« Laiklik Bazen ‘Dinsizlik’ de Olabilir | Ana Sayfa | Yedinci Ok: Korkutmacılık »

January 2, 2008

Laiklik Bazen Despotluk da Olabilir

[2 Ocak 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]

Türkiye’de bize hep “laikliğin dinsizlik olmadığı” söylenir ve bence de öyle olması gerekir. Ama bu kavramı dillerinden düşürmeyenlerin bazıları, bunu düpedüz öyle yorumluyor. Pazartesi günkü yazımda, bu durumu, ODTÜ Felsefe bölümünden Prof. Dr. Yasin Ceylan’ın 19 Aralık tarihli Radikal’de yayınlanan “AKP, İslam ve modernleşme” başlıklı kayda değer yazısına atıfta bulunarak ele almıştım.

Aynı yazıdan devam edelim ve bu sefer laikliğin nasıl olup da “demokrasinin ön şartı” değil, bilakis “despotizmin temeli” olabileceğini görelim.

Sayın Ceylan, laikliği “Tanrı merkezli bir yaşam tarzından insan merkezli bir yaşam biçimine geçiş” diye yorumluyor ve bunu tüm topluma yerleştirmek gerektiğini söylüyordu. Peki ama toplum bu programı kabul etmezse ne olacaktır? Prof. Ceylan buna şöyle cevap vermiş:

“Laik bir rejimde, bir ferdin din kabulü, onun tüm dünyasını kapsıyorsa, her eyleminde dine uyumluluk, tanrı emrinin yerine getirilmesi endişesi taşıyorsa o kişi, elbette laik toplumda yaşamaya devam eder, ama marjinal bir vatandaş olarak. Hele o kişi, öznel doğrularını nesnel doğrular olarak hemcinslerine yaymaya çalışınca, rejim hakemlerince suçlu addedilir”

Yani söz konusu “laik rejim” içinde hayatlarını dine göre yaşamak isteyenler, “ikinci sınıf vatandaş” olur! Eğer dindarlıklarını yaymaya (dikkat edin, “empoze etmeye” değil, sadece “yaymaya”) kalkarlarsa, suçlu sayılacaklardır!

İşin en garip tarafı da, dindarları “öz vatanında parya” haline getirecek bu “rejim hakemleri”nin, yine bu dindarlardan toplanan vergilerle beslenen devlet kurumlarında oturacak olmasıdır.

Yani, özetle, böylesi bir “laik rejim”in dindar vatandaşlarına söylediği şudur: “Biz, sizi kendi aklımızca modernleştirmeye, onun için de döve döve dinsizleştirmeye karar verdik. Bu işin finansmanını da sizin cebinizden aşırdığımız parayla halledeceğiz.”

Bunun bir hayal veya karikatür olduğunu düşünmeyin. Dünyada tam da bu mantıkla işleyen “laik cumhuriyet”ler vardır. Kuzey Kore, kusursuz bir örnektir. Putlaştırılmış bir lider ve militarist bir rejimle yönetilen bu komünist ülkenin resmi ideolojisinin adı “Juche”dir. Ve Juche’nin tekel ilkesi şudur: “İnsan, her şeyin efendisidir ve her şeye o karar verir.”

Gördüğünüz gibi, Kuzey Kore, tam da Prof. Ceylan’ın amaçladığı gibi, “Tanrı merkezli bir yaşam tarzından insan merkezli bir yaşam biçimine geçmiş” bir ülkedir. Ama aynı zamanda dünyanın en despot, zalim ve kanlı rejimlerinden biridir. Bir tür “açık hava hapishanesi”dir.

Bir de “özgürlükler ülkesi” diye bilinen, dünyanın en açık toplumlarından birine ev sahipliği yapan Amerika Birleşik Devletleri’ne bakalım. Orada, enteresandır, “Tanrı merkezli” bir özgürlük tanımı vardır. ABD’nin hukuki temeli sayılan Bağımsızlık Bildirgesi’nde, “insanlar, Yaratıcıları tarafından verilmiş, çiğnenemez haklara sahiptir” diye yazar.

(Kıssadan hisse: “Tanrı merkezli bir yaşam tarzından insan merkezli bir yaşam biçimine geçmek”, hiç de matah bir şey olmayabilir.)

Söz konusu ABD’nin de aynı Kuzey Kore gibi bir “laik cumhuriyet” olduğunu hatırlatayım. Ama ABD’de laiklik, sadece “devletle dinin ayrılması” anlamına gelir, “toplumun dinsizleştirilmesi” değil. Toplumdaki bireyler ve cemaatler, isterse alabildiğine dindar olur, isterse de dinsiz. Bu işe karışmak, devletin haddine değildir.

Türkiye’de de laikliğin bu anlamda tarif edilmesi gerek. Bugüne dek, Kuzey Kore’ninki kadar olmasa da, bir hayli despotça yorumlanageldi.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: January 2, 2008 6:34 AM

Okur Yorumları

(NOT: Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Mustafa Akyol tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, standart yorum kurallarını dikkate almanız önemle rica olunur.)

O yazı herhalde bundan daha sığ yorumlanamazdı Mustafa bey. Bence Kuzey kore ye değilde tartışmanın, ve o yazının merkezini oluşturan avrupaya baksaydınız keşke. Kaçak dövüşmeye gerek yok o şekilde. İyiki bir iki tane "gominist" ülke var. Bi gidin mesela hollandaya zina yasası çıkartmaya çalışın bakalım ne diyecekler. Denilecek şey aşağı yukarı bellidir, ve bu despotluk olarak nitelenemez. Ben çocuğumu islami kurallara göre yaşatacağım deyip, ana okuluna göndermeyip anaokul açan, sloganlarla eğitim veren danimarkadaki isveçdeki anaokulları ne olmuş bir bakın bakalım. Despotlukla alakası yok. Bir toplumda yerleşik düzenin herkesi ilgilendiren temel öğelerini, referansını o toplumda üretilen ilişkilerden - ortak hukuktan değilde tanrı katından alıp, bu noktada zemini geriye çeken taleplere yer vermemesi despotluk filan değildir. "Ben kendi halimde yaşayacağım" ın bile sınırları var, daha doğrusu böyle birşey mümkün değil. İzole adalarda yaşamıyoruz.
Kore den sonra uzun bir atlayış yaparak Amerikayı örnek vermenizde ilginç doğrusu. Israrla ilgisiz örneklerle işin özüne dokunmak istemiyorsunuz. Marjinal örnekler ile argüman gelişiriyorsunuz. İçeriğe değil, yüzeye bakıyorsunuz.

Yazan: sinan Tarih: January 2, 2008 10:24 AM

Sinan Bey,

Mustafa Akyol Avrupa'ya değil de, Amerika'ya bakmış. İlla batıdan bir ülkeye bakmak gerekiyorsa Amerika bence de daha düzgün bir tercih. Avrupa ülkelerinin Amerika'ya nazaran daha katı bir laiklik anlayışı olduğu bilinen bir gerçek.

Asıl mesele şu: Dinsizlik anlamındaki laiklik taraftarı olan bu "rejim hakemlerinin" kendi kafalarındaki çağdaşlaşma, modernleşme projesini, bütün topluma dayatmaya ne hakkı var? Bunun tam tersi bir dayatma size uygulansa hoşunuza gider miydi?

Yazan: fizikci Tarih: January 2, 2008 11:54 AM

DOGRUSUNUZ MUSTAFA BEY!

Türkiye'de laiklik, seksen yil boyunca "dinin ezicisi" olarak
kullanildi. Fakat simdi bu kullanim sekli degismek zorunda-
dir. Avrupa ve Amerika'da bazi politikacilar, dini laikligin
üzerine cikarmaya basladilar. Önceden ise, din laikligin al-
tindaydi. Galiba halklarin dindarlasmasi, laikligi dinin altina
cekecektir.

Hüseyin Avdic

Yazan: Hüseyin Avdic Tarih: January 2, 2008 3:39 PM

Sinan Bey,

Yazari verdigi orneklerden dolayi siglikla suclayip meselenin ozunu iskaladigini iddia etmissiniz. Ancak elestirdiginiz noktalar, yani en guclu argumaniniz oldugunu dusundugunuz yargilar sizin en zayif noktaniz. Hic iler tutar bir arguman surdugunuz yok ortaya. Sloganlarla gecen ulke gundemimize siz de katkilarinizi esirgememissiniz. En ilginc argumanlarinizdan (!) birinin de malesef ici kof. Soyle demissiniz:

"Ben çocuğumu islami kurallara göre yaşatacağım deyip, ana okuluna göndermeyip anaokul açan, sloganlarla eğitim veren danimarkadaki isveçdeki anaokulları ne olmuş bir bakın bakalım."

Ben yine size kucuk gordugunuz sloganlarla Avrupa'da degil de -ben Amerika'da yasadim uzunca bir sure- Amerika'da acilan Islami ana ve ortaokullardan ornek vereyim. Bugun Amerika'nin hemen hemen her sehrinde, eyaletinde demiyorum, en az bir Musluman okulu vardir. Bu okullarin cogunda verilen egitimin kalitesi standartlara uygun duzeydedir. Ki olmasa bile Amerika'da devlet bunu despotluga basvurmadan nasil kontrol edecegini bilir. Yani gelip okulu minicik cocuklarin basina yikmaz. Ornegin sinavlarla cocuklarin egitimsel gelisimini denetler. Eger gerekli kalite yakalanmamissa yoneticilere, aileler yol gosterir. Careler sunar. Yardim eder. Boyle bir seyi kati laikligin olanca hismiyla uygulandigi ulkemizde gorebilir miyiz? Cevap tabii ki hayir'dir. Bizde laikci elitler 'halk'in egitim almasindan, aydinlanmasindan korkarlar. Kafasina vurup, ekmegini elinden almaya, elitleri bir eli yagda digeri balda yasatmaya alimis bir sistemdir cunku bizimkisi.
Egitim sadece muspet ilimlerden ibaret degildir. Onemli olan atom bombasi yapmak degil, onu nasil kullanacagini bilebilmektir. Hasili kelam, yuvarlak laflarla Avrupa'ya bakin diyeceginize isterseniz bize Avrupadan ornekler verin, istatistiker siralayin da ne demek istedignizi daha acik anlayalim.
Bir de artik su noktayi lutfen es gecmeyin. Isteseniz de istemesiniz de muhafazakar kesim coktan sizin gibi tepedenci elitlerin egitim ve birikim seviyesini yakaladi ve gecti. Artik one surdugunuz tartismalar entellektuel manada insanlari doyurmuyor. Ne demek istedigimi anlamak icin lutfen 3 gun ust uste Bekir Coskun okuyun. Arkasindan 3 gun de Mustafa Akyol ya da Fehmi Koru okuyun. Aradaki dil, birikim, mantik, icsezi, perspektif zenginligi gibi farklar size ne demek istedigimi fazlasiyla gosterecektir.
Saygilar,
Ozgur Pala

Yazan: Ozgur Pala Tarih: January 2, 2008 7:43 PM

Sinan Bey,

"Bir toplumda yerleşik düzenin herkesi ilgilendiren temel öğelerini, referansını o toplumda üretilen ilişkilerden - ortak hukuktan değilde tanrı katından alıp, bu noktada zemini geriye çeken taleplere yer vermemesi despotluk filan değildir."(Sinan)

diyorsunuz DA;

Mustafa Akyol Bey farklı birşey mi söylemiş acaba diye bana yazıya birkez daha baktırıyorsunuz.

Tabi eğer

"Bir toplumda yerleşik düzenin herkesi ilgilendiren temel öğelerini"

derken yasaları kastediyorsanız.

Mustafa Bey de sanırım TAM onu demek istemiş,

Yasalar elbette doğrudan tek bir dinin referansı üzerine kurulmaz, kimsenin bunu istediği yok sanırım,

Mustafa Bey'in eleştirdiği yer sanırım yasaların(yani devletin) değil de TOPLUMUN dinden referans alamaz hale getirilmek istenmesi.

Ha,

"Bir toplumda yerleşik düzenin herkesi ilgilendiren temel öğelerini"

derken

kültüründen, yaşam tarzından, değerlerinden bahsetti iseniz

size söyleyeyim bizdeki bazı kereste yontucuları dışında toplumu böyle görmek isteyen, bu hale getirmek isteyen kimse yok.

Hatta toplum da böyle değil ZATEN.

Yani toplumda sizin sandığınız gibi HERŞEY "bir yerleşik düzen"den ibaret değil.

Toplumu oluşturan bireyler, aileler, hemşeriler, siyasi gruplar, sosyal gruplar, ekonomik gruplar, cemaatler, aşiretler, toplumcuklar, halklar, ırklar öylesine renkli ki yerleşik düzen derken bu ikincisini kastetti iseniz büyük ayıp etmişsiniz. Bu tanıma toplumu asla sığdıramazsınız.

...

Böyle bakınca örnekleri yadırgamanızı anlıyorum.

Kuzey Kore örneğini hiç yadırgamayın, işte alıntılarla bizde de neredeyse buna yakın laiklik anlayışı içindekiler varmış. Bunu herhalde Avrupa'dan örnek vererek gösteremezdiniz sizde.

...

Nasrettin Hoca'ya sorarlar

"Alnın nerede" diye

Ensesini gösterirmiş

Tamam onların ki edepsizlik koca hocaya çocuğa murnun nerede der gibi ensen nerede denmez de

Hocadaki tevazuya ve ince zekaya bak

Hoca amma yine de...

Bir işin yanlışını görmeden doğrusunu bilemeyiz ki,

Kuzey Kore'yi dinlemeden, ha ideal olmasa da ideale yakın ABD veya Avrupa laikliğinin kıymetini nasıl bilelim.(Tabi ideal demokrasi ve laiklik politika varoldukça sanırım mümkün değil gibi ama yine de ideale yakın olanlarından bahsetmekde fayda var)

Yazan: mustafa fatih yuce Tarih: January 2, 2008 11:06 PM

Fizikçi bey, iyi hoş da, 75 tane soru sormuştum, bari 1-2 tanesini de cevaplasaydınız.
Modernleşmeden vs. den kastınız nedir anlamadım. Örneğin kadın haklarını dayatmak meşrudur bence. Zina yasası gibi saçma sapan yasalara karşı çıkmak bence meşrudur, bu tarz referansını ilahi dinlerden alan kapsayı toplumsam projeksiyonlara karşı çıkmak ve önlemek meşrudur.

@Özgür pala;
Kusura bakmayın Özgür bey, ben Bekir Coşkun düzeyinde okuma yapıp kendi kendimi gaza getirecek yaşı geçtim biraz. Ve genel kitleye baktığımızda ise durum biraz farklı. Pek öyle Ali Bayramoğulları kaynamıyor ortalık. İstisnadır dır benim gözümde. Ahlak ve etik den nasibini almış Klasik neo-liberal bir aydındır vs.. Yukarıda Hüseyin beyin fikirleri çok daha kıymetli gösterge olması açısından. Saolsun sürekli sağımda solumda görüyorum, straw-man e gerek kalmıyor.

Amerikanın ise pek örnek alınacak bir tarafı yok gibime geliyor. Nüfusun büyük bölümü karbonhidrat kıskacında dünyadan kopmuştur, neredeyse üçte bir dünyanın yaşının 6000bin yıl felan olduğuna inanıyormuş, ve sofistike bir muzun IQ suna sahip başkanlarının dinsel bakış açısı benim açımdan ürkütücüdür. Eğitim den kastınız nedir anlamadım? Ben öyle 1-2 vitrinlik öğrencinin durumundan ikna olacak değilim, pek bir şahlanış görmüyorum açıkcası. Burası bu kesimin en okumuş yazmış kesimi, ve bilimsel standardları yakalama konusunda sergilenen performans açıkca ortadadır.

Meseleyi inanan inanmayan olarak değilde, hayatını nasıl yaşayacağı ve düzenleyeceği konusunda referansını bütünüyle dinden alan insanlar ve toplumlar - bu insanlarla özgür ve demokratik bir toplum yaratılabilir mi? Ve bunun örneği var mı? Hani toplumlara insanlara bakarken, Bekir çoşkun düzeyindeki sefiller yerine gündelik hayattaki kesişmelerimi referans almak pek saçma olmasa gerek değil mi. İşte ben öyle yapıyorum, ve baktığımda karşılaştığım manzara pek de öyle toplumsal bir potada eritilemeyecek fikirlerle biçimlerle dolu olduğunu görüyorum. Referansını organized religion dan - inanışlardan alan bir tarz bir bakış, hayatın dinamizmini yakalayamadığı iddiasındayım. Cinsiyet ayrımcılığı, sen-ben, bizler-onlar ethos ları (chiapas da olan pek kimsenin umrunda olmaz, ama prezarvatif satmayıp işten çıkarılan türbanlı unutulmaz) vs.vs.. Yaşamını bunlar üstüne kuran insanlar - ki çoklar, mesela şu son zamanlarda duyduğumuz 2 kadının çektiği insanlık dışı rezilliğe karşı neden ses çıkmıyor? Madem bu referanslarımızla bu dünyada sağlıklı ve uyumlu bir toplum kurulabiliyor, bunun gibi aleni durumlara karşı neden sağlıklı bir refleks vs. geliştirilemiyor, süreklilik yaratılamıyor ve bunlar tekrarlanıp duruyor? Bunu bile yapamıyorsak nasıl olacak bu iş?
Dünyaya bakalım örnekleri bolca vardır. İslamın yaygın olduğu ülkeler arasında en yaşanılabilir yer bizim berbat demokrasimiz değil mi?
Despotluk, vurlım kırlım demiyorum vs. demiyorum. Böyle bir açık durum var ve eleştirilme gerekiyor diyorum. Sonuç olarak, dünyaya bu şekilde bakmak, sağlıklı bir toplum kurmanın önünde bir engeldir, karşı örneği pek yoktur. İsrail/yahudilik vs.(hazır cevapcılara diyorum) ayrı şeylerdir.

Yazan: sinan Tarih: January 3, 2008 4:10 AM

Teşekkürler Mustafa Bey ,
Yine çok isabetli bir konuya parmak bastınız.Laiklik adı altında yıllarca bizim dinsizleşmemiz adına ne varsa hepsini yerine getirdiler.Aslında hepde böyle gideceğini düşündüler ve planladılar.Fakat kendi planlarının üzerindeki ilahi bir plan yapıcıyı unuttular.Unuttukları için de şu an ülkemizin içinde bulunduğu bu güzel havayı kirletmek adına ne varsa yerine getirmek istiyorlar.Ama bu sefer tutturamayacaklar.

Yazan: gulsen Tarih: January 3, 2008 10:04 AM

laiklik başlıbaşına din adamları ibadethanesi ibadeti olan bir dindir dinsizlik değil.hatta ortada bir put bile var.mezhep konusu biraz muğlak kalmış sanırım.bu tutulan partiye göre değişiyor.keşke bunları tartışıyor olmasaydı memleketimiz. kısır bir döngünün içinde sıkışıp kaldık.kaç yıl daha etnik kimlikler inançlar giyimler üzerinden gündem belirlenecek.hayatlarımız zamanlarımız öylece akıp gidiyor.Hakikate bu kadar yaklaşıyorken herşey bizi ondan uzaklaştırmak için ayaklarımıza dolanıyor gözümüzü bağlayıp zihnimizi meşgul ediyor.ne korkunç

Yazan: havva Tarih: January 3, 2008 3:05 PM

Meseleyi o kadar bilimsel bir mesele gibi çetrefilleştirip derinlere dalmaya gerek yok. Bizdeki Laiklik tam bir işgüzarlık vakasıdır. Yeni bir rejim kurup hakimiyetini her cephede muhafaza etmek isteyen küçük gurubun uyguladığı bir politikadır. Şeytan ayrıntıda gizli demişler. Şu sorunun cevabı belki de meselenin özünü içinde taşıyor; Neden onca dilde sadeleştirme çabasına rağmen halkın daha önce hiç bilmediği ve hatta ağızımıza da tam oturmayan "Laiklik" kelimesinde ısrar edilmiştir de türkçe karşılığı kullanılmamış, ısrarla Laiklik denmiştir? Cevabı bulana on tam puan var.

Yazan: Eli Goldberg Tarih: January 3, 2008 5:42 PM

Sinan Bey,

Sunlari demissiniz:
"Dünyaya bakalım örnekleri bolca vardır. İslamın yaygın olduğu ülkeler arasında en yaşanılabilir yer bizim berbat demokrasimiz değil mi?"

Ben Avrupada 3, Amerikada 6 yildir yasiyorum. 20'den fazla ulkede kisa sureli seyahatlerim oldu. Dunya uzerinden Islamin yada herhangi bir inanc sisteminiin en rahat yasanacagi yer Amerikadir.

Islamin yaygin oldugu ulkeler ile ne yapmaya calistiginizida cozemedim. Ama sunu soyleyebilirimki, Vatandaslarinin cogunlugunu musluman olarak kabul edilen ulkelerden icinde en yasanabilir olani Turkiye degil.

Onunuze bir harita alin. Muslumanlarin cogunlukta oldugu ulkelere tek tek bakin. Tum onyargilarinizi birakin, acaba burasi yasanabilir bi yer mi diye dusunun. Cevap cok acik.

Laiklik konusuna gelince. Olay tamamen kavram karmasasina donmus durumda. Turkiyede laiklik yoktur. Zira imamlari devletin atadigi, devletin bir mezhebi digerlerinin uzerinde tuttugu, diger mezheblere bagli olan insanlarin devlet kurumlari tarafindan takip edildigi bir yerde laiklikten bahsedilemez. Su andaki uygulama laiklik adi altinda toplumun bir kesiminin digeri uzerinde guc gosteririsinden ibaret.

Kuresellesmenin etkisi ile yavas yavas degisiklikler oluyor, ama laik bir duzenin onumuzdeki 30-40 yil icinde Turkiyede oturacagini dusunmuyorum. Zira ortda laikligin ne oldugu konusunda bile tartisma var. Zamaninda bir gurup Avrupadan kavrami asirmis. Bu kavramin nasil gelistigi hakkinda herhangi bir arastirma yapmadiklari icin, kopyala, Turkiyede uygula stratejisi ise yaramamis durumda.


Yazan: Ferdi Tarih: January 4, 2008 9:34 PM

Türkiye'de olan bir şeyin Dünya'nın en... i olduğu gibi cahilane bir fikri herhalde bize mahsustur. Hayatında kendi kasabasından ya da yaşadığı şehirden çıkmamış yurdum insanıdan şunu duyabilirsiniz: Dünya'da böyle bir güzel vatan yok. Biz İslam ülkeleri içinde en iyiyiz. Böyle bir şey Uganda'da bile yoktur. Be hey mübarek; bütün düynayı gezdin mi, nereden biliyorsun? En iyi islamın yaşandığı yer olma meselesine gelince; politik anlamda doğru olabilir ama pratik anlamda ne alakası var: Adamların dili arapça, bir çoğu islami kanunlarla yönetiliyor. Böyle iken bizim sözde laik sistemimiz mi en güzel islamı yaşama imkanı verecek. Pöh, baş örtüsü ile üniversiteye girilemeyen bir ülkede islam nasıl en iyi şekilde yaşanıyor acaba? Takkemizi önümüze koyalım, yeniden düşünelim.

Yazan: Eli Gold Tarih: January 5, 2008 7:09 PM

Ferdi bey, yukarıda atıfta bulunan yazı bağlamında bakarsanız ne demek istediğimi anlarsınız.

Amerikadaki müslümanlar ancak 2 milyona yaklaşıyor zannedersem, o attitude ile, yada avrupadakilerle benzer olsaydı daha kalabalık bir nüfus ile, işler biraz değişik olurdu zannedersem. Amerikanın genel olarak dinle ilgili durumu da sorunsuz değildir, tam tersi sorunludur birçok açıdan. Azgın bir hipokrasi, para, duygu sömürüsü, amerikayı amerika yapan özelliklerin altını oyma.vs. Şimdide dünyanın yaşının 6000bin yıl olduğuna inanacak kadar aklını çekmece de unutmuş yeni bir başkan adayları olacak belkide. Neyse, başka bir konu. Bekir bey kızmasın şimdi.

Dediğiniz müslüman ağırlıklı ülkelere bakınca da çok farklı birşey görmüyorum. Berbat durumdadır beklenileceği gibi, büyük oranda bu böyledir. Türkiye de berbat durumdadır, ama bu diğer ülkelere bakınca nispeten daha iyi durumdadır. Bence de bu çok açık. Aşağı yukarı 20 yıldır dışarıdayım bende,15 yılımı da Türkiyede yaşadım, sık sık da gelir giderim. Absürdlükler direktman suratına çarpıyor insanın.

Laiklik konusunda da haklısınız. Laiklik denilen şeyin altında insan aklının ve eylemnin dinsel,dogmatik inançların otoritesinden kurtulma süreci vardır. Birilerin parlak fikri olan 1-2 yasa, hukuksal düzenleme filan değildir. Bir sürecin sonucudur, böyle bir sürecin yaşanmadığı yerde, başka bir yerde "sonuç" olmuş şeyleri alıp kolay kolay uygulayamazsın. Biz bu süreci tam olarak yaşayamadık, dolaysıyla sürecin kendisi bir nevi feedback/"geri besleme" şeklinde ilerlemiş durmuş, bir nevi pısırık "laiklik". Yüzyıl başlarında toplumun yarıdan fazlası feodal ilişkiler içersinde yaşayan, doğru düzgün dinamik bir kapitalist sınıfı olmayan yerde zaten ne beklenebilir? Şimdiki tartışmalar da çok başka olaylarla da kesişmekte, bazılarının kavramların sembolikleşmesine dair iddiası çok da yanlış değil. Tam olarak(yada bütünüyle) bir sekülerleşme çabası söz konusu değil bu tartışmaların ve gerilimlerin özünde. Düşünsenize, türban etrafında o kadar yaygara kopuyor, ama yıllardır diyanete, zorunlu din derslerine, yada bilim derslerinde yaratılış okutulmasına karşı kimse doğru düzgün çıtını çıkartmıyor laiklik deyip duruyorlar. Absürd şeyler.

Yazan: sinan Tarih: January 5, 2008 11:12 PM

Yazıdaki anti-komünist propaganda gözüme ilişti. Neden komünizm sadece "kötü bir şey" olarak karakterize ediliyor? Laiklik bazen dinsizlik veya despotluk olabilir denmiş, güzel tespit. Peki neden kendini despotik-totaliter ve din yasakçısı değil de "işçi sınıfının kurtuluş koşullarının öğretisi" olarak tanımlayan komünizm daima olumsuz şeylerle birebir örtüştürülüyor?

Yani komünizm=despotizm deniliyor da bazen komünizm despotluk olabilir denmiyor? Bu aslında kendine "laik ve demokratik hukuk devleti" diyen TC'nin uygulamalarına bakıp da laiklik ve demokrasi kötüdür pistir demeye benzemiyor mu? Veya "islam" ülkelerinin haline bakıp, El-Kaide'den, cinci hocalardan ilham alıp islam kötüdür pistir demek ve hatta islam sadece kötülüktür demek saçmalık değil midir?

Aşağıdaki 1918 Sovyet Anayasası'nın 13. maddesi var:
"İşçilere gerçek vicdan özgürlüğünün sağlanması maksadıyla din ile devlet işleri birbirinden ayrılmış, buna baralel olarak eğitim de kiliseden ayrılmıştır. Dinî ve din karşıtı propaganda yapma hakkı tüm vatandaşların en doğal hakkıdır" (13. madde)

Din ve vicdan hürriyetinden konu açılmışken, halkımızın '%99'u acaba din karşıtı propaganda yapma özgürlüğünü kabul edebilecek midir? Evet kendine demokrat, laik veya sosyalist diyen bazı ülkelerde dindar insanlar devletçi-otoriter mantıkla baskı altına alınmıştır. Peki dünyanın neredeyse her ülkesinde dinsizlik toplumsal bir suö olarak kabul görüp, dinsizlerin vicdan özgürlükleri, inanmama özgürlükleri kısıtlanmıyor mu? Tutarlı olmak adına inanç özgürlüğü ile beraber inanmama veya başka bir şeye inanma özgürlüğü de savunulmalıydı. Baskıyı bazen bizzat devlet yapar bazen de devletin eğittiği kitleller. Son günlerde çıkan mahhalle baskısı kavramı aslında bunun bir karşılığıdır. Bu ülkede yalnızca sünni müslümanlar değil, aleviler, gayri müslimler ve inançsızlar da zulme uğradı. Gerçek bir inanç özgürlüğü ve demokrasi tüm kesimlerin ortak demokratik hedefi ile sağlanabilir. Yoksa devlet bölür parçalar ve ezmeye devam eder. Alevileri ezerken sünnileri halk desteği olarak kullanır, buna mukabil başörtüsünü yasaklarken alevileri kullanır... Sonuçta baskı devam eder. İşte bunun için ezilmek istemeyenler baskıya toptan karşı çıkmalı sadece kendine yapılan baskıya değil. Alevilerin ezilmesine yardımcı olan bir sünni kendine yapılan zulmü onaylamış olacağı gibi sünnilere yapılan bir zulmü onaylayan alevi de kendine yapılmış zulmü onaylamış olur. Başkasını ezen özgür olamaz.

Yazan: ahmet Tarih: January 6, 2008 4:16 PM

Mahalle baskısı diyoruz ya..Fransız sosyolog Pierre Bourdieu symbolic violence(sembolik şiddet) diye bir tanım yapmıştır. Bu sembolik şiddet bizde bolca vardır.

Yazan: sinan Tarih: January 6, 2008 4:46 PM

Sinan Bey,

Son cumlenmizin tahlili "bir cumlede kac hata olur" oyunu icin yetecek zamanim var. Yazilariion yorumlarin mesajlarin teget gectiginiz icin sizin kafanizin urunu konulari tartismaya da niyetim yok.

"Düşünsenize, türban etrafında o kadar yaygara kopuyor, ama yıllardır diyanete, zorunlu din derslerine, yada bilim derslerinde yaratılış okutulmasına karşı kimse doğru düzgün çıtını çıkartmıyor laiklik deyip duruyorlar. Absürd şeyler." (Sinan)

1. "Su turban etrafinda yaygara" tipik laikci terminolojisi urunu sizin sozunuzle "apsurt" bir laftir. Yaw "cumhhuriyet elden gidiyor", "Turkiye laikltir laik kalacak" diye Cumhuriyet meydan muharebelerin yapan sizssiniz. Her gun gaztelerinizde "namaz kilarken suc ustu yakalandilar", "basi ortulu doktor testis filmi cekmedi.." , "toplu Cumma kildilar" turu asoparagaslarla dolu ve hala "turban icin yaygara" diyebilmek icin piskin olmak lazim ya da Ingilizce tercih ederseniz "audacity' veya "nerve" lazim.

2. Diyaneti de tevhid-i tedrisati da ihdas eden laikci rejimdir. Biz Suni Muslumanlar istemedik Cumaa Hutbelerimizin Ankara'daki otorite tarafindan (mesela Inonu, Ecevit, demirel, yilmaz, ve askerin atadigi diger siyasiler tarafindan tayin edilen bir Diyanet tarafindan, devlet idelojisini pekistirir dogrultuda yazilmasini. Eger diyanetin Islami devlet ideolojisine uygun jakoben bir anlayisla kontrol altinda tutulmak icin ihdas edildigini bilmiyorsaniz kara cashilsiniz. Bilip te bunu soyluyorsaniz diger sahtekar, entellektuel omurgadan yoksun laikcilerden farkiniz yok. Diyanet gibi devletin Islami kontrol aracindan bir siz Islam dusmanlar bir de biz muslumanlar rahatsiziz. soyleyin rejim muhfaizlarjniza kaldirsinlar.

3. Hani kendiniz ozgurlukcu demokrat bilmem ne diye tanimlamistiniz. Orda mi yalan soylediniz bura mi samimiyetsizssiniz? "bas ortusu" kullanma her ne gaye veya sebeple olursa olsun (simge, inanis geregi, gelenek ne ise) AIHS ve BM Insan Haklari evrensel Beyannamesi altinda garanti altina alinmis bir haktir. Insanlar temel haklari IHLAL EDILDIGINDE YAYGARA YAPARLAR!

4. "bilim dersinde yaratilis okutulmasi" da tam Ozdemir Ince'nin "mini eteklik kizi diri dieri yaktilar" odullu habneri cinsinden bir asparagas. siz de diger butun despot laisizme tapanlar gib rahat edin. Yaratlis bir tek din dersinde okutulabiliyor; onda da diger dinleerle birlikte "dinler bilgisi tarihi" bilmem ne adui altinda. Yakinda o da kalkacak ve secmeli olcak gonlunuz rahat olsun.

Simdi turnusol. Tutarlilik testi. Demokratim , ozgurlukcuyum, kimsenin dinine karismiyorum diyene samimiyet testi:

BEN DIYANETIN KALDIRILMASINI DESTEKLIYORUM. YA SIZ EY LAIKCILER? Efendim? Duyamadim.

Diyanetin kaldirilmasi demek tabii ki halkin butun demokratik cagdas ulkelerde oldugu gibi din islerini tanzim etmesi demektir. Bunun neler icerdiginini dilini iyi ogrenmis, kool kesiminin kuturunu de bayagi ozumsemis gorundugunuz ulkelerden biliyor olmaniz gerek. Evet dini vakiflatrin anaokulullari,. ilk orta liseleri, universiteleri, imam yetisiren kurumlari, dusdunce kuruluslari. Ayni ABD'deki gibi Sinan Bey.

Daha once 1 adet Demirkak Efegil "olmaaz, kuzulari kurtlqr yer" demis idi. Siz ne dersiniz?
Burada Sinan Bey ve diger laikci Islam dusmanlarinin herkesin gozunden sakladigi bir konya da degineyim yeri gelmis iken. ABD'de Panda Durusmasi (Dvwer, PA) ve diger mahkemeler okullarda yaratlis ogretilmesini falan yasaklamiyor aslinda. Sadece anayasa'daki DEVLET DIN TEASIS EDEMEZ (establishment Clause) geregi HALKIN VERGISIILE EGITIM VEREN KURUMLARDA YARATILISI Biyoloji dersinde opgretenmezsin diyor. Hiristiyanm Musluman, Yahidi okulunda kimsenin yaratilis , AT veya baska teriler, inanislar ogretilmesine devlet karismaz, karisamaz.

Bizim sahtekar laikciler, bizdeki tur fasizm her yerde var diyebilmek icin bolca "bakin ABSD'de de yassah" derken gercwegin yarisini soylerler.

Sinan bey daha onceki bir yorum,unuzda Turkiye'de laikligin tanim konusunda bvir kagasa oldugu veya bir dinsizlestirme projesi olrak goruldugunu duasunmedigini de soylemisti yanilmiyorsam . sobnra "islami arabaya" gecmisti. Burada ise tam tersi mealdfe seyler yazmis. Laikciler boyledir. Birini taniyin hepsini tanimis sayilirsiniz. Ayni fabirka mamuludurler.

Ha bir de ABD'deki Musluman sayisi 2 Milyon civarinda degil. 7 miyondan FAZLA. Bilmemek ayip degil ogrenmemek ayip.

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: January 6, 2008 6:21 PM

"Laiklik denilen şeyin altında insan aklının ve eylemnin dinsel,dogmatik inançların otoritesinden kurtulma süreci vardır."(sinan)

Sanırım ilhamı Mustafa Akyol Bey'in yazısında alıntı yaptığı Prof. Dr. Yasin Ceylan'dan aldınız.

Öküzlerin altında buzağı yoktur eğer bir öküzün altında buzağı görürseniz, onu oraya kesin birisi koymuştur ama öküzün altında durduğuna bakıp "bu annesi değil babasıdır" tepkisi dahi vermeyin, ismi pek "haşin" bir erkek özelliği havası verse de öküzler hadımdır, yani öküzün ne altında yani velayetinde buzağı olamaz; laikliğin altında böyle birşey varsa onu oraya kesin birisi koymuştur, ama altında böyle bir yorum var diye "laiklik kötüdür" tepkisi de vermeyin, laiklik birşeyleri dinden ayırsa da bu Hasan, Hüseyin, Ahmet, Mehmet değil, yani laiklik bireyi değil bireylerin diğer bireylere karşı hak ve hukukunu koruyan, aralarındaki anlaşmazlıklarda hakem olan devleti bir dinin etkisinden kurtarmak içindir.

"Öküz altında buzağı aranmaz" sözü sadece, öküz erkek olduğu için değil de ayrıca hadım olduğu için söylenmiştir bence.

Laiklik din konusunda hadım olmalıdır. Yani hiçbir din laikliğin velayetine verilemeyeceği gibi, dinsizlik(dinden kurturmuşluk(!)) de laikliğin velayetine verilemez.

Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: January 6, 2008 11:52 PM

Bekir bey, yetecek zamanınız vardı da, neden zahmet edip anlamaya çalışmadınız?

1- Alıntı yaptığınız cümlemin başında "Tam olarak(yada bütünüyle) bir sekülerleşme çabası söz konusu değil bu tartışmaların ve gerilimlerin özünde. " demişim. Yaygarayı kopartanların kim olduğunu karıştırmışsınız. Bizdeki sözde sekülerlerin pek de seküler olmadığını, saçma sapan şeylerle uğraşıp asıl şeyleri es geçtiğini anlatmaya çalışıyorumdum Bekir bey.

2- "Diyaneti de tevhid-i tedrisati da ihdas eden laikci rejimdir. Biz Suni Muslumanlar istemedik Cumaa Hutbelerimizin Ankara'daki otorite tarafindan (mesela Inonu, Ecevit, demirel, yilmaz, ve askerin atadigi[.......]" ya ben ne diyorum!? Aksini iddia ettiğim yok! Tamda bunu diyorum. Bunu derken de bu nasıl dinsizlik projesiymiş diye aklı ve mantıkla çelişmeyen bir soru soruyorum, siz ise cümlelerimin orası burası ve şurası ile ilgileniyorsunuz.

3- "Hani kendiniz ozgurlukcu demokrat bilmem ne diye tanimlamistiniz. Orda mi yalan soylediniz bura mi samimiyetsizssiniz? "bas ortusu" kullanma her ne gaye veya" vs.vs. 1. deki cevap bunun içinde geçerli. Sayısız yerde türban ın yasak olmasına karşı çıktığımı AÇIKCA belirttim, nedense bir türlü kabul etmiyorsunuz. O konuda çok açık ve nettim, siz daha sormadan açıkladım bunları.

4- "bilim dersinde yaratilis okutulmasi" da tam Ozdemir Ince'nin "mini eteklik kizi diri dieri yaktilar" odullu habneri cinsinden bir asparagas." yaa.
Biyoloji dersinde yaratılış verilmiyor mu artık? Eğer bu uygulama kaldırıldıysa haber edin bilgilerimi güncelliyeyim Bekir bey. Haklı olmanızı dilerim, ama zannetmiyorum. Daha 6 ay önce "eşitlik, fikir çeşitliliği" açısından savunanlarla tartışıyordum bu konuyu.

Sonuncusunu "şimdilik saymazsak" 3 de 3 karavana, zamanınıza yazık.

Simdi turnusol. Tutarlilik testi. Demokratim , ozgurlukcuyum, kimsenin dinine karismiyorum diyene samimiyet testi:

BEN DIYANETIN KALDIRILMASINI DESTEKLIYORUM. YA SIZ EY LAIKCILER? Efendim? Duyamadim.


Ben bu testi geçtim diye düşünüyorum bu blogda yazdıklarımla. Yazdıklarımızla değilde, bizleri hangi kategoriye sokuşturmakla uğraştığınız için hala böyle komik sorular soruyorsunuz. Sürekli sözlerim arasında cımbızla dolaşıyorsunuz anlamaya çalışmadan.
Hiristiyanım Musluman, Yahidi okulunda kimsenin yaratilis , AT veya baska teriler, inanislar ogretilmesine devlet karismaz, karisamaz.
Ben aksini iddia etmedim zaten. "Diploma mill" Liberty üniversitesinden örnek veren bendim daha önceki tartışmalarımızda yanlış hatırlamıyorsam.
HALKIN VERGISIILE EGITIM VEREN KURUMLARDA YARATILISI Biyoloji dersinde opgretenmezsin diyor
Evet, hem "inherently religious" olup anayasaya aykırı olduğundan, hemde bilimsel standartları karşılamadığından dolayı.
Sinan bey daha onceki bir yorum,unuzda Turkiye'de laikligin tanim konusunda bvir kagasa oldugu veya bir dinsizlestirme projesi olrak goruldugunu duasunmedigini de soylemisti yanilmiyorsam . sobnra "islami arabaya" gecmisti. Burada ise tam tersi mealdfe seyler yazmis. Laikciler boyledir. Birini taniyin hepsini tanimis sayilirsiniz. Ayni fabirka mamuludurler.
Evet öyle söyledim. Araba meselesine tek başına tekil bir olay olarak ele alınmadı tarafımca. Belirli bağlam içersinde aktardım. Cümlelerimle oynayıp duruyorsunuz. Yukarıda 4 madde olarak sıraladığınız şeyler ve benim onlar karşısındaki konumum sizin fabrika hipotezinizin pek de doğru olmadığını gösteriyor.

Bu üslubunuzun anlamı nedir tam olarak çözemedim açıkcası. Bi analiz de ben yapayım madem. Hani sizler temsil ettiğiniz kesimin ağır toplarından filansınız. Daha iyisini beklerdim. Bu adamlar dini angajmanlarından ve kemalizme gıcıklıktan dolayı resmi ideolojinin aptallaştırıcı etkisinden biraz kurtulmuş, beyinleri biraz daha serbestçe titreşiyor gibi bir inancım vardı. Ama zannedersem Bekir Çoşkun, Sezer, Özdemir İnce vs.vs gibileri fazlaca muhatap almak tembelliğe yol açmış. Diğerleri, liboş, şeriatçı, bölücü diye damgalarken sizlerde neredeyse aynı (slightly more sophisticated) şekilde laikçi, beyinleri transparan(bu hoşuma gitmişti açıkcası), aynı fabrika mamülü düzeyinden öteye geçemiyorsunuz gördüğüm kadarıyla. Karşı çıkmak, muhalefet etmek dinamizm vs. doğurur, durduğun noktadan ileriye götürür, maximum a yaklaştırır nitelik açısından. O açıdan açıkca söylemek gerekirse biraz hayal kırıklığı yaşıyorum.

Ha bir de ABD'deki Musluman sayisi 2 Milyon civarinda degil. 7 miyondan FAZLA. Bilmemek ayip degil ogrenmemek ayip.
Sonunda isabet! Özür diler düzeltirim. Eski bildiğim sayılarla yazmışım. Fakat anlattığım şey açısından yine de çok fazla bir değişiklik ifade etmiyor.

@Fatih bey,
Ceylan dan almaya gerek yok. Bu baya baya yagın olarak bilinen birşey. Birşeyleri anlamak için sadece sözlük kullanırsak, hiçbirşey anlayamayız diye düşünüyorum.

Yazan: sinan Tarih: January 7, 2008 2:13 PM

Sinan Bey,

Bu yazıyla alakalı bir önceki yorumunuzda Ceylan'ın laiklik anlayışı için:

"Burada da aynı şeyi yapıyorsunuz, o yazarın görüşleri hakim paradigma ise bu adam kendi kendini mi eleştiriyor!? Değil tabi."(sinan)

diyorsunuz.

Sanırım hakim paradigma olmadığını söylemeye çalışıyorsunuz bu sözünüzle;

Ayrıca

"Bizde kıytırık,eğreti bir laiklik anlayışı var diyen bir adam nasıl genelin sözcüsü niteliğine yükseltilip "aha bak itiraf ettiler" şeklinde sunabiliyorsunuz?"(sinan)

diyorsunuz ki burada da sanırım yine Ceylan'ın fikirlerinin malum genelin fikiri olmadığını söylemeye çalışıyorsunuz;

Ayrıca

Bekir Bey'in

"Bu yazida orneklenen laikligin(Ceylan'ın laiklik anlayışı kastediliyor sanırım-parantez içi bana ait-mustafa fatih yüce) cari rejimin sahiplerinin resmi poltiktasi oldugu genebirada Sezer'den Buyukabnit, a, Deniz Kuv. Komutanindan Tezic'e pek cogunun sozleri ve eylemleri ile tescil edildi."(Bekir L. Yildirim)

sözüne karşılık:

"Hiç de tescil edilmedi, bu kesim Türkiyedeki laikliği laiklik olarak görüyor, yazar ise bizdeki laikliği eleştiriyor."(sinan)

diyerek,

Yani Mustafa Bey'in ve Bekir Bey'in ifade ettiği kişilerin anladığı gibi bir laiklik anlayışının bizde olmadığını, onların aslında "gerçek" laikliği tanımladığını söylemeye çalışıyorsunuz.

Fakat bundan önceki son yorumunuzda benim:

"Sanırım ilhamı Mustafa Akyol Bey'in yazısında alıntı yaptığı Prof. Dr. Yasin Ceylan'dan aldınız."(ben)

sözüme cevaben:

"Ceylan dan almaya gerek yok. Bu baya baya yagın olarak bilinen birşey. Birşeyleri anlamak için sadece sözlük kullanırsak, hiçbirşey anlayamayız diye düşünüyorum."(sinan)

diyorsunuz.

Yani önce bu anlayışın(laikliği toplumu dinden uzaklaştırma, bireylerin akıllarını dinden 'kurtatma' projesi olarak görme anlayışının) genel, egemen, yaygın olmadığını ifade ederken;

birden bunun aksini söylüyorsunuz. Yani bunun yaygın bir anlayış olduğunu söylüyorsunuz.

Bu anlayış yaygın mı değil mi?

Bu anlayışdakiler geçmişte örneklerini bolca yaşadığımız ve özellikle Bekir Bey'den dinlememesi epey zevkli bazı komplolara hiç başvurmadılar mı ve bunu yaparken laikliği bayrak yapmadılar mı?

Bu o anlayışı yürürlükteki veya yürürlükte olması istenen fakat işin açığı gün geçtikçe güçleşen bir proje yapmıyor mu?


mustafa fatih yüce

Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: January 7, 2008 11:33 PM

Yaygın olarak kabul edilmesinden bahsederken bizden, necdet sezer yada büyükanıttan vs.den bahsetmiyorum kesinlikle. Hani, dünyadaki doğuşu ve algılanışından bahsediyorum. Ve evet, laiklik denilen şey öyle bir sürecin sonucudur büyük oranda. Aklın özgürleşmesi vs. diye tonlarca şey döktürülmüştür hiç rastgelmediniz mi? Ceylanın kendi orjinal sözü filan da değildir, öyle bir iddiası olacağını da zannetmem. Bu birinin çıkıp "sosyalizm özel mülkiyeti reddeden birşeydir, bu benim tanımımdır" demesi gibi birşey olur.

Ceylan ın o yazısında bizdeki laikliği eleştirdiğini göremiyorsanız ben biryerlerde ciddi bir sorun olduğunu düşünüyorum. Çok samimiyim. Yada benim bulunduğum ülkede linkler Türkiyedekinden farklı makalelere filan mı yönlendiriyor, telekom oyun mu oynuyor?
Hani adamın söylediğini kabul edelim etmeyelim, tartışalım söylediği şeyi de (oraya gelemedik yoğun entellektüel atmosferden dolayı). Ama yapmaya çalışdığı, temel derdi çok açıktır o yazıda. O tartışmayı dinsizlik olarak alıp hele hele hakim görüşün itirafı gibi sunmak çok sığ üstünkörü bir ele alıştır diye ilk yorumumu yapmıştım. Yazarın "laiklik kişilerin bazı günahları rahatca yapabilmesi düzeyinde algılanmış.." filan minvalinde sözleri hiç mi birşey anlatmıyor size?
Daha sonra dini kendi tekeline alıp iktidarına dahil eden bir yapı nasıl laiklikle ilişkileniyor bu kadar güçlü olarak anlamış değilim. Hele dinsizlikle. Sonrada dinsizlikle ile pek bağdaşmayan uygulamaları saymıştım...
Gerçekten sorunun nerede olduğunu göremiyorum kendi yazdıklarım açısından. Bu kadar köpürdüklerine göre vardır adamların bir bildiği diye bakındım ama, yok maalesef. Açık seçik ortada.

Yazan: sinan Tarih: January 8, 2008 1:20 AM

7 Ocak 2008 tarih ve 11:33 saatli yorumumda ilk cümlede geçen

"Bu yazıyla alakalı bir önceki yorumunuzda Ceylan'ın laiklik anlayışı için:"

ifadesini

"Bu yazıyla alakalı bir önceki yazıya yazdığınız bir yorumunuzda Ceylan'ın laiklik anlayışı için:"

olarak düzeltilmiştir.

Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: January 8, 2008 11:28 AM

7 Ocak 2008 tarih ve 11:33 saatli yorumumda ilk cümlede geçen

"Bu yazıyla alakalı bir önceki yorumunuzda Ceylan'ın laiklik anlayışı için:"

ifadesi

"Bu yazıyla alakalı bir önceki yazıya yazdığınız bir yorumunuzda Ceylan'ın laiklik anlayışı için:"

olarak düzeltilmiştir.

mustafa fatih yüce

Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: January 8, 2008 11:28 AM

Eğer servis sağlayıcınız size şaka yapmıyor ise Mustafa Akyol'un sitesinde "Laiklik Bazen Despotluk da Olabilir" veya "Laiklik Bazen Dinsizlik de Olabilir" başlıklı yazılarda

eleştiri konusu edilen laiklik anlayışının

"HAKİM VEYA EGEMEN" ANLAYIŞ olduğu ile ilgili bir ifadeye rastlayamazsınız.

Hatta bu görüşün iktidar olduğu ile ilgili hiç bir ifadeye rastlayamazsınız.

Bakın Akyol eleştirdiği laiklik anlayışına sahip kişiler için yazısında nasıl bir tanımlama kullanmış:

"Ama bazıları “laiklik”ten ve onu “korumaktan” söz ederken başka bir şeyi kast ediyorlar."(Mustafa Akyol)

"Ama bu kavramı dillerinden düşürmeyenlerin bazıları, bunu düpedüz öyle yorumluyor."(Mustafa Akyol)

Evet "bazıları" demiş.

Sadece bazıları.

Bunlar egenem veya hakim veya iktidar değiller elbet.

(Madem Mustafa Akyol ile aynı görüştesiniz neden karşı tez üretiyorsunuz. İnatla aksini savunuyorsunuz.)

Fakat devlet erkini elinde tutan bazılarında da bu fikrin olmadığı, siyasi iktidar olmasa(hatta OLAMASA BİLE) bürokratik yollardan bu erki sahip olduğu anlayışı ikame etmek amacıyla kullandığını ve bunu yaparken anti demokratik komplolara(komplonun tabiki demokratiği olmaz da) başvurulmadığını söyleyemezsiniz.

Söylerseniz Bekir Bey size kızar haklı olarak. Ben de kızarım. Siz de servis sağlayıcınıza kızmakta serbestsiniz.

Zaten bu anlayışın iktidar manasında egemen olduğunu iddia eden yok.

Egenem veya hakim görüş derken işte yukarıda bahsettiğim bürokrat kesimden bahsediyorum.

Laikliği dinsizlik veya despotluk gibi algılayıp, çok çağdaş, modern olduğunu iddia eden "bazıları" da hiç azımsanmayacak kadar çok ülkemizde.(Gerçi tabi Fazıl Say'ın ifade ettiği gibi azınlıkta kaldılar ama, bu kararsız bazıları işlerine gelmeyince %47'yi azınlık olarak görmekte de pek mahir doğrusu)

Yazın tatile gelirseniz bir bakın.

...

Dünyada da elbette laikliği böyle tarif etme hevesinde olan "bazıları" mevcuttur da,

Çağdaş bir anlayış olur mu gelin orasını tartışalım.

Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: January 8, 2008 3:33 PM

Bu da laikcinin “ILIMLI” takilani:
Once yazi sonra yorum.

Ertuğrul ÖZKÖK

Avam dokunulmazlar
(http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=7983563&yazarid=10)

BAKIN, Prof. Nur Vergin'in, "Dindarlara çok baskı yapıldı" tezini eleştirdiğimiz için başımıza neler geldi?

Dün Vatan Gazetesi'nde yayınlanan bir mülakatta "elit klan"ın bir üyesi ilan edildik.

Türkçe'ye çevirirseniz, "seçkinci aşiret" üyesiyim yani.

Onu söyleyen de hem arkadaşım hem hocam Prof. Ünsal Oskay.

Bir başka ağır suçlama da hiç beklemediğim bir yerden geldi.

Milliyet Gazetesi yazarı Taha Akyol bizleri, Nur Vergin'i "linç etmekle" suçladı.

Neyle linç etmişiz? Taşla recm ederek mi?

Elimizde sopa vura vura mı, yoksa yağlı ipi boynuna geçirerek mi?

Hadi daha sofistikesine gidelim.

Elimizdeki kalemi silah haline getirip, hakaret, iftira, karalama ile mi?

Biz ne yaptık?

Nur Vergin, bu ülkede dindarlara çok baskı yapıldığını iddia etti.

Biz de bu sözlerin, ülkeyi 80 yıldır yöneten insanlara iftira olduğunu iddia ettik.

Onunki iddia ise, bizimki de en az onunki kadar saygıdeğer bir iddia değil mi?

Ama bakın bizler düşüncemizi söylediğimiz için anında "seçkinci aşiret", "linççi" ilan ediliverdik.

Demek ki bu ülkede biz "seçkinci aşiretin" karşısında "avam dokunulmazlar" varmış.

Onlar ne derse desin, ne iftira atarsa atsın, ağzımızı açıp tek kelime etmemeliymişiz.

Ne demokrasi ama değil mi...

* * *

Bir süredir eski TBMM Başkanı ve hükümetin önde gelenleri de dahil, bir zümre şunu tartışmaya açmaya uğraşıyor:

"Laikliği yeniden tarif edelim."

Ben de diyorum ki, madem bu ülkede dindarlara baskı yapıldığı iddia ediliyor, öyleyse gelin biraz da şu "dini tarif edelim".

1.
Dikkat edin, "Yeniden tarif edelim" falan demiyorum.

Çünkü desem başıma gelecekleri şimdiden tahmin edebiliyorum.

Öyle derin felsefi, sosyolojik, teolojik tartışmalara girmeyeceğim.

Bana göre, din, bireyin bir "yaratanla" ilişkilerinin oluşturduğu inanç sistemidir.

Peki bazı arkadaşlarımızın "baskı" yapıldığını iddia ettiği Müslümanlık dininin (Tercume: ISLAM demek istiyor - BLY) , şart sayılan beş unsuru nedir?


Bir:

Namaz kılmak.

Bu ülkede namaz kılacağım diyen insana baskı yapan var mıydı ve var mı?

Cami mi yok? Cemaati yok desen anlayacağım da, cami yok diyen varsa, hemen dünyanın bütün Müslüman ülkeleri ile yapılmış karşılaştırmaları önüne korum.

Çok utanırlar. İftiralarının altında kalırlar.

İki:

Oruç tutmak.

Var mı engellemeye kalkan birisi, bir müessese?

Subayların neredeyse üçte ikisinin oruç tuttuğunu biliyoruz.

Gelin ramazan ayında Hürriyet Gazetesi'nin yemekhanesine bakın.

Üç:

Hacca gitmek.

Evet bir engel var. Her isteyen gidemiyor. Onu da Türkiye değil, kota koyarak Suudi Arabistan yapıyor.

Dört:

Fitre ve zekát vermek.

Vereceğim diyeni, vereni çok biliyorum da, "Verme" diyenine hayatımda hiç rastlamadım.

Ve kelimei şahadet getirmek.

Gazete arşivleri önünüzde.

Çoğu dijitale geçirildi.

Türkiye Cumhuriyeti tarihinde kelimei şahadet getirdiği için baskı uygulanmış bir tek örnek var mı?

Peki öyleyse, bir dinin beş şartının hiçbirine baskı uygulamayan bir cumhuriyet, dinin nesine baskı uygulamış?

* * *


Bu konuyu daha çok tartışacağız.

Kimse "linççi", "seçkinci aşiret" falan gibi suçlamalarla beni caydıramaz; korkutamaz.

Ben cumhuriyet çocuğuyum. O cumhuriyetin devletinin verdiği bursla yurtdışında okudum.

Ona atılacak iftiralara karşı çıkmak görevimdir.

Şimdi meydan okuyorum.

Madem bu ülkede dindarlara baskı yapılıyor diyorsunuz.

Öyleyse gelin, bu baskıyı kimler yapmış olabilir, onu da tartışalım.

Bakalım nasıl bir bilanço çıkıyor.
+++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++

Bu das eksik bir yorum:

„"Laikliği yeniden tarif edelim."

Ben de diyorum ki, madem bu ülkede dindarlara baskı yapıldığı iddia ediliyor, öyleyse gelin biraz da şu "dini tarif edelim" (beyazkaptan)

Problemler:

2. Hani dini „yaratan yaratilanin ilsikisi“ idi senin tarifine gore?
3. Dini Ertugrul Ozkok kendisi icin tarif edebilir baskasi icin degil.
4. Oysa laiklik, siyasetcinin de gazetecinin de toplum icin de acikca tarif edilmelidir cunku Turkiye bir ISLAM CUNMHURIYETI degil LAIK CUMHURIYETTIR Beyazkaptan ! Kimse herhangibir davranisin « $eri hukumlere aykiri oldugu » icin hukuki muyyedilere tabi tutulmaz ama « laiklik » uzerinden bunlar yapilir. Hal boyle olunca « laikligi yeniden tanimlamaya kalkmasindan » tabii ne olabilir ki> Hele hele mevcut anayasa’nin 24. maddesindeki tanim, herkesin farkli yorumlamasina acik oldugu ve bunun da otesindeki keyfi yorumlar ile partiler kapatildigi, insanlatrin fislendigi, milyonlarca kadinin insan haklarinin ihlal edildigi bir toplumda yasiyorsak ?

Iste mal sayin seyirciler. Adam once dini tanimliyor, Musluman olmanin minimum sartindan ibaret ve fakat „ yaratan ile kul arasinda“ sonra „kimse size engel oldumu „ diyor. Hatta bunu daha da daraltip size „oruc tutmayin“; namaz kilmayin“ diyen oldu mu“ sekilde spesifik ifadeler kullanilmasina indirgiyor „ dindarlar baski altinda mi degilmi“ testini. Bu hesabna gore:

Mesela Zurriyet diye frikikler, pornografi, haysiyet cellatligi, magazinle dolu bir pacavra her gun „toplu namaz kilma“, „kutlu dogum haftasi yaptilar“, „ Amasya’da uc kiz cocugu dini baskidan dolayo okulu terk etttiler“, „tesetturlu doktor..“, „tesetturluler laik kadina saldirdui“ , „icvkisiz iotel actilar“, „kirmizi bolgeler“ asparagaslari ile dolu ise ve bu pacavra gemisinin beyazkaptani darbeci generallerin „bizden listesinde“ birinci sirada ise ve dahi esi ile asker balosuna gelmeyen veya gelipte kafa cekmeryen subay YAS karari ile „irtricai faaliyetten“ dolayi ordudan atiliyor ise veya ulkenin reis-i cumhuru korumalarini gondererek kapici Idris’ten genel mudurluge atanan kisinin namaz kilip kimadigini arastiriyor ise, ulkenin generalleri her firsatta dindarlara aba altindan sopa gosteriyor iseler, 13 yasindaki kiz cocuklari garnizon komutani veya herhangibir subayin emri uzerine kursuiden indiriliyorsa ………………………………………………………….bunlarin bir kiymet-i harbiyesi yoktur cunku „SIZE NAMAZ KILMAYIN ORUC TUMAYIN DIYEN MI OLDU“. Belki yazida adi gecen Prof. Ceylanlar „kilarsaniz DEVETIN HAKEMLIGI sayesinde sonucuna katlanirsiniz“ demistir ama onemli olan kimse „namaz kilmayin“ dedi mi demedi mi?

Ben en azili Islam dusmani halki musluman yonetimler olan Tunus veya Ozbekistan yonetiminin de bu testte cakacagini sanmiyorum. Nihayetinde orada da „namaz kilinmayacak“ ifadesinin Kerimov verya Bin-Ali bilmemne tarafindan kullanildigina dair bir delil yok elimizde. Hatta daha ileri gidip bu savunmayi Stalin dahi kullanip aklayabiirdi kendisini mahkeme onune ciksa idi. Oyle ya ben hicbir yerde kendisinin namaz, veya hiristiyan , Yahudi ayinleri icin nyet dedigini okumadim. Siz okudunuz mu? Ee o zaman kimse Stalin’in gunahina girmesin. “din insanligin afyonudur” demis olabiliriz ama “afyon kullanmayin” demedik ki.

Bu ornekten de goruldugu uzre Sinan Bey ve hemfikir olanlar, mesele ATEISTIM diyen kucuk bir grubun ulkedeki dini paradigmayi temsil edip etmedigi degilmis. Bakin bu yazinin yazari bayramda namaz dahi gidermis! (vay gizli irticaci!) .

Bu adami nereye koyacagiz shincik? Ateist degil (oyle diyor) Ee, Ozdemir Ince, Bekir Coskun kadar acik secik Islam dusmani da diil. Hatta diger yazilarini okursaniz kendisinin dindar oldugunu soylemisligine de rastlarsiniz. Bu da temsil etmiyor ise kim temsil ediyor mevcut laik Cumhuriyet’in Islam’a bakisini?

########################
Ayni kahverengibirunun-beyaz tenli amiral gemisi kaptani „arkadasim“ „laik yasam stilini benimseyen dostum Nur Vergin“ konusunda diger bircok „laik dostum“ dahil pek coklarindan gelen tepkiler uzerine daha da saldirgan bir ton ile “dindarlara baskiyi" telaffuz edenleri sigaya cekiyor “iftira atmayin” diye. “ Eger baski yapildi diyorsaniz bakalim bakalim kimmis baski yapan ASIRET diyor ve Cumhuriyet donemindeki (pardon 50 sonrasi!?) Basbakanlari sayiyor ve toplu doksana takiyor: Basbakanlaerin ezici cogunlugu “Sagci” olduguna gore (sagci baskici anmidemokratik olmayacagina gore, ve IKTIDAR= Basbakan= Guc sahibi, baski yapabilecek tek kisi olduguna gore….) Muslumanlara baskidan bahsedenler IFTIRACIDIR!

Ben de gene „laikci entellektuel oksimorondur“ demekle iktifa edip agzimi bozmamis oluyorum.

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: January 9, 2008 6:25 AM

merhabalar,
mustafa akyol bence doğru yazmış ama biraz üstü kapalı yazmış. ben anladığımı özetleyeyim:

"Laiklik bu ülke için çok gerekli ama laiklik ileri gittiğinde din düşmanlığı haline dönüşüyor."

Eğer doğru anladıysam katılıyorum. Din odaklı devlet anlayışından kurtulmaya çalışırken bir bakmışız din korkusundan ; birisi namaz kılıyor ise biranda bazı topluluklardan dışlanabiliyor.

Din odaklı devletlerde bunun tersidir. Mesela namaz kılmayanlar dışlanır.

Yok mu ortasını bulabilen ? Kendisi gibi düşünmeyene saygı duyabilen ?

Sanırım soru bu.

Yazan: tolga Tarih: January 9, 2008 5:24 PM

Bakın Ne Buyurnuş Değerli Entel Bilgemiz:

''Öyle derin felsefi, sosyolojik, teolojik tartışmalara girmeyeceğim.''(Özkök)


Sanki istese girebilirmiş beyimiz.Ne anlıyorsun FELSEFE,SOSYOLOJİ,TEOLOJİ'DEN acaba
birde din tarifine soyunmuş bu ülkeyi savunacakmış galiba patronunun menfaatiyle karıştırdı nasıl savunacan be Ertuğrul!.Silah al dağa çık, Plazadan milletin üstüne tükür reziller diye bağır, çok yakışır sana birde İslami kimliği olan yazara cevaben söylediği şeye bakın: recm sopa ima ettiği şeye bakın Ultra namuslusun Ertuğrul ..........

Bu adamlara seçkin falan demeyin gerçekten öyle olduğunu sanıyor galiba herkes yerli yerinde ...

Zirvede hem Kartala hem yılana rastlanır sürünerek çıkmadı eminim Ertuğrul...

Birde din tarif ediyormuş efendi hazretleri

Yazan: Muhammed Ali DİKTAŞ Tarih: January 9, 2008 6:37 PM

Bu bahsettiğiniz oluşumlar Müslümanların yönettiği bir ülkede farklılaşırdı ki bende müslümanım; fakat ben çoğunluğun bakışından, ne de yabancıların müslümana bakışındanım..

O ülkede böyle değil, şu ülkede böyle değil kardeşim onlar müslüman ülkesi değil ki.. O halde ne yapalım çoğunluğumuz hiristiyan olsun ondan sonra herkes istediğini yapsın.

Başka ülkelerdeki yanlış uygulamaları buna benzetmek hatadır. Oradaki rejimler bütün özgürlüğü yok eden diktatörlük rejimleridir. Diktatörün ne olduğunu bilemeyecek kişiler var tabi.. yoksa özgürlük nasıl sağlanır, Atatürk bu konuda ne demiş veya özgürlük ne demektir.. bunları bilmeyen milyonların olduğunu kesin biliyoruz artık.
saygılar

Yazan: alperizm Tarih: February 3, 2008 12:29 PM

Yorum Ekleyin...





(you may use HTML tags for style)