« Åžeriata Övgü | Ana Sayfa | Yüzde 20’nin Yargıtay’ı »

May 23, 2008

İslamofoblara Cevap [Derin Düşünce Sayesinde]

ABD'de 11 Eylül olayından sonra türeyen ve kendilerine "İslamofob" da denen "İslam karşıtı" kalemlerden bazılarıyla geçtiğimiz yıllarda tartışmıştım. Bunların en fanatik olanlarından Andrew Bostom'ın benim bir makaleme karşı yazdığı uzun reddiyeye karşı kaleme aldığım ondan da uzun reddiye, Frontpage isimli dergide "Still Standing For Islam—And Against Terrorism" başlığıyla Ekim 2004'te yayınlanmıştı.

Giderek yükselen fikir platformu Derin Düşünce'nin değerli yazarlarından Ekrem Senai, sağolsun, benim bu hayli uzun makalemi üç parça halinde Türkçe'ye çevirdi ve söz konusu sitede yayınladı. "Hala İslam'ın Yanında ve Terörizmin Karşısındayım" başlıklı bu tercümenin bir, iki ve üç bölümlük metnini, ilgilenenlere (ve sabır yetirenlere!) tavsiye ediyorum. Ekrem Senai'ye ve Derin Düşünce'ye de müteşekkirim...

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: May 23, 2008 6:37 PM

Okur Yorumları

(NOT: Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Mustafa Akyol tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, standart yorum kurallarını dikkate almanız önemle rica olunur.)

Cevirileri asil metinle karsilastirarak bir kac dilde okuyan birisi icin güzel nimet.:)

Tesekkürler

Yazan: Muzaffer Kazim Tarih: May 23, 2008 8:01 PM

Asıl biz teşekkür ederiz, böyle güzel bir yazı yazdığınız için Mustafa Bey..

Yazan: Suat Tarih: May 24, 2008 5:58 AM

merhaba keşke diğer ingilizce makalelerinizde türkçeye çevrilse de okuyabilsek...

Yazan: nurmeryem Tarih: May 24, 2008 2:56 PM

Mustafa bey,

Teveccüh etmişsiniz. www.thewhitepath.org hazinesinde saklı incilerden herkesin istifade etmesini istedim, nakıs ingilizcemle tercümeye kalkıştım. Hatalarımdan dolayı kusuruma bakmayın. İslamofobi, tüm dünyada bir hastalık biçimine dönüştü; ülkemiz de bundan nasibini alıyor. Bu tip makalelerle önyargıların kırılmasına yönelik çok büyük hizmet ediyorsunuz. Bu tartışmanızı okuyunca da çok heyecanlandım ve ingilizce bilmeyen diğer insanların da makalede anlatılanlardan ve dünyadaki İslam'la ilgili tartışmalardan haberi olsun istedim. Umulur ki, gerçek İslam'ı ve İslam'ın güzelliğini tüm dünyaya anlatmak için birkaç kişiyi olsun heyecana getirir. Teşekkürler.
Ekrem Senai

Yazan: Ekrem Senai Tarih: May 25, 2008 2:38 PM

İslamın demokrasi ile uyumlanabileceği gerçeğini kavrama yolunda Mustafa bey çok iyi bir örnek oluşturuyor doğrusu. Önümüzdeki on yılların, İslamın Muhammedi şeriat halkasından çok daha geniş bir boyuta, tüm insanlığa ait olduğununda tartışıldığı günlere yaklaşılacağına inanıyorum. Bir önceki yazıda söz konusu edilen, şeriatın hukuk olarak algılanma gayretide, bu açılımların ilk adımları olabilir. İslamın kelam ve fıkıh boyutu ile şeriat basamağından, bir kaç adım yukarıya, tüm insanlık alemine taze nefes ve açılımlar sunacağı, hakikat boyutuna ulaştırılması gerekiyor. Yoksa insanlık hukuk kalıbında manevi soluklanışlar ve yükselişler bulamıyor kendine. İyi kötü uyguladıkları medeni bir hukuka herkes sahip. Köleliğin aşılmaya çalışıldığı yıllarda değiliz artık. Felsefede ve ilimde çok yol almış, bireysel ve toplumsal gelişiminde maddi refah imkanları yakalamış kişilere, hitab edecek, daha kapsayıcı ve özgürleştirici bir yaklaşımla İslamın sunumunun gerçekleşmesi gerekiyor. Bununda öncülleri olarak Mevlanalar, Yunuslar bize ışık tutuyorlar...Gelin tanış olalım bilgeliğinin ışığında, dialog ve ittifak adına gerek toplumlara gerekse bireylere söyleyeceğimiz çok şeyimiz olsa gerek...Mustafa beyi gayretleri için kutlarım.

Yazan: kerim Tarih: May 25, 2008 5:53 PM

the white path 'e yorum yazılamıyor, error veriyor,yazdıklarımız da hemen siliniyor zaten.the liberation of turkey-from heavy smoke başlıklı yazıyı iyiki yazdınız! bununla ilgili türkçe makale şart.chahine adlı yorumcunun yazdığı gibi düşünenler de var.bu yasağı 'illiberal' olarak değerlendirmiş.hem kendi hem de başka insanların sağlıklarını tehdit edince liberal mi oluyor?anlaması güç.bu karar 1.basamak sağlık hizmetlerinin işlerliği için de önemli bir adım bence.
Bir de islamofoblara verdiğiniz cevap...yorumlamak haddim değil gerçekten.şunu söyleyebilirim ki insan gözüyle görmez,görme merkezimiz beynin occipital lop denen bir yerinde,gözümüz vesiledir bu iş için.gerçekleri gözünün içine de soksanız,bazıları gerçekleri algılayamayacaktır.bunun için bilinç gerekir.bu yapı da beyindedir..ama beynin bir anlamda yönetimi de bizim elimizdedir.insan duymak istediğini duyar,görmek istediğini görür.belki de kalbin mühürlenmesi böyle bir şeydir....özetle:Allah razı olsun!

saygılarımla

Yazan: dr.seher Tarih: May 26, 2008 2:14 AM

http://www.velfecr.com/haber_detay.php?haber_id=7414

Lübnanda hristiyan (katolik ortodoks fark etmez) & müslüman birlikteliğini bozmaya çalışan siyasal terörist ADB ve İsrail amaçlarına ulaşamamışlardır.

Kardeşçe yaşanmasını barışı huzuru sağlayan Hizbullaha Binlerce kez teşekkür ederiz.

Hasan Nasrallah dan ve Halid Meşal den Allah Razı Olsun.

Yazan: T&A Tarih: May 27, 2008 10:07 AM

http://www.velfecr.com/haber_detay.php?haber_id=7413

Bu haber analizini de okumadan geçmeyelim.

Yazan: T&A Tarih: May 27, 2008 1:37 PM

Hasbelkadar yazının ing. ve türkçesinden okumaya çalıştım. Ancak gerçekten sabır gerektiren bir iş. Bunun çıktısını alıp kağıttan okumak herhalde daha iyi olacak. Sayın Mustafa beye teşekkür ediyoruz. Bununla birlikte özellikle İslami ilimleri ilgilendiren mevzularda biraz eleştirdiği din düşmanı kesimin oltasına takılmış gibi bir izlenim edindik. Yani bir iki özellikle modern kitap ve analizle itikada taalluk eden mevzularda biraz cesurane ancak bir o kadar da ayakları yere basmayan iddialardan kaçınmanın faydalı olacağı kanaatindeyiz. Belki şahsi e-mail atmak evladır ancak umumu ilgilendirdiğinden yazıda yer bulan Nesh Doktrini ve mevzusuyla ilgili şu makaleyi şiddetle ve hararetle tavsiye ediyor saygılar sunuyoruz. Zira sizin gibi değerli birinin bu konularda daha ayrıntılı ve ilmi esaslarda bilgi sahibi olması bizleri mutlu kılacaktır.

http://www.fukaha.com/cum/makaleler/akademik/kuranda-nesh-meselesi.html

Yazan: Saladin Tarih: June 2, 2008 5:19 PM

NESH VE TAHSİS ADI ALTINDA YAPILAN TAHRİFATLAR:

Bu tahrifatlar islam ümmetinin bozulması, vs.vs. serüveninde önemli bir noktadır. Rabbimiz Bakara suresi 85. Ayette şöyle buyuruyor:"Sonra sizler birbirinizi öldürüyorsunuz. İçi-nizden kimilerini vatanlarından çıkarıp sürgün ediyorsunuz. Onların aleyhinde kötülük ve düşmanlık konusunda birleşiyor ve yardımlaşıyorsunuz. Ve şâyet onlar düşman elinde esir olarak size gelirlerse mal karşılığında esir mübadelesi yapıyorsunuz. Halbuki onları sürgün etmek de size haram kılınmıştı. Yoksa siz kitabın bir bölümüne inanıp da bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Böyle yapanların cezası ancak dünyada rüsvalıktır. Dünyada rezil, rüsva olacaklardır bunlar. Kıyamet gününde ise azabın en kötüsüne, en şiddetlisine itileceklerdir. Allah yaptıklarınızdan asla gafil değildir." Kur'anın bir kısmının nesh edildiğini iddaa etmek aslında Kur'anın bir kısmına iman etmemektir.

Yukardaki ayetteki gibi. Kur’an bütünlük içersinde iman edilmesi gereken bir kitaptır. Kur'anın bütün ayetleri tedricilik çerçevesinde şartları gerçekleştiğinde geçerli olabilecek hükümlerdir. Ama onların bir kısmının bir kısmı tarafından nesh edildiğini iddaa etmek hatta bazı hadis rivayetleri ile bazı ayetleri nesh ettiğini iddaa etmek gerçekten Kur’anın tahrif edilmesi sonucunu doğurmuştur ve böylece Allah'ın kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkar mı ediyorsunuz sorusuna muhatap olan yahudiler gibi böyle bir soruya muhatap olacak yanlışlıklar yapılmıştır. Allah'ın hükümlerinden bazılarını tutmamanın yada geçersiz saymanın adı kitabın hükümlerinin bir kısmına inanıp bir kısmına inanmama sonucunu doğurmuştur.

Nesh taraftarlarının önemli bir delili "Eğer biz; bir âyetin hükmünü kaldırır, değiştirir veya unutturursak, ondan daha hayırlısını, yahut benzerini getiririz. Bilmez misiniz ki Allah herşeye kadirdir." Bakara suresi 106 ayet. Bu ayette nesh için kesin bir şart getirdiğini görüyoruz.Yerine aynısı yada daha iyisini getirmesi şartı. Kaldı ki ayet siyak ve sibak ilişkisi içersinde değerlendirildiğinde İsrail oğullarının yahudileşme serüveninin anlatıldığı yerde geçmektedir. Yani Allah şeriatlar arasındaki nesh den bahsetmektedir. Daha önce var olan bir şeriatın yahudi şeriatı veya hristiyan şeriatı yani isa ve musa aleyhisselama indirilen şeriatın nesh edilmesi yani eski şeriatların yerine bütün dünya insanlığını kıyamete kadar bağlayacak olan son şeriatın indirilmesinden bahsediyor.

İşte esas bahsedilen nesh, Kur'anın bahsettiği nesh, bu nesh dir. O halde şeriatlar arasında nesh den bahsetmek gerekmektedir. Yoksa Kur'an içersinde bir kısım ayetlerin diğer bir kısım ayetleri yahutta bir kısım hadislerin bir kısım ayetleri nesh ettiğini bahsetmek gerçekten büyük bir tahrifat sebebidir. Kur’an ın iki kapağı arasında yazılı olup da hükmü geçersiz olan hiçbir ayet yoktur. Şeriatların maksatlarından biri olan tedricilik sünnetini göz önüne almayan bir kısım ulema bazı ayetler arasında çelişki olduğunu zannedip bir kısmını bir kısmıyla mensuh addetmişlerdir.

Lakin Hz Peygamberden Kur’anda metni bulunan hiçbir ayet için bu ayet mensuhdur biçiminde sahih bir rivayet gelmemiştir. Bu çok önemlidir. Bakın Kur’an ın içersinde bazı ayetler bazı ayetleri nesh etmişse bunu en iyi bilmesi gereken ve asla ihmal etmeden diğer insanlara açıklaması gereken Hz Muhammed dir. Çünkü o tebliğ ile mükelleftir. Eğer bazı ayetlerin bazı ayetleri nesh ettiğini diğer insanlara bildirmemişse risalet görevini yerine getirmemiştir. Resulullah sav böyle bir durumdan münezzehtir. Görevini tamamlamıştır. Risalet sorumluluğunu yerine getirmiştir. Bütün ümmet ona şahidlik etmiştir. "Şahid ol ya Rab" diye de Resulullah SAV ümmetini şahid kılmıştır. Ve Resulullah'dan hiçbir rivayet yoktur ki "falanca ayet filanca ayeti nesh etmiştir" desin. Ne Kur’an da nede Resulun hadislerinde böyle bir ifade vardır veya Kur’an da kendi içersinde her hangi bir ayeti nesh etmişse bunu bir şekilde ifade edilmeliydi ayetlerle. Veya Resulullah ifade etmeliydi. Kur an dan da Resulden de nesh ile ilgili Kur’an ayetlerinin bir bölümünün başka bir bölüm tarafından nesh edildiğine dair hiçbir işaret söz konusu değildir, doğrudan hiçbir ifade yoktur. Bu tamamen sonraki dönemde alimlerin geliştirdikleri görüşlerdir.

Ayrıca mensuh olduğu üzerinde tüm ümmet alimlerinin ittifak ettiği bir tek ayet yoktur. Buda çok önemli bri durumdur.Eğer bu kadar önemli bir ayetin bir kısmı mensuhsa bunu üzerinde neden bir tane ayette ittifak yoktur, yüzlere kadar çıkan nesh edildiği iddaası olan ayet sayısı varken bir tanesinde müttefik değiller nesh iddaasında olan alimler bu durumda nasıl zanni olan bir delil yada yaklaşımla subuti katti olan bir ayetin hükmü kaldırılır, iptal edilir. Çünkü nesh edildiği ile ilgili iddaalar zannidir, kesinlik taşımamaktadır. Ayet ise kati dir. Yani zanni bir delil ile nasıl oluyorda subuti kat i bir delil, subuti katti olan Kur’an ayetleri yürürlülükten kaldırılabiliyor. İfade ettiğimiz gibi şeriatlar arasında nesh söz konusudur Örneğin: "Yahudilere tırnaklı her hayvanı haram kıldık. Onlara sığır ve davarın sırt, bağırsak ve kemik yağları hariç, iç yağlarını da haram kıldık. Aşırı gitmelerinden ötürü onları bu şekilde cezalandırdık. Biz şüphesiz doğru sözlüyüzdür". Enam 146.

Hayatta nesh vardır, gecenin gündüzü, yazın baharı, sonraki neslin önceki nesli nesh etmesi gibi. Ama Kur’an ayetlerinin bir kısmının bir kısmını veya hadislerin ayetleri nesh etmesi söz konusu değildir. Ne Kur’anda nede Resulullah sav sahih hadisleri arasında ayetlerin bir kısmını bir kısmının nesh ettiğine dair bir rivayet yoktur bir işaret bile yoktur. Ayrıca zanni bir delil olan hadis ile, mana ile gelen hadis ile kat i bir delil olan Kur'an ayetinin nesh etmenin ne şer i nede akli bir izahı yapılamaz.

Tek nesh çeşidi olabilir. O da manaya delaleti zanni yani müteşabih ayetlere; öncekilerin verdiği manaların, sonrakilerin gelişen ilim ve tekamül eden akıl sayesinde verdiği daha isabetli manalarla nesh edilmesidir. Yani yoruma açık müteşabih dediğimiz ayetlerin manasında nesh vardır. Bu ayetlere (müteşabih ayetlere) o günün şartlarında o günkü ilim seviyesinde bir yorum getirmiş alimler, aradan yüz yıllar geçmiş, o ayetlerin daha doğru anlaşıla bilir şekilde ilmi gelişmeler olmuş bu ilmi gelişmeler çerçevesinde yeni yorumlar getirilmiştir. İşte bu yeni yorumlar daha isabetli yorumlar daha önceki daha isabetsiz yorumları nesh eder.

Ama ayetin bir ayeti nesh etmesi mümkün değildir çünkü ayetler insanların üretimi değil. Ancak mütaşabih ayetlerin önceki yorumlarıda insanların üretimi sonraki yorumda insanların üretimidir.

Fetvalar bir birini nesh eder, bir fetva verilmiştir eski şartlarda sonra yeni bir fetva verilmiştir yeni şartların yeni delillerin güçlü ortamında o fetva daha önceki fetvayı kaldıra bilir. Ayetin ayeti nesh etmesi veya hadisin ayeti nesh etmesi mümkün değildir buna dairde bir işaret yoktur.

Tedricilik ilkesi göz önünde bulundurularak yaklaşılırsa nesci ulama tarafından mensuh adledilen tüm ayetler Kur’an ın bütünlüğü ve İlahi vahyin evrenselliği doğrultusunda mutlaka bir yere oturacaktır. Tedricilik içersinde düşünüldüğünde Mesela "lekum diynukum veliye diyn" ayetinin Mekkede gelen Kafirun suresinin bu ayetinin daha sonra gelen Medinede gelen tevbe suresindeki savaş ayetleri ile nesh edildiği söylenmiştir. Halbuki "leküm diynuküm veliyediyn" de geçerlidir, savaş ayetleride geçerlidir. Şartlar hangisine müsaitse o ayetler uygulamadadır. Tedricilik vardır . Yani biz insanlara savaşçı olmayalım derken dinlerimiz arasında asla bir uzlaşma olmayacaktır, hak ile batıl asla bir biri ile uzlaşmayacaktır "sizin dininiz size bizim dinimiz bize" diyeceğiz. Bu bir ayrışmanın, bu bir beraatin ilanının ifadesidir. Ama o insanlar bize dinimiz konusunda savaş açarlar, bizi yurtlarımızdan çıkartırlarsa onlarla savaşırız. Sonra bundan vaz geçerlerse dinlerimizi uzlaştıralım derlerse "leküm diynuküm veliye diyn" deriz.

Veya geçende Papanında dediği gibi "la ikraha fiddiyn" (dinde zorlama yoktur) ayetinin daha sonra savaş ayetlerini terk ettirdiği denilmiş, halbuki öyle değil. Bu ayet Medine de indirilmiş Bakara suresinin ayetidir o günde de dinde zorlama yoktur ayeti varken diğer Medine de inen ayetlere istinaden savaşlar gerektiğinde yapılmıştır.

Yani nesh bir takım zanlarla tedriciliği kavrayamayan mantıkların ürettiği bir sonuçtur. Allah'ın Kur’an da ki ayetlerin bir kısmının bir kısmıyla çelişki arz etmesi düşüncesi ile ve alimlerin bir kısmı bu çelişkiyi aşmak içinde ayetlerin nesh edildiği iddiası doğru değildir. Halbuki Kur’an ayetlerinin hiçbirisi çelişki içersinde değildir, hepsi tedricilik mantığı içersinde ele alındığında Kur’an bütünlüğü ve ilahi vahyin evrenselliği çerçevesinde geçerli olacakları zaman birimi ve şartları mutlaka olacaktır. Dolayısıyla bu iddia doğru değildir.

Nesh taraftarı ulema nezdinde dahi mensuh adledilen ayet sayısı itilaflı olmasıda nesh hakkındaki bir başka kuşku noktasıdır. Bu nasıl din anlayışıdır ki Allah tarafından korunmuş içinde Allah'a rağmen nesh iddiasında bulunuluyor, bir kısmı bir kısmını nesh etti deniyor, Peki hangileri hangilerini nesh etti denildiğinde mutabakat yok, nesh taraftarı olanlar arasında mutabakat yok. Peki nesh edilen ayet sayısı kaç denildiğinde nesh taraftarı ulema arasında yine ittifak yok. Herkese göre farklı sayıda ayet nesh edilmiştir. Böyle bir şey olmaz. Bazılarına göre 300 bazılarına göre 100 küsür ayetin nesh edildiğine kadar iddialar vardır mutabakat hiçbir zaman yoktur. Kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkar etme sonucunu maalesef bu tip anlayışlar doğurmuştur.

Yazan: T@A Tarih: June 6, 2008 10:11 AM

Yorum Ekleyin...





(you may use HTML tags for style)