« Kan Bayrağı | Ana Sayfa | ‘Çağdaş’ Türklerin Korkulu Rüyası »

January 21, 2008

Muasır Medeniyetten Başörtüsü Dersleri

[21 Ocak 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]

Sukkars.jpgYanda resmini gördüğünüz Maha Sukkar isimli hanımefendi bir polis memuru. 2004 yılından beri Avustralya’nın Victoria eyaletine bağlı emniyet teşkilatında çalışıyor. Lübnan kökenli bir göçmen olan Maha hanım, gördüğünüz gibi kepinin altına sıkı sıkıya bağlanmış bir başörtüsü, Türkiye’deki deyimle “türban” takıyor. Eğer vahim bir hata yapıp Türkiye’ye göç etmiş olsaydı, bu kıyafeti yüzünden bazı devlet hizmetlerinden mahrum kalır, örneğin üniversitelere adım atamazdı. Ama Avusturalya’da, bırakın devletten hizmet almayı, başörtüsüyle polislik yapıp devleti temsil bile edebiliyor.

Maha hanım, özgür dünyadaki yüzlerce “başörtülü Müslüman polis”ten yalnızca biri. Daha da fazlası, Britanya’da görev yapıyor. Londra Büyükşehir Emniyet Teşkilatı 2005 yılında bu konuda bir düzenleme yaptı ve “Müslüman başörtüsünün de, Sihlerin türbanı gibi, polis üniformasına dahil edildiğini” açıkladı. Aynı emniyet teşkilatı, Müslüman polislere “helal yemek” talep etme, görev sırasında namaz izni alma ve Ramazan’da mesai saatlerini değiştirme hakkı da tanıyor.

Bunların herhangi biri Türkiye’de telaffuz bile edilseydi, olağan şüpheliler öfkeyle ayağa kalkardı. CHP sözcüleri “laiklik elden gidiyor” diye kükrer, Cumhuriyet gazetesi “tehlikenin farkında mısınız” diye yeşil-siyah manşet atar, çatık kaşlı başsavcılar “parti kapatma” tehditleri savururdu. Ama muasır medeniyette böyle histerik reaksiyonlar yok. Müslümanların inançlarına uygun şekilde yaşaması kimseyi rahatsız etmiyor. Çünkü muasır medeniyet, Türkiye’deki “laikçi”lerin lügatında hiç bir yeri olmayan “din özgürlüğü” diye bir değere inanıyor.

Bizdeki laikçiler “din özgürlüğü”nden bihaber oldukları için, bunu savunan her türlü siyaseti “din istismarı” zannediyor, ya da öyle yaftalamayı yeğliyorlar. (Haluk Şahin gibi birikimli ve sağduyulu olanları bile istisna oluşturmuyor. Bkz. 16 Ocak tarihli yazısı.) Öte yanda, ABD’nin Uluslarası Din Özgürlüğü Komisyonu adlı resmi kuruluşu, yayınladığı yıllık raporlarda, “Türkiye’de dini azınlıklar gibi dini çoğunluk üzerinde de baskılar bulunduğunu” belirtiyor ve başörtüsü yasağını örnek gösteriyor. Elin oğlu, dindar Türk’ün derdine laik Türk’ten daha duyarlı olabiliyor.

Muasır medeniyetin başını çeken Anglo-Sakson ülkelerde, din özgürlüğü, ancak yapılacak işe somut bir engel veya toplum güvenliğine bariz bir tehdit oluşturduğunda sınırlanıyor. Örneğin İngiltere’de Aishah Azmi isimli Müslüman bir öğretmenin peçe ile ders vermesi engellendi; gerekçe, yüzü tamamen kapatan peçenin öğretmen ve öğrenci arasındaki diyaloğu engellemesiydi. ABD’nin Florida eyaletinde ise ehliyet başvurusunda bulunan Sultaana Freeman adlı Müslüman kadının sadece gözlerini gösteren peçeli fotoğrafı kabul edilmedi. Mahkeme, uzun incelemeler ve tartışmalar sonucunda, “yüzü gösteren fotoğrafın güvenlik için gerekli olduğu” kararına vardı. Gerekçe, “çağdaş Amerikan kadınına yakışmayan kıyafet” gibi ideolojik bir saplantı değildi. Yine de bir dizi Amerikan sivil toplum kuruluşu mahkemeyi “din özgürlüğüne gölge düşürmekle” suçladı.

Muasır medeniyette din özgürlüğünden nasibini az almış ülkeler de var. Fransa, bunların önde gideni. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Türkiye’deki başörtü yasağında sakınca görmeyen yanlış kararı, bu makama egemen olan “Fransız zihniyeti”nin bir yansımasıydı. Bu zihniyetin ne kadar sağlıklı olduğunu tartmak isterseniz, Fransa’nın AB üyeliğimiz konusunda gösterdiği bağnaz reddiyeciliğe veya “Ermeni Soykırımı”nı reddetmeyi suç sayan otoriter yasalarına bakabilirsiniz.

Ancak Fransa bile Türkiye’nin yanında “zemzemle yıkanmış” kalıyor. Bu ülkede bir “başörtü yasağı” var, ama bu sadece ilk okul ve lise düzeyinde ve yalnızca devlet okulları için geçerli. Üniversitelerde böyle bir yasak olmadığı gibi, özel okullara karışan da yok.

Türkiye’deki “laikçilik” ise, Fransa’dan aldığı kötü modelin üzerine bir de “oryantal despotizm” ve hatta Kuzey Kore tarzı “lider kültü” eklemiş berbat bir ceberrutluk. Ne muasırlıkla alakası var, ne medeniyetle.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: January 21, 2008 10:01 AM

Okur Yorumları

(NOT: Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Mustafa Akyol tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, standart yorum kurallarını dikkate almanız önemle rica olunur.)

Tebrikler Mustafa Bey...

Laikci azinlik, basörtüsü hakkindaki yasakcilik-
larini sürdürebilmek icin o kadar ileriye gitti-
ler ki, artik basörtülü kadinlari "sümer fahise-
leri"ne benzetmeye basladilar! Ama göremedikleri
birsey var: Bu zamanin fahiseleri -eski zamanin
aksine- basörtüsü takmamakta. Simdi biz, laikci
kadinlari fahiseye mi benzetmeliyiz? Cünkü onlar
da basörtüsü takmiyor!.. Sonucta kendi kazdiklari
kuyuya düsmekten baska bir kazanclari olmuyor.
Halbuki yasakciliktan vazgecseler, kendileri de
kurtulacak. Türk milletine eziyet eden bu yasak-
cilar acaba hangi milletten?

H.A

Yazan: Hüseyin Avdic Tarih: January 21, 2008 11:24 AM

Bunun neresi din özgürlüğü? Hz.Hatice'nin ölümünden sonra Arap kadınlarına reva görülen Arap erkek kıskançlığının bir dayatması ve sembolü olan Arap giyim tarzı ve gelenekleri din özgürlüğü adı altında sunulamaz.

Sözüm ona din özgürlükçüsü geçinen dinciler, dinden ve kadınlar üzerinden siyaset yapmaktan vazgeçmedikçe bu dünyada gerçek özgürlüklerden bahsetmek boşa kürek çekmekten ibarettir.

Maha Sukkar hanımefendi'nin Avusturalya'daki durumu Türkiye'ye ders niteliğinde bir örnek olamayacağı gibi bu örnekte yanlış seçilmiş bir örnektir. Eğer muasır medeniyete örneklik bir ders vermek gerekiyorsa bu dersi Türk kadınları zaten 80 yıl önce tüm dünyaya büyük ATATÜRK sayesinde vermiştir.

İşte gerçek özgürlük, gerçek ders budur!

Hülagü TTT

Yazan: Hülagü Tarih: January 21, 2008 11:33 AM

Yazilar iyice kendini tekrarlamaya basladi. Ustune ustluk cok materyal hatalar var. Yazinin basinda din ozgurlugu “helal yemek” talep etme, görev sırasında namaz izni alma ve Ramazan’da mesai saatlerini değiştirme" olarak tanimlaniyor. Oradan Turkiye'ye paralellik kurmaya calisiliyor ama havada kaliyor tabiki cunku tartisilan konular cok farkli. Simdi bu resimdeki hanim yanindaki ingiliz kizlara "sen de ne hafif mesrepsin, basini ortmeden nasil muslumanim diyebilirsin, Allah gunahlarini affetsin cik cik cik" cekme durumunda olmadigi icin Avustralyalilar bu Halkla Ilskiler firsatini kacirmamislar. Lutfen argumanlariniza once kendiniz inaniniz Mustafa bey. Bu son yazilar Zorlama olunca eski yazilariniz da gucsuzlesiyor.

Yazan: Murat Tarih: January 21, 2008 11:55 AM

Teşekkürler Mustafa Bey,
Siz de olmazsanız ne yapardık bilemiyorum.Meseleleri bu kadar güzel ifade eden birisini bulamazdık doğrusu.BütüN bu yazdıklarınızdan anlıyorum ki Amerika ve İngiltere bizden daha Müslüman ve İslamiyete bizden daha çok sahip çıkıyor ve saygı duyuyor...Yoksa yüzde doksandokuzu müslüman olan ülke biz değilmiyiz.

Yazan: gülşen Tarih: January 21, 2008 12:08 PM

Gene zihninize saglik Mustafa Bey. Allah razi olsun. Gerek Mustafa Bey gerek diger vicdan ve omurga sahibi entellektuellerden bu tur , safsata, mugalata yerine veriye dayanan soylemleri daha once de duyduk. Baska ne denebilir ki? Artik "sozun bittigi noktadayiz"i da kac kere kullandik. „Az gittik uz gittik dere tepe duz gittik. Bir de geriye donup baktik ki bir arpa boyu yol gitmisizi" de. Ne kaldi soylenecvek aklin , izanin iflas ettigi paranoya, zirvalik halini tasvir etmek icin?

Ama susmak kolay mi ?

Basbakan’in son „turban“ cikisi, tepkiler ve izlenmesi gerektigin dusundugum karsi strateji uzerine ben de karaladim birkac satir. (bkz ornegin: : http://bekirlyildirim.wordpress.com/2008/01/19/bu-defa-gurultuye-papuc-birakmayiniz-ii-karsi-strateji/ )

Mustafa Bey ABD ‘nin ABD’nin Uluslarası Din Özgürlüğü Komisyonu adlı resmi kuruluşu, yayınladığı yıllık raporlarda, “Türkiye’de dini azınlıklar gibi dini çoğunluk üzerinde de baskılar bulunduğunu” belirtiyor ve başörtüsü yasağını örnek gösteriyor. Elin oğlu, dindar Türk’ün derdine laik Türk’ten daha duyarlı olabiliyor.” demis. Bu ifade bana ulkeme yaptigim bir kac “ihanetin” hatirasini getirdi.

Birinciasi bu komisyonun Turkiye’deki bas ortusu zulmu icin bu ifadeyi kullanmasinda bir miktar dahlimin olmasi ile ilgili. Saniyorum 2000 yili idi. ABD’nin dini ozgurlukler raporunun Turkiye’de cogunluk olan Muslumanlarin altinda bulunduklari kisitlamalari cok kucuk yer verdigi, cok hafif , eyyamci diyebilecegimiz ifadeler ile gecistirdigini soylemistim o zaman ki komisyon baskani , disisleri Baskan Yardimcisi Robert Seiple ve raporu hazirlayan diger uyelere. Tenkitlerimin dikkate alinacagin soylemisti. Gerci sonraki yillarda da rapor buyuk degisiklik gostermedi ama ABD’de siyasi tavir degisiklikleri hakkinda bilgi sahibi olanlar bir kelime degisiminin dahi ne kadar buyuk onemi olabildigini bilirler.

ABD’de gene ulkelerin demokrasi, insan haklari hakkinda rapor hazirlayan bir diger komisyon ise Kongre’ya bagli OSCE (OECD) (Helsini Komisyonu olarak ta bilinir) in hazirladig rapordur. O raporda Disisleri raporundan epeyce farkli yorum yapilan bir ifade var idi. “kanunlari acikca ihlal ederek Meclis’e basortusu ile giren vekil” hakkinda. Bu problemi o zamanki Komisyon Baskani olan hanima ifade ettigimde raporu hazirlayan kisiler cagirarak bu ifadenin dogrulugunu arastirdi; sagolsun. Baktik ki bu rapor hazirlayan Kongre Kutuphanesi arstirmacisi iki hanim. Biri Belma Bayar adinda bir Turk; bir digeri ismini hatirlayamadigim bir Yahudi hanim. Kendilerin savunmak icin kullandiklari cumle daha sok edici idi: “Kongre bunlari duymak istemiyor” imis. Ayni yil rapor tashih edildi ve “kanunlarin acik ihlali” ifadesi yerine “teamul” kelimesi kullanildi. Sonraki yillardaki raporda da bu bariz yanlislik yapilmadi.

Bazen "AIHM’de niye kaybettik" (Kazanci, Sahin) gibi sorulari cevaplamaya calisanlar oradaki ic mekanizmalari (mesela Turk raportorlerin kirli oyunlari, Riza Turmen’in diger yargiclara lobi faaliyetleri) bilmedikleri icin , ve de arastrirma zahmetine girmedikleri icin basitce “AIHM laikci; tarafsiz degil ” gibi bir yenilmislik psikolojisi ifadesi ile iktifa ederler. Leyla Sahin davasi sadece gavurun Islam hakkinda on yagili olmasindan degil, Leyla Sahiner’in agabeyleri ve ablalarinin yardimci olmamasi, beceriksizligi sayesinde de kaybedildi. Ayri mesele.

Ahkam ile peynir gemisi yurumuyor. IPU adli Milletlerarasi Parlementolar Birligi’ne’ de goturuldu bu mesele bir vekil adina fakir tarafndan. AIHM’nin aksine, bir avukat olmayan bu yorumcunun hazirladigi sikayetname ve destekleyici delilleri oldugu gibi kabul etti IPU ve Turkiye’yi kinayan karar aldi. Leyla Sahin’I Kazanci’yi temsil eden, ona yardim eden dindar ve demokrat kesimin butun hukuk dehalari AIHM’den zirnik alamadi, fakat bir adet hukuk bilmeyen muhendsin hazirladigi rapor oldugu gibi kabul gordu IPU’da. Bakiniz IPU’nun sitesine karar icin (saniyorum 2004’te cikti nihai karar).

Bir not da “turban” tanim uzerine. Eger meselenin milyonlarca magduru olmasa, mevzuyu izah icin laikcilerin kullandigi zirvalari aziz Nesin kara mizahi gibi okurdunuz. Son bomba, “ben birkac a ABD’de kaldim orda da turban yasagi var”, “ben bilkini ile meslice girebiliyormuyum” gibi agizindan Freudian disa vurum incileri dokulen (ben senin yerinde olsanm turban bir yana nikab giyerdim Canan!) , Perihan Magden’in , CHP nerde bulur bu karilari” listesindeki Canan Aritman’dan. Meger “turbani” Asurlularda fahiseler giyer imis. Fazla orjinal degil “bayan bikini fatazileri”! Yanilmiyorsam onu daha once “camilerde seks odalari olsun, imamlar da kazansin” fikrini ureten deha, Muazzez Ilmiye Cig nineniz “Sumerlerde fahiseler giyerdi turbani” seklinde ifade etmis idi. “ha Sumer, ha Asur, atla deve degil ya’? mesele Islama kufretmek olunca gerisi teferruattir “ di mi ama altin tabancali, pitt bull kopekli vekil? Bosuna dememisler “dedesi Fethi dede olanin ninesi Ilmiye Cig, vekili de Aritman olur diye (bkz: ikimizin resmini cikarsinlar yan yana http://bekirlyildirim.wordpress.com/2006/12/28/ikimizin-resmini-cikarsinlar-yan-yana/).
Daha once “turban” kelimesinin Fransizca oldugu, karsiliginin da tulbent oldugun saniyorum Basbakan Meyda Larousse ve Britannica’dan okudu.
Bizdeki “turban”in ise Netekim Pasa ile Ihsan Dogramaci ortak yapimi oldugu kaiyitlardadir,. Bu general-prof akil adamlar, eski bas ortme seklinin modern olmadigini, dini inanisi geregi baslarini ortmek isteyenlere Mehmet Kececiler’in esininki gibi “moden, Shik, bir ortunme sekli design etmek ve isim vermek gerektigini, yani “ninelerimizinki gibni bas ortmenin” hic te vagdas durmadigini dusundukler icin TURBANI TEDAVULE SOKTULAR!!! Hani simdi “ninmizin ki gibi olsano problem , ama turban yes problem diyenler varya. Iste onlarin ta kendileridir TURBANI literaturumuze sokan.; hem de ninemizinki gibi ortuye karsi., ay akil izan, insaf haya sahipleri! Tani bunlari, tani da buyu!!

Legal olrak:
Yuz kere soylendi: Ne mevcut Anmayasa’da ne de kanunlarda bas ortusunu veya Turbani yasaklayan hicbir madde vardir,. Tam tersine sebest birakan madde vardir. Detaylar bulunur. Mecut “yasak” ortada fol yok, yumurta yok, ne bir yeni kanun, ne Anayasa degisikligi var iken bir gun Istanbul Universitesi’nde Kemal Alemdaroglu ile “beyti dost” Nur Serter’in kafa kafaya verip yaptiklar inmalatin laikci zorba burkrasi tarafindan yayginlastirilmasi v dahas sonar AYM’nin “ne guzael fakir yaw biz niye dusunemedik daha once” diuerek uzerine baliklama atlamasindan ibarettir.
1989(?) da Ozal’in cikardigi 2547 sayili Universiteler kasnunu gecici 17. maddesinin iptali icin dava acildi AYM’ye. AYM istegi REDDETI! Yani madde duruyor yerinde. O zaman bu red kararina serh koyan bir AYM Uyesi sehinde “bu maddenin kaldirilmamai DEMEK UNIVERSITEDE TURBAN SERBESTISI DEMEKTIR” dedi mealen! Bu Anayasa mahkemesi uyesinin adi Ahmet Necdet Sezer idi. Daha sonra Cankaya’da “turban Anayasa ve kanunlarla yasaktir" diyen Ahmet Necdet Sezer ile isim benzerligi degil. Ta kendisidi bu laikci, capsiz sahtekarin! Ama diyeceksniz laikcinin baska turu de mi var?
Sn. Basbakan, entellektueller, kanaat onderleri, aydinlar! Bu defa bos gurultuye papuc birakmayiniz! Artik geri adim luksun otesinde gelecek nesilleri sizlere beddua ettirecek bir basiretsizlik, dirayetsizlik , “kemiksizlik” olarak tarihe gececektir. Basbakan’in son birkac gunluk performansi taktire sayan. Umid ederiz devami gelir; ve umid ederiz aydinlar yalniz birakmazlar onu ve MHP uzum yemenin de karli is oldugunu ogrenir.

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: January 21, 2008 12:44 PM

öncelikle güzel bir yazı yazdığı mustafa beye teşekkürlerimi ilemek isterim.

fakat bizim laikçi kesim yine 1930 yılının özgürlük anlayışında takılıp kaldığnı,hala yüzyıllardır toplumumuzda çoğunlukca benimsenmiş değerlerimizi arap kültürüyle bağdaştırarark toplumdan soyutlamayı hedefleddiklerini,türkiye'de günümüzün en büyük özgürlük sorununu sadece kendi bakış açılarından değerlendirdiklerini görüyorum. bir kere dindar insanlar hiç bir zaman bayanlar üzreinden siyaset yapmamışlardır bu anlayış sadece laikçilerin dindar insanların özgürlük mücadelesine kendi pencerelerinden bakarak yaptıkları bir yakıştırmadan ibarettir. dindar insanların eşlerinin dini vecibelerini gerektiği gibi özgür bir şekilde yerine getirebilmeleri için verdikleri mücadeleyi "din yahut kadınlar üstünden siyaset yapmak" olarak tanımlamak yanlıştır.

Ayrıca bazı yorumları okuyunca bu sorun çözmek için daha bir arpa boyu dahi yol alamadğmızı görüyorum. çünkü baş örtüsü yasağı taraftarı insanların büyük bölümü yukarda hülagü beyinde ifade ettiği gibi daha bunun dini bir kural olduğnu dahi kabul edemedikleri gerçeği var ortada hala. baş örtüsünün arap kültüründen gelme bir kıyafet olduğundan bahsediyorlar. buda yanlış bir düşüncedir. öncelikle böyle düşünen kişilere islamın arap yarımadasında yayıldğnı ve islamı seçen toplumlarının birbirlerinde kültürel açıdan etkilenmelerinin sosyolojik bir zorunluluk olduğnu hatırlatmak isterim. bunun yanında bu geleneğin yani baş örtüsünün dini bir vecibe olduğunun ayetlerle desteklendiğini ve gerek peygamberlerin gerek islam alimlerinin baş örtüsünün takılmasında hem fikir olduklarınıda görmek lazım diye düşünüyorum

Yazan: behlülcan Tarih: January 21, 2008 1:01 PM

Sayın Murat,

Hemen vize işlemlerine başlıyorum, biletimi de alıp Avurturya'ya uçuyorum.(Aman ne güzel cümle oldu bu eski Türk filmlerinden çıkmış gibi)

Önüme gelen ilk Avusturyalı'ya, sonra orada yaşayan başı açık bir Türk bulup ona, sonra yine önüme gelen ilk kadına diyeceğim ki

"sen de ne hafif mesrepsin, basini ortmeden nasil muslumanim diyebilirsin, Allah gunahlarini affetsin cik cik cik cik cik cik"

Bak "cik cik cik" kısmını da özellikle uzatacağım.

Bakalım ertesi gün orada da yasak başlıyor mu?

...

Bırakın falcılığı, masalı

Anladığım kadarı ile laikçisiniz

Laik devlete göre başı kapalı ile başı açığın arasında bir fark olmamalı

Başı kapalı hakim sakıncalı ise başı açık da sakıncalı olmalı ki bu ikisi de saçma

Türbanlı bir hakim kamu görevini yaparken tarafsız davranamaz, davranmazsa, sanığı etkilerse

E, yaparsa, ederse verirsin cezayı daha şimdiden ne oluyor.

Ayrıca

E, başı açık hakimin tarafsız davranacağına, sanığı etkilemeyeceğine kim garanti verebilir.

Tek tip insanlar yaşamıyor bu memlekette.

Ve açık olmak gibi kapalı olmak da NORMAL.

Laik devlet, demokrat devlet bunların birini normal görüp diğerini anormal görmez.

...

E, Türkiye'nin özel durumu var.

Ben halkının çoğunluğunun Müslüman olmasından başka bir özel durum göremiyorum ve uyduramıyorum.

Bu "özel" durumda da yapılması gereken yasak değil aksine özgürlük.

Yeter artık. Nato kafalardan bıktım.

Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: January 21, 2008 1:47 PM

Bir de Mustafa Bey'in verdigi diger bir ornek olan Sultana Freeman'in nikabi uzerine bir ileve yapayim musadenizle:

Davayi yakindan takip etmis idim. Mahkemenin terazinin iki kefesine koydugu haklar sunlar idi:
1. kefede Sultana Freeman adindaki muhtedinin din ve vicdan ve ifade ozgurlugu (bireyin hakki) (sembol de ifade ozgurlugune girer ey karacahil yargiclar, rektorler!)

2. Kefede Florida Eyaleti'nin kamu hizmetini geregince verebilmesi icin luzum duydugu insanlarin yuzlerin gorme hakki; (Kamu'nun hakki).

Mahkeme bu kefelerden hangisinin agir bastigina karar vermerk icin her iki tarafi temsil eden pek cok BILIRKISI=ULEMA 'yi dinledi. Evet Islami ULEMA EY laikci karachiller! Tibbin bilirkisisi DOKTORLAR ve Yahudiligin bilirkisisi hahamlar ve Islamin bilitrkisisi ISLAMI ULEMADIR!!

Bu ULEMA'nin goruslerinin agirligi nikabin bir Islami zorunluluk olmadigi, yani Sultana Freeman'in nikabini bir fotograf icin acmasi ile Islami hukumleri ihlal etmeyecegi FETVASI seklinde idi.

Mahkeme de nihai kararinda kamunun bu sahisin nikabsiz resmini gormek sureti ile saglayacagi karin onun Islami zorunluluk olmayan kisisel takva tercihinden dogan haktan ustun olduguna karar verdi.
Yani neticede pek objektif, kurallari belli gayet mantiki bir muhakeme sonucu bu karara vardi.

Freeman davasi istisna degildir. Ornegin zaman zaman bas ortulu veya Sikh turbani giyen itvaiyeci, polis meselesi mahkemeye gelir. Mahkemelerin sordugu soru sudur; BU GIYIM TARZININ ONUN KAMU GOREVI veya Ozel gorevini IFA ETMESINE ENGEL TESKIL EDECEK OBJEKTIF BIR BELIRLEME YAPILIYOR MU? mesela Sikh'in turbani bir yngin sondurme sirasnda bir eminyet riski teskil eder mi (yanic madddeden yapilmasi, bir yerlere takilmasi vs teknik konular).

Kanada'da bir hakem futbol macina cikan bir lise ogrencisinin bas ortusunu onun futbol oynamasina engel olarak telakki etmis idi de gerek onun takimi gerek karsi takim protesto icin maclara cikmmis idiler. Hakemin gerekcesi, futbol oynar iken oyuncularin emniyeti bazli idi' laikcilik falan safsatasi degil! Gerek Kanada gerek ABD'de buyuk destek gordu bi kiz cocugu ve otoriteler protesto edildi.

Demokratik hukuk, yonetim ile ile fasist, paranoyak, gerici . zivanadan cikmis oligarsinin farki uzerine bunun gibi peeek cok ornek var. Bu kadar kifayet eder anlayana.

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: January 21, 2008 2:38 PM

Mustafa bey, Bekir bey..

Ellerinize saglik.. cok cok tesekkur ederiz..


buarada ben Hulagu TTT'in robot oldugunu dusunuyorum..
hani herseye otomatiklesitirlmis ayni, bilgi yoksunu cevap veren robtlar var ya..

ornegin:

-selam nasilsin?
-iyiyim.
-daha daha nasilsin?
-ZONK !!!

TTT aynen ondan..

Yazan: sentimental Tarih: January 21, 2008 2:45 PM

kaleminize yüreğinize sağlık Mustafa Bey

bişeyler yazmadan kendimi alamadım bize şeriatçı diyorlar. ki bu ne demek uzun zamandır tartışıldı ama kimse net bir cevap veremedi ben dearastırdım bende blamadım genellikle gericilikle yorumlandı
öyle bir dönemdeyiz ki zinanın cok normal olduğu, babasız cocuklar, çocukları sokağa atan anneler bunlar hangi dönemdeydi sormak istiyorm Efendimiz'den önceki dönem cahiliye dönemi... inşaallah bu dönem biter ben sadece saygı görmek istiyorum benim onlara gösterdiğim gibi

Yazan: fatma Tarih: January 21, 2008 3:37 PM

ne kadar sıkmaya başladı bu örtü konusu..acaib rant getiriyor ama..daha da süreceğe benzer..

üniversite öğrencilerinin kılık kıyafetine yapılan müdahale çok ilkel,bunu savunmaktan vazgeçmek gerekir..

ama kamu görevlilerinin kıyafet düzenlemesine üniversitelerdeki gibi karşı çıkmıyorum..

28 Şubat sürecinde örtülü üniversiteli bayanlara yapılan haksızlıklar ve bu uğurda verilen mücadeleyi anlıyorumda bunları savunma ve özgürlükler adına o dönem Merve Kavakçı'nın meclise sokulmasına bir anlam veremiyorum..

bu bayanın meclise niye girdiğini hiç anlamadım,örtülü kızlarda anlamadı aslında..

bizim durumumuzu daha da berbat bir hale soktu..

o zaman bu bayan Tayyip Beye,Abdullah Gül'e falan sormuş..onlar bu kıyafetinle meclise girme,buna gerek yok,gerilim olur diye akıl vermişler ama...

bu hanım üzerinden siyaset yapanlar güzelce bir beynini yıkamışlar anlaşılan..

tarihe geçeceğim diye bir heyecana kapılmış sanıyorum..çocuklarına anneniz vekil olacak ne dersin falan gibi muhabbetlere girmişler..kızlarının anneleriyle gurur duymasını falan istemiş..böyle kadınca,safça duygularla kendini ispatlama pskolojileri hanımefendide hakim olmuş..kendisiyle yapılan röportajlardan çıkarıyorum bunları..

oysaki bu bayanın hareketinin özgürlükler mücadelesiyle,örtülü kızlara destek çıkılmasıyla hele ki İslami mücadeleyle falan zerrece alakası bulunmamaktadır..

İslam'ın siyasete alet edilmesinin en tipik ve vahim örneğidir malesef..

zaten bugün örtünün siyasi bir simge olarak yorumlanması ve bu nedenle karşı çıkılmasının arkasında bu zihniyet mensupları bulunmaktadır..

siyasetle alakası olmayan,Türkiye'deki rejimi değiştirip şeriat düzeni kurmak gibi bir niyetleri olmayan,sadece ekmeğini kazanma peşinde olan bir sürü örtülü hanımı kendi ihtirasları uğruna mağdur etmişlerdir..mağduriyetlerini artırmışlardır..Leyla Şahin olayıda ayrı bir facia..

Türkiye'deki örtü sorununa yaklaşırken Avrupadan şurdan burdan bir iki örnekle meseleye yaklaşmak çözüm getirmez..

öncelikle sorunun kaynağına samimiyetle inilmesi gerekiyor..dindar insanların kendileriyle yüzleşmeleri lazım..AKP bu yüzleşmede öncü rol oynadı ama henüz yeterli değil bence..

laik sistem üzerinde gerçekten dincilikten gelen bir tehdit oluşmuş ve bu siyasallaşmışsa o noktada
bunların simgeleştirdiği ya da özellikle mücadelelerinde önplana çıkardığı araçlar devlet için sorun teşkil edebilir..

istisnasız bütün devletler,bugün özgürlükler ülkesi olarak örnek gösterilenler de dahil kendini tehdit altında hissettiğinde bazı kısıtlamalara gider..

11 Eylül olaylarından sonra acaba Avrupa basını eskisi kadar özgürce,sansürsüz yazabiliyor mu?

ben 13 yaşımdan beri örtüyorum..bu insanların içine girmeseydim, gerçek yüzlerini göremeyip hala ne büyük özgürlük mücadelesi veriyor Kavakçı diye sayıklayabilirdim..

Türkiye'de vakit gibi gazetelerin dindar sayıldığı zihniyet müslümanlarda hakim olduğu sürece fikren ilerlememiz zor..

mahalle ağzıyla dini yazı yazanların,mahalle kavgası eder gibi siyaset yapanların,anarşistliklerini özgürlük mücadelesi diye görenlerin çoğunlukta olduğu bir ortamda bazılarının rejim adına endişelenmesini de biraz anlamak,empati yapabilmek lazım..

ben vakit gazetesini elime alıp 5 dk sonra bırakıyorum..özgürlükçü bacımız burda yazı yazıyor mesela..seviye,zihniyet çok gerilerde henüz malesef..düşmanlık ve ayrılık tohumları saçıyorlar devamlı..

salt düşmanlık her iki taraf içinde çözüm getirici değil..

örtülü kızların kurtuluşu için, İslamı önplana çıkarıp siyaset yapanların kızların üzerinden ellerini çekmeleri gerekiyor..

11 senedir bu işin içindeyim..örtüye özgürlük gelse dahi örtülü kızların özgürleşeceğini sanmıyorum..babası,dayısı,eniştesi nüfuzlu kişiler olmayan büyük çoğunluk adına söylüyorum..

diğerleri örtülü olsada olmasada farketmiyor zaten,örtülü olmak ayrıca iyi reyting getiriyor..

ABD'de Avrupa'da üniversitelerde hoca falan oluyorlar..şöhret işe yarıyor vesselam..

burda bir kardeşimizde safça onlara yardım etmiş..şimdi kendisini arayıp soran var mı acaba??

herşey rant işi,din falan hikaye..

Yazan: deniz Tarih: January 21, 2008 4:16 PM

mustafa bey'i tenzih ederim, bizim halkimizin ozgurluk anlayisi kendi dogrularina gore belirlenir. ornegin muhafazakarsa basortusu takan kadinlarin kamu hizmeti alip vermesini onlarin en tabii hakki olarak gorur, ama kendi dini ve ahlaki degerleri dogrultusunda koyulan yasaklari destekler. ayni sey basortusune kokten karsi olanlar icin de gecerli.

mustafa bey'in bundan bir sure once "misyonerlerin hakkini muslumanlar savunmali" diye guzel bir yazisi vardi. mustafa bey boyle dusunuyor, peki ya halkimiz? dindar muslumanlar hiristiyanlarin, hatta ateistlerin kendi dusunce ya da inanclarini ifade etme ve yayma ozgurlugune sahip cikarlar mi? cok degil 15 sene once nasil sahip ciktiklarini sivas'ta gorduk.

isin asli su ki, bugunun islam toplumlari ne turkiye'de ne de dunyada mustafa bey'in dusledigi kadar ozgurlukcudurler. o yuzden ya isteklerini guc yoluyla alip aldiklarini baski ve siddet kullanarak korurlar, ya da baskalarinin ozgurluklerine tehdit olusturmadiklari olcude onlara ozgurlukleri verilir. bati ulkelerinde olan ikincisi. musluman azinliklarin toplum hayatina sorunsuz entegre olmalari icin, diger dinlere taninan serbestlik onlara da taniniyor. ama yere, zamana ve kosullara gore bu serbestlik kismen geri de alinabiliyor. olaya bu perspektiften bakildiginda dindar muslumanlarin taleplerine karsi turkiye'nin fransa'dan, fransa'nin da amerika'dan daha kati tutumlu olmasi anlasilabilir.

dindar ya da degil, ayrim yapmiyorum; insanimiz ozgurlukleri herkes icin istemeyi ogrendiginde, hepimiz daha ozgur bir toplum olacagiz. o zamana kadar birilerinin diktasina mahkumuz.

Yazan: d j Tarih: January 21, 2008 5:23 PM

"Simdi bu resimdeki hanim yanindaki ingiliz kizlara "sen de ne hafif mesrepsin, basini ortmeden nasil muslumanim diyebilirsin, Allah gunahlarini affetsin cik cik cik" cekme durumunda olmadigi icin Avustralyalilar bu Halkla Ilskiler firsatini kacirmamislar." (murat)

Duzeltin yanlis anladi isem ama Murat Bey, saniyorum Mustafa Bey demokratik ulkelerde laiklik uygulamasinda, kanunen taninmis farkiliga tolersnstan falan bahsediyor.

Cok haklisiniz hanimlarin basi otulu olan yuzde 70lik kismi devamli
basi aciklara "sen de ne hafif mesrepsin, basini ortmeden nasil muslumanim diyebilirsin, Allah gunahlarini affetsin cik cik cik" dedikleri tespit edilmistir (KOnda'nin kamuoyu arstirnmasi mi idi idi Pollmark' mi emin degilim). Hatta bu yude 69'in Gulhane'de beli dsuk pantolon giyip erkek akadaslari ile dolastiklari da tespit edilmus burada okudugum bilimsel tespitlere gore.

Fakat bunlar ancak
sosyal , kuturel gozlemler bazinda manali olabilir. Bir grup insanlarin insan haklarini ellerinden almak icin mesru
sebep olabilir mi sizce?

Belki orada mini eteklilere "cik, cik" demiyorlardir ama emin olunuz, herkesin
cik, cik dedigi birileri vardir. Zenc beyazi sevmez, beyaz Uzak doguluyu, Uzak doghylu Latini, Kuzeyli guneyliyi, Rock'
rollcu Country Westernciyi, Italyan Arabi, Arap afrikaliyi , hp-hopcu rokcuyu vs... Biri digerine cik cik der, oburu mini etekli kiza islik calar.

Herkesin
biribirini tasvip etmesi falan gibi bir sart yoktur cok kulturlu, cogulcu
demokrasdilerde. Sizin dindarlardan hoslanip hosmanmadiginiz da kisisel hurriyetiniz.

Ama burada farkiliklarin bir arada oldugu bir toplumda bu farkli inanis, kultur felsefelerin yasaklanip yasaklanmamai konusundan bahsediliyor yanlis anlamadi isem. Devlet hyangi insan hakkin ne zaman alabilir sizce? Bakin mubbed hapse mahkum , hala idamlik bir sweri katilin dahi ancak BAZI HAKLARINI KISTLAYABILIR DEVLET! Lutfen dusununuz bunun uzerinde biracik.

Bilmiyorum ulkemizde birilerine ci, cik demenin aa sen cehennemde yanacaksin falan demenin mueyyidesi nedir ama sanmiyorum ki hic bir medeni ulkede bunun cezasi onlarin yok edilmesi degildir. Hitler de Yahuilerin pis koktugunu, parayi cok sevdikleri, kendilerinden baskasini sevmedikleti vb gibi birtakim oznel; yargilarini
onlai gayrimesru ilan etmek ve "nihai cozum" icin kullandi.

Soncuz sevgi saygi ve selamlar

Yazan: Ali Veli Cikcikdemez Tarih: January 21, 2008 9:16 PM

Bir de mevzunun siyasi tarihsel kokenini arastiran, guzel bir yazi, Princeton Univ. , Yakin Dogu Etudleri Bolumu Baskani Prof. Hanioglu'ndan (hani su "II. Cumhuriyetcilerin korkulu ruyasi" oldugunu itiraf eden zat tarafindan Fetullahci ilan edilen medrese var ya? Iste orasindan, seriatci Richard Falk gibi. ):

http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=640901

Yazan: Okur Yazar Tarih: January 22, 2008 3:22 AM

akyol bey'in çoğu yazısı karşılaştırmalı türkiye-batı dersi niteliğinde.artık abarttığını düşünsem de, "blutfahne" örneği bence güzeldi, bunu es geçmemem lazımöncelikle.
tamam küresel dünya, her meseleye dünya ölçeğinde bakmak lazım. ama, başörtüsü meselesinde bu yetmiyor.çok bize özgü bir yasak.ister aihm ister abd örnekleri bu işi çözmeye yetmiyor.bu mesele bir yanıyla öylesine suni ki; iğreniyorsunuz düşündükçe.(erkeklerin konuya yaklaşımına bakınca)(bakın olay başı açık-kapalıya 'fahişe' demeye kadar geldi.) bir tarafıyla da can yakıcı.(kadınlar açısından)
üstad(!) ahmet hakan'ın dediği gibi 'bu mavi göğün altında, bu toprağın üstünde başörtüsü meselesiyle ilgili söylenmedik bi şey kalmadı' hala konuşuyoruz, konuşuyoruz..ve konuşuyoruz.. ama yapılan bir şey yok. pardon var aslında, bakın yargıtay başsavcımız muhtıra verdi ve arkasından da danıştay başkanı hanfendimiz.
ehbe

Yazan: ehbe Tarih: January 22, 2008 11:36 AM

çeyrek yüzyılı aştı bu konu.insanlar dedilerki ben Allaha inancımdan emir etiği için (bkz yüce kitabımız KURAN nur suresi 1. ve 31 ayet)başımı usulunce örtmek istiyorum.malum savaşçılar karşı geldiler olamaz asla sen inanıyorsunda biz ataistmiyiz (ateist değil ataist)dediler.üzerimize baskı yapıp bizide inança ve kurtuluşa hakikate iletmenizden korkarız o sebeple baskının kralını biz yapalım dediler.yıllarca haydi kızlar okula kampanyaları yapıp kızların okumalarını teşvik edenler iş üniversiteye başını sırf inandığı için örten kız öğrencilerin hakettiklerini almaya yani tahsillerini tamamlamaya gelince sen evvel inancını şöyle bir sıyır.(saçlarını bir aç gerdanın nasıl saç rengin ne saçın varmı balyajmı röflemi perukmu hakikimi)olmadı seni ikna odasına alıp güzelce sorgulayalım .nedir bu Allah inancı sevgisi bu devirde olacak işmi sen hiçmi modernizm duymadın bunlar eski masallar.önemli olan kalbinin temiz olması(bu bu yüzyılın en saçma düşüncesi salt kalp temizliği ne yararki)
inancı kabul edemediler.başbakanda siyasi olsun dedi madem inanca yer yok (başbakan haklı mı haksızmı bu sözü yanlışmı tartışılır)siyaside olamaz o zaman herkes bölünür ülke kaos yaşar dediler. ki farkedemedikleri şey şu zaten 25 yıldır başörtüsü bu ülke için sorun.ve yüzbinlerce inançlı insan içinde büyük bir sorun okuyamamak.kim bilir ne büyük zekalar okuyamadı bu yasak yüzünden ama onlara göre başını örten insanlar pek de akıllı değillerdi değilmi.bu sorunda kaybeden malesef ülkemiz oluyor.bence en iyisi referandum yapılsın bakalım halkımızın gerçek görüşü nedir.ayrıca chp izmir milet vekili arıtmanada söyleyecek birşey bulamıyorum.Allah sonumuzu hayır etsin ve Hz Musanın ettiği o güzel duayı ediyorum
Allahım içimizdeki beyinsizler yüzünden bizleride helak etme
Amin

Yazan: havva Tarih: January 22, 2008 11:57 AM

{"Mahkeme, uzun incelemeler ve tartışmalar sonucunda, “yüzü gösteren fotoğrafın güvenlik için gerekli olduğu” kararına vardı. Gerekçe, “çağdaş Amerikan kadınına yakışmayan kıyafet” gibi ideolojik bir saplantı değildi. Yine de bir dizi Amerikan sivil toplum kuruluşu mahkemeyi “din özgürlüğüne gölge düşürmekle” suçladı"}.

Evet. Bir mahkeme karar gerekçesinde "çağdaş filanca halk insanına yakışmadığı için" diye gerekçe koyamaz zaten. Eğer karar gerekçesinde "çağdaş filanca halk insanına yakışmadığından" denilirse, o karar subjektif olur ve evrensel hukuk normları ile de bağdaşmamış olur.EĞER SÖZ KONUSU OLAN BAŞÖRTÜSÜ İSE.

Yalnız, hülagu ttt rumuzlu yorumcunun yaklaşımını da yüzde yüz hatalı bulduğumu söyleyemem.


Yazan: Kubilay Ant Tarih: January 22, 2008 3:57 PM

Öncelikle inanmayan biri olarak bireylerin başka bireylere zarar vermeyecek şekilde yaptıkları,benimsedikleri vs. düşünce ve hareketlerin yasaklanması son derece yersiz ve saçma.
Ancak özellikle benimsenmesi gereken sınırların korunması,yani başka bireylere zarar vermeyecek şekilde yapılan hal ve hareketlerin özgürlük dahilinde olduğunu.
Çünkü herkes her hareketi benim inancım bu diyerek yapmaya kalkarsa saçma durumlar da ortaya çıkabilir.
Örneğin benim inancıma göre Tanrı'ya ayda bir insan adamak var ve ben bunu uygulamaya kalkıyorum,tabi ki bunu inancım bu şekilde ve inancımı uyguluyorum diyerek yaptığımı meşru hale getiremem.
Temel olarak başörtüsü inancı ile bu inancın hiçbir farkı yok,ikisi de inanç.Ancak önemli olan nokta başörtüsü inancını yerine getiren bireyin özgürlük sınırları dahilinde olması.

Yazan: Tayfa544 Tarih: January 22, 2008 4:34 PM

"Çünkü herkes her hareketi benim inancım bu diyerek yapmaya kalkarsa saçma durumlar da ortaya çıkabilir.
Örneğin benim inancıma göre Tanrı'ya ayda bir insan adamak var ve ben bunu uygulamaya kalkıyorum,tabi ki bunu inancım bu şekilde ve inancımı uyguluyorum diyerek yaptığımı meşru hale getiremem.
Temel olarak başörtüsü inancı ile bu inancın hiçbir farkı yok,ikisi de inanç.Ancak önemli olan nokta başörtüsü inancını yerine getiren bireyin özgürlük sınırları dahilinde olması." (Tayfa544)

Nerden cikar bu akil, izan, muhakeme yoksunu tayfalar" diyorsaniz Kaptanlarinin kim olduguna bakin.

"ben Meclise bikini ile gelebiliyormuyum" diyen Canan Artiman'a mesela.

ve "bicagin da kullanilmadignda zararsiz ama kamu duzenini bozdugunda pronblem oldugunu Basbakan'a nasil anlatmali" diye Dogan Konsey'in baskani, amiral gemisinin kinci kaptani mesela (fakir de sormus idi aptal hal;ka frak adabi ogeten Eksi suratliya: Bas rtusu le gunde kac kis boguluarak olduruluyor diye).

Ah benim akil izandan yoksun kool gencim sen hic okulda matematik dersi almadin mi( matematik-=mantik). Parallelik kurma, tesbih, anoloji nedir nasil yapilir. Yaw sizin okur yazarliginiz varmi?

Hic dusundunuzmu kavramlar uzerine? Toplum nedir devlet nedir, kanunlar sosyal nomlar nasil olusur , kimin degerleri norm olur vb. "norlal nedir" diye hic sordunmu? Niye "normal kiyafet" hicbir sey konusunmuyor da "basortusunun dili var"? Neden sence orta Afrika'daki bir pigme kabilesinde herkesin ortalikta nerde ise ciplak dolasmasi gayri ahlaki degildir de New York, Kudus, Istanbul ve Katmandu da oyledir? Evrensel normlar nedir toplumun orf ananeleri nasil olusur?

Tanri'ya adak vermenin senin inancin olmasina birsey demiyorum ama benim kizimi adak vermene kucuk bir itirazim olcak.
#####################
Hep soyledigim gibi kaptanlari fularli, keci sakalli frakli capsizlar olanin tayfasi da bu mamuller olur.

Oburu de "Hulagu TTT'nin yaklasimi yanlis diyemez" imis! "teorisi" dese idi daha bir ikna edici olur idi. Yaw Hulagu'nun "yaklasimi" da mi varmis? 5 tane lumpen slogani ezberlemistir Mongol imparatoru, Hitler'i zemzemle yikanmis metebesine yukselten tarihin en lenetli adamini kahraman edinmis, kes yapistir kahramani, 2 senedir onlari tekrarlar durur. Bunun neresi "yaklasim"?

##########################################
Tanimadigi ozel insanlar hakkinda sahip oldugunu sandigi, burada ifade edilmemis, ozel bilgiler uzerinden bana tas atmaktan bitap dusen baci,

Zurriyet'in magazin muhabirligi gorunuyor falinda..Ya da Sancho Panza-de-la Nisantasi'nin yamagi falan da olabilir..Bir aya mi desem, uc ayami ..


Allah islah etsin.

Yazan: Nerem anonim yaw? Tarih: January 22, 2008 7:14 PM

1 yil kadar once Tv'de bir turban tartismasinda bir kadin vardi; adinin basinda da Prof.dr. vardi. "Harvard'da bir kobnferansta brisi bir konuda biresy sderrken "permissible restriction" ifadesi kullanmis (kabul edilebilir sinirlama). Kadinin delili bundan ibatretti. Ne kim ne dei, neyle ilgili dedi; ne Harvard'da basortusu yasagi varmi yokmu gibi konulara girdi. Direk bundan "bu da ghosteriyorki ABD 'de basortsunu yasakliyor(cak)" idi vardigi sonuc.

Pek cok laikci goum,uzun icine bakarak, herkesin zeklasina bilgisin hakaret edrek yalan soylerler "su demokrarik ulkede de boylesi yasak var" diye. Tabii ki favori ornekleri Fransadir. Oysa Fransa'daki Islamofobik , diger ulkelerce kinanan yasak dahi ancak orta dercedeki ogrenimle sinirli, Ne kamu gorevlileri, ne "kamusal alan" , ne unversitelerde var. Bu da yuz defa soylendi. Bazilari ya anlama ozurlu ya niyetleri kotu oldugu icin bunun etraindan dolasiyorlar hep.

Bu yorumu esas yazis sebebim sudur:

VELEV KI Bati'daki Hitristiyan, Judeo-Christian, sekuler, ateist , Turk dusmani vb olarak tasvif edilen ulkelerde gercekten basortsu icin iddia ettiginiz yasaklar var, Bu SIZIN DE KENDI ANA BACI TEYZENIZ ICIN AYNI YASAGI KOYMANIZ ICIN AHLAKI DESTEK MI OLUSUTURUYOR, veya demokratik mesruyetr mi veriyor bu yasakciliga?

Nasreddin Hoca'nin kizi hocaya gelmis "kocam beni diovdu" diye aglamis. Hoca da

"o benim kizimi doverse ben de onun karsini doverim" demis. Sizinkini Hoca'ya benzettigime sukredin; aslinda sizler hakkinda ne dusunduklerimi yazsam Mustafa Bey sitem eder.

Anlama ozurlu olabilcekler icin aciklama (digerlerinden af dileyerek). "Bak Alman da yasak koyuyorya Muslumana" dioyorsun. Cok saygideger kiymetli beyefendi, hamfendi sen Almanmisin?

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: January 22, 2008 11:28 PM

"Nerem anonim yaw?"a cevap:

1.si ben başörtüsü yasağının kalkması gerektiğini ve saçma olduğunu savundum ancak sen bu zihniyeti beğenmedin,eee yasaklayan zihniyeti de beğenmiyorsun senin istediğin nedir:)

2.si senin kızını adak vermeme itirazın var da benim kendi kızımı adak vermeme itirazın yok mu,özgürlük böyle bir şey mi akıl sahibi insan:)

Yazan: Tayfa544 Tarih: January 22, 2008 11:54 PM

Suoperzekali tayfa,

Insani adak verme ile bas ortmeyie esitleyen sensin bana ne diyiorsun kimin kizini adak vercegin konusunda? Hang kriter ile bunlari esitliyorsun ? Bas ortsusu ile kac adam olduruldu?

Ikisi de INANIS olduguna gore mantigi? Ah, ah, ah, dilim tutluyor!!Kanim donmuyor!! Birisi bunlar mizah desin lutfen!!

Zihinsel ozurluler mektebinde de internet ogretmelerine sevimdim. La havle..

Yazan: Nerem anonim yaw? Tarih Tarih: January 23, 2008 12:48 AM

Antitürbanist kadınlar biraz daha rasyonel ve birikimli olabilse!

Geçen haftayı bir defa daha başörtüsü tartışmaları ile geçirdik. Her vesile ile herkes kendisini başörtüsü üzerinden ifade etti.
İsmet Berkan baş açıklığı özendirici hale getirmeliyiz diye yazmıştı aylar önce. Bu hakikaten üzerinde durulması gereken bir meseledir. Ekranda dikkatinizi çekiyordur. Başörtülü konuşmacılar çok düzgün, bu çağın insanı olarak, bugünden konuşuyor. Duygular üzerinden değil rasyonel olarak ifade ediyorlar düşüncelerini. Rasyonel davranış onlarda. Özgürlükçü yaklaşım onlarda. Tercih hakkı üzerinden söylem analizi onlarda.

Oysa başörtüsü karşıtı kadınlar, rasyonel bir dil ile değil irrasyonel bir dil ile konuşuyor. Savunmakta oldukları konumu, korku ve tiksinti üzerinden ifadelendirmeye çalışıyorlar. Bir taraftan tiksintilerini açıklayıp, bir taraftan da başörtülü muhatabına beyniniz yıkanmış diyor.

Devami:
http://www.yenisafak.com.tr/yazarlar/?t=22.01.2008&y=FatmaKBarbarosoglu

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: January 23, 2008 1:11 AM

başörtüsü yasağı 'gerçek' olduğu, can acıttığı, yaşamak'ta bir karşılığı olduğundan bunun mağdurları haklarını savunmak, kendilerine 'yaşamak' alanı açmak için çok uğraşıyor ve bir çok farklı, elle tutulur, mantıklı fikir mekanizmaları geliştiriyor. çünkü savundukları konularında haklılar. ancak buna karşı çıkanlar çürük ve haksız bir davaya dayandıklarından irrasyonel, mantıksız açılımlar sergiliyor. olayı sadece estetik, gericilik ile açıklayabiliyorlar. buna karşın gerçekten akıllıca argümanlar geliştirebilecek olan birikimli başı açık kadınlar da zaten başörtüsü karşıtı olmuyorlar. bence... ehbe

Yazan: ehbe Tarih: January 23, 2008 11:30 AM

....


@TTT NET HÜLAGÜ_NET...

SANA Bİ SORU : CUMHURİYTETE KAYAFET DEĞİŞİKLİĞİ YAPILDIĞINDA ÇARSAF GİYİNEN LATİFE HANIMIN, KIYAFET DEVRİMİNDEN SONRA SIFIR KOL KIYAFETE BÜRÜNMESİ MUASIR DEVLET SEVİYESİNE GELMEK İÇİNMİYDİ...O ZAMAN HAYDİN TÜRK BAYAN KARDEŞLERİM SİZDEN AÇILIN ...(GENÇLİK ATATÜRKÜN İZİNDE YA HANİ ) :))

@ DENİZ:

BAŞÖRTÜSÜ GEÇMİSİNDEN İİ FASILLAR OKUDUNUZ...;)

ELİNE VAKİT GAZETESİ ALIPTA BAŞI ÖRTÜLÜ BİR YAZARIN YAZISI OKUMAK SANA SIKICI, AYRICILIK OLUŞTURAN BİR YAZI OLARK MI GELİYOR...BİRDE O ZAMAN VATAN GAZETESİNİ ALIP BİR BAYAN YAZARIN KÖŞE YAZISINI OKUYUN DERİM BEN...DİĞER GAZETELERDEN BİHABERSİNİZ SANIRIM...(YAZIK DERİM )...SİZ BAŞÖRTÜLÜ YAZAR BAYAN KARDEŞLERİM, OKURLARINIZIN YAZILARINIZI HEYECAN VE ÇOŞKUYLA OKUMALARINI İSTİYORSANIZ, BAŞINIZI AÇIN...(NE KOMİK DEĞİL Mİ )


BU ÜLKEDE, EZİLEN KESİM SESİNİ YÜKSELTMEDİKÇE SORUNLARA ÇÖZÜM BULUNMUYOR HEY GİDİİİİİİ..

MERAK ETMEYİN DOSTLARIM...KISA ZAMANDA AKP BU SORUNA ÇÖZÜM VE DESTEK OLACAK...SİZ RAMAZAN DAVULU MİSALİ ; LAİKLİK.... LAİKLİK.... LAİKLİK.... DİYE BAĞIRIP DURUN...SESİNİZ ÇOK ÇIKTI ZATEN..MÜSADENİZLE SIRA BİZDE....

SAYGILAR BİZDEN

a.urass@hotmail.com

Yazan: A.URASS Tarih: January 23, 2008 1:11 PM

sn. Ehbe,

Kisa yorumunuz birtakilm gozlemler yapip onlardan cikrimlar yapma ile papagan gibi ezber tekrarlamanin farki icin enfes bir ornek!

Ben de demis idim birkac defa bu ne entellettuel, n ahlaki olrak kendilerine ait mallari olmayan , tek dertleri edindikleri liyakata dayanmayan avantajlari kormak olan taife-i laucusun onderleri aslinda herkesten once onlara yazik ediyorlar iye. Sizin de isaret ettiginiz gibi, boyle olunca ne temel kavramlari, siyaseti kuturleri ogrenme, ne bir diyalog veya taryisma kaabilyeti gelistirme gbi bir ihtiyac oluyor. Ama bu onlari geri birakiyor; ve bir yukardaki yazidan bahsedilen gulunc durmlara dusuruyor. Ancak birbirlerine "ne guzel laik, cagdas olmak dimi "diye duygusal mast......on yapip geciniyorlar. Bu durumun devami onla icin varolusun temel zaruretidir. Baska turlu "omak" bilmezler. Netucede Barbarosoglu'nun bahsettigi TV'lere gazetelerde birkac hakaret slogani, asparagas suclama disinda fikir uretemezler.

Bu basortusu zulmu gecen bir tV'de Sefkatli Tuksal Hanim;in ifadesi ile aslinda yarli da oldu Musluman kadina; bu sayede onlar daha once hayal dahi edemedikleri yabanci ulkelerin en iyi universitelerinde ogrenim gorme firsati buldular (uzgunm ulu, S, Arabistan'dan bahsetmiyorum) avusturya'dan ABD'ye. Yani bu magduriyet onlasrin ayakta kalma icgudusu il birlesince yaratici cozumler urettiler. Magdur her bir birey icin cok uzuluyorum ama dindar Turk kadini bu isten zararli cikmasdi. Laikcilerin nlara verdigi zara CHP'nin AK-Patti'ye verdigine cok benziyor. Boyle devam eder ise Avrupa Parlemetolarinda hatta ASBD'de bile basortulu hanimlar gormek hayal degil. Orbegin Belcika'da Mahinur Ozdemir adli bir genc hanim poltik merdivenleri hizla tirmaniyor.

Yazan: Anonymous Tarih: January 23, 2008 1:44 PM

sayın Anonymous; öncelikle üzgünüm ama yazınızda imla hataları var bu yüzden tam anlayamadım, anlasaydım daha aydınlatıcı cevap vermeye çalışırdım ezberlerim ve ezberim dışındaki herhangi bi şekilde.

zaten ben başörtüsü meselesine ilişkin söylenmedik bi şey kalmadığını düşünüyorum şu yeryüzünde ve atmosferde. bu konuda düşüncelerimi de söylenmiş sözler üzerinden, en azından tarafımı belli etmek için açıklamış olabilirim. artık bu zamandan sonra bu sorun üzerine çok da orjinal ifadeler beklemeyin insanlardan. ben demirel değilim ki'arabistan' a gitsinler' ya kendisi büyük bilim kadını olarak tanıtılan muazzez ilmiye çığ değilim ki 'sümerlerde başörtüsünü fahişeler takardı' diyeyim. bu anlamda haddimi bilirim ve sadece tarafımı belli ederim.

Yazan: Anonymous Tarih: January 23, 2008 3:35 PM

son yorumu yazan bendim. "sayın Anonymous" değil. heralde isim yazmayı unutmuşum. ben yani "ehbe"

Yazan: ehbe Tarih: January 24, 2008 10:38 AM

Sayın a.urass@hotmail.com,

Cevap veriyorum. Kocaman EVET. Her şey Allah'tan değil mi efendim? Allah bazı insanlara akıllarını kullandırıyor bazılarına ise kullandırmıyor. Zorla güzellik olmaz.

Hülagü TTT

Yazan: Hülagü Tarih: January 24, 2008 2:47 PM

Türkiye'de %99 Müslüman olduğu yalanından vazgeçiniz öncelikle. İslam'ın beş şartını gerçekleştiren vatandaşlarımız %10'dur. Müslüman bu kesimdir :)

A.URAS demiş ki ezilenler falan sesini yükseltsin.
Elbette yükseltsin, o zaman Ezilenlerin Sosyalist Partisi'ne gidiniz efendim.
Artık zaten İslam'ı eylemciliğe dönüştürmek istiyorlar.
İslam demek, öbür dünya demektir. Bu dünya ile işi yoktur.

Yazan: Ozan Akın Tarih: January 24, 2008 11:12 PM

bu ülkede ramazan da sigara içti diye insalar dövülüyor.üniversitelerde ülkücüler,dini cemaatler insanların farklı düşünmelerini,farklı giyinmelerini , türk olmayan ana babadan olmaları,hıristiyan olmalarını.yezidi olmalarını ,kürt olmalarını ,süryani olmalarını ,vb.. kabulenemiyor.öğrencilere baskı uygulanıyor.dicle üniversitesinin yurtların da polis arama yaparken kitap bulunduruyor diye öğrenci dövülüyor.kitabın içeriği önemli değildi.bu kadar tahamülsüllüğün işlendiği ortamda kimsenin kimseyi sevmediği yerde saygımı kalır.
ak parti iktidarın da okulların durumu nedir bakan varmı.baş örtülü ile baş örtüsüz iki öğretmen sorun yaşıyorlar müfetişler ikisine de kınama veriyor.ama başını örtmeyini başka okula sürüyorlar.küçük üniversitelerde ki baskılardan haberiniz var mı? kimler örgüleniyor buralarda kimler sindiriliyor.kimlerin yurdu var.hepte fakir insanlar bunlara muhatap oluyor.ben baş örtüsünün serbest bırakılmasından yanayım.ama hukuk işleyecek. içki içmek isteyen içer.eğer birileri bunu engellerse ülkenin insanları bunun için eylem yapmalı (burada içki dine ait olmayan her şey)laiklik karşıtlığı bu .baş örtüsü değil.

Yazan: süleyman Tarih: January 26, 2008 12:29 PM

Bu bahsettiğiniz oluşumlar Müslümanların yönettiği bir ülkede farklılaşırdı ki bende müslümanım; fakat ben çoğunluğun bakışından, ne de yabancıların müslümana bakışındanım..

O ülkede böyle değil, şu ülkede böyle değil kardeşim onlar müslüman ülkesi değil ki.. O halde ne yapalım çoğunluğumuz hiristiyan olsun ondan sonra herkes istediğini yapsın. Nası yorum ama sayın Mustafa?

Yazan: baykuş Tarih: February 3, 2008 12:25 PM

Gerçekten bir yönünüzü sevdim. Kelimeleri güzel yerlerine oturtup hatta Türkçe'de olmayan kelimeleride ekleyip süsleme işlemi bittikten sonra güzel pazarlamış ve pazarlıyorsunuz. Bravo! Ben Almanya'da yaşıyorum daha doğrusu sadece master eğitimimi tamamlayıp gene cennet aydın Ülkeme geri dönmek için çırpınıyorum. Yorumlara bakıyorum da güzel bir kesimi arkanıza toplamışsınız. Zaten bu Ülke'de ancak bu satar. Kürt kavgası olur dersiniz ki Kürtlere haksızlık yapılıyor alkışları toplarsınız. Türban konusu açılır bu yazıda ki gibi gaz verici birşey seçersiniz Allahımın doğru cennetlik insanları yeşil sermayeciler alkışlar. Bir konuda size katılmıyor gerçi hiç katılmıyorum da ( Saygı duyarım o kadar ) Beni bir konu ilgilendirmiyor bir insan ister başörtüsü takar ister tanga giyer ister müslüman olur ister Hıristiyan umrum olmaz ama iş devlet sektörüne okullara geldimi yarın bir gün ben sizin ister sevin ister sevmeyin en kral üniversitesinde Türkiye nin Tiyatro hocası prof olduğum zaman teker teker ayıracağıma hiç kuşkunuz olmazın. Bu Ülke AKP iktidarı istediği için baş örtüsü takacak kadınlar istediği için değil. Geçen gün Başbakınınız Almanya'day dı. Merkel'e bir türk kızı başı kapalı soru sordu; Ben okulda dışlanıyorum başörtüsü taktığım için beni kabul etmiyorlar kadın gülerek cevap verdi peki ya sen Almanlar açık giyindiyi için onlara ne gözüyle bakıyorsun. Ya başörtüsü baban istediği içinmi yoksa kendi isteyinlemi takıyorsun? Kız sustu kaldı erdoğan ise bozuldum çok hoşuma gitti çok güldüm. Verdiğiniz örneğe gelince Sayın Akyol Avrupa'da da başörtüsü takmak hiç kolay değil yüzünüze değil arkanızdan gülerler bazıları yüzünüze gülüp yüzünüze konuşur. Almanya'da bile serbest değilmi ama iş bulamıyorlar neden başörtüsü yüzünden yani millete günlük gülistanlık göstermeyin lütfen bizde biliyoruz gerçekleri. Burası Türkiye Laik Cumhuriyeti beyenbeyen varsa çeker gider boşuna da sevinmesinler olacaklar bellidir. Sakında bana Atatürkçülük falan demeyin maaşallah Atamın adını bizden çok siz alıyorsunuz ve ben doğduğum günden bu yana aşkla sevgiyle bağlı olduğum Atatürk'ü bu kadar çok bahane yapmadım. Bu Ülkede ne Türban sorunu biter ne Kürt sorunu bu Ülkede bu kadar çok cahil yaşadığı sürece yeşiller kazanır ama emin olun Türban Üniversite'ye girdiği ilk gün kan dökülecektir. Milleti birbirine sokmaktan başka birşey olmuyor yada benim tanıdığım hocalar hocaysa gerekeni zaten yapar.

Yazan: volkanalabaz Tarih: February 10, 2008 5:30 PM

Sayın volkanalabaz,

Sanırım yorumunuzun sonunda rumuzunuza verilmiş bağlantı şahsınıza ait sitenin bağlantısı.

Yorumunuzun neresini düzelteceğimi bilemedimden ilgilenmiyor, sadece kültürlü, demokrat insanların değerlendirmesine bırakıyorum.

Fakat kendi sitenizde yorum yazanlara verdiğiniz tavsiyelere keşke buraya yorum yazarken de uysaydınız.

Yok efendim,

Saygı ve nezaketle ilgili her hangi bir uyarı yok volkanalabaz'ın sitesinde

Bu yorumun sahibinden böyle bir incelik bekler misiniz?

Türkçe dil bilgisi ile ilgili epey "nasihat" veren volkanalabaz keşke burada kendisi yorum yazarken uyabilseydi bu kurallara.

Değil mi ya?

Neyse Türk milletinin ve atasının ondan beklediği zaten bu değil.

O türbanlı avcısı bir -kendi deyimiyle- "Türkiye nin Tiyatro hocası prof" olduğunda en büyuk hizmeti yapmış olacak.

Tabi Fazıl Say'ı kızdırdıkları gibi onu da kızdırıp, küstürmezlerse...

Allah'ın ne cevherler yaratmışsın bu cennet vatanda...

Bu ne büyük bir entellektüel birikim.

Ancak bir "Türkiye nin Tiyatro hocası prof"una yaraşır.

volkanalabaz diyor ki yorumunda Mustafa Akyol Bey'e hitaben,

"Yorumlara bakıyorum da güzel bir kesimi arkanıza toplamışsınız."(volkanalabaz)

Eminim kendisinin yorumunu okuyanlar o güzel kesimin yorumlarıyla volkanalabaz'ın yorumları arasındaki kültürel ve demokratik birikim farkını göreceklerdir.

İnecek var.

Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: February 10, 2008 8:38 PM

Mustafa Bey;

Benim yorum yazarken kullandığım Türkçeye bakacağınıza Başbakanınız ABD ‘ye geldiği bir vakit kendisine İngilizce öğretseniz daha iyi olur lütfen. Ben dört tane dil konuşuyorum ve bir Ülkeye gittiğim zaman ise çevirmene ihtiyaç duymuyorum. Sadece bir oyuncuyum. Bu bir marifet mi? Değil. Ama geçen gün Başbakanınız Almanya’ya geldiğinde yanında ki çevirmenlere bakmaktan Sayın Merkel’i göremedi. Bir Ülkenin sadece Türkçe konuşan bir Başbakanı olur mu? Oluyormuş demek. Hele devletin rektörüne mahalle ağzıyla konuşan bir Başbakanınız varken benim yazdığım yorum gözle bile gözükmeyecek derecede önemsiz kalır bence. Ayrıca ‘’ Yorumunuzun neresini düzelteceğimi bilemedimden ilgilenmiyor, sadece kültürlü, demokrat insanların değerlendirmesine bırakıyorum.’’ Diye yazmışsınız. Ama ben cevabınızda kullandığınız yanlış Türkçe hatalarını düzeltmeden örnek olarak ‘’ bilemedimden’’değil ‘’ bilemediğimden ‘’ olması gerekiyor devam etmek istiyorum. Nasıl olsa gaz alan bir millet var karşınızda yazın gitsin gerisi gelir nasıl olsa. Ben sizde takdir edersiniz ki Türkçeyi kimseden öğrenecek değilim. Prova arasında nette gezinirken ulaşmış olduğum sitenizde zaman darlığı yüzünden hızlı bir şekilde yazdım. Ne bir insana küfür ettim nede saygısızlıkta bulundum. Nasıl siz kendi düşüncenizi yazıya dökmüşseniz bende kendi fikrimi açıklama gereğini hızlı bir şekilde duydum. Şunu açık bir şekilde belirtmek isterim. Size karşı şahsi bir düşmanlığım veya farklı bir düşüncem yoktur. Adınızı geçenlerde ilk defa blogunuzu ziyaret edince duydum. Bu yazınız da daha önce belirttiğim gibi Avrupa’da ki devlet sektörlerinde türban takarak çalışan bayanların hayatlarını sanki her şey mükemmelmiş gibi yansıtmanıza şaşırdım. İşin doğrusu bu değil bunu da Avrupa’nın herhangi bir Ülkesinde yaşayan her insan biliyor. Ben türban takan bayanlara düşman değilim böyle bir hakkımda yok zaten. Bir insan ister türban takar ister tanga giyer. Dünya üzerinde herkes özgürdür. Ama ben devlet sektörüne bunu dayatma ile sokmaya çalışan ve takan insanlara düşmanımdır ve bu ebediyen de sürecektir. Gidin Almanya’da ki türban takan bayanlara sorun kendi istekleri ile mi takmışlar yarım akıllı babaları eşleri tarafından mı zorlanmışlar. Sevinebilirsiniz ben fazıl gibi Türkiye’nin %47 sine dayanacak gücü kendimde bulmuyorum. Zamanında Antalya devlet tiyatrosu müdürünün üzerine devlet sistemini eleştirip arkasından da kitap fırlatıp o günün gecesi Almanya’ya yerleşmiştim. Askeriyeden de umudum kesinlikle kesilmiştir. Resmi olarak türban üniversiteye girdiği ilk gün T.C kimliğimi konsolosluğa teslim edeceğim zaten. Ama bir çok üniversite’de ki hoca arkadaşlarımla yapmış olduğum telefon konuşmalarında zaten gerekenin kendileri tarafından yapılacağını duyunca çok rahatladım. Ben sizi eleştirirken küçümsemedim ama siz yazınızda gerekli aşağılamayı yapmışsınız. Teşekkür ederim. Size hayatınız da başarılar dilerim.

Saygılar.

Yazan: volkanalabaz Tarih: February 12, 2008 6:31 PM

Bütün yorumcuların dikkatine.
"Dinimin emrettiği bir konuyu ben tartışmam" diyorsanız Mustafa beyin verdiği örneğede girmeyin derim. İçinden çıkamayacağınız konulara girersiniz ve beyninizde soru işareti kalır. İran İslam Cumhuriyeti'nde bir tane başı açık polis örneği gösterin veya bir yabancı uyruklu çalışanı gösterin, dahası başka ülke konsolusunun eşini veya çalışanını gösterin yoooooook. Demokrasiyi sınırları olmayan kanunu yasası olmayan bir yönetim sanıyorsunuz galiba. Demokraside ben çoğunluğum herşeyi yaparım mantığı olarak görüldüğü için bu hataya düşülüyor. İkincisi şekli şemali belli bir örtünme zihniyetine serbestlikte nedemek. Böyle antidemokratik bir uygulama olamaz. Böyle örtünen girecek şöyle örtünen giremeyecek. Bu yasakçılğın ta kendisi. Ya her örtünme tipi girer yada giremez. Bunun orta yolu olmaz. Şekilcilikten başka bir şey değildir. Konunun bilimsellikle bir alakası yoktur. Bilimle dinin ne alakası olur zaten. Din diyince müslümanlık olarak algılanabilir Türkiye'de. Dünyanın neresinde olursa olsun dogmaların önüne geçemezseniz bilimde ilerleme kaydedemezsiniz. Örneğin bazı müslüman ülkelerde aşının içeriğinde alkol kökü var diye toplu çocuk ölümleri gerçekleşmektedir. Neden dinimizde alkol haramdır. Sıgaranın ölümü yakınlaştırdığı bilimsel olarak kanıtlanmışken neden dinimizce yasaklanmamıştır. Gene bu soru için bisürü safsata sıralanacaktır. Neyse hükümette ne yaptığını iyi biliyor böyle gündemle ülkenin kaynaklarını iç edip duruyorlar. Diğerlerinede bu konuda atıp tutmak düşüyor.

Yazan: Anonymous Tarih: February 13, 2008 2:01 PM

Sayın Anonymous'un dikkatine,

Eğer yorumları okuduysanız, "dinin emrettiği birşeyi tartışmam" diyenler dindarlar veya başörtüsü özgürlüğünden yana olanlar değil,

Aksine "dinde örtünme yoktur" diyerek örtünme karşıtları hem kendi yargılarını empozeye uğraşıyor, hem sadece kendi yargılarını tek doğru kabul ediyor, hem de bilmedikleri konuda ahkam kesiyorlar.

Yani onları dine uymaya zorlayan kimse olmadığı halde onlar başkaları adına o başkalarının uymaları gerektiği dini tarif etmeye kalkıyor, hem de tek doğru budur mantığı ile yasaklara destek bulmaya çalışıyorlar.

Neden İran'ı örnek verdiğinizi anlayamadım. Veya birileri size kendini anlatamamış veya siz anlamak istememişsiniz.

İran'da başı açık kimse yok diye Türkiye'deki başörtüsü yasağını savunamazsınız. Bu konuda Türkiye maalesef İran ile aynı bağnazlık içerisinde tutulmaya çalışılıyor. İran'da herkes örtünmeye zorlanıyor, Türkiye'de de herkesin başının açık olması için uğraşılıyor, örtülüler ayrıma tabi tutuluyor, potansiyel tarafsız olarak görülüyor.

İran örneğinden sonra demokrasi nutku atmanız da bana garip geldi.

Hem de "Demokrasiyi sınırları olmayan kanunu yasası olmayan bir yönetim sanıyorsunuz galiba."(Anonymous) diyerek.

Sanırım İran'da da sizin bu sözünüze paralel örtünme baskısını haklı göstermek için şöyle diyenler vardır:

"Şeriatı sınırları olmayan bir yönetim mi sanıyorsunuz"

Sanırım aynı mantık.

Elbette demokrasinin de sınırları var da, bu sınırlar benim bildiğim özgürlüklerden yanadır, yasaklardan yana değil.

Dini dogma olarak görmek sadece sizin önyargınız.

Din dogma olabilir, fakat dogmalardan arınmış bir din de mümkündür.

Neden alkolün haram olup sigaranın haram olmadığı ile ilgili hem yanlış bilgileriniz var, hem de önyargılarınız.

Çok din alimi sigaraya da haram der. Ayrıca haramın da dereceleri vardır.

Bence bilmediğiniz konulara girip cehaletinizi ortaya koymayın.

Fakat din alimleri karar vermeden önce size danışmayarak büyük hata etmişler, öyle ya dinin sınırlarını belirlemek sizin, yasak savunucularının işi.

Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: February 18, 2008 10:41 PM

Pek çok yerde duyduğumuz bu; yok Amerika da türban serbest, yok Avustralya'da serbest söylemini bu sitede ve Musafa Akyol gibi bilgili bir insandan duymak üzücü.
Bu örnekleri ısrarla vermeniz iki açıdan son derece yanlış:
1- Türbanın Amerika ya da AVustralya ya da halkı müslüman olmayan herhangi bir ülkede serbest kalması Türkiye için hiçbir şey ifade etmez çünkü Türban oralarda bir tehdit haline gelemeyecektir. Türbana karşı bir önlem almaları ya da onu yasaklamalarının hiçbir gereği yok. Onların yaptığı şey; bizim üniversitelerimizde Katolik rahiplerin o bilindik siyah giysileri ile öğrencilik yapmaları kadar tehlikelidir ancak. Üniversitelerimize öğrenci olarak girmek isteyen bir rahibin bizde uyandıracağı tek şey şaşkınlık ve gülümseme olacaktır. Onların türbana izin vermekle yaptığı da bundan farklı değldir.
2- O katolik rahibe biz din karşıtları güleriz ama sizler gülmezsiniz ve onların üniversiteye girmesini istemezsiniz çünkü onların dinlerini yaymalarından endişe edersiniz. Türkiye de rakip yokken esip gürlemek kolay tabii. Madem öyle neden hristiyan misyonerlerden korkuyorsunuz. Siz onların türbana gösterdiği anlayışı onlara gösterir miydiniz? Belki bazılarınız gösterirdi ama asla hepniz değil. Ya da şunu sorayım; özgürlük anlayışı geliştiği için türbana izin veren bu ülkelerin örneğin karikatüristlerine tanıdıkları özgürlük alanını neden benimsemiyorsunuz?

Lütfen böyle çocukça şeylerle karşımıza çıkıp da yok şu ülkede serbest yok bu ülkede serbest, bizde neden yasak demeyin. Bizleri çocuk yerine koymak oluyor bu. Biz de o zaman bu lafa çocuklar gibi gülüyoruz.
Sevgiler, saygılar...

Yazan: Ufuk Tekin Tarih: March 1, 2008 2:44 AM

Laikci kafa uzerine bazi ifadelerimizi "hakaret" addederler. Hatta bazilari yorum kurallarini ihlal eder. Neyin hakaret neyin mesru elestiri oldugu konusunda Perihan Magden guzel bir yazi yazmisti. Benim konuma sadece girizgah bu.

Vatandas Mustafa Bey gibvilerin demokratik ve halkinin cogunlug Musluman olmayan ulkelerde yasak olmayisindan bahsetmesini "cok uzucu" bulmus. Hatta cocukca bulmus!

Bir de caehaletin cureti var ki deegme gitsin. zaten bu kustahlik ancak cehaletle mumkundur.

O ulkede turbandan korkmak icin sebeop yokmus, bizde varmis. Kimin "korkma sebebi" evlat? Eminim herkesin birseyden korkma sebeb vardir. Mesela senin hakikatten bilgiden akil izan sahiplerinden korkm sebein olcagi gibi. Ama DEMOKRASI DENILEN REJIMDE bir kesimin, senin gibi bir avuc lumpenin birilerindwe "korkma sebebi" demokrasiden istisna teskil etmez. Kim karar verir evladim ulke icin zararli ve karli olan seye, "aptal millet" degilse sen mi karar verirsin?

Bak demokrasi oylesi birseydir ki senin capinda birini dahi sac bas yolarak burada okumak zorundayiz

Yazan: Ne farkeder ki Tarih: March 1, 2008 3:25 PM

Ufuk Tekin Bey,

Çok konuştuk, çok konuşuldu fakat yine tekrar tekrar tekrar etmemiz gerekecek.

Bilmem hangi yabancı memlekette bir tehtit yokmuş da ondan oralarda türbanın serbet olması yadırganamazmış da Türkiye'nin şartları buna müsade etmezmiş, bizim için bir tehtit olurmuşmuş da muşmuş.

Türkiye'nin en özel şartını söyleyeyim mi size: %90'ına yakını Müslüman, %75'i örtü yasağına karşı. Bunda ala özel şart mı olur. Asıl o yabancı memleketlerde yasaklansa DAHA AZ yadırganır. Haklı görülemez de. Daha az yadırganır. Bundan ala bir özel şartı yok Türkiye'nin. Asıl burada serbet oğlu serbest olmalı. Tehtit dediğiniz şey ancak sizin uydurmanız. Nasıl ki yasalarda olmayan bu yasak uygulaması icad ve uydurma ise; tehtit de uydurma. Daha fazla tekrar yapmayacağım. Bu kadar yeterli. Fakat şunu da ekleyeyim: son günlerde "aman kaos çıkar" uyarıları yaparak sözde halkı teskin etmeye çalışanların kışkırtmaları ile örtülü bayanlara ne gibi hakaret ve saldırılar gerçekleştiğini; örtülüler ve onlara destek veren örtüsüzler bir yasağın mağduru oldukları halde soğukkanlı bir şekilde davranırken, yasak savunucularının sokak aşındırıp, baskıya destek verdiklerini gördükçe asıl tehtidin örtülüler veya onlara destek veren örtüsüzler değil, bizzat yasağı savunanlar olduğunu söyleyebiliyorum.

2. Maddenize gelince. Misyonerlik ve vakıf yasası konusunda kimin daha özgürlükçü olduğunu az çok haber dinliyorsanız, bu sitedeki evvelki yazıları okuduysanız öğrenirdiniz. Tepki gösterirlermiş dindarlar, gelin efendim o zaman misyonerlerin hakları için uğraşalım. Ha hiçbir türbanlıya "vay efendim sen türbana özgürlük istediğin gibi misyonerlere de iste" diyemezsiniz, insanların misyonlarını kendileri belirler, katılırlarsa ne ala, ama katılmamak da onların en doğal hakkıdır. Fakat ben varım efendim, haydi gelin.

Çocuk gibi gülerken dikkatli olun genzinize aldırmayın tükürüğünüzü.

Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: March 1, 2008 3:50 PM

Sourtimes’in Turkce versyonunu yapmislar. Turkce versiyonu demek sadece dilinin Turkce olmasina vurgu degil; zihniyet te Tukce. Her seyin Turk versiyonu bir miktar Turk zihniyeti yansitir. Mesela Starbucks, McDonalds, hatta Microsoft ve Pepsi’nin Turk versiyonu aslina benzemez.

Bunlardan Pepsi’nin Turkish versiyonu “goster duygularini” diye bir promosyon yapmis. Gonderilecek resimlerde “turban” olmamasi kurali koymus! Iste Turk versiyonu dedigin boyle olur. Allah’a sukur ki katilimci demokrasi, tuketici hakki gibi kavramlardan haberdar bir vatandasin dikktini cekmis te durumu Pepsi’ye bildirmis. Fakirin dikkatini ceker cekmez blogunda bir Pepsi’yi boykot cagrisi yapti. Es zamanli olarak veya daha sonra muhtelif tuketici dernekleri esnaflar ayni tur adimlar attilar. Sirkletin Turkiye Halkla Iliskiler sorumlusu Didem Sinik ile konusup ozur dileyip dilemeyeceklerini, bu kampanyayi yapan sirketin isine son verilip verilmeyecegini sordum. Didem Hanim bir miktar Pepsi taliminden gecmis olarak, Sirket politikasina uygun tarzda “yanlislik olmus, bizim poltikamiz degil, reklam sirketinn sucu’; biz lesinlikle katilmiyoruz” falan dedi fakat bir miktar da serde “Turk cagdasligi” oldugu icin ne sirketin resmen ozur dilemesine ne de reklam sirketinin isine son verme konusunda birsey soyledi. Iste konusmustu ya benimle yetmez mi idi?

Yetmezdi.

Bunun uzerine sirketin New York’taki genel merkezindeki yoneticiklere yazdim. Birkac gun sonra Perpsi Bottling Group , Halkla Iliskilerden sorumlu Baskan yardimcisi hem ozur dilediklerini hem de o reklami yapan sirketin isine son verdiklerin yazdi.

Kissadan hisse:

Bizde laikciler, modern inasani barbar, fasist yaptilar ruhlari dahi duymadan. ABD’de kolelik doneminde de bircok “iyi insan” beyazlarin ustun irk oldugunu zencilerin kole olmak icin yaratildigi konusunda ghayet “rasyonel” ve ahlaki argumanlar uretebiliyordu buradaki Ufuk Tekin gibi.

Oyle ki bircok fasist, saldirgan, insanlik disi tavirlar “norm” haline geldi. Bu normlar icinde yetisen insanlar bazi soylem ve duruslarin antidemokratik, fasist, gayriahlaki, hatta insanlik disi oldugunun farkinda dahi degiller. Bu reklami yapan sirketin isguzar reklamcisi da kendi kafasindan bir “turban yasagini” bir ticari faaliyete sokmasinin baslarina ne is acacagindan dahi habersiz. Onun kafasinda Pepsiciler de kendisi gibi laik, cagdas idi. Pis turbanlilara hakaretten ne zarar gelebilirdi ki? Hurriyet’te yazmiyordu aksi. Kimse dememis ona “Pepsi poltikasi (Code of Conduct) bu tur seylere kesin musade etmez; onlar hicbir tuketici kesimini gucendirmek istemez. Sen askeriyeye mi is yapiyorsun olgum” diye.

Simdi ogrenmistir duyanin kac bucak oldugunu. Yoksa multimiyon dolarlik Pepsi kontratini sirketine kaybettirdikten sonra simdi “yaw bu Pepsi de Fetullashci mi yoksa ” diye mi soruyordur acaba, yoksa yeni CV’sine “turbani yasakladim” diye mi koyuyordur, bilemem.

Bildigim ve herkesin bilmesini diledigim birsey varsa gayretler bosa gitmez. Demokrasi egzersizinin Mustafa Akyol’un sitesine yorum yapmaktan ticari boykota , protesto yuruyusunden, GK Baskani’na fax gondermeye, Pepsi’ye mektup yazmaya kadar bir yigin sekli vardir. Ve gavurlarin sikca soyledigi gibi “herkes sayilir” ve herkes bir farkliliga sebep olabilir. Karanliga kufretmek yerine bir mum yakin” -Konficyus.

Hay Allah, bu yoruma Sourtimes’in Turkcesine koydugum fakat ya “caylak” oldugum icin ya begenilmedigi icin yayinlanmayan yorumumu koyacaktim ama yeteri kadar uzattim. (yorum Aydin universitesi kamusunde basi ortulyu ogrenciye saldiran bir grup kiz ve arkalarinaki erkek ogrenclerin resmi ile 1957 da Arkansas'ta beyazlarla okula gelen zenci kiz ogrenciye saldiran bir beyaz igrenci grubunun resmi uzerine idi; Sourtimes Turkish'e bu "ozdeslestirme cabasi" diye girmis) ). O da var blogumda ama iki link vermeyeyim; Akismet'e 9link polisi) takilir bakarsin. Sadece Pepsi’nin cevabina link vereyim musadenizle.
http://bekirlyildirim.wordpress.com/2008/02/27/pepsinin-turban-cevabi/

Pepsi Turka ve Pepsi Franga asrasindaki farki isaret etmesi acisindan onemli. Bizde sekerli suyun dahi laikcesi varmis.

Yazan: Yorgun yorumcu Tarih: March 1, 2008 8:44 PM

Bu arada şu haberi de okuyuverin arkadaşlar.

http://www.haber10.com/haber/114356

Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: March 1, 2008 11:07 PM

İster inanın ister inanmayın yazık olan, mağdur olan aslında sizler yani türbanın serbest bırakılmasını isteyenler değil bizleriz.
Bir müslüman sıfatıyla, hatta çok iyi bir müslüman sıfatıyla islamcıların içinde yıllarca bulunduğum için çok iyi biliyorum ki çoğu geleneksel islamcı, bu ülkede kadınların başları açıkken de gayet iyi birer müslüman, dinini hakkıyla yaşayan birer müslüman olabileceğini algılayamıyor. Biliyorum çünkü ben de öyleydim. Müslümanım diyen bir bayan için başı açık gezmek bana göre en iyimser tahminle geçici ve inancından hala tam emin olamadığı bir süreçti.
Yıllar sonra görüşlerim ve çevrem değişti ve şimdi çok iyi biliyorum ki; başı açık olmak gerçekten yi bir müslüman kadın olmanın koşulu değil.
Ne bu anlattığımı ne de bizim için bu konunun neden bu kadar önemli olduğunu anlamayacaksınız belki ama şuna inanın; bize yazık ediyorsunuz.
Üniversitelere türbanla girilmesi benim açımdan salt özgürlükle ilgili bir durum değil. İş o noktada olsa zaten sorun olmazdı.
Bu dünyada İslamı şekillerle çok fazla boğulmadan gerçekten kalbinde ve samimiyetle yaşayan insanların yaşadığı tek ülkeyi de o şekilci kalıba sokacaksınız. Üstelik dinen farz olduğu tartışmalı bir şekilci kalıba...
Sözüm bu noktada geleneksel islamcılara değil, bu olaya özgürlükler açısından bakan insanlara; Lütfen bu olaya engel olmak için çabalayın. Lütfen dünyada İslamiyetin doğru yaşandığı tek ülkenin de araplaşmasına izin vermeyin. Bize yazık ediyorlar. Bunu bari siz görün.

Yazan: Bıkkın Tarih: March 3, 2008 2:35 AM

Sayın Bıkkın,

Siz farz olmadığını düşünebilirsiniz, ben düşünürüm,

Siz Araplaştırma olarak görürsünüz, ben görmem,

Hem(VELEV Kİ) Araplaşmak olsa BİLE(DAHİ) o da benim bir hakkım, ne yani pek ala ineğe tapan hindu "felsefesi"ni benimseme hakkım varsa Araplaşmak da benim kişisel özgürlüğüm, ne yani sizi mi Araplaştırıyorum?

Siz başınız açık kendinizi çok mükemmel Müslüman hissedebilirsiniz.

Ben de başım kapalı olarak kendimi iyi Müslüman hissederim.

Size kapanın diyen yokken bu ne yaygara?

İşte bu zevk ve renk meselesi olduğundan kişisel özgürlükler sorunudur.

Olayı saptırmayın, siz bıkmışsınız, bizi de bıktırmayın.

Hem size ne oluyor, yasal olmayan yorum ve icad olan bir yasağa maruz kalan bıkmadı da, size ne oluyor. Fikirlerinizi ifade edin, örtünme gereksizdir deyin, fakat kimseden sizin fikirlerinize uymak zorunda olduğunu düşünmeyin.

Acaba hangisi şekilcilik???

Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: March 3, 2008 2:00 PM

meraba sayın mustafa bey gerçektende yazınız fevkalade olmuş çok teşekkürler

Yazan: ismailvural Tarih: April 24, 2008 9:16 PM

Bir iktidar düşünün, eşlerinin kızlarının, gelinlerinin tamamı başörtülü ve hepsi sonradan koca isteği ile kapatmış, tamamı ev hanımı, çalışmıyorlar.(açıp hükümetin tam kadro eşlerinin başlarını örtme serüvenlerini okursunuz).

Aynı iktidar kırmızı noktalar, içki yasağı, zina suçtur, dinci kadrolaşma, kendilerinden olanları önemli noktalara getirmekte ve ülkeyi bir ılımlı islam rejimi gibi oldukça beceriksizce uydurulmuş bir yöne doğru sürüklemeye çalışmakta.

Yaptıkları bunlar.

Bu cingözlüklere tevasül etmeyiniz Akyol. Yakışmıyor.

Örnek verdiğiniz ülkelerde günlük yaşamın günlerini din iman ele geçirerek dogmatik ritueller ile yaşatmaya çalışmıyor. Örnek verdiğiniz ülkelerde din iman işleri gün geçtikçe her taşın altından da çıkmıyor. Tarikatlar cemaatler o ülkelerde de var.
Azıcık lobicilik eder otururlar aşağıya.

Bu ülkenin şu anda sürüklenmek istediği nokta ne derece meymenetsiz ise verdiğiniz örnekler de aynı derecede meymenetsiz durmakta.

Bu ülkede bundan 10 sene evvel üniversitelerde başörtüsü serbest idi.

TC yi Arabistana benzetmek isteyenlere yazacaksınız bunları. Kaliteli çağdaş insanlara değil.

O zaman anlam kazanır.

Yazan: Hubbez Tarih: April 26, 2008 2:36 PM

Bunu hep yapıyorsunuz...adına da "benim doğrum" "senin doğrun" diyerek saçmalık olsa bile bir şekilde "doğru" sıfatını ekliyorsunuz.

Bu da olmuyor. Olamaz da.

Her durumun, sizin doğru bulsanız da bulmasanız da kendi dinamizminden kaynaklanan doğru hali ve yanlış hali vardır.

Dinin rituellerinin günlük yaşam içerisine zerk edilmesi hedeflenmektedir.

Din ritüellerinin günlük yaşama, günlük ve anlık yapılan iletişim ve sosyalleşme kontratlarına sokuşturulması amaçlanmaktadır...bunu yaparak yandaş ve erk tespiti yapmak istemekteler.

Bugün türbanın üniforma haline gelmesi işte bu nedenlerdendir.

Türban inancın özgürce uygulanmamasının kanıtıdır önermesi gerçekliliğini yitirmiş, bu kategoriden çıkmıştır. Bunun da nedeni amaçları göründüğünden farklı olan din iman goygoycusu ve pazarlamacısı konumuna düşmüş olanların zihniyetleri ve bunların siyasi uzantılarıdır.

Dedik ya, bundan on sene öncesine kadar üniversitelerde türbanlı kızlarımız rahatlıkla sorunsuz okumaktaydılar.

Nedeni de dogmanın gözünün TC nin rejiminde olmaması idi.

Şimdi ne oldu?

Şunu deyiniz anlayalım;

"Bizler TC nin islam ritüelleri ile yönetilen devlet olmasını istiyoruz."

Eğer isteğiniz bu ise ve bunu ifade ederseniz o zaman her türlü girişiminiz anlam kazanır.

"Yok efendim biz öyle birşey istemiyoruz" dedikten sonra şu yukarıdaki yazıları yazarsanız durumunuz içler acısı olur...

...ağzı başka kıçı başka konuşuyor konumuna düşersiniz.

Din iman üzerinden birlik, erk, yandaş yaratma ve toparlama girişiminin temelinde dogmanın olmasının sakıncalarından bahsetmek lazım...

...işte işin o tarafına giremiyorsunuz.

Elinizde ne var?

İnanç.

Ondan dolayı türbanı alıyor "özgürlük" içerisine tıkıştırmaya kalkıyorsunuz ondan sonra da ne yapacağınızı bilemiyorsunuz...çünkü türban her anlamda özfgürlük ile bağdaşmıyor.

Dinlerin tamamı özgürlük ile çelişir de ondan.

Ondan dolayı, "türbanlı olmayı" özgürlükle açıklayamıyorsunuz...açıklayamazsınız da...

...ama "türban takmayı tercih etmeyi" özgürlükle açıklayabilirsiniz...ondan ileriye de gidemezsiniz.

Hayır efendim aynı şey değildir;

"Türban takmak" ile "türban takmayı tercih etmek"

...bu ikisi aynı değildir.

"Türbanlı bir kişi" nin yaşam biçimi, zihniyeti, beklentisi özgürlük ile hiç bir zaman bagdaşmaz.

Bağdaşması da mümkün değildir.

Alın size basit bir örnek;

Türbanlı bir kadın ile yapacağınız her türlü akid sonrasında karşınızda bir erkek bulmanız büyük bir muhtemeldir. Mesela işe alacağınız bir türbanlı kadın bir kaç gün sonra işe gönderilmeyebilir, işten alınabilir....veya işe aldığınız türbanlı bir kadın ile olası bir anlaşmazlık halinde karşınızda bir başkasını bulma şansınız daha fazladır. Bu akidin miktarı ne kadar artar ise riskiniz de o miktarda artacaktır. Türban nereye giderseniz gidin erkeğe bağımlılık simgesidir...bağlılık değil...bağımlılık.

Türban takmak kendi dinamizmi içerisindeki nedenleri ile, yani, inancın gerekleri, açıklaması ile bir güven eksikliği gösterir durumu yansıtır.

Karşı cinsiyete karşı alınmış bir tedbirdir.

Düşünebiliyor musunuz...ben bir iş verenim ve içeriye bir türbanlı giriyor ve benden iş istiyor...düşüncesi de "bu adam benim başımı açık görse nefsi hoplar".

Bana potansiyel tehlike olarak bakan biri.

Olan budur.

Bu da potansiyel şüphe, potansiyel sorun demektir.

Türban işte bu yüzden dogmaları itibarı ile özgürlükten uzak, rituelleri ile bağımlılıktır.

Elbette tercih edebilirsiniz...bu özgürlüktür. Ancak bunu getirip sosyal yaşamın içerine yayamazsınız...bu özgürlükle açıklanamaz başıboşlukla açıklanabilir.

Nedenlerinden sadece bir iki örnek yazdım.

Şimdi diyeceksiniz ki benim başım kapalı ama bağımlı değilim;

Bu münferit bir durumdur. Başörtüsü erkek egemen toplum getirisidir. Yani İslamdan önce ataerkilliğe yaranır...aterkillik ile daha iyi anlaşır.

İşte, izlemişsinizdir, tekbir giyimin sahibi. Yazdıklarını, söylediklerini okumuşsunuzdur. Kadınlarının durumu, serüvenlerini izlemişsinizdir.

Türbanlı bir kadın demek demek potansiyel cariye demektir. Olan budur.

Devlet ve hükümet erkanının tümünün eşlerine, kızlarına, gelinlerine bakacaksınız...

...tamamı erkek isteği ile örtülmüş, kapanmışlar.

Emine Erdoğan dan kapanması istendiği zaman intiharı düşünmüş...

...bugün intiharı düşünmek patolojik bir durumdur.

Yan başlıkta Akyol un anlattığı patolojik durumlar ile bunu karşılaştırınız.

Türban takmak bu ülkede ne kadar yasal ise özgürlük ile de o kadar çelişir.

İşte defileler...

...bugün tesettür defilelerine bakınız...amaçlarına bakınız...dikkat ediniz...tesettür kıyafetlerini tesettür olmayan bir kyafete benzetmeye çalışarak pazarlamaya çalışıyorlar.

Aynı sizlerin burada türbanı özgürlükle açıklamaya çalışmanıza benziyor.

Kıyafetçisinden siyasetçisine birileri bu işten yağ çıkarmaktalar ve bunu da yaparken büyük bir sahtekarlık sergileyerek olması mümkün olmayan kavramlarla bunları açıklamaya çalışmaktalar.

Neymiş efendim türban takma özgürlüğü imiş.

Bunlar benim doğrum senin doğrun ile açıklanamaz...

...soytarılık benim de olsa senin de olsa soytarılıktır...

...nasılsa benim, istediğimi derim, ben buna benim doğrum demek ile bu iş olmaz...

...olmuyor da zaten.

Çuvallandıkça çuvallanmakta...

Yazan: Hubbez Tarih: April 26, 2008 3:53 PM

gerçekten çok doğru yazmışsınız aslında laiklik diyerek insanları kısıtlıyorlar herkesin inanç ve din özgürlüğü varsa eğer istediği gibi giyinebilmelidir bizler müslümanlar olarak müslüman bir ülkede yaşadığımız helde başörtümüzle yaşayamıyacaksak bence birilerinin artık yanlışın nerde olduğuna bakması ve bu duruma bir çeki düzen vermesi gerekir...

Yazan: merve Tarih: October 14, 2008 8:46 PM

Yorum Ekleyin...





(you may use HTML tags for style)