« Orada bir Kürdistan Var Uzakta... | Ana Sayfa | Akıl, Bilim ve Mini Etek »

December 5, 2007

Kürt Sorununda Meselenin Özü

[5 Aralık 2007 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]

“Kürt sorunu” çok karmaşık ve çetrefilli bir meseledir. Ancak sorunun şu anki aşamasının kaba bir tarifini şöyle yapmak mümkün: Modern tarihte hiç bir zaman kendini yöneten bir halk ve bir devlet sahibi olmamış olan Kürtler, artık tarih sahnesinde beliriyorlar. Bu geç kalmış milliyetçilik, Irak’ta federal bir Kürt devleti şeklinde ortaya çıkıyor. Türkiye’de ise, Kürt kimliği, fanatik milliyetçilikten meşru demokrat taleplere kadar uzanan bir yelpazede ifade buluyor. Bu yelpazenin fanatik tarafında kuşkusuz terör örgütü PKK var. Öte yanda, sadece “Kürt kimliğine saygı” ve hizmet beklentisi var. AK Parti’nin güneydoğu aldığı oylar, bu ikinci kitlenin ne kadar büyük olduğunu da gösteriyor.

“Kürt sorunu”nun parametleri özetle böyle. Ama bir de “Türkiye resmi ideolojisi sorunu” var.

Türkiye, açık konuşalım, var olan toplumsal gerçekliğe göre değil, tahayyül edilen yapay bir “ulus”a göre kurulmuş bir devlet. Resmi tasavvura göre, dünya üzerinde “Kürt” diye birilerinin olmaması gerekiyor. Kürtler, eğer Türkiye’de yaşıyorsa “Türk”, Irak’ta yaşıyorsa “Iraklı” olmak zorunda.

İyi ama birilerinin Ankara’da oturup da dünyanın nasıl olması gerektiği konusunda kararlar vermesi, dünyayı gerçekten o hale getirmiyor. Hele de küreselleşme çağında, görmek istemediğiniz her şey giderek daha da gözünüze giriyor. Daha 90’lı yıllara kadar “Kürt diye bir şey yoktur” diyen ülkemizin yanıbaşında, bugün “Kürdistan Bölgesel Yönetimi” kurulmuş durumda. Ama 90’lara kadar Kürtlerin varlığını inkar edenler, şimdi de bu “Kürdistan”ın varlığını reddediyor.

Türkiye bu “eski paradigma” ile yoluna devam edemez. Etmeye kalkarsa gerçekliği iyice ıskalar, iş iyice kötüye gider. “Eski paradigma”yı utana-sıkıla, “çaktırmadan”, minik rötuşlarla geliştirmeye çalışmak bile yetmez. Karşımızdaki gerçekliği dürüstçe kabul etmek ve ona göre yeni bir vizyon inşa etmek lazım.

Bu vizyonun “Kuzey Irak” ayağını geçen hafta yerinde inceleyerek anlamaya çalıştım. Pazartesi günkü yazımda da belirttiğim gibi, beğensek de beğenmesek de burada bir “Kürdistan” var ve giderek de kök salıyor. Türkiye’nin, bu “oluşum”u baltalamak, aşağılamak veya tehdit etmek yerine, onunla diyaloğa girmesi gerek. Bunu yaptığımızda, PKK’yı sıkıştırmayı da, Türkmenler’in haklarını korumayı da daha iyi başarırız. Diyalog da, elbette, her söylenene inanarak değil, sağlamalı bir şekilde müzakere ederek olur.

Kaldı ki Türkiye’nin çok esaslı bir “soft power” potansiyeli var burada. Irak Kürtleri ekonomik yönden bize zaten muhtaç. Dükkanlardaki malların yüzde 60’ı Türkiye’den geliyor. Buraya herkesten önce eğilmiş bir “sivil Türk girişimi” de çok önemli mesafeler almış: Fethullah Gülen hareketinin Kuzey Irak’ta açtığı sekiz ayrı okul, bölgedeki herkesin saygısını ve hayranlığını kazanmış durumda. Söz konusu hareket, şu an Erbil’de bir üniversite inşa ediyor. Aynı kentte gayet modern bir hastane de kurmuşlar. Türkiye’den buraya uzanmış en başarılı el, sanırım onlarınki.

Diyebilirsiniz ki, “Kuzey Irak’ta Kürdistan kurulursa, bunun ileride pan-Kürdizm ruhuyla Türkiye’yi de etkilemeyeceğinin garantisi var mı?” Cevap: Yok. Bu dünyada hiç bir şeyin garantisi yok. Ama Kürt yönetimini reddederek elde edeceğiniz bir şey de yok. Sorunları inkar etmek yerine, gerçekçi ve soğukkanlı bir biçimde yönetmek lazım.

Bunun için Türkiye şu an gerekli “teçhizat”a da sahip. Şimdiye dek hiç bir partiye nasip olmamış bir “Kürt teveccühü”nü kazanmış bir hükümet, gelişen bir ekonomi, ağır-aksak da olsa yürüyen bir AB ve demokratikleşme süreci var. PKK’nın zemini küçülüyor, giderek daha fazla Kürt vatandaş kendini “Türkiyeli” hissediyor. Meseleyi sabırla yönetmeye devam etmek lazım. Başka şansımız yok.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: December 5, 2007 8:58 AM

Okur Yorumları

(NOT: Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Mustafa Akyol tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, standart yorum kurallarını dikkate almanız önemle rica olunur.)

Milletin gözüne 6-7 Eylül olaylarını, azınlıklara karşı yaptığımız barbarlıkları! bu kadar gözümüze sokacağına bir de Hocalı da soykırıma uğrayan 600 küsür insandan birazcık bahstsene.
Telafer de ne oldu, biraz araştırdın mı? Orada ABD ve köpekleri fsfor bombalarıyla koca şehri yok ettiler. Hiç bir yazında bahsettin mi?

Yazan: Saray Bosna Tarih: December 5, 2007 10:31 AM

Mustafa Bey,
"Türkiye, açık konuşalım, var olan toplumsal gerçekliğe göre değil, tahayyül edilen yapay bir “ulus”a göre kurulmuş bir devlet." tespitinizi konunun anlamı bakımından çok manidar buluyorum. Osmanlı coğrafyasında ve mirasında yaşarken ulus devlet modeli Türkiye'ye dar geliyor. Mozaik bir zemini homojen olarak görmek, sorunları çözmek bir yana, görmezden gelinerek yeni sorunların menşesi haline geliyor. Bu ne ile aşılır? Yanıtını çok güzel vermişsiniz; siyasi temsiliyet buna çözümdür. Şuanki hükümet böyle bir vazifeyi üslenmiştir fakat ne derece başarılı olur bilinmez...

Yazan: Talha CAN Tarih: December 5, 2007 2:29 PM

konunun bütününde tutarlı ifadeler yansıtmışsınız.artık dünyayı algılamak için kılıç kalkan kullanmak yada sorunlar karşısında kafasını kuma gömüp deve kuşuna özenmek pek fayda etmiyor.yıllarca tanımadığımız kürt sorunu bugün en büyük meselemiz oldu.gelecekte çocuklarımızın bu tip hadiselerle değil daha farklı mevzularla iştigal etmeleri için fikirlerinizin ve tespitlerinizin altına imzamı atıyorum.saygılarımla

Yazan: eyüp sabri Tarih: December 5, 2007 4:09 PM

Meselenin özü şu :

PKK & İrtica omuz omuza vermiş kendi kendilerine konuşup duruyorlar. Bu cumhuriyet kurulurken derslerini tam olarak almamışlar olsa gerek.

Her şey ne kadar net artık siyah ve beyaz gibi değil mi? İrtica korkusuz, PKK işbirlikçileri korkusuz ve üstelik çok ta cüretkarlar değil mi?

Meydanı boş mu buldunuz?

Hülagü TTT

Yazan: Hülagü Tarih: December 5, 2007 4:31 PM

Meydanı boş mu buldunuz demiş Hülagü.

Evet, meydanda sizler varsanız öyledir. Boştur yani. Kalabalık bile görünse öyledir. Meydanları gördük 22 Temmuzdan önce.. Anladın sen onu.. ;)

Yazan: Arslan Baguyev Tarih: December 5, 2007 5:23 PM

yani hulagu bey inanin ki yasayan bir karikatursunuz, siz bir 1930 model jakoben stereotipsiniz. kullandiginiz basma kaliplarla, nato mermer yaklasimla, yuzeysellikle gercekten numunelik bir kimsesiniz. 1930 model omurilik refleksleriniz masaallah su zamanda bile cok seri, cok tepkili...

80 sene iktidarlar degisse de degismeyen iktidar olan yiyici kemalist partizanlikla bu ulkeyi siz yonettiniz. ne yaptiniz? kokmus partizanlik ve sovenist, kerameti kendinden menkul hareketler disinda nedir urettiginiz? siz bununla da kalmadiniz. bu ulkenin asli kurucu ruhunu daima tezyif ve tahkir ettiniz. bari bu 80 sene zarfinda yeni caliskan uretken kendince bir ahkami olan, bir ciddiyeti, bir durusu, bir agirligi, insani vakar ve heybeti olan bir topluluk getirebilseydiniz. ama hayir siz ancak dunyaya gobeginizden bagli, dunya umurunun tufeylisi olmus kimseleri, yasam formlarini urettiniz.

yazik size be bir de utanmadan burda piskince yaziyorsunuz pkk irtica el ele vermis. kuzum siz bu sekilde ancak 1930 model histerilerinizi kasirsiniz baska herhangi bir gerceklige temas edemezsiniz. pkk sorununu sizin o ovunc kaynagi resmi gorusunuz kasimamis, cikarmamis gibi, asil yobazlik olan, hem de en kaba haliyle, pozitivizmi dayatmamis gibi ahkam keser durursunuz ve ancak kendinizi tatmin etmis olursunuz.

Yazan: Anonymous Tarih: December 5, 2007 5:32 PM

Saray Bosna rumuzlu arkadaş,

Onları da sen anlatıver de öğrenelim.

Onu anlatma, şunu anlat diyerek nereye kadar gidebiliriz.

Şunu mu demeye çalışıyorsunuz:

"Hocalı katliamı vb. ile ilgili hiçbir hassasiyetiniz yok"

?

Vardır, vardır da konu başka.

Onu da başka bir yazıda yazar inşallah Mustafa Bey.

Fakat konu başka.

...

Yani konu bize, bizden olanlara yapılanlar değil, bizim yaptıklarımız ve yapmamız gerekenler.

TABİ GENE BİZİM İÇİN.

Yani Hocalıyı vb. saatlerce BİRBİRİMİZE anlatsak konuşsak ne,

Meseleyi kaçırmayın,

Bir özeleştiri yapalım, gerçekleri görelim, bu bizim için daha iyi diyor Mustafa Akyol Bey.

İnşallah o bahsettikleriniz başka yazılarda veya başka yazarlarda, her yazıdan, her yazardan farklı yaklaşımlar görür, farklı şeyler öğrenebiliriz...

Bırak şimdi bunları "bir kuru fasulye tarifi ver" desem biraz alakasız kaçmaz mı?

Mustafa Bey'in veya başkalarının hassasiyetlerini ölçecek konumda değilsiniz, değiliz.

Emin olun o konularda da hassasiyetleri vardır insanların da

KONU BAŞKA EFENDİM KONU BAŞKA...

Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: December 5, 2007 6:04 PM

sayın Akyol,guzel bir yazı olmus,elinize saglık.

birkac noktayı da ben be arz edeyim.aynı kurdistan'da türkiye'nin güneydoğusunu icine alan haritalarda var,her tarafa dagıtılmıs.ayrıca ırak'ın durumu belirsiz.kurdistan konusunda,izle-gör-strateji belirle,politikasını uygulamalıyız.

ancak oncelikle iceridekiler icin bazı acılımlar yapılabilir.bir ornek,batı illerimizdeki kurt vatandaslarımız avrupa'dan yayın yapan kurtce televizyonları izliyorlar.onlar dogruda soylese yanlısda soylese inanıyorlar.

bizim ulkemizde kurtce yayın yapan televizyon kanalları acılsın,özel kanallar.boylece kurtce yayın pkk'nın ve boluculerin tekelinden kurtulmus olur.isteğe bağlı kurtce egitim verilebilir.yani kurt vatandaslarımıza yonelik bazı acılımları yapalım.kimsenin ozgurlukleri suistimal edecegini sanmıyorum.

bakalım o zaman pkk ve boluculer kendine ne malzeme bulacak.

Yazan: Bigalıoğlu Tarih: December 5, 2007 11:05 PM

10.Kasım.1938 den bu gune 69 yıl geçti. Utanmadan sıkılmadan hala konuşuyorsunuz ya pes doğrusu.

Son 60 yıldır kim yönetiyor bu ülkeyi? Aşiretlerin, toprak ağalarının, hepsi katıksız ABD uşağı olan ne idüğü belirsiz tarikat şeyhlerinin güdümündeki sözüm ona muhafazakar sağ partiler yönetiyor.

Dökün eteklerinizdeki bütün taşları dökün dökün. 1930 model övünç kaynağımızın ne olup ne olmadığını sizin dedeleriniz çok iyi anladılar. Eteklerinizde dökülecek başka taş kalmayınca sizlerde anlayacaksınız Türk milletinin övünç kaynağının ne olduğunu hiç merak etmeyin. Aynen dedelerinizin anladığı gibi.

Siz şimdi eteklerinizdeki bütün taşları rahat rahat sakin sakin dökmeye devam edin.

Hülagü TTT

Yazan: Hülagü Tarih: December 6, 2007 2:27 PM

mustafa fatih yüce, konu bir kez de Hocalı'ya gelsin artık. Hocalı'da 600 küsür kişi soykırımla yok edilirken, sırf Türk olduğu için( Türkiye'de lojistik üs vazifesi gören köy-karakollar boşaltılmıştır) 1 milyon insan evlerinden edilmiş yerlerine başkası oturmuşken, gelip bir kaç ermeni dükkanının yapmalanmasını her yıl anasayfadan verip, bu tür yazarların da o soykırımladan tek kelimeyle bahsetmemesinden bıktım. Senin niyetini de biliyorum, güya konu başka diyerek savsaklayacaksın. Konu başka değil konu insan haklarıysa iki dükkanın yapmalanmasından ziyade öldürülen 600 küsür insandan ,hocalı'dan sürülen milyonlardan bahsetmek zorundayız.
Konu Türkiye'yse, meselenin bir yanında Kürtçe konuşmayı darbe döneminde yasalayan(anı zamanda kuran kursları da yasaklanmıştı) devlet varsa diğer tarafta da Hikmet Fidan'ları dahi öldüren bir kurum ve İstanbul dan vazgemeyiz, Mersin Kürttür çığlığı atan azgın bir kitle var.
Gerisi hedef göstermek ve tetikçilik oluyor.Zira emperyalistler güçlü devlet istemezler, hep zayıflatılmış devletler isterler. Bunun için de hep sorunların sebebi olarak devleti gösterirler, ne o terörün arkasındakiler sorunludur ne de o azgın kitle , hemen hepsi masumdur. Tek suçlu olan hedeftir. İşte kimi yazarlar da o kanının oluşturulmasına çalışırlar.

Yazan: Saray Bosna Tarih: December 6, 2007 3:55 PM

K.Irak'taki mecliste görev alan o Türkmen! vekilleri Barzani kendisi seçiyor. Bizim Türkmenlerin oy kullanma hakları yok yani insan değiller. Irak meclisinde de tek milletvekilleri var. Ondan da bahsetmeni istiyorum. Sanırım tablo gösterdiğin kadar pembe değil.

Yazan: Saray Bosna Tarih: December 6, 2007 3:59 PM

Ben olaya evrensel bakıyorum. Kürtler yüzlerce yıldır Kürdistan denilen topraklarda yaşıyor. bunun getirdiği sonuç olarakta bizden farklı bir dili bir kültürü var. Eğer bir toplum ırkı ne olursa olsun kendi ayaklarında üzerinde durmak istiyorsa kendi kendini yönetmek ve egemen bir devlet olmak istiyorsa bu o insanların hakkıdır. Peki biz ne yapıyoruz? Yok hayır seni ben yöneticem o topraklarda sen yaşasan bile oralar benim diyoruz! Peki şöyle bir düşünelim eğer kürtler gibi karedenizli vatandaşlarımızda yada egeli vatandaşlarımızda Türkiyeden ayrılmak istese ne yapacaksınız? bunu durdurabilecek misiniz? hayır durduramazdınız çünkü güç yetiremezdiniz peki ayrılmayı sadece kürtler istiyor diye ve onlara gücünüz yetiyor diye onların yıllardır kafasına vuruyorsunuz! Eğer Kürtlere doğu bölgelerini verseydik şimdi Türkiye hem ekonomik hem sosyal açıdan şuankinden kat ve kat daha ileride olurdu. O kadar şehidide vermezdik. Bunun örnekleri var İngiltere İskoçyaya parlemento hakkı bayrak hakkı ve kendi kültürlerini yaşama hakkını verdi verdide kötü mü oldu? yine barış içinde yaşıyorlar yine kaynaşmış vaziyette yaşıyorlar birçok iskoçyalı Londra sokaklarında dolaşabiliyor! Malesef bizde bu yok küçük çaplı adımlar atılsada bunlar şimdilik yetersiz. İnşallah en kısa zamanda boş yararsız ve ilkel milletçilik anlayışından kurtuluruzda daha geniş bir perspektiften olaya bakabiliriz. Yanlış anlaşılmasın ben kürt değilim olsaydımda bundan gocunmazdım ben sadece olaya tarafsız açıdan bakmaya çalışan üniversiteli bir gencim.

Yazan: mesut Tarih: December 6, 2007 5:20 PM

yani ilahi hulagu bey bir pozitivist asri saadet cagi olarak takdim ettiginiz, akli dusuncenin, bilimin tavan yaptigi, gelismenin atilimin saha kalktigi, deger ve yargilarin tam ayarini, rayini buldugu donem olarak gordugunuz, ne varsa o zaman vardi dediginiz ataturk'un isin basinda oldugu donem sonrasinda ne oldu da birden gocus basladi? nasil oldu da mekan ve zamanda, olaylarin sebep sonuc iliskisinde sanki boyut degistirircesine bir kirilma olustu?

bakin dikkat edin o zamanki yapilan yanlislari konusmuyorum. cunku biliyorum ki mustafa kemal zamaninda yapilan yanlislari siz at gozluklu kemalist bir fanatik olarak ceffalkalem yalanlayacaksiniz ve katiyetle kabul etmiyeceksiniz kafa konforunuz icin. yanliz meselenin sizin kabul ettiginiz yuzuyle soruyorum: yonetim tamamen kemalist, gorevdekiler ataturk'un ya silah arkadaslari, ya sofra arkadaslari.. dusuncede, fikirde,aksiyonda tamamen birlik icinde oldugu kimseler... yani onun olumuyle bir kralin degismesi tadinda yeni bir yonetim gelmedi ki... su halde o kadar buyuk bir parlaklik, medeniyet atilimi nasil saat 9'u 5 geceden sonra cokmeye, yozlasmaya yuz tuttu? neydi o keramet birden ucup gitti?

bu iste "atam atam sen kalk ben yatam" tipindeki totemci kemalist agitin bir yanilgisidir. bir samanist mistisizmi icinde olaylari objektif olarak kavramada yasanan acizliktir.

oncelikle mustafa kemal'den sonra hep sag iktidarlar mi gorev yapti?

ayrica sunu siz de cok iyi biliyorsunuz ki turkiye'de sagci olusumlar daima tek parti devrinin urunu olan, seckinci, simarik, halki hakir ve hor goren, jakoben, ultra-laik askeri ve idari burokrasi tarafindan abluka altina alinmis, aba altindan sopa gosterilmis ve gerektiginde de alasagi edilmistir. bu kadar darbe, muhtira vs. kime niye verildi?

bu dediginiz 60 senenin kahir ekseriyetinde siyasi iktidar degisse bile kok salmis jakoben, simarik, tepeden bakan tek parti donemi urunu askeri ve idari burokrasi en koyu kemalist rengi tasiyor muydu tasimiyor muydu? yani ataturk olunce yuksek burokrasi bu kemalist rengi kaybetti mi? bu adamlarin itikadi mi bozuldu? hayir oyle degil tam tersine kokmus kemalist partizanligi koklediler, imkanlarini alabildigine arttirdilar ve halka da tepeden bakmayi ihmal etmediler. es kaza ufak da olsa halktan bir esinti tasiyan bir yonetim (siz sagci dersiniz) goreve gelecekse de daima ona haddini(!) bildirdiler...

kisaca devlet her zaman siz sevgili simarik kemalistlerindi. cunku butun yuksek askeri ve idari burokrasi bir tapinak husumetiyle en ince kemalist rituellerine ve anlayisina gore sekillenmisti. mustafa kemal'in olumu bu gercegi degistirmedi.sadece kemalizmin bir iktidar araci olarak tescil edilmesini sagladi. iktidarlar degisse de degismeyen iktidar olarak daima siz vardiniz. temeldeki butun hayati kararlari siz aldiniz. yoksa suraya baraj, buraya fabrika yapilacak vs gibi kararlar degil bizim bahsettigimiz. onun icin aga, seyh vs. diye sacmalamaya gerek yok. devlet kemalistti. dolayisiyla bolgeye yonelik kararlarda bu simarik ve ilkek, sovenist kemalizmin dikte ettirdigi kararlardi bilmem anlatabildim mi?

kisaca basarisizlik sizin eserinizdir. iftihar ediniz.

son olarak akp'yi sevmiyorum cok dusuk yonleri de var ama su da gercek ki kerameti kendinden menkul yiyici kemalist yapilanmayi epeyi kirdilar. bu gercekten ulke icin cok hayirli bir istir. sizin o 1920 ve 30'larda sekillenen nato mermer sisinmeci sovenist turkcu anlayisinizla ucurumun kenarina gelen bu ulkeyi ordan cekmek de bu adamlara nasip oluyor.

bir de dedemi demissiniz. hayatina zavalli fakir bir koylu olarak basliyan dedem kemalizmi chp ile tanir. uzerlerinde ki hem ekonomik, hem dini hem de siyasi baski ile ilgili suruyle hatirasi vardir. siz de resimlerde gormussunuzdur: bir yerin chp sorumlusu ve halk fotograf cektiriyor. chp'li eleman nasil semirmis, yeni kiyafetli ayaginda muntazam cizmesi vs.. halk ise yirtik pirtik, ciplak ayak bir deri bir kemik... hulasa halkin suurunda kemalizm, chp, chp ise zulum, baski, zorbalik, tiranlik, simariklik, suluk gibi halkin sirtindan gecinmek demektir. bunu ben degil milyonlarca anadolu insaninin hatirasi soyluyor. iste siz busunuz!

Yazan: Anonymous Tarih: December 6, 2007 8:18 PM

Birde "bizim Turkmenler" "sizin Turkmenler" ayrimimi var? Aciklayan olursa ogreniriz.

Yazan: A.B. Tarih: December 6, 2007 9:46 PM

Saray Bosna rumuzlu arkadaşım,

Konuyu savsaklamak niyetinde olduğum zannı yapmışsın benim için, bu zan gerçekten hoş olmadı.

Tabiki onlardan da bahsedelim,

Ama ortada bugün memleketimizin yaşadığı bir sorun var, bu sorun ve çözüm önerileri üzerine konuşmak öncelik arz ediyor, hem bu yazı da bu konuda, bu öncelikli konu hakkında konuşma bugün için daha hayırlı diye görüyorum

Benim rahatsız olduğum nokta şu;

Bunlardan bahsedeceğine şunlardan bahsetsene diyerek, hiçbir delile dayanmadan, sanki o konuda hassasiyeti yokmuş gibi insanların o insanlara zanla bakmak

Bizi Kürt meselesinde bugünlere getiren süreç tahlil edilmiş, Türkiye'nin yapması gerekenler ortaya konmuş, bu meselenin çözümünün öncelikli olmasını ben memleketimiz ve insanımız için daha hayırlı görüyorum, fikirleri beğeniriz beğenmeyiz, burası bir idman alanı

Fakat bunlar konuşuluyor diye insanların başka konularda hassasiyeti yok zannı yapmak hoş değil

O bahsettikleriniz de konuşmalı tabiki

Bence Mustafa Akyol Bey'in değindiği bu meseleler üzerine konuşalım

Sizin bahsettiklerinizi de konuşalım, ama bundan bahsedeceğine, şundan bahset, bunlardan bahsederek şu konuyu savsaklamaya çalışıyorsun ima ve zannı yanlış

Hocalı katliamını dinlerken nasıl insanın içi acımaz...

Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: December 6, 2007 11:04 PM

Sayın Anonymous,

Siz bırakın Türkiye tarihini, CHP tarihini de önce dünya tarihini okuyun. Dünyadan bi habersiniz çünkü. Okuyunda o örümcek bağlamış beyinleriniz biraz kendine gelsin.

CHP tarihi demek ekonomik zulüm, siyasi ve dini baskı tarihi demekmiş. Nasılda anlaşılıyor bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olduğunuz. Neymiş yapılan yanlışlar? 1929 yılında başlayan ve bütün dünya ülkelerini inim inim inleten dünya ekonomik buhranına CHP ve Atatürk mü sebep oldu?

1939 - 1945 yılları arası bütün avrupa kıtasını kasıp kavuran, büyük yıkıma uğratan, 50 milyon insanın ölümüne, milyonlarca insanın da sakat kalmasına neden olan 2'inci dünya savaşının çıkmasına CHP mi sebep oldu?

Kurtuluş savaşından yeni çıkmış kendi ayakları üzerinde durmaya çalışan ülkemiz 1939 - 1945 arası yaşanan bu felakete dahil olmamış ama bu dönemde ordumuzda terhisler kaldırılmış o dönemde askerde olanlar 4-5 sene askerlik yapmak zorunda kalmış. Öte yandan ülkemiz her an savaşa katılacakmış gibi ordumuz hazır tutulmuş, yığınaklar yapılmış bütün temel ihtiyaç tüketim maddeleri karneye bağlanmış savaş hali şartları uygulanmak zorunda kalınmıştır.

Bütün bu gerçekleri inkar etmek, 1929 - 1945 yılları arasında yaşananlardan CHP yi sorumlu tutmak sahtekarlıktan ve yalancılıktan başka bir şey değildir.

Siz dindar değil kindarsınız. Siz ve sizin düşüncenizde olanlar cumhuriyetin kuruluşundan beri her fırsatta halkı dinsel ve etnik temele göre birbirine kışkırtmaktan başka bir şey yapmadınız. İşiniz gücünüz bu cumhuriyet yıkılsında nasıl yıkılırsa yıkılsın onun peşindesiniz.

Siyasi, ekonomik, dini baskı martavallarınız artık bayatladı. Ezber dinciliğiyle hiçbir yere varamazsınız. Arap erkek kıskançlığının sembolü olan türban'da sizi kurtaramayacak. Elbet bir gün o başlarını örtmeye zorladığınız ve onlar üzerinden siyaset yaptığınız kadınlar bile sizlerin hakkından gelecek hiç merak etmeyin.

Hülagü TTT

Yazan: Hülagü Tarih: December 7, 2007 10:34 AM

Konuşmayacaklar, konuşsalar ne medya tarafından dikkate alınırlar ne de AB tarafından. Görmezden gelinirler zira her fikir bir kitle oluşturacağı için kendi beğendikleri fikirleri ön plana çıkarırlar, onların ön planda dolaşmasını isterler. Tıpkı şimdi AB(D) nin, Fettullah Gülen'in cihatsız müslümanlığını öne çıkarması gibi. Hocalı'da katledilen 600 küsür kişiden daha çok 3-5 Ermeni dükkanının yağmalanmasını her yıl gözünüze sokmalarından zaten bu anlaşılıyor.
Bak bu yazar da bu olaydan bahsetmeyecek , Mahçupyan , Şahin Alpay, Emre Aköz, Kürşat bumin , hepsi belirli hedeflere , Türk devletine ve milletine, vurmaya azmetmiş adamlar. Kimsenin devlet yaşasın diye bir derdi var mı? İşte devlet ölünce Irak'ta olduğu gibi milyonlar birbirine giriyor. Sonra milyonlarca müslüman ölüyor diye müslümanca! ağlamak boşuna. Bunu bilen dedelerimiz devletin ismini Yüce Devlet koymuşlardır, Devlet-i Ali.
ABD , İngiltere'de devlete karşı cürümler en yüksek dereceden cezalandırılır. Devlete karşı görevin olan bir sorunda mesela bir vergi verme görevinde kuralları nasıl işletiyorlar , onlar da biliyorlar devletin görevini , devlet olmazsa hiçbir şeyin(kural,adalet ,kanun vs.vs.) olmayacağını. Dünyanın bütün bölgelerinde kendi çıkarlarına muhalif olanları eziyorlar, Irak Afganistan,somali vs.vs.
Kürt meselesine gelince o mesele çözülmez. Arkadaşın biri İskoçya'yı örnek vermiş, parlemanto dan bahsetmiş, İskoçların devamlı gelişen! toprakları yok, bugün kimisi Trabzon'a dahi Kürdistan diyor. Keşke kendi devletlerini kursalar da Türkiye'de herkes kurtulsa bu fanatik kitleden, herkes bıktı çünkü mesele sadece PKKyla sınırlı değil. Kapkaç,kaçakçılık, mafya, çeteleşme, kanunsuzluk, iyilik bilmezlik vs.vs Kürtler çok sorunlu bir halk...

Yazan: Saray Bosna Tarih: December 7, 2007 2:31 PM

Unutmuşum yazmayı..Anonymous, AKP'yi hiç sevmezmiş
ama yiyici kemalist yapıyı epeyce bir kırdığı için AKP gönlünde yer edinmiş.

Tabii tabii soya soya yiye yiye bitiremediniz bu devleti. Son 60 yıldır ne idüğü belirsiz tarikatların güdümündeki sağcı dinci, muhafazakar, hem dinci hem liberal sağ partiler tarafından bu devletin nasıl soyulup soğana çevrildiğini cümle alem biliyor.

Hülagü TTT

Yazan: Hülagü Tarih: December 7, 2007 7:12 PM

evet hulagu bey evet...

hic sordugum sorulara cevap yok...

ataturk'un olumuyle devletin temel durus ve tavirlarini belirleyen askeri ve idari burokrasideki kemalist renk silindi mi? yoksa tam tersine bir din gibi algilanip dogmalastirilip iktidar araci mi yapildi? hani cevap?

devlet siz kemalistlerin degil miydi bu 60 senenin kahir ekseriyetinde? evet oyleydi cunku siz ataturk ve tek parti devrinden tohumlanan bir husumet ve ana rahmine hakli dusmusluk icinde bir ruhban sinifi gibi orgutlediniz butun bu ust duzey kadrolari. yani devlete sekilde ve tavirda renk veren esas amil bu kerameti kendiden menkul kemalizm'dir.

simdi de cikip o zamanki zor sartlardan bahsediyorsunuz... kuzum birakin bu sekilde olayi saptirmayi... kemalizm'in halkin uzerine zulum yagdiran politikalarini, asli kurucu ruhu tezyif ve tahkir etmesini, sovenist bir tutumla etnik kimlikleri inkar edip sindirmeye calismasini, bugunku yanlislarin tohumlarini ekmesini hicbir sekilde ekonomik,savas vs durumlariyla tevil edemezsiniz.

kemalizm bu ulkenin asli unsuruna savas acmis bir anlayisi ifade eder. devlet imkan ve olanaklarini kokmus bir partizanlik icinde kendi ongordugu kast sistemi dogrultusunda paylasmayi icerir. hatrilayiniz o semirmis chp uyesi ve fakir halk resimlerini.... bunlar da mi yalan?

zamaninda chp yoneticileri bulunduklari il, ilce, belde veya koyun somurge valisi/yoneticisi gibi davranmamis gibi konusmayin. chp'nin bu fasizan, jakoben tavrina sahit olmus hala daha yasayan onbinlerce insan bulabilirsiniz. dedemin demokrat partiyi detekledigi icin karakolda yedigi dayaklari anlatisi hic hatirimdan cikmaz... zavalli komsularimizin son kalan hayvanlarini da gasp etmeye gelen parti yonetcilerinden saklamak icin hasta annem diye yataga sokup uzerine yorgan ortup gizlemeye calistigini da dinledim ben... ama bu sure zarfinda askeri ve idari burokrasi, kemalist hempalar balolarda, gosterilerde, luksun, imkanin dibini bulmalarda... helal olsun size be vatan kurtaranlar, halaskar zabitanlar helal olsun size bu milletin cani da kani da...

kendileri kast sistemi icinde en tepede devletin her turlu imkaniyla bir eli balda bir eli yagda gezen kemalist yonetici, idari ve siyasi ust burokrasi adamciklari sanki su soylediginiz buhranlardan hic etkilenmemisler... ne olmussa hangi sikinti, aclik, felaket gorulmusse daima o kendileriyle ilelebet gerdege mahkum ettikleri halk gorup cekmis. hic bir zaman halkla butunlesememis, kaynasamamis daima onun uzerinde ve onu somuren bir yonetim...

kemalizm imparatorluk bakiyesi oldugunu unutup akli sira mumkunmus gibi hem de en sovenist bir tonla ulus devlet olmayi dikte eder. sonra da iste 80 sene icinde ulke bolunmenin esigine gelir... oyle ki kemalist yuksek askeri burokrasi bile emekli olunca yapilan yanlislari itiraf etmek durumunda kalir... siz de burda ahkam kesersiniz irtica pkk el ele diye... hey gidi hey ne mantik ne cikarim ama helal olsun size...

bir de ayni ekonomik buhrani daha fazlasini, daha cok yikimi dunyadaki bircok devlet de gordu. japonya, almanya vs... haydi onlarin gelismislige yonelik bir altyapi ve asinaliklari vardi yabanci degillerdi diyelim de bu bizim guduk durumumuzu izaha yetiyor mu? kisca mehmet altan'in ornegi gibi dogumda 50 cm olan bir bebek 60 sene sonra 1 metre boyuna ulasirsa muadilleri "ayni sartlarda" 1.80 olurken gelismis mi sayilacak? kemalizm sisinmeci ve gazozcu tavriyla hem sorunlari gormezden geldi hem de ulkenin asli kurucu ruhunu, manevi sahsiyetini hedef tahtasina oturtarak kendine aklinca modernlesme yolu acti. bu sekilde kendi bunyesine saldiran hastalikli bir bas oldu. onun icin bu tip bir bosa enerji kaybi neticesinde bugun reelde yapilan kayda deger birseyler bulmak kolay olmuyor. sadece gazdan ibaret soylemler vardi. bundan dolayi da o tip buhranlar ve savaslar olmasaydi da kemalizm memleketi yine guduk birakacakti.

demek ben kindarim ve etnik temele gore kiskirtiyorum oyle mi?

peki ataturk'un en has adamlarindan ve adli burokrasiye en koyu kemalist ve jakoben rengi veren bas aktorlerden mahmut esat bozkurt'un su sozleri belki sizin o piskin ifadenize en yuksek perdeden bir cevap olur :

"...türk, bu ülkenin yegane efendisi, yegane sahibidir. SAF TURK soyundan olmayanların bu memlekette tek hakları, vardır; hizmetçi olma hakkı, köle olma hakkı. dost ve düşman, hatta dağlar bu hakikati böyle bilsinler..."

cumhuriyet 19 eylul 1930

simdi kim hangi etnik unsuru yok sayip, kole derekesine indiriyor... bugunku etnik ayrimciliklari hangi ruh kasimis zamaninda? tohumlarini ekmis en ilkel bir sovenizmle?

iste yine siz busunuz... istediginiz kadar gormezden geliniz, konuyu saptirmaya calisiniz...

son olarak evet belki kindarim ama ben kemalizme, onun getirdigi zulme ve haksizliga kindarim yoska durduk yere degil... durust, caliskan, ahlakli, katilmasa inanmasa bile halkin deger yargilarini hor ve hakir gormeyen, ayrimcilik yapmayan bir yonetici hangi din, dunya gorusu vs. sahip olsa da desteklerim, severim, arkasinda olurum. kisaca benim derdim dindarlik, dincilik vs degil...

Yazan: Anonymous Tarih: December 7, 2007 8:51 PM

Terimler yanlis kullaniliyor, ozellikle kuresellesme kelimesi bunlardan bir tanesi. "Etnik milliyetcilikler kuresellesme caginda artiyor" gibi cumleler, aslinda "bilgi cagi"ndan bahsetmeye ugrasmakta... Burada kuresellesme "yeni olan birseyler" mahiyetinde soylenir fakat kuresellesme yeni bir kavram degildir. Eger 1900'lu yillarda Avrupa'li gazeteleri okuyor olsaydiniz, habire kuresellesmeden" o zaman da bahsedildigini okuyacaktiniz. Fakat piyasalarin entegre olmasi iyilik getirmedi, Almanya ile Fransa birbirlerinin en iyi ticaret ortagi idi fakat bu onlari kiyasiya savasmaktan alikoymadi. Herneyse... Demek istedigimiz sizin kullanmaniz gereken terimin, yani yeni olan seyin kuresellesme degil, "bilgi cagi" olmasidir. Sanayi sonrasi, post-endustriyel cag deyin, ne derseniz deyin, bu kelimeler zamanimizi daha iyi tarif ediyor. Insanlar montaj banti basinda yeknesak islerle degil, bilgi islemek, innovasyon yapmak, hizmet etmek ile ugrasiyorlar. Bu ozgurlugu elde edince de akillari baska yerlere gidiyor. "Kimlik", "bireysel inanis" gibi kisisellesmenin emarelerini gostermeye basliyorlar.

Yazan: sarp Tarih: December 8, 2007 12:40 AM

Sayın Anonymous, sizin niyetiniz üzüm yemek değil bağcıyı dövmek. Her şeyimizi, bugünkü varlığımızı borçlu olduğumuz Atatürk ve devrimlerini küçümsemeyi ve kötülemeyi çok büyük bir marifetmiş gibi anlatıyorsunuz.

Atatürk ve yaptıkları yanlış idiyse peki siz ne yaptınız kardeşim? Vatan toprakları işgal kuvvetlerine teslim edilirken siz ne yaptınız? Neden elinizi taşın altına koymadınız?

Nerde cesaret, akıl ve yürek gerektiren işler var sizler yoksunuz! Mustafa Kemal hayatını, aklını ve cesur yüreğini ortaya koyup öne çıkmış işgalcileri elimizde kalan son vatan topraklarından çıkartmayı başarmakla kalmamış ümmet toplumundan bir ulus devlet kurmayı başarmıştır. Bütün bu başarı tek başına ona aittir. Yok en yakın silah arkadaşlarıymış yok en yakın has adamlarıymış yok böyle bir şey. Yoktan varedilen bu güzelim devletin tek kurucusu ATATÜRK tür. Çağdaş Türk devriminin ve Türk bağımsızlığının tek sembolüdür.

Atatürk'e ve onun devrimlerinin ırkçı olduğunu iddia edenin aklından zoru olması gerekir. Mustafa Esat Bozkurt ya da onun en has adamlarının ırkçı söylemleri başka bir şey Atatürk devrimleri başka bir şeydir. En has adamı böyle böyle dedi eee e öyleyse Atatürk'te ırkçıdır. Hadi canım sende. Allah size akıl sağlığı versin ne diyeyim size başka.

İkide bir Asker asker deyip durmayın. Her devletin olduğu gibi Türk Devletininde en büyük koruyucusu askerdir.

Atatürk ve Kemalistler halkla bütünleşmemişlermiş buna kargalar dahi güler. Size göre halkla bütünleşmek; "artistlik yapma, hadi ananıda al git burdan, askerlik yan gelip yatma yeri değildir!" diye halkı azarlamak mıdır?

Sonuç olarak en az Alman ve Japonlar kadar milliyetçi olun vatansever olun yeter. Varsın olsun Kemalist olmayın aman aman sakın haa.

Hülagü TTT

Yazan: Hülagü Tarih: December 8, 2007 2:45 PM

evet beklendigi gibi oldu ve izahta, tevilde sikisma olunca mesele dondu dolasti yine kemalist hurafelere geldi... bir din gibi en koyu bir dogma gibi akla, tarihi gerceklere zerrece ilisemiyen hurafeler... simdiki gibi karanlik(!) gunlerde mustafa kemal'in kalpakli maresal uniformasiyla, kocatepe'de atin ustunde dumanlarin arasindan cikip gelmesini beklemeler... bazen insani aci aci gulduruyor bu kemalistler...

senelerdir yapmayin etmeyin diyoruz bir adamin sirtina kaldiramiyacagindan fazla yuk yuklemeyin, bu sekilde asindirip yozlastirmayin, gercekligini yitirtmeyin diyoruz ama bir kere su yolu yapmissiniz birakamiyorsunuz... bir kere burayi imkan, cikar, bir yolunu bulma kapisi yapmissiniz.. bir kere burayi her turlu despot tutum ve davranislarinizi, iktidar konumunuzu sorgulanamaz kilmayi saglayacak bir mesrulastirma araci yapmissiniz... istemiyorsunuz halkin gerdeginden cikmayi ama denizler bitti artik. celiskiler deryasinda yuzerek nereye kadar... onceleri yok saymistiniz sonra kart kurt sesleri dediniz simdi iste denizler bitti artik bu sikma paradigma daha yurumuyor. bunu kemalistliginden suphe edilemiyecek askeri burokrasi soyluyor ben degil.

ne diyelim... benim sizinle ugrasmaya ne vaktim var ne de bir faydasi olacagini dusunuyorum ama son bir kez yazmadan edemiyecegim zira gonlum razi olmuyor:

diyorsunuz ki:

"Bütün bu başarı tek başına ona aittir. Yok en yakın silah arkadaşlarıymış yok en yakın has adamlarıymış yok böyle bir şey. Yoktan varedilen bu güzelim devletin tek kurucusu ATATÜRK tür. Çağdaş Türk devriminin ve Türk bağımsızlığının tek sembolüdür."

siz kemalistlerin yukardaki gibi "tek basina" cikarimlarinin sanki mustafa kemal bir mecha, bir devasa savas makinasiymis gibi hurafeler seklinde takdim edildigi zamanlar da olmustur ama biz bu "tek basina" olayini "askeri dehasi" ve "halkin bilakaydusart topyekun onun emri altinda toplanmasi" seklinde anlayip degerlendirelim:

pekala simdi soyleyin bakalim:

canakkale'de hic sekuler, kemalist vs. var miydi? kurtulus savasinda hic sekuler kemalist vs. gibi tanimlarla tanimlanan insanlar var miydi? bu savaslar, cekilen onca sikinti vs. elbette ki bagimsizlik icindi. ve hatta tam tersine ironik olarak bu bagimsizlik istegi ve mucadele, cekilen onca sikinti oyle kuru kuruya dusmanla beraber "eskiye dair ne varsa, hangi deger yargisi, hangi manevi tavir ve hassasiyet" bunlari da yurttan atmak icin degil bilakis kurtarmak sevkinden dogmustu.

kisaca canini, malini hice sayan onbinlerce insanin gonlunun en kucuk bir noktasinda su cok ovundugunuz kemalist degerler, devrimler vs. yoktu! siz de inkar edemiyeceksiniz: hayir yoktu.

mustafa kemal'in sizin onerdiginiz tarzda "tek basinaligini" dusunmemizi sagliyacak
"halkin bilakaydusart topyekun onun emri altinda toplanmasi" argumani kemalist degerler, devrimler vs. icin degil tam tersine bu topraklarin manevi durus ve hassasiyetini, haysiyetini, manevi degerlerini kurtarmak icindi.
sapka devrimi olmadan once kurtulus savasini gerceklestirecek orduya yardimi tesvik etmek ve yureklendirmek icin "gavurlar gelecekler kafaniza sapka giydirecekler.." denilerek insanlarin manevi degerlerinin kurtulusu icin gayrete getirilmeye calisildigini bilir misiniz?

ve yine mustafa kemal'in sizin onerdiginiz tarzda "tek basinaligini" dusunmemizi sagliyacak
"askeri dehasi" bu tip bir halk destegi olmasa bir ise yaramiyacakti. ayriyeten bu konuda sadece mustafa kemal'i sayarak diger emegi gecen basarili komutanlara da haksizlik etmis oluyorsunuz. mesela bir kazim karabekir olmasaydi kurtulus savasi olamazdi. bunu ben degil kemalist tarihciler dahi "dogu fatihi" unvaniyla itiraf ediyorlar.

hulasa bu vatani "tek basina" kurtarma, dusmanlardan temizleme martavali neresinden tutarsaniz tutun elinizde kaliyor. sonradan gelen bir takim devrimler vs. icinse evet belki en kuvvetli tasavvur ve istek, en etkin konum mustafa kemal'de bulundugu icin
bu konuda baslatici ve tetikleyici amil olarak bir sivrilme, bir nevi tek basinalik dusunulebilir.iste kemalizmin adsiz olarak dogmasi da bu olaylara rastlar. bunu(kemalizm) mustafa kemal bile kendi basina cikarmadi. sular durulmaya baslayinca kafasindaki devlet ve toplum duzenini uygulamaya koydu. yalniz elbette ki bu tek basina olacak is degildi. yani kendisi hem cumhurresisi, hem her turlu adli, idari, askeri vs. teskilatlanmanin bizzat carkini cevireni, kisacasi yeni toplum duzenini dikte ettirecek devletin bizatihi her turlu aygiti olamazdi. bunun icin dusundugu devrimlere, kurulacak yeni toplum tasavvuruna yakin dusunceleri olan, bu hali benimseyen kimseler bu tip gorevleri deruhte etmek icin etrafinda toplandilar. burada da mustafa kemal tek basina degil belki de bu yeni toplum projesinde ana yukleniciydi sadece. etrafinda toplanan bu tip insanlarin ne yazik ki buyuk cogunlugunun derdi sadece kuru kuruya bu projede yer almak degildi. bir cogu serbetli olgun meyvalarin etrafinda ucusan meyva sinekleri kabilinden tiplerdi: yani iktidara yakin olmak, yeni duzenden pay kapmak isteyen dunya umurunun tufeylisi olan sahislardi. iste bu sekilde mustafa kemal'in etrafinda halelenen dalkavuk takimi kemalizmin ilk muntesibleri olmuslardir. gel zaman git zaman kraldan daha kralci olan bu eshas ve halefleri en buyuk iktidar araci gordukleri bu hali bir dogmaya donusturmuslerdir. nihayetinde mustafa kemal bu dalkavuk donanmasiyla bir nevi izolasyona tabi tutulmustur. onun ciliz sesle soyledikleri veya gorece daha makul fikirleri kraldan cok kralci olmak dogrultusunda amplifikasyona ugratilmis ve iste mahmut esat bozkurtlar, kilic aliler vs. bu sekilde ortaya cikmistir. neyse benim diyecegim odur ki mustafa kemal bu olaylarda ne tam anlamiyla tek basinadir ne de degildir. sadece belki adam bulamamaktan islerin iyi kotu yurumesi kabilinden olacak bu tip bir dalkavukluk anlayisinin yari gonullu nesnesi olmustur.

bizim derdimiz bu hurafeci dalkavuk surusuyle...iste bu dalkavuk surusu mustafa kemal'in zamanindan basliyarak ulkeyi bu sekilde kendi seckinliklerini ve daima hakliliklarini gerektiren dogmatik bir anlayisa gore tanzim etmeye calisti. yoksa devrimlerin etkisi, yapisi, olabilirligi, toplumumuza uygunlugu, getirdikleri goturdukleri degil direkt olarak.bunlarin ayrica tartisilabilir. esasinda esnek bir anlayisa sahip olan, duruma gore hareket eden, makulu secen, nabza gore serbet veren mustafa kemal simdi yasasa kemalistlerin en cok hismina ugrayacaklardan birisi olurdu...

hulasa gercekler inatcidir hulagu bey. belki bir zaman gucle, zorbalikla bastirirsiniz, ezersiniz ama eninde sonunda bir yerden yine gun yuzune cikar gercekler... ne yaparsaniz yapin kemalizmin basina da bu yok saydigi, gormek istemedigi, hincla tepelemek istedigi gercekler cikacak ve bu kurt meselesinde oldugu gibi tukurdugunu yalatarak cikiyor da zaten...

size aydinlik gunler dilerim.

selametle.

Yazan: Anonymous Tarih: December 9, 2007 6:01 AM

Selamlar,

Biraz muhalefet yapayim size Mustafa Bey,

söyle demissiniz : "Diyebilirsiniz ki, “Kuzey Irak’ta Kürdistan kurulursa, bunun ileride pan-Kürdizm ruhuyla Türkiye’yi de etkilemeyeceğinin garantisi var mı?” Cevap: Yok."

Aslinda var, gerek Türkiye içinde gerekse Kuzey Irak'ta pankürdizmden korunmanin yolu Kürtlere saygi göstermekten geçiyor. Türkiye onlari tehdit ettikçe fanatik ve siddet yanlisi bir kürt milliyetçiligini körüklemis oluyoruz. içeride de ayni manzara. Eger onlara dost elimizi uzatsak Kuzey Irak'ta demokrasinin yükselisine katkida bulunuruz. F.Gülen bunu anlamis ve gerekeni yapiyor. Herkesin böyle yapmasi gerek. Gerçekte Kürt sorunu degil ULUS DEVLET sorunumuz var, devlet bizi bazi kaliplara sokmaya çalistikça sorun sürüyor elbette.

Muhabbetle

Yazan: Mehmet Yilmaz Tarih: December 9, 2007 8:54 PM

ya kardeşim uyanın artık osmanlıyı yıkan bu geri kafalı ırkçı milliyetçiliktir.200 yılda işini bitirdiler.en son ittihatçılar iktidara geldiklerinde 5milyon km2 olan vatan toprakları 780bin km2ye kadar indi.yani şimdi biz vatanı kurtardık mı yoksa 7de 1ini ancak kurtarabildik ama elimizde yine de bir vatan var.bunun da tek ve de yek sahibi MİLLETDİR.
sevgiler

Yazan: nef'i Tarih: December 9, 2007 11:49 PM

YÜCE TÜRK DEVLETİNE TÜRK KÜRDÜ OLAMAYAN BİR KÜRDÜN ÖZRÜ

Aidiyet duygusundan yoksun biz vefasız Kürtler, yüce Türk devletine ve aziz
Türk halkına verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı özür dileriz...

Ne 1839'da,ne 1843'te,ne 1878'de,ne 1921'de,ne 1925'te,ne 1926'da,ne
1927'de,ne 1930'da,ne 1937'de ve ne.' de öl öl bitemedik... Öldükçe
çoğaldık ve cellâtlarımızdan çok yaşadık hâlâ 20 milyonuz özür dileriz...

Tarihte Selahaddin-i Eyyubiler, Ebu Hanife Ahmet Dineveriler, Abdülkadir
Geylaniler, Meleye Ciziriler, Feqiye Teyranlar, Molla Goraniler, Ebu
Suudlar, İdris-i Bitlisiler, Ehmede Xaniler, Mewlana Halidler, Said
Nursiler, Cemal Süreyyalar, Ahmed Arifler, Orhan Asenalar, Yılmaz Güneyler
yetiştirdik. Kültür, bilim, sanat, din ve edebiyatta bu coğrafyaya ruh
kattık, hala da iflah olmadık, özür dileriz...

1071'de aynı dindeniz diye size kucak açtık; omuz omuza Malazgirt'te Bizans'a
karşı savaştık, yanlış yaptık, özür dileriz...

1514'te bizim olmayan savaşta Çaldıran’da düşmanınız olan İranlılara
binlerce kayıp verdik, yanlış yaptık, özür dileriz...

Çanakkale'de yedi düvele karşı imparatorluk güneşi batmasın diye oluk oluk
kan akıttık, Çanakkale’yi geçirtmedik, yanlış yaptık, özür dileriz...

1920'lilerde itilaf kuvvetlerini hep birlikte Anadolu'dan çıkarttık, hata yaptık; özür dileriz...

Lozan'da iki devlete ne gerek var, birlikte kardeş kardeşe gül gibi geçinip
gideriz dedik, özür dileriz...

Ne asıl kuruculuğun nimetlerinden yararlandık ne de azınlıklar kadar hak
sahibi olabildik; bu şarkı böyle olmamalıydı diye itiraz ederek de ukalalık
yaptık, özür dileriz...

"Vatandaş Türkçe Konuş "kampanyasına karşı biz onurumuz olan, varoluşumuzun
nedenlerinden olan Şam şekerinden daha tatlı olan anadilimizle konuştuk, her
kelime için" bedel" ödedik, yanlış yaptık özür dileriz...

"kuyruklu Kürt, dağ Türkü" küfürlerini lügatinize soktuk, analarınızın ak sütü
gibi temiz olan dilinizi kirlettik, insanlarınızın edebini bozduk; özür
dileriz...

Varlığımızı Türk varlığına tamamen armağan edemedik, Giritlere, Mekkelere,
Balkanlara, Kafkaslara ve Ortadoğu'ya sürüldük, özür dileriz...

Şehirlerimizin, ilçelerimizin, köylerimizin, dağlarımızın, ovalarımızın
isimlerini medenileştirmek adına değiştirdiniz, biz ısrarla ve inatla eski
isimlerini kullandık, özür dileriz...

Alfabenizde olmayan x,w,q harflerini çocuklarımızın isimlerinde
kullandık, alfabenizin huzurunu kaçırdık özür dileriz...

İçlerimizden birileri sadece fikrilerini açıkladığı için gece yarıları
jitem'in kurşunlarına hedef oldu, gündemi fail-i meçhul cinayetlerle meşgul
ettik; özür dileriz...

Kutsal bayramımız newrozlarda "yaşasın halkların kardeşliği" dedik, görüntü
ve gürültü kirliliği yarattık, özür dileriz...

Her rengin tıpkı ebruli sanatında olduğu gibi kardeşçe, uyum ve barış içinde
birbirini yok etmeden, yaşayabileceklerini düşündük, yanılmışız meğer, özür
dileriz... Çok özür dileriz... Ama çok özür dileriz...

Yazan: Bargiran Tarih: December 18, 2007 9:50 PM

bu yazı mehmet söznmez'e aittir düzeltilmesini rica ediyorum

Yazan: mehmet Tarih: December 24, 2007 6:04 PM

Bugunlerde ABD de baskanlik secimi icin aday adaylarinin giderek yogunlasan propaganda ataklari var. Hillaryden Obamaya, McCainden Gullianiye kadar herkes Iowa eyaletinin delegelerinin pesinde.
Her iki(Demokrat ve Cumhuriyetci) partide aday adaylari her eyaletten alacagi delege oyuna gore o partinin resmi adayi oluyor. Ve ilk delege oylamasi Iowada basliyor, bir iki hafta sonra sonra New Hampshire (NH) derken tum sene boyunca 50 eyaletin 50 sindede teker teker oylama yapiliyor.
Iowa ve NH oylamalari cok onemli cunku diger eyaletlerdeki delegeler buradaki sonuclardan etkileniyor sonraki tum oylar buna gore en ilerdeki bir-iki aday arasinda gidip geliyor.

Bu nedenle Iowa ve NH delegeleri propagandadan artik gina getirmis durumdalar. Her aday adayi "bana oy ver" diye neredeyse adamlarin ozel yasamlarina girmis haldeler.
FAKAT, hic bir aday cesaret edipte bu delegelere ahlaka veya yasalara veya kurallara ters dusecek bir teklifte bulunmuyor. Kap-kacak dagitmiyor, bulgur-pirinc cuvali vermiyor, askerlik gorevini yaptinmi sen diye tehdit etmiyor, secim pusulasinda rakiplerinin egitim durumunu gozetip yeni icatlar cikartmiyor, secim kulubelerinin onune boluk boluk asker yigmiyor, "bak bana oy vermezsen yolunu yapmam" demiyor, bugun "biz Iowa realitesini taniyoruz" deyip oylari kaptiktan sonra "dusunmezsen Iowali yoktur" demiyor.

Siyasal ahlak budur.

Yoksa M Akyol'un belirttigi uzere "AK Parti’nin güneydoğu aldığı oylar, bu ikinci kitlenin ne kadar büyük olduğunu da gösteriyor" isabetli bir bakis acisini yansitmiyor.

Ne tencere tava bu memleketin en buyuk sorununu cozer, nede birgun cekilen nutuku ertesi gun unutmak.
Bu yolu Mesut Yilmaz denemisti... Mesut Yilmazin partisinin bugun nerede oldugunu bileniniz varmi?

Yazan: Haydar Tarih: December 25, 2007 9:30 AM

bunu bilki 2022'de türkiye'deki kürt nufusu türk nufusndan daha çok olacaktır ki türkiye bundan kurkmaktadır.bu nedenle türkiye kürtlerin yoğunlukta olduğu doğu'da yeni politika izlemektedir (.............) gerdi ağa

Yazan: Anonymous Tarih: December 31, 2007 9:20 AM

Yorum Ekleyin...





(you may use HTML tags for style)