« Alevi Usulü Engizisyon | Ana Sayfa | Muasır Medeniyetten Başörtüsü Dersleri »
January 16, 2008
Kan Bayrağı
[16 Ocak 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Kırşehir’de bir grup öğrencinin kendi kanlarıyla boyayıp Genel Kurmay Başkanı’na gönderdikleri bayrak tartışılıyor şu günlerde. Bu öğrencilerin vatanı sevdikleri, onun için fedakarlığa hazır oldukları ortada. Kimse de bunların kötü duygular olduğunu söyleyemez. Ancak vatan ve bayrak gibi kavramlarla “kan”ın bu kadar özdeşleşmesi, iç içe geçmesi sağlıklı bir durum mu?
Bu soru üzerine düşününce insanın aklına bazı kötü örnekler geliyor. Naziler’in ünlü “blutfahne”si, yani “kan bayrağı” gibi…
Bu hikayenin çıkışı, Hitler’in ilk iktidara el koyma girişimi olan “Birahane Darbesi”dir. 1923 yılındaki bu “vukuat” sırasında Naziler’in SA birliklerine bağlı Andreas Bauriedl adlı bir militan Münih polisinin kurşunuyla can vermiş, bu esnada da kanı Nazi partisinin bir flaması üzerine bulaşmıştı. Bu kanlı flama, zamanla Naziler için kutsal bir sembol haline geldi. Hitler, partisinin görkemli mitinglerinde “kan bayrağı”nı gezdirir, bunu diğer bayraklara sürerek onları tek tek “kutsar”dı. Naziler, “blutfahne”nin bir tür ruhani güç taşıdığına inanıyordu.
Hitler ve şurekası aşırı milliyetçi ideolojileri uğruna dünyayı ateşe verdikten sonra, “kan” ve “bayrak” kavramları arasında böylesi bağlar kurulmasına pek iyi gözle bakılmamaya başlandı. Batı dünyası, aşırı milliyetçiliğin yol açtığı II. Dünya Savaşı felaketini yaşadıktan sonra, bu musibetten bir nasihat çıkardı. “Milliyetçiliğin fazlası fazladır ve çok tehlikelidir” dedi.
Türkiye ise II. Dünya Savaşı’nı “pas geçmiş”, birincisinden ise sadece “Sevr Sendromu” çıkarmış bir ülke olarak, aşırı milliyetçilikten doğabilecek tehlikeler konusunda yeterince hassas değil. Hassas çevreler var kuşkusuz, ama devlet söyleminde ve toplum genelinde milliyetçiliğin “fazlası”nın zararına dair bir bilinç yok.
Oysa Türkiye son yıllarda tam da aşırı milliyetçiliğin yol açtığı şiddet eylemleriyle sarsılıyor. PKK’nın “Kürtçü terör”ünü zaten biliyoruz, ama öte yanda da “Türkçü terör” var. Rahip Santoro cinayeti, Hırant Dink suikastı, Malatya katliamı gibi vahim olaylar, zihinlerinde “kan” ve “bayrak” sentezi kurmuş fanatik gençlerin eseri. Kırşehir’deki öğrencilerin böylesi bir faşizme inandığını ileri sürüyor değilim; ama söz konusu sentezi yüceltmeye başlarsanız, bazı aşırı uçların bundan “eylem” çıkarması sürpriz olmaz.
Belki de “vatan” ve “bayrak” gibi kavramların değeri üzerinde biraz tartışmamız gerekiyor. Bunların belirli bir kıymet taşıdığına kuşku yok. Her insan, ailesini ve çevresini sevdiği gibi, vatanını ve onu temsil eden bayrağı da sevebilir. Bu onun hakkıdır. Ancak bir insanın aynı zamanda adalet, hak, hukuk, saygı, hoşgörü gibi evrensel değerlere de sahip olması gerekir. Eğer siz “vatan”ı veya “bayrağı” tek değer haline getirir, başka her şeyin onlar için feda edilebileceğini ima ederseniz, faşizmin yolunu da açmış olursunuz. “Vatan için kurşun sıktığını” söyleyerek ortada gururla gezen katilleriniz ve “Türkiye sizinle gurur duyuyor” diyerek onları alkışlayan kitleleriniz olur.
Muhafazakar düşüncenin fikir babalarından Edmund Burke’ün özlü bir sözü vardır: “Vatanımızı sevebilmemiz için” der, “onun sevilebilir olması lazım.” İşte, kendi vatanınıza bu şekilde eleştirel bakabilmeniz, bu sayede onu daha iyi hale getirebilmeniz için, ondan başka değerlere ihtiyacınız var. Bu değerleri “Kopenhag Kriterleri”nde bulabileceğiniz gibi, bu topraklarda farklı kimliklerin birlikte yaşamasını bin yıldır mümkün kılmış olan “İslam/tasavvuf geleneği”nden de edinebilirsiniz. Bayrak adına kan dökenler, bu ikisinden de mahrum olanlar.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: January 16, 2008 10:53 AM




Tamamina katiliyorum; zihninize saglik Mustafa Bey. Ayni konuda Perihan Magden'in Radikal'deki yazisini da tavsiye ederim. (ha bu arada yuksek ahlakci, en yakin arkadasinin "onun yaninda kendimi kirlenmis hissediyorum" dedigi, Emin Colasan'in yillarca kufur hizmeti verdigi, ve su ansda kadrosunda yarim duzine gobegini kasimyan, bidon kafa olmayan, yobaz olmayan dusunur bulunduran Zurriyet'in beyaz tenli kaptani Perihan Magden'i koymus bu defa hedef tahtasina "kufurbaz" diyor ona. Eminim konu epey tartsilacak, AStilla Yayla, darbe cagrilati, teslis testis, ve son olrak Nur Vergin konusunda Taha Akyol ve digerlerinden oldugu gibi, agzinin payini aldiktan sonra alakasiz bir konuya gececek hep yaptigi gibi).
Bu da benim "mizah degil gercek" ilavem: Secimlerden once bir zaman PKK'mi ne birsey protestosu icin bir kamyona tika basa cocuklar dolmus slogan atiyorlardi. Amigo da ayni zamanda sofor idi, elleri ile isaretler yaparak slogan attiriyordu.. Yalniz oturmuyordu, ve acik olan sofor kipisinda bir ayagi icerde, direksiyon hakimiyeti bir tane 7-8 yasinda cocukta idi, ara sira tek el ile yardim ediyor imis. Muhabir "ama kaza olur bu cocuklar olurse" dediginde "feda olsun vatan icin" dedi kahraman sofor. Vatan icin(!) el alemin duzinelerce cocugunu trafik kurbani yapmaya hazirdi bu vastansever. Eminim Buyukanit boylesi fedakarlik karssinda duygulabnir ve "iste biz boyle bir milletiz" derdi ve proflarimiz, rektorlerimiz de boyle bir komutanin yonettigi orduyu gene "goreve" cagirior idi.
Ama bu tur, ucuz, sahte hamasetin degeri hizla dusuyor. Bir millet uyaniyor; Guzel olan da bu. Buna tepki olrak "iste benim halkim bu" diyenler ayni zamanda "iyi cocuklar" diyenler, Sarikizlar, ayisiklarini planlayanlar, 27 Nisan bildirisinin kalemsorleri, Semdinlinin tasarlayicilari(eger tesadufen olmadi ise), Dagilca'nin sucunu iki tane ere atmak sureti ile yakayayi siyiranlar, dabeciler yerine darbecilerin yargilamak isteyeni yargilayan, emeklilerinin sectigi meslekler arasinda ceteciclik, derrinnn devletcilik vb de bulunan laik, ulusalci, millyetci kahramanlar..
Insanin "neler yaopmadik su vatan icin" diye baslayip "kan tukurdum, kizilcick serbeti ictimm dedim.." turunden siirlerle devam edesi geliyor. Ha bir de boyle kahraman, vatansever pasalarin, yakinlarinin, tanidiklarinin cocuklari nerede , nasil askerl;ik yapar konusu var. Onu'da Taraf Gazetesi'nde anlatmislar.
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: January 16, 2008 11:32 AM
Bir noktanın altını çizmek ve şerh koymak lazım. Vatanı sevmek kötü bir duygu ya da niyet taşımıyor elbette, ama vatanı sevmek duygusu dediğimiz şey, şoven ve şiddete dayalı bir milliyetçiliğe evrilmişse, bu bir hastalıktan başka bir şey değildir. Bence açıkça bu gençlerin sağlık sorunları vardır ve ne yazık ki derin bir faşizmin dışa vurumudur yaşanan durum. Milli Eğitim Bakanlığı Genelkurmay Başkanı gibi bir ağızdan desteklenen, neredeyse akacak gözyaşlarıyla altına imza atılan bu eylemin, eylemcilerine müdahale edebilir mi? Bence edemez! Ama vahim olan bu hastalıklı ruh halini Türkiye'nin Genelkurmay Başkanı'nın destekliyor olmasıdır.
Yazan: Gh.Talas Tarih: January 16, 2008 11:45 AM
Mustafa Bey çok yaşayın emi..
Yazan: saruhan Tarih: January 16, 2008 2:05 PM
Cocuklara kandan bayrak yaptirilip bunu en resmi makamlarin agzindan tesvik edilmesi, cosulmasi, ovunulmesi onemli bir hezeyan, ve bunun yukarida oldugu gibi gundeme getirilmesi, konusulmasi, neden yanlis oldugunun gosterilmesi gerekiyor. Biraz da sirf hassas konu oldugu, agzini acanin vatan hainligiyle suclanacagi malum oldugu, ve toplumun bundan vazgecmeye ikna edilmesi gerektigi icin.
Peki, daha gecen yil, bir cemaatin duzenledigi Turkce bayramlarinda 4 yasindaki cocuga "suheda fiskiracak topragi siksan suheda"li dizeler bulunduran Istiklal Marsimiz'in 10 kitasinin ezbere okutulmasinin marifet olarak gosterildigini, yine resmi makamlarca duygulanilarak alkislarla karsilandigini, bunun butun televizyonlarda gururla reklam edildigini, "cocuklari boyle seyler icin kullanmayin" demeye calisanlarin Istiklal Marsimiz'a yahut da saygin cemaatimize dusman ilan edildiklerini unuttuk mu?
Bunlara da ayni tepkiyi gosterdik mi, gosterecek miyiz, yoksa bunlari yapmak "bizden olanlara" hak mi her zamanki gibi?
Yazan: Balbazar Tarih: January 16, 2008 4:38 PM
PKK’nın “Kürtçü terör”ünü zaten biliyoruz, ama öte yanda da “Türkçü terör” var. Rahip Santoro cinayeti, Hırant Dink suikastı, Malatya katliamı gibi vahim olaylar, zihinlerinde “kan” ve “bayrak” sentezi kurmuş fanatik gençlerin eseri. (Mustafa Akyol)
İyi bari Hamas'ın ve Hizbullah'ın yaptığı intihar eylemlerini de Türkçü'lüğün üzerine yıksaydınız. Nede olsa Tengri, Türklere eğer bir gün müslüman olduğunuzda sakın ha Hıristiyanlarla ve Yahudilerle dost olmayın diye emretmiş ya. Tabiiki tek suçlu Türkler ve Türkçülerdir. Beyinsiz gençler yetiştiren zır cahil tarikatların hiçbir suçu yok. Çünkü onlar sadece ve sadece laik cumhuriyet aşığı kalbi iman dolu gençler yetiştirirler.
Danıştay'ı basıp yüksek hakimlere kurşun yağdıranlarda kahrolası Türkçü teröristlerdir. Hal böyle olunca insan TÜRK'lüğünden utanır tabii aynı Mustafa bey gibi. Utanın ey Türkler! Yuh olsun size!
Ne mutlu müslümanım sağolsun Mustafa bey var nasıl olsa bizi yine temize çıkartır suçlarımızı ört-bas eder diyene!
Hülagü TTT
Yazan: Hülagü Tarih: January 16, 2008 4:49 PM
Gerçekler ört pas edilmek için mi vardır?Helal mustafa abi her konu gibi bunada bi açıklık getirdin ya.Allah senin gibi aydınları başımızdan eksik etmesin.Herşeyi tüm çıplaklığıyla ele almanız iyi.Bide güneydoğu insanı şırnak insanını anlatan bi yazı sergileseniz çok mutlu oluruz.Bizimde dilimiz olun bir günlüğüne biz konuşamıyoruz bari siz... Devam mustafa abi devam.
Yazan: lale Tarih: January 16, 2008 7:02 PM
Bu cocuklarin saglik sorunlarini yaratan ve besleyen, toplumdaki 'vatanseverlik' adi altinda saklanan hastalik, bu olay karsisinda korkudan ve endíseden degil de, bu cocuklari takdir nedeniyle duygusallasmalarindan dolayi kendi gozlerini sahte gozyaslari ile ve digerlerinin de kafalarini zehirli dusuncelerle dolduran ideoloji. Kendi kanini baskasindan ya da bir ulusun kanini/rengini baska bir ulusunkinden ustun gorebilen bir dusunce teorik olarak bile anlasilmasi zorken bunu yasam pratine aktarma cabalarinin ulastigi boyut ve yas tek kelimeyle KORKUNC. Ucuz kahramanlik gosterileri takdir gormeye devam ettikce calismak-uretmek icin caba harcamak yerine, ufak ufak once kendilerini igneleyen cocuklar, ardindan da daha fazla taktir icin cuvaldizi degil bicagi baskasina batiran gencler olacak elbette. Onlar cezaevinde, dagda, hastanede ya da mezarda iken gozlerindeki yas omur boyu kurumayanlarsa sadece atesin dustugu yerler...bu cocuklari dolduranlar degil. Butun bunlar bana hep Tevfik Fikret'in bir dizesini hatirlatiyor: VATAN ICIN OLMEK DE VAR FAKAT BORCUN YASAMAK.. Hala SEVILEBILIR bir vatanimiz varken onu daha da YASANABILIR hala getirmek icin gerekenin kan degil, bilgi, sevgi, akil, sagduyu ve hosgoru oldugunu anlatabilsek keske o guzel, iyi niyetli ama saf ve potansiyel suclu cocuklara...
Yazan: FHG Tarih: January 16, 2008 11:24 PM
Bayrağa sevgi göstergesi sadece bu öğrencilerde değil tüm toplum bilincinde aynı şekilde yer edinmiştir. çünkü topluma enjekte edilen milli şuur "toprak yalnız kanla korunur" felsefesinden ibarettir. öğrenciler için soruşturma açılması gene çözüm arayışını kişler üzerine indirgeyerek kaynağı sorgulamama gelenğimizin tekerrüründen ibaret olacaktır. Milli Eğitim Bakanlığı soruşaturma başaltıyor yalnız Milli Eğitim Bakanlığının lise 1. sınıfların müfredatına koyduğu BAYRAK şiirinin "Yeryüzünde yer beğen/ nereye dikilmek istersen söyle seni oraya dikeyim." mısralrını öğrencilerime açıklamkta güçlük çekiyorum. "Hocam biz işgalci miyiz? Neden yeryüzünde beğendiğimiz yere bayrak dikiyoruz? diye soruyor öğrencim. Şiir yoğun bir bayrak aşkıyla yazılmıştır ancak bu dönemde bu coşkunun izahını yapmak güçleşiyor. Dolayısıyla neslin kafasında bayrak=kan formülü oturyor doğal olarak.
Yazan: günseli Tarih: January 17, 2008 2:08 AM
Gunseli Ortmenim,
Benim ogrencilik yillarimda nerdeydiniz? Cocuklarimizin sizler gibi ogretmenlerinin de oldugunu bilerek teselli olmak zorundayim oyle gorunuyor ki.
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: January 17, 2008 1:16 PM
Nedir bu rahatsızlığınız?
Bir Rum, bir Yunanlı hadi geçtik bari bir Amerikalı kadar milliyetçi olun yeter be kardeşim!
Hülagü TTT
Yazan: Hülagü Tarih: January 17, 2008 1:42 PM
sayın "balbazar", yazınızı şaşkınlıkla okudum. İstikal Marşımızı bir çocuğun ezbere okuması hangi açıdan kötü? tamam "türkçü" değiliz de, o kadar da değil.kişi hak ve özgürlükler taraftarıyız, inançlıyız, düşüncesindan ötürü kimseyi suçlamıyoruz, rahat bırakın elbet herkes tabiatına uygun yolu bulur, sadece biz iyiliği ve güzelliği tavsiye edebiliriz... tamam, bunların hepsine kendi açımdan eywallah..ama yani istikal marşımızı da bi kız çocuğu okuyabilsin, ve ben bundan duygulanabileyim. bu özgürlüğümü de hoş görün. içinde şiddet barınmayan duygularımı bırakın da yaşayayım. ikisi de olabileyim. merak ediyorum, ikisi bir arada olamaz mı...
Yazan: dEniZ Tarih: January 17, 2008 2:03 PM
“Milli Eğitim Bakanlığının lise 1. sınıfların müfredatına koyduğu BAYRAK şiirinin "Yeryüzünde yer beğen/ nereye dikilmek istersen söyle seni oraya dikeyim." mısralarını öğrencilerime açıklamakta güçlük çekiyorum”(Günseli)
Bakanlık bu şiiri müfredattan “Şiir yoğun bir bayrak aşkıyla yazılmıştır ancak bu dönemde bu coşkunun izahını yapmak güçleşiyor. Dolayısıyla neslin kafasında bayrak=kan formülü oturuyor doğal olarak.” gibi Günseli hanım'ınkine benzer bir gerekçe göstererek kaldırmaya kalsa hep bir ağızdan “irtica”,”siyasal İslam” “şeriat” diye ortalıklarda bağıranlar çoğalır ve bu haber tüm gazete ve televizyonlarda geçilen ilk haber olur.Konu hakkında yapılmayan toplantı,tv programı ve konuşmayan insan kalmaz.
“Öğretmen” konulu kompozisyon yarışmasını kazanan kıza “sen başörtüyle öğretmenliği nasıl bir arada sevemezsin" denip cezası verildi ve sahneden asker gücü ile indirildi.Daha sonra yine benzer bir sebeple başörtülü bir kıza ödül verilirken bu sefer eğitim bakanı “kaşımayın bu konuyu diyerek” o kızı baş örtüsü ile ortaya çıkaranlara had bildirdi.
Kan-bayrak konusunun merkezinde aslında çocuk ve eğitimi olmasına rağmen konunun ucu “bayrak-vatan sevgisine ”dayandığı ve GK dan da iltifat cümleleri aldığı için hiçbir çağdaş,insanı merkeze aldığını söyleyen insan,dernek,kurum,kuruluş tarafından olayın ne kadar vahim sonuçlar doğurabileceği göz önünde bulundurularak eleştirilip kınaNAmadı.Bir tek pedagog,sosyolog konu hakkında konuşmaya cesaret edemedi.Belki kendi aralarında konuşmuşlardır!
Sanki “vatan sevgisinin ”bilinci ve sınırları ile ilgili konuşulursa ,vatan denilen toprağın da sınırları konuşulacakmış gibi!
Bu kadar korkunun ardındaki 301 olabilir mi?İnsanlar eleştirdiklerini aslında sevdiklerini hep kanları ile bayrak yaparak mı ispatlamak zorunda kalacaklar.
Onlar “çocuk asker” değiller.Bugün bir yerlerini kesip kanatarak bayrak boyayan bu çocuklar ellerine silah aldıklarında kendi kanlarını mı akıtırlar yoksa kendilerinden daha az bu vatanı sevdiğine inandıklarının kanlarını mı akıtırlar!Öyle ya Genel Kurmaydan bile onay almış patentli bir vatan sevgisine sahipler.
Genel Kurmayın “kanla bayrak yapmayanların bu vatanı sevebilmeleri mümkün değildir” mesajı veren konu ile ilgili taktir beyanını kesinlikle düzeltmek zorunda olduğuna inanıyorum.İmaj ve güven kaygısını bir yana bırakıp kendi yanlışlarını toplum önünde deklare edip,düzeltme cesaret ve bilincine sahip olmak zorundadır !Ben 10 yaşındaki yeğenimin bir gün bedenine ayyıldız kazıyıp,akan kandan gurur duyarak okuldan eve gelebileceğini düşündükçe bu eğitimin nasıl bir eğitim olduğunu sorgulamaktan kendimi alamıyorum.Ki o çocuklardan biri ilerde yeğenimin öğretmeni olursa bu o kadar da gerçekleşmesi imkansız bir korku olmaz?Anneler çocuklarını askere gönderirken helalleşir,şimdi okula gönderirken de mi helalleşecekler?
Yazan: çuvaldız Tarih: January 17, 2008 4:03 PM
Bir Rum bir Yunanli hadi hicbirinden gecmeden bir Amerikali ya da dunyadaki diger tum uluslarin akilli bireyleri kadar akilli olalim...
Yazan: FHG Tarih: January 17, 2008 5:29 PM
@dEniZ:
Degistirilmesi gereken iste tam da bu: 4 yasinda cocuga Istiklal Marsi ezberletilmesinde bir sakinca gormeyen, sakinca gorene de sasiran zihniyet. Bu zihniyeti degistiremezsek, kandan bayrak yapanlar da artar, daha cok kan da dokulur.
Sorunuzun yaniti basit: Coskuyla, hararetle ezbere siir okutulan cocugun o okudugu misralarin anlamini takdir etmek sansi yok. Cocuk yahu bu, 4 yasinda cocuk!
Ve hepimizin birbirimize habire propaganda yapip hep birlikte gaza gelme "hakkimizi" kullanirken, herseyden once o cocugun haklarini ihlal etmememiz gerekiyor.
Siz o cocugun, anlayabilecegi, takdir edebilecegi seylerle ugrasma, onlari ogrenme, oynama hakkini hosgoruyor musunuz?
Yazan: Balbazar Tarih: January 17, 2008 5:46 PM
Hülagü TTT,
Bizim milliyetçilik duygularımız sizin talep ettiğiniz şuursuz faşizmle aynı şey değil. En liberal olanımızın bile milli hissiyatı kanla değil işle, emekle ve çabayla kurulmuştur. Biz kimiz? Biz 21 öğrencinin kanıyla yapılan bayrağı o çocukların zihnine ekilmiş bir şer tohumunun fidanları olarak görenleriz.
Yazan: gökhan talas Tarih: January 17, 2008 7:37 PM
sayın Balbazar;
öncelikle bir kez şunu belirteyim de, yazdıklarımdan faşist eğilimleri olduğum gibi bir yanılsama oluşmasın. buna dikkat çekerek, herhangi bir zan altında kalmak istemediğimi belirteyim.
vatan, millet, bayrak sevgisinin ortalama türk insanında "anadolu müslümanlığı" tabirinin bir benzeri gibi, "anadolu milliyetçiliği" şeklinde ortaya çıkmış bence. faşistlik olarak değil.(nasıl oluyorsa, herşeyi kendi kılıfımıza, kendimize uyduruyoruz ya, bu da öyle bi şey) benim gözlemlediğim bu. bunun için bendeki de bir nevi anadolu milliyetçiliği. kendi milletimi, bayrağımı sevmem, aidiyet duygusundan. nasıl güçlü ailevi bağlarınız olduğunda daha sağlıklı, daha sorunsuz, kendiyle barışık, güçlü bir insan-birey olursunuz, millet olgusunda da böyle.
bu yüzden, ben bunu değiştirilmesi gereken bi şey olarak görmüyorum.
diğer taraftan,"Sorunuzun yaniti basit: Coskuyla, hararetle ezbere siir okutulan cocugun o okudugu misralarin anlamini takdir etmek sansi yok. Cocuk yahu bu, 4 yasinda cocuk!" demişsiniz. zamanımızda 4 yaşındaki bebekler bilmem ne kanalında, benim bile dilime almaktan çekindiğim, utandığım kelimelerden, hakaretlerden oluşan şarkıları ezbere söylüyor. bebekler garip kıyafetlerle defile adı altında teşhir ediliyor, dansöz kıyafetiyle oynatılıyor. tüm bunlara karşılık ben 4 yaşındaki bebeğin istiklal marşı ya da Kuran-ı Kerim okumasını tercih ederim.
(bu arada acaba o 4 yaşındaki bebek diğer bebekler arasında milliyetçiliğin yayılmasında etkili olmuş mudur? olmuşsa bunun yüzdesi kaçtır? bütün bunları tarhan erdem'in konda'sı bi araştırsa da merakımı giderse. bir de o 4 yaşındaki çocuk büyüdüğünde ultra ötesi liberal olurmuş. gerçekten çok gülerim :)...)
Yazan: dEniZ Tarih: January 18, 2008 12:09 PM
yorumumun sonunda küçük kızın ultra ötesi libaral olma ihtimalini sevmekten bahsettikten sonra aklıma geldi. Akyol bey'in 'turk ishi women'ların araba kullanamadıklarını anlattığı ve buna ilişkin sosyal tespitlerinin yar aldığı "Why Turkish Women Can't Drive" başlıklı Turkish Daily News'te yayınlanan yazısı. şimdi akyol bey türk kadınlarının bu çerçevede liberal olamayacaklarını da söyleyebilir. napalım, artık hayırlısı olsun..
Yazan: dEniZ Tarih: January 18, 2008 2:10 PM
Şiiri müferdata koyan zaten Milli Eğitim Bakakanlığı olduğu için kaldırması içinde herhangi bir anayasa değişikliğine gerek yok.Ki sorun sadece bununla sınırlı değil çünkü eğitim sisteminin milli şuur ve vatan sevgisi anlayışı bu şekilde formatlanmış. Bize verilen duygu herzman aynı değil mi örenğin tarih derslerinde öğretilenler:
Dört tarafımız düşmanlarla çevrilmiştir, hepsi topraklarımızın bir köşesinden tırtıklamak için bekler.
Suriye`nin Hatayımız da gözü vardır öteden beri… Fıratımız`dan suyumuzun sadakasını veririz hala nankörlük ederler.
Yunanistan kara sularımıza, Kardağımıza, kayalığımıza bayrak; ocağımıza incir ağacı dikmek için bekler.
Rusya`dan biraz fazla turist gelecek olsa güneyimize, “bunların gene bizim sıcak denizlerimize inme aşkı mı depreşti” diyerek kaygılarımızı yenilemeye başlarız.
İran tehlikesinin farkındayız tabi onların gözü ne toprağımızda dağımızda ne taşımızda ne suyumuzdadır kaleyi içten fethedeceklerdir(!) Türkiye Cumhuriyeti`nin rejimini değiştirme ceht ve gayreti içerisindedirler.
Osmanlı devleti millet-i sadıka olarak adlandırılmışsa da Ermeni halkını, benim büyüdüğüm topraklarda Ermeni kelimesinin telaffuzu bir küfürdür.
Azerbaycan halkının damarlarında bizim asil kanımızın mevcut olduğuna inandığımız için daha zararsız olarak telakki ederiz.
Bilincimizin altıyla yetinmeyip üstünü de acımasızca işgal eden son kaygımız; “Pankürdizim”
Irak`ta Kürdistan`ı çizecek kalemin mürekkebi bizim haritamıza damlayabilir mi diyerek kaygılanıyoruz. tüm milletler düşaman bize bizdede akıtacak kan çok "her türk asker doğar" düşünür, mücit,doğmaz "asker" doğar.
bu şkeilde eğitilen çocuklarımızn ülkesine vefa borcunu sadece kan akıtarak ödeyeceğini düşünmesinden daha doğal ne olabilir. milli duygularıyla(!) cinayet işleyenlerimiz ne kadar gençler öyle değil mi?
Yazan: günseli Tarih: January 18, 2008 9:22 PM
Ifrat ve tefrit.
"Bir deli kuyuya bir tas atmis
Kirk akilli cikramamis"
"Cocuklara icinde suheda gecen siir okutturmak ve masochism ile vatan sevgisini ispatlamaya tesvik etmek" .
Cocuklugumda iyi siir okurdum. Epey Ataturk siirleri okurdum Behcet Kemal Caglar'in Ataturk'e hitaben "Yaradan ey yaradan" dedigi diziler Kemalettin Kamu'nun 'Kabe Arabin olsun Cankaya bize yeter" i gibi. Buraya koydum birkac defa. Siirden hoslanmadigini anladigimiz Balbazar belki o dizelerden de hoslanmaz.
Bakin "suheda fiskiracak topragi siksan suheda" dan dertlerini soyleyeyim. 1. Mehemet Akif Ersoy=Softa=Cagdas diil= Bizden diil. ( o da Balbazar'in orojinal dusuncesi diil. Cumhuriyet Hurriyette 50 kere yazildigi icin).
Eger Sn. Balbazar bizim Istiklal marsimizi sevmedi ise bir de Amerikan'inkini okumasini tavsiye ederim.
Butun uluslarin milli destanlari , agitlari vardir, olan veya olmayan erdemlerini, tarihin, kahramanliklarini yucelten , milleti onore eden kulturel yapitlari. Millet olma gereksinimidir; birsey etrafinda insanlari bvirlestirme zarureti.
Problem:
1.kendini duygulara fazla kaptirip hamaset, bos sozler, medyatik tacvirlar ile insanliga veya ulkesine borcunu odedigi, hatta kahraman oldugu zehabina kapilmak;
2. Buyukanit Pasa gibi onlarin dedesi yasta, ve bilge olmasi gereken bir liderin bu , bir Kurtulus Savasi sirasinda dahi fazla bir mana ifade etmeyecek duygu gosterisini tesvik edici sozler soylemesi. Tamam bayrak gondermisler GK'a ; birkac niyetlerinin saf oldugu fakat ulkenin bir yenilmislik, kusatilmislik halinde olmadigi mealinde onlari teskin eden, calisip ulkelerine yararli olmaya tesvik eden birkac kelime yeterdi.
Burada esas elestirilen cocuklarin kendilerinden cok onlara parmaklarina toplu igne saplayarak kan damlatma eyleminin pek te kahramanca olcagina ve kim bilir belliki bu sekilde medyatik olcaklarina inandiran kultur ve/veya ogretmenler(?)(gunahlarini almak istemem ama herkes Gunseli ogretmen degil, cok iyi biliriz).
Bundan hareketle "madem buna karsisiniz Istiklal marsini netcez.." diyerek can alici bir darbe yaptigini dusunen genc, diger bir ilmekte "alevi dedelerinin iftara katilanlari afarozu" ile "Akepe'nin dinciligini" ayni sey olarak sunan laikci idrak kapaditesi! Ah Kongarlar, Ilhan Agabeyler, Inceler, demagoji ustalari ah! Yazik ettiniz bu cocuklara! Mezalimlerine girdiniz!
Daha once de ifade ettim; MUstafa Bey'de ayni mealde yazmis. Millyetcilik ustun bir duygu degil m aslinda insanin ayakta kalma gudusunun bir tezahurudur "
kendine ait olani, koruma kollama". Yani tabii bir duygu bir erdem degil. Insanin en kotusu kendinden baska kimseyi sevmeyen. Ondan biraz daha iyisi, "normal insan" vatanini miletini seven. Ondan da iyisi ise "dogrcu" olandir. Dogrucu bana gore adalet, hakkaniyet, guzel ahlaki millet, aile, hatta anne baba sevgisinin de uzerinde deger addedendir. Isin kokenine inerseniz insanin kendi ait oldugu bir grubun menfaati icin savasmaya hazir olmasi fazla buyuk bir erdem degilsdir. Ya da soyle diyeyim: Grup buyuklugu ile erdem derecesi dogru orantilidir.
Kurtulus Savasi ve Canakkakle sehitleri sadece kendilerinden cok daha buyuk bir koca ulus icin degil, bir hak, hukuk, namus, izzet, en temel insan haklari ve gururu icin savastilar; Istiklal icin. Onun icindir ki "Evet suheda fiskiracak topragi siksan suheda". Parmaktan toplu igne ile kan cikarip (ki yarisi kiz imis; ve terore karsi sasvasip kan dokmeleri ihtimali yok) onu da medyaya teshir etme ucuz hanmaseti arsinda daglar klada fark var. Ustelik uc tane caopyulcuya karsi bioylesi ":yenik adamin kahramanligi" duygularina da mahal yok. Disimizden tirnagimizdan arttirip besledigimiz ordumuz darbe yapmak, coluk cocugun bas ortusu ile ugrasmak yerine halletsin asli gorevi teror isini.Gidin siz dersinize calisin. Boyle ucuz kahramanlik gosteris aliskanliklaruina kaptirmayin kendinzi'; fazla Hurriyet okuyorsunuz.
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: January 19, 2008 4:50 AM
@dEniZ:
Saydığınız şeylerden birini seçip çocuklara yaptırmak gibi bir zorunluluğumuz yok. Birileri başka bir yanlış yapıyor diye, bizim yaptığımız yanlış doğru olmuyor.
Dört yaşındaki çocuğa içinde "Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner aşarım", "Düşün, altında binlerce kefensiz yatanı!", "Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda!", "Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar", "Her cerihamdan, ilahi, boşanıp kanlı yaşım", "Fışkırır ruh-i mücerret gibi yerden na'aşım" gibi dizeler bulunan İstiklal Marşı'nın ezberletmekle, 10-15 yaşındaki çocuklara kanlarından bayrak yaptırmak, ve bunun resmi düzeyde teşvik edilmesi arasında nasıl bir zihniyet farkı gördüğünüzü anlamak ise zor. Çocuk dört yaşında bayrak için kan dökmekten söz etmeyi öğreniyor, yeterli yaşa gelince kanını döküp bayrak yapıyor işte.
Dört yaşındaki çocuğun üzerinden siyasi tatmin aramak, çocuğa yönelik bir suistimal olmasının yanında, bundan gurur, haz duyan yetişkinin kendi kimliğini tanımlayıp anlamlandırmasında bir patolojiye işaret ediyor. Benim Türklüğüm konusunda kendimi iyi hissetmem, çocuklarımı iyi yetiştirdiğime ikna olmam için çocuklara anlamadıkları kahramanlık destanlarını bağırta bağırta okutmam gerekiyorsa, Türklüğümle ciddi problemlerim var demektir.
Faşistsiniz demiyorum, düşüncelerimizi açıklarken de düzeltme, uyarı yapmamız gerekmese keşke (ama yazık ki insan ihtiyaç duyuyor, aşırılığın ve karşıtı aşırıklıkla suçlamanın moda olduğu bir toplumuz ne de olsa). Ben de açıklayayım bari, ben de İstiklal Marşı faşizan demiyorum, elbette değerlerimize sahip çıkacağız, elbette kimliğimize duygusal bir anlam yükleyeceğiz. Benim derdim dozunu kaçırmakla.
Yazan: Balbazar Tarih: January 19, 2008 6:33 AM
mustafa bey..kalemine sağlık..
Yazan: drbetül Tarih: January 19, 2008 10:02 AM
Sn.Günseli
ne kadar abarttınız bir şiiri böyle..
bizde aynı okullarda yetiştik..o şiiride defalarca okuduk,ezberledik...bir öğrencinin sorusuyla bu kadar paniklemeyin..milli bilinç vermeniz gerekirken
ah vah ediyorsunuz,hayret birşey..
öğrencilerden önce öğretmenlerin eğitime ihtiyacı var galiba..
saygılar..
Yazan: deniz Tarih: January 19, 2008 11:01 AM
selam mustafa abi kelimeler bile sizi tarif etmekte yetmez sadece dinleyerek sizin ne kadar bağımsız bir gasteci olduğunuzu anlatmaktadır işte gazetecilikteki önemli olan bağımsızca yorum yapa bilmek sizin dediğiniz gibi hiçbir gerçekten kaçılmaz sadece geici olarak ört bas edile bilir.ama o gerçek daha gür fidanlarla gene çıkacaktır kürtlük kardeşlik ister,sevgi ister,merhametlik ister beraberlik ister bir de en önemlisi insanlık ister bana göre saygılarımla
Yazan: azat Tarih: January 19, 2008 2:45 PM
Sevgili Deniz
Öğrencimin sorusuyla paniğe kapılmadım aksine çok çok rahatladım; Çünkü onlar, kendilerine öğretilmeye çalışılanların aksine bu dünyanın efesi olmadığımızın farkındalar.
Paniğe kapıldığım noktaları hemen söyleyeyim (M.Akyol yazısında ifade etti)
Hrant dink katili O.Samast(19)
Rahip Santoro katili (19)
Malatya katliamı S.G(20) C.Ö(20) H.Ç(19) A.Y.(19)
Hepsi 7 yaşından sonrasını okullarda geçirdi. Keşke bu çocuklarda zamanında benim öğrencilerimin sorduğu soruların aynısını sorabilselerdi.
Vurgulamak istediğim nokta yalnız bu şiirin okutulmasıyla sınırlı değil(yazının bütününü okursanız diğer endişelerimi görürsünüz)
Size Rakel Dink`in sözlerinide hatırlatmakta fayda görüyorum "yaşları ne olursa olsun bir zamanlar bebek olduklarını biliyorum. Onları bu cinayeti işlemeye iten karanlığı sorgulamalıyız"
Sonuç olarak bu gençler 'kanlarını dökmeye' ve 'kan dökmeye' neden bu kadar istekli? Onların bu duygularını tetikleyen olayların farkına varmak gerekyor. Eğitimci olarak ben sorunun kaynağına kendi cephemden ve kendi sorumluluklarım açısından bakıyorum. Bir gazeteci bir sosyolog bir siyasetçide kendi alanlarında değerlendirmeli.
Evet sadece eğitime değil nitelikli bir eğitime herkesin ihtiyacı var özellikle 'sorunları' tartışmak yerine demogoji çabasında olanların...
Tartışma duygusu kadar endişe duygusunu da taşımanı da diliyorum Deniz
Yazan: günseli Tarih: January 19, 2008 2:58 PM
Sn.Günseli,
teşekkür ederim cevabınız için..
bu liberal takılan arkadaşları cidden çok saf buluyorum..burda uzun süredir yorumları takip ediyorum,afyonlanmış gibiler..kim uyuşturdu sizi??
yorumunuzda öyle bir tablo çizmişsiniz ki bu çocukları katil yapan milli eğitimin programıymış,bunuda öğrenmiş olduk..ellerinizden öperim..
demekki milli eğitimin yetiştirdiği öğrencilerin hepsi potansiyel katil...milli bilinç verilmiş çünki..
başkasını öldüren o gençlerin hepsi sorunlu..maddi,manevi sorunları var..iyi bir milli eğitimden geçseler katil olmazlardı,merak etmeyin..
bu devlet kurulduğu günden bu yana okullarında katil yetiştirmiyor hanımefendi..
siz ne dediğinizin farkında mısınız??
saygılar..
Yazan: deniz Tarih: January 19, 2008 7:13 PM
@ Tartışma duygusu kadar endişe duygusunu da taşıması dilenen Deniz,
“ne kadar abarttınız bir şiiri böyle…bir öğrencinin sorusuyla bu kadar paniklemeyin...milli bilinç vermeniz gerekirken ah vah ediyorsunuz,hayret birşey..” (deniz)
Ne zaman “panik” olunmalı,hangi sınıra kadar beklenmeli?Zerk edilecek “Milli bilinç” dozu nedir?
Kanla bayrak yapan çocuklara hangi uzman öğretmen tarafından “milli bilinç” verilmiş sizce?
O çocuklar parmaklarını delerken,bu operasyona müşahede eden uzmanlardan biri “panik yapmayın ellerindeki silah değil iğne,sadece parmaklarını kanatacaklar ” demiş olabilir mi?
“öğrencilerden önce öğretmenlerin eğitime ihtiyacı var galiba..” (deniz)
Bu çocuklar öğretmen lisesinde okuyorlardı!!!
Bazılarımız "defalarca" aldığı dozun etkisi ile kimi nasıl eleştireceğini bilemiyor galiba!
Yazan: çuvaldız Tarih: January 19, 2008 7:40 PM
Bir kara muharebesinde komutana zafer için birliğinin 2/3 ünü kaybetme tasarrufu verilmiştir. Mesela bir hedefin ele geçirilmesinde 100 askerden 60-65 askerini kaybederek hedef ele geçmişse zafer olarak kabul ediliyor.Bir büyük komutan ait olduğu söylenen ama ona ait olmayan ben size savaşmayı değil ölmeyi emrediyorum diyen bir emir ile nasıl savaş kazanılacak ben anlamıyorum. O sözü uyduranlar bu ülkenin insanını savaşmaya değil ölmeye hazır birer vücut olarak görmek istiyor. Ne kadar çok vatan millet sevdalısı ölmek için ya da kanını vermek hazır bekletilirse bu mücadele o kadar daha uzun sürecek yani bitmeyecek. Bitmeyen bir sorunda baş aktör her zaman önem arz edecek olan kanını her an dökmeye hazır vücutlara olacak
Yazan: mehmet Tarih: January 20, 2008 1:21 AM
çuvaldız,
çok heyecanlanmışsın anlaşılan..ben şiirden bahsediyorum,sen iğneden şırıngadan falan..
ben bayrakla ilgili tek bir yorum yapmadım..
kendinize gelin rica ediyorum..çok ayıp..
Yazan: deniz Tarih: January 20, 2008 6:47 AM
"Düşüncelerimizi açıklarken de düzeltme, uyarı yapmamız gerekmese keşke; ama yazık ki insan ihtiyaç duyuyor, aşırılığın ve karşıtı aşırıklıkla suçlamanın moda olduğu bir toplumuz ne de olsa" demiştim, dememe kalmadan bir beyefendi benden önce davranıp ne demek istediğimi örneğiyle göstermiş, kendisine ne kadar teşekkür etsem az.
Benim, dört yaşındaki çocuğa İstiklal Marşı'nın on kıtasının ezbere okutulması, bundan topluca gurur, huşu duyulması, ve bunun resmi makamlarca teşvik edilmesini eleştirmemden yola çıkarak, şu sonuçlara varmış:
- Şiirden hoşlanmıyormuşum,
- Mehmet Akif'in softa olduğunu, çağdaş olmadığını düşünüyormuşum,
- Mehmet Akif'i kendimden görmüyormuşum,
- Bunlar benim orijinal düşüncem değilmiş, Cumhuriyet ve Hürriyet gazetelerinden öğrenmişim,
- İstiklal Marşı'nı beğenmemişim,
- Çok Hürriyet gazetesi okuyormuşum.
Bunlar yetmemiş olacak ki, "'madem buna karsisiniz Istiklal marsini netcez..' diyerek can alici bir darbe yaptigini dusunen genc" diye kendi seviyesince mizah yapmayı da ihmal etmemiş.
Bu çıkarımların mantıki tutarsızlıklarını tartışıp bu sığlık karşısında kendimi savunuyor durumuna düşmek istemiyorum. Yalnız söylemeden geçemeyeceğim, hem o dönemde bu olayın reklamını bol bol yapmış, vatan millet sakaryanın piri Hürriyet gazetesininin her dediğine inanıp, hem çocuğa ezbere İstiklal Marşı okutturulmasından rahatsız olmam, hatta bunu Hürriyet okumam nedeniyle yapmam nasıl mümkün oluyor, anlamak güç. Beyefendi nasıl bir ilüzyona sahipse, Hürriyet'i falan ne zannediyorsa artık...
Burada benim vurgulamak istediğim nokta, bu beyefendinin, bir konudaki fikrimden yola çıkarak, benim düşüncelerim, niyetim, tavrım, inançlarım, ahlakım, birikimim, ve entelektüel kapasitem hakkında elli çeşit çıkarım yapmayı kendine hak görmesi.
Bunu fikirsel olarak sağlam bir yerde olmadığını bildiği için, "ancak bu şekilde üste çıkabilirim" refleksiyle mi yapıyor, yoksa samimiyetle "dört yaşında çocuğa İstiklal marşı okutturulmasına karşı çıkan, olsa olsa İstiklal marşına düşmandır" çıkarımına mı varıyor, bilmiyorum. Yalnız, dikkat edilirse, o kadar yazdığı halde çocuğun dört yaşında olmasının bu husustaki yeri hakkında tek kelam etmemiş beyefendi. Yani, asıl noktaya değinmekten itinayla çekinmiş.
Elbette, son zamanlarda ülkemizde bu tavrın ne kadar rağbet gördüğünü söylemeye gerek yok. Bir fikre karşı gücün yetmedi mi, yapıştır yaftayı. "Bak abim ne güzel koymuş lafı", "nasıl geçirmiş haine" diye kendinden geçer insanlar seni okurken.
Fikirler üzerinden tartışmaya erindiğimiz için, kimimiz "Atatürk düşmanı" silahıyla üste çıkar, kimimiz "laiklik karşıtı" sloganıyla. Ötekimiz, fikrini beğenmediğini "Türklüğü aşağılamak" suçlamasıyla bertaraf eder, bir diğerimiz "İslam'a hakaret" ithamıyla. Şimdi, bu beyefendi, beni "İstiklal Marşı'nı sevmemek"le suçlamış diye, ben de ona mı bir yakıştırmada bulunayım? Bu mu tartışmaktan anladığımız?
Dilerim, insanların fikre karşı böyle "artizlik" yapmaktan kıvanç duymak yerine, hicap duydukları günleri de görürüz.
Sağlıcakla!
Yazan: Balbazar Tarih: January 20, 2008 8:27 AM
Olay patolojik. Toplumda yeşeren faşizan duyguların tipik bir yansıması. Ulusalcılığın simgeler üzerinde yükselme çabasının bir uzantısı. Kitlesel refleksten medet umanların gayretlerinin bitmediğinin göstergesi.
Van Gogh da aşkını ispat etmek için sevgilisine kesik kulağını postalamıştı. Yarın, biz Türk gençleri kesik kulaklardan bayrak yaptık diye çıksa, ki bunu yapacak manyaklar memleketimizde yok değildir, genelkurmay başkanımızın tavrını merak ederim doğrusu.
Kırşehirli öğrenci arkadaşlarımdan ricam da: Vatanınıza bu kadar aşıksanız bu sevginizi böyle ucuz bir şekilde göstermeyin. Dişe dokunur bir fayda verin bu memlekete. PKK'yla mücadelede zaten o toplu iğneyle delerek akıttığınız kanların milyonlarca katı döküldü. Bu kanı kesecek bir şeyler yapın mesela. Doğu halkını PKK'ya teslim etmeyin, onlara sahip çıkın mesela. Doktor olduğunuzda, öğretmen olduğunuzda zorunlu hizmete sövüp saymayın mesela. Sanayici olduğunuzda bir fabrika da oralara açın mesela. Veya en azından çıkıp bir Diyarbakır gezisi yapın, iki üç yoksul ailenin kapısını çalıp duasını alın. Onlarla bir gönül bağı kurun. Madem devlet yapamadı, yapamıyor, siz yapın. Çok mu zor?
Yazan: blue Tarih: January 20, 2008 12:30 PM
Sn. Balbazar,
Sizinle munazara yapmaya niyetim yok. Agzinizin iyi laf yatigi belli. Epey felsefe yapmissiniz lakin tartismayi baslatan kurdugunuz tesbihteki carpiklik elestirime dair bir rasynel yok. Ben Istiklal marsi okunmasi, okutturulmasinin pedagojik, ahlaki boyutlarin her yas grubu icin ele alarak incelemeye girme geregi duymadim. Boyle bir zaruret yok. Her ulkenin her toplumun mitleri, agitlari, marslari, destanlar vardir mealindeki cumlem yeterli olmali tartistigmiz konuda. Hemen hemen hicbir istisna yoktur en "geri" toplumdan en "ileri" olana. Bu konuyu cok daha acarim ama sizi ikna icn teblig hazirlamaya niyetim yok.
Evet "4 yasndaki cocuklara mars okutmanin da Kutlu dogum haftasinda onlara siir okutmanin da , Kutlu dogum haftasi yapmanin da cocuklain baslarini ortmesinin de ne menem cagdisi, zulum oldugu vb ayni agizlardan ayni ifadelerle soyleniyor; bunlari artik noktasina kadar ezberledik. Belirli bir kesimin Akif nefreti ve neden de benim husn-u kuruntum degil; objektif gozlem.
Siz de parmaga toplu igne batirarak , ve bunu medyaya duyurarak vatan sevgisi gosterme sovu ile cocuklarin milli mars soylemesini ayni kefeye koyan mantigi segilediginizde ben sizin aslinda derin bir entellektuel oldugunuzu ve bu gorusun alistigimiz ezber degil hur dusuncenizin urunu oldugunu nerden bilecegim Sn. Balbazar? Simdi ogrenmis oldum. Bilmeme ayip degil...
Sizin siir sevmediginiz falan gibi bir mana cikiyorsa affola. Size benim okula baslamadan ezberledigim, Istiklal Marsi kadar zararli olmayan birkac Vatan Siiri sunayim da tatliya balayalim bu isi.
NÖBETÇİ MİLLET
Yaradan* hey Yaradan !
Dört yıl değil bin yıl geçse aradan
Sensin ateş diye kanımızdaki
Sesin ışık diye önümüzdeki !
Ey yanımızdaki
Beş on mermere, bir avuç toprağa sığan
Sınırsız mavi umman hey !
[…] İrkilmez Ata çocuğu irkilmez:
Zaptedilmez, Atam, zaptedilmez
Biz varken senin hisarının burçları:
Bakışlarımız kılıç uçları
Bekliyoruz devrimini biz.
Çökmeyeceğiz diz
İsterse hayat zehrolsun
İsterse refah kahrolsun
İsterse kurşun düşsün yanımıza belimize
İsterse geçinmek için bir dilim
Kuru ekmek geçmesin elimize.
Halel gelmez bizim ateşimize;
Dünya düşse peşimize
Yer sarsılsa yerinden
Ne senden geçeriz, ne senin eserinden …
~ Behçet Kemal ÇAĞLAR ~
* Burada Sair’in Yaradan’ı MKA
YENİ MİLLETVEKİLLERİNE
Haklısınız, bir büyük millete vekilsiniz;
Göğsünüz, kıvanç dolu, gerildikçe gerilir.
Bilin ki Atatürk’ün kurduğu Ankara’ya
Atatürk’ün yolundan yürünerek girilir.
Anıtkabre gidip de yürekten baş eğmeyen
Günü gelir çarpılır, düşer, yere serilir.
Bir avuç yobaz için, bir sürü cahil için
Devrimi çiğneyecek ayak varsa, kırılır.
Bir de bakarsınız ki her meydanda bir kere
Her genç Türkte bir kere bir Atatürk dirilir.
Bir an unutmayın ki Atatürk ülkesinde
Ahiretten önce de Yüce Divan kurulur…
~ Behçet Kemal ÇAĞLAR ~
CANKAYA
Bir ebedi gunesle
Burada dogdu Gazi,
Yaprak yigini gibi
Burada yandi mazi.
Burada erdi Musa;
Buradan uctu isa.
Bulbul burada varsa
Hurriyet icin oter.
Ne orumcek, ne yosun,
Ne mucize, ne fusun;
Kabe Arabin olsun,
Cankaya bize yeter!
Kemalettin Kamu
***********************************
Atatürk Mevlidi
Türk’e Tanrinin bahsettigi bir ruh idi
Zulmün Milletimi bogmaya kalktigi an
Nur gibi doğdu karanlik günlerin de
Sensiz bu millet öksüz sayilir’di inan
Gel ey 19 mayıs eşsiz sabah merhaba
Ey Samsunda karaya çıkan ilâh, merhaba
Merhaba ey yükselen güneş
Anafarta’danMerhaba ey kurtaran
Türklüğü bin vartadan
Merhaba ey Türklüğe alın yazısı yazan
Merhaba Dumlupınar,Sakarya, İzmir, Lozan
Merhaba ey biribiri ardından inkilaplar
Merhaba ey ezeli, feyizli eşsiz bahar
Merhaba ey ilâhın en yakın arkadaşı
Merhaba ey devletin ak alnı, aziz başı
Doğuran bu gün, bir gün: doğuracak muttasıl
Her Türkün tevellüdü 19 Mayıs asıl
İlk çamurdan beden, üflenen ruh, dediler
Son tufanda Türklüğü kurtaran ruh, dediler
….
Behçet Kemal Çağlar
Bir tartisma usulu notu: Sikca rastlamaya basladik burada birilerinin sozlerini birtakim diskur kaliplasrina otturtup "tumevarim" yatigimizda, Niyet sorgulama, sadece soyledigime cevap ver" seklinde. Ben boylesui bir kuralin fazlakisitlayici, kokene inmekten ali koyan, entellektuel diskuru fakirlestirici olrak goruyorum. Niyet sorgulama veya genellestirme basli basina problem degil, ancak bunu detekleyen rasyonel eksikligidir probblem.
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: January 20, 2008 4:09 PM
Bir Amerikan Kongre Uyesi ABD'nin bazi emperyalist maceralarini elestiren liberalleri "vatan haini" ilan ettikten sonra su veciz sozu ilave etmisti:
"I suport my country whether she is right or wrong and pray that she is right" (Haksz veya hakli olduguna bakmaksizin ulkemin arkasinda dururum ve hakli olmasi icin dua edetrim)(ki bu ABD millyetciligi icin en asiri soylem degildi. Iran'i nukleer bomba ile yerle bir edelim diyen Evanjelik papazlar vekiller de coktur orada).
Saniyorm dunyanin her yerinde millyetcligi ideoloji erdinmislerin durusunu oztleyici bu Kongre uyesinin veciz sozu. "bana ait olan veya benim ait oldugumu savunma erdemdir" diye de aciklanabilir bu psikoloji. Bu vatan sevgisi gibi insanin tabii ayakta kalma gudusunun bir uzantisi olan duygunun kutsanmasi, yucelestrilmesidir probleml olan. Iste bunu yapiginiz zaman Ulkucu veya Kurtcu Mafya mensuplari kadin ticaretinden cek senet, kacakclik gib kirli islerden dolayi yakalandiklarinda onlara "Turkiye sizinle gurur duyuyor" sloganlar ile destek veren sapiklik haline kadar gidersiniz.
Orhan Pamuk'u sevmem. Edebi dehasini bilmiyorum; belli ki var. Onu servmememin sebebi "Turkiye soykirim yapti" iddiasinin bir vicdani muhasebe degil iyi planlanmis bir pazarlama stratejisi olugunu dusunmem. Kendi ulkesine karsi olma gibi baslibasina bir suc tanimiyorum ben.
Ote yandan en saygi duydugum entellektuellerden Israel Shamir de ulkesi Israil'de "vatan haini" ilan edildi Filistinlilerin insan haklarin destekledigi ve Israil'in yaptigina "soykirim" dedigi icin. Pamuk ile farki Shamir'in bu durustan herhangibir kar saglamak soyle dursun dunyanin kendisine dar edilmesine, gittigi her yerde "persona non grata" ilan edlmesine sebep olmasi. Iste ahlaki omurgali ile yatirimciin farki.
Biraz dagittim farkindayim ama esas mevzuudan uzaklasmadigim kanaatindeyim. Vatan sevgisi, lumpen millyetcili, irkcilik gibi kavramlar rasindaki ince cizgileri tespit etmeye calisir iken ahlaki olcutleri baz almanin onemidir vurgu yapmak istedigim.
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: January 20, 2008 5:03 PM
Öncelikle şunu belirteyim olayları eleştirerek reforme edici veriler sunmak yerine, tartışamayı kişiselleştirirek bir nevi nefs-i müdafanın hakim olduğu polemiklere girmekten hazzetmem hiçbir zaman. Ama her seferinde bir cevap hakkı doğuyor.
Bir Yunan İsrail yada Amerikan vatandaşı kadar milliyetçi olmamızı talep eden arkadaşımıza: Onların bu asil duygusu sayesinde dünyanın nasıl kan gölüne döndüğünü 'kitle imha dolarlarının' 'kitle imha bombalarından' daha çok ölüme sebebiyet verdiğini hatırlatmak isterim.
Sevgili Deniz bey/hanım?
Milliyetçilik MİLLİ BİLİNÇ tüm alanlarımızı kaplamış durumda hiç tasalanma...
Siyasi partilerimizden başlayalım örneğin "milliyetçilik" "ulusalcılık" "milli görüş" sloganlarını kullanıyor hepsi(yabancı bir ülkede Türk siyasetini anlatmak hayli zor olsa gerek birbirinden çok farklı olan bu görüşlerin tek karşılığı NATIONAL) Sözde hepsinde bir millilik var ama özünde tezat olacak görüşleri barındırabilyor.
Bir de bunların alt kümeleri var "yurt sevenler grubu" "anadolu müdafaa" vs vs vs cemiyetleri adı altında silah üzerine yemin edenler ve çete kurangiller hani...
'MİLLİ' kelimesinin içerisi her türden görüşle doldurulabiliyor kısaca...
Bu durumda hangi tür MİLLİ BİLİNCİ öğrencilerime enjekte etmemi istersin? Ben şimdilik 'hiç biri' şıkkını kullanarak 'ah vah etme' metodlarını deniyorum. Bunu yaparken de yetişen tüm öğrencilerin katil olmasını beklemiyorum. Çok değil bir ay öncesinde okul çıkışında bıçaklanan çocukları görmek, Papa istanbula gelmesin diye öğrencileri dersinden alıp üniformalarıyla Beyazıt Meydanına eyleme götüren hocalarların varlığını bilmek yetiyor. (küçük örnekler bunlar)
Birşeyin farkında olamak için herşeyin kaybolmasını mı bekleyeceğiz? Yada akıllı ve soğukkanlı(!) durarak ne olmuş yani tüm öğrencilerimiz katil olmadı yaa diyerek bazı şeyleri görmezden mi geleceğiz?
Yazan: günseli Tarih: January 20, 2008 5:31 PM
Sayın Blue,
Yorumunuz çok yerinde, beğendim açıkçası.
Bekir L. Yildirim Bey,
Ne yaptınız siz?
Şimdi birileri çıkıp "bak elin Amerikalısına ne diyor? İşte adamlar bu sayede dünyaya hükmediyor. Bizde de birileri çıkmış bir gün Ermeni oluyor, bir gün misyoner" diyecek.
Sonra da biz de bu Amerikalı gibi olalım diyecek.
Verdiğiniz örneğe bakın.
Amerikalı'nın cinayetlerini görmesini beklemeyin yukarıda bahsettiğim kişilerden, onlar Amerikalının bu sözünü Amerikanın cinayetlerinin değil gelişmişliğinin işareti olarak görecekler.
Sonra da elerine cep telefonunu alıp:
"Elin Amerikalısı böyle demiş, siz de böyle deyin, bu mesajı da 10 kişiye yollayın, Ne mutlu Türküm diyene, Söz konusu vatansa gerisi teferruattır, Ey Türk titre ve kendine dön" gibi vecizelerle süsledikleri mesajları etrafa yayacaklardır.
Mesaja adınızı eklerler(Alıntı Bekir L. Yildirim yazarlar falan) diye korkmayın, ne duyduklarının kaynağını araştırırlar, ne aldıklarının kaynağını verirler, çünkü hedef kitleleri de genelde kaynak sormaz ve aramaz.
Siz ne yaptınız?
(!?)
Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: January 20, 2008 8:15 PM
Sn. Balbazar,
Sizinle munazara yapmak degil niyetim. Epey felsefe yapmissiniz lakin tartismayi baslatan kurdugunuz tesbihteki carpiklik elestrime dair birsey yok. Ben Istiklal marsi okunmasi, okuturulmasinin pedagojik, ahlaki boyutlarin her yas grubu icin ele alarak incelemeye girme geregi duymadim. Boyle bir zaruret yok. Her ulkenin her toplumun mitleri, agitlari, marslari, destanlar vardir ve bu milletleri bir arada tutmak icin zariridir mealindeki cumlem yeterli olmali tartistigmiz konuda. Hemen hemen hicbir istisna yoktur en "geri" toplumdan en "ileri" olana. Bu konuyu cok daha acarim ama sizi ikna icn teblig hazirlamaya niyetim yok.
Evet "4 yasindaki cocuklara mars okutmanin da Kutlu dogum haftasinda onlara siir okutmanin da , Kutlu dogum haftasi yapmanin da cocuklain, genclerin baslarini ortmesinin de ne menem cagdisi, zulum oldugu vb ayni agizlardan ayni ifadelerle soyleniyor; bunlari artik noktasina kadar ezberledik.
Siz de parmaga toplu igne batirarak , ve bunu medyaya duyurarak vatan sevgisi gosterme sovu ile cocuklarin milli mars soylemesini ayni kefeye koyan mantigi segilediginizde ben sizin aslinda derin bir entellektuel oldugunuzu ve bu gorusun alistigimiz ezber degil hur dusuncenizin urunu oldugunu nerden bilecegim Sn. Balbazar? Simdi ogrenmis oldum. Bilmemek ayip degil, ogrenmemek..
Sizin siir sevmediginize gelince evet o benim onyargim; herhalde kinaye pek basarili olmadi. . Barismak icin alin size benim ilkokula gitmeden once ezberledigim cinsten birkac siir. Bunlar "suheda fiskiracaK' dizeleri kadar zararli degildir umid ederim..
NÖBETÇİ MİLLET
Yaradan* hey Yaradan !
Dört yıl değil bin yıl geçse aradan
Sensin ateş diye kanımızdaki
Sesin ışık diye önümüzdeki !
.........
İsterse hayat zehrolsun
İsterse refah kahrolsun
İsterse kurşun düşsün yanımıza belimize
İsterse geçinmek için bir dilim
Kuru ekmek geçmesin elimize.
Halel gelmez bizim ateşimize;
Dünya düşse peşimize
Yer sarsılsa yerinden
Ne senden geçeriz, ne senin eserinden …
~ Behçet Kemal ÇAĞLAR ~
* Burada Sair’in "Yaradan"’ı MKA
YENİ MİLLETVEKİLLERİNE
Haklısınız, bir büyük millete vekilsiniz;
Göğsünüz, kıvanç dolu, gerildikçe gerilir.
Bilin ki Atatürk’ün kurduğu Ankara’ya
Atatürk’ün yolundan yürünerek girilir.
Anıtkabre gidip de yürekten baş eğmeyen
Günü gelir çarpılır, düşer, yere serilir.
Bir avuç yobaz için, bir sürü cahil için
Devrimi çiğneyecek ayak varsa, kırılır.
Bir de bakarsınız ki her meydanda bir kere
Her genç Türkte bir kere bir Atatürk dirilir.
Bir an unutmayın ki Atatürk ülkesinde
Ahiretten önce de Yüce Divan kurulur… ~ Behçet Kemal ÇAĞLAR ~
CANKAYA
Bir ebedi gunesle
Burada dogdu Gazi,
Yaprak yigini gibi
Burada yandi mazi.
Burada erdi Musa;
Buradan uctu isa.
Bulbul burada varsaHurriyet icin oter.
Ne orumcek, ne yosun,
Ne mucize, ne fusun;
Kabe Arabin olsun,
Cankaya bize yeter! Kemalettin Kamu
***********************************
Atatürk Mevlidi
Türk’e Tanrinin bahsettigi bir ruh idi
Zulmün Milletimi bogmaya kalktigi an
Nur gibi doğdu karanlik günlerin de
Sensiz bu millet öksüz sayilir’di inan
Gel ey 19 mayıs eşsiz sabah merhaba
Ey Samsunda karaya çıkan ilâh, merhaba
Merhaba ey yükselen güneş
Anafarta’dan
Merhaba ey kurtaran
Türklüğü bin vartadan
Merhaba ey Türklüğe alın yazısı yazan
Merhaba Dumlupınar,Sakarya, İzmir, Lozan
Merhaba ey biribiri ardından inkilaplar
Merhaba ey ezeli, feyizli eşsiz bahar
Merhaba ey ilâhın en yakın arkadaşı
Merhaba ey devletin ak alnı, aziz başı
Doğuran bu gün, bir gün: doğuracak muttasıl
Her Türkün tevellüdü 19 Mayıs asıl
İlk çamurdan beden, üflenen ruh, dediler
Son tufanda Türklüğü kurtaran ruh, dediler
….
Behçet Kemal Çağlar
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: January 20, 2008 8:47 PM
Burada marslar konusunda bir tartisma cereyan ettigi haberi aldim koptum geldim. Laik ve cagdas bir TC vastandasi olaraktan dogal olarak birinci marsim 10. yil marsidir. Maclara, konserlerde, mitinglerde hatta icab-I alinde gericiler ramazanda Feshane’de direklerarasi kurdugunda orada da soyletiriz ki meydani bos biraktigimizi zannetmesinler. Her yerde soyler ve soylemeyeni, ayaGA kalkmayani belleriz. Ikinci favori marsimiz ise tabii ki Ayten Alpman’in Memlektim marsidir ("bestesi bir Fransiz sarkisindan araklama" diyenin agzini yirtarim , kukremis sel gibiyim bendimi cigner asarim..,- yok o baska bi sarki idi, karisti). Ozellikle aylavyu Fener, oley oley oley marsi ve tabii ki arkasindan ulkemizin futbol kahramanliklari destani Tukcell'in video esliginde soylenen "My lady Darbanville ("solye bir bakiiin, bakin sahayaaaa") ile pespese soylendimi adamin ici bihos oluyo.. TV'de o reklam her cikisinda ayaGa kalkip elimi kalbime koyuyorum. Fener dediniz de aklima geldi. Aziz Yildirim istifa edecem dediginde aclik grevine girenlerdenim, sahsen!! Buyukanit Pasamin da buyurdugu gibi bu millet boyle bir millettir iste. Isterse kale direklerini ibrisimden, formalari atlastan... Neyse duygulandim, siz aranizda konusun beni merak etmeyin.. ben biraz..
Yazan: L. Cagdash Kirayziturk Tarih: January 20, 2008 11:11 PM
@ Günseli hanım,
Önce yazdıklarınız ile yansıtmış olduğunuz takdir edilesi “öğretmen”olma bilincinizden dolayı sizi tebrik etmek istedim.İnsanların anlamakta zorlandığı bir şeyi gayet güzel özetlemişsiniz; bir okul sınıfı gelecekteki toplumun,bugüne küçük çaplı bir yansımasıdır ve
öğretmenler; “milli bilinç” aşılmak için yetiştirilmiş "uzman öğretmenler" olmadıklarını önce kendileri idrak etmeliler.
Bu ülkenin sembolü olan bayrak için “kan” akıtmayı düşünebilen çocuklara,bu ülkenin toprakları ve onun üzerinde yaşayanları için “ter” akıtmanın da belki bir çözüm olabileceğini neden düşündürtemiyoruz?Bakımlı,suyu akan tuvaletleri olan okullarının sıcacık sınıflarında eğitim alırlarken,bu imkanlara sahip olmayan o çocukların okulları için iki çivi çakıp,duvar boyamayı neden düşünememiş olabilirler? Keşke bu 13 çocuk böyle bir kampanyaya öncülük ettikleri için takdir edilmiş olsalardı!Batıdaki okulların doğudaki okulları kardeş okul olarak ilan ettiğini hiç duymadım.
“Veya en azından çıkıp bir Diyarbakır gezisi yapın, iki üç yoksul ailenin kapısını çalıp duasını alın.”(Blue)
Bunu “dua” almak için yapmasalar bile hiç olmazsa kendileri için yapabilirler;belki bir takdir plaketi,okul başarı puanına ek vs.gibi daha dünyevi gerekçelerle de yapabilirler.
Yazan: çuvaldız Tarih: January 22, 2008 1:47 PM
yukarıdaki yazıları okudum ne yazıkki birbirini yanlış anlamaktan baska bir şey yapmamışlar arkadslarım.
benim burda söylemek istediğim kürt kökenli bir türkiye vatandaşı olarak:blue abimizin dediği gibi:yapacaksanzı somut bir şeyler yapın.öğretmen olarak gelin doktor olarak gelin hemsire olarak gelin...
yani parmaklarına iğne batırdıktan sonra onla o şerefli o kutsal bayrağımızı kötü işlere alet edilmesine karşıyım ben..çünkü onun mustafa beyin dediği gibi cinayetlerden katliamlardan bir farkı yok.
hürmetle...
Yazan: serhat ozan Tarih: January 23, 2008 12:14 AM
AZINLIK MI, ASLİ UNSUR MU?.. KURUCU KİM, ASLİ KİM, TALİ KİM?
“Azınlık” terimi, “bir toplumda, nüfusun büyük çoğunluğunu oluşturan gruptan; din, dil, etnik köken vb. yönlerden farklı özellikler gösteren topluluk” anlamında kullanılmaktadır. Yerleşik azınlığın çoğunlukla eşitliğini sağlayıcı kurallar; “yaşama hakkı, özgürlüklerden yararlanma, medeni ve siyasal haklardan yararlanma” konularından oluşmaktadır.
Medeniyetler İttifakı toplantısı için İspanya’nın başkenti Madrid’de “Nueva Economia Forumu”na katılan Başbakan Erdoğan’a basın toplantısında (17 Ocak 2008) bir gazetecinin “Kürtlerin azınlık olduğu” şeklinde bir soru yöneltmesi üzerine, “Bu çok yanlış ve kasıtlı bir sorudur” diye tepki gösteren Başbakan Erdoğan, bakın neler söylemiş; “Kürtler, böyle bir soruyu soranları tekme tokat kovalarlar. Kürtler, Türkiye’de asli unsurdur ve azınlık statüsünü asla kabul etmezler. Türkiye’de Kürtler, devletin en üst kademelerinde yer aldılar. Başbakan, bakan, milletvekili olmuştur. Yargının en üst kademelerinde görev yapmıştır. Kürtler Türkiye’nin her bölgesinde yaşamaktadır. Terör örgütü PKK, Kürt kökenli vatandaşlarımızı istismar etmeye çalışmaktadır. Ancak PKK’nın bugüne kadar Kürtlere kazandırdığı hiçbir kazanımdan söz edilemez. Aksine PKK, şiddet eylemleriyle demokrasi ve ekonomik kalkınma açısından en büyük zararı Kürtlere vermiştir. Etnik milliyetçilik, bölgesel milliyetçilik ve dinsel milliyetçilik Türkiye’de yasaktır. Türkiye’de bütün vatandaşlar eşit ve birinci sınıftır. Kürtler, Türkiye’nin üniter yapısı üzerinde hesabı olanların gayretlerine prim vermezler.”
Bu konuda birkaç saptamada bulunmak istiyorum. Birincisi, Türkiye’de azınlık kavramını aşağıdaki şekilde tanımlamak mümkündür. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda; “Her Türk vatandaşının bu Anayasadaki temel hak ve hürriyetlerden eşitlik ve sosyal adalet gereklerince yararlanarak millî kültür, medeniyet ve hukuk düzeni içinde onurlu bir hayat sürdürme ve maddî ve manevî varlığını bu yönde geliştirme hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu” belirtilmektedir. (Madde 66) Ayrıca, Anayasa'da; “Herkesin, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşit olduğu” vurgulanmaktadır. (Madde 10)
Yine, bilindiği üzere Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kuruluşu Lozan Antlaşması'na dayanmakta olup, Lozan Antlaşması’nca belirlenen hukuki siyasi statüye göre Türkiye'de Rumlar, Ermeniler ve Yahudiler olmak üzere sadece gayrimüslim azınlıklardan bahsetmek mümkündür. Bunların dışında Türkiye'de yaşayan Kürtler, Çerkezler, Abhazlar, Boşnaklar, Gürcüler, Lazlar vb. (Bazı araştırmalara göre Türkiye’de 40’ın üzerinde etnik grup bulunmaktadır.) ise, Lozan Antlaşması çerçevesinde Türkiye'de azınlık statüsünde olmayıp, anayasal vatandaşlık çerçevesinde asli unsur olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla Kürtler, etnik ayrımcılığa gidilmeksizin Anayasa ve yasalarla belirlenen hak ve yükümlülüklere tabidirler. Kürtlerin azınlık olarak nitelendirilmelerini ve bu yöndeki çabaları, öncelikle Kürtlere büyük hakaret olarak görüyor ve kabul edilemez olarak nitelendiriyorum.
İkincisi; bir devlet kurulurken onun kurucusu belirlenir. Aradan 85 yıl geçtikten sonra, kurucusu değişmez. Bunun için devletin yeniden kurulması gerekir. Mesela Franko’dan sonra İspanya yeniden kuruldu. Franko ülkeyi o hale sokmuştu ki, eğer bugünkü ademi merkeziyetçilik getirilmemiş olsaydı, İspanya dağılacaktı.
Bugün Türkiye’de etnik milliyetçilik üzerinden prim sağlamaya çalışan PKK ve bazı Kürt siyasetçiler, “Kürtlerin kurucu unsur olduğu”nu belirtiyorlar. Bu felsefi olarak son derece yanlıştır. Çünkü sen kurucu unsurum dediğin anda, Türkiye’de bazılarının yaptığı hatayı yapıyor, konuyu tekelleştiriyorsun. Kurtuluş Savaşı’na katılan sadece Kürtler değil ki, Çerkesler de, Lazlar da, Arnavutlar da, Gürcüler de aktif olarak katıldı. Peki, Kürtler asli unsursa, diğerleri ne olacak?
Bir de “asli unsurum” dediğin zaman, “tali olan da var” demek istiyorsun. Yani, “Kürtler ve Türkler dışındakiler talidir” diyorsun. Diğerlerini ikinci derecede sayıyorsun. Demokratik bir Kürt aydını olarak, Türkleri kurucu unsurdan alt kimliğe indirmeye çalışırken, diğer taraftan Kürtleri, Türklerin yanına taşıyamam. Çünkü onların oraya çıkması, başkalarının ikinci sınıf kalması demektir. Bu da konsensüsü engelleyecektir.
Diğer yandan, bir devlet kurulurken, onun simgeleri, bayrağı, adı vs. konur. Bunlar çocuk oyuncağı değildir ki, devamlı oynansın. Mesela, Türkiye’nin adını değiştirip “TürKür” yapsak, bayrağını değiştirip bir de yeşil renk koysak… Buna lüzum var mı? Bu memleketin adı 11.yüzyıldan beri “Türkiye”dir ve her türlü oyuna ve tahrike rağmen, bu ülkede yaşayan Türkü, Kürdü, Lazı, Çerkezi, Arnavutu, Yahudisi, Ermenisi bir arada yaşama iradesi göstermeyi başarabilmişlerdir.
Nasıl şiddet şiddeti doğurursa, milliyetçilik de karşı milliyetçiliği doğurur. Kürt ve Türk milliyetçilikleri devamlı birbirini azdırırlar. Bir unsurun keyfini yapayım derken, ondan daha güçlü olan ve zaten alt kimliğe indiği için hınç duyan bir unsurda tepki yaratmamak gerekir. “Rabbena hep bana” dediğin zaman işin içinden çıkamazsın. Karşı tarafı da düşüneceksin. Şimdi diyeceksiniz ki, “milliyetçilik azıtacak diye ben kendi kimliğimi ileri sürmeyeyim mi?” Eğer eziliyor ve ikinci sınıf muamelesi görüyorsan, tabii ki mücadele edeceksin. Ama birinci sınıfa çıkma çabası çok hatalıdır. Bu memlekette birinci sınıf ya da ikinci sınıf vatandaş olmamalıdır. Onun için Kürtler ya da Çerkesler ya da Lazlar ya da Gürcüler asli ve kurucu unsurdur diye Anayasaya koymaya kalktığın anda, her şeyi berbat eder, sadece yaşadığın ülkenin değil, kendi sonunu da hazırlarsınız. Bireysel haklar ve özgürlükler için mücadeleye varım; ama devletin üniter yapısını yok etmeden, demokrasi ve hukukun üstünlüğü ilkelerini çiğnemeden, silaha, mayına, bombaya sarılmadan, yakmadan ve yıkmadan.
Türkiye’nin ve dünyanın evrimine şöyle bir bakacak olursak; çatışmacı ideolojiler çağın gerisinde kalırken, rasyonel, uzlaşmacı, müzakereci, pratik, çoğulcu görüşler gelişiyor. Dünyada etnik milliyetçiliğin marjinalleştiği toplumlarda; büyük kitlelerin ve kitle kuruluşlarının, aynı zamanda aydınların büyük çoğunluğunun o toplumlarda eski “çatışmacı” kültürleri aştıkları ve bu şekilde doğası itibariyle çatışmacı olan etnik milliyetçiliğin toplumdan “tecrit” edildiği görülecektir.
200 yıldır sürdürdüğü çağdaş uygarlık hedeflerine ulaşmada büyük çaba gösteren Türkiye’de, bugün tüm aydın ve siyasetçilerden beklenen, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak demokratik/çağdaş milliyetçiliğe ve yurtseverliğe destek verildiğini, etnik ayrımcılığı ve şiddeti temel alan tüm grupların karşısında olunduğunu yüksek sesle haykırmaktır.
Nail Amudi
nailamudi@yahoo.com
Yazan: nail amudi Tarih: January 23, 2008 4:14 PM
Şu yorumları okudum da hayret! Bu eleştirenler nerede yaşıyor? Niye bu gençlerin yaptığı bu kadar yanlış bulunuyor? Ne biçim yazarsın? Şunu açık açık ben bu tür duygulara , görüşlere, vatanseverliğe karşıyım, düşmanım diyemiyor. Ama lafı eveleyip, geveleyip bilmem ne nazilerin bayrağıyla bağlantı kuruyor.Ben o gençlerle gurur duydum. O çocukları resimlerinden sevdim. Gençlerin bu saf duygularını da nazilere benzettin ya... Yuh olsun sana. Bu millilik düşmanlığının nedenini de açıksa söylesen.
Yazan: alp Tarih: January 31, 2008 3:00 AM
-Anne benim hayatım tehlikede olsa, beni kurtarmak için kendi hayatını tehlikeye atar mısın?
-Tabi ki yavrucuğum.
-E, anne o zaman bana olan sevgini göstermek için bileklerini kessene.
-Olur yavrum hemen; tostunu da yaptım, beslenme çantana koydum.
...
Evet bunu isteyen bir çocuk. Başaka birşey mi bekliyordunuz.
Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: January 31, 2008 3:45 PM