« Üniversitede Ateist Dikta Çağrısı | Ana Sayfa | Ateistlerin İnancı »

February 6, 2008

Bilimperestlerin Yanılgıları

[6 Şubat 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]

Koyu “laikçi” Prof. Dr. Celal Şengör’ün “dindarlar üniversitelere alınmasın” önerisi, gündeme geldiğinden beri eleştiriliyor. Jeoloji profesörünün “din, bilime dayandırılamaz” kuralından, “dindarlar bilim yapamaz” gibi vahim bir sonuç çıkarmasının yanlışlığı, zaten ayan beyan ortada.

Ama aslında bundan da ileri gitmek ve Sayın Şengör ve onun gibi düşünen “bilimperestlerin” dünya görüşünü biraz kurcalamakta yarar var.

Prof. Şengör, “Din, belirli dogmalar çevresinde kurulmuştur… bilim ise sürekli olarak gerçeği arayan bir düşünce sistemidir” diyor. Yani bilimin salt “somut gerçekliğe” dinin ise sırf “inanca” dayandığını ileri sürüyor.

Oysa bakın dünyanın önde gelen astrofizikçilerinden biri olan Arizona Eyalet Üniversitesi öğretim üyesi Paul Davies, 24 Kasım 2007 tarihli New York Times’daki makalesinde bu konuda ne demiş:

“Bize sürekli bilimin dünya hakkındaki en güvenilir bilgi kaynağı olduğu, çünkü test edilebilir hipotezlere dayandığı, dinin ise inanç üzerine kurulduğu söylenir… Bu ayrımdaki sorun şudur ki, bilimin de kendi inanç-bazlı iman temeli vardır. Tüm bilim, doğanın rasyonel ve anlaşılabilir bir düzene sahip olduğu varsayımı üzerinden işler. Eğer evrenin anlamsız karmaşalar ve keşmekeşlerle dolu olduğunu düşünseydiniz, bilim adamı olamazdınız.”

Prof. Davies, bundan şu sonuca varmış:

“Dolayısıyla hem dinin hem de bilimin temelinde inanç vardır: Her ikisi de evrenin dışında bir şeyin varlığını kabul eder: Ya açıklanamayan bir Tanrı’yı, ya da açıklanamayan doğa kanunlarını.”

Bu gerçek, bir “bilimci” ile bir “dinci” arasında aslında bir “inanç dozajı farkı” olmadığını gösteriyor. Elbette eğer “dinci”nin inandığı dinin öğretileri fiziksel veya sosyal gerçekliği görmesini engelleyecek katılıktaysa, ortaya ciddi bir dogmatizm sorunu çıkar. “Dünya dönmüyor” diye fetva veren Ortaçağ Katolik Kilisesi veya Suudi “alim” İbn Baaz örneğinde olduğu gibi…

Ama bir “bilimci” de alabildiğine dogmatik olabilir. Sovyet tarımını “diyalektik materyalizm”e göre çarpıtıp mahveden Trofim Lysenko veya Prof. Şengör’ün “Erke”cilik oynayan ideolojidaşları gibi…

Bu, Türkiye’deki “bilimperest”lerin göremediği gerçeklerden biri. Bir diğeri de, bilimin bize öğretebileceklerinin sınırı ile ilgili.

Prof. Şengör bilimi sınırsız görüyor. Hatta “bilim dışında insanlığın hiçbir bilgi kaynağı yoktur” diyor.

Bu, vahim bir yanılgıdır. Başka her şeyden önce bilimin kendi disipliniyle çelişir. Çünkü bilimin yöntemleri deney ve gözlemden ibarettir. “Bilim dışında insanlığın hiçbir bilgi kaynağı yoktur” önermesini ise ne deney ne de gözlem yoluyla test edemezsiniz. Bu, felsefi bir iddiadır. Nitekim zaten Prof. Şengör de dayanak olarak bir felsefeci olan Bertrand Russell’a başvurmuş.

Gerçekte insanlığın bilimden başka daha pek çok “bilgi kaynağı” vardır. Örneğin ben “insanlara adaletli ve merhametli davranmak gerekir” önermesinin doğru olduğunu biliyorum. Beni buna ikna eden hiç bir fizik kanunu, kimya formülü veya biyoloji teorisi yok. Hatta “bilimperestler”in pek sevdiği bazı biyoloji teorilerinin sosyal uyarlamalarına, örneğin Sosyal Darwinizm’e bakarsak, adalet ve merhametin çok aptalca şeyler olduğu sonucu çıkabilir. Ama “vicdan” (sezgi), “gelenek” ve Prof. Şengör’ün hiç hazzetmediği anlaşılan “vahiy” gibi bilgi kaynakları, beni söz konusu değerlere inandırıyor.

Aslında dünya tüm bunları göreli ve kaba pozitivizmi aşalı çok zaman oldu. Sorun, bizim bilimperestlerin fanus içinde yaşamasında.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: February 6, 2008 9:57 AM

Okur Yorumları

(NOT: Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Mustafa Akyol tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, standart yorum kurallarını dikkate almanız önemle rica olunur.)

Mustafa Bey,

Şengör ve benzerlerinin savunduğu ideolojinin halk nezdinde itibar görmemesi, 22 Temmuz seçimlerinde tekme tokat falan yemesi natural selection'la açıklanabilir mi? Pozitivizm ve Kemalizm sosyal evrim sürecinin işe yaramaz organları gibi eleniyor sanki. :)

Ayrıca bkz: III. Dalga

Yazan: fizikci Tarih: February 6, 2008 11:06 AM

bilim demişken, çok da alakalı olmasa da, dün akşam can dündar'ın 'neden' isimli programında konuya siyaset bilimi açısından yaklaşan ülkü deniz arıboğan laikçilere şöyle seslendi;^^22 temmuz seçimi öncesinde atatürkçülüğü, kemalistliği savundunuz ak parti karşıtlığı olarak ve seçimlerden atatürk'ün yenilgisi gibi bir sonuç ortaya çıktı.şimdi başörtüsü/türbana karşı laiklikle savunma yapıyorsunuz, korkarım yeni bir seçim sürecinde çıkan sonuç da laiklik yenilgisi olacak. ben laikliğe çok önemsiyorum, lütfen olayı laiklik-türban ikilemi olarak sürdürmeyin... ^^

demek ki, siyaset bilimciler jeolog, kimyager, doktorlardan daha mantıklı gerekçeler sunabiliyor. sayısalcılar daha yasakçı. kemal alemdaroğlu, mesut parlak, fatih hilmioğlu,türkan saylan'ın doktor, ural akbulut'un kimyacı olması bunu gösteriyor. doktorlardan rektör olmaması gerekiyor zannımca. cerrah mantığıyla bakıyorlar üniversiteye, hücrelerle uğraşa uğraşa onların bütünü olan insanları unutuyorlar. hastalıklarla uğraşırken hasta ruhlu oluyorlar.. ehbe

Yazan: ehbe Tarih: February 6, 2008 12:57 PM

Bilimin ne olduğunu bilmesek Arizona'da üniversitenin tekindeki profesörün tekinin ettiği bu laflara kanacağız. Zaten bu adam kimdir, ve sizin görüşlerinize paralel birkaç kelam etmekten başka ne gibi marifetleri vardır, onu da bilmiyoruz.

Bilimin temelinde şüphe vardır. Hiçbir şeyin kesin doğru olmadığı kabul edilir, ve bilinen doğrular sürekli sınanır. Bunun her dinin kendine özgü peşinen kabul ettiği düzenle alakası yoktur. Bilimin doğru kabul ettiği doğa kanunları ancak matematiksel olarak ispat edildikten sonra ve aksi ispat edilene kadar doğru kabul edilir. Ortada hiçbir şekilde peşin hüküm yoktur. Bir görüş ancak bu kadar çarpıtılabilirdi. Pes doğrusu.

Yazan: Anonymous Tarih: February 6, 2008 1:01 PM

Sengor Einstein'i babasinin universitesine alir mi idi?

Sengor'leri iyi tanirim; muzdarip oldugu hastaligi teshis edecek birikimim de vardir ama Sengor ile psikatristi arsina girmek degil niyetim. Ona sifalar diliyorum.

Mustafa Bey asinlda bilimci ile muminin baslangic noktalarinin ayni oldugu, aradaki farkin iman edilen sey farki oldugu tespiti cok yerinde.

Sahin Alpay da gene ayni zat ile ilgili yazisinda isare etmis fakirin de burada defalarca tekrarladigi "blilim deger uretmez; o bir aractir, Tv seti veya onnuzdeki PC donnm gibi". Mustafa Bey'in belirttigi merhamet vicdan gibi mefhumalar bilim disi uretilmis yazilimlardir. TV'de porno da Kuar'an tilveti de seyredebilirsiniz.

Celal sengor bilimin arac oldugunun kendisine ait degerler uretmediginin yasayan ornegidir. Yalniz laikcler degil bircok onun bu dehset verici fasizan durusuna karsi tavir koyan kose yazarlarida kendisinin bilimsel sahada temayuz etmis oldugunu not ederler. Gene bilimsel olarak temyuz etmis kisilerden biri de asagidaki sozleri soyleyen Einstein'dir. Eger Sengor'uin vardigi sel-aggrandizmet, Mengele'ye ta cikrtacak fasizanlin noktasina bilim sayesinde varmis ise pek cok dindar bilim adami nasil vardilar oraya?

Sengor onlari da Einstein'i da sokmazdi babasinin universitesine. Einstein'in bilim din alakali birkac sozu (ikinci baski) :

_My religion consists of a humble admiration of the illimitable superior spirit who reveals himself in the slight details we are able to perceive with our frail and feeble mind.

Benim dinim, aciz ve zayif aklýmýzla kavrayabildiðimiz küçük detaylarla kendisini ifþa eden sinirsiz yüce ruha mütevazý hayranlýktan ibarettir.

We should take care not to make the intellect our God; it has, of course, powerful muscles, but no personality.

Aklý ilahlaþtýrmamaya dikkat etmeliyiz; aklýn tabiiki kuvvetli adaleleri vardýr ama þahsiyeti yoktur.

Try not to become a man of success but rather to become a man of value.

Basarinin deðil deðerlerin insani olmaya gayret et.

Science without religion is lame, religion without science is blind.

Dinsiz bilim topal, bilimsiz din kördur.

Before God we are all equally wise - and equally foolish.

Allah önünde hepimiz eþit derecede bilge ve eþit derecede aptalýz.

Ethical axioms are found and tested not very differently from the axioms of science. Truth is what stands the test of experience.

Ahlaki aksiyomlar bilimsel aksiyomlardan fazla farklý olarak keþif veya test edilmez. Hakikat, zaman (tecrübe) testini gecebilendir.

Few people are capable of expressing with equanimity opinions which differ from the prejudices of their social environment. Most people are even incapable of forming such opinions.

Çok az insan kendi sosyal çevrelerinin on yargýlarýndan arýnmýþ fikirleri temkin ile ifade etmeye muktedirdir. Çoðu insanlar böyle düþünmeye dahi muktedir deðildir.

If I had only known, I would have been a locksmith.
Bilseydim çilingir olurdum.

If you are out to describe the truth, leave elegance to the tailor.
Hakikati tasvir etmek istiyorsan zarafet isini terziye býrak.

Imagination is more important than knowledge…
Tahayyül bilgiden daha önemlidir.

The important thing is not to stop questioning. Curiosity has its own reason for existing. One cannot help but be in awe when he contemplates the mysteries of eternity, of life, of the marvelous structure of reality. It is enough if one tries merely to comprehend a little of this mystery every day. Never lose a holy curiosity.
Önemli olan sorgulamayý býrakmamaktýr. Merak kendisinin varlýk sebebidir. Ýnsan ebediyeti, hayati, gerçeðin hayretengiz yapýsýný düþündüðünde huþudan alýkoyamaz kendisini. Her gün bu esrarýn küçücük bir parçasýný kavramaya çalýþmak yetmez. Asla kutsal tecessüsü kaybetme.

The most incomprehensible thing about the world is that it is at all comprehensible.
Dünyada anlaþýlmasý en güç olan, onun (dünyanýn) anlaþýlabilir olmasýdýr.


"The intuitive mind is a sacred gift and the rational mind is a faithful servant. We have created a society that honors the servant and has forgotten the gift."
Sezgisel zihin kutsal deha ve rasyonel zihin sadik hizmetcidir. Biz dehayi unutup hizmetciyi yucelten bir toplum olduk (yarattik).

Albert Einstein (1879-1955)
-----------------------------------

"What Life Means to Einstein: An Interview by George Sylvester Viereck," for the October 26, 1929 issue of The Saturday Evening Post.
"We should take care not to make the intellect our god; it has, of course, powerful muscles, but no personality."

"The important thing is not to stop questioning. Curiosity has its own reason for existing. One cannot help but be in awe when he contemplates the mysteries of eternity, of life, of the marvelous structure of reality. It is enough if one tries merely to comprehend a little of this mystery every day. Never lose a holy curiosity."
"Reading, after a certain age, diverts the mind too much from its creative pursuits. Any man who read too much and uses his own brain too little falls into lazy habits of thinking."
“Belirli bir yastan sonra okumak zihni yaratici tesebbuslerden alikoyar. Cok okuyup, beynini az kullanan insan dusune temebelligine suruklenir.” (bu benim gibi cok okmumayan insanla icin siginak oldug icin buraya koydum; her ne kadar okumananin degerini reddetmesem de nakli bilginin fazla yuceltildigi kanaatindeyim).
"Intelligence makes clear to us the interrelationship of means and ends. But mere thinking cannot give us a sense of the ultimate and fundamental ends. To make clear these fundamental ends and valuations and to set them fast in the emotional life of the individual, seems to me precisely the most important function which religion has to form in the social life of man."

Akil amaclar-araclar iliskisini aciklar bize. Fakat, dusunme basli basina bizi nihai ve temel amaclara ulastiramaz. Bence dinin insanin sosyal yasaminda oynayacagi en onemli rol, bu temel amaclar ve olcutleri aciklamak ve bunlari bireyin duygusal (veya manevi) yasamina yerlestirmektir .

Atheists Irk Einstein
In view of such harmony in the cosmos which I, with my limited human understanding, am able to recognize, there are yet people who say there is no God. But what really makes me angry is that they quote me for the support of such views.
-Prince Hubertus zu Löwenstein, Towards the Further Shore (Victor Gollancz, London, 1968), p. 156; quoted in Jammer, p. 97-

=====================================

Once in answer to the question "Do you believe in the God of Spinoza?" Einstein replied as follows:
"I can't answer with a simple yes or no. I'm not an atheist and I don't think I can call myself a pantheist. We are in the position of a little child entering a huge library filled with books in many different languages. The child knows someone must have written those books. It does not know how. The child dimly suspects a mysterious order in the arrangement of the books but doesn't know what it is. That, it seems to me, is the attitude of even the most intelligent human being toward God. We see a universe marvellously arranged and obeying certain laws, but only dimly understand these laws. Our limited minds cannot grasp the mysterious force that moves the constellations. I am fascinated by Spinoza's pantheism, but admire even more his contributions to modern thought because he is the first philosopher to deal with the soul and the body as one, not two separate things." (Brian, op. cit. p. 186.)
=======================================

Yazan: Bekir L. yildirim Tarih: February 6, 2008 1:09 PM

Anonymous,

Sen ki okudugun basit cumleeri anlamaktan acizsin. Bilimin ne oldugunu nerden bileceksin? Ozdemir Ibce'den m ogrendin bilimin ne oldugunu? Once Sengor'un sozlerini oku, sonra Yaziyi bir defa daha oku (gerkiyorsa bes defa). Nerde "bilim adaminin supheciligi"? Inanani, inandigini zannettigini universiteye sokmamasindan mi ckrdin "supheci zihnini"?

Kapasiteden acizsen sus ta arif sansinlar!! Senin bilmciligin ile bilim yapanlar arsindaki iliski Alex de ASouza ile tribunden kufurlu tezahurat yapan gobekli arsindakine benziyor. Git kenarda oyna cahil!

Yazan: Bir Okur-Pir Okur Tarih: February 6, 2008 1:23 PM

Dünkü Zaman gazetesinda yer alan Şahin Alpay'ın Prof. Şengör hakkındaki sözleriyle alakalı bir iki alıntı yapmak istiyorum:

"İngilizce, Almanca ve Fransızca dillerinde yüzlerce yayını vardır, onlarca uluslararası ödülün sahibidir. Doğa bilimlerinde Türkiye'nin bir numarası; jeolojide dünyanın önde gelen bilim adamlarından biridir." Buradan Şengör'ün çok büyük bir bilim adamı olduğu açıkca anlaşılıyor.

Ne var ki bilginin kaynağını sadece bilimde görmesi yanlışlığına bakın Sn. Alpay nasıl cvp veriyor:

"Sosyal bilimler, insanlık var oldukça dinin de var olacağını gösteriyor. Bilimden ahlak çıkmaz, ahlakın kaynakları din ve felsefedir. Dolayısıyla ne din bilimin yerine ne de bilim dinin yerine konulabilir. İkisini birbirine rakip görmek, eleştirel akılcılıkla bağdaşmaz."
İşte Şengör bilimden ahlak çıkaranlardan ki "Darwinizm"e inanmayanları üni. almayalım diyebiliyor... Çok yazık...

Yazan: Mehmet Tarih: February 6, 2008 1:39 PM

Gercekten de, Sahin Alpay ne guzel soylemis:

Sosyal bilimler, insanlık var oldukça dinin de var olacağını gösteriyor. Bilimden ahlak çıkmaz, ahlakın kaynakları din ve felsefedir. Dolayısıyla ne din bilimin yerine ne de bilim dinin yerine konulabilir. İkisini birbirine rakip görmek, eleştirel akılcılıkla bağdaşmaz.
(Koyulastirma bana ait)

Oysa, Sahin Alpay'in bu guzel tespitine hak verip, Celal Sengor'un bagnazca yaklasimini hakli olarak elestirenler bir bilimsel teoriyi sirf kendi din algilarina ters dustugu icin "Darwinizm" adini verdikleri rakip bir inanc olarak niteleyip, o bilimsel teoriye yonelik her turlu baski, hedef gosterme ve saldiriyi kendilerine hak goruyorlar.

Celal Sengor yuzlerce yildir varolmus bir bagnazligi kendi bagnazligina bahane ediyor.

Mustafa Akyol da Sengor'un bagnazligini kendi bagnazligina bahane ediyor.

Boylece birbirlerininin pozisyonunu rasyonelize edip duruyorlar. Olan ise samimiyetle dogayi anlamaya, bilim yapmaya calisanlara oluyor.

Evet "inancli olmak", bilimsel dusunebilmeye engel degil. Ve inanci tekeline alip bilimsel dusunceye dis bilemenin, bilimsel dusunceyi tekeline alip inanca dis bilemekten hicbir farki ok.

Yazan: Balbazar Tarih: February 6, 2008 7:20 PM

"Tüm bilim, doğanın rasyonel ve anlaşılabilir bir düzene sahip olduğu varsayımı üzerinden işler."

artık degil.degistirelim efendim.biz degistirelim.illa önce gavurun mu yapması lazım.yok boyle bir sey.Ben varsayımları bilimden cıkardım.

bizim universitelerimiz ne kadar acizmis yahu...

Yazan: Bigalıoğlu Tarih: February 6, 2008 9:53 PM

"Oysa, Sahin Alpay'in bu guzel tespitine hak verip, Celal Sengor'un bagnazca yaklasimini hakli olarak elestirenler bir bilimsel teoriyi sirf kendi din algilarina ters dustugu icin "Darwinizm" adini verdikleri rakip bir inanc olarak niteleyip, o bilimsel teoriye yonelik her turlu baski, hedef gosterme ve saldiriyi kendilerine hak goruyorlar."

demis bir yorumcu.

Bu bir iddiadir. Muddei iddiasini ispatlayici delil sunmakla yukumludur.

Celal Sengor'un, yorumcunun da kabul ettigi bagnazliktan ote bu bagnazligini devlet eli ile universite yonetimi eli ile bir Gastopo stili baskiya donusturmesidir. Bu yasanan bir olaydir. Bu gun universitelere basortululerin, basortsunun temasil ettigi dusunulen inanistan dolayi alinmamasi bu 19. yuzyilda Avrupa'da kullanilip cope atilmis bagnazligin Gestapo-stili UYGULAMASIDIR. (uygulamasidir cunku ne hukukidir ne kanunidir bu uygulama).

Simdi Mustafa Bey' in bagnazligi veya bu yasakci zihniyete karsi cikan, veya Darwinizm'e karsi fikirler beyan edenlerin DE BUNLARA BENZER BAGNAZLIGI DEVLET ELI ILE BASKALARINA DIKTE ETTIDIGINE ORNEKLER VEREMEZ ISE BU YORUMCU DEMAGOG, YALANCININ TEKIDIR!

Burada Sengor'un sadece bilmperestligi degildir elestrilen. O bilmperestligini korkunc bir fasizanliga mesnet olrak kullanmasi. Insanlari kafalarindakinin ne oldugunu giyiminden okuyarak tahsilden, "kamusal alandan" mahrum etmek universteler kapatmak, darbe cigirtkanligi yapmak gibi. Bu Mengele ruhu ile insanlari "dinsizler yani akillilar, muminler yani geri zekalilar" diye ikiye ayiran atasi Abdullah Cevdet'i de geride birakmis Frankenstein ve Dr. Strangelove seviyesine ulasmistir Sengor.

Darwinizm'i kabul etmeyen, veya teorinin bosluklarini, sakatliklari oldugunu iddia eden herkes Darwinistleri hedef gostermis oldugu mantigi "cogunluk dayatmasi", "basortusu dayatmasi", "sandiksal demokrasi", "sayim var geciririm diyor" gibi mesruyu gasyriemesrulastiran demagajik, carpik zihnin urunu olablir ancak.

Celal Sengor'e hak verip Mustafa Bey'in bagnazligina goz yuman.." mealinde bir iddiada bulunan birisi, karsilastirilan bagnazliklari yan yana yazip , mantiki bir muhakeme sunmakla yukumludur. Darwinstleri hedef gosterme turu demagojik, muglak, mesnetsiz ifadeler kesmez.

Sengor'e bagnaz diyen yorumcu Akyol'u Sengor'e hicbir mesnet sunmadan esitleyerek "hedef gosterme" gibi "mini etekli kizi diri diri yaktilar" turu kurgu yolu ile Sengor'unkine benzer bir bagnazlik sergiliyor. Entellektuel santaj da denir buna. Fikrime karsi cikarsan "hedef gosterdi" derim ha!

Eger anti-Darwinst, Darwinizmi veya onu tartisma uzerinde tutanlarin dogmalarini "rakip inanc" olarak sunuyor ise sana da aksini savunma imkan vardir. Nitekim o "bagnaz" in bu mekaninda sitesiinde bunu gigabytlerce yaptin. Bu gun okullarda ogretilen Darwinizmidir; alternatifler degil! Alternatifleri, veya elestrilerin dahi ortaogretimde tartisilmasini yasaklayan bagnazlar sizinkiler! Hem suclu, hem guclu! Kim bu karsi bagnazligin kurbani?

Anmcak ve ancak, Akyol veya Darwinzm'i kabul etmeyen, ona elestirel yaklasanlar. Darwinizme INANDIGINI DUSUNDUKLERIMI OKULA SOKMAM, GEREKIRSE UNICERSITEYI KAPARIM, DARBE YAPARIM" diyorsa esitlik vardir zihniyette. Ki o zaman dahi bu zihniyet uygulamaya yanismiyorsa ancak zihniyet esitligi olrak kalir. Cunku mevcu uygulama Sengor'un istedigidir.

Ne acidir ki bilimsel objektivite adina arguman uretenler akla gelecek her turlu Sark kurnazligina , goz boyamaya, demagojiye bas vurmaktan geri durmazlar. Tek tartisma sekilleri budur; bilim siyaset, din hatta spor fark etmez.

Not: Mustafa Bey'in sozcusu veya avukati degilim. Burada yapilan iddia, Darwin'in teorisini turlerin olusumu, cesitlenmesi konusunda gecerli oldugun kabul etmeyen herkese karsidir. Kimse ucuzculuk yapmasin.

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: February 6, 2008 11:56 PM

Mustafa Akyol: "Bu gerçek, bir 'bilimci' ile bir 'dinci' arasında aslında bir 'inanç dozajı farkı' olmadığını gösteriyor."

Bu argüman için "yanlış" demek yeterli değil, bunu en iyi "komik" niteler. "Din" (monoteistik dinleri kastettiğinizi varsayıyorum) nereden geldi buraya? Şapkadan çıkar gibi geldi oturdu ortaya. "Dinci" yerine "deist" deseydiniz doğru olurdu. Din inanç dozajının tepeye vurduğu bir kavramdır. Diğer şeylerle karşılaştırma kabul etmez. Davies'in dediklerini doğru kabul etsek bile oradaki Tanrı inancını nasıl olup da "dinci" olmaya dönüştüğünüzü hayretle izliyorum. Deizm ile teizm arasındaki uçurumu nasıl kapattığınızı çok merak ediyorum. Teizm ile deizmin tanrı anlayışları siyah ile beyaz kadar farklıdır. Teizmdeki inanç ve iman seviyesi ile deizminki kıyaslama kabul etmez. Bunlar hangi akla hizmet bir tutulmuş anlamak mümkün değil.

Yazan: Da Vinci Tarih: February 7, 2008 12:11 AM

İtü'de bir sürü inançlı bilim insanı var..

onları da okuldan uzaklaştırmayı düşünüyorlar mı acaba?....

okulda eğitim durur ya hu..bir kaç Şengör 'le bu devran dönmez..

bilemiyorum yani..

Yazan: saruhan Tarih: February 7, 2008 12:43 AM

"Tüm bilim, doğanın rasyonel ve anlaşılabilir bir düzene sahip olduğu varsayımı üzerinden işler. Eğer evrenin anlamsız karmaşalar ve keşmekeşlerle dolu olduğunu düşünseydiniz, bilim adamı olamazdınız."

devamı daha da dusundurucu.
dunya'nın ve canlılıgın olusumunu karmasa ve kesmekesler uzerine kuran BİLİM bunları soyluyor. :)

bu ne yaman celiskidir.isine geldigi zaman rastlantı,varsayım.isine gelmedigi zaman duzen.

bu bilimde bayagı bir arızalı durum var.

Yazan: Bigalıoğlu Tarih: February 7, 2008 12:46 AM

Teşekkürler Mustafa Bey,

Evet Sn.Şengör bence Darwin döneminde yaşamış ve sanki o dönemden bir parça ileriye gidememiş bir bilim adamı maalesef.Evet önceleri yetiştirdikleri yüzlerce talebeye kendi düşüncelerini inandırabiliyorlardı.Ama kendi fikirlerinin eski gücünün yitirmiş olmasıda onlara için güç kaybı tabiki fırsattan istifade son dönemde yaşanan olaylar Sn.şengör'ün reklamının yapılmasına sebep oldu.Artık fazlasıyla medyatik.Aslında fazla değil biraz düşünseler BİR İĞNENİN USTASIZ BİR MAHALLENİN MUHTARSIZ OLAMAYACAĞI GİBİ KAİNATTA SAHİPSİZ OLAMAZ...Doğla olarak din ile bilim iç içedir.Nedense tüm dünya bunu böyle kabul ederken sadece bizim ülkemizde çağdaşlar böyle düşünmüyor.Bu yüzden bizim üniversitelerimiz dünyada hala ilk beşyüzün içine giremedi.Asıl bizim bilim adamlarımızın ve öğretim üyelerimizin buna kafa yorması lazım ama tam tersi ülke yönetmeye kalkıyorlar.Herkes kendi kulvarında yarışsa ne güzel olur.

Yazan: Gülşen Tarih: February 7, 2008 12:17 PM

Ortaçağ da rahipler, bilimi inkar ederek bağnazlaşmıştı. Günümüzde ise dini inkar ederek bağnazlaşan bilim adamları tipiyle karşı karşıyayız.

Ortaçağ'da dini kullanarak kendilerine bir üst sınıf yaratan rahiplerin yerini,
bu gün bilimi kullanarak kendilerine üst payeler biçen bilimsel(!) proflar almış durumda.

Hiç bir şekilde burunlarından kıl aldırmayan ve kendileri gibi düşünmeyenleri bilim adına aforoz eden bu cemaatin,ortaçağ daki bağnaz rahip kafasından bir farkı yok.

Bu geri kafanın üniversiteyi getirdiği nokta ise hepimizin malumu..

Yazan: TT Tarih: February 7, 2008 2:20 PM

12 Eylul askeri darbesinden sonra egitimin "millilestirilmesi" cercevesinde, evrim kurami da okullarda yanlis ogretilmeye baslandi. O gunden bu yana cocuklara yaradilis inancinin, evrim teorisine rakip birer bilimsel kuram olduklari, yani bilimsel bulgu ve modellerle dinsel inanclarin celistigi ogretiliyor.

O cocuklar da, eger dinsel agirlikli bir egitimden gecirilmislerse, "evrim teorisini savunanlarin dinsiz, din dusmani oldugu" inancina, modernist egilimli bir egitimden gecirilmislerse de "evrim teorisinin dinsel inanclarin gecersiz oldugunu kesin ve kati surette gostermis oldugu" inancina saplanip kaliyorlar. Yani cocuklara, ya Celal Sengor'e, ya Mustafa Akyol'a inanmaktan baska bir secenek birakilmiyor.

Oysa, dunyadaki butun bilimsel kurumlar, meslek odalari, universiteler sunu soyluyor: Evrim teorisi, dogadaki canlilik ve onun cesitliligine iliskin tek gecerli bilimsel teoridir ve bircok guclu delille desteklenir. Yine dunyadaki bircok dinsel orgutlenme, felsefeci, ve bilimsel orgutlenme tarafindan dile getirilen gorus su: Evrim teorisi ve yaradilis inanci birbirine karsit dusunme bicimleri degildir, olmalari da gerekmez.

Buna karsin, cunta iradesiyle gelen uygulama inatla surduruluyor, ve son donemde "evrim teorisi"nin okullarda bahsinin bile gecmesinden rahatsiz olan devlet kurumlarinca ogretmenler uzerinde baskilar arttiriliyor:

  1. Ankara'da ogretmen Zeliha Avci hakkinda "mufredatta olmamasina ragmen evrim teorisinden bahsederek 8 yasindaki cocuklarin beyninde tahribata yol actigi"iddasiyla Milli Egitim Mudurlugu tarafindan sorusturma acildi: http://webarsiv.hurriyet.com.tr/2004/07/03/484377.asp (4 yasindakilere sehadet helal, 8 yasindakilere evrim haram)
  2. Mersin'de 5 ogretmenin "ezan okundugu sirada siniflarin penceresini kapatip, derslerde evrim teorisini anlatarak, ogrencilerin dini duygusunu sarsici yonde telkinde bulundugu" iddiasiyla surgun edildigi ileri suruldu: http://www.mersinrehberi.com/MersinSOFT.miad?name=Haberler&file=article&sid=169 ("halki askerlikten sogutmak" tarzi bir suc olsa gerek, ogretmenlerin hepsi de Alevi imis bu arada)
  3. Manisa'da resim ogretmeni hakkinda derste ogrencilere evrim teorisini ve kendi atalarinin maymundan geldigini soylerek ateizmi anlattigi gerekcesiyle sorusturma baslatildi: http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=548799 (haberin basligina gore bilimsel teorinin propagandasi yapilabiliyor, ve bu bir suc)
  4. Kucukcekmece Milli Egitim Mudurlugu, emekli biyoloji ogretmenine "ileride dogabilecek sorunlara meydan verilmemesi acisindan gorev verilmemesini" rica eden bir yazi gondermis. Ogretmen'e gore sucu, ogrencilerin Darwin'le ilgili sorularina cevap vermek: http://www.evrensel.net/02/09/22/gundem.html#2
  5. Gazeteci Altemur Kilic, "maymun davasi" ile ilgili bir yazisindan dolayi Yenicag gazetesindeki isinden uzaklastirilmis: http://www.candundar.com.tr/index.php?Did=1937

Liste daha uzar. Tek tek olaylari savunabilir, ogretmenleri suclayabilirsiniz, ama ortadaki tabloyu inkar edemezsiniz: Devlet, dunyada genel kabul goren bir bilimsel teorinin okullarda bahsinin bile gecmesinden rahatsiz oluyor, ve buna engel olmak icin elinden geleni yapiyor.

Sayin Akyol da, Milli Egitim Bakanligi'nin bu antidemokratik ve evrensel standartlarin tam aksi yondeki politikasini hem lojistik olarak (kendisi ovunuyor bakanin kendisine referans vermis olmasiyla), hem de konu hakkinda kamuoyunda olusan yanlis kaninin ve onyargilarin artarak devam ettirilmesine yonelik propaganda yaparak destek veriyor.

Akademisyenler, zamaninda, MEB'in bu uygulamasina karsi demokratik bir sekilde bir araya gelerek, MEB'yi iknaya yonelik bir imza kampanyasi baslattilar. Sayin Akyol'un o donemde bu akademisyenleri baslikta "Darwinist" olarak niteleyip, "yaratilis fikrini sansurlemeye" calistiklari iddiasinda bulundugu yazisina suradan ulasabilirsiniz: http://www.mustafaakyol.org/arsiv/2006/02/700_darwinist_akademisyene_cagrive_meydan_okuma.php Bu tavir, bugun turban yasagi konusunda demokratik bir sekilde bir araya gelip yasagin kalkmasi yonunde kamuoyu olusturmaya calisan akademisyenlere yonelik "seriatci", "ikinci cumhuriyetci" sifatlandirmasi ve "laikligi ortadan kaldirmaya calistiklari" ithamina hic mi benzemiyor simdi? Celal Sengor'e de "3000 murteci akademisyen"e meydan okumak hak degil mi?

Sayin Akyol, "evrim teorisini savunanlarin baska bir dine iman ettikleri, din dusmani olduklari, dine tahammul edemedikleri" iddiasini da sik sik tekrarliyor, hatta argumanlarinin merkezinde bu iddia var. Bunlara tek tek isaret etmeme gerek yok sanirim, bir tane gayet acik olanla yetinecegim:

Yani aslında "Akıllı Tasarıma dayanamama"nın nedeni, teorinin metodolojisinde bir problem olması değil. Öyle bir problem yok. "Akıllı Tasarıma dayanamama"nın nedeni, teorinin vardığı sonucun, ilahi dinler tarafından anlatılagelen bir inanca uygun düşmesi. Dolayısıyla bu dinlere karşı duyulan nefret, Akıllı Tasarım'a yönelik nefrete dönüşüyor.
(Koyulastirma bana ait)

Bunlarin ustune, bu ulkede 1980'lerin sonundan bu yana insanlarin "din dusmani" olarak gosterildikleri icin suikaste ugradiklari, "dinsizligi aciklamaya" karsi gosterilen kitlesel tepkinin uluorta katliam boyutuna ulastigi, evrim teorisini kamuoyuna anlatmaya calisan insanlarin, ne idugu belirsiz bir tarikat tarafindan surekli turlu cesitli suclama, karalama, ve ithama tabi tutulduklari, her yaptiklari, her soylediklerini cetelesinin tutuldugu gibi gercekleri koyun. Simdi bir daha sorun kendi kendinize: Entelektuel santaji, aba altindan sopa gostermeciligi kim yapiyor?

Gercekten, bu ulkede insanlara evrim teorisinin aslinda ne oldugunu anlatmak, buna caba gostermek yurek istiyor. Agzinizi actiginiz anda, din dusmanisiniz. Evrim teorisininin saglikli bir sekilde tartisilamamasinin, anlasilamamasinin temel nedeni de, iste bu dinsizlik suclamalari.

Sayin Akyol da, ne yazik ki, bu tartisma platformunda herkese satasmayi, hakaret edinmeyi is edinmis, yazisarak tartistigi insana "ben senin yazdiklarini okumam" diyecek kadar saygisizligi ilke edinmis, durmadan "ilimlilik olmaz sert olmak lazim, bunlardan insan olmaz" diye tekrarlayarak kin ve nefretin sozculugunu yapan arkadasin zihniyetindeki, sayica hic de az olmayan insanlarin, kulaklarini biraz daha "duymak istedikleri" bilgi ve yorumla doldurarak, "otekilere" karsi kin ve nefretlerini rasyonalize etmelerine katkida bulunmus oluyor.

Dogrudur, kendisi benim yazdiklarimi burada yayinliyor, sagolsun, yayinlamayabilirdi de. Konuyla ilgili bircok yazisinin altinda konuyu entelektuel boyutta tartismaya calisan sorularim ise hala cevap bekliyor.

Yazan: Balbazar Tarih: February 7, 2008 8:26 PM

Nedense bilinen saygın insanları, yada isminin önünde ünvan olan insanların sözlerinden kendimize birşeyler yontmayı çok seviyoruz. Bazen iş rayından çıkıp Neil armstrong mucizeler gördürüyor, Kusto yu dini bütün müslüman filan yapıyor. Hep yapılır bu. Bu durumu bildiğim içinde ilk önce bu sözleri aktarılan kişilerin ne dediğini kendi kaynaklarından okurum hep. Hiçbir zamanda şaşırmam karşılaştığım şey ile.
Örneğin Sayın Mustafa bey Prof. Davies den sözler ile kendi pozisyonuna destek sağlamış. "Bak, saygın fizikçi bile bizim dediğimizi savunuyor" etkisi veriyor. Genelde de bu insanlar açıklama yapmak zorunda bırakılıyor, "hayır alakası yok, ben şunu şunu dedim" şeklinde. Sıradan kahve muhabbetlerinde yapılsa bir yere kadar, ama entellektüel kaygıları olan aydınların böyle şeylere prim vermemesi gerekirdi diye düşünüyorum. Ne gereği var şatafatlı isimleri kendi düşüncemizi daha da etkili yapmak için kullanmaya?
Bakalım prof.Davis nasıl bir açıklama yapmak zorunda kalmış:

On November 24, the New York Times published my article "Taking Science on Faith" (their title). My argument was widely misunderstood, and provoked a huge and mainly acrimonious response.
Here is the original article and here is my clarification and defense, published on the Edge website. To set the record straight, I am a fierce opponent of so-called "Intelligent Design", and I devote a whole chapter of my book Cosmic Jackpot (published under the title The Goldilocks Enigma in the UK) to denouncing it. I campaigned strongly in Australia against ID; here is an article of mine about the dangers of allowing it to be taught as "science".
-Paul Davies

Kabaca tercümesi:
Falanca zaman NYTimes da bilim ve inanç konusunda bir makalem çıktı. Çok yaygın olarak yanlış anlaşıldı-yorumlandı. Ben akıllı tasarım denen şeye çok güçlü bir şekilde karşıyım, ve bunu daha önce kozmik jackpot adlı kitabımda aktardım. Avustralyada AT ye karşı aktif olarak mücadele ettim ve bilim olarak okutulmasının zararlarını vurguladım...vs.vs

Duruşu bu şekilde olan bir adamın sözlerini, bir ülkenin neredeyse AT temsilcisi sayılacak bir yazarının yukarıdaki bağlamda kullanması... Ne demek istediğimi anlatabildim sanırım.

“Bilim dışında insanlığın hiçbir bilgi kaynağı yoktur” önermesini ise ne deney ne de gözlem yoluyla test edemezsiniz.
NE demek istediğinizi anlayamadım. "Bilgi" olarak sınıflanabilecek şeyler nereden gelmiştir? Evren kozmos dünya ... "bilgi" ve "yanlış bilgi" nerelerden gelmiştir? Felsefi değil, pratik ve somut bir iddiadır, biraz düşününce bnun doğruluğunu hemen anlarız. Ahlaki değerler, "değer" dir, faydalıdır vs. dir. Bilgi değildir. "Adam öldürmek" yanlış-bilgi değildir, değerlerimize göre kötü, işimize yaramayan, hoş olmayan birşeydir. Tamamen farklı kategorileri birbirine karıştırmışsınız. Şengörün de kendi özgün bir ifadesi değildir aktardığınız sözü. Metafizik,fizik ötesi, yada adı neyse artık, dünyada karşılığı olan, bilgi olarak sınıflanabilecek ne var bir örnek gösterebilirmisiniz? Ben göremiyorum.

Bekir bey, bir süre giremedim blog alemlerine sohbetimiz yarıda kaldı. Geri döndüm siz Einstein aktarımınızın ikinci baskısını yapmışsınız. Bende yapayım ikinci baskımı dedim ama vaktim yok. Onun için ana hatları ile birşeyler sıralamak istiyorum.
Yukarıdaki yazı bağlamında, ve sizin aktarışınızın verdiği anlam açısından;
1-Evrene müdahale eden, kişilik benlik sahibi bir tanrı tasavvurunun çocukca olduğunu açıkca ifade eden,
2-Ölümden sonra bir yaşam düşüncesinin insanlığın ürettiği naif ve çocuksu birşey olduğunu ifade eden,
3-Dinleri ve tanrıları insanların yarattığını, kendi suretinde bir tanrı yarattığını ifade eden,
4-Moral değerler için dinlerin baz alınmasının gereksiz olduğunu ifade eden,
5-Bilime herhangi bir şekilde doğa üstü çıkarımların, tanrı çıkarımların bulaştırılmasının yanlış olacağını ayrıntılı ve gerekçeli bir şekilde ifade eden,
6-Evrim teorisi gibi köşe taşı bilimsel teorilere muhalefetin yukarıda geçersizliğine inandığı bir tanrı fikrinin yol açtığını açık bir şekilde ifade eden,
Üstelik bu görüş ve ifadelerini özellikle, uzun uzun, ayrıntılı bir şekilde "din ve bilim" adlı sempozyumlarda ifade eden bir insanın sözleri, sizin yorumunuzdan çıkan anlama, ve Mustafa beyin yazısı bağlamına uygun mudur? Daha önce tartışmıştık. İsterseniz yukarıda özet olarak aktardığım kaynaklarını tek tek uzun uzun aktarayım gerekli görürseniz. Einstein ın "inanç" meselesi tamamen başka birşeydir, kendisi de bunu belirtiyor. Artık teolojik zombi olmuş "argument from design" vs. ile hiçbir şekilde ilişkilenemez. Einstein ın bu konuda özgün görüşü herhangi bir şekilde sizin bahsettiğiniz ve kullandığınız anlamda "inanç" ile ilişkili değil. Aşağıdaki sözü bunu biraz olsun açıklıyor sanırım.

“I received your letter of June 10th. I have never talked to a Jesuit priest in my life and I am astonished by the audacity to tell such lies about me. From the viewpoint of a Jesuit priest I am, of course, and have always been an atheist. Your counter-arguments seem to me very correct and could hardly be better formulated. It is always misleading to use anthropomorphical concepts in dealing with things outside the human sphere—childish analogies. We have to admire in humility the beautiful harmony of the structure of this world as far—as we can grasp it. And that is all.”
Albert Einstein, to Guy H. Raner Jr., July 2, 1945,

"And that is all"...Bu büyük evrenin bizim hizmetimize kurulmuş değil, mütevazi mütevazi hayranlığımızı elden bırakmadan anlayabildiğimiz kadar anlayalım, hepsi bu! demeye getiriyor.. o taraklarda bezim yok, benim olayım farklı diyor. Bu farkı görmezden gelip kendi teist vb. argümanlarımıza adamdan aktarmalar yapmak bence adama biraz saygısızlık.
Bildiğim için söylüyorum. Einstein artık ikonlaşmış bir kişilik. İkon Einstein, ve gerçek Einstein aynı değil. Temel görüşleri, ne düşündükleri, olaylar karşısındaki tavırları her zaman sümen altı edilir "sevimli dahi" gibi yavan bir düzeye çekilir bazıları tarafından. Birde sözleri arasından seçmece çok yapılır. Ama bu adamın 40 küsur komünist hareket ile ilişkilendiği, onursal başkanlık vb. yaptığı, Monthly Review gibi bir yayının önemli destekçilerinden olduğu, sosyalizm ve onun temel meseleleri hakkında uzun uzun yazılar yazdığı hiç bilinmez. Leopold Infeld gibi bir adam ile "Fiziğin evrimi" gibi kitaplar yazdığı pek umursanmaz. (Onur yayınları:evrene nasıl baktığını öğrenebilirsiniz ayrıntılı bir şekilde)

*Bekir bey, herhangi bir aktarımıma bir itirazınız var ise tekrar uzun uzun kaynak gösterebilirim, vakit bulduğumda 2.ci baskı yapabilirim diğer yorumlarıma (yeni bir canın dünyaya gelme dertleri ile uğraşıyorum şu aralar)

Şengör e gelince. Bilimciler siyaset vs. ile ilgili konuştuklarında genelde saçmalar, kurnazlıkları, "trick" leri vs leri pek bilmeden atar tutarlar(bazıları). 12 gibi bir silindirin geçtiği ülkede bu konularda daha sofistike şeyler beklemek zor zaten. Fakat bu hepimizin zaman zaman yaptığı birşey. Buradaki temasımızdan sonra blogunuzu ziyaret ettim, sizde mesela atesitler için foseptik yuvaları minvalinde şeyler yazmışsınız. Bu memlekette hepimize bulaşmış birşey var gibi sanki, bana öyle geliyor.
Elbette Şengör ün dedikleri ve tarzı doğru değil.
Türbana karşı olan bir insan, türban yasağına karşı olmak zorunda eğer tutarlı olacaksa. Türban karşıtı arkadaşlara söylemek isterim bunu. Eğer özgürlük noktasından türbanın mantığına karşı bir itirazımız var ise, yasaklanmasına zorunlu olarak karşı çıkmamız gerekiyor bana göre. Yoksa bizzat temel aldığımız şey ile çelişmiş oluruz. Hoşlansak da hoşlanmasak da bu böyle olmalı.

Saygılarımla...

Yazan: sinan Tarih: February 8, 2008 4:37 AM

Adamin biri kalkiyor "bilime taparim" diyor. Onunla kalmiyor "dine inanana bilim yaptirmam" diyor. Hak hukuk bilmem diyor. Onun otesine geciyor belirli bir dine mensubiyetini belirledigimi universiteye sokmam diyor. Girmeye kalksin unversitelerinm kapatirim diyor.

Kalkmislar bizim superzeki cocuklar adam icin "Sengor siyasi konusmaz, dobra dobra.." falan seklinde bu en Mengele'ye maazeret uretmekle mesgul.

Herhalde "ahlakin izafiyeti" boylesi birsey olmali. Adam "bizden" olduguna gore mutlaka makul bir aciklasmasi vardir. Hitler'in de Hulagu'nun da olmali idi "izafi ahlaka" gore..

Birileri de kalkmis hicbir vicdani, ahlaki bir aci bulammis burada da "bilimin tanimi" ilgisin cekmis. Pes dogrusu! Pes! Ropbotmusunuz yahu? Icinizdeki hak, hukuk, adalet duygusuna isyan ettirecek hicbir sey goremediniz mi? O zaman Sengor olsaniz bilimin hic bir deger kazandirmadiginin numnesisiniz onun gbi!

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: February 8, 2008 7:09 AM

Bazı yorumcu arkadaşlar "Tüm bilim, doğanın rasyonel ve anlaşılabilir bir düzene sahip olduğu varsayımı üzerinden işler. Eğer evrenin anlamsız karmaşalar ve keşmekeşlerle dolu olduğunu düşünseydiniz, bilim adamı olamazdınız." ve
"Bu gerçek, bir 'bilimci' ile bir 'dinci' arasında aslında bir 'inanç dozajı farkı' olmadığını gösteriyor." ifadelerini eleştirmiş. Oysa bilimin de temelinde inanç vardır. Bilimle ilgilenenler bunu iyi bilir.

Mesela Maxwell'den bu yana Einstein dahil bir çok fizikçi GUT (Grand Unification Theorem) için çalışmışlardır. Doğanın simetrik olduğu "inancıyla" elektro manyetik teorinin ortaya koyduğu "tevhidi" tüm çekim yasalarına uygulamaya çalışırlar. String teorisi bu konuda bir miktar başarılı olmuştur.

Bir fizikçi "doğanın simetrik olacağı inancını" eğitimi boyunca çok sık duyar. Mesela temel parçacıklarla ilgili görüşler de bu minval üzeredir.

Bundan daha doğal ne olabilir ki? İnsan elinde kesin bilgi olmayan bir şeye inanç yoluyla ulaşmaya çalışır. Önemli olan inanılan şeyin akla uygun olmasıdır. Mesela "her düzenin bir tasarımcısı vardır, öyleyse kainat dediğimiz muhteşem düzenin de bir tasarımcısı olmalıdır" inancı mantığa gayet uygundur. Bu yönüyle GUT kadar bilimseldir de.

Yazan: fizikci Tarih: February 8, 2008 3:00 PM

Sinan Bey,

Bir onceki yorumum , eve ozellikle sizin yorumunuza tekip idi ama ayni zamanda konuyu bir Darwinizm-Id, veya bilimin tanimi vb bu sited gigabytlerca yapilmis tartismalara cekerek ortadaki ciplak, psikopatik fasizan ruh halini bnir tali konu sviyesuine dusuren tanjanttan cikan herkes icindi.

Buranin eski mudavimlerinden sayilirim artik. Bazilar icin butun olay kivrak zxekalarin sergileme derdidir. Bazilari her halukda munzarayi kazanmalidirlar. Ahlaki, vicdani kaygilai olmayanlarla satranc oynar gibi tarisma yapmayi sevmem.

Bir onceki yorumu yazarken sadece neden bahsettginizi kavrayacak kadar, Evelyn Wood speed readin sistemi ile bir goz atmistim yorumnza. Hakkinizi teslm edeyim yorumun sonnda bir iki cmle ile olsa da Dr. Celal Mengele'yi tavip etmediginizi soylemissiniz.

Bir gazeteci hanim 27 Nisan muhtirasi zamaninda tanjantan cikanlar icin "odada fil var, siz peervazlardaki tozl;ardan konusuyorsunuz" demis idi.

Bu baglamda Einstein'in dindar olmadigini, hatta ateis oldugunu bilmem ne ispatlamakla ugrasmak pervazlardaki tozlarla ugrasmaktir. Konu epistemoloji de degil felsefe de.

Odada da Frankenstein ruhlu bir fil va. Konu insan olmamin minimumu, en azili Islam dusmanlarna, fasislere sac bas yoldurtacak derecede korkunc sadist, sizofrenik bir ruh hali var ortada. Okuyun atirlarini tekrar. Ve okdugunza nsani tekinizi gosterin.

Sonra gen bilim m konsacaksiniz, epstemoloji mi, AT, mi ne arzu ederseniz. Onlari tarismaya hakkiniz oldfugun gosterin minumum ahlaki omurga swergilyerek.

ABD'de bir dost vardi.Bilgisaya hocasi idi Florida Universitesi'nde. Filistinli bir aktivist oldugu icin universitenin Yahudi profu gorevine son verdi. Bunun uzerine bir suru liberak, muhafazakaer, dinl dinsiz aklademisyen ayaga kalkti bu akademik ozgurluge karsi islenmis suctur diye. entellektuel omanin geregini yaptihepsi.

Muastafa Bey'in yazisinin ve benim
yorumumun da konusunu Cikaramadiginizi dusunsem zekaniza hakaret etmis lurum, cikardip ta kasitli olarak fili kamufle ettiginizi dusunsem degerlerinizi yargilams olurum. Ama gene de "katilmadiginizi" belirttiginiz pozitif notu ile bitireyim. Hulagu'yu Hitler'in ismi ile sereflenen laikcilerin de bulundugu bir ortamda size kredi konsunda eli bol davranmam gerekiyor.

Ah, unutuyordum. Bolgumda bir yerde biriler icin "fosseptik yaratiklari" dedigimi nakletmissiniz.
Nerede, kime, ne icin, hang baglamda bilmiyorum. Dogrudur vardir lisanimda o tur
ifadeler. Iyi de ne alakasi var? Ben devletmiyim? Devletin atygitlarini kullanarak bu fosseptik yaratiklari icin "nihai cozum" mu oneriyorum?

keci sakallarindan, mini eteklerinden dekoltelerinin temsil ettigini dusndugum fikirlerden dolyi unversitelere, kamusal alana sokmayalim mi demisim? Darbe
yapip bnlari ipe goturmeyi mi teklif etmisim laikci sozculerinin sikca yatigi gibi (daha dun Baykal yapti, gene). Neyle neyi
esitliyorsunuz? What alaka? Yukarda Celal Sengor'un bagnazligi ile Mustafa akyol'un bagnazligini kiyaslayan vatandasa soylediklerim "incorporated by reference".

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: February 8, 2008 5:16 PM

"Kötüler Tanrı’yı, Tanrı ise iyileri kullanır!.."

(Giordano Bruno)

Yazan: Hülagü Tarih: February 8, 2008 5:31 PM

Sinan Bey'e hitaben yazigim yorumda "gene" bir noktayi eksik birakmisim.

Einstein'i niye isin icine soktugumu anlamamis olableceginizi dusunemiyorum Sinan Bey.

Eger Celal Sengor'un geldigi nokta onun bilim yapmis olmasinn sonucu idi ise Einstein'in bu tevazusundan onun bilm yapmadigini cikrmamiz gerekmez mi idi diyorum. Fazla kamasik degil. Bilimin adami Sengor gib ateist, fasist yapmadigini soyluyorum. Yani bilim masumdur diyorum. Einstein'in bilim hakkinda oylediklerin burada o dindar mi idi ateistmi agnostikm analiz cin kullanmayin lutfen. TYoksa birileri size "bak kurnaza! Cambaza bak cekiyor" der. Herhalde bilim-din ilskisi konusunda da bilimin manasi konusunda da Sengor'un Einstein'in mahallesinden dahi gecmedigini teslim edersiniz. Yorumumun baslig "Sengor Einstein'i babasinin universitesine alirmi" idi.

Degerler Sengor'un iddia ettigi gibi bimden gelmiyormus demek ki diyorum. Baksana ayni bilim yapip ta ozgurlukcu, demokrat, mutevazi olanlar dahi var diyorum. Kanimca Sengor'un problemi onun DNA'sinda;; o bilimci degil cayci olsa da benzeri psikopatik ruh haline sahi olur idi (yok bu benim oznel yargim, bilimsel teri falan diil). Konu da bu degil.

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: February 8, 2008 5:33 PM

Nedense üç yazımdan ancak biri yayınlandığı için bunun çıkıp çıkmayacağını bilmiyorum. Daha önce sadece hakaret ederek bana cevap yazdığını zanneden arkadaşa da buradan selamlar.

Mustafa Bey'in yazısının temelinin oturduğu bilim kavramı tamamen tepetaklak edilmişken, sırf işinize bu şekilde geliyor diye bunu önemsiz görmenizi de ben anlamadım. Olayın vicadi boyutuyla ilgili herhangi bir laf etmedim, bu konuda ne düşündüğümü bilmeden varsayımlarla yorum yapmayın.

Ama eğer siz bu yazının kendine referans almaya çalıştığı bir makalede (ki o makalenin yazarının kastının Mustafa Bey'in söylediği gibi olmadığını da başka birisi söyledi) yer alan bariz bir hatanın önemsiz olduğunu söylüyorsanız, o zaman da ben size PES diyorum.

Yazan: Anonymous Tarih: February 8, 2008 5:57 PM

"Olayın vicadi boyutuyla ilgili herhangi bir laf etmedim"

Guzel de sayin anoymouss, niye? Benim derdim bu.

Bkz: Yukardaki "odada fil var" yorumum. Bu gun insanlara soruluyor Holokost olurken nerdeyidin diye? ABD'de zenciler soruyorlar yasli beyazlara: Bu ulkede zenciler sub-human mumelesi goruken, oy kullanamazklen otobusun arksinda otururken, lokantalara giremez veya arka kapidan girerken nerdeydi senin vicdanin ahlakin diye. Musterih olunuz: Yarin sizlere de sorulacak. Umid ederim verecek cvaplariniz olur. Belki ben olya episteolojik acidan yaklaasiyordum falan dersiniz, kimbilir. Mustafa Bey'in son iki yazisindan firlayan kisim ancak bilmem hangi makalenn dogru karakterize edilmis olup olmadigi veya bilimperest ile muminin farki konusundaki bir yanilma idi ise bu hakkinizda yeteri kadar bilgilendircidir bu baglamda. Tama Paul Davies sizden olsun, Einstein da sizden olsun. Ama siz kimdensiniz?

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: February 8, 2008 8:31 PM

Ironik bir sekilde, ona buna hakaret etmeyi kendine is edinmis bir beyefendinin "bak yorumlarin bu sitede yayinlaniyor" demesinden hemen sonra, iddialarimi delillendirdigim uzunca bir yorumum yayinlanmadi. Teknik bir problem oldugunu umuyor, kimsenin gunahini almayayim diye, tekrar kisa bir ozet deniyorum.

Iddialarimin baski kisminin delillerini gormek icin google'da yazarak arama yapabilirsiniz. Ben son birkac yilda vuku bulmus bes olayi listelemistim. Bu olaylarin yogunlugu, bir butun olarak dusunuldugunde, devletimizin evrensel gecerlilige sahip bir bilimsel kuramin bahsinin bile gecmesinden hoslanmadigini, bunu onlemek icin nasil onlemler aldigini cok net olarak gosteriyor.

Bu baski, zaten biyoloji egitiminin millilestirilmesi cercevesinde, hemen darbe sonrasinda getirilmis uygulamayla da destekleniyor. 25 yildir, inatla, evrensel standartlarin tam aksi yonde bir egitim politikasi izlenerek, cocuklara "bir dinsel inancin bir bilimsel teoriye alternatif ve karsit oldugu" gibi bir inanc dikte ediliyor. Cocuklara, "ya bilim, ya din" ikilemi oyle bir belletiliyor ki, cocuklar icin Sengor'un "bilim mutlak, din bilime dusman" ve Akyol'un "din mutlak, bilim dine dusman" yaklasimlarindan baska bir secenek birakilmiyor. Sayin Akyol da, bu uygulamaya ve bu konuda kamuoyunun yaniltilmasina her turlu destegi veriyor ve ciddi etkisi de var.

700 akademisyenin entelektuel sorumluluklarini yerine getirerek MEB'yi bilimin dogru ogretilmesine ikna etmeye calistiklari imza kampanyasina bakalim. Nasil karsilamis bunu Sayin Akyol? Yazisinin basliginda etiketi yapistirmis: Bu akademisyenler, "Darwinist" imis. Yazisinin iceriginde de bu akademisyenlerin "yaratilis inancini sansurlemeye calistiklarini" iddia etmis. Simdi Celal Sengor, veya bir baskasi, "turban serbest birakilsin" kampanyasina imza atan akademisyenler icin, "3000 seriatci akademisyene meydan okuma" diye bir yazi yazsa, ve iceriginde bu akademisyenleri "universitelerden Ataturkculugu ve laikligi kaldirmaya calismak" ile itham etse, ki yapan oldu, o kisilerden bildik kufurlerini esirgemeyecek olan (ve nitekim esirgemeyen) bu beyefendi, neyin mutekabiliyetini ariyor? Tavir ayni iste, fikirle mucadele edemedigimi, birseylerin dusmanligini yapmakla suclar, hedef gosteririm.

Hedef gostermenin delilleri Sayin Akyol'un evrim konusundaki soyleminin ozunu olusturuyor zaten. Kendisinin fiilen Turkiye temsilciligini yaptigi Akilli Tasarim'in bugune dek insanliga hangi yeni bilgileri kazandirdigi, hangi yeni bilimsel sorulara yol actigi, nasil bir arastirma programi oldugu konusunda bize tek bir bilgi verdigini gormedik. Buna karsilik, Sayin Akyol'un butun soylemi evrim teorisini savunan ve "Akilli Tasarim"i ciddiye almayanlarin din dusmani olduklari ve dinsel inanca tahammul edemedikleri uzerine yogunlasiyor.

Buyrun, cok net bir ornek:

Yani aslında "Akıllı Tasarıma dayanamama"nın nedeni, teorinin metodolojisinde bir problem olması değil. Öyle bir problem yok. "Akıllı Tasarıma dayanamama"nın nedeni, teorinin vardığı sonucun, ilahi dinler tarafından anlatılagelen bir inanca uygun düşmesi. Dolayısıyla bu dinlere karşı duyulan nefret, Akıllı Tasarım'a yönelik nefrete dönüşüyor.
(Koyulastirma bana ait)

Entelektuel santaj mi diyorduk?

Evet, Sayin Akyol iyi niyetli olabilir, ama bu "din dusmani" suclamalari arasinda hicbirseyin saglikli tartisilamayacagini anlamasi, eger iyi niyetliyse o tip "hedef gosterici" suclamalardan itinayla kacinmasi gerekir.

Ona buna "foseptik" demek dilimde vardir diye teveccuh gosteren, yazisarak tartistigi insanlara "ben senin yazdigini okumam" diyecek olcude saygisizligi ilke haline getirmis, "vatandas", "demagog", "yalanci" gibi karsisindaki kucumsemeye yonelik sozcukler kullanarak aklinca karsisindakini sindirmeye calisan bir beyefendiyi ciddiye alip gorece yakisiksiz bir uslup kullandigim icin ozur dilerim. Umarim hepimiz daha sakin, daha icerikli konusmaya dikkat ederek, bagirarak her farkli dusuneni susturmayi, her birbirini anlama cabasini bastirmayi amaclayan bu zihniyete, en azindan bu ortamlarda, gereken dersi veririz. Ben, ne kadar agir tahrikle karsi karsiya kalirsam kalayim, bundan sonra kendisini muhatap almayacagim.

Yazan: Balbazar Tarih: February 8, 2008 9:03 PM

Bilimi esas alan ve dinin hayattaki rolünü kabul etmek istemeyenlere sorularim var:

1.Hayatinizda "dogru" luk mu esas yoksa "bilimsel dogruluk" mu?

2.Yalan söylemek bilimsel olarak sakincali midir? Sakincaliysa bilimsel aciklamasi...

3.Yolda buldugunuz parayi alir misiniz, sahibini mi ararsiniz?

4.Verdiginiz cevabin bilimsel aciklamasi?

5."Hakli olmak" ne demektir, bilimsel aciklamasi?

6.Adalet kelimesini nasil acikliyorsunuz, bilimsel örnekler..

7.Menfaatinize aykiri oldugu halde "hakkinizdan feragat" etmeyi gerektiren durumlar oldu mu?

8.Bunun bilimsel aciklamasi

9.Feragat kelimesinin bilimsel aciklamasi

NOt 5. ve 9. sorulari, 8. soruda tek maddede cevaplamak mümkündür.

Imtihan süresi 18 dk, süreyi asanlardan puan kirilmayacak, ama digerlerine "haksizlik" olmasin diye kendi vicdanlariyla basbasalar.

Yazan: Muzaffer Kazim Tarih: February 8, 2008 9:10 PM

fizikçi arkadaşım ne alakası var inancın bilimle.
öngörü deseniz tamam.bilim somut sonuclar ve gerçeklerle ilgilidir.öngörüler dahi bazı sorulara cevaplar neticesinde ve mantıklı cıkarımlar neticesinde olusurlar.

biz tahmin ve varsayımları dahi bilimden cıkarmaya calısıyoruz,siz birde bilimin icine inancı sokmaya calısıyorsunuz.

ben sasırdım acıkcası.varsayım,tahmin,inanc.kim koymus bunları bilimin icine,boylemi isliyor bilim.sonra size oyle ogrettiler diye oylemi yapmanız gerekiyor.bırakalım bunları.

varsayım,tahmin,inanç olmasa bilim ilerleyemez mi,yoksa bilim bunlarla mı ilerlemis.daha canlı denen seyin tarifini bile ondan yapamıyor olsa gerek.

Yazan: Bigalıoğlu Tarih: February 9, 2008 1:35 AM

İmtiyazlı Gezegen ile ilgili bir makale ve kitabın ve içindeki teorinin belgeseli (hatta çok daha geniş konularda ele alınmakta) ve bunun divx formatındaki halinin torrent linki bloğumdadır. Paul Davies de görüşleri ordadır.G.Gonzalez'sinde ne yaptığı ordadır.(Science ve Astronomy and Geophysics kendisini ciddiye almış burdaki militarist ateistler almamış bak sen!) Kendisinin neden Iowa üniversitesinde atıldığını, belgeseli tam olarak izledikten sonra anlayacaksınız. AT bilimsel bir ürün ortaya koyamaz diyenlere saygı ile sunulur...

Yazan: Mustafa Ajlan Abudak Tarih: February 9, 2008 1:58 AM

Bloguma Wordpressteki yasak sebebiyle uşamayacak olanlar için alternatif link ;

http://anonymouse.org/cgi-bin/anon-www.cgi/http://akillitasarim.wordpress.com/

Yazan: Mustafa Ajlan Abudak Tarih: February 9, 2008 2:11 AM

Bakin su laikci mantiga sayin seyirciler.

Ne demisti adam ?
Mustafa Akyol «Darwinistleri hedef gosteriyor, rakip inanc olrak sunuyor vs (bakiniz yukardaki Balbazar satirlarina) . Ve bundan mutevellit Akyol da Celal Sengor’un « bagnazliginin aynisini sergiliyor ; ona niye bisi demiyonuz » ( hepsi meal).

Fakir de demis ki : Bu bir iddiadir. Bilimsel objektiviteden soz eden birisi Sengor’un sozlerini Akyol’unki ile yanyana koyup «esitledigi banazliklari gostermeli.

Balbazar cevaplamis.

“hedef gosterme” ne imis?

« Birilerini, diger birilerini suikast hedefi yapma, suikaste tesvik etme » mi dediniz ?

Bilemediniz Bakin Darwiniast bilimciden okuyun tanimi da ogrenin :

« Hedef gostermenin delilleri Sayin Akyol'un evrim konusundaki soyleminin ozunu olusturuyor zaten. Kendisinin fiilen Turkiye temsilciligini yaptigi Akilli Tasarim'in bugune dek insanliga hangi yeni bilgileri kazandirdigi, hangi yeni bilimsel sorulara yol actigi, nasil bir arastirma programi oldugu konusunda bize tek bir bilgi verdigini gormedik. Buna karsilik, Sayin Akyol'un butun soylemi evrim teorisini savunan ve "Akilli Tasarim"i ciddiye almayanlarin din dusmani olduklari ve dinsel inanca tahammul edemedikleri uzerine yogunlasiyor. » (Balbazar)

« Laikci entellektuel oksimorondur » der dururum. Simdi ona « ahlakli laikci oksimorondur » u ekliyor baska kelime de israf etmiyorum. Ah aptakl kafam ah. « Bunlar muhtap alinmaz. Ustadlarini duymuyormusun her gun darbe isteriz, kan isteriz diye bagiriyorlar » diye kendime kac kere soylemistim oysa. Ama neylersin gavurun dedigi gibi "I can resist anything but temptation".

Neyse « Zararin nersesinden donersen kardir » .

Ben simdi Kazim Bey’in sinavina giricem.

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: February 9, 2008 3:04 AM

HTML yorumumun bir kisimini yemis. Ikinci paragrafin ilk cumlesi

Iddialarimin baski kisminin delillerini gormek icin google'da (ogretmen, "evrim teorisi", sorusturma) yazarak arama yapabilirsiniz.

olmali.

Yazan: Balbazar Tarih: February 9, 2008 3:52 AM

Mustafa Ajlan Bey, Gonzalez Iowa State'ten atilmadi ya da kovulmadi, tenurunu (genelde docentlige yukselme, ABD'de ogretim uyeleri icin omur boyu is garantisi anlamina geliyor) alamadi sadece. Tenurunu alamadigi icin de ayrilmak zorunda kaldi. Bunu disiplin uygulamasiymis gibi yansitip dramatize etmek ayip.

Yardimci docent duzeyinde arastirma yapmak, makale basmak, ve universiteye proje parasi getirmek yerine populer kitap yazmakla ugrasan birinin tenur alamamasi gayet normal, populer kitabinda neyi savundugu cok da onemli degil. Bunun nedeni de hicbir "merit" kriterine gore degerlendirilmeyen populer yayinlarin yaptiginiz arastirmanin kalitesine dair en ufak fikir vermemesi.

Ama Akilli Tasarim taifesinin mazlum edebiyatindan baska siginacak seyi olmadigi icin, kitapla tenur alinmayacagini bile bile sovmenlik yapan bu insanlar, zaten haketmedikleri tenuru alamadilar diye sehadet mertebesine cikariliyorlar.

Uzgunum ama, daha yazinizin basinda okuyucunuzu iki kez yaniltmis oluyorsunuz: "Geçtiğimiz yıl militarist materyalistleri son derece rahatsız eden bir çalışmanın sahibi bilim adamı G.Gonzalez IOWA Üniversitesindeki işinden kovuldu."

1. Universitenin adi Iowa Universitesi degil, Iowa State Universitesi. Ikisi farkli universitelere.

2. Gonzalez kovulmadi, sadece tenurunu alamadi.

Eger okuyucunuza dogru bilgi aktarmak gibi kaygilariniz varsa, Amerikan yaradiliscilarinin propagandalarini ezbere Turkceye aktarmamanizi tavsiye ederim.

Yazan: Balbazar Tarih: February 9, 2008 5:00 AM

"Din inanç dozajının tepeye vurduğu bir kavramdır. Diğer şeylerle karşılaştırma kabul etmez." (Da Vinci). Çok derine inmeden biraz harmanlama yapalım.

Yukarılarda Paul Davies mevzu bahis olmuş... Yapılan alıntılara bir kaç tane de biz ekleyelim:

Paul Davies (İngiliz Astrofizikçi) : “Bana göre bütün bunların arkasında çok güçlü bir delil var. Öyle görünüyor ki biri doğanın rakamlarını, evreni yaratmak için hassas bir ayara oturtmuş.” [167] “ Fizik kanunları son derece saf bir tasarım ürünü görünüyor. Evrenin bir amacı olmalı.” [168] “ Tanrı bu tasarımı ne maksatla üretmiştir sorusuna cevap ararken İnsancı İlke ve biyolojik organizmaların gerekleriyle ilgili oluşumların göz önünde bulundurulması gerekir. Evrende bilinçli yaşamın oluşması için gerekli doğa kanunlarının hassas ayarı açıkça Tanrı’nın evreni böyle bir hayat ve bilincin gelişmesi için tasarladığı sonucunu çıkarır. Bu demek oluyor ki evrendeki varlığımız Tanrı’nın planının merkezi bir parçasıdır.” [169]

Stephen Hawking (İngiliz Astrofizikçi) : “Bilim yasaları, şimdi bildiğimiz biçimiyle, elektronun elektrik yükünün niceliği ve proton ve elektronun kütlelerinin oranı gibi pek çok temel sayı içerir… Şaşılası gerçek ise bu sayıların değerlerinin yaşamın gelişimini olanaklı kılmak için çok ince ayar edilmiş gibi gözükmesidir.” [177]

Frank Tipler (Matematik Fiziği Profesörü) : “20 yıl önce kozmolojist olarak kariyerime başladığımda bir ateisttim. Bir gün Yahudi-Hıristiyan teolojisinin temel iddiasının doğru olduğunu ve bunun bizim anladığımız fizik kanunlarının bir sonucu olduğunu gösteren bir kitap yazacağımı en vahşi rüyalarımda bile hayal edemezdim. Ben bu sonuçlara benim özel fizik branşımın merhametsiz mantığını kullanarak ulaştım.” [179]

Roger Penrose (Matematikçi ve yazar) : “Ben derim ki evrenin bir amacı vardır şans eseri bir şekilde var olmamıştır.” [182]

Anthony Flew (Felsefeci) : “Hep söylendiği üzere, itiraf ruhu arındırır. Bu yüzden yazıma şunu itiraf ederek başlamak istiyorum; ateistler çağdaş kozmolojik konsensuslar karşısında utanmalıdırlar. Çünkü öyle gözüküyor ki, kozmologlar St. Thomas Aquinas’ın, felsefi olarak ispat edilemeyeceğini iddia ettiği şeye, yani evrenin bir başlangıcı olduğuna dair bilimsel kanıt sunmaktadırlar. Şu ana kadar evrenin sadece sonsuz değil ama ayrıca başlangıçsız olduğu düşüncesi rahatlıkla savunulabilirdi, evrenin hiçbir anlam taşımayan mevcudiyetinin ve en temel öğelerinin nihai izahatlar gerektirdiğini ise hala rahatlıkla söyleyebiliriz. Ancak hala bunların doğruluğuna inanıyor olsam da, Big Bang karşısında bu duruşu korumanın artık rahat ya da kolay bir şey olmadığı çok açıktır.” [187] (Flew, big bang karşısında daha fazla dayanamayıp sonunda ateizmden vazgeçmiştir.)

Deizm, Teizm ve Ateizm arasında inanılan şey arasında dağlar kadar fark olabilir. Fakat, bu birini diğerinden daha az inanç merkezli yapmaz. Hepsi de birbirinden daha yoğun inanç merkezlidir!? Temelde her biri diğerinin çok saçma olduğunu iddia eder sevgili Da Vinci. Bunun için bir şeyler söylerler. Fakat özünde bu bir kişisel kanaatdir, inançtır.

Eğer Tanrı'yı bilmem ne galaksisindeki bilmem ne canavarı(ya da garajınızdaki ejderha) ile aynı kavram içinde değerlendirecek kadar derin(!) bir ateistseniz yazdıklarımın hiç biri sizin için değildir. Bu kadar adam böylesine olmayan bir canavar ile boşuna uğraşıp duruyor olmalı!

Big crunch'dan neden vazgeçilmiştir? (Hawking'in)Sanal zamanının gelecek öngörüsü(Evrenin geleceğinden bahsediyorum) nedir? Bu süreç nasıl işleyecektir? Aslında gerçek zaman bileşeninde bir sonsuzluk mu önermektedir? Ya da gerçekten bir başlangıçtan kurtarıyor mu? Kutup noktasında sanal zamanın değeri nedir? Bir şeyleri daha mı açık yapıyor ya da yeni muğlak kavramlar mı çıkarıyor?

Ayrıca fizikte hiç bir parametre hem sanal hem gerçek zamanlı ifade edilmez. Bir parametrenin hem sanal hem de gerçek bileşeni şimdiye kadar hiç olmamıştır (Gerçeği voltajı sanalı fazı ifade eder mesela. Ve bu bir gösterim tekniğidir. Matematiksel modellerimizde sanal sayı hiç bir zaman fiziksel bir gerçekliğe tekabül etmez). Bir şey böyle tanımlanıyorsa bir terslik vardır, kuramda (kuantum, kuantum-gravitasyon) bir şeyler eksik/yanlış olmalıdır/olabilir. Hiç de saçma olmayan bir başlangıç fikrinden kurtulmaya çalışmak için saçma olma ihtimali kuvvetli başka seçeneklere gerçekmiş gibi iman edenlere ne denir?

Evrim konusuna hiç girmeden kısa açıklamalardan sonra soralım: Hangisi daha büyük iman gerektirir?
Ateizm, Deizm, Teizm.

Saygılar

Yazan: ScientistsTalk Tarih: February 9, 2008 12:11 PM

Sayın Balbazar

Kopernik'in açtığı kapıdan kimsenin döndüğü yok ilk önce kitabı okuyun yada belgeseli seyredin sonra fikir sahibi olun.Sadece Kopernik sürecini (hatta Darwinizmi) militarist inanç düşmanlıkları sebebiyle aşırı şekilde tesadüfe ve tesadüfü ''yaratıcı'' kudretine bağlayanlara bir cevap niteliğindedir bu çalışmalar. Koperniğin (burda kendisinin bilime katkısı değil onu takip ettiğini ileri sürenlerin dogmatizmine saldırılmaktadır) açtığı kapıyla sizin gibi insanların kuvvetle sarıldığı  principle of mediocrity  savının bilimsel olarak çürütülmesi ve geçersiz kılınmasıdır.Nedir peki bu sizin principle of mediocrity argümanınız;

The mediocrity principle is the notion in the philosophy of science that there is nothing special about humans or the Earth. It is a Copernican principle, used either as a heuristic about Earth's position or a philosophical statement about the place of humanity. (wikipedia ilgili madde)

İşte bu kitap ve belgesel bunu yıkıyor hemde olabilecek en bilimsel haliyle paramparça ediyor. Gözlemcinin konumuylada alakası yok bilimsel verilerin gerçekliği ile alakası var. Bu mu sizi çileden çıkartıyor neden koperniğin açtığı kapıdan ateizme yada salt materyalizme gidilebilirken, Gonzalezin açtığı kapıdan teolojik açılımların ortaya çıkmasısizleri neden bu kadar rahatsız ediyor, çileden çıkartıyor. Eğer iddia ettiğiniz gibi gerçekten bilimin ışığına inanıyorsanız ? Cevabını biliyoruz...

Tenure ne çok iyi biliniyor merak etmeyin.Bakın Wiki de durum nasıl açıklanmış;

Tenure commonly refers to lifetime tenure in a job, and specifically to a senior academic's contractual right not to be fired without cause

bir başka yerde de ;

A status accorded members of University faculty who have demonstrated high ability and achievement in their dedication to the growth of human knowledge.

www.ir.pitt.edu/factbook/fbweb99/general/DEFIN.htm

Demek Gonzalez yukarıdaki  durumları gerçekleştirememiş :) İnsanlığın bilgi dağarcığınıa materyalist katkıda bulunamamış cause da bu oluyor tenure alamak için zannedersek. Iowa (State) Üniversitesininbu kararı nasıl verdiğinin nedenlerini okuyunca, bu yapılanın işten kovmaktan başka bir anlama gelmediği açıkça ortadadır ve belli bir hazımsızlığı (sizdede  görülen) yansıttığı açık.Iowa (State) Üniversitesi yada Iowa üniversitesi olması ortaya koyduğu bilimsel gerçeklerin yapısında sanırım sizin için bile fazla bir değişiklik oluşturmaz :) Siz kitabın içeriğindeki teorilere varsa bir söyleyeceğin ondan bahsedin yoksa bu şekilde ancak kendinizi avutursunuz.Tenure alamamak demenin Amerikadaki anlamı izalasyon ve bir tür bilimsel afarozdur bununda Türkiyedeki karşılığı işten kovmaktır.

Bunu burada böyle yazmak (sizin açıklamarınızıda hesaba katarak) bir yanlış olduğunu düşünmüyorum aksine lafı eveleyip gevelememek ve doğrudan ortada olanı sergilemek oluyor. Eğer bu kadardetaylara dikkat ediyorsak, indirelim belgeseli saçmalık dediğiniz şey Science ve Astronomy and Geophysics gibi kılı kırk yaran bir dergilerde araştırma konusu olmuş, teorinin verileri genel kabul görmüş. Bırakında militarist yapınızı bir kenara güneş tutulmasındaki spekturum ve GHZ-Galactical Habitable Zone üzerinde makale yayınlayan bir bilimadamının verilerini konuşun.

''Uzgunum ama, daha yazinizin basinda okuyucunuzu iki kez yaniltmis oluyorsunuz''

 Bir Materyalist daha dayanamayarak Strawmanliğe başladı hayırlı olsun;

# Quoting an opponent's words out of context -- i.e., choosing quotations that are not representative of the opponent's actual intentions (see contextomy and quote mining).[2] Wiki Strawman maddesi 2. başlık

Sizin gibi insanların Strawman'liğine alışığız (ana konu yerine başka maddi hata gibi gördükleri şeyler üzerinden argüman geliştirenlere.Siz makalenin ve Gonzalezin içeriğini değil benim neyi nasıl size göre hatalı yazdığımı söyleyerek güya Gonzalezsin çalışmalarıda neymiş diyorsunuz) Gonzalez'sin söylemine adam aklıllı bilimsel itirazınız olursa cevaplayalım (makaledeki asıl maksat) yoksa susunda biliyorsunuz zannetsinler...



Yazan: Mustafa Ajlan Abudak Tarih: February 9, 2008 1:19 PM

Sn. Mustafa Ajlan Abudak,

Iowa State Universitesi'ni Iowa Universitesi diye yazarak bunca okuru kasitli olarak yanlitip beyinlerimizi igfal etmekten yuzunuz kizarmiyor mu?

Onunla kalmayip bir de adamin sadece tenurunun verilmemesini, yani kovulmaktan omur boyu muafiyet halinin verilmemesini, her ana kovulabilcek vaziyette tutulmasini, "kovuldu" diyerek sanki kotu bisrsetmis gibi sunarak yaziya konu olan Sengor'un de, biz Darwinistlerin de atheistlerin de ne kadar durust siz, karsi tarafin ise ne menem sahtekar oldugunuzu ayan beyan ortaya koymus oluyor ayrica Iowa State Universitesi'nin rektorunu hedef gosteriyorsunuz. Pes ki ne pes. simdi Sayin Celal Sengor sizi universitesine sokmamakta haksiz mi?

Yazan: Bir Okur-Bir Okumaz Tarih: February 9, 2008 3:43 PM

Sn. Mustafa Ajlan Abudak,

Iowa State Universitesi'ni Iowa Universitesi diye yazarak bunca okuru kasitli olarak yanlitip beyinlerimizi igfal etmekten yuzunuz kizarmiyor mu?

Onunla kalmayip bir de adamin sadece tenurunun verilmemesini, yani kovulmaktan omur boyu muafiyet halinin verilmemesini, her ana kovulabilcek vaziyette tutulmasini, "kovuldu" diyerek sanki kotu bisrsetmis gibi sunarak yaziya konu olan Sengor'un de, biz Darwinistlerin de atheistlerin de ne kadar durust siz, karsi tarafin ise ne menem sahtekar oldugunuzu ayan beyan ortaya koymus oluyor ayrica Iowa State Universitesi'nin rektorunu hedef gosteriyorsunuz. Pes ki ne pes. simdi Sayin Celal Sengor sizi universitesine sokmamakta haksiz mi?

Yazan: Bir Okur-Bir Okumaz Tarih: February 9, 2008 3:43 PM

Ajlan bey,
Sonucta sizin dediginiz gibi militarist bir komplo, isten atilma degilmis degil mi? Sizin aktardiginiz ile ilgisiz tenure vermeme durumu var. Daha adama strawman demeyin artik.
Ikincisi, yahu su kavramlari duzgun kullanalim, ne demekmis militarist? Ne alakasi var? Anlami nasil olsa kotu, uyuyor mantigi ile kavramlari kullanmak nasil birsey!?

Yazan: Anonymous Tarih: February 9, 2008 10:00 PM

Unutmusum,
tenure bilimsel kaliteye bakar, uretime bakar, ilgili insanlar ona gore "oy kullanir". Demek ki oy verenler bilimsel bir kalite gormemis,... fikirleri belli dediginiz Davisin dusuncelerini de yukarida aktarilmis..."bilime zararli" diye dusunuyor kisaca.
Ortada cok olagan, kitabina usulune gore uygun bir durum var. Gonzales populer yayinlarda bilim yapacagina, su artik gina getiren sok edici parcalayici sonuclarini bilimsel kritik ve denetimden gecen sureclerde yayinlarsa, kalitesi meydana cikar, bagirma cagirma hakki olur(belki)...onun disinda kimse bilimsel kalite,katki anlaminda oy moy vermez, vermeyenler de militarist olmaz, kanimca isini iyi yapma gudusuyle dogru bir karar almis olurlar.
Akilli tasarim olu dogumdur bilimsel teori acisindan...felsefe kitaplarinda da yeri coktan ayrilmisti, orjinal adiyla zaten orada duruyor. Hersey yerinde guzel.
Bu arada yeni ogrendigime gore bilimsel evrim teorisinin en az itibar gordugu ulke Turkiye imis. Ya bilimsel yontemlerle ortaya konulan hakikatleri ozumseme konusunda cok vahim bir durumdayiz, yada dunyada hicbir ulkenin takip bile edemedigi bir aydinlanma sureci icersindeyiz...
En yuksek standardlara gore ilerleyen bilim dunyasina gore fena halde yaniliyoruz,... Hudson, discovery gibi amerikan saginin ultra-muhafazakar ne idugu belirsiz tink tenk lerine gore ise dogru yoldayiz. Acaba hangisi?

Yazan: fuatogl Tarih: February 9, 2008 10:18 PM

"Evrende bilinçli yaşamın oluşması için gerekli doğa kanunlarının hassas ayarı açıkça Tanrı’nın evreni böyle bir hayat ve bilincin gelişmesi için tasarladığı sonucunu çıkarır. Bu demek oluyor ki evrendeki varlığımız Tanrı’nın planının merkezi bir parçasıdır."

Ben bu kısma katılmıyorum.
Olay soyle oldu.
İnsan,Tanrı'nın aklında yoktu.
Tanrı yoktan muazzam guzellikte madde(evren) yaratmak istiyordu,yaptı.
Sonrasında bu maddeden yaşam ortaya cıkarmayı istedi,gerekli sartları saglayıp onuda yaptı.
sonra insanı yarattı.

yani evreni yorumlarken,insan ve bilinc merkezli dusunmeyin.bizler bu duzenin icin kucuk bir parcayız.

Tanrı'nın bahsi uzerine bizi ayrıcalıklı kılan tek sey.kendi ruhundan uflemesidir.bizde bu ayrıcalıgı cok guzel ortaya koyuyoruz,ancak yan etkileri ile beraber.

Yazan: Bigalıoğlu Tarih: February 9, 2008 11:31 PM

şu yapılan tartışmalara Tanrı gülüyordur sanırım.

bizi bu dünyaya yollamış..birazcık da akıl vermiş..biz de o akılla çırpınıp duruyoruz..

yok ateizm yok deizm yok teizm..ben de monistim nolcak şimdi?

Tanrı dileseydi kendini açıkça belli eder,akıllarımıza ve gönüllerimize kendisini inkar edemeyecek basireti verirdi..

herkesin kendisine inanmasını istemiyor belli ki..bir dinin mensupları arasında bile O'nu hakkıyla tanıyabilen çok azdır..

O kişilere de deli gözüyle bakılmış zaten..

bu işler adamın birinin tenurunu almasına kaldıysa..ohoooooooooooo

daha çok tartışırsınız siz..

devam:)

Yazan: deniz Tarih: February 10, 2008 12:15 AM

Sayın Anonymous yada X

Hıı haklısın :)

According to a Smithsonian/NASA astrophysics database, Gonzalez’s scientific articles from 2001 to 2007 rank the highest among astronomers in his department according to a standard measure of how frequently they have been cited by other scientists. He has published 68 peer-reviewed articles, which beat the ISU department’s standard for tenure by 350 percent. He has also co-authored a standard astronomy textbook, published by Cambridge University Press, which his faculty colleagues use in their own classes.

Yet in turning down Gonzalez’s appeal, ISU president Gregory Geoffroy claimed that the astronomer “did not show the trajectory of excellence that we expect.”

http://www.rasmusen.org/x/2007/06/10/the-guillermo-gonzalez-tenure-case-at-iowa-state/

Verdiğim linkte tüm açıklığı ve detayı ile gösteriliyor hazımsızlık.Bilimsel cevabı gören var mı ?

Yazan: Mustafa Ajlan Abudak Tarih: February 10, 2008 12:35 AM

Sayin Abudak,

1. Belli ki sizi sinirlendirmisim, ki cevabiniz kisisel ithamlarla dolmus; kisisel saldiri gibi bir amacim yoktu, eger oyle anlasildiysa ozur dilerim.

2. "Bir akademisyeni fikirlerinden dolayi isten kovmak" soyle olur: Bir komisyon kurulur, sorusturma yapilir, sonra karar verilip "fikirlerinin zararli oldugu" gerekcesiyle isine son verilir. Hemen.

Tenur almak ise bir hak degil, bir basaridir. Wikipedia tanimiyla yetinmeyip, Amerikan akademik sistemini iyi kotu yakindan taniyan birinden dinlemeye tahammulunuz varsa:
- Yrd. Doc. olarak sozlesmeniz 6 yildir.
- Sizden bu 6 yilda, "omur boyu uretken olacaginizi" gosterecek derecede uretim yapmaniz beklenir.
- Kriterler bellidir: Saygin dergilerde makale yayinla, proje parasi getir, ogrenci mezun et, alaninda taninmis ve saygin ol.
- Amerikan kapitalizminin bir cilvesi olarak proje parasi en onemli olan kriterdir.
- Tenur alamazsaniz, kendinize yeni is bulmak uzere bir yil daha universitenizde kalabilirsiniz.

Kimse "fikirlerinden dolayi kovdugu" kisinin bir yil daha onunla kalmasina izin vermez! Eger universite tenur alamama gerekcesi olarak "fikirlerini" gostermemisse, siz ancak spekulasyon yapabilirsiniz. Stanford, Harvard gibi kalburustu universitelerde tenur alabilme orani %10-20 civarindadir; onun icin "tenur vermemek bilimsel afarozdur" diyerek konu hakkinda bilmeden konustugunuzu daha cok acik ediyorsunuz.

Simdi, kendiniz herkese uygulanan tenur kriterlerini gercekten de yerine getirememis birinin tenur alamamasini strawman haline getirip, "kovdular", "adami ekmeginden ettiler" diye konuyla ilgili her iki cumlenizden birine bu meseleyi yerlistiriyorsunuz. Ben "hayir isin asli oyle degil, boyle" dedigim zaman sizin bu tavriniza "strawman" uygulamasi yapmis oluyorum, suc bende oluyor. Insaf yahu!

Tenur-kovulma meselesi detay degil, sizin yazinizin yarisi Mustafa Ajlan Bey.

3. Gonzalez'in argumanlarinin icerigini, argumanlar orada yeraldigi icin, ozellikle sizin sitenizde elestirdim. Onlari gormezden gelip, burada "icerigini es gectin" demenize de bir insaf!

Ve cok temel bir arguman getirdim Gonzalez'in becerdigini iddia ettiginiz "dunyanin gozlem yapabilmek icin evrende cok ozel bir yerde oldugunun bilimsel olarak gosterilebilecegi" fikrine karsi. "Gözlemcinin konumuylada alakası yok" diyerek, hic aciklama yapmadan gecistirmek yerine, benim mantigimdaki hatayi gostererek pozisyonunuzu savunmayi denemek ister misiniz?

Tekrar soyleyeyim:
Bir gozlemci, neyi gozleyemedigini bilmeden, kendi konumunun gozlem yapabilmek icin uygun olup olmadigina karar veremez.

Mesela, bizim gozlemlerimize gore gozlemek icin cok dandik bir yerde olduguna karar verdigimiz gezegendeki birisi de, pekala, kendi gozlemlerine gore (bizim gozlemlerimizden farkli, ve muhtemelen daha yetersizdir) kendisinin gozlemek icin cok iyi bir yerde oldugunu iddia edebilir.

Kisacasi, insanlar olarak ne gozleyemedigimizi bilmedigimiz icin yerimizin gozlem yapmaya ne kadar elverisli oldugu konusunda bir sonuca ulasmamiz mumkun degil.

Buyrun, bu argumandaki mantik hatasini gosterin, Gonzalez'in Kopernik'i yiktigina hep beraber inanalim.

O tekrarlayip durdugunuz, "Science ve Astronomy and Geophysics gibi kılı kırk yaran bir dergilerde" yayinlamis bir makalede, kendi deyisinizle "(bu gozlemler, dunyanin) evrendeki ve Samayolundaki yerinin gerçekten “özel tasarlanmış” olduğunu bilimsel olarak ortaya koyuyor" seklinde bir sonuca ulasildigini gosterebilirseniz, o da kabul.

4. Benim materyalist oldugumu nereden anladiniz? Insanlari kafanizdaki stereotiplere gore kategorize edince fikirlerle mucadele etmesi daha mi kolay oluyor? Hele militarist olduguma nasil karar verdiginizi anlamak daha da guc.

Bence de, fikirleri tartismak lazim, ve bu basarmak icin de birbirimize etiket yapistirmaktan, karsimizdakini "sizin gibi insanlar" diye kategorize etmekten vazgecmek onemli bir adim olur.

Bizler akli basinda insanlariz Mustafa Ajlan Bey, "Yildiririm" Bey'i kendimize ornek almayalim, o bizi ornek alsin.

Bu arada, soyle de dusunulebileceginden haberiniz olsun: "Tanri'nin kotu bir muhendis oldugunu" bilimsel olarak gostermeye calisanlarin arguman ve yontemlerinin yanlis oldugunu gormek ve bu komediye karsi cikmak icin ateist, materyalist olmak gerekmez. Aksine, oncelikle gercekten iman edenler karsi cikmali, inanclarimiz acisindan son derece kucuk dusurucu olan bu faaliyete.

Yazan: Balbazar Tarih: February 10, 2008 1:44 AM

Sayın Balbazar ve (özellikle diğer bir okur bir okumazlar)

Sizlere kızdığım falan yok, ancak acıyabilirim. Tenure verilmemesinin nedenlerinide benim için hazır yazmışsınız Gonzalezin durumu için ne denli doğru olup olmadığına bir bakalım.Siz aydın insnalar olarak şöyle yazmışsınız;

''Tenur almak ise bir hak degil, bir basaridir. Wikipedia tanimiyla yetinmeyip, Amerikan akademik sistemini iyi kotu yakindan taniyan birinden dinlemeye tahammulunuz varsa:
- Yrd. Doc. olarak sozlesmeniz 6 yildir.
- Sizden bu 6 yilda, "omur boyu uretken olacaginizi" gosterecek derecede uretim yapmaniz beklenir.
- Kriterler bellidir: Saygin dergilerde makale yayinla, proje parasi getir, ogrenci mezun et, alaninda taninmis ve saygin ol.
- Amerikan kapitalizminin bir cilvesi olarak proje parasi en onemli olan kriterdir.
- Tenur alamazsaniz, kendinize yeni is bulmak uzere bir yil daha universitenizde kalabilirsiniz.

Kimse "fikirlerinden dolayi kovdugu" kisinin bir yil daha onunla kalmasina izin vermez! Eger universite tenur alamama gerekcesi olarak "fikirlerini" gostermemisse, siz ancak spekulasyon yapabilirsiniz. Stanford, Harvard gibi kalburustu universitelerde tenur alabilme orani %10-20 civarindadir; onun icin "tenur vermemek bilimsel afarozdur" diyerek konu hakkinda bilmeden konustugunuzu daha cok acik ediyorsunuz.''

Kimin neyi nasıl çok açık ettiğini şu linkteki resmi istatisliki veri ve belgelere dayanarak öğrenelim. Hazımsızlığın dereceleri ne kadar büyük olabiliyormuş görelim.Gonzalezin akademik yetersizliği neymiş bir bakalım;

According to a Smithsonian/NASA astrophysics database, Gonzalez’s scientific articles from 2001 to 2007 rank the highest among astronomers in his department according to a standard measure of how frequently they have been cited by other scientists. He has published 68 peer-reviewed articles, which beat the ISU department’s standard for tenure by 350 percent. He has also co-authored a standard astronomy textbook, published by Cambridge University Press, which his faculty colleagues use in their own classes.

Yet in turning down Gonzalez’s appeal, ISU president Gregory Geoffroy claimed that the astronomer “did not show the trajectory of excellence that we expect.”

Gonzalezin çalışmalarının grafiği ve tenure belgesinin içeriğine ve O üniversitece neden verilmediğine kadar aşağıdaki linkte resmi veriler var.Üretkenlik neymiş görelim tenure neden verilmemiş apaçık bir şekilde anlayalım.Öyle süsülü konuşmakla olmuyor.Birde akademik ünvan taşıdığı iddiasında olanlardan gelmiyor mu bu yorumlar asıl şaşırtıcı olan bu!


http://www.rasmusen.org/x/2007/06/10/the-guillermo-gonzalez-tenure-case-at-iowa-state/

Yazan: Mustafa Ajlan Abudak Tarih: February 10, 2008 12:27 PM

Problem Bekir Yildirim'i ornek almamaniz degil, onun coskun soyadli adasini ornek almaniz Sn. Balbazar

Akyol'un "bagnazligi" ile Sengor'unkini esitleyen , Darwinsme karsi olmayi "hedef gosterme" seklinde tanimlayan mantik ancak o bilimcilerden sirayet ediyor olabilir. Ve Artimetigin girmedigi bir beyin olmak zorundadir.

Ana fikri fasizan bilimperst diktatorlugu (hatta bilimperest kismi dahi talidir) olan bir tarismayi ABD'de tenur vermeme ve isten atilmanin farkina, ve Iowa State'mi Iowa'mi farkina ceviren zeka da ahlak ta Bekir Yildirim'i ornek almak istese de sikleti cekmez.

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: February 10, 2008 12:46 PM

Bekir Yıldırım da bu blog ortamlarında harcanıyor yani..yazık oluyor..

böyle ağzı temiz,seviyeli bir tartışmacının yeri buralar değil tabiki..

yazık oluyor doğrusu..

Yazan: delikanlı Tarih: February 10, 2008 6:04 PM

Sayin Abudak,

Siz yanlis bilgiye dayandiginiz gozunuzun icine sokuldugu halde yanlis bilgide israr ederek karsinizdakine acimayi, hakaret etmeyi surdurunuz, tebrik ederim.

Buyrun, size bir grafik de benden: http://scienceblogs.com/neurotopia/2007/12/a_handy_graphictimeline_of_gon.php

Gonzalez'in yayinlarinin 99'dan itibaren nasil bir dusus icine girdigini, 2007'de de nasil dibe vurdugunu kendi gozlerinizle gorun. Isin ilginc tarafi, kendisi Iowa State'e 99'dan sonra gecmis!

Oysa Turkiye'de docentligin de, ABD'de tenurun de onemli bir kriteri uretkenligin surekli olmasi. Oradaki grafigin trendi, olabilecek en kotu trend: Tenur zamani yaklastikca, uretkenlik azaliyor.

Ve yine sizin verdiginiz linkteki yazidan anlasildigi kadariyla Gonzalez'in bolume getirdigi proje parasi cok cok dusuk degerlerde (yazida 172K oldugu iddia ediliyor, ki tek bir kucuk projeyle NSF'ten 350K almaniz mumkun).

Kisacasi, yiginla kriter goz onune alinarak verilen bir karari, kendi kafaniza gore sectiginiz kriterlere gore yargilayamazsiniz. Ancak "spekulasyon" yapabilrsiniz, ama ortada "bu adami su aktivitelerinden dolayi uzaklastirmaya karar verdik" diye bir karar yoksa, "adami fikirlerinden dolayi isten kovdular, ekmegiyle oynadilar" diye demagoji yapamazsiniz. Birisi "oyle degil, boyle" dedigi zaman da, duzeltir, ozur diler, "tamam ama isin su yonu de var" dersiniz, hakaret ve kisisel saldiri ile yanlisinizi savunmaya calismazsiniz.

Ilginctir, benim kovulma meselesindeki yorumumu "strawmancilik" olarakl yorumladiginiz, ve ben cevabimda oze iliskin cok net seyler soyleyip size meydan okudugum halde, oze iliskin herseyi es gecmissiniz. Ne oldu "adami kovdular" demagojisine devam etmek daha mi kolay geldi?

Tekrarlayayim isterseniz, benim nerede yanlis dusundugumu gosterin, soz veriyorum Gonzalez'in ne kadar buyuk bir bilim adami oldugunu ve ne denli haksizliga ugradigini kabul edip sizden ozur dileyecegim:

Bir gozlemci, neyi gozleyemedigini bilmeden, kendi konumunun gozlem yapabilmek icin uygun olup olmadigina karar veremez.

Mesela, bizim gozlemlerimize gore gozlemek icin cok dandik bir yerde olduguna karar verdigimiz gezegendeki birisi de, pekala, kendi gozlemlerine gore (bizim gozlemlerimizden farkli, ve muhtemelen daha yetersizdir) kendisinin gozlemek icin cok iyi bir yerde oldugunu iddia edebilir.

Kisacasi, insanlar olarak ne gozleyemedigimizi bilmedigimiz icin yerimizin gozlem yapmaya ne kadar elverisli oldugu konusunda bir sonuca ulasmamiz mumkun degil.

Buyrun, bu argumandaki mantik hatasini gosterin, Gonzalez'in Kopernik'i yiktigina hep beraber inanalim.

O tekrarlayip durdugunuz, "Science ve Astronomy and Geophysics gibi kılı kırk yaran bir dergilerde" yayinlamis bir makalede, kendi deyisinizle "(bu gozlemler, dunyanin) evrendeki ve Samayolundaki yerinin gerçekten “özel tasarlanmış” olduğunu bilimsel olarak ortaya koyuyor" seklinde bir sonuca ulasildigini gosterebilirseniz, o da kabul.

Not: Bakiyorum, fanatizm oyle bir boyuttaki, bir farkli fikir, bir yanlis yakalama, hemen birsuru alayci yorumla linc edilmeye, sindirilmeye calisiliyor. Bir Allah'in kulu da, "tamam adamin fikirleri farkli, yanlis dusunuyor, ama adama materyalist, militarist diye etiket yapistirmaya hakkimiz yok" diyebilseydi yahu. Bu kadar mi sahte herkesin demokratligi?

Yazan: Balbazar Tarih: February 10, 2008 6:49 PM

Bekir Efendi, sana son kez senin anlayacagin dilde cevap verecegim:

Ben, bana yoneltilen her argumana cevap veririm, lafi kolayina cekmem, yukarida gordun, verdim de.

Ben "oze" iliskin fikirlerimi ustune basa basa yazdigim ve bana bu konularda cevap verilmedigi halde, benim tartismayi Iowa State mi Iowa mi (ki, burada Princeton Teoloji Enstitusu'nu Princeton Universiteleri yapip goz boyamaya calisani da gorduk), tenur mu kovulma mi (ki onemlidir, spekulasyonlara dayanarak "fikrinden dolayi isten attilar" diyemezseniz, diyecekseniz, neye dayandiginizi acikmayaniz gerekir) tartismasina cevirdigimi iddia edip, benim zekama ahlakima laf ederken, kendi zeka ve ahlakini cok guzel gostermis oluyorsun.

Sen once, bana sifat yakistirirken, o sifati aciklamak mukellefiyetinin farkinda ol ve onu yerine getirmeyi ogren.

Madem cok mutekabiliyet istiyorsun, hadi goster bakalim, bu ulkede son 20 yildir kac adam ateizm adina suikaste ugramis, ateizm adina kac kitlesel katliam yailmis, "ateist diktanin hukum surdugu" universitelerde kac kisi oruc tuttugu icin oldurulmus?

Simdi, kendi yakmaya calistigin, yakilmasini hak gordugun adamdan, basinda oldugu hayir kurumuna karsi hicbir baskiyi esirgemedigin oglundan, kendi bayrak edindigin ozgurluk icin destek gorunce sasiriyorsun, ama zerre utanmiyorsun. Ozgurluk sadece sana, bana degil, hepimize Bekir Efendi, sen bunu anlayamazsin.

Sen once benim Celal Sengor'un ipe sapa gelmez fikirleri icin gosterdigim elestirel yaklasimi kendi cenahinin yobazliklarina karsi gosterebilecek seviyeye gel de, ondan sonra gel siklet yaristiralim.

Yoksa, ancak fikrine fikir yetistiremedigine karsi, "bunlar din dusmani" diye bogurmeye devam edersin. Sana da o yakisir.

Aman okuma bunlari da ha, farkli fikir alerji yapabilir.

Not: Usluptan ve "seviyeye inmek"ten dolayi herkesten cok ozur dilerim, soz bir daha yok.

Yazan: Balbazar Tarih: February 10, 2008 7:50 PM

Ajlan bey,
verdiginiz link icin tesekkurler. Peki siz okudunuz mu hepsini? yoksa ilk grafigi gorup hemen buraya geri mi dondunuz gerisini okumadan? Gayet guzel yorumlar aktarilmis, hic orali olmamissiniz.
Biraz arastirin, o universitedeki gecirdigi sure icersindeki "olaganustu basarilarina" filan bakin mesela onu bunu ilgisizce militarist diye suclayacaginiza.

Yazan: fuatogl Tarih: February 10, 2008 9:13 PM

Bu arada, ABD'deki universitelerde "fasizan bilimperest diktatorlugu" oldugunu, bundan dolayi, "bilimsel bulgulardan ilahi anlamlar" cikaran bilim insanlarinin universiteden kovuldugunu iddia eden arkadaslarin sunlari da aciklayabilmeleri gerekir:

- "The Language of God: A Scientist Presents Evidence for Belief" kitabinin yazari Francis Collins nasil olup da hala Ulusal Insan Genomu Arastirma Enstitusu'nun basinda kalabiliyor?

- "Finding Darwin's God: A Scientist's Search for Common Ground Between God and Evolution" kitabinin yazari Kenneth Miller, neden Brown'dan "kovulmuyor"?

Hadi bakalim, kendisi gibi dusunmeyen herkese her turlu sifati yakistirmayi kendine hak goren zeki, cevik, ve ahlakli arkadaslar, sureniz basladi.

Emrimdeki askerleri alarma gecirdim, tatmin edici bir cevap alamazsam darbe yapip Collins ve Miller'i tiz zamanda kovdurtacagim, haberiniz olsun.

Yazan: Balbazar Tarih: February 10, 2008 10:17 PM

 

 Sayın Balbazar (ve tüm materyalistler )

Ne kitabı okuyup nede belgeseli seyretmeden çok harika çıkarımlar yapmış.Hatta birde bize AT hakkında tavsiyeler dizmişsiniz ne yapmamız gerektiği ile ilgili,herşey sizden sorulmalı tabi icazet almadan haddimizi aştık:) Toplum mühendisliği sorununuzdan kurtulamıyorsunuz.(İlber Hocam çok haklı) Science dergisindekileri ve birçok hakemli yayını ikna edebildiğine göre sizin gibi yüksek ilim ahalisinide ikna edebilecek bişeyleri vardır. ISU başkanı George Gregory Geoffroy  bir önceki verdiğim linkte tenure verilmemesinin nedeni olarak bakalım ne demişti;

''did not show the trajectory of excellence that we expect''  mealen '' Çalışmalarında (Gonzalez) umduğumuz mükemmelliği gösteremedi''. (Bunu söylerken yüzünde utanma, sıkılma  olduğunu sanmıyorum.Olsa olsa görev bilinci ve sorumluluğunun mağrur hali vardır.)

2001 (o meşhur üniversiteye giriş tarihi) - 2007 arası 68 onaylanmış peer-reviewed makale (Bu Iowa State Uni. istediği tenure gerekliliğini yüzde 350 oranında alaşağı etmiş demektir)  ve diğer astro fizik yayınlarında çalışmaları 144 kere alıntı olarak kullanılmıştır.Buda bu konuda en yakın rakibi Martin Pohl'dan (103) daha verimli ve bilimsel  işler yaptığını gösteririr. (2001 den beri) Yolladığım linkte çok daha fazlasıda  mevcut.

Şimdi sizin ne dediğinize dönelim;

''Mesela, bizim gozlemlerimize gore gozlemek icin cok dandik bir yerde olduguna karar verdigimiz gezegendeki birisi de, pekala, kendi gozlemlerine gore (bizim gozlemlerimizden farkli, ve muhtemelen daha yetersizdir) kendisinin gozlemek icin cok iyi bir yerde oldugunu iddia edebilir.

Kisacasi, insanlar olarak ne gozleyemedigimizi bilmedigimiz icin yerimizin gozlem yapmaya ne kadar elverisli oldugu konusunda bir sonuca ulasmamiz mumkun degil.

Buyrun, bu argumandaki mantik hatasini gosterin, Gonzalez'in Kopernik'i yiktigina hep beraber inanalim.

O tekrarlayip durdugunuz, "Science ve Astronomy and Geophysics gibi kılı kırk yaran bir dergilerde" yayinlamis bir makalede, kendi deyisinizle "(bu gozlemler, dunyanin) evrendeki ve Samayolundaki yerinin gerçekten “özel tasarlanmış” olduğunu bilimsel olarak ortaya koyuyor" seklinde bir sonuca ulasildigini gosterebilirseniz, o da kabul.''

Sizin kabul mekanizmanızın çarpıklığı göz önüne alınırsa beyhude çaba olur. Sadece konuyla ilgilenenlere son derece basit bir şekilde özetleyelim ;

Gonzalezin çalışmaları doğrudan bilimsel gözleme dayanıyor.Dünyanın Samanyolu içersinde çok özel bir konumda olduğunu GHZ üzerinden temellendiriyor.Nedir peki GHZ ?

Galaksilerin tümü için tıpkı samanyolumuzda olduğu gibi yaşamın oluşması için belirli bir bölgenin imkan tanıdığı ortaya çıkarıldı. Bu galaksinin kendine özgü büyüklük ve yapısına göre farklılık gösterse de, yaşam bilinen şekliyle ancak tüm galaksilerin ancak belirli bir alanında oluşabilirdi. Science dergisinde çıkan son araştırma bulgularına görede teyit edilen bu kuşağa Galaktik Yaşanabilirlik Kuşağı ( Galactic habitable zone  ) adı verildi. Yapılan son derece karmaşık hesaplamalara göre, bu kuşak tüm galaktik merkezden yaklaşık 7 ila 9 kiloparsek uzaklıkta olmalı (1 parsek = 3.26 ışık yılı 1 kiloparsek = 1000 parsek) ve içerdiği yıldızlarda 4 ila 8 milyar yaşında olmalıydı. (1)Science sitemde linkide mevcut...


Hatta Güneş sistemi o kadar mükemmel bir konuma sahip ki eğer Orion kolunun başka herhangi bir yerinde olsak evreni teleskoplarla gözlemleme şansımız belkide hiç olmayacaktı, çünkü süpernovalardan galaksiye yayılan gaz ve toz bulutları sarmal kollarının  şeklini oluştururlar. Eğer biz Persius ta konumlansaydık mesela hubble teleskobunun ve hatta Hubble'lın kendisinin evrenle alakalı görebilecek bir gökyüzü olmayacaktı.Hatta disklerin dış uçları en az merkez kor kadar tehlikelidir.Kısaca evrende bu gözlemi yapabilecek en iyi gözlemcilerin, gözlemin yapılabileceği en iyi yerde var olmuşsa, bu bilinen tesadüf açıklamalarının çok ötesinde bir durum sergiliyor demektir.Bunun sadece evrensel gözlem anlamında almayın .Güneş tutulmasındaki mükemmellik bile böyledir.Güneş sisteminde Güneş tutulmasının ışık spektrumu çıkarabileceği tek seçenek tamda  bizim sahip olduğumuz seçenektir.Başka ihtimal yoktur.Yani hem yerel,hem evrensel olarak bilimsel gözlem için konumlandırılmış bir yapı vardır ve bu konumlandırma aynı zamanda hayatın var olabilmesi içinde önemli koşulları içermektedir.(Büyük bir uyduya sahip olma,meteorlardan korunma, manyetik alan , gelgitler vs)


Yüreğiniz yetiyorsa alır okur yada seyredersiniz sonra kabul mü ? Sanmıyorum :)
 

Yazan: Mustafa Ajlan Abudak Tarih: February 11, 2008 12:25 AM

Sengor'un Universitelerarasi Kurul'a Mektubu (Okudugunu inkar edenler icin ucuncu baski)

Ismet Berkan'in Radikal'deki sutunundan:
*************************************
İşte o mektup:

' Temsilciniz olmamı isteyerek bana verdiğiniz şerefin her türlü sevinç ve tatmin hissinin üzerinde olduğunu belirtmiş, bunun yaşamımda bana verilen en büyük mükafat olduğunu arzetmiştim.

Bunu çok zor bir zamanda, uygarlığa karşı yöneltilmiş saldırıların fütursuzca geliştiği bir ortamca cesaret ve haysiyetle yaptınız. Bu saldırıların en son örneği Adalet ve Kalkınma Partisi ile Milliyetçi Hareket Partisinin ortaklaşa başlattıkları üniversitelerde türban serbestisi atağıdır. Bunu yakından izlemekteyim. Bizim açımızdan, üniversitelere dini bir sembolün girmesinin hukuk cephesinin, kamuoyunda öne çıkartıldığı kadar belirleyici olduğunu sanmıyorum, çünkü hukuk nihayet aksiyomatik bir sistemdir. Baştan kabul edilen aksiyomlara bağlıdır. Bu açıdan hukukun rölativist bir temeli vardır ve bu temel onu bazı durumlarda pek tehlikeli bir tahakküm aracı yapabilir. Bunun en meşhur misalleri Katolik Engizisyon Mahkemeleri olmakla beraber, onu aratmayacak güncel örnekleri, Sovyetler Birliğinden Nazi Almanyasına, Çin Halk Cumhuriyetinden Amerika Birleşik Devlelerine kadar değişen çok geniş bir yelpazede görülmüş, pek çok insanın en feci şartlarda katl! edilmesine, toplumların sefalet ve felaketine neden olmuştur.

Halbuki üniversitede dinin 'şakırdatılması', bizzat üniversite kavramıyla çelişir. Dünyada katolik, protestan veya islami üniversitelerin olması veya üniversitelerin Orta Çağ'da dinsel kurumlardan türemiş olması bu gerçeği değiştiremez. Din, belirli dogmalar çevresinde kurulmuştur ve yanılmaz olduğu iddia edilen bir veya birkaç tanrının vahiyleri olan dogmalarından vaz geçemez. Bilim ise sürekli olarak gerçeği arayan ve gerçekle bağdaşmayan hiçbir şeyi kabul etmeyen bir düşünce sistemidir. Bilim, bitmeyen bir deneme-yanılma süreci içerisinde daima yanlışları eleyerek hakikate asimtotik olarak yaklaşır. Ancak hepinizin bildiği gibi, tek bir ters veri en ihtişamlı teoriyi çöpe atmaya yeterlidir. Dinin pek çok dogması bilimin isbatları karşısında bu şekilde çöpe gitmiştir. Bugün artık ne dünyanın yedi günde yaratıldığına, ne Nuh Tufanına, ne de Havva ile Adem masalına inanmak mümkündür.

´Üniversitede yasak olmaz! ' diyenlerin, üniversitede yanlışlığı isbat edilmiş fikirlerin artık k ullanılamayacağını ve öğretilmeye devam edilmelerine izin verilemeyeceğini anlamış olması gerekir. Bu nedenle coğrafya derslerinde düz bir dünya veya fizik derslerinde Aristo fiziği öğretmeye kalkan hocalara izin verilemez.

Karşımıza dinin dogmalarını reddeden bilimi öğrenmek için geldiğini iddia ederken, o dogmalara bağlı olma sembolünden inatla vaz geçmeyenlerin bilimsel dürüstlük ve samimiyetine nasıl inanacağız? Akla açık bir ihanet olan bu davranışın temsilcilerini, aklın ve bilimin geliştiricisi olan üniversitelerimize nasıl alacağız? Böyle kişilere, öğrettiğimiz bilimi öğrendiklerine itimad ederek nasıl not veya diploma vereceğiz? Günün birinde öğrendiklerini, aklı ve bilimi ve dolayısıyla insan uygarlığını boğmak için kullanmayacaklarına nasıl güvenebileceğiz?

Bu nedenle üniversite tüm dogmatik inanç sistemlerini işlevine temel yapmayı reddeder. Onları bilimsel olarak inceler, ancak temsilcilerini üyeleri olarak kabul etmez. Militan dogmatiklerin üniversite bünyesine kabul edilmemelerinin nedeni budur. Kimse bize bu açıdan ´bilimperestlik yapıyorsunuz' diye bir eleştiri yöneltemez, zira, büyük felsefeci Lord Bertrand Russell'ın dediği gibi, insanlığın gerçekten bildiği fakat bilimin bulmuş olmadığı hiçbir şey yoktur. Bir başka deyişle, bilim dışında insanlığın hiçbir bilgi kaynağı yoktur.

Türban yasağının kaldırılmasını temelde yalnızca bu nedenle kabul etmemiz mümkün değildir. Bu konuda ne karşımıza çıkarılacak hukuk sistemleri, ne de dünyadan gösterilecek örnekler bizi ikna edebilir (sui-misal, misal olamaz). Bizim düşüncemizin ve faaliyetimizin temeli eleştirel akılcılıktır. Aklı ve eleştiriyi kabul etmeyen hiçbir sistemi üniversite kapısından içeri alamayız. İcab ederse, ülke yöneticileri akıllarını başlarına alana kadar o kapıları kapatırız. Bu bizim tarihsel geleneklerimizden gelen hakkımız ve hem insanlığa hem de öğrencilerimize karşı görevimizdir.
Bu düşüncelerimi muhterem kurulunuza en derin saygılarımla arzederim

Kaynak: http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=246205
______________________________

Bu da Sengor'un "MILTARIST"in tanimini barindiran makale (Hasan Cemal)
__________________________________
Üniversiteden Şengör ve Yayla örnekleri...

Darbe sevdalısını aday yap, mahkûm olana sessiz kal!

İkisi de üniversite öğretim üyesi, ikisi de profesör. Biri, Celal Şengör, yerbilimci.
Öteki, Atilla Yayla, siyaset bilimci.

İlki, totaliter bir zihniyete sahip.
Diğeri, liberal çizgide.

Prof. Şengör, darbesever bir zat!
Milliyet'e bir demecindeki sözleri:

"Ordu gayet tabii ki darbe yapabilir, niye yapmasın?"
Prof. Şengör, üniversitelerde başörtüsü-türban yasağının ateşli bir taraftarı. Bu yakınlarda Akşam gazetesine verdiği demeçte şöyle diyordu:
"Yasal olarak kabul edilse bile türban kabul edilemez. Türban taktın mı şeriat istiyorum demektir."
Aynı demeçte asker adına da konuşmuştu Prof. Şengör:
"Laiklik ilkesini korumak askerin görevidir. Genç subaylar da rahatsız, yaşlı subaylar da..."
Arkasından da sopa göstermişti:
"27 Mayıs'ı üniversiteler yaptı!"
Prof. Celal Şengör askeri çok sever. O kadar ki, bir komutanla telefonda bile konuşurken ayağa kalktığını, önünü iliklediğini söylemiştir.
Hatta, askerlerin huzurunda ayağa kalkıp hazır ola geçtiği zaman komutanların "Rahat!" dediğini anlatan da kendisi olmuştu.
Asker de Prof. Şengör'e sıcak bakar. Örneğin iki yıl önce Harp Akademileri'ndeki açılış dersini Prof. Celal Şengör vermişti.Prof. Şengör'ün katı, totaliter bir zihniyete sahip bir akademisyen olduğunu belirtmiştim. Bunun en çarpıcı örneği önceki gün İsmet Berkan'ın Radikal'deki köşesinde çıktı.
Prof. Şengör'ün kendisini YÖK'e aday gösteren Üniversitelerarası Kurul'a gönderdiği teşekkür mektubu, bağımsız ve eleştirel düşünce ile pek ilgisi olmayan totaliter anlayışın tüm izlerini taşıyordu.
Prof. Şengör, üniversitelerde yalnız başörtülüye değil, itikat sahibi, dindar bütün insanlara da kırmızı kart gösterilmesinden yana.
Bir başka deyişle:
Allah'a inandın mı yandın, ilim irfandan yoksun kalacaksın, bilimle zinhar uğraşmayacaksın!
Oysa, tarih böyle demiyor.
Girin Google'a, tıklayın Isaac Newton adını. Yerçekimi ve hareketin yasalarını bularak bilim tarihine en büyük katkıyı yapan Newton, Allah'a inanan bir Hıristiyandı. "Evet, yerçekimi planetlerin hareketini açıklıyor ama onları harekete geçiren kim?" diye sorduktan sonra, "Allah!" diye yanıtlıyordu.
Modern bilimin babası sayılan Galileo da koyu bir Katolikti.
Öyle anlaşılıyor ki:
Prof. Celal Şengör, kendi gibi olmayan kimseye üniversitelerde hayat hakkı tanımaktan yana değil.
Böylesi kafalar tüm iddialarına rağmen özünde sorgulayıcı ve eleştirel olmaktan uzaktırlar. Böylesi kafalar, özellikle üniversitelerde olması gereken bağımsız düşünce ile bağdaşmaz.
Demokrasi kültüründen yoksun böylesi kafalar, torna tezgâhından çıkmış gibi tek tip düşünen insan yetiştirmek gibi ham hayallerin peşinde koşarlar. Onun için de asker karşısında hazır ola geçip darbe çağrısı yaparlar.
Prof. Yayla'ya gelince...
Der ki bir konuşmasında:
"İfade özgürlüğünün olabildiğince geniş olması taraftarıyım. Dolayısıyla, hiç kimseyi fikirlerimi kabul etme mecburiyetinde görmem. Hiç kimse doğrunun tekeline sahip değildir. Herkes gibi benim söylediklerimde de doğru veya yanlış şeyler olabilir."
Bu görüşlerin sahibi Prof. Yayla, tek bir sözcükten dolayı 1 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı. İki yıl boyunca da yakın takipte tutulacak.
Korkunç bir demokrasi ayıbı. İfade özgürlüğünü yerle bir eden, akademik özgürlüğü ayaklar altına alan bir karar...
Ama yaprak kımıldamıyor.
Kıyamet kopmuyor.
Ne Türkiye'de ne üniversitelerde.
Ama bir de şu var:
Başörtüsü yasağının sürmesi için kıyameti koparan Üniversitelerarası Kurul, bir darbe sevdalısını, Prof. Şengör'ü YÖK'a aday gösterirken, Prof. Yayla'nın mahkûmiyeti konusunda kılını bile kıpırdatmıyor.
Yazık!
Hasan Cemal / Milliyet
##########################

Buna birkac ilave de benim var; bunlari da daha once yazmistim bir onceki yaziya yorum olarak:

Adama ne sorsaniz mutlaka isin icine askerin ne kadar bilgili, cagdas, vatansever, modern oldugunu sivillerin ne kadar tersi oldugunu soyler. Simdi Balbazar'i ikna icin kaynak arasitiracak durumda degilim.

Deprem konusunda sozlerinden aklimda kalanlar "...deprem tehlikesi vardir....Bu milli guvenligimize bir tehlike olusturur....Deprem konusunda en hazirlikli kurum ordudur. ....Ordunun yonetimi ele almasi gerekir" (bunlar tam alinti degil, tam mana)

##########################
Daha once Darwinizm'i elestirmeyi "hedef gosterme" diye tanimlayan cocuk simdi de her agzini actiginda darbe cagrisi yapan bu postal yalayicinin "militarist" oldugunu gosterin diyor. Gozales'in twenuru zaferinden sonra bir de burdan doksana takarim diyor herhalde.

Git kardesim biraz sozluk calis ilk is olarak "hedef gosterme" , militarizm, ozgurluk, demokrasi, laiklik, ahlak gibi kavramlarin tanimlarini ogren. La havle...!!!!!

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: February 11, 2008 3:25 AM

Sayin Abudak,

Iddialarinizi tekrarlayinca yeni arguman getirmis olmuyorsunuz. Argumanim gayet basitti, eger bir "carpiklik" varsa, bunu aciklayabilmeniz lazim, "senin argumanin carpik" deyince argumanim carpik olmuyor, aciklamaniz lazim ki ogrenelim niye carpik oldugunu.

Aciklamaktan kaciyorsunuz, cunku biliyorsunuz carpik dediginiz argumanimin hakli oldugunu!

Copy-paste etmek daha kolay, degil mi?

Siz benim verdigim linke baktiniz mi? Ben belli ki verdiginiz linke bakip, ona gore farkli dellilerle cevap vermisim. Siz benim ne dedigime hic bakmadan kendi verdiginiz linki tekrar tekrar tercume edince bana cevap vermis olmuyorsunuz (ki fuatogl'un dedigi gibi, kendi verdiginiz linki bile okuyup anlamadiginiz belli oluyor).

Boyle tartisma mi olur?

Boyle fikir alisverisi mi olur?

Istedigim gibi gercekleri saptiririm, atarim, tutarim, yanlisimi yakalayip iddialarima karsi arguman getirene de "militarist", "militan materyalist", "toplum muhendisi" der kurtulurum.

Once karsinizdakine saygi duyun, size ne denildigini anlayin, ondan sonra insanlara boyle agir ithamlarda bulunun. (Birisi de aklinca benimle dalga gecmek icin birseyler yazmis; yazik ki, Mustafa Ajlan Bey'in baskasinin ne dedigini anlamaya calismak gibi bir adeti olmadigi icin benimle birlikte o da paparayi yemis, belki o arkadas anlamistir simdi bizim nelere karsi mucadele etmek zorunda kaldigimizi.)

Yazan: Balbazar Tarih: February 11, 2008 4:28 AM

Muzaffer Kazim Bey,

Sorulariniza nacizane benim gibi
materyalistlerin (Mustafa Ajlan Bey israrla oyle buyurduklarina gore oyleyimdir herhal) verecekleri cevap,

"insan cok yonlu bir varlik; bilimsel yontem onun maneviyatina yonelik ancak sinirli bilgi uretebilir" olur.

Ama biz elbette dar kafali oldugumuz icin oyle dusunuruz.

Bu dunyada oyle alimler var ki, hakki, adaleti, feragati gectim, Hakk'i bile bilimle aciklamaya muktedirler.

Yani, materyalistlikte biz ciraksak, onlar usta. Bizim materyalistligimiz sade zahirle sinirli, onlarinki batina uzaniyor.

Ve bu alimler, bugun Hakk'i acikladiklari gibi, yarin hakki da, adaleti de, feragati de bir bir bilimle aciklayacaklar.

Gerci, biz cirak materyalistler onlarin bu ustun materyalizm anlayislarini kavrayamadigimiz icin onlara eziyet ediyor, mekteplerden falan kovuyoruz ama...

Elbette, sonunda onlar kazanacak, cunku Akilli Tasarimci ustadlarin gosterdigi uzere bilim herseye kadir.

Iste o zaman tam bilimperest olacagiz!

Yazan: Balbazar Tarih: February 11, 2008 4:49 AM

Bekir, once okudugunu anla sonra karsindakine "cocuk" falan diye hitap ederek yildirmaya calis:

Benim bahsettigim bana yonelik "militarist" ithami.

Ben Sengor'un ne oldugunu bilmiyorum sanki. Simdi Sengor'un arkasina siginip beni yildirmaya calisiyorsun aklinca. E tabi, fikirsel olarak ancak Sengor'u kendine denk goruyorsun, o da "ben hakliyim, benim gibi dusunmeyen soyle boyledir" zihniyetinde, sen de.

Yazan: Balbazar Tarih: February 11, 2008 4:50 PM

Sayın Balbazar yada ( fuatogl )

Sizin gibi dogmatiklerle tartışma gerçekten zaman kaybıdır belki diye öyle davranıyor olabilirim.Burada sadece çarpık algınızı ortaya koymaktır.

Daha kendiniz  kitabı okumadan ve  belgeseli seyretmeden Gozalezin bilimsel çalışmalarının içeriği üzerine ahkam keserken bana verdiği linkten bahsediyorsunuz. Blogumda makalenin amacı Gonzalezin çalışmasını duyurmaktır. Zaten içeriğin çoğunluğu buna aittir. Fakat,  siz ve sizin gibiler ne yapıyor ? Olayın o boyutunu bir kenara iterek görmezden gelerek (çünkü işinize gelmiyor) karşılıklı yorum olayını benim neyi nasıl yanlış yazdığıma, olayları nasıl yanlış aktardığıma değin kişiselleştirerek çarpıtıyorsunuz. Bekir Beye yürekten katılıyorum;

Ana fikri fasizan bilimperst diktatorlugu (hatta bilimperest kismi dahi
talidir) olan bir tarismayi ABD'de tenur vermeme ve isten atilmanin
farkina, ve Iowa State'mi Iowa'mi farkina ceviren zeka da ahlak ta
Bekir Yildirim'i ornek almak istese de sikleti cekmez.

Gonzalez'in çalışmalrına bilimsel bir itirazınız var mı onu söyleyin? Onca makalesi ve kitabıyla AT için bilimsel veri temelinde, gözleme dayanan bir çalışma yapmış mı yapamamış mı bunu söyleyin ? Varsa  buna itirazınız nedenleri ile belirtin? O zaman tartışalım.Yoksa ucuz akademik söylemlerle, içi boş yaftalarla gideceğiniz yer durduğunuz yerden başka bir yer olamaz.İşin garibi aklınızca hesap soruyor yok size  bucu şucu diyormuşum. Müstear isim arkasında ne yada neçi olduğu bellli olmayan kişiler sizlersiniz. Karşınızda aynı insanın farklı müstear isimlerle yazmadığını nerden bilebiliriz? Her nedense kaynağı aynıymış hissi veriyor. Söyleminiz de materyalistlerle üç aşağı beş yukarı aynı düzlemdeyse çok alınmayın derim aynı gemidesiniz. Yüreğiniz yetiyorsa bilimsel verilerle açık kimlikle tartışalım.Bizide zahmetten kurtarın..

"Finding Darwin's God: A Scientist's Search for Common Ground Between
God and Evolution" kitabinin yazari Kenneth Miller, neden Brown'dan
"kovulmuyor"?

diye sorunuz olmuş Francis Collinsi'de dahil etmişsiniz.Kambersiz düğün olmaz misali. Miller'in kitabının sonundaki bitirişi Darwin'in Tanrısının ne olduğunu açıklıyor.Öyle Evangelistlerin inandığı türden bir tanrı değil yada tüm ilahi dinleri katalın açıkca Spinoza tarzı bir panteistlik var.Kitabın içeriğindede bolca mevcut söylemlerinde de K.Miller adını google yazan herkes bolca kaynak bulur... Miller için Hıristiyanlık kültürel bir giysi..

F.Collins 'in durumunda ise o mevkiye gelmeden önce bu tip bir söyleme pek rastlayamazsınız.Sanırım birazda ABD de 2. dönemdir hükümet olan Cumhuriyetçilerin fon desteğini arkasına almak için söylenen argümanlar olduğunu göremeyecek kadar sığsınız.(Bush'un ve ekibinin Dini kaygıları sebebiyle DNA klonlama daha genel ifadeyle Gen mühendisliğine en başından beri mesafeli olduğunu bilmeyen bir tek sizmişsiniz demek ki)

Daha sonra verilen kaynağı ciddiyeti olayına bakalım.Bilim adamısınız ya yada ona benzer bişey öncelik bu olmalı referanslarınızda.Bir yorumu ciddiye almak için ilk önce kaynağa bakalım ne kadar objektif?

Sizin verdiğiniz linkin kaynağın (Sanırım- John M. Lynch is an evolutionary biologist and an historian of biology at Arizona State University.) Benim ki (According to a Smithsonian/NASA astrophysics database). Bu kadar açık. Ama sizin ve belkide fuatogl gibilerin anlamak ve kavramak dışında başka sorunları var oluyor olabilir.

Ayrıca verdiğim linkide okudum merak etmeyin.Gonzalezin ISU'da bulunduğu toplam süreç içersinde yaptıkları istatisliki veriler ile ortada. Sadece son yıllarda çeşitli sebeplerden olabilecek (aile,sağlık vs) bir düşüş göstermesi fırsat bu fırsattır diyen afrika çakallarının av taktiğine benziyor.Gonzalezin çalışmalarındaki veriler, içindeki söylem vicdan sahiplerine hitap ediyor. Size etmiyorsa bu umrumda değil... yapabiliyorsanız bunlara bilimsel cevap verin boyunuzun ölüçüsünü hepberaber görelim...

Yazan: Mustafa Ajlan Abudak Tarih: February 11, 2008 5:00 PM

Sayin Abudak,

Bakiyorum fantezi kurarak abuk subuk seylerle suclamaya da baslamisiz, hadi hayirlisi olsun bakalim. Neyse, madem yakalamissiniz, itiraf edeyim: Evet, Bekir Yildirim rumuzu da etrafa islamofobi yaymak icin kullandigim bir rumuzdur (nuktedir, simdi Bekir'e iftira ettin falan suclamalariyla gelmeyin).

Bakiz, diyalogumuz nasil gelismis:

- Ben, tenur-kovma meselesinden bahsetttigimde, sizin sitenize oze iliskin de bir yorum yazmisim.

- Siz, beni materyalist, militarist ve militan ateist olmakla itham ettiginiz yorumunuzda oze iliskin hicbirsey soylemedigimi iddia etmissiniz.

- Ben cevabima "kisisel saldiri gibi bir amacim yoktu, eger oyle anlasildiysa ozur dilerim" diyerek baslamisim. Oze iliskin yorumumu tekrarlamisim.

- Siz bunu, "Sizlere kızdığım falan yok, ancak acıyabilirim" diyerek karsilamissiniz.

- Ben oze iliskin sorumu tekrarlamisim.

- Benim mantigimin carpik oldugunu soyleyip, neden oldugunu aciklamadan, kendi yazinizi buraya paste etmissiniz.

- Ben bilimsel bulgulardan ilahi yorumlar cikaran diger akademisyenlerin neden kovulmadigini sormusum.

- Siz, onlarin din algisinin sizinkiyle ayni olmadigini soyleyip (dinin tekeli sizde sanirim), beni siglikla itham etmissiniz. Sonra da, bir provokatorun benim zekama ve ahlakima yonelik kufurlerine icten katildiginizi belirtmissiniz.

O kufurlerin gerekcesi de: Benim meseleyi tenur mu kovulmami meselesine indirgemis oldugum iddiasi. Bir bakin bakalim, yukarida kim meseleyi neye indirgemis, kim nasil kisisel saldiriya girismis? Birazcik adil olun yahu!

Ben en basinda, sizin iyi niyetinize inandigim icin, size "yalan soyluyorsunuz" demedim, "Amerikan yaradiliscilarinin propagandalarini cevirirken dikkat edin" dedim, amacim sizi kucuk dusurmek, size saldirmak degil, sizi uyarmakti.

Siz ise, en basindan beri, saldirgan bir tavirla, yanlisiniza israrla sahip cikarak, Bekir Yildirim'in gazina gelip bana hakaretler dizerek kendinizi kucuk dusurdunuz. Uzgunum.

En basta "adamin ekmegini elinden aldilar" diye yaygara yaparken, biraz zorlayinca "sadece son yıllarda çeşitli sebeplerden olabilecek (aile,sağlık vs) bir düşüş göstermesi" diye mazeret gostermeye calisacak duruma gelmeniz bile hala savundugunuz baslangictaki tavrinizin ne kadar haksiz oldugunu ortaya koyuyor.

Aslinda zaten "sizin gibi dogmatiklerle tartışma gerçekten zaman kaybıdır belki diye öyle davranıyor olabilirim" diyerek zaten nasil bir zihniyete sahip oldugunuzu, kendiniz gibi dusunmeyenlerin fikirlerine zerre tahammulunuzun olmadigini bir kez daha ortaya koymussunuz.

Ve oze iliskin sorumu hala cevaplamadan, kitabi okumaya davet etmissiniz. Benim yorumlarim sizin yaziniz uzerinedir, kitabin uzerine degil. Sadece yazinizdaki iddialardan yola cikarak sordugum sorunun cevabini hala bekliyorum. Cevaplayabilecek misiniz? Hadi cevaplayin da, alayim boyumun olcusunu.

Yazan: Balbazar Tarih: February 12, 2008 4:57 PM

Benim "hedef gostermek" sozunun anlamini bilmedigimi iddia eden Bekir'e butunleme sorusu:

Hrant Dink'i olduren sahis, bir yerde hakkinda "bu adami oldurun" diye yazi ciktigi icin mi oldurdu, yoksa her yerde Turklugu asagiladigina, Turk dusmani olduguna dair yazilar ciktigi icin mi?

Hadi bakalim, pamuk eller copy-paste'e.

Yazan: Balbazar Tarih: February 12, 2008 5:00 PM

Ajlan bey dokturmussunuz. Dogmatik sig, diktator ne varsa saymissiniz(yazinizda var - strawman yok yani!). Dogmatiklik kismini bir daha alabilirim, nasil oyle birsey iddia edebildiginizi anlayamadim acikcasi(gercekten anlamadim, saka degil). Ama siglik konusunda birazcik hak verebilirim. Ne bekliyordunuz? Artik her yazilan icin, duzeltme-hata ayiklama-geri yerine baglama oturtma cabalarimiz arasinda fazla enerji kalmiyor, bunlar karsisinda derin analizler yapmamizi mi bekliyorsunuz? Yazilarinizda acikca muspet ve onemli hatalari sayanlara(yukarida sayildi), yanlisligini gosterenlere bu sekilde hitab etmeniz cok gereksiz.(hitap ettiniz, yukarida var - yani strawman yok!) Olay cok basit, olmayan seyi var imis gibi gosterip sanki dunyanin en iyi en uretken bilim adamini ekarte etmisler gibi gosteriyorsunuz(namuslu fikir sahibi(namussuz demedim, hataniza vurgu yapiyorum) baskalarinin ne anlayacagini da goz onunde bulundurmak ZORUNDADIR - meramimi anlattim yani yine strawman yok). Sonra acip arastirip bakiyoruz durum hicde oyle degil, herzamanki gibi(bu konuda artik usta oldum). Tenure icin onemli olan, normal sartlarda gozonunda bulundurulan donemlerde bu adamin durumu hicde oyle degil sizin yazinizin vermeye calisdigi gibi. Arti bu buyuk bilim insani gerekceli karari da aciklamamis verdiginiz linkten ogrendigimize gore. Discovery uyesi oldugundan herhalde gerekli halkla iliskiler kursunu, kurnazliklari iyice ogrenmis. Bunlardan sonra birde kiymetli blogunuza ugrayip yazilarinizi okumamizi bekliyorsunuz, hangi hakla? Daha once bir goz atmistim, isimi birakip her yazinizin kaynaklari icin internette veri taramasi mi yapayim? Daha da otesi, ben sizin yazdiginiz seylere iliskin birsey mi yazmisim da beni yazilarinizi okumamakla sucluyorsunuz?(bunu temel alan bir suru cumleniz var - buda strawman degil) Burada Discoverici bir adam