« Kürtler İçin, Kürtlere Rağmen | Ana Sayfa | İslam Dünyası Niçin Geri? (II) »
March 3, 2008
İslam Dünyası Niçin Geri? (I)
[3 Mart 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Milliyet yazarı Yaman Törüner köşesinde “İslam Gerçeği” başlıklı bir dizi başlattı. Amerika’da son yıllarda yükselen “İslam fobisi”nin en başta gelen körükleyicisi olan Robert Spencer’ın tezlerine atıfta bulunarak, “İslam dünyası niçin geri” diye soruyor ve sorunun kaynağının doğrudan İslamiyet olma ihtimalini irdeliyor.
Önce bir düzeltme yapayım. Sayın Törüner Spencer için “Musevi” demiş. (Bunun üzerine de kendisine gelen ve köşesinde yayınladığı okur mektuplarında “Yahudi’den mi akıl alacağız” gibisinden anti-Semitizm kokan inciler saçılmış.) Ama bu bilgi yanlış. Söz konusu yazar aslında Katolik Hıristiyan’dır. (Tabii buradan anti-Katolik bir anlam çıkarmak da ayrı bir saçmalık olur.) Dahası Spencer, İslam’a karşı epey fanatik bir muhaliftir. Kendisiyle iki ayrı sempozyumda uzun uzun tartıştığım için biliyorum.
Neyse, gelelim meselenin özüne. Bugün İslam dünyasının, özellikle de Arap aleminin, hiç de parlak bir durumda olmadığında sanırım çoğumuz hemfikiriz. Demokrasiden eser yok, özgürlükler mumla aranıyor, sosyo-ekonomik düzey çok geri. Spencer gibileri, bu duruma bakıp “sorunun kaynağı İslam dinidir, zaten bakın, falanca İslami kaynakta geçen şu dini hüküm despot ve çağdışıdır” diyorlar.
Oysa o İslami kaynakta geçen o dini hüküm (örneğin “kadınların aklı eksiktir” gibisinden bir “ilmihal bilgisi”) aslında bir “sebep”ten çok bir “sonuç” da olabilir. Yani, bu örnek üzerinden gidersek, İslamiyet, kadınları küçümseyen hükümler getirmiş değil, kadınları küçümseyen ve Ortadoğu toplumlarında zaten var olan bir zihniyet İslamiyet’e “sızmış” da olabilir. Nitekim bugünlerde Diyanet İşleri Başkanlığı’nın desteğiyle bir “hadis revizyonu” projesi üzerinde çalışan Ankara Üniversitesi’ne bağlı ilahiyatçılarımız da bu sorunun altını çiziyor.
Zaten din sosyologları çok iyi bilirler ki, din dediğimiz olgunun içinde, onun ilk baştaki “ilahi” özü dışında, pek çok “insani” ve “tarihsel” unsur da vardır. Hatta bu ikinciler giderek daha da baskın hale gelebilir. “İslam dünyası niye bu halde” sorarken işte bu “insani” ve “tarihsel” unsurları mutlaka hesaba katmak lazım.
Peki, bunları hesaba katınca nasıl bir tablo çıkar önümüze? Cevabı, Çarşamba’ya...
NOT: Aysel Tuğluk ve ‘ılımlı İslam’
DTP Diyarbakır milletvekili Aysel Tuğluk, “Kürtler için, Kürtlere rağmen” başlıklı son yazım üzerine nazik bir mesaj yolladı ve o yazıda atıfta bulunduğum görüşlerinin yanlış anlaşıldığını söyledi. “Kimseye ittifak çağrısı yapmadım; hele bazılarının belirttiği üzere Kürt reddiyesi etrafında oluşmuş, neo-İttihatçı ulusalcılara, ‘gelin birlik olalım’ mealinde ve kastında bir ifadem olmadı, olamaz!” dedi.
Buna ancak memnun olabilirim. Ancak Sayın Tuğluk, “demokrasimiz ve geleceğimiz açısından ciddi bir risk teşkil etmeye başlayan ‘ılımlı İslam’ dayatmasına karşı demokratik, aydınlanmacı, ilerici, sol ve gerçek Türk yurtseverlerinin Kürtlerin desteğini kazanması gerektiğini” de belirtti ki, ben de zaten bunu eleştirmek niyetindeydim.
Bu “ılımlı İslam” kavramı üzerinden kurulan ve Türkiye’de son yıllarda pek tutulan komplo teorileri, gerçekleri hiç yansıtmıyor. Amerikalılar bu kavramla, teröre karşı çıkan, şiddeti reddeden, demokrasiyi benimseyen İslami anlayışları kast ediyorlar. “Türkiye Müslümanlığı” ise, bazı marjinal gruplar dışında, zaten böyle bir şey. Hiç bir Batılı’nın “Türkiye ılımlı İslam devleti olsun, şeriatın hafifini uygulasın” dediği yok. Ama biz “devlet” ile “toplum”u ayrıştırmaya pek alışık olmadığımız için, toplumun kültürüyle ilgili tanımların devleti de bağlayacağını sanıyoruz. Ve “Türk’ün Türk’e komplo teorisi” usulüyle yuvarlanıp gidiyoruz…
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: March 3, 2008 10:53 AM




Gavurlarin “truth in advertising” diye bir ifadesi vardir. Bazi iddialar, fikirler one surenin kimliginin bilinmesi manasinda reklam metaforu. Bu yazinin yazari Yaman Toruner’in de kim oldugunu bilmek yazdiklarini manalandirmada yardimci olur saniyorum. Oyle ya kendisi Robert Spencer’i Yahudilestrmis. Belki de kasitli olarak o mailleri uretmek icin yapti carpitmayi; belki de Islam’dan bu kadar nefret eden biri Turkiyeli olmadigina gore, olsa olsa Yahudidir gibi bir on yargisi vardi , kimbilir (eger Emin Colasan’in ‘bir okurum aynen boyle dedi’ cinsi degilse)
Bu sahis hakkinda Merkez Bakasi Baskani iken kur manipuasyonu ile kisisel kazanc saglamak, Bankanın Yardımlaşma Sandığı Vakfından para icleme gib bircok suclari tespit edilmis idi fakat malum bosluklar, zaman asimlari ve guclu dostlar vb mekanizmasi ile kurtulmus idi Mesut Yilmaz, Koray Aydin ve diger hortumcular gibi.
Su sozler de ona aittir:
““Bütün dünyada ülkeler elit bir sınıf tarafından yönetilir. Bu sınıf, bürokratlar, medya sahipleri ve çalışanları, yargı organları üyeleri, üniversite mensupları, sanatkârlar ve bunları finanse edenler ile ülkenin zenginleri tarafından oluşturulur. Gelişmekte olan ülkelerde, bu sınıfa 'silâhlı kuvvetleri' de eklemek gerekir. (..) Bizde de bu anlamdaki demokrasi yerleşiyor. Tayyip Bey'i, Deniz Bey'i ve Devlet Bey'i kafanızda yan yana oturtun. Kimi 'başbakan' görmek isterseniz ona oy verin. Artık, hiçbirinin hâkim sınıfları karşısına almaya çalışacağını sanmıyorum.” (Yaman Törüner, 'Ülkeyi kim yönetecek?', Milliyet, 9 Temmuz 2007).
Herhalde hakli. Soygunculuk yapan elite dokunulamadigina gore.
Esas noktaya gelelim.
Gazeteleri takip ediyorsaniz her gun laikci rektorlerin yolsuzluklari, hortumlari, es dopstu universite ciftliklerine yerlestirmeleri, OSS’de 176 puan alan olgunu “İngiliz”: diyerek Yildiz Mimarliga, universiteye “arstirma gorevlisi” diye aldiklari YOK uyersi kizini Ortadogu’ya doktoraya yollamalari, butun sulalesni universtede ise almalari (19 Mayis Univ'den Ferit Berna ornegin) gibi “kazanimlarla” biliriz. Diger laikci kahramanlardan Cem Uzan’in ailesi o okyanus senin bu okyanus benim. Basortululeri S. Arabistan’a gonderen Morrison Sulu’nun son hirsuiz yegeni de Yargitay'da dosyasinin kaybolup tam da sure asimnin doldugu gunun ertes gun bulundu.
Bu verileri manalandiran enfes bir analiz yazmisti Mumtazer Turkone.
“Rant ekonomisinin ideolojisi olarak laikçilik” basligi ile.
Bkz: http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=526159
Evet noktalari birlestrin ve “korkularin”, nefretin nedenlerini anlayin.
Iste size resim. Nerde vurguncu soyguncu, sahte elit, mirasyedi, Cumhuriyet’in “kazanimlari” ile gecinen, gasp edilmis mevzileri isgal eden var ise laikcidir. Oyle olmak zorundadir. Kalkip agizlarindan cikan her hezeyani ciddiye alip savunmaya gecmek gereksizdir. Boyali meydanin koro halinde soyledigi son sarki “Islam” veya dini “mercek altina” almaktir.
Radikal’de T. Alkan da yabanci olmadigimiz Dawkins’in bilgelik incilerini sunmus. Ne tesaduf ama di mi? Oysa dun Deniz Hoca, Ilhan Hoca ile beraber hep bir agizdan “turbanin Islamdaki yeri” konusunda fetva veriyorlar idi.
Tavsiyem noktalara odaklanmak yerine “buyuk resime” bakin; seytanin son oyununu ancak boyle desifre edebilirsiniz.
Laikci entellektuel gibi ahlakli laikci de oksimorondur.
=============================
Aysel Baci, soylediklerin (ilimli islam) tipik "laikci soylem" . Artik Demokratik Bati'dan umidini kestiginiz, be ABD sizi sattigi icin, idumeni eski dostlariniz olan Stalinist, totaliter CHP'den, ve geleneksel din dusmani entitelerden yone kiriyorsunuz. Yeme bizi. Sizin baslaNGICINIZI DA DAHA DUNE KADAR KIMINLE YATAKTA OLDUGUNUZU DA BILIYORUZ. Deniz'e dusen Deniz'e sarilir ve dahi sular mecrasini bulur. Dusmaninizin ne asker, ne CHP ne MHOP olmasi bosuna degil. KOkunuz" COZUM! O zaman geri donusum kutusunda serefli yeriniz alacaginizi biliyorsunuz. Hayirini gorun batan geminin. Sizde bittiniz. Dune aitsiniz; yarina degil.
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: March 3, 2008 1:46 PM
islamın ilk emri oku olmasına rağmen musluman toplumların bu denli geri kalması gerçekten çok acı.bunun kaynağını ise islamda aramakada o denli yanlış bakınız muslumanlığın gerçekten yaşandığı ve yaşatıldığı dönemde bir çok islam alimleri sadece dini konularda değil tıp astronomi gibi fen ilimleriylede adlarından hala bahsettirmektedirler.lakin ne zamanki islam sömürülmeye başlanmış din uzerinden hurefeler yayılmış,dahası insan kaynaklı yanlış bilgiler sokulmuş o dönemde muslumanlar gerilemiş..
zaten islam yaşanması gerektiği gibi yaşanılsa musluman toplumlarda bu halde olmazdı..
saygılar...
Yazan: drbetul Tarih: March 3, 2008 3:59 PM
Bertrand Lewis'in bu soruya cevabi: Ozgurluk Eksikligi. Cogu Islam ulkesi bir acik hava hapishanesi gibi. Nobel odullu bir ekonomist, ozgurluk ile ekonomik refah arasinda bir korelasyon kesfetti.
Yazan: sarp Tarih: March 3, 2008 7:27 PM
islam'in ilahi ozu bir iman meselesidir. mesela siz, dinde insani unsurlarin otesinde ilahi bir hakikat olduguna inanmissiniz. ama o hakikati musluman olmayanlar gormez. zaten gorseler musluman olurlardi. onlar gordukleri, dunya uzerinde yasayan dine islam diyorlar ve onu elestiriyorlar. demem o ki bu elestirileri susturmak icin sozle islamiyet bu degil demek yetmez, icraatla bunu kanitlamak lazim. bunda basarili olamadikca, ne kadar cirpinsaniz bos.
Yazan: dj Tarih: March 4, 2008 9:30 AM
suçu yine başkalarına atıp,sorunu ıskalıyoruz..
genellemeler kime ne sağlayacak anlamış değilim..
tamam laikçiler çok kötü insanlar,rüşvetçi,hortumcu falan filan..
böyle olması bizin sorunlarımızı çözüyor mu?..
laikçilerde kalkıp bunun üzerine farklı argümanlar ileri sürüyorlar..onlar çok kötü de bizimkiler sütten çıkmış ak kaşık mı?
müslümanlar ne kadar islam ahlakı üzerinde?..bu insanların İslami bir referansları yok,ne yapsalar mazurdur belki..bizim ahlaksızlarımız ne olacak?.
dini düşüncede reform yapılması vakti çoktan gelmiştir..geçiyor bile..
diyaneti geçmiş kelmış olsa da hadis çalışmasından dolayı tebrik ediyorum..
saygılar..
Yazan: deniz Tarih: March 4, 2008 9:50 AM
Bulmaca:
1. Bertrand Russel ile Bernard Lewis'i birlestirirseniz ne cikar?
2. Bernard Lewis kimdir, neyi nicin "kesfeder"? ajandasi varmidir, yokmudur? Nasil Bush ve neoconlarin akil hocasi olmustur?
3. Neden bu ulkenin Sarp gencleri kendilerine bakmak icin New York'un Yahudisi'nin gozlugunu kullanir?
Not: "cunku Yaman Toruner Robert Spencer'i kullandi" cevabi kopye sayilir.
Odulunuz cevabin kendisidir.
Yazan: Marcel Nietsche Tarih: March 4, 2008 10:38 AM
Islam dunyasi neden geri?
Soruya serh koyuyorum; hukum barindirdigi icin.
Ya “geri” degilse?
Burada Mustafa Bey genis kabul gormus, icsellestrilmis, tartisilmasi daha gereksiz gorulen bir hukmu baslangic noktasi yapmis. Nihayet bir gazete icin kose yazisi yaziyor “big bang” dan baslayarak anlatamaz mevzuuyu.
Ama oyle yapacak olsa idi once bir "geri" ve "ileri" kelimelerinin tanimlanmasinda hangi kistaslarin kullanldigi, bu kistaslarin asikarmi yoksa belirli bir hayat felsefesi, inanis kabulu mu (mesela materyalizm) gerektirdigi gibi konulara girme zarureti hisseder idi.
Islam dunyasinin Bati ile kiyaslandiginda “birseylerde” geri oldugunu kabul etmek gerek; ama diger “birseylerde” de onun cok ilerisinde oldugunu. Ileri medeniyeti temsil etmiyor Bati benim icin. Bunun icin gayet objektif veriler sunabilirim tarihten ve bu gunden. Bati ileri biz geri dedigimizde kullandigimiz kriteri biz gozden gecirsek nasil olur.? Bu kritere gore Israil ve ABD muhtemelen “en ileri” ulkelerdir. Burada bir Yahudi muhibbi Israil Lubnan’da katliamlar yapar iken “onlari suclamayin, onlar kitap okuyorlar’ caliskanlar kabahat bizde…” demisti.
Ne Yaman Toruner, ne Robert Spencer ne de Bernard Lewis’in yargilari ciddi, samimi fikir egzersizi olarak ele alinip karsi gorusler uretmeye deger bulmuyorum. Birinin sicilini yukariya koydum. Digerlerininkini de koyarim gerektiginde.
Ama onlardan bagimsiz olarak “neden maglup durumdayiz” neden maddeye hukmetmede geriyiz gibi farkli sorular sorulabilir. Mesele hakikat arayisi oldugunda konu tartisilir, gerektiginde oz elestiri de yapilir.
Bu tartisma burada cereyan etti bir nebze. Mustafa Bey daha once Hadi Uluengin’in bir yazisini baz alarak Islam Savaslari” basligi ile bir yazi yazmisti da, itiraz etmistim. Sonra o itiraz serhini yaziya donusturp bloguma koydum. Dileyen, ve wordpress’e ulsablen mutlu azinlik icin:
“İslam Savaşları” mı dediniz?
http://bekirlyildirim.wordpress.com/2007/01/04/%e2%80%9cislam-savaslari%e2%80%9d-mi-dediniz/
Digerleri icin yazinin son kismi soyle idi:
Dostlar,
Tarih kitabi kapanmadı. Hemen kendimizi mağlup ilan edip “niye kaybettik” sorusunu sormak için zaman biraz erken. Bizim “geri kalmışlığımız” birkaç yüz senelik bir vakıa. İnsanlık tarihinde bir an kadar kısa. Roma’da “ileri gitmiş” idi. Bir Müslüman “ileri gitme” yi Bush veya Judeo-Haclılar gibi tanımlayamaz. Hulagu da kazanmış idi Bush gibi. Gecen bir Zaman gazetesi makalesinde İbrahim Kalın, söyle bir tarihi anekdotu naklediyor: Kissinger zamanın Cin liderine Fransız ihtilali hakkında ne düşündüğünü soruyor. Cinli “henüz karar vermek için erken” diyor. Durun hele, tarihin sonu gelmedi. İlla kendi hayatınızda zaferi göreceğinize kim söz verdi ki? Türk toplulukları da İslam toplulukları da diğerleri de küllerinden yükselmediler mi tarihte defalarca?Bugün bana kimse Müslümanların dış müdahaleler olmadan kendi haline bırakıldığı, kültürlerine yönetimlerini kendilerini şekillendirdiği bir tek ülke gösterebilir mi?
Biraz daha günümüze gelir ve daha spesifik nedensellik tahlili yaparsak komünizmin çökmesi İslam dünyası için çok kotu oldu diyebiliriz. İki bloğun
güç dengesinden oluşan “detant” İsrail-ABD Inc”in de Rusya’nın da kolayca istediği ülkeyi fethetmesine engel idi. Simdi tek süpergüç mahallenin tek kabadayısı, dünya hakimiyetini pekiştirmek için önünde tek engel gördüğü İslam’ı hedef tahtasına oturtmuş durumda. Sahi bu kadar güçsüz isek Bati dünyası bizden neden bu kadar korkuyor ki?
ABD ve genelde Bati ülkelerinin dış politikalarının nasıl yapıldığını anlamak için onların iç politikalarının nasıl yapıldığını bilmek gerekir. Bunu anlamak için de oradaki fikir fabrikalarının müdürleri kimlerdir, hangi mekanizma ile oraya gelirler, insanlar nasıl yönlendirilir taa ilkokuldan itibaren, neden nüfus olarak ABD’nin %2’sinu olsu turan bir dini-etnik grup medya’nın %60′ini, medya patronlarının nerde ise tamamını oluşturur gibi sorulara nesnel cevaplar aramak gerekir. Yasayan en unlu Oryantalist, neconlarin bas-papazi Bernard Lewis söyle dedi bir C-Span Programında: “Bizim Ortadoğu’ya ilgimizin iki nedeni vardır: İsrail ve Petrol. İsrail yakında bizim yardımımıza ihtiyaç duymayacak kadar güvende olacak, petrol de 50 seneye bitecek. Ondan sonra onları (orta Doğu’luları) kendi kaderleri ile bas basa bırakabiliriz.”
Ben bu verileri çok yerde sundum. Kimse “hayır o veriler yanlıştır” demedi,. Hemen her zaman “antisemit”, Komplo teorisyeni” gibi damgalarla bu söylemlerin sahipleri marjinalize edilmeye çalışıldı.Bu marjinalizasyon metodunun kitabini yazan da bahsi gecen beynelmilel Yahudi’dir. Kimse bunları kendi fikri diye piyasaya sürmesin. Orijinal kaynakları var bende.
Hasıl-i kelam “external faktör” de vardır internal faktör de. Nasreddin Hoca tabii ki penceresine demir çaktırmalı idi, kapısına sağlam kilit vurmalı idi ama lütfen kendisinden 8 bin km uzakta kendisine hiç zararı dokunmak söyle dursun bütün günahlarının onun emirleri, yardim ile isleyen diktatörün ülkesine gelip 2 milyon kişinin katline ve açlıktan ilaçsızlıktan ölümüne sebep olan hırsızın hiç mi kabahati yok” ? Bu hırsızın kim olduğunu sorguladığımda eğer bana “komplo teorisyeni, radikal, antisemit” diyecekseniz sorarım sizler niye değilsiniz?
Su anki duruma bakarak “niye onlar kazanıyor” sorusu bence abes bir sorudur. O’nun elinde 20 bin nükleer bomba var; Pakistan’ın elinde 2-5, Iran bir tane yapmayı düşünüyor iddiası ile İsrail_ABD Inc ve arkasına taktiği yalakalarının hedefinde; ve Türkiye’deki, Arap ülkelerindeki Müslümanlar da “bize zararlı olur, onlar Şii, Türkiye’nin, Mısır’ın çıkarı…” diyor iken “neden biz bolunmuşuz” sorusunu sormaya hakkimiz var mi?
Bir duşunun lütfen. Diyelim ki Yahudiler bizim durumumuzda idiler ve biz onların. Bir Yahudi ülkesi diğer bir Yahudi ülkesinin nükleer güçe sahip olması ihtimali doğduğunda Türkiye ve diğer sözüm ona “Müslüman” ülkelerin tepkisini mi gösterirdi? İste SORUNUZUN CEVABI BURADA YATIYOR. ÖZ-eleştiriye en küçük birim olan kendimizden başlayalım.
Washington’daki “gururumuz” olan Zeyno Baran adında bir kızımız Siyonist Yahudilerin Hudson Enstitüsü’nde ABD-İsrail Inc’i “Islami radikalizm” den korumak için projeler geliştirmekle kalmıyor bos zamanlarında da Kongre’ye gidip onları “islimi tehlike” konusunda uyarıyor. Hafta sonlarında da Türkiye’de darbe planlıyor adsız “yüksek rütbeli askerler” ile. Siz bana İsrail için bunu yapacak kaç tane Yahudi bulabilirsiniz? Fark mi arıyorsunuz BİZ ve Onlar arasında. İste size fark. El alemin Mata Hari’si var bizimkisi karsi taraf için çalışıyor.
Simdi bu kız “Biz” den ise sorabilirsiniz bana niye “biz” geri kaldık diye. Nişantaşı’nda kaç tan Türkçe isimli dükkan biliyorsunuz? Merkez medyanın, ve kutsal devletin pompaladığı kültür,. değerler kime ait? Bunların sorumluluğu “bize” mi ait? Ama BİZ kimiz dostlar? Leyla Şahin’in hesabini bana sorun ama Fadime Şahin kim?
Daha çok konuşabilirim. Ama herhalde mesajım kaybolmadı. Gene de birkaç maddede özetleyeyim:
1. İslam dünyasının “geri kalmışlığı” (materyal
ölçütler ile) hiç de biricik değildir.
Filistin, Irak veya Lübnan’daki Hıristiyan topluluklar, Afrika’daki Hıristiyan ülkelerin durumu fazla farklı değildir Müslümanlardan. Diğer örnekler yukarıda.
2. İslam veya genelde Doğu medeniyetlerinde materyal hırsları frenleyen inanışlar hakimdir. Doğu felsefeleri dünyevi zevkleri, hümanizmi yüceltilmesine genellikle cevaz vermezler. Kimse bana aksi örnek vermesin bugünün Cin, Japonya, Kore’sinden. “there is enough for our need but not for our greed” (ihtiyacımıza yetecek kadar var ama tamahımıza değil) (M. Gandhi) felsefesi Asya’da dun hakim idi, bugün dahi ölmemiştir henüz, ama ABD’de “greed is good” (tamah iyidir)(İven Boesky) MBA programlarında gizli sloganıdır. Bu tabiatı ile bizim onlar ile ayni kulvarda yarışmadığımız, ayni mutluluk, hayatin manası tanımlarını yapamayacağımız ve ayni gayeler ile motive edilmeyeceğimiz sonucunu doğurur.
3. Oryantalizm, sömürgecilik ve günümüzdeki Neo-Judeo-Haçlı akınlarını dışarıda bırakan bir analiz “su mektepler olmasa idi maarifi çok iyi idare ederdim” diyen Maarif vekili Hasan Ali Yücel yaklaşımıdır.
4. Özeleştiri “ÖZ” içerisinde yapılır. geçmişte bu sitede bu “özeleştiri” yapma “erdemini” sergileyen “dostlar”in yazdıklarına, kimler olduklarına ve buna cevap yazacaklara bakarsanız bunun manasını da “niye biz geri kaldık” sorusunun cevabini da daha iyi anlarsınız. Kimi Hıristiyan, kimisi ateist, laikçi, kraldan çok Batici bu taife “biz Islımdan dolayı geri kaldık” derken kastettikleri “siz” dir, kendilerini hariç tuttukları bir “biz” kavramı onlarınki.
Tekrar ediyorum BİZ KIMIZ? Kurtuluş savasını kaybetse idik Nişantaşı’ndaki dükkanların isimleri ne olurdu? Rektörler “Keşke Anadolu Hıristiyan olmasa idi” mi derler idi? Generaller kimi “Anadolu’nun denizinde boğarlar” idi? Yanlış sorular değil mi? Rahatınızı kaçırdı isem özür dilerim.
Bugün Türkiye dahil bütün İslam ülkeleri işgal veya saldırı altındadır. BİZ dediklerimizin çoğu bu işgal ordularının neferleridir.
5. Nifak çok ciddi bir problemdir ve kökeninde nefis ve beslediği kişisel ihtiraslar yatar. Bu da İslam’a özgü bir durum değildir fakat İslam topraklarında yaygın olarak kullanıldığı ve düşmanın en çok bunu somurduğu de acı bir gerçektir. Bu gün Irak’taki “mezhep savası” denilen olayın da Kurt-Arap savaşlarının kökeninde kişisel hırslar ve bunların Batılılarca sömürülmesi yatar. Sadece Orta-Doğu’nun yakın tarihi muhteris kabile reisleri ve onları kullanan Lawrence’larla doludur. Saddam’in kısa biyografisi tavsiye olunur. Bu konudaki yazım pek yakında burada!
6. Bilimde bir faktörün sonucu nasıl etkilediğini araştırmak için diğer faktörler sabit tutulur sadece o faktör değişken olur. Eğer “islami toplumlar neden geri kaldı” ya da “Islami toplumların geri kalmasdinda inanışın rolü” gibi tek bir parametreyi değerlendirmek istiyorsanız öncelikle bu toplumların kendi kaderlerini belirleyebileceği bir dünya düzeni sağlamalısınız. O zamana kadar “İslam’dan oluyor reform yapmadık, Islami folklorleştiremdik de ondan” turu söylemler sübjektif bos laflarıdır.
Son olarak Somali’de Islama Mahkemeler Birliği adında Lübnan’daki Hizbullah’a benzer bir Islami birlik ülkenin çoğunu kontrol etmeye başlamış idi. Bununla beraber kanunsuzluk büyük ölçüde azalmış, refah seviyesi yükselmekte idi İsrail-ABD Inc. hemen duruma el koydu ve Etiyopya’daki piyonlar vasıtası ile ülkeye işgal orduları sevk etti!
Bir taraftan bu birbirini kiran kardeşlerimize “durun ne yapıyorsunuz; kime alet
olduğunuzu görmüyor musunuz” derken diğer taraftan da modern Hulagulara karşı direnen herkese elimizden gelen yardımı yapmalıyız. Yoksa tarih bizleri affetmez. Allah’ın isine karışmaktan korkarım.
Bu yazdıklarımdan kimse “Müslümanlara toz kondurmuyor; onların yaptığı her şeyi savunuyor” yorumunu çıkarmayacağına güveniyorum. Bati’nin medeniyete katkıları konusundaki bakışım Muhammed Hatemi’ninkine yakındır. Bu yazı bir “bütün kabahat bizde” argumanna cevap mahiyetinde olduğu için “onların artıları” yeteri kadar vurgulanmamıştır.
Not: Uluengin’in “İslam Savaşları” dediği sadece “mezhep savası” ilan ettiği savaşların neden hiçbirinin öyle olmadığını açıklamayı dahi lüzumsuz gördüm. O iddiaları paylaştığını söyleyen olursa hepsini de cevaplarım.
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: March 4, 2008 5:44 PM
Ilımlı İslam denilen şey ABD'nin Türkiye'ye uygulamak istediği projedir. ABD'nin sözcülüğünü iyi yapıyorsunuz, devam edin.
Yazan: Efe Tarih: March 4, 2008 6:10 PM
Geri kabul edilmenin nedeni birkaç başlık altında incelenirse kültür, ekonomi, ve bireysel hak ve özgürlüklerden oluşan bir skala öngörülebilir. Kültürel anlamda geri ya da ileri tasavvuru olamaz, çünkü kültür sizi siz kılan değerler(nitel, sayılamaz, ölçülemez) bütünü olarak karşımıza çıkar. Örneğin bayramlarda yediğiniz baklava, dolma... sizi diğer kültürlerden daha ileri ya da geri kılamaz. Olsa olsa zengin bir mutfağın şanslı evlatları olduğunuz düşünülür.
Kültür dayatılan kültürü benimsememek olduğunda adı geri kalmışlık oluyorsa sanırım burada tek taraflı subjektif bir algının (kültürel dayatma) olduğu sonucuna ulaşabiliriz.
Ekonomiyi ele aldığımızda zengin olan İslam ülkelerine baktığımızda en büyük zenginliklerinin petrol olduğunu görürüz ve bu zenginliğin paylaşımından doğan adaletsizlikler ve çıkar savaşları ki bu, ister ulusal alanda olsun ister de uluslararası alanda. Suyunuz varsa vermelisiniz, petrolünüz varsa vermelisiniz, elmasınız varsa vermelisiniz ve bunun için müslüman olmanıza bile gerek yok. Din burada belirleyici olmaktan kurtuluyor, ne mutlu!
Bireysel hak ve özgürlükler alanında ise, çoğu islam ülkesinin İslami rejimle değil de askeri rejim, krallık rejimi gibi rejimlerle yönetilmelerinden kaynaklanan baskı nedeniyle büyük bir problem vardır.Şunun şurasında zaten biz de demokratik bir cumhuriyetin laik yönetimi altında yaşamıyor muyuz? Yani halkın çoğunluğunun müslüman olması o ülkeyi İslam devleti yapar mı? Yapar derseniz ülkemizdeki laikçileri kızdırır ve gericilikle suçlanırsınız; yapmaz derseniz olmadığımız bir şeyin neden bizi geri bıraktığını ya da bırakmadığını ispatlamak zorunda bırakılıyoruz ki?
Ülkemiz geri ise, bu müslümanların suçudur(!), haksız da sayılmazlar nüfusunun çoğu müslüman olan bir ülkede bunun suçu başkalarına atılamazdı herhalde. Ülkemiz ileri kabul edilseydi acaba bunun sağlayıcısı olarak kimler görülürdü merak ediyorum.
Bir de bir öngörüm var ki sanırım bunun öngörü olması bilimsellikten uzak olduğunu baştan kabul etmek anlamına gelecektir. Ben islam dünyasındaki en büyük problemin, diğer ulusların onlar üzerindeki oyunlarından çok, bu ülkelerdeki ırka/mezhebe dayalı fikirlerin siyaset alanındaki çıkar savaşlarından kaynaklandığını düşünüyorum. Bu da doğal olarak insanları birbirine düşürmeye, sizin hangi yaşam sınırında yaşamanıza karar veren ülkelerin yaptıklarına dur diyememeye, oyunlarda piyon olmaktan kurtulamamaya neden oluyor.
İslamda olmayan/yasaklanan (kin, nefret, adaletsizlik,cinayet... gibi) kavramları içselleştirerek bunlar üzerinden siyasetini sürdürmeyi İslam adına gösterip kendi kişisel çıkarları için kullananların İslam'ın temsilcileri olarak kabul edilmelerini ise tarihin en büyük çifte standartlı genellemesinin riyakar söylemi olarak görüyorum.
Şöyle bir soru sormak gerekiyor, Hristiyan dünyası ileri mi? Ya da ileri olduğu varsayılan hangi Hristiyan dünyası... hepsi mi?!
Kim ne kadar hristiyan ve kim ne kadar müslüman...? Devletlerin dini olur mu ve dindarlık dereceleri, olursa Amerika ne kadar Hristiyan, ne kadar Yahudi, ne kadar müslüman? Ve Amerikanın hangi parçası daha ileri?
Yazan: suzannur Tarih: March 4, 2008 11:50 PM
Cok guzel sorular Suzannur Hanim. Dogru cevabi bulmak icin dogru sorular sormak lazim. Boylesi ezber bozan dusunceye sevk eden sorular.
Su "ileri medeniyet " uzerine elimde pek cok istatistiksel veri var, yilda kac kisinin haya sigiortasibndan para almak icin aile fertleri tarafindan olduruldugunden tutun, hayatta ortalama kac defa esini aldattigina kadar. Zaten kotami astim; kalsin simdilik.
Bizde "ileri baticilik", cagdaslik, laiklik icin kullanilan olcutler, sembollerin hemen hepsinin cinsellik, zevkperstlik, maddecilik bazli olmasi tesaduf degildir. Oysa Batililigin cagdasligin en belirleyici degeri "farkliliga tolerans" ahlakliya da ahlakasiza taninan hurriyetin aynisin tanimak, degerler felsefeler icin bir serbest pazarin olusmasidir; bizim yerli oryantalizm distributorlerinin ozellikle sakladigi, es gectigi ozellikler. Erdogan gayet objektif bir tespit yapiyordu "Bati'nin sadece ahlaksizligni aldik" derken.
Demek ki neymis laikci gencler? Suzannur Hanim gibi kafa yorup dusunce uretmek gerekiyormus. "Ilimli Islam ABD oyunu" diye slogan bilgeligi ile peynir gemisi yurumuyormus.
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: March 5, 2008 2:41 PM
İSLAM TOPLUMU NEDEN GERİ KALDI?
Bu soruyu hergün bir defa kendi kendimize sorup cevap aramamız gerekir.
Gazeteci Meral Tamer, "Neden kalkınmış bir müslüman ülkesi yok?" diye köşesinden bir soru sormuştu. Birçok kişi bu sorunun cevabını düşünürken. Dindar geçinen beşka bir köşe yazarımız, Meral Tamer için, "Meral Tamer yıllardır cevabı bulunamamış bir soruyu okuyucuya sorarak, OKUYUCUYA DİPSİZ KUYUNUN DİBİNDEKİ PİRİNCİN TAŞINI AYIKLATIYOR" demişti.
Bu dindar yazara göre, böyle bir soru sorulmamalıydı!
Aslında müslüman ülkeleri geri bırakan bu düşünce tarzıdır diyebiliriz!
Benim bu soruya cevabım şudur:
Müslüman ülkelerin geri kalmaları ile müslümanlığın ilgisi yoktur. Geri kalmanın nedeni bana göre mülsüman ülkelerin gerçek anlamda müslüman olamamaları ile alakalıdır.
Ben sayın Akyolun, "coğrafi" tesbitine katkı yapmak istiyorum. Seyir defteri atilla ilhan kültür sitasinde MANTIK FAALİYETİNİ DUDURAN COĞRAFİ ETKİ diye bir yazı yazmıştım.
Benim düşüncem şudur: Dünya dünya oldu olalı, sebebi her ne ise, bu coğrafyada yaşayan insanlar mantıklarını kullanmadan yaşamışlardır...
Mantıklarını kullanmadıkları için doğru muhakeme edememişlerdir.
Doğru muhakeme edemedikleri içinde sapıtmışlar, sapmışlardır!
Nerede ise bütün peygamberlerin bu coğrafyaya gönderilmiş, bu coğrafyadan çıkmış olmaları bundandır. Bu coğrafyada bu gün müslüman toplum yaşıyor. Bundan dolayıda müslümanlığın bu insanları geri bıraktığı düşünülüyor.
Ama düşünmek gerekmez mi, müslümanlıktan önce bu coğrafyada yaşayan hıristiyanlar, musevilerde böyle yaşıyorlardı! mantıkları çalışmıyordu, mantıklarını kullanamıyorlardı!
mantık muhakemesi yapabilen bir toplum hamurdan put yapıp, o puta tapıp sonrada yermi?
Yada kız çocuklarını yok edermi?
Bu gün bu coğrafyada yaşayan milletler mantıklarını kullanmadıkları için Müslümanlığı doğru anlayamaz hale gelmişlerdir. Müslümanın kitabı farklı, yaşantısı farklı haldedir. Müslüman geri kalmıştır. Kitabına tabi olduğu için değil!
Kitaptan uzaklaştığı için!
Müslümanın genelde İlahi kitapla Analatılmak isten umurunda değildir! O kendi kafasına göre yeni bir kitap icat etmiş, onunla yaşamaktadır.
Müslümanlık temeli temizlik olan bri dindir. temizlik olmadan bu Bu dinde hiç bir şey olmaz. ama gel gör ki; müslümanlar dünyanın en kirli en pis insanları haline gelmiştir! Ahlaken, ruhen, fiilen. Nerden aldık bunu?
Müslüman yalan söylemez. Bizden daha yalancı daha sahtekar bir millet varmıdır diye merak ediyorum?
Kur'an da böyle yazmıyor!
Zaten böyle yazıyor diyen de yok, Kur'an-ı anlamak isteyende.
Ne yazık ki, insanların Kur'an-ı anlamsı "fitne" doğurur diyen alimlerimiz olmuş!
Kur'an meali okumak, Kur'an okumak değildir diyen alimlerimiz halâ var!
Arapça oku kardeşim vallahi kimseye zarar gelmez. Ama lisan bilmiyorsan Arapça Kur'an okumaktan fayda da gelmez! Çünkü insan anlamak için okur, anlamıyorsan okumuş sayılmazsın!
Ama müslüman ülkemde insanlar Kur'anı hatmediyor, Allah kabul eder inşallah. Ama bir günde Allah benden ne istiyor ne bekliyor, bunu düşünmüyor. on kere hatmetmiş kişi, bir kere olsun mealini okumuyor. Karşımda bu yazdıklarımı duyan adam, Günaha giriyorsun, zındık mısın nesin? diyor. Ben zındık değilim haşa, ben Allah'ın ne istediğini öğrenmen anlaman için mealini okumanı öneriyorum. desemde fayda yok vesselam!
peki Arapça Kur'an okumaktan ne anlıyorsun? diye soruyorum.
Ben anlamıyorum ama okuduğumu Allah Anlıyor...
Cevaba bak... Allah anlıyormuş.
Şu mantığa bakın, Allah'ın anlaması için Kur'an okuyor!
Allah bana anlatmak için kitap veriyor. Sen onu anlasın diye, Allah dinliyor diye ona Kur'an okuyorsun.
Mantık bu oluncada, kitabı farklı, yaşantısı farklı bir toplum haline geliyorsun.
Bu coğrafyada yaşayan müslümanlık öncesi dinlerin tebaaları mantıklarını kullanamamarı yüzünden sapıtmışlardır. müslümanlık doğunca sapıklık bu coğrafyadan uzaklaşmıştır. Bu coğrafyadan uzaklaşan diğer dinler toparlanmıştır. çünkü mantıkları işlemeye başlamıştır.Bu coğrafyada yaşayan müslümanlar ise, günden güne mantıksal zaafiyetler içine düşerek hem dinlerinden, hemde medeniyetten uzaklaşmışlar, çağa değişime ayak uyduramamışlardır, geri kalmışlardır.
Bu coğrafyada yaşayan insanların mantıklarının çalışmamasının bir göstergeside, Sistemden sistematikten anlamamasıdır. Sistem kurgulamak mantık kullanabilmeyi gerektirir. Müslüman toplumlarda sistem kurgulama kabiliyeti yoktur. ne elektronik, ne mekanik sistem bu coğrafyada gelişmiş değildir. en önemlisi, sistematik bir yönetim biçimi olan demokrasi, sistem kurgulama kabiliyetleri olmadıkları için müslüman ülkelerde Demokratik rejimler işlememektedir.
İlginçtir, batıya giden müslümanlar, coğrafya dışına çıkınca dahiyane başarılar göstermektedirler.
Keşke bu yazımı bu coğrafyada gözü olan batılılarda okumuş olsalardı.
Bu coğrafyada öyle bir şey varki, buraya gelmek gerekmiyor. bu coğrafyayı düşünmek bile insanda mantık zaafı doğuruyor. Amerikalılar bu coğrafyayı düşünerek sapıtmaya başladılar bile.
Burayı terk edip gidemeyiz. yapmamız gereken coğrafyanın bu etkisini keşfetmiş olarak, bütün değer yargılarımızı, yeniden değerlendirmeli. var olan mantığımızı olabildiğince iyi kullanmaya gayret etmeli, iyi muhakeme etmeye çalışmalıyız bunun yanında, karşımızdaki insanları mantıkla uyumsuz davranışlarından suçlamayıp, coğrafi etkiyi göz önünde bulundurarak hoşgörü ile karşılamalıyız.
Bu yazı hakkındaki yorumları merak ediyorum. tabii ki başta, Mustafa Akyolun değerlendirmesini.
Kalın sağlıcakla.
Yazan: İzzet Kütükoğlu Tarih: March 21, 2008 10:36 PM
Sn Kutukoglu
En onemli bir meseleye deginmissiniz.Moda deyisle kirmizi kitabi aslinda yesildir genelde ama sadece olulerimize okuruz biz.Yasin ve tebarekeyi ezbere bilenlerimizin sayisi coktur.Ama Kuran i okudugunuzda Allah a imandan sonra ahirete imanin ikinci sirada yer aldigini gorursunuz mesela yani Allah a inanmak ve ahirete inanmak meleklere ve peygamberlere imandan once gelir ama ben bunu yakin zamanda kuran okuyarak ogrendim.cunku sayin din buyukleri kendi uydurduklari din taniminda ahirete imani oyle bir kalabaliga getirmislerdir ki ahiretin bizi ilgilendiren kismi olarak sadece cennet ve cehennem kalmistir.Halbuki ahiret Kuran da cocuguna egitim veren annenin "oglum cay bardagina dokunursan canin acir diyen" haline cok benzer sekilde kullanilmistir.Yani "ey insan eger yarattigim gibi yasarsan canin acimaz eger yarattigim kurallari ve hali tersine cevirmeye calisirsan sonun kotu olur,zamanin olmadigi ikinci hayatinda hep aci cekersin" Kuran daki en onemli mesajdir.Bu yuzden mekki sureler hep uyariyla doludur.Yuzlerce kez..Yaratici butun kullarinin ebedi hayatda mutlu olmasini ister.Sebebi O ndadir.Bana bir tane ayet gosterebilrmisiniz kabir hayati hakkinda.Ama bizim butun kulturumuz oluler uzerine kuruludur.Olulere ve turbelere bekcilik yapariz biz.Ahiretle kabir hayati arasinda iliski kuran bir ayet var mi?
Sizin cografya hususnda soylemleriniz de dogru gibi ama sebep sonuc iliskisi yanlis bence.Cografi etkinin sebebi turbedarligimizdir bence.Yani bu cografyanin insani o kadar eski ve karismis bir kulture sahip ki...Her sey birbirine girmis.Bakin Islamiyeti zorla kabul eden Iranlilarin islamiyete etkisine.Sunniligin kurucusu bile bildigim kadariyla farsidir.Musluman toplumlarin icerisinde en eski kultur ve dil farslilara aittir.Onlari suclamak icin bunlari soylemiyorum...Ama gercek bu.Islam kulturunun butun kose taslarin iranlilar dosemisdir.
Aslinda bunun da cok manali bir katkisi olmayacagini biliyorum.Bildigim tek bir sey var.Allah in kelami Kuran kelam derslerini veren bu isten para kazanan insanlarin eline birakilmayacak kadar degerli.Gunluk siyaset ve politika ve diger bilgilerin hic bir onemi yok.Peygamberin icindekileri temizleyen Allah ,ummi birini peygamber secen Allah zaten o insani hurafelerden(bu sitede bol bol var zaten) temizlemek icin gunceli tartistirmadi.
Ama inanmayi kesfedemeyince biz sadece basliklari yazan,nefsimize hizmetten seref duyan insanlarin haline doneriz ve her iste yapmamiz gereken gibi bu yazdiklarimizdan Allah rizasinin olup olmadigini tartmak en buyuk kulluk gorevimizdir.
Saygilarimla
Yazan: Salih N. Tarih: March 22, 2008 4:53 PM
Sayın Salih N. İçten ve samimi yorumunuz için teşekkür ederim. İslam toplumunu ve bu coğrafyada yaşayanların mantık muhakemesi yapamadıklarını düşünüyorum... Bunda coğrafyanın ne gibi etkisi vardır bunu bende bilmiyorum. Ama her nedense bu coğrafya da insanlar muhakeme edememe mantıklı hareket edememe zaafı yaşıyorlar. zaman zaman benimde bu zaafı yaşadığım olabiliyor.
Gelelim önemli konuya; yazınızın sonunda "Allah'ın rızası" diyorsunuz. Burası çok önemli. Acaba Allah hiç bir şey anlamadığı halde orijinal arapça yazı ile Kur'an okuyandan mı razı olur? yoksa bir ayet meali okuyup, onun anlamını düşünenden mi?
Ben Bir ayet meali okuyup, anlamını düşünenden razı olacağını düşünüyorum. Kur'an-ı arapça okumakla yetinmeyi Allah'ı umursamamak sayıyorum.
Benim için önemli olan, ilahi tebliği alabilmek, meal yolu insan bunu alabilir, Arapça Kur'an okuyan insan lisan farkı nedeni ile bu
tebliği alamaz!
Mesela, On kere hatmeden kişi, Allah'ın "Ne kadar az düşünüyorsunuz, size düşünecek kadar akıl verilmedi mi" diye sormasını anlayamaz.
Bu kadar basit bir gerçeği bile düşünemeyen müslüman neyi doğru düşünüyor olabilir ki?
Sayın Salih N. Biz buraya nasıl geldik?
Bizi buraya kimler getirdi?
Bir arabanın doğru gitmesi, ön tekerleğinin düzgün olması ile mümkündür. Ön tekerlek yoldan çıkıyorsa arka tekerleğin yoldan çıkması kesindir. Ön tekerlek yoldan çıkmadan arka tekerlek yoldan çıkmaz. diyeceğim şudur: Bir toplum sıradan insanların yanlış veya kötü düşünmesi ile yoldan çıkmaz. Bir toplum yoldan çıkmış ise, onu yoldan çıkaran, o toplumun alim ulema bildiği kişilerdir! ön tekerlek onlardır.
Elbette benim ulemayada saygım hürmetim var. öyle olmasa, Meale de şüphe ile bakmaz mıydım?
Deniliyor ki; Mealde Kur'anı eksik hatalı verme ihtimali var. olabilir.
Öyle olsa bile O Kur'an öyle büyük bir kitap ki, İnsanlar o kitabın yarısını bile iyi niyetle okuyup doğru anlasalar o kitap insanı maksada ulaştırır...
Ama Arapça okur, Allah'ın kitabını gene Allah'ın kendisine dinletirsen, O büyük kitaptan Zerre kadar nasiplenemesin, Allah böyle bir okumadan da razı olmayacaktır!
Allah'la aranda Bir lisan duvarı var. sen o duvarı aşmak için bir yol aramıyorsun. tercüme meal gibi bir yol var. fakat o yolu da birileri fasit bir düşünce ile tıkamışlar. Sen oradaki fitneyi düşünemiyorsun Allah senden nasıl razı olabilir ki?
Bir derya için de susuzluktan gebermekten farksız bir durumdur bu!
Kur'an Bir toplumu geri bırakmaz! İslam bir toplumu geri bırakmaz. Eğer geri kalmışsan, eğer acınacak bir durumda isen bu Kur'andan dolayısı ile islamiyetten sapmamızın sonucudur.
Şununda farkında olamıyoruz. gelişmiş toplumlar, Allah'ın bizden istediklerini yerine getirerek gelişiyorlar. Çok düşünmek Allah'ın emri değil mi? çalışmak Allahın Emri değil mi? Gelişen toplumlar bunlerı yapmalarından dolayı gelişmiyorlar mı?
Yazılacak çok şey var. Ama yazılmış bir ilahi Kitap ta var. herşeyin başı odur. onu doğru anlarsak, istifade edebiliriz. Böylece Allah'ın rızasını ve dünya ve ahiret saadetini kazanabiliriz.
Dilerim kazananlardan olursunuz.
Sağlıcakla kalın.
Yazan: izzet Kütükoğlu Tarih: March 23, 2008 11:47 PM
Hristiyan Avrupalılar rönesansla birlikte, özünden ayrılmış olan dinlerinden uzaklaşarak yani bir yanlıştan uzaklaşarak doğruya yaklaşmışlardır.Biz ise onlara uymak adına onları takip ettiğimiz için bilime ve bilgiye en fazla değer veren din olan dinimizden uzaklaştığımızdan dolayı doğrudan uzaklaşıp yanlışa yaklaşmış olduk.
Medeniyetlerin ilerlemesine ve bugünkü haline bakaral aşağılık kompleksine girmemize de hiç gerek yok.Dünya uygarlığının ilerlemesi bir bayrak yarışına benzetilebilir.Fakat dünya ulusları rakip takımlarda değil aynı takımda olduğunu düşünmek gerekir.Örneğin taş devri gibi eski çağlarda Afrika toplumları,antik çağda antik Yunan daha sonra Mezopotamya ve Çin medeniyeti,sonrasında islam medeniyeti ve akabinde Avrupa-Batı medeniyeti bu yarışta bayrağı taşımışlardır.Mesela Japonya'yı düşünün.Yüzyıl kadar öncesinde tarih sahnesinde adı bile fazla bilinmezken bugünün dünyasında teknoloji lideri durumundadır.
Yazan: Tarık TAŞPINAR Tarih: March 24, 2008 8:23 PM
KALKINMA öyle zannedildiği gibi üzerine titrenmesi gereken bir nadide çiçek değil, fakat bu fani dünyanın tıpkı atom çekirdeğinin parçalanması gibi kontrol/denetim/kısıtlama/v.s. altında tutulması gereken bir nesnel gerçekliğidir. Bazı islam ülkelerinde bir takım mandrakeler bu sürecin işlemesini esaslı bir biçimde bloke ettikten sonra, "kalkınma denen şey ancak bizim himmetimizle olur" havasına giriyorlar. Eğitim sisteminin yetiştirdiği bilimsel şaşkınlar da bu iddiaya saf saf inanıyorlar. Gözünü sevdiğimin Suudileri (ve kuveyt, bae, libya,... halkları), BU OYUNA GELMEMİŞ ve GELMEYEN SADECE ONLARDIR!
Yazan: Murat Aygen Tarih: April 24, 2008 5:34 PM
Basit bir soru;
Davet, iş seyahatleri, beyin avcılığı, çeşitli kariyer fırsatları, ailevi nedenler gibi garklı nedenlerle bir islam ülkesinden bir islam olmayan ülkeye gidenlerin yaptıklarına, yaşam biçimlerine, düşünce biçimlerine bakacaksınız.
Bu adamlar kendi memleketlerinde başka diğer memleketlerde başkalar mı?
Bunun cevabını araştırınız.
Kolayca fikir sahibi olursunuz.
Yazan: Hubbez Tarih: April 26, 2008 10:54 PM