« Türkiye’yi Dindarsızlaştırma Projesi | Ana Sayfa | ‘Laik Cihad’ ve ‘Din ve Açık Toplum’ Sempozyumu »
March 26, 2008
Laik Devlette İçki Yasağı
[26 Mart 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]

Son yıllarda medyanın “laikçi” kanadının dilinden düşmeyen bir hikaye var: Bazı AK Partili belediyelerin “içki yasağı” getirerek laikliği “aşındırıyor” olması. Yargıtay Başsavcısı da bu hikayeyi ciddiye almış olacak ki, iddianamesinde sıraladığı AK Parti’nin “laiklik ilkesine aykırı eylemleri”ne “alkollü içki satış ve tüketim alanlarının daraltılması ve giderek yasaklanması”nı da dahil etmiş. Acaba haklı mı?
Öncelikle bu “yasak” lafının abartılı olduğunu, ortada daha ziyade lokal “kısıtlama” örnekleri olduğunu belirtelim. Buna, Sabah yazarı Emre Aköz’ün sık sık vurguladığı “Türk içki sektörünün son beş yılda altın devrini yaşadığı” olgusunu da ekleyebilirsiniz. Ama benim işaret emek istedim bu değil. Asıl hata, “içki yasağı” ile laiklik ilkesi arasında bir çelişki olduğu varsayımı. Oysa laik devlette bal gibi de içki yasağı olur. Zaten dünyanın bir dizi laik devletinde olmuştur ve halen de vardır.
Kurulduğu günden beri laik bir cumhuriyet olan ABD’de 1920-33 yılları arasında her türlü alkollü içki ülke çapında yasaklanmıştı. Hem de öyle “kısıtlama” filan değil, gayet katı bir yasak konmuş, içki üreten ve satanlara ağır cezalar getirilmişti. Yasağın kaldırılmasındaki en büyük faktör de, kaçak içki üretimi ve satışının ortaya çıkardığı “mafya” sorunu oldu. 1920, bizde de Atatürk’ün açtığı Büyük Millet Meclisi’nde Men-i Müskirat (İçki Yasağı) Kanunu’nun çıktığı yıldı. Trabzon mebusu Ali Şükrü bey, “Amerika Birleşik Devletleri hükümeti, dinleri men etmediği halde, hususî bir kanun ile milletini bu beladan kurtarmıştır” diyerek bizdeki kanunu savunuyordu.
Günümüzde ise ABD’nin “dry zone” denen bölgelerinde içki satışı halen yasak veya çok kısıtlıdır. Özellikle ülkenin muhafazakar güney eyaletlerindeki yüzlerce “dry” bölgede ne barlara ne de içki satan dükkanlara izin verilir. Bu yasak da gayet demokratik bir şekilde konmuş, bölge halkının seçilmiş temsilcileri “çoluk-çocuğumuzun önünde millet kafa çeksin istemiyoruz” diye talepte bulunduğu için, eyaletin ilgili makamları orayı “alkolsüz alan” ilan etmişlerdir. Sözü edilen “AKP’li belediyeler”deki durum da anlaşılan bundan pek farklı değil.
ABD’yi geçin, 20. yüzyılın ilk yarısında içki yasağı uygulayan “çağdaş” ülkeler arasında Norveç, Finlandiya, İsveç ve hatta laikliğine hiç şüphe olmayan SSCB bile vardır. Çünkü içki yasağının ardında illa “dincilik” ilgili değil, “toplumu kötü alışkanlıklardan koruma” diye özetlenebilecek ve pekala “laik” de olabilecek bir amaç yatabilir. Buradaki amacı “uyuşturucu yasağı”na bakarak da anlayabilirsiniz. Aslında her ikisi de “keyif verici madde” sayılabilecek içki ve uyuşturucu arasında gerçekte derece farkı vardır. Eğer “devlet vatandaşın içtiğine karışamaz” iddiasında ısrarlıysanız, belki Hollanda’da olduğu gibi uyuşturucunun da serbest bırakılmasını savunmanız gerek.
Bütün bunları “içki yasağı”nı savunmak için söylemiyorum. Aksine “bırakınız yapsınlar, bırakınız içsinler”ciyim. (Uyuşturucu yasağı bile, özellikle beslediği mafya açısından, bence tartışılabilir.) Ama AK Parti’nin veya bir başkasının içki tüketimine lokal kısıtlama getirmesini “laikliğe aykırı” zannetmek, cehalettir. Buna, laiklik değil, olsa olsa liberalizm adına karşı çıkılabilir.
Sözkonusu cehaleti sadece medya manşetlerinde görsek “Beyaz Türk çiğliği” deyip geçebilirdik. Ama koskoca Yargıtay’ın Başsavcısı halkın yarısının iradesini çöpe atmaya kalkarken böyle boş suçlamalara dayanınca, durum skandala dönüşüyor. İddianamenin kalan kısmı da pek farklı değil. İrdelemeye devam edeceğim.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: March 26, 2008 11:49 AM




Erdogan yarin ciksa, Türkiye deki bütün icki yasagini kaldirsa, hatta kameralar önünde bir kadeh raki icse ( zamaninda bir bakanimiz, cayda radyasyon olmadigini isbat etmek icin nasil bir bardak cay icdigi gibi), eminim beyaz türk muhalefeti de buna takkiye diyecek ve laikligin daha hala tehlikede oldugunu savunacak.
AKP karsiti Beyaz Türk muhalefitinin bir büyük sorunu var, o da muhalefet yapmasini bilmiyorlar. Onlarin muhalefet anlayisi AKP nin yaptigi her seye muhalif olmak, e tabi bu da bu insanlarin muhalefitinin ciddiyetsizlestiriyor.
Ama bu muhaleft sorunun arka planinda bence daha cok bu insalarin demokratik bir zihniyeten yoksun olmalari yatiyor. Ilk önce muhalefet yaparken, senin gibi olmayan insanlari tehamül etmeyi ögrenceksin, her ne kadar sevmiyorsanda AKP hükümetin mesru oldugunu kabul ediceksin, onu sirf halk indirebilcegini inancaksin ve ilke olarak bebnimseyeceksin. Böyle askeri yada yargi darbesi özleminde bulunmayacaksin. Ondan sonra iyi yaptigi seyleri övüceksin, sence kötü yaptigi seylere karsi muhaleft ediceksin. Ha bunu yaparkende, potansiyel secmeni incitemyeceksin, onlara bidon kafalilar, göbegini kasiyanlar, cahil diye bakmiyacaksin, baksandan bunu telafuz etimiyeceksin. Daha dogrusu bilimsel metodlarlan secmenin ne istedigini ne istemedigini arastircaksin. Ondan sonra oturup secmene hükümeti mantikli bir bicimde sikayet ediceksin. Halkin derdi eknomik kriz olmamamsi, sen kalkiyorsun iciki yasagindan yada laiklik tehlikede oldugundan ona bahsediyorsun. Tabiki bu halk seni ciddiye almaz, bir nevi Emre Kongar gibi komik bir duruma düsersin. (Bu ara yeni baslamis Cengiz Candar lan, umarim yine cok eyleniriz).
Yani Beyaz Türklerin daha cok sey ögrenmeleri gerekiyor, yoksa bunlar daha cok üzülecekler. Eskisi gibi öyle darbelerde yapilamiyor, yapilsa bile bir kesim artik susmuyor.
Hayir anlatamadik bu insanlara birtürlü bunlari, daha dogrusu onlar alamak istemiyor.
Yazan: cueneyd Tarih: March 26, 2008 12:59 PM
Sayin Mustafa Bey,
Niye bu kadar fanatiksiniz?
Yazan: Salih N. Tarih: March 26, 2008 1:30 PM
@ Salih N.
Mustafa Bey'in fanatik olduğu düşüncesindeyseniz, Milli Gazete yada Cumhuriyet okumanızı tavsiye ediyorum. Bu iki gruptan biri size yakınsa Mustafa bey uzak olacaktır.
Ayrıca bu adrese her geldiğinizde kendinizi üzmek yerine sizi tatmin edebilecek kaynaklardan beslenmenizi tavsiye ederim.
Bu adreste tatmin olabilecekler kısaca:
Liberaller(ve türevleri, liberal muhafazakar gibi)
Muhazakarlar
Demokratlar
Cumhuriyetçiler(ulusalcı ve romantik olmayan, sandıktan başka bir güce sığınmayan vs.)
Laikçiliğe kaymadan yakasını kurtarabilmiş evrensel Laiklik taraftarları...
vs.
Bu gruplar içerisinde kendinize ait koltuk bulamıyorsanız yazar sizi üzmeye devam edecektir...
Saygılar.
Yazan: George Michael Tarih: March 26, 2008 5:45 PM
artık mustafa bey'in de bir fanatik olduğunu ve olayları tümüyle iktidar yanlısı olarak değerlendirdiğini düşünüyorum. bugünlerde hiçbir hukuk kuralına uymayan yöntemle ülkenin önemli gazetecileri gözaltına alınıyor, mustafa bey'den tık yok! eğer olaylara nesnel bakacaksanız bunlara da değinmeniz lazım, ben birşeyleri gözden kaçırdıysam şimdiden özür dilerim, haksız eleştiri yapmış olmayayım.
madem o kadar modernlik yanlısısınız, bir gün de ülkenin gerçekten modern olması için gerekli düzenlemelere değinin. bunlara örnek:
1. siyasal dokunulmazlıkların kalkması
2. nereden buldun yasasının hazırlanması
3. kayıt dışı ekonominin kayıt altına alınması
4. büyük banknotların piyasadan kaldırılması (küçüklerle ne kadar nakit alışveriş yapılabilir? o zaman herkes paşa paşa kredi kartını kullanır, nakit vereyim, sen de fatura kesme sohbetleri azalır)
5. güneydoğu sınırlarının ve genel olarak o coğrafyanın yönetilebilir olması için neler yapılabilir? (sınırlar nasıl daha güvenli hale getirilebilir, çin seddi gibi bir önlem mi? bazı dağlık bölgelerin düzleştirilmesi, sonuçta terör ile mücadelede harcanan paraların büyüklüğü düşünülürse bu fikir de dikkate alınmalıdır)
6. doğum kontrolu nasıl yaygınlaştırılacak? (RTE tam tersini söylüyor da, bu kadar çocuğun beslenmesi, eğitimi, alacağı sağlık hizmeti ne olacak?)
sizce çok mu hayalperestçe yaklaşıyorum? yoksa şöyle çevrenize bir baktığınızda gıpta ettiğiniz ülkelerde bunlar yok mu?
ben bu konularda CHP'lilerin ve sadece "laiklik elden gidiyor" çığırtkanlığı yapanların da fikir üretmelerini bekliyorum, çünkü bunlar olmadan zaten ne laiklik kalır ne de cumhuriyet. insanlara birşeyler sunmadan destek alınamaz.
saygılar...
Yazan: okuyucu Tarih: March 26, 2008 7:40 PM
Mustafa Bey'in verdigi bilgilere ilave olarak:
Halkinin yuzde 96'sinin dini inanislarina gore alkolun yasak olmadigi ABD'de:
-Icki servisi yapan bir mekan, ibadethaneler okullar, cocuk parklari, meskenlerin bulndugu mahallelerden belirli minimum mesafelerde olmak zorundadir.
=======================
Bir de Turk uslu laiklik uzerine:
Ancak Turkiye'de laiklik te cagdaslik da Batililik ta bir takim yuzeysel, kulturel olcutlerden ibaret addedilir. Savci Apturaman'in iddinamesine dahi girmis. Adamlar icin bu "muasir medniyet" konsepti cinsellik, ayyaslik gibi geleneksel, ahlaki, dini sinrlamalardan arinmaktan ibarettir. Onlara gore kafa cekmeyen vucudunu teshir ederken haya sinrlamasi koyan veya gayrimesru cocuk yapmaya karsi olan biri ne cagdas olabilir, ne laik, ne "Batili gibi" olabilir. Bu beklenti ve on kabul ile Bati'ya gidenler orada dindar Musluman'in kendisinden daha fazla saygi gordugunu farkettiklerinde damdan dusmuse donerler. Nasil olur ben mini etek giyidigim, kulagimda kupe ve at kuyrugum oldugu (erkek), barlarda takildigim, hatta sarisin oldugum, ismim dahi degistirdigim halde "onlardan" olamiyorum ve benim Turkiye'de asagiladigim "dinci"'ye benden cok saygi gosteriliyor" derler.
Ne yapayim, oglum, kizim, Hurriyet sizin mezaliminize girdi, Bati'nin Nisantasi gibi oldugunu soyleyerek.
----------------------------------
Bu da Genc SiViller'in "AK Partiyi Kapatmak icin daha gercekci nedenler" inden icki ile ilgili olani:
"İçki yasağında son perde: AKP, içki yasağı politikasını uygulamak için pilot bölge olarak Samsun Devlet Hastanesini seçti. AKP yönetimi tarafından başhekim yapılan imam hatip kökenli, Samsun Devlet Hastanesi başhekimi Kamil çoban, siroz hastası 59 yaşındaki B.T. isimli hastasına, içki içmeye devam etmesi durumunda tedaviye devam etmesinin bir anlamı kalmayacağını söyleyerek, içki içmemesi konusunda baskı yaptı. "
Katnak: http://www.gencsiviller.net/Yazilar.aspx?YaziID=33
Ben Aptyuraman'in iddianamesine goz attim. Vardi aslinda ayni suclama.
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: March 26, 2008 8:26 PM
Mustafa Bey;
Yaklasiminiza katiliyorum genel olarak ama farkli bir vecheden de bakmak istiyorum.
Bakiniz insanimiz, Akp´ye karsi cikanlarin,- Cüneyt Bey´in yazdigi gibi- olumlu seyler ortaya koyamamalari ve hep yikici ve tahribatci olmalari sebebiyle Akp cevresinde toplaniyor .Ama Akp iktidari zamaninda toplumumuz ahlaki tahribat noktasinda ciddi zarara ugramistir,Akp bunun sebebi olmasa da sorumlusudur, toplumda gayri ahlaki davranislar artmistir.
Liselerimiz perisan vaziyettedir, genclerimiz uyusturucunun pencesindedir.
Almanyayla ilgili okudugum resmi arastirmalarda cocuklarin porno bagimlisi oldugu tespit edilmis, bunlar 11-12 yasinda cocuklar..detaya inmeyecegim.
Ayni problemlerin ülkemizde de yasanacagi asikarken, Akp iktidarinin bu konulara ciddiyetle egilemedigini müsahede ediyorum, kimbilir belki de bu sebeple nefes almasina firsat vermiyorlar Akp´nin.
Ahlaken tekamul etmis saglikli nesillerle gelecege emin adimlarla yürümek temennisiyle..
Saygilar
Yazan: Muzaffer Kazim Tarih: March 26, 2008 11:12 PM
Muzaffer Bey
"Almanyayla ilgili okudugum resmi arastirmalarda cocuklarin porno bagimlisi oldugu tespit edilmis, bunlar 11-12 yasinda cocuklar..detaya inmeyecegim."
Kaynaklarinizi bayagi merak ediyorum. Hadi ben almanyada yasiyorumda, bundan nasil haberdar olamadim, ona sasiyorum.:D
Ve kizmayin, ama sizinde türkiye deki gayri ahlaki durmdan - bence bayagi sübjektif bir yaklasimdir - AKP nin sorumlu oldugunu söylemeniz, beyaz türklerin muhalfetinden hic bir farki yok.
AKP elestirelemezimi ? Tabiki elestirilcek. Nerede 301, ne oldu Semdinlide yeni anayasa nerede?
Yani adam gibi konularda elestirelim, böyle temeli olmayan konularlan degil.
@ okuyucu: Nokta dergisi kapaninca siz ne yaptiniz. Ve dogru konusalim: Ilhan selcuk kim oldugunu hepimiz biliyoruz. Gidin Hasan cemalin kitablarini okuyun, oradan ögernirsiniz. :D
Ilhan Selcuk öyle masum bir 84 yasindan bir amcacik degil. Hayir Erdoganin dinci gecemisini biraktigina inanmayanlar, niye ilhan selcuk un cuntacilik sevdasini birakamadigini inanmiyorlar?
Mustafa Bey : Fanatiklige devam!!!! :D
Yazan: cueneyd Tarih: March 27, 2008 12:54 AM
acikcasi avrupa'yi bilmem ama amerika'daki soz konusu bolgelerdeki icki yasagi dupeduz "dincilikle" ilgili. haritada gordugumuz bible belt (incil kemeri) adi verilen bu bolgelerde yogun olarak yasayan evanjelist dinciler, kendi ahlak anlayislarini yasalar yoluyla baskalarina da dayatmak icin ellerinden geleni yapiyorlar. sadece ickiyi degil, kurtaji ve kimi bilimsel calismalari da yasaklamaya calisiyorlar; okullarda fen bilgisi derslerine karisiyorlar; genclere dogum kontrolu icin harcanan kamu kaynaklarini kisip onlara ahlak dersi verdirmeye calisiyorlar; ellerinden gelse dinsizligi, muslumanligi, escinselligi, kendi kaliplarina uymayan her seyi yasaklamaya calismaktan da geri durmazlar.
dogru, amerikalilar laiklik degil, ozgurluk tartisiyorlar. ama onlarin ozgurluk sorunu, dupeduz laiklik sorunu. zira siyaset dinin her seye burnunu sokmasina izin verince, ortaya boyle sorunlar cikiyor.
nedense mustafa akyol, laiklikle ozgurluk tartismalarini birbirinden alakasiz seylermis gibi gosteriyor. ama verdigi ornek tam tersini soyluyor ve laikligin aslinda bir ozgurluk sorunu oldugunu ortaya koyuyor.
yani sizin anlayacaginiz, o eyaletlerde laiklik sakat, bu yuzden ozgurluk de sakat. mustafa bey, din ve vicdan ozgurlugu kavramlarina fazla kafa yormaktan, diger ozgurlukler konusundaki perspektifini kaybetmis sanirim.
Yazan: dj Tarih: March 27, 2008 8:06 AM
Cüneyt Bey;
Bahsettigim konuyla ilgili arastirmayi blogumda Türkceye cevirip yayinlamayi düsünmüstüm. Onun icin iddialarimin arkasindayim.Ama kaynak veremiyorum, kaydetmemisim herhalde ki bulamadim.
Aklimda kalanlar yazdigimdan cok daha fazladir ama cirkin seyler, yine yazmayayim.
Youtube´da sadece "lisesi" yazarak bir ararsaniz Türkiye´deki durum hakkinda azicik fikir sahibi olursunuz.
Yazan: Muzaffer Kazim Tarih: March 27, 2008 11:43 AM
@Salih N,
Taraf'ta sizinki gibi anlamsız sorulara cevaplar veren Sivilay Abla var, sorununuzu oraya da sorabilirsiniz. Bakın mesela bu hafta hangi sorular varmış:
Sivilay Abla / Taraf
Secretary of Başsavcı
SORU: Sivilay Abla, eminim ki siz de AKP’ye kapatma davası açan başsavcıya kızıyorsunuz. Sekreteri başörtülü bir kadın olduğu ortaya çıktığında mosmor olmadınız mı, itiraf edin? Gördüğünüz gibi adamın başörtüsüyle filan bir sorunu yok. Ne diyeceksiniz şimdi? (Uğur Mundar)
CEVAP: Sevgili Uğur, biliyorsun ki; ırkçılığın başkanı, evangelistin önde gideni, beyaz adam George Bush’un Secretary of State’i de Condoolezza Rice. Bush’a Condi’yi seçtiren bilinçaltının ne olduğu konusundaki psikolog yorumlarını hiç açmıyorum. Bu kadarı bile sana yeter.
Radikal aşkın sonu
SORU: Sevgili Sivilay Abla, ben çok büyük bir ayrılık yaşıyorum. 10 yıllık bir aşkın bitişi bu. Köşelerini dolduran emekli generallere, emekli büyükelçilere, ara sıra haberler ve başlıklar üzerinden "devlete" atılan buselere rağmen sevmiştim O’nu. Ama artık fazla ileri gitti. Murat Belge’yi, Perihan Mağden’i, Gökhan Özgün’ü kalbime gömüp onu terk ettim. İçime su serpecek bir kaç sözünüze bakıyor bu kırık kalbim. (Ceren)
CEVAP: Ceren kızım, Radikal’i ben de sevmiştim. Amcası Ertuğrul tarafından defalarca ensest tacize uğradığı için ciddi bir travma yaşıyor ve düzelebilecek gibi gözükmüyor. Duyduğum kadarıyla, aile meclisi toplanmış. Doğan aşiretinin töresine göre zorla kendisinden yetmişdört yaş büyük Cumhuriyet ile evlendirilecekmiş. İki Radikal alana bir Cumhuriyet vereceklermiş, okurlarına da RadOk denilecekmiş. Murat Belge’yi künye, Perihan Mağden’i de imsak saatleri bölümlerine kaydıracaklarmış. İsmet Berkan, haftada iki gün en son içtiği şampanyadan söz edecekmiş. Çok sevdiği “evrim evrim, güzel evrim” yazılarına bile sınırlama getirilecekmiş. Anlayacağın kızım, bu gazeteden sana hayır gelmez. Başka Taraf’lara yelken aç.
Hey hitler
SORU: Size inanamıyorum. Modern, çağdaş bir Cumhuriyet kadınısınız. Eğer bugün adınız Elisabeth değil de Sivilay ise bunu Cumhuriyeti kuranlara borçlusunuz. Ağzınızda sakız gibi demokrasi deyip duruyorsunuz. Hitler de %47 ile gelmişti. Bu gidiş gidiş değil. Sonra ağlamak yok. (Gülben Yetişkin)
CEVAP: Sevgili Gülben, önce bir yanlışınızı düzelteyim. Adımın Elisabeth değil de Sivilay olmasını, Sivil Savunma Uzmanı babam ile Kızılay Kan Merkezinde laborant olan anneme borçluyum.
Hitler’le ilgili bilgilerini aldığı oy oranından biraz daha ileriye götürelim mi, ne dersin? Örneğin Hitlere göre Almanya’nın etrafı düşmanlarla çevriliydi. Bu sana tanıdık geldi mi? Devam edelim. “Alman’ın Alman’dan başka dostu yoktur.” Yine Adolf’un hamamda söylediği bir tekerlemeydi.
“Peki Yahudiler (yani Almanya’nın yabancıları, gayr-i Hıristiyanları) milli Alman sermayesini ele geçiriyor, toprak satın alıyorlar. Bu nedenle hepsini ya yok etmeli ya da buralardan sürmeli, Aşkale’ye göndermeli” dersem Hitler’e mi yoksa İsmet İnönü’ye mi haksızlık etmiş olurum.
Bir dönem Cağaloğlu’nda Yunus Nazi, Nadir Nazi olarak da çağrılan Cumhuriyet Gazetesi’nin sahipleri baba-oğul Nadi’lerin gazetelerine attıkları bir manşetle sözlerime son veriyorum: Atatürk'ü en iyi anlayan lider: Hitler
Şimdi senin düştüğün bu duruma “selam verip, borçlu çıkmak” diyoruz.
Bilgisayar kullanan yakışıklı polisler
SORU: Sabahın köründe gözaltına alınan sevgili İlhan Selçuk Ağabeyimiz, götürüldüğü emniyet müdürlüğünde polislerin bilgisayar kullandığını görüp hayretler içinde kalmış. Siz gazetecisiniz bilirsiniz. Polis teşkilatımızda başka ne gibi gelişmeler yaşanıyor? (Tonguç)
CEVAP: Duyduğum kadarıyla tunçtan kesici aletler yapmaya da başlamışlar. İlhan Ağabeyinizi de mağaralarının duvarlarına hiyerogliflerini çizsin diye çağırmışlar zaten. Fesuphanallah…
Yazan: Suat Tarih: March 27, 2008 8:55 PM
Turkiye Cumhuriyeti anayasasinda oldugu gibi ABD anayasasinda da dine dayali yasalarin cikarilamayacagi belirtilmistir.
ABD'de dindar bolgelerde ickinin yasaklandigi dogru. Ama Turkiye'de oldugu gibi, ABD'de de laikler bunun dine dayali sebeplerden dolayi haklarinin kisitlanmasi olarak goruyor. Bu acikca anayasanin ihlalidir.
Peki anayasaya aykiri bu yasalar neden hala bazi eyaletlerde yururlulukte diye sorabilirsiniz. Cevabi cok basit: kadrolasma. Bu yasalarin anayasaya aykiri oldugunu kanitlamak icin anayasa mahkemesine basvurma gorevi o eyaletin savcilarindadir. Ne yazik ki bu eyaletlerde saviclik burolari dinci kadrolasmaya kurban gitmistir.
Bu yazidaki haritaya bakarsaniz ABD'nin hangi kesimlerinde anayasanin ihlal edildigini gorebilirsiniz. Geri kalan eyaletlerde bu tur dine dayali yasaklarin hepsi anayasaya aykiri oldugu gerekcesiyle bir bir kaldirildi.
ABD kendi sorunuyla ugrasa dursun, biz haklarin dini nedenlere dayanarak kisitlanmasina karsi cikalim.
Yazan: nyoped Tarih: March 27, 2008 8:59 PM
Cüney bey yazmış ama açmakta fayda var.
Bilmeyenler için 9 Mart cuntası ve İlhan Selçuk
İlhan Selçuk saygın bir isim mi? Herşeyden önce bu sorunun doğru cevabını vermemiz gerekir. Eğer "evet saygın bir isimdi" diyecek olursanız, hemen karşınıza 9 Mart Cuntası ile çıkarlar.
2008Yeni kuşaklar bu cuntanın Türkiye'de bir Baas rejimi tesis etmeye çalıştığını bilmezler. Baas rejimi, tıpkı bugünkü Suriye ile devrilen Irak rejimi, Saddam rejimi gibi bir rejimi ifade eder. 9 Mart Cuntası yarısı asker yarısı sivil bir konsey tarafından yönetilen bir ülke öngörüyorlardı. İlhan Selçuk eski bir cuntacıdır. Eğer cuntacılar saygın adamsa İlhan Selçuk da saygın olmalı!
Arkadaşları Doğan Avcıoğlu, Cemal Reşit Eyüpoğlu, Mümtaz Soysal ve İlhami Soysal'dı. Bunlarla birlikte Yön hareketini başlattı. Yön hareketinin yayınladığı yön bildirisi, ki bu bir manifestoydu ve Yön Dergisi'nin sahibi Doğan Avcıoğlu idi, imza koyanlar arasında bugün Bugün Gazetesi'nde çalışan Can Aksın da vardı. Selçuk ve arkadaşları ordu içindeki genç subaylarla birlikte 9 Mart 1971 günü darbe yapmayı planlamışlardı.
Bu darbenin hazırlıkları yapılırken İlhan Selçuk'un Cumhuriyet Gazetesi'ndeki odası karargah olarak kullanılmıştı! Cuntanın adına Madanoğlu Cuntası deniliyordu. Bugün de Cumhuriyet Gazetesi'nin AK Parti hükümetini devirmek için karargah olarak kullanıldığı iddiaları var. Ne ilginç değil mi, Dünya değişiyor ama cuntacı cuntacılığından hiçbir zaman vazgeçmiyor.
9 Mart Cuntası'nı 12 Martçılar önledi. Zamanın Kara Kuvvetleri Komutanı Faruk Gürler ve Hava Kuvvetleri Komutanı Muhsin Batur saf değiştirince Cemal Madanoğlu Cuntası başarısız oldu. Eğer 9 Mart Cuntası başarılı olmuş olsaydı 27 Mayıs'ın devamı olacaktı. İlhan Selçuk Ziverbey Köşkü'nde sorgulandı. Belki de işkence gördü. Cumhuriyet'in solcu ve komünist gazete olarak anılması İlhan Selçuk ile birliktedir. Ondan önce Cumhuriyet solda sol, sağda sağcı yazarların yazdığı bir gazeteydi.
Mahir Kaynak işte bu cuntanın içine sızmış bir ajandı. Kaynak, İlhan Selçuk ile beraber "darbeciler" birbirlerinin ev ve işyerlerinde toplantılar yapmaktaydı. Bunlardan biri de Cumhuriyet Gazetesi'nde yapılmıştı. O dönemde sadece İlhan Selçuk değil Cumhuriyet'in tüm çalışanlarının cuntanın içinde olduğu ifade ediliyordu Sol çevreler 12 Mart Muhtırası'nı kendi darbeleri sanmış olsalar da birkaç gün sonra 9 Martçılar'ın tasfiye edildiği anlaşılmıştı. Yeni kuşaklar bu dönemi pek bilmez.
Onun için öğrenmek isteyenlere bir tavsiyem var. Hasan Cemal'in -ki Cemal Cumhuriyet'in yayın yönetmenliğini de yapmıştır İlhan Selçuk'un muhalefetine rağmen- "Cumhuriyeti çok sevmiştim" kitabını okuyun. Ve görün Cumhuriyet denilen gazete neymiş, İlhan Selçuk denilen yazar neymiş!
Yazan: Suat Tarih: March 27, 2008 9:06 PM
Eklemeyi unutmuşum, önceki yorumumdaki yazı Nuh Gönültaş'a aittir.
Yazan: Suat Tarih: March 28, 2008 7:35 AM
Turk laikci zihniyetin bizlerin karakterize etmesine gerek yok. Kendileri agizlarini actiklarinda bar bar bagiriyorlar. Haklarinda kara mizah dahi zorlasiyor. Bakiniz Genc Siviller'in "AK Parti'yi Kapatmak Icin Daha gercekci nedenleer" ine ve gazete kose yaziolari ile ve Apturaman'in idananesi ile kiyaslayin.
Yukrdaki bir DJ yorumu da yeteri kadar aciklayici. O bizdeki laikligi ABD'ye de ihrac edecek. ABD'de icki sinirlamasi olan yerler zaten dinci, Bible Belt imis. Bu ozgurlukler sinirlamasi da "kurtaja karsi olmak" gibi Evanjeliklerin eseri imis.. vs.
Su zavalli hallerine bir bakin.
ABD'de halkin yarisi kurtajin hak oldugunu dusunur yarsi da degil (asagi yukari- belki 45-55 tir degisir, cesite, duruma gore).
Ve ABD'de ACLU (Amerikan Sivil Ozgurlukler Birligi) gibi "BIREY OZGURLUKLERI SAVUNUCUSU" bircok orgut te vardir. Ama bu orgutler dahi TURK LAIKCISI ZIHNINDEN CIKAN ARGUMANLAR URETMEZ. Ben orada gecirdigim ceyrek asirda heryerde ayyas olabilme OZGURLUGUN SAVUNAN kimse gormedim.
Ama artik o da varmis DJ sayesinde.
ABD'yi de laiklestirecek Turk kahraman!
Ilhan abingiller seninle gurur duyuyor!
=================================
Bu devirde laikci olmak zor. Erbakan zamaninda onu "radikal dinci" olarak lanse edebilmislerdi dis dunyada.
AK-Parti'nin disa acilimi sayesinde artik Bati dunyasinda onu "laikci gozlugu ile gormeyen" bir dunya kamuoyu mevcut. BKZ. kapatma davasina tum dunyanin tepkilerine. "astronimik acaiplikten" tutun, "secimi kazanamayanlarin yargu yoluyla darbesi" ne kadar.
Simdi artik karsilarina alacaklari sadece "dinci gazeteler" degil (ki son sayima gore bu sayi da epey atrmis durumda: Taraf, Sabah da listede!!!)
Ozdemir Ince Princeton'u dahi Fetullahci Universite yapti. Herhalde muhabiri DJ olmali.
Yakinda laikligi onlar gibi anlayan Ozbekistan ve Demokratik Kore Cumhuriyeti kalacak.
BATI da onlari arkadan vurdu. Dinin "insanligin afyonu" oldugu Rusya'ya sarilmisla son gunlerde gelen haberlere gore. Ama birileri onlara Demir Perde;nin coktugunu, ve oralarda da duindarligin hizli bir yukseliste oldugunu soylememis. Birakin sefaletleri ile basbasa.
============================
Muzafer Kazim Bey,
Kaderin cilvesine bakin ki siz Ak Parti donemnde toplumun ahlaksizlastigini iddia eder iken ayni partinin baskani "Bati'nin ahlaksizliklarini aldik" dedigi icin afaroz edildi. Ona karsi "ahlaklilastirma" poltikasi guttugu iddiasi ile darbe yapiyorlar.
Cinnet zamanlarindan geciyoruz. Bazi bvasortulu baxilar. Beni kullandin hicbirsey yapmadin diyorlar adamlara.
-Oburleri basortusu uzerinden siyaset yapiyorsun bilgeligi ile ortaya ikyor.
-Laikciler ise basortsunun Kur'an' da olmadigindan ve fakat Kur'an'in da "hurafe" oldugundan, herkesi basortusunu sokcaklarindan...darbe yapiyor.
Bazilari ise sadece Ak-Parti'den haz etmiyor. Eee ona zarar vercek sey benim faydamadir felsefesi ile ortaya cikiyor. Veya boyle zamanda sarfedilmesi gunah olasn AMA kelimesini zikrediyor. "parti kapatmaya karsdiyim AMA"cilar grubuna giriyor.
Iste bunun icin Yetisin'ler dahi cikmaz bu memleketten. Nefis boylesi bir seydir. 30 yil kendisine liderim dedigim Erbakan dahi secimden once Tuncay Ozkan'in enn yakin dostu olabilmisti. Akepe karsiti cephede Kanalturk'un saygin konuklarindan idi. Kazlicesme'de toplananlarin "siyonist usagi, Bizansli oldugunu" ilan edebildi benim liderim! Onlar arsinda ben de vardim Hocam. Isler kotu.
Icinde bulundukari gemi batiyor. Onlar hala kardeslerine gol atma derdinde.
Sanki hedefteki kendi dini, imani, kutsal degerleti degil de sadece Akepe.
Yazan: Ben imzami atmisim atmamisim Tarih: March 28, 2008 8:46 AM
Bekir Bey;
Tespitlerinize katiliyorum.Böyle bir zamanda
" "ama" demek caiz degildir" fetvasini da laiklige aykiri bulmuyorum.
Yo he entendido.:)
Saygilar
Yazan: Muzaffer Kazim Tarih: March 28, 2008 1:02 PM
@ MUzaffer Bey: Yani siz iddalrinizin arkasinda durabilirsiniz, ama 30 senedir almanya da yasayan birisi olarak bence sizin kaynaklarinizda bir sorun var. Ayrica türkiye de liserlerin sorununu bende biliyorum, türkiye de yeterince ögretmen aradaslarim var:D Ama AKP yi bu sorunlarin kaynagi olarak görmek ve göstermek bana biraz gercekdisi geliyor, cünkü bu sorunlar AKP den öncede vardi.
@dj Bey:
Bir zahmet Bible belte hangi bölgeler ait oldugunu arastirin. Haritada en az üc dört eyaletdeki bölgeler bible belt ait degil.
@nyopet:
Size de tavsiyem, birazcik ABD siyasi sistemini arastirin (bu dj bey icin de gecerli) Öyle türkiyeden ezberlediginiz terimleri (kadrolasma, anayasa ihlali) ABD icin kullanmayin.
Icki yasagi ABD bir anayasa ihlali degil, cünkü ABD de county lerdeki (bu ara hic kimse fark etmedi, eyalet bazinda icki yasagi yok, daha cok ilce, yani county bazinda bu yasaklar var) county halkin büyük bir cougunlugu bunu istese, bu countyler icki yasagini koyabilirler. Federal ya da eyalet hükümeti bunu karisamaz. Ayrica ABD sirf eyaletlerden ve countylerden ulusmuyor, ayrica okul bölgeleri var, ve bunlarda özerk. Yani bir Okul isterse evrim teorsini ders müfredatindan cikartir, hatta siz bir ebeveyn olarak cocgunuzu okuldan alip, evde okutabilirisniz, buna da home schooling diyorlar. Ha birde yerli (kizilderililer) halklarin özel yönetimleri var, onlar da istedigini yapiyor.
Yani sayin Nyopet, ne bir anayasa ihlali var, ne de kadrolasma, zaten kadrolasma olsa olsa federal hükemtte olur, ama federal hükümentin ic hukgunda cok bir yetkisi yok, ülkenin icisleri bakanligi bilye yok, secretary of interior sirf mille parklarlan ugrasiyor, vs.
Yani burada rezil olmadan önce keske biraz ABD hakkinda bilgilenseydiniz diyorum.
Ve ayrica bizim süper amerika uzmanlarinin (tabiki mustafa bey haric)birsey anlamadigi var. ABD de cogu kisi evangelistlere kiziyor,ama hic kimse onlarin yasam tarzlarin müdahale edilmesini istemiyor. Yani bizim Beyaz türkler ile oradaki liberal sol kesim arasindaki fark, abd ki liberal solcular düsmanlarini tehamül edebiliyorlar, bizde ise bunu basarmiyorlar. E neyapailm ABD nin demokrasi kültürünün 200 senlik bir mazisi var, bizde ise... (var oldugundan süphem var) :D
Yazan: cueneyd Tarih: March 28, 2008 6:08 PM
Bu geminin battigini is kendilerine gelince degil, yillardir soyleyen insanlar var. Ve su "ilhan agabey seninle gurur duyuyor" muhabbetini de birakin artik. Amerikanin bilmem carpik seylerinden bahseden illaki ilhanci bilmem kimci olmuyor. Moda oldu ulusalcilikla fasistlikle insanlari damgalamak. Evet Amerika aklini peynir ekmek ile yemis insanlar ile kayniyor. Damgalama islerini bir birakin.
Hem topyekun icki yasagini sacma bulmak ile ayyasligi savunmak nasil alakali? O zaman ayni mantikla, namaz kilan bir insan intihar bombacisi olmaya daha meyilli filan mi oluyor? Bu duzeye mi cekelim?
Ilhan selcuk gibi adamlar da bu ulkede bu sacmaliklerin uremesine onayak olan zihniyetin fikri bagajina cok katki saglamistir.
Amerika diye gozunuzun onune getirdiginiz degerleri, amerikayi amerika yapan zihniyet, sizlerin ornek aldiginiz seyler tarafindan alti oyuluyor. Ayni zihniyetten beslemen guruh bes alti yildir din kardesi gordugunuz ulkeyi ve insanlari inim inim inletirken sizler daha onlara ozeniyorsunuz, vizyon malzemesi yapiyorsunuz. Amerikanin en tutucu kesimi ile paylastiginiz zihni rezonans, diger herseyi gormemenizi sagliyor.
Arti, neyin laikligi ihrac edilecekmis amerikaya? Turkiye sanki laik bir ulke mi? Ne laikligi!? Dalga mi geciliyor insanlar ile!!?? Okullarda verilen egitim, resmen fetva veren devlet kurumlari... Ayni kurumlarin her turlu islerine gelen ideolojik nosyonu iceren yayinlar hazirlamasi, insanlara sorgusuz sualsiz sunni musluman muamelesi ile bu ulkenin laiklikle bir alakasi var mi?
Mesele bu ulkede cok basittir. Askeri burokrasi, sivil burokrasi, klasik sermaye, sonradan palazlanan klasik sermayeye tam olarak eklemlenemeyen yari-feodal "geleneksel" sermayenin klasik kavgali dovuslu olan ittifaki, meshur adiyla oligarsi cokmus ve dagilmistir. Bu toz duman ondandir. Dagilan sacilan "eski dunyanin" parcalari mevkilerini tutmaya calisiyor. Mesele iktidar olma meselesidir.
Mesela, ozgurlukcu olan YOK u kaldirmaya calisir! Bunu savunduracak "ozgurlukcu degerleri" olur. YØK u ele gecirmek ile bunu yapmis olmuyoruz...Iktidar guc ve sermaye meselesi yani..gerisi hamaset...
Ozgurluk mozgurluk ataturkculuk kemalizm falan filan isin cilasi. Sanki hic ozgurluk duymadik laiklik nedir bilmiyoruz...
Yazan: fuatogl Tarih: March 29, 2008 12:15 AM
Fuatogl,
Laikliğin ilk şartı içmekti değil mi? Ne de olsa Üsküdar sahilini laik bir park yapmak için eylem yapmıştı bir güruh. Siz çoluk çocuk sahilde gezmek istemişsiniz, ya da tek başınıza dinlenmek istemişsiniz, olur mu canım! Gez, sıkıyorsa! Sonra da suçlu çık, alkol tüketimi olan bir yerde tek başına gezdiğin için.
Haklısınız, işte bu ülke bu kadar laik. İşine geldiği kadar!
Namaz kılan insanların intihar bombacısı olmaya daha meyilli olmadıklarını düşünenlerden misiniz, bu siteye o tarz insanlar da uğruyorlar da, madem kimse karşı değil, namaza suçüstüler niye yapılıyor, toplu Cuma namazı kılındı başlıkları niye atılıyor, bayram yine hac mevsimine denk geldi yazılarını kimler yazıyor, mini etekli kızlara kezzap yalanını kimler atıyor... madem böyle düşünülmesi yanlış, düşünenler için de bir açıklamanız vardır eminim.
Sorgusuz sualsiz Sünni Müslüman muamelesi nedense kamusal alanda yapılamıyor bir tek, hayatımızın yarısından fazlasının geçtiği yer olmasına rağmen. Siz tek taraflı bakmaya çok alışmışsınız anlaşılan. Bu ülkede Diyanet’i lağvedip, herkesin istediği dini eğitimi görebileceği yapılara izin verilecek mi zannediyorsunuz, siz bana git dinini istediğin yerde öğren, sana karışmayacağım deyin, ben de size alın Diyanet’te, Din dersi de sizin olsun diyeceğim, ne yaparsanız yapın. Olmaz, değil mi? Demokrasi ile laikliği hakkıyla bir siz bilirsiniz çünkü.
Demek YÖK özgürlükçü, çaylarını asistanlarına taşıtan hocalardan da buram buram özgürlük akıyor, haklısınız. Rektörlerini de gördük, ayda bir darbe talebiyle çığlık çığlığalar! Ama bir tek siz bunları göremediniz, e, görmek için bakmak gerekir.
Haklısınız, siz özgürlük ve laikliği duymuşsunuz ama dinlememişsiniz, sadece ses olarak kalmış, anlamına dikkat etmemişsiniz. Dikkat etseydiniz, özgürlükçü dediğiniz yerlerde gerçekten bilim üretiliyor olurdu, dogmalar değil.
İçkinin zararından bahseden illa laiklik düşmanı olmalı sizin özgür beyinlerinizde, özgür alkollümüz araba kullanmış, eşini çocuğunu dövmüş, ailesini mahvetmiş… önemli değil. Zaten bu toplumda da herkes alkolü alkolizm seviyesine getirmeden içer. Ama sorun bu değildi değil mi, iktidar paylaşımıydı. İktidar paylaşımını bile içki üzerinden yapanların ve bunu komik nedenlerle koruma altına alanlara hatta yaygınlaştırmaya çalışanlara ve bunu modern davranış tipi olarak kakalamaya çalışanlara da eminim söyleyecek bir çift lafınız vardır. Malum bu ülkenin en önemli sorunlarından biri de trafik kazalarıdır. Sebebini görmezlikten gelmezsiniz diye ümit ediyorum. Ha, diyecekseniz ki, alkolü az alanlar araba kullanmayıp taksi, toplu taşıma araçlarını tercih edeceklerdir, o zaman alın içkinizi nerede istiyorsanız için derim.
Ama lütfen yine de aile yaşamının, okulların ve çocukların bulunduğu yerden uzakta olsun içki satan mekanlar. Buna da itiraz etmezsiniz umarım, çünkü tamamen laiklik dışı bir sebebi var.
Can güvenliği ve huzur.
Yazan: suzannur Tarih: March 29, 2008 4:34 AM
Suzannur hanım, siz yazdığımı okudunuz mu? stereotype sorunumuz var sanırım. Laik olmak ile içki içmek arasında herhangi bir ilişki peşindemiyim ben?
Ve hayır, her namaz kılanın intihar bombacısı olduğunu savunmadım. Bunun düzeysizlik, düz mantık olduğunu söyledim, ve alkol etrafında yapılan muhabbetlerinde bu düzeyde olduğunu yazdım.
"namaza suçüstüler niye yapılıyor, toplu Cuma namazı kılındı başlıkları niye atılıyor"
Nedeni sizce bu insanların müslüman olması mı? Buna gerçekten inanıyormusunuz samimi olarak?
Şu an kendi mevkilerini savunmaya çalışan, günümüzün daha farklı dünya ilişkilerine artık uymayan, kendini yeniden üretecek koşulları ortadan kalkan, tasfiye edilmek üzere olan oligarşinin bir kesimi bahane ve sebeb arıyor. AKP nin kimliğine uygun en iyi paranoya malzemesi, korku malzemesi "aha namaz kıldılar, aha laiklik elden gidiyor" dan başkası değildir. Yada "bunlar fazla kapitalist, memleketi satıyorlar" olayı. Karşılarında muhafazakarlar değilde mesela eski solcular olsa, ve iktidar için kapışsalar, ve bir okulda gençler 4-5 kişi toplansa kütüphane de kitap okusa "aha örgüt kurdular" denilecekti. (darbe dönemlerinde 3-4 kişi birarada gezmek örgüt kurmak ile eşder idi ve yasaktı gerçekten o şekilde gezmek!)
Yoksa aynı kesim insanların dinle ilgilenmesinden gayet memnundu, namaz kılmalarını pek isterlerdi. Özellikle bunun teşvik edildiğini herhalde artık hepimiz bilecek akıl ve yaştayız.
Ayrıca kezzap atmalar yalan değildi bildiğim kadarıyla, güzel bir propaganda malzemesi olarak kullanıldı orası ayrı. Bunlar bize çok uzak işler değil ayrıca. Oteli basıp kitlesel bir çoşku ile çatır çatır insan yakmayı görmedik mi, film efekti değildi onlar? Maraş da insan doğrayıp kurşuna dizmeler, günlük linç olayları, üniversite yıllarında çok yakından şahit olduğumuz satırlı bıçaklı saldırılar, hem cinslerinize resmen copla tecavüz etmeler, insalara arkadan yaklaşıp ensesine kurşun sıkıp ölenin ailesi karşısında terbiyesizlik yapmalar, bıçakla boğaz kesmeler hepsini BOL BOL alt ve üst yazılı şekilde gördük...bu tarz şeyler artık paranoya değildir. Her an, her yerde olmuş ve olabilen artık toplumumuzu şok etmeyen, insanlığımıza çizik atan şeylerdir.
Sizler 15 yıl önce neden böyle demiyordunuz güzel kardeşim? Kim demiş YÖK özgürlükçü diye? Şahsen YÖK e karşı epeyce işe katılmışlığım vardır öğrenci yıllarımda. Ankara da 6 kasımlarda az polis kovalamadı. Çankırı cezaevine gönderilmiş daha şansız arkadaşlarımız oldu. Diyorum ki, YÖK gibi şeyler turnosol dur özgürlükçüyüm diyenler için. 15 yıldan fazladır özellikle takip ederim kimin ne dediğini o konuda. İyi bilirim yani, bana anlatmayın. YÖK üniversitelerin üzerinde kabus gibi çökmüştür, ve sizin karşı çıkan arkadaşlarınız maalesef hep kendi özel durumlarından yök e sadece "itiraz" etmiştir. 1 Gram özgürlükçü olan insan YÖK ü kaldırmaya çalışır, ele geçirmeye çalışmaz. Sizin karşı çıkan türbanlı "YÖK karşıtı" arkadaşlarınız nereye kayboldu mesela? Bizlere cop vardı, ama bugün yök e türban meselesinden "şikayete" giden "türkiye öğrenci birliği"ne mensup arkadaşlara çay ısmarlanıyor oralarda. Bunu yaklaşık olarak 25 yıldır bas bas bağıran insanlar tekme tokat dayak yedi bu memlekette. Türk-islam sentezci, parttime-fulltime-faşist devlet kafalı (bugün bunlar sorun çıkartıyor) zihniyet ile kadrolaştıran, müfredatları saçmalıklarla dolduran, özerklik vs. gibi hayati önemdeki şeyleri tamamen yok eden uygulamalar varken üniversiteler diploma matbaasından farklı olmaz diye bağırdı gençler. İçki-sigara kısıtlansın, alınması zorlaşsın, fiyatları özel vergilerle arttırılsın, belirli mekanlardan belirli kurallara göre uzaklaştırılsın, bunlara şahsen karşı çıkmam tam tersine desteklerim. Çünkü maalesef bizde garip insan çok, ve bunlar ayık iken de garip ayrıca! Fakat Konya gibi olmasını da istemem açıkcası. Rahatça dışarıda 1 bira içmek için ne idüğü belirsiz izbe, sanki hücre eviymiş gibi gizli saklı mekanlara da gitmek istemem. İçki tüketen insan potansiyel çocuk düşmanı vs. değildir. Bu binlerce yıldır insanoğlunun tükettiği birşeydir. Örnek alma saçmalığına da girmeyelim. Bunun adı çocukları korumak da değildir, bu düpedüz bağnazlıktır. İsterse amerikadan gelsin bağnazlıktır. Bu gayet teknik bir olaydır, çok da çeşitli çözümleri vardır. Varmısınız huzurlu bir ortam kurmaya madem? Gürültülü eğlence mekanlarını el birliği ile derli toplu mekanlara toplayalım adı sanı belli olsun. Mesela şehirlerde değişik renk kodlarına bölgeler oluşsun eğlence vs.vs mekanları açısından. Duydugum kadarıyla Sao Paolo da bu tarz başarılı bir uygulama varmış. Ve bunun kararını tek bir belediye başkanı vermesin (aptal ise ne olacak?) İçki ve tütün tüketimi reklamlarına özel vergiler uygulansın, özendiriciliği en azından azaltılsın. İçkiye ve tütüne özel vergi uygulansın fiyatlar arttırılsın, özellikle sigaraya (bizde çok ucuz), ve elde edilen gelir kanser araştırmalarına yönlendirilsin, araştırma fonlarına devredilsin, gençlik aktivitelerinden kullanılsın. Huzur dedik de, şu ezan seslerine bir kısıtlama ve denetleme getirelim, bana şahsen çok düzensiz ve denetimsiz geliyor ve gerçekten rahatsız oluyorum bazen çoluk çocuğun kötü sesine, aksırma ve tıksırma seslerinden, özellikle sabahları. Başkalarının dinleri yüzünden ben sayısız defa gece gündüz bazı kötü sesli insanların bozuk bir senkronizasyon ile dinlemekten rahatsızım, rahatsız olup bunu söyleyemeyen insan da az değil, bizde annem hariç 5 kafa var. Ona artık aklı başında insanlara yakışır şekilde bir düzenleme getirelim ve saat kullanmasını bilen yada cami ile hiç ilgilenmeyen insanlara biraz daha saygılı olalım.(Beğenmediniz değil mi?) Ramazan davulu olayını, sabahın köründe kapılara vurma saçmalığını gelenek görenek adına artık onu bunu rahatsız etmeyelim lütfen, insanları rahatsız etmekten direktman ceza kesilsin. Şahsen bu saçma uygulamadan rahatsız çok sayıda insan olduğunu biliyorum. Orayı bilirmisiniz bilmem ama, ben ankara talatpaşa bulvarında yaşadım. Bol bol pavyon mekanlarının olduğu yer. Oradan, bizim polis teşkilatının tepeden tırnağa değişmesi gerektiğini öğrendim. İnsanlar öldükten sonra polis geliyor, ama ona rağmen mekanlar her zaman belindeki silah ile sokak ortasında gösteriş yapan insanlar ile kaynıyor. Oradaki esnaf ile olan "değişik" ilişkiler. Adam kayırma ile değil, standard ve "açık" bir prosedür ile insan kabul eden yolsuzluğu önleyecek sürekli denetlenen bir yapılanma oluşturulsun. Sadece bu saydıklarımla bile bugünden çok daha huzurlu bir ortam yaratmış oluruz. Ne dersiniz?Yazan: fuatogl Tarih: March 30, 2008 11:47 PM
Sayın Fuatogl ,
Öncelikle ortak yönümüzden başlayalım. Ben de üniversite yıllarında Talatpaşa Bulvarı’nda yaşadım, hatta içki ile ilgili orayı örnek verecektim. Sizin daha derinlemesine izahını yaptığınız mevzulara katılıyorum öncelikle. Kim bilir belki fakültemiz bile aynı çıkar.
Gelelim tek taraflı ezildik muhabbetine. Sizin söylediğiniz örneğin zıttını da ben söyleyeyim, bizim fakültede de tam tersi olmuştu. Başörtüsü yasağı çıktığında sakallarını ilk kestirenler kimlerdi bir tahmin edin bakalım. Bizi ortada bırakan?!
Bu olayı sen-ben ya da siz-biz derecesine indirmeden şu noktada buluşabilir miyiz, bu ülkede her dönem birileri törpülendi. Solda neler olduğunu ve insanlara neler yapıldığını bildiğim gibi sağda da neler yaşandığını biliyorum. Bu noktaya farklı bir noktadan geldim çünkü, sizin tayfayla içli dışlıyken şak öbür tayfaya trasfer! Şaka gibi, çok okumanın faydaları. Tabi benim için. Hatta bu konuyla ilgili traji-komik bir hikayem vardır ama özele girmeyelim. Neyse konuya döneyim, sol-sağ olaylarını yaşamadım ama en azından okudum ve dinledim. Ben sağcı değilim, milliyetçilik fikrinin ırkçılık olarak empoze edildiği bu günlerde bana sağcı denmesine ise asla tahammül edemem.
Din konusundaki yasaklamaları ise bizzat tecrübe ettim ve o yüzden Ankara’yı hiç sevmem, boğar o şehir beni.
Kezzap olayına gelince o olay yalanlandı ve gerçeği gazetelere çıktı, az arşiv tarayın göreceksiniz.
Aynı şeyi savunuyoruz, ne dindar, ne solcu, ne sağcı, bu ülkedeki vesayet sistemi ne birinin ne de öbürünün yaşamasına izin verecek.
Maraş olaylarını da dinledim. İki ayrı tarafın tartışmasından. Bakınız orada da aynı şeyler yaşanmış. Sadece bir taraf ezilmemiş. Baktım ki iki taraf da ölülerinden bahsediyor. Siz şunu yaptınız yok diğeri diyor ki siz de şunu yaptınız. Aynı noktaya geliyor sonuç. Birileri her iki tarafa da bir şeyler yapmış.
Demek çay ısmarlanıyor türban meselesinde şikayete giden arkadaşlara. Tüh ben o döneme yetişememişim, biz de kimse çay ısmarlamamıştı da, hatta kimi hocalar köpek muamelesi yapmışlardı, dahası da var, ama ezildik ey halkım muhabbetini sevmiyorum, anlatmayacağım.
Konya gibi olmak! İlginç, kapanan Konyalı bir arkadaşımın babası kızını evlatlıktan reddetmiş ve ona makas fırlatmıştı. Bakınız şu Konya’ya. Zaten kimse size içki toptan yasaklansın demiyor. İsteyen istediği şeyi tercih eder. Ama, bu ama’dan nefret ederim, bir çocuğunuz olsa Talatpaşa gibi bir yerde büyütmek ister miydiniz? Bu yüzden oralar aile mekanı değil, öğrencilere kiralanan evlerle doludur. Olaysız gün geçmezdi de oralarda. Ben içkinin neden olduğu dramlara da tanıklık ettim, dayım, kuzenim… Perişan hayatlar ve dağılmış aileler. Tam bir trajedi. Kimse içmeyin demiyor, içen insanların araba sürmesini istemiyor, aileye tahsis edilen mekanların uzağında olsun deniliyor.
Hemfikir olduğumuz noktalar çok fazla. Bakın, demokrasi gelecekse, bu tek başına gelmeyecek.
Ezan merkezi sisteme alınmıştı, tam da dediğiniz gibi, bu çirkin sesli okumalar yüzünden. Hoparlör olmak zorunda mı, değil. Bu da gelenekselleşmiş bizim toplumumuzda, tıpkı ramazan davulu gibi. Burada karşı olmanız gereken, gelenek, yapının kendisi değil, çünkü o yapı benim inancım. İnancım saygıyı hak ettiği kadar başkasının inancı da benim saygımı hak eder. İnancı inançsızlık olsa bile. Kimse kimseye dayatma yapmamalı. Ama dayatma yapan o kadar çok insan var ki, her iki taraftan.
Son olarak da Sivas olayları. Her inananın buna sevindiğini iddia edemezsiniz değil mi, böyle bir gaflete düşmezsiniz. İnsana dünyadaki her şeyden daha çok değer veren bir inanç sisteminde, insanların böyle bir şeye kalkışması bu dini anlamadıklarının göstergesidir bana göre, dinin dediğini değil, nefislerinin, öfkelerinin, bağnazlıklarının dediklerini yapıyorlardır. Militan bir fikirle insan öldürmenin mantığı olmadığı gibi, bu, tam bir bağnazlık olduğu gibi; dine yamayarak da insan öldürmenin mantığı yoktur, olamaz, birileri buna inanıyorsa, o insanlar durdurulmalıdır. Bir de o olayın arka planındaki noktalar var ki tamamen mide bulandırıcı. Orada kim nelere neden oldu, bu da ortaya çıkacak bir gün, eminim.
Sayın Fuat, size Fuat demem de sakınca yoktur umarım, Fuatogl garip geliyor, bu ülkede ihtiyacımız olan şey, eşitlikçi bir demokrasi. Azınlıkların mal varlığına el koyup vermeme, Kürtlerin dilini yasaklayıp bunu bilinçaltımıza terörist bir eylem gibi dayatma, insanların fikirleri yüzünden birilerine saldırması, her değişimin bu ülkede laiklik elden gidiyor safsatasıyla engellenmesi, Alevilere haklarının verilmemesi, başörtüsü takanların kösteklenmesi, cahil bırakılmaya çalışılması…
Bakın, bu ülkeye sahip çıkacak kişilere değil, bu ülkeye ait olacak kişilere ihtiyacımız var. Ve dediğiniz şeyi ben de savunuyorum. Bir gün bana gelecek sıra, bir gün size ve bazıları daim ipler elinde kukla misali oynatacak bizleri.
Şimdi tam da demokrasiyi desteklemek gereken bir zaman, ben sizin için siz de benim için orta noktada buluşmalıyız, demokraside. Bana yaşam hakkı verilmediği bir yerde size de verilmeyecek farkındayım çünkü, tersi de aynı şey...
Şunu da ilave edeyim. Karşınızda solcu bir militan için kendisini riske atmış bir insan var, hem de solculuktan dem vuran arkadaşının ortadan kaybolup da kendisini yalnız bıraktığını görmesine rağmen tavrından vazgeçmeyerek. Sonrasında sırtımdan vuruldum mu, evet, ama o, buranın konusu değil. İnsanlar kapalılardan sadece mazlumu oynamasını istiyorlar ilginç bir şekilde. O anlayış da incelenmeye aday.
Gördüğünüz gibi, dert, kişinin kendisine ulaştığında dert nihayetinde. Uzaktan ancak suçlarız birbirimizi ama konuşmak lazım ve dinlemek.
Siz de tektipçi düşünmeyin. Benim tektipçi algım, sizin de o baskıcı, vesayetçi insanlardan biri olduğunuzu zannettiğim içindi. Değilmiş. Özür dilerim. Değil, değil mi? Boşuna özür dilemeyeyim şimdi. Yarın başörtüsü yasaklanmalı diyen bir yazıyla karşıma gelirsiniz diye tedbir alıyorum şimdiden :) Özürümü,onun kıymetini bilmeyecek birine sarf etmek aptallığına düşmek istemem. Halkların eşitliği arkadaşım :)Şakası bir yana, hakikaten, eşitlik. Herkese. Bu benim inandığım şey, sizi bilemem.
Sadece kendimizi savunarak bu zihniyeti yenemeyiz. Dediğiniz gibi, işimize gelen haksızlığı haksızlık olarak görüp reddetmezsek, ancak bu günleri yaşarız, demokrasiyi değil.
Saygıyla.
Yazan: suzannur Tarih: March 31, 2008 6:57 PM
Texas Dallas da Hyatt Regency otelinde bir Pazar öğleden sonrasında bir duble alayım dedim, barmen vermedi;
"Kilise zamanı, dörtten sonra gel."
Şu her türlü ahlaksızlık yayıyor diye ciyaklanan Dallas dizisinin konu alındığı malumunuz olan şehir...
Floridanın Mexican Gulf sahil şeridi üstündeki her bir kasabanın ayrı kanunu var mesela...kimisinde hepsi var, kimisinde o yok bu var vs vs vs.
Şimdi bunu alır buraya konu eder bir de harita çıkarırsanız ve üstüne de "laik devlette içki yasağı" derseniz AKP nin yerel yönetimler aracılığı ile hemen hemen her ilde, ilçede uyhulamaya kalktıklarına bakar ve aynuı derseniz elma ile armutu toplamaya kalkmış olursunuz;
Akyol un yazısı da buna yani elma ile armutu toplanmakta...
...Amerika'nın eyaletleri "county" lere bölünmüştür...
...eyaletlerin farklı kanunları olduğu gibi bazı "county" lerin kendi kanunları var.
Bunların içerisinde bulunan belde, köy, kasaba ve şehirlerin de kendi kanunları olabilmekte.
Zaten yazısında da azıcık değinmiş.
Mesela;
Trafik polislerinin radarlarını yakalayan radar dedektörleri bazı eyaletlerde yasal iken bazılarında yasaktır...
...keza silah taşımak, bulundurmak öyle.
Bunun aynısı bırakın içki satışını, bazı kasabalarda bar ve gece kulübü bulamazsınız...
..ama bir kaç kilometre gider diğer bir kasabada her türlü alkollü eğlence sektörü servisinden faydalanabilirsiniz...
...hatta para karşılığı seks de yapabilirsiniz.
Anlayacağınız kimse kimsenin cebine elini sokmaz, sokamaz, sokturmazlar...kimse de kimseye ne yapacağını söyleyemez.
Bu işler bir yerden sonra yaşam alanlarını planlama işidir...
...yazarın götürüp de ucunu bağladığı din, iman, özgürlük, laiklik işi değildir.
Gidiniz Kıbrıs'a...
...her türlü gece klübü, pavyon sektörü vardır ve şehirlerden uzak bir bölgede planlanmıştır.
Şimdi tepedeki yazıyı bir de bu bilgiler çerçevesinden bakarak okuyunuz...ne derece objektif bir yaklaşım sergilediğine de kendiniz karar veriniz.
AKP dincidir...
...özgürlükçü, libral, laik, demokrat değildir.
Bünyesinde barındırdıklarına, tabanına bakacaksınız.
Zırt pırt "ARTIK DEĞİŞTİK" demelerine bakacaksınız...
...dediklerine ve yaptıklarına bakacaksınız.
Ama mertçe bakacaksınız...sonra yazacaksınız.
Yazan: hubbez Tarih: May 6, 2008 5:47 AM