« Yedinci Ok: Korkutmacılık | Ana Sayfa | Alevi Usulü Engizisyon »
January 9, 2008
Kabadayı’dan Ahlak Öğrenmek
[9 Ocak 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Şener Şen’in başrolünü oynadığı, Ömer Vargı’nın yönettiği “Kabadayı” adlı filmi izlediniz mi? Ben izledim ve beğendim. Dahası, bu filmden çıkarılabilecek bazı ahlaki dersler olduğunu düşünüyorum.
Bu filmdeki “Ali Osman” tiplemesi, yine Şener Şen imzalı “Eşkıya” filminin ana kahramanını andırıyor. Her iki filmde de birer “eski adam” var karşımızda. Bunlar, suça karışmış, adam vurmuş, yatıp-çıkmış tipler. Ama önemli ahlaki erdemlere sahipler: Mert, dürüst, namuslu, vefalılar. “Fukaraya” ve ezilmişlere sahip çıkıyorlar. Karşılarındaki zamane ahlaksızlarına karşı, kadim değerleri temsil ediyorlar. Ama ne yazık ki her iki filmde de “eski adam” ölüyor. Devir, zamane ahlaksızlarına kalıyor.
Bu senaryolar, sanırım, Türkiye’de yaşamakta olduğumuz toplumsal bir değişimin aynası. Geleneksel ahlaki değerlerimiz, bizler modern hayata adapte oldukça zayıflıyor ve hatta silikleşiyor. Eskiden insanlar zenginliklerini göstermekten haya ederdi; şimdi başkalarının gözüne sokmak için yarışıyorlar. “Dürüst olmak” yerine, “uyanıklık, işini bilmek” övülüyor. Tevazunun yerini kibir, kanaatkarlığın yerini açgözlülük alıyor.
Bu yeni ahlaka (veya ahlaksızlığa) bazen “kapitalizm” üzerinden tanım getiriliyor ki, yanlıştır. Doğru kavram, “hedonizm”, yani “hazcılık”tır. Yaşamın tek amacının haz almak olduğunu sanmaktır.
Yakın zamana kadar televizyonlarda boy gösteren bir araba lastiği reklamı, hedonizmin özünü çok iyi ifade ediyordu: “Dünya”, diyordu bu reklam, “sizin oyun alanınız.” (Araba lastikçilerinin bu kadar derin konularda ahkam kesme cür’etinden etkilenmemek mümkün değil.) Geleneksel ahlakta ise dünya “oyun” değil asıl olarak “imtihan” alanıdır. İnsanların zevk almanın yanında gerektiğinde zevklerini dizginlemesi, “doğru olanı yapmak”tan gelen daha derin bir tatmine varması öğütlenir.
Burada kritik soru şu: Acaba modern olunca, hedonist olmak da kaçınılmaz mı? Ahlak, gelenekte kalmaya mahkum mu?
Ben bu konuda iyimserim. Çünkü “geleneksel” dediğimiz değerler aslında evrenseldir. Her çağda ve ortamda yaşanabilir. Modern yaşamın içinde de dürüstlüğü, namusu, tevazuyu, fedakarlığı ve hatta kanaatkarlığı diriltmek mümkündür. Bir insanın “fukaraya” sahip çıkması için Kabadayı filmindeki Ali Osman gibi bir “eski adam” olması gerekmez. Plazasında çalışan, evine “jip”le dönen bir işadamı da pekala hayırsever olabilir.
Batı dünyası, hele de Amerika, bu işleri epeydir sorguluyor. Biz ise biraz geç zenginleşen bir toplumuz ve bu yüzden modern yaşam biraz başımızı döndürdü. Sanıyoruz ki cebimiz para görüp “seçkin mekanlar”da takılınca başımız göğe erecek, mutlu olup tatmin bulacağız. Oysa durum öyle değil. Ahlak olmadıkça “vicdan rahatlığı”, o olmadıkça da mutluluk mümkün değil. Eğer “ruhunu şeytana satan Faust” gibi bir şeye dönüşmediyseniz…
Yapmamız gereken, geleneksel ahlaki değerleri modern yaşam içinde yeniden üretmek. Merhum Barış Manço’nun ünlü şarkısındaki “kul Ahmet”in nasıl erdemli bir adam olduğunu hatırlarsınız. Peki ama kreatif direktör Çağla hanım veya orta kademe yönetici Ozan bey nasıl erdemli olacak? Ahlakın kaynağını nereden bulacaklar? Zamanın meselesi bu.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: January 9, 2008 11:16 AM



Filmin sonunu söylemeseydin be hacı. Nasıl izlices şimdi. Hep aha ölecek ölecekdiye bakacas. oldu mu ya?
Yazan: ilhan k Tarih: January 9, 2008 12:08 PM
"Sanıyoruz ki cebimiz para görüp “seçkin mekanlar”da takılınca başımız göğe erecek, mutlu olup tatmin bulacağız. (MA)
Ne diyorsun Mustafa Bey? Hayallerimi yikmanin ne alemi vardi simdi ? Nisantasi cafeleri ve Reyna, Papermoon, diger gavurca isimli yerlere kapagi atmanin otesinde de hayat var mi demek istiyorsunuz? Bak bu hic olmadi :(
Mizah olmadi ise cidiilesiriz de icabinda. Bunu soyleyen herkesin samimiyetinin sorgulandigini (kendim tarafindan da) biliyorum ama gene de soyleyecegim: Hayati mal mulk biriktirmekle harcamak aptalliktir; kapasitesizin yapacagi istir (yok Bill Gates aslinda para pesinde kosmadi). Onu herklesin gozune sokmaya calismak ise bunun ustune yontulmamislik, kiroluktur(biliyorum daha veciz ifadeleer kullanilmistir ayni mealde fakat ben onlari bulana kadar bununla idare edin).
Bati'nin ve ozellikle ABD'nin bu konuda bir ahlaki sorgulama yaptigi hususunda Mustafa Bey'e ancak kismen katilabiliyorum.( Tabii tek Bati ve tek ABD'de yoktur; eyvallah). Ferrrari'sini satan bilgelerin cogu Rolls Royce aliyorlar yerine. Bilgeliklerini anlattiklari kitaptan sagladiklari kazanclarla da diger hedonist zevkler tatmin oluyor. Ama Jacques Cousteau'dan Diana Fossy'e, Rahibe Teresa'ya bilgeler de cikmiyor degil. O da katrakter olusumunda "maya" nin rolune isaret etse gerek.
Bence modernlesme ve ayni zamanda geleneksel ahlaki muhafaza konusunda Japonya, Kore ve evet Malezya (ozur dilerim laikcuilerden) guzel ornekler teskil edebilir. "edebilir" demem olayin sosyolojik boyutunu yeterli vukufiyetim olmamasindan. Evet Japonya, Kore'de de hazcilik ve "vahsi kapitalizm" , tuketim kulturu ne derseniz maddiyatci yozlasma var ama nasil ise uzak dogu kulturleri "tamahi" bir taklim geleneksel ahlaki degerler ile dizginleyebilmisler. Basarisiz oldugu icin intihar edern CEO olgusunu ABD'de duymaniz mumkun degil cunku orada Ivan Boesky'nin deyimi ile "tamah iyidir"; MBA'lerde ve Wall Street'te bu ogretilir. Bir diZide "ahlaksiz avukat karakteri" (baska turlusu de varmis herhalde) bir ahklaki bir ikilem ile karsilastiginmda "ahlak 0-dan 120 ye kac saniyede gider" diyordu.
"Allah'a nicin inanilir" kadar temel ve derinlikli bir konuda guzel bir giris yazisi olmus.
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: January 9, 2008 1:18 PM
jipe binip plazalarda yaşayan ama yardımsever,dürüst insana örnek, Polat Alemdar..siz kurtlar vadisini de bir seyredin..son bölümde sokakta yaşayan bir çocuğa iş vermişti..o da Polat'ı sırtından bıçakladı..bakalım ne olacak?yarın seyredeceğim.:))
Mustafa Beyin yazısında şunu gördüm kendimce,
ben zenginliğide,jipleride,plazalarıda,lüks mekanlarıda yaşadım gördüm..ama tatmin olmadım,bir şeyler boş kaldı içimde..maneviyat bu tatminsizliğe derman oluyor..onu anladım,yaşadım..
materyalist yaşamakla,herşeyi dünyada yapıp etmeye çalışmakla olmuyor..ahlaki değerler lazım..
İsa Mesih'in dediği gibi,insan sadece ekmekle yaşamaz..
ya da Hz.Muhammed(as)'ın öğrettiği üzre,komşusu açken tok yatan bizden değildir,yarım hurmayla olsa bile sadaka ver,tebessümde sadakadır,kendin için istediğini başkası için de istemedikçe iman etmiş olmazsın,dünyada bir ağacın altında gölgelenen yolcu gibiyim..
eskilerde demişler ki,kanaat en büyük hazinedir,azla yetinmeyen çoğu bulamaz
birde şöyle bir hikaye anlatayım;
insanları öldürmekten hiç çekinmeyen,astığı astık,kestiği kestik bir eşkıya bir gün bir bilgeye rastlar..
bilge onunla ilgilenmez,kaale almaz..eşkıya buna sinirlenir,
-sen benim kim olduğumu biliyor musun,der,,
gözümü kırpmadan senin başını gövdenden ayırabilirim..
bilge zerrece endişe etmez,
--peki sen benim kim olduğumu biliyor musun?
gözümü kırpmadan başımı verebilirim,der..
kıssadan hisse,bilgemiz dünyayı bol bir elbise gibi üzerinde taşıyor..her an terk edebilecek kadar rahat..dünyayı sırtlanmamış,dünyanın sırtına çıkmış,rahat adam..
ancak bu felsefelerin insanları ölümü sevgiliye kavuşma olarak algılayabilir...
Mustafa Bey de ekmeğini paylaşan,kanaatkar,varlığıyla şımarmayan,başkaları nın da eşit şartlarda yaşamasını isteyen olgun bir insan portresi çiziyor..
varlıklı,okumuş ama mutsuz insanlar için iyi bir yol gösterici..iyi ki varsın..
saygılar.
Yazan: saruhan Tarih: January 9, 2008 1:47 PM
hedonizm'in sozu gecince merhum filozof epikurus'un bir eserinden bir parca aklima geldi. aklimda kaldigi sekliyle soyleydi: "insana haz veren her sey iyi ve aci veren her sey de kotudur... ama bazi hazlar, cok daha buyuk acilari beraberinde getirirler." metni okuyali uzun zaman oldu, ama bu anlamda bir seydi. buradan hareketle, ayni metinde, epikurus, iyi yasamin dinginlikte (tranquility), tevazuda, bilgelikte oldugu sonucuna variyor.
demek istedigim su. bireyci olmak, hazci olmak, dunyevi hazlardan gayri bir mutluluk kaynagi gormemek illa ki bencil, firsatci, uc kagitci olmayi gerektirmez. cevresiyle barisik, mutlu ve huzurlu bir hayat yasamak isteyen ortalama bir insan icin hazcilik hic de fena bir alternatif degil yani. bizim "geleneksel" dusunce kaliplarimizin disinda da ahlak anlayislarinin var oldugunu gormek gerek.
Yazan: d j Tarih: January 9, 2008 4:01 PM
Sn. DJ,
Saniyorum sizin bahsettiginiz "hazcilik" ile Mustafa bey'in bahsettigi hedomizm farkli seyler. Oyle olsa idi mazokizm olurdu ziddi (hazci olmayan, acidan zevk aliyor onu kutsuyor olurdu, ki ona da hazci denebilirdi , oyle ya isin icinde haz var :)). Simdi hedonizm tanimi icin wikipedia'ya bakacak kadar onemli degil mevzu. Gene de kafadan bier kisa tanim:
Hazcilik= zevkperestlik = hedomizm =
Fiziki tatminler yuceltmek, onu yasam felsefesi yapmak. "iyi yasam" kadar genis degil yani kapsam.
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: January 9, 2008 6:12 PM
bekir bey,
hedonizm bir ahlak felsefesidir ve kokeni epikurus'un eserlerine (belki de daha oncesine) kadar dayanir. etik de denilen ahlak felsefesi, felsefenin iyi yasamin nasil olmasi gerektigini tartisan bir alanidir. epikurus basta olmak uzere, hazciligi takip edenler ahiret inanci gibi bir seye sahip olmadiklari icin, mutlulugun bu dunyayla sinirli oldugunu dusunurler. bu sebepten bu dunyada dolu dolu yasamayi, dunyevi zevklerin tadini cikarmayi iyi yasamanin yolu olarak gorurler. ama bunlarda asiriliga gitmenin bu dunya hayatinda buyuk acilar, yikimlar getirecegini dusundukleri icin kararinda yasamayi savunurlar. evet hazlarin pesinde kosarlar, dogru. ama vur patlasin, cal oynasin tarzi bir hovardalik degildir savunduklari. sanatla, felsefeyle ic ice, kararinda, olculu, erdemli, dingin bir yasamdir arzuladiklari. boylelikle kendileriyle ve cevreleriyle baris icinde, huzurla olene kadar yasamak isterler. hedonist (yani hazci) felsefede iyi yasam boyle bir seydir.
simdi mustafa bey bunu boyle anlatmamis. belki toplumda hazci denince vur patlasin, cal oynasin yasayanlar anlasiliyordur. ama eger bir -izm'den bahsediyorsak, onun halk arasinda nasil bilindigini, anlasildigini degil aslini dikkate almaliyiz. islamiyetin ahlak anlayisiyla ilgili de, islamiyetle alakasi olmayan, pek cok iddia ortaya atanlar cikabilir. nasil islamiyet'in ahlak anlayisinin aslini, kuran ve hz muhammed'i, olcu alarak degerlendirmemiz gerekirse; bir felsefi anlayisi da yine onun asli metinlerini ve savunucularini olcu alarak degerlendirmeliyiz.
ozetle, hedonizm hic de mustafa bey'in yazisindan anlasildigi gibi carpik, sapik bir felsefe degildir. ahiret gunune inanmayanlarin benimsedigi bir ahlak felsefedir. tabii sizin bu felsefeye elestirileriniz olabilir; ahirete inanmadan erdemli bir yasam nasil olur diye kusku duyabilirsiniz. mustafa bey bunu tartissa bir sozum olmazdi. benim itirazim, yazida bir felsefi dusuncenin carpitilmasina ve dinsel ahlak anlayisinin bu carpik dusunceyle karsilastirilarak bir sonuc cikartilmasina.
Yazan: d j Tarih: January 9, 2008 7:20 PM
Sn. DJ,
Bu kadar ciddiye alacaginizi bilsem tashih etmezdim. Ya da en azindan dedigim gibi wikipedia'ya bakardim terimin felsefi, hukuki ahlaki, dini, evrensel vs yorumlari icin.
1. Yazi konusu o degil, tegetsel bir konu. Yani yazinin mesaji hedonizmin herhangibir tanimi ile aykta duruyor veya dusuyor degil.
2. Muastafa Bey'in kastinin bahsettigim oldugunda israrliyim.
3. Ben felsefeye kullanici olarak yaplasirim. Her davranis sekline satanizmden, sadizme bir felsefi ad takmak mumkun; Epikurus'un ne dusundugunun pikurusluk degeri kalmamis gozukuyor. Cunku akademilerdeki "halk" dahi benim bahsettigim sekilde kullanir. Belke Felsefe bolumundeki yazilda gecmez tanimim; eyvallah. Ama Sn. DJ Alaaseniz, "transvestite" in diger alakasiz bir gavurca kelime olan travesti olrak Turkecelestrildigi memlektte yasiyorum ben/. Ne alemi var simdi kili kirk yarmanin? :)
4. Fakir halktan oldugu icin halk arasinda kullanilisi iktifa eder.
5. Bundan konunun kokeni hakkinda verdiginiz bilgiden dolayi sizi taktir etmedigim manasi cikmamali. Ama mevzumuz degil. Herhalde felsefe ogretmeni Cengiz Cebi dostmuz burada ise bana karsi sizin tarafinizi tutuyordur.
Bu vesile ile tum Akyol cemaatinin yeni yilini tebrik eder, 1429 yilinin Islam alemi ve insanlik icin hayirlarla dolu olmasini dilerim.
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: January 9, 2008 11:40 PM
bekir bey,
sizin kavrami halk arasinda benimsendigi sekliyle anlamlandirmanizi anliyorum. ama benim yasadigim ecnebi memleketinde de, halk islam denince kim bilir neler anliyor. dogru anlatilmazsa, halk da dogrusunu bilmez. takildigim nokta, halkin nasil anladigi degil, mustafa bey'in nasil anlattigi.
epikurus'a bu kadar takilmam sadece felsefe sevgimden degil, yazinin ana konusu olan din temelli ahlak anlayisina alternatif guncel yaklasimlarin ucunun epikurusculuge dayanmasi. ben mustafa bey gibi birikimli bir insanin felsefi bir kavrami dikkatsizce kullanmis olacagini dusunmuyorum. o yuzden, mustafa bey'in alternatif bir felsefeyi fazla kolay harcadigini dusunuyorum.
Yazan: d j Tarih: January 10, 2008 5:10 AM
Uzun zaman bizlerde "Bati'nin bilimini al gerisini birak" derlerdi. Sonra Bati'ya bizzat gidip gorme firsati daha cok kisilere nasip olunca bazi kisiler Bati'da herkesin birtakim dinsiz-materyalist-pozitivist olmadigini gozlemleyebildiler.
Ornegin Sakip Sabanci'nin "Amerika'da her otelde Incil" oldugunu bir nevi saskinlikla karisik memnuniyetle ifade ettigini belki hatirlarsiniz.
Bunu gorunce, daha sonra tabii "biz de otellere hastanelere Kuran koyalim" seklinde bir "action plan" uretildi.
Ama kimse :
"Nicin Amerika'daki Hiristiyanlar otellere/hastanelere Incil koyma fikrini icad edebiliyorlar da bu fikir Turkiye'deki (veya herhangi bir Musluman ulkesindeki) Muslumanlarin aklina hic gelmiyor, ancak oralarda gorulunce taklit ediliyor ?"
seklinde bir soruyu sormuyor veya sormaya cesaret edemiyor. Ama bu ayri bir konu.
Soylemek istedigim, Mustafa bey'in bu yazisiyla, AKP ile ilgili bende her zaman var olan Takkiyecilik suphesi bir doz daha azalmis oldu. Neden ? Cunku sanirim AKP'nin Bati gozlemciligi, sosyolojik yonden, oncekilere nazaran daha gelismis ve biraz daha derindir. Ama bence o kadar tutarli degil.
Yine de onlarin (yani AKP'nin) Tanzimat'tan beri izlenen Avrupalilasma cizgisinin gunumuzdeki en gercek devamidir demek lazim.
Yazan: Celal Tarih: January 10, 2008 4:10 PM
Sayın Celal, "Nicin Amerika'daki Hiristiyanlar otellere/hastanelere Incil koyma fikrini icad edebiliyorlar da bu fikir Turkiye'deki (veya herhangi bir Musluman ulkesindeki) Muslumanlarin aklina hic gelmiyor, ancak oralarda gorulunce taklit ediliyor ?" seklinde bir soruyu sormuyor veya sormaya cesaret edemiyor. Ama bu ayri bir konu." demişler. Evet, bu ayrı bir konu ama yeri gelmişken hemen belirtekte fayda görüyorum.
Efendim, yolunuz bizden ayrı bir müslüman ülkesine düşse idi bu soruyu sormazdınız. Zira gördükleriniz karşısında kıyaslama yapar, aklınıza başka sorular gelirdi... Misal, geçen yıl sonunda bir vesile ile yolum Mısır'ın başkentine düştü. Kahire'nin göbeğinde, askeri erkanın misafirhanesinde konaklama imkanı buldum. Bakın orada odaların hepsinde kıblenin yönünü belirten ok işaretleri ve her komidinin, şifoniyerin çekmecesinde de bir Kur'anı Kerim bulunmakta idi. Beni şaşırtan, çekmecelerdeki Kur'anı Kerim'ler ya da kıbleyinin yön işretlerinin bulunmasının yanında, bunun askerin de kullandığı mekanlarda yer alması idi.
Bekir Bey, sizin de yeni seneniz hayırlı ve uğurlu olsun, saygılar.
Yazan: Kamer Yalçın Tarih: January 10, 2008 5:21 PM
Bazi kani kipkirmizi dunyaya bedel ozbeozturk kardeslerden burada Turk devrimlerine dil uzatildigi haberini aldim ve mudahele etmek uzere geldim.
Bir tane som agizli "cehaletimi hos gorun hani basarilariniz.." deme curetini gosteresi imis. Kendisi vatansever kuvvetler guc birligi ve Kerincliler tugayinin mercegi altina alinmis durumdadir. Ben de birligin arge unitesini basi olarak onun gibi cahilleri aydinlatmak icin asagidaki bilgileri vatansever, cagdas, bilimi mursit edinmis halkimizin kitlesel refleksini gostermesi icin sunarim:
1. 10 yilda 15 miyon genc yarattik her yastan. Yarattik dememizden kimse yaratilis safsatasina inandigimiz falan cikarmasin. Sadece Osmanli'nin evrimi ile olusmadik; Osmanli bizim ecdadimiz diil demek istiyoruz.
2. Ulu onderimizin onunde butun dunya diz cokuyor bu gun dahi Turkmenistan'dan Kuzey Kore'ye , edirneden Ardahana kadar.
3. Gunes dil teorisi ile Avrupalilar, Amerikalilar almanlar ve Feransizlarin Turk oldugu pis Arapla ve zencilerin Turk olmadigini ispatladik butun dunyaya.
4. Bilimde ne kadar ileri gittigimizi buyuk bilim adamlari Kemal Guruz ve Tezic donemlerinde Harvard, Princeton, MIT gibi mekteplerde Islam ile ilgili ders alip "Turk devrimi tarihi" dersi almayanlarin denkligini kabul etmemek sayesinde ispatladik. Fikir gunesimiz Ozdemir Ince Princeton'un da Fetullhaci medeselerinden biri oldugunu ispatladi.
5. Kurtulus savasi yillarinda insanlar bir parca kuru ekmegwe muhtac iken 1930larda Nazilere bugday gondercek kadar zenginlestik. 197o'lerde halkci Ecevit ve Nurlu Suileynman'in basbakanligi donemlerinde Istanbul'daki Beledeiye tanzim satis magazalarina isteyen her aileye koca bir kalip Sana yagi verebilecek refah seviyesine ulastik. Ustune ustluk Padisah doneminde kimse telefonun adini duymamis iken 10 yilda yarattigimiz 15 milyon ile cag atladik ve 1970'lerin sonunda telefon almak icin bekleme suresin ortalama 11 yila indirdik (belirli talebin yogun oldugu numaralar icin sure uzayabilir, hava parasi odenir idi ama onemli olan nerden nereye geldigimiz)
6. Dunyanin 7 harikasinda yer almayi hak ettigi halde kiskanc, kalles ABD ve AB 'nin listeye sokmadigi Anit-Kabir'i insa ettik. Bu gun butun dunya liderleri Ankara'ya geldiklerinde illa da oraya gitmeden ayrilmam diye diretirler.
7. Ordu millet el elele vererek Ulu Onder'in en hakiki mursitini kilavuz edinerek dunyanin makus talihini degistiren ERKE doneergecini icad edip insanligin hizmetine sunduk. Arkaasindan da soyal-siyasal ARGE unitemis bir o kadar gelismis 27 Nisan Bildirisi bulusumuzu insanligin hizmetine sundu!!! ERKE bulusumuz kalles AB ve ABD'nin dayattigi fizik kurallari degil "turk devrimlerine" gore calisir.
8. Onlar Ruper Murdoch'u icad ettiler biz de Aygin Bogan'i icad ettik!! ....Onlar Edward Murrow, Walter Chronkite'i icad ettiler biz Ertugrul Ozkok'u icad ettik,. Onlar Watergate'i ortaya cikaran Woodrow & Berstein'i icad ettiler se biz de "darbe ne zaman pasam" diyen vatansver Taki Dogan ve Emin Colasan'i icad ettik....
Liste uzar gider. Yuksek tahsilim sirasinda (Cemiskezek Lisesi) edebiyat ogretmenim "Ataturk ne yapti" diye bir kompozisyon odevi vermis diger sinifa,. Cocugun biri o kadar duygulanmis ki "neler yapmadi ki" yazmis sadece kagida. Ogretmeninim cocuga 10 verdigini anlatirdi gozu yasli olarak, Onu hatirladikca benim de gozlerim dolar her zaman.. Daha fazla kunusamiycaam...
Sadece buyik vatan sairi Behcet Kemal Caglar'in dunya edebiyat tarihine gecen su unutulmaz misralari ile bitireyim:
NÖBETÇİ MİLLET
Yaradan* hey Yaradan !
Dört yıl değil bin yıl geçse aradan
Sensin ateş diye kanımızdaki
Sesin ışık diye önümüzdeki !
Ey yanımızdaki
Beş on mermere, bir avuç toprağa sığan
Sınırsız mavi umman hey !
[…] İrkilmez Ata çocuğu irkilmez:
Zaptedilmez, Atam, zaptedilmez
Biz varken senin hisarının burçları:
Bakışlarımız kılıç uçları
Bekliyoruz devrimini biz.
Çökmeyeceğiz diz
İsterse hayat zehrolsun
İsterse refah kahrolsun
İsterse kurşun düşsün yanımıza belimize
İsterse geçinmek için bir dilim
Kuru ekmek geçmesin elimize.
Halel gelmez bizim ateşimize;
Dünya düşse peşimize
Yer sarsılsa yerinden
Ne senden geçeriz, ne senin eserinden …
~ Behçet Kemal ÇAĞLAR ~
#######################################
YENİ MİLLETVEKİLLERİNE
Haklısınız, bir büyük millete vekilsiniz;
Göğsünüz, kıvanç dolu, gerildikçe gerilir.
Bilin ki Atatürk’ün kurduğu Ankara’ya
Atatürk’ün yolundan yürünerek girilir.
Anıtkabre gidip de yürekten baş eğmeyen
Günü gelir çarpılır, düşer, yere serilir.
Bir avuç yobaz için, bir sürü cahil için
Devrimi çiğneyecek ayak varsa, kırılır.
Bir de bakarsınız ki her meydanda bir kere
Her genç Türkte bir kere bir Atatürk dirilir.
Bir an unutmayın ki Atatürk ülkesinde
Ahiretten önce de Yüce Divan kurulur…
~ Behçet Kemal ÇAĞLAR ~
=======================================
Yazan: Cagdas Laik Cilginturk Tarih: January 10, 2008 9:52 PM
Eğer sizin geleneksel ahlak dediğiniz şey insanların cinsel özgürlüğünü kısıtlamaksa, herkesi dindar yapmaksa, eşcinsel düşmanlığı yapmaksa, herkesi robotlaştırmaksa yerine dibine batsın öyle ahlak.
Yazan: Okan Tarih: January 11, 2008 3:56 PM
Ek olarak, bir insan geceleri biseksüel seks partileri düzenleyip, gündüzleri fakir çocuklara, hastalara ve muhtaç insanlara yardımcı olabilir.
Yazan: Okan Tarih: January 12, 2008 2:14 AM
Ek olarak, bir insan geceleri biseksüel seks partileri düzenleyip, gündüzleri fakir çocuklara, hastalara ve muhtaç insanlara yardımcı olabilir.
Yazan: Okan Tarih: January 12, 2008 2:14 AM
Butun mesele bu demedik mi?
Kizarlar her defasinda bunlarin beyninin anotomik pozisyonu hakkinda bisiler dedigimizde.
"akil , bilim ve mini etek" yazisinda ve altindaki yorumlarda da bahsedilmisti, adamlarin "akil, bilim, laiklik, cagdaslik, demokrasi, Cumhuriyet ..ve ahlak " gibi kavramlara yukledikleri mananin neden ibaret oldugu hususu.
-Birinin olcutu mini etekli sayisi..
-Diger birilerininki ortalikta kafa cekme ozgurlugu. (Bkz. Deniz Som ve arkadaslarinin cagdaslik eylemi)
-Bir otekininki tasranin kasabalarinda koylerinde kac tane ickili lokanta oldugu. Hatta bu konuda saygin medyanin bir o kadar saygin kalemlerini ve silgilerini gonderip bir bilimsel arastirma dahi yaptirmis kahverengiburun.
-Diger bir dusunure gore ise olcut "escinsellerin cinsel ozgurlugu...." falan imis.
Ben bu son dusunure katilmiyorum sahsen. Kool genc, acaba kendi beceriksizliginden veya ne biliyim seksapelin olmadigi icin escinsellik ozgurlugunden yeteri kadar yararlanamiyor olmayasin? Belki de nerde piyasanin iyi oldugunu bilmiyorsundur. Diger cagdas, laik agabeyler (yoksa abla mi deniyordu) den tuyo almani tavsiye ederim . Iyi sanslar sana.
Eminim anne baban seninle gurur duyuyordur.
Yazan: Olacak o kadar Tarih: January 12, 2008 8:54 AM
@okan,
"Ek olarak, bir insan geceleri biseksüel seks partileri düzenleyip, gündüzleri fakir çocuklara, hastalara ve muhtaç insanlara yardımcı olabilir."
Elbette,Mustafa bey de "derin tatmin duygusunun" fukaraya yardım ederek de yaşanabileceğinden bahsetmiş zaten.
Bilen biri olarak belki siz açıklayabilirsiniz;geceleri gizlice biseksüel parti düzenleyenler fukaraya yardım ederken de aynı gizlilikte mi davranıyorlar acaba?
İsmini sıkça duyduğumuz bir klubün yardım faaliyetlerinde bulunan oldukça şık,bakımlı hanımlarının görükleri fakirlik karşısında çok üzülüp ağladıklarını ve hatta bu fakirliği unutmamak,unutturmamak için olsa gerek fotoğrafladıklarını,yardım ettiklerini ama bir daha da ortalıklarda görünmediklerini maalesef yaşayarak görmüş oldum.O Klup ve yardım kolu hala var faaliyetlerine de devam ediyor ama o gecekondudaki fotoğrafla sabitlenen sefalet de hala yaşanmaya devam ediyor,anılarda kalmadı.
Her gece biseksüel parti yapılabilir,hergece insan popüler bir eğlence mekanını ziyaret edebilir,gardrobunu senede iki kez isterse 4-5 kez yenileyebilir.Tüm bunların her gün her gece yapılıyor olmasından kime ne tabii ki ama iş yardıma gelince insanın hayatı boyunca bir kez yerine getirmesi yeterli olan bir görevmiş gibi bakılması çok tuhaf!
Akşamdaaaan akşamaaa içki içip,byrmdan byrma namaz kılana ahlak hatırlatması yapmak kimin haddine değil mi?
Yazan: çuvaldız Tarih: January 12, 2008 3:57 PM
"laik agabeyler (yoksa abla mi deniyordu) den tuyo almani tavsiye ederim"
Olacak o kadar, terbiyesizlik yapma. Ağzının içindeki milyonlarca bakteriyle kimseyi burada aşağılama hakkın yok, tamam?
Kimsenin çağdaşlık kriteri "mini etek giyme, içki içme özgürlüğü" filan değil.
Mini etek giyen çağdaş olacak, türban takan çağ dışı olacak diye bir koşul filan demedik hiçbir zaman. Medeniyet kriteri HOŞGÖRÜLÜ olmaktır. İnsanları mini etekleriyle, türbanlarıyla, ırklarıyla, dinleriyle, cinsel yönelimleriyle DEĞİL insanlıklarıyla YARGILAMAKTIR.
Bunu yapamayan istediği kadar açık giyisin, istediği kadar içki içsin medeni, çağdaş filan olamaz. Hiç kimsenin de böyle bir iddiası filan yok.
Eşcinselliğe gelirsek, mesele eşcinsellerin şehrin ücra bir köşesindeki barlarda veya parklarda özgür olmaları değil eşcinsel olduklarını anladıkları 13-14 yaşından itibaren doğuştan gelen bir şey yüzünden dışlanmadan, aşağılanmadan, dalga geçilmeden bu durumlarını anne, baba ve arkadaşlarıyla paylaşabilmeleri. Ve toplum içinde sıradışı bir hayata zorlanmadan yaşayabilmeleri.
Ben eşcinselim ya da değilim, hemen öyle bir cümleye bakıp bilmiş bilmiş yargıyı koyuyorsun; ama öyle bile olsam annem babam benimle gurur duyardı çünkü ben iyi yetişmiş, saygılı, kültürlü bir insanım. Ve onlar için de bu önemli. Özel hayatımda yatakta kiminle ne yaptığım değil! Çünkü onlar çağdaş insanlar!
Kendi ideolojisi kötü gördüğü için türbanlı bir kızı dışlayan zihniyetle, yine kötü gördüğü için eşcinsel bir genci dışlayan zihniyetin hiçbir farkı yok. Her iki zihniyet de yerin dibine batsın.
Yazan: Okan Tarih: January 13, 2008 11:07 PM
çuvaldız, benim bahsettiğim süreklilikdi ve biseksüel seks partilerini de en sıradışı örnek olarak verdim.
Nedense insanlar sürekli geleneksel ahlaktan bahsediyor ama kimse evrensel ahlaktan bahsetmiyor. Ve geleneksel ahlak deyince de hemen işin içine geleneksel cinsel ahlak geliyor. Aslına bakarsanız geleneksel ahlak diye bir şey yoktur. Evrensel ahlak vardır
Bir kültüre göre bir kadının bacaklarını açıp dolaşması ya da evlilik dışı ilişkiye girmesi ahlaksızlık sayılabilir. Ama bir başka kültüre göre sağ kulağını sol elle tutmak ahlaksızlık sayılabilir; fakat bunlar aslında bu eylemleri "gerçekten" ahlaksız yapmaz.
Din ise ahlakı belirlemez. Din günahları ve sevapları belirler. Bir din bir eylemi günah sayıyorsa o günahtır ve SADECE o dine inananı bağlar. Bir din bir eylemi günah sayıyor diye o eylemi ahlaksızlık olarak nitelemeye kimsenin hakkı olamaz.
Evrensel ahlak bir insanın başka canlılara (sadece insanlara demiyorum) elinden geldiğince zarar vermemesi ve elinden geldiğince yardım etmesidir. Yaşlı bir teyzeye otobüste yer vermek, aç bir köpeği doyurmak, dertli bir arkadaşına yardımcı olmak, sokakta giderken ağır bir yük taşıyan bayanın elinden paketlerini almak, fakir bir aileye yardımcı olmak, fakir bir çocuğu okutmak. Bunlar güzel ahlaktır.
Bütün bunların yanında hayatta zevk olayı vardır ve insan yaşamdan olabildiğince zevk almalıdır. Zevki aramak ve istemek bir insanın en doğal hakkıdır. Ve hayattan zevk alarak yaşayan bir insanın ahlaklı işler yapmasına da engel değildir.
Aynı şekilde geleneksel ahlaktan en çok bahseden insanlar içinden de fakirin hakkını yiyen, hırsızlık yapan, başkasının ırzına göz diken kişiler çıkabilir. Ve seni temin ederim bu tür insanlar en çok "ahlaktan" en fazla bahsedenler arasından çıkar.
Yazan: Okan Tarih: January 14, 2008 7:37 AM
GÜZEL AHLÂK NEREDEN GELIR?
Güzel ahlâkin temelini, Allah'in emir ve yasaklari olusturur.
Bu emir ve yasaklar olmadan, kimsenin güzel ahlâkli olma
zorunlugu yoktur. Fakat insanlar toplumsal hayati ayakta
tutabilmek icin güzel ahlâkin gereklerine muhtactirlar. Bu
gerekleri meydana getiren Allah'in emir ve yasaklarini cig-
nemek, güzel ahlâki bozar veya lekeler.
Insanda, dogustan gelen; dürüstlük, alcak gönüllülük, yar-
dimseverlik, hosgörülülük, hirs'sizlik, kinsizlik, baskasinin
derdiyle dertlenen olmak, ezilene arka cikmak, tok gözlü
olmak, kiskanc ve fesat olmamak, yapici olmak, alayci ve
iftiraci olmamak, affedici olmak, ikiyüzlü ve hain olmamak
yumusak ve güleryüzlü olmak, gecimsiz olmamak, sabirli
olmak gibi güzel ahlâk ögelerinden biri veya bir kaci sabit
olarak bulunabilir. Ama cogunlugu aile ve cevre veya dinin
etkisiyle sonradan kazanilir. Burada dikkat ediniz: "Bütün
güzel ahlâk dogustan gelir" demiyorum. Cünkü insan dogus-
tan (huy ve karakter olarak) ahlâki ilgilendiren ve düzeltil-
mesi veya korunmasi gereken güzel-cirkin birseyler getir-
mektedir.
Dinsizler ve dinden uzak olanlar da güzel ahlâk sahibi ola-
bilir. Fakat güzel ahlâk, dinsizlikten cikmaz. Böyle kimse-
lerdeki güzel ahlâk, ya icinde yerlestigi aile, akraba ve cev-
reden; ya da vicdaninin sesini dinleyerek kazanilmistir.
Ben güzel ahlâki, Allah'in emir ve yasaklarindan ögrendim.
Cünkü cevremde örnek alinacak güzel ahlâkli bir kimse
yoktu veya ben rastlamadim.
Dogru ve gercek dinin hükmetmedigi bir yer ve zamanda
insanlar, güzel ahlâki dinsizlerden, kabadayilardan veya
genelev kadinlarindan ögrenmek zorunda kalabilir. Fakat
bu örnek alinan insanlar, güzel ahlâkin temsilcisi degil, gü-
zel ahlâk ögelerinden bir kac tanesini tasiyan kimseler
olabilir.
Güzel ahlâkin temelini; hakli, adaletli ve namuslu olmak
olusturur. Bu temele sahip olmayan bir kimsenin güzel ah-
lâkindan bahsedilemez. Dogustan kazanilmis olan sabit
güzel ahlâk ögelerinden birine veya birkacina sahip olmak,
insani tam güzel ahlâkli yapmaz. "Güzel ahlâkli örnek insan"
olarak gösterilecek bir kimsenin ahlâk temelinin saglam ve
eksiksiz olmasi gerekir. Ama ahlâk temeli saglam ve güzel
ahlâk unsurlarindan cogunluguna sahip ve noksan yönlerini
de düzeltmeye calisan bir kimsenin de "güzel ahlâkli" oldu-
gunu söyleyebiliriz.
Frenlenemeyen siddetli arzular, mesru yoldan karsilana-
mayan istekler ve izinli olanla yetinilmeyen haller, insani
homoseksüellik gibi cirkin hallere mahkûm edebilir. Bu
hale teslim olmak, o kisinin -eger varsa- diger güzel yön-
lerini de batirir. Müslüman bir toplumda homoseksüellik,
kabul edilemez bir cinsel sapmadir. Bu sapmayi terketme-
yen kimse -sucu sabit oldugunda- cezalandirilir. Diger top-
lumlar da -cogunlukla- bu escinsellige iyi gözle bakmamak-
tadir. Fakat günümüzün laik ve demokratik toplumlarinda
escinsellere dokunulmamaktadir. Bu da, din ve dindarligin
gerilemis ve dünyevîligin iktidar olmus olmasindandir.
Escinsellik, "yaratilisa isyan" oldugundan hosgörülemez.
Onu hosgören toplumlar, helâk edilmeyi haketmis olurlar.
Bunun gecmiste örnekleri bulundugu gibi, bu zamanin yola
gelmez toplumlari da o örneklerin benzerine hedeftirler.
Cünkü kâinat ve insan "sahipsiz" degildir. Yani hersey
bizim keyfimize kalmis degildir. Insanlarin dokunmadigi
kötülüklere Allah dokunur. Bu noktada dikkatli olmak
zorundayiz...
Dogru Din'in emir ve yasaklari, insanin kötü ahlâkini tirpan-
lar ve iyi, ortaya cikmamis yönlerini de gelistirir, güzellesti-
rir ve tamamlar. Insanin varlik amaci da, insanlasmak ve
iyi ahlâk ile güzellesmektir. Bunun temeli de, Yaratan'a
baglanip O'nun yönetimi altina girmektir.
Hüseyin Avdic
Yazan: Hüseyin Avdic Tarih: January 20, 2008 9:30 PM
Yazıyı ve tüm yorumları büyük bi iştah ve sabırla okudum..İlginç yorumlar var..detaylı bi yorum yazacağım...az sonra.:):)
Yazan: Jewerly Craft Tarih: January 26, 2008 1:36 AM