« Kabadayı’dan Ahlak Öğrenmek | Ana Sayfa | Kan Bayrağı »
January 14, 2008
Alevi Usulü Engizisyon
[14 Ocak 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Ben kendimi bildim bileli bu ülkedeki Aleviler Diyanet’in Sünni yapısından şikayetçidir. Ve bunda haklıdırlar: Onların da ödediği vergilerle finanse edilen Diyanet, sadece Sünni itikadına göre hizmet vermekte, öteki “İslam yorumu”nu adeta yok saymaktadır.
Alevilerin bu şikayetini anlar ve haklı bulurum, ama bir hükümet bu işe çözüm bulmak için adım atınca, bazılarının “hayır istemeyiz” diye ayağa kalkmasını, dahası hükümetin uzattığı eli sıkanları aforoz etmesini anlayamadım.
Kast ettiğim el, Ak Parti'nin Alevi milletvekili Reha Çamuroğlu'nun öncülüğünde ve Abdal Musa Vakfı'nın desteğiyle geçen cuma günü düzenlenen “Alevi iftarı”. Malum, bu yemeğe Başbakan Erdoğan’ın yanında dokuz bakan ve elli kadar Ak Partili milletvekili katıldı. Aylardır tartışılan iftar, hükümetin “Alevi meselesinde açılım” çabasının ilk adımıydı.
Ama bir dizi Alevi derneği ve “eşrafı”, bu açılımı "Alevileri AKP'lileştirme operasyonu" diye boykot etti. Dahası 12 Alevi dedesi, iftara katılanları “düşkün” ilan etti. Bu, bir tür “dinden çıkarma.”
Bu radikal tepki, hem siyasi hem de dini yönden yanlış. Siyaseten, uzatılmış bir eli geri çevirmenin hiç bir anlamı yok. Bazıları “Ak Parti’nin Alevi oylarına göz diktiğini” söylüyor. Ne var bunda? Elbette dikecek. Demokratik siyasetin özü, hizmet ederek oy kazanmaktır. AK Parti “Alevi kesimin sorunlarını da çözelim, onların da desteğini alalım” diyorsa, çok doğru bir şey yapıyor demektir. Siyasetçinin zararlısı, gücünü oy sandıklarından değil, bürokrasi koltuklarından alanıdır.
İşin daha da vahim kısmı, “aforozcu” Alevi dedelerinin siyasi bir amaç uğruna dini bir kavramı istismar etmeleri.
Bunun bir örneği Türk siyasetinde daha önce de yaşanmıştı. 1966’da bir grup Alevi iş adamı, emekli asker ve hukukçu tarafından kurulan Birlik Partisi içinde zamanla bir “sağ” bir de “sol” kanat ortaya çıkmıştı. Sol kanat, parti esaslarına “dinsel inançlarla materyalist felsefelere aynı ölçüde saygı duyulduğu” gibi bir laf eklemiş, dönemin en etkin sosyalist partisi olan Türkiye İşçi Partisi’ne yakın bir söylem tutturmuştu. Partinin sağ kanadı ise, “komünizm”den rahatsızdı. 1970’te bu “sağcı Aleviler” arasından beş milletvekili Adalet Partisi hükümetine güven oyu verdi. Bunun üzerine partiden atıldıkları gibi “düşkün” ilan edildiler. Haklarında “Beş Yol Düşkünü” diye kitap bile yazıldı.
Yani, daha geleneksel ve muhafazakar olan Aleviler, “materyalizm”e meraklı olanlarca “dinen” aforoz edilmişti!
Bugün Ak Parti’ye gösterilen tepki, o zaman Adalet Partisi’ne köpüren “sol Alevi bağnazlığın” bir devamı gibi duruyor. Hükümet, yine de elini uzatmaya ve Alevi vatandaşlarımızın sorunlarına çözüm aramaya devam etmeli. Umulur ki “engizisyon dedeleri” de hatalarını anlar ve bundan döner.
Bir de bu kıssadan daha genel bir hisse çıkarmak gerek: “Düşkün” suçlamasının çok daha keskin ve tehlikeli bir örneğinin Sünni İslam’da da olduğunu biliyoruz. Bir insanı veya grubu “tekfir etmek” yani “kafir saymak”, ne yazık ki hem geçmişte hem de bugün İslam toplumlarına çok zarar veren bir bağnazlık. Bunun altında ise, aslında dini kaygılardan çok siyasi çıkarlar var. Çünkü bir insana “sen artık Müslüman değilsin” demenin doğal sonucu “Müslüman benim ve bu iş benden sorulur” demek. Bunun “Allah katında” hiç bir değeri yok, ama insanlar arasında önemli bir güç ve iktidar getirisi var. “Tekfirciler”in üstünü kazıyın, hep bunu görürsünüz. Gerçek derdi “Allah rızası” olan ise, onu-bunu tekfir etmekle değil, doğru bildiği yolda “hizmet etmek”le uğraşır.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: January 14, 2008 10:24 AM




VARLIKTAN VERİLER'DEN ALINTI
TÜRKİYEDEKİ ALEVİLİK(1)KAZIM YARDIMCI-ADIYAMAN-
YAZIDAN BİR BÖLÜM:
...........
Dip Not 3- Türkiye’mizde kimse Aleviliği Alevilere, Hanefiliği de,Hanefilere öğretmeye kalkışmasın. Alevi olmayan bir kimse Alevilik hakkında araştırma yapıp açıklama yapabilir. Hanefi(sünni) olmayan bir kimse de Hanefilik (sünnilik) hakkında araştırma yapıp açıklama yapabilir. Ancak hiç kimse başkasına dayatma yolu ile kendi öğretisini öğretmeye kalkışamaz. Araştırma ise her insanın vazgeçilmez hakkıdır. Bunu hiç kimsenin önleme hakkı yoktur,olamaz. Aleviliğide- Şiiliğide Hanefiliği- Sünniliği de yeterince açıkladım zannediyorum. Her ikisi de Özde Muhammedilik, Ehli Beytçilik, Müslümanlıktır. Yorum farkı vardır. Herkesin yorumu kendisine aittir. Dışardan müdahale yanlıştır. Hepimizin Anadolu insanına, Allah’ın bir nimeti olan Cumhuriyete sahip çıkıp; ülkemiz için hayırlı olan Sosyal Demokrasiyi ve özgürlükleri savunmamız icap etmektedir.
“CUMHURİYET VE ÖZGÜRLÜĞÜN OLMADIĞI YERDE SAMİMİ DİNDARLIK OLMAZ” En önemlisi de demokrasi ara sıra gitse de geri gelir. Amma Allah korusun CUMHURİYET giderse bir daha geri gelmez. Ellerimizi dizimize vurup ağlarız, köleleşiriz....
TAMAMI İÇİN
http://www.varliktanveriler.com/turkish/mod.php?mod=userpage&menu=69949&page_id=223
Yazan: Ekin Tarih: January 14, 2008 1:35 PM
2005 yılında Cem Vakfı'nın ibadethane isteğini; AKP hükümeti ve daha sonra Yargı anayasanın bir maddesine dayanarak geri çevirmişti.AB;farklı inanç ve mezheplerin ibadetlerini özgürce yapabilmeleri hususunda AKP'nin yapması gerekenleri yeterli bulmadı ve çalışmalarına hız vermesini istedi.İşte bu iftara;AKP'nin Avrupa Birliği sürecinde çözüme kavuşturması gereken konulardan biri olduğu kadar;İslamı,Kur'an'ı ve ibadeti farklı şekillerde yorumlayan Alevilerin seslerini duyurabilmeleri, ibadetlerini ve inançlarını özgürce yaşayabilmeleri adına atılan ilk adım olarak bakabiliriz.Bu iftarın perde arkasında AKP'nin oy kaygısı olduğunu sanmıyorum keza AKP'nin aldığı oy oranı ortada.Bu noktada AKP'nin bir dahaki seçimlerde %70'leri hedeflediğini,ülkede yaşayan her kesim ve inançtan olan insanların sorunları üzerine eğilerek çözüm yaratıp onların oylarına göz diktiğini söyleyebiliriz.
Tabi burada asıl sorgulanması gereken AKP'nin hedeflerinden ziyade;
-Ülkedeki egemen sünni anlayışının özellikle diyanet kurumunun çehresinin değişip değişmeyeceği,
-Alevilere ibadethane hakkının tanınmasının ne gibi olumlu ya da olumsuzluklar getireceği,
-Alevi Dedeleri IN Tarikat Şeyhleri OUT'mu?Bu iftar Erbakan'ın bir zamanlar köşkte ağırladığı uyuyan şeyhleri uykusundan uyandıracak mı.?
-Ilımlı İslam projesi dayatmasında bulunanlar bu iki farklı mezhebin arasındaki çatışmalardan ne yönde menfaat sağlayabilir.?
gibi soruları üzerinde durmamız gerekiyor. "Düşkün" ilan edilip edilmeme tartışmasının bu noktada hiçbir önemi yok. Bakalım bundan sonraki gelişmeler ne yönde seyir edecek.
Yazan: Memo Tarih: January 14, 2008 2:15 PM
Güzel yazmışsınız Mustafa Bey. Tebrik ederim.
Yazan: Okan Tarih: January 14, 2008 2:45 PM
Bizler Aleviler olarak bu özeleştiriyi yapmalıyız.
Mustafa Akyol'un yazısı de bizim yapamadığımız
eleştiriyi yerine getiriyor. Kutluyorum...
Dedelerimiz bizlerin yüz akıdır, o ayrı mes'ele...
Yazan: Ozan Akın Tarih: January 14, 2008 3:19 PM
Millet olarak nedense özelleştirmelere karşıyız.
Oysa özel sektör rekabetin içeriye girebildiği ve tüketicinin bilinçli olduğu her alanda tüketici memnuniyetini daha fazla sağlayabiliyor.
Fakat dedim ya özelleştirmeye karşı bir milletiz; nedense?
Mesela siyasi partiler zaten kamu kuruluşu değil ama düşünün bir kere özel sektör mantığıyla çalışsa, birbirleriyle rekabeti tüketici yani seçmen(vatandaş) memnuniyeti(tabi memnuniyet kılıf asıl peşinde koşulan şey oy) için harekete geçirse
Yok olmaz,
Oy için bunları yapıyor
Ne yapıyor "seni beni memnun edecek şey"
Yani
Ona oy kazandıracak şey
Kazansın canım diyen az memlekette
Ama şu tepki çok:
"Oy için yapıyor"
Yapsın, senin işine gelmiyor mu?
Geliyor ama oy için yapıyor, olmaz.
Yahu bu siyasi parti oy için yapmayacak da hayır için mi yapacak, hatta bırak oy için yapsın başka şeyler için yapması daha kötü
Dedim ya
Özel sektöre karşıyızdır,
Bir mahalle bakkalının bile işini "ulvi" nedenlerle yapması lazım
Para için mi?
Aman aman... Olmaz öyle şey.
Hele bir parti oy için hizmet eder, bir takım talepleri gündemine alırsa;
Aman aman...
Sakın yaklaşmayın.
Şaka bir yana, oy için bunu yapıyormuş,
Yapsın efendim, yapsın kötü mü?
Götür oyunu ver o zaman sende, ne var bunda?.. Seni dinledikten, anladıktan, uzlaştıktan sonra...
Alacağı bisküviyi bile siyasi görüşüne göre seçen bir milletten çok şey mi bekliyorum ne?
(Ha işin şakası dinimiz ve kültürümüz bize tabiki hizmet anlayışı ile mesleğimizi icra etmemizi söylüyor olabilir de bunun yanında elbette dünyevi kazançlara da sahip olacağız, bunda abes birşey yok)
Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: January 14, 2008 3:43 PM
mustafa abim gene döktürmüş.eline sağlık abi.güzel yazılarının devamını bekliyorum.
Yazan: cüneyt Tarih: January 14, 2008 7:49 PM
Ise su yonden de bakilabilir: Aleviler "salak" ya da "kotu niyetli" olduklari icin mi bu kadar sert tepkiler veriyorlar, yoksa bu tavirda Alevileri temelden rahatsiz eden, "sozde" acilimda Alevileri tatmin etmeyen cok sey oldugundan mi?
Elbette, bu topraklarin kulturuyle buyumus, siyasal Islamciligi icsellestirilmis insanlarin, yuzyillarin onyargisi ve dusmanligiyla, yukaridaki yazida da oldugu gibi, hemen Alevilerin salak yahut kotu niyetli olduklari sonucuna varmalari, sozde "anlasilmaya", "taninmaya", "onlar icin birseyler yapilmaya" calisilan insanlari suclamaya baslamalari sasirtici degil.
Oysa, madem "anlamaya" davrandiniz, adim atiyorsunuz, ilk adiminizdan hemen sonra saldirmaya baslayacaginiza, "destur" deyip, "bunlar bunu neden boyle karsiladilar?" diye sorsaniza kendinize. Gercekten, "anlamaya" calissaniza.
Insanlari yuzlerce yil yok sayacak, dislayacak, hor gorecek, baski altinda tutacak, asacak, kesecek, kiyim kiyim kiyacak, daha 15 yil once otellerde yakip bugun hicbirsey olmamis gibi o otellerde kebap yiyeceksiniz...
Sonra da hicbirsey olmamis gibi, "hadi gel ben seni affettim, sen de benim gibi ol" deyip, onun da buna baliklamasina atlamasini bekleyeceksiniz...
Birazcik samimi olun yahu!
300 kusur Alevi orgutu varmis, bunlarin sadece 5-6'si katilmis, katilanlarin cogu da bu iftar fikri ortaya ciktiktan sonra "kuruluvermis" orgutler.
Kabahat kimde?
Elbette Alevilerde. Yuzlerce yildir oldugu gibi, yine onlarda.
Yazan: Balbazar Tarih: January 14, 2008 8:22 PM
Temel insan hak ve ozgurluklerinden biriside inanc ozgurlugudur.
Diyanet Sunni temelli bir kurumdur ve Alevilik taninmaz.
Basbakan olarak adamin inancini tanimiyorsun ama iftar duzenliyorsun?
Nasil oluyor bu?
***
Tanimak gereksiz diyorsan Diyaneti iptal et.
Yok Aleviler "var" ve taniyorum diyorsan tani.
Ne sis yansin ne kebap siyaseti olunca tabiki adamlar iftara katilmaz. Katilan birkac kiside "acaba milletvekili olabilirmiyim, ihale alabilirmiyim" derdinde.
Bu memlekette din "ticareti" yapmak yetti artik. Birakin adamin diniyle, sakaliyla, basortusuyle, ceketiyle ugrasmayi.
Yazan: Haydar Tarih: January 15, 2008 7:11 AM
Halk arasinda gercek bir Turk_Kurt problemi yoktu. Mesele devletin mamulu idi. Alevi-Sunni meselesi de cok farkli degil. Cocuklugumda Sivas'ta bircoklarinin Alevilere Kizilbas dedigini bilirim (yanlatrinda demezlerdi, ben de kelimnin hakaretamiz oldugnusanirdim; oysa degilmis). Anadolu'nun karakterindedir Kurt Osman, Cerkez Hasan, Kizilbas Ali vs seklinde lakaplar kullanma. Ama onlarin karakterinde olan diger bir sey ise farkiliga saygi kulturu , terbiyesi. Cocuklugumuzda babamin manifatura alisveriini kendisini guvenilir tuccar addettigi "gavur Vahram" dan yaptigni da hatirlatim. Yakin zaman once anneme bir bakici kadin ariyorduk. Enistem "bir Alevi bulsak; onlarin dostlugu gercek olur" dedi. Bulamadik. Sunni Turk olan herkesin muhakkak Alevi , Kurt arkadasi olmustur, soylemeye gerek yok.
Bu tartisma beni gene ABD'ye goturdu. Orada heteroseksuel (bu da bir cins oldu ya) WASP (White Anglo-Sakson Protestant- Beyaz Anglo- erkekler "gercek azinlik biziz artik" demeye baslamslardi. Cunku zenci, kadin, uzakdogulu, Yahudi, Kizilderili, escinsel hatta Katolik bir zaman ve bir sebeple "haklari cignenmis azinlik" oldugu icin "affirmative action" turu pozitif ayrimcilik programlari, siyaseti, hukuku ile korunma altina alinmis idi.
Bizde de "aglamayan bebege mama vermezler" dusturu ve bu hukumetin hesimi kucaklama, demokratik acilimlar siyaseti pek cok yeni azinlik" ortaya cikmasinda rol oynadi. Gene gavurlarin deyimi ile "only us victims here " (ortalikta sadece kurbanlar var). Herkes bir seyin kurbani.
Aleviler neyin kurbani?
Kime sordugunuza bagli. Bu soruyu cevaplamadan "Aleviler kim" , "hang alevi" sorusunu cevaplamak lazim.
Ataturk'u 13. imam yapan Alevi; "Ali'siz aleviligi" savunan Alevi, laikciligi din mertebesne yukselten Alevi, biz Islam'la alakasiz ayri bir diniz, Lozan'a dahil olmaliyiz diyen aLevi, Ehl-i Beyt sevgisi ile dolu Islam Peygamberi'nin damadi Hz. Ali'nin ismi ile kenmdini alandiran, fakat Sunniler ile bazi itikadi farklliklari olan, ama nwefre siyaseti gutmeyen abdestinde namazinda Alevi? Iran'in Silleri gibi Alevi?
"Ama sen Alevi degilsin , se kim oluyorsun da Alviligi tanmlamaya kalkiyorsun" diyenler oluyor. Eyvallah, herkes kendisin istedigi gibi tanmlayabilir. Kurt , Turk, Ermeni, Rum, alevi, Sunni. Fakat kimse kendisi icin yaptigi tanimdan dolayi hak iddia edemez. Devlet gorevini dogru ifa etme gereghi kac zenci, kac Uzak dogulu, kac Kurt ve kac Yahudi oldugunu bilmek zorundadir cunku mesela "dini azinliklar" Lousanne ile koruma altindadir. Ve gene devlet onu olusturan millete karsi gorevini ifa edebilmek icin objektif bir alevi, Sunni, Kurt, Turk tanimi baz almak zorunda. "Sana ne ben kendime Alevi diyorum; sen parayi goster" diyemez kimse.
Bu "objektif tanim" ise dinmi, mezhep mi, tarikat mi, kulturel grup mu, etnik grup mu gibi sorularn cevaplandairilmasini gerektirir.
Diyanete onlar da vergi oduyor hizmetlerinden sadece Sunniler yararlaniyor" ifadesio ancak bir on-kabul ile dogru olabilir. da duiyanetin Sunni Islam'i guclendirmek, ona "hizmet" etmek gayesi ile kuruldugu on kabuludur. Oysa gercek tam tetrsidir; SUNNi ISLAM'i kontrol icin vardir diyanet.
Simdi "dinyanetten biz nitye yararlanmiyoruz" diyenler Aleviligi diyanetin tanimlamasi, cemlerde sohbet konular, dedelerin konusma metinleri, cemevlerinde ne yapilip yapilmayacagi gib konuklari belileyen bir DIYANETE RAZILAR MI?
Sanmiyorum. Only us victims. Show me the money,. Turkiye laiktir laik alacak, Kapa ceneni seni dinci!
Peki bu cemevleri - camilermuhabbetin neyin nesi. Ben 70'lerde cemevi diye birseyoldugun hatirlamiyorum. Bu yeni icad. Gecen bir yerde okudum 78'de saniyorum urkiye'de 2 cemvi varmis. Simdi cogald iye 1400 yildir var olan camuilere esit mi sayacak diyanet onlari. Ne olrak? Tekke, zaviye ? ama sevgili laik alevi dedleri, siz degimiydiniz "tekke, zaviyuelerin kapatilmasinin" yilmaz savunuculari?
Ben de derim ki "you can't have it both ways" (her iki turlu kazanma yok). Mali istiyorsan fiyati odeyeceksin.
Sadece diyanet kaldirilsin; ben vergimin Sunni Islam'i desteklmek icin kullanilmasini istemiyorum" diyenler tutarli olmak istiyorlarsa hemen akabinde "ama Tuerkiye gercekten laik olsun; yani herkes dinin istedigi gibi yasasn" demeliler. Hem caminin esdeegeri saydigin din mekana MKA resmi asacaksin Hz. Ali resmi yanina, hem bas ortsunden Imam Hatiplere kadar din uzerindeki herturlu baskinin en yilmaz savunucusu olcaksin, hem hakim oldugun kurumlarda, universitelerde tresmen mezhwepcilik yapacaksin, sonra da "alevilerin dini ozgurlukleri" diyeceksin.
Demokratik toplumlarda halk-devlet iliskisi ve soyal gruplarin biribiri ile iliskilerini bi sinif catismasinda opte tassavvur edemeyenlerin, ahlaki, adl insanlardan olusan toplum tahayyul edemeyenlern teorisidir "ozel menfaatlerin yarismasindan varilan osyal asiyas denge" terisi. Aglayann bebege nmeme verilecek, aglamayan ac kalacak, Cunku nsan ayakta kalma gudus gereg bencil, firsatci olmak zprundasdir. "Buna hakkim var mi" sdedgil "bundan ka cikar mi" sorusunu sorandir. az gelismis insan.
Iste Reha Camuroglu , Umit Firat, Ali Bulac gibi bir sekilde bu "kurban" gruplara dahil oldugu halde mutekamil insan vasfi olan ahlaken dogru olani, kucuk grup kar-zarari mulahazasinin otesine cikarak soranlardir. Ve inaniyorum ki kazanan siyaset bu ahlaki siyasettir. Bunun emarelerini Guneydogu'da goruyoruz. Kurtluk Alevilik, escinsellik, laikcilik , ataturkculuk, cagdaslik, laikcilik bimem ne "ozel menfaat" grubu ticareti ile istgal eden baronlar, amcalar, babalar, dedeler benim kitabma gore "duskun" dur.
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: January 15, 2008 12:29 PM
"Aleviyim" demekle alevi olunmuyor, "sünniyim" demekle sünni olunmuyor. Bir insan sünni ise ehli Sünnet inancinda Tekfir´in büyük günahlardan oldugunu bilmeli.Bu baglamda cemaat yapilarindan uzak durmaya calisiyorum.Hemen hepsi biribirinin reddiyesinden, besleniyor. Bir sünni müslüman olarak utanc duyuyorum bu durumdan.
Sn. Akyol, yaklasiminiza tamamen katiliyorum.
Saygilar
Yazan: Muzaffer Kazim Tarih: January 15, 2008 3:57 PM
ya onu bunu bırakın bide zorunlu diğn dersi kalksın diyolar o zamn türkiyede yaşayan 35 milyon kürt var zorunlu türkçe derside kaldırılsın sosyal bilgilerde kaldırılsın müzik dersi kürtçe işlensin ben birkürt olarak bunlarıda savunabilirim yani
Yazan: Mustafa Boran Tarih: January 15, 2008 6:54 PM
["Bazıları “Ak Parti’nin Alevi oylarına göz diktiğini” söylüyor. Ne var bunda? Elbette dikecek. Demokratik siyasetin özü, hizmet ederek oy kazanmaktır. AK Parti “Alevi kesimin sorunlarını da çözelim, onların da desteğini alalım” diyorsa, çok doğru bir şey yapıyor demektir"]
Evet, herhangi bir siyasi partinin toplumun belli bir kesiminin oylarını almak amacı ile politik manevralar yapmasını, ön yargılı olarak tenkit etmek doğru bir davranış değildir.
Sayın Akyol gene yerinde bir tespit yapmış oluyor.
Yazan: Kubilay Ant Tarih: January 16, 2008 9:15 AM
Yazı içinde geçen aşağıdaki kısım sanki AKP'nin türban konusundaki yaklaşımları için söylenenlere benziyor.
"İşin daha da vahim kısmı, “aforozcu” Alevi dedelerinin siyasi bir amaç uğruna dini bir kavramı istismar etmeleri. "
Yazan: Murat oturan Tarih: January 17, 2008 11:27 AM
"Yazı içinde geçen aşağıdaki kısım sanki AKP'nin türban konusundaki yaklaşımları için söylenenlere benziyor.
"İşin daha da vahim kısmı, “aforozcu” Alevi dedelerinin siyasi bir amaç uğruna dini bir kavramı istismar etmeleri. " (MO)
Ha bu da "dam ustunde saksagan, vur beline kazmayi" ya benziyor.
1. Alevi dedeleri diye siyasi bir parti mi var?
2. Kendilerine AKP diye bir grup imam (veya ulema) mi var?
3. Bu AKP imamlar konseyi bir takim Sunni'yi Alevilerin de davetli oldugu bir iftar yemegine katildigi icin "duskun" veya "murted" yaftasi ile afaroz mu etti?
Yazan: Bad Anology Tarih: January 17, 2008 8:46 PM
Diyanet işleri başkanımızın(muhtemelen bir kesimin değil)
Bir çok zenginliklerimiz vardır. Bektaşilik,Alevilik, Mevlevilik, Nakşilik gibi mistik gelenekler veya Hanefilik, Caferilik, Şafilik gibi daha çok mezhep ağırlıklı gelenekler değişik inanç oluşumları hep İslam'ın zenginlikleri olarak gelmiş ve her oluşum da bir diğerini anlayışla, hoşgörüyle karşılamıştır. Zaten Alevilik de dahil İslam'ın içindeki bu zenginlikler hep karşılıklı sevgi saygıyla korunması gereken değerlerdir. Biz bütün mistik geleneklere karşı olmadığımız gibi cemevlerine ne de cemevlerinde yapılan ayinlerine de karşı değiliz, biz hepsine İslam'ın doğru bilgilerini vererek hizmet eden bir kurumuz. Ancak, ne tarihte ne bugün hiçbir zaman cemevleri caminin alternatifi olmamıştır. Yani şöyle diyemeyiz, sünniler camiye gitsin namaz kılsın, Aleviler Cemevine gitsin cem yapsın, kimse kimsenin yerine gitmesin yollar ayrılsın, bir daha taraflar bir daha birbirleriyleriyle buluşmasın böyle bir yol ayrımına insanları getirirsek hem Müslümanlığa hem aleviliğe hem de milletimizin birliğine haksızlık etmiş oluruz.
Biz hiç bir zaman cemevini caminin alternatifi görmedik göremeyiz. Namazı da cemin karşıtı ve alternatifi olarak göremeyiz bunlar farklı şeylerdir. Elbette bir insan camiye de gider, cemevine de gider. Cemevi, camiye ilave, cem ayini de namaza ilave bir inanç gurubuna ait güzel davranıştır. Ama namazın yerine geçer diyemeyiz.
Ben aynı zamanda bir İslam bilginiyim istesem de Diyanet İşleri Başkanı istedi diye bunlar olmaz. Ben ne kadar gayret edersem edeyim, ne kadar arabulucu gayretle hareket edersem edeyim, İslam'ın beş vakit namazını dörde indiremem. İslam dininin çok temel bir özelliği var İslam dini din adamlarının tekelinde ve yetki alanında değildir.
İslam dininin sahibi Allah'tır açık hükmü Kur'an da vardır, İslam'da bilgi ulaşılmayacak çok muğlak bir konu değildir. Bilgi açıktır ve herkes ulaşabilir. Namaz, kılsın veya kılmasın kendini Müslüman olarak gören herkesin ortak ibadetidir. Cami de, Müslümanların ortak mabedidir gider veya gitmez."
açıklaması fazlası ile yeterlidir.ayrıca Rabbimiz herkese kullanacak müthiş bir akıl vermiştir.aklını kullanan tüm hakikatleri görür.
Yazan: havva Tarih: January 17, 2008 9:05 PM
Yazı içinde geçen aşağıdaki kısım sanki AKP'nin türban konusundaki yaklaşımları için söylenenlere benziyor.
"İşin daha da vahim kısmı, “aforozcu” Alevi dedelerinin siyasi bir amaç uğruna dini bir kavramı istismar etmeleri. " (MO)
Ha bu da "dam ustunde saksagan, vur beline kazmayi" ya benziyor.
1. Alevi dedeleri diye siyasi bir parti mi var?
2. Kendilerine AKP diye bir grup imam (veya ulema) mi var?
3. Bu AKP imamlar konseyi bir takim Sunni'yi Alevilerin de davetli oldugu bir iftar yemegine katildigi icin "duskun" veya "murted" yaftasi ile afaroz mu etti?
Nasıl anlamak istiyorsanız öyle anlıyorsunuz. AKP ne yaparsa doğrusunu yapar anlaşışı içerisinde iseniz, hiç bir şey size yanlış gelmez zaten.
AKP türbanı yıllardır oy malzemesi yaptı. Onun üzerinden siyaset yaptı. Sıra geldi Aleviliğe galiba, önceden "olmaz" dediklerini şimdi değiştirmeye başlıyor, % 47 oy oranı az geldi için galiba.
Yazan: Murat oturan Tarih: January 18, 2008 10:26 AM
Ah benim laikci gencim, sizin mezaliminize girdiler, demagojiyi, slogani fikir diye sunarak, idrak kapasitenizi dumura ugratarak. Yazik ettiler.
Ben yormunuzdaki "kotu tesbihe" isaret ediyormum, "what alaka" diyorum (bkz Perihan Magden. E. ozkok, kucak kopegi), "dam ustnde saksagan" dan sen ne anliyorsn?
Akepeye Erdogana bilmem hang dinciye satasmak icin coooookkkkk firsatlarin olcaktir eminim ama burada benim ortaokuldaki yegenimin sahip ldugu "parallelik kurma" kasitesinden yoksun oldugunu maddeler halinde acikliyorum. Akepe baska, dedeler baska diyorum. Akepenin yaptigi "kotulukler" baska buradaki "afaroz" durumu baska diyorum. Bilmiyoum senin anayacagin dilde nasil ifade edilir mesele. Neyse ben vaz gectim. Bir sure oncede bir mawy Turkmenistanli'ya "ulkelerin halklarini rejimleri dolayisi ile asagilamak assagilik kompleksidir" demistim de mawy "sen Arapsin belli ki' demis idi. Yaw siz hep mi ayni makinden ciktiniz?
Yazan: Bad Anology Tarih: January 18, 2008 2:02 PM
"Bazı Alevi kesimlerinin “Alevi açılımı” denilen siyasi yaklaşımları ihtiyatla karşılamaları kadar normal bir şey yok. İktidarlarla olan geçmiş tecrübelerine bakarak bu ihtiyatı elden bırakmamaları için bir dizi haklı neden sıralanabilir. Ancak bu ihtiyatın yerini giderek muhatabını kendi dinsel kavramlarıyla “tel'in” derecesinde ve kalıcı bir biçimde yaftalayan suçlamalara dönüşmesinin anlaşılır bir yanı yok."
Olay bu sanirim.
http://www.yenisafak.com.tr/yazarlar/?i=8775&y=YasinAktay
Saygilar
Yazan: Muzaffer Kazim Tarih: January 19, 2008 4:27 PM
Sayın Muzaffer Kazim,
İyi niyet ihtiyatla karşılanır mı karşılanmaz mı o ayrı bir mesele ki ayrıca iyi niyet gösterilenler de bence bazı özeleştiriler yapmalı,
Neyse o ayrı bir mesele...
Yazıda sizin sandığınız gibi malum siyasi açılımın ihtiyatla karşılanıp karşılanmaması konu edilmiyor, ihtiyatla karşılayanlar eleştirilmiyor,
Asıl eleştirilen:
İhtiyatla karşılayanların, ihtiyatla karşılamayanları(sanırım ihtiyatla karşılayanlar kadar onların da ihtiyatla karşılamamaya hakları var) bir nevi "aforoz"a tabi tutmaları.
Yani kimse ihtiyatla karşıladığı için eleştirilmiyor fakat bu siyasi açılımı desteklesin/desteklemesin, beğensin/beğenmesin, görmek, anlamak isteyenlerin üzerinde toplumsal, dini baskı kurulması tehdidi savuranlar eleştiriliyor.
Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: January 19, 2008 10:44 PM
Sayin Mustafa Fatih Yüce;
Ben de sizin dediginiz gibi anlamistim.
Verdigim linkten cok kücük bir alintiyi koymustum, o linki sanirim acmadiniz.("nette Sulukaryagdi" sendromu diyorum bu duruma ben)
Saygilar
Yazan: Muzaffer Kazim Sulukaryagdi Tarih: January 20, 2008 8:51 PM
Sn : Bad Anology,
Tarzınız, RTE nın kine çok benziyor, alaycı konuşma. Siz çok biliyor, herşeyi dosdoğru değerlendiriyorsunzu, karşı taraf ise hep saptıyor, sizin iyi şeylerinizi ya göermezden geliyor yada kötü görüyor. Yazı dilinizde çok entrasan, arada ingilizceyi sıkıştırıyorsunuz bence araya başka diller de katın. Daha alaycı olabilir, böylece inandırıcılığınız da artar.
ALLAH yolunuzu açık etsin.
Yazan: Murat oturan Tarih: January 21, 2008 8:32 AM
Muzaffer Kazim Bey,
linki açtım, yazıyı okudum
Fakat alıntı yaptığınız yere devamındaki cümleyi de ekleseydiniz fikriniz açıklık kazanırdı.
Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: January 21, 2008 11:11 AM
Tabi bu duruma bir isim bulmak lazım ki yabancı terim istilası olmasın
Ben de buna Karlıyağmur yağdı sendromu diyeceğim
Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: January 21, 2008 11:26 AM
Öyle derseniz kavram karmasasi olur. :) "Sulukar" mi yagdi karli yagmur mu bilinemez.Ayni sey olmadigini sayfalar sürecek sekilde ispatlayabilirim ama Mustafa Bey´in verdigi hakki istismar etmeyeyim.
Saygilar
Yazan: Muzaffer Kazim Sulukaryagdi Tarih: January 21, 2008 2:17 PM
Eğer saygıdeğer hükümetimiz aleviler için birşeyler yapmak istiyorlarsa önce bizim ibadethanelerimizi tanısınlar.
Ayrıca alevi derneklerinin AKP hükümeti yönetimindeki bir federasyon altında toplanmasını elbette kabul etmeyeceğiz. Bizim derneklerimiz şu anda oldukları şekilde görevlerini iyi bir şekilde yerine getiriyorlar.
Ayrıca yönetimini eline aldığı dönemde star televizyonunda alevileri İslam dışı, dinsiz, namaz- dua bilmez bir "azınlık" olarak gösteren aşşağılayan o kısa filmi yayınlatan aynı AK parti hükümeti değilmiydi? Peki böyle bir hakare-küfür den sonra onlara güvenmemizi nasıl bekliyorlar. Onlarla iş birliği yapanları nasıl bizden sayabiliriz.
not: Dedelerimizin, düşkün ilan etmesini onaylamıyorum. zira böyle bir uygulamanın alevilikte yeri olmadığını düşünüyorum. Bize hakaret edenle işbirliği yapmış insan bedelini vicdan azabıyla çeker kimsenin birşey yapmasına gerek yok.
Yazan: ebaris Tarih: March 31, 2008 12:37 AM
İbadethanelerimizi tanısınlar mı istiyorsunuz samimiyetle
yoksa
tanımasınlar da biz de "bak bizim ibadethanemizi tanımıyorlar" diyerek söylenmeye devam edelim mi istiyorsunuz?
Tanısa "vardır bir bit yeniği"
Tanımasa "eski tas eski hamam, bildiğinize devam"
Bir karar verin artık, karar vermek isteyenleri vicdanlarıyla başbaşa bırakmayın, gelin onlara karar vermelerinde yardımcı olun,
İyiyse de, kötüyse de...
Dinlemekten de mi korkulurmuş?
Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: April 2, 2008 2:26 PM