« Dindarların Liberalizmi | Ana Sayfa | İslam Dünyası Niçin Geri? (I) »

February 27, 2008

Kürtler İçin, Kürtlere Rağmen

[27 Şubat 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]

Şu günlerde ordumuz PKK’ya karşı Kuzey Irak dağlarında kahramanca mücadele ediyor. Biz de milletçe sınır ötesine kulak kabartmış, hangi mevkide hangi çatışmanın yaşandığını izler durumdayız. PKK’nın “askeri” yönüne bir hayli vakıf olduk yani. Ama bu terör örgütünün bir de hiç atlamamız gereken “ideolojik” yönü var.

Bu yöne ışık tutan enteresan bir anekdot, bir ay kadar önce büyük bir gazetecilik başarısı göstererek Kandil Dağı’na çıkan Ahmet Altan ve Yasemin Çongar’dan gelmişti. Taraf gazetesi adına PKK’nın yönetim kadrosu ile konuşan bu ikiliden ilki, terör örgütünün “laiklik” anlayışı konusunda şu ilginç notu düşmüştü:

“Yemekte ‘türban’ konusu açılıyor. Ve Yasemin’in deyimiyle ‘Kemalist bir PKK’ çıkıyor karşımıza. Türbanın serbest bırakılmasına şiddetle karşı çıkıyorlar. Öyle şeyler söylüyorlar ki türbanla ilgili, o konuşmaları bir CHP kurultayında yapsalar ortalık alkıştan kırılır.”

“Dağ”dan böyle incilerin saçıldığı sırada “ova”dan da paralel mesajlar geliyordu. DTP milletvekili Aysel Tuğluk, 3 Şubat tarihli Radikal’de yayınlanan yazısında “ılımlı İslam denilen projeye” karşı “laik, aydın ve Kemalist güçler” ile “Kürt siyaseti”nin ittifak yapması gerektiğinden söz ediyordu.

Ancak aralarında Sayın Tuğluk’un da bulunduğu DTP milletvekilleri, üniversitede başörtüsüne özgürlük getirecek anayasa düzenlemesinin lehinde oy kullandılar. Bu çelişki acaba nereden geliyor?

Bunun iki cevabı var. Birincisi, bir yandan “Kürtlere özgürlük” derken öte yandan “başörtüsüne yasak” istemenin siyaseten tutarlı durmaması. İkincisi ise, DTP’nin muhafazakar “tabanı” ile laikçi “tavanı” arasındaki uçurum. Kürt aydını Altan Tan yakın zaman önce buna işaret etmiş ve durumu “DTP'nin tabanı AKP gibi, kadroları CHP gibi” diye özetlemişti. DTP, “başörtüsüne hayır” deseydi, tabanından büyük tepki alırdı.

Peki “taban” ile “tavan” arasındaki bu uçurum nereye varacak?

Ben, PKK’nın yakın gelecekte iyice zayıflayacağını, onun “siyasi kanadı”nın da daha ılımlı bir çizgiye kayacağını tahmin ediyorum. (Ve dahası umuyorum!) Ancak olmaz ya, farz-ı muhal, eğer işler onların hayal ettiği gibi gider de bir gün bir “Kürdistan” kurup başına geçerlerse, neler olacağını kestirmek mümkün: Bu “çağdaş” devlete yaraşır bir “ulus” yaratmak için otoriter kolları sıvayacaklar. Aysel Tuğluk’un deyimiyle, “tamamen iyileşmemiş eski bir hastalık” olan dinin toplumsal yaşamdan kazınması işine girişecekler. Bugün “Kürtlere özgürlük” diyenler, yarın “Kürtler için, Kürtlere rağmen” diyecek.

“Nereden biliyorsun” derseniz, “biz bu filmin ilk bölümünü gördük ve ikincisinin eskizleri de tıpa tıp aynı” derim. Bugün Kürt milliyetçileri arasında 1930’lardaki “Türk Tarih Tezi”nin kopyası olan fantaziler, “Kürt ırkının Ari kökeni”ne dair efsaneler dolaşıyor. Kürtçü ideologlar, İslam öncesi döneme ait hayali bir “altın çağ” yaratmaya uğraşıyor. Zaten hali hazırda da Türk ve Kürt ırkçıları aynı telden çalıyor. Cumhuriyet gazetesinde yazan emekli general Osman Doğu Silahçıoğlu, “Türklerin asıl dini Şamanizm’dir” derken, eski DEP milletvekili Hatip Dicle de “Kürtlerin asıl dini Zerdüştlük’tür” diyor.

Her iki taraf için de sorun, İslamiyet’in etnik kimlikleri ikinci plana atan ortak bir “Müslüman kimliği” sağlaması. Durum, Naziler’in “Alman ruhunu öldürdüğü için” Hıristiyanlık’tan nefret etmelerine benziyor. Aysel Tuğluk’un “gerici tarikat ve cemaatler”in “Kürt siyasal hareketini geriletmesinden” endişe etmesi boşuna değil. En az Kuzey Irak’taki “askeri mücadele” kadar önemli olan “ideolojik mücadele”de, en çok o yüzden batağa saplanmış durumdalar.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: February 27, 2008 2:37 PM

Okur Yorumları

(NOT: Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Mustafa Akyol tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, standart yorum kurallarını dikkate almanız önemle rica olunur.)

"Zaten hali hazırda da Türk ve Kürt ırkçıları aynı telden çalıyor. Cumhuriyet gazetesinde yazan emekli general Osman Doğu Silahçıoğlu, “Türklerin asıl dini Şamanizm’dir” derken, eski DEP milletvekili Hatip Dicle de “Kürtlerin asıl dini Zerdüştlük’tür” diyor. "(Mustafa Akyol)

Bu söz yoruma gerek bırakmıyor ama geleneği bozmayalım. :)

Kürt ırkçıları ile Türk ırkçılarının aynı telden çaldıklarını biliyordum da Kürt laikçileri ile Türk laikçilerinin aynı telden çaldıklarını bu yönüyle hiç düşünmemiştim.

Zaten bizim de ırkçılarımız laikçilerimizle çok sobe oluyorlar, olmuşlar ve olacağa benziyorlar.

Eh, artık Kürt arkadaşlara kalmış. Bir eziyet bizim ulusalcılardan çektiler. Kurarlarsa Kürt devletini bir eziyet de Kürt ulusalcı, laikçi, ırkçılardan çekerler. Onların bileceği iş(!)

Biz de çektik, görüp dururlar; ikinci eziyet için bu ne heves?! :) İnsan işte; ilginç.

Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: February 27, 2008 4:50 PM

Cok guzel noktalara isaret etmis Mustafa Bey. "Kurt Sorununu Yeniden Dusuinmek" kitabinda da isaret etmisti burada bahsettigi bazi noktalari.

Fakir de bu "laikci irkcilarin" son zamanlrda CHP'ye "aslinda ortak zeminimiz cok; gelin beraber hareket edelim" turu yaklasimlari ve Hasip Kaplan, Emine Ayna gibi sozculerinin firsat buldukca "islam tehlikesine" isaret etmeleri uzerine "kedi icin terorist" baslikli bir yazi yazmisti da vaz gecmisti bloga koymaktan. Bazi gencler bilmez, 70'lerde henuz Apo mapo ortada yok iken muhteluf devrimci fraksiyonlar eli ile yurutuluyor idi "halklarin" ve tabii "Kurt halkinin ozgurlugu" isi. Zaten zihniyet olrak Stalinist bir orgut olan PKk aslinda demokrat partilerdem con CHP'ye ve MHP'ye yakindir. MHP ile farki farkli taraflaerin irkcilari olmalari, CHP ile ortak yanlari otoriyeryen, laikci ve seckinleerin diktatorlugu fikrinde olmalari. Bakmayin bolca "demokratik haklar" pseudonym'i kullanmalarina. CHP gibi onlarin baronlarinin tek derdi "dava iktidari" statulerinin decvamindan baska birsey degil.

Dertlerinin herhangibir "insan hakki" veya "demokratik acilim" degil teror yolu ile sagladiklari iktidar rantlarinin devami oldugunu sadece su objektif veriden cikarmak mumkun. Her firsatta "gidelim , bombalayalim, yok edelim; gitrmisken Barzxani'yi sde halledeli, Kerkuk'u de alalim" diyen CHP yerine "Kurt Sorunu" nu kabullenen, bolge icin tesvikten, kulturel haklra kada bir dizi acilimda bulunan, bolgeden 75 milletvekili olan, Kurt bakanlar bulunduran hukumeti dusman ilan etmelerinin baska hangi tevili olabilir ki? Korktuklari sey sorunlarin varligi degil cozulmesi. Ayni psikoloji Kibris'ta Denktas ve ikiz kardesi Papadpoulos icin de gecerli idi. Catismaya borclu idiler her ikisi de iktidarlarini,. Kusura bakma Papadopulos seni Demirel'in ikizi ile kanka yaptigim icin.

"kurtlerin demokratik haklarina" gelince, aslinda sorunun cozumu hic te zor degildir. Kafayi kuma gomen "kutsal devletin sahipleri" olmasa idi ortada sorun dahi olmaz idi. Eger konulara hamaset, tabulastirma kompleksleri ile yaklasilmasa idi ne Apo olurdu ne PKK. Ama gelinen noktada artik "Demokratik cozum" alti gittikce bosalan kod kelimeler halini aldi. "bolunme" veya fedrasyiondan vaz gectigine gore nedir "demokratik talep". Bilen beri gelsin.

Hicbir etnik , dini veya kulturel grubun bu vasfindan, veya kendini boyle tanimlamasindan dogan otomatik "cemaat hakki" veya "topluluk hakki" yoktur. Nokta. Oyle olsa idi dunyada 10 bin tane devlet olur idi. Kanada Quebec'e "iyi referendum yapalim halk istiyorsa ayrilun" dedi halk iastemedi her defasina. Ama orada Kanada'nin Quebec'lilere verdigi bir "insan hakki" degil; karsilikli mutabakat ile tatinmis hesaplanmis bir poltik jest. Kimbilir belki su "bolunme paranoyamiz" olmasa idi kimse ayrilma mayrilmayi dusunmeyecekti bile. Etki-tepki.

Meseleye ancak hak, hukugu baz alan "yurttaslik hakki" ve daha da temel "inasan hakki" olrak yaklasilabilir. Eger o bolgenin insanlari da dindar insanlar gibi bir takim insan haklarindan mahrum birakiliyor ise bu mahrumiyetin giderilmesi lazim. Bu konuda merhum Ozal zamaninda baslayan bu hukume zamaninda devam eden bir iyi niyetli gayret var. Yukarda da soyledigim bircok adimlar atildi. Durum 70lerdekinden cok farkli. "Kart, kurt, dag Turku" vb diyen Turk irkcisi da kalmadi artik.

Mesru demokratik zeminde mucadelede fazla elinde malzeme kalmayan, ortaya koyacak mesru arguman bulamayan DTP 'nin de ayni durumdan muzdarip CHP'nin izinden girmesi esyuanin tabiatidir. Baasortusu Anayasa degisikligi konusunda CHP'ye epey goz kirpti ama CHP DTP ile beraber hareket eder gozukmeyi "imajina" zararli buldugu icin birkacv DTP'li degisiklik lehinde oy verdi. Bunlar ayni kumastan mamuldur sayin seyirciler.

Gecmiste Inonu'den itibaren CHP hukumetlerinin de kutsal devletci zihniyetrin de "kurt sorununun" ve meyvesi terorun dogmasindaki rolunu Mustafa Bey guzel tarif etti kitabinda ve burada.

Bakin, bir olayin olus sebebini aciklarsiniz sebep-sonc iliskisi icerisinde. Bir de justification (hakli cikracak neden) sunrsiniz. PKk icin hicbir dogrucu icin teror justification'i yoktur. Filistinli ile uzaktan yakindan alakasi yoktur; IRA veya ETA teroru ile birazcik benzerlik kurulabilir.

Eger bir ulkede bazi demokratik haklardan mahrum olmak ve devlet tarafindan kimliklerine, kulturlerine saygisizlik teror sebebi olsa idi bu Kurtlerden cok once bu ulkenin milyonlarca Muslumanindan beklenmeli idi.

Allah'a sukur ki irkcilarin, fasist CHP'nin , laikci catisma ranticilarinin, bununla gecinen devlet burokrasisinin, Egenekoncularin ve Kurt irkcisi baronlarin, tum gayretlerine ragmen bir millet uyaniyor ve bunlatrin hepsini tarihin cop sepetine atacak bir sessiz evrim oluyor. Kandil'e atilan mermiler bunun aslinda kucuk bir parcasi; gercek evrim zihinerde oluyor. Her iki tarafin tatukoculari ancak bun geciktirebilirler engelleyemezler. Bir toplum uyaniyor. Mesruiyet, demokrtik dusunce, ozgurlukculuk gibi sorunlarda ilerlem kaydedildikce ortada neb Kurt meselesi kalacak ne de pigme meselesi. ahlaki dorgular politik dogrulardir.

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: February 27, 2008 6:35 PM

Mustafa Bey
Görüşlerinizin çoğuna katılsam da Kürt (ve Türk)milliyetçilerinin İslam'a karşı çıkmaları kadar doğal bir şey görmüyorum.Çünkü Müslümanların temsilcisi Osmanlı,yıllarca Kürtleri Ekrad-ı bi akl u din (Akılsız ve dinsiz Kürtler) diye aşağıladı.Tıpkı Türkleri Etrak-ı bi idrak,Etrak-i na-pak diye ve Türkçe'yi "kaba Türkçe" diye aşağıladığı gibi.Ancak onların ırkçı söylemlerine en az sizin kadar ben de karşıyım.

Yazan: örsan Tarih: February 27, 2008 9:21 PM

eğitim şart,muhafazakar kürt tabanın uyanması gerekiyor.bu uyanış kısmi olarak gerçekleşti ve dpt'liler bunun cok guzel farkında.

devletin kucaklayıcı yaklaşımı işe yaradı gibi.dtp'liler kendi kafalarını kullanmaya başladılar,ancak artık çok geç.

yerel seçimler hedef alınıyor,akp'nin doğudaki başarısı direk olarak türkiye'nin başarı hanesine yazılacak.dtp ve pkk'nın erime süreci hızlanacak.

laikçi yobazlar tüm ülkenin bir sorunu.bunlarda aşılır,ancak gereksiz yere sinirler geriliyor,başka bir şey değil.

Yazan: Bigalıoğlu Tarih: February 28, 2008 12:02 AM

Yazınızın başında, PKK ile cumhuriyetçiler arasında, iki gurubun da "laik" ideolojie sahip olması (veya sizin deyiminizle "laikçi") bağının bulunduğunu söylemişsiniz.

Bu bağın aynısını, El-Kaide ile AKP arasında da kurabilirsiniz. Bu mantığa göre, "bakın ikisi de dinci!!" diye ikisi arasında bir bağ da kurabilirsiniz.

Her neyse, sayın akyol PKK ve "laikçi" cumhuriyetçiler'in ortak yönünü de keşfetmiş!! Meğer buluştukları nokta, islamiyet düşmanlığı, bunun nedeni de:

"İslamiyet’in etnik kimlikleri ikinci plana atan ortak bir “Müslüman kimliği” sağlaması"

imiş.

Bu fikri de, Cumhuriyet gazetesinden emekli bir subaydan yapılan alıntıyla destekliyor.
(hem cumhuriyet gazetesinde yazıyor, hem de emekli subay! işte ordunun mantığı, işte cumhuriyetçilerin ideolojisi alın görün!!)

Halbuki ideolojik olarak belli bir fikri ispat etme çabasında olan Sn. Akyol, tam anlamıyla "sapla samanı" karıştırıyor, zihin bulandırıyor.

Sn akyol burada ırkçı, aşırı milliyetçiler ile cumhuriyeti savunanları aynı safta göstermeye çalışıyor. Bunu da, sadece tek bir kaynağa dayandırıp, temelsiz bir şekilde kendince ispatlamış oluyor. En son olarak da yarattığı bu samandan bir çöp adamı, yerden yere vuruyor.

Yani Sn. Akyol, belden aşağı oynuyor.

Ama kendisinin hakkını vermeliyim, henüz bir yazımı yayınlamamazlık etmedi. Teşekkürler.

Yazan: sawyer Tarih: February 28, 2008 8:21 AM

Sn. Akyol'un söylemlerine ve düşüncelerine katılmakla birlikte; Ece Temelkuran'ın (kendisi büyük ihtimalle CHP'li) Güney doğu gezisiyle ilgili yazı dizisini hatırladım. Temelkuran Doğu'daki DTP'nin boşluğunu AKP'nin veya PKK'nın boşluğunu İslami Cemaatlerin doldurmasından rahatsız! Bunu zaman yazarı Mümtazer Türköne de o günlerde yazdı. İşte ben de diyorum ki cumhuriyet mitinglerinde halkı Türk bayrağı altında coşturanlar, bi tarafta da Mazlum Doğan'ın posteri altında PKK sempatizanlarını coşturuyor. Bunları temel kaygısı 'din' olgusu olduğu için herhangi bir ideolojik fark gözetmeksizin herkesle ittifaka geçerler?!

Yazan: MUHAMMED ZAHİD Tarih: February 29, 2008 4:11 PM

Guzel bir noktaya isaret ertmis Sn. Muhammed Zahir. Bu Ece Hanim ayni zamanda "haydi kizlar gayrimesru cocuk yapmaya" ve "Lubnan, Filistin'de olenler Islam bayragi tasidigi icin gozyasi dokemiyorum" mealindeki cikislari ile meshur. Onemli bir ornek aslinda ahlaksizlarin neden sonucta "tabii muttefikler" olduklari olgusuna. Bakmayion bazi laikcilerin bu gunlerde "ulusalci" takildiklarina. O bugununun konjukturel, tepkisel durusu. Ulusla mulusla fazla alakalari yok. Kendilerinin otesinde idealleri olcak kalibrede degiller. Bunlarin en buyk temsilcisi Cumhuriyet gazetesi veya CHP'nin gecmisini incelerseniz gorursunuz. CHP ve Cumhuriyet 1930'larda fasist idi. Yunus Nadi Hitler hayrani idi. Nazim'i da diger sosyalisler de hapseonlar attirdi. 1950'lerde Nazim'in rwesmini "yuzune tukuresin" diye koydular gazetelerine bu gun Cumhuriyet mitinglerinde Nazim'in ve hapishanelerinde olen Sabahattin Ali'nin sozlerinden sarkilar soyleyen yuzsuz cuhelalar. Gene soyleyeyim, dun Kurtleri ayklanmayatesvik eden deonlardi cunku "halki, solcum, devrinmci" falan takiliyorlardi gunun modasi icabi. U niversite yillarimizda zorla herkesi marslara gotururler "devrimci bilinclenmeden" gecirenler bu gun rektor, prof olrak zorla laikc bilinclebnme icin ayni metodlari kullaniyorlar. Ama tek degismeyen, otoriteryen, totaliteryen menfaatci, parazit oluslari. Ulkede tas ustune koyduklari tas yoktur. Son bes yilda daha once bosalttiklari hazine tekra doluyor'; ve agizlari sulaniyor; zengin babanin mirasyedi, simarik, ayyas oglu gibi. Milletin kesesinden gecindikleri universite ciftliklerinde milletin paras ile durmadan Ankara'ya ucup darbe cigirtkanligi yapiyor, millete goz dagi veriyorlar edepsiz, ahlaksizlar. Baslatmayin beni. Bunlarin dununu de iyi bilirim. DTp 'lilerin Islam'i en buyi tehlike addetmeleri bosuna degil. Haksiz degiller. Yuzyillardir bu kavimleri beraber tutan cimento idi Islam. Bunu 70'lerde bolgedeki gozlemlerinmden biluiyorum. Bu gun de tekrar birlestirecek cimentro aynidir. Korkulari bundan. CHp'den de MHP'den de degil. Kim korkar CHP'den allaskina guldurmeyin.CHP-MHp zihniyetione borclular varliklarini.

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: February 29, 2008 7:25 PM

Ali Bayramoglu da "laikci uluslcilik" ve "ulusalci laikcilik" muvzuunda soyle demis:
------------------------
Rektör hastalığı…

Nasıl anlatmalı? Asli belirtiden, nevi şahsına münhasır laiklik anlayışından başlayalım... Bu anlayışta laiklik sadece laikliğe ilişkin ilke ve sorunlardan ibaret değildir. Laiklik, bir ilkeden çok bir tutum olarak karşımıza çıkar ve simgesel bir manivela görevi yapar.

Laik tutum, “ideal toplumsal düzeni”ni hem “koruma altına alma”ya ve hem “yeniden kurma”ya yönelik siyasî eylemleri ifade eder.

Söz konusu koruma ve yeniden kurma faaliyeti ise, “toplumsal, siyasal, ekonomik yeni her girdinin ideal düzende, özellikle laik dokuda gedik açabilecek unsur” olarak ele alınması esasına dayanır.

Doğal olarak siyasî eylem de bu girdilere ve değişim dalgalarına karşı sistemli bir şüphecilikle ve sürekli seferberlik haliyle karşımıza çıkar, YÖK'ün elden geçirilmesine, tesettür yasağının kaldırılmasına yönelik rektör tepkilerinde olduğu gibi…

Devami:

http://www.yenisafak.com.tr/yazarlar/?t=01.03.2008&y=AliBayramoglu

Yazan: Elciye Zeval Olmaz Tarih: March 1, 2008 5:05 AM

Birden aklıma ne geldi.

Bir kaç yıl önce Çağdaş(!) Eğitim Vakfı'nın üniversite öğrencilerine vereceği burslarda(Devletin fakir öğrenciler için İstanbul Valiliği Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı'na tahsis ettiği burslar) kullandığı öğrenci seçme kriterleri ile ilgili bir haber Zaman Gazetesi tarafından deşifre edilmişiti.

http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=4053&keyfield=62757273

ÇEV'nın kriterleri gerçekten de çok çağdaş(!) kriterlermiş:

"C. H.; Alevi hemen verilmeli. M. Ş.; Kürt ve akıllı çocuk, olumlu. A. O.; tarikatlara inanıyor, olumsuz. S. Ç.; ihtiyacı var; ancak bana gerici göründü. A. A.; resmen takiyye yapıyor. Ç. A.; Fethullah Hoca hayranı, ret."

Zaman Gazetesi'nden Bülent Korucu'nun yazısı:

http://212.175.40.131/yazar.do?yazino=12182

Ha özel ekleme gerekecek. Fethullah Hoca hayranı olana verilmesi gerekirken Kürt olana, Alevi olana veriliyor demek *****isteMİyorum*****. Konuyu çarpıtanlar çıkabilecektir. Bu kriterlerle burs verilecek öğrencileri belirleyenlerin Mustafa Bey'in yazısında anlatmaya çalıştığı zihniyetin tezahürü olduğunu ve bunun çarpıklığını ortaya koymak *****istiyorum*****.

Not:Bu açıklamalar özellikle gerekiyor ülkemizde, yoksa bir çarpıtmaya kurban gidebiliyorsunuz.

...

Ek olarak şu haberi de okuyuverin arkadaşlar; bu da koca koca rektörlerin ve Sabih Kanadoğlu'nun türban incileri ile alakalı:

http://www.haber10.com/haber/114356

Demek türban takan öğrenciler "bu bez parçası tesadüfen sarılmış kafama" deseler, sorun çözülecekmiş. Bunca yıl akıl edemedik. Tüh bize. Tabi siyasi çıkarımız vardı da ondan(!)

Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: March 1, 2008 11:33 PM

Kabul edin Saygideger Pasalar! Siz dahi Muslumansiniz!

"Turker zor ile Muslumanlastrildi; ne guzel Samandik" diyen Hulagu cocugu Dogu Sialhcioglu ve her firsatta Islam'a kin kusanlar dahil butun Pasalar, laikciler ateistler, kabul edin siz de Muslumansiniz!

Nerden mi biliyorum. Surdan:

Turk Ordusu Irak'a girdi coluk cocuk katili, hicbir mesru davasi olmaya bir capulcu terorist surusunu etkisizlestirmek icin. 1 hafta kaldi, bir tane sivilin burunun kanatmadan cikti.

Isarail 60 senedir Filistin'de soykirim yapiyor. Soykirima tabi tuttuklarin da Mustafa Bey'in Nazi Almanyasi terminilojisinden naklettigi terim ile "untermensch" (insan alti) veya daha populer terim ile "terorist" diyor. Gazze icin planlama yaparken Israilli stratejisler Auschwitz planin inceliyorlardi model olrak,. Dun ise Israil Sadirma Bakan Yardimcisi resmen acikladi plani: Holokost. Bizim icin kelime yeni degil. Konu ile ilgili bkz,:
http://bekirlyildirim.wordpress.com/2008/03/02/resmen-soykirim/

Peki biz gerek toplum olarak gerek ordu olarak, Kurtlere karsi benzeri refleks gostermiyoruz. Bu Tuk kanindan mi geliyor yoksa Islam ahlaki ile ahlaklanmis bir toplum olusumuzdan mi? Ben ikincisi diyorum. Cunku Islam oncesi Turkluk bircok asil davranis ornekleri sergiledikleri gibi Hulagu'nun Cengiz'in, Atilla'nin ordularinin parcasi olarak bircok fazla "medeni" olmayan tarihi olaylarda rol aldilar. Kudus'u geri aldiktan sonra sivillere dokunmayan Selahaddin-i Eyyubi'nin ordusunda da hem Turkler hem Kurtler hem Araplar vardi.

Bu kavimler Engizisyondan kacanlara kucak acan Osmanli'yi da olusturan temel kavimler idiler.

Ben zaten irktan gelen bir ustunluk veya asagilik sirayeti teorisini kategorik olrak reddederim. Araplar gibi Turker de Islam ile sereflendiler.

Dogu Silahcioglu veya Abdullah Cevdet gibi soyunu sopunu bilmeyen "bastards of the history" (Salman Rustu'den arakladim ifadeyi- o kendisi icin kullanir) kabul etsin veya etmesin. En laikci pasalar dahi dusmana bir Yahudi gibi davranmiyor ise hala ar, haya, merhamet gibi hasletleri kisiliginde barindirabiliyorsa, pasalar size kotu haberim var:

Farkinda degilsiniz ama siz de Muslumansiniz!

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: March 2, 2008 9:07 PM

SINIR ÖTESİ KARA OPERASYONUN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ!..
“Irak’ın Kuzeyinin PKK’nın Üssü Olmasına İzin Verilmeyecek!..”

Irak’ın kuzeyindeki PKK kamplarına yönelik Aralık 2007’de başlatılan hava operasyonlarının ardından 21 Şubat 2008 günü başlayan ve 29 Şubat 2008’te sona eren kara harekatının yankıları sürüyor.

Sınırlı bir güçle düzenlenen bu operasyonun temel hedefi, PKK'nın "tarumar edilmesi" değil, PKK'nın bundan sonraki bütün saldırılarının karşılık bulacağı, Türkiye'nin eli-kolu bağlı oturmayacağı ve örgütün Irak'ın kuzeyinde hayat alanı bulamayacağı mesajının verilmesiydi.

Kara harekatının bu temel hedefini biraz açmak gerekirse; PKK vurulacaktı. Sivil halk zarar görmeyecekti. Kürt yönetimi hedef değildi. Zamanı ve mekanı sınırlı bir kara operasyonuyla değişik adreslere bazı mesajlar postalanmış olacaktı.

Peki, neydi bu mesajlar?

İlk mesaj PKK’ya yönelikti: Artık şunu iyi bil. Irak’ın kuzeyinde istediğin gibi at oynatamazsın. Konjonktür buna uygun değil. Ayrıca şiddet ve terör çıkmaz sokaktır. Bir an önce silah bırakıp, dağdan inmeye bak.

İkinci mesaj, içte ve dışta PKK’yı destekleyen çevrelere yönelikti: Şiddet ve silahı temel alan siyaset anlayışıyla bir yere gidilemez. PKK’ya baskı yapın, daha fazla kan akmasın.

Üçüncü mesaj, Bağdat ve Irak’lı Kürtlere yönelikti: Türkiye’nin dostluğunu önemsiyorsanız, PKK’nın Irak’ın kuzeyini üs olarak kullanmasına kesinlikle izin vermeyin. Yoksa, yalnız bizim için değil, sizin için de hayat zorlaşır.

Dördüncü mesaj, ABD ile AB’ye yönelikti: PKK’yı şiddet ve silahtan vazgeçirmek için ağırlığınızı bundan böyle ciddi olarak kullanın.

Bugün için kamuoyunda sorulması gereken asıl soru şudur: Bu mesajlar yerini buldu mu?

PKK’ya yönelik gerçekleştirilen sınır ötesi kara harekatının askeri, siyasi ve diplomatik bir başarı teşkil ettiği rahatlıkla söylenebilir.

Askeri planda çok sayıda mağara, barınak ve sığınak, hafif silah mevzileri, uçaksavar mevzileri ve ulaştırma tesisleri tahrip edilmiş, 240 terörist öldürülmüştür.
Bu sonuçlar yanılmıyorsam 1990’lı yıllarda çok daha fazla kuvvetle girişilen kapsamlı operasyonlarda elde edilen sonuçlardan bile daha iyidir. Bu seferki harekatın planı da çok isabetliydi. Nispeten sınırlı bir alanda yalnızca piyadeler ve özel kuvvetlerle, terör örgütüne ağır kayıplar verdirilmiştir.

Operasyon siyasi ve diplomatik bakımdan da bir başarıdır. Geçen 5 Kasım’da Başbakan Erdoğan’ın Washington’daki temaslarında varılan anlaşma çerçevesinde ABD’nin istihbarat, gözetim ve keşif desteğinden yararlanılmış, sadece ABD değil, AB kurumları ve üyeleri de Türkiye’nin kendisini teröre karşı savunma hakkını teslim etmişlerdir.

Harekat, aynı zamanda, gerek Irak hükümetine, gerek Kuzey Irak bölgesinin Kürt liderlerine, PKK’nın topraklarında serbestçe hareket etmesine bundan sonra göz yumarlarsa ağır bir bedel ödemek mecburiyetinde kalacaklarını göstermiştir.

Türkiye başından beri operasyonun yalnızca PKK’ya yönelik olduğunu ve kuvvetlerinin görevi yerine getirdikten sonra Irak topraklarında kalmayacağı teminatını Irak hükümetine vermişti. Harekatın kapsamı, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin uzun süre sınır ötesinde kalmasını zaten pek gerektirmiyor.

Operasyon gereksiz yere uzasaydı, o zaman hem Türkiye’nin mesajları yerli yerini bulmaz, hem başlangıçta gayet iyi hazırlanmış olan diplomatik ve siyasal zemin birçok bakımdan terse dönmeye başlar, hem de Türkiye’yi rahatsız edecek bazı riskler su yüzüne çıkardı. Türkiye, ABD ve AB ile karşı karşıya gelirdi. Bağdat ve Iraklı Kürtler ile çatışma potansiyeli büyürdü.

Bu operasyon, 2003-2007 yılları arasında Türkiye'nin karşı taarruzuna karşı bir tür stratejik muafiyet kazanmış olan PKK'nın bu stratejik muafiyetinin bittiğinin işareti olarak çok önemlidir. Türkiye'nin Irak'ın kuzeyinin dışında kalması şeklinde 2003'te ortaya çıkan senaryo yok oldu.

Sonuçta bu operasyon, Türkiye'nin 5 yıl sonra Kuzey Irak'a yeniden dönüşünün başlangıcı olarak çok büyük ve tarihi bir başarı. Bu operasyon bir ilktir, bir son değildir. Arkasından buna benzer operasyonlar gelebilir. Kuzey Irak bundan sonra Türkiye'nin PKK'ya karşı terörle mücadele faaliyetlerini yürüttüğü bir saha haline dönüşmüştür.

Nail Amudi
nailamudi@yahoo.com

Yazan: nail amudi Tarih: March 5, 2008 10:51 AM

herkesin istifade etmesi gereken çok değerli bir yazı tebrikler...

Yazan: muratS Tarih: April 4, 2008 1:20 AM

Mustafa bey maşallah güzel yazıyor ama aceba yazdıklarını kendiside okuyormu. Eminim yazılarını okusaydı oda görürdüki bu yayılılarda bir taraflılık var. Ama gördüğüm kadarıyla kendisi umutsuz vaka yapacak birşey yok. Aama şunuda söylemeden edemeyeceğim lütfen sadece görmek istediklerini görme.

Yazan: kürt Tarih: April 26, 2008 6:22 PM

Sayın Akyol ;
Güzel bir tespitte bulunmuşsunuz özellikle Altan Tan'ın “DTP'nin tabanı AKP gibi, kadroları CHP gibi” açıklaması takdire şayandır. DTP’li Hasip Kaplan ‘”Biz başörtüsü konusunda TSK ile aynı düşünüyoruz” demesi tavanın neler düşündüğünü ortaya koyuyor. DTP sosyalizmin ışığında değil de ılımlı İslam dediğimiz bir düşünceyi savunsaydı oylarını AKP ‘ye kaptırmazdı. Sizin yazılarınızı takip ediyorum güzel, hoş yazıyorsunuz ama gelende AK kokuyor kim bilir beklide soy isminizden ilham alıyorsunuzdur :)

Yazan: iz-mail Tarih: May 28, 2008 3:33 AM

Yorum Ekleyin...





(you may use HTML tags for style)