« Liberal Laiklik Din İçin de İyidir | Ana Sayfa | Bilimperestlerin Yanılgıları »
February 4, 2008
Üniversitede Ateist Dikta Çağrısı
[4 Şubat 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Sizi bilmem, ama ben “laikçi”lerin zevki, çevik ve açık sözlü olanını seviyorum. Dünya çapında bir jeolog ve Türkiye çapında bir militarist olan Prof. Dr. Celal Şengör, bunlardan biri. Üniversitelere başörtüsünün kesinlikle sokulmamasını, aksi takdirde bu kurumların kapatılmasını savunurken lafını hiç sakınmamış. “Siyasi sembol” gibi zorlama bahaneler aramış. Üniversiteler Arası Kurul’daki kafadarlarına yolladığı mektupta açık konuşmuş: Özetle, “din uygarlığın düşmanıdır, zaten amacımız öğrencileri dinden kurtarmaktır, yok etmek istediğimiz şeyin sembolünün önümüzde ‘şakırdatılmasına’ izin veremeyiz” demiş.
Başörtüsü yasağının altında yatan “din düşmanlığı”nın bu şekilde dürüstçe ifade edilmesi ne iyi. CHPliler bu kadar açık sözlü olamadıkları için kırk dereden su getiriyorlar. Deniz Baykal en son “türbanın kültürümüzde yeri yoktur” diye yeni bir argüman icad etti. Zamanında “şapka devrimi” yapmış, Avrupa’dan fötr ithal edip kanunla topluma dayatmış, “kültürümüzde yeri yoktur” diye itiraz edenleri de darağacına göndermiş bir partiden bugün böyle “yerli” laflar duymak göz yaşartıcı…
Sayın Baykal’ın da inandığını hiç sanmadığım bu gibi zırvalarla vakit kaybetmek yerine, meselenin Prof. Şengör tarafından açıkça ilan edilen özüne gelmek lazım: Türkiye’deki bazı seçkinlerin iliklerine kadar işlemiş olan “din fobisi”ne. Gerçi başörtüsü düşmanlığının altında aynı zamanda bazı “estetik kaygılar” ve “Batılı yaşam tarzı” tutkuları da var. Ama başka örnekler daha da açık. Mesela bir lisede öğrencilerin namaz kıldığı küçük bir mescidin “ortaya çıkarılması”, Türk medyasında “suç üstü” yapılmış havasında manşetlere taşınıyor. Türk elitinin önemli bir kısmı, dindarlığın “ninelerimiz”le sınırlanıp karantinayla durdurulması gereken tehlikeli bir virüs olduğuna inanıyor.
Bu zihniyetin felsefi kökenleri, Princeton Üniversitesi tarih profesörü Şükrü Hanioğlu’nun 22 Ocak tarihli Zaman gazetesinde yayınlanan “Seçkinler, Modernlik ve Dindarlık” başlıklı önemli makalesinde tüm açıklığıyla anlatılıyordu. Prof. Hanioğlu’na göre bazı son dönem Osmanlı aydınları “on dokuzuncu asır ortalarında Almanya'da gelişen vülger materyalizm”den fena halde etkilenmişler, modernleşmek için dinin ortadan kaldırılması, ara aşama olarak da “reforme edilmesi” gerektiğine kanaat getirmişlerdi. Modernliğin yolunun düpedüz “dinsizleşmekten” geçtiğini savunan bu düşünce, Hanioğlu’na göre “erken Cumhuriyet bilimciliği”ne miras kaldı.
İşte, “dine inananlar üniversiteden kovulmalı” diyen Prof. Şengör ve onun Üniversiteler Arası Kurul’daki ateşli yoldaşları, 19. yüzyıldan kalma bu “bilimcilik + din düşmanlığı + despotizm = modernlik” formülünü dayatıyorlar bize.
Oysa onlar en son kafayı kaldırıp etrafa baktıklarından beri, yani 1930’lardan bu yana, global köprünün altından çok sular aktı. Prof. Şengör’ün inandığı “ateist dikta” ilkesi üzerine kurulan bir dizi rejim, milyonlarca insana korkunç eziyetler çektirdikten sonra tarihin çöplüğüne atıldı. “Muasır medeniyet” ise “din özgürlüğü”nü alabildiğine genişletti.
Prof. Şengör’ün “ateist dikta” çağrısı yapan mektubunda “bu konuda ne karşımıza çıkarılacak hukuk sistemleri, ne de dünyadan gösterilecek örnekler bizi ikna edebilir” demesi boşuna değil. Bugün dünyada onun inandığı ilkelere uygun bir örnek yok ki. Belki bir tek Kuzey Kore var, orada da Müslüman yok. Eğer olsaydı, emin olun, oradaki “Ebedi Lider”in “laik cumhuriyet”i, bizdeki Üniversiteler Arası Kurul’un istediğinden farklı bir şey yapmazdı.
Çok şükür ki öte yanda demokrasiye inananan, insanların istediği gibi yaşama ve giyinme hakkını savunan akademisyenlerimiz de var. Onların yürüttüğü “Üniversitede Özgürlük” kampanyasını (universitedeozgurluk.blogspot.com) tek kelimeyle alkışlıyorum. Özgür Türkiye, kendileriyle gurur duyuyor.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: February 4, 2008 10:49 AM



Özgürlükler iyidir,genişletilmelidir.Tabi özgürlükten ne anladığımıza da bağlı.Bugünlerde AKP'nin ağzından özgürlük ve demokrasi lafları düşmez oldu.ilk bakışta güzel güzel olmasına da,özgürlük ve demokrasi derken bunları ortaya atanların özgürlük ve demokrasi anlayışlarından ne anladıklarına bakmak gerekiyor.Son yıllarda biliyoruz ki özgürlük ve demokrasi vaadiyle çok şeyler yapıldı dünyada.
Açıkçası ben de bu ülkenin sıradan bir yurttaşı olarak AKP hükümetine geçmişteki beyanlarından dolayı güvenemiyorum.
Zamanında "hem laik hem müslüman olunmaz,ya laik olacaksın ya müslüman" diyen,"egemenlik kayıtsız şartsız milletin yazısına mecliste parantez içine 5 yılda bir yazılsın,egemenlik kayıtsız şartsız Allah'ındır"diyen,ama şartlar değiştiği zaman meclis milletin iradesidir,meclisin üstünde güç yoktur diye adeta meclisi kutsallaştıran anlayışa güvenemiyorum.
Her ne kadar meclisin üstünde bir güç olmadığına katılsam da.
Dünya ekonomik kriz tehlikesi ile boğuşmaktayken ve ülkemizde de ciddi tehlikeler baş göstermeye başlamışken,işsizlik %10 lara varmışken,en azından reşit yaştaki öğrenci kademelerinde genel ahlaka aykırı olmayan giyim özgürlüğü halledilmelidir.Aksi taktirde "fakir ama özgür" bir ülke adayı olma yolunda ciddi şekilde ilerliyoruz.
Yazan: Anonymous Tarih: February 4, 2008 11:43 AM
Mustafa Bey'in yazisi icin SINIRLI bir hacim oldugu icin dahil edemedigini dusundugum birkac rastegele veri (hepsi de meal, tam metin icin muracaat: Medya):
"universiteler inanc ozguerlugunn degil bilimin, aklin.....yasandigi yerlerdir" (ozgurluk sadece bizim "bilimsel " damgasin virdugumuz dusunceler icdindir diyor)(universitelerarasi Kurul Muhtirasi)
"belki turbanli ogrencilere hak ettikleri notu vermeyebiliriz" (Istanbul Universitesi rektoru Mesut Parlak.
"ben Turkiyeli degilim; sizden biri deglim. Turkiye'de bilim yoktur. Benim o disardan getirlip sizlere akil veren Batililardan tek farkim Istanbul'da oturuyor olmam"
"deprem konusunda tek hazirlikli kurum TSK'dir. Deprem tehlikesinden dolayi asker deprem bolgelerinin yonetimlerini ele almalidir"
"tabii ki asker darbe yapar. Ulkeyi korumakla gorevlidir"
"60 dabesini unversiteler yapti"
(el hak, yanlis sayuilomaz ; o gun 555K idi sifre bu gun 222A (5'inci ayin besinci gunu 5'te Kizilayda, 2inci ayin ikinci gunu Antitkabirde)
"Turkiye'de en seckin kurum; bilim akila oncelik veren TSK'dir. Milletvekilleri hukukcular falan degil. Sonuctan onlarda halktan geliyorlar. Halk gibi cahiller" (bunu biraz carpitmis olabilirim ama meal boyle- tam metin gazetelerde).
"ben askerle telefonda konusurken dugmemi ilkler ayaga kalkarim. Bircok asker dostum bunu bildikleri icin bana telefon konusmasinin basinda "rahat" derler. Ama ben gene oturmam "rahat dediniz otur demediniz" derim. Onu bilenler de artik "oturabilirsin" derler".
Celal Sengor (jeolog, deprem uzmani , bilmem ne akademisinin uyesi, fakir ile ayni donemlerde ITU'de imis ama hafiza-i besr nisyan ile naluldur; hatirlamam).
Bilim, ilim , dogma falan dedinz de aklima Doktor Megele geldi. Birazcik okudum. Belli ki o da bilim yapmis. Irklarin hijyeni (temizligi) uzerine calismis.
Daha once de soyledim Stalin'in (veya dilerseniz Hitler'in) bu ERKE-bilimcilerden farki: Onlar ayni zamanda bilim DE yapiyorlardi.
Simdi "biz bilimciyiz sizinki dogma" diyelerin yuzleri kizarir mi acaba bu dogmasini bu kadar barbarca, kustahca dayatan fasit parcasinin ennn bilimciniz olmasi karsisinda? Nefesimi tutmuyorum.
Ozgur universite icin imza atanlari ben de can-i gonulden kutlamakla kalmiyor atmayanlari kiniyorum. Adama sorarlar 27 Mayis'ta, 12 Mart'ta, 12 Eylul'de 28 Subat'ta, 28 Nisan'da, ve 2 Subat'ta nerdeydin diye. Bedava degil entellektuel, aydin, alim, prof.dr. , uzman kanaat onderi bilmem ne titreleri. Gosterin bakalim onlari nasil kazandiginizi!!
Bir reklam: Bu konda fakirhanemizde de muhtelif kendi imalatimz urunler bulunur. 70'lerdeki universite anilarina dayanan "odlekligin stratejik tavir" maskesine burunmesi vakiasi azz sonra dukkanimizda!!!
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: February 4, 2008 11:59 AM
Duzeltme:
"Daha once de soyledim Stalin'in (veya dilerseniz Hitler'in) bu ERKE-bilimcilerden farki: Onlar ayni zamanda bilim DE yapiyorlardi." cumlesini
"Daha once de soyledim Stalin'in (veya dilerseniz Hitler'in) BILIMCILERININ bu ERKE-bilimcilerden farki: Onlar ayni zamanda bilim DE yapiyorlardi."
olarak duzeltir, sebebiyet verdigi yanlis anlamadan dolayi Stalin, Hitler ve bilimcilerinden ozur dilerim.
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: February 4, 2008 12:22 PM
Hep boyle yapar laikciler. Celal Sengor kadar acik sozluler pek azdir. Konu birilerinin "dini inanci oldugunu dusundugumuzu universitenin kapisindan sokmayiz", "hak ettikleri notlari vermeyebiliriz" kadar acik muhtiralari deklarasyonlarinn "universite" kavrami ile bagasip bagdasmadigi soz konusu oldugunda dahi "ben de ozgurluk yanlisiyim ama AKP'nin demokratligi..." falan seklinde kivirtirlar. Artik annem dahi yutmuyor bu "ben de ozgurluk yanlisityim ama.." turu Ertugrul-Kahverengiburun-Beyazkaptan patentli sahtekarliklari. AKepe chennemde yanacak (bkz. ulemdan Deniz Baykal, Ilhan agabey vb fetvalari) , Akepe AB usag ABD usagi, takiyeeci vs vs vs anladik ta sayin aydinlar: Ne anilyorsnuz OZGURLUK 'ten akademik ozgurlukten, fasizm,. totaliteryanizm, demokrasi laiklik gibi kavramlardan ya hu? Akepeye giydirmek icin binlerce firsatiniz oldu, olcak ta. Konu AkP degil ki burda. Yazida ve yukardaki bir yorumda alintilanan ifadeler hakkinda ne dusunuyorsunuz?
Konu bu gun "basortusunun simgeledigi zihin" . Ama rahip Martin Niemoller'in dedigi gibi "sira size geldiginde ortalikta kimse" olmayabilir.
Dun Ismet "oricinal demokrasi" Berkan sutununda "ben sapikmiyim" diyor. Basortululer saclarini kapamakla onun gibi iyi niyetli, herkese saygili bir erkegi sapik yerine koymus oluyor imis. Ben de kendisin yazdigim e-postada "o hesaba gore ciplak dolasmayan her kadin farkli olcude seni sapik yerine koyuyor" dedim.
Dusunun, fazla zahmetli degilse. . Bu gun basortusunu "cagdisi" olarak algilayan ve universiteye girmesine izin vermeyen zihniyet yarin sizin "normallerinizi" anormal ve dolyiyisi ile "cagdisi" ilan ederse ne yapacaksiniz? Ismet Berkan zihniyetini fiile gecrmek isteyen birisi universitelerde, kamudaki kadinlara "sen niye uzun etek giyoyorsun, niye dekolte gosternmiyorsun; niye bol elbise giyiniyorsun; ben sapikmiyim" derse ne yapacaksiniz? Eminim pek cogunuz o gun geldiginde moda ne gerektiriyorsa onu yapacaksiniz ama ne bileyim belki aranizda modayi iyi takip etmeyen cagdisilar da vardir. Bir rektor, vali, mudur veya general sizden de cagdas ise ve mini etek giymemek cagdisiliktir derse ne yapacaksiniz? Hangi argumanla karsi cikcaksiniz? Mantigi ne?
Yazan: Bir Okur-Pir Okur Tarih: February 4, 2008 1:04 PM
Celal Hoca’dan mektup aldım. (4 Şubat 2008, Hürriyet - Ahmet HAKAN )
"CELAL Şengör’ün tuhaflaşmasına dair" başlıklı bir yazı yazmıştım... Bu yazıya Hoca’dan çok şeker bir yanıt aldım... İçinde "Evet, haklısınız biraz tuhaflaştım" ya da "Ben de soruyorum: Celal’e ne oldu?" türünden cümlelerin de yer aldığı mektuptaki içtenliğe hakikaten bayıldım...
Celal Hoca’nın neden tuhaflaştığını merak edenler için yayınlıyorum...
İşte Hoca’nın mektubu:
"Muhterem Hakan Bey...
Yazınızda çok doğru bir gözleme yer vermişsiniz: ’Celal Şengör tuhaflaştı!’ Ne kadar doğru!
Ben bile kendimi tanıyamaz oldum. Asabi, tahammülsüz.
Bunun nedenini düşündüm.
Yirmi beş yıldır dersine türbanla giren öğrencilerine gık demeyen, onlarla herkesle olduğu gibi şakalaşan Celal’e ne oldu diye...
Sonunda şunu buldum:
Tehdit altında olunduğu hissi...
AKP ne yazık ki hepimizi tehdit eder bir hava getirmiştir ülkemize.
Gruplaşma ve karşılıklı suçlamalar gündelik haberler olmuştur.
O kadar ki, meslektaşlarınız benim tüm dindarları üniversiteden atmak istediğimi yazdılar.
Halbuki en yakın çalışma arkadaşlarımdan Xavier Le Pichon koyu bir Katoliktir.
Naci Görür çok önemli bir Nakşi şeyhinin torunu olup, dini bütün bir Müslüman’dır. Bunlarla aramızda dinin konusu bile olmamıştır.
Ama işte anahtar kelimeler bunlardır: ’Dinin konusu bile olmamıştır.’
Halbuki AKP ve onun atası olan ve Milli Nizam ile başlayan partiler, ülkemizde din barışını bozmuşlardır.
Ben bir ateistim. Tüm dinlerin insanlığa büyük zararlar verdikleri kanaatindeyim. Bunlar arasında Marksizm ve Nazizm gibi modern dinler de vardır. ABD’de Marksizm’in bilim aleyhtarlığını gösteren bir de kitabım çıktı.
Tüm bunları bir kez bile söylemek gereğini duymadım yakın zamana kadar.
Başka kimsenin de dinini sormak aklıma bile gelmedi.
Ta ki, ders verdiğim koridorda bağırarak namaz kılmaya kalkanlar oldu.
(Hayatımda ilk kez bağıra bağıra namaz kılındığını gördüm!)
Ta ki evrim düşmanı müzeler, köşe başlarında peyda oldu.
Ta ki Milli Eğitim Bakanı kendisini Darwin düşmanı ilan etti.
Bunlar modern bir cemiyette olacak işler değildir ve hepsi bir grup insanın marifetidir. O grubun üyeleri bugün iktidardır. Siz bu güruhu benden iyi tanırsınız.
Bizim sıkıntımız, inancını samimiyetle hissedip, o inançla beraber bilim okumak isteyen kız ve erkek çocuklarımız değildir.
Bizim derdimiz onları silah haline getirenlerdir.
Bunu asla gözden kaçırmayınız ve bizimle birlikte onlarla mücadele ediniz.
En büyük korkum bu zevatın Türkiye’yi bir iç savaşa sürüklemesidir.
Ben politikacı değilim. Politikacı olamayacak kadar da politikadan nefret ederim.
İçinden geçmekte olduğumuz bu pek feci günlerde, gündelik didişmelerle nihai amaçlarımızı kaybetmeyelim.
Amacımız, içinde hür ve aydın olarak yaşanan, insanları kendi sorunlarını çözme yeteneğine sahip, birlik bir ulustur.
AKP ve onun öncüleri buna büyük bir darbe vurmuşlardır. Sorun bundan ibarettir.
Saygılarımla..."
Yazan: Hülagü Tarih: February 4, 2008 1:35 PM
çok teşekkürler,
Çok şükür ki artık bu ülkede sizler gibi demokrasiye inanan, insanların istediği gibi yaşama ve giyinme hakkını savunan aynı zamanda da özü sözü bir olan yazarlarımız var da bizler de sesimizi duyurabiliyoruz.Baksanıza koskoca Prof.Dr.Celal Şengör yazısında "Bizim sıkıntımız, inancını samimiyetle hissedip, o inançla beraber bilim okumak isteyen kız ve erkek çocuklarımız değildir. Bizim derdimiz onları silah haline getirenlerdir.’’demişler yani bizlere sizler inandığınız gibi yaşar ve gereklerini yerine getirebilirsiniz fakat AKP ile mücadele edin demişler.Benim anlamadığım bu yasak ülkemizde çok uzun yıllardır var yine başörtülü kızlarımız mazlum konumunda idi ,O zamanda mı AKP vardı.Kısacası bizi kandırmaya çalışıp kendilerini masum ilan etmek istiyorlar ama bu sefer tutmayacak……
Yazan: Gülşen Tarih: February 4, 2008 4:25 PM
Hülagü Bey, Ahmet Hakan ve diğerleri,
Celal Şengör ne kadar "şeker" olabileceğini fazlasıyla gösterdi. Ondan ala bir şekerlik beklemiyorum artık.
Ayrıca şu marksizm ve nazizm ile ilgili tespitlerine katılmadan edemiyor ancak klasik dinlerin, marksizm ve nazim gibi modern dinlerin insanlığın başına açtığı belalardan bahseden bir kitabının yayınlanacağından bahsetmiş; dinsizlerin, dinsizliğin açtığı belalardan da bahseden bir kitap yazsa şaşarım.
Bunu yazabilecek dolgunlukta bir profesör olduğu hissi veremiyor bana.
İntihal yaparsa bir ihtimal!
Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: February 4, 2008 4:29 PM
Yemezler Celal Mengele!
Celal Sengor'un Nisantasi'nin buyuk dusunurlerinden A.H. Coskun'u cok etkilyen mektubunu okumaya basladigimda bunu ancak bu adamin Mengele ruhunu teshir etmek ve Musyafa Bey'in yazisinda teshir edilen karanlik, hastalikli ruh halini teyid icin koymuslardir dedim. Altinda Hulagu imzasini gorunce ancak gulumsedim. :) Diyorum ya "sen olmasa idin icad edilmeli idin Ataman".
Yalniz burada tahmin ediyorum , yazida cizilen "sozun esirgemeyen" fasizan ruh halini acikca teshir eden Celal Sengor imajini biraz cizmis ve tahmin ediyorum Mustafa Bey'i de hayal kirikligina ugratmistir Dr. Celal Mengele.
Bilmeyenler icin bir ortadaki kivirtma durumunun motifi aciklama: Ha bu 219 profa mektup yazan (bkz: Üniversitelerde sadece yasakçı akademisyen yok) Darbeci Celal onbasi, bu mektubun medyaya "sizdirilmasi" uzerine sicak sularda hissetmistir kendisini; bazi laikciler dahi "bu kadar da olmaz" der olmuslardir. Esas problem bu degil Sengor'un YOK uyeligine atanmasi yonundeki YOK kararinin bir aydir CB Gul'un masasinda olmasiidir. Birakin gecmisteki acik secik darbe cagrilarini, sadece bu mektup bu zihniyette birinin yuksek ogrenimi yonendiren bir pozisyona getirmenin vehametini gostermeye yeterlidir (sanki oburleri cok mu fakli diyorsaniz haklisiniz). Dolyisi ile CB Gul icin reddetmek icin yeterli sebeptir. Iste bunu bilen laikci cephe Celal Bey'e ricada bulundular "biliyoruz haklisin ama biraz 'cevir kazi yanmasin ceksen de bu isi kotarsak' diye. Celal Bey'in AH Coskun'a yazdigi "ben de kendimi taniyamadim oysa ne de hosgorulu idim" felan sahtekarliklari ondandir. Tahmin ediyorum kendi istegi ile yazilmamistir; bir laikci gunu kurtarma manevrasidir.
Bir not ta su " calistigim kimseler dindardi " ayaklarina.Bu cikislar bana ABD'deki "ben irkci degilim, calisma arkadasim nigger (pis zenci)
" ayaklarini getirir. Ve tabii ki biZdeki "benim nnem de basini orterdi ama turbanli diildi" muhabbetini.
Sengor'un ornek verdigi dindar Katolik'e tolerans geyigi de
aslinda laikcilerin modus operandi'si haline gelmistir. Her zaman din dusmanisiniz dedigimizde yurt disinda bir Protestan, Yahudi veya Katolik ile nasil ahenk icnde calistiklarini delil olarak sunarlar. Sanki orada baska alternatifleri varmis, kendileri burada sergiledikleri fasist zihniyeti oralarda saklmazlarmis da. Kulahima anlat. Sizi orda da takip ettim 25 sene sahtekar kisiliksizler! (merak ediyorum acaba Celal bey orada Celal ismini mi kullanirdi yoksa diger laikilerin modasina uyarak ismini Jake falan mi yapmis idi)
Hep soylerim "Turk ateistin aslinda ateist falan degildir. Sadece Islam, geleneksel ahlak ve milli olannherseye dusmandir; cunku kendinden nefret eder" diye. Ben disarda Yahudi'ye, Katolike, Protestana toleransliydim" da standard soylemleridir. "merdi kipti secaatin arzeder iken sirkatin soyler" cinsinden.
Gelelim Prof. Naci Gorur Meselesine. Onunla Celal Bey'le da asagu yukari ayni yillarda ayni fakultenin farkli bolumlerinde imisiz; ama onu da hatirlamam. Sonradan birazcik bilgim oldu.
Burada Celal Bey, Naci Gorur'un dedesinin Naksibendi oldugunu bosuna vurgulamiyor. Cunku Naci Bey'in dindar oldugu yonunde soyleyecek birseyi yok. Tabii ki Naci Bey'i istese de gorevden ataCAK POZISYONDA OLMADIGINI DA. (Kimsenin dindarligini falan sorguladigimiz yok. sadece bUrada "acik sozlu" Cela Sengor'un kurnazligini ifsa etmek niyetim). nACI gORUR'UN DEDESI nAKSI OLASA NE YAZAR? Bu gunku enn kati laikclerin, magazin karakterlerinin bircoklarinin dedesi hatta babasi pek te dindar insanlar imis. Netekim Pasa'dan, Erdogan Tezic'e, Okan Bayulgen den Erbili Hazretleri (ks) torunu Mehmat Ali Erbil'e kadar. Ne yazar? What alaka Celal Bey?
"Aslinda ozgurluk dusmani diilim ama Akepe guclendigi icin fasist , darbeci olmaya karar verdim" diyor ana fikir olarak. (Hasatalik askepe ile basladi ise "60 darbesini universiteler yapti" demenin her zaman darbeci olmasinin aciklamasi ne acep? 60 darbesi oldugunda Tayyip Erdogan 6 yasinda idi. Saniyorum Akepe henuz kurulmamis idi.
Fakat kendi hasta zihnindeki paranoya disinda hukumetin hangi tasarrufunun anti-demokratik, gayriahlaki, antilaik veya "cagdisi" ( ne demekse) oldugu hakkinda zerre kadar delil sunmuyor. Tipik laikci durus.
Sozlerinizin aciklamaya ihtiyaci yok Celal Bey. "Mein Kampf" kadar acik. Ayni konu ile ilgili birkac yazi:
Yemediğim hakaret kalmadı
Tabu cumhuriyeti
Problemli bir ruh hali
Fiyonk
Neresini tutsan elinde kalıyor
Laikçiliğin iç bunalımı…
'İlerici', 'Gerici', 'Üçüncü Yol'cu
Gerici profesörler
Üniversite Özgürlüğün Mekanıdır!
Bir Laikçi İçin İnsan Hakları 101
Özgürlük bildirisine imza ve karakter zaafı üzerine
http://bekirlyildirim.wordpress.com/2008/02/04/ozgurluk-bildirisine-imza-ve-karakter-zaafi-uzerine/
Akademisyenlere cağrı: Özgürlüğe destek için imza
http://bekirlyildirim.wordpress.com/2008/02/01/akademisyenlere-cagri-ozgurluge-destek-icin-imza/
Tamam artik resmen susuyorum bu konuda. Soz.
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: February 4, 2008 4:33 PM
^^...Prof. Şengör’ün “ateist dikta” çağrısı yapan mektubunda “bu konuda ne karşımıza çıkarılacak hukuk sistemleri, ne de dünyadan gösterilecek örnekler bizi ikna edebilir” demesi boşuna değil...^^
şengör için bütün sınırları zorlayıp mars'tan örnek göstermek isterdik ama bu sefer marslılara ayıp olacak. bize kızacaklar 'aşkolsun' diyecekler... ehbe
Yazan: ehbe Tarih: February 4, 2008 6:46 PM
s.a.
Aşağıdaki linkede çok acil desteğinizi bekliyoruz.
http://www.ilkav.org/modules.php?name=News&file=article&sid=222
İSLAMİ KİMLİĞE VE BAŞÖRTÜSÜNE ŞARTSIZ VE SINIRSIZ TAM ÖZGÜRLÜK
BİLDİRİSİ
Yazan: metin Tarih: February 4, 2008 8:11 PM
Prof.Celal Şengör bu yazıyı kaleme alırken acaba neler düşünüyordu?
Aşağıda bunun olası cevaplarına rastlamak zor değil.
Belki de düşündüğü tek şey gündeme bir çomak da kendisinin sokması gerektiğidir.
Anlaşılıyor ki Celal hoca , bilim-bilimsellik bayrağını üniversitelerin taşıdığını ve buralarda din ile ilgli kavramların yada din sahibi öğrencilerin olmaması gerektiğini söylemeye çalışıyor.(üstünü fazla örtmemiş neyse ki)
Peki din ögeleri ve dogmalar bilim ile çelişiyorsa bu üniversilerde İlahiyat fakülteleri niye var?
Hadi var, üstelik bu fakülteler bilim düşmanı bireyleri topluma sokuyor,hatta onlar da hoca oluyor.
Ne kadar da ironik bu bilim kurumları.
Kafasına türbanı takmadıkları için erkek öğrencilerin dine mi yoksa bilime mi inandığını nasıl anlarız?
Anlayamayız ki ; her biri din sahibi öğrenci olabilir ve bunların asıl amacı bilimi yok etmek de olabilir.
Ya da bir insan bilim ve din arasında tecih yapmak zorundamıdır?
Öyle ise bilim yuvalarının kapısına tabela aslalım , şöyle yazsın ; " DİN MENSUPLARI VE TANRIYA İNANANLAR GİREMEZ"
Hem böyle olunca derslik başına bir yada iki öğrenci düşer en fazla.
Her öğrencinin kendi profosörü olur.
Böylece geleceğe, parlak ve keskin zekalı bireyler armağan ederiz.
Tüm dünyada yaşayan insanlar Prof. Celal Şengör gibi olmak zorunda mı (ya da onu alkışlayanlar gibi)?
Tek doğru sizlerin doğrusu mu?
Israrla; babam, atam ,dedem maymun diyen insanların hegomanyası altında mı olsun tüm diğer herkez..Bırakalım Prof.Celal Şengör maymun atalarının türünü bilimle arasın dursun...sizin biliminiz sizin olsun, bizim dinimize karışmayın yeter...
Özgürlükleri kısıtlayan zihniyet dağdaki çobanlar değil, isimlerinin başında ünvanlar bulunan sözde aydınlardır (kime göre aydın oda ayrı muallak).Neyse ki tavşan dağa küsmüş dağın haberi olmamış :))))
Yazan: E.Tunca Tarih: February 4, 2008 8:17 PM
YÖK üyeliğine önerilen Şengör'ün ataması yapılmadı cumhurbaşkanı(mız) Sn. Abdullah Gül tarafından...
E, hayırlı bir haber.
Yazan: Mehmet Tarih: February 4, 2008 8:23 PM
Merhaba,
herkese saygılarımı iletiyorum öncelikle.
İnsanca tartışmanın erdemi kadar güzl bir şey yok.
Merak ettiğim şu;
Diyelim ki ben Orra isimli bir varlıktan vahiy alan bir elçinin destekçisiyim ve Orra'nın tüm evreni yarattığını kabul ettim. Elçimin dediğine göre, Orra benden bedenimin hiç bir noktasının görünmemesini ve kamusal alanlarda/mekanlarda üzerinde ametist taşları olan bir kutu içinde olmamı istiyor. Ben de kutu içinde dersliklere girmek istiyorum inancıma uygun eğitim almak için.
Sayın düşünce insanları... Şimdi örneğimin ya da inancımın saçma olup olmadığına bakmaksızın (zaten buna karar verilemez) dürüstçe, (ben bu dine mensup tek kişi olsam dahi) kutu içinde okula girmemi desteklediğinizi söyleyebilir misiniz? Neden hakkım yok, inanç özgürlüğü isteyemez miyim?
Not: Eğer bu örneğimin inancınıza saygısızlık olduğunu düşünüyorsanız ya da incindiyseniz böyle düşündüğünüzden dolayı ben de incinirim. İnsanda ahlakın, belli bir dinden bağımsız olarak, doğuştan var olduğunu kanıtlayan deneyler yaptıkları için bilim adamlarına teşekkür ederim ve bu sözüm üzerine "allah zaten her insana güzel nefsinden üflemiştir" deme ihtiyacı duymayacak olanlara şimdiden sevgiler. İnançlı ya da inançsız, iyi ki varsınız, iyi ki varız.
Saygılarımla...
Yazan: Dostluk Tarih: February 5, 2008 5:21 AM
Mustafa Akyol'un sitesini bugun gordum, birkac yazisini okudum. Soyleyeceklerim dogrudan bu yaziyla ilgili degil,ustadin, genel olarak din, laiklik ve Cumhuriyete yaklasimi ile ilgili.
Belli ki Kuran'a, vahiye,cinlere, perilere vs inaniyor. Yazilarinda, ikide bir, Kuran sunu der, Allah sunu emretmistir seklinde laflar ediyor.
Sadede geleyim. Ulkemizde pek tartisilmayan (aslinda, ozellikle su gunlerde tartisilmasi gereken)cok asikar bir tarihi gercek uzerinde durmak istiyorum. Butun dinler, ozellikle semavi dinler, toplumsal muhendislik projeleridir. Projelerin mimarlari, tabiatiyla,toplumun genelinden ilerde, karizmatik (ve uyanik) insanlardi. Yasadiklari donemin ilkel topluluklarini adam etmek, iktidar/guc saglamak icin, o donemin, o yorenin insanlarini etkileyecek toplumsal muhendislik araclari icat etmis, bunlari kullanmislardir. Bunlar buyuk olcude,tabiatin inanilmaz gucu, evrenin sonsuzlugu ve olum karsisinda insanin caresizligini ve korkusunu temel alan psikolojik manipulasyon araclariydi. Bu sayede amaclarina ulastilar.
Bugunun dunyasinda bu ilkel toplumsal muhendislik projesinin, onun kurallarinin, araclarinin yeri, gecerliligi olabilir mi?
Buna bircok insan, isin sacmaligini gorse bile evet diyor. Ustelik bu sacmalik, "Iman, inanc hurriyeti de mutlaktir, kutsaldir," anlayisinin arkasinda, kalin bir zirhla korunuyor.
Binlerce yildir tartisilan bu meseleleri burada cozumleyecek degiliz. Ama, kimse de, bu din olgusu meselesini,"Efendim bu konu derindir, herkes anlayamaz, ilahiyatci olmak, uzman olmak lazimdir." gibi soylemlerle gargaraya getirmesin.
Son soz: Turkiye Cumhuriyeti de bir toplumsal muhendislik, bir devrim projesidir. Hedefi, itilen kakilan, somurge haline gelmis, geri bir toplumu,basta laiklik olmak uzere, cagdaslasmanin araclarini kullanarak canlandirip guclendirmekti. Gunun ve ulkenin kosullari geregi, bu devrim projesi de,her devrim gibi, yukardan asagiya empoze edilmisti ve otoriterdi.Bu surecte kacinilmaz olarak hatalar yapilmistir.Ama, amaca buyuk olcude ulasilmistir. Ulkemizin daha guclu ve saygin bir konuma gelebilmesi,insanlarimizin daha mureffeh, mutlu ve her turlu guvenlige kavusmus olarak yasayabilmesi icin onumuzde kat etmemiz gereken uzun bir yol var. Bu yolu da, Cumhuriyetin laiklige dayali cagdaslasma modelinini- ki onun asiriliklari da bugun onemli olcude giderilmistir-izleyerek katetmekten baska caremiz yok.
AKP, 22 Temmuz "zafer"inden sonra bu yolun yolcusu olmadigini pervasizca ortaya koymustur. Demokrasiyi, insan haklarina saygiyi, muasir medeniyete ulasma soylemini, siyasi hedefine ulasmak icin etkili araclar olarak kullanmaktan baska derdi olmadigini apacik bicimde gostermistir. Ulkeyi, catisma ortamina, kesin bir hesaplasmaya dogru itmektedir. Hersey bu kadar acik.
Yazan: Dogu Ertegene Tarih: February 5, 2008 12:15 PM
Bekir L. Yildirim Bey,
Müjdemi isterim.
Hülagü Bey'den sıkıldıysanız Dogu Ertegene verelim.
Yeni, bugün görmüş Mustafa Akyol Bey'in sitesini.
Sanırım Mustafa Akyol Bey etkileyemese de, Hülagü Bey'den epey etkilenmiş Dogu ertegene Bey.
...
Din konusundaki "muhteşem" tahlillerini ve cumhuriyet "projesi" konusundaki incilerini okudum.
Ben neresini düzelteceğimi bilemedim. Malesef yazı yazma konusunda siz kadar mahir değilim.
Sizinle aramızda iki taraflı bir hukuk yok ama sizin yorum ve kendi sitesindeki yazılarınızdan sizi tanıyorum.
Ben Dogu Bey'i önce Allah'a sonra size havale ediyorum.
Sanırım Mustafa Bey'i de tekrar okumak zorunda kalacak Dogu Ertegene Bey.
Neyse ona kolay gelsin.
Sanırım din ve inanca yönelik fikirlerini "henüz" edinmiş, yolda şeker bulmuş bir çocuğun mutluluğunu hissettim yorumunda. Fakat sanırım o fikirleri edindiği sitelerde
"insan hakları beyannamesi"nde yer bulan minimum hak ve hürriyetlerle, demokrasiden hiç bahsedilmemiş kendisine.
Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: February 5, 2008 5:54 PM
Şu http://www.ilkav.org/modules.php?name=News&file=article&sid=222 linkindeki saçmalıklar artık gün yüzüne iyice çıkmaya başladı.Yeter artık tek müslümanlar sizler değilsiniz,biz yıllarca bu ülkede,bu ideoloji ile dinimizin her temel şartını rahat rahat gerçekleştirdik.Hanginiz islamın en temel beş şartını yerine getirirken güçlük çektiniz?Namaz mı kılamadınız,oruç mu tutamadınız,zekat mı veremediniz,hacca mı gidemediniz.Ne olmak istiyor bu ülke İran mı,Arabistan mı...?Hiç mi görmez insanlar bunları?Sıkı şeriat yönetimi isterken bu ülkede bir tek kendinizin yaşamadığını da göz önüne alınız.Bu vatan bizim de vatanımız.
Yazan: A Tarih: February 5, 2008 6:35 PM
Her şey bir yana, bana en çok üzen, bu din düşmanlığının, Büyük Önder Mustafa Kemal'in de tasvip ettiği ve hayatta olsaydı onun da aynı uygulamaları yapacağı gibi söylem desteklemelerle yapılmasıdır.
Sahi, Mustafa Kemal şu anda yaşıyor olsaydı, on sekiz yaşındaki genç bir üniversite öğrencisinin Allah'ın emrini gözeterek başını örtmesine karşı çıkarak ''Hayır! Sen bununla okuyamazsın!'' mı derdi?
Cevap aşikar aslında.
Yazan: Kadir Korkut Tarih: February 5, 2008 8:51 PM
Evet Sayın Kadir Korkut, tabiiki de hayır derdi. Zaten Mustafa Kemal yaşasaydı kadınları sadece cinsel bir obje gibi gören din bezirganları ortalıklarda dolaşamazdı.
Bu zihniyet değilmi kızlarda günah yaşı 9 erkeklerde 12 dir diyen. Daha bu yaştan itibaren masum kız çocukların başlarını bağlatan. Neden? Çünkü kız çocukları bu yaşlardan itibaren regl olmaya başladıkları için günahlarıda başlıyor diyen karanlık zihniyet yüzünden.
Kur'an da bile olmadığı halde Allah'ın emri diyerek kızlarımızın başlarını daha çocuk yaşlardan itibaren örtmeye zorlayan zihniyet cinsel yaşla dinsel yaşı bir tutan kadınları sadece cinsel bir obje gibi gören zihniyet Arap cahilliye dönemi zihniyetidir. Bunu bireysel özgürlükler adı altında dayatmaya ve yutturmaya çalışanlarda irticacı din bezirganlarının önde gidenleridir.
Hülagü TTT
Yazan: Hülagü Tarih: February 6, 2008 9:46 AM
...
Temel hak ve özgürlüklere yaksak getiren,özelliklede "türbanı zorla örtünmek" olarak görüp özgürlüğü kısıtlayan,konum itibariyle AB yi müzakere eden bir ülke için için bu baştan Türkiyenin 2.bir sınıf olduğunun kanıtırıdır ve vahim birşeydir..Türkiyeye özgü kısıtlama diye birşey olamaz.
Eğer ortada bir sorun varsa veya herhangi bir özgürlük (hangi özgürlük olursa olsun, bu ifade özgürlüğüde olabilir) eğer potansiyel bir siddet içeriyorsa devlet buna sınırlama getirmek zorundadır. ama bir Türban sorununun şiddet içermesi gibi durum sözkonusu değildir, var mı ki sınırlama getirilsin...Halkın, üniversitedeki bir talebenin türban sorunu yok. Bu sadece,dini simgelere, dindarlığa tepki gösteren ve kabullenemeyen kesimin sorunur..özellikle de başörtüsü üniversitelerde kabullenirrliğinin içerdiği bir tasarının, 1500 öğr. üyesi tarafından imzalanması da üniversitelerde bir sorun olmadığnın en güzel örneğidir.
Bir sey daha...!bu kesim üniversitelerde türbanı yasaklanmasını "ÇAĞDAŞ TÜRKİYE" olma adına yapıyor öyle değil mi(!!!!!)..Bakıyorum bu fikri destekleyen kesime ABnin uyum gereklerine karsılar ama çağdaşlıktan yanalar..301 ifade özgÜRLÜNe sınırlayan radikal değişikliğe karsılar ama cağdaşlıktan yanalar.. tc vatandaşı olupta müslüman olmayan vatandaşın mülkiyet haklarına karsılar ama çağdaşlıktan yanalar...yani bu kesimin kendine özgü garip bir ÇAĞDAŞLAŞMA tanımı var...türban sorununu "çağdaşlaşmaya" engel teşkil edenler için tuhaf bir çağdaşlaşma değil mi bu :)(!)
Yazan: A.URAS Tarih: February 6, 2008 1:53 PM
aslında daha uzun bir yazı yazmıştım geçen gün ama yayınlanamdı yolda düştü galiba.
prof şengör yüce yaradanı inkar ederek kendini ateşe atabilir onun tercihi ama iş ben yanayım sende yan'a gelince olmuyor.herkesi herşeyden soyutlayabileceğini düşünmek heleki insanları inançtan koparacağını sanmak akla mantığa uymayan bir gerçek.bıraksalarda insanlar dilediği gibi yaşasa inandıkları gibi
eee kişi kendini bilmezse haddini bilmez haddini bilemezse Rabbinide bilmez.
Ali mehmet celal şengöre Allahtan acil şifa diliyorum
Yazan: havva Tarih: February 9, 2008 7:37 PM
Gorunen o ki, Sengor'un (bence son derece nahos) pozisyonu su varsayima dayaniyor: "Iman eden insan bilime nesnel bakamaz."
Bence haksiz ve yanlis olan bu varsayim, Turk siyasal Islamciliginin yillardir kesin bir gercekmis gibi ifade ettigi su varsayimla birebir ortusuyor: "Laik birey olamaz".
Sengor diyor ki: Muminin laik olmasi, laiklik acisindan mumkun degil.
Siyasal islamci diyor ki: Muminin laik olmasi, dini acidan mumkun degil.
Oysa, bu ulkede ve baska musluman ulkelerde, dunyayi, bilgiyi, ve inanclarini degerlendirirken nesnel tavir takinan, evrensel gozle bakan, inanclarini baskasina dayatmaya calismayan yiginla mumin var. Laik olmak bunlardan baska birsey degil, ve bilimsel olabilmek icin daha fazlasi gerekmiyor zaten.
Peki, yillardir "laik birey olamaz" diye cigrisan arkadaslar, simdi butun tezlerini kendi varsayimlari uzerine oturtan Sengor gibilere neden kiziyorlar?
Yazan: Balbazar Tarih: February 14, 2008 5:05 PM
"Siyasal islamci diyor ki: Muminin laik olmasi, dini acidan mumkun degil."
Behey demagog cahil cuhela!
Bana bunu diyen bir tane "sduyasal islamci" ornek gostermezsen $%#&&
Mumini birak akil izan cahibi herkesin dedigi (Basbakan dahil), bilmesi gereken sudur:
Laiklik devletin ozelligidir, kisinin degil. Kisi inancli olur, inancisiz olur biraz dindar cok dindar, agnostik ve senin gibi demagog olur.Laik olmaz.
Demokratik ulkede laiklik devletin resmi dinin olmamasi, ve bireylerin inanc ve inancsizlik hurriyetini korumasi demektir. ("laikciligin" ne oldugunu merak ediyorsan onu da ogretiriz; kalin kafalilar, anlama ozurluler icin yuz defa daha tekrar ederiz). Bunu bireye nasil uygularsin? Birey devletmidir? Bilmiyorum senin kafana bunu nasil sokacagim?
Yaw sen universite sinavina girdiginde,(girdiysen) mantik, analiz (paralellik kyrma, anlam cikrma ne ise) sorularini nasil cevapladin?
VELEV KI "siyasal Islamci" (Washington Yahudilerinin sozluge ekledikleri kelime) Sengor'un dedigini diyor, nerde paralellik/ Siyasal islamci "laik olani universiteye sokmam, bilim yapamaz" mi diyor moron!
Kufurlerine devam edebilirsin. Donup cevabini okumayacagim!
Yazan: Keske okumasa Tarih: February 18, 2008 1:33 AM
Sayın Balbazar,
Yorumlarını okudukça çok konuda kafanızını karışık olduğu ile ilgili intibalar oluşmaya başladı bende.
Ayrıca söylenenleri yanlış anlamak için elinizden geleni yapıyorsunuz.
Şengör'ün "Muminin laik olmasi, laiklik acisindan mumkun degil." dediğini söyleyip,
Sonra da "Peki, yillardir "laik birey olamaz" diye cigrisan arkadaslar, simdi butun tezlerini kendi varsayimlari uzerine oturtan Sengor gibilere neden kiziyorlar?"(Balbazar)
diyorsunuz.
Yani Şengör'ün mümin laik olamaz demesini bireyler laik olamaz demek istediği gibi bir yanılgıyla anlıyorsunuz.
Oysa kendisini laik olarak tanımlayan Şengör sanırım o sözü söylerken "bireylerin laik olamayacağını değil, sadece kendi önyargılarından dolayı müminlerin laik olamayacağını iddia ediyor.
Belki Şengör'ü doğru anladıkları için kızıyorlardır ha. Ne dersiniz?
Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: February 18, 2008 8:49 PM
Malum arkadas yine hizini alamamis. Belli ki kendi dogrularina gore kurdugu dunyasinda pembe bulutlarin ustunde gezerken, en ufak bir durtme bile onu cok rahatsiz ediyor. Sonra basiyor kufru, asagilamayi. Umuyor ki, bir fikre kufredince, bir fikri asagilayinca o fikir gecerliligini yitirecek, dunya yine onun mutlak dogrulariyla toz pembe olacak.
Yalniz kufretmekten bu kadar gurur duyan arkadas, neden bunlari her zaman kullandigi adiyla degil de, rastgele rumuzlarla yapiyor, onu anlamiyorum. Yoksa, bizleri aptal sandigi icin, kendisinin seviyesindeki insanlarin daha kalabalik oldugu sanisina kapilip, korkup sinecegimizi mi dusunuyor? Kalabalik oldugunu zaten biliyoruz arkadasim. Biz korkup sinmeyip konustukca da boyle sinirleniyor, boyle kendine yakisan tavirlara giriyorsun iste. Yazik...
Sayin Akyol'un sadece laik yorumcularin satir aralarinda gezintiyle yetinmeyip, bu arkadaslarin bu marifetlerini de bir gezintiye layik bulacagini umuyorum.
Yazan: Balbazar Tarih: February 18, 2008 11:48 PM
A benim kafasi basmayan "malum arkadasi" oldugumu ogrendigim,
Her cumlen ile rutbe-i aklini ve ahlakini fa$ etmek zorundamisin?
1.Burada "malum arkadasinin" her yazdigi yiorumunun kime ait oldugunu zihinsel ozurlu olmayan herkes bilir. Hatta bazilatrinda bir isimle yazdigim yoruma verilen cevabi diger isimle cevaplarim. Bunu Hulagu dahi anladi taa bastan da sen yeni mi kesfettin? Sadece kavyemin gavurca olmasi, kelimelerin bircogunu da katletmemden imzami gorur buranin mudavimi veya ortalama dikkat, zeka sahibi herkjes (bak bunun gibi).
2. Standart Baykal/laikci cephe demagojisidir fikir uretemeyince "millet ayildi imam bayildi" , "teroristbasina sayin dedi, asilmasi lazim", "velev ki dedi" "ulemasya sorulmali dedigine gore seriat getirecek", "bulentinejad" gibi tarihe gecen incileri.
Sadece ayni isimle bu kadar cok yorumumun gorulmesinden, ve senin kalibrndekileri muhtap almamdan suckluluk duydugum, lakin tahrike kapildigim veya belki ucuncu kisiler bir iki sey ogrenir dusuncesi ile yazdigim icin kinayeli isimler kullanirim zaman zaman, ozellile kim oldugumun isaretini tasiyan. "size" (kimseniz) karsi cok gorunme falan degil mesele yani.
Onu bos ver sen. Buranin okurlari o demagijiyi yemezler, Burasi ateist forum degil.
Sen, anladin mi "mumin" ile "laik" arasindaki farki? Eger benim hitabetim anlamana engel idiyse ayni kavrami bircok yorumculaer, mesela M. Fatih Yuce sana "sayin" diyerek te aciklamis.
Demek ki nweymis benim akli yavas arkadasim?
Kisi dindaer, dinsiz, agnostik, puta tapan, atese tapan, zeki, moron, Rastafarian, Hiristiyan musluman.. (bu kadar ornek senin icin dahi yeterli olsa gerek) olurmus, gevelakin "Laik" olamaz imis. Bazi sifatlar bireyi tanimlamada kullanilamaz imis. Mumin ve laik paralel sifatlar degilmis.
Hala anlamadi isen burada ne isin var a benim deli oglum?
Yazan: Malum Arkadas Tarih: February 19, 2008 12:52 PM
Ben sahsen Balbazar'a katiliyor malum arkadasi ise telin ediyorum!
Sayin Balbazar dedektiflik faaliyetlerin sonucu "kimligi gizli malum arkadas" (buna oksijen mi diyorardi neydi o kelime yaw?) in ipini pazara cikardigindan dolayi seni tebrik ederim.
Guvenilir kaynakladan bazi duyumlar aldim. Bunun icin oturuyor olman lazim: Fehmi Koru'nun Yeni Safak'ta biz coguz siz azsiniz demek gayesi ile ayni zamanda Taha Kivanc adi ile de yaziyormus!! Valla kendi kulagimla duydum. Emin Colasan'a gelen okuyucu maili falan diil.
Dedimki bu isin kokune inse inse dedektif Balsatar iner. Sana havale ediyorum. Bence sonucu sadece burda diil bir basin toplantisi ile acikla da tum dunya bilsin dincilerin ne olduklarini.
Yazan: Ben O. Diilim Tarih: February 19, 2008 1:36 PM
Sayin Yuce,
Benim vurgulamaya calistigim, hem Sengor'un iddiasinin, hem de "birey laik olamaz" diyenlerin su yanlis varsayima dayandiklari: laiklik = ateizm.
Hayir...
Oncelikle laiklesme, ille de hukuki, siyasi bir terim degil, ayni zamanda toplumsal, kulturel, bireysel anlamlari olan bir terim, bir olgu.
Bu nedenle, "laikligin sozluk anlami sudur, ancak devlet laik olabilir" gibi agza sakiz edilmis argumanlar, varolani inkar ederek yok etmeye calisan demagojik cabalardan ibaret.
Bireyler laiklestiler, laiklesiyorlar, ve laiklesecekler, kuresellesmenin, uretim iliskilerinin degismesinin, entelektuel birikimin seckinlerin tekelinden cikip topluma yayilmasinin kacinilmaz bir sonucu bu.
Ve modernlesmenin pratigi bize ogretti ki, laiklesme dinsizlesme anlamina gelmiyor, bireylerin ve toplumlarin laiklesmesiyle din de toplumsal icerigini kaybetmeksizin, ama toplumsal konumunu ve entelektuel icerigini degistirerek yeniden konumlaniyor. Laiklik bir inanc degil, sadece bir zihniyet degisimi.
Laiklesme, siyah ya da beyaz birsey de degil, dereceleri olan, suregen bir kavram. Bugun "birey laik olamaz" diye ortalikta gezinin Turk Islamcilari bile bircok acidan laiklestiler son bes-on yilda.
Bir birey icin laik olmak, sosyal olaylari degerlendirirken kendi oznel inanclarinin otesinde dusunebilip, kendi oznel konumunun uzerinde, nesnel tavir alabilmekten ibaret.
Yani, toplumun ya da devletin laiklesmesi bireyden bagimsiz birsey degil, aksine bunun gerceklesebilmesi icin bireyin laiklesmesi gerekiyor.
Bunun icin bilimsel olabilmek laik olmayi gerektiriyor, ve laiklesme inanc degisimi degil, zihniyet degisimi oldugu icin, turban takmak bilimsel olmaya engel olmuyor.
Kendi din algisini topluma dayatma merakinda olan, dini temsil ettigini iddia edenler ise, kendi mesruiyetlerini dine endeksledikleri icin, bireylerin laiklesmesinden, onlarin konumlarini inanclarindan bagimsiz sorgulamasindan korkuyor ve "birey laik olamaz" gibi hicbir anlam icermeyen kurallar koymayi surduruyorlar.
Sengor'un "muminlerin laik olamayacagina" kanaat getirmesine dayanak olusturan, kendi onyargilari kadar, habire muminler adina konusup, muminlere "birey laik olamaz" safsatasini dayatmaya calisanlarin baskinligi olmasin?
Yazan: Balbazar Tarih: February 20, 2008 4:41 AM
Sayın Balbazar,
Ben "birey laik olamaz" diyorum ve laiklik ateizm değildir diyorum ve Türkiye laik olmalıdır diyorum.
Şimdi ne buyurursunuz?
Asıl ön yargıdan kurtulması gereken sizsiniz bence.
Ayrıca "birey mi laik olur, devlet mi olur" tartışması bu sitede bilmem birçok yazıda tartışıldı, oraları inceleyebilirsiniz nesnel bir bakış açısı yakalamak istiyorsanız.
Ayrıca "Bir birey icin laik olmak, sosyal olaylari degerlendirirken kendi oznel inanclarinin otesinde dusunebilip, kendi oznel konumunun uzerinde, nesnel tavir alabilmekten ibaret."(balbazar) diyorsunuz.
Bu laik birey değil demokrat bireyin tanımı olabilir olsa olsa.
Laiklikle demokrasiyi aynı şey olarak görmeyin, çünkü laikliğin de çok totaliter yorumlarını müşahade ediyoruz...
Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: February 20, 2008 11:13 AM
Sayin Yuce,
Ben de diyorum ki: "Ben laik bir bireyim".
Siz buna ne buyurursunuz? "Birey laik olamaz" diyen biri olarak beni yok mu sayacaksiniz?
Yoksa "musluman" sifatini kendi tekelinde sayan genel siyasal islamci tavira siginip, "o zaman sen musluman degilsin, ateistsin, dinsizsin" mi diyeceksiniz?
Yetkiyi nereden aldiginiz belli degil, ama kendi kendinize "bu ancak su anlama gelir, bu ancak soyle olabilir, soyle ise kesinlikle olamaz" diyerek insanlari istediginiz kaliba sokmaya calisiyorsunuz.
Buna itiraz edeni de, "sen anlamazsin, kafan karismis, git sen bizim tartismalarimizi oku da dogrusunu ogren" diye ders vererek hizaya getirmeye calisiyorsunuz.
Gercek "toplum muhendisi"nin kim oldugunu gercekten cok merak ediyorum bazen.
Ak ve karadan vazgecip gri dusunmeyi denerseniz, kafa karisikliginin oyle cok da kotu birsey olmadigini, sabit fikirlerden kurtulmak ve boyle dayatmalari sorgulayabilmek icin firsat oldugunu gorebilirsiniz.
Evet, laik olmak, demokrat olmayla ilintili, kismen onun bir on kosulu (yeter kosulu degil) olarak gorulebilir, ama ikisi ayni sey degil. Laik olmak, sadece inanca endeksli dusunme kaliplarindan kurtulmak ve sosyal olaylarda tavir alirken de bu kaliplarin disina cikabilmek anlamina geliyor. Demokratlik ise sadece inanc ile ilgili bir sey degil, cok daha genel.
Yazan: Balbazar Tarih: February 20, 2008 9:54 PM
Sayın Balbazar,
Pek ala ne güzel,
Siz laiksiniz öyle mi?
Öyle kalın efendim.
Ben laik değilim, çünkü bence bireyler laik olmaz. Fakat devletin laik olması gerektiğini düşünüyorum.
Fakat ben "birey laik olmaz" dedikçe, "işte bak, laiklik karşıtı, itiraf etti işte" tavrını bırakın.
Çelişki bulmayı sever Balbazar Bey, beni yanlış anlarsanız çok çelişkim olduğunu ZANNEDEBİLİRSİNİZ. Bir de "çelişiksin işte" demek yerine beni anlasanız.
Size birşey dayattığımız yok.
Ak-kara meselesine gelince. Tabi ki herşey ak ve/veya karadan ibaret değil. Ben fırsatı değerlendirdim, efendim, ara tonları buldum. Ne yani sonsuza kadar ara ton mu arayacağım. Siz de öyle yapın ya. "Git tartışmaları öğren" derken verdiğim fırsatı değerlendirin, okuyun, siz de ton farklarını bulun, sonsuza kadar uğraşmayın.
Ha,
Pek ala "ben gelmekim" de diyebilirsiniz.
Ben de birey gelmek olmaz, birey gelen olur derim. Sizi yok saydığım size bir kalıp biçtiğim yok.
Meseleyi ben dilbilgisi açısından yorumluyorum. Dilimizi güzel kullanalım diye. Yaa.
Laikçi olmayı gene demokratik olmanın ön şartı saymışsınız. Laikliğin böyle bir yanı yok. Laikliğin despot, totaliter yorumlarını gördük, görüyoruz işte. Onlar laikliğin demokrasiye kattığı değil, bizzat demokrasinin değerleri. Verdiğim örnek de onlardan SADECE biriydi. Tabiki demokrasinin tamamı değil.
Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: February 21, 2008 6:32 PM
Eger bir toplumda sosyal, hukuki, resmi iliskiler din ekseninden cikiyorsa, buna "laiklesme" diyoruz, oyle degil mi? Bu inkar edilemez, begenelim, ya da begenmeyelim, varolan bir olgu; biz de ona bir isim veriyoruz.
Peki toplumsal iliskilerdeki bu degismeden bireyler hic mi etkilenmiyor, yahut, bireyler bu degisimin zaten bir parcasi degil mi? Eger boyle bir etki varsa, buna bir isim vermek de gerekir, oyle degil mi?
Yani, Sayin Yuce, dil anlamlari degil, anlamlar dili belirler. Eger bir fenomen ortadaysa, "dil" bahanesiyle onun varligini inkar edemezsiniz, onun icin uygun terim yerlesir, kullanilir, ve ne anlama geldigi anlasilir. Kullaniliyor da. Bu kadar basit.
Sizin kisisel olarak ne amacla "olmaz", "olamaz" diye tutturdugunuzu bilemem, ama sizin, kisisel olarak, "laiklik karsiti" oldugunuzu ima edecek bile birsey soylemedim.
Ben toplumsal tavirdan bahsediyorum. Turkiye'de "birey laik olamaz" argumani, toplumun laiklesmesinden rahatsiz olanlarca kullanilan, ve pratik olarak "laikiz diyenler din dusmanligi ediyor", "aman toplumsal, siyasi, hukuki konularda karar verirken imaninizi goz ardi etmeyin" olarak anlasilan bir slogan halinde bugun.
Ve sirf bu nedenle de, ozunde Sengor'un argumaniyla ayni anlama geliyor: "Iman eden birey dunyevi islere inancindan bagimsiz nesnel yaklasamaz/yaklasmamalidir".
Ben size "laik" tanimimi defalarca verdim. "Hayir, senin yaptigin tanima uyun birey olamaz" diyebiliyor musunuz? Eger benim tanimima uygun birey olamayacagini dusunuyorsaniz, bu Sengor'un argumanini onayladiginiz anlamina gelmez mi?
Son olarak, agzima laf koymayi birakmanizi rica ediyorum. "Laikçi olmayı gene demokratik olmanın ön şartı saymışsınız" demeden once benim ne dedigimi bir kez daha okuyun: "Evet, laik olmak, demokrat olmayla ilintili, kismen onun bir on kosulu (yeter kosulu degil) olarak gorulebilir". Oradaki "kismen" sozcugu ve "yeter kosulu degil" notu, sirf yanlis anlamaya mahal vermemek icin ozellikle konuldular oraya. Ama gorunen o ki, sizi onyargilarinizdan siyirmaya yetmediler.
Yazan: Balbazar Tarih: February 22, 2008 6:16 PM
Demokrat, demokratik?
...
Ayrıca diyorsunuz ki;
"Sizin kisisel olarak ne amacla "olmaz", "olamaz" diye tutturdugunuzu bilemem, ama sizin, kisisel olarak, "laiklik karsiti" oldugunuzu ima edecek bile birsey soylemedim."(Balbazar)
"Ben toplumsal tavirdan bahsediyorum. Turkiye'de "birey laik olamaz" argumani, toplumun laiklesmesinden rahatsiz olanlarca kullanilan, ve pratik olarak "laikiz diyenler din dusmanligi ediyor", "aman toplumsal, siyasi, hukuki konularda karar verirken imaninizi goz ardi etmeyin" olarak anlasilan bir slogan halinde bugun."(Balbazar)
.
Ben:
-Birey laik olamaz. Devlet laik olur. Ben devletin laik olmasından yanayım.
.
Hadi Balbazar Bey,
Bulun çelişkinizi.
...
Sizin, laikliğin demokrasinin yeter koşulu olduğunu düşündüğünüzle ilgili bir yargı sahibi değilim, böyle bir yargı ifade etmedim ki önkoşul, yeter koşul açıklaması yapıyorsunuz.
Kısmen de bir ön koşul değildir, yeter koşul hiç değildir(bunu özellikle belirtmem gerekecek),
O saydıklarınız ZATEN demokrasinin gereği ve özelliğidir diyorum ben.
Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: February 22, 2008 9:32 PM
Betul Cotuksoken, bugun Radikal'de yayinlanan yazisinda benim ne demek istedigimi felsefi acidan derinlere inerek cok guzel anlatmis.
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=248297&tarih=23/02/2008
Yazan: Balbazar Tarih: February 23, 2008 9:03 AM
Webster'a gore...
Secularism: indifference to or rejection or exclusion of religion and religious considerations.
indifference: kayitsizlik.
exclusion: disinda birakma, hesaba katmama.
Demek ki neymis; herhangi bir konuda karar verirken dinsel gerekce ve motivasyonlari hesaba katmayan merci laik olarak tanimlaniyormus.
Peki bu merci tek bir birey olamaz miymis?
Din konusunda tek otorite olan ve bize dini nasil algilamamiz gerektigini ogreten ustatlarimiz oyle buyurduguna gore olamiyormus.
Yazan: Balbazar Tarih: February 27, 2008 8:55 AM
Mercimekten köfte olur, çorba olur.
Ama mercimekten debriaj balatası olmaz.
Mercî'den de birey olmaz.
Rokadan güzel yumurta salatası oluyor; domatesle. Arkadaşlar bir gün deneyin. Bayılacaksınız.
Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: February 27, 2008 8:27 PM