni olsala sadece iyi niyetle bazı yanlışlıkların önlenemeyeceği açıktır. Bu projeyi yönetenler görünürdeki aktörler değildir elbette; nasıl ki soğuk savaş döneminde komünizm tehlikesi tanımlaması yapıldıktan sonra asıl varlık sebebi komünizmi Türkiye de yok etmek olan ve bu tip cemaatlerin radikal olarak tanımladığı ama o zamanlar böyle tanımlamak nedense akıllarına gelmediği bir takım siyasal İslamcı partiler revaçtaydı ve bunların liderlerine nasıl adeta tapınılıyor idi, ne zaman ki bu tehlike ortadan kalktı daha ılımlı bir parti ve onun sivil tabanı olabilecek daha ılımlı cemaatlere ihtiyaç duyuldu sadece -Türkiye de değil- bu cemaatlere gün doğmuş oldu şimdi Müslümanları bunlar temsil ediyor ve Müslüman bilinci manipüle ediyor ve makul tarifi yapıp insanları buna göre hareket etmeye çağırıyorlar.

Aynı zamanda bahse mevzu okulların sayısı ve verdikleri eğitim göz önüne alındığında bunlar bulundukları ülkenin halkı eğitme politikalarında hiçbir etkiye sahip olamayacağını ve halkı eğitmek gibi bir amaç taşımadığı gayet açıktır sadece bu ülkeler için Elit bir takım kafalar yetiştirmeyi amaçladığı ve buradan yetişenlerin bulundukları ülkede üst düzey mevkilere gelip gereken manipülasyonları yapması hesaplanmaktadır. Tabii bunu asıl isteyen bu cemaatin görünürdeki lideri değil küresel güçlerdir ve maalesef bu küresel güçler kendi siyasetiyle uyuşmak kaydıyla bizim nasıl inanıp yaşayacağımıza ve neyin radikal neyin makul olduğuna İslam adına karar verip bizi de bunu kabul etmeye zorlamaktadır.

Misal; Sovyetlerle savaşırken mücahit olan ve bizzat desteklenen tüm İslam dünyasında mücahit olarak tanınan ve öyle olması istenen Taliban tipi yapılanmalar bugün terörist olmakta ve alemi İslam’da da bahse mevzu cemaatler tarafından birtakım olumsuzlukları gösterilerek terörist ilan edilmektedir. Gerçekten bunlar terörist mi yoksa ülkelerini savundukları için haklı fakat cehalet ve sefaletten mi muzdaripler? Onları terörist yapan dünya patronuna kafa tutuyor olmaları mı? Irak'ı demokratikleştirirken(!) BAE ve Suudi Arabistan’daki yapılanmalara sesini çıkarmayan yerine göre ''uygun görüldüğü'' zaman özgürlük isteyen cemaatlere duyulur.

Bu tanımlamaları kimlerin neye göre yaptığını sizin takdirinize bırakıyorum.

Hiçbir şey siyasetten bağımsız değil bu Global köyde.

Saygılar...

Yazan: Muhammed Ali DİKTAŞ Tarih: May 16, 2008 6:04 PM

Demek Bogazici mezunu cok zeki cocuklar Cem Uzan aliesinin akilli cocuklari gibi kestirme yoldan koseyi donme, bilgeligi yerine Madagaskar'da, Mogolistan'a gidip cocuklara okuma yazma , Turkce, Ingilizce, matematik, saglik, kultur ogretmek veya Peacecorps, UNICEF, Oxfam, IHH gibi organizasyonlarda Afrika'nin ucra koselerinde saglik hizmeti vermek gibi aptalca islerle ugrasmalarinin arkasinda "Islam'i yaymak" gibi sinsi planlari da varmis ta bizim superzeka vatanseverlerden baskasi bilmiyormus. Ondan dolayi anasinin, babasinin ecdadinin dinini yayan bu hainlere karsi savas acmislar Nisantasi ve wannabe cematinin munsuplari.

Simdi mesele vuzuha kavustu.

Siz siz olun Nisantasi cemaatinin yaptigi gibi cocuklarinizi bu dincinin okullarina, en cok OSS basarisi gosteren kurslarina felan gondermeyin. Guzel guzel "baskasinin dinini" yayan Robert Kolejler, St. Benoitler, Avsutrya, Alman , Fransiz liseleri yakisir cagdas cilgin Turk'e. Di mi ama?

Salman Rushidie kendisine "bastard of the history" (tarihin pici) der. Hindistan'in somurge gecmisi, kendisinin bu kultur emeryalizmi sonucu Ingiliz kulturu ile yetismesi ve deve kusu olmasi hali icin. Bizde ise bu "muzaffer milletin" seckinleri bilincli olarak bu imanli, ahlakli halki cephede yenemeyen Bati'nin kicini yalamaya talip oldular gonullu olrak..

Abdullah Cevdet'in torunlari bunlar. Simdilerde karilai kizlari "haydi kizlar gayrimesru coxcuk yapmaya" cagrisina icabet ederek cagdaslasiyor. Kimisi de isin daha saglama almak icin gidip New York, Paris sperm bankalarindan gelcegin ulusalci jenerasyonunu kazaniyorlar.

Sikca sorarim: Kurtulus savasini kim kazanmisti". Peki "biz" kaybetseisdik Nisantasindaki ticarethanelerin isimleri ne olurdu?" diye.

Bazilari icin kurtulus yoktur. Bir kere bastardizasyon cenderesinden gecmislerdir ve artik hayatta manevi deger, erdem adina bir iddilari kalmamistir. Mevcut sistemin seckinlerinin ideal Turkudur bunlar. Onlarin tepkileri gayet normal bir ayakta kalma gudusunun tezahurunden baska birsey degildir.

Bir ulke dusunun ki bir kesim belesten paraya, mevkiye statuye konmus. Ne kadar fikir, ahlak yoksunu isen o kadar makbulsun. Biliyoersun ahlak, fikir zeka sahibi insanlar arasinda ve gercek degerlerle ticaret yapilan hicbir pazarda pes para etmezsin.

Ne yapacaksin?

Tabii ki gercek degerlere savas acmayi sahte, calinip cirpilmis, gaspedilmis menfatleri idame etiren ortamin korunmasi icin va gucunle calisacaksin.

O degerleri korumak icin butun guzelliklere, maneviyata, erdemlere, tefekkur ortamina, demokrasiye savas acacaksin. Hazciligi, ayyasligi, maddeye tapmayi Sodom ve Gomorrah'taki degerlere cikaracaksin. Adina da "laiklik" diyecek fasizan, sadist ruhunla herkese dayatacaksin. "Ya benim gibi yap; ya benden asagi oldugunu kabul et; guzel guzel evimi temizle" diyeceksin.

Ancak boyle var olabilirsin.

Artik San Fransisko'da dahi bes para etmezsin. Zira orda ozgurluk var; bireye saygi var. Nisantasi, Etiler gibi son kalelerini korumak zorundasin. Bunun icin "ekonomi batarsa , kriz cikrsa; millet biribirine duserse bir UMUT var diyenlere UMUT'unu baglayacaksin. Zira UMut fakirin ekmegi.

Yazan: Yorumcu Tarih: May 16, 2008 8:54 PM

Bunlar şeriatçı mürtecimi, yoksa Globalist Amerikancımı bir karar verilse iyi olacak. Bu tavırdan anlıyorumki, bunlar orta yolda giden mutedil unsurlar. Din bize azgınlığı ve haddi aşmayı kesin olarak men ediyor. Ayrıca gelin tanış olalım derken, sen ben bizim oğlan kastedilmiyor. Basbayağı ötekiyle tanışmaktan, konuşmaktan, dialogdan bahsediliyor. Bu kendine güvensizlik neyin nesi. Biraz tarih bilgisi lütfen. Biz o okul açılan yerlerde donanma gezdirmiş milletiz. Şimdi devir değişti, alim gezdiriyoruz o kadar...Ne var bunda bu kadar büyütecek. Bir hasret kucaklaşması o kadar.TİKA nın faliyetlerindende haberiniz yoktur Allah bilir. İKÖ ye görev süresinin dolmasına üç ay kala, oy birliğiyle bir dönem daha Ekmeleddin İhsanoğlunun seçildiğini duyanda yoktur. Yok illede bizden adam olamaz, inanamıyoruz bunlara diyorsanız o başka. Milletimize güvenelim lütfen.

Yazan: Kerim Tarih: May 16, 2008 10:33 PM

Bu vatanımıza ve islamiyetimize sahip çıkıp hayırlı evlatlar yetiştirmeliyiz. Bir anne olarak evlatlarımın bzden sonra rahatca ve özgür yaşayabilmeleri için onlara laik demokrat ve özgür bir vatan bırakmalıyız. Tarihimizi onlara daha iyi anlatmalıyız. onları islamın ön gördüğü ahlaki çerçeve içinde büyütüp topluma kazandırmalıyız. Onlar yaşarken biz onlarla yaptıkları iyi şeyleri görüp gurur duymalıyız.Bunun içinde özgür ve demokrasisi olan bir TÜRKİYE istiyoruz. Saygılarımla.

Yazan: Emine Dirican Tarih: May 17, 2008 4:53 PM

"Abdullah Cevdet'in torunlari bunlar. Simdilerde karilai kizlari "haydi kizlar gayrimesru coxcuk yapmaya" cagrisina icabet ederek cagdaslasiyor. Kimisi de isin daha saglama almak icin gidip New York, Paris sperm bankalarindan gelcegin ulusalci jenerasyonunu kazaniyorlar."

Yazı yazıyorum diye düşünerek kalemlerinden bu tür terbiyesizce şeyler dökülen insankarla neyi tartışabilirsin ki.

Rivayete göre: Evliya sokakta yürürken bir genç kadın ile erkeğin aleni olarak cinsel ilişkide bulunduklarını görür. Bunun üzerine hırkasını çıkarıp üzerlerini örter ve yakarışa başlar. "Allahım sen onları affet, bak gizlenecek bir yerleri bile yok."

Halife Ebubekir her namazdan sonra dua edermiş: "Yarabbi beni cehennemine al ve vücudumu o kadar büyüt o kadar büyüt ki benden başka kimseye yer kalmasın."

Kaleminizden hakaret, tahammülsüzlük, cehalet, ayrımcılık ve nefret damlıyor. Tabii olaya zavallı kalemi alet etmemeliyim belki de. Bunların hepsi beyninizin ve kalbinizin yansımaları.

Birçok yorumumda siz ve sizin gibilerin bu nefretini hep yermişimdir. Benim yazımda esasen bu okullar kapanmalı ifadesi yoktu. Sadece bu okulların ne niyetle kurulduğuna değindim ama benim yazımı okumadan sadece ardından gelen yorumları okuyanlar bu okulları açanları lanetle yad ettiğimi düşünür.

Nişantaşında ya da benimsemediğiniz diğer yerlerde gezenler, otranlar arasında bulunan binlerce iyi insanın kul hakkını nazıl ödeyeceksiniz?

Neden bu nefretiniz, neden kalbiniz bu kadar zift, katran dolu.

Benim anama, bacıma bu densiz hakaretlerde bulunmaktan utanmıyor musunuz gerçekten?

Bir de farklılıklara saygıdan bahsediyorsunuz... Ne yüzle???

Yazan: UMUT Tarih: May 18, 2008 7:24 PM

Bak Sn. Umut. Sizde UMUT yok. Umut olsaydi laikci olurmuydunuz?

"Amerika'dan damizlik erek getirtelim" diyen Abdullah Cevdet'in torunlari ifadem herhangibir sahsi hedef alan bir ifade degil bir metafordur mevcut kendi dininden nefret edip baskasinin nerde ise diskisina tapan zihniyet icin.

Ama sizin efendilerinizin bir sozu vardir "ayakkabi uyuyorsa giy" diye.

Yukarda "tabii ki Islama savas veriyoruz; etrafimizda Islam var" ve "bunlar Islami yaymaya calisiyor" (meal her ikisi de) sinsi planini ifsa eden sozler sarfeden kimse bir sonraki yorumda Erekoy Camii'nin imami Deniz Baykal gibi asr-i saddetten menkibeler anlatarak bir munazarayi kazanmaya calismaktan guzel ispati olmazdi argumanimin.

Hem bahsesttigim ayakkabinin uydugunu hem murtedlerin terk ettikleri veya hic sahip olmadiklari Islam ahlakinin yerine ikame edecek ahlak sistemleri olmadiginin deliliidir.

Farkiliga saygi" rejim bazinda olur. Biribirinin fikrini inancini sevmeyen, begenmeyenin rejimin herkese tanidigi esitlikten yararlanmasini biribirinin hakkini cignememesini talep etmektir laikci Islam dusmanim benim. "senin dinin asana benim dinim bana" demektir.

Devletin kimsenin basini ka[pamasina da acmasina da karismanmasi demektir. Demokrasinin laikligin, cok kulturlulugun, cagdasligin tanimlari sadece burada yuzlerce kere yapildi. Oku.

Insanlarin kendi kuitsallarina hakaret edenleri "sevebilmesi" meselesini git Abdullatif Sener'e sor; benim felsefem degil. Mevlananin dahi degil.

Ben devlet degilim, bireyim. Kisisel inanislarim, siyasi sosyal tercihlerim var. Ne Islam ile Islam karsitligina ne de tum dinlere ve inanislara esit mesafedeyim.

Bu gunku Taraf gazetesinde Etyen Mahcupyan'in bahsettigui "bilincli cehalet " bu osa gerek eger idrak tutulmasi ve chaletin cureti degilse vakia.

Bir sozunde Islam';a hakaretler yagdirir; karsi cihad ilan eder.

Bir sonrakinde yuksek Islam ahlakindan feyz veren menkibeler anlatir Deniz Hocafendi gibi. Bu hidayetin kredisi benim olsa keske!!

Sonunda da "senin dinine kufredeni de sevebime" toleransindan bahseder. Oyle ya "laik birey" oldugumuza gore kendisine gelip "hacca gfidecegim" diyen 80 yasinda bi CHP'liye "ngitme parayi Araplara kaptirma; bakarsin Muhammet seni birakmaz; sen gine sey etme" diyen Onder SAV'i da sevmek zorundayim el alemin kizini karisini "kamusal alana " sokmayan din dusmani, darbeperver fasistleri de.

"deveye niye boynun egri ki" demisler hasabi birkac satirda sergilenen mantiki tutarsizlik, ilkesizlik, muhakeme yoksunlugu, duygu somurusu nun bini bir para.

Sen cagdas, laik ateist degilmiyidin arkadas? O zaman Abdullah Cevdet'in torunu olmak veye guzel guzel New York'un Paris'in sperm bankalarindan "designer" genleri almayi hangi ahlaki sisteme gore hakaret addediyorsun?

Yazan: Yorumcu Tarih: May 19, 2008 4:48 AM

YORUMCU
Sartre "Dine inanmam ama dinlerin mevcudiyetinin gerekliğine inanırım" derken sizin gibileri kast ediyordu.

Ne yani din olmasa siz kendi kendinize tutarlı bir bireysel ahlak geliştiremez misiniz? Anlaşılan öyle... İnsanlığın genel, evrensel değerleri sizin için birşey ifade etmiyor mu gerçekten?

Ya da zorunluluk yokken sperm bankalarından sizin tabirinizle "designer" genleri almak hatalıdır da dinde kadının sadece erkekleri azdıran birer nesne olarak görünüyor olması doğru mudur? tabii ki siz böyle düşünmüyorsunuz bu konuda ama ben düşünüyorum. Peki bu sebeple müslüman erkeklere sapık ruhlular diyor muyum? Ya da başka haraketlerde bulunuor muyum? Hayır.
Aksine burada dini eleştiriyorum ve erkeklere potansiyel cinsi sapık kadınlara da cinsel obje muamelesi yapmasını eleştiriyorum.

Bir insana ya da bir fikrin savunucularına hakaret etmemek için onlarla aynı fikirde olmanız gerekmez. Kul hakkı boynunuzdaki yağlı ilmek gibidir ve siz o ilmeği boynunuza geçirdiniz. İslamiyette kul hakkının ne olduğunu ve sonuçlarını benden iyi biliyorsunuzudur.

Ben müslümanken de sizin gibi hadsizleri, hakaret ederek konuşmayı "fikir beyan ediyorum" sananları sevmezdim şimdi de... Ama bu hakaret etmemi gerektirmez. Bundan utanırım.

Tavrınızın çirkiniği maalesef fikirlerinizin önüne geçiyor.

Siz bu yazıları lisedeki münazara yarışmalarıyla karışıtrdığınızdan olsa gerek sınır tanımadan sözler sarf ediyorsunuz. Zaten yukarıda buna benzer bir lakırdı sarf etmişsiniz.

Mevlana herkesi severdi bari onu alet etmeyin.

İnanınız ki hakaret etmek çok kolaydır. Bunu bazı süslü kelimelerle yapmak ne hakaretin çirkinliğini giderir ne de sözlerinizin vebalini azaltır.

İslamiyette canlılar sınıflandırılmıştır bilirsiniz belki. Örneğin en üstün taşsı varlık mercandır denir. En üstün bitki hurma ağacıdır. En üstün hayvan devedir. Sonra insan gelir.

İnsan hariç diğerleri için sınırlar bellidir. Bir bitki değer olarak mercandan üstün ama herhangi bir hayvandan aşağıdadır.

İnsan için ise farklı bir durum söz konusudur. Denir ki insan ona verilen cüz-i iradeyi olumlu yönde kullanarak, değer olarak meleklerden daha üstün olabileceği gibi olumsuz kullanırsa değeri çok aşağı düşebilir. Bu ikinci tür insana Arapça "belhum adal" yani hayvandan aşağı denir. Sanmayın ki bu değerler sıralamasında yükselmek tanımadığınız insanlara haraet etmekle oluyor.

Necip Fazıl bu tip insanlar için "çukurdan da çukur" ifadesini kullanır.

Farkındaysanız son iki yazımda sadece sizin üslubunuzdan bahsediyorum çünkü bildiğiniz gibi "Usul, esastan önemlidir". Usul düzelmeden esasa girmek gereksizdir. Lütfen sadece fikir ifade etmeye çalışın. Öyle yapın ki; "esastan cevap verilmeye değer" olun.

Yazan: UMUT Tarih: May 19, 2008 3:02 PM

Bu okulların kendine biçtiği misyonu, hariçten biri olarak belirleyecek durumda değiliz tabii, ancak Batı ile doğu arasında medeniyet çatışması değilde, medeniyet ittifakı hedeflenmesine çaba harcamaları takdire şayan. Peki batının temsilcisi kim? Canice bir provakasyon ve yalan kimyasal silah masalıyla, kan dökücü bir saldırganlık sergileyen Bush Amerikası mı? Filistini toplama kampına çeviren İsrail mi? Bunlar olmadığı kesin. ABD aklın yoluna dönmez- daha yedi yıl önce Clinton döneminde hem ekonomik, hemde politik zirveden, bugün düştükleri çirkefe bakınca, Amerika için, obez gövdeli ama akil baliğ olmayan gürbüz bir çocuk benzetmesi yapılamaz mı?- Peki doğu için kim olacak örnek. Mübarek ölürse yerine oğlunu getirecek Mısır mı? İslamı cendere olarak herkese dayatan İran mı? Kapatma davasını eğer atlatabilirse, laik ve demokratik Türkiye bu temsil kabiliyetine en yakın ülke değil mi? İngiltere kraliçesinin vekar bir tavırla karşılandığı, imparatorluk geçmiş ve birikimine sahip iki ülkenin yakınlaşması ile; Neo-Con caniliğiyle, ortadoğuyu kan ve barut gölüne çeviren kovboyluğun uyarılması manidar değil mi? İranda, Lübnanda, Suriyede ve hatta Türkiyede Irak gibi olursa, İsa mesih gökten inip kimi kurtaracak? Bu şeytanca akıllar hangi deliliğin ürünü? Medeniyet bunun neresinde? Amerika bu katil tayfadan kurtulup, bu iki akil devletin yanına gelirse medeniyetler barışması; AKP kapatılır Türkiyede caniler safında yer tutarsa, İran ve Suriyeninde hedefe konacağı medeniyetler çatışması gerçekleşecek. Bu okulların bugünden yarına bu yönelişi belirlemesi elbette mümkün değil. Ancak ben yinede bir izdüşüm oluşturması adına bu yorumu yaptım. Uydumu acaba...?

Yazan: kerim Tarih: May 19, 2008 3:24 PM

Bak Umut,

Bir tek "dinsiz" oldugunu soyledigin icin omurga kredisi almistin; onu da harcadin gene Erenkoy imaminin cumaa hutbesine benzer duygu somurusu, sahtekarlik, demagojiler ile.

Bak anlama ozurlu "kool" isimli arkadas.

Benim hakkimda "musluman oldugum" disinda birsey bilmiyoprsun cunki ne ayet hadis referansli bir arguman yaptim ne de dindar olup olmadigim veya derecesi konusunda birsey biliyorsun.

Argumanlarimda evrensel ahlak, hak, hukuk, ortak vicdan duygusu, demokrasi gibi degerler ve bunlar uzerine kurulu laiklik, cagdaslik, ilerleme, gerileme gibi kavramlari baz alirim.

Atesit oldugunu soyleyip simdi geri pedal yapmaktan kAtybettigin krediyi fasist, ahlaki olcut yerine kavradigi menfaatleri ikame eden biri oldugun da soyleyerek kazan.

Ama 80 yillik fasizan, bilincli cehalet sartlanmisligi herhangibir konuda yapilan bir arguman mutlaka "bizdenmi degilmi" bazina indirgemene ve "ee, bir musluman veya dindarin hakkini savunduguna gore mutlaka dincidir" gibi bir saplantinin otesine gecmene engel oluyor.

Yazik ettiler; mezaliminize girdiler.

"Dinin disinda ahlak olmaz" demedim. Bu derin bir felsefi konudur. Burada tartrismaya layik kisiler ile bir nebze tartrismistik,. Seni asar. Bu degerler sisteminin ne oldugunu ve Pornocu Dogan medyasinin yucelttigi, "cagdaslik" unsuru olarak sundugu bu ozellikleri niye hakaret olarak algiladigini sordum? Hic te "cagdas" gelmedi tepkin de. Mesela bir Turk bir Ingiliz gencin anasina kufretmis. O da "iyi olurdu ama annem simdi Londra'da" demis. Ben tutarli sagdas diye buna derim.

Sen ise sahtesin. Onune ayna koydum kendin gordun; nefret ettin. Simdi de demagojinin en ucuz sekli olan kendi nefretini ifade ettigin benim kutsallarimla beni vurmaya calisiyorsun.

Sana ne sahabeden ekmek cikar ne Ustad NFK'dan. Sahte mamulsun. Kabahat sende degil inmalatcida. Hicbir ozgun tarafin yok; buna vercegin cevabi da biliyorum.

Sana demokrasi, insan haklari, ozgurlukler, birey, toplum, devlet giobi kavramlari ogren diyecegim ama tahmin ediyorum seninki "bilincli cehalet".

Benim icin diledigin sifati kullanabilirsin. Duymadigim kufur, hakaret iftira kalmadi burada ve sana bunlari ogretenlerden.

Velev ki dedigin gibi biriyim. BEn devlet degilim asuperzxeka. Benim dusuncelerimi baskasina dayatmiyorum. Yatigim en fazla Akif'in su dizeleri ile ifade edilebilir (hatirladigim kadari ile):

"Biri dinime kufretse bogarim!

Bogamazsin ki

Hic olmazsa yanimdan kovarim".

Yanimdan kaybol UMUT.

Not: Eger ilgilenen ucuncu kisiler varsa bu cocugun diger ilmekte Islam dusmanligini axcikladigi yorumlara da goz atabilir.

Yazan: Yorumcu Tarih: May 19, 2008 4:29 PM

Sayın YORUMCU diğer yorumlarımı aramaya zahmet etmeyin ben açıklayayım: Sadece İslam değil tm dinlerin fikirsel düşmanıyım. Kendimi gizleme çabam olsa her yorumda farklı takma isimler kullanırdım. Bir dini sevmemek o din mensuplarını sevmemeyi gerektirmez. Sizi dininzden dolayı değil yaptığınız hakaretten dolayı tenkid ettim.
Arada kaynatmayalım çünkü olayların özü unutuldukça AKP gibi gariban edebiyatı yapıp zeytinyağı misali suyun üstüne çıkmaya çabalıyorsunuz. Şunu yazmıştınız:
"Abdullah Cevdet'in torunlari bunlar. Simdilerde karilai kizlari "haydi kizlar gayrimesru coxcuk yapmaya" cagrisina icabet ederek cagdaslasiyor. Kimisi de isin daha saglama almak icin gidip New York, Paris sperm bankalarindan gelcegin ulusalci jenerasyonunu kazaniyorlar."
Hatırladınız mı...
Yapmanız gereken sadece özür dilemekti ama işte o da sizi aşıyor anlaşılan.

Bir de "Bu degerler sisteminin ne oldugunu ve Pornocu Dogan medyasinin yucelttigi, "cagdaslik" unsuru olarak sundugu bu ozellikleri niye hakaret olarak algiladigini sordum? Hic te "cagdas" gelmedi tepkin de."
demişsiniz ama beni iyi okumuyorsunuz anlaşılan. Düşünsel kalitesi ne kadar gelişmiş olursa olsun yaptığı hem de asılsız hem de çok çirkin bir hakaretten dolayı hala özür dilemeyen biriyle hiçbi şey tartışılmaz. Diğer konularda çok seviyeli tartışmalar yaşamıştık ama bu sizinle yapılamaz. Önce özür dilemelisiniz ama yukarıda da dediğim gibi bu sizi aşıyor.

Yazan: UMUT Tarih: May 20, 2008 12:19 PM

Hem Islam dusmani oldugunu soyleyip, hem laik, cagdaslik iddiasindaki biri bir diger insana saldirirken:

1) Turkiye'de 20 Yuzyildaki Islam dusdmanlarinin atasi Abdullah Cevdet'in torunu olmasi imasini hakaret olarak aligiliyor;
2) Bir diger insana hakaret etmek icin ne Tevfik Fikret, ne Abdullah Cevdet ne Ilhan Arsel, Ozemir Ince Mine Kirikkanat Ismet Ononu, Deniz Baykal, Onder Sav veya kim ise ennn buyuk ustadlari onlari sahit gostermek, onlarin naslarindan istifade etmek yerine Islamin yuce degerlerine bas vuruyor. Daha biraz once saldirdigi Islam'in yuce degeleri ile saldiriyor bir Muslumana.

3) Bir yandan ben gercek ateistim, gercek cagdasim, laikim, Batliyim, yapay degilim iddilarini yapar iken (direkt veya indirekt) diger yandan "turk Baticisinin Batlisi" icin gayet normal olan sperm bankasindan istedigi irk renk vb ozelliklere sahip "designer" cocuk secenlerden oldugu imasini buyuk bir hakaret olarak algiliyor (oysa kendi zihniyetine ait medyada bu kahraman hanimlarin bu bankalardan alimlari gun be gun reklam yapiliyor idi).

Donup bana "yobaz Necip Fazil Kisakurek"in laik, diosiz, cagdaslar icin soyledigi soz ile hakaret ediyor. "dinime kufreden Musluman olsa" derlerya Bu hidayete erdi gibi. Baksaniza bununla kalmayip hayatinda bir vakit namazini kacirmamis buyuk Islam mutsavvifi olan Mevlana Celleleddin-i Rumi'yi "muslumanim elhamdulillah" diyene yakistirmiyor da "evet Islam dusmaniyim" diyerek sahipleniyor.

Kafasi bassa tutarli olmak icin "sen de Mehmet Akif'in torunusun; Iskilipli Atif Hoca'nin, Said-i Nursi;nin Mevlana'nin torunusun; seni seriatci" diye hakaret etmesi gerektigini anlar.

Farkinda olmadan teorimi ispatlamis oluyor.

Laikci ne entellektuel olur ne ahlak sahibi ne omurga sahibi ne de idrak sahibi.
Eger bankadan kazanilmis olmak hakaret ise geri alayim. "public facilities" te anonim olarak kazanilmis ta olabilir ilkiniz. (Aaa bunda ne var simdi, o da bir hayat stilidir onlari da sevebilmeliyiz di mi ama cagdasim benim?
++++++++++++++++++++++++++++++++++++
Not: 1) Hicbir sifat intrinsic olrak hakaretamiz degildir. Ancak mesnetsiz kullanildiginda hakarettir. (ornegin hirsiza hirsiz demek hakaret degildir ama hayatinda hirsizlik yapmamis birine demek hakarettir). Sizin ayipladiginiz sey baskasinin degerler sistemine gore iltifat dahi olabilir. Turkiye de "ayi" kelimesi hakarettir ABD'de iltifat.

2) Bu gercekten bu sitedeki son yorumum insallah. Soz.

Yazan: Yorumcu Tarih: May 21, 2008 5:25 AM

yorumları çok dikkatli okudum..

özellikle yorumcu ve umut'un yazılarını..

araya girmek istemem.. zaten gereken cevaplar yeterince verilmiş..

tarihimiz ve değerlerimiz bir baklava tepsisi mi ki, istediğiniz yerinden kesip, kılıflarınıza bal kıvamında sürebiliyorsunuz..

varsa bir karşı duruşunuz; bunun çözüm yolu, saldırıp-baskılayıp-yok etmek değil, kendi doğrularınızla daha iyi bir alternatif üretmektir..

gerçi çoook alıştık biz, bizden olmayanı; (doğrularına rağmen), baltalayıp-çamur atmaya değil mi?

neyse.. ben sadece teşekkür etmek istemiştim.

kaleminize sağlık yorumcu..


Yazan: ahsen Tarih: May 31, 2008 3:02 PM

Pireye kızıp yorgan yakmasın hiç bir değerli "yorumcu". Biz o yorumlardan çok istifade ediyoruz.

Adi demek adiliği ifşa etmek çok farklı şeylerdir.

Birisinin adiliğini ifşa etmek; birisine adi damgası vurmak gibi özür gerektirmez.

Birisinin adiliğini ifşa etmek; adilik gibi bayağı bir sıfat değildir.

Birisine adi demeden de onun adiliği ifşa edilemez ki.

Adi=alelade.

Yer ve zamana göre değişkenlik gösteren bu düzturlar;

Köprülerde geçersizdir.

Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: May 31, 2008 5:16 PM

Tartışmacı Bir Ahlak Gösteren Kimseler, Cehennemin Sürekli Olarak Birbirleriyle Tartışan
İnsanlarla Dolu Olduğunu Unutmamalıdırlar


Müslümanların kendisine yaptığı çağrılara gereken önemi vermeyen, bunları güzellikle karşılamayıp ters tavırlarla, tartışmacı bir üslupla karşılık veren kimseler, ahirette alabilecekleri karşılığı düşünmelidirler. Ahirette de aynı şekilde kendilerini sonsuza dek azap içerisinde tartışırken bulabileceklerini unutmamalıdırlar. Dünyada bu samimiyetsiz ahlakın kendilerine yaşattığı azabın, ahirette sonsuz bir azaba dönüşebileceğini bilmelidirler. Bu ahlak bu kimselerin dünya hayatında kimseyle dost olamamalarına, sevip sevilememelerine, bu nimetlerden mahrum kalmanın azabını yaşamalarına neden olur. Allah dilerse aynı huzursuz ortamı bu kimseler için sonsuza dek yaratabilir. Zira Kuran'da cehennem ehlinin de sürekli olarak birbirleriyle tartışma halinde olduklarından, ateşin acısının yanı sıra bir de bu huzursuz ortamın getirdiği manevi azabı da tattıklarından bahsedilmektedir:
Bu, cehennem halkının birbiriyle çekişmesi kesin bir gerçektir. (Sad Suresi, 64)
Orada birbirleriyle çekişip tartışarak derler ki: "Andolsun Allah'a, biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz," (Şuara Suresi 96-97)
(Allah buyurur:) "Benim huzurumda çekişip-durmayın. Ben size daha önce 'kesin bir uyarı' göndermiştim." (Kaf Suresi, 28)
Allah'ın ayetlerini okuyan ve bilen insanlar, tartışmanın cehennem ehlinin özelliği olduğunu bilerek, bu kötü ahlaktan şiddetle kaçınmaları gerekir.

Dünya Hayatında Bedbaht ve Mutsuz Olanlar, Cehennem Ehlinin de Mutsuz ve Bedbaht
Olduklarını Unutmamalıdırlar

İmanı kavradıkları halde dünya hayatını sürekli mutsuzluk içerisinde yaşamayı olağan karşılayan insanların, mutsuzluğun ve bedbahtlığın, cehenneme ait özellikler olduğunu unutmamaları gerekir. Allah bu gerçeği şu ayetiyle bildirmektedir:
"Artık sizi, 'alevleri kabardıkça kabaran' bir ateşle uyardım. Ona, ancak en bedbaht olandan başkası yollanmaz; Ki o, yalanlamış ve yüz çevirmişti. Sakınan ise, ondan uzak tutulacaktır." (Leyl Suresi, 14-17)

Müminlerin Öğütlerini Dinlemeyenler, Ahirette 'Keşke Dinleseydim" Diyerek Pişmanlığa
Kapılabileceklerini Unutmamalıdırlar

Dünya hayatında kendilerine verilen öğütleri dinlemeyenler, mazeretler öne sürerek kendilerini temize çıkarmaya çalışanlar, bu tavırlarından dolayı kendilerini kazançlı sanmamalıdırlar. Mazeretlerinin, dünyada kabul görmüş olsa bile ahirette kurtuluşlarından yana kendilerine hiçbir fayda sağlamayacağını bilmelidirler. Allah ayetlerinde bu duruma karşı insanları şu şekilde uyarmaktadır:
Artık o gün, zulmedenlerin ne mazeretleri bir yarar sağlayacak, ne (Allah'tan) hoşnutluk dilekleri kabul edilecektir. (Rum Suresi, 57)
Zalimlere kendi mazeretlerinin hiçbir yarar sağlamayacağı gün; lanet de onlarındır, yurdun en kötüsü de. (Mümin Suresi, 52)
Mazeretleri kabul edilmeyen bu insanlar, dünya hayatında kendilerine verilen öğütlere gereği gibi uyup Allah'ın beğeneceği ahlakı hakkıyla yaşamadıkları için sonsuza kadar sürecek derin bir pişmanlık yaşayacaklardır:
Ve derler ki: "Eğer dinlemiş olsaydık ya da akıl etmiş olsaydık, şu çılgınca yanan ateşin halkı arasında olmayacaktık." (Mülk Suresi, 10)
Yüzlerinin ateşte evrilip çevrileceği gün, derler ki: "Eyvahlar bize, keşke Allah'a itaat etseydik ve Resûl'e itaat etseydik." (Ahzap Suresi, 66)
Allah dünyada iken kendilerine sayısız tevbe imkanı tanıdığı bu kimselerin pişmanlığını ahiret günü kabul etmeyeceğini bildirmektedir. Ayetlerde dünya hayatında kendilerine yapılan çağrılardan yüz çeviren bu kimselerin artık hiçbir yardımcılarının olmadığı ve sonsuza dek azapla karşılık görecekleri şöyle ifade edilmektedir:
İçinde onlar (şöyle) çığlık atarlar: "Rabbimiz, bizi çıkar, yaptığımızdan başka salih bir amelde bulunalım." Size orda (dünyada), öğüt alabilecek olanın öğüt alabileceği kadar ömür vermedik mi? Size uyaran da gelmişti. Öyleyse (azabı) tadın; artık zalimler için bir yardımcı yoktur. (Fatır Suresi, 37)
Böyle bir pişmanlık yaşamamanın yolu ise son derece kolaydır. Bu yol, karşılarındaki kişinin dünya ve ahiretteki kurtuluşunu hedefleyen kimselerden gelen öğütleri, birer nimet olarak görmek, daha güzel bir ahlaka ulaşabilmek için bunları teslimiyetle kabul etmektir.

Bencillik Yapanlar, Ahirette Azaptan Kurtulabilmek İçin Sahip Oldukları Herşeyi Fidye Olarak Vermek
İsteyebileceklerini Unutmamalıdırlar

Dünya hayatlarında nefislerini egoistlikten, bencillikten arındırmayanlar, fedakarlıkta çekingen davrananlar, bu ahlaklarının ahirette kendilerini zarara uğratabileceğini düşünmelidirler. Mallarını, canlarını, vakitlerini, emeklerini Allah'ın rızasına uygun şekilde kullanmayıp, önce kendi rahatlarını ve kendi çıkarlarını gözetenler, ahirette büyük bir pişmanlığa kapılacaklardır. Bu kimseler dünyada iken hırs yaptıkları, kendilerinin olmasını istedikleri, fedakarlık yapıp başkalarıyla paylaşmak istemedikleri her ne varsa, bunların tümünü azaptan kurtulabilmek için fidye olarak vermek isteyeceklerdir:
Onlar birbirlerine gösterilirler. Bir suçlu-günahkar, o günün azabına karşılık olmak üzere, oğullarını fidye olarak vermek ister; Kendi eşini ve kardeşini, Ve onu barındıran aşiretini de; Yeryüzünde bulunanların tümünü (verse de); sonra bir kurtulsa. Hayır; (hiçbiri kabul edilmez). Doğrusu o (cehennem), cayır cayır yanmakta olan ateştir. (Mearic Suresi, 11-15)
Zulmeden her nefis, yeryüzündekilerin tümüne sahip olsa bunu (azaba karşılık) mutlaka fidye olarak verirdi. Onlar azabı görünce pişmanlıklarını gizlerler, oysa onlar haksızlığa uğratılmadan aralarında adaletle hükmedilmiştir. (Yunus Suresi, 54)
Ancak Allah, değer verdikleri herşeyi verseler de yine de bu kimselerden fidye olarak hiçbir şeyin kabul edilmeyeceğini bildirmektedir:
Dinlerini bir oyun ve eğlence (konusu) edinenleri ve dünya hayatı kendilerini mağrur kılanları bırak. Onunla (Kur'an'la) hatırlat ki, bir nefis, kendi kazandıklarıyla helake düşmesin; (böylesinin) Allah'tan başka ne bir velisi, ne bir şefaatçisi vardır; her türlü fidyeyi verse de kabul olunmaz. İşte onlar, kazandıkları nedeniyle helake uğrayanlardır; küfre saptıklarından dolayı onlar için çılgınca kaynar sular ve acıklı bir azab vardır. (Enam Suresi, 70)
Bu nedenle nefislerinde az da olsa egoistliğe yatkınlık hisseden, kendi nefislerinin ihtiyaç ve isteklerini diğer müminlerinkinden üstün tutan kimseler, bu ahlakı bile bile sürdüren insanların ahirette alacakları karşılığı düşünmelidirler.

Dünya Hayatında Ümitsizliğe Kapılan Kimseler, Ahirette Sonsuza Kadar Kurtuluştan Ümit Kesen
İnsanlardan Olmaktan Korkmalıdırlar

Allah'ın sonsuz gücünü, rahmetini, kullarına olan sevgisini, bağışlayıcılığını gereği gibi takdir edemeyen insanlar karşılarına çıkan en küçük bir zorlukta dahi hemen ümitsizliğe kapılabilir ve Allah'ın rahmetinden umutlarını kesebilirler. Oysaki "...Allah'ın rahmetinden umut kesmeyin. Çünkü kafirler topluluğundan başkası Allah'ın rahmetinden umut kesmez." (Yusuf Suresi, 87) ayetiyle Allah bunun inkar edenlere has bir özellik olduğunu bildirmiştir. Bu nedenle Kuran'ın bu hükmünü bildikleri halde, ahlaklarındaki bu önemli eksiği gidermeye yanaşmayan insanlar, sonsuza kadar bu sıkıntı içerisinde kalmaktan, ahirette gerçekten ümitsiz bir duruma düşmekten çekinmelidirler. Allah, Kuran'da cehennemdeki insanların ümitsizliklerini şöyle bildirir:
Onlardan (azab) hafifletilmeyecek ve orada onlar umutlarını kaybetmiş kimselerdir. (Zuhruf Suresi 75)
Kıyamet-saatinin kopacağı gün, suçlu-günahkarlar umutsuzca yıkılırlar. (Rum Suresi, 12)

Sahip Oldukları Nimetlere Karşı Nankörlük Edenler, Ahirette Tüm Nimetlerden Mahrum
Kalabileceklerini Unutmamalıdırlar

İçerisinde bulundukları güzelliklerden zevk alamayan, ellerindeki nimetlere nankörlük eden, Allah'ın lütfunu gereği gibi takdir edemeyen kimseler, bu ahlaklarından dolayı dünya hayatını mutsuzlukla geçirirler. Bu kimseler, Allah'ın kendilerine verdiği nimetlere nankörlükle karşılık vermelerinin karşılığını cehennem hayatı olarak alacaklardır. Allah ayetlerinde dünya hayatında nankörlük eden bu kimseler için azabın en şiddetlisi olduğunu şöyle bildirmektedir:
Siz ikiniz (ey melekler), her inatçı nankörü atın cehennemin içine, hayra engel olan, saldırgan şüpheciyi, ki o, Allah'la beraber başka bir ilah edinmişti. Artık ikiniz, onu en şiddetli olan azabın içine atın. (Kaf Suresi, 24-26)

*İspat Edilemeyen Samimiyetsizliklerle İnananları Aldattıklarını Sananlar, Ahirette Ellerinin,
Ayaklarının ve Derilerinin Tüm Bunları İtiraf Edeceklerini Bilmelidirler

Kendisine öğüt veren, güzel ahlaka çağıran insanları çeşitli mazeretler öne sürerek aldattıklarını düşünen kimseler, bu samimiyetsizliklerinin ahirette karşılarına çıkacağını bilmelidirler. Dünyada iken gizlediklerini sandıkları olaylar, ahirette açığa çıkacaktır. O gün insanın elleri, ayakları ve derisi kendi aleyhine şahitlik edecek, yaptığı tüm samimiyetsizlikleri anlatıp ortaya dökecektir. Bu da ikiyüzlü davranan insanların azaptan kaçamayacaklarının göstergesidir. Kuran'da bu gerçek şöyle bildirilmektedir:
O gün, kendi dilleri, elleri ve ayakları aleyhlerinde yaptıklarına dair şahitlikte bulunacaklardır. O gün, Allah hak ettikleri cezayı eksiksiz verecektir ve onlar da Allah'ın hiç şüphesiz hak olduğunu bileceklerdir. (Nur Suresi, 24-25)
Sonunda oraya geldikleri zaman, işitme, görme (duyuları) ve derileri kendi aleyhlerine şahitlik edecektir. Kendi derilerine dediler ki: "Niye aleyhimizde şahitlik ettiniz?" Dediler ki: "Herşeye nutku verip-konuşturan Allah, bizi konuşturdu. Sizi ilk defa O yarattı ve O'na döndürülüyorsunuz. Siz, işitme, görme (duyularınız) ve derileriniz aleyhinize şahitlik eder diye sakınmıyordunuz. Aksine, yaptıklarınızın birçoğunu Allah'ın bilmeyeceğini sanıyordunuz. İşte bu sizin zannınız; Rabbiniz hakkında beslediğiniz-zannınız, sizi bir yıkıma uğrattı, böylelikle hüsrana uğrayan kimseler olarak sabahladınız. Şimdi eğer sabredebilirlerse, artık onlar için konaklama yeri ateştir. Ve eğer onlar hoşnut olma (dünya)ya dönmek isterlerse, artık hoşnut olacaklardan değildirler. (Fussilet Suresi, 20-24)

*Müminlere Karşı Samimiyetsizliklerini Suskunluklarıyla İfade Eden Kimseler, Allah'ın
Cehennem Ehliyle Konuşmayacağını Bilmelidirler

Genel olarak akla gelebilecek her konuda istedikleri gibi konuşabildikleri halde, nefisleriyle çatışan bir durumda müminleri protesto etmek için suskunlaşan kimseler, bu samimiyetsizliklerinin ahirette karşılarına çıkabileceğini düşünmelidirler. Allah, ahirette cehennem ehlinin konuşmasına izin vermeyecek ve onlarla konuşmayacaktır. Ayetlerde cehennem ehlinin bu durumu şu sözlerle anlatılmaktadır:
Der ki: "Onun içine sinin ve benimle söyleşmeyin." (Müminun Suresi, 108)
Allah'ın ahdini ve yeminlerini az bir değere karşılık satanlar... İşte onlar; onlar için ahirette hiçbir pay yoktur, kıyamet gününde Allah onlarla konuşmaz, onları gözetmez ve onları arındırmaz. Ve onlar için acı bir azab vardır. (Al-i İmran Suresi, 77)
Dünya hayatında küçük gibi görünen bir samimiyetsizlik dahi ahirette insanın karşısına mutlaka çıkacaktır. Burada müminler hoşgörü gösterebilir, alttan alıp affedebilirler. Ancak bu durum insanları aldatmamalıdır; eğer kişilerin kalplerinde sakladıkları bir samimiyetsizlik varsa, bunu Allah bilmektedir. Ve ahirette bunun karşılığını kesin olarak verecektir. Bu nedenle her insan eylem kastıyla yapılan bir suskunluğun Allah katında mutlaka karşılık göreceğini bilmeli ve böyle bir tavır içerisine girmekten korkup sakınmalıdır.

*Müminlere Karşı Samimiyetsiz Bakışlar Yöneltenler, Ahirette Hiç Bakamayacak
Hale Gelmekten, Kör Olarak Haşredilmekten Korkmalıdırlar

Müminlerin tüm hatırlatmalarına ve uyarılarına rağmen bakışlarını Allah'a olan imanlarını ve bağlılıklarını göstermek yerine samimiyetsizliklerini ifade etmek için kullanan kimseler, bu tavırlarından dolayı ahirette hesaba çekilebileceklerini unutmamalıdırlar. Dünya hayatında samimiyetsizlikten sakınmayan kimseler ahirette isteseler de hiç bakamayacak hale gelmekten korkmalıdırlar. Çünkü bu durumda artık isteseler de bu insanların gözlerinde doğal bir ifade oluşamayacaktır; bakışlarını korku ve dehşet kaplayacak, gözleri körleşecek, yüzleri kaskatı kesilecektir. Allah kıyamet günü insanların bakışlarının alacağı şekli şöyle tarif etmektedir:
(Ey Muhammed,) Allah'ı sakın zulmedenlerin yapmakta olduklarından habersiz sanma, onları yalnızca gözlerin dehşetle belireceği bir güne ertelemektedir. (İbrahim Suresi, 42)
Sur'a üfürüleceği gün, Biz suçlu-günahkarları o gün, (yüzleri kara, gözleri) gömgök (kaskatı ve kör) olarak' toplayacağız. (Taha Suresi, 102)
Gözleri 'korkudan ve dehşetten düşük' yüzlerini de bir zillet kaplamış; işte bu, kendilerine vadedilmekte olan (kıyamet ve azab) günüdür. (Mearic Suresi, 44)
Böyle bir karşılık almayı elbette hiçbir insan istemez. Bu durumdan kurtulmanın tek yolu ise dünya hayatında tüm samimiyetsizliklerden arınıp, Allah'a ve müminlere karşı dürüst bir ahlaka ulaşmaya çalışmaktır.

*Dilleriyle Söyleyemedikleri Samimiyetsiz Sözleri, Yüz İfadeleri ve Mimikleriyle İfade Eden Kimseler,
Ahirette Yüzlerinin Alabileceği Halden Korkmalıdırlar

Kuran ile yanlışlığı bildirilen tavırları açıkça yapamayıp gizliden gizliye bakışlarıyla, yüz ifadeleriyle ya da mimikleriyle yaşamaya çalışan insanlar, bunun ahiretteki karşılığını düşünmelidirler. Allah dilerse bu kimselerin yüzlerini bir daha isteseler de kullanamayacakları hale getirebilir. Artık isteseler de dürüst ve samimi bir yüzle baktıklarını gösteremeyecekleri bir şekil alabilirler. Unutulmamalıdır ki Allah, Kuran ayetlerinde cehennem ehline vereceği karşılıklardan birinin de, bu kimselerin yüzlerine isabet edecek bir azapla aşağılanma olduğuna dikkat çekmektedir:
Bu dünya hayatında onların arkasına lanet düşürdük; kıyamet gününde ise, onlar çirkinleştirilmiş olanlardır. (Kasas Suresi, 42)
O gün, öyle yüzler vardır ki kararmış-ekşimiştir. (Kıyamet Suresi, 24)
Yakında Biz onun hortumu (burnu) üzerine damga vuracağız. (Kalem Suresi, 16)
(Her yanı yaygın olarak kuşatacak olan) Kıyametin haberi sana geldi mi? O gün, öyle yüzler vardır ki, 'zillet içinde aşağılanmıştır.' Çalışmış, boşuna yorulmuştur. Kızgın bir ateşe yollanırlar. (Ğaşiye Suresi, 1-4)
Her insanın Allah'ın ayetlerde bildirdiği bu karşılığı düşünmesi ve samimiyetsizlikten bir an önce kurtulup salih müminlere has olan ihlaslı tavrı kazanmaya gayret etmesi gerekir. Ayrıca ahirette kişiye isabet edecek böyle bir azapla karşılık görmemek için, dünyada iken mümin tavrı göstermek her insanın sorumluluğundadır.
---


Tevhidi bir duruşa sahib insanlara Allah CC sabır ve sebat ve gayret versin.

Yazan: T&A Tarih: May 31, 2008 5:28 PM

"Haysiyetsizleştirilmek "


"İntifadayı desteklemeyen Müslüman haysiyetsizdir"


Ülkemiz, demokratikleşme ve serbest pazar ekonomisi gibi konularda küresel vahşi kapitalizm tarafından kontrol altına alınmak, eşzamanlı olarak ise İslam dünyasına bir model olarak sunulmak istenmektedir.

Bu bir projedir.

Bu projenin kullandığı dildeki liberalizm, demokrasi, özgürlük, insan hakları gibi temel kavramlar kuşatmanın yapı taşlarıdır.

Mesele sadece İslam coğrafyasındaki enerji havzalarının bu eli kanlı çete tarafından kontrolü müdür?

Elbette değil. Bin yıllık bu savaşın günümüzdeki yeni evresinde temel hedefler değişmemiştir.

Meseleye vahyi ölçülerde bir anlayışla, aracısız, baktığınızda egemenlerin ne düzeyde bir kuşatma ile bir kez daha Müslümanların karşısına dikildiğini görebilirsiniz.

Bu kuşatmaya hangi enstümanla direneceğimize dair bir ipucu tespitte saklıdır.

Fethullah Gülen cemaati 80’li yıllarda ve özellikle 2001’den sonra bu projeye, gönüllü, eklemlenmiştir.

Tehvid sosuna bulanmış şirk bir haysiyet intiharı değil midir?

Kulu bir başka dünyevi iktidara mahkum kılan bu anlayışın küreselleşme adındaki gözü dönmüş canavarla yan yana durmadığını kim nasıl savunabilir?

Biriniz kalkın köşelerinizde Filistin’i açıkça savunun.

Savunduğunuzu mu savunuyorsunuz?

O halde Fatih Üniversitesi’nde başörtülü bir kız neden Filistin’de bebekleri katleden İsrail’in Başkonsolosu’nun önünde eğilip ona çiçek sunmak zorunda bırakılıyor?

Bunu biz Müslümanlara nasıl izah

edeceksiniz?

Haysiyetsizleştirilmek budur...

Elbette o başörtülü o kıza tepki duymuyorum.

Emir ve komuta...

Oysa Müslümanlık bireysel özgürlük değil midir?

İslam bir gizli devrim değil kişisel bir

isyandır.

İslam köleleştirmez özgürleştirir.

Amerika Irak’ta bir milyondan fazla Müslüman’ı katletti.

Telafer’de ramazan ayında iftar sofrasından kaldırılıp topluca tecavüz edilen o çocuklar ve anneleri için bu gözü dönmüş katillere lanet okumak gerekmez mi?

“Dick Cheney’nin ayağına

gittiniz” dedim.

Giden isim kendisinin olmadığını iddia etti. Bu köşede derhal düzeltmesini yayınladım.

Peki cemaatten hiç kimsenin eli kanlı Müslüman katili Cheney’nin başdanışmanlarına ve diğer adamlarının ayağına gitmediğini savunabilir misiniz?

Bu dünyada özgürlük adına, bedenine bomba bağlayıp şehadete eren adlarını bile bilmediğimiz binlerce Müslüman var.

Haysiyet budur. O kişisel bir isyandır. Gücünü de Kuran’dan alır. Hesabını da sadece Allah(c.c.)’a verir.

Siz ne yapıyorsunuz? Bu egemen yapıya biat eden; sessiz kalan başta kendisine samimiyetsiz bir anlayış inşa ediyorsunuz.

Burada inanan Müslümanları değil, siz tepedeki kanaat önderlerini itham ediyorum.

Benim bu ülkeye dair onulmaz aşkım özgürlük türküsünü söyleyebilmiş olmasıdır. Akif bunu anlatır.

O nedenle sadece Kur’an-ı Kerim’i okuyarak, sadece Allah’a(c.c.) hesap vererek tevhide ulaşılabileceğine inanıyorum.

İslam’ın bir isyan olduğunu ruhumda hissedip eli kanlı katillere; Amerika’ya ve İsrail’e kelimelerle saldırabiliyorum.

Bu vatanı gerçek İslam adına değil, küresel bir ihalenin müteahhidleri olarak parçalamaya soyunmanıza ise katlanamıyorum.

İntifadayı açıkça ve dürüstçe sahiplenemeyen bir Müslüman’ın önce haysiyetsiz olduğunu düşünüyorum.

Lafım bu size..

Ki yeter...

Serdar Akinan / Akşam Gazetesi

http://www.haksozhaber.net/news_detail.php?id=3431

"İntifadayı desteklemeyen Müslüman haysiyetsizdir"


Yazan: Yorumsuz Tarih: June 2, 2008 10:36 AM

Yorumsuz rumuzlu,

Akşam Gazetesi'nin dini bütün yazarlarından Serdar Akinan'ın yazısını yayınlamış.

Ben kişisel kanaatimi söyleyeyim:

İntifada ne yahu?

Dünya çıkarları için birbirini yeyip, birbirine düşüp, İsrail'den tokat yedikçe küçük kızları çıkarıp duygulu marşlar söyleterek, tüm dünyaya kendini acındırmak mı?

...

Fetullah Hocayı bilmem. Fatih Üniversitesini bilmem. Onlar ne der?

Fakat onları suçluyorsa birisi KARI GİBİ DEDİKODU YAPMAK YERİNE, belge ve bilgi ile konuşmalı.

Yorumsuz demekle iş bitmiyor. O yazıyı yazmak da haysiyetsizliktir. Benim bu yazılara kanan zavallılara lafım yok, bu yazıları yazan kanaat önderlerine kızıyorum. Veya yazdıran.

Ama yazının amacı fitne ise, ben gibi bir adamı sinirlendirmeyi çabuk başardı. Bu konuda başarılı bir yazı.

Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: June 2, 2008 11:51 AM

Fakat onları suçluyorsa birisi KARI GİBİ DEDİKODU YAPMAK YERİNE, belge ve bilgi ile konuşmalı.

"Kari" gibi? Bu bir agizdan kacirma mi, yoksa cinsiyetciligin soyledigimiz seyin vehametinin farkina varamayacak olcude icimize islemis olmasi mi (site sahibimiz de kadinlara hak "veriyor" idi, hatirlarsaniz)? Bunu soyleyen de, vaaz verir gibi kendine ezberletilmis uc-bes sloganla konusan "kitle"den biri degil, genelde ne soyledigini bilen, fikir ortaya koyabilen biri. Uzuldum samimiyetle.

Keske hepimiz dusunurken, dinlerken, konusurken biraz "kari" gibi olabilsek. Daha iyi anlasabilirdik diye dusunuyorum.

Yazan: Balbazar Tarih: June 5, 2008 3:31 PM

*Dil ; Allah’ın emanetidir. Herkesin emanetine saygı hakka saygıdır. Hakka saygı herkesin emanetine saygıdır.

*Bu emanet toplumların her birine değişik söz ve şekillerde tecelli etmiştir. Mesela Allah (CC) Hint toplumuna Çinlilerin konuştuğu dili veya Hint toplumuna İspanyolların konuştuğu dili verebilirdi. İtalyanlara yunancayı verebilirdi.

Yine yazı şekilleride keza öyle Allah (CC) isteseydi çince yazı şekillerini yunanlılara, yunanca yazı şekillerini araplara, arapça yazı şekillerini de Türklere kullandıra bilirdi , hem şunun şurasında Osmanlıcadan latin alfabesine geçeli 76 yıl olmuş, bu araçları kutlamanın geliştirmenin topluma yaymanın ne faydası olur, oyalanmanın ne önemi olabilir araçken amaç edinmenin. Toplumda bu yazıları savunarak vahiy merkezli bir değişiklik olmuş mudur.

*Ayrıca din kitap açısından çok önemli bir konu olan anlam daraltılması olayı dini anlama açısından Türkçe öğretilirken açıklanıyor mu? Öğren de nasıl öğrenirsen öğren mantığımı?


*Türkçe’nin Pantürkizm ile bir ilgisi veya düşündürdüğü bir hissiyat var mı?

*Memleketimizde Türkiye halkı Anglosaksonlaştırılıyorken memleket okullarında İngilizce, Fransızca, vs Almanca vs öğretilirken, caddeler yabancılaşmışken, işyerleri yabancı isimlerle açılırken ve aldıkları ve sattıkları mal malzeme yabancılaşmışken yurt dışındaki öğrencilere Türkçe öğretilerek mi kendi ülkemizin bu sorunları çözülecek,

*Arapçayı konuşan o kadar çok memleket ve insan ve yönetici ve din adamı e kanaat önderi, varken Allah’a kulluk yönünden Kur’an ı anlayıp çözmek adına direkt bir Kur’anca okumayı öğrenmek adına ne yapılıyor bu okullarda ve bizler arasında. Dil tevhidinin Kuranca tevhidine katkısı nedir.

*Farz edelim ki İsrailliler İbranice değilde Arapça konuşuyor, aynı dili konuştukları filistinlileri yurtlarından çıkartmaktan vaz geçecekler mi, peygamberleri öldürmekten vaz geçtikleri gibi.
Veya aynı dili konuşan bir çok ülke bir biri ile savaşmakta bunu aynı dili konuşmak bunu tamamen engelleyecek mi ?
Tarihte aynı dili konuşan bir çok peygamber gelmiştir ve insanlar onları öldürmüşlerdir Allah (CC) her topluma peygamber gönderdiğinden bahsediyor yani onlara aynı dili konuşaım diye değil tevhidi çizgide yaşayalım diye. Elbetteki aynı dili konuşmanın dinin yaygınlaşması ve pan milliyetçilik açısından ve iletişim açısından vs birçok faydası vardır. Ayette dinin yaygınlaşmasını demek istiyordur. Ancak aynı dili konuşmak islamda savunulacak bir iman amel bütünlüğü sağlayan savunulacak bir konu değildir. Bakınız şeytan örneği ve Hz Nuhun Oğlu ve eşi örneği ve Hz Lutun eşi örneği, Hz İbrahim ve babası örneği vs...

*Milliyetçilik tevhidi istemiyoruz Çünkü, Yahudilerde İsrailde Yahudi tevhidi yapmaya çalışıyorlar, onlardan bir farkımız yok. Şu cular Bu cularda kendi aralarında tevhid yapmaya çalışıyor, Tasavvufçularda islamda olmayan bir şeyin, tasavvufun tevhidini yapmaya çalışıyorlar,
Bu çokluktan nasıl tevhid olur, nasıl Allah’ın ipine sarılmak olur.

*Dilin tarihsel gelişmesi toplumun yaşayışıyla ilgili olup, bu gelişmenin hedefinin Kur’anı anlamlandırırken, anlamda daraltma yapmadan kullanılmasını sağlamak olması gerekirken olimpiyat altında şarkı şiir kompozisyon vs. yarışmalar düzenlenmesi bir daraltma değil midir.

*Farz edelim ki Ruslarda okullar açmaya başladı bu sene 30 ülkede 50 tane okul açtı ve bu 30 ülkeden öğrenciler getirerek Rusça Olimpiyatlar düzenledi. Her sene açılan okul sayısı % 10-20 oranında arttı farz edelim.
Bu işi başka ülkeler kendi dillerinde kendi çaplarında yaptılar. Farz edelim. Herkez kendisinin hak yolunda olduğunu sanıyor ya kendi dilini ve dinini barış dili dini zannediyor ya.... eeeee ne olacak barış olacak mı?
*Allah’ın ipine sarılmak dışında yapılan tevhid dışında yapılan amelleri elbette başkaları da yapar, isteyen yapar istemeyen yapmaz bunu kimse olmaz ki ama tevhid konusunda yapılacak amelleri herkes yapamaz, yaptırmazlar, Çünkü çoğunluk cehennem için yaratıldı, herkesin yapabileceği bir çoğunlukta olmanın ne önemi var.

*Konu ile alakalı değil ama aklınızda kalsın; Türkiye Yunanistan maç yaptı
Önce farz edelim Yunanistan kazandı. Yunanlılar seviniyor, içkiyle, öpüşmeyle, dansla, meydanlarda tren yaparak, sarılarak, seviş., kusarak vs.
Sonra farz edelim Türkiye kazandı Türkler seviniyor içkiyle, öpüşmeyle, dansla, tren yaparak, kusarak vs. bizim hristiyanlardan ne farkımız var? Müslümanın farklı olması gerekmez mi?
Sırf kazanmak mı amaç? (Not: Şahsen hiçbir maçı izlemem)

*Farz edelim ki 100 yıl sonra dünya ticaret, iletişim, hukuk vs dili türkçe oldu.
Bu gelişme;
- Oligarşik düzeni etkileyecek mi?
- Masonik düzeni etkileyecek mi?
- Beşeri düzen ve sistemleri etkileyecek mi?
Etkilemeyecek ise, bir oyalamaca ise ne anlamı var dünyanın kainatın türkçe konuşmasının. Arapça bile Kur’an da olimpiyat düzenlenecek kadar ön plana çıkarılmamışken.

*Ayrıca ne Türkçe olimpiyatlarındaki dünya çocuklarından bir tanesinin, ne de babalarının nede öğretmenlerinin dilinden yukarıdaki düzenleri değiştireceğiz diyen bir tane insan yokken sadece Fiziki, kimyasal, matematik yasaları, ayetleri öğretmenin ne faydası olur. Bu konuda ABD bizlerden kat kat önde bir örnek teşkil ederken.

*Bu dil olimpiyatı “ sadece bir dil için yapılan yarıştır, Neticede elimizde imanen ve amelen kazanç ne kadardır kimler hangi grublar daha çok kazanç elde etmiştir. Dil birliği savunucularımı, türkçülük mü, türk ekonomistler mi, yarışanlar mı, cemaatler mi, dünyadaki beşeri sistem mi vs daha kazançlı çıkmıştır?

*İslamda Öncelik Allah’a kulluk iken, Dil öğretmenin Allah’a hizmet ile ne alakası var. Öyleyse İngilizler ve Çinliler daha çok hizmet ediyor dememiz gerekmez mi? Bunu bile bile neden bu kadar çok şamata çıkarılıyor, konunun aslı anlatılmıyor.

*Çoğunluk dili olmak gibi bir amaç edinmek, geriye kalanları dışlamak veya küçümsemek gibi bir anlayışı getirecekse ve peygamberlerin ve onlara inananların marjinal kalmasına zıt çoğunluğu övücü bir kötü amel değil midir. (marjinal kalalım demiyorum ama doğru yolda isen marjinallik Allah rızasıdır, örnek peygamberler)

*Sadece Dil öğretimi ile beşeri sistemin dini yaşam tarzına yaptığı baskıların kalkması söz konusu mudur? Veya milletlerin Kur’ancayı anlamamak için milli dilini ön plana çıkarıp dili beşeri sistemi yaşatmak için bir araç olarak dini Protestanlaştırmak için kullanılıyor olmasın.
Yani toplulukların dillerinin Kur anın anlaşılması, İslamın yaşanması için geliştirilmesi gerekirken, yayılması gerekirken ister istemez, öğretilen beşeri ilke ve inkılaplar, devrimler, kominizim faşizm gibi ideolojiler başka ülkeleri yönetecek tagutları ve bulunduğumuz model durumda çoğaltmaya yaramaz mı?
Tagutizme daha çabuk uyum sağlama, öğrenme, alışma zemini sağlamaz mı?

*O kadar çok ingilizce bilen türk varki; dil bilenler bile Avrupa birliğine giremiyor , ve o kadar çok türkçe konuşan insan ve bölgeler varki, ne hikmetse halen Filistin den siyonistleri çıkartamadık, yoksa böyle bir amacımız yok mu, yoksa aynı dili konuşmuyoruz diye böyle bir kardeşliğimiz kalmadı mı?

*İnsanların ayrımı ve adalet dağıtımı dil ile mi olacak veya aynı dili konuşsalar da insanlar eşit midir Allah katında? İmanın anlamı önemi ne olacak? Mümin, kafir, münafık ayrımı ne olacak, neden islamdan başka birliktelikleri, istemimiz dışında kazandığımız özelliklerimizi özellikle ön plana çıkarıyoruzzz.

*Olimpiyat düzenlemek; Dili aşırı derecede gündeme getirmek, ve dil yüzünden işlenen suçlar ve suçlamalara ortak olmak –diyar bakır ceza evinde bir kasetten bir tane kürtçe parça dinledi diye hapse atmalara, işkencelere ortak olmak - değil midir bir anlamda...


*“Dil birliği din birliğini değil, din birliği dil birliğini sağlıyor” sözüne göre öncelik dine yani dini bilgiye verilmesi gerekmez mi?

*Kurtuluş savaşında cephe ve dostlarımız dil birliği konseptine göre miydi yoksa din birliği konseptine göre miydi?

*Tanışıklık, dostluk ırktan başkaca “dil”e indirgenmiş –git gide küçültüyoruz- din çerçevesinde dostluk kardeşlik ikinci planda bırakılmıştır.

*Allah (CC) niye türkçeye bağlı kalmadın diye sorar mı size? Türkçe konuşanları çoğaltmak gibi imanın şartı mı var?

*Dil olimpiyatları önceki dönemlerdeki dil, yazı soykırımını onaylamak gibi bir tarihi ret, tarihi inkarı kutlamak anlamına gelmez mi? Demek ki bunu anlamak için neomilliyetçi olmak gerekiyor.

*Dilde özellikle gelişme İstanbul Türkçesi ile yaşanmış olup, şehirleşmekten midir? modernleşmekten midir? Dil ve sosyal hayat geliştikçe dindeki bozulma da öncelikle buralardan başlamıştır?
Sosyal hayatta kullanılan araçların çoğu insan oğlu tarafından kullanılırken nötr olmadığından dilde insan oğlu tarafından kullanılırken kavram kargaşası nedeniyle dine hizmetten çıkmıştır, dil için yarışma düzenlemek değil, kullanımını Kurana yakınlıklaştırmak için organizasyonlar düzenlemek gerekir Asıl hizmet dil anlamında budur.

*Fransızlar Cezayiri sömürmek, kültür ihraç etmek, hristiyanlaştırmak, fransızca öğretmek için milyonlarca insanı öldürmediler mi? Afrikanın bir çok ülkesinde batılılar böyle yapmadılar mı? Türkçede sonuç da bir dildir kültürdür, din değildir. Dil için öncelik vermek gelecekte milliyetçi kişilerinde (türkiye deki cezaevleri, toprak, duvar şahitken), fransızların yaptığını yapmayacağını garanti edebilir miyiz veya Veya başka bir dilin üstünlüğünü savunan birilerinin yapmayacağını garanti edebilir miyiz veya bu ayrımcılıkla Araplar arkamızdan vurdular mavalını bu açıdan engelleye bilir miyiz? Bir yandan kazıyor bir yandan dolduruyorsunuz.


*Dünya genelinde konuşulan ingilizce ile ingilizce eğitim veren onca okula, ticaret diline rağmen dünya sorunları çözülemediği halde- türkçenin 1. dil olmasıyla yani türkçenin gelişmesiyle muhtemelen gelişmiş bir ekonomi ve teknolojiye de sahip olacağız şu anki ingilizlerden farkımız olmayacak- türkçenin veya türklerin dünya problemlerini çözmesini mi bekliyoruz.

*Dünyada amaç dil birliği ise bu birlikte kısmen ingilizce ile sağlanmışken, ne diye türkçe birliği için uğraşıyoruz. O zaman amaç ideolojiye sapmıyor mu. Hayır müslüman bir ülkenin dil birliği ise bu sefer farslar farça birliği malezyalılar malayca, endonezyalılar endonezyaca (bahasaca) birliği sağlayalım derlerse bu ne anlama gelir, ümmetleşme olur mu, tevhid birlik olurmu? (Olmaz).
Ümmet boşu boşuna zaman kaybetmiş olmaz mı bir ideoloji yarışına dönüşmez mi?

*Kur’an ve sünnette denemez miydi Türkler türkçe öğretsin dinlerini öyle yaygınlaştırsınlar, Endenozyalılar kendi dillerini öğreterek yaygınlaştırsınlar malezyalılar malayca öğreterek yaygınlaştırsınlar diyerek, Kur an da ve sünnette bir işaret olması gerekmez miydi. Araplar farslara ve türklere ana dillerini arapçalaştırarak mı değiştirerek mi din öğretti. Hayır. Çünkü mesele dil meselesi değil.

*Önden giden atlılar şiirini biz yanlış mı anladık, önden giden atlılar arapça öğrettiler... (hayır).
önden giden atlılar türkçe öğrettiler (yok böyle bir amaç) (yinede arapça öğretilse kuran yazı dili olduğundan haklılık payı var ama amaç Kuran cayı öğretmek, yaşamak, arapça öğretmek değil)

*Ayrıca bu türkçe olimpiyatları bilinç altında Arapçaya karşı bir duruş değil mi? Yoksa bu düzen sizi niye desteklesin ki?
*Sahi türkçe önceleştirilerek Arapçayı kullanan filistinlilerin acılarını anlamayacak, türkçe konuşanların derdiyle mi dertlenmeyeceğiz sadece veya yönümüzde zaten batıya dönmüşüz , arapçayı öğrenme ama ingilizceyi öğrenki onların feryadına figanına ortak ol düsturunu mu edineceğiz artık.

*Demek dil bir ölçü değil. Çünkü İsrail in konuştu ibranice en az konuşulan dil olmasına rağmen onların islama karşı yaşam tarzı dünyaya hakimse , demek ki dil için bu kadar uğraşmaya gerek yok.
Dil için uğraşılan gaye dünyaya yaşam tarzının hakim olması ise abesle iştigal ediyorsunuz demektir. Yaşam tarzının dünyaya hakim olması için değilse bu gaye art niyetlisiniz demektir.

*Bakın maksat istatistik ise yılda 10 bin veya 100bin kişiye türkçe öğrettik demekse, ben size söyleyim Çinin nüfusu yılda 16milyon artıyor yani yılda 16 milyon insan çince öğreniyor. Hindistanın nufus artışı yıllık 50-60 milyon arasında çini de geçecek, yani 50 milyon insan hintçe öğreniyor. Müslüman ülkelerdede artış yüksek.
Başka bir örnek vermek gerekir ise yine amaç istatikse ABD yılda 50000 nitelikli kişi alıyor ve çat pat da olsa ingilizce bilmek zorunlu - öğret öğret ABD kapsın- yani bu işler dil meselesi değil yani sistem meselesi, din meselesi yani tevhid dil meselesi değil.

** Demem odur ki bu dil yarışması ve öğretmesi ile türkiyedeki ve yurt dışındaki türkçe bilen müslümanların birleşmesi kucaklaşması içinse gayretiniz hep aynı yerde sayıyorsunuz, tevhid i bir ilerleme yok vahyi bir ilerleme bu şekilde olmazda zaten açıklamalarınızla tevhidi ilerleme olanlarada destek vermiyorsunuz bu oyalanmanız yüzünden, yanlış yol yüzünden, demekki sizin hesabınızda bundan olacak.
**Yukarda ki saydıklarıma karşıt fikirli olabilirsiniz, ancak bu saydıklarımı da göz ardı etmemek gerekir.


Yazan: Dil Engellemesin Tarih: June 5, 2008 11:24 PM

Balbazar Bey,

Başka işiniz mi kalmadı?

Ahmet Hakan gibi bir açık arama, bir çelişki arama moduna takılıp kalmışsınız. Bu psikoloji ile komik veya lüzumsuz açıklar da buluyorsunuz.

Açık kapı bırakmamışsınız ki?

Siz kararı vermiş, infaz etmişsiniz zaten.

"Hayır cinsiyetçilikten değil" desem, diyeceksiniz ki(ki demişsiniz ki)

-Mendebur, sus, ne demek değil, daha vehametinin farkında değilsin.

Bu sadece bir DEYİM. Kültürümüzün bir parçası. Bir deyim.

Ha siz bu deyimi kullanmamayı cinsiyetçiliğe karşı duruşunuzun bir emaresi görebilirsiniz, böyle bir duyarlılığınız olabilir. Ama ben de bu deyimi kullanmak ile cinsiyetçilik arasında bir ilişki görmem, cinsiyetçilik konusunda duyarlı olsam da, bu deyimi kullanıp kullanmamayı bir emare görmem.

Karşınızdakini anlamaya çalışmıyorsunuz.

...

Mesela ben internette yazışırken dil bilgisi kurallarına gayet riayet eden birisiyim, çevremdekilere de bunu öğütlerim, tavsiye ederim. Bunu SADECE KENDİ AÇIMDAN dilime olan duyarlılığıma veririm. Fakat insanların dillerine olan duyarlılıklarını ben SADECE KENDİ KRİTERLERİMLE ölçmem, ölçemem. Falanca dil konusunda benden çok duyarlıdır ama "aman canım internette yazışırken aceleden böyle yazıyorum, çok da önemli değil" diye düşünebilir.

Ayrıca bu size karşı savunmaya geçtiğimden edindiğim bir fikir değil, daha önce de bu sitede, hangi yazı olduğunu hatırlamıyorum ama aynen bu görüşlerimi belirtmiştim.

Yani beni benim kriterlerimle ölçün, itham edin.

Ben o sözü SADECE BİR "DEYİM" OLARAK GÖRÜYORUM VE CİNSİYETÇİLİKLE İLGİLİ BİR DUYARLILIĞIMA EMARE OLMADIĞINI DÜŞÜNÜYORUM.

Çevre konusunda duyarlıyımdır, partizan değil.
Cinsiyetçilik konusunda duyarlıyımdır, partizan değil.
Liste uzar gider, ben makul duyarlılık sınırları içindeyim.(Bence)

Piknik yaptığım alanda bir takım organik artıkları bir yere toplayıp bırakırım. Birisi bu hareketimi kınayabilir, ne biçim çevrecilik diyebilir. Ama ben teneke, cam, plastik gibi artıkları toplayıp geri getirmeyi yeterli görürüm.

Birisi közde mısır yapıp, satan çocuklara gelip havayı kirlettikleri yönünde vaazlar verebilir, bunu çevrecilik sayar, bence közde mısır yapmak çevreye zarar vermez.

Ha, birisi ben de plastikleri toplamayı çevrecilik olarak görmüyorum derse ona gerekçesini sorarım, plastiğin doğada kaybolmasının uzun yıllar aldığını söylerim. Bu bence geçersiz bir gerekçedir. Somut bir sonucu var bunun.

Ama benim kullandığım kelime sadece bir DEYİM. Somut olarak hiçbir bayana zararı yok. Bence tabi.

Sizi inandırmak, sizi ikna etmek gibi bir mecburiyetim de yok.

Uyarınız için teşekkürler.

Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: June 6, 2008 10:13 AM

Soyle diyeyim o zaman: Eger o cumleyi deger verdiginiz bir kadinin yaninda sarfedebiliyorsaniz; haklisiniz, "sadece bir deyim" deyip gecelim. Yok, bundan hicap duyuyorsaniz, belki bundan sonra boyle sozleri uluorta, dusuncelerin tartisildigi bir platformda kullanmaktan da sakinirsiniz. Bu sayede, benim kotu niyetli, "acik arama" amacli mudahalemden, daha anlamli bir kazanc saglamis oluruz.

Yazan: Balbazar Tarih: June 8, 2008 4:56 PM

Öyle diyelim:

Sadece bir deyim.

Bu benim açımdan bir hassasiyet kriteri değil.

Sanırım açıklığa kavuştu.

Fakat hala birileri dedikoduları için belge, bilgi göstermez zorunda.

Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: June 8, 2008 11:37 PM

Dil engellemesin adlı yorumcunun
tespitleri gerçekten güzel, bir kaç tevhidi siteye taşıyacağım, burayı okusunlar.

Yazan: Cumali Tarih: June 9, 2008 7:39 PM

Cumali Bey ve Dil engellemesin arkadaş,

Tilki erişemediği üzüme koruk dermiş.

Velev ki o bahsettiğiniz açılardan hiç bir ehemmiyeti, faydası yoksa bile, binlerce insan onları, hizmetlerini bir tatlı eda ile anıyor, anacak.

Siz de buyurum iyisini yapın. Emin olun size koruk demez onlar, size köstek de olmaz.

Belki onlar da sizin sayenizde daha iyiyi görürler. Örnek alırlar. Bir kaç tevhidi siteyi de.

Not:Dışarıdan izliyorum. Taraf değilim.

Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: June 9, 2008 11:40 PM

Kur'an ve Sünnete uymadıktan sonra isterse 7 milyar insan ansın güzellikle, ya ne yazdığını bilmiyorusun yada neye iman ettiğini anlamamışsın.

Bence Filistinlilerden ve müslümanlardan özür dile. Hemen.

Arkadaş grubunu da gözden geçir.!

Benim yazımı kaldırın, razıyım ama mustafa fatih y... özürdilesin.

Yazan: Dil Engellenmesin Tarih: June 10, 2008 12:00 PM

Sayın Dil Enbellenmesin,

Kur'an ve Sünnete uymaması ayrıdır, Kur'an ve Sünnete muhalif olması ayrıdır birşeyin. Bence o da birşeydir.

Arkadaş gurubu derken neyi kastetdin bilemiyorum. Fakat arkadaş gurubumda şuan o dil olimpiyatlarının mimarlarından kimse yok; eğer bunu kastetti isen.

...

Ayrıca Müslümanlara ve Filistinliler'e "dost acı söyler" misali biraz da sinir ile ve fitne amacı güden bir yazının tesiri ile bir eleştiride bulundum.

Dost acı söyler, bence durum bu.

Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: June 11, 2008 7:00 PM

Nuray Canan Bezirgan ve Kevser Çakır’ın katıldığı Teke Tek programında, kardeşlerimizin birçok haklı tespitinin es geçilerek sadece İmam Humeyni ve Mustafa Kemal Atatürk ile sözlerinin cımbızlanmasıyla yeni bir medyatik linç kampanyası başlatıldı.

Kartel medyasının gazete ve televizyonları konuyu gündemde tutmaya devam ediyor. Star TV'de Uğur Dündar, anahaber bülteninde konuya geniş yer ayırarak "İrtica hortladı" mesajı vermeye çalışırken, aynı saatlerde Samanyolu Haber kanalı da "İrticasavar" bir pozisyon alıyordu. Kardeşlerimizi provokatörlükle suçlayan Samanyolu Haber, Nuray Canan Bezirgan'ın sözlerini "2. Fadime Şahin Vakası" diye nitelendirerek linç kampanyasında utanç verici bir tutum takındı. Konuyu 28 Şubat ile ilişkilendiren, Bezirgan'ın yurtdışından dönüşünü adeta karanlık bir takım oyunlara hizmet etmek için gelmiş gibi sunmaya çalışan Samanyolu Haber, bu tutumuyla korkularının esiri olanların düşebileceği noktayı da göstermiş oldu.

Nuray ve Kevser kardeşlerimizin başörtülü hanımları temsil edemeyeceklerini vurgulayan, kanallarını arayan bir çok izleyicilerinin de kardeşlerimizi kınadıklarını söylemeyi özellikle ihmal etmeyen Samanyolu Haber; adeta resmi ideolojinin şerrinden kartel medyasının affına sığınıyor gibiydi. Olayı provoke edenin bizatihi kartel medyası olduğunu görmezden gelerek, kardeşlerimize yönelik başlatılan linç ateşine odun taşıyan haber kanalı, medyatik zulme ortak oldu. Müslüman mahallesine saldırmak için vesile kılınan bu olaya ilişkin yaptıkları haberle, "Fethullah Gülen Cemaatini" bu saldırılardan ayrı tutabileceklerini zannediyorlarsa tabi ki yanılıyorlar! O halde, en azından "ifade özgürlüğü" zaviyesinden yaklaşabilecekleri bu kampanyanın taşeronluğuna gönüllü yazılmak niye?

Ziyaretçi Yorumları!

İşte Samanyolu Haber'den bir ziyaretçi yorumu: "hurriyet.com.tr "ataturku sevmiyorum,humeyniyi seviyorum" diyen kız haberiyle yeni bir fadime sahin, müslüm gündüz kampanyasına başladı. lütfen bu irtica kampanyasını haber yapın... allah yolunuzu açık etsin..." Ya da başka bir mesaj: "iyi günler sevgili samanyolu ailesi sizi diğer haber gazetelerinin dinimize yaptığı asılsız iddaları çürüttüğünüz için içimde size karşı sonsuz sevgi var. bu günlerde internette iki tane başörtülü bayan "humeyniyi seviyorum atatürkü sevmiyorum" diye fatih altaylının programında boy gösteriliyorlar, acaba bunlar kurmalı saat mı. haberin gerçekliğine pek inanmıyorum. haberin üzerine gidip bizi aydınlatırsanız sevinirim.. hürmetler..." Bu yorumları aynen alıp habere çeviren kanal, bu çirkin benzetmenin masum bir insana iftira olabileceği ihtimalini hiç mi sorgulamadı?

İki Yüzlü Gazetecilik Anlayışı

Fethullah Gülen cemaatine ilişkin en ufak haberde gazetecilik titizliğiyle hareket eden, araştırıp soruşturan Samanyolu Haber, söz konusu İslamcılar olduğunda nasıl bu kadar hoyratça davranabiliyor? Bu ikiyüzlü tutumun örneğine aynı günde rastlamak hiç şaşırtıcı değil! Dün Cumhuriyet Gazetesi'nde Demokrat Parti Diyarbakır İl Başkanı Galip Ensarioğlu'na atıfla "PKK tabanı Fethullahçılara kayabilir" başlıklı bir haber yayınlandı. Haberde Ensarioğlu'nun sözleri "Örgüt taban kaybediyor. PKK dönüşüm sağlayamazsa taban Fethullahçılara kayabilir" şeklinde verilince, titiz gazeteciliğin temel bir ilkesi olarak aynı medya grubuna bağlı CİHAN muhabiri Ensarioğlu'na giderek sözlerinin Cumhuriyet'te yayınlandığı gibi mi olduğunu soruyor. Ensarioğlu da, uzunca bir röportaj yapıldığını ama Cumhuriyet'in sözlerini cımbızlayarak yanlış biçimde kamuoyuna yansıttığını söyleyerek kendisini savunma imkanı buluyor. Peki soruyoruz: Nuray Canan Bezirgan kardeşimizle ilgili haber hazırlanırken, Samanyolu Haber muhabirleri kardeşimize neden söz hakkı tanımamıştır? Kendilerine ilişkin en ufak haberi titizlikle hazırlarken, kardeşimizle ilgili iftira nitelikli ve çirkin yakıştırmalar neden bu kadar kolayca servis edilebilmiştir? Böyle bir tavırla resmi ideolojinin şerrinden korunabileceklerine gerçekten inanıyorlar mı? Geçmişten hiç ders almayacaklar mı?

Tepkimizi gösterelim

Bu konuyla ilgili olarak Samanyolu Haber'e tepkimizi mesajlarımızla gösterelim. İftiranın Müslümanca bir tavır olamayacağını, kardeşlerimize haksızlık edildiğini belirtelim ve kardeşlerimizden özür dilemeleri için kamuoyu baskısı oluşturalım. Bu haksızlığa karşı tavrımızı gösterelim.

Samanyolu Haber'in www.samanyoluhaber.com adresine girerek "Bize Yazın" sayfasından doğrundan mesaj gönderebilirsiniz. Haber editörlerine şu adreslerden mail atabilirsiniz: Engin Sağ (esag@samanyoluhaber.com), Bekir Koç (bkoc@samanyoluhaber.com), Zeynep Yoldaş (zyoldas@samanyoluhaber.com)

http://www.haksozhaber.net/news_detail.php?id=3576

Yazan: STV de yaparsa Tarih: June 12, 2008 2:40 PM

Fatih Altaylı'nın programında söylenen sözleri vahim bulanlar!

Ne yaptık da bunları söylettirdik?

diye kendilerine sorabiliryorlar mı?

...

Atatürk'ü sevmek ne demek? Sevmemek ne demek?

İlkokul çocuğu musunuz yahu?

Konuşun yanlışı, eksiği, hatası, suçu ile.

Konuşun doğrusu, iyisi, mübahı, müstehabı ile.

...

Ne yaptık, yapıyorsuz da birileri (bence hissi ve fevri ve kişisel olarak) manda yönetimi bile bundan iyi olurdu diyor?

diye sormaya, cevaplamaya yüreğiniz var mı?

Emin olun o söz aklı başında birisinin söyleyebileceği bir söz değil, fakat ne ettik de, ne ediyoruz da bu konuda aklı değilde hissi ile böyle yanıtlar veriyor insanlar diye soruyor musunuz?

Kızdıkça ben de diyorum. Öz vatanımda parya olmak bana da dedirtiyor. Ama sadece kızdığımda.

Ama beni öz vatanımda parya gibi görenin suçu yok mu bunda?

Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: June 12, 2008 11:58 PM

Öenemli olan okullar , misyonerlik yapmak değildir ki. Bir avrupalının ürk okullaarından bahsetmesi vs. bunlar hele hiç önemli değildir.

Önemli olan devletten büyük bir gücün oluşması ve bunun da tehdit edici olabilmesidir.

yani bir grup insandaki din fobisi nin temel nedeni budur.

ayrıca din toplumsal bir kavramdır. çünkü toplumsal kuralları belirler. İnanç ve vicdan ise bireyseldir. kimse kimseninkine karışamaz. karıştığını zannetse bile yanılabilir.

Yazan: Melek Tarih: July 2, 2008 6:38 PM

Kim ne diyebilir Fethullah Gülen hocamıza?
Çok yakında Amerika'dan gelecek ve biz onu
en iyi şekilde karşılayacağız.
Bunun için hazırlıklar devam ediyor. İnsanlardan
paralar toplanıyor. Gerçi toplanan paralar kalmadı,
birileri aldı herhalde.
Ama olsun, Fethullah Hoca'mıza canımız feda.

Yazan: ozan akın Tarih: July 8, 2008 8:24 PM

Yorum Ekleyin...





(you may use HTML tags for style)