« ‘Laik Cihad’ ve ‘Din ve Açık Toplum’ Sempozyumu | Ana Sayfa | Kentteki Manken ve Dağdaki Çoban »

March 31, 2008

Din ve Açık Toplum

[31 Mart 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]

NEW YORK – “Dünyanın başkenti”nde, bir otel odasındayım. Haber kanalı Fox News’te enteresan bir söyleşi var: Birlikte dua eden çiftlerin neden daha mutlu ve istikrarlı evlilikler kurduklarını anlatan bir uzmanın görüşleri konuşuluyor, uzun uzun. Otelden çıkıp 6. caddede yürürken de, “ballı fıstık” satan küçük tezgahının yanında yere seccadesini sermiş namaz kılan takkeli bir Müslüman gözüme çarpıyor. Adam, binlerce kişinin yürüdüğü geniş bulvarın orta yerinde ağır ağır kıyam, rüku ve secde ediyor, kimsenin dönüp de baktığı yok.

Bizde olsa “dua eden çiftler”i ekranlarına taşıyan kanal “dinci” olarak damgalanır ve “akredite” kaybederdi. Birisi Bağdat caddesine seccade serse, iğneli bakışlara hedef olur, etraftakiler “buraya da geldiler” diye homurdanır, Cumhuriyet gazetesi ve onun “boyalı” versiyonları da bu “şok edici” olayı manşete taşırdı. Ama burası Amerika. Türk seçkinlerinin beynine enjekte edilmiş olan “din fobisi”ne burada pek rastlanmıyor.

Buraya bu seferki gelişimin nedeni de, tam da bu konuda düzenlenen bir sempozyum. ABD’nin en itibarlı ve etkili düşünce kuruluşu sayılabilecek olan Council on Foreign Relations’ın (CFR) düzenlediği “Din ve Açık Toplum” başlıklı sempozyumda konuşmak için New York’tayım. Aynı panelde söz aldığımız Peter Berger, din sosyoloji alanında dünyanın en ünlü isimlerinden biri. Berger’ın önemli tezlerinden biri, modernleşme ile sekülerleşme (dinden uzaklaşma) arasında var olduğu sanılan ilişkinin yanlışlığı. 80’ine merdiven dayamış olan bilge profesör, kendisinin de 70’li yıllara dek hızlı savunucuları arasında yer aldığı “sekülerleşme teorisi”nin yanlış olduğunu anlatıyor. “Modernleşme,” diyor paneldeki konuşmasında, “illa sekülerleştirmez; ama mutlaka çoğulculaştırır.”

CFR’daki sempozyumun konuşmacılarından bir diğeri, ABD’nin dış politika geleneği konusunda en hatırı sayılır uzmanlardan biri olan Walter Russell Mead. Mead, dinin toplumsal gücünü ortadan kaldırmaya çalışan rejimlerin (örneğin Devrim Fransası’nın veya komünist diktatörlüklerin) açık ve özgür toplumlar yaratamadığını hatırlatarak uyarıyor: “Açık toplum aynı anda hem dindar, hem de sekülerdir. Hem rasyonel, hem dogmatiktir.”

Diğer konuşmacılar, Amerika’daki açık toplumun inşasında dinin oynadığı rolün altını çiziyor. Kapitalizmin doğuşunda Protestanlığın sağladığı çalışkan ve girişimci ruhun oynadığı rol, Max Weber’in ünlü çalışmasından bu yana zaten biliniyor. Mead ve diğer bazı konuşmacılar, bu dindar ruhun ABD’de girişimciliği hala desteklediğini, Amerikalıların daha seküler olan Avrupalılara göre risk almaya ve bağımsız hareket etmeye çok daha eğilimli olmasının bir rastlantı olmadığını belirtiyor. Sempozyumun “Din, İnnovasyon ve Ekonomik Gelişme” başlıklı panelinde konuşan Duke Universitesi profesörü Timur Kuran ise, tarihte İslamiyet’in de önemli ilerlemeler sağladığını anlatıyor, “Osmanlı’da matbaa din adamları yüzünden gecikti” klişesinin somut bir dayanağı olmadığını vurguluyor.

Merak ediyorum, AK Parti’yi hedef alan iddianamesine “aydınlanma felsefesi”ne dair uzun bir vaazla giden Yargıtay Başsavcısı’nın bunlardan haberi var mı? Bırakın bunları, Sayın Başsavcı’nın ve diğer “rejim bekçileri”nin din ve modernleşme konusunda son 20-30 yılda Batı’da üretilen yeni görüşler hakkında en ufak bir bilgi kırıntısına sahip olduklarını hiç sanmıyorum. Çünkü 20. yüzyılın ilk yarısındaki ezberleri tekrar edip duruyorlar. Keşke köhnemiş felsefi görüşlerini Ankara’nın dumanlı odalarındaki çay sohbetleriyle sınırlı tutsalar da, “hukuk” maskesi altında hepimize dayatmasalar.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: March 31, 2008 12:06 PM

Okur Yorumları

(NOT: Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Mustafa Akyol tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, standart yorum kurallarını dikkate almanız önemle rica olunur.)

Mustafa bey, baglam-context sanjiman olup dagilmis. Suphesiz, siz iyi dagiticisiniz :)

Amerikada ayni dindar kesim icersinde bosanma oranlari toplumun tum diger kesimlerini asiyordu bir muhafazar tarafindan yapilan arastirmaya gore, yanlis hatirlamiyorsam 24% oraninda bir bosanma orani vardi. Cok ilginc bir sekilde agnostic ateist vb insanlari iceren kesim icersinde bu oran 21% ile en dusuk orani temsil ediyor. Hapishane de yatanlarin oranlarina hic bakmayalim... Yada muhafazar-dindar Templeton vakfinin yaptigi bir arastirmaya gore, ki bilimsel olcutlere ozen gosterme konusunda nadir bir tutumla yapilmisti, duanin zerre kadar bir faydasi - olumlu bir etkisi bulunamamisti hastalar arasinda.

Yada amerikan dis politikasinda hatiri sayilir bir kisi olan ayni Russell Mead Irak savasi destekcisiydi, herhalde onun "acik toplum" tezlerine uyuyan bir insa sureci yasaniyor burnumuzun dibinde.

Diğer konuşmacılar, Amerika’daki açık toplumun inşasında dinin oynadığı rolün altını çiziyor.
What!?!?! Amerikada? Toleransin dibe vurdugu yerler nereler oluyor?
Diğer konuşmacılar, Amerika’daki açık toplumun inşasında dinin oynadığı rolün altını çiziyor. Kapitalizmin doğuşunda Protestanlığın sağladığı çalışkan ve girişimci ruhun oynadığı rol, Max Weber’in ünlü çalışmasından bu yana zaten biliniyor.
"The weber thesis" bence tersinden okumussunuz. Weber birtakim ozelliklere vurgu yapiyor, peki bunlar hangi seye opposite deger idi? Weber ozellikle sekuler dunyaya katilimi, eski - ve yine dini olan, seylerden kurtulmanin bir boost yarattigina vurgu yapardi bildigim kadariyla. "Din insanligi ne guzel gelistirmistir" yada ona benzer birseyi ifade etmez tezi, oyle bir derdi de yoktur.

Sempozyumdan bir excerpt:

Three experts discuss the interaction between religion and state around the world. Columbia University’s Philip Hamburger points out one can hardly discuss a society without getting into its religion. Abdullahi Ahmed An-Na’im, professor of law at Emory University Law School, says a secular state is a prerequisite for him to be able to practice his religion of choice. But CFR’s Noah Feldman says the idea of a secular state is not a universal value. He says if a state chooses to have an official state religion, provided it grants every individual the basic human right to religious liberty, “I think that’s just fine.”

Bati da gelisen "yeni" fikirler bunlar mi?

[...]“Osmanlı’da matbaa din adamları yüzünden gecikti” klişesinin somut bir dayanağı olmadığını vurguluyor.
Ayni amerikada, bilim ve teknolojide oncu olmus, ulkelerini oncu yapmis neredeyse tum kesimler blok olarak bas bas baska seyler bagiriyor ama. Sizin cok duymus olmaniz lazim bir ID ci olarak. Ve Matbaa ya benzer ayni tarih bugun tekrar yaziliyor, mesela bijoloji-genetik konusunda, ulkemiz dunyada oncu sayilir sizlerin de degerli katkilariyla.

vs.vs.....parca parca oldu, ama birileri cakmadan isime doneyim.

Yazan: fuatogl Tarih: March 31, 2008 2:16 PM

Türkiye, Modernleşmede 20.yy Fransa'sının, ırkçılıkta 20.yy. Amerika'sının ve dinde de 19.yy. Avrupa'sının olduğu yerde, tam da 21.yy.da.
Evet, çağdaş medeniyete kavuşmamıza az kaldı, tam tamına 100 küsur yıl.
Bu davayla da bir yirmi yıl daha geriye gideriz,abartıyorum,1997'de yeter, yani 11 yıl.
Harikayız.

Yazan: suzannur Tarih: March 31, 2008 7:08 PM

muasır medeniyet bu işte...

Yazan: muratS Tarih: March 31, 2008 8:48 PM

Mustafa bey,
size tavsiyem oralar takılın, hatta yerleşin bence, her türlü özgürlüğün ve paranın göbeğindesiniz nede olsa. Orada örümcek kafalı darbeci atatürkçü laik elitlerde yok, Patterson camisinede gidersiniz artık cumaya falan, dönüpte ne yapacaksınız bu darbeci anayasa mahkemesinin olduğu ülkeye.

Yazan: Özgür irade Tarih: March 31, 2008 11:19 PM

Sayın Fuat, hakkınızı yemeyiniz, sizin bağlam da dağıtım yönünden fena sayılmaz.
Ateizm.org sitesinden arakladığınız yazının orjinali şu:
“Fakat mevcut istatistikler acikca gostermektedir ki, durum bu beklentinin tam tersidir.

- ABD'de Barna Arastirma Grubunun 1999'da yaptigi arastirmaya gore, inancli ciftler arasindaki bosanma orani inancsizlara gore daha fazladir.
- Hapishane istatistiklerinin gosterdigine gore, inancli kisilerin hapse dusme orani, ateistlere gore 40 kez daha fazladir.

Bu son veriyi yanlis anlamayin. Bu ateistlerin sayisinin inanclilardan cok daha az olmasindan kaynaklanmiyor. Inancli suclular ile toplam inanclilar arasindaki oran ile, ateist suclular ile toplam ateistler arasindaki oran karsilastiriliyor. Yani sonuc acik. Ateistler yasalara daha sadik, daha ahlakli!”

Devamı da şöyle o yazının, özellikle buradaki manaya dikkat, nasıl da son dönem faşistlerimizin söylemlerine benziyor, oysa ki öyle olmadığınızı belirtmiştiniz başka bir yorumda:

“Bu sonucu ilginc bulanlara, benim hic de ilginc bulmadigimi, hatta mantikli buldugumu soylemeliyim. Cunku, din genellikle ayak takiminin isidir. Fakir, cahil, okumamis ve toplumun alt tabakasindan olan kisiler toplumun diger kesimlerine gore daha dindar olma egilimindedir. (Bu da istatistiklerin gosterdigi bir gercektir). Suclular da daha cok bu kesimin icinden ciktigina gore, aslinda bu sonucta sasilacak bir taraf yoktur.”

Robert C. Morris, Amerika'da boşanma oranlarının yüksek olmasının sebeplerini sayarken ilk sırada dinî inançlardaki zayıflamayı gösteriyor. Bazı erkek ve kadınların evlenmeden birlikte yaşama ve çocuk sahibi olma yolunu seçtiklerini söyleyen yazar Morris, bu akımın sosyal hafıza kaybına, zorlukla kazanılan zeka ve aile bağlarının zayıflamasına sebep olacağını belirtiyor.

Bu da başka bir yorum. Başka bir siteden.Site çok, amaç ispatlamaksa.
“B.B. HALLAHM1 ve M. ARGYLE’nin, The Psychology of Religious Behaviour, Belief and Experience (London and New York, 1997) The Effects of Religiosity, “1ndividual Level” adlı makaleyi okuyunuz, sizin dediklerinizin tam tersini söylüyor hem de oranlarla. Kopyala yapıştır yapacaktım ama harfler bozuk çıkıyor. Tek tıkla halledersiniz.

Yine Akademik Araştırmalar Dergisi’nin Dindarlık, Depresyon, ve İntihar, Prof. Dr. Steven Stack makalesine tıklayınız. “Dinin depresyonu önlediğini bulgulayan araştırmalar ise Brown ve Lowe'un (1951), Hertsgaard ve Light'ın (1984), Mayo ve arkadaşlarının (1969), ve Hathaway ve Pargament'in (1990) çalışmalarıdır. McClure ve Loden'in (1982) araştırması dinî faaliyetlerin depresyon ihtimalini azalttığını ortaya çıkarmıştır,”demektedir. Tabi bu Amerika için yapılan bir çalışma ve Katoliklik ve Protestanlık ve inanç düzeyi gibi birçok farklı ölçeği de beraberinde getiren bir sorun.

Gelelim Weber hakkındaki atmasyonlarınıza, bakın Weber neler diyormuş(inceleme bana ait değildir):
“Weber’e göre değişik mezheplerin bulunduğu bir toplumda sermâye sâhipleri Protestanlara özgü birtakım özellikler taşır. Bu ilişki salt kültürel yapıyla veya kültürel yapının gelişim düzeyiyle ilgili değil; kapitalizmin bulunduğu her kültür coğrafyasında böyledir. (age. syf: 29) Weber’e göre asketik Protestanlığın belli başlı dört taşıyıcısı vardır: 1. Kalvinizm, 2. Pietizm, 3. Methodizm, 4. Baptist hareketinden doğan tarikatlar (syf: 75). Bunlar arasında mutlak bir ayrım yoktur ve bunlardan biri diğerine karşı değildir. Ancak Kalvinizm kapitalizmin gelişmesinde başat bir yerdedir. Bunun nedeni: Kalvinizme göre insanlar ebediyetten belirlenmiş kaderlerini yaşamak için kendi yollarını kat etmek zorundadır; şimdi kurtuluşa erecek olanlar da kendi üzerlerine düşen görevleri mümkün olan en iyi biçimiyle yerine getirenler olacaktır ki bu da işbölümü ve örgütlenmeyi gerekli kılar. Nitekim belirli bir iş koluna bağlı bir kimse kendi işini ne kadar iyi yapıyor olursa olsun, aynı iş koluna bağlı başka bir kimse işini iyi yapmıyorsa bu durumda o kişinin kendi işini iyi yapıyor olması bir şey ifâde etmez; çünkü ortaya konan ürünün bir bütün olarak nitelikli olması beklenir ve bu da insanları işbölümüne ve örgütlenmeye sürükler. Tanrının buyruklarını yerine getiren Hıristiyanlar ilk günâhın kendi üzerindeki etkisinden bu yolla kurtulabilir ve kurtuluşa erme şansını artırabilir. İmdi böyle bir Hıristiyan için yaşam tanrının şânını artırmaya hizmet etmekle geçer ve dolayısıyla yaşamını belirli bir otokontrol mekanizmasıyla belirler ki bu da asketik Protestan ahlâkından başka bir şey değildir. (syf: 85) Nitekim bu ahlâk kişiyi ne kadar sıkı yakalarsa onu günlük hayâtın o denli dışına sürükler. Luther bu görüşü biraz da zorlayıcı bir tutumla öne sürmüş, Kalvinizm de bunu ondan mîras almıştı. (syf: 96)
Ne var ki târihin ilerleyen kesitlerinde tablo değişir ve Weber burada insan doğasına ilişkin bir savdan yola çıkar: kişiler öte dünyâda kendi geleceklerini güven altına almak için verdikleri bu asketik savaşım yerine bu dünyâda zevk almaya yöneldi; çünkü biriken sermâyenin ve kaliteli malın yarattığı zenginlik insanları dünyevî olana bağımlı bir hâle getirdi. Bu zenginlik kişileri haz yaşantısına sürükleyerek çağdaş kapitalizme geçişe neden oldu.

Şimdi burada Protestanlığın çıkışıyla başlayan kapitalizmin dini argümanlarla çıktığı ve amacın güzel olduğu ancak çağdaş kapitalizmin dinden uzaklaştığı için yani insana özgü hatalardan bu hale geldiğini ben mi uyduruyorum yoksa Weber mi? Hatta insana özgü bir hata olduğu için fenomenlerden yola çıkarak bunun düzeltilebileceği bile belirtiliyor. Amerika'daki dini yönelişin sebebi aynı ahlakın önemini yeniden anlamış olmaları olabilir mi?

Hakikaten çok dağınık olmuş, bence iş arasında cevap yazmayın.

Bu arada niye matbaaya takılıp kaldınız ki,İslam dininin ilerlemeci tutumunu görmeniz için, son iki yüz yıl hariç, bir tık yapın nette. Nelerle karşılaşacaksınız. En basit örnek, Yunan medeniyetine ait eserlerin çevirimi ve uygulaması, deniz, tıp, Mimari ve coğrafi ilerlemeler, çiçek aşısı...Yavuz Sultan Selim'in kullandığı topların üç yüz yıl sonra ancak Avrupa'da kullanılması...
Tek tık.
Zahmet olur mu?
Saygılar.


Yazan: suzannur Tarih: April 1, 2008 2:17 AM

Son bir şey daha Sayın Fuat,
"Cunku, din genellikle ayak takiminin isidir. Fakir, cahil, okumamis ve toplumun alt tabakasindan olan kisiler toplumun diger kesimlerine gore daha dindar olma egilimindedir. (Bu da istatistiklerin gosterdigi bir gercektir). Suclular da daha cok bu kesimin icinden ciktigina gore, aslinda bu sonucta sasilacak bir taraf yoktur.”cümlelerinin geçtiği bir siteden alıntı yaptığınıza göre bunlara inanıyor musunuz, hani istatistikler öyle deyomuş ya, yoksa adam söylemeyecek.

Ne zaman halktan vazgeçtiniz de onları ayak takımı olarak görmeye başladınız? Faşist söyleme dayanan bir örnek veren sosyalist, ilginç, çok ilginç. Bu kadar mı aciz kaldı sosyalistler de Aysun Kayacı'yla aynı noktada buluştunuz. Yazık. Sosyalizmi de batırdınız ya başkalarına ihtiyaç kalmadan.
Bu bile, şu an durduğum noktanın doğruluğunu ispatlar. Beğenmediğiniz halkın mı haklarını savundunuz bunca yıl? Onca acılara niye katlandınız? Ne zaman halktan vazgeçtiniz? Proleter işçi sınıfı hangi zaman diliminde ayak takımı olarak beyninizde yer etti, en başında mı yoksa sonra mı? Fikirler de evriliyordur belki kim bilir?

Durduğum noktada, bir mankenin çobana üstünlüğü yok, bir erkeğin kadına, bir milliyetin diğerine. Şimdi hangimiz daha emekçiyiz arkadaşım? Halkını beğenmeyen onu küçük gören mi, halkına aidiyeti kabul eden ve ona değer veren mi?

Eminim siz alıntıladığınız yazının sadece istatistiki bilgilerini okumuş ve desteklemişsinizdir. Bu kısmı da kabul ediyorsanız... Diyecek ne var ki?!

Yazan: suzannur Tarih: April 1, 2008 2:59 AM

@Suzannur;


Ateizm.org sitesinden arakladığınız yazının orjinali şu:

Ben ateizm.org okuru, takipcisi degilim suzannur hanim, dolaysiyla orjinali orada olamaz. Ancak ayni yada benzeri seyleri soyleyen birleri olabilir. Ben aklimda kaldigi sekliyle diye ozellikle belirttim, kaynak da gostermedim o yuzden. Tekrar ediyorum aylaydir o siteye ugramisligim yok, toplam olarak orada harcadigim vakit de ancak 1-2 dakikadir TOPLAMDA. Sonra oradan yapilan alintilarla benim fasistligimi siniyorsunuz. Siz araklarken beni araklamakla sucluytorsunuz. Ayip, yapmayin. Bakiniz Barna diyorsunuz alintiladiginiz seylerde. Benim aklimda kalan muhtemelen o arastirmaydi, hafizam da iyiymis ki sayilar aynen orada verildigi gibi cikmis elimden. Kusura bakmayin ama, hersey acik secik ortada, bunu tartisacak degilim hele bu uslupla... O sunu demis bu sunu demisle degil. Ayda yasamiyoruz... Dine sahip olmanin insanlari daha ahlakli yaptigi vs. yaptigi soylenir durur. Ben bunun boyle olmadigini savunan birisiyim, ayni zamanda dinsizim ve moral degerleri yerinde bir adamim. Baskalari acisindan gorduklerim ve tecrube ettiklerimde bu dediklerimle tam uyumlu. Ayrica din meselesine iyi kotu diye yaklasmam, dogru mu yanlis mi diye yaklasirim. Dinler arasinda insan zihnine, stres vs. en iyi gelen dinimsi sey budizmdir derler. O zaman budist olalim cumbur cemaat...bu mudur?

suc oranlari istatistiklerine ve toplumla olan iliskisine biraz bakin. Yoksulluk ve suc oranlari. Yoksulluk ve dindarlik. Dindarlik ve egitim seviyesi. egitim seviyesi ve suc. yoksulluk ve egitim seviyesi. vs.vs Hepsini teker teker inceleyin. birer birer grafigini cikartin. Saglam olsun diye 10ar farkli kaynagin verisini kullanin. Matlab diye guzel bir programda garikleri evirin cevirin bakalim ne goreceksiniz. Bana simdi 50 tane istatistik arastirma bilmem ne buldurmayin. Bu arada klasik michael argyle in dedikleriyle gelmeniz cok ilginc olmus, baskada birsey beklemiyordum zaten.

Devamı da şöyle o yazının, özellikle buradaki manaya dikkat, nasıl da son dönem faşistlerimizin söylemlerine benziyor, oysa ki öyle olmadığınızı belirtmiştiniz başka bir yorumda...

Buna acikca strawman deniyor. Yapmayin lutfen.

Bu son veriyi yanlis anlamayin.
Dedimya, atifta bulundugunuz yaziyi bilmiyorum, inanip inanmama durumu olamaz yani. Cesitli universitelerin ve vakiflarin yillardan beri yaptigi sayisiz arastirma var. Ortaya cikan korelasyon aciktir. Cok cabuk bir sekilde kendiniz de ulasabilirsiniz. Soylenen seyler gercek hic uyusmuyor gibi gayet makul bir itirazim var benim. Ha birde ateist olarak, yillarca sapik vs bilmem ne ile, "aaa-aa ama sen iyi insansin, neden ateistsin" gibi sacmaliklari duyan birisi olarak gercek neyse soyleme ihtiyacini daha cok hissediyorum. Bizim memlekette "dinsiz" lik basli basina bir kufur malzemesi. Daha sonraki yorumunuzda biraz daha ileri gidiyorsunuz:
"Cunku, din genellikle ayak takiminin isidir. Fakir, cahil, okumamis ve toplumun alt tabakasindan olan kisiler toplumun diger kesimlerine gore daha dindar olma egilimindedir. (Bu da istatistiklerin gosterdigi bir gercektir). Suclular da daha cok bu kesimin icinden ciktigina gore, aslinda bu sonucta sasilacak bir taraf yoktur.”cümlelerinin geçtiği bir siteden alıntı yaptığınıza göre bunlara inanıyor musunuz, hani istatistikler öyle deyomuş ya, yoksa adam söylemeyecek. Ne zaman halktan vazgeçtiniz de onları ayak takımı olarak görmeye başladınız? Faşist söyleme dayanan bir örnek veren sosyalist, ilginç, çok ilginç.
1- bana ait olmayan sozleri sanki benmis gibi gosteriyorsunuz! Tartisma uslubunuz bu tarz demagoji ve strawman ile bezeli ise lutfen bana hitaben birsey yazmayin. Bosa vakit harcamak istemiyorum. Ya yazdiginizi geri cekin yada bu sozlerin bana ait oldugunu gosterin. 2- "Faşist söyleme dayanan bir örnek veren sosyalist" Ben nerede sosyalist oldugumu soyledim suzannur hanim? Kusura da bakmayin ama, fasizmi sizden ogrenecek degilim. Bilmeden surekli agziniza alacaginiza once gidin hakkinda biraz okuma yapin. Etiene Balibar tavsiye edilir bu tarafdan. Bana karsi bu tarz cirkin yontemlere basvurup sonra dinden guzellikten huzurdan filandan bahsetmeniz cok yakismis. Aferin. Bir tane daha
Faşist söyleme dayanan bir örnek veren sosyalist, ilginç, çok ilginç. Bu kadar mı aciz kaldı sosyalistler de Aysun Kayacı'yla aynı noktada buluştunuz. Yazık. Sosyalizmi de batırdınız ya başkalarına ihtiyaç kalmadan.
Aysun Kayacinin manken oldugunu googlelattim. Oda nereden cikti simdi? Ben memleketten ayrildigimda o daha cocukdu muhtemelen. Kendisini tanimam, hicbir iliskim yoktur. E pes yani. bu kadar acik bir sekilde demagoji yapiyorsunuz... bu kadar acik yapmayin bari, biraz biraz aralara serpistirin goze carpmasin. Weber konusu... Kusura bakmayin ama, bence biraz daha okuma yapiniz. parca parca orqadan buradan alinti yapacaginiza. Ve karsi ciktiginiz insanin once bir ne dedigini anlamaya calisin ki degisik yonlemlere gerek kalmasin, temiz temiz tartisalim buralarda. benim yorum getirdigim ifadeye bakiniz yukarida, ve ona karsilik ne yazdigimi. Hangi anlama "boyle degil" demisim. Derdim weber in dogru soyleyip soylemedigi bile degil, weberci filan degilim. Ama adamin Mustafa beyin gosterdigini iddia ettigi seyi, vermek istedigi anlami vermedigini yazdim. Bu kadar basit.

NOT: Son yorumlarinizdaki demagojiyi, ve hakkimdaki yalanlari duzeltme niyetiniz yoksa, lutfen bana hitaben birsey yazmayiniz suzannur hanim.

Yazan: fuatogl Tarih: April 1, 2008 7:34 PM

Sayın Fuat,
Neden sizin yazdıklarınız dogmatik değil de benimkiler öyle. Bir siteden alıntı yapmışsınız, devamında da harika şeyler yazıyordu. Oradaki verilere inanıyorsunuz da devamındaki tespitlere mi inanmıyorsunuz?! Ama nereden okuduğunuzu hatırlamadığınızı söylediniz değil mi? Buna aşağıda değineceğim.
Parçalı alıntıyı sadece siz uygulayınca bilim oluyor da ben yapınca mı dogma oluyor. Hele ki o alıntılarda bana ait yorum hiç yokken ve tamamen Weber'in yazdıkları size sunulurken. Siz değil miydiniz ""Din insanligi ne guzel gelistirmistir" yada ona benzer birseyi ifade etmez tezi, oyle bir derdi de yoktur." öngörüsünü yazan. Niye Weber gelişmeyi dine bağladıysa ve bunu yazdıysa ve ben de yorum katmadan söyleneni naklettiysem, bu sinirin sebebi ne? Weberci olmamanız mı çıkış yolunuz?
“Suc oranlari istatistiklerine ve toplumla olan ilişkisine biraz bakin.” Yani bu söylemi -ayak takımı hariç- kabul ediyorsunuz? Bir de şu noktadan bakın suç-yoksulluk-dindarlık ilişkisine. Dinini tam anlamıyla anlasaydı ve uygulasaydı zaten suç işlemezdi. Yoksul olsa dahi. Çünkü inandığı din ona bunu yasak ederdi. Öyleyse sorun, dindar olanın suça eğilimi değil, dinini bilmeyen ya da dine uygun yaşamayan insanların suç işleme oranının yüksek olması şeklinde de açıklanabilirdi. Bu hiç aklınıza gelmez değil mi, sebebin din değil de dinden uzaklaşma olduğu. Ya da gelir ama bu birilerinin işine gelmez. Sizin demiyorum sakın üzerinize alınmayın. Birilerinin.
Ateistler ne de ahlaklıymış. Eşlerin birbirini aldatma oranı diğer dini inanışlardan yüksek ve %46, ama en az da boşanan onlar. Bakın ben demiyorum, istatistik. %46 aldatma, %21 boşanma diyor. Ahlak ölçüsüne bakınız. Bu noktayı da hakikaten tartışmaya değer bir konu olarak görüyorum. Malum boşanma ile ilgili oranları ilk siz verdiniz, ben de detaylarını vereyim dedim. Ağır geliyor değil mi, dindar olduğu varsayılan ama aslında öyle olmadığı halde illa da öyleymiş gibi algılatılmaya çalışılan kesimin verilerini dindar üzerinden okumak bende de aynı etkiyi yarattı da. Hele ki sorgulanmayan ve örnekleminin neye göre seçildiği belli olmayan bilimsel araştırmaların dediği, ha bak, burada yazmış, gördünüz mü, biz ne de ahlaklıyız okuması üzerinden konumlandırılıyorsa. Siz de azıcık buralara dikkat buyurunuz bakalım.
Demek okuma yapayım biraz daha, sebep, okumalarımın ulaştığı nokta canınızı yaktı diye mi, hem sizin kadar okuma yapmadığımı da nereden çıkardınız? Ben şu kadar okurum yarışına mı gireceksiniz?
Sosyalist olduğunuzu nereden mi çıkardım, bu siteye yazdığınız başka bir yazıdan ve verdiğiniz örneklerden. Belki ben yanlış anlamışımdır, siz sosyalist değilsinizdir, öyle olmalı, yoksa tutup da iki veri sıralayıp, alıntıyı eksik bırakıp sadece amacına uygun gelen yeri yazan ve aynı uygulamayla karşılaşınca da -size Weber'in kitabını paste etmeliymişim, yer meselesi de var tabi- demagoji ve strawman'ı başlatan kişi olduğunu görmemek ayrı bir dogmatik uygulama olmalı.
Bunlar istediğiniz cevaplar değil, değil mi? Kusura bakmayınız. Sizin örneklerinizden yola çıkarak sizi sosyalist zannettim, halka bakışı farklı olmalıdır diye düşündüm, verilerin verildiği siteye ulaştığımda da şok oldum, yok artık, bu da olmaz. İyi de bu insan o zaman ne? Sizi inanç tercihi yüzünden mi eleştirdiğimi zannediyorsunuz, yanılıyorsunuz, çok daha farklı bir hassasiyetin kızgınlığıydı o cümleler. Sizi, bu noktada değil, sizi o verilerin sıralandığı satırların tümevarım cümlesini atladığınız ve nasıl böyle bir örneği kullanabildiğiniz üzerineydi. Siz ahlaklı olabilirsiniz, moral değerlerine bağlı ve çok güzel bir insan. Bu insana söyleyecek hiçbir şeyim olamaz. Bu insandan özür de dilerim. Ama örnek seçerken lütfen daha dikkatli olunuz. Çünkü insanda şuna bak, verdiği örneğin ardından hangi bilgi geliyor, amacı ne olabilir ki bu insanın dedirtiyor. Hakikaten madem böyle bir iddianız yoksa, olmadığını söylüyorsunuz ve size inanıyorum, örneğinizi seçtiğiniz verilerin incelemesinin yani tümevarımının yapıldığı sonuç cümlelerini atlamak ahlaki bir tutum mu, hele ki bilgiyi aldığınız yeri hatırlamıyorsanız bir check etmeniz bilimselliğe ve objektifliğinize daha da yakışmaz mıydı? Orjinali üzerinden bilimsel bir yorum getirseydiniz de, sizin dogmatik olduğunuzu öngören değerlendirmelere kapı açmasaydınız ve bu geribildirime maruz kalmasaydınız keşke. Çünkü o sitedeki bu verileri ve düşünce sistemini görünce şok yaşadım da. Laik devlette içki yasağı ile ilgili başlıkta yazdıklarınızı görünce sizin hakikaten doğruyu savunan ve saygıyı hak eden bir insan olduğunuza kanat getirmiştim. Sonra bu ne lahana turşusu be ne perhiz dedim kendi kendime. Yani sadece ben mi dogmatik davrandım, o kapıyı bana kim açtı ve kim, kendisini yanlış değerlendirmelere ulaştıracak bu örneğe başvurdu?
Bundan sonra kaynakçanıza dikkat edip nereden aldığınızı check ederseniz, ve bu bilginin sunumunda bilimsel namusun kriterlerine dikkat ederseniz bu tarz dogmatik geribildirimle karşılaşmazsınız diye ümid ediyorum. O zaman insanların sizi yanlış değerlendirmesine de engel olmuş olursunuz, ben de bunlardan biri olurum. Nereden aldığımı hatırlamıyorum gibi bir cevap, bilimsel verilerin sunulduğu bir metinde şık durmuyor da. Eh, sizin kadar okuyamadıysak da, bize de en azından, kaynakça gösterimini öğretmişlerdir yüksek lisansta.
Şunu da bilmenizi isterim, söylediğim şeylerin sizi ifade etmediğinizi söylemişsiniz, size inanıyorum. Ama ola ki yine buna benzer bir olayla karşılaşır ve bilimsel verilerinizin temelini oluşturan yapı, tek taraflı, subjektif, kaynağı belirsiz(ve tarafımdan araştırıldığında da kaynağı bulanık) bir şekilde karşıma gelirse sizi bir kere değil, iki kere eleştiririm. Hatta ironinin tadı bu metinden kat kat fazla olur. Bu arada, sakın verdiğiniz verilere, yoksulluk-suç-inanç ilişkisini kurduğunuz bilimdışı argümana inandığımı aklınıza getirmeyiniz. Hala temelsiz, hala bilim dışı, hala subjektif, hala dogmatik… Sizin kişiliğinizin güzel olması, bu fikirleri savunan insanların fikirlerinin doğru olması sonucunu doğurmaz çünkü.
İslam’daki bilimsel ilerlemelere tıkladınız mı bu arada? Bakın bu din ne de çok şeye engelmiş, matbaa, ahlak, evlilik!..
Çok okumalı günler dilerim.
Saygılar.

Yazan: suzannur Tarih: April 1, 2008 11:07 PM

Suzannur hanim, acikcasi sizin beni ne zannedip durdugunuz beni cok ilgilendirmiyor. Simdi kendinizle golge dovusu yapip duracaginiza biraz yavaslayip karsidaki adamin ne yazdigina bir bakin. Baska bir yazida da ayni seyi yaptiniz sonra ozur dilediniz. Yapip yapip sonra ozur dilemek hele bunu bu kadar araliksiz yapmak pek iyi birsey degil hatirlatirim. Oncelikle, benim soylemedigim sozlerden beni 2 paragraf boyunca karalayip 1-2 gun sonra tek satirla ozur dileyip ayni tarz seylere devam etmeyi bir birakin. Bu konuda anlasabilecekmiyiz?

Şunu da bilmenizi isterim, söylediğim şeylerin sizi ifade etmediğinizi söylemişsiniz, size inanıyorum. Ama ola ki yine buna benzer bir olayla karşılaşır ve bilimsel verilerinizin temelini oluşturan yapı, tek taraflı, subjektif, kaynağı belirsiz(ve tarafımdan araştırıldığında da kaynağı bulanık) bir şekilde karşıma gelirse sizi bir kere değil, iki kere eleştiririm.
Hay hay, tamam da.. Yaptiginiza elestirmek denmiyor pek.. kafamizda bir onyargi olusturup baskalarini karalamak deniyor minimum olarak. ben bahsettigim seyi "aklimda kaldigina gore soyle" diye acik acik belirtmisim, falanca soyle demis diye yanlis numaralarla referanslarla yalan atmamisim. Birdaki ele alisimda aklimda kalani degil dogrudan kaynagini sunacagim merak etmeyin.
Demek okuma yapayım biraz daha, sebep, okumalarımın ulaştığı nokta canınızı yaktı diye mi, hem sizin kadar okuma yapmadığımı da nereden çıkardınız? Ben şu kadar okurum yarışına mı gireceksiniz?
Okuma yarisi degil. Alakasiz seylere fasizm falan filan der durursaniz bir iki ezber kalip ile, karsidaki insan da git biraz oku bari der. Canimi yakan seyin de ne oldugu herhalde aciktir. Tartismanizi "temiz" yapin diyorum. Yazdiklarimi begenmemeniz yerden yere vurmaniz sorun degil. MEsela bende sizin su son yazdiklarinizi cehalet urunu seyler olarak goruyorum, bir dahaki yorumum ayrintili bir sekilde nedenini anlatacagim. Isterseniz, karalamadan, demagoji yapmadan, benim nasil bir yontem izledigimi bir gorun once, sonra ornek almaya calisin ve temiz temiz tartisalim.

Birsey daha, ben biryerden alinti yaparsam kaynagini veririm orasini burasini kirpip bicmeden. Hic bosuna "acaba bunu nereden yazdi, ha buldum, ateist.org!" diye zehir hafiye oynayip zamaninizi bosa harcamayin. Onu kimlerin yaptigini burada ve baska sitelerde cok gosterdiler.

Derdim su, beni birseyleri soylemis gibi gosterip onun uzerinden giden cirkin bir yontem kullaniyorsunuz... Sosyalist ettiniz, fasist yaptiniz, ikide bir ona buna dogmatik diyormusum gibi suclamissiniz, yazmadigim ve okumadigim metinleri sanki ben yazmis ve savunmusum gibi gostermissiniz. Bu gidisle beni post-yapisalci budist, neo-nazi trockist filan gibi seyler yapacaksiniz.
Demek ki sizinle yazisirken baya dikkat etmek gerekiyor. Su anda o dikkati gosterecek durumda degilim, isimden gucumden sonra ayrintili birseyler yazarim.

Yazan: fuatogl Tarih: April 2, 2008 5:50 PM

Sayın Fuat,
Diğer yazıdaki cevabımı ben sizinle ilgili kanaatimin hangi yazıdan oluştuğunu söyledikten sonra okudunuz değil mi?
Zehir hafiye mi, Amerikadaki boşanma oranlarını araştırırken verdiğiniz oranlara orada rastladığımı ve metni tararken karşılaştığımı bilmek istersiniz diye düşündüm, her bilginin doğruluğuna yönelik araştırma yapmamı yanlış bulmazsınız herhalde.
Vaktinizi benim için harcamayın siz, eminim daha önemli işleriniz vardır. İşleriniz, değerli vaktiniz, cehalet... Bu tarz cümleler de çok temiz değil mi?
Hak ettin ama...
Temizlikten bahsediyoruz değil mi?
Siz özür dileyebilir misiniz?
Niye özür dileyeyim ki canım?!mı dediniz?
Evet, tüm o yanlış anlaşılmalara neden olan örnek bana aitti, ah evet hatırlamıyordunuz, suç hiçbir şekilde sizde değil.

Yazan: suzannur Tarih: April 2, 2008 9:04 PM

Herkesin isi var, bunda dogal olmayan birsey goremiyorum. Mesela derli toplu yazamiyorum diyorum cunku isin arasinda acele ile yaziyorum. vs. saat 23:03 daha isten cikamadim.
Temizlik ile alakasi yok yani.
Cehalet sozumu de nerede kullandigima dikkat edin. Dedim ki, birbirimizin fikirlerini dusuncelerini yerden yere vurabiliriz. Mesela bende sizin son yorumunuzu cehalet urunu olarak goruyorum ve bunu soylediklerinize yonelik fikir ve dusuncelerimle gostermek isterim derim. Sizde aynisini yapin. Ve cehalet hakaret degildir, bilgi eksikligi ile ilgili birseydir. AMA, yazmadiginiz seyi yazmis ve savunmus gibi gostererek sizi degisik ve alakasiz sifatlarla damgalamak ahlaki ve etik degildir. Demek istedigim buydu. Ve evet, ozur brclu olan sizsiniz, ben ozur dileyecek birsey goremiyorum. Durduk yere ozur diler durursak, ozur dilemenin hicbir degeri olmaz. Ve bahsettigim yontemleri kullanip "tartisma" surdurup daha sonra baskasinin vaktini harcamasini bekleyemezsiniz.

Bosanma oranlari ve suc oranlari ile devasa veri tabanlarina dayanan sayisiz arastirma var. Her yerde bulunabiliyor, her buldugunuz yerin ozel bir anlami yok o yuzden. Uygun bir vakit de meramimi anlatacagim.

Yazan: fuatogl Tarih: April 3, 2008 12:12 AM

Saın Fuat,
Birinci özür bir şarta bağlanmıştı ve o şart dile getirilmeden özür dileme anlamına gelmediği belirtilmişti, ikinci özür ise kişiliğiniz içindi, fikirleriniz için değil.
Sizin cehalet ürünü fikirlerinizin de biraz okuma ile bilgi düzeyi eksiklikten bir üst aşamaya getirilmesi bekleniyor tarafımdan.
Özürün değeri nicel midir, nitel mi?
Bence değerli vaktinizi boşanma oranları ve suç oranları ile harcamayın. Dediğiniz gibi, nette çok bilgi var.

Yazan: Anonymous Tarih: April 3, 2008 3:26 PM

Fox News, dinci bir kanal olarak coktan damgalandi. O yuzden "dua eden ciftler" programinin yayinlanmasinda sasilacak bir durum degil.

New York'lular dine karsi toleransli oldugu dogru. Ama ne Fox News gibi din somurusunu meslek edinmis kanallari ne de CFR gibi ulkelerin egemenliklerinden odun vermesi gerektigini savunan kurumlari cikar gruplarini ciddiye alirlar.

Yazan: nyoped Tarih: April 10, 2008 11:12 PM

Yorum Ekleyin...





(you may use HTML tags for style)