« Vatandaşlar Cumhuriyet’in Dekoru Değildir | Ana Sayfa | Üniversitede Ateist Dikta Çağrısı »
January 30, 2008
Liberal Laiklik Din İçin de İyidir
[30 Ocak 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Türkiye’deki başörtüsü yasağı, din özgürlüğünü tanımayan otoriter laiklik anlayışının bir ürünüdür. Bunu son bir kaç yazımda eleştirdim. Ama bu, madalyonun sadece bir yüzü. Bir de öteki yüzünü çevirip laikliğin doğrusuna hakkını vermek, bunun din için sakıncasız ve hatta faydalı olduğunu teslim etmek gerek.
“Laikliğin doğrusu” derken, liberal, yani özgürlükçü olanını kast ediyorum. Bunun dünyadaki en iyi uygulaması da ABD’dedir. Hep söylendiği gibi, Fransız laikliği, sırf “devleti dinden korumak” niyetiyle kurulmuşken, ABD’de asıl amaç “dini devletten korumak”tır. Amerikan Anayasası’nın laikliği düzenleyen maddesi, “Kongre (Parlamento), ne dini empoze eden, ne de onun özgürce yaşanmasını engelleyen bir kanun çıkaracaktır” der. Bunun ikinci kısmının dini koruduğu açıktır. Ama aslında birinci kısmı bile dine yarar.
Neden mi? Bir devlet tarafından desteklenmek din için iyi değildir de, ondan!
Amerikalı din sosyoloğu Rodney Stark, bu konuya ilginç bir karşılaştırmayla ışık tutar: Amerikan toplumu, Avrupa toplumlarının çoğunluğuna kıyasla çok daha dindardır. Örneğin ABD’de “Allah’a inanıyorum” diyenlerin oranı yüzde 90’ın üzerindeyken bu oran Danimarka, İsveç, Finlandiya gibi Kuzey Avrupa ülkelerinde yüzde 50’nin çok altındadır. Kiliseye devam, düzenli dua gibi verilere bakıldığında da, Amerikan ve Avrupa toplumları arasında adeta uçurum vardır.
İşin enteresan tarafı ise şudur: Amerikan devleti laik iken, söz konusu Avrupa devletleri laik değildir. Çoğunda devlet tarafından finanse edilen “resmi kilise”ler vardır.
İşte Rodney Stark’a göre, Avrupa toplumlarının ileri derecede sekülerize olmasının (yani dinden kopmasının) bir nedeni, tam da bu “resmi kilise”lerdir. Devlet tarafından finanse edilen bu kurumlar, “memur zihniyeti” ile yönetildikleri için, cansız, ruhsuz ve durağan hale gelmişlerdir. ABD’de ise kiliseler ve diğer dini kuruluşlar devletten hiç bir destek görmedikleri için kendi ayakları üzerinde durmak zorundadır. Bu da onları daha cazip ve yaratıcı olmaya zorlamaktadır.
Prof. Stark, bu durumu “sivil din, resmi dinden çok daha başarılıdır” diye özetliyor. Hatta bunu ekonomideki “serbest piyasa” mantığıyla ilişkilendiriyor, hantal “devlet işletmeleri” ile kıvrak “özel girişim” arasındaki farka benzetiyor.
Benzer bir durumu kanımca Türkiye’de de görebiliriz. Ülkemizde kitlelere dini heyecan ve motivasyon kazandırma açısından Nurculuk, Fethullah Gülen hareketi gibi sivil cemaatlerin resmi bir kurum olan Diyanet İşleri Başkanlığı’na kıyasla çok daha etkili olduğunu söylemek mümkün. (Türkiye’deki yerleşik gelenekler nedeniyetle “Diyanet’in kaldırılması”nı kısa vadede mümkün ve doğru bulmadığımı belirteyim. Ama uzun vadede doğrusu odur. “Sivil din”in önünü açarak o noktaya doğru ilerlemek gerek.)
“Resmi din”in en kötü versiyonu ise, elbette, “devlet tarafından dayatılan din”dir. Suudi Arabistan veya İran’da olduğu gibi. İlginçtir ki bu baskıcı rejimler, din adına hareket etseler de, aslında dine büyük zarar verirler. Çünkü baskı yoluyla yaratılan şey samimi bir dindarlık değil, ikiyüzlülüktür. Riyad’da zorla çarşafa sokulan kadınların Londra’ya kapağı atınca en dekolte kıyafetleri giyip en aykırı barlara koşması boşuna değil.
“İslam’da din ve devlet ayrılmaz” diye kestirip atan siyasal İslamcılar, bütün bunları göz ardı ediyor. Sadece “Asr-ı Saadet pratiğine” bakarak modern dünyaya model üretmeye çalışıyorlar. Oysa bu çağda devlet de toplum da çok farklı bir şeye dönüşmüş durumda.
Bu devirde artık devletten din değil özgürlük istemek lazım. Devlet, “sivil din”e gölge etmesin, yeter.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: January 30, 2008 10:37 AM



Laikliği sadece devletin dine baskı yapması şeklinde algılayanlar ve bunu pratiğe dökenler, sonra bazılarının 'Laiklik dinsizliktir' açıklamasını kabullenmelidir. Çünkü 'laikçiler' de zaten tam bunu demek istiyorlar...
Yazan: Mehmet Tarih: January 30, 2008 11:41 AM
1-{İşte Rodney Stark’a göre, Avrupa toplumlarının ileri derecede sekülerize olmasının (yani dinden kopmasının) bir nedeni, tam da bu “resmi kilise”lerdir. Devlet tarafından finanse edilen bu kurumlar, “memur zihniyeti” ile yönetildikleri için, cansız, ruhsuz ve durağan hale gelmişlerdir. ABD’de ise kiliseler ve diğer dini kuruluşlar devletten hiç bir destek görmedikleri için kendi ayakları üzerinde durmak zorundadır. Bu da onları daha cazip ve yaratıcı olmaya zorlamaktadır.}
2-{Benzer bir durumu kanımca Türkiye’de de görebiliriz. Ülkemizde kitlelere dini heyecan ve motivasyon kazandırma açısından Nurculuk, Fethullah Gülen hareketi gibi sivil cemaatlerin resmi bir kurum olan Diyanet İşleri Başkanlığı’na kıyasla çok daha etkili olduğunu söylemek mümkün. (Türkiye’deki yerleşik gelenekler nedeniyetle “Diyanet’in kaldırılması”nı kısa vadede mümkün ve doğru bulmadığımı belirteyim. Ama uzun vadede doğrusu odur. “Sivil din”in önünü açarak o noktaya doğru ilerlemek gerek.)}
1,2- Aynen katılıyorum
Yazan: Kubilay Ant Tarih: January 30, 2008 12:11 PM
Çok teşekkür Mustafa Bey, yine çok güzel yazmışsınız.
Bilinen bir gerçek var ki halklarının özgürlüklerini kısıtlamayan ülkeler dünyada daha başarılı olmuşlar.Halkının yaşamına ve dinine karışmadıkları için halklıda mutlu olmuş.Yani dinlerini devletten korumuşlar.Devleti dinden korumamışlar.Biz ülke olarak Kendimize Amerika’yı örnek almamız gerekirken Avrupa’yı özellikle Fransa’yı kendimize model seçmişiz,seçerken bu insanların çoğunun Müslüman ve aynı zamanda inandığı gibi yaşadığını unutmuşuz.En büyük yanlış ülkemizde Diyanet İşleri Başkanlığı’nın devlete bağlı bir kurum olması….Dolayısıyla devletin din işlerinin verdiği hizmetten memnun olmayan halk sivil toplum cemaatlerinde soluğu alacaktır.Çünkü cemaatler din hizmetini hiçbir maddi çıkarı olmadan sadece Allah Rızası odaklı yaptıkları için çok büyük kitlelere seslerini duyuruyorlar.Hiç olmazsa bunlara da karışılmasa da insanlar inandıkları düşünse ve yaşasa….
Yazan: gülşen Tarih: January 30, 2008 12:54 PM
Guzel tespitler. Avrupa'da "dindarim" diyen sayisinin az olusunda resmi kilise bulunmasinin rolu uzerinde dusunmemistim; bilgilendirici oldu.
Yalniz bu Amerikalilarin "Tanri'ya inanirim" hatta dindarim demelerin fazlaca anlam yuklememek lazim. Ya da bunu bizim anladigimiz dindarlik olarak algilamamak. Daha once de burada bahsetmistim. Orada calistigim bir ofiste bir hanim vardi,. "Dindar" idi. Cumartesi geceleri barlardan buldugu erekleri Pazar sabahi mutlaka kiliseye goturur idi. Bircok porno yildizlari , Hollywood tiplerinin ciplak resimlerinde hac seklinde kolyelerini fark edersiniz. Cogu icin "dindarlik", hayat tarzi ile fazla alakali olmayan, sinirlar getirmeyen, bir spiritualite, veya Chrismas'larda cam agaci alip sarki soyleme kafa cekme gibi folklorik ogeler manzumesidir.
Herhalde ABD'de laikcilik, yani resmen devleti dinden koruma gayretinin Avrupa'ya gore cok daha zayif oldugu. lberal kuturun dini devletten korumaya agirlik verdigi tespiti de cok yerinde. Tarihlerinde dini catisma tecrubelerinin olmamasi, dolayisi ile bu konuda Fransiz tipi paranoylarin olmamasi muhtemel faktordur.
Ama hangi tur laikligi (veya kelimeyi herkes farkli okudugu icin 'demokratik ulkelerde din devlet iliskisini') alirsaniz alin, bizdekine benzer bir laiklik uygulamasi yoktur; cunku bu demokrasi ile taban tabana zit, toltaliter bir yaklasimdir.
Gercek laikligin din icin de iyi oldugu tezine de tamami ile katiliyorum. Burada Islam dusmanlari sikca "diyanet Sunni Islami kayiriyor" dediginde kend dinlerinin de ayni sekilde "kayirilmasini" isteyip istemediklerin sormus cevap alamistim. Madem devletin dini yoktur diyanet neden imam maasi verir? Bu cumlem laikcilerin hosuna gitmistir eminim. Bir de suna bakin: Diyanet kalkis ama tam dini, vijadani serbesti olsun Bati'daki gibi. Yani isteyen mezhep, tarkat, dini vakif okul acsin istedigi dni bilgfiletr versin, univesiteler kursun, gazeteleri olsun. Ne dersiniz? Turnusoldur bu.
Benim inancimin "devletin yardimina " ihtiyaci yok, Golge etmesin baska ihsan istemez. Diyanet te ozellikle golge etmek gayesi ile kurulmustur. Yani MustaFA bEY;IN DUSUNDUGUNU, "gercek laikloigin din icin de iyi oldugunu" laikci irade de bildigi icin "kuzulari kurtlara kastirmama" saiki ile diyaneti kurdu. Neyse konu diyanet degil ama oraya da gidiyor.
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: January 30, 2008 1:38 PM
ABD de devlet dini kuruluşlara hiç bir destek vermiyor ve Tanrı inancı %90,Türkiye'de dine tam destek Tanrı'ya inanç %99.Gene Mustafa Bey'in yazdığı Avrupa ülkerinde dine destek tam ama Tanrı'ya inanç %50 lerin bile aşağısında.
Acaba Tanrı'ya olan inancı Mustafa Bey'in ortaya koyduğu sebeblerle açıklamak ne kadar yerinde.Rakamlar gösteriyor ki Mustafa Bey'in tespitinde olduğu gibi devletin dini kuruluşlara destek vermesi ile toplumun genel Tanrı inancının hiç bir alakası yok.
-----ateist nüfus oranında ilk 50-----
1. isveç %46–85
2. vietnam %81
3. danimarka %43–80
4. norveç %31–72
5. japonya %64–65
6. çek cumhuriyeti %54–61
7. finlandiya %28–60
8. fransa %43–54
9. güney kore %30–52
10. estonya %49
11. almanya %41–49
12. rusya %24–48
13. macaristan %32–46
14. hollanda %39–44
15. britanya %31–44
16. belçika %42–43
17. bulgaristan %34–40
18. slovenya %35–38
19. israil %15–37
20. kanada %19–30
21. letonya %20–29
22. slovakya %10–28
23. isviçre %17–27
24. avusturya %18–26
25. avustralya %24–25
26. tayvan %24
27. ispanya %15–24
28. izlanda %16–23
29. yeni zelanda %20–22
30. ukrayna %20
31. beyaz rusya %17
32. yunanistan %16
33. kuzey kore %15
34. italya %6–15
35. ermenistan %14
36. çin %8–14
37. litvanya %13
38. singapur %13
39. uruguay %12
40. kazakistan %11–12
41. estonya %11
42. moğolistan %9
43. portekiz %4–9
44. abd %3–9
45. arnavutluk %8
46. arjantin %4–8
47. kırgızistan %7
48. dominik cum. %7
49. küba %7
50. hırvatistan %7
dünyada ateist kişi sayısı (tahmini): 505–749 milyon.
bu sayı dünyadaki mormonların 58 katı, yahudilerin 41 katı, sihlerin 35 katı ve budistlerin 2 katıdır. ateizmi bir inanç olarak düşündüğümüzde hıristiyanlık (2 milyar), islam (1,2 milyar) ve hinduizm’den (900 milyon) sonra dünyada dördüncü sıradadır.
yorumlar:
inançsızlık konusunda uluslar arasındaki bu ciddi farklılıkların hesabı nasıl verilebilir? özellikle güney amerika, afrika ve güneydoğu asya’da çok az ateist varken avrupa’da bu sayının artmasının sebebi ne olabilir? inglehart ve norris’e (2004) göre, gıda, sağlık ve konut açısından “rahat” olan toplumlarda dindarlık azalmakta, insan hayatının daha az güvende olduğu toplumlarda ise dini inançlar güçlü kalmaktadır (iki istisna: vietnam (%81 ateist) ve irlanda (%4–5 ateist)).
burada devlet baskısı ile gelen ateizmi (rusya ve kuzey kore’de olduğu gibi) ve kendi kendine oluşan ateizmi (organik ateizm) ayırmak gerekiyor. öyle görünüyor ki yüksek oranda organik ateizm olan toplumlar dünyadaki en sağlıklı, en zengin, en iyi eğitimli ve en özgür toplumlardır. 2004 yılında yayınlanan “insani gelişim raporu”na göre (okur-yazar oranı, kişi başına düşen gelir, eğitim seviyesi ve doğum anında tahmini yaşam süresi gibi kıstaslara göre hazırlanmış), en yüksek puanı alan ilk 5 ülke (norveç, isveç, avustralya, kanada ve hollanda), organik ateizmin yüksek seviyede olduğu ülkelerdir.
bir başka dikkat çeken husus da cinayet, bebek ölümleri ve cinsiyet eşitliği konularında iyi durumda olan toplumlar, yine organik ateizmin yüksek oranda görüldüğü toplumlardır. intihar oranlarında ise bunun tersi bir durum söz konusudur.
özetle, organik ateizm seviyesinin yüksek olduğu ülkeler toplumsal sağlık açısından ilerde olup, ateist sayısının yok denecek kadar az olduğu ülkeler bu açıdan geridedir. tabii ki burada ateizmin toplumsal rahatlık ve sağlığa neden olduğu iddia edilemez. vurgulamak istediğim ateizm ve toplumsal sağlık arasında bir korelasyon (ilgileşim??) olduğudur. (bkz: nedensellik) (bkz: korelasyon)
bu veriler aynı zamanda tanrı inancının doğuştan geldiği, zihnimizin yapısının bir sonucu olduğu tezine de ağır bir darbe vurmaktadır.
kaynak:
phil zuckerman, atheism: contemporary numbers and patterns (2007)
Yazan: Anonymous Tarih: January 30, 2008 3:10 PM
Bırakın ABD veya başka ülkelerdeki laiklik uygulamalarını. Kendinize bir çeki düzen verin artık. Bırakın yeşil ışığı yakalamayı da çağı yakalayın çağı.
Kadın sömürüsüyle, din sömürüsüyle bir arpa boyu bile yol katedemezsiniz. Diyanet kaldırılsa ne olur kaldırılmasa ne olur. Sizler akıllanmadıktan sonra.
Hülagü TTT
Yazan: Hülagü Tarih: January 30, 2008 4:26 PM
"1976 senesi Türklerin, Hintlilerin, Patagonyalıların, Fransızların, İngilizlerin birlikte yaşadıkları tarihtir. Bu tarihte çağ içi, çağ dışı nasıl olabilir? Yani çağ bir daire midir ki, bir kısım insanlar bunun içinde, bir kısmı da dışında yaşasın?"
http://www.derindusunce.org/2008/01/28/bir-soru-bir-cevap-%e2%80%9ccagdaslasmak%e2%80%9d-ne-demektir/#more-713
Yakalanması düşünülen "çağ" hakkında kısa bir yazı,okumakta fayda var.
* * *
@ hülagü,
"Vatan için ölenin şehitlik mertebesine erip cennetlik olacağı da" yakalanması istenen çağa uygun bir fetva mı?Bu ne sömürüsü??
Devlet tarafından dozu ayarlanarak markalaştırılmış “resmi din” versiyonunu belle miş zihinlere sahip olanlar da “dinin sadece kalpte,evde,camide yaşanması”nı sağlayabilmek için dinin devletten ayrılamaz olduğunu dillendirmiyor mu?
““İslam’da din ve devlet ayrılmaz” diye kestirip atan siyasal İslamcılar” mı sadece?
“Resmi din”in en kötü versiyonu ise, elbette, “devlet tarafından dayatılan din”dir.
Kontrol edemediğiniz güç,güç değildir.Dini özgür kılmak,güç kaynaklarınızdan birinden vazgeçmektir.Bizde devlet ekonomik olarak diyanete destek veriyor gibi görünmesine rağmen,din üzerinden de maddi kaynak elde edebiliyor.
Yazan: çuvaldız Tarih: January 30, 2008 7:32 PM
arkadaşlar baya bi araştırma yapmışlar ama bence dini hiçbir şeye alet etmemek gerekiyor.
Yazan: Yurtdışı Eğitim Tarih: January 31, 2008 2:33 PM
bir etken eşit değildir tek etken.
Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: January 31, 2008 4:00 PM
Hulagu TTT,
Senin yakaladigin cagda (hangi cagsa artik) sanirim farkli inanc ve dindeki insanlara saygi yok!
Bir insanin kendi hur iradesi ile inancini secmesine ve inancina gore yasamasina da yer yok!
Amerika'da yasiyorum ve insanlarin farkli din ve inanclara sahip olmalarina ragmen ister devlette ister ozel kuruluslarda nasil uyum icinde calistiklarini gorebiliyorum. Ben de inancimdan dolayi en ufak bir ayrim gormeden bir devlet kurumunda calisiyorum.
Onemli olan basindaki ortu, takke, kippah yada boynundaki hac degildir. Onemli olan tanimlanmis rol ve sorumluluklar cercevesinde isini iyi yapip, hizmetini vermektir.
Devlet kuruluslarinda basortusu yasagi laiklik degil ahlaksizliktir. Nasil bir ahlaka sahipsin ki, bir vatandas olarak butun herkesin esit olmasi gerektigi bir ulkede, basortulu insanlarin vergilerini alip, kamu hizmeti verme ve alma hakkini onlardan alabilirsin?
Nasil bir cagi yakalamissin ki karsisindaki insanlarin inanclarini anlamadan, diyolog kurmadan onlarin haklarini sinirlamaktasin?
Eger muslumanlari anlamis olsaydin, inancli bir muslumanin bir hizmeti verirken yada alirken karsisindakinin inanci yada dini dolayisiyla ayrim yapmasinin kul hakkina girdigini ve Allah'in kul hakkina giren gunahlari affetmedigini bilirdin. Yani neye inanirsan inan, bir musluman sana haksizlik yaparsa, bu dunyada senle helallesmek yada obur dunyada cezasini cekmek zorundadir (sen inanmasan bile musluman buna inaniyor).
Sana gore cagi yakalayamamis bir muslumanin bile senin yaptigin ahlaksizligi yapmasini engelleyecek bir kurali varken, sen hangi cagi yakalamissin ki caginin bunu engelleyebilecek bir kurali yok?
Baskalarina yaptigin oneriyi dinle! Cagi yakala!
Kemal
Yazan: Kemal Tarih: January 31, 2008 6:32 PM
Merhabalar;
Bu ifadeleri tirnak icine koymadiginizdan hareketle bunlarin sizin kendi görüsünüz oldugunu düsündüm.
Her hal-u karda Avrupa ile Amerika arasinda muaazam bir zihniyet farki var ama buradaki tespitler biraz eksik.(sebebi sonra aciklanacak) Avrupalilarin büyük cogunlugu ateistir,pazar günleri kiliseye gidenleri bile cogunlukla ateisttir.
Amerikan toplumu daha sosyal bir toplumken Avrupalilar "bireyselligi" ön plana cikarir,
insan iliskilerinde en kültürlü sandiginiz adamlar bile haldur huldur acaib potlar kirar.
1. maddeye katilanlar neden katildigin da yazsaydi bilgilenirdik.
Avrupa´nin dinsizligi hakikaten basli basina bir arastirma konusudur. Ben bunu insanlarin egoist olarak yetistirilmesine bagliyorum, pek cok kisi kendini tanri gibi görüyor, bunu icsellestirmis.
Her neyse, yazinin ana temasinda katildigim seyler var;
1. Amerikan zihniyetinin Avrupa´dan epey farkli olusu, bu baglamda din anlayisinin da farkli olusu
2.Amerikan laiklik anlaysinin daha "iyi" oldugu
Ama yadirgadigim sey, bir tek kisinin "sivil din" in "resmi din" e olan basarisi icin kullandigi söylemi birebir gercegin ta kendisi gibi yazinin tümüne ana veri yapilmasi oldu.
Bu konu cok tartisilmali.
Türkiyedeki cemaat yapilari cok saglikli islemiyor.
Yazinin laiklik kismina gelince ,evet bu kadar karisik toplum yapisinda "laiklik" insanlara din adina müdahale imkani vermiyor, kimse kendi hayat düzeni baskasina dayatamiyor.
Aslinda "islam dini" de buna izin vermez.(Müslüman olmayana baski yok)
Bu noktada, laiklik alevi-sünni-vs. vs. unsurlardan olusan Türk toplumunun su andaki yapisina en uygun olani, Amerikan tarzi olursa daha iyi.:)
Saygilar
Yazan: Muzaffer Kazim Tarih: January 31, 2008 10:45 PM
Kemel Bey yüreğinize sağlık
sanki benim düşünelerime tercuman olmuşsunuz
teşekkürler
Yazan: fatma Tarih: February 1, 2008 8:22 AM
Laik diyanet bir çok yazarın yazılarının çoğunluğunu hutbe lerde okutabilir sakınca görmez.
Laik diyanet mesela İSLAMİ YAZILAR YAZAN yani sizin yazılarınızı gerçekten hutbelerde imamlara okutsa sizin yazılarınızın ne kıymeti kalır hiç düşündünüz mü? Şu onlarca eleştirilerinizin makalelerinizin vs ne değeri kalır?
Bir değeri kalmazsa; bundan ne yazmanız gerekir diye acaba düşünür müsünüz? inş.
(Öncelikle affedin hatalarım varsa düzeltin.)
Bence neden diyanet sizin yazılarınızı hutbe olarak okutmakta sakınca görmez:
Çünkü amerikan tarzı ılımlı islam söylemlerini öne çıkarttığınız sürece,
Her fırsatta, ama her fırsatta siyasal islamcıları kötülediğiniz sürece,
İslamın siyasalı olmaz, islam bir bütündür demediğiniz sürece,
Kendinizden olmayan fikirleri sizin fikirlerinizin yanlış olduğunu ortaya çıkarır korkusu ile mecburen karşısında durduğunuz sürece örneğin iştihadi eylemlere bakış açınızın yani sizin bu konudaki fikirlerinizin yanlışlığı ortaya çıkar korkusu ile sırf bir askeri tesise yapılsa bile karşı durduğunuz sürece,
Tevhidi öne çıkart ma dığınız sürece,
Kur'a na bütüncül yaklaşmadığınız sürece,
Tasavvufu savunan cemaatin sözcülüğünü yaptığınız sürece,
Gazeteciliğin arkasına sığındığınız sürece,
Kur'an ın önüne geçirilen kitapları okuyan arkadaşları uyarmadığınız sürece,
Vicdanları kullanarak ehveni göz ardı edip sürekli ehveni şeri istediğiniz ve isteddiğiniz sürece, vicdanları tükettiğiniz sürece,
Devletin oluşturmaya kalktığı türk islamı modelini; arapları kötüleyip duranların karşısında gözüküp bu modeli savunan cemaatleri bu konuda ciddi bir şekilde eleştirmediğiniz sürece,
İnsanların tam anlamıyla ve tüm konularda Rabbiyle barışıklık açısından değilde kendileriyle barışık lık açısından değerlendirdiğiz sürece,
Gündemleri oluşturan zevatın/oligarşinin gündemlerini güncellediğiniz sürece,
İslami gündemi ciddi manada yazamadığınız ve oluşturmadığınız sürece,
(Dini açıdan) Yaşantılarında cahiliyeden ayrılma çalışması yapanların yaptığı fikri ayrışmayı bile tekfircilik saydığınız, fundamentalizm dediğiniz sürece,
Abd yi irandan çok daha dost gördüğünüz ve anlatıp durduğunuz sürece,
Günahların en alasını işleyip duranları (abd nin dindar halkını:), devlet baskısıyla günah işle me yenlerden, işletilmeyenlerden(kalplerine açıp baktınız mı münafıklıklarını nerden biliyorsunuz/iranda arabistanda zahiri istisnalardan başka herkes mi münafık) üstün gördüğünüz sürece,
İsrail ile ilgili yazmadığınız sürece (Allah aşkına ne yazdınız ki, bilinki laik diyanet önce bu yazılarınızı okutur)
Burda atesitlere ağırlık verip asıl uğraşılması gereken tagutu red etmeyi anlatmadığınız sürece, perdeleme yaptığınız sürece,
Cihadın anlamını çarpıttığınız sürece,
İman amel bütünlüğünü saltanat bağlamında anlatmadığınız ve ameli imandan bir cüz olarak görmediğiniz sürece,
Teröristi,terör ü, direnişçiyi burda dobra dobra ayırt etmeyip, göstermeyip bu gibi konuları kıvırdığınız sürece,
vs vs
tutumlarınızdan dolayı laik diyanet hutbelerinde okutmaktan sakınca görmez.
Mustafa bey sözüm sadece size değil "kızım sana söylüyorum gelinim sen anla" misali herkese kendim de dahil
Bu arada ehveni şer bağlamında iyi yönlerinizde var onlardanda Allah Razı Olsun.
Bu noksanlıklarınızı söylemem sizin iyiliğiniz için dir ve benim emribil maruf nehyi anil münker gereği görevimdir.
Bu yüzden
Ben Nihat Gencin çağrısını yapıştırmayacağım siz her ne kadar yumuşak söylemli gözüküp laik devletin, oligarşik devletin yazılarınızı hutbe olarak okutabileceği bir yazar olsanızda.
Yazan: Gayret Tarih: February 1, 2008 7:05 PM
"İslamın siyasalı olmaz, islam bir bütündür", diyorum ve bunun icin "Genelevde bile calisirim" diyen Nihat Genc hayrani siyasi islamcilarla beraber degilim.
Yazan: Muzaffer Kazim Tarih: February 2, 2008 4:00 PM
Atalarimiz ne guzel buyurmus "kilavuzu karga olanin mutefekkiri Nihat Genc olur" diye. Bu vatandasi bir kac kere dinledim. Dakikada urettigi kelime sayisi pek etkileyici idi. Bir de ne dedigini anlasaydim daha bi etkilenecektim eminim.
Yazan: Bir Okur -Pir Okur Tarih: February 2, 2008 11:58 PM
Yazının başındaki fikir çok yanlış, kimsenin dinine karışılmıyordu ki bu ülkede dine karışan köktendinciler yüzünden bazı düzenlemeler vardır, bunu görmek istememek aydın bir insana yakışmaz. Eğer Amerika nın çoğunluğunu oluşturan din hiristiyanlık değilde müslümanlık olsaydı yapılan işkenceleri, susturma biçimlerini görürdünüz. Bununla birlikte liberal anlayışın gerçeğini savunurum: ''Liberalizm özgürlükten gelen bir sözdür, bağımsızlık ister.. bir ülkenin yönetimi ve sistemi ile ilgili olduğu için tüm alanlarda bağımsızlık ister'' İçte ve dışta.. Bütün bunları toplum kendi başına karşılayamaz, bu yüzden toplum tarafından oluşturulmuş devlet vardır. Toplumun bu bütünsel özgürlüğünü sağlamak içinde meclis,demokrasi,cumhuriyet vardır. Bütün bu birimleri düşünün hepsi özgürlük kavramının dışında kavramlardır;fakat özgürlüğü sağlamak için farklı birimler ve oluşumlar gerekmektedir.
Yazan: baykuş Tarih: February 3, 2008 11:55 AM
Laik diyanet bir çok yazarın yazılarının çoğunluğunu hutbe lerde okutabilir sakınca görmez. Dedik ve Laik diyaneti veya devleti eleştirip duran bir çok yazar gibi Mustafa beyi aşağıdaki nedenlerden tarzından dolayı örnek gösterdik;
Laik devleti/diyaneti eleştirmek için İSLAMİ YAZILAR YAZAN veya yazdığını düşünen yani sizin gibi yazarların yazılarını gerçekten hutbelerde imamlara laik diyanet/devlet okutsa sizin yazılarınızın KIYMETİ/ DEĞERİ kalır mı hiç düşündünüz mü?
Şu onlarca laik diyaneti/devleti eleştirilerinizin makalelerinizin vs ne değeri kalır?
Bir değeri kalmazsa; bundan dolayı ne yazmanız/yapmanız gerekir diye acaba düşünür müsünüz? İnş diyoruz Yorumcu abiler düşünmüş “kılavuzu karga olanın”, “gelenev çalışırım diyen!?1” kişileştirmeyse sende nihat gençcisin gibi cevaplarla eleştirilerini/ gayretlerini bu yönde göstermişler. Allah islami gayretlerini arttırsın ne diyelim.
(Öncelikle affedin hatalarım varsa düzeltin ama şunu bilinki bir sürü maddeden birkaçını yazdık ve birkaçını birleştirdik geriye hala bir sürü madde var yazmadığımız.)
Bence neden diyanet sizin yazılarınızı hutbe olarak camilerde okutmakta sakınca görmez, hatta anlaşılmadıysa ertesi hafta tekrar bile okutur:
1)Çünkü amerikan tarzı ılımlı islam söylemlerini öne çıkarttığınız sürece,
2)Her fırsatta, ama her fırsatta siyasal islamcıları kötülediğiniz sürece,
3)İslamın siyasalı olmaz, islam bir bütündür demediğiniz sürece,
4)Kendinizden olmayan fikirleri sizin fikirlerinizin yanlış olduğunu ortaya çıkarır korkusu ile mecburen karşısında durduğunuz sürece örneğin iştihadi eylemlere bakış açınızın yani sizin bu konudaki fikirlerinizin yanlışlığı ortaya çıkar korkusu ile sırf bir askeri tesise yapılsa bile karşı durduğunuz sürece,
5)Tevhidi öne çıkart ma dığınız sürece,
6)Kur'an a bütüncül yaklaşmadığınız sürece,
7)Tasavvufu savunan cemaatin sözcülüğünü yaptığınız sürece,
8)Gazeteciliğin arkasına sığındığınız sürece,
9)Kur'an ın önüne geçirilen kitapları okuyan arkadaşları uyarmadığınız sürece,
10)Vicdanları kullanarak ehveni göz ardı edip sürekli ehveni şeri istediğiniz ve isteddiğiniz sürece, vicdanları tükettiğiniz sürece,
11)Devletin oluşturmaya kalktığı türk islamı modelini; arapları kötüleyip duranların karşısında gözüküp bu modeli savunan cemaatleri bu konuda ciddi bir şekilde eleştirmediğiniz sürece,
12) İnsanların tam anlamıyla ve tüm konularda Rabbiyle barışıklık açısından değilde kendileriyle barışık lık açısından değerlendirdiğiz sürece,
13)Gündemleri oluşturan zevatın/oligarşinin gündemlerini güncellediğiniz sürece,
14) İslami gündemi ciddi manada yazamadığınız ve oluşturmadığınız sürece,
15) (Dini açıdan) Yaşantılarında cahiliyeden ayrılma çalışması yapanların yaptığı fikri ayrışmayı bile tekfircilik saydığınız, fundamentalizm dediğiniz sürece,
16) Abd yi irandan çok daha dost gördüğünüz ve anlatıp durduğunuz sürece,
17) Günahların en alasını işleyip duranları (abd nin dindar halkını:), devlet baskısıyla günah işle me yenlerden, işletilmeyenlerden(kalplerine açıp baktınız mı münafıklıklarını nerden biliyorsunuz/iranda arabistanda zahiri istisnalardan başka herkes mi münafık) üstün gördüğünüz sürece,
18)İsrail ile ilgili yazmadığınız sürece (Allah aşkına ne yazdınız ki, bilinki laik diyanet önce bu yazılarınızı okutur)
19)Burda ateistlere ağırlık verip asıl uğraşılması gereken tagutu red etmeyi ciddi manada anlatmadığınız sürece, perdeleme yaptığınız sürece,
20)Cihadın anlamını çarpıttığınız sürece,
21)İman amel bütünlüğünü saltanat bağlamında anlatmadığınız ve ameli imandan bir cüz olarak görmediğiniz sürece,
22) Teröristi,terör ü, direnişçiyi burda dobra dobra ayırt etmeyip, göstermeyip bu gibi konuları kıvırdığınız sürece,
vs vs
23) Birde evrensellik konusunda Kur’an çerçevesinde net açıklamalarda bulunmadığınız sürece, ....
Laik diyanet ve devlet sizin yazılarınızı hutbelerinde okutmaktan gazetelerde yazdırmaktan sakınca görmez, hatta defalarca okutabilir diyoruz, Bu yüzdende kurum ve kuruluşlara yönelik eleştirilerinizin, yazılarınızın ne kıymeti kalır diyoruz bütün yazarlara,
Sizi takip eden insanlardan sorumlusunuz diyoruz. Bulunduğunuz tarihin hakkını vermeye çalışın diyoruz.
Yazmayın demiyoruz yanlış anlamayın,
yerinde saymakdan geçtim, geri adım öte (?) sayılacak davranışlara tevessül etmeyelim diyoruz.
Bu anlam ve konu çerçevesinde tekrar yazılarınızı gözden geçirmeniz dileğiyle.
Hayırlara vesile olur inş.
Yazan: Gayret Tarih: February 4, 2008 2:16 PM