« Kur’an’da Başörtüsü: Var mı, Yok mu? | Ana Sayfa | ‘Rejim’i İyice Tanımış Olduk »

March 14, 2008

Ak Parti'ye Kapatma Davası!

Bu akıl almaz olay karşısında diyebileceğim tek bir şey var:
Bu devletin vatandaşı olmaktan utanç duyuyorum.
"Milleti kapatmaktan" başka hiç bir işlevi olmayan zihniyetin kendisi kapanmadıkça da bu değişmeyecek...

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: March 14, 2008 11:35 PM

Okur Yorumları

(NOT: Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Mustafa Akyol tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, standart yorum kurallarını dikkate almanız önemle rica olunur.)

Refah partisi kpandıktan sonra,bu modernist milli görüşçüler "Haketmişti ama" diye düşünüyordu.

Parti içi Seçimi Recai Kutana karşı kazanamayıp da Fazilet kapatılınca da derin bir ohh çekmişlerdi.

Şimdi aynı gerekçelerle AKP davası açıldı. Kesinlikle kapatılmayacak, bu belli. Ama o zamanında yaptıkları vefasızlıkların cezasını kapatılma korkusu çekerek yaşayacaklar.

Yazan: ilhan k Tarih: March 15, 2008 2:07 AM

Mustafa bey bu sefer cok acik ve agir konusmus.. kisaca..
bu devletin vatandasi degilim ama, hakikaten bazi seyler cok komik geliyor maalesef..

Yazan: sentimental Tarih: March 15, 2008 2:12 AM

Tesekkurler omurgali adam! Sorumlu aydinin turnusolu budur. Ilerde sadece "ben de karsi idim" demek, benim konum degildi falan demek kurtarmayacak. Gavurlarin nikahlarinda sorulur "simdi konus veya ebediyyen sus" derler. "kotuluk gordugunde elinle, yapamaz isen dilinle duzelt. Onu dahi yapamaz isen en azindan kalbinle bugz et" (hadis-i serif) Aydinlar olarak, toplum olarak ahlaki insan olarak bu gun isyan etmeyen ebediyyen cenesini kapamali. Ahlaki durus turnusolundan gecemeyenlerin ilerde herhangibir konuda kestikleri ahkamin hicbir kiymet-i harbiyyesi olmayacaktir. Bazilari bu is spot veya hiobi saniyor.

Ben de haberi duyduktan birkac dakika sonra iki yazi dosendim mevzuda.

Buyurun:

AK-Parti’yi kapatma davası veya “sıtmaya razı etme” operasyonu (I)

AK-Parti’yi kapatma davası veya “sıtmaya razı etme” operasyonu (II)

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: March 15, 2008 2:34 AM

"milli eğitim bakanlığı, evrim teorisinin alternatiflerini de müfredata koydu" gibi bir haber bile kapatma gerekçesinde kullanılabilirmiş bu arada.

Yazan: okan bey Tarih: March 15, 2008 2:45 AM

Mustafa Bey bu şok edici olay karşısında millet adına duyduğu üzüntüden dolayı şok bir yorumcuk yayınlamış..

yasakçı zihniyet bizi modern dünya karşısında kötü duruma düşürüyor malesef..çok utanç verici bir durum gerçektende..

hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir düsturuna darbe vuruyor parti kapatmalar..

devleti bu zihniyet mensupları temsil etmiyor..bunlar da değişir birgün..demokrasi savaşını sonunda millet kazanacak..buna inanıyorum..

İlhan Beyin yorumuna katılamıyorum..Refah partisine sevinirmisiniz,oh olsun gibi bir şey sezdim bilinçaltınızda..

Ak partiyi burada çok eleştirmiş biri olarak şunu teslim etmeliyim..Refah partisinin hatalarını yapmayarak ,halkı kutuplaştırmadan, devletle zıtlaşmadan, dengeleri gözeterek bugüne kadar çok iyi getirdiler..

Refah partisi tabanını radikal yapısından daha demokrat bir duruma çektiler..vatandaşı Refah partisi kanalıyla gelen radikal dincilikten kurtardılar..dindar kitle sağlıklı bir zemin buldu kendine Akp ile..

ben kendilerini bu yönden tebrik ediyorum..kapatılsada gönlümüzde bir yer edindiler..

Tayyip Erdoğan'a sevgilerimle..

Yazan: deniz Tarih: March 15, 2008 3:12 AM

Evet Mustafa bey gerçekten ağır konuşmuş. Aynı şekilde dşünen binlerce başka insan da vardır eminim.
İnsan merak etmeden duramıyor: Böyle düşünen kişiler acaba, aynı dava örneğin zamanında HADEP için açıldığında da aynı tepkiyi vermiş miydi? Ya da Türkiye Komünist Partisi için açıldığında...

Bir de: Mustafa Bey bu devletin vatandaşı olmaktan utanıyorum demiş. Böyle düşünen de binlerce insan vardır eminim. Başbakan kısa süre önce buna benzer şikayetleri olanların ne yapması gerektiğini açıklamıştı hatırlarsanız(Bekir Coşkun)...

Yazan: UMUT Tarih: March 15, 2008 3:16 AM

Yazalım da safımız bilinsin.

Kınıyorum, utanıyorum, tiksiniyorum.

Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: March 15, 2008 11:06 AM

Akşam eşime dedim ki:

-Eğer ak parti de kapatılırsa hazır ol bu ülkeden gitme vakti geldi:(
-Nereye gideceğiz ki dedi?
-Nereye olursa bu memleket iflah olmaz artık, baksana adamlar bana, bize, hepimize 16 milyona kapatma davası açtılar dedim:( Durulmaz artık buralarda dedim.

Bende utanç duyuyorum. Artık yazıklar olsun bu ülkeye verdiğim emeklere diyesim geliyor.

Yazan: ahmet Tarih: March 15, 2008 11:10 AM

Bir dakika arkadaslar, nereye gidiyorsunuz? Teslimiyet ve caresizlikten baska birsey gelmiyor mu elimizden? Ilk defa mi seyrediyoruz bu filmi? Hakli olduguna inanana cekip gitmek yakisir mi?

Mucadeleye devam...hakli olan, adil olan, sebat eden elbet kazanir...

Yazan: Elif Tarih: March 15, 2008 12:45 PM

^^olmaz olmaz deme hiç; velev ki kapattın... ehbe!!!
saat 18:00... 40 yılda bir eve erken giresim gelmiş ve girmişim, şükür bi aksilik olmamış, tv'yi açmışım hemen ve 'son dakika' yazısı geçiyor, sunucu;"Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Ak Parti'ye kapatma davası açtı" diyor.. önce bir şaşkınlık, gülsem mi ağlasam mı, nazlı ılıcak'ın tabiriyle aynı; şaka gibi...

sonra, sonrası "dumur" hali.. evet gerçek, biz böyle bir ülkede yaşıyoruz işte.
orası ankara! orada asker de muhtıra verir, yargıçlar da savcılar da. ankara'da her haddini bilmezlik, küstahlık meşrudur, olağandır.
anormallikler o kadar normaldir ki...

öyle bir yerdir ankara. türkiye'nin orta yerinde ama, türkiye'nin her yanına uzak. türkiye insan denizinin ortasında taştan, topraktan bir ada. öyle bir yerdir ankara, insanlar değersizdir, kurumlar önemlidir. benim seçimim orada küçük bir kağıt parçsından ibaret görülür. benim hukukun üstünlüğüne, adalete inancım, kişi hak ve özgürlükler konusundaki talebim orada ütopik, romantik bir duygu durumu olarak kabul görür sadece.


orada sezergiller familyasına mensup yargıç ve savcılar vardır. kutsal hak ve hukuk kavramlarını kendi tekellerine alıp,içini boşlatırlar. insanların eşitlik, adalet duygularını incitir, hukuka saygısını azaltırlar. tüm bu nedenlerden dolayı görevlerinden alınmaları gerekir bu bir güruh yargıç ve savcının. bu utancı yaşattıkları için. türike'yi küçük düşürdükleri için...

bugün hemen hemen bütün gazetelerin manşeti ünlemli. gazete ve televizyonların ankara temsilcileri, muhabirleri dün akşam canlı yayınlarda "biz hiç şaşırmadık, kulislerde konuşuluyordu, davanın açılmasına şaşıranlara şaşırıyoruz" deseler de, medyanın merkezi istanbul olduğundan, !'li tepkiler var ve biz ankara'da neden şaşırmadıklarına şaşırıyoruz.. onlardan bi nebze daha fazla gerçeklik duygusuna sahibiz galiba...

Yazan: ehbe Tarih: March 15, 2008 12:47 PM

açıkcası bu devletin vatandaşı olmaktan utanç duyuyorum sözü ne yazıkki fazlasıyla ağır ve hakedilmemiş bir söz..heleki mustafa beyin ağzından duymak dahada uzdu beniii.
evet bazı zihniyetler bazı yerlerde bulundukları surece bu tur olaylarla elbetteki daha çok karşılaşacağız...
ama bu bizim devletimize milletimize olan inancımızı guvenimizi söndürmekten ziyade özgürlukler karşısındaki duruşumuzu daha da dikleştirmeli...
utanç duymayınız mustafa bey,ulkemizin siz gibi aydınlara ihtiyacı var..sözlerinizi bir talihsizlik olarak algılıyor,olayın şokuyla bölesine bi söz söleidğinizi düşünüyorum..saygılarrr

Yazan: drbetul Tarih: March 15, 2008 12:51 PM

açıkcası bu devletin vatandaşı olmaktan utanç duyuyorum sözü ne yazıkki fazlasıyla ağır ve hakedilmemiş bir söz..heleki mustafa beyin ağzından duymak dahada uzdu beniii.
evet bazı zihniyetler bazı yerlerde bulundukları surece bu tur olaylarla elbetteki daha çok karşılaşacağız...
ama bu bizim devletimize milletimize olan inancımızı guvenimizi söndürmekten ziyade özgürlukler karşısındaki duruşumuzu daha da dikleştirmeli...
utanç duymayınız mustafa bey,ulkemizin siz gibi aydınlara ihtiyacı var..sözlerinizi bir talihsizlik olarak algılıyor,olayın şokuyla bölesine bi söz söleidğinizi düşünüyorum..saygılarrr

Yazan: drbetul Tarih: March 15, 2008 12:51 PM

Arkadaslar bu kadar üzülmeyin derim,
sanirim AKP bu isi çabucak halledecek.

Tabi midemiz bulandi, memleketimizi rezil etti bu 1930 model fasistler. Ama son çirpinislar bunlar.

Bakin 367 rezaleti ne getirdi? bakin e-muhtira nasil arttirdi AKP'nin oylarini?

Türkiye her seyden önce HIZLI bir ülke. 3 ayda 10 yillik olaylari yasiyoruz. Bu da geçer. Bu da geçer.

Türkiye'yi artik kimse durduramaz.

Muhabbetle

Yazan: Mehmet Yilmaz Tarih: March 15, 2008 1:27 PM

Daha onceki yorumumda iki tane link oldugu icin herhalde sistemin blog polisine takildi.

Bu defa bir tane veriyorum, olayi ilk duydugumda yazdigim iki parcali yazinin ikincisi icin.

AK-Parti’yi kapatma davasý veya “sýtmaya razý etme” operasyonu (II)

http://bekirlyildirim.wordpress.com/2008/03/14/ak-parti%e2%80%99yi-kapatma-davasi-veya-%e2%80%9csitmaya-razi-etme%e2%80%9d-operasyonu-ii/

Daha once de asagi yukari sunlari demistim ana fikir olarak:

Tesekkurler omurgali adam!

Bu bir karakter, ahlaki omurga turnusoludur. Bu gun susan omur boyu dilini tutsun (gavurlarin nikah torenlerinde soylenilen "simdi konus veya ebediyyen dilini tut" ifadesinden).

"Kotuluk gordugunuzde eliniz, yapamazsaniz diliniz ile duzeltin. Onu dahi yapamazsasniz en azindan bugz edin; ki bu imanin en dusuk mertebesidir" hadis-i serifinin manasi da "bunlar olurken sen ne yaptin baba, dede, anne, nine" diyeceklere verilcek cevap ta her konuda ahkam kesmeye ahlaki selahiyet te bu gun tutunulacak tavirda yatiyor.

27 Mayis'ta sessiz kalan aydinlar, allame-i cihan olsalar gozumde zerre kadar kiymet-i harbiyyesi yoktu.

Umid ederim gelcek nesiller de bize lanet okumazlar.

Supheniz olmasin, bu bir hesaplasma gunudur. "ortami germeyelim, uzlasmaci olalim, alttan alalim" soylemlerinin bizi getirdigi nokta ayan beyan ortadada. Ahlaksizi cesaretlendirici, zivanadan cikarici "appeasement" islevi gormustur. Bir mevta "arkadaslar bir memlekette namuslu insanlar en az namussuzlaer kadar cesur olmadikca o memleket icin felah yoktur" demis. Biz de onu diyen kadar cesur, ve sorumluluk bilinci icerisinde olmaliyiz.

"dun dunde kaldi cancagizim bugun yeni seyler soylemek lazim" Mervlana

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: March 15, 2008 2:06 PM

Evet yine skandal yine geleneği bozmadan: bu Hukuka vurulmuş en ağar darbedir yargının siyasallaştığının en açık resmidir Türkiyede hukuk falan olmadığının güçlünün hukukunun olduğunun en büyük kanıtıdır ve bir soru; bu adamlar bu gücü nerden alıyorlar?... Türkiyede demokrasinin ne menem bişey olduğunu da sarih şekilde gösterdi bu son gelişmeler.Laikliğin ne anlama geldiği de bundan daha açık şekilde anlaşılamaz herhalde Türkiyede Laikklik = Din değil İslam düşmanlığı güçlünün alternatifini yeme ortadan kaldırma aracı vesselam.

Yazan: Muahmmed Ali DİKTAŞ Tarih: March 15, 2008 2:32 PM

Halktan umduklarını bulamayanlar demokrasi dışı yollarla kendilerini kabul ettirmeye çalışıyorlar.Halk yine en güzel cevabını seçimlerde verecektir.

Yazan: Aslan Tarih: March 15, 2008 3:10 PM

Danıştay Başsavcısı Tansel Çölaşan'ın geçenlerde 27 mayısı övmesi yargı organlarındaki asıl kadrolaşmayı ve neye hizmet ettiklerini gayet iyi açıklıyor

Yazan: bünyaz Tarih: March 15, 2008 3:19 PM

Ellerindeki gücün kalan bakiyesini kullanıyorlar. Ne kaldı ki ellerinde? Anayasa Mahkemesi üyeleri, rektörler ve bir kısım gazeteciler.. Bunlarla son bir hamle daha yapacaklardı elbet. İşte yaptılar.

Ne olur yani? En fazla Ak Parti kapanır, yerine yenisi kurulur, daha fazla oy alır.

Ama bunlar güçlerini kaybetmeye devam edecekler. Ve bir gün tamamen yok olacaklar. Şu yaptıkları şey nasıl da büyük bir çaresizlik içerisinde olduklarını gösteriyor.

Yazan: fizikci Tarih: March 15, 2008 4:06 PM

Bu tarz ve daha nice akıl almaz olay altında inim inim inletilen çok insan gördü bu memleket. Mustafa beyler pek alışık olmadığından şoka giriveriyorlar :)
Merak etmeyin ve üzülmeyin Mustafa bey. Birşeycik olmaz, bitten iyice çatlayan oligarşik ittifakın parçaları sekiyor oraya buraya. Bu kadar yanlış bir şey bu saatten sonra zor geçer hayata.

Yazan: fuatogl Tarih: March 15, 2008 4:22 PM

AKP hükümeti inatla ve toplumu böldüğünü bile bile ülkemize düşmanlık soktu. Daha önce birbirine telorans gösteren insanlar sırf başı açık ya da kapalı diye ilk görüşte birbirine öfkelenir oldu.

Bu dönem boyunca tarihte görülmemiş bir kadrolaşma yapıldı. Vatana millete hizmet eden dürüst insanlar eşlerinin başı açık diye başka görevlere getirildi egale edildi.

Devletin kamu malları inanılmaz ucuz fiyata satıldı. Ormanlar satıldı.

İşte şimdi de 65 yaş emekliik 250 lira emekli maaşı ve her çeşit hakkı elinden alınmış bir çalışan modeli getirmek istiyorlar.

AKP'ye oy veren samimi ve dürüst insanların olduğunu biliyorum. Ancak onlar bile ülkenin böyle gerilmesinden Erdoğan'ın her eleştiriye küfredercesine sert cevap vermesinden en önemlisi sürekli gizli bir gündem mi var?, amaç şeriat devleti kurmak mı diye suçlanmaktan rahatsız oldu.

En kötüsü bu yıllar boyunca ülke bu denli zor durumdayken PKK en güçlü olduğu zamana geldi. Hem de meclise girdi. Leyla Zana Ecevit'în zamanında tek başınayken güneydoğu Zanalarla doldu ve mitinglerde kandırılmış çocuklar bu ülkenin polisine taş attı. Büyük şehirlerde arabalar yakıldı bombalar patlatıldı.

Dış politikada ülkemizin şerefi iki paralık edildi. Hamas gibi terorist gruplar, Talabani, Barzani gibi kendini bilmez devlet adamlarıyla temasa geçildi.

Bir Suudi Kralın dizinin dibine otutulmaya gidildi. Üstelik 10 Kasım'dı ve o misafir Kral benim gönlümün Kralı Atatürk'ü ziyaret etmeyi kendisine hakaret bildi.
Eski kültür bakanı da mübarek sayılan Sakal-ı Şerif'i ayağa götürdü.

Kısacası bu hükümetin içinde şüphesiz vatanına milletine iyi hizmet etmek isteyen, samimi dindar insanlar vardır. Allah onlardan razı olsun.

Ancak yönetim kademesinin gizli bir gündemi zorla ve ısrarla ülkenin barışını yıkma pahasına dayattıkları velev ki gerçektir.

Bu nedenle kapatma olur mu bilmem? Ancak insanların öteki gözüyle gördüklerine daha sevgi ve saygı dolu yaklaşmaları gerektiği ortadadır.

Mustafa Kemal samimi dindar bir kişi olarak Kuran'ın Türkçe mealiniı Elmalılı Hamdi ile getiren ilk yöneticidir. Amacı bu dinin anlaşılmasını, siyasetin dışında tutulmasını ve partilerin Yüce Allah'ı tekellerine almasını engellemekti.

Ayrıca inanmayan ve farklı dinlere mensup kişileri de korumaktı.

Bugünün şartlarında Hıristiyan olan ve eşinin başı açık olan birisinin bu kabinede değil, bu memurluk sisteminde iyi bir göreve gelme şansı var mıdır?

İşte bunun teminatı laikliktir.
Parti toplantılarında - vitrindekiler hariç - tüm kadınların başı örtülüyse o din değil siyasi simgedir.

Ve siyasi simgeleri zorla dayatmak isteyen partiler kapatılmaktan kötüsüne de maalesef hazır olmalıdır.

En kötüsü öldükten sonra bu dini, bu hale getirdikleri ve halkı uygulamalarıyla barış ve sevgi dininden soğuttukları birbirlerine düşürdükleri için hesaba çekilmekten de ürpermelidirler.

Saygılarımla.

Yazan: TuliBeyhan Tarih: March 15, 2008 5:33 PM

Ben de utanıyorum! rezalet, kepazelik..

Bir zaman “AKP kapatılsın kampanyası” ile geyiğini yapıyorduk, hatırlayanlar olacaktır. Şimdi bu gerçeğe dönüşüyor.

Uzun zamandır böyle bir dava için hazırlık yapıldığı konuşuluyordu gerçi ama yine de her iki kişiden birisinin oyunu alarak iktidara gelmiş bir partinin kapatılması için dava açılması son derece absürd, ilkel ve muz cumhuriyetlerine has bir tutum olacağı için, çok da gerçekçi gelmiyordu açıkcası; en azından bana.

Burasının Türkiye olduğunu bir kez daha öğrenmiş olduk maalesef. Juristokrasiye hoşgeldiniz! Türk demokrasisi yine çetin bir imtihan ile karşı karşıya. Bakalım bu kez kimler sınıfta kalacak.

Merak ediyorum iddianamede başörtüsü varsa -ki var- MHP’ye neden dava açılmamış? DTP’ye de zaten dava açılmıştı, MHP’ye de açın; ya da daha kestirme olarak kapatın TBMM’yi gitsin. CHP, Anayasa mahkemesi, Rektörler ve Ordu yönetsin ülkeyi, elaleme bari rezil olmayız, demokrasiymiş, sandıkmış, seçimmiş meclismiş falan..

Kaçıncıya tosladılar duvara; hala yasaklamalarla, kapatmalarla bir yere varamayacaklarını, anlayamadılar. Şimdilik burnuna halka takılmış ayıyla oynar gibi, ülkeyle ve geleceğimizle oynuyorlar, oynasınlar bakalım. AKP’yi kapatırsın BKP gelir; dünyanın gittiği yön belli, suyun tersine çevrilebilmesi mümkün değil. Eninde sonunda bu zihniyet sahipleri kaybedecekler, kaybetmeye mahkumlar.

Yazan: Suat Tarih: March 15, 2008 6:08 PM

Utanç duyma noktasında ben de mustafa beye katılıyorum. Neden bazılarımız hep kelimelerden başka manalar çıkarma işiyle uğraşır. Dikkatlerin asıl nokta üzerinden çekilmesinin başka bir yolu değil bu yaklaşım .Neden bu ülkenin utanç verici olaylarını söylemek başka fikirlerin oluşmasına sebeb olur.Nedense hep aynı fikirler karşımıza çıkıyor . Bu ülkeyi hepimiz seviyoruz ve yanlışlarını görmek ve söylemekte hepimizin görevidir .Daha müreffeh bir hayat daha insan onuruna yakışır bir hayat bu ülkenin her vatandaşının hakkıysa neden utanç duymamızı sağlayan olaylarda bile hala devlet devlet deyip gurur duymamız bekleniyor.Bu ülkedeki yasakçılar sultasının yerine adelet sultasının geldiğini görürsek ancak her birey o zaman haklı gururu yaşar .Unutmayalım utanç sayfalarımız çok (gurur duyacak sayfalar yok manasında demiyorum)ve hala artmaya devam ediyor ama ne yazık ki yaptıklarından utanç duyanlar yok .Aksine bunlarla gurur duyanlar çok .Hepimizin yaşayacağı süreli bir ömür varsa neden bunu birilerinin keyiflerinin tam takır gitmesi yüzünden zayi edelim .YANLIŞLAR VAR VE BUNLAR ACI VERİYOR. işin kötüsüde ne biliyor musunuz eleştiri yapan hakkı dillendiren her bireyin illada birilerinin tatmini için vallahi billahi bu ülkeyi seviyorum vatan haini değilim dedirtmeleri ne kadar ironik bir durum . Sürekli dilleriyle bu ülkenin gerçek sevenleri biziz deyip acı çeken insanların madur insanların umurlarında olmayışlarını mukayeseli bakışımızla düşünürsek, tatmim olmayı gerektiren durumların artık bizler için sözde değil özde aranması gerektiği aşamasını öğrenmeliyiz .ÇOK UYUDUK UYANALIM ARTIK! Bu vaveyla da uykudan uyananlar var diye... Adil düşünebilen veya düşünmeye çalışabilen herkese slm ve saygılarımla...

Yazan: çiğdem Tarih: March 15, 2008 7:45 PM

Geç kalınmış bir karar. Birçok avrupa ülkesinde olduğu gibi anayasal bir suç varsa kapatma kararı uygulanabilir. AKP'de açıkça anayasaya aykırı hareket etmiştir daha önce savcı uyarı yapmıştı ama sayın Erdoğan çıkıp sen kimsin tarzı bir üslupla cevap vermişti. Şimdi ise anayasanın gereği yapılıyor. Herkese hayırlı olsun.

Yazan: İğne Tarih: March 15, 2008 8:14 PM

kapatılıp kapatılmaması olayı değil artık bu olay.bu olay bu devletin vadandaşına ihanetinin ve vatandaş düşmanlığının delilidir.bir zahmet bu ülkedeki inaçlı insanların tümünü ya sınırdışı etsinler burası kamusal alandır deyip burada ne inança ne Yaradana yer yoktur desinler yada artık ortadan kaldırmak için kitle imha kullansınlar.hakikaten burası gitmek isteyenlerin ülkesi.çok üzgünüm .elmayı seviyorum ama ağacını sevmek zorunda değilim değiliz...

Yazan: havva Tarih: March 15, 2008 9:11 PM

ey yüce adalet mevkisi parti kaptmak hadi neysede artık youtube dokunmayın .youtube özgürlük

Yazan: havva Tarih: March 15, 2008 10:01 PM

Genç Siviller güzelce özetlemiş...

Tek parti olsun, temiz olsun

Genç Siviller: AKP'yi kapatmak için bizim gerekçelerimiz daha sahici

AK Parti'nin kapatılma istemiyle açılan davanın gerekçelerini eleştiren Genç Siviller, kendi parti kapatma iddialarını açıkladı. Genç Siviller'in birbirinden ilginç bazı gerekçeleri şöyle:

AKP'nin gizli anlamı: AKP harflerinin gerçek anlamı ortaya çıktı. AKP'nin kuruluşunda görev almış bir yetkili, elimizde bulunan ses kayıtlarında; harflerin Adalet ve Kalkınma Partisi'ni değil; Allah ve Kuran Partisi kelimelerini ifade ettiği, ancak şartlar olgunlaşmadığı için gerçeğin açıklanamadığını itiraf etti.

Bağcılar Lisesi'nde namaz skandalından sonra hac skandalı: Namaz skandalı yaşanan Bağcılar Lisesi'nde yapılan incelemelerde kamuoyunu dehşete düşürecek yeni bilgilere ulaşıldı. Bodrum katının da altında olan bir dehlizde, öğrencilerin Kabe maketi etrafında hac farizalarına yerine getirdikleri öğrenildi.

Lisede gerici ayaklanma: Avcılar Selami Yetişgil İlköğretim Okulu'nun bazı öğrencilerinin, okulun bodrum katında 'ALLAH' olarak isimlendirdikleri görünmez bir varlığa ibadet ettikleri tespit edildi. Bir öğrenci babasının kızını ispiyonlaması üzerine ortaya çıkan habere göre; çocukların son zamanlarda davranışlarının değiştiği, bazı öğrencilerin kanatlarının çıkmaya başladığı, duvarlardan geçebildikleri ve hatta gözlerinden ateş çıkarabilenlerin bile olduğu öğrenildi.

Havadan konularla bile laikliğin altı oyuluyor: Meteoroloji Meslek Liseleri öğrencilerine 4 adet yağmur duası ezberleme zorunluluğu getirildiği iddia edildi.

İnsanları inanan ve inanmayan şeklinde kamplara ayırıyorlar: AKP'li bakan tarafından atanan Mamak Milli Eğitim Müdürü, ÖSS sınavına girecek öğrencilere yaptığı konuşmada "Allah hepinize sınavda zihin açıklığı versin." diyerek sadece Allah'ın sevdiği dini bütün öğrencilerin başarılı olmasını istediği, dinle daha limoni bir ilişkisi olan gençlerin ise yerle yeksan olmasını dilediği anlaşıldı.

AKP'li seçmen davranışlarında artan irtica eğilimi: 14 Nisan 2006 günü, AKP seçmeni olduğu tespit edilen 67 yaşındaki Hatice Benli, Gaziosmanpaşa-Bakırköy hattında çalışan belediye otobüsüne sağ ayağıyla bindi ve ayağını atarken içten içe 'bissmillahirrahmanirrahimm' dedi.

THY'nin başörtülü-açık ayrımı yaptığı belgelendi: 25 Şubat 2004 tarihinde Ankara-Urfa uçağında başı açık bir kadına cam kenarı koltuk kalmadığı söylenmişken, daha sonra gelen türbanlı kadına cam kenarından yer verildiği belgelendi. Yolcuların biniş kartları da ekte delil olarak sunulmuştur.

İçki yasağında son perde: AKP, içki yasağı politikasını uygulamak için pilot bölge olarak Samsun Devlet Hastanesi'ni seçti. AKP yönetimi tarafından başhekim yapılan imam hatip kökenli, Samsun Devlet Hastanesi başhekimi Kamil çoban, siroz hastası 59 yaşındaki B.T. isimli hastasına, içki içmeye devam etmesi durumunda tedaviye devam etmesinin bir anlamı kalmayacağını söyleyerek içki içmemesi konusunda baskı yaptı.

AKP Belediyeleri'nin yeşil takıntısı: AKP'li belediyelerin geçmiş dönemlere göre iki kat fazla yeşillendirme çalışması yaptığı belgelendi. Şeriatı temsil eden yeşil ile rejim değişikliğine park, bahçe ve refüjlerden başladıkları açıkça görülmektedir.

Halka okunmuş su içiriliyor: AKP'li İstanbul Belediyesi, Terkos ve Ömerli barajları kıyısında her cuma günü 41 imama 41 yasin okutuyor. Okunmuş sular şebekeye veriliyor, bu sayede insanların dini duyguları coşturularak amaçlanan şeriat devleti için taban oluşturuluyor.

Ampul Gavur icadı: CHP'nin amblemi bir Türk savaş aleti olan OK, DP'nin amblemi yine bir Türk taşıma aracı olan AT iken AKP'nin sembol olarak Amerikalı Edison tarafından icat edilmiş AMPÜL'ü seçmiş olması Türkiye'yi batıya peşkeş çekeceğinin en güzel kanıtıdır.

Erdoğan neden Fenerbahçeli?: Fenerbahçe'nin bayrağı sarı-laciverttir. Bayrak 15 dakika kezzaplı suda bekletildiğinde iki rengin karışmasından yeşil renk ortaya çıkmaktadır. Erdoğan'ın şeriat özlemi takım tercihinde bile kendini ele vermektedir.

Menderes'in köpek davasından sonra Erdoğan'ın kedi davası: Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a Van ziyareti sırasında hediye edilen(!) ve adını CANSU koyduğu kedisi yine Başbakan'ın inisiyatifiyle başbakanlık konutuna yerleştirilmiş ve konutun tüm imkanları kedi Cansu'ya seferber edilmiştir. Halkımız sefaletle boğuşurken bununla da yetinilmemiş, bir yabancı misyon şefinin getirdiği pahalı mama 'hill's' ve altın işlemeli tasma memnuniyetle kabul edilmiştir!!

AKP iktidarı dini futbola bile alet etmiştir: AKP döneminde eşi türbanlı olan Ertuğrul Sağlam, Beşiktaş teknik direktörü olurken; namaz kıldığı bilinen futbolcular sürekli ilk onbirlerde takımda yer bulmaya başlamışlardır. AKP iktidarı döneminde Anelka ve Aurelio'nun Müslüman olmaya zorlanması ve aynı iktidar döneminde İlhan Mansız'ın (İ.Mansız) ise futbolu bırakmak zorunda kalması da dikkat çekmiştir.

Bu yüzden Ergenekoncuları çok garipsememek lazım.Savunmaya geçtiler..

Liberal muhafazakarlar gelişmelerden çok rahatsız olmasın.Bunlar jakobenlerin son çırpınışları artık akıldan yoksun işlerede başladılar.Nakaat devri belirtileri.:)Birde Umut adlı yorumcuya sorarım o saydığı partiler terör olaylarına bulaşmışmı bulaşmamış mı ? Kendi vicdanında ona cevap verebiliyorsa burda yorum yazsın.Bu tıpkı Edip Akbayram hazretlerini Cumhuriyet mitinginlerinde şarkı söyletmeye benziyor.Adam bir Londrada bölücü konserinde bir burda Cumhuriyet mitinginde gelde çöz bu yaman çelişkiyi...

Demokrasimiz gelişiyor bunlar no pain no gain kuralının tezahürleri.Jakolar kessin daha gür çıksın..

Yazan: Anti-jakoben Tarih: March 15, 2008 11:55 PM

Bu laikciler su muzik kutulari vardir ya ayni sarkiyi calan, ya da dokununca kaydedilmis birkac kelime soyleyen oyuncaklar gibi. Ne soylenileni anlarlar; ne diyaliog mumkundur..

O site senin bu site benim dolasdip Onur Oymen'in gunun incisini tekrarlayip dururlar. Bu gununkiler:

Bati'da da parti kapatiliyor.
AKP'den once basortusu sorunu yoktu.

Ne diyeyim, Hz. Isa'nin duasindan baska:

"Forgive them Father. For do they know what they are doing"?

"Affet onlari Allah'im. Ne yaptiklarini biliyorlar mi ki".

"Ataturk Ankara Palas'ta Cumhuriyet balolari duzenler, kadinlari teker teker dansa kadirirdi,. Tayyip Erdogan bir kadini dansa kaldirabilir mi? Simdi bunlar mi Turkiye'yi AB'ye sokcak" seklinde AB'ye giris icin Kopenhag insan haklari kriterleri degil Dans Yarismasi kriteri getiren Onur Oymen'in son "Avrupa'da da parti kapatiliyor" yunmurtasina Avrupa'dan cevap var. Buyurun:

_____________________________________
Cem Özdemir'den CHP'li Öymen'e sert cevap: Saçma ve uyduruk benzetme

CHP milletvekili Onur Öymen'in "Avrupa'da da partiler kapatılıyor" sözlerine Avrupa Parlamentosu milletvekili Cem Özdemir'den sert tepki geldi.


Özdemir, Öymen'in ifadelerini "saçma ve uyduruk" olarak nitelendirdi. Öymen'in verdiği örnekler arasında bulunan Almanya'da en son siyasi parti 1956'da kapatıldı. Tartışması hala bugün devam eden kapatma davasında hukukçuların kahir ekseriyeti kararı hatalı buluyor. İspanya'da ise ETA terör örgütü ile irtibatı ispat edilen partiler kapatılıyor.

Mart 2003'de kapatılan Batasuna partisi, diktatör Franco'nun 1975'teki ölümünden sonra kapatılan ilk parti oldu. İspanya Yüksek Mahkemesi, Batasuna'nın terör örgütü ETA ile ispatlanmış irtibatı üzerine partiyi kapatmıştı.
Avrupa Parlamentosu'nun Türk asıllı Alman üyesi Cem Özdemir, Öymen'in ifadelerini "saçma, uyduruk ve yarım okumalarla yapılan tahliller" olarak nitelendirdi. Almanya'da en son 58 yıl önce komünist partinin Soğuk Savaş şartları altında kapatıldığına işaret eden Özdemir, bu kararın günümüzde hukukçular tarafından eleştirildiğini söyledi. Almanya'daki bütün siyasi partilerin ve halkın yüzde 95 desteğine rağmen Anayasa Mahkemesi'nin ırkçı nazi NPD partisini kapatmayı reddettiğini söyleyen Özdemir, şiddete başvurmayan siyasi partilerin Avrupa'da kapatılmadığını söyledi. "Hatta Almanya'da Bavyera isimli bir parti var. Bu parti Almanya'dan bağımsızlık için mücadele ediyor. Bavyera'nın Alman işgali altında olduğunu söylüyor. Ama şiddete başvurmadığı için hakkında hiç bir dava yok" dedi.

Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu eşbaşkanı Joost Lagendijk ise Öymen'in ifadelerinin "şok" edici olduğunu söyledi. Seçimleri kaybetmiş bir partinin yine adaletten medet ummasını çok şaşırtıcı bulduğunu söyleyen Lagendijk Avrupa'da parti kapatmanın çok istisnai durumlarda ve mezkur parti teröre bulaşmıssa gerçekleştiğini söyledi.
Selçuk Gültaşlı / Zaman

Kaynak:

http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=665090

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: March 16, 2008 12:09 AM

Komik ama gerçek. Ben ilk duyduğumda ATV'ye kapatma davası anladım, şok oldum, Allah Allah acaba el değiştirdiği için mi diye düşündüm, yok artık bu kadar da olmaz dedim, meğerse kapatılan AKP imiş. Yok artık, o kadar da değil, bu kadar...!!
Yüreğim daraldı, nasıl oluyor böyle şeyler anlamıyorum babında. Oluyor çünkü burası Türkiye diye duygusal bir tepki verdim önce. Ve duyguyu kenara bırakıp düşündüm:
Bu tarz vakaların ardından ortaya çıkan gerçekler her seferinde aynı olmuyor mu ve biz her seferinde yeniden kandırılmaya çalışılmıyor muyuz?
Hatırlatmakta fayda var:
Türkiye artık daha akıllı, işlerine gelmiyor.
Türkiye artık okuyor, eleştiriyor, sentez yapıyor, hazmedemiyorlar.
Türkiye artık demokratlaşıyor, korkuyorlar.
Türkiye artık çoksesli, sesleri kısmaya çalışıyorlar.
Türkiye artık tartışıyor, ağızlarından tükürcük saçarak tartışamazsın benim dediğim doğrudur diyorlar.
Desinler...
Elbette kapatma olayına sevinenler de olacaktır, ama bildiğim bir şey varsa o da bunun da sonucu umdukları gibi olmayacaktır. Biraz sabrediniz, gerçekler kimin boynuna dolanacak.
Her zaman olacak bu tarz şeyler ve hep birileri şekiller değiştirerek kocaman duvarlar arasına sıkıştırmaya çalışacak bizleri. Hiçbir zaman kapanmayacak bu zihniyet, emin olun ama beğenmedikleri millet kaç duvar aştı bugüne değin, yine aşacak...
Ben bu devletin vatandaşı olmaktan gurur duyuyorum çünkü bu devlet bizim. Devletin kendilerinin olduğu zannıyla hareket edenlerin değil, korktukları da bu değil mi zaten?
Sabrediniz, sabrediniz.Bu uzun bir yol...
Mevlana'nın dediği gibi: Bak güzel günler yola çıkmış geliyorlar.
Aklınızı koruyunuz, kirlenmesine izin vermeyiniz, bir şeyler daha iyiye gidiyorken öyle değilmiş zannetmeyiniz. Tartışacak çok şeyimiz var daha ve bunu demoktatik bir ortamda yapabilmek için birbirimize ihtiyacımız var, hangi görüşü savunursak savunalım. Akılla hareket etmeli her zaman ve "öyleyse sen de git" mantığındaki insanlara da daima hatırlatmalı.
Ben hiçbir yere gitmiyorum ve buradayım. Tam yanında ve bu gerçeği hiçbir mahkeme değiştiremez.


Yazan: Anonymous Tarih: March 16, 2008 1:43 AM

İğne şöyle yazmış:

"Geç kalınmış bir karar. Birçok avrupa ülkesinde olduğu gibi anayasal bir suç varsa kapatma kararı uygulanabilir. "

Cehalet parayla pulla değil elbet. Eline bir klavye ve adsl bağlantısı geçiren dilediği gibi saçmalayabiliyor.

Buna benzer şeyleri Öymen’de söylemişti, Avrupa Parlamentosu milletvekili Cem Özdemir buna cevap vermiş: (iyibilgi.com'dan)


Cem Özdemir’den CHP’li Öymen’e sert cevap

Özdemir, Öymen’in ifadelerini “saçma ve uyduruk” olarak nitelendirdi. Öymen’in verdiği örnekler arasında bulunan Almanya’da en son siyasi parti 1956′da kapatıldı. Tartışması hala bugün devam eden kapatma davasında hukukçuların kahir ekseriyeti kararı hatalı buluyor. İspanya’da ise ETA terör örgütü ile irtibatı ispat edilen partiler kapatılıyor.

Mart 2003′de kapatılan Batasuna partisi, diktatör Franco’nun 1975′teki ölümünden sonra kapatılan ilk parti oldu. İspanya Yüksek Mahkemesi, Batasuna’nın terör örgütü ETA ile ispatlanmış irtibatı üzerine partiyi kapatmıştı.

Avrupa Parlamentosu’nun Türk asıllı Alman üyesi Cem Özdemir, Öymen’in ifadelerini “saçma, uyduruk ve yarım okumalarla yapılan tahliller” olarak nitelendirdi. Almanya’da en son 58 yıl önce komünist partinin Soğuk Savaş şartları altında kapatıldığına işaret eden Özdemir, bu kararın günümüzde hukukçular tarafından eleştirildiğini söyledi. Almanya’daki bütün siyasi partilerin ve halkın yüzde 95 desteğine rağmen Anayasa Mahkemesi’nin ırkçı nazi NPD partisini kapatmayı reddettiğini söyleyen Özdemir, şiddete başvurmayan siyasi partilerin Avrupa’da kapatılmadığını söyledi. “Hatta Almanya’da Bavyera isimli bir parti var. Bu parti Almanya’dan bağımsızlık için mücadele ediyor. Bavyera’nın Alman işgali altında olduğunu söylüyor. Ama şiddete başvurmadığı için hakkında hiç bir dava yok” dedi.

Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu eşbaşkanı Joost Lagendijk ise Öymen’in ifadelerinin “şok” edici olduğunu söyledi. Seçimleri kaybetmiş bir partinin yine adaletten medet ummasını çok şaşırtıcı bulduğunu söyleyen Lagendijk Avrupa’da parti kapatmanın çok istisnai durumlarda ve mezkur parti teröre bulaşmıssa gerçekleştiğini söyledi.

Yazan: Suat Tarih: March 16, 2008 2:25 AM

Bu hukumet zamanında hıc utanc duymadın mı yani..
talibanın yanında dizinin dibinde diz coken, avrupada elini masaya vurup halkının cıkarlarını savunması gerektigi halde yapmayan ..mecliste daha yemin toreninde afallayan,daha duzgun turkce konusmasını bilmeyen vekiller dagdan getirilirken , her gece sehit ailelerinin sesleri hic kulagında cınlamadı mı ..bu durumlara nasıl gelindi deyip hic utanmadın mı yani..Cumhuriyet olmasaydı su an tekkede bugunlerin hayallerini kuruyor olurdun..bazı seyleri biraz daha gozden gecirmek gerekir..zihniyetler zaten bu hukumet zamanında kapalıydı ..bu da kısa bir surecti..geldi ve gececek..ama Ataturk ve onu bize mirasi daim ..o yuzden utanc duyacagın birsey yok Mustafa rahat ol..sabah aksam bizler icin sınırlarda daglarda bekleyen Mehmetcikler var.. sakın yanlıs anlasılmasın bu yazıyı , AKP nin kapatılmasına karsı utanc duyuyorum dedigin icin yazdım, diger goruslerine saygı duyarım ..

Yazan: master Tarih: March 16, 2008 9:58 AM

Yahu Bekir L. Yildirim Bey,

Bu laikçiler şimdi ikna olur mu sanıyorsunuz?

Bir güzel o haberden 58 yıl önce kapatılan parti ile ilgili kısmı "quote" yaparak, böyle o kısım tablı bir şekilde alıntıladıktan sonra;

Altına

"Bak işte kapatılmış, çok basit, biz de onu diyoruz."

Yazmazlarsa ben de bu yazdığım yorumla yazmalarını engellemişimdir(mahalle baskısıyla)

Yazarlarsa yorumumu okumamışlardır veya "hadi uleyn" deyip müzik kutularından cesur bir parça göndermek istemişlerdir, pardon zaten tek parça vardı değil mi?

Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: March 16, 2008 10:53 AM

"Zamanlarin en kotusu idi ve zamanlarin en guzeli idi" diye baslar Dickens "Iki Sehrin Hikayesi"ne.

Bence "aydinliktan onceki zihiri karanlik" noktasini birazcik gectik. Tanyerinin ilk isiklari gozume gelmeye basladi. Nerden mi?

28 Subat'ta Erbakan Hukumeti ve demokrat intelligentisanin durusunu bu gunku muadilleri ile karsilastirdigimda goruyorum bunu. Erdogan, Ak_Parti tavsiyemi dinledi (!). Gurultuye papuc birakilmiyor bu gun. Ne Erdiogan ne hicbir hukumet mensubu programini aksatmadi; ekonomi felc olmayacak vampirlerin umdugunun aksine. Zarar grulecek ama Anyasa Firlatmasdi gunlerinden ber cok sular gecti koprulerin altindan.

Artik beyaz carsaflilar cogaliyor. Rest goruldu. Beyaz carsaflilarin sogalmasidir o carsaflara gerek olmamasinin garantisi. "korkunun ecele faydasi yoktur" dediginizde hur olursunuz. Apturaman'in kula oynaticilari yanlis hesap yatilar. Bunda yeni birse yok. Onlar hep yanlis hesap yaparlar. Bu defa ki fark namuslu insanlarin dogr hesap yapmasi ve arkasinda duracak yuregi sergilemesi.

Hepmiz beyaz carsaflarimizi sandiktan cikralim. Goreceksiniz kudurmusla kacacak delik arayacaklar. Sadece bu durus yeterli.

Supheniz olmasin dunyanin Bekir Coskunlari, Fikircolunu-asamayanlari, Ozdemirleri , Onur Oymenleri ve onlarin zirvalarini burata tasiyanlar birdenbire yok olmayacaklar. Bu esyanin tabiatina aykiri.

Ama artik isiltili kubik zirkonia elmas diy yutturulamayacak.

Zaten korkulari da o. Fikirler piyasasinda da dovizker gibi serbest kur hakim olcak. O pazarda da adi metaller buluncak; ama adi metal fiyatindan islem gorecek.

Ve 40 tane akilli, bir zihinsel ozurlunun kuyuya attig tasi cikrmaya tesebbus dahi etmeyecek, gulumseyip gececek.

Onlar icin baska care yok. Bilgi edinmek, dusunmek, kavramlar ilkeler uzerinden fikir yurutmek gib zahmetli isler icinn ne akli kapasiteleri ne de mayalari musait.

Durup "ordada parti kapatiliyor; orda da zulum ediliyor Muslumana; orda da bilmem hangi hurriyet nasil kisitlaniyior" deyip bunu da "sosyal demokrat bir parti" hem de "musluman bir ulkenin vatabndasi olarak yapmak devamli ozgurluklerin nasil genisledigi degil sinirlandigi uzerine arguman uretmek beni ne hale duasuruyor" gibi bir soru sormazlar. Dedim ya kapasite musait degil. Muzik kutusu ile diyalog kuramazsiniz.


Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: March 16, 2008 1:10 PM

Suat,

Siz birşeyler yazınca yorum oluyor ben yazınca saçmalama oluyor demek. Tıp ki AKP'li vekiller gibisiniz. Neyse verdiğiniz yazıya istinaden şunları söyleyeyim.

Öncelikle bahsedilen NPD Ocak 2005'te kapatıldı. Biraz araştırma yaparsanız bunu öğrenebilirsiniz. Ayrıca Almanya'da bu ve benzeri partiler hakkında defalarca kapatma istemi ile davalar açıldı tıpkı bizim davada olduğu gibi. Sayın Cem Özdemir Almanya'da yaşayıp bunları bilmiyorsa ciddi sorunları var demektir.

Son olarak İspanya'da ETA terör örgütüyle ilişkili olduğunu söylediğiniz parti kapatılmış. AKP'nin de Nur Cemaatiyle ilişkisi var. Bana göre Nur Cemaati, ETA'dan daha tehlikeli.

Yazan: İğne Tarih: March 16, 2008 1:39 PM

Sözün bittiği bazı zamanlar olur, bu çok duygusal anlarda olabileceği gibi çok anlamsız olaylarla karşılaştığımızda da olabilecek birşey. Eminim ki geçirdiğimiz şu günlerde pekçok kişi olan biten karşısında söyleyecek söz bulamıyor.

Mesela ben bulamıyorum. Düşünüyorum, evet, ağzımı doldurarak sövme isteğimden başka beynimde birşey yok. Bomboş. Biliyorum çözüm değil, hiç kibarca bir davranış da değil tabii ki ama yok işte başka birşey.. Bu kadar saçmalığın karşısında “yahu bu yapılan saçmalık” deyip ciddiye alarak aklı başında analiz yapmaya kalkmak da aslen saçma bir uğraş.

Bu ruh halinde pazar gazetelerine bakarken Gökhan Özgün’ün yazısı ile karşılaştım. Soyadı gibi özgün bir uslubu var Gökhan Özgün’ün. İçimden geçen duyguları güzel dillendirmiş. Yazısı bir nev’i çaresizliğin çığlığı gibi:

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=250307

Abdurrahman


Biz milyonlarca insan, yazıyoruz, çiziyoruz, konuşuyoruz. Hatta zaman zaman düşünebiliyoruz bile. Tartışıyoruz, oy veriyoruz, tavır alıyoruz. Siyasi analiz yapıyoruz, ekonomik öngörülerde bulunuyoruz. Anlamaya çalışıyoruz. Anlatmaya çalışıyoruz. Debeleniyoruz. Bizim sayımız milyonlar. Milyonlar. Milyonlar.
Abdurrahman ne yapıyor? Abdurrahman bir başına. Abdurrahman tek başına. Tek başına, ama ne baş o...
Ama ne baş Abdurrahman'ın başı. Abdurrahman'ın başının, başı sonu yok. Abdurahmanın'ın başı yanıda hepimizin başı topluiğne başı gibi kalıyor. Abdurrahman'ın başı bizim bütün başlarımızı kapsıyor, içine alıyor. Hepimizin başını içine aldıktan sonra bile Abdurrahman'ın başında hâlâ düşünecek, taşınacak, kaşınacak yer kalıyor. Abdurrahman bizim sefil, zavallı, fani başlarımızı koskoca başının içinde taşıyor. Abdurrahman'ın yükü büyük. Abdurrahman'ın yükü çok büyük.
Bizim gürültümüz, Abdurrahman'ın başını ağrıtıyor. Abdurrahman'ın başı çok ağrıyor. Abdurrahman'ın başını, biz ağrıtıyoruz. Abdurrahman bizi affet. Abdurrahman kıyma bize. Çoluğumuz çocuğumuz var, Abdurrahman.
Abdurrahman dinlemiyor. Abdurrahman diyor ki, bir bit yeniği var bu işin içinde. Çünkü benim başım çok ağrıyor. Eskiden bu kadar şiddetli ağrımazdı. Abdurrahman artık dayanamıyor. Abdurrahman koskoca başıyla bir dağ gibi koltuğundan kalkıyor. Yer gök sarsılıyor. Abdurrahman elini rafa uzatıyor.
Raftan 'o kitabı' alıyor. O, o kitabı raftan çekince, diğer bütün kitaplar biz fanilerin üzerine yıkılıyor. Abdurrahman kitabın sayfalarını çeviriyor. Ve buluyor. Başının niye ağrıdığını buluyor. Kitapta yazıyor. Allahtan bu kitap var. Abdurrahman'ın bütün dertlerinin cevabı bu kitapta. Diğer kitaplar Abdurrahman'ın başını ağrıtıyor.
Bu kitabın adı Anayasa. 1982 yılında Türkiye'de derlenmiş, askeri matbaada basılmış.
Abdurrahman'ın yükünü hafiletmek için tasarlanmış. Bizim gafletimizin, cehaletimizin, dalâletimizin yükünü hafifletmek için.
Kes bet sesini Türkiye, Abdurrahman artık dayanamıyor. Çek elini oy sandığından Türkiye, o sandığa öyle bir yüklendin ki, Abdurrahman artık taşıyamıyor? Haddini bil Türkiye.
O Muhteşem Abdurrahman, sen gariban Türkiye'sin. Onun taşıdığı yükün yanında, sen nesin?
Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya milyonlarca milyonlarca milyonlarca başıbozuğa parti kapatma davası açtı. Abdurrahman öyle uygun görüyorsa, kapan sen de Türkiye. Bırak kibri, kapan. Muhteşemesin Abdurrahman.
O sırada Cevdet arıyor. En yakınım, arkadaşım. Soruyor. Ne yazıyorsun yarına?
Yarın yazıyı kısa kesicem, diyorum. Çünkü Abdurrahman her şeyi kısa keselim istiyor.
Çünkü Abdurrahman'ın başı ağrıyor.
Cevdet, epey, epey mühim bir ekonomist. Benim de yarına rapor yazmam, makro ekonomik 'öngörü' yapmam gerekiyor, diyor. Şimdi ne yazıcam ben?
Sen de benim gibi kısa kes, diyorum.
Rahman ve rahim olan Abdurrahman'dır yaz, bugün bundan daha makro bir şey yok, diyorum.
Sonra birden kafam dağılıyor. 'Gelmiş geçmiş en kısa bilimkurgu hikâyesi' diye bilinen bir hikâye aniden düşüveriyor aklıma.
Hikâye şöyleydi sanırım. "Dün, bütün evren yeniden kurulacak."
Derken, aklıma bir fikir geliyor. Yazılmış en kısa T.C tarihini yazmak.
Ve yazıyorum. "Dün, yepyeni bir Türkiye kurulacak."
Kafam açıldıkça açılıyor. Bir kısa tarih daha attırıyorum. Yazılmış en kısa AKP tarihi.
"Dün, bir daha asla 'Şemdinli savcısı' görevden alınmayacak."
Abdurrahman'a emanet olun.

Yazan: Suat Tarih: March 16, 2008 1:46 PM


Kapatma davası bende de şaşkınlık yarattı.

Şaşkınlık yaratmasının sebebi ise akp nin yanlış ve karşıdevrimci olduğuna inanmamam değil, yine laikliği yıkma konusunda amaçlı olmadıklarına da inanmamam değil, bu amaçlarını artık daha iyi yöntemlerle, - kitabına uydurarak bir yerde - yaparken bu davanın ortaya çıkmasıdır.

Sizler kabul etmezsiniz m Akyol ama , kabul etmediğiniz o gerçek bizzat toplumda da karşınıza çıkıyor. O da EVRİM dir.

akp nin laikliği yıkmak istediğine inanmaya gerek yok, a Gül ve rtE yi dinlesek yetiyor, eski konuşmaları gibi. Ama artık evrilmişlerdi, yani bunu açık açık değil, İslami söylemlerle değil, sürekli demokrasi , özgürlük, hoşgörü kılıfı ile yapıyorlardı son dönemde.

Önceki kapanmalara diyecek yok. Sadece Erbakan'ın " Kanlı mı olacak, kansız mı sözü" bile çok şeyi anlatmaya yetiyor.

Ama son dönem akp - yani milli görüşün son formu gerçekten çok evrilmişti.

Bu evrilme kaşıdevrimin başka unsurlarında da vardı. Araya bir kaç KOMİK ve TÜMÜ İLE SÜPER ZIRVA dolu iki örnek koymak istiyorum çünkü daha dün okudum birisini. Belki size karşıdevrimin mücadele ederken geçirdiği evrimi biraz anlatır:

zaman gazetesi , 23.03.1992 ( Ya da karşı devrim çizgisinin modern kavramların arkasına saklanarak değil de, son derece İslami söylemlerle yöntemlerle mücadele ettiği dönemler ), Prof. Dr.( Ben bile tanığım o kadar değerli Prof adına utandım bu şahsın aynı ünvanı taşımasına ) Suat Yıldırım’ın sözleri ile deprem tanımı:
“ Allah uzay denizinde yüzen bir gemi tarzında yarattığı yerküresinin içine hikmetle koyduğu bir bombaya azgın münkirleri ve gafil Müslümanları uyandırmak için bazen haydi göster kendini patla emrini verir”

Tam referans veremeyeceğim çünkü kaydetmemiştim ama 2007 ramazan ayında –büyük ihtimal stv de, f Gülen in eski konuşmalarından birisi yayınlanıyor, görüntülerden belli ki 90 veya 80 lerde çekilmiş, diyor ki f Gülen:
“Amerika bilgisayar uzmanları peygamber efendimizin hafızını ölçmek için bir bilgisayar programı hazırlamışlar, bütün icraatlerini, sözlerini yüklemişler, sonuçta bilgisayar eşi emsali olmamış, tarifi dahi yapılamaz bir zeka olarak karşımıza çıkarmıştır peygamberimizi..”
Tabiî ki bire bir yazmıyorum ama bunu söylüyordu.

Şimdi arkadaşlar, bu iki örnek ile ne kadar az dalga geçsem azdır, yani boş olsam, vaktim olsa en az on sayfa dalga geçmeyi hak ediyorlar , hele ki ikincisi ile, tabiî ki de peygamberin zekası ile bir zorumuz yok, zeki birisi olduğu zaten ortada, ama bu zekanın tarifi bu kadar cehalet ve bu kadar atış ile yapılabilir. Hayır o camide bilgisayardan anlayan bir adam da mı olmaz, bu hangi programmış ya, nasıl bir yazılımmış , neyse dediğim gibi ne kadar az dalga geçsem az..

Şimdi birçok kişinin sinir harbi geçirerek – tüm bunların ne alakası var akp nin kapatılması ile – diyordur, cevabım ise çok alakası vardır.

Hedef ve düşünce olarak ne zaman gazetesinde, ne f Gülen de , ne rtE de, ne de akp de bir değişiklik yoktur. Ama yöntem değişmiştir, EVRİLDİLER.

Bugün zaman gazetesi asla böyle bir yazıyı yazmaz, f Gülen bile böyle bir deprem tarifi yapsa yine yazmazlar, çünkü artık daha modern söylemlerle hedefe yöneldiler, aynı durum akp için geçerlidir ağızlarına bile almadıkları sözlerle bugün ağızlarını açıyorlar ve kapatıyorlar, batının hiçbir değerine sahip çıkmazlarken modern değerlerin en önde savunucuları oldular.

İşte beni bu kapatma davası ile şaşırtan da budur, artık kitabına uygun yöntemlerle hedeflerine ilerlerken bu kapatma davası hangi gerekçe ile açıldı , şaşırdım doğrusu.

Ayrıca bitirmeden önce arkadaşlar savunma diye bir şey var, bırakın akp kendisini savunsun, bırakın istenildiği kadar dava açılsın, dava açılması demek kapama demek değildir ki, mahkeme diye bir şey var. Haklılığını – varsa eğer – koyarsın mahkemede.

Bu ne şiddet, ama sonuçta çok da olumlu görmediğimi de belirtmek isterim bu kapatma davasını, olursa bir olumluluk o da eğer ki rtE nin milletvekilliğinin düşmesi ile sonuçlanırsa bir şekilde süreç, dokunulmazlığının kalkmasına çok sevinirim işte, başbakanlığı düşsün demiyorum, partisi kapansın demiyorum, ama dokunulmalığı kalksın diyorum, hesap versin istiyorum.

HANİ SÖZ VERİP DE KALDIRMADIĞI ŞU DOKUNULMAZLIĞINI.

Yazan: Beagle Tarih: March 16, 2008 1:50 PM

Haber medyaya duser dusmez tahmin ettigim gibi "iddianame" adini verdikleri uzerinde yazilsdigi kagidi degmeyen asparagaslar, hezeyanlar manzumesi Meclis'te verilen kanun teklifinden tutun, Hurriyet, Cumhuriyet, Kanalturk asparagaslarini delil diye sunuyor!!!

"Habis ur" Vural Savas 7 sayfalik iddianemeden dolayi komedi malzemesi oldugu icin Apturaman, buldugu icinde Islam, din demokrasdi ile uzaktan yakindan alaka barindiran her gazete kupurunu toplamis. Al sana iddianame diye klasor sunmus.

Ben zirvalama hakkinda kanun degisijkligi oneriyorum. Ihtiyar sivillere demokrai dersi veren Genc sivillerin hayal gucun ne gerek var? Alsinlar bu iddianameyi koysunlar yorumsuz olarak. Ben bunlarion bircogunu Ingilizce'ye cevirip cesitli mizah sitelerine yorumsuz olrak gondermek niyetindweyim kismet olur ise.

Belki genc arkadaslar hatirlamazlar, Bu ulkede bir vekil (Hasan Aksay) "konusmasinda fazl Allah kelimesi geciyor" diye yargilandi bu ulkede. Ne abartma ne saka. Yawe bu memlekette mizah yapmasdan kolay ne var?

Yazan: Olmaz olmaz Tarih: March 16, 2008 1:50 PM

İğne,

"Öncelikle bahsedilen NPD Ocak 2005'te kapatıldı. Biraz araştırma yaparsanız bunu öğrenebilirsiniz."

Yapmıştım, 2006'da seçime girmiş, tabloda oy oranları var. 2005, 2006'dan önce geliyordu değil mi?

http://tr.wikipedia.org/wiki/Almanya_Milliyet%C3%A7i_Demokratik_Partisi

Özdemir'in değil de sizin ciddi 'yalan' sorununuz var gibi geldi bana.

Sizin kaynağınızı alayım bizahmet?

***

Şiddete başvurduğu için kapatma davası açılan ya da kapatılan ayrılıkçı yahut ırkçı partilerle 8 ay önce yapılmış seçimlerde iki kişiden birinin oyunu almış hiçbir biçimde ırkçı, ayrılıkçı olmayan şiddetin ş sini göstermeyen bir partiyi kıyaslayabilmenize "saçmalık" demekten başka çare bulamıyorum.

Hele Eta ile FG anolojisinde artık iyice dibe vurmuşsunuz. Yakında NPD'nin şu afişi gibi afişler hazırlayıp halkın yarısını kapatmaya kalkmazsanız şaşarım:

http://img91.imageshack.us/img91/2886/npdhessenltw08pp3.jpg

Acınacak haldesiniz. Medet umduğunuz yöntemlere bakın.

Kapatın kapatın, bir sonraki seçimde %60 alsınlar. Artık borunuzun ötmesi için TBMM'yi seçimleri kaldırmaktan yahut halkı komple kapatmaktan başka çareniz kalmadı.

Bilmem thlknfrkndmsnz?

Yazan: Suat Tarih: March 16, 2008 2:31 PM

ben ırkçı değilim ama bu Abdurrahman'ın Urfalı olmasından tırstım açıkcası

Yazan: zahid Tarih: March 16, 2008 2:43 PM

"Bana göre Nur Cemaati, ETA'dan daha tehlikeli." (IGNE)

Gercekten soze analize gerek birakmayacak kadar berrak manzara.

Yassiada Savcisi Egesel "sen bunlari bunlari dusunuyorsun, BEN BUNLARI BILIYORUM" dedi.
BENIM BUNLARI BILMEM OTESINDE NE DELILE GEREK VAR?

Apturaman da boyle dusunuyor. Hurriyet'ten okumus cunku. Hal boyle olunca hukumet devrilcek, ekonomi batacakm, Turkiye dunyaya rezil ruisvaolcak. AB"den Kibris'a , Irak'a butun kazanimlar yok olcak, Millet Ecevit dionemindeki gibi Sana yagi kuyrukla5ina girecek, ne gam? Apturaman ve ogluNCA "BUNLAR ETADAN TEHLIKELI " ya? o yeter.

Uc Ali mahkemesi de "BUNLARI" biliyordu. (SAvci Ali, Yargic Ali, ve cellat Ali, beraber dolasir. Acil adalet dagitirlardi. Onun icindir Millyetci-ulkucu-Batici KIlic Ali oglu Altemur Kilic cikca "nerde Istiklal Magkemeleri" diye nostalji yapar. Hayiflanma Altemur. Bir yere gittigi yok,. Bu gece bir OHH cek ve rahat uyu sen de Tezic gibi.

Hakim Salim Basol'da "biliyordu". Cunku "sizi buraya tikan irade boyle istedI" . Ve astilar Menderes, Zorlu ve Koraltan'i.

Bakin kistasa sayin vatandaslaer: BENCE DAHA TEHLIKELI ve BENCE boyle olduguna gore "URUN SU NAMERDIN KELLESINI".

Padisah Deli Mustafa'nin bunlardan farki o "bunun salvari uzun. Urun Su namerdin kellesini" der sonra da "ah biyiklari ne de yahsi imis" diye aglarmis. Bunlar da aglama kaabiliyeti de yok. Duymadinizmi kufurbaz karisi kufurbaz Tansel Colgeceni? "Kan istiyorum" dedi KADINLAR GUNUNDE!! Gene burada bir profesor yillar once yazdigi bir kitapta "yaratilisci" fikirler ifade ettigi icin gorevine son verildiginde burada bir igne-beyinli "oh olmus, zaten adamin resminden Nurcuya benziyor" demisti.

Bu yaratiklara Ortacagin cadi avcisi dersek Avrupalilar gecmislerine hakaret ettigimizi dusunurler.

"Nurcular bence ETA'dan daha tehlikeli" diyen yaratik ETA'nin adini yeni duydu sayin seyirciler; supheniz omasin. Yassiada derken neden bahsettigimi de bilmez. Cunku "Pasam Deniz Kuvvetleri Irak harekatinda rolu ne oldu" diye siran deha muhabirkler tRAFINDAN bilgilendirildi.

"Goster bana kose kadilarini" sana memleketin ne ldugun anlatayim" demis bu yorumcu.

Ama cehaletten kim ne zarar gordu ki bu memlekette simdiye kadar?

Iste demokrasi boylesi mesakkatli birseydir. Bu zihinsel ve hayasal ozurluleri sac bas yolarak dinlemek zorundayiz.

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: March 16, 2008 2:49 PM

Beagle, sizinki sevinç şaşkınlığıymış…
Evrim sanırım bir tek sizleri etkilemiyor, yani sizin dışınızda kalan herkes evrildi, devrildi, bilimselleşti ama siz hala başladığınız noktadasınız? Sebep, tek hücreli misiniz ve bölünüp çoğalamıyor musunuz? Hala insan formuna gelebilmek için birkaç bin asra mı ihtiyacınız var?
Hakikaten komik ve tümüyle süper zırvaymış yazdıklarınız, yazarken elleriniz harflerin yerini nasıl buldu gülmekten, maşallah, yine de anlaşılır kelimeler… Siz ve türevleriniz dine karşısınız, Allah’ın hiçbir metinde geçmesini hazmedemiyorsunuz, bilimi tanrılaştırıp, Tanrıyı unutturursak sorun çözülür zannediyorsunuz. Peygamberin zekasıyla ilgili zorunuzun olmadığına emin misiniz, yoksa bakın ben de sizlerle ortak paydada buluşuyorum ama tehlikenin FARKINDA MISINIZ mantığıyla bir noktaya gelmeyi mi ümid ediyordunuz? Biz bu reklamı zaten görmüştük, haklısınız hala evrilemediniz siz.
Burada kimsenin AKPyi savunduğunu gördünüz mü? Gördüğünğz bir partinin kapatılmasına verilen tepki. Adı Kara Parti olsaydı değişecek miydi sanıyorsunuz, burada mesele o partinin kapatılması değil, o partiyi kapatmaya çalışan insanların zihniyetleri. Belki de demokrasi dediğin şeyi hakikaten idrak etmiştir bu toplum ve sizin gibi evrilemeyenlere de bunu anlatmaya çalışıyordur. Bu ülkenin her türlü partiye ihtiyacı var, var ki çözümü insanlar silahta değil demokraside arasınlar. Bunu idrak etmek bu kadar zor mu?
Eminim Mustafa Bey sizin bu iki trajikomik örneğinizi görünce evrime inanmış,ah ben ne kadar da yanlış biliyormuşum, demiştir, tüm insanların başaramadıkları şeyi siz başardınız iki örnekle.. Siz olmasaydınız Mustafa Bey nasıl aydınlanırdı, iyi ki varsınız. Çok yaşayın emi. Ve inanan insanları eleştirince, onlardan örnekler sununca yazınızın bilimsel inanılırlığı daha da mı artacak, bugün Gülen diyeceksin, yarın Mevlana, ertesi gün ise… Bu bile sizin demokratik hakkınız olarak size sunulurken, neden diğerlerinin demokratik hakkını kabul etmek, onlar evrilmiş anarşist, asla olamaz, argümanlarının dışına çıkamıyorsunuz? Çok çiğ bir bakış noktası ve ne kadar bilimsellikten, objektiflikten, düşünmeden uzak. Doğru sadece onlar evrilmişti siz evrilmeyen türdünüz değil mi? Çokhücreli günlerinizi bekliyoruz özlemle…
Tabiî ki kalksın dokunulmazlığı ve siz yeni bir 1960 yaşatın Türkiye’ye, hem de bütün bilimsel yöntemlerle. İpliğin boyu şu kadar olursa şu kadar saniyede boynu kırılır… şeklinde.
Evet, evrilmeliydiniz siz de, böylece en azından ağzından doğru düzgün laf çıkacak birkaç kişiyle adam gibi bir tartışmanın içine girebilirdik, yoksa cümlelerinin altından riyakarca ah ne güzel oldu, çok şaşkınım, çok mutluyum terenennileri dökülmezdi. En azından, bence iyi oldu’yu diyebilmeliydiniz, kasmayınız efendim kendinizi, kasmayınız, burası demokratik bir site. Kimse size hakaret etmezdi, ama unutmayın, eleştirmekle hakaret etmek aynı şey değildir.

Yazan: Suzannur Tarih: March 16, 2008 3:13 PM

Tuhaflıkta zirve
Kapatılma davasına en ilginç tepki İsveç'ten geldi. İsveç Dışişleri Bakanı Carl Bildt, "Savcılar bazen tuhaf işler yaparlar ama, Türkiye'deki durum astronomik derecede tuhaf" dedi.

BRÜKSEL (AA)
AK Parti'ye karşı açılan kapatma davası AB, ABD ve bazı ülkeler nezdinde tepkiyle karşılandı. En anlamlı tepki ise İsveç'ten geldi. İsveç Dışişleri Bakanı Carl Bildt, konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada, "Savcılar her ülkede tuhaf işler yaparlar ama (Türkiye'deki) bu durum astronomik derecede tuhaf" dedi. Demokratik bir ülkede böyle bir davanın "amacını anlayamadığını" söyleyen Bildt, "Biz, Avrupa'da dini inançlara saygı gösteririz. Dindar olmaları insanların kamu görevlerinden menedilmesini gerektirmez. Bu yapılırsa insan hakları ihlali olur" dedi.
SEÇİLMİŞLERE SAYGI DUYULMALI
ABD Dışişleri Bakanlığı'nın üst düzey yetkilisi Matt Bryza, AK Parti hakkındaki kapatma davasına ilişkin olarak, ilgili bütün tarafların demokratik kurumlara ve hukukun üstünlüğüne saygı göstermesi gerektiğini belirtti. ABD Dışişleri Bakanlığı da konuya ilişkin yayımladığı yazılı açıklamada da, Türkiye'de “seçmenlerin 2007'deki iradesine saygı gösterilmeli” ifadesini kullandı. Eski ABD Dışişleri Bakanı Madeleine Albright da "Türkiye'nin içişlerine karışmak istemem ama halkın iradesini nasıl alaşağı edebilirler?" diye konuştu.
AVRUPA'YA UYMUYOR
AB Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn de, 'Dava Avrupa demokrasisiyle bağdaşmıyor' dedi. Rehn, "Normal Avrupa demokrasilerinde siyasi konular mahkeme salonlarında değil, parlamentolarda demokratik yollarla tartışılır" diye davaya tepki gösterdi.
16.03.2008
http://yenisafak.com.tr/dunya/?t=16.03.2008&c=4&i=105805


Davaya tepki büyüyor

AK Parti'yle ilgili kapatma davası Türkiye'de olduğu gibi bütün dünyada da şaşkınlıkla karşılandı. En sert tepki AB ülkelerinden gelirken, Avrupa Parlamentosu'ndaki grupların başkanları, davaya inanmakta zorlandı.

İddianamede savunulan gerekçeleri 'bahane' sayan Avrupalı siyasetçiler, "Dava, Türkiye'de yargının tarafsız olmadığının en açık göstergesi." görüşünü dile getirdi. Amerika da AK Parti'nin seçimlerde milletten büyük destek aldığını hatırlatıp, seçmenlerin tercihine saygı istedi. Davayı manşetlerine taşıyan dünya basını ise yüzde 47 oy alan bir partinin kapatılmasının beklenmediğini; ancak yargının siyasete karşı bir silah olarak kullanıldığını yazdı. Dava, Türkiye'de de hukukçusundan işadamına, siyasetçisinden sade vatandaşına kadar her kesimin büyük tepkisini çekti. Özellikle iş dünyası, küresel dalgalanmayı fırsata dönüştürmeye çalışan Türk ekonomisinin davadan büyük zarar göreceği endişelerini aktardı. Hukukçular, iddianamedeki gerekçelere itiraz ederken, partiler davanın Türk demokrasisine ve ülkenin dünyadaki imajına büyük darbe vuracağının altını çizdi: "AB ile müzakere sürecinde siyasal düşünceler antidemokratik yollarla engellenemez. Bugüne kadar parti kapatmalar çözüm olmadı."
________________________________________
Siyaset mahkemede görülmez
Olli Rehn (AB): Demokrasilerde siyasî meseleler meclislerde ve seçim sandığında ele alınır, mahkemelerde değil. Adlî sürecin Türkiye'nin enerjisini tüketmesinden endişeliyiz.
Matt Bryza (ABD Dışişleri): Demokrasilerde siyasî geleceği seçmen belirler. 2007 seçimlerine saygı duyulmalı. Türk demokrasisi test edilmiş ve çok güçlü çıkmıştır.
Madeleine Albright (ABD'li eski bakan): Dehşete düştüm, sürpriz oldu. Kapatma teşebbüsü, halkın iradesinin tersine gitmektir.
New York Times: Seçimde AK Parti'yi alt edemeyen laik çevreler, hâlâ kontrol ettikleri tek ayak olan yargıya yöneldi.
Financial Times: Kapatma talebini muhalefet de beklenmedik bir çıkış olarak karşıladı. Bu çıkışın aşırı milliyetçilerden değil, devlet yetkilisinden gelmesi anlamlı.
International Herald Tribune: Yüzde 47 oy alan bir partinin kapatılması beklenmiyor. Laiklerin Erdoğan'ın partisine karşı ellerinde yalnızca yargı silahı kaldı.


http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=665219


============================================================


Yazan: Olmaz olmaz olmaz Tarih: March 16, 2008 4:17 PM

Dilimin yazım kurallarına saygım gereği yazdıklarımı elimden geldiğince dilbilgisi kurallarına uyarak yazarım.

Kendi açımdan böyle yazmayı dilime bir saygı olarak görürüm.

Ha, kendi açımdan bu böyle;

Bir başkası pek ala böyle bir hassasiyet taşımayabilir ve fakat benden de çok daha saygılıdır diline ve çok daha hassastır dil kullanımı konusunda. Bu herkes için geçerli bir gösterge değildir elbette. Acelesi olabilir, söyleyecekleri çok olabilir, olabilir de olabilir. İnsanların hassasiyetlerini ben belirleme hakkını kendimde görmem; velev ki görsem bile o hassasiyeti ölçecek bir aletim yok ki zaten, birisinin yazısındaki dil bilgisi kurallarının da bunun için bir ölçüm aracı olamayacağını, en azından herkes için olamayacağını bilirim.

Fakat inanın bu hassasiyeti kendi açımdan taşımama rağmen, klavyeden özel isimleri, cümle başlarını büyük harfle yazmak herhalde buna dikkat etmeden yazmaktan biraz daha zor gibi duruyor. Yani hiç büyük harf kullanmadan yazmak sanırım herkese daha kolay gelir.

Yine fakat ki; dil bilgisi kuralları gereği olmadığı halde başta, sonda, ortada, alakalı-alakasız herhangi bir yerde yanlışlıkla olmadığını düşündüğüm bir şekilde(ki aynı yanlışı tüm yazısı boyunca, hatta farklı yanlışlarda sürdürecek kadar daktilo olmamıştır sanırım bir insan) kendini mesela "rtE" yazmaya ZORLAMAK nasıl bir hassasiyet ürünüdür; bunu da merak ediyorum açıkçası.

Dikkat! Kimsenin hassasiyetini sorgulamıyorum. Fakat sadece hassasiyetin nedenini merak ediyorum. Ben merakımı gidermek adına bir kaç ihtimal düşünürüm. Tabiki kimse açıklama yapmak zorunda değil. Bu bir hassasiyet ise de...

Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: March 16, 2008 5:27 PM

Apturaman vs. Abd-ur-Rahman!

Sizce Apturaman Abd-ur-Rahman (Rahman Olanin kulu-kolesi)'ni kapatir mi?

Bence tutarli olak istiyorsa kapatmali.

Hatta ona bu seratci ismi veren anne-babasini da kapatmali!

Neden diyorsaniz belli ki benim aksime siz mazosist degilasiniz ve "iddianameye" goz atmamissiniz.

Bakin ne nameler varmis Apturaman'in "idanamesinde":

Erdogan'in "Hepimizi yaratan mutlak yaratıcı Allah'tır. Ayrıma ne gerek var?" gibi sözler de kapatma gerekçeleri arasında.".

Maymunlara karsi ayrimcilik iceriyor uldugu icin oklasa gerek. Apturaman'in Gassaray uniformali (yuce yarginin cafcafli urbalarina verdigim isim) uniformalarina resmini gorunce bu hassasiyete hak veriyorum biraz.

Diger gerekceler de burada:

162 sayfalık iddianamede siyasi yasak getirilmesi istenen 71 kişi arasında devletin ilk üç numaralı protokolü olan Cumhurbaşkanı, TBMM başkanı ve başbakanlık görevi yapmış isimler bulunuyor. Bu kişilerin ortak özelliği, başörtüsüyle ilgili açıklamalarda bulunmuş olması. AK Parti, 2001 yılında kurulmasına rağmen Başbakan Erdoğan'ın 1994 yılında söylediği sözler bile iddianamede yer alıyor. Türkiye'de başörtüsü sorunu olduğunu söylemek bile iddianameye girmek için yeterli olmuş. "Yılbaşına karşıyım", "Hepimizi yaratan mutlak yaratıcı Allah'tır. Ayrıma ne gerek var?" gibi sözler de kapatma gerekçeleri arasında.

Başsavcının iddianamesi, dili ve içeriğiyle de dikkat çekiyor. Kapatılması istenen AK Parti'ye yöneltilen suçlamalar CHP'nin ve ulusalcı çevrelerin ithamlarıyla örtüşüyor. AK Parti; RP, FP çizgisinin devamı olan 'siyasal İslamcı' bir parti olarak tanımlanıyor. Takiyye yaptığı ima edilen iktidar partisinin hedefinin Türkiye'yi şeriat devleti haline getirmek olduğu, bu yönde adımlar attığı öne sürülüyor. Devletin birliğini temsil eden Cumhurbaşkanı Gül'ün dışişleri bakanlığı dönemindeki uygulamaları gerekçe gösterilerek 10 ayrı başlıkta suçlama yöneltiliyor. Gül'e yönelik suçlamalardan biri Türkiye'nin yurtdışındaki gurur abideleri olarak gösterilen Türk kolejleriyle ilgili. Gül, Türk işadamlarının yardımlarıyla açılan bu okulları ticari şirket olarak değerlendirip temas kurmakla itham ediliyor.

Başbakan Erdoğan, iddianamenin ilk sırasında ve hakkında en fazla suçlama bulunan isim. Erdoğan'la ilgili tam 61 'suç tespiti' yer alıyor. Laikliğe aykırı görülen bu sözlerin çoğunluğu Erdoğan'ın TV ve gazete söyleyişileri, yurtdışında vatandaşların sorularına verdiği cevaplardan oluşuyor. Erdoğan'ın, "Türkiye'de din bir çimentodur", "Sen başörtünle tarlada çalış, çapa yap; ama sosyolog olma, psikolog olma; bunu artık aşmamız lazım", "Başörtüsü sorunu konuşulmaz, yaşanır", "Zemin ve atmosfer elverirse adım atarız", "Sabırlı olmaya mecburuz" gibi sözleri iddianamede yer alıyor. Erdoğan'ın başörtülü olduğu için ödül alacağı kürsüden indirilen Tevhide Kütük isimli öğrenciyi telefonla araması da suç olarak gösteriliyor.

Eski TBMM Başkanı Bülent Arınç, listede ikinci sırada. Arınç da başörtüsü yasağına karşı sözleri ve laikliğin tanımına ilişkin değerlendirmeleri nedeniyle suçlanıyor. Arınç'a yönelik 16 suçlama bulunuyor. AK Parti'yi kuran en önemli üç isim olan Gül, Erdoğan ve Arınç, iddianamenin de ilk 3 sırasını paylaştı. Bu üçlünün ardından hakkında en fazla itham bulunan isim Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik. İddianamede 9 ayrı başlıkla siyasi yasak istenen Çelik'in dışında kalan milletvekili, kurucu ve belediye başkanları ayrı başlıkla toplu olarak ele alınıyor.

Haklarında 5 yıl süreyle siyaset yasağı istenen 71 AK Partili arasında Başbakan Yardımcısı Hayati Yazıcı, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Devlet Bakanı Mehmet Aydın da yer alıyor. AK Parti'nin 5 grup başkan vekilinin hepsi listede. Genel Merkez yönetiminden Dengir Fırat, İ.Naim Şahin, Nükhet Hotar Göksel, Hüseyin Tanrıverdi, Bülent Gedikli, Egemen Bağış da iddinameye girdi. Üniversitelerde başörtüsü özgürlüğünü amaçlayan anayasa değişikliği için MHP ile birlikte çalışan komisyonda yer alan 4 AK Partili isimden sadece Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek'in ismi yok. Diğer üç isim grup başkan vekilleri Sadullah Ergin, Bekir Bozdağ ile Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu, 71 kişilik listeye girdi. Listede 3'ü milletvekili, 4 kadın bulunuyor. Genel Başkan Yardımcısı Nükhet Hotar Göksel, Kadın Kolları Başkanı Fatma Şahin, İstanbul Milletvekili Güldal Akşit ile başörtülü olan MKYK üyesi Ayşe Böhürler'e de 5 yıl siyaset yasağı isteniyor. Akşit'in, 2005 yılında ABD'de katıldığı bir toplantıda, "Türkiye'de başörtüsü sorunu vardır. Genç kızlarımızın eğitim alması önünde engel teşkil etmektedir." sözleri, kapatma gerekçesi olarak gösterildi. Aralarında Isparta, Beyoğlu, Bolu, Kocaeli'nin de bulunduğu 16 belediye başkanı ve meclis üyesi için de yasak isteniyor.

Parti kapatmaya gerekçe gösterilerek haklarında siyaset yasağı talep edilen AK Parti milletvekilleri şunlar: Bülent Arınç, Sadullah Ergin, Nihat Ergün, Bekir Bozdağ, Mustafa Elitaş, Nurettin Canikli, Burhan Kuzu, Eyüp Fatsa, Asım Aykan, Mehmet Çiçek, İrfan Gündüz, İ.Naim Şahin, Akif Gülle, Hasan Kara, Fehmi Hüsrev Kutlu, Güldal Akşit, Bülent Gedikli, Egemen Bağış, Sadık Yakut, Abdurrahman Kurt, Selami Uzun, Nükhet Hotar Göksel, Dengir Fırat, Zafer Üskül, Hüseyin Tuğcu, Cemal Öztaylan, Hüsnü Tuna, Fatma Şahin, Muzaffer Gülyurt, Muhyettin Aksak, Cevdet Erdöl, Hüseyin Tanrıverdi.

Başsavcı'nın listesine giren isimler arasında çok sayıda eski milletvekili bulunuyor. Bir önceki dönem AK Parti milletvekili olarak Meclis'te görev yapan Fahri Keskin, Mehmet Elkatmış, Nihat Eri, Eyüp Sanay, Tayyar Altıkulaç, Ömer Özyılmaz, Cavit Torun, Musa Uzunkaya, Ersönmez Yarbay, Ahmet Faruk Ünsal, Abdullah Çalışkan, Resul Tosun, Muzaffer Külcü için siyaset yasağı istendi. MKYK'dan bir süre önce istifa eden Cüneyd Zapsu ile MKYK üyesi Ayşe Böhürler de listede. Yasak istenen belediye başkanları ise şunlar: Hasan Balaman (Isparta), İbrahim Karaosmanoğlu (Kocaeli), Ahmet Genç (Eyüp), A.Misbah Demircan (Beyoğlu).


Not: Apturaman'in urbasi konusunda daha detayli bilimsel veriler burada:

http://bekirlyildirim.wordpress.com/2008/03/15/apturaman%e2%80%99in-kurku/

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: March 16, 2008 5:54 PM

Sayin Igne
Almanya da yasayan biri olarak: NPD Almanya da (malesef) kaptilamdi, cünkü Almanya da parti kapatmak cok zor birsey.
Hatta Almanya da bassavci parti kapatmak icin Anayasa mahkemesine basvuramaz, cünkü sirf meclis ve devlet baskani parti kapatma davalari icin alman anayasa mahkemesine basvura biliyor.

Gelelim esas konumuza: Bence yargi sitemi cöktü artik. Türkiye de bir yargi reformu lazim. Ben yine alamnya örnegini vercem: Almanya da Yargi meclisin denetiminde, daha dogrusu anayasa mahkemsi üylerini ve yargitay mensublarini bir meclis komisyonu belirliyor. Ve bunlar dabi sirf bir parti tarafindan atandiklari icin, bu partiye karsi bir vefa borcu yok, cok güzel de alaman hükümentin yasalarini durdura biliyorlar. Ama Almanya ile Türkiye arasinda bir frak var: Almanya da (ve batida) anayasa mahkemsi vatandasin cikarlarini devletin baskisindan koruyor. Mesela gecen gün alman anayasa mahkemesi hükümetin vatandaslarin bilgisyarlarinin icergini online aramasini durdurdu. Türkiye de tam tersi: Burada anayasa mahkemesi devletin (ve bir beli zümrenin) cikarlarini vatandasin taleblerinden korumasi icin var. Yani hem yarginin yapisi degismesi lazim ve de zihniyeti
Ikinci olarak sivil topluma is düsüyor. Demokratik sivil toplum artik daha gür sesini duyurmasi lazim. Bunca anti demokratik mitingler yapildi bu ülkede, niye demokratik türkiye sesini duyrumuyor. Karsi tarafa artik bariscil bir sekilde haddi bildirilmesi lazim. Artik birsey yapilamsi lazim. Genc Siviler in (cok süper buldgum) eylemleri yetmiyor!!!!

Yazan: Cüneyd Tarih: March 16, 2008 7:11 PM

"Mesela gecen gün alman anayasa mahkemesi hükümetin vatandaslarin bilgisyarlarinin icergini online aramasini durdurdu."

Bundan benim haberim yoktu, sevindim bu habere.

Yazan: Muzaffer Kazim Tarih: March 16, 2008 8:50 PM

Cuneyd Bey,

"[B]urada anayasa mahkemesi devletin (ve bir beli zümrenin) cikarlarini vatandasin taleblerinden korumasi icin var. Yani hem yarginin yapisi degismesi lazim ve de zihniyeti
Ikinci olarak sivil topluma is düsüyor. Demokratik sivil toplum artik daha gür sesini duyurmasi lazim. Bunca anti demokratik mitingler yapildi bu ülkede, niye demokratik türkiye sesini duyrumuyor. Karsi tarafa artik bariscil bir sekilde haddi bildirilmesi lazim. Artik birsey yapilamsi lazim. Genc Siviler in (cok süper buldgum) eylemleri yetmiyor!!!! "

demissiniz.

Bence ikinciyi birinci yapsaydiniz daha uygun olurdu. Sizin teklifinizin benzeri Avrupa'dan da geldi. Onlar da "yargi reformunun" sart oldugunu soyluyorlar.

Ama sorunun kokune inersek yarginin bu ipe sapa gelmz zorbaligi, darbe ustune darbe yapmasi hukuki odegil. Hatta cogunlukla kanuni dahi degil. Bu "taksitl;i darbeleri" yapan tek yargi da degil. Asker, YOk, diger "kurumlar" hatta birtakin STK'lar isin icinde. Olayin mesru olup olmamasi gibi bir dertleri de yok. Mevcut kanunlar isdtyediklerimize cevaz veriyormu gibi dertleri de. Turkan Saylan guzel ozetledi vaziyeti: Bu ulkede bizim istemedigimiz olmaz. Onlain keyfleri, kaprislerine tabiyiz.

Tabiimiyiz?

Iste budur esas soru. Hangi kanunda ne yazdigi degil, bu zorbalara karsi direnilecek mi, direnme nasil tezahur edecek ve dolayisi ile "Sivil toplum" yani biz ne yapacagiz? Sonucu belirleyici budur.

Su anda ve gecmiste hicbir kanunda olmayan bir "turban yasagi" yasak heer gun artan bir zorbalikla uygulanabilmektedir. Kanunlari daha da isdtismara kapali yapmak icin Yasama kanuni duzenleme yaptiginda bu "yasama gorevini" ifa etmek dahi suc unsuru ve partinizin kapatilma sebebi olarak kullanilabilmektedir. Bu durumda Anayasa Mahkemesi reformu, hatta daha genis Yargi Reformu ile ne kadar meafe alabilirsiniz? Karsinizdaki irade "yuzde doksan alsan ne yazar" diyebilmekte ise yapilcak tek sey "ne yazacagini" gostermektir. Bu da bahsettiginiz "sivil toplum" aktivizmi ile olur.

27 Mayis'ta 28 Subat'ta 12 Mart, 12 Eylul'de yoktu bu irade.

Yarin gene sinav var; hatta basladi bile.

Millete ve ozellikle aydinlara basarilar diliyorum. Insallah yuzumuzun aki ile cikariz.

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: March 17, 2008 2:51 AM

Filipinde Amerikayı örnek almıştı gerek yönetim gerek baska türlü sonuc ne oldu..
Bazı seyler uyarlanabilir fakat,her ülkeyi kendine gore incelemk lazım..

Yazan: master Tarih: March 17, 2008 9:01 AM

Laikcilere uygulamali demokrasi egitimi:

Bakin laikciler.

Burasi bir sahsin kisisel mulkiyeti. Buraya gelme hak degil onun iznine tabii bir imtiyaz. Sizler bu imtiyazi en tabii "fikir hurriyeti' hakkiniz gibi kallanip gerek onun gerek bu ulokenin insanlarinin kahir ekseriyetinin en kutsal bildiklerine hakretler alaylar yagiriyorsunuz, "koyden indm sehere' aydinlanmasi incileri ile.

Oysa savundugunuz cari "cagdas duzende" bu ulkede yasama hakkini size saglayan, burada yazmak gibi universitelerde okumak, devlet dairelerinde yerler edinmek gibi imtiyazlari sagayan Canakkale sehitlerinin, Kurtulus Savasi sehitlerinin kanlari ile sulanmis bu tooperaklarda onlarin dinlerine degerlerine kufrediyor, onlarin cocuklarina insanca yasama hakkini vermiyorsunuz.

Ne adina, hangi hakla bunu yapiyorsunuz. ?

"cunku yapabiliyorum" dan baska verecek ne cevabiniz var?

Kimsiniz, nerden geldiniz, nereye gidiyorsunuz?

Bu ulke icin kan dokenkler, bu gun cephelerde savasan mehmetcikler sizin tasavvur ettiginiz "laik duzen" icin mi yaptilar, yapiyorlar bunu?

Sehitlerin analarini torenlerinize, universitelerinize sokmuyorsunuz? Bunun birak demokrasiyi, fasizmi insanlagin minimum degerleri ile nasil basghdastiriyorsunuz? Siz kimin cocugusunuz? Sizleri de birer ana dogurmadi mi?

Hepnizin ismi cagdas, laik, George, Jack, Cybille'mi? Niye analaeriniz Size Ahmet, Mehmet, Mustafa, Fatima, savci Abudurrahman gibi seriatci isimler vermisler? Ne bekliyorlardi sizden?

Aynaya baktiginizda ne goruyorsunuz?

Yazan: Ah, ahhh!! Tarih: March 17, 2008 9:49 PM

Aslında Mustafa bey,bizimle içerisinde olduğu durumun şaşkınlığını dile getirmiş yoksa,başkaları azarlamak ve ülkesini sevmeyen biri değildir. Tam aksine ülkesine olan bağımlılığını dile getirmiş. Kendisini çok yakından tanıdığım için biliyorum. Durumdan en az kendisi kadar üzüldüğümü belirtmek isterim.

Yazan: Mehmet Ulaş Tarih: March 18, 2008 12:16 PM

Bu necip milletin efradından olmaktan iftihar ediyorum lakin bu devletin bir vatandaşı olmaktan hicap duyuyorum. Vatandaşına it muamelesini reva gören bu devlet kesinlikle benim devletim değil. Beni incittiler, kırdılar ve cümle aleme kepaze ettiler.

Yazan: Cemil Aksüt Tarih: March 19, 2008 2:36 AM

Maşallah , yani karşıdevrimin bu kadar azmin doruklarına çıkacağını hiç tahmin etmezdim, fetullah hocanın ( bazıları efendi diyorlar ya bir de ona, inanamıyorum, efendi ne demek ya?? Kimin efendisi?? Neden efendi??) evi olan, şu an kalbinin attığı Amerika da gözleri yaşarıyordur herhalde bu duruma…
Hayır anlamıyorum, akp yandaşları öyle bir yazıyor ki akıl almıyor..
Neymiş efendim, nereden çıkmış bu dava durduk yerde diye !! Aymazlığın bu kadarı ! Savcı daha önce iki kez uyardı, üstelik bu uyarılar sadece akp ye yapılmadı, CHP de tüzüğünden dolayı uyarı aldı, antidemokratik hale geldiği için, ama dinleyen kim ?
Eee, hiç dinler mi rtE ya da XIV. rtE mi desem ? Aslında dinlememesi gayet normal , daha önce sarfettiği sözleri hatırlayalım, mesela : “ Yargıdan destek bekliyoruz ” gibi.. Yani birisi ne olur Başbakan a hukuk öğretsin biraz, siz de okudunuz m Akyol, bari siz öğretin, yargı ne destek olur, ne köstek. Yargı yazılı kurallara göre hareket eder, sen yazılı kurallara aykırı işlem yaparsan yargı da buna dur der, burasanın padişah mülkü olmadığını hatırlatmak için, ama normal, ne de olsa romanların özetini ( ne komik ya ) okuyan bir kişiden başka ne söz söylemesi beklenebilir ki?
Neyse, dediğim gibi savcı daha önce iki kez uyardı, üstelik ortada iddianame var, hepsini geçelim ne oluyor? Tabiî ki savcı kendince haklı bir şekilde bir partiye dava açabilir, nedir bu öfke ? Haklı isen yaparsın savunmanı , mahkeme de yargısını yapar. Buyurun, dün gözaltına alınanlara bakın, şimdi de savcıyı mı suçlayalım, eğer haklı ise İlhan Selçuk çıkar, yargılanma tabiî ki olacaktır, hadi buna da anti-demokratik diye yorum yapın bakalım, ne kadar alakasız konuştuğunuzu belki anlamışsınızdır, üstelik İlhan Selçuk doğrudan gözaltına altına alındı, üstelik daha ortada iddianame bile yok, ee yorum alalım bakalım “demokratik” arkadaşlardan …
Bir de hatırlatma yapayım, karşıdevrimin ağzından düşmeyen bir Atabeyler vakası vardı, ee arkadaşlar var mı bir haber alan, ne o ? Yoksa Atabeyler gündem kapatma ve çamur bulaştırma misyonunu vardı da, sona mı erdi ? Ne oldu dava ? Ne oldu krokiler ? Suikast planları ?
Ve yine bir hatırlatma yapalım asıl konumuza geri dönerek, ne çabuk unuttunuz refah partisinin kapanması konusunda AİHM kararını, bu karar da mı anti-demokratikti? Bir diyeceğiniz var mı karar metninin üzerine , hadi bakalım?
E durun bari bir hatırlatma daha yapalım, kimdi refah partisi : Erbakan, şevket Kazan, abdullah Gül, rtE, Arınç.., ee bugün akp kim, çok mu başka kişiler ? Tamam değişmişler belki, ilk başta öyle söylemişti rtE çünkü, sonra değişmedim dedi tabiî ki, dokunulmazlıkların kaldırılması konusundaki gibi.
Ee arkadaşlar değişmeyen bunlar, kapanan bunlar, haklı bulan AİHM, daha ne eklemeye gerek var?
rtE zaten tam frenden boşalmış kamyon gibi hareket ediyor. Birisi ne olur ona devletin üç ana erkin de birisinin de yargı olduğunu bir an önce hatırlatmalı bence. Şu sözlere bakar mısınız : “Bu da 62 olsun”, pes yani, kime kafa tuttuğunu zannediyor rtE bu kurum bu savcı devletin savcısı, kimi alaya aldığını zannediyor, kime karşı savaşıyorsun ?
Gelelim bir diğer inanılmaz yorum konusuna, neymiş efendim “ bu kadar oy almışmış, iktidarmış, kriz geliyormuş” , bu konular gerçekten son derece basiretsiz yorumlar, Gül bile ekonomiden bahsediyor. Ee koyalım yeni anayasa tasağına ( hani şu an ABD de önce ABD lilere sunulan, halkın anayasası olacak anayasa var ay sözüz ona, tabii Özbudun tarafından ABD ye sunulup onay alırsa ) bir madde daha : Ekonomi sorunlu bir dönem yaşıyorsa, belli bir oydan da fazla oy alınmış ise o parti aleyhine hiçbir dava açılmaz diye. Herhalde bu öneriye gaffur bir süper demez.
Tutarlı olalım lütfen biraz…
Ve ne olur artık şu öğrenilsin, oylama neyin doğru neyin yanlış olduğunun yargısını yapmaz, buyurun Hitler örneği, bir bakın isteseniz aldığı oy oranınlarına.
- Araya bir şıkıştırma yapmak istiyorum, rtE kadınlarımıza doğurun diyor, türbanlıları kolluyor, üstelik çevresinde okumuş olmasına rağmen bütün bayanlar evde kocalarını bekliyor, ne olur arkadaşlar Hitler’in Kavgam kitabını alın, rtE doğurun uyarısı bana ilk anda Kavgam ı hatırlattı. Ne olur bir Hitler in Alman kadınına yaptığı öneriler kısmını bir okuyun. –
Ee m Akyol belki siz de okumuşsunuzdur ama zaten sizin okuma ve öğrenme yönteminizi beni çok şaşırtıyor : Stonehenge nin kim tarafından yapıldığının bilinmediğini zanneden, bunu bilmeden bir de bilirmiş gibi orada burada yazan,
Veya daha vahimi “Ne Mutlu Türküm Diyene” sözünün NUTUK da geçtiğini zanneden yani bilmeseniz olabilir diyeceğim de, bilirmiş gibi yazılar yazmıyor musunuz, bu durumlar sizin ne kadar kulakdan dolma ve asıl kaynakdan yoksun yazılar yazdığınızı gösteriyor bence, deneysiz ve gözlemsiz akıllı tasarım – yani yaradılışın yeni versiyorsunu ( dikkat edin, geri adım atılmış versiyonu ) gibi evrim karşıtlığı yapmanız gibi, hayır harun yahya ile sadece iki kişisiniz hayatında biyoloji laboratuarı görmeyip de bunu yapan, farkında mısınız ?
Neyse gelelim konumuza, bu kadar sıkıştırma yeter herhalde ..
rtE dediğim gibi, inanılmaz söylemlerde bulunuyor: Siyaset dışı müdahale ile siyaset tanzim edilemez. Bu nasıl ifadedir ya ? Kim siyaset yapıyor ki öncelikle bir başsavcının dava açması siyasi bir olay değildir ki. İkincisi siyasete tabiî ki ki de isyaset dışı müdahele yapılır, aksi halde siyasete sınırsız özgürlük tanınmış olur, sınırsız özgürlüğün yaratacağı sorunu anlatmaya gerek görmüyorum. Ama dediğim gibi romanların özetini okumaya geliyoruz yine.
Son olarak Suzannur ,
Ben sevinçli değilim, benim sevinebilmem için öncelikle bu toplumun değişmeye ihtiyacı var, eğer siz biraz aklınızda hazır olan şablonlara beni oturtmasanız, biraz daha önceki yorumlarıma baksanız bu ülke için en büyük tehlikenin halkın bizzat kendisinin olduğunu düşündüğümü görürsünüz, zaten sorunun asıl kaynağı çözülmediği için aynı sorunlu partiler ve kişiler bu ülkeyi yönetiyorlar. Ama ne yapalım , bu sitede hep başıma geldiği gibi yine hazır bir şablonun içine oturtulmuşum. Dediğim gibi bu dava beni sevindirmez, akp gider başkası gelir, rp, fazilet gibi, veya dep, Hadep, dehap gibi. Sorun bu partileri yaratan oylarda, halk da bir yerde bu sorunun bir parçası haline mecburen geliyor, bunu size uzun uzun anlatmayacağım, chp yi birinci parti olarak çıkacağını tahmin ettiğim seçim öncesi tahminlerle ilgili yazımda bunu bol bol görebilirsiniz, hatta dikkat ederseniz ben chp birinci çıksa bile asıl büyük sorun olan cehalet ve samimiyetsizliğin devam edeceğini,chp veya akp, kim çıkarsa çıksın asıl sorunun maalesef çözülmeden ortada bekleyeceğini belirttiğimi de görürsünüz, yani chp ile akp için farklı düşünmediğimi görürsünüz belki, ama bu durumunuz beni şaşırtmyor, aynı hazır şablonlara m Akyol karşısında da yaşadım, Baykal ı eleştirmem, özgürlüklere sahip çıkmam, liberal düşünmem de sizi belki yine şaşırtabilir.
İkinci olarak, ben kimseye sevimlilik yapmıyorum, zeki olan birisine zeki diyorum. Dine karşı olan tutumu yine anlatacak değilim ama çok merak ederseniz özelden, adresimden tabiî ki yazışabiliriz. Üstelik yine sizi yormayayım bu sitede yazmaktan tek beklentim meydanın boş olmadığını hissettirmek, üstelik ifadelerime kimi arkadaşların rumuzumu kullanmadan karşılık vermesi benim meydanı biraz doldurduğum hissini veriyor biraz da olsa.
Üstelik bu ne boş ifadeler, evrilmeme, bölünmeme, tek hücre kalma. Arkadaşım, fetullah Gülen gibi bir insan karşından tabiî ki değişemem, sen karşıdevrime koşacaksın, ben susacağım, başkası laikliği yıkacak ben susacağım, birileri gemicikler alacak biz susacağız, öfkeyi hitabet sayacak, vatandaşa küfür edecekler, savcılara ölümü hatırlatacaklar, laik cumhuriyetin sonunu getireceğiz diyecekler, biz de susacağız.
Hayır arkadaşım, bir adım bile geri atamam, hücreme bir molekül bile ekleyemem, papayı üniversitelerine almayan öğrenciler gibi, durmam gereken yerde durduğumu düşünüyorum ve siz bunun
istediğiniz gibi hakaret dolu imalarla isimlendirebilirsiniz, ben son çıkan Diriliş i okurum, evrimi savunurum, karşı devrime karşı da orman yangını söndürmeye çalışan serçe gibi elimden geleni yaparım. Gelişmek için birkaç asra değil çok asırlara ihtiyaç var, haberiniz olsun buna bütün dünyanın ihtiyacı var. Ama asıl hiç ihtiyacımız olmayan bir şey varsa o da 1300 yıl geri gitmektir. Bunun ismi tehlikedir ve ben bunun farkındayım.
Ne dine karşıyım, ne de allaha, sadece bunun bilime ve siyasete bulaştırılmasına karşıyım, hazır şablonlarınızdan kurtulabilir miyim bilemiyorum ama en azından bir deneyim.
Bilimi de tanrılaştırmıyorum çünkü insanlık için çok gerekli bulduğum bilimi ile tanrı kelimesi pek birbirlerine yaklaştıramıyorum, m Akyol dan mı öğreniyorsunuz bu tüm kalıpları bilemiyorum.
Üstelik ne demek adı başka bir parti olsa değişek miydi yorumlar, e o halde arkadaşlar siz DTP nin kapatılmasına karşı değilsiniz bunu mu anlayayım? Üstelik ne demek ya , parti kapatılamaz mı ? Arkadaşım öğrenin demokratik ülkelerde sınırsız özgürlükler olmaz, Türkiye hiçbir parti bölünmezliğe, laikliğe, demokrasiye, sosyal devlete, cumhuriyete aykırı hareket edemez, bu kavramları yıkma girişiminde bulunamaz. Çünkü bu devletin yıkımı ile sonuçlanır, ve müsaade edelim de devlet kendini yıktırmasın , değil mi?
Diyelim akp nin bu tür bir emeli yoktu, e bunu zaten mahkemede savunur, ve haklı ise zaten parti kapanmaz, nedir bu ifadeler?
Üstelik yine bir zahmet 1960 a olan yorumlarımı da okursanız bir şablonunuzdan daha kurtulabilirim belki, ne olur bir zahmet ?

Yazan: BEAGLE Tarih: March 22, 2008 10:43 AM

Sayın Beagle
Ya da Serçe, burada Karınca metaforu daha uygun olurdu ama madem siz serçeyi tercih ettiniz, bu arada serçe metaforunun Sayın Gülen ve Sayın Hrant Dink tarafından da kullandığını biliyor olmalısınız, bilmiyorsanız hatırlatayım dedim de. Belki değiştirmek istersiniz. Bunu karşı duruşunuzu esas alarak söylüyorum yoksa metafor bu, isteyen istediği gibi kullanır, benim için sakınca yok. Bu arada insanların Sayın, Efendi, Hazret, Saint… diye isim kullunmalarının sebebi belki de saygı’dır.
Mahkeme kararlarının tartışılıp tartışılamayacağına yönelik yazdığım yorumu buraya da ekliyorum:
“Mahkemelerin aldıkları kararlar tartışılamaz mı? Hayır/Evet? Niçin?
Tartışılamaz diyenlerin en büyük yanılgıları bu yapıyı inşa ederken içine düştükleri paradokstur. Çünkü, kutsala (İslam, Hristiyanlık, Yahudilik…) ait alanın kullandığı argümanlara karşı olunduğu halde, kutsal olanın yöntemlerini kullanarak, insan yapımı alanlara, farklı/yeniyapım bir kutsiyet atfedilmektedir. Bu durum, kutsalın karşısına koydukları profanın, bilimsel bir yaklaşım olmadan, kutsal olarak dokunulmaz bir yapıya çıkarılması çabasının ürünüdür.
Eleştirilemez, değiştirilemez, herkes uygulamak zorundadır… vb. yargılar, konvensiyonel ya da profan olanın içine sokulduğunda, bu, her yüzyılda değişen ve farklılaşan değerleri sabitleştirme gayretini ve sabit kalması için tercih edilen metodun, kutsal olandan devşirildiğini göstermektedir. Bir de profan olanın farklı kültürlerde farklı uygulaması, kabulü varsa(laiklik gibi), tek tip bir uygulamayı dayatmak, farklı uygulamalarının konuşulmasına dahi tahammül gösterememek, kutsalın alanından çıkıp, hatta aklın alanından çıkıp dogmatik bir yapıyı meşrulaştırmaya çalışmak demektir.
Bu durum, gerçek sanatla , kitsch(sahte,taklit) sanatı değerlendiren birinin kitsch sanata karşıyken evinin duvarına Van Gogh’un, Miro’nun röprodiksiyon bir resmini asması gibidir. Röprodiksiyon bir resim kitsch bir tutumdur ve onaylamadığınız bir tutumu sergilediğinizi gösterir. Kutsallara karşıyken, kamusal alana, bir kuruma, bir doktrine…, her şeyin üstündeymişler gibi bir kutsallık/anlayış yükleyip, burada da mı, nasıl olur,eleştirilemez… anlayışından başka bir açıklama getiremiyorsanız, yani sadece bunları yüceltmek dışında mantıklı bir tutum geliştiremiyorsanız, evinizin duvarına röprodiksiyon bir resim asıyorsunuz demektir ve evinizin duvarındaki röprodiksiyonu indirmeden gerçek sanata dair söz söyleme hakkınızı da kendi elinizden, kendiniz alıyorsunuz demektir.
Tartışılabilir mi? Tartışılmalıdır.
Tartışılmıyorsa, kutsal bir hükümmüş gibi algılanması onaylanıyor ve onaylanmadığınız üzerinden onaylama gerçekleştirerek bir paradoks yaşanmasına zemin hazırlıyorsunuz demektir. Hele ki, günümüzde, kutsalın dahi tartışıldığı düşünülürse! Tanrı vardır yoktur, (İslam için)başörtüsü vardır yoktur… gibi kutsala ait alan dahi tartışmaya açılmışken; kutsal olmayanın yani profanın tartışılamaması, tahakkümün kutsal dışı alandan insanlara kabul ettirilmeye çalışılması ve dogmatik düşüncenin hayatlarımızı ve akıllarımızı baskı altına alması demektir.
Kutsal olmayanın kutsallaştırılmasının bir diğer sonucu da şudur ki, (bu, buna inanan insanların aklına hiç gelmeyen bir durumdur) tüm kutsalların başına gelen, burada da karşımıza çıkacak, er ya da geç, bu yeni kutsal da tartışılacak ve değişim yaşamak zorunda kalacaktır.”
Gelelim rtE’ye. Bu yazım türünü siz mi buldunuz, eğer öyleyse size hiç yakıştıramıyorum da. Halkı beğenmeyen bir insanın halkın dahi yapmayacağı böylesi büyük bir yazım hatasını biteviye tekrar etmesi hakikaten gülünç. Yine rp,m Akyol, değişek, kulakdan, kaynakdan… ve sayamayacağım noktada hata yazınızın görüntüsünü –özür dileyerek söylüyorum- çok çirkinleştiriyorlar. Kısaltmalar Türkçe’de büyük harfle kelimelerin ilk harfleri esas alınarak yapılır. Kulakdan değil, kulaktan…bunu size öğretiyormuş izlenimi vermek istemem ama malum burada hatalı bir yazım var, çokça da tekrar ediliyor, yani bunun bilinçli bir tercih olduğu belli, öyleyse nasıl yazdığınıza karışıyormuşum gibi düşünmekte serbestsiniz. Ancak anlaşılmak istiyorsak, konuşmanın sembolik hali olan yazının kurallarına uyulmalı ki, karşı taraf sizi doğru anlayabilsin. Türkçe’ye mi bir gareziniz var, yoksa acele ile yazdığınız için böyle mi? Eminim lisans düzeyinde ya da tamamlamış bir insansınızdır, (halkı beğenmediğinize göre) lütfen yazdıklarınıza geri dönüp bir daha bakınız.
İlhan Selçuk ve diğerlerinin gözaltına alınması meselesine gelelim, doğru mu? Bu ülkede yaşı çok ilerlemiş olduğu halde bir yığın insan hem de gecenin bir yarısı derdest edildi. Doğru olup olmadığını yargılama gösterecek ama ben bunun yapılış şekline karşıyım. Allah korusun Sayın Selçuk’a bir şey olsa, çünkü çok yaşlı, AKP bunun hesabını veremez. Ancak şu da bilinmeli Sayın Beagle, karşı olduğunuzda hepsine karşı olmalısınız, sadece kendinize yakın bulduklarınızın yargılanmasına değil. Beğenmediğiniz ve eleştirdiğiniz Sayın Gülen de çok yaşlı ama yıllardır onun da hapse tıkılmaya çalışıldığını ya da değil hapis, ülkeye sokulmadığını da görmekten geliyor olamazsınız değil mi? Canım biz mi sokmuyoruz, gelsin mi diyorsunuz yoksa, (hapse tıkıverin diye, o zaman da bu yanlıştır diyebilecek misiniz) o aşamaya kadar bile gelemiyorsunuz ki, gelmesin diye çığlık çığlığa İlhan Selçuk ve diğerleri. Umarım Sayın Selçuk empati yapabilir ve bunu sadece laik Cumhuriyet’e mahkumiyet olarak algılamaz bu durumda Cumhuriyet kendisi oluyor da!
Halkın bizzat kendisinin sorunlu olduğu anlayışına gelelim öncelikle hani şu samimiyetsiz ve cahil bulduğunuz… Bu halkı, siz, ben, burada yazan insanlar ve diğerleri oluşturuyor. Değişim ve gelişim sürekli çünkü değişmeyen tek şey değişimdir, ancak bu değişim sizin dikte ettiğiniz şekilde olmuyorsa, bu cahillik ya da samimiyetsizlikle açıklanamaz. Siz, sizin gibi olmayanları cahillikle suçladığınızda, tam da eleştirdiğiniz CHP’nin yaptığını yapmış oluyorsunuz, sizin dışınızdaki herkes cahil, yönetilmeye ihtiyaç duyan, kendi doğrularını bilememe özürlü, demokrasiden anlayamayacak denli az gelişmiş, hatta bir ileri giden bazı zihniyetin ileri sürdüğü gibi, oy kullanma hakkı bile olmaması gereken yaratıklar. Hakikaten bunlara inanıyor olamazsınız, eğer inanıyorsanız, siz, Ortaçağ zihniyetinin sorguç’u olmaktan öte bir vasfa sahip değilsiniz demektir.
Sizin bu siteye yazma sebebiniz meydanı boş bırakmamak olabilir ama benimki tamamen bireysel. Sadece kendi görüşlerimi ifade edebileceğim demokratik bir site olması. Size bir cevap yazıyorsam sanmayın ki meydanı doldurmaya çalışan birine cevap veriyorum, hayır, sadece kendi görüşüme aykırı gelen bir görüşü eleştiriyorum. Zaten kimse susmasın diye bu bloglar var öyle değil mi, neden savunma psikolojisiyle kendinizi açıklama gayretine düşüyorsunuz ki, ve neden bu kısım daha da ilginç, laikliği dogma olarak savunuyorsunuz ki, laiklik bu yüzyılda farklı uygulamalarla ülkeler tarafından hayata geçirilen bir sistem. Lütfen burada bana Fransız İhtilali ile başladığını savunmayınız, çünkü orada sadece kraliyet mensupları değil, kurallara aykırı olduğu düşünülen halk da çatır çatır katledilmişti. Belki de sizin özleminizdir o günler, ama inanın, okuyan, sorgulayan, halkın içinde görülerek küçük görülen, hatta cahil ve samimiyetsiz görülen bizlerin, artık dogmatik yapıyı savunduğu günler geride kaldı yani size göre evrildik Sayın Beagle, dedim ya, bir tek siz evrilemediniz.
Karşıdevrim dediğiniz şey her ne ise Sayın Beagle, bu artık demaokratik olmaksa, herkesin kendi fikrini rahatça savunması anlamına geliyorsa, insanlar inançlarından dolayı ikinci sınıf vatandaş olarak değerlendirilmeyeceklerse, hiçbir parti komik nedenlerden dolayı kapatılmayacaksa, DTP ve AKP gibi partiler çeşitliliği gösteren bir yapı olarak karşımıza çıkacaksa, hatta azınlık olarak nitelendirilip, vergisi alınırken gıkını çıkarmayıp da iş onları da siyasette, askerlikte görmeye gelince yan çizenlerin olmadığı bir yapıyı kastediyorsanız, beni de oraya dahil etmekte serbestsiniz. Belki de halk dediğiniz insanlar gerçekten artık cahil değildir ve sizin için gereken milyonlarca yıla artık ihtiyacı kalmamıştır.
İsteseniz de 1300 yıl (1400 yıl doğrusu) geriye gidemezsiniz zaten, Thesus’un Gemisi adlı makaleyi arayıp bulunuz ve felsefe de geriye gitmek diye bir şey olmadığını öğreniniz, tabi öğrenmek gibi temel bir isteğiniz varsa.
Söyler misiniz, bilimi tanrılaştırmak kelimesini ilk defa Mustafa Akyol mu kullanmış(!) da bizler sadece onu okuyan cahiller(!) olarak bu kelimeyi kullanabilmek için Sayın Akyol’u referans alalım?! Karşınızda sadece bir iki yazı okuyup da okuduklarını tekrar eden papağanlar mı var sanıyorsunuz, hatta biz ekolali döneminde kalmış az gelişmiş insan türüyüzdür. Malum insanın evrimine siz inanıyordunuz ama bir tek kendi evriminize karşı çıkıyordunuz. Yani siz evrilmeyen üstün ırk, biz evrimi yarıda kalmış alttür! Ola ki Sayın Akyol’u referans olarak aldık, malum öğrenmenin yeri ve zamanı olamaz, siz kendi referans aldığınız kitapları kimlerin yazdığını zannediyorsunuz, insan dışı bir yaratığın mı?!
Ve bir tuhaf düşünce daha, madem AKP’nin devleti yıkmak gibi bir emeli yok, ispatlasın. Emel?! Bir şeye emeliniz olup olmadığı nasıl ispatlanır, peki başkalarının bu partiyi kapatmaya yönelik emelleri ne olacak, bunu kim ispatlayacak?
Siz zannediyorsunuz ki , insanlar burada AKP’yi savundu diye, size her cevap veren AKP’li. Konu başlığı AKP’nin icraatları olsaydı belki de AKP’yi savunuyor dediğiniz yandaşlar(!) sizin eleştirdiğiniz noktaların kimisinde sizin yandaşınız olurdu. Sapla samanı birbirine karıştırmadığınızda daha objektif yorumlar yapabilirsiniz gibime geliyor. Ama şunu da unutmayın, birileri inadına bu partiyi kapatmaya çalışırsa, ben de dahil, tepki oyları daima artacaktır.
Ortak olduğumuz noktaya gelelim. Devleti kimsenin yıkmasını ne siz istersiniz ne de ben. Ancak, sizin görüşlerinize uymuyor diye de her türlü yapıyı anarşist görmeye devam ederseniz, hiçbir zaman bu paranoyadan kurtulamazsınız. Sizin beğenmediğiniz halk da devletinin zeval görmesini istemiyor, öyle olmasaydı ne Çanakkale’de, ne Kurtuluş Savaşı’nda ne de günümüzde sınır ötesi operasyonlarda en değerli varlığını, canını ortaya koymazdı. Lütfen bir zahmet, siz de bunu görünüz.
Saygıyla.


Yazan: suzannur Tarih: March 22, 2008 9:16 PM

İnsanların düşünceleriyle varolduğunu ve yapılanmanın demokrasi dediğimiz her kesimin kendine özgü sözcüklerle donattığı kavramın artık işlevselliğini bütünüyatıyla koruması gerektiğine inanıyorum.

Herhangi bir şeyi kapatarak ondan kurtulamazsınız tekerrürlere boğulu kalırsınız ötesini göremeden bu konu bağlamında görebildiklerini aktarmak/ "hatayı aramak-bulmak" dile getirmek/ elbette olması gerekendir fakat esasen eksendeki mevcut partilerin çizgileri bir noktada buluşabilmeli ve bu nokta bütünsellik olmalı elbette ülkenin bütünlüğü-bütünselliği her bireyin zihniyetinde mevzu bahis olması gerekiyor.

Ülkede hâkimiyetin kimlerin elinde olduğunu ve piyon olarak halkın bir kısmını korkulara gebe bırakıp kendi istedikleri çerçeveyi inşaa ettirmek istediklerini(bir kesimin) amalar bile görür tarihin sayfalarına bakarak tekerrürlü bir halde bariz bir biçimde bunu görebiliriz.

Rejimin bekçileri dediğimiz ya da kendini öyle gösterenler başbakanı zamanında nasıl astılarsa ve beraberinde işkence dolu zamanları belirledilerse şimdide oyunlarından bir parçayı sergilemeye çalışıyorlar(siyaset yasağı getirmek istemeleri..vs...)


Toplumun beklentisi kaoslara gebe beyinlerin üretkenliğinin artması değil// huzur dolu günler//


Umarım demokratik bir toplum hayali yaşayan bizler bu hayalin reele yaklaştığını da görebiliriz

Yazan: truthful Tarih: March 27, 2008 5:24 PM

Sayın Suzannur,

Serçe olayına takılmışsınız, çok gerek yok takılmanıza , küçük bir şekilde kendimi ifade etmeye çalıştım, ne kadar ve ne şekilde algıladığınız size ait bir konu. Üstelik ( bana göre kesinlikle sayın olmayan ) f Gülen inde aynı olayı kullanmasından bana ne ? İsterseniz f Gülen oksijen soluyor diye onu da solumayayım ha ?

Ayrıca evet insanlara sayın gibi ifadeler kullanılır, eğer ki saygı duyuyorsanız! Müsaade ederseniz kime saygı duyup duymayacağımı da kendim karar vereyim , olur mu ?

Geldik mahkeme kararlarına, şimdi bu konuya da nereden girdiniz anlamadım ? Çünkü bence de mahkeme kararları tartışılabilir, ve ben bu konuda hiç sorun görmüyorum. Dalmışsınız sanattan, dinden … Burada mahkeme kararları tartışılamaz diye atıp duran mı var yoksa ?

Geldik şimdi rtE, ve m Akyol, evet bu benim yazın türüm, benzer şekilde kullanan yazarlar da var, ve soruyorum bir sorun mu var ? Kısaltma yapmak da mı yasak ?

İlhan Selçuk konusuna gelince, yine şablonlara sokma işine devam etmişsiniz. Soruyorum ve MUTLAKA cevap istiyorum:
İlhan Selçuk un gözaltına alınmasından bahsederken yaşını yazdım mı? Gözaltına alınış şeklini eleştirdim mi ?
Yazdığım tek olgu gözaltına alınışı idi ve bunun sadece bir dava olduğunu, haklı ise zaten suçsuz olacağı idi, ve akp nin de davadan neden bu kadar çekindiğine anlam veremeyişimdi. Bu kadardı yani. Siz ise beni direkt İlhan Selçuk un gözaltına alınış şeklini eleştirmişim gibi yazmış da yazmışsınız maşallah. Suzannur – bu tavrımdan birçok kişi rahatsız olmuştu daha önce - aklınızdaki hazır şablonlara göre değil, beni eleştirecekseniz yazdıklarım üzerinden eleştirin ve bunu lütfen ÖĞRENİN.

Bakın yine hazır şablonlar devam ediyor, nereden aklınızda oluşuyor bu şablonlar bilemiyorum! Ben benim gibi olmayanlara cahil demedim ki, tam tersi cehalet toplumun genelinde hakim, sizce kaç kişiye, hatta kaç üniversite öğrencisine sorsak etrafındaki dünya hakkında dayanağa sahip düşünceler ortaya koyabilir? Orada yazdım, kitap okumayan, en çok okunan gazetenin posta – pardon bulmacası çözülen mü demem gerekirdi –
( Hadi dayamayacağım bir şıkıştırma yapayım, üniversitede iken Doğan Medya grubundan insan kaynakları tanıtımı için gelmişlerdi. Tek tek grubun medya organlarını tanıttılar. Posta gazatesi için tanımları gazete okumaya fazla vakti olmayanlar için hazırlanmış bir gazete! Yani bu gazete zaten okunsun diye satılmıyor ki alanların okuduğuna inanalım! )
Buyurun, serbest piyasası olan medya toplumun aynasıdır, ve lütfen bana en çok izlenen programlardan yola çıkıp anlatabilir misiniz ? Ha tabiî ki insanlar sabah akşam kitap okusun, hep belgesel izlesin diyen yok burada, ama lütfen artık kitap okuma sayımızda biraz düzelsin değil mi? Kitap okunmayan , sadece köşe yazısı okunarak gündeme hakım olunabileceğini sanan bir ülkede biraz cehaletten bahsedebilelim ve bu cehalet asla belli bir siyasi düşünceye ait değil, okulda iken TKP lilerle tartışırken onlara komünizmi, sizin o sevdiğiniz f Gülen öğrencileri ile tartışırken onlara islamı anlatmak zorunda kalmak kusura bakmayın ama beni çok düşündürüyor.

Ayrıca bu sitede benim yazma sebebim de aynı zamanda bireysel, sanki farklı bir ifadede bulunmuşum gibi konuşuyorsunuz. Ne o yakse beni örgütlü zannettiniz, şablonlar yine devrede mi yoksa ?

Daha karşıdevrim isimlendirmesinden haberiniz yok anlaşılan, karşıdevrim, yani Cumhuriyetin kurum ve ilkelerinin yıkılması durumunda siz demokrasinin d sinin olacağını mı sanıyorsunuz? Laiklik olmadan demokrasi olamaz en basitinden. Karşıdevrim ve demokrasiyi nasıl yan yana koyabilirsiniz ?

Ayrıca partiler komik nedenlerle kapanmaz, partiler mahkemece haklı bulunmuş, yasal dayanağı olan sebeplerle kapanır. Refah Partisi gibi, neden bir itirazını göremiyorum bu konuda acaba ?

Ayrıca şundan haberiniz olsun insanın evrimine İNANILMAZ. VARDIR veya YOKTUR. Haberiniz olsun bunun var olduğunu söyleyenler arasında Behe de vardır , ee adamcağız ne yapsın, fosilleri de geri gömemiyor ki !

Bir şeye emeliniz olup olmadığı tabiî ki ispatlanır. Net söylürum, belki daha anlaşılır olur, örneğin ABD nin Irak petrolünü sömürmek gibi bir emeli vardır, eee Suzannur, bunu şimdi kanıtlayamacağız mı ? Yani lütfen ağzınızdan çıkanları , özür dilerim, parmaklarınızdan dökülenleri biraz düşünerek işleyin lütfen, çok komik ya, birisinin emeli ispatlanamazmış ??

Ben burada bana her cevap verenin akpli olduğunu nerede yazdım, ne şekilde ifade etmişim acaba, hazır şablonlar yine devrede. Ne olur, beni sadece yazdıklarım üzerinden eleştirin, YALVARMIM mı gerekli acaba.
Üstelik konumuz akp nin oyları artacak mı artmayacak mı değil ki, bunu da tartışabiliriz tabiî ki ama farkında iseniz siz bile benim cehalet örneğime destek çıkıyorsunuz farkında olmadan , müsaade ederseniz sorabilir miyim: Demokratik ve çok önemli olan oy hakkını milletvekili adaylarında bakmadan, parti söylemlarine bakmadan, lider kadroların icraatlerini değerlendirmeden, belirli bir haksızlık olduğunu düşündüğü olguya tepki olsun diye oy vermek de bir cehalet değil midir? Bir ülkenin geleceği sadece tepki ile seçilebilir mi ?

Ayrıca şunun cevabını da MUTLAKA istiyorum: Benim halkı beğenmediğim fikrine nereden kapıldınız ?
Yani inanılmaz komiksiniz, e o halde ülkemizin sorunlarını da anlatmayayım size, sonra ülkemi sevmediğimi zannedersiniz belki ha, şu sözler ne kadar belki ne kadar havada ve gülünç olduğunuzu anlamanıza yardımcı olur mu acaba? ELEŞTİRMEK VE BEĞENMEMEK aynı şey değildir.

Evet devletin zevalini ben de istemiyorum ve bu nedenle Tanrıların Dağı Kaz Dağı’nı kazan, ülkeyi batağa sürükleyen, bitme noktasındaki pkk yı tekrar eski gücüne kavuşturan, açık pkk destekçilerini kırmızı halılarla karşılayan, rüşveti bile açıkça ifade eden, ölümlerde affetme yetkisini şeriata dayandıran, elin ABD tekeli için özel yasalar çıkartan, ve buyurun en son yine İMF nin ayağına giden, Ira Savaşı öncesi para karşılığı savaş anlaşmaları yapan, Dış İşleri Bakanının tercüman zannedilecek kadar aciz hissedildiği bir durumda benim daha ne zeval görmem gerekiyor.

Ve siz bunu nasıl oluyorda Çanakkale ve Kurtuluş savaşı ile bir tutabiliyorsunuz, bu iki savaş emperyalizme karşı verildi, emperyalizm ile kucak kucağa değil. Bu fark size bir şey anlatmıyor mu ?
Şimdi sizden gelecek olan hazır şablon sorulara peşin cevap vereyim :
Tabiî ki de liberal ekonominin arkasında olacağız, tabiî ki de özelleştirmeler yapılacak, yabancı yatırımlar teşvik edilecek. Ama onurlu, eşit, makul ve ahlaklı bir şekilde. İtirazım buna , anlaşılıyor mu?

Gelelim şu sınırötesi operasyona son kapanmadan önce, madem sordunuz ?
Yıl 2001-2002-2003 : pkk nın durumu nedir ? Neredeyse bitmek üzere. Yıl 2005-2006-2007: pkk resmen taş üstünde taş bırakmıyor, koca koca kamplar kurmuş, bırakın Güneydoğuyu , Hatay da bile silahlı eylem yapabiliyor.
SİZ BUNU DA GÖRÜYOR MUSUNUZ ?
Başbakan ne dedi geçen sene , içerideki 5000 – bu sayının arkasında kendisi bile duramadı, önce 1500 oldu, sonra 3.500 , ne kadar dayanaksız konuştuğunu itiraf edemedi tabiî ki. – bitti mi ki sınır ötesine geçelim dedi. Sormak gerekmez mi rtE ye, ne zaman girdi bu kadar terörist , siz ne yaptınız bunlar bu sayıya ulaşırken diye.
SİZ BUNU DA GÖRÜYOR MUSUNUZ ?
Yine geçtiğimiz yıl Bush ile görüşülmeye gidildi, ne dedi basın toplantısında soruya cevap olarak rtE: Ben Bush un gözünde o kararlığı gördüm. Koskoca TC nin Başbakan ı canına okuyacağız o pkk nın diyemiyor, resmen ABD desteğine muhtaçlığı kabul etmiş bir şekilde konuşuyor.
SİZ BUNU DA GÖRÜYOR MUSUNUZ ?
Sınırötesi operasyon için sizce GenelKurmay kaçıncı kez istekte bulundu ?
SİZ BUNU DA GÖRÜYOR MUSUNUZ ?
Ve açık bri şekilde pkk yı var eden , ve destekleyen kürt liderlerin ayağına giderek pkk ile mücadelede destek isteyen Babacan değil miydi ?
SİZ BUNU DA GÖRÜYOR MUSUNUZ ?
Eğer CHP müdahele etmese idi, apo ya bile af şansını akp vermeyecek miydi ?
SİZ BUNU DA GÖRÜYOR MUSUNUZ ?
Daha bir şey eklemeye sormaya gerek var mı?

NOT: Mail adresim gerekirse

makorykos@yahoo.com

Birçok konubaşlığında yazım bulunduğu için bazen cevap vermk gözümden kaçabiliyor, cevapsız kaldığını düşündüğünüz eleştiri veya sorunuz varsa lütfen hatırlatın yeter.

Yazan: Beagle Tarih: April 6, 2008 12:13 PM

Buradaki ulusalcıklar dünyayı Türkiye'den oluşan bir gezegen yada dünyanın kıblesinin Türkiye olduğunu sanan, hariciye nedir , dış politika nedir bilmeyen bir yığın sığ faşizan ve okuyup düşünemeyenlerden oluşuyor.Bugün pazar günü okumalarımda güzel bir yazıya rast geldim . Onca yoğun iş temposu ancak bugün samanlıkta iğne arayabiliyoruz.Cuvalyıldızı gönderiyorum;

“Yozlaşmış bir cumhuriyette özgürlüğü sürdürmek ya da yeniden sağlamak, ya çok zordur ya da olanaksızdır. Bir cumhuriyet kurulacaksa ya da sürdürülecekse devleti cumhuriyet biçiminde yönetilir olmaktan çok krallık biçiminde yönetilir duruma getirmek gerekir. Çünkü kargaşalıkları yasa gücüyle denetim altına alınamayan insanların neredeyse krallık ölçüsünde bir güçle baskı altına alınabilmeleri mümkündür. İnsanların başka yollarla iyi olmalarını sağlamak neredeyse imkânsızdır…” Floransalı Machiavelli

Gelde tarih tekerrür değil de...tümünü okumak daha manalı ;

http://pazar.zaman.com.tr/?bl=14&hn=2050

Yazan: Anti-Jakoben Tarih: April 7, 2008 12:19 AM

"Pillî İrade" - Büyüklere Masallar - 2

“Bir varmış, bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, AB hayaliyle avutulan, borsa ve bono piyasasına kote edilmiş, garip guraba, fakir fukara bir halk varmış…” diye başlar Pillî İrade’nin masalı…

“Demokrasi münafıkları”nın hezeyanı arşa yükseldi ! Hem öyle bir yükseliş ki, bunların demokrasi ve pillî irade “mülahaza”ları neredeyse batıyı bile kıskandıracak…

Yüce Allah, adamın ciğerini okuma adına neler neler öğretmiş… Sözlerin en güzelinde diyor ki;

“Onlar o kişilerdir ki eğer kendilerini yeryüzünde imkân ve güç sahibi yapsak salatı ikame ederler, zekâtı verirler, iyiliğe özendirirler, kötülükten sakındırırlar. Tüm iş ve oluşlar Allah’a varır.” (22/41)

Bir de bunların zıddı var;

“İş başına geçince de yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya, ekini ve nesli yok etmeye çalışır. Allah bozguncuları hiç sevmez.” (2/205)

Esas olan o ki; kişinin dediğine bakmayacaksın. Allah ona yeryüzünde tam bir iktidar mevkii, güç ve saltanat verse, o ne iş yapar ? Bu gün çığırıp durduğu şeylere değil, yaptıklarına ve yapacaklarına bak !

Şimdi başrollerde iki güruh var. Bir taraf, AKP’nin yerli ve melez borazanları, diğeri “şimdilik” kaydıyla bunlara var güçleri ile destek olan “F Tipi” kadrolar…

Bunların hangisi tam olarak egemenliği ele geçirse “demokrasi”yi aklından geçirir ?

“Takıyye” yani “siyasi münafıklık”, şiddetinden neredeyse üstünden çatlayacak !

“Hoca”nın cemaatinde, “demokrasi”nin nesi var ? “BOP’un eş başkanı”nda yankılanan sesi var. Irak’a gelen demokrasinin “gümleyen” sesi ile Suud’un “keskin” demokrasisi ne de güzel şakıyor !

“Pillî İrade” meselesine gelince, onlar zannediyor ki, bu ülkeyi “milli irade” kurdu. Haydi Kitab’ı layıkıyla okumuyorlar, tarih de mi okumuyorlar ?

Çoğunluğun dayatmasını [6/116] “işine geldiğinde” buyruk kılandan daha zalimi kimdir ?

“Çoğunluk” kod adlı pillî iradenin, kömürle, yağla “satın” alınanlarını bir tarafa bırakalım, geride birkaç kesim kalıyor:

Bir grubu, “emevi / gelenek / atalar dini” adına destek olanlardır.

Bir grubu, “kriz” korkusundan kriz geçirenlerdir.

Bir grubu, “çalsın ama çalışsın” ekseninde düşlerindeki cürümlerin faillerine hayranlık besleyenlerdir. Hakikat bunlar; sözlerin en güzelinin, “…Bir toplum kendilerinde bulunan (iyi davranışlar)ı değiştirmedikçe, Allah onlara verdiği bir nimeti değiştirmez …” (8/53) hakikatinin canlı mı canlı ama tersi istikametteki en güzel misallerindendir.

Bir grubu, sevip sevmemeden çok uzak ama “emri ilahi” kabilinden “hoca” buyruğuna [9/31] teslim bayrağını çekmiş, akıl yönünden [10/100] malulen emekliye ayrılanlardır.

Bir grubu, “şiddet içermeyen bir etnik ayaklanma” adına kerhen destekleyenlerdir - ki onların hainliği bakışlarına işlenmiştir - AKP bile, onlardan yana “emin” değildir.

Bir grubu, hayatın gerçeklerini “medya”dan öğrenmek büyüsünün kendilerinden belli bir zamana kadar ümit kesilmiş “saftirik” kurbanlarıdır.

Bir grubu, görevini mümkün mertebe ihmal ve suistimal eden egemen “ucube”nin kasıtlı olarak kendinden nefret ettirdiği masum ahalidir.

Hem bu öyle bir ucubedir ki, alın yazısında “Atatürk’ün gençliğe hitabesi”nden kesitler ışıldamaktadır.

Pillî İrade çığırtkanları, “büyük sirki” tam olarak ele geçirdiklerinde ne yapacaklar ? Pillerin iradesi gözden düşüp “milletin görüşüne” lüzum kalmadığı gün, pillî iradenin “sara”sı, “Hey gidi milli irade günleri !” narasına çoktan dönüşmüş olacaktır.

Ve denecektir ki;

“Gâvur ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine…”

Yazan: İbrahim Ahmet Tarih: April 13, 2008 1:59 AM

Yorum Ekleyin...





(you may use HTML tags for style)