« ‘Rejim’i İyice Tanımış Olduk | Ana Sayfa | Türkiye’yi Dindarsızlaştırma Projesi »

March 19, 2008

Bu Laiklik, Sovyet Laikliği

[19 Mart 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]

İsveç Dışişleri Bakanı Carl Bildt, Yargıtay Başsavcısı’nın “astronomik derecede tuhaf” girişimi karşısında şaşırmış. Bunun neden Avrupa normlarına aykırı olduğunu da şöyle özetlemiş: “Biz, Avrupa’da dini inançlara saygı gösteririz. Dindar olmaları insanların kamu görevlerinden men edilmesini gerektirmez. Bu yapılırsa insan hakları ihlali olur.”

Aslında İsveçli bakan, Türkiye’yi dışarıdan izleyen (yani Türk resmi ideolojisiyle beyni yıkanmamış olan) hemen herkesin kolaylıkla görebildiği bir problemi teşhis etmiş: Aslında “ideolojisiz devlet” ilkesinin bir parçası olması gereken laikliğin, Türkiye’de düpedüz din karşıtı bir ideoloji gibi yorumlanıyor olması.

Sayın Başsavcı’nın uzun metrajlı bir Özdemir İnce makalesi niteliğindeki iddianamesine bakınca, kast ettiğim ideoloji açık seçik ortaya çıkıyor: AK Parti’ye atfedilen “suçlar”ın çoğu, bu partinin dindar mensuplarının bulundukları mevkilerde dindarlıklarını ifade etmelerinden ibaret. Örneğin Başbakan Erdoğan Sydney’de bir konuşma yapmış ve “Hepimizi yaratan mutlak yaratıcı Allah’tır. Ayrıma ne gerek var. O üst ortak paydada birleşip ele vereceğiz” demiş. Bazı Ak Partili belediye başkanları “Ramazan ayında cami cami dolaşarak imamlık yapıyor”muş. “Tarikat şeyhlerinin cenazelerine topluca katılmış”lar… “Çeşme açılışlarından, orman yangınlarına kadar her konuda dinsel motiflerle süslü demeçler verip genelgeler yayınlamış”lar…

Eğer bu gibi şeyler Batılı laiklik standartlarına aykırı olsaydı, Amerikan başkanlarının hemen hepsinin bizdeki gibi külyutmaz savcılar tarafından alaşağı edilmesi gerekirdi. Görmüyor musunuz, Bush iki lafından birinde “God”, yani Allah diyor, sabahları mesaiye başlarken dua edip İncil okuduğunu bütün ülke biliyor. Bunların hiç biri laikliğe aykırı filan değil, çünkü Bush bunları yaparken Amerikan kanunlarını Kitab-ı Mukaddes’e dayandırmış olmuyor. Laiklik, dini hükümleri devlet eliyle dayatırsanız bozulur. Kamusal alanda dindarlık ise, İsveçli bakanın dediği gibi, insan hakkıdır.

Aslında bizdeki despot laikliği özeti, daha önceden Ahmet Necdet Sezer’in ifade ettiği, Yargıtay Başsavcısı’nın da atıfta bulunduğu, “dinin bireylerin iç dünyasından çıkarak toplumsal bir güç olmasına izin verilemez” şeklindeki vecizede gizli.

Oysa Anayasa’nın laikliği düzenleyen 24’üncü maddesi sadece “devletin düzeni”nin dine dayandırılamayacağını söylüyor. Toplumun dindarlığı devleti ne ilgilendirir ki?..

Ama bu beylerin ideolojisi, dinin mutlaka “önleyici baskı”yla zapt edilmesi gerektiğini, aksi halde mutlaka “Ortaçağ karanlığı”nın geleceğini söylüyor.

Dine bu şekilde ideolojik bir alerjisi olan, ama bazı durumlarda da onu kullanmaktan çekinmeyen bir başka devlet daha vardı yakın zaman önce: Sovyetler Birliği!.. İlk yıllarındaki militan ateizm denemelerinden sonra kısmen yumuşayan Sovyet modeli, bizdeki laikçilerin gönlünden geçenden pek farklı değildi. Sovyet vatandaşları kendi iç dünyalarında bir dine inanabilir, cami ve kiliseler de açık kalabilirdi. (Bunu da yasaklayacak kadar ileri giden ve herkesi ateist olmaya zorlayan istisnai bir rejim, Arnavutluk’taki Enver Hoca diktasıdır.) Ancak Sovyet toplumunda dinin etkisine izin verilmez, hiç bir dini harekete, cemaate, tarikata imkan tanınmazdı. Dindar insanlar da Komünist Parti’ye kabul edilmez, yani devlete “sızamaz”dı. Kremlin’de de, elbette, “Allah” diyen bir kul bulunmazdı… Nasıl, tanıdık değil mi?..

Sovyetler’den en büyük farkımız şu: Orada tek iktidar vardı, bizde iki iktidar var: Halkın seçtiği iktidar demokratik laikliğe, Ankara’da oturup kendi kendini atayan iktidar da Sovyetik laikliğe inanıyor. Arada bir de halkın seçtiklerine darbe indiriyor. Bu Sovyetik iktidarın bir de “CHP” adlı bir siyasi kolu, Doğu Perinçek gibi “sivil” akıl hocaları var. Dahası kariyerine demokrat tarafta başlamış, sonradan “flaş transfer”le öteki tarafa geçmiş Süleyman Demirel gibi yıldızlarımız bile mevcut.

İşte böyle “astronomik derecede tuhaf” bir ülke Türkiye… Tam demokrasiye geçmedikçe de iflah olması imkansız.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: March 19, 2008 7:11 AM

Okur Yorumları

(NOT: Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Mustafa Akyol tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, standart yorum kurallarını dikkate almanız önemle rica olunur.)

guzel..
:)suleyman demirel örneği hoş olmuş....sahi o adam neci..ben hala anlayamadım:)

Yazan: rubella Tarih: March 19, 2008 9:31 AM

Oktay Ekşi'nin haftalardır sayın Taha Akyol'a gazetede ki köşesinde sorup durduğu fakat bir türlü yanıt alamadığı sorularına da İsveç Dışişleri Bakanı mı yanıt verecek?

Bu Laiklik Sovyet Laikliği = Dinsizlik, din düşmanlığı'dır. Demek istiyorsunuz ama bir türlü diliniz varmıyor sanıyorum?

Bu cumhuriyeti kuranlar ve anayasasına laiklik ilkesini değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek şekilde koyanlarda diyorlar ki :

Hiç boşu boşuna kendinizi paralamayın biz bu Cumhuriyeti, şeyhler, dervişler, tarikatlar, meczuplar Cumhuriyeti olsun diye kurmadık. Laiklik ilkesi kuruluş felsefemizin özüdür. Değiştirilmesi teklif dahi edilemez!

Sizin anladığınız ve dayatmaya çalıştığınız laiklik anlayışı ırkçı Arap milliyetçiliğidir. Siyasal din istismarcılığından başka bir şey değildir.

Velevki türban siyasi bir simge olsun = Irkçı Arap milliyetçiliği.

Hülagü TTT

Yazan: Hülagü Tarih: March 19, 2008 10:42 AM

{"Ancak Sovyet toplumunda dinin etkisine izin verilmez, hiç bir dini harekete, cemaate, tarikata imkan tanınmazdı. Dindar insanlar da Komünist Parti’ye kabul edilmez, yani devlete “sızamaz”dı. Kremlin’de de, elbette, “Allah” diyen bir kul bulunmazdı… Nasıl, tanıdık değil mi?.. "}

Türk üst düzey bürokrasisi, siyasetçisi diğer bir ifade ile elitlerinin tamamen sayın Akyol'un yazısında ifade ettiği manada laik ya da sekülerlerden oluştuğu; resmi ideolojinin de hep bunu sağladığı görüşüne katılmıyorum.

{"İşte böyle “astronomik derecede tuhaf” bir ülke Türkiye… Tam demokrasiye geçmedikçe de iflah olması imkansız."}

İşte buna aynen katılıyorum.


Yazan: Anonymous Tarih: March 19, 2008 11:04 AM

Bence bu elitlerin din düsmanligi müslüman bir toplumun demokratik olamyacaklarina inananclarindan besleniyor.
Onun icin bu elitler laikligi kullanip toplumu la dini bir topluma dönüstürmek istiyorlar, ki o zaman onlara göre biz demokratik bir toplum olabiliriz. Zaten onlara sorarsaniz, onlar hepsi zaten demokrat insanlar, ama (dindar) halk demokrasi icin daha cok cahil. Zaten hep yanlis partilere oy veren bir halk, demokrasiyi anlamamisdir :D :D :D
Evet sovyetlerin laiklik anlaysina bizim rejimin laiklik anlayisi benziyor. Cok güzel bir tespit Mustafa Bey

Yazan: cüneyd Tarih: March 19, 2008 4:12 PM

Turkiye'de laikligin taniminda ve anlasilmasinda bir karisiklik oldugu kesin. Karisiklik sadece burada degil bir cok yerde. Insanlar olaylari farkli algilayabilirler ama bir sekilde aklin yolu bir degil mi? Nasil bu kadar subjektif olabiliyorlar bazilari? At gozlugunden bile baktiginda daha genis bir vizyon olur insanda…

Yasadigim sehirde bir haftadir Semana Santa (kutsal hafta) etkinlikleri devam ediyor. Hazreti Isa'nin cilesi ve yeniden dirilmesi canlandiriliyor… insanlar buna bir yil boyunca hazirlaniyorlar, her sene daha buyuk heykellerle daha gorkemli yasamak icin ugrasiyorlar. Her sokakta baska bir gruba ait kortejler muzik esliginde yuruyor ve insanlar bir sokaktan otekine bunu izlemek icin kosturuyor. Sabah basliyor ertesi gun sabaha kadar surdugu oluyor. Gazeteler hergun bunun programini dagitiyor, televizyonlar canli yayin yapiyor. Bu bir kesimi degil butun sehirdeki yasami etkiliyor. Sehir ici tarfige kapali bu hafta boyunca. Aracinizi garajiniz varsa orada parkedersiniz, yoksa bir yer bulmaniz lazim, bulabilirseniz. Evinize istediginiz saatte gidemezsiniz. Cunku paso(kortej)slar tarafindan tum cadde tikanmis olabilir. Herkes La virgen ve Jesus'u gormek icin toplandigi icin sizin de baska bir seyle mesgul olmanizi ya da baska bir kayginizin olmasini abes bulurlar… Yiyecek alisverisini bile istediginiz saatte ve istediginiz yerde yapamazsiniz bu sure icersinde. Abartmiyorum. Katolik inanc ve gelenegin cok guclu olmasi nedeniyle tum bunlar guney Ispanya icin normal. Ilk basta anlamadigim gibi cok da rahatsiz oldum ama sonra anlamaya daha fazla gayret gostermem gerektigini dusundum. Biraz anlamaya baslamakla birlikte ayni duygulari hissedemiyorum. Ama bu saygi duymami engellemiyor. Sadece Semana Santa'nin bir sektore donusmus olmasi ve tuketimi pompoladigini hissettigim icin maneviyata iliskin birsey gorememekten dolayi uzgunum. Dini semboller ve ritueller acisindan Islam'in ne kadar sade bir din oldugunu ve belki de bu yuzden yasamak degilse bile Islam'i hissetmenin ne kadar kolay oldugunu farkediyorum simdi.

Bu nedenle de Turkiye'de laiklik adina cikarilan ikiyuzlu tartismalari anlamak mumkun degil. Hele laiklik olmadan demokrasi olmaz diyerek, laiklik ugruna demokrasiyi feda etmeye hazir herseyi herkesden daha iyi bildiklerine suphemin olmadigi zihniyeti anlamak hic mumkun degil. Inandigimizi elbette savunmak hakkimiz ama inanmadigimizin da hakkini savunacak olgunluga gelmek zorundayiz… Gokhan Ozgun'un asagida verdigim linkteki Abdurrahman yazisi da cok guzel : http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=250307
Sevgiler ve selamlar

Yazan: Handan Tarih: March 19, 2008 5:31 PM

Cambaza bak demeye hiç gerek yok hala anlayamadığımıza inanmıyorum bu ülkede halka rağmen bu işler olurken hala meseleyi içerde arıyor görünüyoruz, yok kardeşim savcının birinin aklına esecekde adam ülkenin meşru hükümetini abuk subuk gerekçelerle alaşağı edebilicek bir harekete girişecek pes, bu adam bu gücü nerden alıyor yoksa S.S.C.B den mi? Hala meseleyi getirip Sovyet düşmanlığıyla açıklamaya çalışıyoruz yoksa Osmanlı imparatorluğunu Sovyetler yıktıda sonra getirip dini ortadan kalıdıran laiklik anlayışını empoze etti bizim mi haberimiz olmadı bundan, bunun böyle olmasını isteyenler Ruslar değil emperyalizmi nin altında inim inim inlediğimiz Batıdır her meseleyi siyasi pazarlık aracı yapan hertürlü iblisliğin altından çıkan batı hertürlü darbe, ergenekon vb. yapılanmaları bizzat kurduran veya destekleyen işi bitince kaldırıp atan bu A.B.D oyunlarını kimin ne için bu tip işlere destek verdiğini, emperyalizmin nasıl ikili oynadığını anlatmazsanız daha çok konuşuruz bunları bu ülkede içerideki adamlar ne kadar güçlüymüş de habermiz yokmuş..

Saygılar...

Yazan: M. Ali DİKTAŞ Tarih: March 19, 2008 6:54 PM

Cuneyd bey'in bahsettigi konu cok onemli :
Musluman bir toplumun ayni zamanda demokratik olmasi mumkun mu ne kadar mumkun?

Kutsal kitabi hukuk'tan ustun gorme yuzdesi musluman ulkelerde nedir , Turkiyede nedir ? Avrupa da nedir ? ABD'de nedir ?

Tam Musluman ve tam demokratim diyen Sunni Musluman elit su sorulara nasil cevap verecektir :
- Mecburi din dersi demokratik midir?
- Kutsal kitaptaki miras, evlilik-cok eslilik, kolelik duzenlemeleri cagdisi degil midir?
- Dogum kontrol kisisel bir hak midir?
- Escinsellik kisisel bir hak midir?
- Butun dinler ve butun mezhepler esit midir ?
- Katil'i af etme yetkisi magdurun yakinlarina mi aittir ? Magdur tarafin affettigi katili HUKUK'un cezalandirma hakki var midir ?
- Devletin herhangi bir dini veya mezhebi one cikarmasi, gecerli gormesi, bu mezhebin veya dinin gerektirdigi ibadeti kolaylastirmak icin butce ayirmasi cami yaptirmasi, din adami yetistirmesi , maas'a baglamasi, bu mezhep veya din icin ozel duzenleme yaparak kamusal alanda bu mezhebe veya dine ozel kanun cikarmasi
DEMOKRATIK midir?


Bu sorulari Musluman Elit'in cevaplama sekli ve yuzdeleri nedir ?
Laik Elit'in cevaplari yuzdeleri nedir ?
Sunni muslumanlarin cevaplari yuzdeleri nedir ?
Alevi muslumanlarin cevaplari yuzdeleri nedir ?
Gayri-muslum lerin cevaplari yuzdeleri nedir ?
Inanmayanlarin cevaplari ve yuzdeleri nedir ?

Hangileri daha demokratik egilimlidir ?

Turkiyede % 50 ile yonetimi ele gecirmek ve anayasayi degistirmek mumkun olduguna gore
demokratik duzen icerisinde geride kalan halk yuzdesinin hakkini kim savunacak ?

Demokratik duzende YASAMA, YURUTME ve YARGI'nin birbirinde bagimsiz olmasi gerekiyor iken bizde YASAMA VE YURUTME arasindaki fark yok olmus ve YARGI'yi da Sunni Musluman elit'in ele gecirmesi icin 6 YIL kalmistir.

Sunni Elit Musluman kesimlere uygun olmayan halk kesimini uzay'a mi gondersek ?

Ne dersiniz?

Bir Okur.

Yazan: Bir okur - bazen yazar Tarih: March 19, 2008 9:25 PM

Hulagu TTT..

Sen halen yaziyor musun?

Aslında "yazıyor" kelimesindeki "z" harfi "ş" olsa daha anlamlı olur..

Yazan: sentimental Tarih: March 19, 2008 11:12 PM

Mustafa bey
Bazı yerlerde yazınıza katılsam da Türkiye'deki laikliğin sizin söylediğiniz kadar despot olduğuna inanmıyorum.Türkiye'de sünni olmayan,hatta müslüman olmayan vatandaşlar olmasına rağmen devlet yalnızca sünniliği temsil eden bir kuruma muazzam bir bütçe ayırıyor,öte yandan diğer inanç ve mezhepleri tanımaya bile yanaşmıyor.Bu yüzden,başörtüsü yasağını saymazsak sünni müslümanların türkiyedeki laiklik anlayışından şikayet etmeye hakkı olduğunu sanmıyorum.
Ayrıca şunu da eklemem gerek,pek çok marksist,lenin sonrası sovyetlerin dine baskı uygulayan politikasını gerçek marksizmden bir sapma olarak gördüğünden tasvip etmiyor.Dolaysıyla dine baskı uygulayan politikalardan komünizmi sorumlu tutmak hatalı olur.
Bunun dışında yazınız çok güzel elinize sağlık

Yazan: örsan Tarih: March 20, 2008 12:07 AM

sevgili hulagu nasil ki mustafa kemal zamaninda hutbeler okuttu sarikli sakallilarla pozlar verdi dualarla meclis acti kurtulus savasinin kazanilmasinda halkin inanclarini kullanarak dindar/ dinle barisik bir profil cizdi ama sonra isi bitip de duzluge cikinca hepsini tirpanladi iste oyle sovyetler de almanlara karsi bir moral ve halkta gayret olsun diye 2. dunya savasinda kiliseleri actilar ve tesvik ettiler savas sonrasinda da bu kullandiklari dini ve dindarligi yine tirpanladilar.

mustafa akyol'un sovyet benzetmesi bu iki rejimin bu ikiyuzlu riyakar davranisi acisindan da isabetli olmus.

hulasa siz konustugunuz yerin size bu imkani verip vermedigine bir bakiniz ki komik duruma dusmeyesiniz.

Yazan: Anonymous Tarih: March 20, 2008 2:27 AM

Avrupa ve Amerika takviyeli tipik AKP retoriği bu.



Kapatma davasının açılması ile aklanma ihtimalinin sıfıra yakın olduğunu apaçık bilen AKP yönetimi, elinde ne kadar kart varsa hepsini oynama ihtiyacı duyuyor şimdilerde.



Sağa, sola, önüne ne gelirse, ne şekilde becerebilirse saldırıyor.



Bu telaş içinde yaptıkları, söyledikleri, ima ettikleri onları daha iyi tanımamızı sağlıyor. Maskeler düşüyor.



Hak, hukuk tanımamak, adaletin arkasından dolanıp puan toplamaya çalışmak neymiş çok iyi görüyoruz.



Lütfen söyleyin bana. Türkiye hakkında atıp tutan, fikir belirten bu Avrupa beyefendilerinin hangisinin ülkesinde rejim tediti vardır? Ne zaman olmuştur?



İslam ne yazık ki aydınlanma dönemini daha yaşamadığından hep ortaçağa ait gibi aykırı duruyor demokrasi kavramının yanında.



İslamı politikaya alet edenler de hep bir araç olarak kullanmak istiyor demokrasiyi, laisizmi.



Kul zihniyetindeki, aç, işsiz, eğitimsiz insanları gütmekten daha kolay birşey var mı bu dünyada?

Yazan: bizden de çok var Tarih: March 20, 2008 2:00 PM

Bir onceki yazisinda Mustafa bey ulkenin vatandasi oldugundan utandigini soylemis, nobeli hak ettiniz desenize Mustafa bey =)

Son 5 yildir AKP'nin ulkede yaptiklarindan dolayi utanmadinizda bir savcinin gorevleri cercevesi acmis oldugu hukuki bir dava uzerinemi birden vatandasliginizdan utandiniz?

Koylunun satmadigi topraklari kanun cikararak altin madencisi yabanci sirkete sattiran, ulkede laik-anti laik kaos baslatan, Canakkale sehitlerinin uzerinden bile dini prim yapmaya calisan, sokakta huzur denen olayin kalmadigi, terorun artik dogudan buyuk sehirlerimizin sokaklarina kadar getirildigi bi hukumet zamani utanmadiniz demek hic!?

Bende simdi senin bir Turkiye Cumhuriyeti vatandasi oldugun icin utandim Mustafa Bey.

Burda AKP'i savunanlar onun sayesinde ya prim yapan adamlar yada davulun sesini uzaktan hos duyan Avrupada yasayan kisiler yada hala seriat hayali ile yasayanlar.

Turkiye Cumhuriyet laik bir devlettir. Onu tehtit altina alacak davranislarda bulunan her kim olursa olsun adalet onune cikmayada mecburdur.


Yazan: Cem Tarih: March 20, 2008 2:56 PM

Arkadas, nefesini bos yere tuketme. Tanri, yaratici var, ama dinlerin hepsi,dunyanin gorup gorecegi en sofistike yalan ve sahtecilik. Bu milletin, bu sahtecilik nedeniyle cagdidina itilmesine, itilip kakilmasina izin vermeyecegiz. Kafanda, kalbinde ne tur sacmaliklara inanirsan inan.Fakat bunlari devlete topluma aksettiremezsin. Turkiye Cumhuriyetinin nereden nereye geldigini, bu milletin Cumhuriyet ve laiklik sayesinde yasama sansina sahip oldugunu bilmeyen Batililar sunu demis bunu demis bize ne? Bu asirda, bu dunyada ulkenin, milletin yasamayabilmesinin tek sarti olan laiklik ve cagdasligin cinler, periler, cennet, cehennem vb abuk subuklara dayali din palavrasi yuzunden veya bunlari kullanarak demokrasi sampiyonu gecinen politikacilar eliyle cokertilmesine izin verilemez.Bunu hic unutmayin. Sacma sapan inanclarinizi kendinize saklayin,buna itiraz etmiyoruz. Ama bu hurafelere masallara dayanarak milletimizi bolmeyin, su zor dunya kosullarinda, Turkiyeyi cagdisina itip zayiflatmayin. Arapsever olacaginiza Turksever olun. Bu cok mu zor?

Yazan: Kaan Tarih: March 20, 2008 6:44 PM

Pardon, Akyol'un son cumlesini atlamisim. "Turkiye...tam demokrasiye gecmedikce iflah olmaz," buyurmus. Insaallah boyle bir felaketle karsilasmayiz. Bu olursa Turkiye Iran olur cunku. Turkiyenin neresi ne kadar demokrat? Gelebildigimiz yarim yamalak demokrasi, Cumhuriyet rejimi ve laiklik sayesinde gerceklesebildi. Batinin yuzyillarca suren bir vetireden ve cileler cekildikten sonra ulastigi demokrasi Turkiyede, bu bedel odenmeden bu nedenle nesvu nema bulabildi. Simdi Mustafa Akyol ve babasi gibiler bu temeli de ortadan kaldirmaya ugrasiyorlar. Ondan sonra ne demokrasisinden soz edilebilecek? Secim kanunu, siyasi partiler kanunu demokrasiye uygun mu? Cok klise haline geldi ama kesinlikle dogru bir laf, Turkiyenin nevi sahsina munhasir bir ulke oldugudur. Demokrasimiz, milletimizin bugunun dunyasinda cagdas bir ulke olmasini sagladigi olcude kabul gorebilir. Bu temel hedefe zarar verecek demokrasiye lanet olsun.

Yazan: Kaan Tarih: March 20, 2008 7:03 PM

Evet ülkemizde laiklik ciddi tartışılması gerek bir konu olacak kadar abartmışlardı zamanında. zamanında diyorum bir zamanlar gerçekten kominist rusyayı andırıacak seviyede idi şasım adına diyorum iğrendirici boyuttaydı yanı dinsizleşmiş bir nesil idi değil de sanki yabancılar türkiyede iktidarı devleti içini dışını ele geçirmişler gibi geliyordu o zaman ki yeni yetme halimle... cumhuriyetin saptırılmasını kemalizmin dinsizleştirme ile eşleştirilmesini anlamak güç gerçekten ama şu anki hali ile de AKP ile bunları açıkçası ben eşleştiremiyorum CHP nasıl milliyetçi devletçi devrimci halkçı olamamaktaysa, AKP de demokrat gerçek laikliği uygulayıcı bir oluşum olamaz.....

Yazan: ancazin Tarih: March 20, 2008 9:32 PM

yahu bu kemalistlerin hepsi mi boyle ucuk kacik olmali...

simdi kaan isimli arkadas neye inarnisaniz inanin demis. guzel de inandigim gibi yasamak da istiyorum. misal bir kadin inaniyorsa basini da ortebilmeli. bunun neresi sizi rahatsiz ediyor. eger gelip senin de basini ortmeye calissalar haklisin feryadinda ama burada inanan insanlar kendi inandiklari sekilde yasamak istiyorlar hepsi bu. kimse sana demiyor ki ateist zirvalarini birak gel musluman ol diye. sen de istedigin gibi maddeye tapabilirsin, modern cagin getirdigi her turlu paradigmayi bu moderndir diye kabul edebilirsin, kemalizmi din gibi algilayip ona inanabilirsin, istedigin gibi anitkabir'de secdeye varabilirsin bu da inan ki beni hic ama hic ilgilendirmiyor ancak birak da biz de istedigimiz gibi inanip yasayalim be birader bu kadar aleni zorbalik olmaz yuh diyorum daha ne diyeyim...

bu refleks aslinda halaskar zabitandan geliyor.. hani inonu'nun dedigi gibi "bu halk sizin dusmaninizdir" diye...

evet kaan sizin gibiler kabul etse de etmese de bu halkin kurtulus Islam ruhu ile olmustur. canakkale'de veya dumlupinar'da hic kemalist, laik vs bulamazsin. hepsi iman icin vatan icin kalplerinde Allah inanci olarak "Allah Allah" diyerek dusman ustune yuruduler. yoksa kemalist degerler vs icin degil. bu durumu basbakan beceriksiz politikalarini ortmek icin, puan toplamak icin istismar ediyor olabilir ama buna imkan taniyan, onun bu tip politikalarina zemin hazirlayan nedir biliyor musunuz?

sizin her turlu dini tezahurden tiksinen, gorunce sara nobeti gelmis gibi agzi kopurerek "laigglik" diye kenetlenerek hezeyanlar savuran kendini daima hakli goren egonuzun dini yasamdan kazimaya yonelmesi sonucu ortaya koydugu ilkel reflekslerdir...

birakin inanan basini ortsun, birakin isteyen istedigi gibi yasasin.. o zaman tayyip erdogan bu sekilde kolay puan toplayamaz bir beceriksizligi varsa ortaya cikar.. ama hayir siz de oyle bir refleks olmus ki siz dinin kendisine dusmansiniz en ufak bir sekilde dinini yasayan bir insanin "bu kimligiyle" toplumda yukselmesine, basarili olmasina, ileri gecmesine tahammulunuz yok. bu ne ilkel bir refleks..

Yazan: Anonymous Tarih: March 21, 2008 2:57 AM

Ilk yazimda tesbit etmisdim ve buradaki ulusalci laikci elitist arkdaslarin yorumlari benim yazidklarimi dogruluyor. Kendilerini demokrat olarak görüyorlar, ama bütün onlar gibi yasamyan düsünmeyen insanlari demokrat olamiyacaklarini savunuyorlar.
Yani onlara göre bir müslüman toplum demokrat olamaz. Tabi bu arkdaslarimiz dünyadan bir haber, allah bilir türkceden baska kaynaklar okumuyorlardir, dünya 21. YY. varmis onlarin zihniyeti daha 1930larda kalmis.
Yazik

Yazan: cueneyd Tarih: March 21, 2008 1:43 PM

Musluman toplum kisilerden olusur
(cemaatlerden degil, bireylerden olusur)

- Referansim Kutsal Kitaptir, hukuk ikinci plandadir diye dusunen Musevi/Hristiyan/Musluman bireylerin demokratligi lafta kalir.

Musluman toplum demokrat olamaz diye bir kural yok. Musluman toplumun bireyleri cogunluk olarak Hukuk'un ustunlugune inandigi olcude demokratlasmis olacaktir.

Bir Okur (bazen yazar)

Yazan: Bir okur Tarih: March 21, 2008 7:34 PM

Şöyle bir düşünün.Başörtüsü yasağını sol bir parti kaldırsaydı ve bunu da dini özgürlükler adına,laikliğin doğal bir gereği olarak yaptığını açıklasaydı,son seçimlerde gördüğümüz oy dağılımı gerçekleşebilirmiydi?Ülkemizdeki sol her zaman toplumun büyük çoğunluğunu oluşturan grubu,sen bizden değilsin diye karşı tarafa itmiştir.Son seçimler dünya siyasi tarihinde bile eşine rastlayamayacağımız bir siyasi olaya sahne oldu.İktidardaki parti ''muhalefeti sayesinde'' oylarını büyük oranda arttırdı.Nüfusunun en az yüzde sekseni sünni müslüman olan bir ülkede,bu çoğunluğa ''seni ben temsil etmiyorum,seni onlar temsil ediyor''imajını sergileyerek iktidara en büyük yardımı yapmıştır.Sonuç olarak da bugün gördüğümüz manzara; iktidarı oy sandığında kazanamayanların bu iktidarı başka kurumlar aracılığıyla sağlamaya çalışmalarından ibarettir.

Yazan: Tarık Taşpınar Tarih: March 22, 2008 12:47 AM

Hulagu Bey;

Hiç boşu boşuna kendinizi paralamayın biz bu Cumhuriyeti; dinsiz, mason, halki meczup olarak gören sahsi dikta heveslilerinin oyuncagi olsun diye kurmadık.Demokratik laiklik ilkesi kuruluş felsefemizin özüdür. Değiştirilmesi teklif dahi edilemez! Laikliligi, din düsmanligina alet etmeyin.

Yazan: Muzaffer Kazim Tarih: March 22, 2008 11:57 AM

Sayın Muzaffer Kazım,

Kimin halkını meczup olarak gördüğü söylem ve eylemlerinden belli. Güneş balçıkla sıvanmaz. Dinsiz, mason yalanları 100 yıllık köhnemiş yalanlardır. İnsanlarının gözünün içine baka baka yalan söylemekten bıkmadınız usanmadınız.

Cumhuriyetin kuruluş felsefesine ve ona sahip çıkanlar tarihin hiçbir döneminde kendi vatandaşına, köylüsüne, çiftçisine hadi ananı da al git burdan! Diye hakaret etmemiştir. Ne idüğü belirsiz tarikatlara faizsiz kazanç vaadiyle paralarını kaptıran vatandaşlarının soru sormasına sinirlenip atın şu sahtekarı bu salondan diye herkesin önünde aşağılayıp azarlamamıştır.

Tarih, ondan ders almayanlar için sadece ve sadece tekerrürden ibarettir!

Hülagü TTT

Yazan: Hülagü Tarih: March 22, 2008 4:09 PM

Anonymous, once okudugunu anla, sonra fikir yurut. Ben,Tanri, Yaratici var diyorum, ama, butun semavi dinlerin yalanlar ve masallar uzerine kurulu en buyuk sahtecilik tezgahlari oldugunu soyluyorum. Bu tezgahi gormuyor, gormekten korkuyor ve kendini yalan-dolanla avutmakta bir seyler buluyor olabilirsin. Ama, bu yalan-dolan-sahtecilik ugruna su milleti cag disina itmeyin, cagdas dunyada zayif duruma dusurmeyin. Istedigine inan, ama, din denilen bu yalanlari devlet hayatina ve toplum duzenine yansitma.Uyanik, kurnaz ve isini bilir bazi herifler binlerce yil once peygamberiz diye ortaya cikip esas itibariyla erkekler icin yararli olan kurallar koymus. O toplumlar icin bu kurallar yararli olmus olabilir. Bugunun dunyasinda bu abuk subuklugu nasil kabullenebiliyorsun? Bir kez daha: Tanriya inanalim ama din denilen bu sahteciligin kulu kolesi olmayalim ve bu milleti su zor dunya kosullarinda din yalani ugruna tekrar cagdisina goturmeyelim. Gercek vatanseverlik bu. Yapilmasi cok mu zor?

Yazan: Kaan Tarih: March 22, 2008 11:01 PM

Bu laiklik meselesini bir türlü anlayamadım.Bize ilkokulda laikliği "Din ve devlet işlerinin birbirinden ayrı görülmesi" şeklinde anlattılar.Sonra biz biraz daha büyüyüp lise yıllarında iken bir edebiyat hocamız "eğer siz burda aynı sınıfta kürt,laz,alevi,sünni bilmem ne beraber oturabiliyorsanız bu laikliğin meyvesidir" şeklinde bir açıklama yapınca bende ki laiklik anlayışı o ders itibariyle tamamen önceki öğrendiğim tanımla hem çelişti hemde değişti çünkü ben sınıfta yada sokakda benden farklı düşünen yada farklı inanca sahip kişilere inandığım islam kültürü sayesinde saygı ve sevgi göstermekteydim.
Vel hasıl yıllar sonra ben üniversitedeyim ve görüyorum ki bu laiklik maddesi bazılarının son ve en etkili kozu.Onlarda biliyor Osmanlı'yı adaleti düzeni yüce hükümdarlığı.Şuan ki kaygılar belirli bir dönemin belirli bir misyonunu ölse dahi üzerinden atmayacak bilmem ne kuşağının çatlak seslerinin yankısıdır.Toplumun genelinde bir kaygı olsa buna muhakkak ben de dur derdim...

Yazan: Bünyaz Tarih: March 23, 2008 10:25 AM

Hulagu Bey;

Kimin halkını meczup olarak gördüğü söylem ve eylemlerinden belli. Güneş balçıkla sıvanmaz. Dinsiz, mason yalanları 100 yıllık köhnemiş yalanlardır. İnsanlarının gözünün içine baka baka yalan söylemekten bıkmadınız usanmadınız.

Konuyu mecrasindan saptirmayalim, basbakanin o tavrini hic tasvip etmedim, üslubunu da savunacak degilim.Ama yine de bu vesileyle basbakanin o sözleriyle kiyaslanmayacak kadar agirlarini Chp´lilerin kendi milleti icin söylediklerini, kendi milletine bakis acisina dair, biraz google:

Nevzat Tandoğan;. “Bu ülkeye komünizm gelecekse, onu da biz getiririz!..”

Bir rivayet, gerci rivayet ama musahhas bir örnek olabilecek türden:

Tek parti devrinde lise öğrencilerine soru soran yüksek bir bürokrat, karşısındaki öğrencilerin her soruya doğru cevap verdiğini görünce, bu bilginin zararlı olduğunu, müfredatın zayıflatılması gerektiğini söyler. Çünkü çok bilen tebaayı nasıl idare edecektir?

kaynak:

http://www.ufukotesi.com/yazdir.asp?yazi_no=20031223

Daha ezan "Türkçeleşme" aşamasına gelmemişti. Mart 1931'de, CHF (yani Cumhuriyet Halk Fırkası/Partisi) İstanbul İl İdare Heyeti Reisi/Başkanı Cevdet Kerim (İncedayı, Sinop 1893-İstanbul 1951), İstanbul Müftüsüne bir yazı yazar. Müftü de, huzur hocası, müderris/profesör, ulemadan bir zat: Hasan Fehmî Efendi (Ülgener/Geçen yıllarda vefat eden İÜ Hukuk Fakültesi Profesörlerinden Sabri Ülgener'in babası). Aynen şöyle der:

"Cumhuriyet Halk Fırkası
İstanbul Vilâyeti İdare Heyeti
(Hususî) 1 Mart 1931
İstanbul Müftüsü Hasan Fehmi Ef. Hz.lerine,

Yenikapı'da Katip Kasım Mahallesi İmamlığına tayini ahali-i mahalliye tarafından istirham olunan Hafız Tevfik Efendi'nin vazife-i mezküreye tayini fırkamızca da matlup ve mültezem olduğundan mümaileyh'in keyfiyet-i tayini için icap ettiği takdirde Diyanet İşleri Riyaseti nezdinde de teşebbüsatta bulunulması ve neticenin iş'ar buyurulması maa'l-istirham rica olunur, efendim!
C.H.F. İstanbul Vilayeti İ.H. Reisi
İmza (Cevdet Kerim)"

Yani CHP'nin önde gelen isimlerinden Cevdet Kerim (İncedayı)'nın ulemadan olan müftüye, demek istiyordu ki, adı geçen adam, partimizin adamıdır ve mahalli teşkilatımız tarafından istenmektedir. Tayinini yapın, olmazsa, Diyanet İşleri'nden girişimde bulunun, başında da bizim adamımız vardır. Sonuç da bize bildirilsin, demek istiyorlardı!

Tıpkı "tu kaka" dedikleri "padişah buyrultusu" gibi bir şey...

kaynak:
http://yenisafak.com.tr/arsiv/2002/ekim/06/salbayrak.html

Daha onlarcasini yazili kaynaklarda bulmak mümkündür.

Diger hususlar olan, dinsizlik, masonluk v.b daha sonra aciklayacagim.

Simdilik hoscakalin.

Yazan: Muzaffer Kazim Tarih: March 23, 2008 12:26 PM

"acık oy gizli sayım" denilen seyi yazsam örnek olarak yeterdi aslinda.

Yazan: Muzaffer Kazim Tarih: March 23, 2008 12:28 PM

Kaan bey,

Siz kim oluyorsunuz da bir şeyin çağ içinde ya da dışında olduğuna karar veriyorsunuz? Siz çağ dışında olduğuna inanın, dini boşşverin, bir başkası da çağların ötesinde görsün inansın, size ne? Neyi dikta etmeye çalışıyorsunuz? Gerçek vatanseverlikmiş, peh, size kalsın vananseverlik anlayışınız, biz almayalım diyenlere zorla mı dayatacaksınız? Zorba bir despot gibi konuşuyorsunuz, tam da Akyol'un bunu eleştirdiği yazısının altında eleştirdiği söylemi savunuyorsunuz.

Gerçek bir laiklik sistem olarak her dine/ideolojiye eşit mesafeli bir devlet mekanizması ile olur.

A. Comte gibi arkaik pozitivistlerin "gün gelecek, din ortadan kalkalacak" söylemleri piyasadan düşeli çok oldu, siz hala bu arkaik pozitivizme iman etmiş olabilirsiniz ama kimin neye inanacağına despotça müdahale etmeye kalkmayın..

Anonim size güzel cevap vermiş, gayet de iyi anlamış ama siz onun söylediklerini anlamamışsınız. Tekrar okuyun da neden bahsettiği anlamaya çalışın. Kendiniz dilediğiniz zırvaya inanın ama kimseye zırvanıza inanmaları için baskı kurmaya kalkmayın. Kimse de size kendi inançlarını dayatmasın. Devlet de bu koruma için organize olsun. İşte laiklik, laik sistem bu. Daha basit nasıl anlatabiliriz? Hem okunanı anlamıyorsun hem de doğru anlamış gibi itiraz ediyorsun, komik oluyor.

Yazan: Suat Tarih: March 23, 2008 5:06 PM


Kaan gibi dini anlama özürlülere ünlü tarihçi Kemal Karpat Hoca'nın röportajı ağır gelir ama bir umut deyip, alıntı yapayım:

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=206399

Siz bir tarihçisiniz...

Ben klasik manada tarihçi değilim. Ben yeni tarih anlayışını temsil ettiğimi düşünüyorum. Tarihi bir malzeme deposu, bir tecrübe kaynağı olarak görüyorum. Zaten tarih ancak insanların güncel yaşamlarıyla ilgili hale getirilirse mana kazanır. Yoksa kupkuru bir zaman tarihi olur.

Siz yakın tarihe bakarak bugün için sonuçlara varıyorsunuz. AKP'yle başlayalım. Siz, AKP'yi yakın tarihteki hangi hareketin uzantısı olarak görüyorsunuz?

AKP'den önce bu ülkede önemli süreçler yaşandı. Bizde demokrasi çok dar bir alana sıkıştırılmıştı. Demokrasi adına yapılan muhalefet sonucunda 1946'da Demokrat Parti geldi ve önceki dönemlerde laiklik adına yapılmış bazı ifrat hareketleri düzeltme yolunu buldu. Çünkü laiklik, vicdan hürriyetiyle bağdaşmayacak şekilde öyle dar yorumlanmıştı ki, her hareketi dinci sayacak haldeydi. Aslında dincilikle dindarlık arasında büyük fark vardır.

Aralarındaki fark nedir?

Dincilik bir ideoloji olabilir ve dincilikten şeriat devleti isteği dahil her şey çıkabilir. Ama dindarlık siyasetle, devletle ilgisi olmayan tamamıyla kişisel bir alandır, Allah'a ve peygambere daha derin bir şekilde inanmaktır. Dindarlık, muhafazakâr olmayı gerektirmez. Bir insan hem inançlı hem de alabildiğine modern olabilir. AKP'ye dönersek... Bu ülkede 50 senelik demokrasi var. AKP'nin çıkışı, Türk halkının olgunlaşmasının, eğitim görmesinin ve ülkede demokrasinin kökleşmesinin sonucudur. AKP, Refah'ın içinden çıkıp da Türkiye'nin gerçeklerini kavramış Türkiye'nin geçmişine ve Cumhuriyet'in temellerine uygun bir hareket tarzı kabul etmiş bir genç kuşağın hareketidir.

Peki siz son yüzyıla baktığınızda Türkiye için bir şeriat tehlikesi görüyor musunuz?

Hayır görmüyorum. Cumhuriyet'in başındaki tepkiler her ne kadar 'Şeriat istiyoruz' diye ifade edilmişse de, bu aslında ya halifeliğin kaldırılmasına siyasi bir tepkiydi ya da laiklik adına getirilen değişimlerin halkın dinini yok etmeyi amaçlamış hareketler olarak görülmesine karşı bir kendini savunmaydı. Bugün şeriat düzeni kurmak isteyen küçük bir grup olabilir ama bunun, halkı arkasından sürükleme şansı çok azdır. Şeriat bu ülkede ancak darbeyle iktidara gelebilir.

Anlamadım...

Şeriat devleti kurmak isteyenler bu ülkede kesinlikle halk oyuyla iktidara gelemezler. Dışarıdan ve içeriden bir sürü desteklerle ve darbeyle iktidara gelebilirler ancak. Her şey halkın oyuna bırakıldığı, devleti kimin idare edeceği halk oyuyla tayin edildiği ve demokrasi olduğu takdirde, Türkiye için bir şeriat tehlikesi görmüyorum ben. Ama şeriatçı küçük bir grubun arkasında iyi örgütlenmiş militan bir güç olursa, o zaman şeriatın darbeyle iktidara gelmesi mümkündür. Teşkilatlanmış bir ırkçı yahut kapitalist bir grup da aynı şekilde iktidara gelebilir. Bunlar halk hareketi değildir. Demokrasi dışında oluşan hareketlerdir.

Siz, İslam'la modernitenin çatışmadığını da söylüyorsunuz. Ama görüntüler sanki bu tespite uymuyor. Son dönemdeki El Kaideli, şiddetli, terörlü İslam görüntüsü moderniteyle uyuşuyor mu?

El Kaide ve başka küçük gruplar İslam'ı temsil etmiyor ki. Dünyada kimse İslam'ı temsil etmiyor ve edemez. İslam, bir din olarak alabildiğine liberaldir. İran'ın kendi tarihinden doğan on iki imam Şiiliği dışında, İslam'da bir ruhban grubu, bir hiyerarşi yoktur. Ayrıca İslam'ın kendi içinden değişme imkânı, potansiyeli var. 'Her yüzyılda yeniliği getirecek biri gelecek' diye anlatılmıştır İslam'da. Tabii ki ben, İslam'da her şey rahat bırakılırsa, ortalık güllük gülistanlık olur demiyorum. Çünkü bir din kendi kendine hareket etmez. O dini harekete geçiren, şekillendiren, o din adına medeniyetler ya da korkunç düzenler yaratan toplumlardır. İslam, 11'inci yüzyılda çok durgunlaştı ve geriledi. Görüyorsunuz, dünyanın en düşük standartlarıyla yaşayanlar Müslüman toplumlar. Niye? Çünkü İslam adına kuvveti eline geçiren zümreler ve hanedanlar, güçlerini ve varlıklarını sürdürmek için İslam'ı gerekçe olarak kullandılar.

İslam rahatlıkla kullanılabilen bir din mi?

Herhangi bir din rahatlıkla kullanılabilir. Evvelce Hıristiyanlık da kullanıldı. Bugün model alınan Avrupa'nın din tarihi İslam'dan geri kalmaz. Hatta daha kötüdür. Ama Hıristiyanlık dogmadan kurtuldu, dini, akıl süzgecinden geçirerek yeni bir yola soktu. Şu anda İslam'da da bu oluyor. İslam, dogmadan kurtulma yolunda ilerliyor. İslam akılcı bir dindir. Kuran akıla dayanan bir kitaptır. Hadislerde de öyledir. Ama siz bir dini yozlaştırabilirsiniz, akılcılıktan çıkarabilirsiniz. Burada kurtuluş demokrasidedir.

İslam'ın kurtuluşu mu demokraside?

İslam'ın kurtuluşu değil. İslam dindir, onu değiştiremezsiniz. Ama İslam toplumlarını demokrasi ve akılcılık sayesinde kurtarabilirsiniz. İslam toplumları yozlaşmıştır. İslam'ın içindeki akılcı önerilere dayanarak onlara akılcı ve dünyevi hayat önerisi sunabilirsiniz. İslam değişmeye açıktır. Moderniteyi de, demokrasiyi de kabul eder ve özünü de kaybetmez. Zaten İslam'ı kendi kaidelerine göre anlarsanız, onun moderniteyle çatışmadığını görürsünüz. Ama İslam'ı kullananlar onu moderniteyle, 'değişimle' çatıştırabilir. Mesele burada. Bugün İslam'da hakiki bir kadın hareketi vardır. Mesela Türkiye'de kadının durumunun arzu edilir derecede olmamasının sebebi de din değil törelerdir. Binlerce yıldır aşiretin tatbik ettiği bu töre, dinin içine sokulmuş ve kutsallaştırılmıştır.

Peki Türkiye'deki İslam'ı nasıl değerlendiriyorsunuz? Son zamanlarda toplumun din algısında bir değişiklik oldu mu?

Oldu. Bu coğrafyadaki din anlayışı geleneksel olarak liberal, başka kültür ve dinlere de yer veren bir anlayıştır. Yaşanan değişim şu oldu. Bu din anlayışına geri dönüldü. Tahammülsüz küçük gruplar olabilir, ama halkın büyük kısmı geleneksel olan ve Osmanlı'da yaşanan 'liberal' diyebileceğimiz hoşgörülü görüşe yöneldi. Türkiye'de hâkim olan İslam'ın kökenleri Orta Asya'dır. Oradaki kabilelerin İslam'dan önceki tanrı anlayışı, İslam'daki Allah anlayışına çok yakındı.

Bu nasıl bir sonuç yarattı?

Eski tanrı anlayışını İslam'da buldukları için Türklerin büyük bölümü Müslümanlığı daha rahat kabul etti. Ve Türkler, Allah'ın her mahluku ve düşünceyi kabul ettiğine dair anlayışı İslam'a da getirdiler. İşte bugün Türkiye'de yaşanan, Türk İslamı'na, hakiki İslam'a bir dönüştür. Anadolu İslamı, hakiki İslam'a belki de en yakın İslam'dır. Türkiye şimdi ona dönüyor. Türkiye'de dinin yaşanma şekli yumuşadı ve yumuşamakla da kendi özünü buldu. Aşırı dogmatik yanları törpülendi. Böyle olmakla İslam'dan uzaklaşmadı insanlar, gerçek İslam'a daha yakınlaştılar, daha özgürleştiler.

Türkiye İslam'la moderniteyi bir arada barış içinde nasıl tutabilir?

Bu hükümetin bu konuda çok önemli vazifeleri var. Bir ay önce Başbakan Erdoğan'a 'büyük bir tarihi fırsatı kaçırabilirler' kaygısıyla bir mektup yazdım. "İktidarsanız ama hakkınızda hâlâ Milli Görüş'ten ve İslamcı bir rejim kurmaktan vazgeçmediniz gibi şüpheler, korkular var. Bu şüpheleri gidermeye çalışınız. Herkesi ikna edecek, insanlarda şeriat korkusunu yok edecek, dindara da, dinsize de güven verecek bir felsefe ortaya koyunuz. Partinin ilerideki hareketini tayin edecek prensipler açıklayınız ve bu prensipleri partinize kabul ettiriniz ve sizden şüphe edenlere bir güven hissi veriniz. Kadrolaşmalar vs. gibi şeyleri inkâr edemezsiniz. Bundan korkanlar var. Bu yüzden çıkıp 'Biz İslamcı bir rejimi ya da alabildiğine muhafazakâr bir hayatı getirmeyi asla amaçlamıyoruz. Zaten halkımız da bunu istemiyor. Biz halkımızın oyuna, isteğine uyuyoruz' demelisiniz" dedim.

[....]

Peki, Türkiye'de Müslümanlıkla milliyetçilik arasındaki ilişkiyi nasıl değerlendiriyorsunuz?

O, tarihi ve duygusal bir meseledir. Milliyetçilik tanımının içinde 'ırk, dil, tarih' vardır ama bunlar kâfi değildir. Bir de psikolojik bir bağ vardır. Bu da Müslümanlıktır. Bizim millet anlayışımız aslında camia anlayışıdır. Müslümanlık, bu toplumu biraz camia olarak görmeye götürüyor bizi. Yalnız şu var. Bir kişinin kendisini topluma ne şekilde bağladığı birinci derecede önemlidir. Bir kişi kendisini toplumuna sağlam bağlamazsa, o toplum var olamaz.

[...]

Cumhuriyet döneminde Müslümanlık, Türk kimliğinin bir parçası olmaktan çıkmadı mı?

Türk tarifinden çıkarıldı ama fiiliyatta devam etti. Cumhuriyet'te temelde çok az şey değişti. Osmanlı'dan gelen bir toplum olmasaydı, bugün Türkiye olmazdı. O toplum devam etti ve yavaş yavaş aşırılıklar giderildi ve bugünkü duruma gelindi. Bu toplum Osmanlı'nın değişerek bir devamıdır.

Siz, bizim resmi tarihimizin lanetlediği Abdülhamit'i çok olumlu bir tarihi figür olarak değerlendiriyorsunuz. Bu görüş farkı nereden kaynaklanıyor?

Çünkü adamlar Abdülhamit'in ne yaptığına, ne söylediğine bakmamışlar ki. Modern Türkiye'nin temelleri o zaman atılmış. 1869'da çıkarılan eğitim kanunu Abdülhamit devrinde uygulanmış ve okullar kurulmuş. Bugünkü Türkiye'yi kuran elitler, askerler, subaylar doktorlar onun okullarında yetişmiş. Demiryolları o devirde yapılmış ve yeni Türkiye'nin ruhunu ifade eden milli edebiyat o devirde oluşmuş. Türk dili bugünkü halini o zaman almaya başlamış. Abdülhamit, İslam toplumlarının dogmatizmden kurtularak modernleşebileceğini ve ilerleyebileceğini söylemiş bir adam. 'Avrupa'nın bugünkü hali Hıristiyanlık dogmadan kurtulduktan sonra mümkün oldu' diyor. Abdülhamit'in istibdat idaresi berbattı ama bir devleti 600 sene idare etmiş bir sülalenin ferdiydi o. Onun sultan olarak vazifesi devletin bütünlüğünü korumaktı ve nitekim bir dereceye kadar korudu.

Siz, özellikle devletin kuşkuyla baktığı Nakşiliğe de modernizm açısından önemli bir rol yüklüyorsunuz. Nakşilikle modernizm ve değişim ilişkisi nedir?

19'uncu yüzyılda Nakşibendilik eski Nakşibendilikten adeta topyekûn ayrılarak yepyeni bir felsefeye sahip olmaya başladı. Dünya işlerine ve toplumun düzelmesine katkıda bulunmak gibi eskiden olmayan 'dünyevileşmeye' doğru yepyeni kesin adımlar attı.

[...]

Hareket noktam şu. Bir, Türkiye dinsiz bir toplum olarak yaşayamaz. İki, Türkiye'nin kültürel bakımdan dini Müslümanlıktır. Bugünkü şartlarda en liberal, en hoşgörülü, her düşünceye yer veren, dinsize de dindara da eşit muamele yapan, değişimi, Cumhuriyet'i, Atatürk'ü ve bugünkü Türkiye'yi olduğu gibi kabul eden kim var diye baktığımda, bu medeni din görüşünü en çok Fethullah Hoca'nın temsil ettiğini görüyorum. Adamı merak ettim, bir kere gördüm. Samimi, dindar biri. Fethullah Gülen hareketini, onun şahsının dışındaki uzantılarıyla incelerseniz çok değişik bir oluşum görürsünüz. Bu, dünyevi bir oluşumdur. Dünyeviliği önemseyen, maddi dünyayı dinle beraber yaşatmaya çalışan bir oluşum bu. Toplumu dünyadan ayıran değil, toplumun içine bir ruh, bir inanç sokan bir gelişme bu. Onun için bu kadar adamı çekiyor kendisine.

Siz, İslam'ın Siyasallaşması isimli kitabınızda, ' Bir gün bu Nakşibendi şeyhlerinin birçoğu, Müslüman devrimci ve yenilikçilerin panteonunda yerlerini alacaklardır' diyorsunuz.

Evet, devrimcilerin yanında yer alacaklardır diyorum. Çünkü ben, modernleşme dinden geçmezse, modernleşme tamam olmaz diyorum. Ve modernleşmeyi bu şekilde dinden geçirerek, hem dini hem de toplumu modernleştirecek insanlar arasında Nakşibendiler de var diyorum. Kadiriler, Rıfailer de var diyorum. Bugün, bunların içinde en iyinin Fethullahçılar olduğunu görüyorum. O kadar. Bakın... Bu toplum inançsız yaşayamaz. İnanç ihtiyacı ve kültürü bu toplumun o kadar ruhuna işlemiş ki, ben başka bir toplumda bu kadar inanç arzusu, isteği görmedim.

Bizim toplumda ateizm bile çok acayip bir ateizm oluyor. Çünkü ateizm bile büyük bir inanç gibi yaşanıyor. Böylesine inanca ihtiyaç duyan, inançsız yaşayamayan bir toplum bu. Ki bu inancın diğer ismi de dindir. Bu din de İslam'dır...

Yazan: Suat Tarih: March 23, 2008 5:08 PM

Sayın Kaan,
Bir kaşık Spencer, üstüne bir tutam Hitler, birkaç damla da Comte eklenerek elde ettiğiniz yemek, tadından yenmiyor. Zaten genetik kültürümüzde olmayan tatlardan oluştuğu için, ülke topraklarında yetişmeyen bu ürünlere ulaşıp da bu yemeği yapmak çok zor, zoru başarsanız bile, malum damak zevki denen bir şey var, damaklarımızda iğreti duracaktır. Siz bu yemeği olsa olsa, her yeni tadı modernlik zanneden birkaç kişiye beğendirebilirsiniz. Bu arada, bu yemeğin herkes tarafından beğenilip, takdir gördüğünü, ve ilginç olan, bunların çağın görüp görebileceği en güzel yemek olduğunu nereden çıkardınız? Yerli malı, yurdun malı, anlayışından yola çıkarak, sizin yurdun yerli malından anlamadığınızı fakat ancak ben anlarım mantığınızı belli eden satırlar fazlasıyla göze çarpıyor. Siz bu topraklarda sadece “beyaz” mamullerin yetiştiğini zannedebilirsiniz ama farkında mısınız bilmiyorum, imparatorluk geleneğinden gelen ve her dönem çevresindeki kültürlerle alışveriş içerisinde olmakla zenginleşen toprak ürünleri ile doluyuz.
Aman, bu metaforda çok oldu artık, ne diyorum ben değil mi?
Diyorum ki bu toprakları tek-tipleştirmeye çalışarak bölmeye uğraşarak asıl bölücülüğü siz yapmayın, 19.yy. hurafeleriyle bizi çağdışına itmeyin, nev’i şahsına münhasır bir ülke olduğumuz sahteciliğine siz inanabilirsiniz ama inandığınız yalanları tek doğruymuş gibi dikte etmeyin, uyanık, kurnaz ve işini bilir bir tarzda fetva verip de bu fetvayı kutsamamızı beklemeyin, siz bu sahtekarlıkların kulu kölesi olmakta serbestsiniz ama aynı sahtekarlığa bizim de kul köle olmamızı beklemeyin, gerçek vatanseverliğin sizin verdiğiniz ölçütler içinde olduğunu iddia etseniz de aslında sizin bu vatanseverlik tavrınızın bu ülkeyi böldüğünü fark ettiğimizi kabullenin…
Hakikaten yapılması çok mu zor?
Sizin gibi inançsızlığı yalan dolan olarak kabul edersek, çağın en ileri ülkesi mi olacağız, siz uzaya gittiniz de biz mi pantolonunuzun paçasına yapıştık?!
Laiklik, inanamazsınız, inançsızlığınız asıl inancınızdır mı dedi?
Biraz daha okuyun önce.
Laiklik, hiyerarşik kilisenin hegomanyasını kırmak için getirilmiş bir sistemdir, bir nevi, birilerinin parsadan pay almasını sağlamak (burjuvazi) için Avrupa’da ortaya çıkmış bir anlayış, modernize edilmiş hali çok faydalıdır ama başlangıç ve ortaya çıkış sebebi tamamen “duygusaldır”! Şu an bizdeki uygulamasında ise inançsızlıkla laiklik aynı şeylermiş gibi kabul ettirilmeye çalışıldığına bakılırsa, bu da tamamen “duygusal”dır!
En azından kavramlara saygı gösterin de kavramların hangi zamanda, hangi şartlarda ortaya çıktığını, nasıl ilerlediğini ve uygulamalarına yönelik farklılıkları analiz ederek ayakları yere daha sağlam basan iddialarda bulunun. Laiklik dinsizlik demek değildir, devletin vatandaşa müdahalesini engelleyen bir sistemdir artık. Yani bizi korumak için vardır, yoksa sizin söylediğiniz şeyin adı laiklik değil, laisizmdir.
Ama bunları kabul edemezsiniz değil mi, o zaman objektif olmak gibi demokratik bir tutum geliştirmek zorunda kalırsınız ve dogmatik fikirlerinizden ödün vermeniz anlamına gelir. Sizden bunu beklemek de abesle iştigaldir.
Hurafe dediğiniz şey de zaten dogmadır, yani sizin cümlelerinizin tamamında tespit edilen tutum. Öncelikle hurafeden sizin vazgeçmenizi tavsiye etsem abesle iştigal etmiş olurum değil mi?!
Haklısınız, olurum.
Saygıyla.

Yazan: suzannur Tarih: March 23, 2008 7:50 PM

Bazilari bilir bazilari bilmez, daha once askeri darbelerde gozetilmesi gereken kurallar uzerine (hiyerarsi,prosedur, lojistik konularini icereren ) bir bilimsel calismam var idi. Ama daha onceki calismam sivil darbecileri kapsamiyor idi.

Bu hukuk boslugunu doldurma saiki ile ve ozellikle 80 yasindaki darbecilerin hukuku konusundaki hassasiyet uzerine darbe sektorunun emekcilernin sosyal , demokratik haklarini kapsayan Sosyal Guvenlik reform paketine dahil edilmesi, isci memur statuleri, darbecilik hizmetinin suresi degil karsitigi darbe saysina gore emeklilik suresi heaplanmasi, darbeciligin AIHM sozlesmesine dahil edilmesi gibi konulari ele alan bir paket uzerinde calismalarim son surat devam etmektedir. Biraz sabirli olun.

Asagidaki haber, bu sektorde yarim asirdir hizmet veren, ve kendisini tutukluluktan kurtaran “sorgulanmasi hayati tehlike arz eder fakat darbe yapmasinda herhangibir mahsur yoktur” seklinde uc tane saygin bilim adaminin rapor verdigi, benim ise kendisinden FI (Fasist Enternasyonal) Yilin adami odulu dahil 5 adet Adolf bekledigim (Oscar olur da Adolf niye olmazmis ki?) Ilhan Secuk’un kahramanlik oykulerini son taksidi. Devami icin bizi izleyin.
++++++++++++++++++++++++++++++++++++
Davayı açtırıyoruz darbeye hazırlan

Teknik takibe takılan İlhan Selçuk'un bu sözleri söylediği iddia ediliyor

Ergenekon terör örgütüne yönelik 4. dalga operasyon kapsamında gözaltına alınan Cumhuriyet Gazetesi İmtiyaz Sahibi ve Başyazarı İlhan Selçuk, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ve İstanbul Üniversitesi eski Rektörü Kemal Alemdaroğlu, polisin yaptığı teknik takibe takıldı.

Star gazetesinin haberine göre, gözaltına alınan bu isimlerin son iki aydır yoğun bir şekilde AK Parti'ye yönelik kapatma davası açtırmak için kulis yaptıkları ve davanın açılmasının ardından gerçekleştirilmesi gereken eylemler için plan yaptıkları ortaya çıktı.
SÜRECİ BİZZAT YÖNETMİŞ
İstanbul Terörle Mücadele ekipleri, Ergenekon terör örgütüne yönelik soruşturma kapsamında örgütün fikir lideri olduğu değerlendirilen İlhan Selçuk'u 2 ay önce teknik takibe aldı. Kapatma davası ve iddianame sürecini aktif bir şekilde yöneten Selçuk'un üçüncü şahıslarla yaptığı telefon görüşmelerinde kapatma davasının açılacağından ve davanın kapatmayla sonuçlanacağından kesin olarak sözettiği tespit edildi.
BUNDAN SONRA KRİZ ÇIKAR
Selçuk'un teknik takibe takılan bir telefon görüşmesinde muhatabına 'Davayı açtırıyoruz. İddianeme hazırlanıp dava açılacak. Bugüne kadar Türkiye'de ekonomik kriz çıkmadı ama kapatma davasından sonra mutlaka kriz çıkar. Bunlardan kurtulmak lazım' dediği tespit edildi. Ergenekon trafiğinin fikir yöneticiliğini yapan Selçuk'a bilgi veren bir kişi ise kapatma davasından önce sarfettiği 'İlgili kişilerle görüştüm. Merak etmeyin durumlar iyi, havamız çok güzel' sözleriyle dikkat çekiyor.
DARBEYE ZEMİN HAZIRLAYIN
İlhan Selçuk'un bir başka telefon görüşmesinde ise kapatma davasının açılmasının ardından yapılması gerekenlerle ilgili talimat verdiği belirlendi. Selçuk'un, davanın açılmasının hemen ardından ses getirici eylemler düzenlenerek Türkiye'yi yönetilemez hale getirmek için çalışılmasını istediği belirlendi. Selçuk'un, Ergenekon üyeleriyle yaptığı konuşmalarda da darbeye zemin hazırlamak için sarsıcı eylemler yapılması talimatı verdiği kayıtlara girdi.
SUÇU ÖRGÜTÜN AMAÇLARI İÇİN GÖREV ÜSTLENMEK
Ergenekon terör örgütünün fikir lideri olduğu belirtilen ve Terörle Mücadele şubesinde 5 saat sorgulanan Selçuk'un gözaltına alınış gerekçesi ise şöyle açıklandı: Ergenekon terör örgütünün amaçları doğrultusunda bilerek ve isteyerek görev üstlenmek. Emniyette yaklaşık 5 saat sorgulanan Selçuk, saat 21.00'de Beşiktaş'taki İstanbul Adliyesi'ne getirildi. Hemen savcılık katına çıkarılan Selçuk'ta sonra Perinçek'in şoför ve korumaları Yusuf Beşerik, Yusuf Tuncer, Mahir Çayan Güngör, Aydın Gergin ve AykutTokak adliyeye getirildi. Savcı Zekeriya Öz Selçuk, Beşerik ve Tokak'ı sorguladıktan sonra serbest bıraktı. Savcı bu arada Selçuk'a yurt dışı yasağı konması için nöbetçi mahkemeye başvurdu. SavcIlIktan serbest Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz tarafından sorgulanan İlhan Selçuk savcılıktan serbest bırakıldı.
KANSIZ OLMAZ DARBE DE LAZIM
Darbe beklentisi içindeki olduğu tespit edilen İstanbul Üniversitesi eski Rektörü Kemal Alemdaroğlu'nun teknik takibe takılan telefon görüşmelerinde AK Parti'ye kapatma davası açılacağından ve sonunda AK Parti için kapatma kararı çıkacağından emin olarak söz ettiği belirlendi. Kapatma davasının sonucunu dava açılmadan bilen Alemdaroğlu'nun bir görüşmesinde 'Kansız olmaz. Darbe lazım. Öncelikle de bu davanın açılması lazım' dediği öğrenildi. Bu arada polis Alemdaroğlu ve Perinçek için 24 saat daha ek gözaltı süresi aldı.
SARIKIZ VE AYIŞIĞI MİMARI ERUYGUR DAVAYI SORUYOR
İlhan Selçuk, Perinçek ve Alemdaroğlu'nun teknik takibi sırasında, 2004 yılındaki Sarıkız ve Ayışığı darbe girişimlerinin baş aktörü eski Jandarma Genel Komutanı emekli Orgeneral Şener Eruygur da dinlemeye takıldı. Selçuk, Perinçek ve Alemdaroğlu ile Eruygur'un farklı zamanlarda yaptıkları görüşmelerde de kapatma davası sık sık gündeme geldi ve Eruygur'un 'Görüşmeler ne oldu, dava ne aşamada' dediği öğrenildi. Kapatma fikri Selçuk'tan belge Perinçek'ten ERGENEKON terör örgütüne yönelik 4. dalga operasyonunda gözaltına alınan 12 kişiden 8'inin AK Parti için açılan kapatma davasından dava açılmadan aylar önce haberdar oldukları ve iddianame sürecini bildikleri belirlendi. AK Parti için açılacak kapatma davasıyle ilgili girişimlerin fikir babalığını İlhan Selçuk'un yaptığı, İP lideri Doğu Perinçek'in de davaya delil teşkil edecek belgeleri gerekli yerlere ulaştırdığı belirlendi. Polisin yaptığı değerlendirmede AK Parti'nin kapatılması talebiyle hazırlanan iddianamenin Ergenekon operasyonunda ele geçirilen dökümanlarla üslup yönünden büyük benzerlik taşıdığı saptandı.
23.03.2008
Kaynak: http://yenisafak.com.tr/gundem/?t=23.03.2008&c=1&i=107162

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: March 23, 2008 8:21 PM

Bircok vatandas soylediklerime tepki vermis. Once Muzaffer Kazim arkadasa yanit vereyim. "Ne cag icinde, ne cag disinda sen mi karar vereceksin?" buyurmus. Yahu etrafiniza bakin, cirkin, zevksiz,kaba saba, cagdisi ne varsa burada. Yazin ortasinda bile igrenc ortuler, pardesuler icinde yasamaya mahkum edilmis kadinlar. Heryerde erkek egemenligi...Kadinlara , kizlara dayak kotek. Bir erkekle yanyana yurudu veya konustu diye oldurulen kizlarimiz. Kadin-erkek ayriligi, haremlik selamlik yuzunden azginlasan seks icguduleri. Bunlarin hepsi cagdisilik. Zaten, kadin-erkek esitligini gercekten kabul edip icine sindiremeyen, seks konusunda dogal olani reddeden insanlarin ve toplumlarin cagdas olmasi mumkun degil.
Ben, sekiz yil Cinin Kuzeyinde yasadim. Ora kizlari, boylu boslu ve cok guzeldir. Arazi duz oldugu ve insanlar araba sahibi olamadiklari icin herkes bisiklet kullanir. (Mesela, nufusu onbir milyon olan Beijingde onuc milyon bisiklet vardir.) Bu sahane kizlar, bisikletleriyle giderken ruzgardan bacaklari acilir. Hic kimse donup bakmaz. Cinde seks, ask, kadin-erkek iliskisi nedeniyle kavga,gurultu-patirti, cinayet cok cok nadirdir. Nedeni acik. Hersey dogal ortaminda cereyan etmektedir. Kadinla erkegin bir arada bulunmasinin yasak olmasi gibi manyak, gayritabii bir uygulama yoktur. Seks, kadin-erkek iliskisi gibi tabiatin en tabii bir verisi uzerine yasaklar koyarsan, once, fiziki olarak ustun olduklari icin erkekler kadinlari ezen kurallar koyarlar. Bu yasaklar nedeniyle, disarda is yapamayan erkekler, ihtiyaclarini aile icinde gidermek daha kolay oldugu icin, kendi kizlarini, ogullarini, bacilarini, vb becermeye yonelirler. Yalan mi?
Bak arkadas, seks (erkek-disi iliskisi) denen olay insan ve millet hayatinda o kadar onemlidir ki, tabiatin en tabii, en temel verisi olan bu olay onune, bir Arap Peygamberinin kendi kisisel sorunlari nedeniyle bin kusur yil once koydugu yasaklari, kisitlamalari koyarsan, bir insan olarak cok muhtemelen ruh hastasi olursun (Yani,baska tur manyakca tezahurleri de gorulebilir ama, seks baglaminda, parlak oglunda, tas gibi kizinda,gencecik bacinda gozun olur, firsat kollarsin, firsati bulunca da...)
Benim onceki mesajlarimda soyledigime yanit veren gormedim su ana kadar, yani: 1) Tanri, bir yaratici vardir (Cunku, evren, dunya, tabiat elle tutuluyor, gozle goruluyor.Hersey, anlamamiz mumkun olmayan, inanilmaz bir denge icinde birbiriyle iliskili vs) 2) Ama, bu Tanriyi, evreni izah etmek iddiasiyla ortaya cikan semavi dinlerin hepsi, insan uydurmasi...Masallar, yalanlar, insanin korkulari uzerine insa edilmis toplumsal muhendislik projeleri.Peygamberim diye ortaya cikan uyanik kisilerin, buyuk olcude, kisisel sorunlarini halletmek ve iktidar/guc elde etmek icin maalesef etkili bicimde kullandiklari bir arac. Bin kusur yil oncesinin ilkel insanini kandiran bu soylemlerin 21. yuzyilda hala kabul gorebilmesi basli basina bir cagdisilik delili degil mi?

Yazan: Kaan Tarih: March 24, 2008 2:43 AM

Kaan Bey,

kusura bakmayın ama siz aklınızı biraz seksle bozmuşsunuz...

aids,frengi,bel soğukluğu,iktidarsızlık,bozulan yuvalar.... hepsi kontrolsüz seks yüzünden..çağdaş dünyanın baş belaları..

siz çağdaşlığı belden aşağı anlıyorsunuz galiba..

öyle bir saçmalamışsınız ki cevap vermek bile abes..

aklınız fikriniz başka işte..

Yazan: delikanlı Tarih: March 24, 2008 6:29 AM

"Ben, sekiz yil Cinin Kuzeyinde yasadim. Ora kizlari, boylu boslu ve cok guzeldir." (kaan)

Oyleyse ne ariyorsun bu "igrenc, kaba cirkin, pardesuilu" insanlar arasinda?

Bisikletine bin, yanina da, ananı Apturaman, Tezic, Darbeci Ilhan ve diger laikci despotlari topla git utopya Demokratik Cumhuriyetine. Oraya almazlarsa Kore Demokratik Cumhuriyeti de cok guzelmis bu mevsimde fosspetik canlisi!! Varinca da guzel bir Cin usulu "hot dog" iyi gider, ya da ne ile besleniyorsaniz.

Yazan: Ne fark eder Tarih: March 24, 2008 9:58 AM

Muzaffer Kazim kimi muhatap alacagini az cok bilir.:)

Suat=! Muzaffer Kazim

Suat Bey,

Aklimdan gecti dün yazmadim:

Niye bunlar nezdinde bir mesruiyet ariyorsunuz, kendimizi bunlara ispat etmek zorunda degiliz.
Cumhuriyeti biz kurduk, devlet bizim... vesselam.

Saygilar

Yazan: Muzaffer Kazim Tarih: March 24, 2008 12:31 PM

Kaan bey
Tanrı,din,İslam ve cinsel ahlak konusundaki tespitlerinize aynen katılıyorum.Sizin gibi Tanrı'ya inanan ve dinlerin uydurma olduğunu düşünen insanlara rastlamak sevindirici.Size yapılan eleştiriler,ayrıntılı incelemeye değmez

Yazan: örsan Tarih: March 24, 2008 10:01 PM

Aslında tek amaçları kendi ideolojileini ve kendi cuntalarını devam ettirmek. Hangi insan bedava ekmek yediği kapıyı kapatmak isterki

Yazan: Muhammedali Tarih: March 24, 2008 10:54 PM

Sayın Kaan,
1. Çin'de hiç kimse bisiklet süren kızların rüzgardan açılan bacaklarına bakmıyor olabilir ama sanırım siz bir istisnasınız. Yani, kimin neye bakmadığını söyleyebilmek için o şeye bakmak gerekir de, eminim siz, kimsenin bakmadığı tespitini yapabilmek için baktınız. Bu bilimsel yargıyı çıkarabilmek için ne kadar bakmanız gerekti acaba? Zor bir yargı olmalı, eminim çok fazla örneği incelemek zorunda kalmışsınızdır. Şimdi acıdım işte size, bilim adına kendini feda eden insanlara çok rastlanmıyor da!
2. Bu ülkede artık zina suç değil, yaşasın, artık istediğinizle istediğinizi yapabilirsiniz, tek probleminiz düz bir arazi bulmak, eh Türkiye’de kargacık burgacık, düz yeri de ne az, sizin için ne yapsak acaba? Bu coğrafi yapı da hiç modern değil canım! İsterseniz Konya Ovası’nı size tahsis edecek bir yasa çıkarmak için başvuruda bulunalım ve Sivil Toplum Örgütleri’nin dayanışmasıyla elde edilecek gelirlerle size bisiklet alalım, yetmezse Çin’den de gönüllü bulalım, yoksunluk yaşamanızı istemeyiz ama değil mi? Aaa, aklıma bir de ne geldi, bu günlerde çok ünlü bir eylem zaten, sizin için bildiri yayımlayıp imza kampanyası başlatalım! HAYDİ ARKADAŞLAR, KAAN BEY İÇİN 70 MİLYON İMZA KAMPANYASINA!
3.Testesteron salgısının en önemli etkeni kolesterol, acaba sizde çok mu yüksek? Baktırmanızı tavsiye ederim. Zaten bu ülkenin yemek kültürü de çok geri, hep kolesterol, hep kolesterol… Aklıma bir şey daha geldi, her gün bir avuç fındık da kolesterole iyi gelir, reklam öyle diyor…
4.Şimdi asıl mevzuya gelelim Sayın Testesteron,
Bu yasaklar nedeniyle, dışarda iş yapamayan bu yüzden ailesine yönelen erkekler grubuna dahil olmamak için mi dışarıdaki her düzlükte bacak arıyorsunuz? Ensest ilişkinin en yaygın olduğu dönemin PAGAN DÖNEM olduğunu bilmiyor musunuz? Bu arada pagan dönemin ne olduğunu biliyor musunuz acaba? Bir tık size istediğiniz bilgiyi sunabilir, az gayret, biraz daha araştırmayla daha iyi atabilirsiniz. Yani dediğim şu ki, bunun İslam dini ile alakası yok, öyle olsaydı, dine ensest ilişkiyi yasaklayan kurallar getirilmezdi, yasak varsa öncesinde işlenen eylemin varlığı da vardır. Bunu, İslamiyet’e yamayamazsınız yani. Ama İslamiyet’ten önce Hristiyanlık ve Yahudilik mi vardı dediniz, bunu o dinlere de yamayamazsınız, bu dinlerde de yasaktır, az okumuş çok atmış Sayın Testesteron. Bir daha yazıyorum bakınız, ensest ilişki pagan dönemin ürünüdür ve beğenmediğiniz dinler, bunu engellemeye çalışmışlardır. Ha, engelleme yöntemini mi beğenmiyorsunuz, iyi de zaten dinlere inanmıyorsunuz, bu kuralların hiçbirisi sizi bağlamaz, niye dert ediyorsunuz, siz bir düzlük bulun yeter! Desem ki kişi, ensest ilişkiye giriyorsa , bu dinden değil, dinden uzak olduğu içindir, yoook, olur mu canım! Kaan Bey'imiz ne de güzel formüle etmiş işte, hem zaten o, Çin'i de görmüş, denizde balık, Kaan Bey de nesnel yargı!
5. Herkes siz gibi deniz tavşanı ya da salyangoz yaşamına mı uymak zorunda? Hele ki bu yaşantının tercih edildiği pagan dönemde, ensest ilişkinin normal kabul edildiği düşünülürse.
Biri de çıkar size “Hem herkesle yap, hem de ailenle yapma, ne de saçma canım!” derse ne diyeceksiniz? Hatta sizi çağın gerisinde kalmakla suçlarsa? Ensest ilişkinin yanlış olduğunu nasıl anlatacaksınız, (adamın normali o, dini kuralı da yok), inandığınız yaratıcının karşı çıktığını söyleyerek mi? Nereden biliyorsunuz, madem peygamberlere inanmıyorsunuz, size böyle bir şey mi vahyoldu, hadi ispatlayınız!(Yan çizmek yok, bu sizin sorgulama yönteminiz)
6.İçimden bir ses, bu homo erectusa, kadına yönelik iğrenç bakış açısıyla ilgili de bir şeyler söyle diyor da, zaten daha önce yazdıklarımı okumamış, okuduysa da bir şey anlamamış birinin bunu da okuyacağı meçhul, hele anlayacağı daha bir meçhul, öyleyse kendini yorma diyor. Malum iletişimde bir verici bir de alıcı vardır ve alıcının kapasitesi minimumsa vericinin tüm çabaları boşa gider. Öyle olacak yine…
7. Yaratıcının varlığını kabul etmeniz ama peygamberleri kabul etmemeniz sizin sorununuz, biz sizin cinsel hayatınıza karışıyor muyuz ki, inancınıza karışalım. Bir kere burası laik bir ülke. Ne alaka, öf, ne bileyim, bu ülkede her şeyin sonu bir şekilde laikliğe bağlanıyor, etkilendim sanırım.
Not: Hani sizin, Spencer, Hitler ve Comte ile ilgili düşünceleri dayattığınızı iddia etmiştim ya, geri alıyorum. Çünkü bu farklı da olsa düşünce ürettiğini zannettiğim birine verilmiş cevaplardı.Bundan sonra da size cevap vermek gibi bir abesle iştigal edeceğimi sanıyorsanız, yanılıyorsunuz.

Yazan: suzannur Tarih: March 25, 2008 2:50 AM

Tanrıya inanıp dine inanmayanlar diye bir grup görüyorum..

Bu arkadaşlar deist galiba..Aristonun dinine inanıyorlar..hiç inanmamaktan iyidir..çevreye bakıp bir yaratıcının var olduğunu görebilmek akıl belirtisidir..bunu göremeyenlerde var..

cinsel hayat konusunda insanların kendilerini baskı altında hissetmeleri katolik inancında olabilir ama İslam için söz konusu olamaz..

cinselliği,parmağa takılan yüzükle ve bir sürü kanuni işlemle, kurumsallaşmış bir hayat içine(aile) hapseden din değil,seküler düzendir..

hem evlenmek zor hem boşanmak günümüzde..

herkes evlenemeyebilir fakat herkesin cinsel ihtiyaçları vardır..

kurumsallaşmış bir yuva kurmadan cinsellik olmaz diye dayatmanın dinden kaynaklandığını nereden çıkartıyorsunuz?

iki insanın birbirlerini eş olarak görmeleri ve kalben buna niyet etmeleri birlikte olmaları için yeterlidir..

dinin itiraz ettiği nokta kadının meta haline dönüşmesi..seks köleliği,cinsel tacizler..özellikle kadın istismarı İslamın çok hassas olduğu bir konudur..bununla şiddetle mücadele eder..

cinsel duygular Allahın insanlara verdiği (tüm canlılara) bir özelliktir..Allah kulunun durumunu bilmiyor mu?..

sadece evlilikle cinselliği sınırlamak insan doğasını zorlamaktır..böyle birşey yok..

eğer bir yaratıcıya inanıyorsanız bu yaratıcının insanlarla(yarattığı kullarıyla) konuşacağını da görmeniz lazım..konuşmanın her çeşidini kendisi yaratmış..vahiy denilen yolla da özel donanımlı kullarıyla bağlantıya geçmiş..bu çok normal birşey..

dinlerin uygulamasında ters gelen şeyler gördüğünüzde dinin üzerine çizgi atmayın..hata ve kusur insanlardadır..Kutsal kitaplarda değil..

bir daha düşünün..

Yazan: dost Tarih: March 25, 2008 9:05 AM

Sayın Dost,
Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmayın.Ben deist değilim.Teistim.Yani Tanrı'nın evreni yarattıktan sonra onu bırakıp müdahale etmediğine inanmam.
Bu ülkede Müslümanlığı temsil eden bir kuruma devasa bir bütçe ayrılırken,olmayan laikliği eleştirmek komiktir.Ülkemizde insanlar eleştiri yapacak ise başka şeyler hakkında konuşsun.Mesela 25 milyon Alevinin istemediği zorunlu din dersi dayatması gibi.

Yazan: örsan Tarih: March 25, 2008 8:09 PM

Yokmu arrtiran?
Beyabim 25 milyon Alevi dedi
-30 milyon Kurt
-1 milyon Yahudi
-3 milyon Eremeni
10 Milyon Aldullatif abimin kuzeyden ulkemizi sereflendiren "temiZ milleti"
-5 Milyon Pontus Laz Cumhuriyeti vatandasi
-10 yilda 15 milyon laik
-
........

Geriye kac tane pis, sunni Turk dinci kaliyor bu hesaba gore?

-Bir zaman once ulkede bir Alevi partisi vardi. Birlik Partisi adi altinda. 8 milletvekili cikartmis idi. Resmi kayitlar mi idi sosyal arstirmacilarin verileri mi idi bilmiyorum, saniyorum nufusun yuzde 8 ila 10 milyon arsinda ALEVI VAR tURKIYER'DE. VE 6-8 MILYON ARASI da kURT.

Ama ne farkeder? Biz etmez bildik yuzyillardir. Ama bilgi sahibi olmadan fikir sahibiymisiz. Basbakan da oyle imis "alevi Sunni, Kurt TUrk kardestir" ve "Hepimiz Allahin kuluyuz" demesi de Apturaman'in iddianamesindeki suc delilleri arasinda. Ha bir de "basi acik-basi kapali hepsi canim cigerimdir, hepsini el ele gormek istiyorum" dedigi icin.

_Ah Tayyip Bey Ah, ben de oyle istiyordum ama senin dervisligini laikler zayiflik gostergesi olarak aliyor ve kuduruyorlar. Nasil olsa o sorumlu; gerlim istemez; ne iastwersek aliriz" diyorlar "biligi sahipleri".

Bu isler boyledir. "just us victims" sistemi boyle isler. Herkes "aglamiyan cocuga meme verilmedigini" hata yaramazlik sduimrikliga ekstra meme verildigini ogrenince kudurur,. Hak, hukuk, ahlak, ait oldugu ilkin imaji umurunda dweguildir.

Biz mezhebiz, yok cemaatiz, yok tarikatriz, yok ayri diniz , yok felsefeyi, yok kiraathaneyiz.. yok cemeviyiz, kulturuz, Hiristiyaniz, ateistiz, laikioz, Lozan'a dahiliz sana ne lan ne oldugum parayi bas ceneyi kapa!!

Ben seckininm aleviyim senin dinini ben rejimimin diyaneti le kontrol ederim,. Devlet daireleri, laikci kaleler ayni zamanda Alevi kaleleridir.. Yargi da benim borum oter; universitelwer hakeza.

O yuzden 5 milyonumuz 25 milyon gozukur.

Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan kool genc.
Git
Diyaneti kim ne icin kurdu, foksiyorunmu nedir ogren diyecegim ama ogrenmek zorunda olmadigini biliyorurm. Cunku Ihan agabeylerin inansdirmis seni memleketin efendisi olduguna.

80 yildir cami duvarina isyiyorlar bu memlekette; sabrim tasiyor benim. Artik TC gazetelerindeki yaziolar Danimarka Karikturlerine rahmet okutuyor.

Ve yalniz degilim. Bir Kurtulus Savasi daha savasacak kuderet damarlarimizdaki asil kanda mevcuttur.

Gerrildigi yerden kpsun yahu!! GEREMEMEK BIRTEK BENIM MI SORUMLULUGUM??

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: March 25, 2008 9:04 PM

sn Örsan,

teizmde cinsel konularda kurallar,düzenlemeler vardır..seksle ilgili çok serbest konuşulduğu için olsa olsa deisttir diye düşündüm..galiba dedim,eminim demedim..

sizin bahsettiğiniz konulardaki sıkıntıda demokrasimizdeki zaaflardan biri..din özgürlüğü konusunda sıkıntılar çok..hepsini yeri geldikçe konuşuyoruz..

insanlar din dersi okumak istemiyorsa okumasın..din kültürü dersini inançlarına ters görüyorsa bir kısım vatandaş okumasın bu dersi..

bu kadar basit bir meseleyi niye çözemiyorlar anlamıyorum..hem din eğitimi vermek devletin işi mi?..bu da laik devlette ayrı bir garabet..

özel din okulları,din kursları açılsın,dileyen buraya göndersin çocuklarını..

benim açımdan no problem..

Yazan: dost Tarih: March 25, 2008 9:23 PM

Yorum Ekleyin...





(you may use HTML tags for style)