« Kürt Sorununda 5. Baskı | Ana Sayfa | BBC de PKK’yı Destekliyor mu? »
December 17, 2007
Türbanın Simgelediği İdeoloji Artık Liberalizm
[17 Aralık 2007 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Dünyanın özgür ülkelerinde devlet insanların kıyafetlerine karışmaz. Devlet zoruyla kıyafet düzenlemesi, ancak diktatörlüklerde olur. Örneğin İslamcı dikta rejimleri, kadınların başlarını zorla örter, örtmeyenlerin üstüne “ahlak polisi” salar. Bizim ülkemizde ise “rejim,” malum, kadınları örtünmeye değil açılmaya zorlamaktadır. Baskı, tam aksi yöndedir.
Kısacası “İslamcı baskı” ile “laikçi baskı”, özünde aynıdır: Her ikisi de özgürlüğün düşmanıdır.
İşte bu yüzden, YÖK’ün yeni başkanı Yusuf Ziya Özcan’ın yaptığı ilk konuşmada “üniversitelere özgürlük gelecek” demesi üzerine bir dizi “laikçi”nin öfkeyle ayaklanması şaşırtıcı değildir. Eşyanın tabiatının gereğidir. Özgürlüğün düşmanları, elbette onu genişletmek isteyenleri sevmezler. İran’da bir üniversite yöneticisi çıksa ve “kampüslere artık başı açık da girilsin” dese, tutucu mollalardan benzer bir tepki alırdı. Ankara ve Tahran’daki kimi zihinler, birbirinin zıttı gibi görünse de aslında aynıdır.
Neyse, bunlar “yasakçı zihniyet”in tarifi. Ben başka bir şey söyleyeceğim: Bizzat yasaklanan nesneye, yani “türban”a dair bir şey.
Biliyorsunuz, bunu yasaklayanlar onun “siyasal bir simge” olduğunu söyler. Aslında, yasaklanan nesneyi kullananlara sormadan onun hakkında böylesi tanımlar yapmak, despotizmin başladığı noktadır. Kızıl Khmerler de gözlük takan herkesin “burjuva” ve dolayısıyla “iç düşman” olduğunu ilan etmişti.
Yasaklanan nesneyi, yani “türban”ı kullananlar ise, adeta istisnasız, bunun “dini inanç gereği” olduğunu vurgulamaktadır. Ben onların bu tanımına saygı duyuyorum. Ancak dini inanç gereğince takılan “türban”ın pekala siyasi bir izdüşümü olabileceğini de görüyorum.
İşte diyeceğim şey tam burada: Epey zamandır, bu izdüşümün “siyasal İslamcılık” olduğu söyleniyor bize. “Siyasal İslamcılık”tan kasıt ise, laik devlet yapısını ortadan kaldırıp “şeriat”a dayalı yeni bir rejim kurma projesi. İyi ama, Tarhan Erdem’in son “türban araştırması” hiç de böyle bir sonuç vermiyor. Aksine gösteriyor ki, türbanlıların yüzde 90’ı, devletin ve hukukun laik olmasını, kadın-erkek eşitliğini, resmi nikâhı, demokrasiyi benimsiyor. “Din devleti” değil, aslında “din özgürlüğünü tanıyan laik devlet” istiyorlar. Muhafazakar kesimde Turgut Özal’dan bu yana maya tutmaya başlayan liberal fikirlerin iyice yerleştiğinin resmi bu.
İşte bu nedenle eğer “türban”ın bir “siyasal simge” olduğunda ısrar edeceksek, bunun karşılık geldiği ideolojinin “siyasal İslamcılık”tan çok “liberalizm” olduğunu kabul etmek gerek.
Diyebilirsiniz ki, peki o zaman “laikçiler” neden yine de buna karşı? Bir, çünkü “psikolojik durum”ları bu gibi nüansları anlamaya elvermiyor. İki, liberalizm de zaten onların gözünde bir “düşman ideoloji”. Köklerine, yani 1930’ların CHP’sine bakarsanız bunu net biçimde görürsünüz. Akademisyen Murat Yılmaz, “CHP İlkelerinin 1937’de Anayasaya Girişi ve Liberalizmin Yasaklanışı” başlıklı makalesinde anlatır: Katib-i umumi Recep Peker 1937’de “liberalizm yasaktır” diye açıkça söylemiştir. Meclis’te Halil Menteşe’nin sorduğu “liberal taraftarı ferdiyetçi bir vatandaş ortaya çıkar da propagandaya başlarsa (ne olacak?)” sorusuna, CHP Antalya vekili Rasih Kaplan’ın verdiği cevap şudur: “Öbür dünyaya gitsin deriz”.
Eskiden “öbür dünyaya gitsinler” diyenlerinin manevi torunlarının (örneğin piyanist Fazıl Say’ın) bugünlerde “bari biz ülkeyi terk edelim” demesi ise şaşırtıcı değil. Oysa farklılıklarımızla birlikte bir arada yaşamak da mümkün; ama bunun için önce özgürlüğü sindirmek gerek…
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: December 17, 2007 10:43 AM




Gene guzel tesbitler berrak ifade. Bir noktada kucuk bir itiraz:
"İşte bu yüzden, YÖK’ün yeni başkanı Yusuf Ziya Özcan’ın yaptığı ilk konuşmada “üniversitelere özgürlük gelecek” demesi üzerine bir dizi “laikçi”nin öfkeyle ayaklanması şaşırtıcı değildir. Eşyanın tabiatının gereğidir. Özgürlüğün düşmanları, elbette onu genişletmek isteyenleri sevmezler. İran’da bir üniversite yöneticisi çıksa ve “kampüslere artık başı açık da girilsin” dese, tutucu mollalardan benzer bir tepki alırdı. Ankara ve Tahran’daki kimi zihinler, birbirinin zıttı gibi görünse de aslında aynıdır. (MA)
Yeni YOK Baskani Prof. Ozcan sadece "yasaklar kalkacak" dedigi "ozgur universite" yi savundugu icin firtina koptu. Eger "turban yasagi kalkacak" dese idi mustafa Bey'in Iran ornegine paralellik teskil eder idi. Bizimkilerin resmen "ozgurluk tehlikelidir" dediler. Bir gaztede okudum bir prof aynen boyle demis. Yorum morum degil. Tezic'in Sezer'in buna benzer pek cok demeci vardi. Simdi arastirmayi luzumsuz goruyorum. Gerek burda gerek benim blogda ornekler pek cok.
Bir de basortusu (veya ana dili Fransizca olanlar icin "turban") neyi simgeler" sorus uzerine bir ilave. Mustafa Bey'in "illa bir seyin simgesi olacaksa liberalizmdir bu" tespiti pek de mantiki. Benim ilavem ise su:
Ifade hurriyeti (ki simge kullanma ifade hurriyetinin bir cesidi olduguna itiraz eden cikacagini sanmiyorum) liberal, muhafazakar sosyal butun demokrasilerin kabul ettigi temel haklardandir. Bunun icin Insan Haklari Evrensel Beyannamesi ve Avrupa Insan Haklari sozlesmeasne girmistir.
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: December 17, 2007 11:50 AM
Mustafa Beyin değindiği gibi Turgut Özal liberalleşmesi Türkiye'de devam edebilseydi sert süreçlerden geçmeden belki çoktan daha demokratik ve liberal bir yapıya kavuşmuştuk.
malesef Refah Partisi'nin güçlenmesi dengeleri alt-üst etti..devletin rejimini değiştirme isteğinin siyasallaşmış şekliydi Refah Partisi,Erbakan zihniyeti..liberal,laik,demokratik bir hareket değildi..bölücüydü..o yüzden yeşil görünen herşey irtica simgesi oldu..
özgürlük taleplerinin laik,demokratik yapıyı hedef almayacağı,sistemle barışık özgürlük bilinci gelişmeli.
DTP'de bölücülüğün siyasallaşmış şeklidir..kendilerine demokratik bir hak sağlanınca bunu hemen sistem aleyhine kullanmaya kalkıyorlar.
liberalizmin bölücülüğe dönüşmemesi,despotizme fırsat vermemesi için eğitim,ekonomik refah gerekiyor.
saygılar.
Yazan: deniz Tarih: December 17, 2007 12:18 PM
bir arada yaşamak 100-120 yıl evvelinde kaldı.kabul edelimki Türkiye şu anda sadece haritalarda bütün olarak var.Başörtülü açık(hatta türbanlı- başörtülü)Akpli chpli mhpli kürt türk ermeni fenerli saraylı kadın erkek üniversiteli liseli (yani anlaşılacağı üzere örnek cenneti bir memleket)olarak zaten sınıfçılık var.meclise girenlerin her defasında oraya layık olmadıklarını kanıtlayan konuşmalar yapmaları malum basının malum gazetecilerinin çıkıp o benim reisim olmaz ben benden olanı isterim olmazsa pakocumu seçerim.sanatının hakkını verdiğini sananın onlar kazandı ben giderim türküsünü söylemesi.(kendisini tanımam sui zandada bulunmak istemem) amerikadaki hoca için ikide bir bunlar beyin yıkıyor diyen nursuz hanım layik ve layiksiz yaşıtları Hacca giderken kendisi ülke toprağını sonuna kadar inançlı insanlara karşı savunan (ona göre yarasa)´hanfendi
ve meclisteki 20 kişilık grup Türkiyeyi zaten kutuplara ayırıp bölmüşlerdir.yeni yök başkanı üniversitelerin her alanında özgürlük olacak diyor ama duyulmuyor.neden ?çünkü burası yalnızca kötüülüğün seslereinin duyulabildiği bir yer.Kimse korkmasın her sabah uyandıklarında aynı kaosa aynı rezilliğe uyanacağız.rejim değişmez.Türkiye iran olmaz malezya ise olamaz.çünkü birbirine tahamülü olmayanların ülkesi burası.bizim renklerimiz aynı dillerimizde ırklarımızda aynı ama dinimiz ayrı.sözde müslümanlar (benim kalbim temiz bu yeterli)özde müslümanlarolarak ayrıldık.islamiyete olan
düşmanlık bu ülkeyi bu hale getirdi.Namaz kılan insan ayıplandı.oruç tutan a ne lüzum var dendi.hele kurban kesene kurban keseceğine o parayı fakire dağıt dendi hacca gidene arapları zengin ediyorsun dendi.müslümanım diyene o eskide kaldı dendi.yani müslümanlara yapılan baskı nerdeyse cahiliye baskısı.Bu olanlara rağmen Allahu Tealanın bizleri helak etmemesiRabbimizin merhametinin ne kadar büyük olduğunun en büyük kanıtıama yinede Hz musanın duasını tekrarlıyorum.
İçimizdeki beyinsizler(aklını kullanmayan senin varlığını anlayamayan)yüzünden bizi helak etme
Amin
Yazan: havva Tarih: December 17, 2007 4:24 PM
Evet, Türkiye'de başörtüsüne özgürlük ve İran'da türbandan kurtulmak liberalizmin simgesidir.
Yazan: Mawy Türkmenistan Tarih: December 17, 2007 5:11 PM
Guzel tespitlerinize katiliyorum. Ancak bu tip tespitlerin delilleri ile birlikte alt alta konularak toplumun dikkatine sunulmasi ve taraflarin soylem analizi yapilarak gerceklerin ortaya cikarilmasi lazim.
CHP'nin Cumhuriyet'in degerlerinden kast ettiklerinin kisi hak ve ozgurlukleri olmadigi ortadadir. CHP, "CHP zihniyeti"ne uygun dusunen insanlarin hak ve ozgurluklerinin korunmasini, ayni zihniyeti paylasmayanlarin ise baski ile kontrol altinda tutulmasini savunmaktadir.
Ornek olarak, basortulu bir ogretmenin dersini alan cocuklarin, basi ortulu olmayan annelerini sorgulamaya neden oldugu, yada kendilerine rol model olarak basi ortulu ogretmenlerini alacaklarini iddia etmektedirler. Yetismekte olan bir bireyin cevresindeki farkliliklari sorgulamasinin tehlikeli bir durum oldugunun kabul edilmesi, bu zihniyetin ozgurlukcu dusunceden ne anladigini gostermektedir.
Ayni ornekteki asil nokta ise, bu zihniyetin kendisi gibi dusunmeyenlere yasam hakki tanimadiginin delilidir. Tam tersi senaryo icinde basi acik bir ogretmenin ogrencilerinin baslari kapali annelerini sorgulamalari yada ornek almasi dogal olarak gorulmektedir.
Ama sonuc bekledikleri gibi olmamaktadir. Gunumuz Turkiye'sinde mevcut olmayan ilk senaryo, annesi basi acik olan ogrencilerin annelerinin tercihlerini sorgulama sansini ellerinden almaktadir. Karsilarinda modern hayati dininin (inanclarinin mi demeliydim?) gerekleri ile yasayabilen orneklerin olmamasi, onlari modern hayatin yanlizca tek bir bicimde, annelerinin sekli ile, yasanabilecegi konusunda ikna etmektedir. Ikinci senaryo icindeki topluluk ise ulkenin %70'ini olusturmaktadir. Basi ortulu annelerin cocuklari okullarinda basi acik ogretmenlerini gormekte ve bu ikilemi sorgulamaktadir (en azindan ben oyle yaptim). Guya egitimsiz olarak ifade edilen o toplulugun basi ortulu anneleri, cocuklarina verdikleri kararin mantigini anlatabilmektedir (en azindan benim annem oyle yapti). Bu sayede modern hayati inanclarina gore de yasayabilen bir ornek karsilarinda bulunmaktadir. Bu durum ikinci gruptaki bireylere cevresindeki farkliliklari gorme, sorgulama ve buna gore karar verme sansini sunmaktadir.
Mustafa Bey'in orneklerine paralel olarak, ornegimdeki ikinci grup liberalizme daha yatkin olmaktadir. Ozellikle baski altindaki toplumun parcasi olarak ozgurlugun degerini daha iyi idrak ederek "herkes icin ozgurluk" diyebilmektedir. Ilk grup ise kendi dusuncelerinin kaynagini bile sorgulamadan, cok daha mutahassip bir davranis icinde, fasizme yatkin bir gorus icinde kalmaktadir. Kendilerini yok etmek isteyen bir cogunlugun daralan cemberi arasinda gormeleri ve bu mentalite icinde tepki gostermeleri dogaldir.
Bu sorunun asilabilmesi icin gerekli olan kanallar ise "hosgoru" ve "diyolog"dur. Acaba bu kanallari kim acik tutmaktadir?
Saygilarimla,
M.Kemal
Yazan: M. Kemal Tarih: December 17, 2007 8:43 PM
deniz efendi,
liberalizm default olarak "bölücü" bir sistemdir. toplumdaki farklılıkların siyasi temsilini demokrasi için şart sayar.
senin hayali kurduğun liberalizm değil, başka bir şey. özal tam da senin gibi insanların zihniyeti yüzünden liberal açılımlarına devam edemedi..
Yazan: Cenk Tarih: December 17, 2007 11:13 PM
Ayni konuda bir diger guzel yazi da Prof. Ihsan Dagi'nin asagiya bir kismini koyacagimmyazi. "hur iradeleri" ile Islam dusmani olmayi secen cocuklarin yuz kere duydugumuz "ozgun fikirlerinin" imal edildigi egitim kurumlarinin ozgurlugu ile ilgili bu konudan bucak bucak kacmalari hic te sasirtici degil.
Buranin mudavimleri hatirlayacaklardir fakirin noktalari birlestirme yontemini. Adamlari "evrim" konusunda konusturun ben size demokrasi, laiklik, din, Israil, Filistin ABD, ahlak, Dogu-Bati iliskileri konusundaki fikirlerini soyleyeyim. Bu isi moda oldugu icin diil, bireyselliklerin ifade ettigi icin sectikleri giyim kusamlarina, hayat tarzlarina kadar goturebilirim, ama yanilma payi yukselir, neme lazim.
***********************************
Üniversitelerde özgürlük tehlikesi!
Yeni YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan'ın 'üniversite vizyonu' bazılarında panik yarattı. Tüm yasakların kaldırıldığı ve bilimsel çalışmaların öne çıkarıldığı bir üniversite... Bu yaklaşımın neresine itiraz edebilirsiniz?
Üniversiteleri, ifade özgürlüğünün ve özgür bilimin değil de sözde rejim bekçiliğinin 'ideolojik kaleleri' olarak görürseniz böyle bir vizyondan ürkebilirsiniz. Nitekim bunların seslerini duymaya başladık. Hatta, 'üniversitelerde yasakların kaldırılmasının tehlikeli' olduğunu söyleyen bir rektör bile çıktı. Üniversite yönetimlerinde özgürlük korkusu hüküm sürüyor. Özgürlüklerden korkan bir üniversite tasavvur edebiliyor musunuz? Üniversiteleri bu hale getirdiler...
Devami: http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=624760
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: December 18, 2007 3:15 PM
Anadolu üniversitelerinde zaten bilimin esamesi okunmuyorki. Hangi uluslararası dergide makaleleri yayınlanmış, ne araştırmışlar ne bulmuşlar. En prim yapan konu olan türbana sarılıyorlar. Bilim yapmak kimsenin umurunda değil, zaten çoğu üniversite mensubunun da (öğretim üyesi, asistan) bilim yapma yetisi mevcut değil.
Yazan: yunus Tarih: December 18, 2007 4:35 PM
Türbanın simgelediği ideoloji liberalizm ise,o zaman türban;, sonuna kadar serbest piyasa ekonomisi diyenlerin,sosyal adalet anlayışına karşi olanların,insanların ve ülkelerin sömürülmesinden yana olanların,Mrs Thatcer'in Angola iç savaşında yeralan İngiliz parali askerleri için söylediği insanların ölme ve öldürme özgürlükleri vardır demecine inanmanın da bir simgesidir.
İslamcı kesimin bu yaklaşıma karşi olacağı kanaatindeyim.
Libaralizm anlayışina ekonomik açıdan ,sınıfsal veya gelir grupları açısından yaklaşıldığı takdirde gerçek yüzüyle karşı karşıya gelinecek ve Arap kültürünün bir simgesi olan türban (başörtüsü değil) odaklı tartışmaların neleri gizlemeye yaradığı ortaya çıkacaktır.
İslami kesimle ilgili sınıfsal veya gelir gruplarına ilişkin analizlerin olmaması şaşırtıcı değil mi?
Birileri türbanı takıp jeep'lerle tozu dumana katıp,beş yıldızlı otellerde tatil yapıp,kapitalizm'in ilke ve felsefesine uygun hareket edip,laikçilerin üst gelir gruplarıyla kol kola girip ekonomik faaliyetlere de bulunurken garibanları türbana özgürlük diye alanlara sürerken ,aslanların önüne atarken ne kadar samimiler aceba?
İslamcılar laik kesimle uğraşacaklarına,dönüp kendilerine baksınlar.
Yazan: can Tarih: December 18, 2007 11:37 PM
Bir anketin verilerine göre "türban liberalizmin simgesidir" demek bana mantıklı gelmiyor. Ankette "hangi siyasi ideolojiyi benimsiyorsunuz.?" diye sorulmuş olsaydı ve yüzde 10-20'lerde liberalizm çıkmış olsaydı bu sonuca varamayacaktınız.
-Devletin ve hukukun laik olması
-Kadın-erkek eşitliğini
-Resmi nikâhı ve demokrasiye olan inanç sadece liberalizm değil diğer bazı siyasi görüşlerin içerisinde de yerini almıştır.Ancak bu kesimin dünyaya bakış açılarında bir değişmenin olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz."Aslolan ahiret hayatıdır,bu dünyanın nimetleri gelip geçicidir" inancını savunan bir kesimin,özellikle iktidarı elinde bulunduran dincilerin kapitalist ruhu taşıdıkları görmemek için kör olmak gerekir. Onlara oy veren insanlarında dünya nimetlerine karşı olan duyarlılığı şeriat özleminden çok başka ideolojilerin peşinden gideceklerini işaret ediyor gibi.Liberalizme doğru kaydıklarını daha dişe dokunur verilere dayanarak ortaya koymuş olsaydınız makaleniz daha gerçekçi olurdu.
Selam
Yazan: Memo Tarih: December 19, 2007 2:52 PM
@MA
Yani Avrupa'da, ABD'de veya Kanada'da resmi devlet dairelerinde veya okullarda kılık kıyafetle ilgili kurallar yok mu? Herkes istediği kıyafetleri giymekte özgür mü? Yani kanun veya yönetmeliklerle getirilmiş herhangi bir sınırlama yok mu? İddianız bu mu?
Çünkü Türkiye'de olan bu. Türkiye'de genel bir yasak yok. Belli bir bölgeye özgü yasak var. Diğer ülkelerde bu yok iddiasında mısınız?
Yazan: freedom Tarih: December 19, 2007 4:18 PM
@ Can,
Yazdıklarınızın ne anlama geldiğinin farkında olasınız diye sizi ciddiye alıp özet çıkardım:
"Liberalizm=Türban= Arap kültürünün bir simgesi …. insanların ölme ve öldürme özgürlükleri vardır demecine inanmanın da bir simgesidir."can
"….”garibanları” türbana özgürlük diye alanlara sürerken ,”aslanların” önüne atarken ne kadar samimiler aceba?İslamcılar laik kesimle(aslanlarla) uğraşacaklarına,dönüp kendi kendilerine (garibanlıklarına) baksınlar."can
Bunları size biri silah zoruyla mı yazdırdı yoksa liberal bir yaklaşımla siz mi yazdınız?Bu durumda ölmek yada öldürmek özgürlüğünüzden hangisini kullandığınızı düşünüyorsunuz?
Aklıma gelmişken komünistler ıstakoz yer mi? :-))
Yazan: çuvaldız Tarih: December 19, 2007 6:44 PM
@Çuvaldız,
Özete bayıldım.Çok mekanikti.Türban'nın simgelediği ideoloji artık liberalizm başlıklı yazı benim değil.Liberalizm eşittir türban demedim.Bana aykırı geldiğini belirtmeye çalıştım.Siz ortaya koyduğunuz bu eşitlik hakkında ne düşünüyorsunuz? Amacım liberalizm ve yeni liberalizm anlayışlarının ekonomik veçhesine dikkatleri çekmekti.Bu konuda hiç yorum yok.Durmadan türban sorununu gündeme getirenlerin bu kesimdeki ekonomik farklılıklardan hiç bahsetmemesi dikkatimi çekiyordu onu belirtmek istedim.Elinizde bu konu ile ilgili kaynak varsa yazın ben de temin etmeye çalışayım.
Aslanlar ve garibanlar (hiç te güzel kelimeler değilmiş)sözcükleri zamana ve mekana göre çok değişik zümreleri kapsar.Sizin kastettiğiniz şekilde düşünmedim.Laiklerin arslan,garibanların islamcı olduğunu nereden çıkardınız? Saçmalayan F. Say'a göre tam tarsi mevcut.
Arslanlığı ve garibanlığı ekonomik gücü elinde tutma açısından yorumlamakta fayda vardır diye düşünüyorum.
Koministler dahil herkes ıstakoz yemelidir.Ama yerken diğerlerinin de yemesi için mücadele etmelidir.Samimi olmak meselesi.
Çok sağolun beni ciddiye almışsınız,ama ben kendimi ciddiye almıyorum almak istemiyorum.Çünkü bu ülkede herkes çok ciddi.İzin verirseniz ben de bir eşitlik kurayım;
Aykırılık= Hür olmak
SElamlar
Yazan: can Tarih: December 20, 2007 12:59 PM
Yasaklanan nesneyi, yani “türban”ı kullananlar ise, adeta istisnasız, bunun “dini inanç gereği” olduğunu vurgulamaktadır….“Din devleti” değil, aslında “din özgürlüğünü tanıyan laik devlet” istiyorlar…Ancak dini inanç gereğince takılan “türban”ın pekala siyasi bir izdüşümü olabileceğini de görüyorum…İşte bu nedenle eğer “türban”ın bir “siyasal simge” olduğunda ısrar edeceksek, bunun karşılık geldiği ideolojinin “siyasal İslamcılık”tan çok “liberalizm” olduğunu kabul etmek gerek.(M.A)
Liberal demokrasi http://tr.wikipedia.org/wiki/Demokrasi
Demokraside önceliğin özgürlüğe mi yoksa eşitliğe mi verilmesi gerektiği tarih boyunca tartışılmış ve tarih, bu ikisini bir arada tutacak sistem teorisini üretme çabalarıyla sıklıkla karşılaşmıştır. Liberal demokrasi sistemi de bunlardan biridir. İçinde barındırdığı liberal kelimesiyle özgürlüğü, demokrasideki siyasi eşitlik kavramıyla da eşitliği temsil etmektedir. Bunu düşünürken ekonomi disiplinindeki liberalizm ile siyaset disiplinindeki liberalizmin birbirinden ayırmamız gerekir.
Basit olarak liberal demokrasi; iktidarı halkın belirlediğini ancak bu iktidarın bireysel özgürlüklerle sınırlandığı bir siyasal sistem olarak belirtebiliriz.
Hoşgörü ve tüm fikirlerin var olabildiği bir rekabet ve siyasi eşitlik prensiplerinde gerçekleştirilen seçimlerle iktidara temsili bireylerin getirilmesi liberal demokrasilerin temel nitelikleridir.
Şimdi belki neden “türban için bir ideoloji sınıflaması yapılacaksa bu liberalizm” dir dendiği anlaşılabilir.
* * *
Libaralizm anlayışina ekonomik açıdan ,sınıfsal veya gelir grupları açısından yaklaşıldığı takdirde gerçek yüzüyle karşı karşıya gelinecek ve Arap kültürünün bir simgesi olan türban (başörtüsü değil) odaklı tartışmaların neleri gizlemeye yaradığı ortaya çıkacaktır.
Birileri türbanı takıp jeep'lerle tozu dumana katıp,beş yıldızlı otellerde tatil yapıp,kapitalizm'in ilke ve felsefesine uygun hareket edip,”laikçilerin üst gelir” gruplarıyla kol kola girip ekonomik faaliyetlere de bulunurken garibanları türbana özgürlük diye alanlara sürerken ,aslanların önüne atarken ne kadar samimiler aceba?
Aslanlar ve garibanlar (hiç te güzel kelimeler değilmiş)sözcükleri zamana ve mekana göre çok değişik zümreleri kapsar.Sizin kastettiğiniz şekilde düşünmedim.Laiklerin arslan,garibanların islamcı olduğunu nereden çıkardınız?
Arslanlığı ve garibanlığı ekonomik gücü elinde tutma açısından yorumlamakta fayda vardır diye düşünüyorum.
Koministler dahil herkes ıstakoz yemelidir.Ama yerken diğerlerinin de yemesi için mücadele etmelidir.Samimi olmak meselesi.
İslamcılar laik kesimle uğraşacaklarına,dönüp kendilerine baksınlar.(CAN)
* * *
“Aykırı olmak=hür olmak” demişsiniz…
Bu eşitlemenize bakarsak sizin tanımınızla “Arap kültürünün bir simgesi olan türban(!) takanlar,T.C vatandaşı olmalarına rağmen T.C nin anayasasında yazılı olan eğitim hakkından “laikliğe” aykırı davrandıkları gerekçesi ile mahrum bırakılıyorlar ,bu durumda “aykırılıkları” onları “hür”kılmış oluyor mu?
Tabii şunu da diyebilirsiniz en azından “aykırı” olabilecek kadar hürler!Bu da bir bakış açısı,ama sizin şu ıstakozu herkes yesin mantığınıza pek uymuyor;bu aykırılık “Eğitim hakkı ıstakozunu sadece “başı açıklar yiyebilir” duvarına tosluyor!
Evet,sahip olduğunuz mekanik mantıkla”eğitim hakkını talep eden gariban türbanlılar bu hakkı elde etmek için uğraşacaklarına dönüp jeepli türbanlılarla uğraşsınlar “ mı diyorsunuz?Jeepli türbanlılarla uğraşırlarsa aykırı/hür olarak eğitim alma hakkına sahip abilecekler ve ilerde de istakoz yeme ihtimalleri olabilecek mi? İlginç bir mantık “eğitim ekmeğini “talep edene “jeep pastası “ elde etmeyi teklif etmek!
"Arslanlığı ve garibanlığı ekonomik gücü elinde tutma açısından yorumlamakta fayda vardır diye düşünüyorum."(can)
Yazan: Anonymous Tarih: December 22, 2007 5:40 PM
ben size bazı canlıların soyları neden tükenir diye soruyorum siz başka şey çıkartıyosunuz
Yazan: buse Tarih: December 28, 2007 6:41 PM
sayın sayfa okuru arkadaşlar biraz önce 21.01.2008 akşamı tv 5 i izlerken aklıma şöyle bir düşünce geldi.türban veya başörtüsü siyasi simgedir kamusal alanda giyilemez kullanılamaz.bunu anladığımızı farzedelim.biz laik türkiye olarak bir yahudi türkiye ye geldiğinde menümüzde olan yemekler bunlardır.sizin istediğiniz türden bir yemek menümüz olamaz.(yahudiler kırmızı et yemezlermiş.biz de menümüze kırmızı et koyamıyoruz.yahudinin dini gereği)neden burada laiklik damarımız kabaramıyor.biliyorsunuz.kendine laiklik korumacısı olarak görenler bu aralarda.--biz türbana hayır diyoruz.yoksa başörtüsünü benim annem de takıyor diyorlar.hatırlarsanız bir zamanlar.bu yasağın adı.BAŞÖRTÜSÜNE HAYIR DI unutmayalım.anlayamadığım bir diğer nokta da şu.bu laiklik sevdalıları memleketimizde onlarca misyoner cirit atıyor sesleri çıkmıyor.incil tağıtılıyor sesleri çıkmıyor.fakat KURAN I kerim dağıtımı yapılarken neden rahatsız oluyorlar.çok değişik bir konuya geleceğim.biliyorsunuz hırant dink öldürüleli 1 yıl oldu anma töreni üzerine anma töreni düzenleniyor.medya da bunları yayınlıyor.ASLA ÖLDÜRÜLMESİNİ tasdik etmiyorum.zaten öldürme emrini verenlerin veya ölümünü gerçekleştiren kişinin bu memlekete iyilik ettiğini zannetmiyorum.bu medya kendine şöyle bir soruyu da sormalı 70 li yılarda büyükelçilerimiz ve aile efradı katledilirken bu kadar hassasmıydık.saygılarımla mehmet öksüz.
Yazan: mehmet öksüz Tarih: January 21, 2008 9:21 PM
Hayatın varolması için çeşitli baskılar gerekir;mesela suyun,havanın,toprağın ağırlığı gibi.. Yerçekiminin oluşturduğu baskı gibi... Bu yorumları duydunuz mu başka yerde? Ben bunları hayattan okuyorum. Peki bu baskılar yapay mıdır? Hayır. Tamamen doğaldır bir zincir değildir, tutsaklığa götürmez..
Liberalizm bambaşka birşeydir, yapılan işlere liberalizm denip kanmak akıl dışı olacak; neden, çünkü Liberal düşüncenin doğduğu anda baskıcı rejimler sürüyordu ve bunlar zaten çoğu dini baskılardı.. milletin ekonomisi diye birşey yoktu sadece köleler vardı.. Millet baskı unsurunun nerden geleceğini nihayet kafasına yazdı.. Gözü döndü artık halkın.. İsyan etti.. Gericilikteydi.. Kendilerine yutturulan dinde idi.. Bu sebeple bu kişileri ellerinden kimse kurtaramadı. Amerika ve Avrupa bunlar üzerine kuruludur arkadaşlar.
Özgürlük nedir bunun iyi anlaşılması gerekir: Günümüzde özgürlük hakkında söylenebilecekleri düşünürken, aklı hesaba katmadan felsefe yürütmek, harekete geçmek çok cahilce olacaktır. Özgürleşmenin niteliği ve niceliği akıl ile doğru orantılıdır. Özgürlüğünü unuttuğu zaman aklından olacaktır, aklını unuttuğu zaman özgürlüğünden. Bunun sonucunda şu vardır ki düşünmek bile dayanılmazdır; hem aklını hem de özgürlüğünü yitirir ve bir pisliğin içine dadanır ki çoklarına bu kendi seçimleriymiş gibi görünür. Bu onlara kendilerini kişisel seçimlerinden oluşmuş bir ağdan örülü özgürlük halkasının bir ferdi zannettirir.. durum bu değildir. Doğduklarından beri kendilerine dayatılan yaşamın uyuşmuş haleti ruhiyesi içindedirler.
Özgürleşmek için insan çalışmalıdır! Bu güzel bir öğüt değilmidir? Peki kutsal bir tarafı da yokmudur çalışmanın üretmenin? Çalışmak ve üretmek her yerde en büyük ilkedir. Bu uğurda yaşamayanlar ne insan olabilirler ne de Allah'ın sevgili kulu.. Çalışmanında bir niteliği vardır. Kimi dünyayı yönetecek kadar, her türlü gelişmeyi ve ürünü ortaya koyacak kadar çalışırken kimi kendine bile yetemez.
Atatürk'ün Özgürlük Hakkında Söyledikleri:
Halkının özgürlüğü ve gelişimi için ona en onurlu, şerefli savaşlarda öncülük eden Atatürk'ün sözlerini dinleyelim:
Özgürlük, insanın düşündüğünü ve dilediğini sınırsız olarak yapabilmesidir. Bu tarif, özgürlük kelimesinin en geniş anlamıdır. İnsanlar, bu anlamda özgürlüğe, hiçbir zaman sahip olamamışlardır ve olamazlar. Çünkü herkesçe bilinir ki insan, doğanın yaratığıdır. Doğanın kendisi de sınırsız özgür değildir, evrenin yasalarına bağlıdır. Bu sebeple, insan ilk önce, doğa içinde, doğanın yasalarına, şartlarına, sebeplerine, etkenlerine bağlıdır. Meselâ, dünyaya gelmek veya gelmemek insanın elinde olmamıştır ve değildir. însan, dünyaya geldikten sonra da, daha ilk anda, doğanın ve birçok yaratıkların esiridir. Korunmaya, beslenmeye, bakılmaya, büyütülmeye muhtaçtır.
1930 (Afetinan, M.B. ve M.K.Atatürk'ün El Yazıları, s. 450).
Atatürk'ün dediği gibi özgürlük anlayışına bağlı olan düşünceler beslenmeye ve geliştirilmeye muhtaçtır.
Vatandaşlar bilmelidir ki, vicdanî ve fikrî özgürlük vardır; fakat nihayet bunlar sınırsız değildir. Bireysel özgürlük karşısında bireylerin hepsinin kurduğu, dayandığı bir devlet, devletin de yönetimi, egemenliği vardır. Bireylerin özgürlüğü, devletin egemenlik ve iradesinin korunmasına bağlıdır. Devlet yönetimi felç olursa bireylerin özgürlüğünü koruyacak hiçbir kuvvet ve vasıta kalmaz. Bu nedenle özgürlüğü yalnız bir taraflı değil, her iki taraflı düşünmek gerekir.
Bireysel özgürlükler mukaddestir. Bunların korunması için daima çalışılır. Fakat bu çalışmada devletin kuvveti, otoritesi hiçe sayılırsa ; başka bir devletin otoritesi altına girmek aşağılığına düşeceklerini, yabancı bir devletin otoritesinin tutsaklık zincirlerini kendi elleriyle boyunlarına takmaya mecbur olacaklarını akıldan çıkarmamak gerekir.
1931 (Vakit gazetesi, 19.2.1931; Taha Toros,Atatürk'ün Adana Seyahatleri, s. 37)
Yazan: alperizm Tarih: February 3, 2008 1:01 PM